Etiket: Recep Tayyip Erdoğan

  • Danıştay’dan İstanbul Sözleşmesi kararı: Yürütmenin durdurulması talebi reddedildi

    Danıştay’dan İstanbul Sözleşmesi kararı: Yürütmenin durdurulması talebi reddedildi


    Danıştay, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararının yürütmesinin durdurulması talebini reddetti.

    Sözleşmeden resmen çıkılacağı 1 Temmuz öncesinde alınan kararda, anılan metnin 80. maddesinin Cumhurbaşkanına fesih yetkisi verdiğinin altı çizildi.

    Cumhurbaşkanlığı dün Danıştay’a savunma göndererek, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptali istemiyle açılan davaların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilmişti.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzaladığı 20 Mart 2021 tarihli karar doğrultusunda Türkiye, sözleşmeden 1 Temmuz’da resmen çekiliyor.

    Kılıçdaroğlu’ndan uyarı

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis Grup Toplantısında İstanbul Sözleşmesi ile ilgili açıklamalarda bulundu.

    Kılıçdaroğlu, Danıştay’ın kararından önce yaptığı konuşmada, “(İstanbul sözleşmesi) Danıştay’daki hakimlere de sesleniyorum. Eğer aklınızı kiraya vermediyseniz, eğer anayasaya ve yasalara uyacaksanız o sözleşmeyi yeniden ihya etmek zorundasınız” ifadelerini kullanmıştı.

    1 milyon imza toplandı

    Aile içi ve kadına yönelik şiddetin önlenmesini içeren İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükte kalması için başlatılan kampanyada 1 milyona yakın imza toplandı.

    Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi’nin, “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz! #İstanbulSözleşmesiYaşatır” adlı kampanyasının açıklama kısmında, “Kadınları koruyan bu yasa zaten gerektiği gibi uygulanmazken, şimdi bir de Cumhurbaşkanlığı kararıyla kaldırıldı. İstanbul Sözleşmesi uygulanmadığı için: Kadınlar hayatını kaybediyor, eziyet edilerek öldürülüyor, kadın cinayetlerinin üstü örtülmeye çalışılıyor” denildi.

    İstanbul Sözleşmesi

    Avrupa Konseyinin “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” İstanbul’da imzalandığı için uluslararası camiada “İstanbul Sözleşmesi” olarak biliniyor.

    Türkiye, 2011 yılında kabul edilen İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ve onaylayan ülkeydi. Sözleşme, 10 ülkenin onayıyla 2014 yılında yürürlüğe girmiş ve Temmuz 2019 itibariyle 34 devlet ve Avrupa Birliği tarafından da onaylanmıştı. Sözleşme, uluslararası hukukta kadına karşı şiddetin, kadın erkek eşitsizliğinin ve kadınlara karşı yapılan ayrımcılığın sonuçları olduğuna vurgu yapan ilk mukavele olma özelliğine sahip.

    Türkiye’nin, hazırlanmasına öncülük ettiği sözleşmeden çıkma kararı, sivil toplum örgütlerinin yanı sıra Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi tarafından da tepkiyle karşılanmıştı.

  • İlhan Şeşen: Kenan Evren, Bodrum’a geldiğinde 00.00’dan sonra müziği kapattırırdı

    İlhan Şeşen: Kenan Evren, Bodrum’a geldiğinde 00.00’dan sonra müziği kapattırırdı


  • Kılıçdaroğlu: Bize sökmez Erdoğan, ben haram yemedim, gemilerim yok, suç örgütleri beni tanımaz

    Kılıçdaroğlu: Bize sökmez Erdoğan, ben haram yemedim, gemilerim yok, suç örgütleri beni tanımaz


    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kanal İstanbul’un temel atma töreninde kendisini eleştiren Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’a tepki gösterdi ve “Bize sökmez Erdoğan. Ben haram yemedim, gemilerim yok, suç örgütleri beni tanımaz, rehin alamaz. Ben benim, sen de sen…” dedi.

    Kanal İstanbul projesinde Sazlıdere Köprüsü’nün temelini atma töreninde konuşan Erdoğan, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun “iktidar olduklarında projedeki şirketlere para ödemeyecekleri” sözlerini hatırlatarak CHP’ye eleştirdi.

    CHP lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Söke söke sizden bu paraları uluslararası tahkim yoluyla da alırlar” cümlelerine atıfla Twitter’dan şunları söyledi:

    “Erdoğan sonunda neden seçimden kaçtığını söylemişsin, iktidarı kaybedeceğini biliyorsun. Yabancılara da ‘Türkiye’den paranızı söke söke alırsınız’ demişsin. Bize sökmez Erdoğan. Ben haram yemedim, gemilerim yok, suç örgütleri beni tanımaz, rehin alamaz. Ben benim, sen de sen…”

    “İçinde yaşadığımız dönemin adını Sayın Erdoğan bugün koydu: Söke söke”

    DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın Kanal İstanbul’un temel atma töreninde yaptığı konuşmaya atıfta bulunarak, “İçinde yaşadığımız dönemin adını Sayın Erdoğan bugün koydu: Söke söke” dedi.

