Etiket: Ukrayna'da savaş

  • Beyaz Saray: Trump-Putin görüşmesinden ‘sınırlı ateşkes’ çıktı

    Beyaz Saray: Trump-Putin görüşmesinden ‘sınırlı ateşkes’ çıktı


    Beyaz Saray, bu adımlara yönelik müzakerelerin ‘derhal başlayacağını’ duyurdu. Ancak Ukrayna’nın bu aşamalı ateşkes planına dahil olup olmadığı henüz net değil.

    REKLAM

    Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Salı günkü telefon görüşmesinde Rusya-Ukrayna savaşında enerji ve altyapı hedeflerine yönelik sınırlı bir ateşkes sağlanması konusunda mutabakata vardığını bildirdi.

    Beyaz Saray, bunun nihayetinde Karadeniz’de bir deniz ateşkesini ve çatışmaların kalıcı olarak sona erdirilmesini içermesi umulan bir ‘barışa yönelik hareketin’ ilk adımı olduğunu belirtti.

    “Her iki lider de bu savaşın kalıcı bir barışla sona ermesi gerektiği konusunda hemfikir,” denilen Beyaz Saray açıklamasında, “Ukrayna ve Rusya’nın bu savaşta harcadığı kan ve servet, halklarının ihtiyaçları için daha iyi değerlendirilebilir,” ifadelerine yer verildi.

    Beyaz Saray, bu adımlara yönelik müzakerelerin ‘derhal başlayacağını’ duyurdu. Ancak Ukrayna’nın bu aşamalı ateşkes planına dahil olup olmadığı henüz net değil.

    Ukraynalı yetkililer, bu ay Suudi Arabistan’da ABD heyetiyle yaptıkları görüşmede, Karadeniz ve uzun menzilli füze saldırılarını kapsayan sınırlı bir ateşkes ve esir değişimi önerisinde bulunmuşlardı.

    Putin ayrıca Trump’a, Rusya ve Ukrayna’nın Çarşamba günü karşılıklı olarak savaş esiri değişimi yapacağını belirtti. Rusya’nın Ukrayna’ya ağır yaralı 23 askeri teslim edeceğini söyledi.

    Kremlin’e göre Putin, Trump’tan Ukrayna’ya yapılan yabancı askeri ve istihbarat yardımını sonlandırmasını da talep etti. Bu adım, Beyaz Saray’ın Rusya’nın Ukrayna işgalini sona erdirmeye yönelik 30 günlük ateşkes teklifini kabul etmesi için baskı yaptığı bir dönemde geldi.

    Geçen hafta Ukraynalı yetkililer, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun liderlik ettiği Suudi Arabistan’daki görüşmelerde 30 günlük ateşkes önerisini kabul etti. Ancak Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rus güçlerinin saldırılarına devam etmesi nedeniyle Putin’in gerçekten barışa hazır olduğuna dair şüphelerini sürdürüyor.

    Bu gelişme, Trump’ın savaşı hızla bitirmeyi öncelik haline getirmesiyle, ABD-Rusya ilişkilerinde ‘dramatik’ değişimlerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşti. Ancak bu hamle, Putin’in işgali nedeniyle Moskova’nın bedel ödemesi gerektiğini düşünen geleneksel Amerikan müttefikleriyle ilişkileri germe pahasına atılıyor.

    Görüşme, Rusya’nın 11 yıl önce Kırım’ı ilhak ettiği yıl dönümüne denk geliyor. O dönemdeki bu cesur hamle, Moskova’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinin zeminini hazırlamıştı.

    Geçen hafta Putin, Trump’ın özel temsilcisi ile görüşmüştü

    Trump-Putin görüşmesine hazırlık olarak Beyaz Saray’ın özel elçisi Steve Witkoff, geçen hafta Moskova’da Putin ile bir araya gelerek ateşkes teklifini görüştü. Aynı süreçte Rubio, Suudi Arabistan’daki görüşmelerde üst düzey Ukraynalı yetkilileri ateşkes çerçevesini kabul etmeye ikna etti.

    Putin geçen hafta yaptığı açıklamada, ABD’nin önerisini prensipte kabul ettiğini ancak Ukrayna’nın bu ateşkes sürecini silahlanmak ve seferberliği artırmak için kullanmayacağına dair garanti talep ettiğini vurguladı. Ayrıca Ukrayna’nın NATO’ya katılmaktan vazgeçmesini, ordusunu önemli ölçüde küçültmesini ve Rus dili ile kültürünü korumasını istedi.

    Trump, Washington ve Moskova’nın savaşın sona erdirilmesi kapsamında ‘belirli varlıkların bölüşülmesini’ tartışmaya başladığını belirtti.

    Seçim kampanyasında savaşı hızla sona erdirme sözü veren Trump, zaman zaman Putin ile olan ilişkisini överken, Rusya’nın sebepsiz işgalinin sorumluluğunu Ukrayna’ya yükledi ve Zelenskiy’yi Avrupa’daki en büyük kara savaşını gereksiz yere uzatmakla suçladı.

    28 Şubat’ta Beyaz Saray’da Zelenskiy ile yapılan başarısız görüşmenin ardından Trump, Ukrayna’ya yönelik bazı istihbarat paylaşımlarını ve askeri yardımları geçici olarak durdurdu. Ancak geçen hafta Ukraynalı yetkililer Trump yönetiminin 30 günlük ateşkes teklifini kabul ettikten sonra yardımlar yeniden sağlandı.

    REKLAM

    Ukrayna, Kursk kozunu kaybetti

    Geçen yıl Ukrayna ordusu, Rusya sınırını geçerek yaklaşık 1.300 kilometrekarelik bir alanı ele geçirerek Moskova’yı şaşırtmıştı. Ancak şimdi geri çekilme sürecinde ve Rusya ile ateşkes müzakerelerinde önemli bir pazarlık kozunu kaybetmiş görünüyor.

    Zelenskiy, Ukrayna’nın geri adım attığını kabul etse de, Kursk’ta askerlerinin kuşatıldığı yönündeki Rus iddialarını reddetti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Von der Leyen’den AB liderler zirvesi öncesinde ‘800 milyar euroluk’ silahlanma planı önerisi

    Von der Leyen’den AB liderler zirvesi öncesinde ‘800 milyar euroluk’ silahlanma planı önerisi


    Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil İngilizce

    AB liderlerinin önerilen savunma paketini, 6 Mart Perşembe günü Brüksel’de yapılacak ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin de katılması beklenen olağanüstü zirvede görüşmeleri bekleniyor.

    REKLAM

    Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Salı günü, Washington’un Ukrayna’ya yönelik tüm askeri yardımları askıya alarak AB’ye kendi yardımlarını arttırması yönünde baskı yapmasından saatler sonra, üye devletlerin savunma harcamalarında büyük bir artışı finanse etmek üzere ‘Avrupa’nın yeniden silahlanması’ planı kapsamında 800 milyar euroluk savunma harcamasını harekete geçirilebileceğini belirtti.

    Avrupa Komisyonu Başkanı, “Yeniden silahlanma çağındayız ve Avrupa, hem kısa vadede harekete geçme ve Ukrayna’yı destekleme aciliyetine yanıt vermek hem de uzun vadede kendi Avrupa güvenliğimiz için daha fazla sorumluluk alma ihtiyacını karşılamak üzere savunma harcamalarını büyük ölçüde arttırmaya hazırdır,” dedi.

