Etiket: Tahliye

  • ABD’nin Afganistan’daki varlığı 20 yıl sonra bitti

    ABD’nin Afganistan’daki varlığı 20 yıl sonra bitti


    Afganistan’da bulunan son ABD güçlerinin ülkeden ayrıldığı ve Kabil Havalimanı’nın Taliban’ın kontrolünde olduğu açıklandı.

    ABD, 20 yıl önce girdiği Afganistan’dan bu gece son birliklerini tahliye ederek çekildi. Taliban kaynakları ABD’lileri taşıyan son 5 uçağın Kabil’den ayrıldığını ve tahliyenin bittiğini duyurdu.

    Bölgede bulunan gazeteciler, havalimanı çevresinde bulunan Taliban üyelerinin havaya ateş açarak ABD’lilerin ülkeden ayrılmasını kutladığını belirtti.

    ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Orgeneral Kenneth McKenzie de, ABD güçlerinin Afganistan’dan çekilme sürecinin tamamlandığını açıkladı.

    Orgeneral Mckenzie, ABD’nin Afganistan’daki 20 yıllık işgalinin tamamlandığını duyurmak üzere, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü John Kirby ile kameraların karşısına geçti

    McKenzie, “Amerikan vatandaşlarını ve savunmasız Afganları tahliye etmeye yönelik askeri misyonun sonunda, Afganistan’dan çekilmemizin tamamlandığını duyurmak için buradayım. Son C-17 uçağı 30 Ağustos’ta ABD Doğu Yakası saatiyle 15.29’da Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’ndan havalandı ve ülkede kalan son insanlı uçaklar şu anda Afganistan’ın üzerindeki hava sahasından çekiliyor.” ifadesini kullandı.

    ABD’nin işgali bitirme süreci

    29 Şubat 2020’de ABD yönetimi Katar’ın başkenti Doha’da Taliban ile yaptığı anlaşma kapsamında 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm askerlerini Afganistan’dan çekmeyi taahhüt etmişti.

    Ancak 20 Ocak 2021’de ABD Başkanı olarak göreve başlayan Joe Biden, çekilmenin 1 Mayıs tarihine yetişmeyeceğini duyurmuş daha sonra ise 11 Eylül’ün yıl dönümüne kadar çekilmenin tamamlanacağını açıklamıştı.

    Başkent Kabil’i kuşatan Taliban, 15 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin ülkeyi terk etmesinin ardından kenti çatışmasız şekilde kontrolüne almıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiltere ve Yeni Zelanda, Kabil’deki tahliyeleri sonlandırıyor

    İngiltere ve Yeni Zelanda, Kabil’deki tahliyeleri sonlandırıyor


    İngiltere, Afganistan’da İngiliz birliklerine yardımcı olan Afganistan vatandaşlarının tahliyesinde artık son aşamaya gelindiğini, halihazırda Kabil Havaalanı içinde olanların tahliye edileceğini ancak dışarıdan yeni isimlerin çağrılmayacağını bildirdi.

    Savunma Bakanı Ben Wallace, Kabil’deki tahliye işlemleriyle ilgilenen merkezin görevinin sona erdiğini belirterek şu anda Kabil Havaalanı içinde bekleyen son bin kişinin uçaklara alınacağını, bunun ötesinde ilave isimlerin tahliye edilmeyeceğini söyledi.

    Kabil Havaalanı’nı hedef alan ve çoğu Afgan sivil, en az 95 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan intihar saldırısını değerlendiren Wallace, ‘militanların Batılı güçleri Afganistan’dan çıkmaya zorladıklarını göstermek için’ daha fazla tehditlerin olabileceğini dile getirdi.

    “Ayrılma anı yaklaştıkça tehdit de büyüyecek.” diyen Bakan Wallace, Sky News’e verdiği demeçte, “Biz ayrılırken, IŞİD gibi bazı gruplar her zaman ‘ABD veya İngiltere’yi kovduklarını’ iddia eden söylemler kullanmak isteyecek.” dedi.

    Son İngiliz birliklerinin Afganistan’dan ayrılmadan önce şu anki çabaların İngiliz vatandaşlarını ve daha önce çıkması onaylanan diğer Afganları çıkarmaya odaklanacağını söyledi.

