Etiket: Uluslararası Adalet Divanı Lahey

  • İrlanda, Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı soykırım davasına müdahil olacak

    İrlanda, Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı soykırım davasına müdahil olacak


    Dışişleri Bakanlığı, İrlanda’nın müdahalesinin Soykırım Sözleşmesi’nin bir veya birden çok hükmüne ilişkin yorumunu ortaya koyması için bir fırsat olacağını bildirdi

    REKLAM

    İrlanda, Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı soykırım davasına müdahil olacağını belirterek, 7 Ekim’den bu yana İsrail’in Gazze’de yürüttüğü operasyonlar konusunda Dublin’in duyduğu endişenin bugüne kadarki en güçlü sinyalini verdi.

    Dışişleri Bakanı Micheal Martin yaptığı açıklamada soykırım yapılıp yapılmadığına Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) karar vereceğini söyledi, ancak Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısının ve şu anda Gazze’de yaşananların “uluslararası insancıl hukukun kitlesel ölçekte bariz bir şekilde ihlalini temsil ettiğini” açıkça belirtmek istediğini de sözlerine ekledi.

    Martin açıklamasında “Rehinelerin alınması. Sivillere yönelik insani yardımın kasıtlı olarak engellenmesi. Sivillerin ve sivil altyapının hedef alınması. Nüfusun yoğun olduğu bölgelerde patlayıcı silahların ayrım gözetmeksizin kullanılması. Sivil nesnelerin askeri amaçlarla kullanılması. Bütün bir nüfusun toplu olarak cezalandırılması. Liste uzayıp gidiyor. Buna bir son verilmelidir. Uluslararası toplumun görüşü nettir. Artık yeter.” dedi.

    İrlanda ne şekilde müdahale edecek?

    Martin müdahalenin ne şekilde olacağını ya da İrlanda’nın ileri sürmeyi planladığı herhangi bir argümanın ana hatlarını belirtmedi, ancak bu adımın hukuki ve siyasi analizi ve Güney Afrika da dahil olmak üzere çeşitli ortaklarla yapılan istişareler sonucunda kararlaştırıldığını ifade etti.

    Dışişleri bakanlığı, bu tür üçüncü taraf müdahalelerin anlaşmazlıkta belirli bir tarafı tutmadığını, ancak müdahalenin İrlanda’nın davada söz konusu olan Soykırım Sözleşmesi’nin bir veya daha fazla hükmüne ilişkin yorumunu ortaya koyması için bir fırsat olacağını bildirdi.

    UAD, Güney Afrika’nın İsrail’i Gazze’de devlet öncülüğünde soykırım yapmakla suçlamasının ardından, İsrail’e Soykırım Sözleşmesi kapsamına girebilecek her türlü eylemden kaçınması ve askerlerinin Filistinlilere karşı soykırım eylemlerinde bulunmamasını sağlaması emrini verdi.

    İsrail ve Batılı müttefikleri ise bu iddiayı temelsiz olarak nitelendirdi. Güney Afrika’nın Lahey’de açtığı davada nihai kararın çıkması yıllar alabilir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail’in Gazze’de ‘soykırım’ işlediğine dair dava Uluslararası Adalet Divanı’nda başladı

    İsrail’in Gazze’de ‘soykırım’ işlediğine dair dava Uluslararası Adalet Divanı’nda başladı


    Güney Afrika, ‘soykırım” yapmakla suçladığı İsrail’in Gazze’deki askeri eylemlerine derhal son verilmesi için ihtiyati tedbir talebinde bulundu

    REKLAM

    Güney Afrika’nın, İsrail’in 7 Ekim saldırılarından sonra Gazze’de yürüttüğü savaşta soykırım işlediği iddiasıyla açtığı davanın ön duruşmaları bugün Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) başladı.

    Güney Afrika avukatları, iki gün sürecek davanın ilk günkü duruşmasında İsrail’i bağlayıcı ihtiyati tedbirlerin almalarını istedi. Tedbirler arasında Filistinli kaynaklara göre bugüne kadar 23 bini aşkın kişinin öldürüldüğü Gazze’deki askeri operasyonun derhal durdurulması yer alıyor.

