Etiket: siyasi parti kapatma

  • Anayasa Mahkemesi, HDP’nin, ‘kapatma davasının seçim sonrasına bırakılması’ başvurusunu reddetti

    Anayasa Mahkemesi, HDP’nin, ‘kapatma davasının seçim sonrasına bırakılması’ başvurusunu reddetti


    Anayasa Mahkemesi, (AYM) Halkın Demokratik Partisi’nin (HDP) ‘kapatma davasının seçim sonrasına bırakılması’ başvurusunu oy birliğiyle reddetti. 

    HDP, geçen hafta Anayasa Mahkemesine başvurarak partinin kapatılması istemli davada sözlü savunma dahil tüm yargılama faaliyetlerinin cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri sonrası bir tarihe ertelenmesini talep etti.

    HDP ayrıca, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hazine hesaplarına tedbir talebini içeren dilekçesinde yer alan ve davanın esasını da ilgilendiren yeni delil mahiyetindeki bilgi ve belgelerin kapsamı dikkate alındığında, bu konuda davalı partiye verilen 30 günlük süre içerisinde savunma hazırlanabilmesinin mümkün olmaması sebebiyle 2 aydan az olmamak üzere ek süre verilmesini” istedi.

    Anayasa Mahkemesinde başvuruyla ilgili görevlendirilen raportörün raporunu tamamlamasının ardından AYM Genel Kurulu, partinin taleplerini görüştü.

    Yüksek Mahkeme, kapatma davasının yargılama faaliyetlerinin seçim sonrasına bırakılması başvurusunu oy birliğiyle reddetti.

    Partinin, hazine hesaplarına bloke konulmasına ilişkin karara karşı savunmasını hazırlaması için iki aylık ek süre isteği reddedilerek partiye 15 gün ek süre verilmesi kararlaştırıldı. AYM Genel Kurulunun kararı gereği HDP’nin 14 Mart’ta sözlü savunmasını yapacağı öğrenildi.

    Süreç nasıl işleyecek?

    Ceza davası prosedürü izlenen kapatma davası sürecinde, partinin Hazine yardımı bulunan hesaplarına 5 Ocak’ta bloke konulmasına karar verilmişti.

    Partinin buna ilişkin cevabının ardından Hazine yardımlarına bloke konulmasına ilişkin karar, AYM Genel Kurulu tarafından tekrar ele alınacak. Heyet, gelecek cevabın ardından kararın kaldırılmasına veya tedbir hükmünün devamına karar verebilecek.

    Bunun ardından HDP yetkililerinin belirlenecek bir günde yapacağı sözlü savunmanın ardından davaya ilişkin bilgi ve belgeleri toplayacak Anayasa Mahkemesi raportörü, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak.

    Raporun Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılması sonrası mahkeme başkanı toplantı için gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi, İmamoğlu’na 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası verdi

    İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi, İmamoğlu’na 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası verdi


    İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, 31 Mart 2019 seçimlerinin iptal edilmesinden sonra Yüksek Seçim Kurulu üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı davada kararı verdi. Mahkemesi, İmamoğlu hakkında 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve siyasi yasak kararı aldı. İmamoğlu’nun karara itiraz etme hakkı bulunuyor.

    Karar sonrası ilk açıklamayı yapan İmamoğlu “Halkın verdiği yetkiyi hiçbir insan alamaz. Mücadelemiz daha güçlü başlıyor Allah’ın izniyle” ifadelerini kullandı.

    Savcı, bir önceki duruşmada mütalaasını açıklarken, İmamoğlu için 4 yıl 1 ay hapis cezası ve siyasi yasak istemişti. 

    İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dördüncü duruşmada da savcı, daha önceki mütalaasını yinelerken, mahkeme, sanık müdafilerinin esasa ilişkin savunma için süre verilmesi talebini de reddetmişti.   

