Etiket: şiddet

  • Haiti’de kaos: Başbakan Henry, geçici başkanlık konseyi kurulduğunda istifa edecek

    Haiti’de kaos: Başbakan Henry, geçici başkanlık konseyi kurulduğunda istifa edecek


    Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil İngilizce

    Haiti Başbakanı Ariel Henry, ülkedeki çete şiddetini çözmek için uluslararası baskıların ardından geçici bir başkanlık konseyi oluşturulduğunda istifa edeceğini açıkladı.

    REKLAM

    Haiti Başbakanı Ariel Henry, şiddet yanlısı çetelerin ülkede kaosa neden olmasından sonra geçici başkanlık konseyi oluşturulduğunda istifa edeceğini açıkladı.

    Henry açıklamayı, aralarında Karayip liderleri ve ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in de bulunduğu yetkililerin Haiti’nin giderek büyüyen krizini durduracak bir çözümü acilen görüşmek üzere Jamaika’da bir araya gelmesinden saatler sonra yaptı.

    Henry video konuşmasında, “Liderliğini yaptığım hükümet, bir geçiş konseyinin kurulmasının hemen ardından istifa edecek. Bana tanınan bu fırsat için Haiti halkına teşekkür etmek istiyorum. Tüm Haitililerden sakin olmalarını, barış ve istikrarın mümkün olduğunca hızlı bir şekilde geri gelmesi için ellerinden gelen her şeyi yapmalarını istiyorum” dedi. 

    Haiti’de sosyal medyada yayılan videolarda halkın sokaklarda kutlamalar yaptığı, insanların bir parti havasında müzik eşliğinde dans ettiği ve gece gökyüzüne havai fişeklerin fırlatıldığı görülüyordu.

    Henry, şiddet olaylarının ana uluslararası havaalanlarını kapatması nedeniyle Haiti’de bulunuyordu. Yetkililerin gerekli uçuş planına sahip olmadığını söylediği Dominik Cumhuriyeti’ne inişinin engellenmesinin ardından bir hafta önce Porto Riko’ya varmıştı. Dominikli yetkililer ayrıca hava sahasını Haiti’ye ve Haiti’den uçuşlara kapattı.

    Ağır silahlı çetelerin polis karakollarını yaktığı, ana havaalanına saldırdığı ve ülkenin en büyük iki hapishanesine baskın düzenlediği Haiti’yi krizden kimin çıkaracağı tam olarak belli değildi. Baskınlar 4,000’den fazla mahkûmun serbest bırakılmasıyla sonuçlandı.

    Çok sayıda insan öldürüldü ve 15.000’den fazla insan çetelerin bastığı mahallelerden kaçarak evsiz kaldı. Yoksul Haitililere satış yapan dükkân ve mağazalarda mallar tükenirken yiyecek ve su da azalıyor. Port-au-Prince’deki ana liman kapalı kalmaya devam ediyor ve kritik malzemeler içeren düzinelerce konteynır mahsur kaldı.

    Başkanlık Konseyi kuruluyor

    Karayip liderleri pazartesi günü geç saatlerde yaptıkları açıklamada, geçici bir başkanlık konseyi oluşturulduktan ve geçici bir başbakan belirlendikten sonra “Haiti Başbakanı Ariel Henry’nin istifasını kabul ettiklerini” söyledi.

    Henry’nin yerine iki gözlemci ve bir dizi koalisyondan, özel sektörden, sivil toplumdan ve bir dini liderden temsilciler de dahil olmak üzere yedi oy hakkına sahip üyeden oluşan bir başkanlık konseyi kurulacak.

    Konsey hızlı bir şekilde geçici bir başbakan atamakla görevlendirildi; Haiti’nin bir sonraki seçimlerinde aday olmak isteyen hiç kimse katılamayacak.

    Duyuru, pazartesi günü erken saatlerde Jamaika’da Blinken ve bölgesel bir ticaret bloğu olan Caricom üyeleri de dahil olmak üzere yetkililerle acil bir toplantı yapan Guyana Başkanı Irfaan Ali tarafından yapıldı. Haiti’de tırmanan şiddetin nasıl durdurulabileceğini görüşmek üzere birkaç saat kapalı kapılar ardında bir araya geldiler.

