Etiket: Sağlık çalışanı

  • Bakan Memişoğlu Duyurdu: 19 Bin Personel Alınacak… İşte Detaylar

    Bakan Memişoğlu Duyurdu: 19 Bin Personel Alınacak… İşte Detaylar


    Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla, bakanlık bünyesinde istihdam edilmek üzere toplam 19 bin personel alımı yapılacağını duyurdu. Alımlar kapsamında 15 bin 342 sözleşmeli personel KPSS puanıyla atanacakken, 3 bin 658 sürekli işçi ise İŞKUR üzerinden başvuru sürecine dahil edilecek.

    Bakan Memişoğlu, sözleşmeli personel alımının Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından merkezi yerleştirme yoluyla yapılacağını belirterek, adayların tercihlerini 2–8 Mayıs 2025 tarihleri arasında ÖSYM’nin resmi internet sitesi üzerinden gerçekleştirebileceğini aktardı.

    Sürekli işçi alımı için başvurular ise 5–9 Mayıs 2025 tarihleri arasında İŞKUR’un “esube.iskur.gov.tr” adresi üzerinden elektronik ortamda kabul edilecek.

    Bakan Memişoğlu açıklamasında, “Ülkemize, milletimize ve büyük sağlık ailemize hayırlı olsun” ifadelerine yer verdi.

    Kaynak: Haber Merkezi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Doktorlardan ‘Beyaz Yürüyüş’: Yılgınız

    Doktorlardan ‘Beyaz Yürüyüş’: Yılgınız


    Yürüyüş kapsamında Gebze Kent Meydanı’nda bir araya gelen doktorlar basın açıklaması yaptı. Hekimler, “Başka bir sağlık sistemi, başka bir hekimlik ortamı mümkün” pankartı açarken, “Sağlık haktır, satılamaz”, “Sağlıkta şiddet sona ersin” ve “Örgütlü emek, sağlıklı toplum” yazılı dövizler taşıdı.

    Çok sayıda meslek örgütünün, sendikanın ve vatandaşların da katılarak destek verdiği basın açıklamasında, “Hekimler yalnız değildir”, “Birleşe birleşe kazanacağız” ve “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları atıldı.

    Gebze Kent Meydanı’nda bir konuşma gerçekleştiren Kocaeli Tabip Odası Genel Sekreteri Kenan Cibaroğulları, bunun bir başlangıç olduğunu dile getirirken eyleme destek veren kurum ve kuruluşlara da teşekkür etti.

    ‘SAĞLIK ÇALIŞANLARI OLARAK ÇOK YILGINIZ’

    Sağlık çalışanları olarak artan iş yükü, iş baskısı, 5 dakikalık hasta muayeneleri ve siyasette sistemin hatalarının doktorlara yüklenmesi dolayısıyla çok yılgın olduklarını ifade eden Cibaroğulları, eyleme destek veren vatandaşlara seslenerek “Sevgili Gebzeliler, siz mutlu musunuz?” diye sordu.

    Sağlığın sadece fiziksel değil, ruhsal olarak da iyilik hali olduğunu belirten Cibaroğulları, bu sebeple mutluluğun da insan sağlığının bir parçası olduğunu dile getirdi.

    Doktorlardan 'Beyaz Yürüyüş': Yılgınız - Resim : 2

    ‘SAĞLIK SİSTEMİ ÇÖKTÜ’

    Cibaroğulları, bu soruya verilecek yanıtların çoğunun hayır olacağını düşündüğünü söyleyerek “Biz de yılgınlığımızı bir kenara atmak zorundayız. Bu daha başlangıç diyoruz. Sağlık sistemi çöktü. Yeni bir sağlık sistemi, başka bir hekimlik ortamı mümkün diyoruz” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sağlık Çalışanlarını Darp Edip Hasta Belgelerini Gasp Ettiler! Saldırı Anı Kamerada…

