Etiket: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

  • Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan görevinden istifa etti

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan görevinden istifa etti


    Hafize Gaye Erkan, 8 Haziran 2023 tarihinden bu yana TCMB görevini sürdürüyordu.

    REKLAM

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan görevinden istifa etti. Erkan, sosyal medya hesabından yayınladığı mesajda “Sayın Cumhurbaşkanımızdan ilk günden beri şerefle yürüttüğüm görevimden affımı talep etmiş bulunuyorum.” dedi.

    Erkan, yayınladığı mesajında şu ifadelere yer verdi:

    “Her bir karış toprağı için bedel ödenmiş bu topraklarda doğmuş, büyümüş, eğitim görmüş bir vatan evladı olarak, bu kutsal görev şahsıma tevdi edildiğinde kişisel koşullarımı hiç önemsemeden ülkeme geldim ve görevimin başına geçtim. O dönemde de daha yaşını doldurmamış bir evladın annesi olarak böyle yoğun bir görevi sürdürmenin zorluklarının elbette farkındaydım. Devletimize ve milletimize hizmet edebilmek adına bugüne kadar yorulmadan gece gündüz görevimin başında yer aldım. Gelinen noktada ekonomi programımız meyvelerini vermeye başlamıştır. Rezervlerimizdeki artış, ekonomik veriler ile enflasyonun ana eğilimine dair göstergeler bu başarının kanıtıdır.

    Tüm bu olumlu gelişmelere karşın kamuoyunun malumu olduğu üzere son dönemde şahsıma yönelik büyük bir itibar suikasti kampanyası düzenlenmiştir. Bu süreçten ailem ve dahası henüz bir buçuk yaşına bile girmemiş günahsız evladımın daha fazla etkilenmemesi için, Sayın Cumhurbaşkanımızdan ilk günden beri şerefle yürüttüğüm görevimden affımı talep etmiş bulunuyorum.

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın ilk kadın başkanı olma gururunu yaşamama vesile olan Sayın Hazine ve Maliye Bakanımıza ve yaklaşık 9 aydır bu görevi beraber sürdürdüğüm, gece gündüz demeden her biri büyük bir özveriyle çalışan mesai arkadaşlarıma teşekkürü bir borç biliyorum.

    Hasseten Amerika’da özel sektörde geçen 22 yıllık yöneticilik ve bankacılık tecrübemden sonra, evladıma da bırakacağım en büyük miras olan ülkeme ve milletime hizmet etme imkanını bana sunan ve görev sürem boyunca desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen Sayın Cumhurbaşkanımıza şükran ve minnetlerimi arz ediyorum.”

    Mehmet Şimşek: Hafize Gaye Erkan’ın aldığı karar tamamen şahsidir

    Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TCMB Başkanı Erkan’ın aldığı kararın şahsi olduğunu, ekonomi programının kesintisiz ve kararlılıkla devam edeceğini söyledi.

    Bakan Şimşek şu mesajı paylaştı:

    “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen ekonomi programımız, kesintisiz ve kararlılıkla devam etmektedir.

    Sayın Cumhurbaşkanımızın ekonomi ekibimize ve uyguladığımız programımıza desteği ve güveni tamdır.

    Merkez Bankası eski Başkanı Sayın Hafize Gaye Erkan’ın aldığı karar tamamen şahsidir ve kendi takdirleridir. Aldığı bu kararı saygı ile karşılıyor ve ülkemize sunduğu kıymetli hizmet ve katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.

    Önerim doğrultusunda yeni atanacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı ve ekibine başarılar diliyorum.

    Bu çerçevede ekip olarak güçlü işbirliği ve koordinasyon içinde fiyat istikrarı hedefimize emin adımlarla ilerlemeye devam edeceğiz.”

    Hafize Gaye Erkan 8 Haziran 2023’te Merkez Bankası Başkanlığına atandı. Gaye Erkan, Amerika Birleşik Devletleri’nde finans alanında üst düzey yönetici olarak çalışmıştı.

    Hafize Gaye Erkan aynı zamanda Merkez Bankası’nın en genç başkanı olmuştu.

    Enflasyonu kontrol altına almak ve TL’nin değer kayıplarını önlemek gibi zorlu görevleri üstlenen Erkan, görevinde 8 aydan az bir süre kaldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • JPMorgan: Türkiye’nin dış borç satışları 2024’te rekor kırabilir

    JPMorgan: Türkiye’nin dış borç satışları 2024’te rekor kırabilir


    JPMorgan’a göre ‘Türkiye’nin dış borç satışları 2024’te rekor kırabilir’ ve ülkeden gelecek yıl 25 milyar doları aşan bir borç ihracı yaşanabilir.