    Erdoğan, CHP liderine ne söyledi ?

    Erdoğan, açılış töreninde CHP lideri için şunları söylemişti:

    “Bugün millete hizmet eden ne kadar abide eser varsa hepsi de bu çapsız zihniyetin karşı çıkmasına rağmen ülkemize kazandırıldı. Türkiye modern tarih boyunca yaptığı tüm kalkınma hamlelerini, ufuksuz, vizyonsuz, basiretsiz bu zihniyete rağmen başarıya ulaştırdı. Şimdi de Kanal İstanbul’a karşı çıkıyorlar. Hem de ne karşı çıkma. Siyasetteki ferasetsizliklerini, icradaki kifayetsizliklerini, proje üretmekteki kısırlıklarını bir kenara bıraktım, devlet adabını bile hiçe sayarak, akıllarına ne gelirse söylüyorlar. Yatırımcıları tehdit ediyorlar. Şu hale bak ya. ‘Biz geliyoruz.’ E? Geldiğimizde bilesiniz ki size ödeme yapmayacağız. Sizin elinizden bu yatırımları alacağız.’ Bankaları tehdit ediyorlar. Hatta hızlarını alamayıp projeye ilgi duyan ülkeleri de tehdit ediyorlar. Ya bu ne terbiyedir ya? Bu ne terbiyesizliktir ya? Devletlerde devamlılık esastır. Bunlar devlet terbiyesi de görmediler. Siz nasıl devlet yönetimine talipsiniz ya? Söke söke sizden bu paraları uluslararası tahkim yoluyla da alırlar. Bunları da öğren. Bunları bilmeden bir yere varamazsınız. Bunlar tam manasıyla çaylak. Devlet yönetimi nedir haberleri yok. Ödeme yapmazmış. Bankalara ödeme yapmazmış. Uluslararası bankalara ödemelerini yapmazmış. Milletimiz, CHP kafasına kalsa ülkenin ne bu barajlara, ne bu köprülere, ne bu yollara, ne bu fabrikalara, ne bu hizmetlere kavuşamayacağını bildiği için söylenenleri ciddiye almıyor. Bu halk, kimin bu ülkeye eser ve hizmet kazandırmak için ter döktüğünü kimin de avara kasnak gibi sürekli aynı şeyleri söyleyerek hiçbir iş yapmadan sırt üstü yattığını görüyor, biliyor.”.

  • Türkiye Montrö Boğazlar Sözleşmesi feshedebilir mi? Batı ve Rusya ile ilişkiler ne olur?

    Türkiye Montrö Boğazlar Sözleşmesi feshedebilir mi? Batı ve Rusya ile ilişkiler ne olur?


    Türkiye’de boğazlardan geçişi düzenleyen Montrö Sözleşmesi’ne dair tartışmalar en önemli gündem başlığı.

    Bir yandan iç tartışmalar sürerken bir yandan da Türkiye’nin alacağı pozisyonun Batı ve Rusya ile ilişkilerini nasıl etkileyeceği merak konusu.

    Gazeteci-Yazar Fehim Taştekin’e göre ; Rusya, Kanal İstanbul projesinin ekonomik ve çevresel boyutlarıyla ilgilenmiyor.

    Ve Montrö koşullarını etkilemediği sürece de Türkiye’nin iç meselesi olarak görüyor.

    Ancak Taştekin, Türkiye’nin olası bir durumda bu anlaşmadan çekilmesini Rusya’nın savaş nedeni sayabileceğini de sözlerine ekliyor:

    ”Ruslar, Kanal İstanbul projesinin ekonomik ve çevresel boyutları ile ilgilenmiyor ama Montrö koşullarını etkilemediği sürece de Türkiye’nin iç işidir diyor. Çünkü Montrö sadece İstanbul Boğazı ile ilgili bir şey değil. Karadeniz’de ne kadar yabancı güç bulundurulacağı ile de ilgili. Şimdi biz Kanal İstanbul’u Montrö’de tutarak istediğimizi yaparız denildiği zaman Karadeniz’deki statü değişmiş olacak. O dönem Montrö’ye destek veren aktörlerin, ABD hariç imzası var. Şimdi onların destek vermesinin bir nedeni de Rusya’nın Akdeniz’deki pozisyonunu zayıflatıyor. Şimdi böylesi bir güç dengesinin tam orta yerinde duruyor bu anlaşma’.’