    Duruşmada söz alan Güney Afrika Adalet Bakanı Ronald Lamola, “Devlet topraklarına yönelik hiçbir silahlı saldırı, ne kadar ciddi olursa olsun, vahşet suçları içeren bir saldırı bile, ister hukuk ister ahlak meselesi olsun, sözleşmenin ihlali için herhangi bir gerekçe veya savunma sağlayamaz. İsrail’in 7 Ekim 2023 saldırısına verdiği karşılık bu çizgiyi aşmış ve sözleşmenin ihlaline yol açmıştır.” dedi.

    Pankartlarla gösteriler

    Duruşma öncesinde yüzlerce İsrail yanlısı protestocu, Hamas’ın elindeki rehinelere atıfta bulunan “Onları evlerine getirin” yazılı pankartlarla UAD binası yakınlarında yürüyüşe geçti.

    Mahkeme binasının dışında ise Güney Afrika’nın hamlesini desteklemek üzere Filistin bayrağı sallayanlar ve protesto gösterileri düzenleyenler yer aldı.

    İki gün sürecek ön duruşmaların ilk gününde, Güney Afrika avukatları Gazze savaşında İsrail’i neden soykırım niteliği taşıyan eylem ve ihmallerle suçladıklarını ve ihtiyati tedbir talebinin sebebini açıkladı. Bu yönde bir kararın çıkmasının haftalar alması bekleniyor.

    Duruşmanın ikinci gününde İsrail’in savunma yapması öngörülüyor.

    Güney Afrika’nın iddiaları neler?

    Güney Afrika, 84 sayfalık başvurusunda İsrail’in 7 Ekim saldırılarının ardından başlattığı operasyonda Gazze’deki Filistinlilere karşı öldürerek, ciddi zihinsel ve bedensel zarar vererek, yerleşim yerlerini yıkarak, kuşatma ile açlık ve susuzluğa maruz bırakarak “fiziksel yıkımlarına yol açacak koşulları” yaratarak soykırım yaptığını dile getirdi. 

    Duruşmada “Bu eylemler Güney Afrika’nın başvurusunda ayrıntılı olarak belgelenmiş ve güvenilir, genellikle BM kaynakları tarafından teyit edilmiştir.” diyen Güney Afrika’nın avukatı Adila Hassim duruşma sırasında soykırım davranışının modelini göstermek için örnekler sıraladı.

    Güney Afrika ayrıca İsrail’in 1948 Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki diğer temel yükümlülüklerini de ihlal ettiği suçlamasında bulundu.

    1948 sözleşmesi soykırımı “ulusal, etnik, ırksal veya dini bir grubu tamamen veya kısmen yok etmek amacıyla işlenen fiiller” olarak tanımlıyor.

    Güney Afrika’da iktidar partisi Afrika Ulusal Kongresi, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki politikalarını “apartheid” rejimi altındaki kendi tarihiyle karşılaştırıyor.

    Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa mahkeme öncesinde yaptığı açıklamada “Bir zamanlar mülksüzleştirmenin, ayrımcılığın, ırkçılığın ve devlet destekli şiddetin acı meyvelerini tatmış bir halk olarak, tarihin doğru tarafında duracağımız konusunda netiz.” dedi.

    Netanyahu: Gazze’de kalma niyetimiz yok

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise çarşamba günü yayınladığı bir videoda ülkesinin 7 Ekim sonrasındaki adımlarını savundu ve “İsrail’in Gazze’yi kalıcı olarak işgal etmek ya da sivil nüfusu yerinden etmek gibi bir niyeti yoktur.” dedi.

    Netanyahu konuşmasında “İsrail Filistin halkıyla değil Hamas teröristleriyle savaşıyor ve bunu uluslararası hukuka tamamen uygun bir şekilde yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Netanyahu, İsrail ordusunun sivil kayıpları en aza indirmek için elinden geleni yaptığını, Hamas’ın ise Filistinli sivilleri canlı kalkan olarak kullanarak bu kayıpları en üst düzeye çıkarmak için elinden geleni yaptığını de sözlerine ekledi.

