Etiket: Terörizm

  • Sudan’da hükümet, Ömer el Beşir döneminde Hamas’a verilen desteği kesti

    Sudan’da hükümet, Ömer el Beşir döneminde Hamas’a verilen desteği kesti


    Sudan’da Ömer el Beşir sonrası iktidara gelen hükümet, daha önce din ile devleti birbirinden ayırıp 30 yıllık İslami yönetimi sona erdirdikten sonra Hamas’a olan desteğini de sonlandırdı.

    Devrik lider Ömer el Beşir zamanında Hamas’a verilen güçlü destek, yeni hükümetle birlikte son buldu. Sudan’da yaklaşık 30 sene boyunca Cumhurbaşkanlığı görevinde bulunan el Beşir iktidarda kaldığı süre boyunca, Hamas’a açıktan destek vermiş ve Hamas’ın liderleriyle yakın ilişkilerde bulunmuştu.

    Sudan’da 2019’dan bu yana iki yıllık süre içerisinde Hamas ile bağlantılı olduğu belirtilen ondan fazla şirketin varlıklarına el konuldu. Batılı istihbarat servisleriyle birlikte belirlenen finans kaynakları arasında emlak şirketleri, büyük holdinglerdeki ortaklıklar, oteller, döviz büroları, televizyon kanalları ve bir milyon hektardan fazla tarım arazisi bulunuyor.

    Bu şirketlerin Hamas’a uzun yıllar boyunca önemli bir gelir sağladığı düşünülüyor.

    Ömer el Beşir’in 2019 yılında devrilmesi sonrası yönetimi ele geçiren yeni iktidar, Batı yanlısı politikalar izlemeye başladı. Bu süreçte ABD’nin ‘terörü destekleyen ülkeler’ listesinden çıkarılan Sudan hükümetinin, yaklaşık 50 milyar dolarlık borcu da silinme ya da ertelenme aşamasında.

    Sudanlı ve Filistinli analistler, bu gelişmenin Filistin hükümetinin paramiliter kolu Hamas üyelerinin ve destekçilerinin yaşayabileceği, para toplayabileceği, İran yapımı silahların ve fonlarını Gazze Şeridi’ne kanalize edebileceği yabancı bir üssü kaybettiğini ifade ediyor.

    “Hamas’a destek veren şirketlere imtiyazlar sağlandı”

    Adı açıklanmadan Reuters’e konuşan eski bir Sudanlı yetkili, Hamas’a destek veren söz konusu şirketlere ülkedeki ihalelerde ayrıcalıklar tanındığı, vergi affı getirildiği ve Gazze bölgesine sınırsız bir şekilde para transferi yapmalarına izin verildiğini söyledi.

    El Beşir yönetiminin 2019’da devrilmesi sonrası Hamas’a maddi destek verilmesinde kilit görevi üstlenen Sudan’daki bazı kişilerin ellerindeki nakit varlıklarla Türkiye’ye kaçtığı, ancak söz konusu şirketlere ait mal varlıklarının yüzde 80’inin Sudan’da kaldığı ifade ediliyor.

    Sudan’da yeni hükümet geçtiğimiz nisan ayında 1958’den beri yürürlükteki İsrail’i boykot yasasını iptal kararı almış ancak bağımsız Filistin devletinin kurulmasını öngören iki devletli çözümdeki tutumunun sabit olduğunu açıklamıştı.

    Asıl adı İslami Direniş Hareketi olan ve Filistin Parlamentosu’nda seçimle mecliste çoğunluğu elinde bulunduran Hamas, ABD, AB ve birçok Batılı ülke tarafından terör örgütü olarak kabul ediliyor.