    Perşembe günü yapılacak olağanüstü zirve öncesinde AB liderlerine gönderdiği bir mektupta detaylarını açıkladığı beş tedbir arasında, hava ve füze savunması, topçu sistemleri, füzeler ve mühimmat, insansız hava araçları ve anti-drone sistemleri de dahil olmak üzere pan-Avrupa kabiliyetlerine yönelik ortak savunma yatırımlarını finanse etmek üzere üye ülkelere 150 milyar euro kredi sağlayacak “yeni bir araç” da yer alıyor.

    Gazetecilerden soru almayan Von der Leyen, bu paranın nasıl toplanacağı ve COVID-19 pandemisi sonrası kurtarma fonundan gelen yaklaşık 90 milyar euroluk kullanılmamış paranın bunun bir parçasını oluşturup oluşturmayacağı konusunda ayrıntı vermedi.

    Bloğun savunma ihtiyaçlarını finanse etmek üzere Eurobond adı verilen tahvillerin çıkarılmasına şimdiye kadar bazı üye devletler şiddetle karşı çıktı.

    İstikrar ve Büyüme Paktı’nın “cayma maddesinin” etkinleştirilmesi, von der Leyen’in savunma paketindeki diğer kilit önlemler arasında yer alıyor. Münih Güvenlik Konferansı’ndaki açılış konuşmasında, von der Leyen bloğun mali kurallarındaki “cayma maddesini” etkinleştirerek bütçe sınırını kaldırmayı teklif edeceğini duyurmuştu.

    Bu sayede üye devletler, savunma harcamalarını ulusal harcamalarının dışında tutabilecek ve böylece hükümet açığı ve borcunun gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYH) sırasıyla yüzde 3 ve yüzde 60’ının altında kalmasını zorunlu kılan bloğun mali politikasına ters düşme riskiyle karşı karşıya kalmayacak.

    Komisyon Başkanı, AB ülkelerinin savunma harcamalarını GSYH’nin ortalama yüzde 1,5’i oranında arttırmaları halinde, önümüzdeki dört yıl içinde 650 milyar euro’nun serbest bırakılabileceğini iddia etti.

    Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı geniş çaplı işgal etmesinden bu yana AB üyesi ülkeler savunma harcamalarını büyük ölçüde arttırdı, ancak eşit oranda değil: Polonya geçen yıl GSYH’sinin yüzde 4,12’sini savunmaya harcarken, İspanya sadece yüzde 1,12’sini ayırdı.

    AB’nin 23 üye ülkesini kapsayan NATO müttefikleri arasında savunma harcamaları hedefinin mevcut GSYH’nin yüzde 2’si seviyesinden yükseltilmesi için müzakereler devam ediyor. Haziran sonunda Lahey’de yapılacak zirvede bir karar açıklanması bekleniyor.

    Von der Leyen tarafından önerilen diğer üç tedbir arasında üye devletlerin savunma harcamalarını arttırmak için uyum politikası programlarından daha fazla yararlanmalarına izin verilmesi, Avrupa Yatırım Bankası’nın (EIB) görev alanının savunma projelerinin finansmanını arttıracak şekilde genişletilmesi ve özel bankaların da sektöre daha fazla para aktarmalarını sağlamak için Tasarruf ve Yatırım Birliği’nin hızlandırılması yer alıyor.

    Von der Leyen, “Önümüzdeki asıl soru, Avrupa’nın durumun gerektirdiği kadar kararlı bir şekilde hareket etmeye hazır olup olmadığı ve Avrupa’nın ihtiyaç duyulan hız ve hırsla hareket etmeye hazır ve muktedir olup olmadığıdır,” dedi.

    AB liderlerinin önerilen savunma paketini perşembe günü Brüksel’de yapılacak ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin de katılması beklenen olağanüstü zirvede görüşmeleri bekleniyor.

    AB liderleri 23 Şubat’ta Donald Trump’ın Rusya’ya yönelik hızlı diplomatik açılımına yanıt olarak toplanmıştı ancak Zelenskiy ile Amerikan Başkanı arasında Beyaz Saray’da gerçekleşen ve Ukraynalı liderin planlanan ziyareti sona ermeden ve Washington’un gelecekteki saldırılara karşı caydırıcı olabileceğini söylediği bir mineral anlaşması imzalamadan ayrıldığı tartışmalı toplantının ardından aciliyet duygusu daha da arttı.

    Pazartesi günü Trump’ın ABD’nin Ukrayna’ya yaptığı tüm askeri yardımları askıyaaldığını açıklaması, bir barış anlaşmasının “çok hızlı bir şekilde yapılabileceğini” savunması ve “belki de birilerinin anlaşma yapmak istemediğini” iddia etmesiyle yaşanan kriz devam etti.

    REKLAM

    Perşembe günkü zirve, Macaristan Başbakanı Viktor Orban ve Slovakya Başbakanı Robert Fico’nun savaştan zarar gören ülkeye askeri yardımın arttırılması çağrısını veto etme tehdidinde bulunmaları nedeniyle üye devletler arasında Ukrayna konusundaki görüş ayrılıklarının altını çizme riski taşıyor.

    Euronews’in ulaştığı zirve sonuç taslaklarına göre liderler bu toplantıda savunma harcamalarının nasıl artırılacağı konusunda bir karar almayacak ve bunun yerine Mart ayında Komisyon’un Savunma Beyaz Kitabı’nın yayınlanmasının ardından yapılacak zirvede konuya “geri dönecekler.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna-Rusya barış görüşmeleri: Avrupa’nın masadaki yeri şüpheli

    Ukrayna-Rusya barış görüşmeleri: Avrupa’nın masadaki yeri şüpheli


    Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil İngilizce

    Trump ve Putin’in Ukrayna konusunda müzakerelere ‘derhal’ başlama kararı almasının ardından Avrupa masada yer alıp almayacağını merak ediyor.

    REKLAM

    Üç yıllık birlikteliği buldozerle yıkmak bir buçuk saat sürdü.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı “son derece verimli” telefon görüşmesiyle ABD Başkanı Donald Trump, Rusya ve Ukrayna’yı masaya oturtabilecek tek aracı olarak kendisini önermek üzere Batı’nın prosedür kurallarını bir kenara itti.

    Trump sosyal medyada, “İlgili ekiplerimizin müzakerelere derhal başlaması konusunda anlaştık,” diye yazdı. Paylaşımının tonu o kadar gururluydu ki okuyanlar hangi ülkenin hangi ülkeyi işgal ettiğini anlayamadı.

    Telefon görüşmesinin ardından bir muhabir ABD Başkanı’na Ukrayna’yı barış sürecinin “eşit bir üyesi” olarak görüp görmediğini sorduğunda ise Trump tereddüt etti ve şöyle dedi: “Bu ilginç bir soru. Bence barış yapmak zorundalar, insanları öldürülüyor.”

    “Bu girilecek iyi bir savaş değildi,” diye ekleyen Trump, savaşa ilk kimin girdiğini ise belirtmedi.

    Trump’ın şaşırtıcı yorumlarından önce Savunma Bakanı Pete Hegseth, Ukrayna’nın 2014 öncesi sınırlarına dönme ve NATO’ya katılma isteğini, Rusya ile “kalıcı bir barış” sağlamak için herhangi bir çözümün parçası olmaması gereken “gerçekçi olmayan” hedefler olarak açıkça reddetti.