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, kurulacak “başkanlık konseyinin” Haitililerin “acil ihtiyaçlarını” karşılamak, güvenlik misyonunun konuşlanmasını sağlamak ve serbest seçimler için gerekli güvenlik koşullarını yaratmakla görevlendirileceğini söyledi.

    ABD’den Haiti’ye ek kaynak

    Henry, Haiti’nin 1987 anayasasının onaylanmasından bu yana tek başına en uzun süre başbakanlık yapan kişi olarak, başbakanların sürekli değiştiği siyasi açıdan istikrarsız bir ülke için şaşırtıcı bir başarıya imza attı.

    Blinken, Haiti’ye çok uluslu bir gücün konuşlandırılmasını finanse etmek üzere 100 milyon dolar ek kaynak sağlandığını duyurdu. Blinken ayrıca 33 milyon dolarlık insani yardım ve Karayip liderleri ile “siyasi geçişi hızlandırmak için tüm Haitili paydaşlar” tarafından kabul edilen ortak bir teklifin oluşturulduğunu ve bir “başkanlık konseyi” kurulduğunu duyurdu.

    Blinken bu konseyin Haiti halkının ihtiyaçlarının karşılanması ve Kenya’nın liderlik edeceği çok uluslu gücün konuşlandırılması için tanımlamadığı “somut adımlar” atacağını söyledi. 

    Blinken ayrıca ABD Savunma Bakanlığı’nın daha önce 100 milyon dolar ayırdığı misyona desteğini iki katına çıkardığını kaydetti.

    Ortak teklif bölgesel ticaret bloğu Caricom’un da desteğini aldı. Ali, “Sanırım hepimiz hemfikiriz: Haiti felaketin eşiğinde. Hızlı ve kararlı bir şekilde harekete geçmeliyiz.” dedi. 

    Bu arada Jamaika Başbakanı Andrew Holness toplantının devam eden bir çalışma olduğunu söyledi.

    REKLAM

    “Haiti daha fazla kaosa sürüklenecek”

    Liderler kapalı kapılar ardında bir araya gelirken, Haiti’nin en güçlü çete lideri olarak kabul edilen Jimmy Cherizier gazetecilere yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun mevcut yolda devam etmesi halinde “Haiti’nin daha fazla kaosa sürükleneceğini” söyledi.

    G9 Ailesi ve Müttefikleri olarak bilinen bir çete federasyonuna liderlik eden ve Barbecue olarak bilinen eski bir elit polis memuru olan Cherizier, “Biz Haitililer ülkenin başına kimin geçeceğine ve nasıl bir hükümet modeli istediğimize karar vermeliyiz. Ayrıca Haiti’yi şu anda içinde bulunduğu sefaletten nasıl kurtaracağımızı da bulacağız.” dedi. 

    Jamaika’daki toplantı, ülkedeki protestolar Henry’nin istifasını talep ederken aylardır Haiti’de bir geçiş hükümeti kurulması için baskı yapan Caricom tarafından düzenlendi.

    ABD’nin Batı Yarımküre İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Brian Nichols, X’te “Uluslararası toplum barışçıl bir siyasi geçiş için Haitililerle birlikte çalışmalıdır” diye yazdı. 

    Güçlü çeteler Haiti’nin başkenti Port-au-Prince’de hükümetin kilit hedeflerine saldırıyor. Silahlı kişiler 29 Şubat’tan bu yana polis karakollarını yaktı, ana uluslararası havaalanlarını kapattı ve ülkenin en büyük iki hapishanesine baskın düzenleyerek 4,000’den fazla mahkûmu serbest bıraktı.

    REKLAM

    Saldırılar başladığında Henry, Kenya’daydı ve BM destekli bir polis gücünün Doğu Afrika ülkesine gönderilmesi için baskı yapıyordu, ancak bu bir mahkeme kararıyla ertelendi.

    Haiti hükümeti daha fazla saldırıyı önlemek amacıyla gece sokağa çıkma yasağını 14 Mart’a kadar uzattığını duyurdu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Güneşhan’dan sporda şiddetin soruşturulması için önerge

    CHP’li Güneşhan’dan sporda şiddetin soruşturulması için önerge



    CHP Çanakkale Milletvekili ve TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesi İsmet Güneşhan, Ankaragücü ile ÇAYKUR Rizespor maçında kulüp başkanının ve beraberindekilerin hakeme saldırıda bulunması üzerine bir açıklamada bulundu ve sporda şiddetin araştırılması amacıyla bir Meclis Araştırma Önergesi hazırladı.

