Etiket: Recep Tayyip Erdoğan

  • İnsan Hakları İzleme Örgütü: İnandı’nın MİT operasyonuyla Türkiye’ye getirilmesi hukuka aykırı

    İnsan Hakları İzleme Örgütü: İnandı’nın MİT operasyonuyla Türkiye’ye getirilmesi hukuka aykırı


    İnsan Hakları İzleme Örgütü, Kırgızistan’da 34 gün boyunca kendisinden haber alınamayan Gülen grubu ile ilişkili Sapat Okulları’nın kurucularından Orhan İnandı’nın MİT operasyonuyla Türkiye’ye götürülmesini iç ve uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendirdi.

    Orhan İnandı’nın Türk ve Kırgız yetkililerce kaçırıldığını, kaybolduğunu ve hukuka aykırı şekilde Türkiye’ye götürüldüğünü belirten örgüt bu eylemleri iç ve uluslararası hukukun korkunç şekilde ihlali olarak tanımladı.

    Örgütten yapılan açıklamada Orhan İnandı’nın Türk istihbarat servislerinin dünyanın çeşitli ülkelerindenhukuka aykırı şekilde Türkiye’ye götürülmesi şeklinde tezahür eden yaklaşımın son kurbanı olduğu belirtildi.

    Örgütün Avrupa ve Orta Asya direktörü Hugh Williamson yaptığı açıklamada “Orhan İnandı’nın kaçırılması, kaybolması ve yargılama olmaksızın Kırgızistan’dan Türkiye’ye götürülmesi Ankara’nın insafsızca hukukun üstünlüğüne ve uluslararası hukukun çoğu temel normlarına itibar etmediğini göstermektedir” ifadelerini kullandı.

    Kırgız yönetimine de yüklenen Williamson, Türk ve Kırgız çifte vatandaşlığı bulunan İnandı’nın muhtemelen kaçırıldığı ve haftalarca kayıp olduğu Kırgız topraklarından Türk istihbarat servisi tarafından yasadışı şekilde çıkarılmasının Kırgız hükümetinin ya Ankara’ya karşı durmaya isteksiz veya aciz olduğunu, ya da Ankara’yla doğrudan iştirak ettiği izlenimi uyandırdığını belirtti.

    Kırgızistan Türk büyükelçisine nota verdi

    İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün açıklamasında Kırgızistan Dışişleri Bakanlığı’nın dün Türkiye’nin Bişkek Büyükelçisi Ahmet Sadık Doğan’a İnandı’nın Kırgızistan’a iadesine ve İnandı’ya gözaltındayken uluslararası hukuka uygun şekilde davranılması konusunda teminat verilmesine ilişkin bir nota verdiğine dikkat çekildi.

    Açıklamada Büyükelçi Doğan’ın basına yaptığı açıklamada İnandı’nın yalnızca Türk vatandaşı olarak kabul edildiğini ve Kırgızistan topraklarında yakalandığına dair bir bilgi bulunmadığını ifade ettiği kaydedildi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 5 Temmuz’daki Kabine toplantısının ardından yaptığı basın açıklamasında aralarında FETÖ’nün Orta Asya Genel Sorumlusu olarak tanımladığı Orhan İnandı’nın da bulunduğu 100 kişinin MİT operasyonuyla Türkiye’ye getirlidiğini duyurmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HRW: ‘Erdoğan yönetimi, Türkiye’nin insan hakları sicilini onlarca yıl geriye götürdü’

    HRW: ‘Erdoğan yönetimi, Türkiye’nin insan hakları sicilini onlarca yıl geriye götürdü’


    İnsan Hakları İzleme Örgütü, (HRW) yayınladığı son raporunda Türkiye’ye ‘ifade özgürlüğü, kadın hakları, işkence ve adam kaçırma, mülteciler ve muhalefete baskı’ gibi başlıklar altında ağır eleştiriler yöneltti.

    Ankara’nın geçtiğimiz yıl İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiği hatırlatılan raporda, Fethullah Gülen ile bağlantılı olduğu iddia edilen insanların dünyanın farklı noktalarından kaçırılmaya devam ettiği belirtildi.