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, savcının hakkında siyasi yasak ve hapis talep ettiği davaya ilişkin olarak, “Karar ne olursa olsun, kâh sevincimizi kâh irademizi göstermek adına herkesi saat 16.00’da Saraçhane’ye davet ediyorum” paylaşımını yapmıştı.

    Kılıçdaroğlu Almanya ziyaretini iptal etti, geri dönüyor

    Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Almanya’nın başkenti Berlin’de bulunan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’na verilen siyasi yasak ve hapis cezası sonrası ziyaretini yarıda keserek İstanbul’a dönme kararı aldı. Kılıçdaroğlu öncesinde yayınladığı vieo mesajında beraat dışındaki her kararın sarayın talimatıyla alınmış olacağını söylemişti.

    Ekrem İmamoğlu neden yargılanıyor?

    Yerel seçimlerde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ‘ahmak’ ifadelerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “31 Mart seçimini iptal ettirenler ahmaktır” sözleriyle yanıt vermesi sonrasında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı iddianame hazırladı.

    Cumhuriyet Başsavcısı, Ekrem İmamoğlu hakkında “Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen zincirleme şekilde hakaret” suçundan 4 yıl 1 aya kadar hapis cezası istedi.

    Hazırlanan iddianamede dönemin Yüksek Seçim Kurulu başkanı olan Sadi Güven ile 10 YSK üyesinin de mağdur olduğu belirtildi.

    11 Kasım’daki duruşmada hakim de ”Sözlerin muhatabı Soylu” dedi. Hakimin savcıdan esas hakkında mütalaa istemesi üzerine avukatlar reddi hakim talebinde bulundu.

    Fakat üst mahkeme, İmamoğlu’nun avukatlarının yaptığı reddi hakim talebinin reddine karar verdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’de siyasi parti kapatmaları: Geçmişte hangi partiler yasaklandı?

    Türkiye’de siyasi parti kapatmaları: Geçmişte hangi partiler yasaklandı?


    Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Halkların Demokratik Partisinin (HDP) kapatılması istemiyle yeniden açılan davada iddianamenin oy birliğiyle kabulüne karar verdi.

    Avrupa Birliği’ne aday ülke konumundaki modern Türkiye tarihinde, son yarım asırda ‘tehdit’ olarak görülen çok sayıda siyasi partinin kapısına kilit vuruldu. 1980 askeri darbesinin ardından kabul edilen anayasa ile yaklaşık 20 siyasi parti kapatıldı.

    Kürt ve İslamcı partiler özellikle odak noktası oldu, ancak yasaklı partilerin üyeleri yeni bir isim altında yeniden bir araya geldi. Parti kapatma davaları ve Siyasi Partiler Yasası Brüksel tarafından sık sık eleştirildi. AK Parti, 2010 yılının Nisan ayında geçirdiği yasa ile siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştırmıştı.

    İşte kapatılan bazı siyasi partiler ve gerekçeleri;

    Sosyalist Parti

    Anayasa Mahkemesi, 10 Temmuz 1992’de “Ülke bütünlüğüne aykırı hareket etmekle suçlanan Sosyalist Parti’nin kapatılmasına karar verdi. Ayrıca partinin mal varlığının Hazine’ye devredilmesine hükmetti.

    Halkın Emek Partisi (HEP)

    Anayasa Mahkemesi 11 üyenin oy birliği ile 14 Temmuz 1993’te, “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma amacını taşımak ve bu yolda faaliyette bulunmak” iddiasıyla dava açılan davada, partinin kapatılmasına hükmetti. Ayrıca Kürt yanlısı partinin 4 vekilinin Meclis’i terk etmesini istedi. Mahkeme, HEP lideri Fehmi Işıklar’ın bazı konuşmalarını ve partinin eylemlerinin doğrudan Türkiye Anayasasını ihlal ettiğine karar verdi. HEP’in o dönemde mecliste 16 milletvekili bulunuyordu.

