Etiket: Tolga Şardan

  • Liseli Onur’un Ölümünde Bir ‘Garip’ Yargılama: Gözaltındayken Kaçırılan Sanıklar, Sıfırlanan Telefonlar, 7,5 Yıl Sonra Yapılan Keşif…

    Liseli Onur’un Ölümünde Bir ‘Garip’ Yargılama: Gözaltındayken Kaçırılan Sanıklar, Sıfırlanan Telefonlar, 7,5 Yıl Sonra Yapılan Keşif…


    Ankara’da 2016 yılında Bilkent’te bir sitede eğlenen lise öğrencisi dört gençten Onur Özkan’ın yüksekten düşerek ölümü ile sonuçlanan olayın soruşturma ve yargılama aşamasında yaşananlar dikkat çekti.

    Gazeteci Tolga Şardan, olayın ardından başlatılan ve 63 ay süren savcılık soruşturmasından sonra hazırlanan iddianame ve yargılama sürecine ilişkin çarpıcı detayları köşesine taşıdı. Şardan, soruşturmada yaşanan ‘gariplikleri’ baba Levent Özkan’ın anlatımından aktardı.

    Baba Levent Özkan, “Pırıl pırıl bir evladın kaybı sonrası olay yerinde keşif yapılmasını ancak 7,5 yıl sonra sağlayabildik. 8,5 yılı aşkın bir süredir adaletin tecellisini bekledik. Adalete olan güvenimiz nedeniyle bu olayı basına ve sosyal medyaya düşürmedik” ifadeleriyle başladığı açıklamasında, ortaya çıkan kimi delillerin yanında adli sistem içinde tespit ettiği ilginçlikler için ise şunları söyledi:

    “Soruşturma süreci devam ederken; üst aramasında bulunamayan, daha sonra sanıklar gözaltındayken kaçırılan ve olaydan 12 gün sonra Onur’un arkadaşlarından elde edilen cep telefonlarıyla ilgili hazırlanan resmi bilirkişi raporunda, görüntülerin silindiği ve cep telefonlarının sıfırlandığı belirlendi.

    Bu konuda savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Açılan davada 3 polis memuru görevi ihmalden ceza aldı.

    Aynı konunun soruşturma aşamasında cep telefonunun HTS’leri alınan, aynı zamanda sanık B.İ.’nin dayısı olan A.B.’nin, olayın yaşandığı gece yarısı saat 03:37’de görevli savcıyı aradığı ortaya çıktı.

    Aynı kişinin, savcılık katibi E.B. ile ifade alınacağı gün ve sonrasında görüşmeler yaptığı anlaşıldı. Dayı A.B.’nin, dosyaya dilekçe verdiğimizde ve 26 Nisan 2016’da savcı ile ilk kez görüşebildiğimiz günde, diğer bir katip S.Y. ile çok kez telefon görüşmesi yaptığı tespit edildi.

    HTS kayıtlarından; savcının daha Onur hayattayken sanık tarafı ile görüştüğü görüldü. Delilleri karartma nedeniyle açılan davada B.İ.’nin dayısı A.B. delil yetersizliği nedeniyle beraat etti. Davaya bakan Hakim G.H.’nin, B.İ.’nin avukatı Pınar Akgül Doğusoy’un hukuk bürosunda avukatlık yaptığını gördük.”

    Liseli Onur'un Ölümünde Bir 'Garip' Yargılama: Gözaltındayken Kaçırılan Sanıklar, Sıfırlanan Telefonlar, 7,5 Yıl Sonra Yapılan Keşif... - Resim : 2

    İDDİANAME NELER VAR?

    Lise öğrencisi Onur Özkan’ın hayatına kaybettiği olaya ilişkin, Özkan’ın ölümü sırasında aynı evde bulunan arkadaşları K.D., B.İ. ve A.S. hakkında “kasten öldürme” iddiasıyla Ankara Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İddianamede ise olaya ilişkin şu tespitlere yer verildi:

    “(…) Dört arkadaşın, A.S.’ye ait evde birlikte vakit geçirmek konusunda gün içinde anlaştıkları, bu kapsamda alkollü içecek ve yiyecek alan suça sürüklenen çocukların belirtilen adreste birlikte vakit geçirmeye, televizyon izlemeye, alkol almaya ve eğlenmeye başladıkları,

    Aynı gün saat 21.37 sıralarında suça sürüklenen çocuk B.İ. ile maktulün birlikte dışarıya çıktıkları, bir süre dışarıda dolaştıktan sonra yeniden ikamete döndükleri, maktulün almış olduğu alkolden etkilenmesi nedeniyle suça sürüklenen çocukların maktulü duşa sokarak suyun altına tuttukları,

    Bir süre sonra suça sürüklenen çocuklar ve maktul arasında sebebi belirlenemeyen bir sebeple çıkan tartışma neticesinde tarafların karşılıklı olarak birbirlerini darp ettikleri, maktulün kendisini korumak amacıyla ikamette bulunan şemsiyeyi eline alarak kendisini korumaya çalıştığı, maktulün elinde bulunan şemsiyenin olay esnasında kırıldığı,

    Kavga esnasında suça sürüklenen çocukların birlikte maktulü yere yatırdıkları ve bu esnada başına darbe alan maktulün kafasından kan gelmeye başladığı,

    Suça sürüklenen çocuk B.İ’nin ‘daha sonra salona geçip eşyaları fırlatmaya başlayınca, kendisine (Onur Özkan, Y.N.) zarar vereceğinden korkarak kendisine sarılıp yere yatırdıkları, kendisinin (Onur Özkan, Y.N.) daha güçlü ve kuvvetli olduğu için biraz zorlandıkları, bu sırada dudağının patladığı kan geldiği ve ‘kafam acıyor’ diye söyleyince kendisini bıraktıkları’ şeklindeki beyanı ve maktulun başında ölü muayene ve otopsi sırasında yaralanma tespit edildiği,