    Hegseth ayrıca, herhangi bir barışı koruma misyonuna NATO’nun en güçlü caydırıcı unsuru olan kolektif savunmayı düzenleyen 5. Madde kapsamında koruma sağlanmasını da reddetti ve gelecekte herhangi bir Batılı ülkenin asker göndermesini fiilen imkansız hale getirdi.

    Peş peşe gelen açıklamalar Avrupa’da büyük bir şok etkisi yarattı.

    Son üç yıldır Avrupa ülkeleri, Putin’in kıtanın haritasını yeniden tasarlamaya yönelik güçlü girişimine karşı birleşik bir cephe oluşturmak için çabaladı. Yol boyunca yaşanan pek çok aksaklığa -ve pek çok veto tehdidine– rağmen Avrupa safları sıklaştırmayı ve tutarlı ve öngörülebilir bir politika izlemeyi başardı: Rusya’ya yaptırımlar ve diplomatik izolasyon yoluyla baskı, Ukrayna içinse mali ve askeri yardım yoluyla destek.

    Brüksel, Ukrayna’ya Avrupa Birliği’ne (AB) katılması için adaylık statüsü verdiğinde işi daha da ileri götürdü ve blok ile savaştan zarar görmüş ülke arasında daha derin ve yakın bir bağ ördü. Ukrayna’nın kaderi AB ile, AB’nin kaderi de Ukrayna’nınki ile iç içe geçti.

    Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “Putin bu savaşı sahada kazanmak için her zamankinden daha fazla çaba sarf ediyor. Hedefi Ukrayna’nın teslim olması,” dedi.

    Bu ayın başlarında yaptığı açıklamada von der Leyen ayrıca, müdahalelerinin ana motifi haline gelen bir temayı dile getirdi.

    “Söz konusu olan sadece Ukrayna’nın kaderi değil. Bu Avrupa’nın da kaderi.”

    Ancak şimdi, bir telefon görüşmesinin ardından Avrupa’nın kaderi pamuk ipliğine bağlı.

    Kendisini Rusya ve Ukrayna arasında “tek arabulucu” olarak konumlandıran Trump, Avrupa’yı ve tüm Batılı ortaklarını bu hassas denklemden çıkardı ve tüm kıtayı, 21. yüzyılın en zorlu barış sürecini uzaktan izlemeye itti. Avrupa’dan kilometrelerce uzakta bir ülke olan Suudi Arabistan’da Putin ile birebir görüşme niyeti de önceliklerinin altını çiziyor.

    REKLAM

    Trump’ın Putin’le görüşmesinden önce değil sonra konuştuğu Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Batı koalisyonunu tekrar görüşmeye dahil etti. Zelenskiy, “Amerika’nın gücünün, bizimle birlikte, tüm ortaklarımızla birlikte Rusya ve Putin’i barışa zorlamak için yeterli olduğuna inanıyoruz,” dedi.

    Boş sandalye sendromu

    Bu arada başı dönen Avrupa yeniden ayağa kalkmaya çalıştı.

    Fransa, Almanya, Polonya, İtalya, İspanya ve İngiltere dışişleri bakanları, AB Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ile birlikte perşembe günü neredeyse gece yarısı yayınladıkları ortak bir bildiride seslerini duyurma sözü verdiler.

    “Ukrayna ve Avrupa her türlü müzakerenin bir parçası olmalıdır. Ukrayna’ya güçlü güvenlik garantileri sağlanmalıdır,” denilen bildiride, şu ifadelere de yer verildi: “Ukrayna’da adil ve kalıcı bir barış, güçlü bir transatlantik güvenlik için gerekli bir koşuldur.”

    REKLAM

    İyi niyetine rağmen açıklama, Ukrayna dışında Avrupa’dan herhangi birinin masada yer alacağına dair herhangi bir güvence vermedi. Görünen o ki Trump, Rusya’ya sınırı olan ve Putin’in neo-emperyalizminin bir sonraki hedefi olabileceklerinden korktuğu ülkelerin katılımı olmaksızın üç kişilik bir formatın tüm süreci yönetmesini istiyor.

    Bu dışlamanın nedeni çok açık: Kremlin’e karşı Batılı müttefikleri bir araya getirmekten gurur duyan selefi Joe Biden’ın aksine, Trump böyle bir şablonu tekrarlamaya hiçbir zaman ilgi göstermedi. Trump’ın “Önce Amerika” vizyonu ve çok taraflılığa karşı duyduğu yoğun hoşnutsuzluk, doğası gereği, birleşik bir cepheyi sürdürme çabasıyla bağdaşmıyor.

    Nitekim Trump’ın göreve gelmesinden kısa bir süre sonra ABD, Ukrayna’yı destekleyen 40’tan fazla ülkenin oluşturduğu Ramstein grubunun liderliğini İngiltere’ye devretti.

    Biden Beyaz Saray’dayken, Avrupa’nın Ukrayna’da barışı yeniden tesis etme ve Putin’in yayılmacılığını kontrol altında tutmak için güvenilir kontroller getirme misyonunda kilit bir aktör olacağına güvenmesi için yeterli Atlantik uyumu vardı.

    REKLAM

    Beyaz Saray’da Trump varken ise sadece kakofoni var. Avrupa bu gürültüyü aştığında, kendini ya kısa çöpü çekerken ya da hiç çöpü olmadan bulabilir.

    Avrupa Komisyonu Baş Sözcüsü, Brüksel’in söz konusu telefon görüşmesinden önceden haberdar olmadığını belirterek, “Konu ABD Başkanı ile Rusya Devlet Başkanı arasındaki telefon görüşmesiyle bitmiyor. Bu gerçekten sadece bir başlangıç. Süreçte bir sonraki adımın ne olacağını tam olarak bilmiyorum,” dedi.

    Sözcü, “hem Ukrayna’nın hem de Avrupa’nın” masaya ait olduğunda ısrar etti ancak böyle bir koltuğun teklif edileceğini garanti edemedi.

    Avrupa’nın en kötü kabusu

    Bir sandalyeden yoksun olmak uzun zamandır Avrupa’nın en kötü kabuslarından biri.

    REKLAM

    Avrupa özellikle de Doğu Avrupa, Putin’e çok fazla şey verilirse nerede duracağının bilinemeyeceği konusunda defalarca kez uyarıda bulundu.

    Trump’ın Putin’e olan hayranlığı (bir keresinde ona “dahi” demişti) ve dış politikaya olan işlemsel yaklaşımı (Gazze Şeridi’ni “büyük bir emlak sitesine” benzetmişti), odada Avrupalıların olmadığı müzakerelerin kaçınılmaz olarak Ukrayna’yı daha küçük ve zayıf bırakacak ve tüm kıtanın güvenlik mimarisini zayıflatacak bir anlaşmayla sonuçlanacağına dair uzun süredir devam eden korkuları pekiştirdi.

    Hegseth’in NATO’da yaptığı konuşmanın Kremlin’le görüşmeler öncesinde Beyaz Saray’ın kartlarını ortaya koyar gibi görünmesi, kıyamet hissini iyice pekiştirdi.

    Polonya’nın açık sözlü başbakanı Donald Tusk, Trump’ın meşhur büyük harf kullanımına başvurarak oynanan oyunun yüksek riskli olduğunu vurguladı ve bu arada umutsuzluğunu da ele verdi.