    REKLAM

    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli yatırım bankası ve finansal hizmetler şirketi JPMorgan’ın Orta Avrupa, Ortadoğu ve Afrika borç sermaye piyasalarından sorumlu yetkilisi Stefan Weiler, Türkiye’nin ortodoks mali politikalara geri dönmesinin, 2024’te rekor borç ihracı yapması ile sonuçlanabileceğini söyledi. 

    Reuters’a verdiği demeçte yabancı yatırımcıların da ülkeye geri dönmeye başlayabileceğini vurgulayan Weiler, “Küresel piyasa koşulları yapıcı olduğu ve yapılan bazı değişikliklerden geri dönüş olmadığı sürece, Türkiye uluslararası sermaye piyasası ihraç faaliyetleri açısından şimdiye kadarki en yoğun yılı görecektir” dedi. 

    “Yabancı sermaye şimdiden geri akmaya başladı ve Türkiye için rüzgar tersine dönmüş gibi görünüyor” yorumunda bulunan JPMorgan üst düzey yetkilisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdpoğan’ın merkez bankası başkanlarını aniden görevden alma ve politikayı tersine çevirme konusundaki tarihsel eğilimine rağmen, ülkenin son mali hamlesinden geri adım atmasını beklemediklerini de sözlerine ekledi.

    “2024’te 25 milyar doları aşan bir borç ihracı yaşanabilir”

    31 Mart’taki yerel seçimlere de atıfta bulunan Weiler, “Eğer bu geri alınırsa şaşırırım ve yaklaşan yerel seçimlerin Türkiye’nin gidişatını daha da vurgulayacağını düşünüyorum.” dedi. 

    Uluslararası yatırımcılar, yükselen enflasyona rağmen yıllarca düşük faiz oranlarının yanı sıra karmaşık mali düzenlemeler ve döviz kontrolleri ağı nedeniyle Türkiye’yi terk etmişti.

    Ancak mayıs ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güçlü seçim zaferinin ardından, ortodoks para politikalarına geri dönmesi uluslararası sermayeyi geri çekmeye başlamıştı. 

    Haziran ayında ise Merkez Bankası Başkanı olarak atanan Hafize Gaye Erkan yönetiminin faiz oranlarını kısa sürede yüzde 8,5’ten dün itibariyle yüzde 42,5’e yükseltmesi borç satışlarını yeniden başlattı. 

    Bu olumlu hava yerli beyaz eşya üreticisi Arçelik’in eylülde 2022’nin başından bu yana ilk uluslararası tahvilini satmasını sağladı. 

     “Türkiye’nin gelecek yılki potansiyelini çok yüksek görüyoruz” diyen Weiler, ülkeden gelecek yıl 25 milyar doları aşan bir borç ihracı yaşanabileceğini de sözlerine ekledi. 

    JPMorgan’ın hesaplamalarına göre, 2023 yılı için şirketler, bankalar ve hükümet tarafından yapılan ihraçlar 18 milyar doları aşarak kayıtlardaki ikinci en yüksek seviyeye ulaştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası gösterge faizi yüzde 17,5’ten yüzde 25’e yükseltti

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası gösterge faizi yüzde 17,5’ten yüzde 25’e yükseltti


    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası gösterge faizi yüzde 17,5’ten yüzde 25’e yükseltti

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası gösterge faizi 750 baz puanlık artışla yüzde 17,5’ten yüzde 25’e yükseltti. Piyasa beklentileri faizin yüzde 20’ye çıkarılacağı yönündeydi.

    REKLAM

    Beklentilerin üzerinde gelen faiz artırımı sonrası dolar ve euro yüzde 2’nin üzerinde geriledi.

    Para Politikası Kurulu toplantısı sonrası yapılan açıklamada dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması, fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin devamına karar verildiği belirtildi.

    Enflasyonun yükseliş eğilimi sürüyor

    Yakın döneme ilişkin göstergeler enflasyonun ana eğiliminde yükselişin sürdüğüne işaret ettiğini vurgulayan kurul bu gelişmede yurt içi talepteki güçlü seyir, ücret ve kur kaynaklı maliyet yönlü baskılar, hizmet enflasyonundaki katılık ve vergi düzenlemelerinin belirleyici olduğunu belirtti. Kurul ayrıca bu unsurlara ek olarak, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin de etkisiyle enflasyon beklentilerinde ve fiyatlama davranışlarında öngörülenin üzerindeki bozulma, enflasyonun yıl sonunda Enflasyon Raporu’ndaki tahmin aralığının üst sınırına yakın seyredeceğine işaret ettiğini belirtti. 