    ”Bu anlaşmayı değiştirmek çok zor. Bunun yerine neyi koyacaklar? Bir de bu tür anlaşmalar dünya savaşları sonrasında oluşmuş dengeler sayesinde mümkün olabilmiştir. Bunu bozmak veya yenisini inşa etmek böyle bir türbülansı gerektiriyor. Türkiye çekildi diyelim, nasıl ve neye göre yönetecek? Bunun hakimi benim dediğinizde o zaman Rusya’yı ve Karadeniz’deki diğer ülkeleri karşınıza alacaksınız. Yani Ruslar bunu savaş nedeni sayabilirler. Çok iyi düşünülmesi gerekir. Bu tartışmalar geçmişte ciddiyetle yapıldı ama şimdikiler çok basit ve sıradan tartışmalar. Rant hesabıyla Kanal İstanbul projesinin önünü açmak için bu tartışmaların yapılıyor olması çok vahim bir durum’.’

    Her ne kadar yeni gibi görünse de özellikle 2008’den bu yana Montrö Sözleşmesi çok sık gündeme geliyor. Fehim Taştekin bu tartışmanın Amerika tarafından gündem haline getirildiği görüşünde. Nedenini şöyle açıklıyor:

    ‘’Türkiye, Lozan’daki koşulları Montrö ile değiştirdi. Sadece bu değil, Rusya ile Batı arasında da bir denge kurdu bu anlaşma. Türkiye açısından Karadeniz, Marmara, Ege ve hatta Akdeniz’i bir bütün olarak ele alan ve güçler arası savaşı da önleyen bir anlaşmaydı. Bu sayede II. Dünya Savaşı’nda Türkiye daha güvenli bir poziyonda kalabildi. Ama daha sonra Amerikalılar Karadeniz’i bir şekilde uluslararası deniz haline getirmek ve buradaki askeri varlığını arttırmak için Türkiye’yi zaman zaman köşeye sıkıştırdı, baskı kurmaya çalıştı. Türkiye bu anlaşmaya sadakatini sürdürdü. Bu tartışmayı özellikle açıyorlar. Ve Amerikalılar bunun açılmasını istiyor. Şimdi Ukrayna mevzusu yeniden gündemde. Ukrayna’nın NATO’da bir denge unsuru olarak Karadeniz’e girmesi çok isteniyor. Özellikle Amerika ve İngiltere tarafından çok isteniyor. Şimdi hükümet Kanal İstanbul meselesine Montrö’nun bağlayıcı koşullarının burada geçerli olmayacağı hesabı ile hareket ediyor. Ve Amerikalılara da siyasi rüşvet diyebileceğimiz bir teklifte bulunuyor. Hem Kanal İstanbul projesini ilerletmenin koşullarını yaratmak hem de Rusya’ya karşı da ben NATO kampındayım diyerek sanki bunu bir kart olarak kullanıyor. Bu tehlikeli bir durum’.’

    İstinye Üniversitesi’nden Prof. Dr. Levent Ürer ise Türkiye’nin bir yandan Rusya ile denge politikası yürütürken bir yandan da Amerika ile ilişki yürüttüğüne dikkat çekiyor. Ancak Montrö masaya yatırılınca Türkiye’nin Rusya’nın boğazdan serbestçe geçme talebine ve boğazların tamamen silahsızlandırılması konusuna sıcak bakamayacağının altını çiziyor.

    Prof. Dr. Levent Ürer ise Montrö Sözleşmesi’nin kutsal bir metin olmadığını söylüyor ve Türkiye açısından yerine daha iyisi konulursa yeni bir sözleşmenin olabileceğini ifade ediyor.

    ‘’Montrö kutsal metin midir? Yani bir anlaşma. Ve dönem itibariyle Türkiye’nin lehine olan bir anlaşma. Daha lehine olan bir anlaşma imzalanır mı? İmzalanabilir. Yani Türkiye tekrar ben boğazları tamamen kontrolüm altında bulunduracağım ve çevresel sorunlar da dahil tüm tehditlere karşı kapatıyorum derse, Montrö’de anlaşmacı olan devletleri de ikna ederse yeni bir anlaşma elbette düzenlenebilir. Anlaşma 1936’da imzalandığında yirmi yıllık imzalanıyor. Ama biliyoruz ki bir anlaşma yirmi yıllık da olsa taraflar itiraz etmediği sürece devam eder. Ve bugüne kadar bu anlaşma devam ettiğine göre oldukça başarılıdır. Bu anlamda anlaşmalar konusunda Türkiye’nin bir istikrarının olduğu da görülebilir. Türkiye, bu konuda bir mücadele ediyorum ve istikrarlı politika yürütüyorum güvencesini de vermiş durumdadır. O nedenle Karadeniz’e kıyısı olan devletler de Türkiye’nin ciddi değişikliklere gideceğine dair bir fikri olduğunu düşünmüyordur. I. Dünya Savaşı’na son vermiş anlaşmaların aslında hepsi ortadan kalkmış durumdadır. Bir tane Lozan var, yine arkasından Montrö var.’’