    REKLAM

    “Tek ihtiyacımız olan şey barış. ADİL BİR BARIŞ,” diye yazdı Tusk sosyal medyada. “Ukrayna, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri bu konuda birlikte çalışmalı. BİRLİKTE.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ursula von der Leyen’in Avrupa Komisyonu’ndaki ikinci başkanlık döneminden neler bekleniyor?

    Ursula von der Leyen’in Avrupa Komisyonu’ndaki ikinci başkanlık döneminden neler bekleniyor?


    Rusya’nın Ukrayna savaşı, Donald Trump ve Avrupa ekonomisinin kötü gidişatı Ursula von der Leyen’in ikinci başkanlık döneminin başlangıcını belirleyecek.

    REKLAM

    Ursula von der Leyen, 1 Aralık’ta başlayacak olan beş yıllık Avrupa Komisyonu başkanlığı görevine başlamak için son yeşil ışığı da aldı.

    Başkan, Avrupa Parlamentosu’nun (AP) yeni Komisyon Üyelerini onaylamasının ardından yaptığı açıklamada, “Başlamak için sabırsızlanıyoruz” dedi. “Bu çok kritik çünkü zaman çok dar.”

    Von der Leyen’in Brüksel’deki ilk dönemi, bloğun eşi benzeri görülmemiş ölçekte acı verici krizlerle boğuşmasına tanıklık etti. Von der Leyen’in uygulamalı yaklaşımı siyasi profilini büyük ölçüde geliştirdi.

    Komisyon’un başındaki yeni görevinde, aynı krizlerin şok dalgalarıyla başa çıkmaya hazırlanırken, yeni zorluklarla da mücadele edecek.

    İşte Ursula von der Leyen’in ikinci başkanlık döneminden beklenenler.

    Savaş zamanı yönetimi

    Savaş von der Leyen’in ilk başkanlık dönemini belirledi ve ikincisini de belirleyecek.

    Yeni görevi, Rus birliklerinin sahada önemli kazanımlar elde ettiği ve Kiev’in kısmen işgal ettiği Kursk bölgesinde tahminen 11.000 Kuzey Kore askerinin savaşa katıldığı Ukrayna için kritik bir zamanda başlıyor. Bu arada Çin, AB’nin ricalarını görmezden gelmeye ve Moskova’ya Batı yaptırımlarının büyük ölçüde kısıtladığı ileri teknolojiyi tedarik etmeye devam ediyor.

    “Ne kadar sürerse sürsün” Ukrayna’nın yanında olacağına dair defalarca söz veren von der Leyen, Donald Trump’ın geri dönüşünden sonra bile savaştan zarar gören ülkeye askeri, mali ve insani yardımın kesintisiz olarak akmaya devam etmesini garanti etmek zorunda kalacak. Kremlin’e yönelik yaptırımların sıkılaştırılması ve boşlukların kapatılması da yapılacaklar listesinde üst sıralarda yer alacak.

    Bu yılın başlarında üye devletler, Brüksel’in Ukrayna’ya 2027 yılına kadar mali yardımda bulunmasına olanak tanıyan 50 milyar eurouk bir plan oluşturulmasına yönelik bir Komisyon önerisini kabul etti. Geçtiğimiz ay ise G7 müttefiklerinin Rusya’nın dondurulmuş varlıklarını teminat olarak kullanarak 45 milyar euro tutarında kredi vermesine olanak tanıyan bir planı onayladılar.

    Her iki araç da çok ihtiyaç duyulan öngörülebilirliği sağlarken, savaşın daha da kötüye gitmesi ve Ukrayna’nın bütçe sıkıntılarının derinleşmesi halinde yetersiz kalabilir. Rusya’nın enerji santrallerini ve sivil altyapıyı durmaksızın tahrip etmesi faturayı daha da kabartıyor.

    Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, savaşın önümüzdeki yıl “diplomatik yollarla” sona erdirilebileceğini umduğunu ifade etti. Ukrayna’nın AB adayı statüsü göz önüne alındığında von der Leyen’in önemli bir rol oynaması muhtemel bir süreç. Rusya’nın Ukrayna’nın doğusunda işgal ettiği toprakları elinde tutması halinde bu üyelik görüşmeleri bilinmeyen bir alana girecektir.

    Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı David McAllister Euronews’e verdiği demeçte, “Avrupa Birliği Ukrayna’nın en yakın ortağıdır. Ukrayna artık aday ülke,” dedi. “Bu aynı zamanda Avrupa Birliği’nin barışçıl ve müreffeh bir Ukrayna’nın yeniden inşasına büyük ölçüde dahil olacağı anlamına da geliyor.”

    Ne bekleniyor?: Ukrayna’nın geleceğine ilişkin zor sorular ve kritik kararlar.

    Trump’ın gümrük vergileri

    Von der Leyen’in temel ideolojik ilkelerinden biri transatlantik ittifaka olan güçlü inancı. ABD Başkanı Joe Biden ile yakın ilişkileri buna örnek gösterilebilir.

    Bu inanç, Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesi ve tüm yabancı mallara kapsamlı gümrük vergileri getirme tehdidini yerine getirmesiyle yakında ciddi bir baskı altına girecektir.

    REKLAM

    ABD, AB’nin en büyük ticaret ortağı. Geçen yıl AB 502 milyar euro değerinde mal ihraç etmiş ve 344 milyar euro değerinde mal ithal ederek 158 milyar euro fazla vermiştir. Trump bu dengesizlikten rahatsız ve bunun karşılığında AB’nin “büyük bir bedel” ödemesi gerektiğini söylüyor.

    AB için gümrük vergileri olabilecek en kötü zamanda gelecek. Durgun tüketici talebi, yüksek enerji fiyatları, sıkı para politikası, iş gücü kıtlığı ve yeni teknolojiye yapılan yatırımların yetersizliği bloğu tehlikeli bir endüstriyel gerileme sarmalına itiyor.

    İhracat, şirketlerin darbeyi hafifletmek ve faaliyetlerini ayakta tutmak için sahip oldukları birkaç seçenekten biri. Eğer Amerika’nın devasa pazarı aniden ticaret kısıtlamalarıyla dolup taşarsa, bunun etkisi anında ve yıkıcı olacaktır. AB liderleri, Trump’ın iş adamı içgüdülerine hitap ederek onunla bir anlaşma yapma fikrini çoktan ortaya attılar. Von der Leyen, başlangıç olarak Amerikan LNG alımlarının arttırılmasını önerdi.

    Trump’ın gümrük vergileri, Çin’in elektrikli araçlara uyguladığı ek vergilere sert tepki gösteren Pekin ile ticaret geriliminin arttığı bir döneme denk geliyor. Avrupa’nın domuz eti, brendi ve süt ürünleri ihracatı çapraz ateş altında ve yakında başka ürünler de bunu takip edebilir.

    REKLAM

    Von der Leyen’in ilk döneminde Komisyon’un ekonomik çıkarlarını korumak için yeni yasal araçlarla donandığını ve bu araçların von der Leyen’in ikinci döneminde de işine yarayacağını söyleyen AP’nin uluslararası ticaret komitesine başkanlık eden milletvekili Bernd Lange şöyle konuştu:

    “Gerçekten adil olmayan yöntemler uygulayan iki ticaret ortağımızla, ABD ve Çin’le uğraşmak zorundayız. Sayın Trump bazı gümrük vergileri koyacak. Buna karşı silahlarımızı keskinleştirmeli ve bazı savunma önlemlerini (hazır) bulundurmalıyız,” dedi.