    Doğrudan yabancı yatırımlar, dış finansman koşullarındaki iyileşme, rezervlerde süregelen artış ve turizm gelirlerinin cari işlemler hesabına desteği fiyat istikrarına güçlü katkıda bulunacağını ifade eden kurul politika faizinin, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleneceğini vurguladı.

    Parasal sıkılaşma devam edecek

    Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirileceğini belirten kurul böylece faiz artışlarının devam edebileceği sinyalini vermiş oldu.

    Mevcut mikro- ve makroihtiyati çerçeveyi, piyasa mekanizmalarının işlevselliğini artıracak ve makro finansal istikrarı güçlendirecek şekilde sadeleştirildiğini vurgulayan kurul bununla birlikte faiz artırımının yanı sıra, parasal sıkılaştırma sürecini destekleyecek seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma kararları almaya devam edeceğini belirtti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TÜİK temmuz ayı enflasyon oranlarını açıkladı: Yıllık yüzde 47,83, aylık 9,49

    TÜİK temmuz ayı enflasyon oranlarını açıkladı: Yıllık yüzde 47,83, aylık 9,49


    Ekonomistlerin temmuz ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına (yüzde 9,07) göre bir önceki ay yüzde 38,21 olan yıllık enflasyonun yüzde 47,27’ye çıkacağı hesaplanıyordu.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) temmuz ayı enflasyon oranlarını açıkladı. TÜİK’in verilerine göre temmuz ayı enflasyon oranı yüzde 9,49 olurken yıllık yüzde 47,83 olarak hesaplandı.  

    Ekonomistler, temmuz ayında Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) yüzde 9,07 artmasını bekliyordu.

    Ekonomistlerin temmuz ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına (yüzde 9,07) göre bir önceki ay yüzde 38,21 olan yıllık enflasyonun yüzde 47,27’ye çıkacağı hesaplanıyordu.

    ENAG: Yıllık enflasyon yüzde 122,88

    Temmuz ayına ilişkin enflasyon verilerini açıklayan ENAG ise Türk Lirası’ndaki değer kaybı ve vergi oranlarındaki artışların damgasını vurduğu temmuzda aylık enflasyonun yüzde 13,18, yıllık enflasyonun ise yüzde 122,88 olarak hesaplandığını duyurdu.

    ENAG’a göre 2023 yılı, Ocak-Temmuz dönemi enflasyon oranı ise yüzde 69,21 oldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Merkez Bankası’ndan son 13 yıldaki en yüksek ikinci faiz artışı: Politika faizi ve Dolar kuru nasıl?

    Merkez Bankası’ndan son 13 yıldaki en yüksek ikinci faiz artışı: Politika faizi ve Dolar kuru nasıl?


    10 senede 20 kere faiz değiştiren Merkez Bankası son 3,5 senede ise 19 kez değişiklik yaptı. Eylül 2021’de faiz indirimiyle başlayan Yeni Ekonomi Modeli’nde Dolar kuru büyük artış gösterdi

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) beklenen faiz artırımını 22 Haziran’da açıkladı. TCMB yüzde 8,5 olan politika faizini yüzde 15’e çıkardı. Bu 2010 yılından bu yana görülen en yüksek ikinci faiz artırımı oldu. Merkez Bankası 31 Mayıs 2018’de aldığı kararla politika faizini yüzde 8’den yüzde 16,5’e çıkarmıştı.

    Peki, Merkez Bankası’nın politika faizi 2010 yılından bu yana nasıl değişti? Merkez Bankası kaç defa faiz indirimi yaptı; kaç kez faiz artırımına gitti? En yüksek ve en düşük politika faizi ne oldu? 

    10 senede 20 kere faiz değiştiren TCMB son 3,5 senede 19 kez değişiklik yaptı

    TCMB sitesinde Mayıs 2010’dan bu yana “politika faizi” olarak adlandırılan bir hafta vadeli repo faizi bilgisi yer alıyor. 20 Mayıs’tan 23 Haziran 2023’e kadar Merkez Bankası 39 defa faiz oranında değişikliğe gitti.

    Merkez Bankası’nın son yıllarda ve özellikle “Yeni Ekonomik Model” denilen dönemde sık sık faiz değişikliğine gittiği grafikte açıkça görülüyor. 2010-2018 arasında değişiklik sayısı az iken son yıllarda çizgi sürekli değişiyor.

