Etiket: Sedat Peker

  • Süleyman Soylu, BAE’de mevkidaşıyla görüştü: Akıllara Sedat Peker geldi

    Süleyman Soylu, BAE’de mevkidaşıyla görüştü: Akıllara Sedat Peker geldi


    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Saif bin Zayed Al Nahyan ile bir araya geldi. Soylu’nun, hakkında yakalama kararı bulunan Sedat Peker’in bulunduğu BAE’ye gitmesi ise akıllara “iadesi mi istendi” sorusunu getirdi.

    Resmi ziyaret kapsamında BAE’nin başkenti Abu Dabi’ye gelen Bakan Soylu’yu, Abu Dabi Havalimanı’nda Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Al Nahyan, Türkiye’nin Abu Dabi Büyükelçisi Tugay Tunçer ile diğer yetkililer karşıladı.

    Soylu ve Al Nahyan, BAE İçişleri Bakanlığı binasında baş başa ve heyetler arası görüşme gerçekleştirdi. Heyetler arası görüşmede, Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, Büyükelçi Tunçer, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Resul Holoğlu da hazır bulundu.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • BAE ziyareti öncesi Erdoğan’dan bölgesel barış ve iş birliği mesajı

    BAE ziyareti öncesi Erdoğan’dan bölgesel barış ve iş birliği mesajı


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri’ne yapacağı ziyaret öncesi bu ülkede yayınlanan Khaleej Times gazetesinin Türkiye özel eki için bir yazı kaleme aldı.

    Erdoğan, “Bölgesel Barış ve İşbirliği için İnisiyatif Zamanı” başlıklı yazısında, Türkiye ile BAE arasında başlayan yakınlaşmanın karşılıklı ziyaretlerle yeni bir ivme kazandığına dikkati çekti. İki bölge ülkesi olarak ilişkilerin iş birliğine doğru evrilmesinden memnuniyet duyduğunu vurgulayan Erdoğan, “İnanıyorum ki iki ülke arasındaki iş birliği alanlarının artması bölgemize de olumlu yansıyacaktır.” ifadelerini kullandı.

    “Ticaret hacmimizi önümüzdeki yıllarda iki katına çıkarma amacındayız”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 10 yılda Türkiye ile BAE arasındaki petrol dışı ticaretin yaklaşık 89,6 milyar dolar civarında gerçekleştiğini, ticaret hacminin de her geçen yıl arttığını belirterek, “2019 yılında 7,3 milyar dolarlık ticaret hacmi, 2020 yılında yüzde 21 artarak 8,9 milyar dolara ulaşmıştır. 2021 yılında da aynı seviyede devam eden ticaret hacmimizi önümüzdeki yıllarda iki katına çıkarma amacındayız.” dedi.

    Ayrıca iki ülkenin yakın çevre ve Afrika başta olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde iş birliği potansiyelinin bulunduğuna işaret eden Erdoğan, Türkiye’nin jeopolitik konumu, beşeri sermayesi, etkinlik alanı, üretim gücü ve istikrar sağlayıcı rolü ile bir cazibe merkezi haline geldiğini ve yapıcı iş birliğine her zaman açık olduğunu vurguladı.

    “Küresel düzeyde istikrarın sağlanmasına da katkıda bulunacak”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye ve BAE’nin bölgesel barış, iş birliği ve refaha ortak katkılar sunabileceğine inanıyorum. Sahip olduğumuz iş birliği alanları, tarihi, kültürel ve kadim değerlerimiz bu süreçte bize ciddi imkanlar sunmaktadır. İkili ilişkileri geliştirme gayretimiz küresel düzeyde istikrarın sağlanmasına da katkıda bulunacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

    Erdoğan, yazısında, şu ifadelere yer verdi:

    “Türkiye, dış politikada çıkarları ile barış ve istikrar arasında denge kurmaya çaba sarf eden nadir ülkelerden birisidir. Bu ilkeyi muhatap olduğumuz tüm taraflara karşı uygulama gayreti içindeyiz. Çıkarlarımızı ortak kılmak, ‘kazan-kazan’ formülü ile iş birliği alanlarını genişletmek ve tehditlerle ortak mücadele bizim temel ilkelerimizdendir. Türkiye olarak her ülke ile iş birliğimizi geliştirmeye ve bölgesel sorunların çözümü için birlikte gayret sarf etmeye hazırız. Son dönemde Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında yoğunluk kazanan diyaloğun bugün artık somut iş birliğine dönüşmüş olması, inisiyatif üstlendiğimiz takdirde ortak geleceğimizi el birliğiyle şekillendirebileceğimizi de göstermiştir. Türkiye olarak, Birleşik Arap Emirlikleri’nin ve Körfez bölgesindeki diğer tüm kardeşlerimizin güvenlik ve istikrarını kendi ülkemizin güvenlik ve istikrarımızdan ayrı görmüyoruz. Önümüzdeki dönemde bu bağlamda da iş birliğimizi derinleştirmenin önemine gönülden inanıyoruz.”