    Türkiye’nin uluslararası hukuku ihlal ettiği belirtilen raporda, “Recep Tayyip Erdoğan’ın otoriter ve oldukça merkezileşmiş cumhurbaşkanlığı yönetimi, hükümeti eleştirenleri ve siyasi muhalifleri hedef alarak, yargının bağımsızlığını derinden baltalayarak ve demokratik kurumların içini boşaltarak Türkiye’nin insan hakları sicilini onlarca yıl geriye götürdü.” ifadelerine yer verildi.

    İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 32.’sini yayınladığı 752 sayfalık Dünya Raporu 2022’de yaklaşık 100 ülkedeki insan hakları uygulamaları değerlendirildi.

    İnsan Hakları İzleme Örgütü Avrupa ve Orta Asya Direktörü Hugh Williamson, “Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz yıl Türkiye’yi uluslararası insan hakları hukukunun sunduğu çerçevenin dışına çıkaran bir rota izledi” dedi.

    Türkiye’de “medya, insan hakları savunucuları, LGBT topluluğu, Kürt siyasal aktivistler ve hükümetçe muhalif olarak algılanan diğer kişiler açısından kısıtlayıcı bir ortamın hüküm sürdüğü belirtilen raporda, “Mecliste yer alan, muhalif Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) önde gelen eski siyasetçileri beş yıldan beri tutuklu olarak cezaevinde bulunuyorlar, partinin tamamı hakkında ise Anayasa Mahkemesi’nde açılmış bir kapatma davası var. Mahkemeler üzerinde tesis edilmiş siyasi kontrol, Türkiye’de hukukun üstünlüğü ilkesinin uğradığı derin erozyonunun merkezinde yer alıyor. Kolluk güçlerinin faili olduğu hak ihlali ve zorla kaybetme vakalarında, hala bir cezasızlık kültürü hüküm sürüyor.” denildi.

    “58 gazeteci hapiste”

    Türkiye’deki haber kuruluşlarının çoğunun ‘hükümetle yakın bağlantıları olan şirketere ait’ olduğu belirtilen raporda, “Türkiye’deki bağımsız medya, esas olarak çevrimiçi platformlar üzerinden faaliyet gösteriyor, ancak üst düzey hükümet isimlerini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı veya aile üyelerini eleştiren haberler nedeniyle kovuşturmaya tabi tutuluyor.” denildi.

    Türkiye’de 58 gazetecinin ‘gazetecilik çalışmaları veya medyayla ilişkileri nedeniyle hapiste olduğu” veya terör suçlarından hüküm giydiği” kaydedildi.

    Ankara’nın, Akdeniz’deki orman yangınları sonrası “sosyal medya aracılığıyla dezenformasyonu iki ila beş arasında hapis cezasıyla cezalandırılabilecek suç haline getirerek” sosyal medya üzerindeki kısıtlamaları daha da sıkılaştırma planlarının sinyalini verdiği dile getirildi.

    Raporda, “Her yıl binlerce kişi, genellikle karalama, cumhurbaşkanına hakaret veya terör propagandası yapmakla suçlanan sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanıyor ve yargılanıyor.” denildi.

    Ayrıca Boğaziçi Üniversitesi’ndeki rektör protestoları hatırlatılarak, öğrenci, işçi, LGBT üyeleri, insan hakları aktivistlerinin protesto girişimlerinin “Covid-19 bahanesiyle yasaklandığı” ifade edildi.

    İşkence ve adam kaçırma

    Savcıların son beş yılda polis nezaretinde ve hapishanede artan işkence ve kötü muamele iddialarını soruşturmada ilerleme kaydettiğini gösteren çok az kanıt olduğu belirtilen raporda, “Bu tür iddiaların çok azı güvenlik güçlerinin yargılanmasıyla sonuçlanıyor ve yaygın bir cezasızlık kültürü varlığını sürdürüyor.” ifadesi kullanıldı.

