Etiket: Sedat Peker

  • SADAT nedir, neden kuruldu ve hakkındaki iddialar neler?

    SADAT nedir, neden kuruldu ve hakkındaki iddialar neler?


    Suriye’deki El Nusra örgütüne silah taşıdığı iddia edilen SADAT kendisini “savunma alanında danışmanlık ve askeri eğitim veren şirket” olarak tanımlıyor. Ancak SADAT hakkında kurulduğu günden bu yana farklı iddialar dile getirildi.

    SADAT 28 Şubat 2012 tarihinde emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi ve 23 emekli subay ve astsubay tarafından kuruldu. Şirketin kuruluş içeriğinde, uluslararası alanda askeri ve iç eğitim, savunma danışmanlığı ve mühimmat alımı gibi tanımlar yer alıyor.

    Şirketin kurucu üyeleri, Savunma Danışmanlık’ın kısaltması olarak kullanılan ‘SADAT’ın Arapçada “seyitler” anlamına geldiği için bu ismi seçtiklerini ifade ediyor.

    SADAT’ın kuruluş amacı nedir?

    SADAT’ın resmi internet sayfasındaki “misyonumuz” sayfasında, kurumun kuruluş sebebi şu ifadelerle açıklanıyor:

    “Uluslararası alanda Silahlı Kuvvetlerin ve İç Güvenlik Güçlerinin organizasyonu amacıyla, stratejik danışmanlık, özel savunma ve güvenlik eğitimleri ile donatım alanlarında hizmet vererek, İslam Ülkeleri arasında savunma ve savunma sanayi işbirliği ortamı oluşturmak ve İslam Dünyasının kendine yeterli bir askeri güç olarak da Dünya Süper Güçleri arasındaki hak ettiği yeri almasına yardımcı olmaktır”

    SADAT’ın kurucusu Adnan Tanrıverdi kimdir?

    Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, Genelkurmay Özel Harp Dairesi ve KKTC Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı’nda yaklaşık 30 yıl görev yaptı. Kara Harp Akademisi’nde eğitmen olarak derslere giren Tanrıverdi’nin öğrencilerinden biri de Savunma Bakanı Hulusi Akar idi.

    Tuğgeneralliğe yükselen Tanrıverdi, 28 Şubat döneminde resmi olarak “kadrosuzluk” gerekçesiyle emekli edildi. Fakat o dönemde birçok askeri personel gibi “islamcı” olarak kategorize edildiği için askeri kariyerine son verildi.

    Tanrıverdi askeri kariyerinden sonra, kendisi gibi emekli edilen askerler ile kurulan Adaleti Savunanlar Derneği’ne (ASDER) katıldı, ve 5 yıl boyunca kurumun genel başkanlığını pozisyonunda bulundu.

    Daha sonra Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği (ASSAM) aracılığıyla TSK’nın yeniden yapılandırılmasına yönelik fikirleri gündeme gelmeye başladı.

    SADAT’ı kurmadan önce Tanrıverdi, ABD’de askeri strateji alanından danışmanlık yapan Amerikalı özel şirketlerin işleyişi hakkında çalışmalar yürüttü.

    Erdoğan ile nasıl tanıştı ?

    1994’te Recep Tayyip Erdoğan İstanbul belediye başkanı seçildiğinde, askeri kanadından nadir destekçileri arasında Tanrıverdi vardı.

    Erdoğan’ın adaylığı sırasında Tanrıverdi İstanbul Maltepe’de Tugay Komutanı olarak görev yapıyordu. Bu sırada, ortak bir tanıdıkları vasıtasıyla tanışan Erdoğan ve Tanrıverdi’nin ilişkisinin zamanla dostluğa dönüştüğü iddia ediliyor.

    Erdoğan’ın güvendiği bir isim olan Tanrıverdi, Ağustos 2016’da Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığına atanmıştı. Tanrıverdi, özellikle savunma alanında, Erdoğan’ın en önemli danışmanlarından biri oldu.

    Tanrıverdi’nin Aralık 2019’da İstanbul’da düzenlenen bir kongrede yaptığı konuşma büyük tepkilere neden olmuştu.

    Tanrıverdi’nin, “Mehdi’nin gelişine hazırlanmamız gerekiyor” şeklindeki açıklamasına gelen yoğun tepkiler, Ocak 2020’de hem başdanışmanlık hem de Güvenlik ve Dış Politika Kurul Üyeliği görevlerinden alınmasına sebep oldu etti.

    SADAT’ın 15 Temmuz’daki rolü hakkındaki iddialar

    Danışmanlığa atanmadan önce Tanrıverdi’nin SADAT örgütü ile 15 Temmuz Darbe Teşşebüsü’nü püskürtmede önemli rol oynadığını iddia ediliyor

    O geceye dair en önemli iddialardan biri de SADAT’ın öncülüğünde sivillere çok sayıda ağır silah dağıtıldığı konusu. Ayrıca bu silahların şu an kimlerin elinde olduğu bilinmediği iddia ediliyor

    Söz konusu iddiaları kesin dille reddeden Tanrıverdi ise “Sizce 10’dan az danışmanı olan bir şirket, darbe girişiminin bastırılmasında rol oynamış olabilir mi?” diyerek SADAT’ın böyle bir misyonunun olmadığını söylemişti.

    SADAT hangi ülkelerde faaliyet gösteriyor?

    SADAT’ın bu konudaki resmi açıklamaları ile hakkındaki iddialar arasında farklılıklar söz konusu.

    Kurumun internet sitesinde ifade edildiği gibi SADAT’ın faaliyet alanı başta Türkiye ve Müslüman nüfusun yüksek olduğu ülkeler olarak gösteriliyor.