    “İmzaladığımız anlaşmalarla iki ülkenin iş birliğinin temellerini atmış olduk”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Kasım 2021 tarihinde Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan’ın Ankara ziyareti ile Türkiye-Birleşik Arap Emirlikleri ilişkilerinde yeni bir sayfa açmanın bahtiyarlığını yaşadıklarını belirtti. Bu ziyarette imzalanan ekonomik anlaşmaların iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğine dair önemli ipuçlarını da barındırdığını aktaran Erdoğan, “Ekonomi, finans, enerji, petrokimya, teknoloji, ulaşım, altyapı, sağlık, gıda ve tarım alanlarında imzaladığımız anlaşmalarla yakın gelecekte iki ülkenin iş birliğinin temellerini atmış olduk. Son olarak Türk ve BAE merkez bankalarının, yerel para birimlerinde yaklaşık 5 milyar ABD doları tutarında bir takas anlaşması imzalamaları da kayda değer bir gelişme olmuştur.” değerlendirmesinde bulundu.

    “BAE’ye gerçekleştireceğim ziyaret, iş birliğimizi daha da ileriye taşımamıza vesile olacak”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, yazısında şunları kaydetti:

    “Önümüzdeki günlerde BAE’ye gerçekleştireceğim ziyaret, iki ülke dostluğuna atfettiğimiz önemi göstermenin yanı sıra iş birliğimizi daha da ileriye taşımamıza vesile olacaktır. Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında enerji, sağlık, tarım, lojistik, altyapı, finans, turizm konularının yanı sıra iklim değişikliği, enerji, su ve gıda güvenliği konularında da iş birliğini ilerletmeyi hedefliyoruz. Daha fazla yatırım ve iş birliği için her iki tarafın da yeni hedefler belirlemeye hazır olduğu kanaatindeyim. Bu iş birliğinin yalnızca ikili ilişkilerde değil, aynı zamanda bölgesel düzeyde de olumlu yansımalarının olacağına inanıyorum. Bu bağlamda ilişkilerimizdeki bu pozitif gelişmeler bizatihi değerlidir. Kuruluşunun 50. yılını idrak eden Birleşik Arap Emirlikleri’yle dostluğumuzun ve kardeşliğimizin yeni bir 50 yılına daha ortak çıkarlar, karşılıklı saygı ve güven temelinde adım atıyor olmaktan memnuniyet duyuyorum. Milletimiz adına kardeş Birleşik Arap Emirlikleri halkına en kalbi selamlarımı ve muhabbetlerimi sunuyorum.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Alfa Timi hakkında neler biliniyor? SADAT’a eğitim desteği verdi mi?

    Alfa Timi hakkında neler biliniyor? SADAT’a eğitim desteği verdi mi?


    Dünyanın en seçkin özel kuvvetleri arasında sayılıyor. Caydırıcılık, dayanıklılık ve operasyonel kapasite bakımından Amerikan Donanması’ndaki muadili ‘Navy Seals (Deniz Komandoları)’ ile kıyaslanıyor. Hedefine ulaşmak için korku salan yöntemlere başvurmaktan çekinmemesiyle biliniyor.

    Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal ettiği 1970’lerin sonundan bu yana; suikastler, vekalet savaşlarında üstlendiği roller, ‘terörle mücadele’ ve rehine operasyonları ile birçok kez küresel çapta adını duyurmuş bir yapı.

    Rusya’nın Federal Güvenlik Servisi’ne (FSB) bağlı Alfa Timi‘nden söz ediyoruz.

    Alfa Grubu olarak da anılan bu Rus özel kuvvetler birimi, son dönemde faaliyetleriyle hayli tartışma yaratan SADAT ile ilişkilendiriliyor.

    Peki Alfa Timi hakkında neler biliniyor? Türkiye’ye bakan yönüyle hangi iddialar var?

    Haberimizde bu konuyu sizler için irdeledik.

    Alfa Timi (Alfa Grubu) Türkiye’de neden gündem oldu?

    Ana muhalefet partisi lideri Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun tam da ‘siyasi cinayetler olabileceğine dair kaygılarını’ dile getirdiği ve Türkiye siyasetinde ‘suikast tartışması’nın döndüğü günlerde, Sedat Peker’in paylaştığı tweet dizileri dikkat çekti.

    Şimdilerde kendisinin de dahil edildiği bir ‘suikast listesi’ oluşturulduğunu söylüyordu Peker. Ayrıca, listeyle ilgili olarak ‘Türkiye’de bir dönem korku iklimi yaratılması maksadıyla ortak hareket ettikleri’ imasında bulunduğu SADAT‘ı işaret ediyordu.

    Peker, paylaşımlarında emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi’nin kurucu başkanı olduğu ‘SADAT’ın Rusya’dan uzmanlık alanı suikast olan Alfa timleriyle anlaştığını’ da öne sürdü.