    İstinye Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ürer, siyasi iradenin Montrö’den daha geriye dönük bir sözleşmeyi imzalamaya cesaret edemeyeceğine de özellikle dikkat çekiyor.

    “Montrö’den daha geriye dönük bir anlaşmayı Türkiye’de hiç bir siyasi partinin imzalayamayacağını bilmemiz gerekir. Bu çok ağır suçlamalara yol açar. Ve buna da hiç bir siyasi parti yanaşmaz diye düşünüyorum açıkçası. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke ilk defa suyla oynamaya başladı. Türkiye’nin revizyonist bir çabaya girmesini çoğu kişi kabul edemiyor. Türkiye cehpesinden baktığınızda da bizler açısından şöyle bir sorun var. Elimizdekilerin hepsini yitirir miyiz diye korkuyoruz. Cumhuriyet kadrolarının da benzer bir korkusu var. Bunlar bize Sevr’i dayatacaklar ve önümüze hep koyacaklar endişesi var. Doğal olarak Türkiye’nin bir anlaşma ile ben kendimi bağlıyorum demesi ve bu konuda dünyaya ısrarla duyurması pazarlık gücünü ortadan kaldırır. Ve kamuoyu açısından da bu ciddi bir baskıymış gibi siyasal iktidarların üstüne sunulabilir.’’

    Gazeteci Taştekin, Montrö tartışmaları ve tepkilerine dair Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapılan açıklamaları da meseleyi geçiştirmek olarak yorumluyor.

    ‘’Amirallerin bildirisi ile şu anda önemli bir tepki oluştu. Ve Erdoğan şimdilik bu meseleyi geçiştiren ama gelecekte bunu yeniden tartışmaya açacak bir perspektif koyuyor. Geçmişteki poziyonunda da bir değişiklik görmüyoruz. Yani Türkiye’nin boğazlar üzerindeki tam hakimiyetini garantileyen bir anlaşma değil diyorlar. Aslında tüm boğazı ilgilendiriyor, Montrö’yu sadece boğazlarla ilgili olarak görmek de yanlış. Bu mesele ciddiye bindiğinde bunun taraflarının ne diyeceği de önemli… Yani iş ciddiye bindiğinde durum değişecektir. Ancak bu konular bir irade beyanı ile hallocak bir mesele değil. Ben istedim oldu şeklinde kolaycılıkla halledilecek meseleler değil.

  • Erdoğan: Kanal, İstanbul’un geleceğini kurtarma projesi, İBB: Atılan temel otoyol projesinin parçası

    Erdoğan: Kanal, İstanbul’un geleceğini kurtarma projesi, İBB: Atılan temel otoyol projesinin parçası


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kanal İstanbul’a, İstanbul’un geleceğini kurtarma projesi olarak baktıklarını söyledi.

    Kanal İstanbul Sazlıdere Köprüsü Temel Atma Töreni’ne katılan Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, “Bugün Türkiye’nin kalkınma tarihinde yeni bir sayfa açıyoruz.” dedi.

    Açılış törenine katılmayan İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, temeli atılan köprünün daha önceden planlanmış otoyol projesinin parçası olduğunu savundu.

    Her büyük geminin Boğaz geçişinin, şehir için ciddi risk anlamına geldiği görüşünü dile getiren Erdoğan, törende “Boğaz’da hem kuzey hem güney hem doğu-batı istikametinde her sınıftan ve kapasiteden çok yoğun bir gemi trafiği yaşanıyor. Yapılan projeksiyonlar 2050 yılında Boğaz’dan geçecek gemi sayısının 78 bini bulacağını gösteriyor. Boğaz’dan 1930’lu yıllarda yılda ortalama 3 bin gemi geçiş yapıyordu. Günümüzde bu rakam 45 bine ulaştı.” ifadelerini kullandı.

    Kanal İstanbul’un gerekli olduğu savunan Erdoğan, Petrolden organik ürüne kadar çok farklı yükler taşıyan gemilerin kaza yapmaları durumunda denizlerimizdeki doğal hayat da çok büyük tehdit altına giriyor.” şeklinde konuştu.