    1987 yılında Şeyh Ahmed Yasin, Abdülaziz el Rantisi ve Muhammed Taha tarafından Mısır’daki Müslüman Kardeşler örgütünün Filistin kanadı olarak kurulan Hamas, sadece bir sene sonra İsrail’i tanıması sebebiyle Filistin Kurtuluş Örgütü ile ters düşerek farklı bir siyasi politika belirlemişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HRW: 11 Eylül sonrası yargılama süreci küresel insan hakları ihlalleri dalgası yarattı

    HRW: 11 Eylül sonrası yargılama süreci küresel insan hakları ihlalleri dalgası yarattı


    İnsan hakları İzleme Örgütü (HRW) 11 Eylül’ün ardından başta dönemin ABD Başkanı Bush yönetimiyle başlayan terörle mücadele yöntemlerinin adaletsiz bir “adalet” sistemi yarattığına dikkat çekti.

    HRW, yargılama süreçlerin küresel insan hakları ihlalleri fırtınasına neden olduğunu ve bazı siyasi liderlerin de bu fırtınayı arkasına aldığını belirtti.

    Örgütün Genel Başkanı Kenneth Roth kaleme aldığı yazıda, tüm dünya için büyük bir trajedi olduğunu belirttiği 11 Eylül saldırıları sonrasında küresel olarak özellikle Müslümanların terörün birincil kurbanları haline geldiğini söyledi.

    Bush yönetimiyle başlayan “kötü terörle mücadele yönetimi” sonrasındaki insan haklarına yönelik kayıtsızlığın etkisinin diğer kıtalarda da görüldüğünü belirten Roth, “Acımasız yöneticiler, kitlesel tacizden kurtulmanın en iyi yolunun onu ‘terörizmle’ mücadele olarak etiketlemek olduğunu anladılar” ifadelerini kullandı.

    Çin, Türkiye, Mısır ve İsrail’e eleştiri

    Roth, “Çin hükümeti bu etiketi 1 milyon Uygur ve diğer Türk Müslümanları İslam’ı, kültürlerini ve dillerini terk edene kadar Sincan’da gözaltına almak için kullanıyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdel Fattah el-Sisi, tipik olarak mutlak bir delil olmamasına rağmen, bu gerekçeyle on binlerce kişiyi gözaltına aldı. İsrail hükümeti bunu 14 yıldır Gazze halkının kapatılmasını ve periyodik olarak bombalanmasını haklı çıkarmak için kullanıyor” dedi.

    Yazıda aynı zamanda acımasız işkence yöntemlerinin “gelişmiş sorgulama teknikleri” ile örtbas edildiği vurgulandı.

    ABD’nin işkencenin kamuoyuna açıklanmamasını ve cezasız kalmasını sağlama arayışının da 11 Eylül saldırılarının planlayıcısı olduğu iddia edilen beş kişiden hiçbirinin yargılanmamasının ana nedeni olduğu aktarıldı.

    İnsan Hakları İzleme Örgütünün Genel Başkanı Kenneth Roth, 11 Eylül saldırılarının yirminci yıl dönümün, terörü kınama ve kurbanları hatırlama ama aynı zamanda ABD hükümetinin yanlış politikalarını yeniden değerlendirmek için bir fırsat olduğunu belirtiyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Pentagon: Taliban hızla ilerliyor, Afganistan’daki güvenlik durumu hiç iyiye gitmiyor

    Pentagon: Taliban hızla ilerliyor, Afganistan’daki güvenlik durumu hiç iyiye gitmiyor


    ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Afganistan’da Taliban örgütünün son bir buçuk ayda 6 şehir merkezinde kontrolü eline geçirdiğini ve “ülkedeki güvenlik durumunun hiç iyi yönde gitmediğini” açıkladı.

    Pentagon sözcüsü John Kirby, gelişmelerden dolayı ABD’nin büyük endişe duyduğunu belirterek, Afganistan kolluk kuvvetlerinin terörle mücadelede oldukça etkin olduğunu kaydetti.

    Kirby, “Savunmaları gereken ülke onların. Şimdi büyük bir çaba sarf etmeleri gerekiyor. Şehir merkezlerinde yaşayanlar onların vatandaşı. Şu anda teröre karşı mücadele edip yavaş yavaş liderliği ellerine almaları gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

    Afganistan Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamadaysa yaptığı ülkenin güneyindeki Kandahar vilayetinin Dand, Zirey ve merkez ilçelerinde Taliban’a karşı hava saldırısı düzenlendiği kaydedildi.
    Saldırılarda 47 Taliban üyesinin öldürüldüğü, 25 militanın da yaralandığı bildirildi.