    Kaçırma ve ‘zorla kaybetmelerin’ rapor edildiği ve ‘olayların gerektiği gibi soruşturulmadığı’ belirtilen raporda, 2016’daki darbe girişimi sonrası Gülen grubuyla bağlantılı olduğu iddia edilen kişilerin ‘kaçırılmalarına’ örnekler verildi:

    “Eski bir memur olan Hüseyin Galip Küçüközyiğit, 29 Aralık 2020’de Ankara’da kayboldu. Yetkililer, 14 Temmuz 2020’de ailesine onun tutuklu yargılandığını bildirdi. Yedi aydır nerede olduğu hakkında hiçbir bilgi yoktu. Eski bir memur olan Yusuf Bilge Tunç’tan Ağustos 2019’dan sonra haber alınamadı”

    Türkiye’nin iade taleplerine uyan bazı ülkelerin “yasal prosedürleri ve yargı denetimini atlayarak adam kaçırma, zorla kaybetme ve yasa dışı kişi transferinde gizli anlaşma yaptığı” ifade edilen raporda, Orhan İnandı ve Selahaddin Gülen örnekleri verildi: “2021’de Kırgızistan’daki okulların müdürü Orhan İnandı 31 Mayıs’ta kaçırıldı ve Kırgızistan’dan Türkiye’ye iade edildi; 31 Mayıs’ta Kenya’da kayıtlı bir sığınmacı olan Türk uyruklu Selahaddin Gülen, Türkiye’ye teslim edildi”

    “HDP’ye karşı kampanya yoğunlaştı”

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) üyelerinin “şiddet içermeyen meşru siyasi faaliyetleri, konuşmaları ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle terör suçlarından hüküm giydiği” belirtilen raporda, “Ankara, HDP’nin meşru siyasi faaliyetlerini suç saymak için devam eden kampanyasını yoğunlaştırdı.” denildi.

    HDP’nin eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da bulunduğu onlarca kişinin yargılamasına devam edildiği hatırlatılan raporda, Anayasa Mahkemesi’nde geçtiğimiz haziran ayında HDP’nin kapatılmasıyla ilgili açılan davanın devam ettiği kaydedildi.

    Raporda, HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle mahkum edilmesi ve sonrasında hak ihlali kararı verilerek vekillik görevine geri döndüğü de hatırlatıldı.

    Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusundaki askeri operasyonlarına dikkat çekilen raporda, “Türkiye, toprak işgal etmeye devam ediyor. Suriye vatandaşlarını, ömür boyu hapis cezasına yol açabilecek terör suçlamalarıyla yargılanmak üzere yasadışı bir şekilde Türkiye’ye nakletti.” ifadelerine yer verildi.

    Osman Kavala davası

    Osman Kavala davasına da değinilen raporda, “Türkiye’nin aralık ayında insan hakları savunucusu Osman Kavala’yı serbest bırakmayı reddetmesi üzerine, Avrupa Konseyi hükümetin Kavala’nın serbest bırakılmasını gerektiren bağlayıcı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını ısrarla hiçe saymasına karşı yaptırım sürecini başlattı. Avrupa Konseyi tarihinde böyle bir yaptırım süreciyle karşı karşıya kalan ikinci ülke Türkiye oldu.” denildi.

    İnsan Hakları İzleme Örgütü Avrupa ve Orta Asya Direktörü Hugh Williamson, “Osman Kavala’nın keyfi ve hukuka aykırı tutukluluk haline son vererek onu serbest bırakmaktansa, Avrupa Konseyi tarafından yaptırıma tabi tutulmayı tercih etmek ise, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne itaatsizliğin açık bir göstergesidir,” şeklinde konuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Akşener’den Erdoğan’a çağrı: Kadın ve genç ölümlerini bitirmek için el ele verelim | Canlı blog

    Akşener’den Erdoğan’a çağrı: Kadın ve genç ölümlerini bitirmek için el ele verelim | Canlı blog


    Akşener’den Erdoğan’a: Kadın ve genç cinayetlerini el ele verip bitirelim

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM Grup toplantısında konuştu.

    Sözlerine haftaya çok kötü haberlerle başladık diyen Akşener, “Daha hayatlarının başındayken Enes oğlumuzu, Dilara ve Raziye kızlarımızı kaybettik. Enes’i hapsedildiği umutsuzluğa kurban verdik. Elinden alınan özgürlüğe, en yakınlarının gösterdiği umursamazlığa ve yaşamaya zorlandığı hayatın sonucunda çıkışı intiharda bulmasına kahrolduk. Raziye ve Dilara’yı ise ülkemizdeki tıpkı diğer genç kadınlar gibi önü bir türlü alınamayan alınmak da istenmeyen bir vahşete, mahkeme kararlarına rağmen yetkililerin ısrarla parmağını oynatmadığı bitmeyen bir şuursuzluğa kurban verdik” dedi.