    Maktulün bayılması üzerine olay yerine gelen ve kimlikleri tespit edilemeyen haklarında Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2021/116753 soruşturma sayılı dosyası üzerinden ayrı bir soruşturma yürütülmekte olan kimliği belirsiz şüpheliler ile suça sürüklenen çocukların maktulün öleceğini düşünerek maktulü ikametin balkon penceresinden sırt üstü şekilde yere doğru bıraktıkları,

    Tam bu esnada suça sürüklenen çocuk K.D.’nin kullanmakta olduğu telefon ile 112 Acil Servis Merkezi’ni ve 155’i arayarak ikamette bulunan arkadaşlarının intihar etmeye çalıştığı yönünde bildirimde bulunarak kayıt oluşturduğu,

    Olay günü saat 23.46 sıralarında maktulün üzerinde sadece iç çamaşırı olacak şekilde ikametin balkon kısmından sırt üstü vaziyette yere düştüğü, maktulün düşmesinden kısa bir süre önce bir parçası ikametin içerisinde bulunan ve kavga esnasında mağdurun elinde bulunan şemsiye parçasının da binadan yere düştüğü ve bu şemsiye parçasının olay sonrasında bulunduğu yerden alınarak götürüldüğü,

    Olay neticesinde Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan maktulün 17/04/2016 tarihli tıbbi belgelerine göre sağ parietal bölgede şişlik ve ödem, sağ periorbital ekimoz, sağ parietal bölgede laserasyon olduğunun kanda etanol düzeyinin 126,6 mg/dl olduğunun, BBT’de sol tempoparietal bölgede subdural mesafede hiperdens görünüm yaygın parankimal ödem bitemporal fraktürler olduğunun, kafa tabanında fraktürler olduğunun tespit edildiği ve devamında maktulün 17.04.2016 günü saat 05.00 sıralarında hayatını kaybettiğinin belirlendiği anlaşılmıştır. (…)”

    SES ANALİZLERİNDEKİ İFADELER DİKKAT ÇEKTİ

    Özkan ailesinin dava dosyasına sunduğu ses analizlerinde ise çarpıcı detaylar yer aldı. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Elektronik Fakültesi’nde görevli öğretim üyesince hazırlanan bilirkişi raporunda şu bilgilere yer verildi:

    “(…) 23/03/2018 tarihli ‘14251334.wav’ isimli dosyada bulunan çeşitli arka plan gürültü aralıklarının tespit edildiği, bu kayıt içinde de kuşku duyulacak seslerin mevcut olduğu, bu kayıttaki en önemli bulgulardan birinin 70 Hz’lik yüksek geçiren süzgeç, ardından 600 Hz alçak geçiren süzgeç uygulaması sonucunda 0m32.125s – 0m38.216s zaman aralığında bariz duyulan ‘ölecek atalım’ sesi ve ardından da bir başka yetişkinin ‘niye burada duruyorsunuz diyorum’ sesinin çok berrak olmasa da duyulması olduğu,

    Bir diğer önemli ayrıntının da bu dosyadaki ‘sen başla’ veya ‘sen başına mı vurdun’ sesi ile 4.

    Dosyadaki ‘14251251.wav’ adlı dosyadaki ‘kim yaptı’ sesinin aynı kişiye ait olabileceği düşüncesi olduğu, bunun da gerek 112, gerekse de 155 görüşmelerinin arka planında aynı kişilere ait seslerin bulunabileceğine işaret etmekte olduğu. (…)”

    OLAY ANINDA EVDE OLAN GENÇLERE TAHLİYE

    Onur Özkan’ın şüpheli ölümünün ardından yıllar sonra hazırlanan iddianamde 2021’de mahkemeye gönderildi, yargılama süreci üç yıl sürerken, mahkeme, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince üç gencin beraatine karar verdi.

    Şardan, mahkeme kararının ardından baba Levent Özkan’ın sonuca ilişkin değerlendirmelerini şöyle paylaştı:

    “Ancak yargılama sonucu hazırlanan savcı mütalaasında sanıklar tarafından ifadelerde geçen çelişki ve yalanların bile dikkate alınmadığına, sanıkların aleyhine ve bizim lehimize olan hiçbir hususun mütalaaya konulmadığına, tam aksine sadece sanıkların lehine olacak şekilde cımbızlanarak mütalaa oluşturulduğuna şahit olduk. Bu mütalaa sonrası ‘şüpheden sanık yararlanır’ denilerek beraat kararı verilmesi sonrası adalete boşuna güvendiğimizi geç de olsa anlamış olduk.

    Yıllarca taleplerimize rağmen keşif yapılmamış, dava sırasında talep ettiğimiz keşif işlemi ile ilgili karar her defasında bir sonraki duruşmaya ertelenirken; üçüncü duruşmada, 29 Haziran 2022’de, henüz keşif yapılmamışken, ‘dosyanın geldiği aşama, delillerin büyük ölçüde toplanmış bulunması da göz önünde bulundurularak suça sürüklenen çocuklar hakkında verilmiş bulunan adli kontrol kararlarının kaldırılmasına” kararı verildi.

    15 Kasım 2022’deki dördüncü duruşmada, ODTÜ’den alınan düşme raporu dosyaya sunuldu. Bu rapor da daha önce alınan düşme raporlarını destekleyen bir rapordur. Nihayet 16 Mart 2023’teki beşinci duruşmada keşif yapılmasına karar verildi. Keşif tarihi, 1 Haziran 2023 olarak belirlendi.

    Keşif işleminin Polis Kriminoloji’den 3 kişilik bir heyet ile yapılması kararlaştırıldı. 1 Haziran’da keşif iptal edildi. 29 Eylül 2023 tarihine atıldı. Keşiften birkaç gün önce mahkeme heyeti değişti. Dosya, 2 no’lu heyete geçti. 2 no’lu Heyet Başkanı, dosyaya son derece hakim bir şekilde keşfi yönetti. Ve, 31 Ekim 2023’deki duruşmaya Polis Kriminoloji uzmanlarının resmi keşif raporu sundu.

