Etiket: Recep Tayyip Erdoğan

  • Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias: Türkiye’nin göç konusunda şantaj yapmasına izin vermeyiz

    Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias: Türkiye’nin göç konusunda şantaj yapmasına izin vermeyiz


    Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Avrupa Birliği’nin Türkiye veya Belarus tarafından göç konusunda kendisine “şantaj yapılmasına” izin vermeyeceğini söyledi.

    Dendias, “Türkiye, Beyaz Rusya, kim olursa olsun… AB’ye baskı uygulamak için göç olgusunu araçsallaştırmasına izin veremeyiz. Elimizden geldiğince ihtiyacı olan insanlara yardım etmeye hazırız ama göçü araçsallaştırmak için başka ülkeler tarafından AB’ye veya kendimize şantaj yapılmasına izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Dendias, Litvanya Dışişleri Bakanı Gabrielius Landsbergis ile Vilnius’ta düzenlediği basın toplantısında konuştu.

    “Büyük ve önemli farklılıklar var”

    Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Brüksel’de NATO Zirvesi sırasında yaptığı görüşmeyi de değerlendiren Dandias, iki ülkenin politikaları arasında “büyük ve önemli farklılıklar” olduğunu söyledi.

    Dendias, “Bildiğiniz gibi Yunanistan Başbakanı Miçotakis dün Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Brüksel’de bir araya geldi. Ne yazık söylemeliyim ki, Başbakan Miçotakis ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki görüşme ‘buz kıran’ bir görüşmeydi ama bir atılım değildi. Başbakan Miçotakis’in daha sonra söylediği gibi, farklılıklar var, farklılıklar hala var ve bunlar büyük ve önemli farklılıklar.” diye konuştu.

    Yunanistan Dışişleri Bakanı daha önce euronews’e verdiği mülakatta, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuka uymadığını öne sürmüştü.

    Dendias ayrıca “Belarus’un Yunanistan’dan Litvanya’ya giden Ryanair uçağını bir gazetecinin tutuklanması için Minsk’e inmeye zorlamasıyla” ilgili de “bu bir korsanlık eylemi” dedi.

    Erdoğan: Görüşmelerimizi özel hattan yapabiliriz

    Erdoğan, Brüksel’deki zirve sonrasında yaptığı konuşmada Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile görüşmelerinde yeniden canlandırdıkları diyalog mekanizmalarının sürdürülmesini kararlaştırdıklarını dile getirdi. Erdoğan, “Sayın Başbakan’la ülkelerimiz arasında pozitif gündemi destekleyecek adımların karşılıklı olarak atılması hususlarında da fikir birliğine vardık. Hatta biz görüşmelerimizi ikili olarak yapalım ve daha da ilerisi biz görüşmelerimizi gerekirse özel hattan yapmak suretiyle araya birilerini sokmamızın anlamı yok kararına vardık.” şeklinde konuştu.

  • AİHM, Erdoğan’a hakaretten mahkum olan ODTÜ öğrencisini haklı buldu

    AİHM, Erdoğan’a hakaretten mahkum olan ODTÜ öğrencisini haklı buldu


    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) 2012 yılında öğrenciyken, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili açıklamaları yüzünden mahkum olan Ömür Çağdaş Ersoy’un yaptığı başvuruyla ilgili Türkiye’nin insan hakları ihlalinde bulunduğuna hükmetti.

    1990 doğumlu Ömür Çağdaş Ersoy’un 2019 yılında yaptığı başvuruyu bugün karara bağlayan AİHM, “Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğüyle ilgili 10. maddesini ihlal ettiğine” hükmetti.

    Türkiye karar gereği, mahkeme masrafları da içinde olmak üzere Ömür Çağdaş Ersoy’a 4 bin euro tazminat ödeyecek.

    Erdoğan’ın, ODTÜ’yü ziyaretini protesto etmeleri sonucu, polis ile yaşanan arbedenin ardından gözaltına alınan öğrencileri desteklemek için mahkeme binası önünde yapılan gösteriye katılan Ersoy, dönemin Başbakan’ı aleyhine topluluk adına yaptığı açıklamalarla ilgili olarak “görevdeki kamu görevlisine hakaret” suçundan 2016 yılında para cezası ödemeye mahkum olmuştu.

    Söz konusu dava, Erdoğan’ın 2013 yılındaki şikayeti üzerine açılmıştı.

    Diktatör demek suç sayılmadı

    Ersoy, “AKP yönetiminin ülkeyi yönetme biçiminin diktatörlük olduğu” görüşünü dile getirmiş ve özellikle bu ifadeler mahkum olmasında en büyük gerekçe gösterilmişti.

    Ersoy’un okuduğu bildiride, “Arkadaşlar bugün arkadaşlarımızın düzmece bir operasyonla alınışı zafere sonuçlanmıştır ama bu geçici bir zaferdir. Bu kavga Tayyip Erdoğan’ın zapt edilecek bir kale olarak bellediği ODTÜ’de tokat yemesi ve bunun karşılığında intikam hırsıyla kudurmuş bir köpek gibi öğrencilere saldırmasına karşı atılmış ikinci bir tokattır.” ifadelerini kullanması, Türkiye’deki mahkemedeki yine mahkumiyetinde gerekçe gösterilmişti.

