Etiket: Sağlık

  • Kahtalı Mıçe, hakkında çıkan haberlere isyan etti

    Kahtalı Mıçe, hakkında çıkan haberlere isyan etti



    “Kahtalı Mıçe” lakabıyla tanınan ünlü müzisyen Mustafa Aslan, gırtlak kanserine yakalandığına ilişkin iddialarına karşı açıklama yaptı.

    Onur Akay’ın öne sürdüğü gırtlak kanseri haberlerine yanıt veren 71 yaşındaki sanatçı, sosyal medya hesabından bir video paylaşarak durumu açıkladı.

    Aslan, son günlerde sosyal medyada dolaşan eski bir habere dikkat çekti. Gırtlak kanseri ve ekonomik zorluklarla ilgili çıkan haberlerin asılsız olduğunu belirtti.

    Aslan, Kendisinin rahatsız olduğunu ancak gırtlak kanseri olmadığını söyledi. İnce bağırsağının üstünde iki tane kitle bulunduğunu ve bunların tedavi ve kemoterapi sürecinde olduğunu aktardı.

    Durumunun gayet iyi olduğunu dile getiren sanatçı, tedavi sürecinden dolayı biraz yıprandığını fakat kendini iyi hissettiğini ifade etti. Sevenlerinin, dostlarının ve akrabalarının endişelendiğini bildiğini ve sadece dualarını istediğini belirtti.

    “Sadece dualarınızı istiyorum”

    Paylaşımına “Sevgili dostlarım, gırtlak kanseri ve ekonomik sıkıntılarla ilgili asılsız haberler dolaşıyor. Lütfen bu tür haberlere inanmayın. Sadece dualarınızı istiyorum. Selam ve dua ile” notunu ekledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hava kirliliği ve stres astımı tetikliyor

    Hava kirliliği ve stres astımı tetikliyor


    Artı Gerçek – Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nazlı Zeynep Uslu, 7 Mayıs Dünya Astım Günü dolayısıyla astım hastalığı konusunda açıklamalarda bulundu. Uslu, bahar yorgunluğu gibi astımın da genellikle dönemsel belirtiler gösterdiğini söyledi.

    Astım hava yollarının iltihaplanması ve daralması sonucunda ortaya çıktığını söyleyen Uslu, “Hastalık tekrarlayan ataklarla seyreder ve belirtileri arasında nefes darlığı, göğüs sıkışması, öksürük ve hırıltılı solunum bulunur. Astımın gelişiminde genetik ve çevresel faktörler önemli bir rol oynar. Hastalığın tetikleyicileri arasında alerjenler, hava kirliliği, solunum yolu enfeksiyonları ve sigara dumanı vardır” dedi.

    ‘HASTALIK MEVSİMSEL AÇIDAN DEĞİŞKENLİK GÖSTERİR’

    Astımda tekrarlayan atakların olabileceğine dikkat çeken Uslu, şunları söyledi:

    “Astım her yaş grubunu etkileyebilen ve tedavi ile kontrol altına alınabilen ve ataklar ile seyreden tıkayıcı bir solunum yolu hastalığıdır. Hava yollarının iltihaplanması ve daralması sonucu hastanın akciğerlerde artmış uyarılabilirlik oluşur. Tekrarlayan ataklar ile seyreder ve ilaçla veya kendiliğinden düzebilir. Hastalık mevsimsel açıdan değişkenlik gösterir. Astımın belirtileri arasında nefes darlığı, göğüs sıkışması, öksürük, hırıltılı ve hışıltılı solunum bulunur. Bu belirtiler, astım atağı sırasında ortaya çıkar. Ataklar arasında ise hastalar semptomsuzdur.”

    ‘OBEZİTE DE ASTIM GELİŞİMİNE YOL AÇABİLİR’

    Astımın gelişiminde hem genetik hem de çevresel risk faktörlerinin rol oynadığını belirten Uslu, şunları kaydetti:

    “Ailede astım ve alerji öyküsü en önemli risk faktörüdür. Obezite, ev tozu, polen gibi alerjen maruziyeti, mesleki maruziyet, intrauterine dönemde annenin sigara içme öyküsü de astım gelişimine yol açabilir.

    Astım; gastroözofageal reflü, alerjenler (toz, polen, küf), hava kirliliği, solunum yolu enfeksiyonları, egzersiz, stres ve sigara dumanına maruz kalmak gibi durumlarda tetiklenebilir.

    Kronik astım sürekli veya periyodik olarak belirtiler gösterirken, mevsimsel astım genellikle belirli mevsimlerde ortaya çıkar.

    Polen veya küf gibi mevsimsel alerjenlere maruz kalındığında şiddetlenir. Soğuk hava, nem, yüksek hava kirliliği seviyeleri ve şiddetli hava değişiklikleri gibi faktörler astım semptomlarını tetikleyebilir. Bu koşullar, hava yollarının daralmasına ve astım atağına neden olabilir.”

    ‘ASTIMI TAMAMEN İYİLEŞTİRMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR’

    Astım tanısı koyarken hastanın öyküsünün çok önemli olduğunu belirten Uslu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Şikâyetler, tetikleyici faktörler ve aile öyküsü sorgulanır. Muayenede atak dönemi dışında bulgular normaldir. Solunum fonksiyon testleri (spirometri) ile hastalık tanısı kesinleştirilir ve hastalığın derecesi belirlenir.