    Resmi keşif raporuna göre; Onur muhtemelen bilinci yerinde değilken, birden fazla kişi tarafından balkondan bırakılmış, hafif sol tarafına doğru yere çarpması sonucu balkon altına doğru yönelmiş. Sanıkların beyanları, Onur’un aktif atlama yaptığı şeklinde olmasına karşın, resmi rapor diğer düşme analizleri gibi Onur’un kontrolsüz / serbest ve ilk hızsız düştüğünü tasdik etti.”

    Öte yandan, Onur Özkan’ın ölümüne ilişkin yargılama süreci istinafa taşındı.

    Kaynak: T24

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gazeteci Tolga Şardan Hakim Karşısında: 5 Yıla Kadar Hapsi İstendi

    Gazeteci Tolga Şardan Hakim Karşısında: 5 Yıla Kadar Hapsi İstendi


    Gazeteci Tolga Şardan’ın “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “devletin yargı organlarını alenen aşağılama” iddialarıyla yargılanmasına başlandı.

    İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuksuz sanık Şardan ve avukatları katıldı.

    Duruşmada savunma yapan Şardan, 1980’den bu yana Türkiye ve dünyada yaşanan her türlü kriminal olayı takip ettiğini söyledi.

    Haberine sahip çıkan bir gazeteci olduğunu, yalan haber yazmadığını ifade eden Şardan, “Söz konusu hükümde şöyle bir durum var, ‘Haberin yalan olduğunu bilerek yayma.’ Böyle bir şey yaptığımı düşünmüyorum. Hiçbir gazeteci yalan bilgiye imza atmaz” dedi.

    ‘İNFİAL YAZIMLA DEĞİL, TUTUKLANMAMLA İLGİLİDİR’

    Şardan, kişiler üzerinde değerlendirme yapmadığını belirterek, şöyle devam etti:

    “Cumhurbaşkanlığı ile MİT Başkanlığı arasında geçen süreci ele aldım. Kaynağımı korumak adına not ve bilgi ibaresini kullanmadım. Bunu rapor olarak yayınladım. Kulis bilgisi olarak edindiğim bilgiyi haber yaptım. Bunu yazmamdan kaynaklı herhangi bir sokak olayı, sıkıntı olmamıştır. İnfial, yazdığım yazıyla ilgili değil, tutuklanmamla ilgilidir. Yaptığım işin doğru olduğunu düşünüyorum. Amacım sistem üzerinden kamuoyunu bilgilendirmekti.”

    Devlet bürokrasisini yakından takip ettiğini söyleyen Şardan, yazının içeriğinde kurumların aşağılanmasıyla ilgili bir suçun oluşmadığını belirtti.

    Şardan, “Eğer böyle bir şey olsaydı, ilk önce devreye Cumhurbaşkanlığı, MİT Başkanlığı girerdi. Onların da devreye girmemeleri nedeniyle böyle bir şey söz konu değildir. Beraatimi talep ediyorum” dedi.

    Duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, Şardan’ın “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlarından 1 yıl 6 aydan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

    DURUŞMA 17 ARALIK’A ERTELENDİ

    Mütalaanın ardından söz alan sanık ve avukatları, mütalaaya karşı savunma yapmak üzere süre talebinde bulundu.

    Mahkeme, sanık ve avukatlarına süre vererek duruşmayı 17 Aralık’a erteledi.

    NE OLMUŞTU?

    T24 yazarı gazeteci Tolga Şardan, “MİT’in Cumhurbaşkanlığı’na sunduğu ‘yargı raporu’nda neler var?” başlıklı yazısı sonrası İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın re’sen başlattığı soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştı.

    Ankara Adliyesi’nde Sulh Ceza Hakimliği’nce Ankara Adliyesi’nde SEGBİS aracılığıyla savcılık ifadesi alınan Şardan, sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği tarafından 1 Kasım 2023’te tutuklanmış, 6 Kasım 2023’te ise adli kontrol şartıyla tahliye edilmişti.

    İDDİANAMEDEN

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Tolga Şardan tarafından T24 isimli internet sitesinde “MİT’in Cumhurbaşkanlığına sunduğu ‘yargı raporu’nda neler var?” başlıklı yazının içeriğinde, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun unsurlarını oluşturacak nitelikte söz ve beyanların yer alması üzerine resen soruşturma başlatıldığı belirtildi.

    İddianamede, söz konusu yazıda yer alan raporun olup olmadığının MİT’e sorulduğu ve savcılığa gönderilen cevapta “Teşkilatları tarafından hazırlanmış bir rapora rastlanılmadığı” yanıtının verildiği bilgisi yer aldı.

    Sanık Şardan’ın söz konusu yazı içeriğinde yer alan bazı ifadelerinin “devletin yargı organlarını aşağılama” suçu kapsamında da değerlendirildiği aktarılan iddianamede, bu suçtan da bir soruşturma yürütüldüğü ve aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu gerekçesiyle diğer soruşturmayla birleştirildiği kaydedildi.

    İddianamede, Şardan’ın yazısında söz konusu raporun düzenlendiğine ilişkin kesin yargı cümlelerinin yer aldığı, sanık tarafından bilgiler teyit edilerek yayınlandığı iddia edilse de soruşturma dosyasına buna ilişkin delil sunulamadığı ve MİT’in cevabında da bu raporun olmadığının açıkça belirtildiğine yer verildi.

    Yazıda yer alan “adliyelerde usulsüz ve yasaya aykırı işlemler yapıldığı” iddiasının halkın devlet kurumlarına olan güvenini olumsuz etkileyeceği belirtilen iddianamede, bu ifadelerin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu kaydedildi.

    İddianamede, Şardan’ın yazısındaki “devletin yargı organlarında usulsüz ve yasaya aykırı işlemler yapılarak kararlar verildiği” ifadesinin yargı teşkilatını şüphe altında bıraktığı ve toplumda yargı teşkilatına olan güveni zedeler mahiyette olduğu aktarılarak, sanığın “devletin yargı organlarını aşağılama” kastıyla hareket ettiğine işaret edildi.