    Soykırım iddiası, Holokost’taki Nazi soykırımının ardından kurulan bir Yahudi devleti olarak İsrail’in ulusal kimliğinin kalbinde yer alıyor.

    Normalde BM ve uluslararası mahkemeleri adaletsiz ve taraflı olarak değerlendiren İsrail, Hamas’ın 7 Ekim saldırılarının ardından başlattığı askeri operasyonu savunmak üzere güçlü bir hukuk ekibi gönderdi. 

    REKLAM

    Arap Birliği’nden tam destek

    Güney Afrika’nın açtığı davaya Arap Birliği de tam destek veriyor. Güney Afrika’nın açtığı davaya Arap Birliği’nin tam destek vermesinin gayet doğal ve mantıklı olduğunu belirten Arap Birliği Genel Sekreteri UAD’dan Filistinlilerin kanının dökülmesine son verecek adil ve cesur bir karar çıkması temennisinde bulundu.

    Brezilya ve Kolombiya da dün Güney Afrika’ya destek verdiklerini açıkladı.

    İsrail’e Gazze’deki savaşında destek veren en yakın müttefiki Amerika Birleşik Devletleri’nin Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise Tel Aviv’e yaptığı ziyaret sırasında davayı “değersiz” olarak nitelendirdi.

    Blinken “İsrail’e saldıranların, İsrail’in yok edilmesi ve Yahudilerin kitlesel olarak öldürülmesi çağrısında bulunmaya devam ettikleri göz önünde bulundurulduğunda bu durum özellikle üzüntü vericidir.” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Eski Kosova Cumhurbaşkanı Taçi, Lahey’de savaş suçu ithamlarını kabul etmedi

    Eski Kosova Cumhurbaşkanı Taçi, Lahey’de savaş suçu ithamlarını kabul etmedi


    Eski Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Taçi, Lahey’de kurulan özel Kosova mahkemesinde savaş ve insanlık suçu işlediğine dair iddiaları reddetti.

    Kendisine yöneltilen 10 farklı suçlamayla ilgili olarak mahkemeye ifade veren Taçi, “Bana yöneltilen suçlamaları anladım, ama ben kesinlikle suçlu değilim.” dedi

    Taçi 1998-99’da Sırp yönetimine karşı mücadeleye liderlik ettiği için bir kahraman olarak görülse de, bu ihtilaf sırasında savaş suçu işlediği iddiası mevcut.

    Taçi, Kasım 2020’deki ayaklanma sırasında insanların zorla alıkonmaları ve kaybedilmeleri başta olmak üzere işkence ve cinayet dahil 10 savaş suçu ve insanlığa karşı suçla itham ediliyor.

    Savaş suçu ithamının ardından 54 yaşındaki siyasetçi cumhurbaşkanlığından istifa etti ve Lahey’de gözaltına alındı.

    Taçi’nin iki eski parlamento sözcüsü de dahil olmak üzere eski Kosova Kurtuluş Ordusu’nda (KLA) yer almış en yakın yardımcılarından üçü aynı suçlamalarla karşı karşıya.

    Bu dört kişi, Kosova’daki azınlık Sırp sivillere düzenlenen saldırıların yanı sıra Kosovalı Arnavut muhaliflere yönelik de “yaygın veya sistematik saldırılara katılmakla” suçlanıyor.

    Sırp kuvvetleri NATO bombardımanı altında Kosova’dan çekilirken, Taçi o günlerde gerilla üniformasını çıkarıp takım elbise giymiş ve siyasete adım atmıştı.

    Kosova 2008’de bağımsızlığını ilan ettiğinde başbakan oldu ve daha sonra 2016’da da cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu.

    Lahey’deki duruşma öncesinde, Kosova’nın her yerinde Taçi ve arkadaşları için “Savaşın ve Barışın Kahramanları” yazılı fotoğraflar bulunan reklam panoları boy gösterdi.

    Kosova’nın başkenti Priştine’de Hollanda’nın Lahey kentinde tutuklu bulunan eski Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Taçi ile diğer 3 sanığa dün destek gösterisi düzenlenmişti.