    Akciğer grafileri genellikle normaldir. Alerji testi ise tetikleyici alerjenlerin belirlenmesi amacıyla yapılabilir. Astımı tamamen iyileştirmek mümkün değildir. Fakat hastalığı kontrol altında tutmak mümkündür. Bunun için tetikleyici faktörlerden kaçınmak, doktorlar tarafından önerilen ilaçları düzenli kullanmak ve sağlıklı yaşam tarzı seçimleri yapmak gereklidir. Bunun sonucunda astımlı hastalar normal ve kaliteli bir sosyal hayat yaşayabilirler.”(DHA)

    ***Kaynak: Artı Gerçek***
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Eklem ağrıları ve kireçlenme, iltihaplı eklem romatizmasıyla karıştırılabilir’

    ‘Eklem ağrıları ve kireçlenme, iltihaplı eklem romatizmasıyla karıştırılabilir’


    Artı Gerçek – İltihaplı eklem romatizması, sağlık kuruluşlarına başvuran hastaları en çok kaygılandıran hastalık grupları arasında yer alıyor. Medicana Sağlık Grubu İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. İrfan Berber, “Kişiler; kireçlenme ve diğer eklem sorunlarını sıkça iltihabi eklem romatizmasıyla karıştırıp endişeye kapılabiliyor. Ağrılar 4 haftayı geçiyorsa, yaygınsa ve özellikle küçük eklemleri içine alıyorsa, beraberinde halsizlik, ateş ve yorgunluk varsa, mutlaka bir iç hastalıkları uzmanına başvurulmalı” dedi.

    Vücutta eklemleri oluşturan bileşenlerin herhangi birinde meydana gelen yıpranma, yapısal bozulma, iltihaplanma ve zorlanmanın ağrıya sebep olabildiğini belirten Uzm. Dr. Berber, “Sağlık kurumlarına başvuran hastaların yüzde 15’inde kas iskelet sistemine ait yakınma vardır. Bu hastaların yüzde 48’inde sırt ağrısı, yüzde 12’sinde yumuşak doku rahatsızlığı, yüzde 31 inde osteoartrit (kireçlenme), yüzde 9’unda inflamatuar (iltihaplı eklem romatizması) artrit vardır. Gelişmiş ülkelerde çalışamamanın en sık ikinci nedeni kas iskelet sistemi ağrılarıdır” ifadeleri kullandı.

    ‘EKLEMDE SADECE AĞRI OLMASI ATRALJİ OLARAK ADLANDIRILIR’

    Dr. Berber, eklemlerde görülen sorunları şöyle sınıflandırarak “Bir eklemde sadece ağrı olması Atralji olarak adlandırılır. Eklemlerde kireçlenme (osteoartrit), kıkırdak yastıkçıkta iltihaplanma (bursit), kas bağlarında zorlanma/iltihaplanma (tendinit), mikrobik eklem enfeksiyonu, mekanik yaralanma, eklem aralığına yada etrafına yabancı madde birikimi(gut), romatizmal eklem iltihabı (romatoid artrit, sistemik lupus eritematozis, psöriatik artrit gibi) eklem ağrısı oluşumuna neden olur” diye konuştu.

    HAREKET KISITLILIĞI VE EKLEMDE KİLİTLENME

    “Hastalarda farklı sebeplerle oluşan anemi, vücutta enfeksiyon varlığı, dolaşım-solunum yetmezliği, psikolojik sebepler eklem ağrısı oluşmasına neden olur ancak artrit yapmaz” diyen Dr. Berber, şunları söyledi:

    “Yakınmaların 4-6 haftadan uzun ya da kısa olmasına göre eklem ağrısı akut veya kronik olarak ayrılır. Hastanın sorgulanması esnasında ağrı yanında sabahları eklemi hareket ettirmedeki zorlanma durumu, hareket kısıtlılığı, eklem hareketinde eklemden ses gelmesi, eklemlerde kilitlenme, şekil bozukluğu varlığı ve artrit bulguları olup olmadığı kontrol edilir. Hastanın hikâyesi ve muayenesi tanı koymada yüzde 70 oranına varan tanı koyma gücüne sahiptir.”

    Eklem ağrılarıyla halsizlik, yaygın kas ağrısı, kas güçsüzlüğü, ekstremite şişliği, tekrarlayan damar tıkanmaları(tromboz), tekrarlayan düşük şeklinde bebek kayıpları, deri döküntüsü, üveit(göz damar tabakası iltihabı), ağız-göz kuruluğu, ağız içi ve genital bölgede yaralar, tekrarlayan karın ağrıları, nedeni bilinmeyen ateş, kilo kaybı sıklıkla romatizmal hastalıklarda eklem ağrısına eşlik edebilir.

    Romatizmal hastalıklarda genetik, yaş, cinsiyet durumuna göre farklı hastalıkların görülme sıklığı değişir.

    Kadın hastalarda SLE (sistemik lupus eritomatozis), RA (romatoid artrit), SS (sistemik skleroz), AS (ankilozan spondilit), PMR (polimyaljiya romatica) görülürken, gut ve reaktif artrit erkeklerde daha sıktır. Psöriatik artrit, enteropatik artrit ve pseudogut grubu hastalıklarsa her iki cinste eşit görülür”

    ***Kaynak: Artı Gerçek***
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Alerjik çocuklar, polenlerin yoğun olduğu saatlerde dışarıya çıkmamalı

    Alerjik çocuklar, polenlerin yoğun olduğu saatlerde dışarıya çıkmamalı


    Artı Gerçek – Polenlere alerjenlerin yoğun olduğu bir dönem olan ilkbahar, alerjik çocuklarda rahatsız edici semptomlara neden olabiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Belgin Özbek, “Alerjik bir reaksiyon meydana geldiğinde, bağışıklık sistemi alerjenlere karşı antikorlar üretir ve histamin gibi bazı kimyasal maddeleri serbest bırakır” dedi.