    Açıklamada, saldırıda Taliban’a ait 2 sığınak, 1 araç, çok sayıda silah ve mühimmatın imha edildiği kaydedildi.

    Samangan vilayetinin merkezi Aybek şehri Taliban kontrolüne geçti

    Afganistan’ın kuzeyinde bulunan Samangan vilayeti İl Şura Vekili Muhammed Haşim Serveri, Taliban militanlarının pazartesi gece saatlerinde Aybek şehrine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığını söyledi.

    Çatışmaların ardından öğleden sonra vilayet merkezinin Taliban’ın eline geçtiğini ifade eden Serveri, güvenlik güçlerinin kent merkezinden geri çekildiğini belirtti. Serveri, Samangan’ın 7 ilçesinden 3’ünün hükümet güçlerinin kontrolünde bulunduğunu kaydetti.

    Taliban’ın kuzey vilayetlerine yönelmesi

    ABD’nin Afganistan’daki askeri güçlerini çekme kararının ardından saldırıları zirve noktaya ulaşan Taliban, ülkenin Orta Asya ile bağlantısını sağlayan kuzey vilayetlerinin merkezlerini de peşi sıra ele geçiriyor.

    ABD ile Taliban arasında imzalanan Doha anlaşmasına göre, NATO güçlerinin son çekilme tarihi olan 11 Eylül 2021’den önce vilayet merkezlerine saldırmayacağını ilan eden Taliban, ABD hava saldırılarını gerekçe göstererek vilayet merkezlerine yöneldi.

    Taliban, son 4 günde biri ülkenin güney batısında, diğer beşi kuzey ve kuzey doğuda olmak üzere toplam 6 vilayet merkezini Afgan hükümet güçlerinden aldı.

    Taliban ele geçirdiği illerde mahkumları serbest bırakıyor

    Afgan hükümeti, 34 vilayet merkezinden 28’ini halen kontrolünde tutuyor. Taliban’ın kontrolüne girdiği yerlerdeki ilk icraatlarından biri, cezaevlerinde bulunan tüm mahkumları serbest bırakmak oluyor.

    Taliban güçlerinin kuzeydeki son ilerleyişleri ile yine Afganistan’ın önemli şehirlerinden olan Mezar-ı Şerif çevrelenmiş oldu. Özbekistan sınırındaki Belh vilayetinin merkezi Mezar-ı Şerif, Tacik, Peştun, Özbek, Türkmen ve Hazaraların yoğun olarak yaşadığı yaklaşık 700 bin bin nüfusa sahip.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yeni Zelanda, IŞİD bağlantılı kadın ve iki çocuğunun Türkiye’den iadesini kabul etti

    Yeni Zelanda, IŞİD bağlantılı kadın ve iki çocuğunun Türkiye’den iadesini kabul etti


    Yeni Zelanda geçen yıl Avustralya’nın çifte vatandaşlığını iptal ettiği IŞİD terör örgütü bağlantılı bir kadının ve iki küçük çocuğunun iadesini kabul edeceğini duyurdu.

    Pazartesi günü yapılan açıklamada ismi Suhayra Aden olarak tanımlanan Yeni Zelanda doğumlu kadının altı yaşındayken Avustralya’ya taşındığı ve 2014’te Suriye’ye gidene kadar orada yaşadığı belirtildi.

    O ve çocukları, bu yılın başlarında Suriye’den Türkiye’ye girmeye çalışırken yakalandılar ve göçmen merkezinde tutuldular. Türk makamları, Yeni Zelanda’nın aileyi iade almasını talep etmişti.