    Erdoğan’ın konuşmasından satır başları kısaca şu şekilde:

    “Hesaplamalara göre İstanbul Boğazı’nın güvenli gemi geçiş kapasitesi 25 bindir”

    “(Kanal İstanbul) Boğaz’ın tarihi ve kültürel dokusunu güvenlik altına almak için de bu projeye ihtiyaç vardır”

    “(Bize sorulmadı) diyenlere sesleniyorum. Unutmayın, kime sorulması gerekiyorsa onlara sorulmuş ve yola böyle çıkılmıştır”

    “Mevcut güzergah 5 ayrı alternatif arasından bilimsel çalışmalara göre en makul ve verimli hat olarak seçildi.”

    “Kanalın uzunluğu 45 kilometre. Taban genişliği minimum 275 metre. Derinliği, küsuratı söylemiyorum, 21 metre olarak belirlendi”

    “Kanal İstanbul’u yaklaşık 15 milyar dolarlık bir maliyetle 6 yıl içinde tamamlamayı hedefliyoruz”

    “Kanaldan geçecek gemi boyutları ve trafik kapasitesi Boğaz’daki mevcut trafiğin yüzde 99’unu karşılayacak şekilde tespit edildi”

    “Kanal İstanbul sadece Türkiye’nin değil, belki de dünyanın en çevreci projesi olarak hayata geçirilecektir.”

    “Kanalın her iki yanında planlanan 500 bin nüfuslu yerleşim alanlarının da İstanbul’un merkezindeki baskıyı ortadan kaldıracağına inanıyoruz”

    “Bak bu bir çeşme açılış töreni değil. Bir çeşme musluk takma töreni de değil. Dünyada örnek kanallardan bir tanesinin bugün temelini atıyoruz.”

    “Yapılan etütler Kanal İstanbul’daki gemi trafiğinin Boğaz’a göre 13 kat daha güvenli gerçekleşeceğini gösterdi”

    “Kanal İstanbul’u yaklaşık 15 milyar dolarlık bir maliyetle 6 yıl içinde tamamlamayı hedefliyoruz”

    İBB: lojistik merkez değil, konut rantı için plan yaptınız

    Bu arada, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Sözcüsü Murat Ongun, Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun, “Kanal İstanbul ile İstanbul lojistik merkez olacak” şeklindeki açıklamasına sosyal medya hesabından tepki gösterdi ve “Gerçek olan o planı iptal ettiniz; konut rantına, nüfus yoğunluğuna ve trafiğe yol açacak yeni plan yaptınız.” dedi.

    İBB: Temeli atılacak olan köprü, daha önceden planlanmış otoyol projesinin parçası

    İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, temeli atılan köprünün daha önceden planlanmış otoyol projesinin parçası olduğunu belirterek, “Kanal İstanbul’un temeli değildir. Kimse kimseyi aldatmasın, kimse de kanmasın. Marmara’ya ve İstanbul’a ciddi zarar verecek bu israf projesi bir devlet projesi de değildir, olamaz.” dedi.

    İstanbul Kanalı projesine, muhalefet partileri CHP, İyi Parti, HDP ve Refah Parti ile çok sayıda çevre kuruluşu ve sivil toplum kurulu karşı çıkıyor.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: 1 Temmuz’dan itibaren sokağa çıkma kısıtlamalarını kaldırıyoruz

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: 1 Temmuz’dan itibaren sokağa çıkma kısıtlamalarını kaldırıyoruz


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sona erdi.

    3,5 saat süren toplantı sonrası kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Temmuz’dan itibaren sokağa çıkma kısıtlamalarının da kaldırılacağını açıkladı.

    Erdoğan, açıklamalarına şu şekilde devam etti:

    “1 Temmuz’da başlamak üzere sokağa çıkma kısıtlamalarını tümüyle kaldırıyoruz. Müzikle ilgili sınırlamayı da 24.00’e çekiyoruz. Şehirler arası seyahat kısıtlamalarıyla şehir içi toplu taşıma araçlarındaki sınırlamalar sona eriyor. Sırası gelen herkesin aşı olması hayati öneme sahiptir. 1 Temmuz itibarıyla kamu kurum ve kuruluşlarında normal mesai düzenine geçiliyor.”

    “Hedefimiz birkaç hafta içerisinde aşılamayı 18 yaş üstüne açmak”

    Erdoğan, Covid-19 aşılama programı ile ilgili olarak ise şunları söyledi:

    “Son bir haftada nüfusuna oranla dünyada en çok aşı yapan ülke konumundayız. Hedefimiz birkaç hafta içerisinde aşılamayı 18 yaş üzerindeki nüfusumuzun tamamına açmaktır. Vatandaşlarımdan, aşı konusundaki manipülasyonlara itibar etmemelerini, bu konuda bilim insanlarına kulak vermelerini istiyorum.”

    “Biden ile yakaladığımız güzel iklimi, maksimum faydaya dönüştürmekte kararlıyız”

    Erdoğan, ayrıca “ABD ile olumlu ve yapıcı bir temelde yeni bir dönemin kapılarını araladığımıza inanıyoruz” dedi.