    Sanık Şardan’ın “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlarından 1 yıl 6 aydan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İçişleri Bakanlığı, Turgut Altınok hakkında soruşturma başlattı: Seçim araçlarının yakıtı belediyeden karşılanmış!

    İçişleri Bakanlığı, Turgut Altınok hakkında soruşturma başlattı: Seçim araçlarının yakıtı belediyeden karşılanmış!


    İçişleri Bakanlığı, Keçiören Belediye Başkanı iken AKP’nin Ankara Büyükşehir adayı olan Turgut Altınok hakkında soruşturma başlattı. Altınok’un seçim araçlarının yakıtının belediyeden karşılandığı ortaya çıktı.


    İçişleri Bakanlığı, Keçiören Belediye Başkanı iken 31 Mart 2024 yerel seçiminde AKP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olan Turgut Altınok dönemindeki bazı işlemlerle ilgili soruşturma başlattı.

    T24 yazarı Tolga Şardan, Altınok’un yerel seçim çalışmalarında kullandığı AKP’ye ait araçların akaryakıtının belediyeden karşılandığının belirlendiğini aktardı.

    BİR MÜDÜR AÇIĞA ALINDI

    İçişleri Bakanlığı müfettişi, belediyenin Temizlik ve Ulaştırma Müdürü S.K.’yi açığa aldı. Altınok dönemindeki tanıtım ve medya faaliyetlerinin incelemeye alındığını belirten Tolga Şardan’ın konuya ilişkin yazısının bir bölümü şöyle:

    “CHP’den aday olan Mesut Özarslan, belki de sürpriz sayılacak bir sonuçla ilçenin yeni belediye başkanı seçildi. Yeni Başkan Özarslan, her ne kadar siyasi geçmişi sağdan olsa da Altınok dönemini mercek altına aldı.

    Özarslan’ın yaptığı ilk tespitlerin ardından İçişleri Bakanlığı, eski dönemle ilgili sessiz sedasız soruşturma başlattı, geçtiğimiz günlerde.

    Belediyenin, bakanlığa yaptığı başvuru sonrasında görevlendirilen Mülkiye Başmüfettişi çok önemli tespitlerde bulundu.

    Belediyedeki bakanlık soruşturması devam ederken; müfettiş siyasi skandala neden olacak bir sürecin ipucuna ulaştı. Aslında ipucundan daha çok belgesi demek daha doğru olacak.

    Aldığım bilgiye göre; Keçiören Belediye Başkanı iken, AKP’den Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak hedef büyüten Turgut Altınok’un yerel seçimler döneminde siyasi çalışmalarında kullandığı AKP’ye ait parti araçlarının akaryakıtının belediyeden karşılandığı belirlendi.

    Belediyenin Ovacık’taki Ulaştırma Hizmetleri Müdürlüğü yerleşkesindeki tesiste belediyeye ait iş makineleri ve araçlarına sevkiyatı yapılan akaryakıtın, Altınok’un propaganda faaliyetlerinde görev alan seçim araçlarına da kullandığının kamera kayıtlarına ulaşıldı.

    Üstüne üstlük; seçim araçlarının akaryakıtlarının, belediyeye ait araçların plakası üzerinden depolarının doldurulduğu tespit edildi.

    Sürecin ortaya çıkmasıyla birlikte belediyede soruşturmaya başlayan İçişleri Bakanlığı müfettişi, belediyenin Temizlik ve Ulaştırma Müdürü S.K.’yı açığa aldı. Belediyedeki iş bölümü çerçevesinde söz konusu uygulamayla ilgili imza yetkisinin S.K.’da olması nedeniyle açığa alma işleminin gerçekleşti.

    Bu arada, Altınok için siyasi faaliyet gösteren AKP’nin seçim araçlarına verilen akaryakıtın mali değerinin yaklaşık 6 milyon lira olduğu belediye kaynaklarınca ifade ediliyor.

    Soruşturma kapsamında İçişleri Bakanlığı müfettişi, Altınok’un yakın ekibinde yer alan başkan yardımcısı Kazım Kabadayı ile bazı yöneticilerin ifadesini aldı.

    Keçiören Belediyesi’nde yaşananlar sadece bu konuyla sınırlı değil. Altınok döneminde tanıtım ve medya faaliyetleri de yine müfettiş incelemesinde.

    Müfettiş, bu konudan sorumlu başkan yardımcısı Sabiha Akdemir’in ifadesine başvurdu.”

    “BÜTÇEDEN YÜKLÜ HARCAMA YAPTIĞI…”

    “Akdemir’in ifadesinin alınmasının gerekçesi, sorumluluk alanındaki harcamaların yüksek oluşu.

    Belediye kaynaklarından edindiğim şu bilgileri paylaşayım:

    Akdemir daha önce TRT Genel Müdürlüğü personeliyken, Altınok’un yönetimindeki Keçiören Belediyesi’ne geçiş yaptı.

    Burada yine Altınok tarafından başkan yardımcısı yapıldı. Belediyenin basın yayın tanıtım faaliyetlerinin başında yer buldu.

    Akdemir’den önce belediyedeki 7 kişilik basın yayın ekibi 170 kişiyi aştı. İlçe belediyesi olmasına rağmen Altınok’un talimatıyla Angara Tv ve Angara Radyo’yu kurulmasından görev aldı.

    Genişleyen personelin maaşları belediye şirketi üzerinden ödenmeye başlandı.

    Televizyon ve radyoya 3.5 yıl içinde 4.5 milyon liralık alt yapı harcaması yapıldı.

    Ayrıca, Altınok’un büyükşehir belediyesine aday olmasıyla birlikte matbaa işleri ve ilçedeki büyük ilan panolarına yönelik bütçeden yüklü harcama yapıldığı iddia ediliyor.”