    Ancak SADAT’ın kurucusu Tanrıverdi, Ocak 2018’de Habertürk’ten Kübra Par’a verdiği röportajda, SADAT’ın Türkiye’de hiçbir faaliyeti olmadığını savunarak, “Tekrar söylüyorum. SADAT, yurtiçinde emniyet teşkilâtına, TSK’ya ve başka hiçbir kuruma, örgüte veya sivil şahsa danışmanlık ve eğitim hizmeti vermemektedir” diye konuşmuştu.

    Aynı röportajda, Türkiye’nin dış politikalarına uygun olan ülkeler ile çalıştıklarının altını çizen Tanrıverdi, “Şu anda tek bir ülkede faaliyetimiz var. Hangisi olduğunu söylemeyelim çünkü onların da kendi mahremiyeti var” demişti.

    SADAT Libya’da nasıl bir rol üstlendi?

    Fransız İstihbarat Araştırma Merkezi adlı düşünce kuruluşuna göre SADAT halihazırda en az 22 Müslüman ülkede askeri danışmanlık faaliyeti yürütüyor.

    SADAT’ın Libya’da Hafter’e karşı savaşan güçlere destek verdiği iddiaları öne sürülüyor.

    Özellikle SADAT’ın Libya’daki aktif rolü sayesinde, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne bağlık Libya ordusu, Halife Hafter güçlerine karşı sahada ciddi kazanımlar elde etti.

    Putin yönetimine yakınlığıyla bilinen Federal Haber Ajansı, Özgür Suriye Ordusu militanlarının SADAT ekipleri tarafından Libya’ya götürüldüğü iddia edilmişti.

    TSK güçlerinin Libya’ya gitmesini sağlayacak tezkerenin Meclis’ten geçmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhalif güç olarak bizim orada farklı ekiplerimiz olacak” açıklamasını yapmıştı.

    SADAT’ın Suriye’deki silah ticareti iddiası

    Tanrıverdi, şirketin Suriye’deki faaliyetleri hakkında çıkan iddiaları her zaman reddetti. SADAT yönetimi, Suriye’de herhangi bir eğitim veya örgütlenme faaliyetinde bulunduğuna dair iddiaları yalanlıyor.

    2014’te ortaya çıkan MİT TIR’ları skandalına bir yenisi eklendi. Türkiye’den silahların, MİT tarafından Suriye’de faaliyet gösteren silahlı radikal örgütlere yollandığı iddiası hala gündemde iken, Sedat Peker yeni bir iddiayı gündeme taşıdı.

    Sedat Peker 30 Mayis’ta yayınladığı videoda, “Mit tırları yakalandığında içindekilerin (silahların) Türkmenlere ihtiyaç için gittiğini düşünüyordum. Fakat bu silahların yollanması meselesini TSK’nın ve MİT’in değil, SADAT’ın içindeki bir ekibin organize etti. Kendi üzerinden gönderilen bu malzemelerin Türkmenlere değil, El-Nusra’ya gönderildiğini…” iddia etti.

    SADAT’tan açıklama: İftira sahiplerini iftiralarını ispatlamaya çağırıyoruz

    SADAT’ın internet sitesinde yayımlanan açıklamada Sedat Peker’in iddiaları yalanlandı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Türkiye’de yargılanmakta olan Peker’in, kendini aklamak amacıyla bir yandan suçlarını itiraf ederken bir yandan da hedef saptırmak için pek çok isim de zikrederek ‘Çamur at, tutmasa bile izi kalır’ mantığıyla hareket ettiği görülmektedir.

    İşlediği suçlar belgeli ve ispatlı olan firari suç örgütü liderinin, hedef saptırmak için Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi kurumu Milli İstihbarat Teşkilatı’nı, güzide şirketimiz SADAT Savunma’yı ve bazı bürokratları hedef alması aklı selim sahibi kamuoyunun dikkatinden kaçmamıştır. İftira sahiplerini iftiralarını ispatlamaya, ellerindeki belgeleri savcılığa teslim etmeye çağırıyoruz. Peker videosunda terörist gruplara silah sattığını itiraf etmektedir; fakat şirketimizin Peker tarafından terörist gruplara teslim edilen silahlarla hiçbir ilişkisi yoktur.”

    Akşener’in ‘silahlı eğitim kampı’ iddiası

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 2018 yılında bir açıklama yapmış, silahlı eğitim kamplarından söz ederek SADAT’ı şu sözlerle işaret etmişti:

    “Son dönemde üniformalar uzun namlulu silahlarla bazı kişiler ortalıkta dolaşıyor. Bunlarla ilgili çok önemli iddialar var” diyen Akşener, “Örneğin Tokat ve Konya’da silahlı eğitim kampları bulunduğunu duyuyoruz, bu iddialar söyleniyor. Araştırılırsın ve bize bilgi verilsin. Bunların seçim döneminde rol alacakları, istenmeyen bir sonuç çıkması halinde karışıklık yaratacakları yolunda yoğun söylentiler var. Bunlardan birisi de Sadat diye bir yapı. İnanın Sadat da diğer yapılar da benim için toz zerresidir. Bu malum yapılar insanları çatışmaların içerisine sürükleyecekler. Şimdiden uyarıyorum ve önlem alınmasını istiyorum”

    Bugüne kadar söz konusu iddialara yönelik herhangi bir hukuki soruşturma açılmadı. Şirket hakkında son dokuz yılda meclise verilen soru önergelerine ise hükümet tarafından yanıt verilmedi.

    ‘İslam ülkeleri­nin birlik olmasını istiyoruz, bu bizim kızıl elma’

    SADAT’ın gücünün “abartıldığını” ileri süren Tanrıverdi söz konusu iddialar için, “Gülüyorum … Böyle bir şey mümkün değil. Çok saf, temiz duygularla İslam ülkelerine, Silahlı Kuvvetler’imi­zin tecrübelerini nakletmek istedik. Hepsi bu… Ayrıca İslam ülkeleri­nin birlik olmasını istiyoruz, bu bizim “kızıl elma”mız.” diye konuşmuştu.