    Güneşhan sporun bir fiziksel aktivite, eğlence aracı ve dostluk göstergesinin ötesine geçerek endüstrileşmesiyle birlikte hiç beklenmeyen olaylar yaşandığını belirtti. Şiddetin de sporun metalaşmasıyla ilgili olduğunu vurgulayan Güneşhan, iktidarın spora müdahale edebilmek amacıyla federasyonları ve ona bağlı kurulların bağımsızlığını aşındırdığını da sözlerine ekledi.

    Güneşhan önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Sporun bir fiziksel aktivite, eğlence aracı ve dostluk göstergesinin ötesine geçerek endüstrileşmesiyle birlikte hiç beklenmeyen olaylar yaşanmaktadır. Sporun metalaşması, kötü sonuçların ve özellikle şiddetin nedenlerinden biridir.

    Ülkemizde sporda şiddet sıklıkla görülen, neredeyse olağanlaşan ve kimi çabalara rağmen önüne geçilemeyen bir durumdur. Ankaragücü ile ÇAYKUR Rizespor maçında kulüp başkanının ve beraberindekilerin hakeme saldırıda bulunması ve yaralaması şiddetin geldiği noktayı göstermektedir.

    Sporda şiddet yalnızca kınamayla, alınacak birkaç yasak ya da verilecek birkaç disiplin cezasıyla çözülebilecek sınırın ötesine geçmiştir. Bu nedenle kapsamlı bir araştırmaya, detaylı bir çalışmaya, radikal kararlar alınmasına ve yapısal reformlar yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle daha önce atılmış adımların neden sporda şiddet konusunda çözüm olmadığını incelemek gerekmektedir.

    Passolig, sporda şiddetin önüne geçeceği gerekçesiyle iktidar tarafından methiyeler düzülmüş bir uygulamayken, geldiğimiz noktada sadece belli gruplara maddi çıkar sağlamanın ötesine geçememiştir. Genel olarak iktidarın bu konuyu çözmekten uzak bir tavır içerisinde olduğu anlaşılmaktadır. Bunda en önemli gerekçelerden biri iktidarın genel tutumunun sporda da devam etmesidir. Başta futbol olmak üzere, iktidarın spora müdahale etme isteği, federasyon başkanlarını belirleyerek sporu dizayn etme çabaları herkesin malumudur. Bunun önüne geçebilmek için ciddi adımlar atılması gerekmektedir. Federasyonların, onlara bağlı kurulların ve hakemlerin bağımsızlığının sağlanması ve yalnızca ilgili sporla ilişkili çalışmalar yapabilmesi amacıyla yapısal reformlar gerekmektedir.

    Cezaların caydırıcılığının temele alınmasını, farkındalık ve bilinçlendirmenin artırılmasını, federasyon başkanlarının ve hakemlerin tarafsızlığının sağlanmasını, sporun ekonomik temellerinin kayıt dışı yöntemlere alet edilmemesini gerçekleştirmek için topyekûn bir çaba gösterilmelidir. Aksi takdirde bu sorunun önüne geçilemeyeceği açıktır.

    Bu bağlamda genelde sporda, özelde ise futbolda şiddetin önüne geçilebilmesi için bu sorunun nedenlerinin ve çözüm yollarının, dünya örneklerinin incelenerek araştırılması amacıyla Anayasa’nın 98. ve TBMM iç Tüzüğü’nün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Aile içi cinsel istismarla suçlanan Ender Saraç sosyal medyadan açıklama yaptı

    Aile içi cinsel istismarla suçlanan Ender Saraç sosyal medyadan açıklama yaptı



    Eşi Benan Saraç’tan şiddet gördüğü ve aile içi cinsel istismar başta olmak üzere hakkında birçok iddia bulunan Dr. Ender Saraç, sosyal medyadan paylaşımda bulundu.

    Son günlerde, 2013’te Benan Saraç ile nikah masasına oturan doktor ve yazar Ender Saraç özel hayatıyla gündeme geliyor.