    Hakkında organize suç örgütü liderliğinden yakalama kararı bulunan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde yaşamını izole şekilde sürdüren Peker, böylece SADAT’ın, eğitim desteği aldığı iddiasıyla Rus Alfa Grubu’nu Türkiye’nin gündemine taşımış oldu.

    SADAT, Rus Alfa Timi’nden eğitim desteği aldı mı?

    Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, kurucu başkanı olduğu SADAT’la ilgili söz konusu iddiayı şirketin internet sitesinde yayımladığı yazılı yanıtıyla yalanladı.

    “SADAT A.Ş., Alfa Timleri veya başka özel askeri şirketler ile herhangi bir ilişki içine girmemiştir. Bu tip oluşumlardan da eğitim almaya ihtiyacı yoktur.” diyen Tanrıverdi, SADAT’ın ‘Türkiye’ye Dost ve Müttefik Müslüman ülkelerin emniyet birimlerine uluslararası savunma alanında danışmanlık, askeri eğitim ve ikmal olmak üzere üç ana alanda hizmet sunan bir anonim şirket olduğunu’ söyledi.

    Tanrıverdi, açıklamasında ayrıca SADAT’ın ‘suikast eğitimi vermediği’ni de dile getirdi.

    Alfa Timi nedir?

    Alfa Timi, Sovyetler’in gizli servisi ‘Devlet Güvenlik Komitesi’ (KGB) bünyesinde, terörle mücadele amaçlı 30 kişiden oluşan bir birim olarak kuruluyor. Rusya Federasyonu’nda da KGB’nin devamı olan Federal Güvenlik Servisi (FSB) kontrolünde faaliyetlerine devam ediyor.

    1972 Münih Katliamı’nın ardından 1974 yılında kurulan Alfa, zaman içinde terörle mücadele dışında ülke içi ve dışında farklı görevler de icra etmeye başlıyor.

    Alfa bünyesinde şimdilerde 700 civarında operasyona hazır personel bulunduğu biliniyor.

    Rus özel kuvvetler birimi Alfa’nın adını duyurduğu operasyonlar

    Alfa, İkinci Dünya Savaşı sonrası 1949’da kurulan Sovyet özel kuvvetleri Spetsnaz içerisinde sonradan terörle mücadeleye yönelik doğmuş bir birim. Spetsnaz’ın kontrolü Alfa gibi KGB’de olan bir diğer seçkin birimi Vympel. Alfa Timi, terör olaylarına müdahaleyle birlikte; baskınlar, suikastler, düşman hattından içeriye sızarak yürütülecek operasyonlarda kullanılırken Vympel, zorlu koşullarda yetişmiş personeliyle özel kuvvetler operasyonları için pilot, doktor, yakın döğüş uzmanı, tercüman, keskin nişancı vb. ihtiyacı karşılıyor.

    Alfa Timi ve Rus özel kuvvetlerinin, dünya çapında bilinirliğe sahip münferit ya da koordineli birçok operasyonu var. İşte onlardan en akılda kalanlar:

    • Afganistan’ın 27 Aralık 1979’da işgali ve Tajbeg Sarayı baskını

    Alfa Timi, aynı gün 40 dakika içinde dönemin Afgan Cumhurbaşkanı Hafızullah Amin ve oğluyla birlikte 300’den fazla muhafızının öldürülmesi misyonunda görev aldı.

    • Beyrut’ta ‘İslami Kurtuluş Örgütü’nün rehin aldığı 4 Rus diplomatın kurtarılması operasyonu

    Alfa Timi, 1985 Ekim’indeki bu operasyonda misilleme olarak izini sürdüğü örgüt mensuplarının ailelerine işkence uygulamış; uzuvlarını kesip; militanları rehineleri kısa süre içinde serbest bırakmaya zorlamıştı. 1 Rus diplomat, operasyon öncesinde öldürülmüştü.

    • Şamil Basayev’in komutasındaki Budyonnovsk kuşatmasına müdahale

    1995 yılının 14-19 Haziran günleri arasında vuku bulan olayda, önce ‘Çeçen direnişi lideri’ Basayev, Rusya’nın güney şehri Budyonnovsk’u kuşattı. Şehir merkezindeki hükümet binalarına baskın düzenledi. Ardından şehir hastanesinde 1800’e yakın kişiyi rehin aldı. Kuşatmanın üçüncü gününde, Rus makamları, diğer özel kuvvetler birimlerinin yanında Alfa Timi’ni görevlendirecekti.

    Alfa’nın operasyonu sonrası yoğun çatışmalar yaşandı. Geçici ateşkeste 227 rehine serbest bırakıldı, 61’ini Rus özel kuvvetleri kurtardı. Kanlı olay neticesinde 166 rehine ölmüş; 541 kişi yaralanmıştı.