  • Sedat Peker’in yargı mensubu Esat Toklu’yu hedef aldığı Twitter mesajlarına erişim engeli

    Sedat Peker’in yargı mensubu Esat Toklu’yu hedef aldığı Twitter mesajlarına erişim engeli


    Organize suç örgütü lideri olma suçlamasıyla Türkiye’de hakkında yakalama kararı bulunan Sedat Peker’in Ankara Bölge İdare Mahkemesi Başkanı ile ilgili iddialarda bulunduğu 6 Twitter mesajına erişim engeli getirildi.

    Peker söz konusu paylaşımlarında Ankara Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Esat Toklu’yu hedef almış ve bu kişinin Bodrum’da bulunan The Paramount Otel’de geceliği 100 bin TL olan odalarda kaldığını iddia etmişti.

    DW Türkçe’ye konuşan Esat Toklu’nun bu iddiayı yalanlamış, daha sonra Peker kendisinden söz konusu konaklamaya yönelik fatura yayınlamasını istemişti.

    EngelliWeb sitesine göre Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliği’nin 8 Haziran 2021 tarih ve 2021/6819 sayılı kararı ile Sedat Peker’in “kişilik hakları ihlali”nde bulunduğu ve söz konusu 6 mesaja Türkiye sınırları içerisinde erişim engeli getirildiği kaydedildi.

    fade.org.tr/engelliweb
    Sedat Peker’in Youtube videoları harici Twitter’da paylaştığı mesajlar da büyük yankı uyandırıyor.fade.org.tr/engelliweb

    Sedat Peker son dönemlerde Youtube ve Twitter platformlarında paylaştığı ifşa videoları ve mesajlarda Türkiye’deki siyasi gündemi değiştiren önemli iddialarda bulunuyor.

    Peker’in Youtube’da yayınladığı videoların izlenme sayısı 100 milyonu geçti. Ayrıca Twitter, Facebook, Instagram ve Youtube kanallarındaki takipçi sayısı da 5 milyonun üzerine çıktı.

  • CHP lideri Kılıçdaroğlu: Cumhur İttifakı’nın üçüncü ortağı mafyadır

    CHP lideri Kılıçdaroğlu: Cumhur İttifakı’nın üçüncü ortağı mafyadır


    Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Türkiye Cumhuriyeti devleti hukuk devleti olmaktan çıkmıştır. Yargı asla tarafsız ve bağımsız değildir. Talimatla iş yapan bir yargı var. Türkiye Cumhuriyeti devletinde hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur.” dedi.

    Partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, HDP’nin kapatılması için açılan davaya tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “Demokrasinin savunulması gerektiği bir ülkede bir partiyi kapatamazsınız. Savcı siyasi otoritenin talimatıyla harekete geçiyorsa orada demokrasi yok demektir. Vatandaş sandıkta istediği partiye oy verir. Parti kapatmaya yönelik her eylemi ya da partilerin seçimlere katılmasını engellemeye yönelik hiçbir hareketi doğru bulmuyoruz. Haksızlıklar susan dilsiz şeytandır.” ifadelerini kullandı.

    “Gırtlağına kadar lağım çukurunda olan bir siyasi iktidarın Türkiye’ye yararı olamaz”

    “Gırtlağına kadar lağım çukurunda olan bir siyasi iktidarın Türkiye’ye yararı olamaz.” diyen Kılıçdaroğlu, isim vermeden atıfta bulunduğu Sedat Peker’in açıklamalarıyla ilgili, “Ben lağım borusu patladı dedim meğer çukurun içinde bunlar. Koku bütün Türkiye’yi, bütün dünyayı sardı ama Saray hissetmiyor. Çünkü lağım orada. Türkiye’yi temelden sarsan bir sürü açıklamalar var Saray’dan tek cümle bile yok.” Niçin? AK Partili, MHP’li kardeşlerime sesleniyorum, veya onlara oy veren kardeşlerime sesleniyorum; bu lağım çukuru bu kadar kokuyu dünyaya yaymışken, neden kimse konuşmuyor? Neden savcılar harekete geçmiyor? Türkiye Cumhuriyeti devleti bir kabile devleti mi oldu? Nerede bu savcılar? Ben konuşunca 24 saat geçmeden harekete geçiyorlar, lağım basmış, yolsuzluklar diz boyu bir Allah’ın kulu kalem bile oynatmıyor, oynatamıyor. Sonra da dönüp bize demokrasi var diyorlar. Sen onu benim külahıma anlat.

    “Türkiye’de hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur”

    Türkiye’nin bir hukuk devleti olmaktan çıktığını ve yargının artık bağımsızlığını kaybettiğini dile getiren CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sözlerini konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Açık ve net ifade ediyorum, Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devleti olmaktan çıkmıştır. Yargı asla ve asla tarafsız ve bağımsız değildir. Talimatla iş yapan bir yargı vardır. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti devletinde hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur. Her sabah, sabahın köründe kapınız kırılabilir ve içeri polisler girebilir. Çocuğunuza da, eşinize de, akrabanıza da silah dayatılabilir. Yeri geldiğinde öldürülebilir. Bununla da karşılaşılabilir. Nerde yaşıyoruz? Hangi zamanda yaşıyoruz, Ortaçağ’da mı? Hayır. 21’inci yüzyılın Türkiye’sinde böyle bir tabloyla karşı karşıyayız.”