    Uzm. Dr. Özbek, “Bu kimyasallar, alerjik semptomlara neden olur. Alerjik reaksiyonların belirtileri ve şiddeti değişiklik gösterebilir” diyerek şunları söyledi:

    “Genel olarak hapşırma, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, kaşıntı gibi burun ve sinüs sorunları ile gözde kızarıklık, sulanma, kaşıntı gibi belirtiler sıkça görülür. Bunu yanı sıra ciltte döküntü, kaşıntı, egzama ve kurdeşen ile öksürük, hırıltı, nefes darlığı, astım gibi belirtileri vardır.

    Gıda alerjilerinde ise şişme, döküntü, mide bulantısı, kusma ve ishal yaşanabilir. Alerji belirtileri, genellikle alerjene maruz kalındıktan kısa bir süre sonra ortaya çıkar ve alerjenle temas kesildiğinde genellikle azalır veya kaybolur.”

    ALERJİK SEMPTOMLARDAN KAÇINMAYA YÖNELİK TAVSİYELER

    Alerjilerle başa çıkmak ve tedavi etmek için öncelikle alerjenin belirlenmesi ve bundan kaçınılmasının önemine değinen Özbek, “Bahar ayları, polenlerin ve alerjenlerin yoğun olduğu bir dönem ve bu da alerjik çocuklar için rahatsız edici semptomlara neden olabilir” diyerek, alerjik çocukların bu dönemde rahatlamaları için bazı önerilerde bulundu:

    *Polen takibi: Bölgenizdeki polen seviyelerini takip edin ve polen miktarının yüksek olduğu günlerde çocukların dışarıda çok fazla zaman geçirmesini önleyin.

    *Kapı ve pencereleri kapalı tutun: Polen seviyeleri yüksek olduğunda kapı ve pencereleri kapatın. Klima filtrelerini düzenli olarak temizlemek de polenlerin içeri girmesini engelleyebilir.

    *Dışarıdan gelen alerjenleri azaltın: Çocuklar dışarıdan geldiklerinde, üzerlerinde polen olabileceğinden kıyafetlerini değiştirmelerini ve ellerini, yüzlerini yıkamalarını sağlayın.

    *Antihistaminikler kullanın: Çocuğunuzun doktoru ile görüşerek antihistaminik gibi alerji ilaçlarını kullanabilirsiniz. Doktorunuz doğru dozu ve ilacı önerebilir.

    *Düzenli temizlik yapın: Evdeki toz ve alerjenleri azaltmak için düzenli olarak süpürmek, yüzeyleri silmek ve halıları temizlemek önemlidir.

    *Dış mekan aktivitelerini planlayın: Dış mekan aktivitelerini polen seviyelerinin daha düşük olduğu sabah erken saatler veya akşam geç saatlerde planlayın.

    *Çocuğunuzun alerjilerini yönetin: Çocuğunuzun alerjik olduğu maddeleri tanımak ve kaçınmak için doktorunuzla konuşun. Alerjik semptomları azaltmak için alerji testi yapılabilir.

    *Beslenmeye dikkat edin: Beslenme de alerjik reaksiyonları etkileyebilir. Sağlıklı bir diyetle bağışıklık sistemini destekleyin ve çocuğunuzun alerjik olabileceği gıdalardan kaçının.(DHA)

    ***Kaynak: Artı Gerçek***
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İstanbul ve Ankara Belediyeleri ücretsiz yapacak | HPV aşısında Bakanlık çalışmasını bitiremedi! “Oyalanarak ciddi bir nüfusu tehlikeye atıyorlar”

    İstanbul ve Ankara Belediyeleri ücretsiz yapacak | HPV aşısında Bakanlık çalışmasını bitiremedi! “Oyalanarak ciddi bir nüfusu tehlikeye atıyorlar”



    İnsanların yüzde 85’inden fazlasında görülen bir virüs olan Human Papilloma Virüs (HPV), kadınlarda dünyada en çok görülen ikinci kadın kanseri olan rahim ağzı kanserinin nedeni. Ancak HPV aşısı kanseri yüzde 90’ın üzerinde önlüyor. Aşı olunmadığı takdirde ise Türkiye’de günde en az 3 kadın hayatını kaybediyor.

    Son yıl eklenen ülkelerle birlikte dünyada 148 ülke HPV aşısını ulusal aşı programına aldı. Eklenen ülkeler arasında Afganistan ve Pakistan da var. Ancak Sağlık Bakanlığı ‘ücretsiz aşı’ sözü vermiş olmasına rağmen hala tarih verebilmiş değil.

    BAKANLIK İKİ YILDIR ÇALIŞMAYI BİTİREMEDİ

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Kasım 2022’de HPV aşısının ücretsiz olacağını söylemişti. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Sağlık Bakanlığı’nın 2024 yılı bütçesinin görüşmelerinde açıklamalarda bulunan Koca, “HPV aşılamaları kısa sürede başlayacak, tedarik için firmalarla görüşmeler devam ediyor” ifadelerini kullanmıştı.