    Yeni Zelanda konuyu hafife almadı ve Başbakan Jacinda Ardern, Wellington’daki kabine toplantısından sonra yaptığı açıklamada, “Uluslararası sorumluluklarımızı ve konuya çocukların dahil olduğu gerçeğini de aklımızda tutarak bu meseleyi değerlendirdik. Eğer bu kişinin vatandaşlığını biz de iptal etseydik 26 yaşındaki bu genç anne ve çocukları devletsiz kalacaktı. Avustralya da vatandaşlıktan çıkardığına göre onlar Türkiye’nin değil artık bizim sorumluluğumuz.” dedi.

    Aden’i vatandaşlıktan çıkaran Avustralya Başbakanı Scott Morrison ise 2020 yılında yaptığı açıklamada “Terörist örgütlerle birlikte savaşmış olan teröristler vatandaşlık haklarından feragat etmiş olurlar” demişti.

    Avustralyayı sorumsuzlukla suçlamıştı

    Ardern daha önce Avustralya’yı davada ‘sorumluluktan vazgeçtiği’ için eleştirmiş ve Yeni Zelandalılar için riski en aza indirmek için ‘büyük özen’ gösterildiğini açıklamıştı.

    Aileyi eve getirmek için düzenlemeler veya zamanlama ile ilgili ayrıntılar güvenlik nedeniyle halka açıklanmadı.

    Türk makamları, kadının IŞİD üyesi olduğunu ve Interpol’ün ‘mavi uyarı’ listesinde olduğunu söyledi.

    İnterpol bir kişinin bir suçla ilgili kimliği, konumu veya faaliyetleri hakkında ek bilgi toplamak için devletlere “mavi uyarı” veriyor.

    Ardern kadının Yeni Zelanda’ya döndükten sonra bir terör örgütüyle bağlantısı olup olmadığına ilişkin Yeni Zelanda yasalarına göre soruşturulmayı bekleyeceğini ancak bunun artık polisin meselesi olduğunu söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bahçeli: Anayasa Mahkemesi’nin Gergerlioğlu kararı terörizme örtülü destektir

    Bahçeli: Anayasa Mahkemesi’nin Gergerlioğlu kararı terörizme örtülü destektir


    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Anayasa Mahkemesinin, HDP’li Gergerlioğlu hakkında vermiş olduğu hak ihlali kararı, milletin hakkına riayet ve hürmet değil, terörizme örtülü destektir” dedi.

    Bahçeli, sosyal medya hesabı Twitter’dan HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun yeniden milletvekilliği vasfını kazanmasıyla ilgili kararın TBMM Genel Kurulunda okunmasına ilişkin açıklama yaptı.

    Anayasa’nın 14’üncü maddesine göre, Anayasa’da yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbirinin, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağını anımsatan Bahçeli şöyle devam etti:

    “Hakkın kötüye kullanımı haksızlıktır, bu haksızlığı aklamak, temize çıkarmak adalet ilkelerine kastetmek, hukukun evrensel kaidelerine kara çalmaktır. Bunun yanında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 17’nci maddesini açın bakın, görüp göreceğiniz de aynısıyla budur. Hak, insanın ve insanlığın onurudur. Bu onurun çiğnenmesi, bu onura gölge düşürülmesi aynı zamanda insana yapılabilecek en vahim kötülüktür. Hak ile haksızlık yer değiştirilirse, yani haklı olana haksız, haksız olana da haklı muamelesi yapılırsa dünyanın temelleri sarsılır. Özellikle ve altını çizerek ifade etmeliyim ki terör örgütü propagandası yapmanın hakkı olamaz, haklı yanından bahsedilemez. İnsanın malına, canına, varlığına husumet duyan terör örgütlerini düşünce planında bile olsa savunmaya kalkışmak, işlenmiş suçlara taammüden iştiraktir”.