    Etiketler

    Turgut Altınok


    AKP


    İçişleri Bakanlığı


    Soruşturma


    Tolga Şardan

    Birçok şef anlatmamıştı ;  Lokum gibi et kavurmanın sırrını Mehmet şef açıkladı
    Birçok şef anlatmamıştı ; Lokum gibi et kavurmanın sırrını Mehmet şef açıkladı

    NOW sunucusu Gülbin Tosun'dan Yeniden Refah'a 'Bahçeli' tepkisi
    Gülbin Tosun’dan Yeniden Refah’a ‘Bahçeli’ tepkisi

    DEM Parti'li Hatimoğulları'ndan kayyuma karşı çağrı: 'Her türlü mücadeleyi hayata geçireceğiz'
    DEM Parti’li Hatimoğulları’ndan kayyuma karşı çağrı

    Hasat sonrası 1 kilosu 1500 TL ediyor! Domatesi, salatalığı kaldırıp bunu ektiler
    Hasat sonrası 1 kilosu 1500 TL ediyor! Domatesi, salatalığı kaldırıp bunu ektiler

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Taraftarlar sahaya inip saldırmıştı: Trabzonspor’dan, Fenerbahçeli futbolculara suç duyurusu

    Taraftarlar sahaya inip saldırmıştı: Trabzonspor’dan, Fenerbahçeli futbolculara suç duyurusu


    Lig şampiyonluğunu etkileyecek önemli karşılaşmalardan birisi olan ve 3-2 Fenerbahçe’nin galibiyetiyle sonuçlanan maçın ardından yaşanan saha içi olaylarla ilgili yeni bilgiler gün ışığına çıktı.

    Sahaya inen Trabzonsporlu taraftarlardan 12’sinin gözaltına alınmasıyla başlayan soruşturmadaki ilk bulgulara göre, maskeyle sahaya inerek Fenerbahçeli futbolcuya yönelik saldırıda bulunan taraftarın Almanya’dan geldiği belirlendi. Söz konusu şüphelinin maç için kente özel olarak geldiği ve ketteki bir otelde konakladığı anlaşıldı.

    Savcılık talimatıyla gözaltına alınan şüphelilerin “organize hareket” içinde bulunup bulunmadıkları öncelikle araştırılan konuların başında yer alıyor. Sahaya inen taraftar grubu içinde özellikle maske takanların bulunması nedeniyle, stada giriş sırasında kapılarda yapılan üst aramalarında maskelerin neden alıkonulamadığı araştırılan diğer konu başlıklarından oldu.

    ALTI KİŞİLİK ÖZEL EKİP

    T24’ten Tolga Şardan’ın haberine göre; olayın ardından İçişleri Bakanlığı’nca kente özel bir inceleme ve soruşturma ekibi gönderildi. Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ömer Urhal’ın başkanlığındaki ekipte, spor müsabakalarında alınan güvenlik önlemlerinden sorumlu emniyet birimi olan Güvenlik Dairesi Başkanı Maksut Yüksek de yer aldı. Ayrıca, genel asayiş önlemlerinde alınan önlemlerde eksilik olup olmadığını araştırmak amacıyla Asayiş Dairesi’nden, statta görevlendirilen özel güvenlik personelin görevlerinde sorun olup olmadığını araştırılması amacıyla Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı ile Polis Teftiş Kurulu Başkanlığı’ndan birer polis müfettişi heyette yer aldı. Teftiş Kurulu’ndan görevlendirilen polis müfettişinin, aynı zamanda Türkiye Futbol Federasyonu’nda “TFF Temsilci” olarak görev yapan isim olması dikkati çekti.

    Heyetin öncelikle müsabaka güvenliği çerçevesinde alınan güvenlik önlemlerini araştıracağı ve ön rapor hazırlayıp Ankara’ya ulaştıracağı öğrenildi. Rapora göre, Trabzon Valiliği’nden başlayarak ilgili kurumların görev ve sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin konumu değerlendirilecek. Ayrıca, olaylar sırasında yapılan telsiz görüşmeleri incelenecek.

    TRABZONSPOR’DAN ÖZEL DOSYA

    Öte yandan yaşanan olayların ardından Fenerbahçe yönetiminin açıklamalarına karşın Trabzonspor yönetiminin özel bir dosya hazırlayıp savcılığa vereceği öğrenildi. Trabzonspor yönetiminin Fenerbahçeli futbolcular Bright Osayi Samuel, Jayden Quinn Oosterwalde, Michy Batshuayi ve İrfan Can Eğribayat hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunacağı ifade edildi.

    Yanı sıra olaylar sonrasında kamuoyuna yansıyan görüntüler nedeniyle Trabzonspor’un Başkanı Ertuğrul Doğan’ın, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile telefonla görüşerek özel bilgilendirme yaptığı öğrenildi. Doğan’ın, bazı görüntüleri Yerlikaya’ya ilettiği kaydedildi.

    İKİ POLİS MÜDÜRÜ TFF TEMSİLCİSİYDİ

    Olaylı maçta görev yapan dört TFF Temsilcisinden ikisinin halen emniyet teşkilatında aktif görev yapan üst düzey emniyet görevlisi olduğu ortaya çıktı.

    Federasyonun önemli maç için biri polis başmüfettişi, diğeri il emniyet müdürü olarak görev yapan iki temsilciyi Trabzon’a görevlendirdiği öğrenildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İYİ Parti’de milletvekili yapılan iş insanları ve istifalar arasındaki bağlantı ne? AKP ile ittifak baskısı yapmışlar

    İYİ Parti’de milletvekili yapılan iş insanları ve istifalar arasındaki bağlantı ne? AKP ile ittifak baskısı yapmışlar



    İYİ Parti’de istifalar ardı ardına gelirken, gazeteci Tolga Şardan, ‘Bu kadar iş insanının İyi Parti’de yer alması tesadüf mü?’ sorusunu sordu.

    İYİ Parti’deki duruma şaşırmadığını belirten Şardan, “Şimdi bu kadar iş insanının İyi Parti aracılığıyla siyasete soyunmalarının ve kimilerinin de milletvekili seçilerek etkin konuma dönüşmelerinin bir anlamı olduğu açık!” diye yazdı.