    Dr. Ender Saraç hakkında başka bir erkekle cinsel ilişki yaşadığı ve aile içi cinsel istismar görüntüleri paylaşılmıştı.

    Saraç, hakkındaki iddialara ilişkin sosyal medyadan kısa bir açıklama yaptı. Saraç, “Allah kuru iftiradan saklasın” diye yazdı.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD ve AB, Kosova polisine yönelik saldırıyı kınadı; Rusya, Sırplara destek açıklaması yaptı

    ABD ve AB, Kosova polisine yönelik saldırıyı kınadı; Rusya, Sırplara destek açıklaması yaptı


    ABD ve Avrupa Birliği, Kosova’da bir polis memurunun Sırplar tarafından öldürülmesi sonrası kınama mesajları yayınladı. Kremlin ise Sırpları destekleyen açıklama yaptı.

    Kosova’da bir polis memurunun Sırplar tarafından öldürülmesi sonrası ABD ve Avrupa Birliği kınama mesajları yayınladı. Rusya ise Sırpları destekleyen açıklama yaptı. 

    REKLAM

    AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in sözcüsü Peter Stano, Brüksel’in Kosova’da polis güçlerine yönelik gerçekleştirilen “terörist” saldırıyı şiddetle kınadığını söyledi.

    Sırbistan ve Kosova’yı şiddeti azaltmak ve diyaloğu teşvik etmek üzere “acil önlemler” almaya çağıran Stano, AB’nin Sırbistan’a karşı “tedbirler” alabileceğini hatırlattı.

    Borrell, pazar günü Kosova polis güçlerine yönelik “iğrenç” saldırıyı kınamıştı.

    ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Kosova polisine yönelik saldırıları “şiddetle” kınarken, Belgrad ve Priştina’ya gerilimi düşürme çağrısında bulundu.

    Blinken açıklamasında, “Amerika Birleşik Devletleri, Kosova polisine yönelik şiddetli ve koordineli saldırıları şiddetle kınamaktadır. Kosova ve Sırbistan hükümetlerine gerilimi tırmandıracak her türlü eylem ve söylemden kaçınmaları çağrısında bulunuyoruz” denildi. 

    Öte yandan Rusya, Kosova’daki “potansiyel olarak tehlikeli” durumla ilgili endişelerini dile getirerek, Priştine ile Belgrad arasındaki gerilimi tırmanmasının ardından Sırplara destek verdi.

    Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü Dmitry Peskov, “Sırpları hedef alan provokasyonların çok sık düzenlendiği bir sır değil. Durum gerçekten çok gergin ve potansiyel olarak tehlikeli” diye konuştu. 

    Kosovalı bir polis memuru pazar günü ülkenin kuzeyinde, Sırbistan sınırında devriye gezerken, bir Ortodoks manastırında barikat kuranların saldırısında hayatını kaybetti. Bu olayın ardından Kosovalı kolluk kuvvetleriyle çıkan çatışmada silahlı grubun üç üyesi öldürüldü.

    Kosova, Sırbistan’ı, Belgrad ise Sırbistan’ın kendi eyaletlerinden biri olarak gördüğü Kosova’da “etnik Sırplara yapılan zulümden dolayı” Priştina’yı suçladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kur’an kursu hocası öğrencisini demir sopayla dövdü, kolunu kırdı… Aile şikayetçi olmadı, mahkeme ev hapsi verdi

    Kur’an kursu hocası öğrencisini demir sopayla dövdü, kolunu kırdı… Aile şikayetçi olmadı, mahkeme ev hapsi verdi



    Kayseri’nin Hacılar ilçesinde, müftülüğe bağlı Kur’an kursunda görevli olarak çalışan Yavuz Ç, çocuklara demir sopayla saldırdı.

    Ailenin şikâyeti üzerine Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Kur’an kursu hocası Yavuz Ç. hakkında soruşturma başlatıldı.

    “ELİNDEN KAÇARAK KURTULDUM, ARKADAŞIMIN KOLU KIRILDI”

    Saldırıya uğrayan 12 yaşındaki çocuk, Kayseri Emniyet Müdürlüğü’ndeki ifadesinde, yatılı Kur’an kursunda görevli olan Yavuz Ç.’den ders çalışmak için arkadaşıyla izin istediğini bir süre sonra dinlendiği esnada darp edilmeye başlandıklarını anlattı.