    Gel iktidar ve muhalefet el ele verelim. Bu ülkenin lügatından kadın ölümlerini, genç ölümlerini silelim.

    “Buradan Sayın Erdoğan’a bir çağrıda bulunmak istiyorum” diyerek konuşmasına devam eden İYİ Parti lideri, “Artık yeter. Bu ölümlerin artık durması gerekiyor. Senin de çocukların, torunların var. Bu ölümlere benim kadar senin de üzüldüğünü biliyorum. Bunun siyasi bir yanı yok. Her hafta çocuklarımız ölüyor. Her hafta gençlerimiz, kadınlarımız ölüyor. ölümlerin ardından ‘tweetler’ atmak yetmiyor. Kaybettiğimiz her gencin ardından üzüntü beyanlarında bulunmak yetmiyor. Katledilen her kadının ardından ağıt yakmak yetmiyor. Gel iktidar ve muhalefet el ele verelim. Bu ülkenin lügatından kadın ölümlerini, genç ölümlerini silelim. Ben ve partim açık yüreklilikle her türlü katkıyı vermeye hazırız. Yeter ki artık çocuklarımız ölmesin. Yazıktır, günahtır. 

    Güven ve istikrarın zerresinin bile olmadığı felakete giden bir yolda milletçe yürüyoruz

    Erdoğan’ın bu çağrıya yanıt vereceğinden “şüpheli” olduğunun da altını çizen Akşener, “Çünkü kabul edelim, Sayın Erdoğan son zamanlarda pek iyi değil. o nedenle de artık her gün kendisinin ruhsal bunalımlarının yeni bir yansımasına şahit oluyoruz. Egosantriksin serzenişlerinin her gün yeni birisini izlemek zorunda kalıyoruz. Öfke nöbetlerine, kutuplaştırıcı tiratlarına maruz kalıyoruz. Nitekim güven ve istikrar diye çıktığı yolda liyakatın yerini beceriksizliğe, bilginin yerini cahilliğe, sağduyunun yerini öfkeye bıraktığını görüyoruz. Bunun sonucunda güven ve istikrarın zerresinin bile olmadığı felakete giden bir yolda milletçe yürüyoruz.

    Akşener’in grup toplantısı konuşmasında yer verdiği diğer başlıklar şöyle: 

    • Gençlerin ve kadınların rahatlıkla iş bulduğu zengin bir Türkiye inşaa edeceğiz.
    • Kura yapılan müdahaleler durumu daha da zora sokuyor.
    • Buradan ekonomiyi yönetenlere sesleniyorum lütfen bir an önce aklınızı başınıza alın. Belli ki sizin kapasiteniz kısıtlı o nedenle size ne yapmanız gerektiğini ben söyleyeyim. İşe önce enflasyon sarmalını tersine çevirmekle başlayın.  


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İktidar ve muhalefetiyle Türkiye, Kazakistan’daki olaylara ne tepki verdi?

    İktidar ve muhalefetiyle Türkiye, Kazakistan’daki olaylara ne tepki verdi?


    Kazakistan’da sosyoekonomik durum ve petrol ürünlerine yapılan zamlar nedeniyle 2 Ocak’ta başlayan ve tüm ülkeye yayılan protestolar, Türkiye’de iktidar ve muhalefet partilerinin de gündeminde yer alırken, yapılan açıklamalarda istiktar çağrıları ön plana çıktı.

    İktidar ve muhalefet partilerinin Kazakistan’daki son gelişmelere ilişkin açıklamalarını sizler için derledik.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı Dönem Başkanı olarak, teşkilat üyesi ülkelerin liderleriyle Kazakistan’daki gelişmelere ilişkin telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

    Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev ile görüşmesinde Erdoğan, Kazakistan’da yaşananları yakından takip ettiklerini, Kazakistan ile dayanışma içinde olduklarını ifade etti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tokayev ile görüşmesinde, Kazakistan’da yeni hükümetin bir an önce kurulması ve gerginliğin kısa sürede sona ermesi temennisini dile getirdi. Erdoğan, Kazakistan halkının karşılıklı güven ve diyalog çerçevesinde sorunları aşacağına inandığını bildirdi.

    AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise bu ülkedeki olaylara ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Kazakistan halkı büyük bir halktır. Bugünleri sağduyulu şekilde atlatacak basirete sahiptir.” ifadesini kullandı.