    “Çin’de, sanayi politikasına ilişkin olarak çok sayıda yasa dışı sübvansiyonla bir tür hegemonya görüyoruz. Buna tepki göstermeliyiz.”

    Ne bekleniyor?: Beyaz Saray’a endişeli gözlerle bakan savunmacı bir Avrupa Komisyonu.

    REKLAM

    Yeşilden temizliğe

    Von der Leyen ilk başkanlık döneminde ilk önemli önerisini sunmak üzere basının karşısına çıktı: Avrupa’nın “Ay’daki Adam” anı olarak selamladığı AB Yeşil Mutabakatı. Bunu, bloğu 2050 yılına kadar iklim nötrlüğüne doğru yönlendirecek geniş kapsamlı, iddialı bir dizi öneri takip etti.

    Ancak bu büyük hamlenin büyük bir bedeli oldu: Çiftçilerin protestolarının yol açtığı sağcı tepki. O zamandan beri von der Leyen yeni ana akıma uyum sağlamak için söylemini değiştirdi. İkinci dönemi için hazırladığı kılavuzda Yeşil Mutabakat’tan çok, ilk 100 gün içinde açıklanması beklenen “Temiz Sanayi Anlaşması”ndan söz ediyor.

    Ayrıca derin bir çalkantı yaşayan ve binlerce kişiyi işten çıkaran Avrupa otomobil endüstrisinin geleceği konusunda bir “stratejik diyalog” toplantısı düzenlemeyi planlıyor.

    Her ne kadar tüm iklim taahhütlerine uyulması gerektiğini vurgulasa da, yeni Komiserler Koleji’ndeki portföylerin hiçbirinin başlığında “yeşil” kelimesi yer almıyor.

    REKLAM

    Von der Leyen’in hayata geçirmekle görevlendirileceği bir diğer “anlaşma” ise Mario Draghi tarafından “yavaş bir ıstırap” olarak tanımlanan AB’nin ekonomik durgunluğunu tedavi etmek amacıyla liderlerin kısa süre önce onayladığı “Yeni Avrupa Rekabetçilik Anlaşması.”

    Anlaşma, diğer hususların yanı sıra, tek pazarların “tam potansiyelini” ortaya çıkarma, bir “basitleştirme devrimi” başlatma, “yıkıcı teknolojiler” geliştirme, “stratejik enerji egemenliğini” teşvik etme ve “kaynakları verimli kullanan” bir ekonomi inşa etme taahhütlerini içeriyor. Komisyon’dan bu iddialı söylemi somut önerilere dönüştürmesi istenecek.

    Ne bekleniyor?: Ekonomik büyümenin artırılması ve bürokrasinin azaltılmasına yoğun bir şekilde odaklanılması ve Yeşil Mutabakat’ı canlı tutma çabası.

    Tartışmalı inovasyon

    Mayıs ayında AB, sığınmacıların gelişini yönetmek için zorlu bir mücadele veren reformunu tamamladığında, Brüksel, belki de çok saf bir şekilde, bunun tartışmanın gerilimini düşürmek ve zihinleri uygulamaya odaklamak için yeterli olacağını düşündü.

    REKLAM

    Ama yanıldı.

    Revizyonun onaylanmasından kısa bir süre sonra, giderek daha büyük bir üye devlet grubu düzensiz göçü engellemek için “yenilikçi çözümler” talep etmeye başladı. Çizgiler, sığınma prosedürlerinin bir kısmını AB topraklarının içinden dışına taşımaya yönelik test edilmemiş, ayrıntılı olmayan planlar etrafında birleşmeye başladı. Başka bir deyişle: Dış kaynak kullanımı.

    Siyasi rüzgarları iyi okuyan Von der Leyen de bu kervana katıldı ve başvuruları reddedilen sığınmacıların nakledilmesi için AB üyesi olmayan ülkelerde göçmen kampları inşa edilmesi fikrini -en azından araştırmak üzere- gündeme getirdi. STK’lar, insan hakları ihlallerini körükleyeceği uyarısında bulunarak projeyi hızla eleştirdi.

    Von der Leyen ayrıca sınır dışı işlemlerini hızlandırmak, “güvenli üçüncü ülkeler” kavramını gözden geçirmek, araçsallaştırılmış göçü engellemek ve Tunus modelini izleyerek komşu ülkelerle daha fazla AB destekli anlaşma imzalamak için yeni mevzuat sözü verdi.

    REKLAM

    Göç politikası konusunda uzun bir geçmişi olan sosyalist AP üyesi Juan Fernando López Aguilar, “Von der Leyen’in yanlış yönde adımlar attığını gördük,” dedi.

    “AB mevzuatında, üye devletlerin Avrupa Birliği’nin dış sınırlarının yönetimini göç akımları ya da sığınma talepleri konusunda dışsallaştırmasına izin veren hiçbir şey yoktur. Aksine, bağlayıcı yükümlülükler getirmektedir.”

    Ne bekleniyor?: Avrupa hukuku ve uluslararası hukukun sınırlarını test edecek düzensiz göçü engellemeye yönelik tartışmalı planlar.

    Pandora’nın kutusu

    Ukrayna’nın yeniden inşasını desteklemek, savunma kapasitesini arttırmak, fosil yakıtları yenilenebilir enerji ile değiştirmek, en son teknolojiyi teşvik etmek, ticari misillemelerle başa çıkmak, uzak ülkelerde göçmen kampları inşa etmek – bunların hiçbiri ucuz değil.

    REKLAM

    Peki ama para nereden gelmeli?

    Ursula von der Leyen, Pandora’nın kutusunu açtığında ve yaz tatilinden önce gelmesi beklenen bir sonraki uzun vadeli bütçe (2028-2034) için çok beklenen teklifini sunduğunda, her şeyin başı ve sonu sorusuna cevap verecek olan kişi olacak.

    Bütçe, bazı başkentlerin gayretle koruduğu geleneksel Ortak Tarım Politikası (CAP), uyum fonları ile diğer başkentlerin öncelik vermek istediği stratejik yatırımlar (iklim, inovasyon, araştırma, savunma) arasında hokkabazlık yapmak ve hesaplanması imkansız dış faktörleri (Ukrayna’daki savaş, insani krizler, doğal afetler, göç akımları, demografik değişiklikler) hesaba katmak zorunda kalacak.

    Bu devasa harcama listesi, Mario Draghi’nin çok sayıda zorluğun üstesinden gelmek için “vazgeçilmez” olarak gördüğü ortak borç tartışmasını yeniden gündeme getirmeye hazırlanıyor.

    REKLAM

    Ortak borçlanmayı benimseyerek 750 milyar euroluk COVID-19 kurtarma fonunu kuran von der Leyen, Almanya ve Hollanda gibi tutumlu ülkelerin tepkisinden korktuğu için bu tartışmalı konuda şimdiye kadar dikkatli davrandı.

    Ancak AB’nin endüstriyel gerilemesi devam ederse, Rusya’nın yayılmacılığı sürerse ve iklim krizi daha da derinleşirse, bu tartışmada taraf tutmaktan başka çaresi kalmayabilir.