    Yavuz Ç. tarafından vücudunun çeşitli yerlerine demir sopayla vurulduğunu anlatan çocuk, arkadaşının ise kolunun darbeler sonucu kırıldığını söyledi.

    “Elinden kaçarak kurtuldum” diyen çocuk, ailesinin kolu kırılan arkadaşının ebeveynleriyle iletişime geçtiğini ancak şikayetçi olmak istemediklerini söylediklerini ifade etti.

    TUTUKLAMA TALEP EDİLDİ SERBEST BIRAKILDI

    Hem emniyette hem de savcılıkta ifade veren Yavuz Ç. ise kursta bir öğrencisine sopayla “hafifçe” vurduğunu savundu.

    Yavuz Ç., savcılık ifadesinin ardından tutuklama talebiyle 15 Eylül’de, Kayseri 1. Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Hakimlikte savunmasını veren Yavuz Ç., çocuğa “hafifçe” vurduğunu başka bir eylemde bulunmadığını öne sürdü.

    Kayseri 1. Sulh Ceza Hakimliği, çocuğa şiddet uyguladığını kabul eden Yavuz Ç. hakkındaki tutuklama talebini reddetti.

    Mahkeme, Yavuz Ç.’yi ev hapsine mahkûm etti.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Libya’nın başkenti Trablus’ta iki grup çatıştı: En az 27 ölü, 100’den fazla yaralı

    Libya’nın başkenti Trablus’ta iki grup çatıştı: En az 27 ölü, 100’den fazla yaralı


    Libya’da 444 Tugayı ve Rada grupları arasında çıkan çatışmada en az 27 kişi öldü, 100’den fazla kişi yaralandı

    Libya başkenti Trablus’un farklı bölgelerinde iki grup arasında yaşanan şiddetli çatışmalarda en az 27 kişi öldü, 100’den fazla kişi yaralandı. 

    REKLAM

    Pazartesi gecesinden salı akşamına kadar süren çatışmalar sonunda ateşkese varıldığı duyuruldu. 

    Ülkenin batısındaki kurtarma operasyonlarını yöneten Acil Tıp Merkezi, başkentin güneyindeki şiddet olaylarında 234 aile ile mahsur kalan onlarca yabancı doktor ve hemşirenin kurtarıldığını bildirdi. 

    Çatışmalar, Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı “444 Tugayı” Komutanı Albay Mahmud Hamza’nın pazartesi günü Libya Başkanlık Konseyine bağlı Suç ve Terörle Mücadele Birimi “Rada” tarafından tutuklanmasının ardından başladı.

    Yaralılara yardım etmek ve sivilleri daha güvenli bölgelere tahliye etmek için üç sahra hastanesi ve yaklaşık altmış ambulans seferber edildi. 

    Başkentteki tek sivil havaalanı olan Mitiga havaalanında uçuşlar askıya alınmak zorunda kaldı ve uçaklar geçici olarak pistten tahliye edildi.

    Libya’daki BM misyonu, olayları ve siviller üzerindeki etkilerini endişeyle takip ettiğini belirterek derhal gerilimin düşürülmesi ve diyalog çağrısında bulundu.

    Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa, İtalya ve Avrupa Birliği büyükelçilikleri de çatışmaların durdurulmasını istedi. 

    “Ateşkes sağlandı”

    Ulusal Birlik Hükümeti Sözcüsü Muhammed Hammude, Mahmud Hamza’nın “tarafsız bir kesime” teslim edilmesi ve ateşkes sağlanması konusunda anlaşmaya varıldığını duyurdu. 

    İçişleri Bakanlığı ateşkesi denetlemek üzere bir güvenlik birimi oluşturdu ve şehrin en gergin bölgelerine güçlerini konuşlandırdı.

    Petrol zengini ülkede 444 Tugayı ve Rada, Trablus’taki en etkili gruplar arasında yer alıyor.

    Trablus, Muammer Kaddafi rejiminin 2011 yılında NATO destekli operasyonla yıkılmasından bu yana parçalanan ülkede iktidar için yarışan iki hükümetten birine ev sahipliği yapıyor. 