    CHP’Lİ EMİR: TOPLUM VE HALK SAĞLIĞI ONLARIN DÜNYASINDA YOK

    Bakanlıktan aldığımız bilgilere göre, HPV aşısıyla ilgili devam eden belli çalışmalar var ama henüz netleşen bir tarih ve takvim yok. Ancak Gerçek Gündem’e konuşan CHP Ankara Milletvekili ve Anayasa Komisyonu Grup Sözcüsü Murat Emir, Bakanlığın HPV aşısıyla ilgili herhangi bir çalışması olduğundan haberlerinin olmadığını söyledi:

    “Oysa Bakanlık kesin söz vermişti. Burada çalışılacak bir şey yok. Burada yapılacak iş bilim insanlarının görüşleri doğrultusunda aşılama yapmaya başlayacaklar ve bütçeden para ayıracaklar. Ancak Bakanlığın çalışmalarından doğrusu bizim haberimiz yok. Böyle bir çalışma olsaydı şimdiye kadar zaten sonuçlanmış olması gerekirdi. Bakan Koca, bütçe görüşmelerinde söz vermek zorunda kaldığı için de yapmayacağız da diyemiyor. Her zaman yaptıkları gibi ipe un seriyorlar. Toplum ve halk sağlığı onların dünyasında yok. Onlar varsa yoksa sağlık alanında bile özel sektörü güçlendirmek, insanları gereksiz ameliyatlara yönlendirmek ve sağlık hizmeti talebini kışkırtmak gibi çarpık bir anlayış içerisindeler.”

    İstanbul ve Ankara Belediyeleri ücretsiz yapacak | HPV aşısında Bakanlık çalışmasını bitiremedi!

    PROF. DR. ESİN DAVUTOĞLU ŞENOL: HPV AŞISI OLUNMADIĞI TAKDİRDE TÜRKİYE’DE HER GÜN EN AZ 3 KADIN HAYATINI KAYBEDİYOR

    Gerçek Gündem’e konuşan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol ise HPV aşısının kadınlar için önemini ve kadınların aşıya ulaşırken yaşadığı zorluklarını anlattı.

    Şenol, HPV’nin kadınlarda dünyada en çok görülen ikinci kadın kanseri olan rahim ağzı kanserinin yüzde yüz nedeni olduğunu söyledi. Şenol, “HPV, rahim ağzı kanseri yapıyor ve özellikle 15-35 yaş arası kadınlarda rahim ağzı kanseriyle ilgili süreç başlıyor. Genç kadınları çok etkileyen ve ölüdren bir hastalık” dedi.

    Ancak HPV aşısının bu kanseri yüzde 90’ın üzerinde önlediğini belirten Şenol, aşı olunmadığı takdirde Türkiye’de her gün en az 3 kadının hayatını kaybettiğini söyledi.

    Dünyada ise her yıl yaklaşık 500 bin kadın rahim ağzı kanserinden vefat ediyor.

    İstanbul ve Ankara Belediyeleri ücretsiz yapacak | HPV aşısında Bakanlık çalışmasını bitiremedi!

    “RAHİM AĞZI KANSERİ ÖZELLİKLE ERKEN YAŞTA EVLENMİŞ, ÇOK ÇOCUK DOĞURMUŞ, YOKSUL KESİMLERDE ÇOK SIK GÖRÜLÜYOR”

    Peki, rahim ağzı kanseri daha çok kimlerde görülüyor?

    Prof. Dr. Şenol, rahim ağzı kanserinin özellikle erken yaşta evlenmiş, çok çocuk doğurmuş ve yoksul kesimlerde çok sık görüldüğünü söyledi:

    “Bu ölümcül bir kanser. Yani eşitsizliklerin tam anlamıyla ortaya çıktığı bir kadın kanseri. Ayrıca HPV kadın kanseri dışında erkekleri de ilgilendiren 6 tane farklı kansere yol açıyor. Ağız-boğaz kanserleri, yine erkeklerde genital bölge kanserleri gibi süreçlerle yakın ilişkili. Dolayısıyla HPV aşısı kanseri önleyen ve kanserden ölümleri önleyen çok önemli bir aşı”

    “ÜÇ DOZLUK ALIMININ TAMAMLANMASI NEREDEYSE ASGARİ ÜCRETE TEKABÜL EDIYOR”

    HPV aşısının üç dozu yaklaşık 11 bin lira. Sağlık ocaklarında ve destek hastanelerinde sadece reçete edilebilir bir durumda ve çok pahalı bir aşı olduğunu belirten Şenol, “Üç dozluk alımının tamamlanması neredeyse asgari ücrete tekabül ediyor. Türkiye’deki maddi koşulları düşününce bunu karşılayabilme potansiyeli olan çok az sayıda insan var. Nüfusun büyük bir çoğunluğu aşıyı boğazından kısarak alabilir ya da hiçbir şekilde alamaz” dedi.

    “SAĞLIK BAKANLIĞI GECİKEREK VE OYALANARAK CİDDİ BİR NÜFUSU TEHLİKEYE ATIYOR”

    HPV aşılarının ücretsiz yapılacağı konusunda Sağlık Bakanlığı’nın ciddi olmadığını ve gerçekçi sözler vermediğini düşündüğünü ifade eden Şenol, bunun çoktan alınmış bir karar olması gerektiğini söyledi:

    “HPV aşısını 2006 yılından beri uygulayan İskoçya, HPV ile ilgili kansere giden süreci tümüyle önlediğini bildirdi. Bu nedenle çok yoksul ülkeler ve pek çok Müslüman ülke de bu aşıyı ulusal aşı programına alarak tedavisi çok maliyetli ve gereksiz insan ölümlerine yol açan bu süreci engelleme yolunda. Biz bu aşıyı ulusal aşı programına aldığımızda sonuçlarını almaya başlamamız zaten 3-10 yıl sürecek. Bakanlık, gecikerek ve oyalanarak ciddi bir nüfusu tehlikeye atıyor.”