    AİHM, gerekçeli kararında, normal bireylere oranla siyasetçiler için kabul edilebilir eleştiri sınırlarının daha geniş tutulabileceği yolundaki daha önceki kararlarına atıfta bulundu ve Ersoy’a verilen mahkumiyetin insan hakları ihlali teşkil ettiğine hükmetti.

  • ABD Başkanı Biden: Erdoğan ile görüşmemiz yapıcı ve olumluydu

    ABD Başkanı Biden: Erdoğan ile görüşmemiz yapıcı ve olumluydu


    ABD Başkanı Joe Biden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeyi “yapıcı ve olumlu” olarak niteledi, görüşmenin büyük kısmının birebir geçtiğini söyledi.

    Biden, “Belli başlı konularda nasıl ilerlememiz gerektiğini ayrıntılı şekilde ele aldık. İki ülkenin de mühim gündemi bulunuyor. Ekiplerimiz görüşmelere devam edecek, Türkiye ile ABD arasında gerçek bir ilerleme kaydedeceğimize inanıyorum.” dedi.

    Sözlerine tüm Amerikan vatandaşlarını Covid-19 aşısı olmaya çağrırak başlayan Biden, “Lütfen, en kısa zamanda aşınızı olun, yeterince acı çektik” dedi. Amerikalı lider, oldukça başarılı geçen zirve için ev sahibi konumundaki NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’e şükranlarını sundu.

    Ayrıntılar geliyor…

  • Erdoğan: Türkiye’nin sınırları aynı zamanda NATO’nun sınırlarıdır

    Erdoğan: Türkiye’nin sınırları aynı zamanda NATO’nun sınırlarıdır


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin sınırlarının aynı zamanda NATO’nun sınırları olduğunu belirterek, “Bu bakımdan, sadece kendi milli menfaatlerimiz için değil, transatlantik coğrafyasının güvenlik ve istikrarının temini için de önemli bir sorumluluk üstlendiğimizi biliyor, adımlarımızı bu bilinçle atıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi marjında düzenlenen Brüksel Forumu’nun “İstikrara Katkı” başlıklı oturumunda video mesaj yoluyla konuştu.

    Dünyanın asimetrik tehditlerle yüzleştiği sancılı bir dönemde düzenlenen sempozyumun tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, teknolojik gelişmeler, demografik baskılar, iklim değişikliği, terör, düzensiz göç ve koronavirüs salgınının, yeni sınamaları beraberine getirdiğine işaret etti.

    Bu durumun zorunlu olarak güvenlik ve istikrara dair bakışı da etkilediğini dile getiren Erdoğan, bu konuların bütüncül bir vizyonla ele alınması gerektiğini bildirdi

    Türkiye’nin bu anlayışla, bölgesinde ve ötesinde güvenilir bir müttefik olarak üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirdiğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sahadaki sorunların çözümünde inisiyatif alan, insani boyutu öne çıkaran, yapıcı ve aktif bir siyaset uyguluyoruz. Irak’tan Afganistan’a, Kafkaslar’dan Balkanlar’a, Karadeniz’den Akdeniz’e, Afrika’ya kadar istikrarın tesisine yönelik tüm girişimlere öncülük ediyor, katkı sağlıyoruz. Komşularımızla ilişkilerimizde uluslararası hukuka, adalet ve hakkaniyete, karşılıklı hak ve çıkarlara saygıyı gözetiyoruz. Komşumuz ve müttefikimiz Yunanistan’la aramızdaki diyalog kanallarının canlandırılmasının, ikili meselelerin çözümünün yanında bölgemizin istikrar ve refahına da hizmet ettiğine inanıyorum.”

    ‘Türkiye tüm uluslararası platformlarda terörle mücadelede ilk safta’

    Erdoğan, bugün istikrarın tesisinin önündeki en büyük engellerden birinin terör olduğunun altını çizerek, “Türkiye, NATO başta olmak üzere ilgili tüm uluslararası platformlarda terörle mücadelede ilk safta yer almaktadır. PKK/PYD’den DEAŞ ve FETÖ’ye kadar birçok terör örgütüyle sınırlarımız içinde ve dışında yoğun bir mücadelenin içindeyiz” diye konuştu.

    Türkiye’nin IŞİD ile mücadele eden ve bu uğurda kayıplar veren tek NATO müttefiki olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Sınır ötesi operasyonlarımızda 4 bine yakın DEAŞ’lı teröristi etkisiz hale getirdik. Terörün her türlüsüne karşı yürüttüğümüz mücadelede maalesef müttefik ve ortaklarımızdan beklediğimiz destek ve dayanışmayı göremedik. Suriye, Irak ve Türkiye’de eli masumların kanına bulaşmış terör örgütü elebaşlarının meşru bir aktör gibi en üst seviyede muhatap alındığına, desteklendiğine şahit olduk. Unutulmamalıdır ki Türkiye’nin sınırları aynı zamanda NATO’nun sınırlarıdır. Bu bakımdan, sadece kendi milli menfaatlerimiz için değil, transatlantik coğrafyasının güvenlik ve istikrarının temini için de önemli bir sorumluluk üstlendiğimizi biliyor, adımlarımızı bu bilinçle atıyoruz.”