    Cumhurbaşkanı, “ABD ile diyalog kanallarımızı her düzeyde güçlendirmek suretiyle Biden ile yakaladığımız güzel iklimi, ülkelerimiz bakımından maksimum faydaya dönüştürmekte kararlıyız” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından diğer satır başları şöyle;

    “Türkiye’nin tek talebi, siyasi ve ekonomik her alandaki egemenlik haklarına saygı duyulması, terör örgütleriyle yürüttüğü mücadeleye destek verilmesidir.”

  • Erdoğan’dan gençlere ‘erken evlenme’ ve en az ‘üç çocuk yapma’ tavsiyesi

    Erdoğan’dan gençlere ‘erken evlenme’ ve en az ‘üç çocuk yapma’ tavsiyesi


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin Covid-19 aşısına erişim konusunda önemli adımlar attığını belirterek, “Milletimizin her bir ferdi aşıya erişim konusunda dünyada milyarlarca insanın peşinde koşup da ulaşamadığı bir imkana sahip olduğunu bilmelidir.” dedi. Erdoğan ayrıca, Babalar Günü dolayısıyla buluştuğu gençlere ‘erken evlenme’ ve ‘üç çocuk yapma’ tavsiyesinde bulundu.

    Erdoğan, Babalar Günü dolayısıyla AK Parti Gençlik Kolları tarafından düzenlenen “Gençlerle En Baba Buluşma” adlı çevrim içi etkinlikte 81 ilden 700 gençle bir araya geldi ve soruları yanıtladı.

    Erdoğan, aşı tedarikinin bir hayli güç olduğu bir dönemde Türkiye’nin vakitlice yaptığı bağlantılar sayesinde hızlı bir aşılama takvimi yürüttüğünü ve şu anda gayet iyi durumda olduğunu ifade etti.

    Vatandaşların aşı kampanyasına katılmalarını isteyen Erdoğan, “Bize düşen bilime saygı duyarak her biri kendi alanlarının en iyi uzmanlarının geliştirdiği aşıyı kullanmaktır.” dedi.

    Erdoğan, “Temennimiz odur ki hem vaka sayısında çift haneliye inelim, hem de vefatta artık tek haneliye inmiş olalım. Bunda da en büyük müjde olarak biz aşıyı görüyoruz.” ifadesini kullandı.

    Covid-19 ile mücadele

    “Sizce, korona virüsle savaş ne zaman bitecek” sorusu üzerine Erdoğan, Türkiye’nin, salgının başladığı dönemden beri sağlık hizmetlerinden kamu güvenliğine kadar her konuda diğer ülkelerin önünde yer aldığını söyledi.

    Erdoğan, yerli aşı çalışmalarının sürdüğünü, bu konuda da hedefin eylül-ekim gibi üretime geçmek olduğunu belirterek, aşılamada yaşı 30’a çektiklerini, bunun önemli bir merhale olduğunu kaydetti.

    Meslek gruplarının da aşılandığını, güvenlikte ve öğretmenlerde bu tür sıkıntıların aşıldığını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi artık dedik ki yaş konusunu halledelim. Bunlarda da aşılama hızlandıkça, bu bize güvenli süreci getirecek ve böylece de inşallah artık Covid var mı yok mu olayını aşacağız. Şu anda Covidde ciddi manada oran düştü ama bu oranı bizim çok daha düşürmemiz lazım. Vaka sayısı günde 5 bin civarında. Biz, bunu bile fazla görüyoruz. Vefat 50 civarında, bunu da arzu etmiyoruz. Ama önce vaka sayısını bizim artık çift haneliye düşürmemiz gerekiyor. Bunun çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürüyoruz. Temennimiz odur ki hem vaka sayısında çift haneliye inelim hem de vefatta artık tek haneliye inmiş olalım. Bunda da en büyük müjde olarak biz aşıyı görüyoruz. Aşı konusunda da ithal noktasında iyiyiz ve bunu da hızla devam ettireceğiz.”

    Erdoğan, Babalar Günü dolayısıyla buluştuğu gençlere ‘erken evlenme’ ve ‘üç çocuk yapma’ tavsiyesinde bulundu

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdüssamet adlı gencin, “Baba adayı bizlere, bir baba ve dede olarak tavsiyeleriniz nedir?” sorusu üzerine şunları kaydetti:

    “Önce kendini ihmal etme. Sen de çocuk sahibi olacaksın, çocuklarını ihmal etme. Şimdi yeni moda başladı. 30 yaştan önce ne erkekler evleniyor, ne kızlar evleniyor. Geleceğin baba ve anne adaylarına ilk ve en önemli tavsiyem bir defa birbirinizi sevin, birbirinize saygı duyun, birbirinizi sahiplenin, daima yan yana, omuz omuza olun. Ailesine sahip çıkmayan hayatına da sahip çıkamaz. Böyle bir insanın da ülkesine ve dünyaya hayırlı işler yapabilmesi mümkün değildir. Buna dikkat edeceğiz. İnanıyorum ki sizin evlilikte yaş sürecini çok fazla ilerletmeden, gecikmeden evlenmek, bunu hem gençlerimiz hem kızlarımız için söylüyorum. Bir de nikah törenlerinde hep söylerim en az üç çocuk. Çünkü bizim buna ihtiyacımız var.”