    “Bu süreçte herkesin tahliye edilememesi derin üzüntü verici bir durum.” diyen İngiliz Bakan, ayrıca 100 ile 150 kadar İngiltere vatandaşının hala Afganistan’da bulunduğunu ve bunların bir kısmının da kendi isteğiyle burada kalmak istediğini sözlerine ekledi.

    Yeni Zelanda Başbakanı Ardern: Herkesi tahliye edemedik

    Kabil Havaalanı’ndaki saldırıların ardından tahliye işlemlerini sonlandıracağını duyuran bir başka ülke de Yeni Zelanda oldu.

    Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, kaç kişinin geride kaldığından veya bunların kaçının Yeni Zelanda vatandaşı, ikametgah veya vize sahibi olduğundan henüz emin olmadığını söyledi. Ordunun son günlerde insanları bulmak için büyük çaba sarf ettiğini belirten Ardern, “Yeni Zelandalı olan veya Yeni Zelanda ile çalışan mümkün olduğunca çok kişiyi ülkeye getirmek için olağanüstü çaba sarf ettik. Ancak kahredici olan, herkesi getirememiş olmamız. Şimdi, kalanlar için neler yapabileceğimize bakmamız gerekiyor.” diye konuştu.

    ABD Başkanı Joe Biden’ın 31 Ağustos’u Afganistan’daki birliklerin çekilmesi için son gün olarak ilan etmesi ve geri adım atmaması nedeniyle yabancılarla çalışan on binlerce Afgan hala ülkeden tahliye edilemedi.

    ABD’nin çıkması nedeniyle Avrupa ülkeleri de kendileriyle çalışan birçok Afgan’ı tahliye etmedi.

    Taliban yönetiminden kaçmak isteyen binlerce Afgan ise, dün yaşanan intihar saldırısına rağmen son tahliye uçaklarında yer bulabilmek için Kabil Havaalanı’na akın etti.

    İngiltere, şu ana kadar 13 bin 700 İngiltere ve Afganistan vatandaşını tahliye etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Afganistan’dan tahliye sürerken, ilk ABD birliği ülkeden ayrıldı

    Afganistan’dan tahliye sürerken, ilk ABD birliği ülkeden ayrıldı


    Afganistan’da tahliye çalışmaları son haftasında devam ederken, ABD askerlerinin bir kısmı da ülkeyi terk etti. İsminin açıklanmasını istemeyen iki yetkili, 200 kadar askerin Afganistan’dan çıktığını söyledi.

    Afganistan’dan tahliyelerin 31 Ağustos’a son bulması için Taliban ‘kırmız çizgi’ çekerken ABD Başkanı Joe Biden da bu tarihe bağlı olduğunu duyurdu. Kabil Havalimanı’ndan tahliye çalışmaları sürerken bu ülkede bulunan ABD askerlerinin ilk kısmının geri dönmek üzere ayrıldığı açıklandı.

    CNN’nin savunma kaynaklarından iki yetkiliye dayandırdığı haberine göre, ülkede bulunan 6 bin kişilik askeri güçten ilk kısmı tahliye edildi. Şu an 5 bin 800 kişilik ekibin havalimanında tahliye çalışmalarına odaklandığını söyleyen aynı yetkililer, görev gücündeki azalmanın durumu etkilemediğini savundu. Yetkililer görevin daha küçük bir ekiple yerine getirildiği durumlarda riskin azaltılması için bu yolun seçildiğini ifade etti.

    Taliban’ın Afganistan’da yönetimi ele geçirmesinin ardından tahliye çalışmalarının güvenli şekilde devam etmesi için 6 bin ABD askerinin görev yaptığı açıklanmıştı. Türk askerleri de Kabil Havalimanı’nda tahliye çalışmalarının güvenliği için çalışmalarını sürdürüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Afganistan’daki tahliyeleri sağlayan ABD askerlerinin ayrılmasından sonra ne olacak?

    Afganistan’daki tahliyeleri sağlayan ABD askerlerinin ayrılmasından sonra ne olacak?


    Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden, Afganistan’daki Amerikan askerlerini ağustos sonuna kadar çekme planına bağlı olduklarını ancak sürecin 31 Ağustos’a kadar tamamlanmasının Taliban’ın kendileriyle iş birliğini sürdürmesine, tahliye edilecek insanların havalimanına erişimini sağlamasına ve operasyonları engellememesine bağlı olduğunu söyledi. Biden, nisan ayında, Afganistan’da kalan son 2 bin 500 ABD askerini geri çekme planını açıklarken Kabil hükümetinin çökmesi sonrası risk altında bulunanları tahliye etmek için binlerce ilave asker göndermişti.