    REKLAM

    Bir yıldan uzun bir süredir iki hükümet, iktidar için yarışıyor. Onlardan biri Trablus’ta Abdulhamid Dibeybe tarafından yönetilen ve Birleşmiş Milletler tarafından tanınan hükümet, diğeri de doğuda Mareşal Halife Hafter tarafından desteklenen hükümet.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Şiddetli rüzgar tenteye tutunan insanları uçurdu!

    Şiddetli rüzgar tenteye tutunan insanları uçurdu!


    Çin’in Hubei eyaletine bağlı Yichang kentine bağlı Yiling semtinde şiddetli rüzgar etkili oldu. Rüzgarda bir restoranın bahçesinde bulunan tente hareket etmeye başladı.

    Restoran ve müşteriler tentenin uçmasını önlemek için tenteyi tutmaya çalışsa da başarılı olamadı. Şiddetli rüzgar nedeniyle tenteyle birlikte insanlar da havaya uçtu.

    En az 10 kişi tenteyle birlikte havalanırken 2 kişinin yere düştüğü görüldü. O esnada restorandaki masa ve sandalyeler de dağıldı.

    Tenteyle birlikte savrulan kişilerden birinin restoranın sahibi olduğu ve şu an hastanede tedavi gördüğü ifade edilirken olayda başka yaralanan olmadı.

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan yeni ‘şiddet’ filmine ‘para’ bulursa devam edecek

    Erdoğan yeni ‘şiddet’ filmine ‘para’ bulursa devam edecek

    Erdoğan’ın yeniden seçilmesiyle birlikte hukuksuzlukların, adaletsizliklerin, insan hakları ihlallerinin, mala çökmelerin ve zulümlerin devam edeceğine şüphe yok. Saray’ın balkonundan seçimi kazandıktan sonra yaptığı konuşmayla bütün dünyaya ilan etti. Ancak Erdoğan, bu düzeni devam ettirebilmesi için gerekli olan seçeneklerin hepsini bitirmiş durumda. Muhteşem geri çarklarıyla bilinen Erdoğan, kendini kurtarmak için yarı hukuk düzenine geçmek zorunda kalabilir.

    Yaşadığımız süreci kısaca özetleyip ardından Erdoğan’ın yarı hukuk düzenine niçin dönmek zorunda kalabileceğini anlatmaya çalışayım.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçime bir parti lideri olarak değil devletin bütün kurumlarını, beşli çeteleri, cemaat görünümlü yapıları, Alaattin Çakıcı gibi mafya liderlerini ve Katar, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri, Azerbaycan, Suudi Arabistan gibi ülkelerin desteğini alarak gitti. Yüzde 95’ini ele geçirdiği gazete ve televizyonların desteği de yanındaydı ama buna rağmen seçimi bir anlamda zor kazandı.

    Kemal Kılıçdaroğlu’nun ise yarışı başa baş götürmesi ülkemiz acısından ümitlenecek bir durum. Erdoğan, halkın yarısını devasa güçlerine rağmen ‘ütememiş’ görünüyor. Tek adam rejimlerinin olduğu bir çok ülkede devlete karşı bir partinin ve kişinin yarıştığı seçimlerin sonucu genelde yüzde 90’larla bitiyor. Bizde kötü de olsa demokrasi geleneği Erdoğan’ın Aliyev olmasını engelliyor. Bu nedenle seçimi kaybetse bile kazananların başında Kılıçdaroğlu geliyor. Ülkeye ‘Erdoğan’dan farklı bir cumhurbaşkanı olabilir’ seçeneğini sundu çünkü ve halkın yarısına bu seçeneği kabul ettirdi.

    SEÇİM SÜRECİNDE HANÇERLENEN LİDER

    Sürecin kazanan liderlerinden birisi de Meral Akşener. İktidarın bütün ‘ayartma’ girişimlerini elinin tersiyle itti. Karşılığını partisi içerisindeki ‘derin devlet artıklarının’ hançerleme girişimlerine maruz kalarak ödedi. Yavuz Ağıralioğlu’nun seçimin hemen öncesinde yaptığı, böyle bir girişimdi. Akşener, geniş halk kesimleriyle buluşmaya ayıracağı zamanını Ağıralioğlu, Aytun Çıray ve Ümit Özdağ gibi ‘derin abiler’le uğraşarak geçirdi. Bu süreçte ‘derin abilerin’ de etkisinde kalarak Kılıçdaroğlu’nun adaylığına uzun süre sıcak bakmadı. Başta bu bakış açışı doğruydu. Kılıçdaroğlu’dan ziyade İmamoğlu aday olabilirdi. Ancak İmamoğlu’na gelmesi muhtemel siyasi yasak ve Mansur Yavaş’a yönelik HDP’nin ambargosu buna imkan vermedi. Bütün bunlara rağmen seçmen kitlesinin büyük kısmını Kılıçdaroğlu’na destek için ikna edebildi. İktidarın bütün ‘cazip tekliflerine’ rağmen demokrasi cephesini terk etmedi.