    ‘Türkiye NATO’ya en çok katkı sağlayan ilk 5 müttefik arasında’

    Türkiye’nin, NATO harekat ve misyonlarına en çok katkı sağlayan ilk 5, ortak bütçeye en fazla katkı veren ilk 8 müttefik arasında yer aldığını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Kuvveti’nin komutası da bu sene Türkiye’dedir. İttifakın en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye, NATO’nun güncel tehdit ve imtihanlara karşı adaptasyonu için aktif rol oynamaktadır. Hazırlıklı olabilmek bakımından müttefikler olarak atacağımız adımlar kadar, ortaklarımızın kapasite geliştirmelerine yapacağımız katkılar da önemlidir. Türkiye, dinamik ekonomisi, güçlü savunma sanayisi, ilkeli dış politikası ve müttefikleriyle iş birliği içinde, küresel barış, refah ve istikrarın tesisine yardımcı olmayı sürdürecektir. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, bu zorlu süreçte dayanışma ve iş birliği içerisinde hareket etmenin önemini tekrar vurgulamak istiyorum.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Biden ilk kez yüzyüze görüştü

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Biden ilk kez yüzyüze görüştü


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden, NATO Zirvesi kapsamında, NATO Karargahı’nda bir araya geldi. İki liderin TSİ 19.00’da başlayan görüşmesi sona erdi.

    İki liderin, Biden’ın başkanlık koltuğuna oturmasının ardından ilk kez bir araya geldiği 45 dakika süren görüşme basına kapalı gerçekleşti. Daha sonra heyetler arası görüşmeye geçildi.

    Görüşme öncesi açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin sınırlarının aynı zamanda NATO’nun sınırları olduğunu belirterek, “Bu bakımdan, sadece kendi milli menfaatlerimiz için değil, transatlantik coğrafyasının güvenlik ve istikrarının temini için de önemli bir sorumluluk üstlendiğimizi biliyor, adımlarımızı bu bilinçle atıyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

    Keza NATO’nun 5’inci maddesine atıfta bulunan ABD Başkanı Joe Biden da Türkiye, Kanada ve Avrupa’nın savunulmasının “kutsal bir sorumluluk” olduğunu dile getirmişti.

    NATO’nun 5’inci maddesi

    Kuzey Atlantik Paktı’nın (NATO) 5’inci maddesine göre bir üyeye yapılan saldırı tüm üyelere yapılmış kabul ediliyor. Söz konusu madde, örgüt tarihinde ilk kez New York’taki İkiz Kulelere ve Pentagon’a yapılan 11 Eylül saldırıları sonrasında işletilmiş ve Taliban ile el Kaide’ye yönelik Afganistan’da NATO çatısı altında operasyon başlatılmıştı.

  • Macron ve Erdoğan NATO Zirvesi öncesi bir araya geldi

    Macron ve Erdoğan NATO Zirvesi öncesi bir araya geldi


    NATO Zirvesi için Brüksel’de bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zirve öncesi Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir araya geldi.

    Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamada, iki liderin ‘son yıllarda iki ülke arasında yaşanan birçok konunun açıklığa kavuşturulması için bir araya geldikleri ve görüşmenin beklenenden daha uzun sürdüğü bildirildi.

    NATO Zirvesi kapsamında bir araya gelen iki liderin, NATO Karargahı’nda basına kapalı gerçekleşen görüşmesi 52 dakika sürdü.

    Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamada her iki liderin Suriye ve Libya’da ilerleme kaydetme yönünde isteklerini ortaya koydukları belirtildi.

    Görüşmede Macron’un NATO içindeki değerler, ilkeler ve kurallar konusunda müttefikler arasında stratejik meselelerin açıklığa kavuşturulması gerektiği yönündeki isteğini de dile getirdiği belirtildi.

    Fransa lideri geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “NATO’da müttefikler arası ilişkiyi açık bir çerçeveye oturtmamız gerekiyor. Bu yüzden NATO Zirvesi öncesi Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşeceğim. Çünkü bu açıklığa kavuşturma meselesinin özellikle Türkiye ile yapılması gerektiğine inanıyorum.” ifadelerini kullanmıştı.

    Türkiye ile Fransa ilişkileri, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki doğal gaz aramaları konusunda Paris yönetiminin, Atina’nın yanında yer alması ve yine 2020’de Fransız ve Türk gemilerinin Doğu Akdeniz’de karşı karşıya gelmesinin ardından sert bir sürece girmişti.

    Ayrıca Macron, perşembe günü yaptığı açıklamada, NATO’ya atıfla, “Aynı örgüte üye olduğumuzda, kurduğumuz koalisyonların çıkarlarına aykırı, tek taraflı operasyonlar yapmaya karar veremeyiz.” demişti.

    Ankara-Paris hattında gerilime neden olan bir başka konu ise Suriye, Libya’nın dışında Dağlık Karabağ konusunda Türkiye’nin Azerbaycan’ın, Fransa’nın ise Ermenistan’ın yanında yer alması oldu.