    Tahliyeler sırasında Kabil Havaalanı’nda oluşan kaotik ve tehlike saçan görüntüler ise göreve gelmesinin ardından Biden yönetimine yönelik en ağır eleştiri dalgasını beraberinde getirdi. Zira Afganların tahliyesi sırasında oluşan trajik ve dramatik görüntüler, insan hakları aktivistleri başta olmak üzere ABD’liler ve uluslararası cami tarafından sert şekilde eleştiriliyor.

    Bu tarihten sonra ne olacak?

    ABD’li yetkililer, askerler çekilmenin 31 Ağustos’a kadar tamamlanması için bu işleme en geç cuma günü başlanması gerektiğini ve sürecin birkaç gün alabileceğini belirtiyor. Kabil Havaalanı’nda konuşlu askerler arasında deniz piyadeleri ve paraşütçüler bulunuyor. Askerlerin ekipmanlarını toplayıp geri çekilmesi kuşkusuz ABD ve müttefiklerinin tahliye hızını yavaşlatacak.

    Son güne kadar kaç kişi tahliye edilir?

    Başkan Biden Salı günü yaptığı açıklamada, 14 Ağustos’tan bu yana Amerikan vatandaşları, NATO personeli ve risk altındaki Afganlar da dahil olmak üzere 70 binden fazla kişinin Kabil’den tahliye edildiğini aktardı.

    Ayrıca Biden ve diğer yetkililer, ABD’nin Afganistan’dan ayrılmak isteyen tüm Amerikan vatandaşlarının yanı sıra risk altındaki Afganların mümkün olduğunca tahliye edileceğini kaydetti.

    Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü John Kirby, Pentagon’un 31 Ağustos’a kadar ülkeden ayrılmak isteyen tüm Amerikalıları tahliye etme kabiliyetine sahip olduğunu belirtirken ABD’li yetkilileri şu ana kadar 4 bin Amerikalının bu ülkeden çıkarıldığını dile getirdi. Öte yandan tamamı büyükelçiliğe kayıtlı olmadığı için de geride kaç Amerikan vatandaşının kaldığı net olarak bilinmiyor. İlaveten Pentagon, Kabil Havaalanı’nda korumaya yardımcı olan 500 Afgan askerinin de tahliye edileceği taahüdünde bulundu.

    Geride kalanlara ne olacak?

    Mülteci yerleştirme grubu The Association of Wartime Allies‘a (Savaş Zamanı Müttefikleri Derneği) göre tercümanlar, şoförler ve ABD’lilere yardımcı olan diğer çalışanlar da dahil olmak üzere 250 bin Afgan’ın tahliye edilmesi gerekiyor. Temmuzdan bu yana sadece 62 bin kişi Afganistan’dan tahliye edildi.

    ABD Dışişleri Bakanlığı, hedefin, askerlerin çekilmesinden sonra bile risk altındaki Afganların ülkeyi terk etmesine yardımcı olmak olduğunu ve Washington’ın, bunu sağlamak için Taliban’a baskı yapacağını dile getirdi.

    “Askeri misyonun sona ermesinden sonra devam edecek şey; risk altındaki Afganlara olan bağlılığımız.” diyen Bakanlık Sözcüsü Ned Price, “Taliban’ı buna zorunlu tutacağız. Dünyanın geri kalanı da öyle. ABD ordusu çıktıktan sonra da ayrılmak isteyen kişilerin bunu yapma fırsatı olacak.” şeklinde konuştu.

    ABD ne kadar baskı kaldırabilir

    Biden yönetiminin ve benzer çizgideki diğer hükümetlerin karşı karşıya olduğu en büyük sorulardan biri, Taliban yönetimini tanıyıp tanımamak.

    Bu durumun, Taliban’ın daha önceki Afgan hükümetlerinin dayandığı dış yardıma erişip erişememesi de dahil önemli sonuçları olacak.

    Trump yönetimi tarafından imzalanan şubat 2020 tarihli anlaşma, açıkça Taliban’ın ‘ABD tarafından bir hükümet olarak tanınmadığını’ belirtiyor. Ancak Washington’ın terörle mücadele gibi bazı konularda İslamcı grupla görüşmek zorunda kalacağına dair işaretler şimdiden mevcut.

    ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns, başkent Kabil’de Taliban’ın önde gelen liderlerinden Molla Abdulgani Birader ile gizli bir görüşme yaptı.

    Reuters’a göre ABD’li yetkililer, Taliban’ın, IŞİD gibi oluşumlara karşı olduğunu ve ABD’li diplomat ve askerlerin tahliyesi boyunca örgüt yetkilileriyle temas halinde oldukları bilgisini paylaştı.

    İnsani kriz?

    Amerika Birleşik Devletleri, müttefikleri ve Birleşmiş Milletler, yaklaşmakta olan bir insani felaketle nasıl başa çıkılacağına dair karar vermek zorunda kalacak.

    BM, 18 milyondan fazla insanın, bir diğer deyişle Afganistan’ın nüfusunun yarısından fazlasının yardıma ihtiyacı olduğu uyarısında bulunuyor. Ayrıca BM, son dört yıl içinde ikinci kez baş gösteren kuraklığın ortasında 5 yaş altı tüm Afgan çocukların yarısının halihazırda akut yetersiz beslenmeden muzdarip olduğunu bildiriyor.

    Dünya Sağlık Örgütü, teslimatların Kabil havaalanındaki kısıtlamalar nedeniyle engellenmesiyle birlikte Afganistan’da yalnızca bir hafta yetecek kadar malzemeye sahip olduğunu kaydederek bu durumun koronavirüs enfeksiyonlarını artıracağı endişesini aktardı.

    Taliban, BM’ye insani çalışmaları sürdürebileceğine dair güvence verse de BM, kadın hakları ve tüm sivillere erişim konusunda ısrarcı olacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Washington, ABD için çalışan Afganların tahliyesi için bilinenden daha fazla ülkeyle görüşüyor

    Washington, ABD için çalışan Afganların tahliyesi için bilinenden daha fazla ülkeyle görüşüyor


    Taliban’ın Afganistan’da ilerleyişi sürürken ABD yönetiminin, bu ülkede Washington için çalışan Afganları geçici olarak ağırlayacak ülkelerle gizli görüşmelerde bulunduğu ortaya çıktı.

    Reuters’e konuşan ABD yönetiminden bir üst düzey yetkili, bilinenin dışında daha fazla ülke yöneticileriyle Afganların ağırlanması konusunda görüşmelerin sürdüğünü söyledi.

    Kosova ve Arnavutluk’un ABD’nin bu konuda temasta olduğu ülkeler içinde olduğu, Taliban’ın misillemesinden korkulan ABD’ye yardım etmiş Afganlıların vize sorunları çözülene kadar buralarda ağırlanması için çalışmaların sürdüğü ortaya çıktı.

    ABD’nin Kosova ve Arnavutluk’a Afganları ağırlaması için siyasi ve ekonomik yardımda bulunmayı vaat ettiği bildirildi.

    Biden yönetiminin ayrıca Afganistan’a yakın Kazakistan, Özbekistan ve Tacikistan yönetimleriyle görüşmelerde bulunduğu ancak bu konuda önemli ilerleme sağlanamadığı biliniyor.

    ABD, önceki gün Afganlara verilecek özel göçmen vizelerinin hızlandırılması için Katar’a bin kişilik personel göndereceğini açıklamıştı.

    Bu arada ABD’nin büyük bir askeri üssü bulunan Katar’da 8 bine yakın Afgan’ın ağırlanması konusundaki müzakerelerin de sürdüğü bildirildi.

    Washington, Afganistan’da ABD için tercüman, mihmandar gibi görevlerde çalışan Afganları, Taliban’ın saldırılarından korumak için ülkeye alma vaadinde bulunmuştu.

    Bu çerçevede, şu ana kadar bin 200 Afganlı ABD’ye gönderildi. Bu sayının önemli miktarda artması hedefleniyor.

    21 bin kişi özel vize için başvurdu

    Özel vize için başvuran Afganların sayısının ise 21 bini geçtiği tahmin ediliyor. ABD yetkilileri, tahliye edilecek kişilerin yakınları ile birlikte bu sayının 50 ila 80 bin arasında olacağını öngörüyor.

    Hala vize işlemlerinin tamamlanmasını bekleyen Afganları Taliban’ın saldırılarından korumak için ABD’nin geçici süreyle bu kişileri başka ülkelerde ağırlama düşüncesi içinde olduğu belirtiliyor.