    Tüm yargı kurumlarının görevinin, hakkı ve hukuku her makam ve mevki karşısında korumak, hiçbir dayatma ve telkine aldırmadan millet nam ve hesabına güvence altında tutmak olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Bölücünün hakkı olmaz, teröristin hakkı olmaz, ihanetin hakkı olamaz. Lafım Anayasa Mahkemesinedir. Hak, çok geniş cepheli bir değerdir. Bu değerin yalnızca bir tarafını görmek hiçbir şeyi görmemektir. Anayasa Mahkemesinin, HDP’li Gergerlioğlu hakkında vermiş olduğu hak ihlali kararı, milletin hakkına riayet ve hürmet değil, terörizme örtülü destektir” ifadesini kullandı.

    “Tam bir haksızlık vücut bulmuştur”

    Mahkumiyet kararının 17 Mart’ta TBMM’de okunmasıyla milletvekilliğinin düşen Gergerlioğlu’nun 2 Nisan’da Sincan 2 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumuna konulduğunu hatırlatan Bahçeli şöyle devam etti:

    “Çok geçmeden devreye giren Anayasa Mahkemesi, bu bölücünün ‘seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkıyla ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğine, üstelik de bu şaibeli şahsa 30 bin lira manevi tazminat ödenmesine’ hükmetmiştir. Yani tam bir haksızlık vücut bulmuştur.”

    Anayasa Mahkemesi ile ilgili görüşlerinin değişmediğini belirten Devlet Bahçeli şunları kaydetti:

    “Bu mahkemenin yeni ve sivil nitelikli bir anayasa yazımıyla yeni baştan yapılandırılması, millet vicdanının yegane arzu ve beklentisidir. Bu kervan böyle gitmez, bu devran bu şekilde süremez. Anayasa Mahkemesi, büyük Kürdistan’ı hak olarak görüyor mu? PKK’lı teröristler toplanıp müracaat etseler onları da hak ihlali şemsiyesi altına alacak mı? O halde, Karma Komisyon’da bekletilen dokunulmazlık dosyalarını görüşmeye ve karara bağlamaya ne gerek var?

    HDP’li Gergerlioğlu, hakkındaki kararın bugün TBMM’de okunmasıyla tekrar milletvekilliğine dönmüş, Genel Kuruldaki sırasına oturmuştur. Ama yok sayılan hak ve hukuk olmuştur. Hakikaten derin ızdırap verici bir süreç maşeri vicdanı kanatmıştır. Sebep olanlar utanmalıdır. Cezaevinden çıkar çıkmaz ‘Nerede kalmıştık’ diye soran Gergerlioğlu’nu heyecanla alkışlayanlar PKK’lı ve FETÖ’cü alçaklardı. Kaldığı yer melanetin yeriydi, rezaletin iniydi, karanlığın meskeniydi. Artık oradan devam etmesinin önü de Anayasa Mahkemesi tarafından açılmıştır.

    Açılan bir şey zamanı geldiğinde kapatılır. Bu hesap da elbet bir gün muhataplarına sorulur. Hak zayi olmaz, heba olmaz, gecikse bile hakkın teslimi eninde sonunda tarafını ve yerini bulur. Anayasa Mahkemesi Başkanı’na tavsiyem, bu sözlerimi aklından çıkarmamasıdır.”

    Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar.

  • Taliban, İran sınırındaki kilit şehir İslam Kala ve gümrük kapısında kontrolü ele geçirdi

    Taliban, İran sınırındaki kilit şehir İslam Kala ve gümrük kapısında kontrolü ele geçirdi


    Afganistan’da Taliban örgütü, İran sınırında stratejik açıdan kilit öneme sahip İslam Kala şehrinde kontrolü ele geçirdiğini duyurdu.

    Taliban üyeleri son paylaştıkları sosyal medya mesajında ülkenin yüzde 85’inin kontolünü de aldıklarını öne sürdü.