    İYİ Partili bir kaynağının, parti içindeki iş insanlarının AKP ile ittifak yapılmasını savunduğunu söylediğini aktaran Şardan, Akşener’in bu talebe sıcak bakmadığını belirtti.

    Şardan, yazısının ilgili bölümünü şu ifadelerle sonlandırdı:

    “İyi Parti’de iş insanlarının başını çektiği istifa dalgası sonrasında bu görüşme aklıma geldi nedense?!

    Görülüyor ki; Meral Hanım bugünlerde, siyasete girmelerine aracılık ettiği iş insanlarından kaynaklanan sorunla boğuşmak zorunda.

    İşin içine para konusu girince sıkıntıların boyutu da değişiyor doğal olarak.

    İyi Parti, para odaklı bu siyasi kaostan nasıl çıkacak, herkes gibi ben de merak ediyorum.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tolga Şardan kaldığı yerden devam… Süreci ‘ilk ve son kez’ anlattı

    Tolga Şardan kaldığı yerden devam… Süreci ‘ilk ve son kez’ anlattı



    T24 yazarı Tolga Şardan, tahliyesinin ardından ilk yazısını kaleme aldı.

    Şardan, “’Şampiyonlar Ligi’nden dönüş: Nerede kalmıştık?” başlıklı yazısında, hakkındaki soruşturmayı ve tutuklanma sürecini anlattı.

    “Beş günlük zorunlu konaklamayı tamamlayıp evime, işime ve sevenlerimin yanına döndüğüm için fazlasıyla mutluyum” diyen Şardan, “Gerek savcılığın gözaltı talimatı gerekse mahkemenin tutuklama kararının öncesinde ve sonrasında yaşananlardan kısa bir bölümü ilk ve son kez Büyüteç’te aktarıp bu sürece noktayı koymak niyetindeyim” ifadelerini kullandı.

    Şardan süreci şöyle anlattı:

    “Film, yazının yayımlanmasıyla birlikte koptu. 1 Kasım günü ev aramasıyla birlikte başlayan adli sürecin ilk aşaması; önce gözaltı, ardından tutuklamayla Sincan F Tipi Kapalı Cezaevi’nde sonuçlandı, altı saat içinde.

    Sincan’da karantinada geçen ilk geceden sonra sürekli kalacağım koğuşa geçtim ancak bu kez sürprizle karşılaştım. Tam kendime yeni yaşam döngüsü kurma hazırlığı içindeyken ve henüz 24 saat dolmadan, yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla 2 Kasım akşamüzeri jandarmanın nakil aracıyla İstanbul’a götürüldüm.

    Avukat görüşmesinin hemen ardından yaşadığım bu dakikalarda cezaevi yönetiminin, nakil konusunun avukatıma ve aileme aktarılacağını söylemesine rağmen, tahliyeden sonra ne avukatıma ne de aileme bilgi verildiğini öğrendim!

    O gece ‘buhar’ olmuştum. Ne ailem ne de Ankara ve İstanbul’daki avukatlarım benimle ilgili haber aldı. Silivri Cezaevi’ne götürüldüğüm gece yarısından sonra tespit edilebildi.

    Kaldı ki, yaşadığım yer, yazıyı yayına hazırladığım yer, iş yerim, raporda adı geçen kurumların bulunduğu yer Ankara olmasına karşın, apar topar İstanbul’a naklin gerçekleştirilmesinin ardında elbette başka amaçlar vardı.

    Sincan Cezaevi’nde kalmam halinde pek çok avukat ve siyasinin ziyaret ederek yaşananların gündemde kalması söz konusu olacaktı.

    Bu tabloyu aktarıyorum zira aslında bir başka tabloyu göstermek istiyorum.

    Sadece kamuoyunun bilgilenmesine yönelik bir yazı kaleme aldığım için tutuklandım. Üstelik mevcut TCK 217/a hükmünden, Dezenforman Yasası uyarınca…. En üst süreden yani 3 yıldan ceza alınması halinde bile cezaevinde yatarı olmayan bir suçtan tutuklama yapıldı!

    Ağır suç işlemişim meğerse.

    Bir de benden dinleyin…

    Gözaltı ve tutuklamayla ilgili adli süreçten de kısaca söz etmem gerekiyor.

    Şöyle ki; yazı 31 Ekim’de T24’te yayımlandı hatta 30 Ekim gece yarısından itibaren… Adli süreç 1 Kasım öğleden sonra gözaltı işlemi yapıldığı saatte başladı. O saate ne Cumhurbaşkanlığı’ndan ne de MİT Başkanlığı’ndan açıklama yapıldı.

    Zaten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gözaltıyla sonuçlanan soruşturmayı re’sen başlattı. Yani ne Cumhurbaşkanlığı’nın ne de MİT Başkanlığı’nın bir şikâyeti veya ihbarı vardı!

    Hatta başka kişi ya da kurumların da şikâyeti ya da ihbarı bulunmazken; başsavcılık, kendisine görev edinip kendiliğinden soruşturma açtı.

    Tutuklamanın ardından yapılan ‘yalanlama’ ise aslında yazılanların doğru olduğunun kanıtı. Gazetecilikte böylesi süreçler yaşanır hep. Sürecin yarattığı / yaratacağı yüksek tansiyonu düşürmek için sıkça kullanılan yöntemdir bu.

    Bu satırların yazarı olarak elbette süreci yakından takip edeceğim ve gelişmeler yine Büyüteç’te yer bulacak.

    ŞAMPİYONLAR LİGİ!

    Dediğim gibi, beş günlük zorunlu konaklamadan bir manzume çıkartacak değilim. Fakat özellikle Marmara yani Silivri Cezaevi’nde yaşadığım birkaç küçük tabloyu aktarıp yazıyı tamamlayım.

    Yüksek güvenlikli bir cezaevinde bulunurken anladım ki insanoğlunun yaşam azmini hiçbir olgu yıkamaz.

    Havalandırmanın açık olduğu saatlerde tutuklular ve hükümlüler arasında yüksek duvarlar üzerinden yapılan yüksek sesli görüşmeler, aynı koridor üzerindeki farklı koğuşlarda kalan hükümlü veya tutukluların bu yolla satranç oynamaları dikkat çekiciydi.