    Geçen ekim ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı’nın İslam dini ile ilgili açıklamalarına tepki göstermiş Macron’u “İslam’a karşı bir “nefret kampanyası” yürütmekle suçlamıştı.

    Erdoğan, “Macron denilen zatın İslam’la, Müslümanlarla derdi nedir? Macron’un zihinsel noktada bir tedaviye ihtiyacı var” ifadelerini kullanmıştı.

    Macron ise perşembe günkü basın toplantısında, Erdoğan’a “radikal İslamcılıkla” mücadelenin hiçbir şekilde İslam dinini hedef almadığını anlatacağını ifade etmiş, Erdoğan ile yapılabilecek iş birliği alanlarını da konuşacağını söylemişti.

    Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamada, Erdoğan-Macron görüşmesi sırasında İslam ile ilgili konunun ‘açıklığa kavuşturulduğu’ da dile getirildi.

  • İsrail’de yeni koalisyonun Ankara-Tel Aviv hattına yansıması nasıl olur? Uzmanlar ne diyor?

    İsrail’de yeni koalisyonun Ankara-Tel Aviv hattına yansıması nasıl olur? Uzmanlar ne diyor?


    İsrail parlamentosu Knesset’teki oylamada, 8 partiden oluşan koalisyon hükümeti güvenoyu aldı, Binyamin Netanya’nun 12 yıl süren başbakanlık dönemi kapandı.

    Filistin meselesinin yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleriyle açılan diyalog kapıları, siyasi arenanın dış politika kanadında en çok konuşulan gündem maddelerinden biri. Dönem dönem Ankara-Tel Aviv arasında yumuşama sinyalleri verilse dahi Türkiye’nin bu diyalog listesinde yer aldığına dair emareler bulunmuyor.

    İlk kez Filistinli İsrail vatandaşlarının da temsil edileceği bir koalisyonun bayrağı devralmasının, İsrail-Türkiye arasındaki gerginliğe nasıl yansıyabileceğini iki ülke ilişkilerini yakından takip eden uzmanlara sorduk.

    euronews’e konuşan uzmanlar, “koalisyonun iktidarı ne kadar elinde tutacağı” sorusuna özellikle vurgu yaparak çok partili hükümetin uzun ömürlü olma ihtimaline temkinli yaklaşıyor. Hemfikir oldukları diğer bir nokta ise “Ankara-Tel Aviv arasındaki rüzgarın yön değiştirmesinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tutumuna bağlı olduğu” yönünde.

    İsrail’de siyasi durumun kırılgan olduğunu aktaran Tel Aviv Üniversitesi’nden Profesör Ofra Bengio, Ankara-Tel Aviv ilişkilerinde değişimle ilgili yükümlülüğün Erdoğan hükümetinde olduğu görüşünde. euronews’e konuşan Bengio, “Erdoğan, o kadar derin ideolojik ve siyasi saiklerle hareket ediyor ki İsrail tarafında iktidarda kim olursa olsun, Ankara tutumunu değiştirmediği sürece ilişkilerde ileri düzeyde bir değişim olmaz.” diyor.

    Illinois Eyalet Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Yusuf Sarfati ise ideolojik olarak çok geniş bir tabana yayılan, sekiz siyasi partiden oluşan ve ilk defa Filistinli İsrail vatandaşlarını temsil eden bir partinin de katıldığı bu koalisyonun nasıl bir dış siyaset izleyeceğini kestirmenin güç olduğunu aktarıyor.

    “Kısa vadede İsrail dış siyasetinde çok keskin bir eksen değişikliği olacağını tahmin etmiyorum. Erdoğan ile birebir atışmalara giren Netanyahu’nun başbakanlıktan ayrılması iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için bir fırsat alanı oluşturabilir” diyen Sarfati de Bengio gibi, bu fırsatın kullanılması için Türkiye’nin somut adımlar atması gerektiği görüşünü paylaşıyor.

    “İslamcı Ra’am partisinin koalisyona katılımının Orta Doğu’da kendisini İslamcılığın hamisi olarak gören AK Parti ile hükümet arasında bir iletişim kanalı açabileceğini” savunan Sarfati, bu olasılığın neden düşük olduğunu ise şu sözlerle açıklıyor: “Ra’am partisi lideri Mansur Abbas’ın, son seçimlerde partisini İsrail’in Filistinli azınlığının ihtiyaçlarını karşılayan pragmatik bir aktör olarak konumlandırması ve ideolojik söylemlerden uzak durması, AK Parti ile olası yeni hükümet arasında bir arabuluculuk yapma olasılığını zayıf kılıyor.”

    euronews’e konuşan Türkiye-İsrail ilişkileri uzmanı Brooklyn College öğretim üyesi Dr. Louis Fishman, yeni koalisyonun dış politikada önceliği diğer ülkelere vereceği kanısında. “Öncelikle iç meselelere odaklanacak olan hükümet için ABD ile ilişkileri sürdürme, Birleşik Arap Emirlikleri ile kurulan bağların istikrarı ve Ürdün ve Mısır’la diyalog, Türkiye ile ilişkilerden önce gelecektir.” diyen Fishman, tarihi koalisyonu oluşturan partilerin lideri ile Erdoğan arasındaki husumeti de hatırlatıyor.