    Sağlık Çalışanlarını Darp Edip Hasta Belgelerini Gasp Ettiler! Saldırı Anı Kamerada…


    Türkiye’de günden güne artan sağlıkta şiddet konusunda bir çözüm getirilemezken, son olarak Antalya’da yaşanan bir sağlıkta şiddet davasında önemli bir gelişme yaşandı. Geçen sene 9 Haziran’da Antalya’da özel sağlık kliniğine giden hasta yakınları, şeker hastası annelerini tedavi ettirmek istedi. Hastanın tahlil sonuçlarının çıkmasıyla uzman doktor Bedrettin Oflaz, yakınlarına tedavi sürecinden bahsetti. Tedaviyi istemeyen hasta yakınları, hem yaptırdıkları tetkiklerin parasını hem de annelerinin sağlık bilgilerini istedi. Doktorun isteği reddetmesi üzerine hasta yakınlarından biri, diğer hastaların bilgilerinin de yer aldığı formları gasp ederek sağlık çalışanlarını darp edip kaçtı.

    Olay gününü anlatan uzman doktor Bedrettin Oflaz, “Hastanın gözlerinde şekere bağlı görme kaybı oluşmuş. Ben de şahsa annesinin tedavi olurken iyi bir bakıma ihtiyacı olduğunu söyledim. Bu da muhtemelen kendisine zor geldi. Çalışanlarıma bağırmaya bağladı. Şahıs dışarıda bekleyen ağabeyini de kliniğe çağırdı. Sonra ortalık bir anda karıştı” dedi.

    ‘MUHTEMELEN PLAN YAPTILAR’

    Klinikte bulunan kişinin ağabeyini polis olarak tanıttığını belirten doktor Oflaz, “Ben tartışma esnasında hasta bakıyordum. Tüm çalışanlarım kadın ve bir şeyler olduğunu fark ettim. Olaya müdahale ederek polis çağırdım. Polisi beklerken kendisini polis olarak tanıtan şahıs, ‘Kasadaki paramı vereceksiniz. O para bana zimmetli. Paramı almadan hiçbir yere gitmiyorum’ dedi. Şahıslar hem bir kadına hem de sağlık çalışanlarına ağza alınmayacak hakaretler savurdu. O sırada güvenlik kameralarımız kayıttaydı. 2 şahıs muhtemelen bir plan yaptı. Çalışanımızın elinden hastalarımızın kişisel verilerinin olduğu onam formlarını gasp edip çaldılar. Üstüne üstlük 4 kadın sağlık çalışanını darp ettiler” dedi.

    ‘BÖYLE ŞEYLER BİZİ MESLEKTEN SOĞUTUYOR’

    Hasta yakınının kadın sağlık çalışanlarının vücuduna zarar verdiğini ifade eden Oflaz, “Bir çalışanımız tam 1 ay kolunda morluklarla dolaştı. Diğer çalışanımızın saçını nasıl çekmişlerse o da boyun ağrısı çekti. Bir hastamız şifa bulduğu zaman en çok biz mutlu oluyoruz. Ama maalesef sağlıkta şiddet olayları, böyle vakalar bizi meslekten soğutuyor, motivasyonumuzu kırıyor. Polis olduğunu iddia eden şahsın benim kliniğimi kardeşiyle birlikte basması, çalışanlarımı darbetmesi ve hastalarımın kişisel verilerinin bulunduğu onam formlarını klinikten çalması bir doktor olarak son derece beni üzdü” diye konuştu.