    Refah Partisi (RP)

    Necmettin Erbakan liderliğindeki Milli Görüş Hareketinin 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından kurulan İslami eğilimli siyasi partisi, “Laik Cumhuriyet ilkesine aykırı eylemleri” gerekçesiyle, 16 Ocak 1998’de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. Erbakan’ın yanı sıra partinin önde gelen diğer isimlerine beş yıl süreyle siyaset yasağı getirildi.

    Fazilet Partisi (FP)

    Kapatılan Refah Partisi’nin devamı niteliğindeki İslami eğilimli Fazilet Partisi, 22 Haziran 2001’de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, FP’nin Laik Cumhuriyet ilkesine aykırı eylemleri nedeniyle kapatıldığını, beyan ve eylemleri nedeniyle partinin kapatılmasına neden olan milletvekilleri Nazlı Ilıcak ve Bekir Sobacı’nın, milletvekilliklerinin sona erdiğini, yine eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olan parti üyeleri Merve Kavakçı, Nazlı Ilıcak, Bekir Sobacı, Ramazan Yenidede ve Mehmet Sıla’ya 5 yıl süreyle siyasi yasak getirildiğini ifade etti.

    Halkın Demokrasi Partisi (HADEP)

    Halkın Demokrasi Partisi, 13 Mart 2003 tarihinde “Yasa dışı faaliyetlerin merkezi” ve “PKK ile yakın ilişkisi olduğu” gerekçesi ile Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. Partinin Genel Başkanı Murat Bozlak da dahil olmak üzere 46 HADEP’liye de beş yıl siyaset yasağı getirildi.

    Ak Parti kapatma davası (AKP)

    Anayasa Mahkemesi, 2002’den beri iktidarda olan iktidar partisinin kapatılması yönündeki davayı kıl payı bir reddetti, ancak partiyi “Laiklik karşıtı faaliyetlerden” suçlu buldu ve para cezası verdi.

    Adalet ve Kalkınma Partisi kapatma davası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın, AK Parti’nin “laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle, partinin kapatılması ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dahil 71 kişinin 5 yıl süreyle siyasetten uzaklaştırılması istemiyle hazırladığı iddianame, 14 Mart 2008’de Anayasa Mahkemesi’ne sunuldu. 30 Temmuz 2008’de yapılan açıklamada, partinin temelli kapatılmaması, fakat hazine yardımının belirli bir oranda kesilmesi kararına varıldı. 6 üye kapatılması, 5 üye kapatılmaması yönünde oy kullandı. Hazine yardımının kesilmesi hakkındaki oylamada 11 üyenin 10’u kesilmesi yönünde oy verdi.

    Demokratik Toplum partisi (DTP)

    Demokratik Toplum partisi, 11 Aralık 2009 tarihinde Anayasa Mahkemesi kararı ile kapatıldı. Böylece DTP, Türkiye’de yasaklanan altıncı Kürt partisi oldu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 16 Kasım 2007’de DTP hakkında kapatma davası açtı. Davanın ana gerekçesi partinin “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine eylemlerin odağı haline gelmesi.” olarak belirtildi. Mahkeme, DTP’yi “PKK ile bağlantısı” nedeniyle yasakladı. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, aralarında Genel Başkanı Ahmet Türk’ün de bulunduğu 37 DTP’liye beş yıl süreyle siyaset yasağı getirdi.

    Kapatılan diğer partiler ve tarihleri

    • İşçi-Çiftçi Partisi / 1968
    • Milli Nizam Partisi / 1971
    • Türkiye İleri Ülkü Partisi / 1971
    • Türkiye İşçi Partisi / 1971
    • Büyük Anadolu Partisi / 1972
    • Türkiye Emekçi Partisi / 1980
    • Büyük Anadolu Partisi / 1992
    • Yeşiller Partisi / 1994
    • Halk Partisi / 1991
    • Türkiye Birleşik Komünist Partisi / 1991
    • Halkın Emek Partisi / 1993
    • Özgürlük Demokrasi Partisi / 1993
    • Sosyalist Türkiye Partisi / 1993
    • Demokrasi Partisi / 1994
    • Demokrat Parti / 1994
    • Demokrasi ve Değişim Partisi / 1996
    • Diriliş Partisi / 1996
    • Emek Partisi / 1997
    • Sosyalist Birlik Partisi / 1994
    • Demokratik Kitle Partisi / 1999