  • ABD’den Türkiye’nin Kabil Havalimanı’nın güvenliğini sağlama teklifine destek

    ABD’den Türkiye’nin Kabil Havalimanı’nın güvenliğini sağlama teklifine destek


    Türkiye’nin NATO güçlerinin Afganistan’dan asker çekmesinin ardından Kabil Havaalanı’nın güvenliğini sağlama ve işletme teklifine Amerika Birleşik Devletleri’nden destek geldi. Beyaz Saray, ABD Başkanı Joe Biden’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede sürece destek vermeyi kabul ettiğini açıkladı.

    Taliban, 11 Eylül’de ABD güçlerinin geri çekilmesi için belirlenen son tarihten sonra ülkede kalacak tüm güçlerin ‘işgalci olarak’ niteleneceğini ve ‘işgalcilere yaptıkları gibi tepki göstereceklerini’ açıklamıştı.

    Beyaz Saray, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden görüşmesinde iki ülkenin Kabil Havalimanı konusunda genel bir mutabakata vardığını ve Biden’ın bu sürece destek vereceğini belirtti.

    Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Beyaz Saray muhabirleri ile bir telefon brifingi gerçekleştirdi.

    Erdoğan-Biden görüşmesinde de bulunan Sullivan, görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Biden ve Erdoğan görüşmesinde S-400 konusu gündeme geldi. Bu konuda bir çözüme varılamadı ancak diyaloğa devam edilmesi için taahhüt verildi.” değerlendirmesinde bulundu.

    Sullivan söz konusu görüşmede ABD’nin Afganistan’dan çıkma sürecinde Kabil Uluslararası Havalimanı konusunun da gündeme geldiğini belirterek, “Cumhurbaşkanı Erdoğan bu havalimanının güvenliğinin sağlanması konusunda belirli desteğe ihtiyaç duyacağını söyledi, Biden da kendilerine destek taahhüdü verdi.” ifadesini kullandı.

    İki liderin de ekiplerini nihai plan konusunda çalışılması için görevlendirdiğinin altını çizen Sullivan, “Türkiye’nin (Kabil) Hamid Karzai Uluslararası Havalimanının güvenliğinin sağlanmasında öncü rol oynaması konusunda mutabakata varıldı. Şimdi bunu nasıl uygulayacağımız konusunda çalışıyoruz.” dedi.

    “Türklerin bu rolün altından kalkabileceğine güveniyoruz”

    Sullivan, Taliban’ın Kabil çevresindeki diplomatik ve güvenlik alanlarına saldırma ihtimaline karşı duyulan endişeleri ciddiye aldıklarını belirtti.

    Türkiye ile Kabil Havalimanı konusunda çalışmaktan dolayı iyi hislere sahip olduğunu belirten Sullivan, “Türklerin bu rolün altından kalkabileceğine güveniyoruz.” ifadesini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Biden, 14 Haziran Pazartesi günü Brüksel’de bir araya gelmişti.

  • Erdoğan’dan Biden’a F-35 ve S-400 mesajı: Farklı adım atmamızı beklemeyin

    Erdoğan’dan Biden’a F-35 ve S-400 mesajı: Farklı adım atmamızı beklemeyin


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ile gerginliğe yol açan Rusya’dan S-400 alımı ile F-35 konularını değerlendirdi.

    ABD Başkanı Joe Biden ile NATO zirvesi kapsamında yaptığı görüşmede konunun gündeme geldiğini hatırlatan Erdoğan, “F-35’te üzerimize düşeni yaptık” dedi.

    Bakü’de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, Biden’a “Türkiye olarak gerek F-35 gerekse S-400 konusunda farklı bir adım atmamızı beklemeyin, dedim. Çünkü biz F-35’te üzerimize düşeni yaptık.” dediğini aktardı.

    Son olarak Biden’ın Hava Kuvvetleri Sekreterliği için aday gösterdiği Frank Kendall, Türkiye’den F-35 parçalarının alımının durdurulması gerektiğini söylemişti.