    Fishman’ın sözünü ettiği siyasetçiler arasındaki ‘Gelecek Var Partisi’ (Yesh Atid) lideri Yair Lapid, geçmişte “Netanyahu’yu otoktarik Erdoğan’a benzeme hevesinde olmakla” suçlamıştı. 2017’de de İsrail ile Türkiye arasında planlanan doğalgaz boru hattı projesinin iptalini isteyen Lapid, Ankara’ya karşı ülkesinin daha sert bir tutum izlemesi gerektiğini savunmuştu.

    Koalisyon ortaklarından ‘İsrail Evimiz’ (Yisrael Beiteinu) partisinin lideri Avigdor Lieberman ise Avrupa’da yayılan anti-semitik saldırılardan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sorumlu tutan yorumlarda bulunmuştu. Netanyu’nun koltuğunu dönüşümlü olarak Lapid ile paylaşacak olan Yamina Partisi’nin lideri ve ülkenin yeni başbakanı Naftali Bennett de Erdoğan’a karşı bir tutum benimseyen politikacılardan.

    İkili ilişkilerin düzelmesinde anahtarın Türkiye tarafında bulunduğu hususunda diğer uzmanlarla aynı görüşü paylaşan Dr. Louis Fishman, yeni bir diyalogun başlaması için ilk adımın Ankara’dan beklendiğini ifade ediyor. “Koalisyonun ömrünün ne kadar süreceği belli değil” diyerek İsrail’in siyasi atmosferindeki hassasiyete de dikkat çeken Fishman, dolayısıyla iki ülke arasındaki ilişkilerde önemli ölçüde bir değişikliğin ufukta görünmediğini söylüyor ve ekliyor: “En azından şimdilik”.

    Ankara Politikalar Merkezi Londra Temsilcisi Dr. Selin Nasi, koalisyon hükümetinin geniş tabana yayılmasının önemine vurgu yapıyor: “Oldukça geniş ve birbirine zıt ideolojik görüşlü partiler barındıran bir koalisyon hükümeti iktidara geliyor. Kudüs’te başlayıp diğer şehirlere yayılan şiddet olayları ve 11 gün süren İsrail-Hamas çatışmasının dumanı henüz tüterken, partilerin aralarına bir Arap partisini de alarak uzlaşma sağlayabilmiş olması çok değerli. Özellikle, toplumsal kutuplaşma ve popülist siyasetle mücadele açısından İsrail adına umut verici bir gelişme.”

    “Elbette, bu kadar geniş bir koalisyonun karar alıp yönetmesi kolay olmayacak. Koalisyonun bir arada kalması, tüm partilerin birtakım ideolojik tavizler vererek, ılımlı bir ortak noktada buluşabilmelerine bağlı” diyen Nasi de Ankara-Tel Aviv hattında radikal bir değişiklik beklemeyenlerden.

    Dr. Nasi, “Başbakan Netanyahu ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki geçmişten gelen kan uyuşmazlığı sebebiyle, hükümet değişikliği ve özellikle Müslüman Kardeşler ideolojisine yakın bir Arap Partisi’nin (Raam) koalisyon ortağı olması, Ankara açısından ilişkilerde yeni bir sayfa açılması için fırsat sunuyor.” diyor ancak bu fırsatın kullanılmasında topun Ankara’da olduğunu ekliyor:

    “Türkiye-İsrail normalleşme sürecinin dinamikleri İsrail açısından değişmiş değil. İsrail’in Türkiye’den beklentileri aynı. Ankara’nın Hamas konusunda -örgütün Türk topraklarındaki operasyonlarını kısıtlamak da dahil olmak üzere-İsrail’in güvenlik endişelerini giderecek somut adımlar atması isteniyor.”

    “Ankara’nın son İsrail-Hamas çatışmasında benimsemiş olduğu sert söylemlerin” de rahatsızlık yaratan bir başka konu olduğunu aktaran Dr. Nasi iki ülke arasındaki ilişkileri şöyle özetliyor:

    “Türkiye ve İsrail 2010’dan bu yana ilişkileri kompartmantalize bir şekilde yürütüyor. Ticaret katlanarak büyümekte. İstihbarat alışverişi devam ediyor. Zaman zaman bölgesel krizlerde koordineli olmasa da iki ülkenin aynı tarafta yer aldığını görüyoruz. Bununla birlikte, İsrail bölgede eskisi gibi yalnız bir ülke değil. Dolayısıyla, Ankara ideoloji odaklı dış politika izlemeye devam ettiği müddetçe, İsrail’in mevcut statükoyu değiştirmek için çok da istekli olacağını sanmıyorum.”

    “Nitekim, İsrail Türkiye’nin yakın zamana kadar süren diplomatik yakınlaşma girişimlerine açık kapı bırakmakla birlikte temkinli şekilde yaklaşıyordu.” yorumunda bulunan Dr. Nasi, aradaki buzların erimesinin Filistin meselesinin lehine olacağını söylüyor:

    “Son tahlilde, kalıcı normalleşme, ikili ilişkilerin, her iki ülkenin stratejik çıkarlarına uygun realist bir zemine taşınmasını gerektiriyor. Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerini düzeltmesi Filistin meselesinde de daha yapıcı ve yardımcı bir rol oynamasına olanak tanıyacaktır.”