    DİK DURMANIN UYGULAMASINI GÖSTERDİ

    Selahattin Demirtaş, cezaevinde olmasına rağmen ortaya koyduğu demokrasi mücadelesiyle dik durmanın sözle değil uygulamalı şekilde nasıl olması gerektiğini bütün dünyaya gösterdi. İktidara yönelik eleştirel açıklamalarını bir nebze azaltsa önüne birçok imkanın serilecek olmasına rağmen çizgisini hiç bozmadı. Demirtaş, cezaevinde ‘yatmadı’; hikaye, roman, makale yazdı, röportaj verdi, tweet attı. Demokrasi, insan hakları ve hukuk mücadelesinde hep ön planda yer aldı. İnsanların morallerinin çöktüğü anda paylaştığı zeka fışkıran tweetleriyle moral ve cesaret verdi.

    SARAY’A MUAHLİF GİRİP, MUHALİF ÇIKAN TEK LİDER… 

    İktidarın baştan çıkarıcı tekliflerini elinin tersiyle iten diğer bir kişi ise Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu oldu. Önce partisi Fatih Erbakan aracılığıyla bölündü, ardından Saray tarafından önlerine her türlü imkan sunuldu. Karamollaoğlu, düz çizgisinden milim sapma göstermedi. İslamcı siyasetçilerin yerlerde sürünen itibarını kurtaran kişi oldu. Karamollaoğlu, bir muhalif olarak Erdoğan’la görüşüp, Saray’da ağırlanıp, oradan çıktıktan sonra da muhalif kalabilen tek lider olarak adını yeni demokrasi cephesine yazdırdı.

    TAVŞAN ADAYLAR KAYBETTİ

    “Bu sürecin asıl kaybedeni kim” diye sorarsanız, Erdoğan’ın tavşan adayları konumuna düşen Muharrem İnce ve Sinan Oğan asıl kaybedenlerdir. Seçim sürecindeki tavırları hep önlerine konulacak ve tek adam destekçisi ilan edilecekler.

    Muharrem İnce, kendisine yönelen genç seçmen kitleyi seçim sürecinde bilinçli bir şekilde iktidarın medya aygıtlarının dişlileri arasına bırakıp dönüştürülmelerini sağladı. Erdoğan’a karşı naif bir dil kullanırken siyasetten kendisinin önünü açmış eski liderine karşı en sert ifadeleri kullanmaktan çekinmedi. İnce, seçim sonrasında yeniden bir çıkış yapmayı deneyecek ama karşılığını alamayacağı gibi, yok olup gidecek siyasetçilerden biri olacak.

    Sinan Oğan’ın sık sık kullandığı ‘parolaya sadık kal’ ifadesi nedeniyle yeni kabinede yer alabilir yada Saray’a danışman olarak atanabilir. Bahçeli sonrasında MHP’de yeniden şansını deneyecek ancak karşılık alacağını zannetmiyorum. ‘Parolaya sadık kalmaya’ devam ettiği taktirde devletin derin katmanlarında her zaman kendisi için bir yer olacaktır.

    ERDOĞAN, BİLİNÇ ALTINDAKİ NEFRETE OYNADI

    Peki, bu seçimi Erdoğan, ekonomideki olumsuzluklar, depremin yıkıcılığı ve dış politikadaki itibarsızlığa rağmen nasıl kazandı? Erdoğan, Türkiye’de seçmenlerin davranışının ideolojik olduğunu çok iyi biliyor ve buna oynadı. Tarihi yüz yıllar ötesine giden Alevilik algısı üzerinden Orta Anadolu seçmeninin bilinç altına hitap etti, karşılığını da aldı. Türkiye’nin Suriye gibi olacağı yönündeki açıklamasındaki amaç buydu. Esad üzerinden Kılıçdaroğlu’na gönderme yaptı. Normal dönemlerde mesajları algılamakta zorlanan seçmen bilinç altındaki konu olduğu için devreye imamlar ve cemaat temsilcilerinin girmesiyle yeniden hatırlamış oldu.