    • Moskova’da Dubrovka Tiyatrosu baskını

    İkinci Çeçen Savaşı’nın bitirilmesi ve Rus askerlerinin Çeçenistan’tan çekilmesini talep eden silahlı 50 Çeçen direnişçi, 2002’nin 23 Ekim günü Moskova’da Dubrovka Tiyatrosu’nu basmıştı. İçerideki 850 kişiyi rehin aldılar. Ruslar için silahlı baskın hayli riskli görülüyordu. Çeçen militanlar, binaya güçlü patlayıcılar da yerleştirmişti.

    Rehine kurtarma misyonu FSB’nin Alfa ve Vympel timlerine verildi. Tartışmalı bir kararla, binanın havalandırma sistemi üzerinden tiyatro amfisine bir kimyasal salarak militanlar etkisiz hale getirilecek ve ardından baskın yapılacaktı. Başlangıçta hesaplanan oldu; özel kuvvetler kayıp vermeden direnişçileri etkisiz hale getirdi.

    Ne var ki; sivil rehineler binadan çıkarıldığında çoğu baygın haldeydi. Tıbbi müdahale konusundaki hazırlık yetersiz kalmış ve dokuzu yabancı uyruklu 130 rehine yaşamını yitirmişti. Alfa Timi, bu rehine kriziyle ilgili operasyonun neticesinde çok eleştirilecekti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • KKTC Başbakanı Ersan Saner’in siyasetten çekilmesine giden süreçte neler oldu?

    KKTC Başbakanı Ersan Saner’in siyasetten çekilmesine giden süreçte neler oldu?


    Gazeteci Erk Acarer, sosyal medya hesabından Sedat Peker’in iddiaları ile gündeme gelen ve geçtiğimiz günlerde bir darp ve zorla alıkoyma iddiası üzerinden polise teslim olan Halil Falyalı’yla ilgili paylaşımlarda bulundu.

    Acarer, paylaşımında Falyalı’nın cezaevinden çıkmak için bürokratlara ve siyasilere müstehcen kasetleri üzerinden şantaj yaptığını ve elindeki şantaj kasetlerinde yer alan isimlerden birinin KKTC Başbakanı Ersan Saner olduğunu belirtmesinin ardından Saner, siyasetten çekilme kararı aldı.

    Saner’in kurultaydan çekildiği, parti başkanlığından da istifa edeceği öğrenildi. Saner’in yerine Nazım Çavuşoğlu veya Ünal Üstel’in vekalet edeceği konuşuluyor.

    Acerer: Ucu Türkiye’ye de uzanıyor

    Söz konusu videoyu izlediğini söyleyen ve “KKTC’de mide bulandıran işler oluyor ve maalesef bu işler hem KKTC Başbakanı hem de Türkiye’ye uzanıyor” diye yazan gazeteci Acarer, “Falyalı cezaevine gönderilmişti ama pazarlık başlattı. ‘Beni çıkarın’ diye şantaj yapmaya başladı. İddiaya göre, bürokrat ve siyasilere müstehcen kasetleri üzerinden baskı yaptı” ifadelerini kullandı.

    Acerer, videoda kurgu görmediğini ancak meselenin özel hayat değil, kriminal kişilerin şantajlarına açık hale gelecek zafiyetlere sahip yetkililerin olması olduğunun altını çiziyor.

    KKTC Başbakanı Saner: Konu sadece ben değilim

    Gelişmelere ilişkin “Konu sadece ben değilim. Saldırıya uğrayan ben, ailem, partim ve siyaset kurumumuzdur” diyen Ersan Saner’in yaptığı açıklamanın tamamı ise şu şekilde:

    “Genel Başkanlık yarışının son 10 gününe girilirken önce Güney Kıbrıs’tan satın alınan bir telefon numarasından şahıslara kurgulanmış bir video gönderildi. Öğleden sonra ise aynı video sosyal medyada yayınlanmaya başladı. Aylardır birileri tarafından böyle bir şey yapılacağı kulaklara fısıldanıyor ancak ben bir makama erişmek uğruna bir insanın ailesini, çevresini, partisini böylesine rencide edecek kadar seviyesiz bir tutum içine girileceğine ihtimal vermiyordum. Birilerinin benim çok sevdiğim ülkeme, partime hizmet etmemin önüne siyasi mücadele ile değil çirkin saldırılarla geçmek istediği nettir. Tamamen bu amaçla düzenlenmiş bir komplo söz konusudur. Hatta yer altı dünyası ile işbirliği yapıldığına dair saptamalar vardır. Bu halk beni iyi tanır. Eğer ailem, partim ve ülkem söz konusu ise her türlü kararı tereddütsüz verebileceğimi iyi bilir. Halkımız ve UBP’ lilerin bu komployu benimsemesi mümkün değildir. Görülecektir ki siyasi ahlaksızlıktan medet umanlara gereken cevap verilecektir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sedat Peker’in iddianamesi tamamlandı: Savcılık, ağırlaştırılmış müebbet hapis istedi

    Sedat Peker’in iddianamesi tamamlandı: Savcılık, ağırlaştırılmış müebbet hapis istedi


    Türkiye’den ayrıldıktan sonra sosyal medyadan özellikle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile ilgili ortaya attığı iddialar ile gündeme gelen Sedat Peker hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, 26’sı tutuklu 92 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı. Savcı, Peker’in “tasarlayarak kasten öldürmeye azmettirme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi.

    Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nun ‘Sedat Peker ve suç örgütüne’ yönelik yürüttüğü soruşturma tamamladı.

    Soruşturma sonucunda hazırlanan iddianamede, 30 kişi mağdur, Çekmeköy’de 31 Ağustos 2017’de silahlı saldırı sonucu öldürülen Cahit Çetin ise maktul olarak yer aldı. İddianamede, 26’sı tutuklu 92 şüpheliden Sedat Peker’in örgüt lideri, 9 şüphelinin örgüt yöneticisi, 82 şüphelinin bir kısmının örgüt üyesi, bir kısmının da örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişiler olduğu belirtildi.

    İddianamede, suç örgütü lideri Sedat Peker’in Çekmeköy’de 31 Ağustos 2017’de Cahit Çetin’in silahlı saldırı sonucu ölümüne ilişkin “tasarlayarak kasten öldürmeye azmettirme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istendi.

    Sedat Peker’in ayrıca 19 ayrı eylemde birçok müştekiye karşı “var olan suç örgütünün korkutucu gücünden faydalanarak silahla yağma suçuna azmettirme” suçundan 250 yıldan 360 yıla kadar, “suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurma ve yönetme” suçundan 5 yıldan 10 yıla kadar, 3 mağdura yönelik “tefecilik” suçundan 6 yıldan 18 yıla, 2 kişiye karşı silahla kasten yaralama” suçundan da 1 yıl 8 aydan 4 yıl 2 aya kadar olmak üzere toplamda 262 yıl 8 aydan, 392 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

    Örgüt yöneticisi olan 9 şüphelinin “suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurma ve yönetme” suçundan 5’er yıldan 10’ar yıla kadar, örgüt üyesi 46 şüphelinin “suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüte üye olma” suçundan 2 yıl 6 aydan, 6’şar yıla kadar hapsi istenen iddianamede, 22 şüphelinin de “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” suçundan ikişer yıldan, dörder yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. Diğer şüphelilerinden de çeşitli suçlardan cezalandırılması talep edildi.

    Öte yandan iddianamede, örgüt yöneticisi, üyesi ve örgüt adına suç işleyen şüphelilerin, ayrıca “kasten öldürmeye azmettirme”, “var olan suç örgütün korkutucu gücünden faydalanarak silahla yağma suçuna azmettirme”, “tefecilik” ve “silahla kasten yaralama” suçlarından da değişik oranlarda hapisle cezalandırılmaları öngörüldü.

    Sedat Peker bugüne nasıl geldi?

    İddianamede, Sedat Peker’in 1990’lı yıllarda mafya oluşumu içerisinde yer aldığı, bu oluşum içerisinde beraberindeki şahıslar ile birlikte işlediği bir kısım suçlardan dolayı 1997 ve 1998 yıllarında hakkında soruşturma başlatıldığı, ülke çapında aranması bulunan Sedat Peker’in Romanya’ya kaçtığı, 7 ay sonra teslim olacağını bildirerek 19 Ağustos 1998’de Romanya’dan Türkiye’ye getirildiği ve Bayrampaşa cezaevine konulduğu hatırlatıldı.

    Peker’in bu dönemde hakkında çıkan haberler ile adından çok fazla söz ettirdiği kaydedilen iddianamede, cezaevindeki lüks yaşamının gazetelere manşet olduğu, hakkında açılan davanın sonuçlanması neticesinde yanındaki 12 adamı ile birlikte “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve değişik suçlardan yargılaması tamamlanarak cezaevinde geçirdiği sürelerde dikkate alınarak 24 Mayıs 1999’da tahliye edildiği aktarıldı.

    İddianamede, Sedat Peker’in cezaevinden çıkınca suç örgütündeki kişi sayısını arttırmaya çalıştığı, 2002 yılında vermiş olduğu davet ve karıştığı olaylar, 2001 yılında 14 yaşındaki bir çocuğu istismar eden pilavcıya kendi usulünce ceza vermesi şeklinde yaptığı olaylar nedeniyle medyada sık sık yer almaya başladığı ve bu şekilde kendisini halk nezdinde daha fazla tanıttığı, ayrıca siyasi düşünceleri ve yaptığı konuşmaları ile bir kısım vatandaşlar üzerinde sempati oluşturduğu kaydedildi.