    Miloseviç’de burada yargılanmış ve mahkum edilmişti

    Her ne kadar Lahey’deki Taçi için kurulan mahkeme Birleşmiş Milletler’in ‘Eski Yugoslavya Mahkemesi’nden ayrı olarak kurulmuş olsa da, Sırp lider Slobodan Miloseviç’i de bu şehirde yargılanmıştı. Ancak 2006 yılında bir karara varılmadan öldü.

    Dönemin genelkurmay başkanı Nebojsa Pavkoviç ve başbakan yardımcısı Nikola Sainoviç de dahil olmak üzere bazı üst düzey Sırp yetkililer, Kosova’da işlenen savaş suçları nedeniyle uzun hapis cezalarına çarptırıldı.

    Sırplar hala tanımıyor

    Çatışma, NATO’nun Sırp güçlerine yönelik hava saldırıları ve Kosova’nın on yıl sonra bağımsızlığını ilan etmesiyle sona erdiyse de Sırbistan hala Kosova’yı tanımayı reddediyor ve Sırbistan’ın bir eyaleti olmaya devam ettiği ileri sürülüyor.

    Kosova, Taçi ve arkadaşları için hem Kosovalı hem de yabancı avukatlara ödeme yapabilmek adına özel bir yasa bile çıkardı ve şimdiye kadar bu savunma fonuna 17,4 milyon dolar aktarıldı.

    Taçi’nin savunma ekibinde yer alan Amerikalı avukat Gregory Kehoe, savcılara kanıtları sunmaları için iki yıl süre verileceğini söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Uluslararası Adalet Divanı, Myanmar’ın ‘soykırım davasında’ itirazları dinleyecek

    Uluslararası Adalet Divanı, Myanmar’ın ‘soykırım davasında’ itirazları dinleyecek


    Myanmar’ın Arakanlı Müslümanlara yönelik soykırım işlediği suçlamasıyla Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) görülen davada Nepido yönetiminin itirazları dinlenecek.

    Hollanda’nın Lahey kentinde dört gün sürecek duruşmalarda ülkeyi kimin temsil edeceği ise belirsizliğini koruyor. Soykırımın sorumlusu olarak gösterilen Aung San Suu Çii, 1 Şubat 2021’deki darbeden bu yana cezaevinde bulunuyor.

    Cunta yönetimini eleştirenler, gölge bir sivil yönetim olan Ulusal Birlik Hükümeti’nin (UBH) Lahey’deki duruşmalarda ülkeyi temsil etmesi gerektiğini söylüyor.

    BM’nin en yüksek yargı organında davayı açan Gambiya, Myanmar’ın Arakanlı Müslümanlara soykırım yaptığını kabul etmesini istiyor.

    Myanmar’daki askeri yönetimin muhalifleri, ülkenin UAD’de uluslararası yaptırımlara tabi olan hukuk ekibine iki yetkili atadıklarını kaydetti.

    Myanmar Hesap Verebilirlik Projesi direktörü Chris Gunness, “Myanmar, Uluslararası Adalet Divanı’nda ağır insan hakları ihlallerinden ve hukukun üstünlüğünü ihlal etmekten cezalandırılan kişiler tarafından temsil ediliyor. Bu yasadışı cunta Myanmar’ı temsil etmemeli.” dedi.

    Gambiya’yı temsil eden avukatlar, 2019’daki duruşmalarda Myanmar ordusu tarafından işlenen soykırımla ilgili ayrıntıları haritaları, uydu görüntülerini ve fotoğrafları hakimlere gösterdi.

    Bunun üzerine mahkeme, aldığı geçici kararda Myanmar’a Rohingyalılara karşı soykırımı önlemek için elinden geleni yapması gerektiğini kaydetti.

    Arakanlı Müslümanlara ‘etnik temizlik’

    Myanmar’ın Arakan eyaletinde 2012’de Budistler ile Müslümanlar arasında çatışmalar çıktı, olaylarda çoğu Müslüman binlerce kişi öldürüldü, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verildi.

    Arakan’daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017’de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemleri başlattı.