  • Erdoğan NATO Zirvesi’ne gidiyor: Biden ile iki ülke ilişkilerini masaya yatırmak gerek

    Erdoğan NATO Zirvesi’ne gidiyor: Biden ile iki ülke ilişkilerini masaya yatırmak gerek


    Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yarın düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi’ne katılmak üzere Belçika’nın başkenti Brüksel’e gitti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan hareketinden önce Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nde basın toplantısı düzenledi.

    Konuşmasına, katılacağı NATO Zirvesi ile başlayan Erdoğan, “İttifakın önümüzdeki 10 yıllık yol haritasını belirleyecek NATO 2030 sürecine ilişkin kararların alınacağı önemli bir zirveye iştirak edeceğiz” diyerek başladı.

    “NATO’nun yüzleştiği sınamalar karşısında güvenilir bir müttefik olarak kritik sorumluluklar üstlendik, üstleniyoruz” diyen Erdoğan, Türkiye’nin kendi sınırlarını korurken aynı zamanda NATO sınırlarını koruduğunun da altını çizdi. Cumhurbaşkanı, toplantıda müttefiklere ve ittifaka verilen önemi de bir kez daha vurgulayacaklarını ifade etti.

    NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’i “her zaman olumlu yaklaşımlar içerisinde olmuş bir dost” olarak değerlendiren Cumhurbaşkanı, “Şu anda NATO ülkeleri içerisinde, üzerine düşen görevleri tam manasıyla yerine getiren ülkelerden bir tanesi, ilk 5’in içinde olmak suretiyle Türkiye’dir” dedi.

    Biden ile ilk ikili görüşme

    ABD Başkanı Biden ile göreve gelmesinden beri ilk defa görüşüleceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, müzakerelerde iki ülke ilişkilerinin masaya yatırılması gerektiğinin altını çizdi. NATO’nun birlik ve beraberliği için beklentilerinin ABD’den “amasız” ve “fakatsız” bir yaklaşım görmek olduğunu vurguladı.

    24 Nisan’daki Ermeni “soykırımı” açıklamasını da değerlendiren Erdoğan, “Maalesef çok olumsuz bir süreç oldu. Bu yaklaşım bizleri ciddi manada üzmüştür. Bunu gündeme getirmeden geçmeyi doğru bulmamız mümkün değil” dedi. Cumhurbaşkanı ayrıca bu açıklamayı unutturacak adımlar atılmasını da temenni ettiklerini dile getirdi.

    Tüm “dedikoduları” geride bırakıp neler yapılabileceğini görüşmenin gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı, “Savunma sanayisine yönelik birçok masa üstünde kalan konular var. Bunların da en önemlisi F-35 konusudur” dedi. Bu konuda Türkiye’nin sözlerine yerine getirdiğini ama ABD’nin bunu yapmadığını söyledi.

    Şifa Hastanesi saldırısı

    Afrin’deki Şifa Hastanesine yapılan saldırıyı da değerlendiren Cumhurbaşkanı, “PKK/YPG’nin nasıl kalleş ve vahşi bir örgüt olduğunu göstermiştir. Ülkemizde masumları, Suriye’de sivilleri, Irak’ta Kürt kardeşlerimizi katleden bu alçaklardan döktükleri her damla kanın hesabını soracağız” sözlerini kaydetti.

    Cumhurbaşkanının basın toplantısında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Dışişleri Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım ve AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de yer aldı.

  • İsrail’de yeni koalisyonun Ankara-Tel Aviv hattına yansıması nasıl olur? Uzmanlar ne diyor?

    İsrail’de yeni koalisyonun Ankara-Tel Aviv hattına yansıması nasıl olur? Uzmanlar ne diyor?


    İsrail parlamentosu Knesset’te, pazar günü yapılacak oturumda müstakbel hükümetin güvenoyu alması halinde Başbakan Binyamin Netanyahu, 12 yıllık iktidarını 8 partiden oluşan tarihi koalisyona devredecek.

    Filistin meselesinin yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleriyle açılan diyalog kapıları, siyasi arenanın dış politika kanadında en çok konuşulan gündem maddelerinden biri. Dönem dönem Ankara-Tel Aviv arasında yumuşama sinyalleri verilse dahi Türkiye’nin bu diyalog listesinde yer aldığına dair emareler bulunmuyor.

    İlk kez Filistinli İsraillilerin de temsil edileceği bir koalisyonun bayrağı devralmasının, İsrail-Türkiye arasındaki gerginliğe nasıl yansıyabileceğini iki ülke ilişkilerini yakından takip eden uzmanlara sorduk.

    euronews’e konuşan uzmanlar, “koalisyonun, (güvenoyu alması durumda) iktidarı ne kadar elinde tutacağı” sorusuna özellikle vurgu yaparak çok partili hükümetin uzun ömürlü olma ihtimaline temkinli yaklaşıyor. Hemfikir oldukları diğer bir nokta ise “Ankara-Tel Aviv arasındaki rüzgarın yön değiştirmesinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tutumuna bağlı olduğu” yönünde.