    Mesela, tahliye olduğum dakikalarda Marmara Ceza İnfaz Kurumu’na getirilen Engin Polat’ın tam karşımdaki koğuşa konulduğunu koğuş komşumdan duydum!

    Silivri’de uyandığım ilk sabah, cezaevinin ‘Şampiyonlar Ligi’ adıyla tanımlandığını öğrendim. Açıldığından beri pek çok ünlünün kalması ve yine birçok tanınan ismin halen cezaevinde bulunması nedeniyle bu isim verilmiş meğerse.

    İster Şampiyonlar Ligi olsun, ister olmasın; beş günlük zorunlu konaklamayı tamamlayıp evime, işime ve sevenlerimin yanına döndüğüm için fazlasıyla mutluyum.

    Bu arada merak edenler için; mesleğe de kaldığım yerden devam, elbette…”

    Yazının tamamı için…

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Şardan operasyonunun perde arkası: Çağlayan Adliyesi’nde o gece neler yaşandı?

    Şardan operasyonunun perde arkası: Çağlayan Adliyesi’nde o gece neler yaşandı?



    İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) yargıdaki rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla ilgili 6 Ekim’de gönderdiği şikayet mektubu, ‘dilekçe savaşlarını’ başlattı. Bu savaşa, hakim Sidar Demiroğlu ile Adalet Komisyonu Başkanı Bekir Altun da katıldı. Demiroğlu ve Altun, 16 ve 27 Ekim’de Uçar’ın şikayet mektubuna cevap niteliğinde iki dilekçe yazdı. Dilekçelerde, Uçar hakkında da bir takım iddialar yer aldı.

    OPERASYON İSTANBUL’DAN

    Gazete Duvar’dan Can Bursalı’nın haberine göre; ‘dilekçe savaşları’ sürerken, T24 yazarı Tolga Şardan’ın 30 Ekim’i 31 Ekim’e bağlayan gece yarısı “MİT’in Cumhurbaşkanlığı’na sunduğu ‘yargı raporu’nda neler var?” başlıklı yazısı yayınlandı. Yazıda, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bir rapor hazırladığı belirtiliyor, yargıdaki çürüme iddialarının merkezinde İstanbul Bakırköy Adliyesi olduğuna vurgu yapılıyordu.

    Yazıda, Cumhurbaşkanı’nın rapordan sonra özellikle bir isim nedeniyle hayal kırıklığı yaşadığına dikkat çekiliyor ancak o isme açık olarak yer verilmiyordu. Yazı yayınlandıktan bir gün sonra, 1 Kasım’da Tolga Şardan’ın evi basıldı, dijital materyallerine el konuldu, gözaltına alındı ve çıkarıldığı mahkemede SEGBİS’le alınan ifadesinin ardından tutuklandı.

    Yargı ve güvenlik konularında ülkedeki en deneyimli isimlerin başında gelen bir gazetecinin ses getiren yazısında doğrudan veya dolaylı olarak bahsi geçen MİT, Cumhurbaşkanlığı, HSK ve Adalet Bakanlığı’nın şikayetçi olabileceği, Şardan’ın gözaltına alındığı ilk dakikalarda konuşulan iddialar arasında yer alıyordu.

    İSTANBUL’A NAKLEDİLDİ

    Oysa, Ankara’da ikamet eden Şardan’ın ifadesi SEGBİS’le alındı çünkü soruşturmayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı başlatmıştı. Adı geçen kurumlar şikayetçi olsaydı, merkezleri Ankara olduğu için soruşturmayı da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yürütecekti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından re’sen başlatılan soruşturmada, Şardan’a “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlaması yöneltildi. Üst sınırı 3 yıl hapis cezası olan bu suçlamayla tutuklanan Şardan, önce Ankara Sincan Cezaevi’ne konuldu. Aradan 24 saat bile geçmeden İstanbul’a nakli gerçekleştirilen Şardan, Can Atalay, Osman Kavala, Selçuk Kozağaçlı gibi siyasi tutukluların hapsedildiği Silivri (Yeni adıyla Marmara) 9 No’lu Cezaevi’ne konuldu.

    Cezaevi kapısını açan yazının yayınlanmasının üzerinden geçen yaklaşık 40 saat sonra yapılan operasyonun şifreleri ise, Şardan’ın 5 günlük tutukluluğunun sona ermesinin ardından gün yüzüne çıkmaya başladı.

    GECE YARISI KALEM PERSONELİNE TALİMAT

    Gazete Duvar’ın yargı kaynaklarından edindiği bilgilere göre, Şardan hakkında soruşturma başlatan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koridorlarında, yazının yayınlanmasından tam 26 saat sonra, 31 Ekim’i 1 Kasım’a bağlayan gece hareketlilik başladı. Başsavcılığın kalem personeline gece saat 02.00 sularında ‘Adliyeye gel’ talimatı verildi. Bu talimat üzerine kalem personeli görev yerine geldi. Olağanüstü durumlar dışında kapalı olan Çağlayan Adliyesi’nin ışıkları, o gece yanıyordu.

    ‘ANKARA BİRKAÇ SAAT DAHA BEKLESİN’

    Şardan’a yönelik operasyon için kararlar yazdırıldı ancak soruşturmanın re’sen mi olacağı yoksa yazının muhatabı olan kurumların şikayetiyle mi başlatılacağı konusunda belirsizlik hakimdi. Bu belirsizlik, personelin çağrılmasının üzerinden 10 saat geçmesine rağmen, saat 12.00 sularında da sürüyordu. Hatta, kendi dosyasındaki işlemle ilgili imza için başsavcı vekilinden imza bekleyen bir yargı mensubu, o sırada düzenlenen toplantıya şahit oldu. Toplantıyı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ile üç başsavcı vekili düzenliyordu. Yargı mensubunun aktardığına göre, Yılmaz’ın bulunduğu odadan çıkan başsavcı vekili, sekreterine “Ankara’yı arayın, birkaç saat daha beklesinler” talimatı verdi.