    Afganistan İçişleri Bakanı Tarık Arian yaptığı açıklamada İran sınırındaki İslam Kala’nın Taliban’a geçtiğini doğrularken, güvenlik güçlerinin bölgede konuşlandığını şehri geri alma çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

    ABD’nin haziran ayı içerisinde Amerikan ve NATO askerlerinin büyük bir bölümünü Afganistan’dan çekmesinin ardından Taliban örgütünün ülkedeki hızlı ilerleyişi de devam ediyor. Taliban yaptığı açıklamada Afganistan’daki 400’den fazla şehrin 3’te 1’inde kontrolü eline geçirdiğini açıklarken son olarak İran sınırı üzerinde hakimiyet sağladı.

    Taliban sözcüsü Zabihullah Mucahit merkeze 120 kilometre uzaklıkta bulunan İslam Kale Sınır Kapısı geçişlerinin de artık örgüt yönetiminde yapıldığını açıkladı.

    Taliban, haziran ayının son haftasında başlattığı saldırılarda Özbekistan ve Tacikistan sınırındaki ilçelerin tamamına yakınını aldı. Özbekistan’a açılan en önemli ticaret güzergahı olan Hayratan Sınır Kapısı’nı iki yönden kuşatan Taliban, güney batıdaysa Gazni vilayetine yoğunlaştı.

    Taliban, Badahşan, Tahar, Gazni, Herat ve Vardak gibi önemli şehirlere de şiddetli saldırılarla baskısını artırdı. Taliban kontrolündeki ilçe merkezi sayısının da 200’ü geçtiğini açıklamıştı. Taliban’ın şehir merkezleri yerine bu kentlerin ilçelerine saldırmasıysa dikketi çekiyor.

    Rusya’dan Afganistan’daki taraflara sükunet çağrısı

    Öte yandan Taliban örgütünün İslam Kala’nın kontrolünü ele geçirmesinin ardından Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama geldi.

    Moskova, Afganistan’da Taliban ve Kabil hükümeti güçlerine itidal çağrısı yaparken, Rusya liderliğindeki CSTO askeri kuvvetlerinin sınırlardaki saldırgan ve provokasyonları önlemek için harekete geçeceğini bildirdi.

    Biden: Kabil muhtemelen ülkenin konrolünü sağlayamayacak

    ABD Başkanı Joe Biden, perşembe akşamı Amerikan askerlerinin Afganistan’daki görevinin 31 Ağustos’ta sona ereceğini açıklamış ve orduyu “hızlı ve güvenli” bir şekilde geri çekeceklerini söylemişti.

    Biden, başka bir Amerikan neslini savaş için Afganistan’a göndermeyeceğini belirterek, Kabil merkezi hükümetinin Taliban örgütüne karşı muhtemelen ülkedeki kontrolü “sağlayamacağını” açıklamıştı.

    Biden önderliğindeki Washington hükümeti, nisan ayında yaptığı açıklamayla Afganistan’daki tüm askeri birliklerini çekeceklerini açıklamış ve 20 yıl süren ABD işgaline son vereceklerini duyurmuştu. ABD resmi olarak ilk askerlerini mayıs ayında geri çekmişti.

  • AB: Terör içeriklerini bir saat içinde internetten kaldıracak düzenleme yürürlüğe girdi

    AB: Terör içeriklerini bir saat içinde internetten kaldıracak düzenleme yürürlüğe girdi


    Avrupa Birliği’nin terör içerikli paylaşımların çevirimiçi ağlardan 1 saat içinde kaldırılmasını öngören yasal düzenlemesi yürürlüğe girdi.

    Kuralların, ifade ve bilgi özgürlüğü gibi temel haklara tam saygı gösterilmesini sağlamak için güçlü güvenceler içerdiği kaydedildi.

    Sosyal medya platformları veya internet siteleri gibi internet üzerindeki oluşumlarda yapılan terör içerikli paylaşımların, AB ülkelerinin ilgili makamlarının talebi olması halinde 1 saat içinde kaldırılması gerekecek.

    İçişleri Komiseri Ylva Johansson, düzenlemeyle ilgili: “Terörist içeriğin derhal kaldırılması, teröristlerin saldırıları teşvik etmek ve suçlarını yüceltmek için interneti kullanmalarını durdurmak için çok önemli. Kurbanları ve ailelerini terörle karşı karşıya kalmaktan korumak da aynı derecede önemli.” ifadelerini kullandı.