    Sağlık Çalışanlarını Darp Edip Hasta Belgelerini Gasp Ettiler! Saldırı Anı Kamerada... - Resim : 2

    ‘HEM KADINA ŞİDDET HEM SAĞLIKTA ŞİDDET DURMALI’

    Doktor Oflaz’ın avukatı Ceren Zorlu Çabukoğlu, hasta yakınlarından şikayetçi olduklarını, yargılamanın sürdüğünü söyledi. Hasta gizliliği taşıyan formların izinsiz alınmasının gasba girdiğini belirten Çabukoğlu, “Kadın çalışanlara cinsel içerikli hakaret ve darp var. Onam formlarının alınması ve paranın istenmesi de gasba giriyor. Bir de sağlıkta şiddet söz konusu. Bedrettin Bey, bir erkek olarak müdahale etmeye çalışmış. Soruşturma dosyasında, Doktor Bey şahısları darbetmeye gelmiş gibi yer almış. Biz mahkemeye bu görüntüleri sunduk. Rapor tekrar düzenleniyor. Biz adalete güveniyoruz. Sonuç her ne olursa olsun hem kadına şiddet hem de sağlıkta şiddetin artık durması için elimizden geleni yapacağız” dedi.

    Son olarak olaya ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri de dava dosyasına girdi.

    Kaynak: DHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ankara Diş Hekimleri Odası Genel Sekreteri: Pandemide 42 diş hekimi hayatını kaybetti

    Ankara Diş Hekimleri Odası Genel Sekreteri: Pandemide 42 diş hekimi hayatını kaybetti


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İspanya’da ‘Covid-19’u grip gibi değerlendirme’ tartışması

    İspanya’da ‘Covid-19’u grip gibi değerlendirme’ tartışması


    İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in Omicron varyantı ile yeni vakaların hızla arttığı Covid-19’u, grip gibi kontrol altına almak için çalışma yürüttüklerini bildirmesi sağlık uzmanlarını ikiye böldü.

    Sanchez, İspanya’nın Cadenaser radyosuna pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Sağlık Uyarıları ve Acil Durumlar Merkezinde Covid-19’u grip benzeri bir endemik hastalık olarak tedavi etmek için haftalardır bir plan üzerinde çalışma yapıyoruz” dedi.

    Sağlık Bakanı da 2021’in ağustos ayında bu plan konusunda adımlar atmayı düşündüklerini açıklamış fakat bugüne kadar somut ilerleme sağlanamamıştı.

    “Covid-19’un evrimini farklı parametrelerle değerlendirmeye başlamamız için artık gerekli şartlara sahip olduğumuzu düşünüyorum” değerlendirmesinde bulunan Sanchez, salgının başlarında yüzde 13’lerdeki ölüm oranının şu anda yüzde 1’e kadar indiğini vurguladı.

    Sanchez, İspanya’da mevcut durumda günlük 100 binlerin üzerinde olan vaka sayılarının ocak ayı boyunca yükselişine devam edeceğini, sonrasında da düşüşün başlamasını öngördüklerini söyledi.

    Planın tam olarak hangi tarihte uygulamaya sokulacağı konusunda ise bir açıklamada bulunulmadı. Bununla birlikte ülkede yaşanan 6. dalganın sona ermesinin ardından yapılabileceği düşünülüyor.

    Sağlık uzmanları ikiye bölündü

    Hükümetin yeni planına göre sağlık yetkilileri, ülkede tespit edilen her Covid vakasını rapor etmek yerine, mevsimsel grip ile aynı izleme yaklaşımını benimseyecek. Sağlık merkezlerinden ve hastanelerden sadece bir grup doktor durumu rapor etmek için çalışacak.

    İspanya Aile Hekimliği Derneği Başkanı Salvador Tranche bu planın sağlık sistemini “kurtaracak” nitelikte olduğunu belirtti. Zira hastanelerin başka patolojileri tespit etmek yerine hafif semptomları olan hastalarla uğraşmak zorunda kaldığını, bunun da sistemi “kilitlenme tehlikesi” ile karşı karşıya bıraktığını ifade etti.

    Tranche ayrıca, Covid tablosunda ana parametre olarak enfeksiyon oranından çok hastanelerdeki Covid hastalalarının doluluk oranının kullanılmasının gerektiğini belirtti.