    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Kazakistan’daki olaylara ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Kazakistan’ın barış, istikrar ve huzuru en büyük önceliğimizdir. Türkiye her daim Kazakistan’ın yanında olmaya devam edecektir.” ifadelerine de yer verdi.

    Muhalefet partileri ne dedi?

    CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç Kazakistan’daki protestoların ülke geneline yayılmasıyla ilişkin yaptığı açıklamada, “Dünyanın neresinde olursa olsun işçilerin, memurun, çalışanlarla emekçilerin, emeğinin karşılığını alamayanların her zaman yanındayız.” dedi.

    Sosyal medya hesabından paylaşım yapan İYİ Parti lideri Meral Akşener mesajında; “Kardeş Kazakistan’daki gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz. Sadece bölgenin değil Türk Dünyasının da kurucu iradelerinden Kazakistan’ın büyük emeklerle taçlandırdığı bağımsızlık ve istikrarının korunması temel dileğimiz. Kazak halkının ve devletinin yanındayız.” dedi.

    Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu Türkiye’nin Kazakistan’a gerekli katkıyı yapmasının tarihi bir görev olduğunu belirterek, şu ana kadar bu yönde yeterli adımların atılmadığını söyledi.

    Davutoğlu, Kazakistan’daki olaylara ilişkin yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin ve Türk Devletleri Teşkilatının Kazakistan’a gerekli katkıyı yapması tarihi bir görevdir. Şu ana kadar bu yönde yeterli adımlar atılmamış olması da Türk dünyasının iç dayanışması açısından zaaf oluşturmuştur.”

    İYİ Partili Ağıralioğlu, Kazakistan’daki olaylara ilişkin değerlendirme: “Türk Devletleri Teşkilatının sadece temenniler düzeyinde kalmayan, iktisadi, akademik, üretim, ticari ve askeri gücünü sahada huzura dönüştürebilme kabiliyetine, kapasitesine ihtiyaç vardır.” dedi.

    Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Doğan Bekin, “’Kazakistan’da ülke çapında baş gösteren olayları ve buna bağlı gelişmeleri Türkiye açısından çok iyi okumak gerekir düşüncesindeyiz.” dedi.

    Bekin, Kazakistan’daki olaylara ilişkin, “Rusya’nın tıpkı eski Sovyet dönemindeki gibi yeniden bölgeyi kontrol altına alma ve Türkiye ve Kazakistan’ın öncülüğü ile kurulan Türk Devletleri Teşkilatı’nın önünü kesmek için yaptığı örtülü bir operasyondur. Bu açıdan gelişmeleri Türkiye’nin Kafkasya ve Orta Asya açılımı özelinde iyi okumalıyız” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Macron: Türkiye AB üyesi olamaz, Erdoğan’ın siyasi projesi Avrupa değerlerine uymuyor

    Macron: Türkiye AB üyesi olamaz, Erdoğan’ın siyasi projesi Avrupa değerlerine uymuyor


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği’ne karşı olduğunu yineleyerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi projesinin Avrupa değerlerine uymadığını söyledi.

    Le Parisen gazetesinin sorularını yanıtlayan Macron, “Türkiye’nin AB üyeliğine sıcak bakıyor musunuz?” şeklindeki bir soru üzerine verdiği yanıtta şunları söyledi.

    “Hayır, Erdoğan’ın izlediği siyaset ve uygarlık projesi Avrupa değerleriyle uymuyor. Türkiye, siyasal İslam’ı genişletme projesi yürütüyor. AB üyesi Kıbrıs’ı tanımıyor. Doğu Akdeniz’de saldırgan bir politika izliyor. Ben Türkiye’nin Avrupa ile ilişkisi olmasını arzu ederim. Çünkü bizim değerlerimize bağlanırsa, bizden daha fazla uzaklaşamaz.” dedi.

    Macron, aşıyla ilgili tepki çeken sözlerinin arkasında

    Bu arada Emmanuel Macron, Covid-19 aşısını yaptırmayanlar için kullandığı ‘canından bezdireceğim’ ifadelerinin arkasında olduğunu bildirdi.

    Macron, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Elysee Sarayı’nda yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında kendisine yönelik eleştirilere yanıt verdi.