    ORTA ANADOLU VE BİTMEYEN KORKULARI… 

    Yerel seçimlerde Ankara ve İstanbul seçmeni üzerinden etkili olmayan PKK ve terör korkusunu Orta Anadolu’nun muhafazakar ve milliyetçi kitlesinin üzerine adeta boca etti. Bu seçmen kitlesi o her yönden Kılıçdaroğlu’nun iktidar olması durumunda ülkenin elden gideceğine inanacak noktaya getirildi. Zaten bu seçmen grubunun büyük bir kısmının partisi AKP idi. Son dönemde İYİ Parti’ye olan ilgi bu sayede ortadan kaldırıldı. Terör üzerinden yapılan propaganda CHP seçmenini etkilemedi ama İYİ Parti, Demokrat, DEVA ve Gelecek Parti tabanlarını ciddi oranda etkiledi.

    On yıllardır Orta Anadolu’da yaşayanlar, kimi zaman din üzerinden, kimi zaman “CHP zihniyeti” denilen soyut bir söylem üzerinden, kimi zaman da PKK üzerinden manipüle edilerek, siyasete yön verici konumda. Malatya’dan başlayıp Maraş’tan Konya’dan Kayseri’den geçip Sivas’a Yozgat’a, Çankırı’ya varana dek geniş bir alanda yaşayanlar “bitmeyen korkuları” sayesinde Türkiye’de siyaset yapan geçmiş partileri de kurulma ihtimali olanları da domine ediyorlar. Eğer Türkiye’de bir şeyler değişecek, demokrasi bilinci oluşacaksa, Orta Anadolu’nun “dönüşümü” sağlanmalı. Aksi halde bu bölge, bir 25 yıl daha “manipüle edilmeye hazır” zihinleriyle siyaseti dizayn etmeye devam edecek.

    BUNDAN SONRA NE OLACAK?

    Erdoğan’ın önünde çok fazla bir alternatifi yok. Kısmi normalleşmeye giderek Batılı ülkelerin para musluklarını açmalarını sağlayacak ya da aynı tempoda hukuksuzluklara, yasaklara ve baskıya devam ederek önüne çıkacak felaketi bekleyecek. Erdoğan, kısmi normalleşmeye gitmesi durumunda önemli davalarda geri adım atacak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını uygulayacak ve asgari hukuk düzenine dönecek demektir. Bunu yapması durumunda yerel seçimlerde halkın karşısına nasıl çıkacak diye sormayın. Cumhur İttifakı bileşeni seçmenlerinin yüzde 100 derece politika değişikliği konusunda antremanlı olduğunu zaten biliyoruz.

    Erdoğan, siyasette finalini nasıl yapacağının fragmanını Saray’ın balkonundan millette gösterdi. Fragman filmin gerçeğini tam olarak yansıtıyorsa ülkeyi yeni felaketler, halka zülüm, haksız tutuklamalar ve adaletsizlik bekliyor demektir. Hırsızlık, dolandırıcılık, şiddet ve psikolojik şiddet barındıran yeni filminde rol alabilecek çok sayıda kötü aktöre sahip olmasına rağmen bunu finanse edecek bir bütçesi ve sponsoru yok.

    Erdoğan, zulüm düzenini devam ettirecek parayı bulamadığı sürece, normalleşiyor rolünü oynamaya çalışacak.

    Daha Fazla Göster:
    ErdoğanfilmSaray

    SÜLEYMAN ÖZKAYA
    30 Mayıs 2023 GÖRÜŞ

    Kaynak: Kronos
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yeni Yaşam Kadın Eki: ‘Statü’ vaadinden kölelik düzenine

    Yeni Yaşam Kadın Eki: ‘Statü’ vaadinden kölelik düzenine


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Netflix, Will Smith’in  yeni filminin yapımı durduruldu

    Netflix, Will Smith’in  yeni filminin yapımı durduruldu


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***