    Villası silahlarla donatılmış

    Sedat Peker suç örgütünün, medyayı da sık ve etkili kullanarak örgütün korkutucu gücünü kullanıp bir kısım insanları tehdit ederek hem etkinliğini arttırmaya çalıştığı ve hem de genç kesime yönelik sempati kazanma çabaları içerisinde olduğu ifade edilen iddianamede, bu örgütün eylemlerinin bizzat örgüt lideri olan Sedat Peker tarafından yapılmadığı, kendisinin özellikle bu konuda hassasiyet göstererek eylemleri hiyerarşik yapıda yer alan örgüt üyelerine yaptırarak kendisinin hukuksal bir problem yaşamasından sürekli kaçındığı anlatıldı.

    İddianamede, ancak Peker’in yapılacak eylemleri bizzat kendisi belirleyerek talimat vermek ve azmettirmek suretiyle gerçekleştirdiği, bazı mağdurları İstanbul Beykoz’da bulunan ve ailesi ile

    birlikte yaşadığı villasına getirterek burada bu kişiler üzerinde korku ve baskı uygulayarak amacına ulaşmaya çalıştığı bildirildi.

    Örgüt lideri olan Sedat Peker’in ikamet ettiği söz konusu villanın çeşitli silahlar ile donatılmış çok sayıda korumalar ile korunduğu açıklanan iddianamede, villanın bulunduğu tüm sokak giriş ve çıkışlarının kameralar, güvenlik görevlileri ve uzaktan kumandalı bariyerler ile kontrol edildiği, bu şekilde güvenlik tedbirleri alınan villanın örgütün görüşmeler, toplantılar ve örgüt faaliyetleri için kullanıldığı kaydedildi.

    Hazırlanan iddianame, değerlendirilmek üzere Anadolu Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Pamuk: Sedat Peker’in dile getirdiği rezaletleri bir ailenin içine koyarsam bir roman çıkabilir

    Pamuk: Sedat Peker’in dile getirdiği rezaletleri bir ailenin içine koyarsam bir roman çıkabilir


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Peker’in ‘Çık anlat’ dediği Ahmet Onay’dan sivillere silah dağıtımına ilişkin açıklama

    Peker’in ‘Çık anlat’ dediği Ahmet Onay’dan sivillere silah dağıtımına ilişkin açıklama


    Organize suç örgütü lideri olarak aranan Sedat Peker’in son sosyal medya paylaşımları bir kez daha Türkiye gündemini belirledi.

    Peker’in son tweet serisinde “15 Temmuz Gazisi ve İçişleri Bakanlığı Personeli” olarak adı geçen Ahmet Onay sosyal medya hesabından “Kamuoyuna duyuru” başlığı ile bir yanıt verdi. Onay, Peker’in İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından ‘sivillerin silahlandırıldığı’na dair iddialar yer alan paylaşımlarında kendisiyle ilgili bilgileri doğruladı, ancak silahları görmediğini söyledi.

    Onay şunları yazdı:

    “Sedat Peker ile 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında Gazi olmamdan dolayı tanıştım…..Daha sonra kendisiyle sıklıkla görüşmeye devam ettim……Darbe girişimin 1. Yıl dönümünde bana bir otomobil hediye etti. Peker‘in twitlerinde ismi geçen kişilerle bir arada bulundum. Dönemin AK Parti Gençlik Kolları İl Başkanı @tahaayhan ve yanındaki kişilerle birlikte Balat’ta ki ismi geçen kilisenin yakınlarında bulundum. @sebursoganli ile birlikte gittim. Yanımızda da adını bilmediğim bir kişi daha vardı, (arabayı kullanan, beyaz Fluence) ancak o süreçte yaralarımın tam iyileşmemesinden ötürü araçtan inemedim. Birbirlerine ne alıp verdiklerini görmedim.

    Kalaşnikof marka silahların, bahse konu kişiler arasında başka bir yere transfer ya da alışveriş yapıldığını görmedim. Ancak kimseyi (bilmediğim bir konu üzerinde) zan altında bırakamam.

    Buradan sonrası hakkında ne bir fikrim ne de gördüğüm bir şey vardır. Bu paylaşımlar sonrası benim AK Parti’den ve bazı kişilerden menfaatim olduğu yönünde sosyal medya paylaşımları görmekteyim. AK Parti’ye hiçbir zaman üyeliğim dahi olmamıştım.

    Sedat Peker abi ile görüştüğümü asla inkar etmiyorum. Hatta ve hatta tüm bu olaylar yaşanmaya başladığı günden itibaren; başta Sn. Cumhurbaşkanımız, Sedat Peker abi ve İçişleri Bakanımız Süleyman SOYLU’yu sevdiğimden ötürü; bu kargaşaların bir an evvel son bulup, birlik ve beraberliğimizin zedelenmemesi için her vakit duâ etmişimdir…”

    Peker’in iddiaları neydi?