    Lutheran Göçmenlik ve Mülteci Hizmetleri Başkanı yeniden yerleşim organizasyonu Krish O’Mara Vignarajah, “Müttefiklerimizi nereye tahliye edeceğimiz konusunda somut bir planın olmaması ciddi bir sıkıntı. Yönetimin verdiği vaatleri güvence altına almasının bu kadar uzun sürmesi şaşırtıcı. ” dedi.

    ABD Dışişleri Bakanlığı’nın bir yetkilisi ise yaptığı açıklamada Afganistan’dan tahliye edileceklerle ilgili endişelerin sürdüğünü belirterek, “Bu kişiler kim, Bu kişileri nereden tanıyoruz ve bunları daha sonra kim nasıl ve ne şekilde ağırlayacak ?” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rüşvet verdiği gerekçesiyle 18 aydır cezaevinde olan eski Samsung yöneticisi tahliye edilecek

    Rüşvet verdiği gerekçesiyle 18 aydır cezaevinde olan eski Samsung yöneticisi tahliye edilecek


    Devlet yetkililerine rüşvet verme suçlamasıyla hüküm giyen ve 18 aydır cezaevinde olan Güney Koreli teknoloji devi Samsung Grup’un eski Genel Müdürü Lee Jae-yong’un bu hafta içerisinde şartlı tahliye olacağı belirtildi.

    Lee Jae-yong, eski Güney Kore Devlet Başkanı Park Geun-hye’nin yakın arkadaşı Choi Soon Sil ve kardeşine 3 milyon euro rüşvet vermek ve bunun karşılığında Samsung’un ticari faaliyetleri konusunda devlet desteği aldığı gerekçesiyle toplamda 30 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

    Güney Kore Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada 2020 Ocak’tan itibaren tutuklu bulunan Lee Jae-yong’un cezasının bitmesine 1 senelik bir süre kaldığı ve şartlı tahliye edilerek geri kalan cezasını ev hapsinde geçireceği kaydedildi.

    Bakanlığın aldığı bu karar, Güney Kore’de büyük iş insanlarının ve dev ticari faaliyetlerle ilişiği olan kesimlere ayrıcalık yapıldığı gerekçesiyle bazı kesimler tarafından eleştiri oklarının hedefi oldu.

    Söz konusu kararın, rüşvet skandalı sonrası kamuoyu baskısı nedeniyle meclis kararıyla görevinden alınan eski Devlet Başkanı Park Geun-hye’nin yerine 2017’deki ara seçimlerde göreve gelen ve özel sektörle devlet yönetimi arası ilişkileri dizginleme sözü veren Devlet Başkanı Moon Jae-in’in reformist imajına da zarar verdiği ifade ediliyor.

    Adalet Bakanı Park Beom-kye, Lee Jae-yong’un cuma günü yaklaşık 800 mahkumla birlikte serbest bırakılacağını ve alınan bu şartlı tahliye kararının Covid-19 pandemisi sonrası ülkede oluşan olumsuz ekonomik durum nedeniyle alındığını açıkladı.

    Lee Jae-yong hakkındaki diğer iddialar sebebiyle yeniden hapse girebilir

    Lee Jae-yong şartlı tahliye edilecek olsa da eski Samsung yöneticisinin rüşvet skandalından ayrı olarak borsa hisselerinde manipülasyona neden olma ve denetim ihalelleri suçlamasıyla önümüzdeki günlerde Seul Merkez Bölge Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak.

    Jae yong’un bu duruşmada hüküm giymesi durumunda yeniden cezaevine girme ihtimali bulunuyor.

    5 yıl hapis cezası 2.5 yıla indirildi

    53 yaşındaki Samsung yöneticisi rüşvet skandalı sonrası 2017’de çıktığı ilk duruşmada 5 sene hapis cezasına çarptırılmış ve cezaevine gönderilmişti. Ancak Jae yong’un cezası, 11 ay hapis yatması sonrası Şubat 2018’de Seul Yüksek Mahkemesi tarafından 2.5 seneye düşürülmüş ve tutukluluk hali de ertelenmişti.

    Güney Kore Yargıtay’ı temyize giden davada nihai kararını 2019’da vermiş ve Lee’nin aldığı rüşvet cezasının hafifletildiğine kanaat getirince eski Samsung yöneticisini yeniden cezaevinin yolunu tutmuştu.