    10 kere faiz artırımına giden TCMB 29 kez faiz düşürdü

    TCMB 39 değişikliğin 10’nda faiz artırımına gitti; 29 kez ise faizi düşürdü. En yüksek politika faizi yüzde 24 ile 14 Eylül 2018’de görülürken en düşük faiz ise yüzde 4,5 ile 17 Mayıs 2013’te gerçekleşti.

    Merkez Bankası’nın politika faizi ile Dolar kuru aynı grafikte incelendiği zaman şu sonuç ortaya çıkıyor.

    Döviz kurları yükselirken Merkez Bankası Eylül 2021’de faiz indirimine gitmişti. Bu süreç Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Yeni Ekonomi Modeli olarak adlandırılmıştı. Döviz kurları fırlayınca Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin henüz ilk ayında Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasına geçilmişti.

    Kritik dönemeç: Eylül 2021’deki faiz indirimi

    Merkez Bankası politika faizini yüzde 19’dan yüzde 18’e düşürdüğü Eylül 2021’de aylık ortalama Dolar kuru 8,53 TL idi.

    Bu tarihten sonra 23 Haziran’daki faiz artırımına kadar faizler hep düşerken Dolar kuru yukarıya doğru seyretti. KKM’den sonra düşse de sonra tırmanışa geçti. 14 Mayıs ve 28 Mayıs cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar 20 lira seviyesini zorlayan Dolar kuru seçimlerden sonra 20 TL’nin üzerine çıktı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tekrar seçildikten sonra ekonominin başına eskiden görev verdiği Mehmet Şimşek’i Hazine ve Maliye Bakanı olarak atadı. Merkez Bankası Başkanı ise Hafize Gaye Erkan oldu. Şimşek liderliğindeki ekonomi yönetiminin başta faiz olmak üzere radikal değişikliklere gidebileceği yorumları yapılıyor. Ancak 2024 yerel seçimleri ve mevcut AK Parti politikalarının buna ne kadar izin vereceği tartışma konusu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Merkez Bankası, politika faizini yüzde 8,5’ten yüzde 15’e yükseltti

    Merkez Bankası, politika faizini yüzde 8,5’ten yüzde 15’e yükseltti


    Açıklamada, ” Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilecektir” denilerek gelecek için de faiz artışı sinyali verildi.

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, (TCBM) politika faizini yüzde 8,5’ten yüzde 15’e yükseltti. Açıklamada, ” Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilecektir” denilerek gelecek için de faiz artışı sinyali verildi.

    Hazine ve Maliye Bakanlığı’na Mehmet Şimşek’in atanması ve Merkez Bankası Başkanlığı’na Hafize Gaye Erkan’ın getirilmesinin ardından yapılan ilk Para Politikası Kurulu toplantısından faiz artışı kararı çıktı. 

    Merkez Bankası son faiz artırımı kararını Mart 2021’de verdikten sonra yaptığı toplantılarda faizi yüzde 8,5’e kadar düşürmüştü.

    Merkez Bankası’nın faiz kararı açıklandığında dolar 23,5, euro ise 25,9 bandındaydı.

    Kurul açıklaması şöyle: 

    “Para Politikası Kurulu (Kurul) politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 8,5’ten yüzde 15 düzeyine yükseltilmesine karar vermiştir.

    Kurul, dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması, fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin başlamasına karar vermiştir.

    Küresel ekonomide enflasyon düşerken, halen uzun dönem ortalamalarının çok üzerinde seyretmektedir. Bu nedenle, bütün dünyada merkez bankaları enflasyonu düşürmeye yönelik tedbirler almaktadır.

    Ülkemizde, yakın döneme ilişkin göstergeler enflasyonun ana eğiliminde yükselişe işaret etmektedir. Bu gelişmede yurtiçi talepteki güçlü seyir, maliyet yönlü baskılar ve hizmet enflasyonundaki katılık belirleyici olmuştur. Kurul, bu unsurlara ek olarak fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın enflasyon üzerinde ilave olumsuz etki yapacağını öngörmektedir.

    Kurul politika faizini enflasyonun ana eğiliminin gerilemesini ve orta vadede yüzde 5 hedefine ulaşmasını sağlayacak parasal ve finansal koşulları oluşturacak şekilde belirleyecektir. Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilecektir. Enflasyon ve enflasyon eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir.

    Parasal sıkılaştırma sürecinin başlaması ile para politikasının etkinliği artacaktır. Bununla birlikte, fiyat istikrarının sürekliliğini sağlamak hedefiyle, TCMB cari dengeyi iyileştirecek stratejik yatırımları desteklemeye devam edecektir.