    Erdoğan ayrıca Biden’a “Terör örgütü YPG ile mi yoksa NATO müttefikiniz Türkiye ile hareket edeceksiniz?” diye sorduğunu ancak cevap alamadığını kaydetti.

    Cumhurbaşkanı, “Terörün hedefi olan bir müttefikin yanında durmak yerine o müttefikin mücadele ettiği terör örgütlerini tercih etmek, tarihi bir hatadır. Terör örgütlerini destekleyenler, onlara cesaret verenler ne büyük bir yanlış yaptıklarını er ya da geç anlayacaklar.” dedi.

    “Afganistan’da daha fazla sorumluluk alabiliriz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ABD’nin Afganistan’dan çekilme kararı sonrasında, Türkiye burada çok daha fazla sorumluluk alabilir.” şeklinde konuştu.

    “Yakın zamanda Putin’le ikili görüşme yapacağız”

    Ermenistan’ın güven artırıcı adımlar atmaya başlaması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, “Döşediği mayınların haritalarını Azerbaycan’la paylaşması bu yönde önemli bir ilk adımı teşkil edecektir.” dedi.

    Erdoğan, Zengezur koridoru konusunda da “Rusya tarafında geciktirme niyeti olduğuna ihtimal vermiyorum. Tam aksine yardımcı bir hava içinde. Yakın zamanda Putin’le ikili görüşme yapacağız.” açıklamasında bulundu.

    “Temenni ederim eylül-ekim gibi kendi aşımızı üretmiş oluruz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kovid-19 aşılamalarına ilişkin, “Yoğun aşı süreci pek çok yerde rahatlama meydana getirdi. Temenni ederim ki eylül-ekim gibi biz de kendi aşımızı üretmiş oluruz.” diye konuştu.

    “Cumhur İttifakı’nın adayı belli”

    “Cumhur İttifakı’nın adayı belli.” ifadesini kullanan Erdoğan, “Dolayısıyla bizim karşımıza kimin çıkacağı bizi pek de ilgilendirmiyor.” dedi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bütün dünya bilsin ki Azerbaycan’ın yanındayız

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bütün dünya bilsin ki Azerbaycan’ın yanındayız


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bugün bütün imkanlarımızla Azerbaycan’ın yanındayız. Bütün dünya bilsin ki yarın da yanında yer alacağız.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Milli Meclisi’ne hitap etti.

    “Kafkaslardaki barış ve huzurdan yalnız Azerbaycan değil Ermenistan da dahil olmak üzere tüm bölge ülkeleri, dünya kazançlı çıkacaktır.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kalıcı barışa giden yolun, bölgedeki tüm halkların, devletlerin karşılıklı güven temelinde geliştirecekleri iş birliklerinden geçtiğine inanıyoruz.” diye konuştu.

    Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Bugün bütün imkanlarımızla Azerbaycan’ın yanındayız. Bütün dünya bilsin ki yarın da yanında yer alacağız. Türk milletine olmadık iftiralarla çamur atanlar önce Kafkaslara, Azerbaycan’a bakmalı. Sonra vicdanları elverirse yönelttikleri ithamları kendileriyle ayrıca konuşuruz. Medeniyet ile vandallık arasındaki farkı görmek isteyen, gelsin Karabağ’da iki dönem arasındaki farka baksın.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yıl Azerbaycan’ın kültür başkenti olan Şuşa’yı gelecek yıl da ‘Türk Dünyası Kültür Başkenti’ olarak görmekten memnuniyet duyarız.” açıklamasında bulundu.

    “Karabağ zaferinden kimse rahatsız olmasın”

    “(Karabağ) Bu zaferden kimse rahatsız olmasın çünkü bu, yıkımın değil inşanın, zulmün değil adaletin zaferidir.” ifadesini kullanan Erdoğan, şunları söyledi:

    “Karabağ aynı zamanda dünyayı kendi siyasi ve ekonomik hırslarının arenası olarak görenlerin hesaplarının bozulduğu yerdir.

    Bir daha Kafkasya’nın boynuna kimsenin esaret zinciri vuramaması için önümüze çıkan fırsatları hep birlikte, en iyi şekilde değerlendirmeliyiz.”

    “Ermenistan Azerbaycan’la problemlerini çözdükçe biz de gereken adımları atacağız”

    Erdoğan, “Nahçıvan’la Bakü’yü birbirine bağlayacak Zengezur koridorunun bölgemize getireceği rahatlamanın ve zenginliğin tarifi mümkün değildir. Zengezur koridorundaki demir yoluyla Ermeniler de kolayca Moskova’ya ve dünyaya ulaşabilecek, böylece kendi kendilerine uyguladıkları ablukadan kurtulabileceklerdir.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ermenistan Azerbaycan’la problemlerini çözdükçe Türkiye olarak biz de gereken adımları atacağız.” ifadesini kullandı.