    Fakat aile hekimliği başkanının açıklamalarına bazı sağlık uzmanlarından itiraz geldi.

    Ülkenin önde gelene epidemiyologlarından eski Dünya Sağlık Örgütü direktörlerinden Daniel Lopez Acuna, mücadelenin bırakılması durumunda “daha fazla enfeksiyonla” karşılaşacağı konusunda uyardı. İspanyol devlet televizyonuna konuşan Lacuna, “Sadece ciddi vakalara ve hastaneye yatışlara odaklanmanın “oyun oynarken hile yapmak gibi” olduğunu savundu.

    “Enfeksiyonları saymayarak veya izolasyon günlerini azaltarak sorunun biteceğini düşünmek yanlış olur” diyen epidemiyolog, “Sorun orada olmaya devam ediyor ve ele alınması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    İspanyol Genel ve Aile Hekimleri Derneği’nden bir sözcü ise , “durumu en aza indirmek” amacıyla bu yeni izleme sistemini uygulamanın “aceleci” bir hamle olacağını söyledi.

    Hekimler Derneği’nden bir diğer yetkili de kabul edilebilir ölüm sayısı konusunu sorgulayarak “Günde 200 ölümü normal görmek zorunda mıyız?” sorusuyla itirazını dile getirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ankara’da doktorlar uzun nöbet saatlerini protesto etti

    Ankara’da doktorlar uzun nöbet saatlerini protesto etti


    Ankara’da doktorlar uzun nöbet saatlerinin kısaltılması için gösteri düzenledi. Şehir Hastanesi önünde toplanan hekimler çalışma şartlarının iyileştirilmesini talep etti.

    Sağlık çalışanlarının uzun nöbet süreleri, gece nöbetinden çıktıktan sonra trafik kazası geçiren Asistan Doktor Rümeysa Berin Şen’in hayatını kaybetmesinin ardından tekrar gündeme geldi.

    Rümeysa Şen, otuz altı saatlik nöbetin ardından kaza yapmış, kazaya günaşırı tuttuğu yorucu nöbetlerin sebep olduğu söylenmişti.

    Doktorların protestosunda konuşan Ankara Tabip Odası Asistan ve Genç Uzman Hekimler Komisyon Üyesi Dr. Benan Koyuncu, sağlık hizmetlerine yönelik talebin Covid-19 salgınının da etkisiyle her geçen gün arttığını belirterek, bunun özellikle asistan hekimlerin iş yükünü fazlalaştırdığını söyledi:

    “Ayaktan başvuru ve yatan hasta yükündeki artış karşısında asistan hekimler uzun mesai saatleri boyunca birden fazla kliniğe bakmaya mecbur bırakılarak artan talep karşılanmaya çalışılmaktadır. Yıllardır asistan hekimlerin temel sorunlarından biri olan 36 saat çalışma, günaşırı nöbetler, eğitimi değil sağlık hizmetini önceleyen anlayış bizi bugünlere getirmiştir. Daha önce de bu çalışma şartlarının ölüm getirdiği vurgulanmasına rağmen çalışma şartlarımızda herhangi bir düzenlemeye gidilmemiştir.”

    Asistan hekimlerin çalışma şartlarının iyileştirilmesini isteyen Koyuncu, ilgili yönetmelikte değişiklik yapılmasını ve nöbet ertesi izin hakkının ücret kesintisi olmaksızın, ön koşulsuz tanımlanmasını talep etti.

    Programda konuşan CHP ve HDP’li bazı milletvekilleri de hekimlerin, çalışma şartlarının düzeltilmesine ilişkin taleplerine destek verdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tıbbi cihaz sektörü firmaları hastanelerden alacaklarını tahsil edemiyor; ameliyatlar durabilir

    Tıbbi cihaz sektörü firmaları hastanelerden alacaklarını tahsil edemiyor; ameliyatlar durabilir


    Tıbbi cihaz sektöründeki firmalar, kamu ve üniversite hastanelerinden alacaklarını 19 aydır tahsil edemiyor.