    CHP’Lİ İKİ BELEDİYE BAŞLADI AMA… “TÜRKİYE’NİN BU KONUYU BİR AN ÖNCE BAKANLIK NEZDİNDE ALMASI LAZIM”

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına yeniden aday gösterilen Mansur Yavaş, Ankaralı kadınlara ücretsiz HPV aşısı desteğinin verileceğini açıkladı. Yavaş, “En önemli konulardan biri de kadınların sağlığı. Biz biliyorsunuz ilkleriyle ünlü bir belediyeyiz. Yine Türkiye’de bir ilke imza atacağız. Rahim ağzı kanserini önlemek amacıyla, 30 yaş altı ve sosyal destek alan kadınlarımıza HPV aşı uygulamasını başlatacağız” dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da kadınlara yönelik HPV aşısı hizmetinin sağlanacağını duyurmuştu.

    Şenol’a göre, İstanbul ve Ankara belediyelerinin bu hizmeti hem farkındalığın artmasına hem de kamu talebinin oluşturulmasına çok büyük bir katkısı olur. Ancak Bakanlık bir an önce bununla ilgili çalışmalara başlamalı:

    “Türkiye’nin bunu bir an önce Bakanlık nezdinde alması lazım. Biz çok büyük bir nüfusuz, nüfusun bir kısmı ancak İstanbul ve Ankara’da yaşıyor. İstanbul ve Ankara’da yaşayanların ötesinde kırsal kesimde yaşayanlar ve küçük yaşta evlendirilen kız çocukları büyük riskte. Kız çocukları küçük yaşta evlendirilip küçük yaşta doğum yaptıklarında kanser gelişimi için çok büyük bir riskte. Bunun tek veya çok eşlilikle de hiçbir ilgisi yok. İnsanların yüzde 85’inde zaten mevcut olan bir etkenden söz ediyoruz çünkü.”

    AVUKAT ÇİSEL DEMİRKIRAN SAKALLI: “BAKANLIK BİR SÖZ VERDİ AMA BUNUN HİÇBİR KARŞILIĞI OLMADI”

    Gerçek Gündem’e konuşan Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği gönüllü avukatı Çisel Demirkıran Sakallı, Türkiye’de HPV aşılarının hala çok yüksek ücretlerle yaptırıldığını söyledi. Geçen yıl Bakanlığın verdiği ‘ücretsiz HPV aşısı’ sözünü hatırlatan Sakallı, “Sözde Bakanlık bir söz verdi. Belirli yaş gruplarına başlatacağını söylediler ama bunun hiçbir karşılığı olmadı. Doktorların tavsiye ettiği ve olunması gereken 3 dozun yaklaşık toplam 10 bin lira. Asgari ücretin 17 bin lira olduğunu düşünürsek bir emekçinin, işçinin, çalışan bir kadının, bir öğrencinin bu aşıya artık erişimi neredeyse kalmadı” diye konuştu.

    İstanbul ve Ankara Belediyeleri ücretsiz yapacak | HPV aşısında Bakanlık çalışmasını bitiremedi!

    “BUNU SADECE KADININ YÜKÜMLÜLÜĞÜYMÜŞ GIBI ALGILAYIP LANSE EDIYORLAR”

    HPV aşısının toplum sağlığı için de gerekli bir aşı olduğuna dikkat çeken Sakallı, en son açtıkları davada HPV aşısının üç dozuna yaklaşık 11 bin lira kadar ödendiğini söyledi:

    “Biz ilk kez HPV aşısıyla ilgili taleplerimizi ilettiğimizde ‘Ben kızıma güveniyorum’ dediler. Sanki bu aşı ve bu aşının doğurduğu hastalıkların hepsi kadınların suçuymuş gibi. Sonra sadece belirli bir kesime uygulayacaklarını söylediler ve evli kadınlar öngörüldü. Aşıyı ücretsiz yapıp tüm kadınlara ulaştırmalılar. Ancak bunu sadece kadının yükümlülüğüymüş gibi algılayıp lanse ediyorlar.”

    Sakallı, devlet hastaneleri ve sağlık ocaklarında ise HPV aşısının önemsenmediğini ifade etti. Avukat Sakallı, “Siz bu aşıyı yaptırmak istediğinizde uyarmazsanız e-Nabız’a bile işlenmiyor. İsteğe bağlı bir aşı bu, ‘olsan da olmasan da olur’ anlayışıyla yaklaşıyorlar. Çok umursamıyorlar” dedi.

    “İLAÇLAR FİLAN BİR YERE KADAR, ALLAH’INA SIĞIN”

    Avukat, müvekkilinin başına gelen bir olayı ise şu sözlerle anlattı:

    “Benim bir müvekkilim psikoloğunun yönlendirmesi üzerine ilaçlarını yazdırmak için ünlü bir psikiyatri kliniğine gitti. Psikiyatri benim müvekkilime, ‘İlaçlar filan bir yere kadar, Allah’ına sığın’ dedi. Psikiyatri böyle bir yönlendirme yapamaz.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde uzmanından uyarı: ‘Kanserin sinsi belirtileri olabilir’

    4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde uzmanından uyarı: ‘Kanserin sinsi belirtileri olabilir’


    Artı Gerçek – Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü tarafından 4 Şubat Dünya Kanser Günü olarak belirlendi. Kansere karşı bilgilendirici ve farkındalık yaratıcı etkinlikler düzenlenen bu günde, Prof. Dr. Emin Gökhan Kandemir de çeşitli bilgiler verdi.