    İsrail’de siyasi durumun kırılgan olduğunu aktaran Tel Aviv Üniversitesi’nden Profesör Ofra Bengio, 8 partili koalisyon meclisin onayını alana kadar akıllardaki soru işaretlerinin giderilmeyeceğini söylüyor. Bengio, Ankara-Tel Aviv ilişkilerinde ise değişimle ilgili yükümlülüğün Erdoğan hükümetinde olduğu görüşünde. euronews’e konuşan Bengio, “Erdoğan, o kadar derin ideolojik ve siyasi saiklerle hareket ediyor ki İsrail tarafında iktidarda kim olursa olsun, Ankara tutumunu değiştirmediği sürece ilişkilerde ileri düzeyde bir değişim olmaz.” diyor.

    Illinois Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Yusuf Sarfati ise ideolojik olarak çok geniş bir tabana yayılan, sekiz siyasi partiden oluşan ve ilk defa Filistinli İsrail vatandaşlarını temsil eden bir partinin de katıldığı bu koalisyonun nasıl bir dış siyaset izleyeceğini kestirmenin güç olduğunu aktarıyor.

    “Kısa vadede İsrail dış siyasetinde çok keskin bir eksen değişikliği olacağını tahmin etmiyorum. Erdoğan ile birebir atışmalara giren Netanyahu’nun başbakanlıktan ayrılması iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için bir fırsat alanı oluşturabilir” diyen Sarfati de Bengio gibi, bu fırsatın kullanılması için Türkiye’nin somut adımlar atması gerektiği görüşünü paylaşıyor.

    “İslamcı Ra’am partisinin koalisyona katılımının Orta Doğu’da kendisini İslamcılığın hamisi olarak gören AK Parti ile hükümet arasında bir iletişim kanalı açabileceğini” savunan Sarfati, bu olasılığın neden düşük olduğunu ise şu sözlerle açıklıyor: “Ra’am partisi lideri Mansur Abbas’ın, son seçimlerde partisini İsrail’in Filistinli azınlığının ihtiyaçlarını karşılayan pragmatik bir aktör olarak konumlandırması ve ideolojik söylemlerden uzak durması, AK Parti ile olası yeni hükümet arasında bir arabuluculuk yapma olasılığını zayıf kılıyor.”

    euronews’e konuşan Türkiye-İsrail ilişkileri uzmanı Brooklyn College öğretim üyesi Dr. Louis Fishman, yeni koalisyonun göreve gelmesi halinde, Tel Aviv’in dış politikada önceliği diğer ülkelere vereceği kanısında. “Öncelikle iç meselelere odaklanacak olan hükümet için ABD ile ilişkileri sürdürme, Birleşik Arap Emirlikleri ile kurulan bağların istikrarı ve Ürdün ve Mısır’la diyalog, Türkiye ile ilişkilerden önce gelecektir.” diyen Fisherman, tarihi koalisyonu oluşturan partilerin lideri ile Erdoğan arasındaki husumeti de hatırlatıyor.

    Fisherman’ın sözünü ettiği siyasetçiler arasındaki ‘Gelecek Var Partisi’ (Yesh Atid) lideri Yair Lapid, geçmişte “Netanyahu’yu otoktarik Erdoğan’a benzeme hevesinde olmakla” suçlamıştı. 2017’de de İsrail ile Türkiye arasında planlanan doğalgaz boru hattı projesinin iptalini isteyen Lapid, Ankara’ya karşı ülkesinin daha sert bir tutum izlemesi gerektiğini savunmuştu.

    Koalisyon ortaklarından ‘İsrail Evimiz’ (Yisrael Beiteinu) partisinin lideri Avigdor Lieberman ise Avrupa’da yayılan anti-semitik saldırılardan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sorumlu tutan yorumlarda bulunmuştu. Güvenoyu alması durumunda Netanyu’nun koltuğunu dönüşümlü olarak Lapid ile paylaşacak olan Yamina Partisi’nin lideri Naftali Bennett de Erdoğan’a karşı bir tutum benimseyen politikacılardan.

    İkili ilişkilerin düzelmesinde anahtarın Türkiye tarafında bulunduğu hususunda diğer uzmanlarla aynı görüşü paylaşan Dr. Louis Fishman, yeni bir diyalogun başlaması için ilk adımın Ankara’dan beklendiğini ifade ediyor. “Koalisyonun ömrünün ne kadar süreceği belli değil” diyerek İsrail’in siyasi atmosferindeki hassasiyete de dikkat çeken Fisherman, dolayısıyla iki ülke arasındaki ilişkilerde önemli ölçüde bir değişikliğin ufukta görünmediğini söylüyor ve ekliyor: “En azından şimdilik”.