    “Cumhur İttifakı’nın üçüncü ortağı mafyadır”

    CHP lideri, AKP ile MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın üçüncü ortağının mafya olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

    “Yer altı dünyasının önemli bir aktörü açıklamalar yapıyor. Gazeteler, televizyonlar tartışıyor. İktidar sahiplerinden tık yok. Sahipleri değil de iktidar sabinden tık yok. Sen her konuda konuşuyordun. Şimdi dış güçlerin oyunu bu diye millete satıyorlar. Dış güçler bunu yapıyorsa 19 yıldır sen iktidarda değil miydin? 19 yılın sonunda Türkiye’yi dış güçlerin oyuncağı haline sen getirmedin mi o zaman? Gerekçe yaratmak istiyorlar onda da batıyorlar. Onurlu insanların başvurduğu istifa diye bir müessese var. Devletin hazinesini mafya ile el ele olacaksın, tezgahı kuracaksın, belli yerlere çökeceksin, devletin rantını alacaksın. Kim? Mafya-siyaset iş birliği. 21’inci yüzyılın Türkiye’sinin geldiği nokta bu. İktidar sahipleri ve mafya ortak devleti yönetiyorlar. Cumhur İttifakı’nın üçüncü ortağı mafyadır. Mafya bozuntuları için özel kanun çıkarmadılar mı? Hapisten çıkarmadılar mı? Gidip mafya bozuntusunun önünde el pençe durmadılar mı? Mafyadan talimat alıyorsunuz? İçişleri Bakanı açıkça sarayı tehdit ediyor. 17/25’ten söz ediyor.”

    “Siyasi otoritenin desteğiyle uyuşturucu kaçakçılığı yapılıyor”

    “Kirliliğe bulaşmış insanlar yaşamları boyunca kirli gezmekten hoşlanırlar. Onlar için temizlik diye bir kavram yoktur.” ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, tepkisini şu şekilde sürdürdü:

    “Bir hükümeti düşürecek kadar, onlarca olay ortaya konduğu halde adamlarda tık yok. Yüzünüz hangi astardan, hangi deriden? Rüşvet alan siyasetçilerden söz ediliyor tık yok, uyuşturucu kaçakçılığı yapanlar var ve siyasi otoritenin desteğiyle uyuşturucu kaçakçılığı yapıyorlar. Yakalanan uyuşturucu dolayısıyla hiçbir savcı korkudan soruşturma açamıyor. Nasıl bir devlet, nasıl bir anlayış. Kara para aklayanları bizzat talimatla önce serbest bırakıyorlar, mal varlıklarının üzerindeki tedbiri kaldırıyorlar, yurtdışına çıkabilirsin diyorlar. Bunu yapan kim? Siyasetçiler, talimat veriyorlar. Sonra ivedilikle tedbirleri kaldırın diyen savcı yardımcısını da adalet bakanlığına bakan yardımcı yapıyorlar. Nasıl bir adalet anlayışıdır?”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Toplum diken üstünde

    Anayasa’nın ikinci maddesini okuduktan sonra Türkiye’de huzurun kalmadığını dile getiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “En baştaki adam bir konuşuyor, millete hakaretler, millet bölüşmüş ayrışmış herkes birbirine düşmen kesilmiş. Nerede toplumun huzuru? Kimsenin can ve mal güvenliği yok dedim. Huzur yoksa siyasi iktidarın tutumundan kaynaklanır. Siyasi iktidar kucaklayıcı bir politika izlerse toplumda huzur olur. Demokrasi, düşünce özgürlüğü, kurallara uymak, herkesin karnını doyurması, toplum huzur bulur. Toplum diken üstünde.

  • AK Parti’den Peker’in iddiaları için komisyon talebine yanıt: Hatalarımız varsa biz düzeltiriz

    AK Parti’den Peker’in iddiaları için komisyon talebine yanıt: Hatalarımız varsa biz düzeltiriz


    AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, Sedat Peker’in iddiaları ile ilgili komisyon kurulması talebi ile ilgili “Hatalarımız varsa temizleriz, gereğini yaparız. Kaldı ki mafya ile AK Parti en son bir araya gelecek iki kavramdır,” dedi.

    Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in “organize suç örgütü elebaşı Sedat Peker’in iddialarına ilişkin Mecliste bir araştırma komisyonu kurulması” önerisinin sorulması üzerine Turan, “Meclis, kendi gündemine hakim olan, ne yaptığını bilen, milletin beklentilerini yasal zemin içerisinde değerlendiren çok önemli bir kurum. Biz, Meclisimizi, mafya liderlerinin, Twitter köşelerinin, kahvehane ağzının gündemiyle değerlendirmeyiz. Toplumun tüm dertleri bizim derdimiz, tüm merakları bizim merakımız. Yanlış yapan, hatalı davranan, hele ki bizim partimizde varsa, bunu ayıklamak, temizlemek bizim görevimiz. AK Partinin hatası varsa, bireysel olarak, bunun gereğini AK Parti yapmak durumundadır, yaparız. Ama Meclisimizi, devletimizin kurumlarını sadece bir adamın konuşmalarından yola çıkarak belirlemenin doğru olmadığı kanaatindeyim. Muhalefet, mafya babası iddiasındaki kişinin argümanlarını alıp taşımak değildir. Muhalefet, dedikodunun, iftiranın, hakaretin karşılık bulacağı bir yer değildir.” yanıtını verdi.

    CHP Grup Toplantısında sahte tapelerin sergilendiğini ifade eden Turan, “Ana muhalefet partisinin, iktidara en yakın partinin düştüğü hal, FETÖ’nün sözcülüğüydü. Şimdi de geldikleri yer, bir mafya babası diye adlandırılan kişinin kasetlerinden başka gündemi olmaması vahim tabloyu ortaya koyuyor. Siz, muhalefet olsanız, siyasetin hakkını verseniz bu hale düşmezsiniz.” yorumunu yaptı.

    CHP’nin TBMM’de grup toplantısı olduğuna işaret eden Turan, “Utanmasınlar, alışık nasıl olsa. Yarın da Sedat Peker’in kasetini izletsinler, kendi gruplarında. Bunu yapmadılar mı? FETÖ söyledi, bunlar izletti. Şimdi de Sedat Peker söylesin, onlar izletsin. Ama 75 yıldan beri oylarının neden artmadığını sorarsanız, en büyük gerekçe işte budur. Toplumun dertleri değil, dedikodunun merkezi olmaları.” ifadelerini kullandı.