    KANSER BELİRTİLERİ

    Prof. Dr. Kandemir, kanser belirtilerinde tümörün yerleşiminin önemli olduğunu vurguladı:

    “Örneğin sık görülen kanserlerden biri olan akciğer kanseri; öksürük, nefes darlığı ile karşımıza çıkabileceği gibi öte yandan vücudun herhangi bir yerindeki şişlik ve ağrıyla da karşımıza çıkabilir.

    Köken aldığı organa ait belirtiler ya da metastaz yaptığı yerlere ait belirtilerle de karşımıza çıkabilir.

    Bazen ise belirli bir aşamaya gelinceye kadar ortaya çıkmaz. Mesela pankreas kanseri geç ortaya çıkabilir. Halsizlik, iştahsızlık gibi kanserin sinsi belirtileri de olabilir. Ateş bile tek başına kanser belirtisi olabilir. Bu yüzden insanlar her şeyin farkında olmalıdır. Dünya Kanser Günü’nde kanser hakkında bilgiler verilerek insanlar aydınlatılmalıdır.”

    DÜNYADA BİRİNCİ SIRADA AKCİĞER KANSERİ GELİYOR

    Kanserin yaklaşık yüzde 5 ile 10 oranında kalıtsal bir özelliğe sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kandemir, şu bilgileri verdi:

    “Onun dışında çevresel faktörlere bağlıdır. Bazı kimyasal maddeler ve fiziksel faktörler kansere yol açabilmektedir ve hastalıkta beslenme çok önemlidir.

    Özellikle sigara, birtakım değişikliklere yol açmaktadır. Görülen birçok kanserde sigara risk faktörüdür. Sigara ve alkol bir arada olduğu zaman kanser daha fazla gelişebilmektedir.

    Dünyada birinci sırada akciğer kanseri gelmektedir.

    TÜRKİYE’DE KADINLARDA VE ERKEKLERDE EN ÇOK GÖRÜLEN KANSER TÜRLERİ

    Ülkemizde ise birinci sırada erkeklerde akciğer kanseri, kadınlarda meme kanseri gelmektedir. Kalın bağırsak kanseri her iki cinste de sık görülen kanser türleri arasındadır. Yine aynı şekilde erkeklerde prostat kanseri sık görülmektedir. Ülkemizde kadınlarda rahim kanseri de sık görülür.

    KANSERE KARŞI YENİ TEDAVİ YÖNDEMLERİ VAR

    Prof. Dr. Kandemir, kanser tedavisi sürecine dair de bilgiler verdi:

    “Bazı kanser türleri daha erken yaşlarda karşımıza çıkmaktadır. Bazıları ise biraz daha geç yaşta karşımıza çıkmaktadır. Yaşlandıkça insanların tedaviye oluşan dirençleri oluşabilmektedir ve bu yüzden bir risk faktörü oluşmaktadır.

    Kanserin birçok tedavi yöntemi vardır. Klasik olarak baktığımızda cerrahi tedavi, kemoterapi ve radyoterapi olmak üzere üç modeldir. Günümüzdeki gelişmelerle ve son yıllarda yapılan çalışmalarla klasik kemoterapi ilaçlarına ilaveten hedefe yönelik tedaviler immünoterapi de devreye girmiştir. Bu tedavileri hastalığın evresine ve durumuna göre uygulamaktayız.

    Kanser tedavisinde son zamanlarda kullandığımız hedefe yönelik tedavileri ve immünoterapileri daha fazla uygulamaktayız. Bunları sağlayan birtakım testler vardır. Genetik testler ve NGS (Next Generation Sequencing) gibi yeni yöntemlerle karşımıza çıkan testler.

    Yeni nesil dizileme yöntemiyle birçok gendeki varyantları görebilmekteyiz ve bunlara yönelik tedaviler belirleyebilmekteyiz. Bunlar tedavileri az olan kanser türlerinde bile birçok tedavi seçeneği sunmuştur. Bu da güzel bir gelişmedir. Bu ilaçlara erişimimiz Türkiye olarak her geçen gün daha fazla olmaktadır.”

    TÜRKİYE’DE YILDA KAÇ KİŞİ KANSER OLUYOR, KAÇ KİŞİ ÖLÜYOR?

    Prof. Dr. Kandemir’in verdiği bilgiye göre, son istatistikler dünyada yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası teşhis edildiğini ve kansere bağlı ölümler ise yaklaşık 10 milyon olduğunu gösteriyor.

    Türkiye’de ise yıllık yeni kanser vakası yaklaşık 250 bin civarında. Türkiye’de kanser nedeniyle ölümler ise yaklaşık 126 bin.

    KANSERDE ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ

    Prof. Dr. Kandemir, “Her şeyden önce kanserden korunmak önemlidir. İnsanlar kendi veya ailesinde olan risk faktörlerini bilmelidir. Kanserde erken teşhis çok önemlidir. Bunun için kanser ne kadar erken teşhis edilirse tedavi şansı o kadar fazladır. Dolayısıyla belirli yaşlarda kontrol lazım. Örneğin meme kanseri olan birinin kırk yaşından sonra tarama programlarına girerek kontrollerini yaptırması lazım. Yine aynı şekilde prostat kanseri, kalın bağırsak kanseri için ve diğer kanser türleri için de tarama programları vardır. Önemli olan kanseri bilmek ve erken teşhis için gerekli eylemleri yapmaktır” dedi. (DHA)

    ***Kaynak: Artı Gerçek***
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Muğla’daki hasat çiftçilerin yüzünü güldürdü: Sağlık için önemli bir doğal kaynak

    Muğla’daki hasat çiftçilerin yüzünü güldürdü: Sağlık için önemli bir doğal kaynak



    Muğla’nın Milas ilçesine bağlı Çamova Mahallesi’nde bu yıl dağ çileğinin bol olması mahallede yaşayan vatandaşları memnun etti.