    Ankara Politikalar Merkezi Londra Temsilcisi Dr. Selin Nasi, koalisyon hükümetinin geniş tabana yayılmasının önemine vurgu yapıyor: “Oldukça geniş ve birbirine zıt ideolojik görüşlü partiler barındıran bir koalisyon hükümeti iktidara geliyor. Kudüs’te başlayıp diğer şehirlere yayılan şiddet olayları ve 11 gün süren İsrail-Hamas çatışmasının dumanı henüz tüterken, partilerin aralarına bir Arap partisini de alarak uzlaşma sağlayabilmiş olması çok değerli. Özellikle, toplumsal kutuplaşma ve popülist siyasetle mücadele açısından İsrail adına umut verici bir gelişme.”

    “Elbette, bu kadar geniş bir koalisyonun karar alıp yönetmesi kolay olmayacak. Koalisyonun bir arada kalması, tüm partilerin birtakım ideolojik tavizler vererek, ılımlı bir ortak noktada buluşabilmelerine bağlı” diyen Nasi de Ankara-Tel Aviv hattında radikal bir değişiklik beklemeyenlerden.

    Dr. Nasi, “Başbakan Netanyahu ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki geçmişten gelen kan uyuşmazlığı sebebiyle, hükümet değişikliği ve özellikle Müslüman Kardeşler ideolojisine yakın bir Arap Partisi’nin (Raam) koalisyon ortağı olması, Ankara açısından ilişkilerde yeni bir sayfa açılması için fırsat sunuyor.” diyor ancak bu fırsatın kullanılmasında topun Ankara’da olduğunu ekliyor:

    “Türkiye-İsrail normalleşme sürecinin dinamikleri İsrail açısından değişmiş değil. İsrail’in Türkiye’den beklentileri aynı. Ankara’nın Hamas konusunda -örgütün Türk topraklarındaki operasyonlarını kısıtlamak da dahil olmak üzere-İsrail’in güvenlik endişelerini giderecek somut adımlar atması isteniyor.”

    “Ankara’nın son İsrail-Hamas çatışmasında benimsemiş olduğu sert söylemlerin” de rahatsızlık yaratan bir başka konu olduğunu aktaran Dr. Nasi iki ülke arasındaki ilişkileri şöyle özetliyor:

    “Türkiye ve İsrail 2010’dan bu yana ilişkileri kompartmantalize bir şekilde yürütüyor. Ticaret katlanarak büyümekte. İstihbarat alışverişi devam ediyor. Zaman zaman bölgesel krizlerde koordineli olmasa da iki ülkenin aynı tarafta yer aldığını görüyoruz. Bununla birlikte, İsrail bölgede eskisi gibi yalnız bir ülke değil. Dolayısıyla, Ankara ideoloji odaklı dış politika izlemeye devam ettiği müddetçe, İsrail’in mevcut statükoyu değiştirmek için çok da istekli olacağını sanmıyorum.”

    “Nitekim, İsrail Türkiye’nin yakın zamana kadar süren diplomatik yakınlaşma girişimlerine açık kapı bırakmakla birlikte temkinli şekilde yaklaşıyordu.” yorumunda bulunan Dr. Nasi, aradaki buzların erimesinin Filistin meselesinin lehine olacağını söylüyor:

    “Son tahlilde, kalıcı normalleşme, ikili ilişkilerin, her iki ülkenin stratejik çıkarlarına uygun realist bir zemine taşınmasını gerektiriyor. Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerini düzeltmesi Filistin meselesinde de daha yapıcı ve yardımcı bir rol oynamasına olanak tanıyacaktır.”

  • ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Sullivan, Biden ve Erdoğan’ın yapacağı görüşmeyi yorumladı

    ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Sullivan, Biden ve Erdoğan’ın yapacağı görüşmeyi yorumladı


    ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, ABD Başkanı Joe Biden’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapacağı görüşmede insan hakları da dahil bir çok konunun ele alınacağını söyledi.

    Sullivan, Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki’nin düzenlediği günlük basın toplantısına konuk olarak Biden’ın 10 Haziran’da başlayacak Avrupa gezisinin detaylarını anlattı ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Biden’ın Erdoğan’ın iyi tanıdığını belirten Sullivan, “Biden ve Erdoğan, ilişkilerin tüm boyutlarını gözden geçirmek için bu fırsatı değerlendirmeyi dört gözle bekliyor.” açıklamasında bulundu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Biden’ın 14 Haziran’da Brüksel’deki NATO Zirvesi kapsamında yapmayı planladığı ikili görüşme konusunda değerlendirmede bulunan Sullivan, “İki liderin, Doğu Akdeniz, Suriye, İran, Dağlık Karabağ gibi bölgesel konularda geniş ve kapsamlı bir ajandaları olacak.” diye konuştu.

    Türkiye’nin, Afganistan’daki müzakereler ve diplomasi konusunda oynayacağı rolün de görüşmede gündeme geleceğini kaydeden Sullivan, iki ülkenin farklılaştığı konu başlıklarının da toplantıda gündeme geleceğini belirtti.

    Sullivan, “Başkan Biden, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı çok iyi biliyor ve bu iki isim birbiriyle epey zaman geçirdi. Biden ve Erdoğan, ilişkilerin tüm boyutlarını gözden geçirmek için bu fırsatı değerlendirmeyi dört gözle bekliyor.” değerlendirmesinde bulundu.