    Ne bekleniyor?: Bütçenin modernleştirilmesi ve tüm AB fonlarının hukukun üstünlüğüne bağlı hale getirilmesi çağrılarının arttığı, üye devletler arasında ateşli bir mücadele.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Putin’den Batı’ya uyarı: NATO-Rusya çatışması 3. Dünya Savaşı’na götürür

    Putin’den Batı’ya uyarı: NATO-Rusya çatışması 3. Dünya Savaşı’na götürür


    Rusya lideri Putin, seçimlerin ardından pazartesi günü uluslararası gazetecilerin sorularını yanıtladı

    REKLAM

    Rusya”da beşinci kez devlet başkanlığı seçimlerini kazanan Vladimir Putin Batı’yı, Rusya ile ABD liderliğindeki NATO askeri ittifakı arasında doğrudan bir çatışmanın Üçüncü Dünya Savaşı’na bir adım kalması anlamına geleceği konusunda uyardı.

    NATO askeri personelinin halihazırda Ukrayna’da bulunduğunu ve Rusya’nın savaş alanında hem İngilizce hem de Fransızca konuşulduğunu tespit ettiğini belirten Putin, “Bunda iyi bir şey yok, her şeyden önce onlar için, çünkü orada çoğu ölüyor.” dedi.

    “Modern dünyada herşey mümkün”

    Seçimleri kazanmasının ardından yaptığı basın toplantısında Putin’e Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un geçtiğimiz ay Ukrayna’ya kara birliklerinin konuşlandırılmasını göz ardı edemeyeceğini söylediği açıklaması ile ilgili sorular yöneltildi.  

    Macron’un açıklamaları ve Rusya ile NATO arasında bir çatışma riski ve olasılığı hakkında Reuters haber ajansı tarafından sorulan soruya Putin “Modern dünyada her şey mümkün.” yanıtını verdi, ancak Üçüncü Dünya savaşı’nın kimsenin istemediği görüşünü dile getirdi.

    Birçok Batılı ülke mesafeli yaklaşırken, özellikle Doğu Avrupa’daki bazı ülkelerin desteklediği Macron’un açıklamaları için “Herkes için açık ki, bu durumda tam ölçekli bir Üçüncü Dünya Savaşı bir adım ötede olacak. Ben kimsenin bununla ilgilendiğini sanmıyorum.” dedi.

    “Barış görüşmelerinden yanayız ama…”

    Macron’un Ukrayna’daki savaşı tırmandırmaktan vazgeçip barışın sağlanmasında rol oynamasını dilediğini belirten Putin “Görünen o ki Fransa bir rol oynayabilir. Henüz her şey kaybedilmiş değil.” diye konuştu.

    Putin “Bunu defalarca söyledim ve yine söyleyeceğim. Barış görüşmelerinden yanayız ama sadece düşmanın mermisi bittiği için değil.” ifadelerini yineledi.

    Ukrayna ile barış görüşmeleri konusunda yönetiminin yalnızca 1,5-2 yıl silahlanmaya ara vermek için değil, “gerçekten, ciddi bir şekilde, iki ülke arasında uzun vadede barışçıl, iyi komşuluk ilişkileri kurmak istiyorlarsa” ilgilendiklerini de sözlerine ekledi.

    “Gerekirse tampon bölge oluştururuz”

    Ukrayna’nın Rusya’daki seçimler öncesinde Rus topraklarına yönelik saldırılarını arttırdığına dair sorulara da yanıt veren Putin gerekirse Ukrayna topraklarında bir tampon bölge oluşturabileceklerini belirtti. 

    Seçim günü Ukrayna’nın sınıra yakın Belgorod’da iki kişinin ölümüne, okul ve mağazaların kapatılmasına yol açan hava saldırılarına değinen Putin, saldırılardan Ukrayna’yı sorumlu tutarak “Bugün meydana gelen trajik olayları göz önünde bulundurarak, uygun gördüğümüz bir noktada, bugün Kiev rejimi altında bulunan topraklarda belirli bir ‘sıhhi bölge’ oluşturmak zorunda kalacağımızı göz ardı etmiyorum.” diye konuştu.

    Putin, tampon bölgenin yabancı yapımı silahların Rusya topraklarına ulaşmasını engelleyecek kadar büyük olması gerekebileceğini de sözlerine ekledi.

    Navalny’nin takası

    Putin, 16 Şubat’ta Kuzey Kutbu’ndaki bir Rus hapishanesinde açıklanamayan bir şekilde hayatını kaybeden muhalefet lideri Alexey Navalny’nin akıbetiyle ilgili bir soruya da kamuoyu önünde ilk kez Navalny’nin adını kullanarak sadece “vefat ettiğini” söyledi.

    Putin, Navalny’nin ölümünden birkaç gün önce onu takas etme konusunda anlaştıklarını da belirtti. Putin mahkum takasına onay vermesiyle ilgili olarak “Ben ‘kabul ediyorum’ dedim. Tek bir şartım vardı – onu takas edeceğiz ama asla geri dönmeyecek.” diye konuştu.

    “Bütün dünya onlara gülüyor”

    Rusya’daki seçimlerle ilgili Amerika Birleşik Devletleri ve Batılı ülkelerden gelen eleştirileri reddeden Putin, eleştiri oklarını ABD seçimlere çevirdi.

    Beyaz Saray için seçimlerin demokratik olmadığını söyleyen ve Donald Trump’a karşı devlet gücünün kullanılmasını eleştirerek özgür ve adil olmadığını vurgulayan Putin, ABD için “Bütün dünya olanlara gülüyor. Bu tam bir felaket – bu demokrasi değil – bu da ne böyle?” diye konuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Putin ciddi bir rakibinin olmadığı yarışta seçimi açık farkla kazandı

    Putin ciddi bir rakibinin olmadığı yarışta seçimi açık farkla kazandı


    Katılım oranının yüzde 74’ün üzerinde olduğu seçimleri sandık çıkış anketine göre oyların yüzde 87,8’ini alan mevcut Devlet Başkanı Vladimir Putin kazandı

    REKLAM

    Rusya Devlet Başkanlığı seçimini, sandık çıkış anketine göre oyların yüzde 87,8’ini alan Vladimir Putin kazandı.

    Rusya Merkez Seçim Komisyonuna göre, Rusya Federasyonu’nda üç gün süren devlet başkanlığı seçimi, ülkenin en batısındaki Kaliningrad bölgesinde Moskova saati ile 21.00’de sandıkların kapanmasıyla sona erdi.

    Ülke genelinde 80’den fazla bölgede gerçekleştirilen seçimler, hem sandık başında hem de uzaktan elektronik ortamda yapıldı.

    Uzaktan oylama işlemi Moskova dahil toplam 29 bölgede gerçekleştirildi.

    Katılım oranının yüzde 74’ün üzerinde olduğu seçimleri sandık çıkış anketine göre oyların yüzde 87,8’ini alan mevcut Devlet Başkanı Vladimir Putin kazandı.

    Fom şirketinin sandık çıkış anketine göre, Komünist Parti’den Nikolay Haritonov yüzde 4,7, Yeni İnsanlar Partisi’nden Vladislav Davankov yüzde 3,6, Liberal Demokrat Parti’den Leonid Slutskiy yüzde 2,5 oy aldı. Yüzde 1,4 oy ise geçersiz sayıldı.