    Açıklamasından geri adım atmayacağını belirten Macron, “İnsanlar konuşma diline uygun görünen bu ifade tarzı karşısında üzülebilir, ama ben tamamen söylediklerimin arkasındayım. İçinde bulunduğumuz duruma üzülüyorum, ülkede asıl bölünmeler burada.” dedi.

    Aşı olmayanları sorumsuz vatandaş olarak nitelemesine de açıklık getiren Macron, “Vatandaşlık haklar getirirken, sorumluluklar da getirir. Bazı vatandaşlarımızın ‘aşı olmamakta özgürüm’ demek için savunduğu özgürlük fikri, başkalarının özgürlüğünü ihlal ettiğiniz, başkalarının hayatlarını tehlikeye attığınız yerde biter.” ifadesini kullandı.

    Macron’un tepki çeken açıklamaları neydi?

    Macron, Le Parisien gazetesine verdiği ve dün akşam yayımlanan demeçte, aşılı olmayanlar üzerinde sosyal hayatı kısıtlayarak baskı kurduklarını belirtmişti.

    Yetişkinlerin yüzde 90’dan fazlasının aşılandığı bilgisini paylaşan Macron, “Covid-19 aşısını yaptırmayanların canını çok sıkmak istiyorum. Bunu sonuna kadar yapmaya devam edeceğiz. Strateji bu. Onları cezaevine göndermeyeceğim, zorla aşılamayacağım. Ancak 15 Ocak’tan itibaren restorana gidemeyeceksiniz, (kafede) kahve içemeyeceksiniz, tiyatro ve sinemaya gidemeyeceksiniz.” ifadelerini kullanmıştı.

    Fransa’da Ulusal Mecliste görüşülen ve Covid-19 sağlık kartını aşı kartına dönüştürecek yeni yasa tasarısına göre kafe, restoran, müze, tiyatro ve sinema salonları gibi belli mekanlara girişlerde sadece aşıların tamamlandığını gösteren belge istenecek ve test artık geçerli olmayacak.

    Hükümet, tasarının 15 Ocak’a kadar yasalaşmasını hedefliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: En düşük emekli maaşı 2 bin 500 TL; memura toplam zam yüzde 30,5 olacak

    Erdoğan: En düşük emekli maaşı 2 bin 500 TL; memura toplam zam yüzde 30,5 olacak


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: “Memurlarımızın maaş artış oranını yüzde 30,5’e çıkarttık, aylık geliri 1500 liradan başlayan 1 milyon 266 bin emeklimizin maaşlarını 2 bin 500 liraya yükseltmiş oluyoruz.” dedi.

    Erdoğan, 3 saat süren Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın toplantısı düzenledi.

    Burada memur ve emekli maaş artışlarına ilişkin bilgi veren Erdoğan, “Memurlarımızın maaş artış oranını yüzde 30,5’e çıkartarak onlara ilave bir sosyal destek sağlamış oluyoruz. Hiçbir vatandaşımızı fiyat artışlarının yükü altında bırakmadık. Vatandaşlarımızın gelirlerini enflasyonun altında ezdirmeyecek özel tedbirler aldık.” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan, son günlerde gündeme gelen kur korumalı Türk lirası mevduatıyla ilgili, “Kur korumalı Türk lirası mevduatına kısa sürede 78 milyar liralık bir geçişin yaşanması, vatandaşlarımızın ekonomi programımıza olan güveninin işaretidir.” diye konuştu.

    Erdoğan: Hiçbir emeklimiz 2 bin 500 liranın altında maaş almayacak

    Emekli maaşlarına ilişkin de açıklamada bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni düzenlemeye göre hiçbir emeklimiz 2 bin 500 liranın altında maaş almayacak. Aylık geliri 1500 liradan başlayan 1 milyon 266 bin emeklimizin maaşlarını 2 bin 500 liraya yükseltmiş oluyoruz.” dedi.

    “Doğal gaz ve elektrikte 100 milyar liralık fedakarlık yaptık”

    Kömür yardımlarının, yeni yılla birlikte ‘doğal gaz faturası desteği’ olarak da verilebileceğini aktaran Erdoğan, “2021 yılında vatandaşlarımız lehine doğal gazda 80 milyar, elektrikte 20 milyar, akaryakıtta 65 milyar liralık kamu adına fedakarlık yaptık.” ifadelerini kullandı.