    Türkiye’de, 2010 yılında Anayasa’nın 149’uncu maddesinde değişikliğe gidildi. Buna göre, Anayasa Mahkemesinin Anayasa değişikliğinin iptali ile siyasi partilerin kapatılmasına ya da devlet yardımından yoksun bırakılmasına toplantıya katılan üyelerin üçte ikisinin oyuyla karar vermesi sağlandı. Böylece parti kapatma zorlaştırıldı.

  • AYM eski Raportörü Osman Can: HDP’nin kapatılması, AKP’ye 70-80 vekil kazandırır

    AYM eski Raportörü Osman Can: HDP’nin kapatılması, AKP’ye 70-80 vekil kazandırır


    Anayasa Mahkemesi eski Raportörü Prof. Dr. Osman Can, HDP’nin kapatılması ve yeniden seçime girmesinin engellenmesi durumunda 70-80 civarında milletvekilinin AK Parti’ye geçebileceğini söyledi.

    Can, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), HDP’nin kapatılması istemiyle hazırladığı iddianameyi kabul etmesini ve dava sürecini Euronews’e değerlendirdi.

    Bir siyasi partinin kapatılabilmesi için Anayasa’ya aykırı eylemlerin odağı haline gelmiş olması gerektiğini ve tek başına bunun da yeterli olmadığını belirten Can, iddianamede terör faaliyeti olarak nitelendirilen eylemlerin çoğunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ifade hürriyeti kapsamında değerlendirdiğini kaydetti.

    ”Anayasa, 2001 yılında bu konu ile ilgili esaslı değişikliklere uğradı. Buna göre bir siyasi partinin kapatılması için Anayasa’ya aykırı eylemlerin odağı haline gelmiş olması gerekiyor. Sadece bu da yetmez, Anayasa’nın kendisi diyor ki; ‘Eylemler üyeler tarafından yoğun bir şekilde işlenecek. Bu bir veya birkaç tane eylem demek değil, sayıca çoklu eylem olmalı. Ve bu yoğunluk siyasi parti tarafından da aktif olarak kabul edilecek, benimsenecek.’ Ancak böyle bir durumda odaklaşma olabilir. Ya da Anayasa’ya aykırı eylemler partinin merkez organları tarafından kararlı bir şekilde kabul edilecek. Ondan sonra o siyasi partinin odak olduğu kabul edilecek. Yani öyle kolay değil. Bunun için eylemlere bakılmalı. Ben siyasi partilerin kapatılması konusunda kitap yazdım ve Anayasa Mahkemesi’nde üç tane davaya baktım. Ben iddianameye baktığımda bunun yapılması o kadar kolay değil.”

    ”Bu iddianamede Anayasa’ya aykırılığı olan birkaç tane eylem söz konusu olabilir ki bunların kanıtlanması gerekiyor. Onun dışındakiler ifade ile ilgili. Yani terör örgütünün propagandası, terör faaliyetleri ya da bu şekilde nitelendirilen eylemlerin neredeyse yüzde doksanı hatta daha fazlası ifade açıklaması. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bunları ifade hürriyeti kapsamı içerisinde değerlendiriyor. Bunları parti kapatma gerekçesi yapamaz diyor. Yani Anayasa’ya göre de bu böyle. Dolayısıyla geriye çok çok az miktarda bir eylem kalıyor. Onların kanıtlanması gerekiyor ve geriye kalan eylemlere bakıldığında da partiye bunların istinat edilmesi çok mümkün değil. Parti o eylemlerin büyük bir kısmı ile arasına mesafe koymuş zaten.”