    Samsung, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, 2021’in ikinci çeyreğinde bir önceki seneye oranla karını yüzde 54 artırarak 11 milyar dolara çıktığını duyurmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiliz birlikler için çalışan Afganlar, Taliban’dan kaçıp Birleşik Krallık’a yerleşiyor

    İngiliz birlikler için çalışan Afganlar, Taliban’dan kaçıp Birleşik Krallık’a yerleşiyor


    Afganistan’daki savaş sırasında İngiliz birlikler için çalışan Afgan tercümanlar ve aileleri Birleşik Krallık’a yerleşiyor.

    Yabancı koalisyon güçleri için çalışan Afganların, bu birliklerin ülkeden çekilmesiyle güç kazanan Taliban’ın hedefinde olmasından endişe ediliyor. Birleşik Krallık ve ABD, hayatı tehlikede görülen söz konusu kişilere ve ailelerine özel oturum hakkı tanıyor.

    Bu kapsamda bir kafile daha İngiltere’ye ulaştı. Daha önce de özel oturum statüsü kazanan bin 400 Afgan İngiltere’ye yerleşmişti. Londra hükümeti, oturum hakkı kurallarının esnetilmesinin ardından 3 bin Afgan’ın daha ülkeye yerleşeceğini öngörüyor.

    2001’de başlayan Afganistan işgali sırasından ülkedeki İngiliz asker sayısı 10 bine kadar yükselmiş, çoğu güneydeki Helmand vilayetine konuşlandırılmıştı. İngiliz güçler 2014 yılına kadar askeri operasyonlarda aktif rol aldı. 2014’te askeri harekatlardan çekilen İngiliz kolluk kuvvetleri 750 kadar askeri personelle Afganistan’daki varlığını eğitim amaçlı sürdürdü.

    Afganistan misyonundaki son İngiliz askerlerinin de ABD ve diğer NATO birlikleri gibi eylül ayında tamamen ülkeyi terk etmesi planlanıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa Konseyi raporu: Avrupa’da en yüksek tutuklu, hükümlü ve şartlı tahliye oranı Türkiye’de

    Avrupa Konseyi raporu: Avrupa’da en yüksek tutuklu, hükümlü ve şartlı tahliye oranı Türkiye’de


    Türkiye Avrupa genelinde en yüksek şartlı tahliye edilmiş, tutuklu ya da hükümlü oranına sahip ülke oldu.

    Her yıl Lozan Üniversitesi tarafından Avrupa Konseyi için hazırlanan çalışmaya göre 31 Ocak 2020 itibariyle Türkiye’de her yüz bin kişiden 984’ü (Yüzde 0,98) ya hapishanede ya da şartlı tahliye edilmiş durumda bulunuyor.

    Bu oran Avrupa ortalaması olan her yüz bin kişde 265’in üç katından daha yüksek bir oran.

    Rapora göre 2019 ve 2020 yıllarında Türkiye’de şartlı olarak tahliye edilenle yüzde 6,1 oranında arttı. 31 Ocak 2020 itibariyle en yüksek şartlı tahliye oranına sahip ülkeler sırasıya Polonya (643), Türkiye (627), Letonya (568), ve Gürcistan (562) oldu.

    Şartlı tahliyelerde Avrupa ortalaması her yüz binde 149 kişi düzeyinde.

    Çalışmaya göre Gürcistan, Letonya ve Türkiye’de görülen hem hapis hem de şartlı tahliye oranlarındaki yükseklik topluma kazandırma yöntemi olarak görülen şartlı tahliyelerin bu ülkelerde hapishanelere alternatif değil ilave bir cezalandırma yöntemi olarak kullanıldığının göstergesi olabilir.

    Toplumdan soyutlamadan cezalandırma artıyor

    Avrupa genelinde tutukluluk yerine elektronik kelepçe gibi çözümlerle toplumdan soyutlamadan cezalandırma eğiliminde artış gözlendi.

    Rapora göre 38 yönetimin 22’sinde yani yarıdan fazlasında elektronik takip, kamu hizmeti, ev hapsi, tedavi, yarı açık cezaevleri ve şartlı tahliyelerde artış gözlendi. Özellikle Sırbistan (yüzde 34), Azerbaycan (yüzde 27) ve İspanya’da (yüzde 15) artışlar en yüksek oranda oldu.