    Kurul, mevcut mikro- ve makroihtiyati çerçeveyi, piyasa mekanizmalarının işlevselliğini artıracak ve makro finansal istikrarı güçlendirecek şekilde sadeleştirecektir. Sadeleşme süreci, etki analizleri yapılarak kademeli olacaktır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Analistlerden seçim yorumu: ‘Türk ekonomisi için gerçeklerle yüzleşme zamanı’

    Analistlerden seçim yorumu: ‘Türk ekonomisi için gerçeklerle yüzleşme zamanı’


    Analistler, Türk Lirası’nın önümüzdeki aylarda daha da düşerek halkın satın alma gücünü daha da aşındıracağını ve hükümeti hane halkını destekleyecek önlemler için milyarlarca dolar aramaya zorlayabileceğini tahmin ediyor.

    Analistlere göre, yeniden Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan’ın mevcut ekonomi politikaları yakın bir “tehlike riski taşıyor” ve herhangi bir çözüm, zorlu önlemler içerebilir. 

    Bağımsız ekonomik araştırma kuruluşu Capital Economics’e göre, “Türk ekonomisi için gerçeklerle yüzleşme zamanı yaklaşıyor olabilir.”

    Uzmanlar, bir zamanlar ucuz iş gücü ve etkin bankacılık sistemiyle ayakta duran Türk ekonomisinin, şu anda çok az ülkenin yaşadığı, “kendi yarattığı bir sorunla karşı karşıya olduğunu” söylüyor. 

    Ekonomistlere göre Erdoğan, yabancı “lobiler” tarafından desteklendiğini söylediği yüksek faiz oranlarına karşı savaş açmış durumda. 

    Türk Lirası’nın değer kaybı

    Geçtiğimiz dönemlerde Merkez Bankası başkanları görevden alındı, Türk Lirası değer kaybetti ve yıllık enflasyon resmi verlere göre geçtiğimiz sonbaharda yüzde 85’i aştı. 

    30 Mayıs salı günü Euro, 21,69, Dolar ise 20,44 liraya kadar yükseldi. 

    Analistlere göre, Erdoğan’ın iktidardaki ilk on yılında, 2000’li yıllarda yaşanan Türk “ekonomik mucizesi” geride kaldı: Yabancı yatırımcılar istikrarsızlıktan ve eskiden tarafsız teknokratlar tarafından yönetilen kurumların ele geçirilmesinden korkarak ülkeyi terk etti.

    Finansal hizmetler sunan Conotoxia’dan Bartosz Sawicki, “Yabancı tahvil sahiplerinin elindeki Türk tahvillerinin, o zamandan bu yana Türk Lirası’nın Dolar karşısında neredeyse yüzde 90 değer kaybettiği 2013 yılına kıyasla yaklaşık yüzde 85 oranında azaldığı tahmin ediliyor.” şeklinde konuşuyor. 

    Ekonomistlere göre Türk ekonomisinde şu an için en öncelikli sorun Merkez Bankası’nın nakit parasının tükeniyor olması.

    Merkez Bankası yıl başından bu yana Türk Lirası’nı desteklemek için 30 milyar dolar harcadı ve döviz rezervlerini 2002’den bu yana ilk kez negatif bölgeye itti.

    BlueBay’den analist Timothy Ash, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını söylüyor. 

    İhracatta rekabet gücü

    Uzmanlar iki seçenek olduğunu söylüyor: Faiz oranlarını yükseltmek ya da Türk Lirası’ndaki düşüşe izin vermek. Çünkü parasal destek tedbirleri, imalat ağırlıklı bir ekonomide düşük faiz oranlarının avantajını ortadan kaldırıyor. 

    Sigorta ve varlık yönetimi şirketi Allianz’ın analizlerine göre, efektif döviz kuru, “2021 yılı Aralık ayında alışılmışın dışındaki para politikalarının tam olarak uygulanmaya başlamasından bu yana yüzde 35 değer kazandı.” 

    Allianz, “Türk ihracatının rekabet gücünü yeniden tesis etmek için dalgalı kur rejimine geri dönmek gerekecektir” diyor.

    Pek çok analist, Türk Lirası’nın önümüzdeki aylarda daha da düşerek halkın satın alma gücünü daha da aşındıracağını ve hükümeti hane halkını destekleyecek önlemler için milyarlarca dolar aramaya zorlayabileceğini tahmin ediyor.

    Faiz oranlarında keskin bir artış bu kısır döngüyü kırmaya yardımcı olabilir, ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim kampanyası sırasında bunu yapmayı reddetmişti. 

    Danışmanlık şirketi Global Source Partners’tan Atilla Yeşilada, Merkez Bankası’nın Erdoğan’ın memur ve emekli maaşlarında vaat ettiği artışları finanse etmek için para basma ihtimaline dikkat çekiyor. 