    Uzun yıllardır beklenen bu bereket hem mahalle sakinlerinin yüzünü güldürdü, hem de sağlık açısından önemli bir doğal kaynağın daha geniş çevrelere ulaşmasını sağladı.

    Her yıl bu meyveyi toplayarak geçimlerini sağlayan mahalle sakinleri, bu yılki bollukla birlikte ekonomik yönden gelir sağladı. Uzmanlar, yüksek antioksidan içeriği ile dikkat çeken dağ çileğinin mevsiminde ve dengeli bir şekilde tüketilmesi gerektiği konusunda vatandaşlara uyarıda bulundu.

    Muğla'daki hasat çiftçilerin yüzünü güldürdü: Sağlık için önemli bir doğal kaynak - Resim : 1

    DAĞ ÇİLEĞİ NEDİR?

    Muğla’nın rakımı yüksek dağlarında yetişen bu doğal çilek, tamamen organik tarım yöntemleriyle yetiştirilerek, kimyasal gübre ve ilaçlardan uzak bir şekilde elde ediliyor. Bu özel çilek türü, bol miktarda antioksidan içermesi ve vitamin deposu olmasıyla sağlık bilincine sahip tüketicilerin ilgisini çekiyor.

    Dağ çileği, sadece lezzetiyle değil, aynı zamanda sağlığa olan faydalarıyla da dikkat çekiyor. Antioksidanlar, bağışıklık sistemini güçlendirirken, C vitamini deposu olmasıyla da vücudu destekliyor. Ayrıca, doğal şekilde yetiştiği için katkı maddelerinden uzak bir şekilde sofralara ulaşıyor.

    Muğla’nın bu eşsiz doğal hazineyi keşfetmek isteyenler için yöre halkı tarafından işletilen çilek tarlaları ziyaretçilere kapılarını açıyor. Bu sayede, tüketiciler doğrudan üreticiden taze ve sağlıklı bir şekilde dağ çileği satın alma fırsatı buluyor.

    Organik tarım yöntemleriyle üretilen bu lezzetli çilek, Muğla’nın doğasının bir yansıması olarak sofralarda yerini alıyor. Sağlıklı yaşam ve organik beslenme konusundaki bilinç arttıkça, bu özel çilek türü de adından sıkça söz ettirecek gibi görünüyor.

    Muğla'daki hasat çiftçilerin yüzünü güldürdü: Sağlık için önemli bir doğal kaynak - Resim : 2

    DAĞ ÇİLEĞİNİN FAYDALARI

    Yüksek Antioksidan İçeriği: Dağ çileği, yüksek oranda antioksidan içerir. Bu antioksidanlar, serbest radikallerle savaşarak hücre hasarını azaltabilir ve bağışıklık sistemini güçlendirebilir.

    C Vitamini Deposu: Dağ çileği, C vitamini açısından zengin bir kaynaktır. C vitamini, bağışıklık sistemini destekler, cilt sağlığını korur ve vücuttaki demirin emilimini artırabilir.

    Düşük Kalorili ve Yüksek Lif İçeriği: Dağ çileği düşük kalorili bir meyve olup, yüksek lif içeriği sindirim sağlığını destekler ve uzun süre tok kalmanıza yardımcı olabilir.

    Kanser Riskini Azaltabilir: Antioksidanlar içeren dağ çileği, bazı kanser türlerinin oluşma riskini azaltmaya yardımcı olabilir.

    Kan Şekerini Dengeleyebilir: Lif içeriği, kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olabilir, bu da diyabet riskini azaltabilir.

    Anti-inflamatuar Özellikler: Dağ çileği, vücuttaki iltihaplanmayı azaltabilen doğal anti-inflamatuar özelliklere sahiptir.

    Muğla'daki hasat çiftçilerin yüzünü güldürdü: Sağlık için önemli bir doğal kaynak - Resim : 3

    DAĞ ÇİLEĞİNİN ZARARLARI VEYA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

    Alerjik Reaksiyonlar: Bazı kişiler dağ çileğine karşı alerjik reaksiyon gösterebilir. Bu nedenle, ilk kez tüketenlerin dikkatli olmaları önerilir.

    Aşırı Tüketimde Sindirim Sorunları: Aşırı miktarda tüketildiğinde, dağ çileği sindirim sorunlarına neden olabilir. Özellikle lif içeriği nedeniyle, aşırı tüketim ishal veya karın ağrısına yol açabilir.

    İlaç Etkileşimleri: Dağ çileği, bazı ilaçlarla etkileşime girebilir. Özellikle kan sulandırıcı ilaçlar veya şeker düşürücü ilaçlar kullananlar, dağ çileği tüketmeden önce doktorlarına danışmalıdırlar.

    Tarım İlaçları ve Kirleticiler: Eğer dağ çileği organik olmayan tarım yöntemleriyle yetiştirilmişse, tarım ilaçları ve kirleticilere maruz kalabilir. Bu nedenle, mümkünse organik dağ çileği tercih edilmelidir.