    Yaklaşık 14 milyar TL alacaklarının olduğunu açıklayan sektör çalışanları, ödemelerin yapılmaması halinde ameliyatların duracağı uyarısında bulunuyor. Yaklaşık üç yıldır sektör olarak yaşadıkları zorlukların yakın gelecekte halkı da doğrudan etkileyeceğini söylüyor.

    Denizhan Medikal’in sahibi Yücel Denizhan, yaklaşık 21 yıldır sektör içinde ve 2004 yılından beri de tıbbi malzeme ithalatı yapıyor. Ankara’da yaklaşık 450 kamu hastanesine dağıtım yapan şirket, aylardır alacağını tahsil edemeyenlerden.

    ‘Bakanlıklarla görüşmelerden şu ana kadar sonuç alınamadı’

    Euronews’e konuşan Yücel Denizhan, 2019 yılı itibariyle tıbbi cihaz sektöründe ödemelerde gecikmeler yaşandığını anlatıyor.

    Bu süre zarfında tahsilatların yapılması için ilgili bakanlıklarla görüşmeler yapmalarına rağmen sonuç alamadıklarını ifade ediyor.

    Bu görüşmelerden sonuç alınamadığı gibi, Maliye Bakanlığı kendilerinden toplam alacaklarından yüzde 25 feragat etmelerini istemiş.

    “Bu görüşmeler esnasında Maliye Bakanlığı bir karar aldı ve toplam alacaklarımızdan yüzde 25 feragat ettiğimiz takdirde ödemelerin yapılacağını söyledi. Fakat bu görüşmelerde istenilen yüzde 25 feragat katma değer vergisi, damga vergisi, gelir vergisi ödenmiş faturalarımızdan istendi. Böylelikle bize olan borçlarını kapatacaklarını bundan sonraki ödemeleri de minimum beş aya düşüreceklerini taahhüt etti.”

    “Bir çok firma banka kredileri, faiz batağı gibi sebeplerden yani zorunluluktan yüzde 25 alacağından vazgeçti. Bunun üzerine devlet yüzde 25 alacağından vazgeçenlere borcunu iki taksitle ödedi, parasından feragat etmeyenlere ise parasını ödemedi. Şimdiki durumda ise 19 ay geriye dönük olarak paramızı tahsil edemiyoruz. Yani 2020’nin Ekim, Kasım ve Aralık ayları da dahil olmak üzere kamu hastanelerinden alacağımız var. Ve bu rakamların ne zaman ödeneceği konusunda herhangi bir bilgi verilmiyor”

    Tıbbi cihaz sektöründeki firmaları en çok zorlayan durum döviz kurundaki artış.

    Denizhan Medikal’in sahibi Yücel Denizhan ham madde ve tıbbi malzemelerin dolar ile alındığını fakat mallarını Türk Lirasına çevirerek sattığını belirtiyor.

    Bu nedenle de şimdilerde zararının yarı yarıya olduğunu vurguluyor:

    “Tıbbi malzeme sektöründe gerek üretici, gerek ithalatçı, gerekse bayiler tüm mal varlığımızı dolar ile alıyoruz. Ham madde ve tıbbi malzemeler dolar ile alınıyor. Fakat biz dolarla aldığımız malları TL’ye çevirip satıyoruz. Bizim yarı yarıya zararımız var. Devlet bizimle yaptığı sözleşmelerde net olarak borcun 5-6 ay içerisinde ödeneceğini yazar. Biz buna itibar ederek, ihalelere girdik. Ve malzeme tedariğine devam ettik.”