    “Enflasyonun en kısa sürede tekrar tek haneli rakamlara geriletmekte kararlıyız”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk lirası için Hazine desteği ile Kurumlar Vergisi’nde bir puanlık indirim yapılmasını da içeren kanun teklifini yarın Meclis’e sunacaklarını bildirdi.

    Erdoğan, “Ülkemizde, yüzde 6’lara kadar indirdiğimiz enflasyonun boynunu kırarak en kısa sürede tekrar tek haneli rakamlara geriletmekte kararlıyız.” şeklinde konuştu.

    “Yüz yüze eğitime devam edeceğiz”

    Covid-19 ile mücadeleye ilişkin ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tedbirlere daha fazla riayet ederek yüz yüze eğitime devam edeceğiz.” açıklamasında bulundu.

    “Küresel ekonomik sorunlar bir müddet daha olumsuz etkilemeye devam edecek”

    Erdoğan, son iki yıla damgasını vuran koronavirüs salgınının ve tetiklediği küresel ekonomik sorunların bir müddet daha tüm dünyayla birlikte Türkiye’yi de olumsuz etkilemeyi sürdüreceğinin anlaşıldığını ifade ederek, “Sağlık hizmetlerinden maskeye, tıbbi malzemeden aşıya kadar pek çok alanda salgının ortaya çıkardığı adaletsizlikler büyük ve güçlü Türkiye hedefimize bir an önce ulaşmamızın önemini açıkça göstermiştir.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün 2021 yılı ihracat rakamlarını açıkladıklarını dile getirerek, “Salgının ekonomiler üzerindeki baskısının arttığı geçtiğimiz yıl Türkiye, ihracatın lokomotifi olduğu hızlı büyüme eğilimini sürdürmüştür. Bu dönemde imalat sanayiinde kapasite kullanım oranımız yüzde 80’e dayanırken, istihdamda yıllık 2 milyonu bulan bir artış sağladık. Küresel mal ticaretinin yüzde 10 arttığı geçtiğimiz yıl biz ihracatımızı yüzde 33 yükseltmeyi başararak bu alanda da farkımızı ortaya koyduk. Türkiye olarak geçtiğimiz yıl ulaştığımız 225 milyar 368 milyon dolarlık ihracatla Cumhuriyet tarihinde ilk defa küresel ihracattan aldığımız payı yüzde 1’in üzerine taşıdık.” değerlendirmesinde bulundu.

    “Geçen yıl itibarıyla dış ticaret açığı 46 milyar dolara geriledi”

    Erdoğan, geçmişle mukayeseli olarak bakıldığında 2002 yılında 36 milyar dolar olan ihracatı 6 kattan fazla artırdıklarını belirterek, aynı şekilde 20 yıl önce 88 milyar doları bulmayan dış ticaret hacminin 500 milyar dolar sınırına dayandığını ifade etti.

    Geçen yıl itibarıyla dış ticaret açığı 46 milyar dolara gerilerken, ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 83’ün üzerine çıktığını söyleyen Erdoğan, “Bu oranın 2000’lerin başında yüzde 51 olduğunu özellikle hatırlatmak istiyorum. Dış ticaretimizde milli paramızı kullanım seviyemizin 183 milyar liraya ulaşmış olması da bir diğer önemli gelişmedir.” dedi.

    “Turizm gelirlerinde yüzde 100’lük artış sağladık”

    Geçen yılı güzel haberlerle kapattıkları bir diğer sektörün de turizm olduğunu belirten Erdoğan, “Bu sektörde 2021’i, 29 milyon turist sayısı ve 24 milyar doları aşan bir turizm geliriyle kapattık. Bir başka ifadeyle turizmde önceki yıla göre ziyaretçi sayısında yüzde 83’lük, gelirde yüzde 100’lük bir artış sağladık. Akdeniz havzasındaki rakiplerimizi de geride bıraktık. Artık hedefimiz salgın öncesi ziyaretçi sayısına ulaşmanın ötesinde çok daha yüksek bir gelir seviyesine çıkmaktır. İnşallah 2022 yılı bu hedefe biraz daha yaklaştığımız, verimli, bereketli, kazançlı bir sezon olacaktır.” diye konuştu.