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında yeni iddialarda bulunan Peker, 15 Temmuz darbe girişimi sürecinde halka silah dağıtıldığını ve bunun arkasında Soylu’nun olduğunu iddia etti.

    Peker, “Bu silahlar da devlet envanterine kayıtlı değil. Biraz önce anlattığım, dağılımı senin tarafından koordine edilen hiçbir silah da devlet envanterine kayıtlı değil. Senin cumhurbaşkanı olmanı planlayan arkandaki şaibeli organizasyonla 15 Temmuz sonrasında da bu silahları dağıtmaya neden devam ettiniz? Öyle ya, bu silahları gerektiğinde dağıtma görevi Özel Harp Dairesi’ne ait.” diye yazdı.

    Silah dağıtımı sorasında orada bulunduğunu söylediği Ahmet Onay için de Peker “Ahmet Onay sen şerefli bir adamsın, bildiğin doğruları çık anlat” diye yazdı.

  • Peker’den Soylu hakkında yeni iddia: ’15 Temmuz sonrasında silah dağıtmaya neden devam ettiniz?’

    Peker’den Soylu hakkında yeni iddia: ’15 Temmuz sonrasında silah dağıtmaya neden devam ettiniz?’


    Organize suç örgütü lideri olma suçlamasıyla Türkiye’de hakkında yakalama kararı bulunan Sedat Peker, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında yeni iddialarda bulundu.

    Twitter hesabından paylaşım yapan Peker, 15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra halka silah dağıtıldığını ve arkasında Soylu’nun olduğunu iddia etti.

    Peker, “Bu silahlar da devlet envanterine kayıtlı değil. Biraz önce anlattığım, dağılımı senin tarafından koordine edilen hiçbir silah da devlet envanterine kayıtlı değil. Senin cumhurbaşkanı olmanı planlayan arkandaki şaibeli organizasyonla 15 Temmuz sonrasında da bu silahları dağıtmaya neden devam ettiniz? Öyle ya, bu silahları gerektiğinde dağıtma görevi Özel Harp Dairesi’ne ait.” diye yazdı.

    ”AK Parti İstanbul Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı Osman Tomakin’e silahlar teslim edildi”

    Peker ayrıca söz konusu silahlar “Ak Parti İstanbul gençlik kolları başkanı olan Taha Ayhan’ın yardımcısı olan Osman Tomakin’e teslim edildi (Osman Tomakin siyah Passat araçla silahları teslim almaya geldi)” dedi.

    “İmar oyunları ile sizlerin milyarlarca TL hakkınızı çaldılar”

    Peker bir diğer tweet serisinde ise “Esenyurt’ta Bahaş holding diye bir firma var. Esenyurt belediyesi ile anlaşıp Esenyurta 40 milyon TL değerinde hastane yaptılar. Karşılığında ise bugünkü piyasa değeri 1 milyar TL olan devasa boyutlardaki Sembol Residence’ların yapıldığı arsayı hibe olarak aldılar” ifadelerini kullandı.

    Özyurtlar iddiası

    Peker ayrıca “Bir önceki oturduğu ev Ardıçlı villalarındaydı. Yani Özyurtların villalarıydı (yani Süslü Sülünün gizli kasası olan firma). Süslü sülü şu anda ise Kuzu gruba ait Spradon villalarında oturuyor. O projede normal villaların fiyatı 7 ya da 8 milyon TL” sözleriyle “Özyurtların, Soylu’nun gizli kasası olduğu” iddiasında bulundu.

    Peker ayrıca “Size söz veriyorum, eğer doğru çıkmazsa bugüne kadar yaptığım tüm iddialarımın hepsinden de vazgeçeceğim. (daha önceki iddialarımın doğruluğu delillerle ispat edildiği halde). Ahmet Onay sen şerefli bir adamsın, bildiğin doğruları çık anlat” diye yazdı.

  • Sedat Peker’in Twitter, Youtube ve Instagram hesaplarına erişim engeli getirildi

    Sedat Peker’in Twitter, Youtube ve Instagram hesaplarına erişim engeli getirildi


    İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD), suç örgütü yöneticiliği suçundan aranan Sedat Peker’in Twıtter, YouTube ve Instragram hesaplarına, “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişim engeli getirildiğini açıkladı. Fakat kararın uygulanmadığı ifade edildi.

    İletişim Hukuku uzmanı Prof. Dr. Yaman Akdeniz, söz konusu yasağa ilişkin sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, “Sedat Peker’in YouTube kanalı ve bazı videoları ile Twitter ve Instagram hesapları, milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması gerekçesiyle erişime engellendi. İlgili platformların Türkiye’de temsilcilikleri olmasına rağmen hakimlik kararı henüz uygulanmadı” ifadelerini kullandı.