    İddianamenin büyük bir kısmını Kobani olayları içeriyor, HDP’nin dönemin MYK’sında yer alan siyasetçiler Kobani olaylarından sorumlu tutuluyor.

    Buna ilişkin değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Osman Can, parti organları ya da suçlanan kişilerin doğrudan doğruya o şiddet eylemlerinde yer aldığının kanıtlamasının önemli olduğuna dikkat çekiyor.

    “Şiddet hareketleri oldu, elliden fazla insan öldürüldü bu yabana atılacak bir şey değil ama bunu partiye gerçekten isnat edebilmeleri gerekiyor. Bunu yapamazlarsa ortada kapatma için yeterli delil olmaz. Daha doğrusu odaklaşma için yeterli delil olmaz. Kobani olaylarında politik pozisyon benimsemek siyasi bir partinin kapatılması ile ilgili bir gerekçe olamaz. Yani Kobani olayları ile ilgili hükümet başka bir pozisyonda HDP başka bir pozisyonda. Bu gayet doğal. Hükümetin politikasını benimsemek zorunda değil. Burada parti kapatmasında işlevsel olabilecek şey parti üyelerinin o sırada anayasaya aykırı eylemler, bölücülükle bağlantılı şiddet hareketlerinin başkalarının temel hak ve hürriyetlerine zarar vermesi gibi durumların gerçekleşmesi gerekiyor. İkinci olarak da parti yönetiminin bunları sahiplenmesi gerekiyor. Ya da doğrudan doğruya parti organlarının o şiddet eylemlerinin içinde olması gerekiyor. Bunun kanıtlanması gerekiyor. Elimizde bir tane veri vardır. AİHM’nin Demirtaş kararı ve Anayasa Mahkemesi’nin Sırrı Süreyya Önder kararı. Bu iki kararda ifade hürriyeti vardır ve suç işlendiğine dair delil yoktur diyor. ”

    Prof. Dr. Can, bu kararın altında hukuki gerekçelerden çok politik gerekçelerin olduğu kanısında.

    “Bu iddianame Kobani olayları sırasında hazırlanmış olsaydı bu bir hukuki tartışma olurdu. Hukuki tartışma yaparsınız sonucunda parti kapatılır veya kapatılmaz bu ayrı mesele. Ya da 2015 Kasım’ından sonra, Hendek olayları sonrası bu dönemde parti kapatma davası açılmış olsa ve iddianame hazırlanmış olsaydı hukuki mesele olduğunu söylerdik. Ama hiçbir şey yok, bu süre içerisinde HDP daha fazla demokratik mücadelenin içerisine girmiş, şiddet ile arasına çok ciddi mesafe koymuş ve demokratik muhalefetin parçası şu an. En pozitif politika yaptığı bu dönemde, birden bire bu parti kapatılmalıdır demek arkasında hukuki gerekçelerden daha fazla politik gerekçelerin olduğunu gösteriyor.”

    Anayasa Mahkemesi eski Raportörü Prof. Dr. Osman Can, HDP’nin kapatılıp, baskın seçime gidilmesi halinde AKP’nin tek başına parlamentoda çoğunluğu elde edebileceğinin altını çiziyor.