    “Pandemi döneminde bazı sıkıntılar oldu fakat bunlar aşılır diyerek malzeme tedariğini kesmedik. Ailemizden ve bankalardan borç aldık. Kamuda 720 hastane var ve ben yaklaşık bunların 450 tanesine tıbbi malzeme veriyorum. Bütün mal varlığımı 7 dolardan aldığım malzemelere yatırdım, tıbbi malzemeleri de Sağlık Bakanlığı’na gönderdim. Resmen Sağlık Bakanlığını finanse ettik. Şu anda 7 dolar olan paramı dahi tahsil edemiyorum. Cebimizde para kalmadı, bankalar kapımızda. Bankalara kamudan alacaklarımızı devretmek istiyoruz fakat bankalar Sağlık Bakanlığı’ndaki krizi bildikleri için buna bile uygunluk görüp kredi vermiyorlar.”

    Cumhurbaşkanlığı’nın pandemi döneminde çıkardığı bir kararname ile tıbbi cihaz sektörüne içinde olduğu ihalelerden vazgeçebileceğini söylediğinin altını çizen Yücel Denizhan, şu anda 2018 yılında girmiş olduğu ihalenin tıbbi malzemesini sağladığı için 20 TL’ye deposuna mal ettiği bir malı 13.75 TL’den Ankara’nın kamu hastanelerine dağıtmak zorunda.

    21 yıldır sektörün içinde olan Yücel Denizhan tıbbi cihaz firmalarının cebinde parası, deposunda da malı olmadığını söylüyor.

    Uzunca bir süredir parasını alamayan tıbbi cihaz sektörü firmalarının artık ihalelere girmediğini de sözlerine ekliyor.

    “Eğer ben bu malı dağıtmazsam ihale eksertisitörü oluyorum, bir gün gecikirsem vermiş olduğum teminatı linç ediyorlar. Peki biz bu kadar itibarımızı düşünürken, neden devlet paralarımızı ödemiyor? Dövizin bu kadar yükseldiği bu dönemde bizden kimse vatan, millet sevgisi beklemesin. Elbette vatanımızı, milletimizi herkesten çok seviyoruz. Ama dayanacak gücümüz kalmadı. Tıbbi cihaz firmalarının cebinde parası, deposunda da malı yok artık.”

    “Bu nedenle derneklerimiz dedi ki bizim paramız yok, 2020-2021 yılı ödemelerimiz yatana kadar biz tedarik zincirini sağlayamıyoruz. Keşke paramız olsa, depolarımızda malımız olsa ama yok. Parasını alamayan tıbbi cihaz sektörü ihalelere girmemeye başladı, Dolardaki yüksek kur artış nedeniyle bir öngörü yok, kendi bakanlığımıza olan güvenimizi de yitirdik. Kimsede güven yok, para yok, bankalara sonuna kadar da borçluyuz. 20 yıldır bu sektörde ilk kez böyle büyük bir sıkıntı yaşıyorum. Kur bizi zaten paramparça etti. Dolara göbeğinden bağlıyız, ham maddemiz yok, dolarla alıyoruz.”

    “Altı ayda bir Maliye Bakanı değişiyor”

    Uzunca bir süredir sürekli artan döviz kuru, TL’nin değer kaybetmesi ve siyasetteki bakanlık düzeyindeki istifalar sektörde bir güvensizlik ve öngörüsüzlük yaratmış durumda.

    Sektör derneklerinin Sağlık Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı ile yakın zamanda yaptıkları görüşmelerden de sonuç çıkmadı.