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li vekil Kayıhan Pala’dan hastalardan ‘katkı payı’ alınmaması için kanun teklifi

    CHP’li vekil Kayıhan Pala’dan hastalardan ‘katkı payı’ alınmaması için kanun teklifi



    CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, sağlık hizmetlerine erişim sırasında yurttaşların hiçbir engelle karşılaşmaması için, kamu sağlık kuruluşlarına başvuru yapılması durumunda hastalardan katkı/katılım payı alınmaması için kanun teklifi verdi.

    Kamusal sorumluluğa dayalı olarak sağlık hizmetlerinin sunulması amacıyla verilen teklif, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda değişikliği öngörüyor. Teklif ayrıca genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, Kurum ile anlaşmalı özel sağlık kuruluşlarına başvurması halinde de katılım payının tutarının bir takvim yılı içinde toplam olarak bir aylık net asgari ücret tutarını geçmemesini düzenliyor.

    CHP'li vekil Kayıhan Pala'dan hastalardan 'katkı payı' alınmaması için kanun teklifi - Resim : 1

    Sağlıkta eşitliği hedefleyen politikaların temel yaklaşımı olarak; sağlık hizmetinin ücretsiz sunulması için hizmetten katkı/katılım payı alınmaması gerektiğini belirten TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Pala, Meclis Başkanlığı’na sunduğu teklifin gerekçesinde şunları belirtti:

    “Katkı/katılım payının iddia edildiği gibi vatandaşın sağlık hizmeti alırken ‘farkındalık’ yaratarak gereksiz talebini engellemediği, sağlık finansmanı içinde önemli bir miktar olmadığı, ancak bu dolaylı verginin yoksul ve dar gelirli yurttaşlar için önemli gider olduğu ve sağlık hizmetine erişimi engellediği ve dolaylı olarak acil servislere gereksiz başvuruyu arttırdığı ortaya çıkmıştır. Kamu sağlık kuruluşlarına başvuru sırasında katkı/katılım payı alınması düzenlemesi sonlandırılmalıdır.”

    Vatandaşlık bağıyla devlete bağlı olan herkesin tarafı olduğumuz İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Anayasamıza göre sağlık hakkına sahip olduğunu söyleyen Halk Sağlığı profesörü Pala’nın, teklifin gerekçesinde aktardığı bir diğer konu da şöyle:

    “Uluslararası olarak taraf olduğumuz sözleşmelerde de sağlık hakkı herkes içindir. Sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı, bir ekonomik ve sosyal haktır. Bu yönüyle kamuya ya da Anayasada geçen biçimiyle devlete belli yükümlülükler öngörür. Devlet bu ödevleri altına imza attığı “Ekonomik, Sosyal, Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin de bir gereği olarak yerine getirmek ve herkesin sağlık hizmetlerinden yararlanması için gerekli tedbirleri almak ve kişilerin sağlık hizmetlerinden yararlanmasını sağlamak durumundadır.”

    Teklif ayrıca, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, kamu ikinci veya üçüncü basamak sağlık kuruluşundan, hizmetin bu kuruluşlarda sunulamadığına ilişkin gerekçelerle başhekimlik onayıyla özel sağlık kuruluşuna sevk edilmesi durumunda da katılım payının alınamayacağını düzenliyor.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sağlık Bakanı Koca’dan “grip aşısı” açıklaması

    Sağlık Bakanı Koca’dan “grip aşısı” açıklaması



    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, grip salgınlarının etkilerini azaltmak, hastalığın hafif geçirilmesini sağlamak ve halk sağlığını korumak amacıyla 2023 yılı grip aşısı uygulamasını 15 Eylül itibarıyla başlattıklarını bildirdi.

    Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yılın bu dönemlerinde sık rastlanan grip salgınlarının etkilerini azaltmak, hastalığın hafif geçirilmesini sağlamak ve halk sağlığını korumak amacıyla 2023 yılı grip aşısı uygulamasını 15 Eylül itibarıyla başlattıklarını belirterek, “65 yaş üzeri büyüklerle sağlık koşulları açısından risk grubuna girenler, kronik hastalığı olanlar grip aşılarını ücretsiz olabilir. Lütfen ihmal etmeyelim.” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Galatasaray’da futbolcular sağlık kontrolünden geçti

    Galatasaray’da futbolcular sağlık kontrolünden geçti


    Yeni sezon hazırlıklarını devam ettiren Galatasaray’da futbolcular, sağlık kontrollerinden geçti.

    Yeni sezon çalışmalarını Florya Metin Oktay Tesisleri’nde sürdüren Galatasaray’da futbolcuların sağlık kontolleri başladı.

    Kamp ve hazırlık maçları öncesinde Medicana International İstanbul Hastanesi’nde yapılan tetkik ve kontrollerde Fernando Muslera, Kerem Aktürkoğlu, Lucas Torreira, Barış Alper Yılmaz, Yunus Akgün, Leo Dubois, Berkan Kutlu, Kaan Ayhan, Fredrik Midtsjo Kazımcan Karataş, Yusuf Demir, Emin Bayram, Taylan Antalyalı, Emre Kılınç, Mathias Ross ve Olimpiu Morutan’a göz, ortopedi, genel cerrahi, nöroloji, kardiyoloji, kulak burun boğaz, dahiliye muayenelerinin yanı sıra, radyoloji, eko-efor, solunum fonksiyon testi ve kan tetkikleri yapıldı.

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***