    Depremin hasarı nasıl onarılacak?

    Türkiye aynı zamanda, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerin de yaralarını sarmak zorunda. Depremlerin ülkede 100 milyar doların üzerinde hasar yarattığı belirlenmişti. 

    Yeşilada, “Hükümet para basmadan ve hiperenflasyona yol açmadan yeniden yapılanma çabalarını nasıl finanse edecek? Bu kimsenin cevaplamak istemediği bir soru.” şeklinde konuşuyor?

    Analistlere göre, Türk hükümetinin faiz oranlarını yükseltmekten başka çaresi yok.

    Danışmanlık şirketi Eurasia Group’tan Emre Peker, Türkiye’nin öncelikle “makro ihtiyati tedbirler ve sermaye kontrolleri” yoluyla dolar talebini sınırlamaya çalışacağına inanıyor.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan da böylece faiz oranlarına karşı yürüttüğü mücadeleden vazgeçmek zorunda kalabilir.

    Atilla Yeşilada bu durumda, “faizlerin yükselmesi bankaların sermaye tabanını azaltacak ve bankalar uzun süre kredi veremeyecek” uyarısında bulunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yeni banknotlar artık kaçınılmaz mı? Türk ekonomisinin 500’lük banknotlara ihtiyacı var mı?

    Yeni banknotlar artık kaçınılmaz mı? Türk ekonomisinin 500’lük banknotlara ihtiyacı var mı?


    14 Mayıs seçimleri için sahaya inen siyasi parti liderlerinin vaatlerinin ilk sıralarında enflasyonu düşürmek ve işsizliği azaltmak geliyor.

    Nisan ayının ilk haftasında açıklanan TÜİK verilerine göre martta enflasyon yıllık bazda 50.51, ENAG’a göre ise yüzde 112.51 oldu.

    Kime ekonomistler mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını belirterek, 500’lük yeni banknot basımının artık kaçınılmaz olduğu görüşünde.

    Bir süredir ekonomistler hükümetin böyle bir hazırlık içinde olduğunu dillendiren uzmanlar, Türk Lirasının alım gücünün düşmesi sebebiyle bunun şart olduğunu söylüyor.

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AKP Bingöl Milletvekili Cevdet Yılmaz ise ”500 liralık banknotlara Türkiye’nin ihtiyacı yok” diyor.

    500 TL’lik yeni banknotlara ihtiyaç var mı?

    Ekonomist Dr. Murat Kubilay, 5 TL’nin alım gücünün kalmamasından ötürü yeni 500 TL’lik banknotların tedavüle sürülebileceği öngörüsünde bulunuyor.

    Kubilay’a göre sadece 500 TL’lik banknotlar değil, süreç böyle devam ederse iktidar değişsin ya da değişmesin yeni 1000 TL’lik banknotlar da yolda.

    “Türkiye’de altılı para sistemi uygulanıyor. Yani altı demir para, altı da banknot oluyor. Şimdi 500 TL banknot için öncelikle 5 TL kağıt paranın demir paraya çevrilmesi gerekiyor.” diyor Dr. Murat Kubilay.

    Bunu çevirirken başka bir demir paranın elimine edileceğini belirten Kubilay, uzun yıllardır Türkiye’de uygulandığı için bunun kanunla yapılabileceğini söylüyor.

    Yeni banknotlar için hazırlık olduğu yönündeki konuşmalara dikkat çeken Kubilay, “Şu anda 5 TL’nin de satın alma gücü kalmadığı için 500 TL banknotları beklemek gerekiyor.  Ama şunu ifade edeyim; süreç böyle giderse iktidar değişsin ya da değişmesin sadece 500 TL değil, biz 1000 TL’yi de görürüz.” ifadelerini kullanıyor.

    Dr. Murat Kubilay, halihazırda böyle bir hazırlığın olduğunu fakat bu sürecin seçim sonrasına bırakılacağını ifade ediyor.

    Kubilay, seçim öncesi böyle bir adımın 90’lı yılları anımsatacağını dile getiririyor:

    “90’lı yıllarda üst üste yaşanan yüksek enflasyondan dolayı yeni para basımları yaşandı. 20 bin lira ile başlayan süreç 50 bin, 100 bin ile devam etti. Günün sonunda bu paralarla sadece ekmek alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu dönemi kötülüyor ve aynı duruma kendisinin düştüğünü ifade etmek istemiyor. O nedenle yeni banknotlar seçim sonrasına kaldı.”

    Yeni banknotların basılması ne anlama geliyor?