    31 Ocak 2020 itibariyle Avrupa’da ortalama her yüz binde 149 kişide hapishane dışı cezalandırma yöntemi uygulanırken tutuklu sayısı her yüz bin kişide 103 oldu.

  • İsrail polisi Kudüs’teki Mescid-i Aksa Camii’ne baskın düzenledi, 59 kişi yaralandı

    İsrail polisi Kudüs’teki Mescid-i Aksa Camii’ne baskın düzenledi, 59 kişi yaralandı


    İsrail polisi Kudüs’ün Eski Şehir bölgesinde yer alan Mescid-i Aksa Cami’ne ses bombaları ve plastik mermilerle baskın düzenledi. Reuters haber ajansı olaylarda 53 Filistinli ve altı İsrailli polis memurunun yaralandığını duyurdu.

    Yaralılardan 23’ünün yüz ve gözlerine gelen plastik kaplı mermi ve ses bombalarından çıkan şarapnel parçaları nedeniyle hastanelik olduğu bildirildi.

    Olaylarda Anadolu Ajansı Orta Doğu Editörü Turgut Alp Boyraz’ın da yaralandığı gelen haberler arasında.

    Olaylar İsrail polisinin camide bulunanları dağıtmak için müdahale etmesi üzerine yaşandı. Video kayıtlarında cemaatin polise sandalyeler, ayakkabılar ve taşlar fırlattığı, polisin ise ateşle karşılık verdiği görülüyor. İsrail polisinin Mescid-i Aksa’nın kapılarını kapattığı da görüntülerde yer alıyor.

    Mescid-i Aksa Vakfı, Ramazan ayının son cuma namazını kılmak üzere camide 70 bin kadar Müslüman’ın toplandığını, namaz bitiminden sonra ise binlerce kişinin ellerinde Hamas bayrakları ile Hamas yanlısı sloganlar attığını belirtiyor.

    Gerginliğin bir sebebinin de Sheikh Tayseer Abu Sunainah’ın vaazı sırasında “Bizim insanlarımız evlerinde, kutsanmış topraklarda, sebatkar ve sabırlı kalacaktır” sözlerinin olduğu ifade ediliyor.

    Tahliye edileceklerin evlerinin yakınında toplanarak İsrail’i protesto eden grubu polisin zırhlı araçlarla su sıkarak dağıtmaya çalıştığı, grubun da “kanımız ve canımızla seni kurtaracağız Aksa” şeklinde slogan attığı kaydediliyor.

    Olaylara Türkiye’den sert tepki geldi

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, İsrail polisinin Mescid-i Aksa’da cemaate saldırmasına tepki gösterdi. Kalın, Twitter hesabından olaylara ilişkin şunları kaydetti:

    “İsrail polisinin Mescid-i Aksa’ya girerek ses bombalarıyla saldırmasını şiddetle kınıyoruz. Mübarek Ramazan günlerinde hiçbir kutsala saygısı olmayan İsrail işgal güçleri Mescid-i Aksa’yı derhal terk etmelidir. Bu menfur ve pervasız saldırılar derhal durmalıdır”

    TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Twitter’daki hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu gece, Mescid-i Aksa’da, namaz kılan cemaate saldırı açık bir devlet terörüdür. Şiddet ve zulüm eken barış ve huzur biçemez. Mescid-i Aksa’daki terörü lanetliyorum” ifadesini kullandı.

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Twitter hesabından “İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’ya bu akşam yapılan saldırıyı şiddetle kınıyorum. İsrail’in mübarek ramazanda ibadet eden masumları hedef alması insanlık dışı bir olay” ifadelerini paylaştı.

    İsrail Merkezi Mahkemesinin 4 Mart’ta Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yaşayan Filistinli 3 ailenin evlerini boşaltmaları kararına yönelik itirazlarını reddetmesinin ardından taraflar arasında tansiyon yükseldi.

    Kudüs’teki artan gerilimden derin endişe duyduklarını belirten Amerika Birleşik Devletleri Sözcüsü Jalina Porter tarafları sakinliğe davet etmiş, sorumlu davranarak şiddetten kaçınmaya çağırmıştı.

    Avrupa Birliği, Ürdün ve Kuveyt de İstrail’in olası tahliyesine ilişkin olarak endişelerini dile getirmişti.