    ”İlke olarak söyleyelim altı milyon seçmeni de olsa bir siyasi parti özgürlükçü demokratik düzeni ortadan kaldırma çabası içerisine girdiğinde yaptırım ile karşılaşıyor. Ama bunun gerçekten böyle olması gerekiyor. O yüzden altı, beş ya da otuz milyon olması fark etmiyor. Ancak Türkiye demokratik mi değil mi bu ayrı bir tartışma konusu. Neden böyle bir yola başvuruluyor? Muhtemelen oylarla ilgili gördüğümüz kadarıyla. Seçimlere doğru gidebilme ihtimali vardır ve Cumhur İttifakı özellikle AKP’nin oylarında çok ciddi düşüşler var. Dolayısıyla bu parti kapatıldığında ve de yeniden seçime girmesi engellendiğinde 70-80 civarında milletvekilinin AKP’ye girebilme ihtimali var. Bu parti bağımsız olarak adaylarını belirlediğinde 30-35’ten daha fazla milletvekili çıkaramayacaktır. Bu da 50’nin üzerinde AKP’ye milletvekili demek. HDP diğer muhalefet partileri ile ittifak kurarak seçimlere girdiğinde ise hem onlar hem de CHP açısından da ciddi bir handikap olur. Çünkü denilecek ki bakın PKK ile hareket ediyorlar. Anayasa Mahkemesi bu partinin PKK güdümünde olduğunu tespit etti ve kapattı denilecek. Yani nereden bakarsanız bakın burada politik bir mesele var. Türkiye’de 2002 Kasım seçimlerinde AKP yüzde 34 küsür oyla iktidara geldi dolayısıyla AKP’nin oyu yüzde 30’lara düşse bile eğer HDP kapatılır ve baskın seçim olursa AKP’nin tek başına parlamentoda çoğunluğu elde edebilme ihtimali var. Yani bu önemli bir gösterge.”

  • AYM, HDP’nin kapatılmasına yönelik iddianameyi kabul etti

    AYM, HDP’nin kapatılmasına yönelik iddianameyi kabul etti


    HDP’nin kapatılması istemiyle yeniden açılan davada ilk incelemesini tamamlayan Anayasa Mahkemesi, iddianamenin kabulüne karar verdi.

    Yüksek Mahkemenin eksikliklerin tamamlanması istemiyle iade ettiği HDP’nin kapatılması istemli iddianame, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yeniden hazırlanarak AYM’ye gönderilmişti.

    Süreç nasıl işleyecek?

    • Kabul edilmesi halinde iddianame, ön savunma için HDP’ye gönderilecek. HDP’nin Yüksek Mahkemenin tanıdığı süre içinde ön savunmasını vermesi gerekiyor. Ancak parti bu sürenin uzatılması için başvuruda bulunabilecek. Ek süre talebini Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak.
    • Parti tarafından ön savunmanın verilmesinin ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin esas hakkındakini görüşünü sunacak.
    • Bu görüş de HDP’ye gönderilecek. Daha sonra Anayasa Mahkemesince belirlenecek tarihlerde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Şahin sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak.
    • Bütün sürecin ardından davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu işlemler sürerken, gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı gerekse davalı HDP ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek.
    • Raporun, Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından Başkan Zühtü Arslan toplantı için bir gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.

    15 üyenin 10’unun oy çokluğuyla karar verilebilecek

    HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69. maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

    Siyasi parti kapatma davası sonucunda verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilecek ve Resmi Gazete’de yayımlanacak.

    Anayasa Mahkemesinin, siyasi yasak istenen partililerin beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olduğunu belirlemesi halinde, bu kişiler kesin kararın Resmi Gazete’de gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamayacak.

  • HDP’ye kapatma davası: Siyasi partilerin kapatılmasında süreç nasıl işliyor?

    HDP’ye kapatma davası: Siyasi partilerin kapatılmasında süreç nasıl işliyor?


    Halkları Demokratik Partisi (HDP) hakkında 17 Mart’ta açılan kapatma davasının Anayasa Mahkemesi tarafından usul eksikliği nedeniyle geri gönderilmesinin ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ikinci kapatma davası dosyasını Anayasa Mahkemesi’ne pazartesi günü yeniden gönderdi.

    850 sayfalık iddianame partilerin nasıl kapatıldığı sorusunu tekrar gündeme getirdi.

    Türkiye tarihinde sık sık yaşanan parti kapatmalarında süreç nasıl işliyor?

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında siyasi partilerin hangi durumlarda kapatılacağı 69’un maddede düzenlenmiş durumda.