    Savcıların konuya ilişkin gereğini yaptığını belirten Turan, “Biz, Meclisimizi planlanmış, kurgulanmış yapıların sözcüsü haline getirmeyeceğiz.” dedi.

    Bir yanlışın kapatılmasını isteyen insanlar olmadıklarını vurgulayan Turan, Meclis’i, yanlış politikalara alet etmeyeceklerini söyledi.

    Bir kişinin ne söylediği kadar nerede söylediğinin de önemli olduğunun altını çizen Turan, “İlgili kişi nerede konuşuyor? Türkiye düşmanlığıyla bilinen bir ülkenin içerisinde bir otelde konuşuyor. Otel değiştiriyor, güvenlik gerekçesiyle. Değiştirdiği tüm oteller aynı patronun otelleri. Onun için diyorum; Ne söylediğinden öte nerede söylediği kıymetlidir. Biz, bu oyunlara gelmeyeceğiz. Hatalarımız varsa temizleriz, gereğini yaparız. Kaldı ki mafya ile AK Parti en son bir araya gelecek iki kavramdır.” değerlendirmesinde bulundu.

    ‘Hukukun gereği neyse onu yapmak durumundayız’

    “Ayda 10 bin dolar gönderilen siyasetçi” iddiasının sorulması üzerine Turan, “Hukukun gereği neyse onu yapmak durumundayız. 10 bin dolar veya başka bir şey, kimin elinde ne bilgi, belge varsa bunu savcıya vermesi gerekir. Hiçbirimizin zan altında kalmasını hak etmediğimiz kanaatindeyim. Kaldı ki o iddia ortaya konduğunda ‘AK Parti’ denmedi, bir siyasi parti, belki başka bir parti. Kaldı ki vekil denmedi, siyasetçi dendi. Belki siyasetçi ama vekil değil. Ama ne olursa olsun, benzer ithamlar, Meclisi yoran bir gündemdir. Kimin elinde bilgi, belge varsa mutlaka savcılarla paylaşması gerekir.” dedi.

    Müsilaj meclise taşınacak

    Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorununa çözüm üretilmesi, oluşan kirliliğin önlenmesine yönelik “Marmara Denizi’ndeki Müsilaj Sorununu Araştırma Komisyonu” kurulmasına dair hazırlanan önergenin görüşülmesinin planlandığını belirten Turan, “Araştırma Komisyonumuzun, tüm partilerimizle değerlendirip, yarın Meclis’e verilmesini, perşembe günü de görüşmenin yapılmasını hedefliyoruz.” bilgisini paylaştı.

    Tüm partilerin konuya ilişkin kanaatlerini almak istediklerini dile getiren Turan, “Bu sorunu araştırmak, sebeplerini bulmak, çözüm önerilerini değerlendirmek hepimizin görevi. Mavi Vatan diye adlandırdığımız denizlerimizin korunmasında tüm partilerin ortak hareket etmesinde büyük fayda olduğu kanaatindeyim.” diye konuştu.

  • Fazıl Say’dan ‘Sedat Peker’ yorumu: Kızgınım

    Fazıl Say’dan ‘Sedat Peker’ yorumu: Kızgınım


  • AP’den Sedat Peker dosyası: Bir mafya lideri nasıl YouTube fenomeni oldu?

    AP’den Sedat Peker dosyası: Bir mafya lideri nasıl YouTube fenomeni oldu?


    Türkiye’de bir süredir pazar günleri, organize suç örgütü lideri olmak suçlamasıyla aranan ülkedeki sistemle ilgili gizemli ilişkiler ağını anlattığı, kendisinin de karıştığı pek çok yasa dışı olayın iç yüzünü ifşa ettiği gün.

    Gülistan ve Alparslan Ataş çifti de bütün hafta pazar gününün gelmesini beklediklerini söylüyor. Peker’in dokuzuncu videosunu İstanbul’da ailesiyle birlikte izleyen 38 yaşındaki Gülistan Ataş, “Heyecanla ve her hafta bekliyorum” diyor.

    Gülistan’ın eşi 41 yaşındaki Alparslan Ataş da “Tıpkı ‘Baba’ ve ‘Yaralı Yüz’ filmlerinde herkesin hafızasına kazınan karakterler gibi şimdi de herkesin aklında Sedat Peker var” ifadelerini kullanıyor.

    Beklenmedik şekilde bir sosyal medya fenomenine dönüştüren Sedat Peker’in videoları on milyonlarca insan tarafından izleniyor ve günümüzde Türkiye’de kendisini bu kadar izletebilen, dinletebilen ve en önemlisi de inandırıcı olabilen başka kimse yok.

    Avrasya anket şirketinin bir araştırmasına göre ankete katılanların yaklaşık yüzde 75’i Sedat Peker’in anlattıklarına inanıyor.

    49 yaşındaki kaçak mafya babası Sedat Peker, uyuşturucu kaçakçılığı, tecavüz ve cinayeti örtbas etme iddialarından terör örgütlerine silah transferine kadar pek çok konuda bir zamanlar açıkça desteklediği ve desteklendiği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve onun iktidar partisinin üyelerini çok zor bir durumda bırakan şeyler anlatıyor.

    Dubai’de kaldığı sanılan Peker, yakalanmamak için devamlı yer değiştiriyor. Kendisine yanlış yaptığını iddia ettiği siyasi figürlerle hesaplaşmak için skandal ama henüz savcılar devreye girmediği için soruşturulmamış ve dolayısıyla kanıtlanmamış iddialarda bulunuyor.

    Ancak anlattıklarının bazıları kamuoyunda bilinen bazıları da tahmin edilen şeyler. Peker’in farkı ise sistemin içinden biri olması ve ifşaatlarının bir çoğunun ispatını paylaşması bir çoğunun da yalanlanamıyor olması.

    Hükümet, Peker’in iddialarına karşılık şu ana kadar çoğunlukla sessiz kalmayı tercih etti.