    Seçimi 129 ülkeden 1115 uluslararası gözlemci ve uzman izledi

    Merkez Seçim Komisyonu’nun yüzde 27,28 açılan sandık sayısına göre Putin, yüzde 87,8 oy, Haritonov yüzde 3,89 oy, Davankov yüzde 3,79 ve Slutskiy yüzde 2,97 oy aldı.

    Seçimi 129 ülkeden 1115 uluslararası gözlemci ve uzman izledi.

    Rusya’nın 2014’te Ukrayna’dan ilhak ettiği Kırım’da, 2022’de ilhak ettiği Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya bölgelerinde de devlet başkanı seçimi için sandık başına gidildi.

    Devlet başkanlığı koltuğuna oturmak için 4 adayın yarıştığı seçimde, mevcut Devlet Başkanı Vladimir Putin, Birleşik Rusya Partisinin desteğiyle bağımsız aday olmuştu.

    Liberal Demokrat Parti Başkanı Leonid Slutskiy kendi partisi, Nikolay Haritonov Komünist Partisi, Vladislav Davankov da Yeni İnsanlar Partisi adına aday olarak seçim pusulasında yerini almıştı.

    İlk verilere göre sandıktan galip çıkan Putin, resmi sonuçlar açıklandıktan sonra yemin edecek ve 5. kez Rusya Devlet Başkanlığı görevini yapacak. 

    Putin, 24 yıldır ülkeyi yönetiyor

    24 yıldır ülkeyi yöneten 71 yaşındaki Putin, seçimi bu seçimi kazanmasıyla birlikte, Kremlin’de en az 2030 yılına kadar iktidarda kalacak ki bu da 18. yüzyılda Büyük Katerina’dan bu yana herhangi bir Rus liderden daha uzun bir süre.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron: Batı, ‘bir noktada’ Ukrayna’da Rusya’ya karşı operasyonlar yapmak zorunda kalacak

    Macron: Batı, ‘bir noktada’ Ukrayna’da Rusya’ya karşı operasyonlar yapmak zorunda kalacak


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “Bir noktada, Rus güçlerine karşı koymak için ne olursa olsun sahada operasyonlar yapmak zorunda kalacağız” dedi.

    REKLAM

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Batı’nın Ukrayna’da kara operasyonlarının “bir noktada” gerekli olabileceğini söyledi.

    Alman ve Polonyalı liderlerle görüşmesinden birkaç gün sonra bir mülakatta konuşan Macron, “Belki bir noktada, bunu istemiyorum, inisiyatif almayacağım ama Rus güçlerine karşı koymak için ne olursa olsun sahada operasyonlar yapmak zorunda kalacağız” ifadelerini kullandı. 

    Macron, Le Parisien gazetesine, “Fransa’nın gücü bunu yapabilecek olmamızdır” dedi. 

    Ancak Fransa Cumhurbaşkanı Batılı müttefiklerin inisiyatif almayacağını vurguladı.

    Macron geçtiğimiz ay Ukrayna’ya asker gönderme ihtimalini dile getirmiş, bu da Berlin ve diğer Avrupalı ortaklarının sert tepkisine neden olmuştu. 

    Kara harekâtı olasılığı ve Kiev’e uzun menzilli füzeler gönderilmesi konusundaki anlaşmazlıklar müttefikler arasında tartışmalar yol açtı. 

    Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Macron’un daha önce Ukrayna’ya asker göndermeyi dışlamamasına ve müttefikleri “korkak” olmamaya çağıran yorumlarına tepki gösterdi.

    Macron, cuma günü Berlin’de Alman ve Polonyalı mevkidaşlarıyla bir araya gelerek Kiev’le dayanışma içinde olduklarını gösterdi.

    Fransa Cumhurbaşkanı, Weimar Üçgeni olarak adlandırılan üç ülkenin “Rusya’nın kazanmasına asla izin vermeme ve Ukrayna halkını sonuna kadar destekleme” hedefinde “birleştiklerini” söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya’da devlet başkanlığı seçiminin 2. günü: Muhalifler protestoya hazırlanıyor

    Rusya’da devlet başkanlığı seçiminin 2. günü: Muhalifler protestoya hazırlanıyor


    Kremlin, Vladimir Putin’in Moskova bölgesindeki konutunda Rusya Devlet Başkanlığı için uzaktan elektronik ortamda oylama işlemi yaptığını bildirdi.

    REKLAM

    Rusya genelinde halk devlet başkanlığı seçiminin ikinci gününde oy kullanıyor.  

    Yetkililer oy verme işleminin düzenli bir şekilde devam ettiğini kaydetti. Sıkı kontrollere rağmen, birkaç kişinin oy sandıklarına yeşil sıvı dökmesi de dahil olmak üzere oy kullanma merkezlerinde en az yarım düzine vandalizm vakası rapor edildi. 

    Ülkede kayda değer hiçbir uluslararası gözlemci olmadığı belirtiliyor. Sadece kayıtlı, Kremlin onaylı adaylar ya da devlet destekli danışma organları seçim merkezlerine gözlemci atayabiliyor. 

    Putin de Moskova bölgesindeki konutunda Rusya Devlet Başkanlığı için uzaktan elektronik ortamda oylama işlemi yaptı.

    Batılı liderler oylamayı bir “demokrasi rezaleti” olarak nitelendirdi.

    Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel, Putin’i seçimdeki “ezici zaferi” nedeniyle alaycı bir şekilde tebrik etti. Michel, X’te, “Muhalefet yok. Özgürlük yok. Seçenek yok,” diye yazdı. 

    Dört aday yarışıyor

    25 yıldır iktidarda olan 71 yaşındaki Vladimir Putin’in karşısında Kremlin dostu partilerden gelen ve kendisini ya da Ukrayna işgalini eleştirmekten kaçınan üç rakip bulunuyor. 

    Onlar, Liberal Demokrat Parti Başkanı Leonid Slutskiy, Komünist Parti’den Nikolay Haritonov ve Yeni İnsanlar Partisinden Vladislav Davankov. 

    Seçileceğine kesin gözüyle bakılan Putin, tekrar sandıktan galip çıkması durumunda 5. kez Rusya Devlet Başkanlığı görevini yapacak.

    17 Mart’a kadar devam edecek seçimler ilk defa üç gün boyunca ve federal bölgelerin neredeyse üçte birinde uzaktan elektronik oylama sistemiyle de yapılıyor.

    Muhaliflerden seçim protestosu

    Rusya’da muhalifler, Putin’den ya da savaştan memnun olmadıklarını göstermek içn protesto olarak pazar günü öğlen saatlerinde sandık başına gidecek. Bu strateji ölümünden kısa bir süre önce Navalny tarafından da desteklenmişti.

    Putin’in en büyük rakibi olarak görülen Aleksey Navalny, şubat ayında Kuzey Kutbu’ndaki bir hapishanede öldü; diğer muhalifler ya hapiste ya da sürgünde.

    Putin seçim kampanyasında Rus birliklerinin son zamanlarda giderek artan kazanımlar elde ettiği Ukrayna’daki savaş alanı başarılarıyla övündü. 

    Kremlin, üçüncü yılına giren Ukrayna savaşını, Rusya’yı yok etmeye kararlı ABD ve diğer Batılı güçlere karşı varoluşsal bir mücadele olarak görüyor.