    Buna göre siyasi partilerin kapatılması, yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanıyor.

    Bir siyasi partinin tüzüğü ve programının Anayasanın 68’inci maddesinin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde temelli kapatma kararı verilir.

    Öte yandan bir siyasi partinin 68’inci maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerinden ötürü temelli kapatılmasına, ancak, onun bu nitelikteki fiillerin işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi halinde karar verilir.

    Bir siyasî parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır.

    Anayasa Mahkemesi, bu düzenlemelere göre temelli kapatma yerine, dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasî partinin devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebilir.

    Partilerin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verebiliyor.

    Siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin davalar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun davanın mahiyetine uygun hükümleri uygulanmak suretiyle dosya üzerinden Genel Kurulca inceleniyor ve kesin karara bağlanıyor.

    HDP için hazırlanan iddianamenin süreci

    Anayasa Mahkemesi’ne gönderilen iddianame üyelerce değerlendirmeye alınmadan önce. başkanın inisiyatifiyle görevlendirilen raportör tarafından usül bakımından incelemeye alınıyor.

    Raportör raporunu tamamlayarak AYM heyetine gönderecek.

    Bunun ardından heyet, davaya ilişkin ilk incelemesini yapacak ve iddianamenin kabul edilip edilmediğine karar verecek. Bu süre, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) hükümlerine göre, iddianamenin gönderilmesinden itibaren 15 günü geçemeyecek.

    Anayasa Mahkemesi heyeti, Başsavcılığın, “partinin olası hazine yardımına ilişkin banka hesabına bloke konulması” yönündeki tedbir talebini ilk inceleme sırasında ele alabileceği gibi daha sonra da karara bağlayabilecek.

    İddianamenin kabul edilmesi halinde süreç

    Kabul edilmesi halinde iddianame ön savunma için HDP’ye gönderilecek. HDP’nin, Yüksek Mahkemenin tanıdığı süre içinde ön savunmasını vermesi gerekiyor. Ancak parti, bu sürenin uzatılması için başvuru yapabilecek. Ek süre talebini AYM karara bağlayacak.

    Parti tarafından ön savunmanın verilmesinin ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin esas hakkındakini görüşünü sunacak. Bu görüş de HDP’ye gönderilecek. Daha sonra belirlenecek tarihlerde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak.

    Bütün bu sürecin ardından davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu işlemler sürerken, gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı gerekse davalı HDP ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek.

    Raporun AYM üyelerine dağıtılmasının ardından Başkan Zühtü Arslan toplantı için bir gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.

    15 üyenin 10’unun oy çokluğuyla karar verilebilecek

    HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan AYM heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69. maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

    Siyasi parti kapatma davası sonucunda verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilecek ve Resmi Gazete’de yayımlanacak.

    AYM’nin, siyasi yasak istenen partililerin beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olduğunu belirlemesi halinde, bu kişiler kesin kararın Resmi Gazete’de gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamayacak.

  • HDP’nin kapatılması için yeniden dava açıldı, iddianame Anayasa Mahkemesi’ne gönderildi

    HDP’nin kapatılması için yeniden dava açıldı, iddianame Anayasa Mahkemesi’ne gönderildi

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP’nin kapatılması istemiyle yeniden dava açtı. İddianame, Anayasa Mahkemesine gönderildi.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Halkların Demokratik Partisinin (HDP) temelli kapatılması istemiyle yeniden dava açtı.

    Anayasa Mahkemesinin eksikliklerin tamamlanması istemiyle iade ettiği HDP’nin kapatılması istemli iddianame, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yeniden hazırlandı.

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin imzalı, yaklaşık 850 sayfalık iddianame, Anayasa Mahkemesine tekrar gönderildi.

    Yaklaşık 500 partili hakkında siyasi yasak istenen iddianamede, partinin banka hesabına tedbir konulması da talep edildi.

    Ayrıntılar geliyor