    50 milyondan fazla izlenme

    YouTube’da yayınlanan haftalık videolar toplamda 50 milyondan fazla izlendi ve ülkede bir numaralı gündem maddesi haline geldi. Anlatılanlar devlet yolsuzluğuna ilişkin endişeleri artırdı ve ismi geçen kişileri de savunma pozisyonuna geçirdi.

    Videolar ayrıca iktidar partisi içindeki rakip gruplar arasında iddia edilen anlaşmazlıkları ortaya çıkardı.

    Videolarda bir yelek veya bir madalyon takan ve üst düğmeli açık bir gömlek giyen Peker, özenle düzenlenmiş notları, tespihleri ​​ve kitaplarıyla bir masanın arkasından rakipleriyle alay ediyor ve onların sonunu getireceğine yeminler ediyor. En meşhur hale gelen sözü de: “Bir tripod ve bir kameraya yenileceksiniz”.

    İlk videolarda Ağar’ı hedef aldı

    İlk videoları eski içişleri bakanı Mehmet Ağar ve genç bir Kazak gazetecilik öğrencisine tecavüz etmek ve daha sonra cinayetini intihar olarak örtmekle suçladığı iktidar partisi milletvekili oğlu Tolga Ağar’ı hedef aldı.

    Peker, Mehmet Ağar’ın uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarında kullanılmış olabilecek lüks bir yat limanına zimmete geçirdiğini öne sürdü.

    Daha sonraki videolar, eski başbakan Binali Yıldırım’ın oğlunun uyuşturucu kaçakçılığına karıştığını iddia etti. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelik suçlamalarının dozunu da giderek arttırdı.

    Olaya karışanların hepsi Peker’in suçlamalarını reddetse de karşılığında iddiaların doğru olmadığını gösterebilecek kanıtlar ortaya koyulamadı.

    Erdoğan uzun süre görmezden gelmeye çalıştı

    Hükümet geçmişte ‘cihatçılara’ silah gönderildiği iddialarını reddetmiş ve bunu ilk kez haber yapan gazetecileri hapse atmış olsa da Erdoğan videolardaki iddialara ilişkin henüz özel bir açıklama yapmış değil.

    Peker videolarını ilk günlerde görmezden gelen Erdoğan, iktidar ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklama yapması sonrası sessizliğini bozmak durumunda kaldı ve 26 Mayıs’ta mafya liderinin Türkiye’ye karşı bir komplonun parçası olduğunu ileri sürdü. Peker’in hedefindeki İçişleri Bakanı’na sahip çıkan Erdoğan iddialara özel olarak değinmedi.

    Bu arada muhalefet partileri, söz konusu isimlerin istifasını talep etti ve iddialarla ilgili meclis ve yargı soruşturmaları açılması için mecliste araştırma önergeleri verildi. Ancak tüm bu girişimler AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi.

    Yetkililer, Peker için yeni tutuklama emri çıkarırken Erdoğan da Peker’in bulunduğu yerden alınıp Türkiye’ye getirileceği ve yargı önüne çıkarılacağı sözü verdi.

    “Toplum bilgiye erişim ve şeffaflık ihtiyacı duyuyor”

    Türkiye’de kamuoyu anketleri yapan ‘Türkiye Raporu’nun direktörü Can Selçuki, Peker’in YouTube videolarının altına gönderilen binlerce yorumların analiz edildiği bir çalışma gerçekleştirdi ve buna dayanarak “Mafya patronunun popülaritesinin bilgiye erişim ihtiyacından kaynaklandığı” sonucuna varıldığını söyledi.

    AP’ye konuşan Selçuki, “Bana öyle geliyor ki insanlar bu yasadışı figüre kafalarındaki soruları başka yerden cevap alamadıkları için soruyorlar. Bu da bana Türk toplumunda daha fazla şeffaflık için artan bir talep olduğunu gösteriyor.” dedi.

    Nisan ayında Peker’in ekibine yönelik bir operasyon başlatıldı ve kendisiyle yakınlığı olan yaklaşık 60 kişi tutuklandı.

  • Fazıl Say’dan Demirören’ tepkisi: Terk edilmiş yüz binlerce insanımızın geçimi olabilirmiş

    Fazıl Say’dan Demirören’ tepkisi: Terk edilmiş yüz binlerce insanımızın geçimi olabilirmiş


  • Meral Akşener: Halk, Peker’in ifşalarına inanıyor, Erdoğan 2023’teki seçimlerde gidecek

    Meral Akşener: Halk, Peker’in ifşalarına inanıyor, Erdoğan 2023’teki seçimlerde gidecek


    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yapılan anketlerde halkın çoğunluğunun Sedat Peker’in söylediklerinin “doğru” olduğuna inandığını belirterek, 2023’te yapılması öngörülen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan’ın koltuğunu kaybedeceğini söyledi.

    Türkiye’de yaşanan Covid-19 salgını, ekonomik tablo ve diğer olumsuz gelişmelerin üzerinin örtülemeyeceğini ifade eden Akşener, “Ben Sayın Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsam gece uyuyamam.” diye konuştu.

    Cumartesi akşamı Halk TV’nin konuğu olan Meral Akşener gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2023’te düzenlenecek seçimleri kaybedeceğini öne süren Akşener, “Erdoğan, ne zaman olacağı önemli değil, önümüzdeki seçimde gidecek. Sandıkla demokratik bir şekilde… Millet İttifakı iktidar olacak, aynı Ankara ve İstanbul’da olduğu gibi. Parlamenter sistem gelecek Türkiye yoluna devam edecek. Yeni bir beyaz sayfanın açıldığı Türkiye ile karşı karşıya kalacağız.” diye konuştu.