    Batı’nın ağır yaptırımlarına rağmen ayakta kalmayı başaran Rusya ekonomisi, dirençli olduğunu kanıtladı. Rus savunma sanayi, füze, tank ve mühimmat üretmek için çalışarak önemli bir büyüme motoru görevi gördü.

    Ukrayna’dan drone saldırıları

    Seçim devam ederken Ukrayna, insansız hava araçlarıyla Rusya topraklarında saldırlar gerçekleştiriyor. 

    Bölge Valisi Vyacheslav Gladkov Telegram’da yaptığı açıklamada, Ukrayna sınırına yakın Belgorod’da Ukrayna bombardımanında iki kişinin öldüğünü söyledi. Savaşın başlamasından bu yana bölgede onlarca kişi öldürüldü.

    Gladkov, başka bir yerde, bir Ukrayna insansız hava aracı saldırısının Moskova’nın 1.065 kilometre  güneydoğusundaki Samara bölgesinde Rus petrol devi Rosneft’e ait bir petrol rafinerisinde yangına neden olduğunu kaydetti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Putin: Rusya nükleer savaş için hazır, ABD’nin Ukrayna’ya asker göndermesini müdahale sayarız

    Putin: Rusya nükleer savaş için hazır, ABD’nin Ukrayna’ya asker göndermesini müdahale sayarız


    Finlandiya sınırına asker konuşlandıracaklarını açıklayan Rusya Devlet Başkanı, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine tepkisini sert ifadelerle dile getirdi.

    REKLAM

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batı ülkelerine, Moskova’nın teknik olarak nükleer bir savaşa hazır olduğu uyarısında bulundu.

    Putin, ABD’nin Ukrayna’ya asker göndermesi durumunda ülkesinin bunu bir müdahale olarak değerlendireceğini bildirdi.

    Ülkesinde 15-17 Mart tarihlerinde düzenlenecek seçim öncesinde Rus basınına kapsamlı açıklamalarda bulunan 71 yaşındaki Putin, Moskova’nın nükleer savaş senaryosu konusunda “acele etmediğini” belirterek, ülkesinin Ukrayna’da nükleer silah kullanımına gerek görmediğini söyledi.

    Putin, “ülkenin nükleer bir savaşa gerçekten hazır olup olmadığı?” yolundaki bir soru üzerine “Askeri ve teknik açıdan bakıldığında elbette hazırız” dedi.

    Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılımı

    Finlandiya sınırına asker konuşlandıracaklarını açıklayan Rusya Devlet Başkanı, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine tepkisini sert ifadelerle dile getirdi.

    İki ülkenin NATO’ya katılmasını “anlamsız bir adım” olarak nitelendiren Putin, nükleer savaş tehdidini bir kez daha yineledi.

    Putin, “Rusya’nın varlığı tehdit edilirse nükleer silah kullanmaya hazır olduklarını” açıkladı.

    “Silahlar onları kullanmak için var ve bizim ortaya koyduğumuz kendi prensiplerimiz var.” diyen Putin, “Nükleer savaşa gerek yok, ama olursa buna teknik olarak hazırız.” dedi.

    ABD’nin nükleer testleri yapması durumunda Rusya’nın da aynısını yapabileceğini ifade eden Putin,

    “Bu gerekli değil… hala bunun hakkında düşünmemiz gerekiyor ama aynısını yapabileceğimizi de göz ardı etmiyorum.” dedi.

    Putin, Rusya’nın Şubat 2022’den bu yana çatışmaların sürdüğü Ukrayna’da hiçbir zaman nükleer silah kullanma ihtiyacıyla karşılaşmadığını söyledi.

    Putin, “Kitle imha silahlarını neden kullanmamız gerekiyor? Hiçbir zaman böyle bir ihtiyaç olmadı.” dedi.

    Ukrayna ile müzakereler

    Rusya’nın Ukrayna konusunda ciddi görüşmelere hazır olduğunu kaydeden Putin, “Rusya, Ukrayna konusunda müzakerelere hazır, ancak bu müzakereler gerçekliğe dayanmalı.” ifadesini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’den Ukrayna’ya yeni silah alımı için 300 milyon dolarlık ‘sürpriz’ yardım paketi

    ABD’den Ukrayna’ya yeni silah alımı için 300 milyon dolarlık ‘sürpriz’ yardım paketi


    Beklenmedik fon kaynağı, Beyaz Saray’ın Ukrayna’ya askeri yardım göndermek için aylardır attığı ilk hamle oldu

    REKLAM

    Joe Biden yönetimi, Amerika Birleşik Devletleri’nin Ukrayna için 300 milyon dolar değerinde yeni bir askeri yardım paketi göndereceğini açıkladı. 

    Ulusal güvenlik danışmanı Jake Sullivan, ABD’nin Kiev için 300 milyon dolarlık sürpriz bir tasarrufu kullanacağını söyledi. Yardım paketinin, mühimmat, uçaksavar füzeleri, tanksavar silahları ve Yüksek Mobiliteli Topçu Roket Sistemi ya da HIMARS da dahil olmak üzere topçu mermilerini finanse etmesi bekleniyor.

    Sullivan gazetecilere yaptığı açıklamada, gönderilecek mühimmatın Ukrayna’nın silah gücünü kısa bir süre daha devam ettireceğini belirerek “Bu mühimmat Ukrayna’nın savaş alanındaki ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli değil ve Ukrayna’nın mühimmatının tükenmesini engellemeyecek.” uyarısında bulundu.

    Sullivan’ın beklenmedik maliyet tasarruflarından geldiğini belirttiği finansman, bir süredir başta topçu mermisi olmak üzere savaş alanındaki mühimmatın tükendiği ve 61 milyar dolarlık yardım paketininTemsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi başkanı tarafından engellenmeye devam ettiği bir dönemde Ukrayna’ya askeri yardım göndermek için çabalayan Beyaz Saray’a nefes aldırdı.

    Geçen yılın sonuna doğru Ukrayna’ya gönderdiği silahları yenilemek için elindeki son parayı da kullanan Savunma Bakanlığı, o zamandan beri Ukrayna’nın savaş çabalarını desteklemenin yollarını arıyordu.

    Değerlendirilen yollar arasında diğer ülkelerin Kiev’e silah göndermesi ve Washington’un daha sonra bu silahları yenilemesi, İranlı kaçakçılardan ele geçirilen silahların Ukrayna’ya yönlendirilmesi ve hatta Ukrayna’yı silahlandırmak için elinde kalan son 4 milyar dolarlık yetkiyi kullanmasının da yer aldığı bildiriliyor.

    Zelenskiy’den uyarı

    Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy pazartesi günü yaptığı açıklamada, Rus birliklerinin geçen ay doğudaki Avdiivka kentini ele geçirmelerinin ardından ilerleyişinin durduğunu bildirdi.

    Zelenskiy, Fransız BFM televizyonuna verdiği mülakatta, Ukrayna’nın silah eksikliğine rağmen stratejik konumunu iyileştirdiğini söyledi, ancak yeni malzemeler gelmezse durumun yeniden değişebileceğine dikkat çekti.

    Zelenskiy daha önce yaptığı bir açıklamada Rusya’nın mayıs sonu ya da yaz aylarında Ukrayna’ya karşı yeni bir saldırı hazırlığında olduğu uyarısında bulunmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***