    Ekonomistler her ne kadar bu büyük küpürlerin günlük hayatta pek etkisi olmasa da para basımının yüksek enflasyonun kabul edildiğinin bir kanıtı olduğu görüşünde.

    Bu durumun psikolojik açıdan sonuçları olduğunu vurgulayan Dr Kubilay, yüksek banknot basımının kronik enflasyondan dolayı ‘paranın değerinin korunamadığını itiraf etmek’ anlamına geleceğine dikkat çekiyor:

    “O nedenle sürekli yeni banknotlar basılırsa ve buna ihtiyaç olduğu ortaya çıkarsa enflasyonun tıpkı 90’lardaki gibi satın alma gücünü ciddi anlamda tehdit ettiğini iktidar da açık şekilde kabul etmiş olacak. Ama bu imajı istemiyorlar. Halbuki bu tip yeni banknotların ticareti kolaylaştırıcı tarafları da var. Belli bir yerden sonra kullandığınız en büyük küpür 10 Dolar veya altında kalınca para sayımını zorlaştırmış oluyorsunuz. Aynı zamanda sadece 200 TL demeyelim, 10 TL ve altının da kullanımı azalıyor. 50 TL altındaki parayı çok ender çekiyoruz. Özetle yeni banknotlar ekonomide bir neden değil sonuç. Enflasyonun kronik hale geldiğini Türk Lirasının döviz kuruna ve enflasyona karşı korunamadığı anlamına geliyor.”

    “Atılan sıfırlardan biri geri geldi”

    Ekonomist Dr. Murat Kubilay, paradan atılan sıfırlardan birinin bir süre önce geri geldiğini, böyle giderse de ikinci sıfırın da bir kaç yıl içinde geri geleceğini söylüyor.

    “Biz 2005 yılı başında paradan altı sıfır attık ama çoktan o sıfırlardan biri geri geldi” diyen Kubilay, “Böyle giderse bir kaç yıl içinde ikinci sıfır da geri gelecek. Dönemin ruhundan ötürü yüzde 20 üzerindeki bütün enflasyonlar yüksek. Artık bir anda paraya yeni bir kaç sıfır gelmesi olmuyor ama bu çağa göre bir sıfır gelmesi kötü bir görüntüdür. Son 10 yılda dolar kurunun geldiği yere bakarsak neticeyi de daha iyi anlamış oluruz. Bu durumun piyasalara ya da dış ticarete de bir etkisi yok, elektronik ödeme sistemleri yayın, döviz kullanılıyor. Ama yabancıların Türkiye’de para bozdurduklarında daha kalın banknot olacak.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TCMB 2023 yılının ilk yarısı için mevduatta liralaşma hedefini yüzde 60 olarak belirledi

    TCMB 2023 yılının ilk yarısı için mevduatta liralaşma hedefini yüzde 60 olarak belirledi


    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), gelecek yıl izlenecek politikalara dair bir yol haritası niteliği taşıyan 2023 Yılı Para Politikası ve Liralaşma Stratejisi’ni yayımladı.

    Daha önce “Para ve Kur Politikası Metni” olarak yayımlanan raporun adı, bu yıl TCMB’nin ortaya koyduğu bütünleşik politika çerçevesini yansıtması amacıyla “Para Politikası ve Liralaşma Stratejisi” olarak değiştirildi..

    TCMB 2023 yılının ilk yarısı için mevduatta liralaşma hedefinin yüzde 60 olarak belirlendiğini bildirdi. Metinde TCMB’nin bütünleşik politika çerçevesi olan liralaşma stratejisinin güçlendirilerek uygulanmaya devam edileceği ifade edildi.

    Orta vadeli enflasyon hedefi yüzde 5

    Enflasyon hedeflemesi rejimi çerçevesinde, hükümet ile birlikte belirlenen orta vadeli enflasyon hedefinin yüzde 5 olarak korunduğu belirtilirken para politikasının enflasyonu orta vadeli hedefine kademeli olarak yaklaştıracak şekilde oluşturulacağı ifade edildi. 

    Türkiye’de yıllık enflasyon oranının ekim ayında 24 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 85’in üzerinde seyrettiği biliniyor. 

    TCMB metninde piyasa faizlerinin politika faizleriyle uyumlu seyretmesi sağlanarak parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyici politikaların sürdürüleceği belirtildi.

    Metinde bankaların fonlama, teminat ve kredi kanallarını kullanım imkânlarının liralaşma hedefleri doğrultusunda kalibre edileceği vurgulandı.