    “Eski Maliye Bakanı Lütfi Elvan, İstanbul ve Bursa’daki Ticaret Odası toplantılarında ödemeleri kapatacağını ve altı aya düşüreceğini söyledi. Ama her altı ayda bir Maliye Bakanı değişiyor. Verilen sözler de unutuluyor, her gelen yeni bakana kendimizi baştan anlatıyoruz. Meslektaşlarımız tefecilerin eline düştü. Faizler her ne kadar geriye çekilmiş gibi görünse de krediyi bize vermiyorlar ki, ben anlamıyorum paraya ihtiyacı olana kredi verilmedikten sonra bu krediyi kime veriyorsun? Yerli ve milli diyoruz, ama hükümet bu şekilde bizi bitirirse ilerde nasıl yerli ve milli olacağız? 14 bin firma, 250 bin çalışan hatta ailelerimizle birlikte bir milyon insanız. Yıl sonuna kadar bir ödeme yapılmazsa 2-3 bin firma daha batacak. Bizim paramız uluslararası değil, zaten dolar artışından dolayı paramız pul oldu. Biz Sağlık Bakanlığı’nın parası ve bütçesi olmadığına da inanmıyoruz. Merkez Bankası’nda 126 milyar dolar olduğu söyleniyor, sektörümüzün alacağı 14 milyar TL civarında. Bütün firmaların sorunu çözülür ve çok hızlı şekilde tedarik sağlanmaya başlar. Bunun da düzene girmesi dört ayımızı alacak.”

    “Firmam batmasın diye toplam alacağımdan yüzde 25 feragat ettim”

    Toplam alacağından yüzde 25 feragat eden Metis Medikal Pazarlama Ve Teknik Hizmetleri sahibi Aysun Küçüközdemir ise dokuz yıldır sektörün içinde.

    İşine devam edebilmek için alacağından yüzde 25 feragat etmek durumunda kaldığını söylüyor. Fakat bu kez de artan döviz kuru zorluyor…

    “Yaptığım yüzde 25’lik feragattan sonra yine çalışır yine kazanırım, firmam batmasın istedim. Bir de bize söz verdiler, altı ayda düzelteceğiz dediler. Biz de eksi bakiyelerimizi kapatırız dedik. Ocak ayı itibariyle ihale aldım. TL olarak malzeme alıp üzerine yüzde 15 kar marjımı da koyarak ihaleyi aldım. Hastaneler bir yıl içerisinde pey der pey bu malzemeyi çekiyor. Doları 8 lirayken aldığım malzemeden bir parti istendi, daha üç parti teslimatım vardı. Ama bir devülasyon oldu ve sadece kurdan yüzde 50 zarardayım. Bu şekilde hem benim hem de arkadaşlarımın tonla zararı var. Bu sadece kur kaynaklı yaşadığımız sıkıntı. Ama 20 aydır ödemelerimizi alamadığımız için sürekli bankadan çektiğimiz kredilerden de herkes batakta.”

    Aysun Küçüközdemir, tüm dünyada ham madde sıkıntısı yaşandığını Türkiye’de ise dolar kurundaki artışın bunu daha da arttırdığına dikkat çekiyor.

    “Şu anda ham madde yok. Bu sadece Türkiye’ye özgü bir sıkıntı değil, dünya çapında ham madde yok. Ama bizde ek olarak Dolar kuru farkı var. Dolasıyla ham madde alamayınca üretici üretim yapamıyor, üretici buldu üretti diyelim, bunu bu fiyatlardan alacak bayi yok. Param yok, stoğumda da mal yok. 20 aydır ödeme alamıyoruz. Zulüm çekiyoruz ve sadece biz değil, çalışanlarımız var. Almadığımız paranın vergisi ve KDV’sini kredi çekerek ödüyoruz. Ticaret kar için yapılır, sektör tıkandı.”

    ”Biz olmazsak ameliyatlar durur…”

    Tıbbi cihaz firmalarının sadece mal alıp satmadığını aynı zamanda ameliyatlara asistan, teknisyen ve hemşire gibi girdiklerini belirten Aysun Küçüközdemir, ”Biz olmayınca ameliyatlar durur eğer biz olmazsak da ameliyatlar biter” ifadeleriyle uyarı da bulunuyor.