    YAZIDAN 40 SAAT SONRA GÖZALTI

    Çağlayan Adliyesi’ndeki gece trafiği ve ‘Birkaç saat daha beklesinler’ talimatı, 1 Kasım günü saat 14.25’te anlam kazandı. Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şubesi’nde görevli polisler, 1 Kasım saat 14.25’te Tolga Şardan’ın evine gitti. Ekiplerin hemen ardından evine ulaşan Şardan’a gözaltı kararı tebliğ edildi, dijitallerine el konuldu. Çıkarıldığı mahkeme, 1 Kasım saat 17.00 sularında Şardan’ı tutukladı. Yani, yazı yayınlandıktan 26 saat sonra başlayan hareketlilik, 41. saatte Şardan’ın hapse atılmasıyla sonlandı.

    ERDOĞAN’IN HAYAL KIRIKLIĞI

    Şardan, 5 günlük tutuklu kalmasına neden olan yazıda, raporu gören Cumhurbaşkanı’nın bir yargı mensubu hakkındaki isnatlar nedeniyle hayal kırıklığına uğradığına işaret ediyor ve şu ifadeleri kullanıyordu:

    “Hatta Erdoğan’ın kendisine iletilen bilgiler kapsamında, İstanbul’da görevli üst düzey bir yargı mensubu ile ilgili aktarılan veriler sonrasında ‘hayal kırıklığı’ yaşadığını ifade ettiği ve söz konusu yargı mensubuna çok sinirlendiği belirtiliyor.”

    ‘BAŞSAVCI YILMAZ HAKKINDA DA KİMİ İDDİALAR BULUNMAKTADIR’

    Soruşturmayı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı re’sen başlatmıştı. Yazının muhatabı olan kurumların herhangi bir şikayeti yoktu. Yazı yayınlandıktan yaklaşık 38 saat sonra, yapılan operasyonda suçlama “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” olabilmişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda görevli Hakan Aksoy tarafından Ankara’dan SEGBİS’le ifadesi alınan Şardan, kendisine isnat edilen suçu işlemediğine dair örnek verirken şu kritik ifadeleri kullanmıştı:

    “Eğer ben TCK 217. madde hükmüne aykırı hareket eden gazeteci olsaydım, söz konusu yazı içinde ulaştığım ama teyidini alamadığım ham bilgileri de kullanabilirdim. Hatta şunu söyleyeyim, bu bilgiler için İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Şaban Yılmaz ile ilgili de kimi iddialar bulunmaktadır. Dolayısıyla ben art niyetli hareket eden gazeteci olsaydım, tecrübesiz bir gazeteci olsaydım, bugün kamu görevlilerinin kişi hak ve özgürlüklerine yönelik de hareket etmiş olurdum.”

    ‘HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATAN YILMAZ MI?’

    Şardan’ın tutuklanmadan hemen önce söylediği bu sözler, “Erdoğan’ın hayal kırıklığına Şaban Yılmaz mı sebep oldu?” sorusunu da beraberinde getirdi. Bu soruyu soranlardan biri de deneyimli gazeteci Murat Yetkin’di. Şardan tutuklandıktan sonra kişisel internet sitesinde kaleme aldığı yazıda “Acaba Şardan’ın yazısında teyit alamadığı için yazmadığı isim, savcılığa ifade verirken andığı İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz mıydı, değil miydi?” sorusunu soran Yetkin, cevabı Adalet Bakanlığı’nda ve Bakan Yılmaz Tunç’un başkanlığını yaptığı HSK’nın Başsavcı Şaban Yılmaz’la ilgili soruşturma açıp bulması gerektiğine işaret ediyor.

    DİJİTALLERE YAZININ KAYNAĞI İÇİN Mİ, KİŞİSEL MERAK İÇİN Mİ EL KONULDU?

    Şardan’ı hapishaneye gönderen yazıdan sonra yapılan operasyonda el konulan dijitallerin ise Ankara’dan İstanbul’a getirilip getirilmediği ise hala bir muamma. Dijitallere “MİT’in Cumhurbaşkanlığı’na sunduğu ‘yargı raporu’nda neler var?” başlıklı yazının kaynağının bulunması için mi, suç unsuru arandığı için mi yoksa kişisel merak nedeniyle mi el konulduğu soruları da henüz yanıt bulmuş değil.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP Kurultayı’nı takip eden gazetecilerden Tolga Şardan’a destek

    CHP Kurultayı’nı takip eden gazetecilerden Tolga Şardan’a destek



    CHP 38. Olağan Kurultayı’nı takip eden gazeteciler, tutuklu gazeteci Tolga Şardan’a destek olmak için “Biz gazeteciyiz”, “Gazetecilik yapıyoruz o kadar” yazılı kokartları yakalarına taktı.

    Kurultayı bugün Ankara Spor Salonu’nda takip eden gazeteciler, tutuklu T24 yazarı, gazeteci Tolga Şardan ile dayanışma göstermek adına “Biz gazeteciyiz”, “Gazetecilik yapıyoruz o kadar” yazılı kokartları yakalarına taktı. ÇGD Ankara Şubesi, dayanışma gösteren gazetecilerin fotoğraflarını paylaştı.

    ÇGD Ankara Şubesi’nin X (Twitter) hesabından yapılan açıklama şöyle:

    “Tutuklu meslektaşımız Tolga Şardan’ın sözünü, gazeteciler olarak çalıştığımız alanlara taşıyoruz. Biz gazeteciyiz. Kamuoyunu bilgilendirmek için mesleğimizi yapmaya devam edeceğiz. Tolga Şardan’ı serbest bırakın.”

    NE OLMUŞTU?

    Gazeteci Tolga Şardan, “MİT’in Cumhurbaşkanlığı’na sunduğu ‘yargı raporu’nda neler var?” başlıklı yazısı gerekçe gösterilerek tutuklanmış, Şardan “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddiasıyla suçlanmıştı.

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***