    Yasal düzenleme, terör içeriğinin kaldırılmasının yanı sıra terör örgütlerinin propagandasının yayılmasını, terör faaliyetlerinin yönlendirilmesini, radikalleşmeyi ve örgütlerin eleman devşirmesini engellemeyi amaçlıyor.

    AB Komisyonu, yasal düzenlemeyi bazı AB ülkelerinde son yıllarda düzenlenen terör saldırılarının ardından hazırlamaya başlamıştı. AB içinde internet üzerinden hizmet sunan platformlar ve üye ülkelerin yasal sürece uyumlu hale gelmeleri için bir yıl süreleri bulunuyor.

    Yeni Zelanda’daki cami saldırını hatırlattı

    Düzenlemeyi “çığır açan kurallar” olarak tanımlayan AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Margaritis Schinas, Christchurch’teki cami saldırısındaki ihmalleri hatırlattı:

    “Bu çığır açan yeni kurallarla, çevrimiçi terör içeriklerinin yayılmasını önlüyor ve AB’nin Güvenlik Birliği’ni gerçeğe dönüştürüyoruz. Şu andan itibaren, çevrimiçi platformların terörist içeriği web’den çıkarmak için bir saati olacak ve bu, Christchurch’teki gibi saldırıların ekranları ve zihinleri kirletmek için kullanılmamasını sağlayacak. Bu, Avrupa’nın terörle mücadele ve radikalleşme karşıtı tepkisinde büyük bir dönüm noktası.”

    İnternetteki platformların terör içeriği paylaşımı yapılması halinde çok hızlı tedbir alması talep edilecek. Bu tedbirlerin temel hakları, özellikle de ifade özgürlüğünü koruması istenecek.

    Hem AB ülkeleri hem de internet platformları kaldırılan içeriklerle ilgili yıllık şeffaf raporlar hazırlayacak. Yanlışlıkla kaldırılan içerikler de hemen tekrar yüklenecek.

    Canlı yayınlara müdahale edilecek

    Yeni düzenlemeyle internet üzerindeki resim, video, yazı, ses gibi tüm paylaşımlar, bir AB ülkesinin yetkili makamı tarafından terör içeriği olarak değerlendirilirse ve kaldırılması talep edilirse 1 saat içinde silinmesi veya bu tür içeriğe tüm erişimin engellenmesi gerekecek.

    Terör suçlarının veya suça sebep olabilecek faaliyetlerin internette yapılan canlı yayınları da bu tür içerik arasında sayılabilecek.

    Terör içeriğinin tanımı ise “terör suçlarını işlemek veya bunlara katkıda bulunmak, bir terör grubunun faaliyetlerine katılmak, terör faaliyetlerini yüceltmek, terör suçlarını savunmak veya kışkırtmak” olarak belirlendi.

    AB ülkelerinin “yetkili makamları” tarafından içerik kaldırma taleplerinde gerekçenin açıkça belirtilmesi ve kaldırılması istenen paylaşımın neden terör içeriği olarak değerlendirildiğinin detaylı şekilde açıklanması gerekecek.

    Ağır cezalar verilebilecek

    Bu tür içeriğin tespiti ve kaldırılması için otomatik tanımlama teknolojilerinin kullanılması için bir yükümlülük bulunmayacak. Bu tür teknoloji ve yazılımların kullanılması halinde “insanlar tarafından denetlenmesi” gerekecek.

    İçerik sağlayıcıları ve internet platformları, içerik kaldırma talebinin yeniden değerlendirilmesini talep edebilecek.

    İçerik kaldırma taleplerine uymayan platformlar veya internet sağlayıcılarına ceza verilebilecek. Cezalarda platformun büyüklüğü göz önünde bulundurulacak ve cezanın büyüklüğüne göre orantılı olması sağlanacak. Mali cezalar platformun cirosunun yüzde 4’üne kadar çıkabilecek.