    Ayrıca Aysun Küçüközdemir’e göre yaşanılan bu sıkıntının yakın gelecekte istihdama sebep olması da kaçınılmaz…

    Sorunların giderilmesi için ise 2020 yılının Ağustos ayından beri ödenmeyen faturaların ödenmesini, kurdan kaynaklanan zararın karşılanmasını ve aynı duruma düşmemek için devletin garanti vermesini istiyor tıbbi cihaz sektörü çalışanı Aysun Küçüközdemir.

    TTB: İnsanlar olmaları gereken ameliyatı olamıyor, erteleniyor ameliyatlar

    Konuyla ilgili euronews’e açıklamalarda bulunan Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı da hastanelerin malzeme alamadığı için ameliyatları ertelediğini doğruladı:

    ”İnsanlar olmaları gereken ameliyatı olamıyor, erteleniyor ameliyatlar. Sosyal Güvenlik Kurumu yılbaşında dolar kurunu sabitlediği için malzeme sıkıntısı yaşanıyor hastanelerde. Şu anda üç katı fiyattan yerine koyacakları bir malzemeyi firmalar satmamayı tercih ediyor. İlaçlar da bulunamıyor benzer bir durumdan kaynaklı. Sağlık sisteminde iyileşme, herkes sağlık sistemine erişebilir diye tanımladıkları sistem aslında cepten ödemelerin her geçen gün biraz daha arttığı ve sağlığı cebimizden karşıladığımız bir duruma dönüştü. Şimdi sistem malzeme alamadığında sizin sosyal güvenceniz olsa bile o malzemeyi dışarıdan parayla almak zorunda kalıyorsunuz. Bu insanların üzerinde çok ciddi bir yük. Böyle bir ekonomik krizin olduğu koşullarda insanların sağlığı için ayıracak parası da yok. Ve bu durum sağlıksızlığı dayatıyor.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kamuda çalışan 8 bin doktor istifa etti

    Kamuda çalışan 8 bin doktor istifa etti


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AİHM, zorunlu aşı için ihtiyati tedbir isteyen Yunan sağlıkçıların başvurusunu geri çevirdi

    AİHM, zorunlu aşı için ihtiyati tedbir isteyen Yunan sağlıkçıların başvurusunu geri çevirdi


    Avrupa insan Hakları Mahkemesi (AİHM), Yunanistan’da sağlık görevlilerine zorunlu Covid-19 aşı yapılmasının önüne geçilmesi için ihtiyati tedbir kararı alınması yolunda yapılan iki başvuruyu reddetti.

    AİHM, Yunanistan’da özel veya kamu sağlık kuruluşlarında çalışan 30 sağlık görevlisinin, zorunlu aşı uygulaması için ihtiyati tedbir kararı alınması yolunda 2 Eylül’de yaptığı iki ortak başvuruyu karara bağladı.

    Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin acil konularda yapılan başvurularla ilgili 39. maddesine dayanarak yapılan ihtiyati tedbir kararı alınması isteğini inceleyen AİHM, bu talebi reddetti.

    Yunanistan’dan yapılan iki başvuruda, zorunlu aşı uygulamasıyla Atina’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) yaşam hakkı, kötü muamele ve işkencenin yasaklanması, adil yargılanma, özgürlük ve güvenlik, aile ve özel yaşama saygı ile ayırımcılığın yasaklanmasıyla ilgili maddelerini ihlal ettiği ileri sürülmüştü.

    Başvuru sahipleri, zorunlu aşı uygulamasının durdurulması için Strasbourg mahkemesi tarafından ihtiyati tedbir kararı alınmasını talep etmişti.

    AİHM, bugünkü kararında başvuruları genel hatlarıyla inceleyeceğini ancak 39. maddenin kapsamına girmediği için ihtiyati tedbir kararı verilmesine gerek görmediğini bildirdi.

    AİHS’nin 39. maddesi genelde, sınır dışı, idam gibi telafi edilemeyecek vakalar için uygulamaya konuluyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***