    BM’ye göre, Ağustos 2017’den sonra Arakan’daki baskıdan kaçıp Bangladeş’e sığınanların sayısı 900 bini aştı.

    Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayımladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtlamıştı.

    BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti “etnik temizlik” ya da “soykırım” olarak adlandırıyor.

    Myanmar’daki askeri darbe

    Myanmar ordusu, 2020’deki genel seçimlerde hile yapıldığı iddialarının ortaya atılması ve ülkede siyasi gerilim yaşanmasının ardından 1 Şubat 2021’de yönetime el koydu.

    Ordu, ülkenin fiili lideri ve Dışişleri Bakanı Aung San Suu Çii başta olmak üzere pek çok yetkili ve iktidar partisi yöneticisini gözaltına aldı ve olağanüstü hal ilan etti.

    Myanmar ordusunun darbe karşıtı protestocu ve isyancı gruplara silahlı müdahalesi sonucu bugüne kadar 1500’ün üzerinde kişi hayatını kaybetti, binlerce gösterici gözaltına alındı.

    Ülkede taraflar arası silahlı çatışmalar ve protestolar sürerken üst düzey hükümet yetkililerinin askeri mahkemede yargılanmalarına devam ediliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Soykırım ve savaş suçlusu Karadziç müebbet hapis cezasını İngiltere’de çekecek

    Soykırım ve savaş suçlusu Karadziç müebbet hapis cezasını İngiltere’de çekecek


    Soykırım ve savaş suçlularından ömür boyu hapis cezasına çarptırılan eski Sırp lider Radovan Karadziç İngiltere’de bir cezaevine nakledilecek.

    Hollanda’nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemeleri Rezidüel Mekanizması’ndan (IRMCT) çarşamba günü yapılan açıklamada, Karadziç’in cezasını çekmek üzere İngiltere’ye sevk edileceği duyuruldu.

    Cezasını Hollanda’da çeken Karadziç’in karardan haberdar edileceği ifade edilen açıklamada, sevkinin de İngiltere ile iş birliğinde en güvenli şekilde yapılacağı vurgulandı.

    Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Dominic Raab ise, “Karadziç soykırımdan suçlu bulunan az sayıdaki kişiden biri. İngiltere’nin bu iğrenç suçlar karşısında 30 yıldır adalet arayışını desteklemesinden dolayı gurur duymalıyız” açıklamasında bulundu.

    ‘Savaş ve soykırım” suçundan müebbet hapse mahkum edildi

    Lahey’deki eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesince (ICTY) 2016’da soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan 40 yıl hapis cezasına çarptırılan Karadzic, karara itiraz ederek yeniden yargılanmayı talep etmişti.

    2019’da sonuçlanan temyiz davasında ise eski Sırp liderin cezası müebbet hapse çevrilmişti.

    Bosna Hersek’teki savaşta Sırpların lideri olan Karadzic, aralarında Srebrenitsa soykırımı da olmak üzere 1992 ile 1995 yılları arasında işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan cezalandırılmıştı.

    Radovan Karadzic kimdir?

    Karadağ sınırları içinde kalan Petnijca beldesinde 19 Haziran 1945’te doğan Radovan Karadzic, Saraybosna Üniversitesinde psikoloji eğitimi aldıktan sonra bir süre şehrin en büyük hastanesi konumundaki Kosevo’da çalıştı.

    Bosna Hersek’te 1989’da kurulan Sırp Demokrat Partisinin (SDS) kurucularından olan Karadzic, Bosna’daki savaşın patlak vermesinden hemen önce ilan edilen Sırp Cumhuriyeti’nin (RS) de ilk başkanı oldu.

    Savaşta Sırpların yaptığı soykırım, katliam, etnik temizlik ve tecavüz başta olmak üzere birçok suçtan sorumlu tutulan Karadzic hakkında 1995’te yakalama kararı çıkarıldı.

    Uzun yıllar Dragan David Dabic kimliğiyle Sırbistan’da yaşayan Karadzic, 2008’de Belgrad’da tutuklanarak yargılanmak üzere Lahey’e götürüldü.