    “Millet İttifakı eski yanlışlara düşmemeli, ortak cumhurbaşkanı adayı çıkarmalı”

    Daha önceki seçimlerde farklı adaylar çıkarmanın Millet İttifakı’na zarar verdiğini belirten Akşener, “3 ayrı adayla gittik, Erdoğan ile birlikte birbirimizle de rekabet ettik. Ortak bir adayla gidilmeli. Millet İttifakı paydaşlarının birbiriyle rekabet etmesini doğru bulmuyorum. Bu aday ben olmalıyım da demiyorum. Kılıçdaroğlu bu konuda son derece akılcı ve iyi niyetle yaklaştı.” dedi.

    “Kılıçdaroğlu’nun bize 15 milletvekili vermesini asla unutmayacağız”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun İYİ Parti’ye yaptığı jesti hiç unutmayacaklarını ifade eden Akşener, “Kılıçdaroğlu bize 15 milletvekili verdi. Ve biz bunu hiç unutmayacağız. Bugünün temellerini o gün attık. Bu fikir benden çıktı. Bu istekte bulundum çünkü Kılıçdaroğlu ile yaptığımız görüşmelerdeki onun tutumu çok önemliydi. Kılıçdaroğlu bu konuda son derece akılcı ve iyi niyetli davrandı.” dedi.

    İYİ Parti Genel Başkanı Akşener ayrıca, HDP’nin de kendi adayını çıkarması gerektiğini savundu.

    Akşener, organize suç örgütü lideri olmaktan hakkında yakalama kararı bulunan ve son dönemde sosyal medya hesabındaki videolarla bir anda Türkiye’nin gündemine oturan Sedat Peker konusuna da değindi.

    AK Parti’den kimse Peker’i yalanlamadı

    Akşener, Peker’in iddialarına ilişkin olarak, “AK Parti ilk kurulduğunda çok iddialıydı. Susurluk, 28 Şubat gibi olayların üzerine gideceklerini açıklamışlardı. Bir de baktık ki bu unsurlarla aile olmuşlar. Bu bir göndermeydi. AK Parti’deki isimler Sedat Peker’in için yalan söylüyor demiyorlar. O alıyor öbürüne sektiriyor ve sanki top çeviriyorlar gibi… Bunu bir bilgisayar yazılımına benzetirsek, AK Parti’nin son anlarını yaşadığını söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

    1996 yılındaki Susurluk kazasına ilişkin görüşlerini de belirten Akşener, “29 dava açılmıştır Susurluk meselesiyle ilgili. Bunun 8 aylık sürede 27’sini mahkemeye gönderen bakan benim. Hangi iddia varsa araştırtmıştım” dedi.

  • Peker’den yeni video: Belediyelerde ve ihalelerde dönen rüşvet sistemi iddiaları

    Peker’den yeni video: Belediyelerde ve ihalelerde dönen rüşvet sistemi iddiaları


    Organize suç örgütü lideri olmaktan hakkında yakalama kararı bulunan ve şu anda yurt dışında bulunan Sedat Peker, sosyal medya hesabında paylaştığı dokuzuncu ve son videosunda dikkat çekici iddialarda bulundu.

    Peker, “Yaşadıkça ve yaşlandıkça değil, direndikçe büyürüz” başlığı ile paylaştığı videosunda, belediye ve özel ihalelerde dönen rüşvet sistemi, İçİşleri Bakanı Süleyman Soylu, AK Partli Metin Külünk, Aydın Doğan, Demirören Holding, Binali YIldırım’ın oğlu Erkam Yıldırım ve SADAT ile ilgili bazı bilgiler paylaştı.

    Peker, Soylu’ya ait poliçe şirketinin 57 kat büyüdüğünü belirterek, “10 bin dolar alan siyasetçi” hakkında “Bu rakamı bana nasıl yakıştırırsınız.Ben kimseye 10 bin dolar vermedim ama daha büyük paralar yolladım. Çanta çanta.” iddialarında bulundu.

    Peker videosunda, Sezgin Baran Korkmaz, gazeteci Veyis Ateş, Ankara Bölge İdare Mahkemesi Başkanı, Soylu’nun Organizeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı yaptığı Resul Hort, Ankara Emniyet Müdürü Sermet gibi isimleri ifşa etti ve Süleyman Soylu ile olan ilişkisinden bahsetti.

    Peker, daha önceki videolarında bahsettiği eski Silivri Emniyet Müdürü Ekrem Güler’in o dönemdeki iddialara dayanamayarak kendisini başından vurarak intihar ettini öne sürdü.

    “Belediyelerde rüşvet dernekler üzerinden dönüyor”

    Sözlerine Türkiye’de yaşayan ve 40 yaş altında olan kişilere seslenerek başlayan Peker, “Size çalınan paraları anlatacağım. Belediyelerin dernekleri var. Oraya para yatırıyorsunuz. Sonra istediğiniz kadar kaçak kat yapıyorsunuz. Bu sebeple polis takibine de takılmıyor. Süleyman’ın (Soylu) akrabası var ya, Ankara’da onun yaptığı iş gibi. Bu onun belediye aksamı. Onun yaptığı dev iş. O bakanları falan herkesi yönlendiriyor.” diye konuştu.

    “Soylu’nun poliçe şirketi 57 kat büyüdü”

    Peker, videolarında paylatığı bilgilerden bir tanesinin bile yanlış çıkması halinde elini keseceğini belirterek, “Ne dedik, bütün her şey ortaya çıkmadı. Engin Sigorta, hani Süleyman diyordu ya, ‘Ben poliçe sesini çok seviyorum’. Şirketin 57 kat büyümüş, dünyanın neresinde böyle bir şey var. O poliçenin sesine ben de uyurum, herkes uyur” diyerek bir kez daha İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu hedef aldı.

    Peker videosunun devamında, dikkat çeken ayrıntılar ve konu başlıkları şöyle oldu:

    “Bütün paramı dağıttım. Vatan sevgimden asla taviz vermem. Ama bana ajan dediniz. Beni bu dünyada sinirlendirecek iki şey vardı; ikisini de dediniz.”