    TL likidite yönetiminde Açık Piyasa İşlemleri (APİ) kanalıyla yapılan fonlamanın payının kademeli bir şekilde artırılacağı ve APİ’nin fonlamanın temel unsuru haline getirileceği ifade edildi.

    Menkul kıymet tesisi uygulaması sürecek

    TCMB’nin metninde TL cinsinden sabit getirili menkul kıymet tesisi uygulamasının 2023 yılında da devam edeceği ifade edildi.

    TCMB hedefli kredi politikasının makroihtiyati tedbirlerle sürdürüleceğini, zorunlu karşılıklar ile menkul kıymet tesisi uygulamasının parametrelerinde kalibrasyona gidilebileceğini söyledi.

    Kredi büyümesinin finansal istikrarla uyumlu seyretmesi ve kredilerin iktisadi faaliyetle buluşması hedefi doğrultusunda politika araçlarının, fiyat istikrarı ile finansal istikrarı destekleyecek şekilde kullanılacağı ve üretim potansiyelini artıran ve istihdam ile cari dengeye katkı sağlayan hedefli alanlardaki finansal koşulların destekleneceği belirtildi.

    “Dalgalı döviz kuru rejimi sürdürülecek”

    TCMB’nin 2023 politika çerçevesini ortaya koyan metinde dalgalı Döviz kuru rejiminin sürdürüleceği ve döviz kurlarının serbest piyasa koşullarında, arz ve talep dengesine göre oluşacağı vurgulandı.

    TCMB rezerv kaynaklarının çeşitlendirilmesine ve rezervlerin artırılmasına devam edileceğini de belirtti.

    İlk ödemelerin başarılı bir şekilde gerçekleştirildiği dijital Türk lirası ağı ile ilgili olarak da “Dijital Türk Lirası İşbirliği Platformu, 2023 yılında seçili bankalar ve finansal teknoloji firmalarının katılımları ile genişletilecek ve geniş katılımlı pilot testlerin gerçekleştirileceği ileri fazlara geçilecektir” ifadeleri yer aldı.

    Swap görüşmeleri vurgusu

    TCMB’nin metninde devam eden swap anlaşmalarına ilaveten, diğer ülke merkez bankaları ile swap anlaşmalarının imzalanmasına yönelik görüşmelere devam edileceği ifade edildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Reuters: Katar’dan Türkiye’ye 10 milyar dolar daha döviz rezerv desteği geliyor

    Reuters: Katar’dan Türkiye’ye 10 milyar dolar daha döviz rezerv desteği geliyor


    Türkiye’nin Katar ile 10 milyar dolarlık finansal destek görüşmelerinin son aşamasında olduğu ve bu kaynağın 3 milyar dolarlık kısmının yıl sonuna kadar transfer edilebileceği bildirildi.

    Reuters’in iki Türk yetkili ve bir yabancı kaynağa dayandırdığı haberine göre, kaynak swap, eurobond ya da başka bir metotla aktarılabilecek. 

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası daha önce de Katar Merkez Bankası ile 5 milyar dolarlık swap anlaşması imzalamış 2020 yılında ise bu miktar 15 milyar dolara yükseltilmişti.

    Hafta başında da Suudi Arabistan’dan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na 5 milyar dolarlık destek yapılacağı yönünde haberler çıkmıştı. 

    Yeni finansman kaynakları faiz indirimleri sonrası Türk Lirası’nın farklı enstrümanlarla destekleme stratejisini sürdüreceğini vurgulayan Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin güçlendirilmesini sağlayabilir.

    Reuters’e konuşan kaynaklar görüşmelerde en az 8 milyar dolarlık bir kaynağın öngörüldüğünü ama bunun 10 milyar dolara kadar çıkabileceğini vurguladı.

    İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak “Kaynağın 2-3 milyar dolarlık kısmı yıl sonuna kadar gelecek, gerisi önümüzdeki yıl. Bu swap ya da eurobond şeklinde olabilir ama başka metotları da görüşüyorlar. Karşılıklı bir anlaşma mevcut,” ifadelerini kullandı.

    Diğer Türk yetkili ise bu yıl gelecek olan 2-3 milyar dolarlık kısımda eurobond üzerine odaklanıldığını belirtti.

    Hazine ve Maliye Bakanlığı şu ana kadar 2022 yılı için öngörülen 11 milyar dolarlık yabancı borçlanmanın 9 milyar dolarlık kısmını gerçekleştirdi. Bakanlık 2023 yılı için de 10 milyar dolarlık dış borçlanma öngörüyor.

    Merkez Bankası da şu ana kadar Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Katar ve Güney Kore ile 28 milyar dolarlık swap anlaşması imzaladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***