    Akdeniz engel kararının neden uygulanmadığı konusuna ilişkin şöyle konuştu:

    “Sorulmadan açıklayayım, engelleme kararı var fakat bu platformlar ‘https’ protokolünü kullandığı için Türkiye’deki erişim sağlayıcıları bu adresleri engelleyemiyor. Karar ancak sosyal ağ sağlayıcıları tarafından uygulanabilir.

    Türkiye’de Twitter, YouTube ve Instagram’ın artık yasal temsilcileri var. Bu yasal temsilcilikleri Türkiye talep etti ve geçen sene 5651 sayılı Kanun değişti. Sözde bu platformlar ‘dize geldi’. Türkiye ise uygulamada bu platformlara söz geçiremiyor.”

    Twitter veya YouTube gibi platformlarda bir içeriğe erişimin engellenmesi için bu sitelere erişimin tamamen kesilmesi gerekiyor.

    Peker: Youtube, videolarımı engellememe kararı aldı

    Sedat Peker, 6 Haziran’da attığı bir tweette, “Bazı arkadaşlar hesaplarıma yasak neden getirilmedi diye soruyorlar. Mahkeme kararı olmasına rağmen Twitter, Instagram, Youtube yetkilileri savunmamızı istediler. Yaptıkları incelemede videoları engellememe kararı aldılar.” iddiasında bulunmuştu.

    Mahkemelerin aldığı erişim engelleme kararları Türkiye’de Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne ve yurt dışındaki servis sağlayıcı ve yayıncı kuruluşa bildiriliyor.

    Türkiye’deki yayıncılar için erişim engelleme kararının gereği olarak hakkında karar olan içeriği kaldırma yükümlülüğü var ve bu cezalarla kontrol ediliyor. Fakat Twitter ve YouTube çoğu durumda mahkeme kararlarını kendi kriterleriyle değerlendiriyor ve genelde uygulamıyor.

    Sedat Peker son dönemlerde Youtube ve Twitter platformlarında paylaştığı ifşa videoları ve mesajlarda Türkiye’deki siyasi gündemi değiştiren önemli iddialarda bulunuyor.

    Peker’in Youtube’da yayınladığı videoların izlenme sayısı 100 milyonu geçti. Ayrıca Twitter, Facebook, Instagram ve Youtube kanallarındaki takipçi sayısı da 5 milyonun üzerine çıktı.

  • Avusturya’da gözaltına alınan Sezgin Baran Korkmaz’ın Türkiye’ye iadesi için süreç başlatıldı

    Avusturya’da gözaltına alınan Sezgin Baran Korkmaz’ın Türkiye’ye iadesi için süreç başlatıldı


    Sedat Peker’in 9. videosu ile birlikte gündeme gelen ve kara para aklama soruşturması kapsamında hakkında gözaltı kararı bulunan Sezgin Baran Korkmaz’ın gözaltında tutulduğu Avusturya’dan Türkiye’ye iadesine ilişkin sürecin başlatıldığı bildirildi.

    Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Ozan Ceyhun, Korkmaz’ın dün başkent Viyana’ya 250-260 kilometre uzaklıkta bir kasabada gözaltına alınarak, Viyana’ya getirildiğini söyledi.

    Büyükelçi Ceyhun, Korkmaz’ın şu an Viyana Eyalet Ceza Mahkemesinde tutulduğunu belirterek, “Kural gereği 48 saat içerisinde hakim karşısına çıkartılması gerektiğinden büyük bir ihtimalle yarın da hakim karşısına çıkacak.” dedi.

    SBK Holding’in sahibi Korkmaz geçtiğimiz gün Avusturya’da göz altına alınmıştı.

    Sezgin Baran Korkmaz ile ilgili iddialar

    Anadolu Ajanjsı’nın aktardığına göre ABD’de Utah Federal Savcılığı, mahkemeye başvurarak iş insanı Sezgin Baran Korkmaz’ın Türkiye’deki varlıklarının ABD tarafından geri alınmasını talep etmişti.

    Suçlarını itiraf eden ve mahkum olan Kingston Kardeşler’in ABD Hazinesini dolandırarak elde ettiği yarım milyar dolar civarındaki teşviklerin en az 134 milyon dolarının Türkiye’ye gönderildiği, 2014 ile 2018 yılları arasında Türkiye’ye gönderilen paralarla Sezgin Baran Korkmaz’ın kontrolünde ilaç, inşaat ve teknoloji başta olmak üzere birçok farklı yatırımlar yapıldığı ve şirketler alındığı iddia ediliyor.

    Kingston Kardeşlerin, Türkiye’ye gönderdiği paraların işlem belgeleri de dahil olmak üzere, Korkmaz ve Türkiye irtibatlarıyla ilgili iletişim bilgilerini Amerikalı savcılarla paylaştığı öne sürülüyor.

    Sezgin Baran Korkmaz ile Kingston Kardeşleri tanıştıran ve iş birliği yapan Lev Dermen’in de Korkmaz’ın Türkiye’deki finansörü olduğu iddia ediliyor.