    “Devletin içinde yer almayan bir kuruluş SADAT, şu anda orada yapılan ticaret ve silahlar… Uyuşturucu ağının devletle ne işi var?”

    “Akit TV’nin yazı işleri müdür var Murat Alan. Sen saldırıya uğradığında hastaneye ilk gelen ben değilmiydim? Ben sana en sevdiğim silahı verip, bir daha gelirlerse vur demedim mi? Sana cezaevinde ben bakacağım demedim mi? Göreceksiniz suç örgütünü.”

    “Almanya’daki derneklere el altından para gönderdim. 10 bin değil çok daha fazlasını verdim. Seçim zamanı geldiğinde Ömer Külünk’ün arabasına para bırakırdım.” dedi.

    “Binali Yıldırım’ın oğlu 15 senede 15 milyar dolar servet yaptı”

    Binali Yıldırım’ın oğlundan bahseden Peker, ”Sayın Başbakan… Senin oğlunu korumana gerek yok ki. 15 senede kaç milyar dolarlık servet yapmış. Sadece Hollanda ayağını biliyoruz. Hollanda devleti açıkladı diye… Senin çocuğun gerizekalı mı bırak o konuşsun” dedi.

    Şimdi Metin Külünk’ten konuşacağız diyen Peker, ”Metin ağabeyi rezil etmeyeceğim, ne yaşadık onu anlatacağım” ifadelerini kullandı.

    ‘AK Parti’nin dağıttığı kahveler benim, bana bir lira dahi vermediniz”

    Peker, ”Bana pislik mafya diyorlar ya, Ak Parti’nin seçim zamanı dağıttığı kahveler var ya, seçim zamanı. Hepiniz içtiniz, Tarihi Beyoğlu Kurukahvecisi, benimdi o, hani ben pislik mafyaydım. Ulan onlarca milyon liralık kahveyi benden siz alıp dağıtmadınız mı her yerde. Lan bir lira mı verdiniz, verdiyseniz hani fatura. Lan size yazıklar olsun” dedi.

    “Aydın Doğan’ın gazetesini bastık, 750 milyon dolara holdingi aldık”

    Demirören ile ilgili iddialarda bulunan Peker, ”Biz gazeteyi bastık. Aydın Doğan kargaşalardan korktu verdi gazeteyi. 750 milyon dolara verdi hepsini. Aslından bir tanesi o kadar ederdi. Bu 750 milyon doları Ziraat Bankası verdi. Bu 750 milyon doları ödemedi. Ana parayıda, faizinide ödemedi” ifadelerini kullandı.

  • Sedat Peker, Serdar Ekşioğlu ile yaptığı video görüşmesinin kaydını yayınladı

    Sedat Peker, Serdar Ekşioğlu ile yaptığı video görüşmesinin kaydını yayınladı


    Organize suç örgütü lideri olma iddiasıyla hakkında yakalama kararı bulunan Sedat Peker bugün Twitter hesabından yeni bir video görüşmesinin kaydını yayınladı.

    Peker, yeni video ile ilgili, “Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip abinin yeğeninin kocası Lazoil petrol dağıtım şirketinin sahibi Serdar Ekşi’nin karakolda milletvekilinin dövülme hadisesinin ve Suriye’ye giden askeri malzemelerle ilgili yaptığım telefon görüşmesi.” ifadelerini kullandı.

    Sedat Peker bir sonraki iletisinde ise, “Serdar Ekşi serdar ekşi ne demiştim… Dik duracağız. Sen benle görüşüp sonrasında aleyhimde yapılan çalışmalara ortaklık ettin. Yaptığın her şeyi biliyorum, görüşeceğiz. Biz hepimiz aileyiz her suçta beraberiz.” ifadelerini kullanıyor.

    Yaklaşık 13 dakika süren ve uzun süre gülüşmelerin yer aldığı videoda Peker, Ekşioğlu Akaryakıt Ürünleri’nin sahibi Serdar Ekşioğlu ile Facetime üzerinden konuşuyor ve haksızlığa uğradığını dile getiriyor.

    Ekşioğlu, Peker’in haksızlığa uğradığı yönündeki iddiasını teyit ediyor. Konuşmanın ilerleyen bölümünde Peker’in Suriye’ye silah götüren TIR’ların gidişine tanık olduğu sözlerini de kendi ifadeleri ile doğruluyor.

    Videoda Peker, “O malzemeleri yollarken sen yok muydun? Dört TIR biz, dört 4 TIR onlar yolluyordu. Onlar Suriye’de başka yerlere veriyordu. Biz satmıyorduk sen de vardın ben de vardım.” diyor. Ekşioğlu da ‘Reisim’ diye hitap ettiği Peker’in bu sözlerini onaylıyor.

    Ekşioğlu, sohbetin başında ‘Pelikancılar’ olarak tanımlanan grupla ilgili, Peker’den bu konuya fazla ilişmemesini istiyor.

    Atmosferin nasıl olduğu sorusuna Ekşioğlu, “Reisim ortalık yangın yeri.” sözleriyle cevap veriyor. Peker’in “Hakettiler” ifadesini Ekşioğlu, “Fazlasıyla” diye yanıtlıyor.

    Peker’in “Onlar (Pelikan) da var işin içinde nasıl girmeyeyim?” sorusuna Ekşioğlu, “Ben Süheyb’i (gazeteci Hilal Kaplan’ın eşi) aradım Pelikan’ın başı o zaten. Ben burada değilim geleyim görüşelim dedi.” cevabı yer alıyor.

    Sedat Peker, cuma günü Twitter hesabından yazdığı bir iletide, “Pazar günkü videoya kadar canınız sıkılmasın diye yarın akşam üzeri saatlerinde, zaman geçirmek için, aperatif niyetine birisiyle yaptığım telefon konuşmamı yayınlayacağım. Konu Suriye silahları.” açıklamasında bulunmuştu.