    KOSGEB’den 100 bin lira destek

    KOSGEB destekleriyle ilgili konuşan konuşan Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Nisan ayında mikro ve küçük işletmelere yönelik bir hızlı destek programı başlatmıştık. Bu programın kapsamını yeni mezun gençlerimizin istihdamını teşvik edecek şekilde genişletiyoruz. Son 12 aydaki çalışan sayısını koruyup meslek lisesi veya üniversite mezunu gencimizi en az 12 ay boyunca istihdam etme taahhüdünde bulunan işletmelere 100 bin lira destek veriyoruz. Kadın istihdamında bu rakam 110 bin lirayı buluyor. Mikro işletmelerde 2 ve küçük işletmelerde 5 personele kadar uygulanacak bu destek rakamı faizsiz olarak 2 yıl sonra 24 ayda geri ödenecek. Amacımız bu programla 75 bin yeni meslek lisesi veya üniversite mezunu gencimizi istihdama dahil etmektir. İşletmelerimizi, başvuruları bugün açılan bu programa katılmaya davet ediyoruz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bahçeli: Suç sabit görülürse İBB Başkanı görevde kalamaz | Canlı Blog

    Bahçeli: Suç sabit görülürse İBB Başkanı görevde kalamaz | Canlı Blog


    Bahçeli: Suç sabit görülürse İBB Başkanı bir saniye bile makamını işgal edemez

    Partisinin Grup Toplantısı’nda konuşan MHP lideri Devlet Bahçeli, İBB’ye yönelik açılan teftişle ilgili “Suç sabit görülürse, İBB Başkanı bir saniye bile makamını işgal edemez” dedi.

    Bahçeli’nin konuşmalarından satır başları şöyle:

    “Belediyeye DAEŞ, FETÖcüleri almanın neresinde adalet neresinde millet ve vatan sevgisi vardır? Çok ciddi iddialar tahkik edilmesin mi? İBB’nin başındaki imtiyaz mı kazanmıştır, lafı ortaya atan, ‘isteyen istediğini alsın diyen’ senin dilinin altındaki nedir?”

    “Bu sürecinin İmamoğlu’nun tabi adaylığını güçlendireceği söylenen, sulu gözlü siyasetçi sana söylüyorum, siyasete devam etmek için CHP’de yer mi etmek istiyorsun? Kaybettiğin itibarını Halk TV’de mi arıyorsu?

    “Bunun İBB başkanıyla ilgili bir mesele olmadığını söyleyenler siz nası bir kafaya sahipsiniz, bu kişilerin alımında en alttan en üste kadar herkes sorumlu değil midir? Teftişten rahatsızlık duyanlar Türk milletinin kripto hasımlarıdır. Belediyeye terörist doldurmanın neresi adalettir?

    İBB Başkanı her durumda sorumludur, suç sabit görülürse İBB Başkanı bir saniye bile makamını işgal edemez. Sorumlu bal gibi buz gibi belediye başkanı olan zattır. Herkes teftiş sonucunu beklemelidir. Suç sabit görülürse bundan sonraki etap mahkemelerdir. Suçu sabit görülürse görevinden alınması şarttır. Sorumluluk belediye meclisine aittir.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • MetroPOLL anketi: Erdoğan’ın ‘görev onayı’ yüzde 38.6 oldu

    MetroPOLL anketi: Erdoğan’ın ‘görev onayı’ yüzde 38.6 oldu


    MetroPOLL Araştırma anketinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “görev yapış tarzını onaylamayanların” oranı yüzde 57,2’ye çıktı.

    Aralık ayında yapılan ankette halka “Genel olarak düşündüğünüzde Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı görevini yapış tarzını onaylıyor musunuz” sorusu yöneltildi.

    Bu soruya ‘Evet, onaylıyorum’ diyenlerin oranı yüzde 38,6 oldu.

    ‘Hayır, onaylamıyorum’ diyenlerin oranı bir önceki aya göre yüzde 2.7 artarak yüzde 57,2’ye yükseldi. Kasım ayında bu rakam yüzde 54,5 olarak gerçekleşmişti.

    MetroPOLL Araştırma’nın sosyal medya hesabından paylaştığı anket sonuçlarında ‘Fikrim Yok/Cevap yok diyenler yüzde 4.3 oldu.

    Anket 11-15 aralık tarihleri arasında 28 ilde 1514 kişi ile yapıldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: 15 bin kişiyi çıkarıp, terör örgütüyle iltisaklıların da olduğu 45 bin kişiyi işe aldılar

    Erdoğan: 15 bin kişiyi çıkarıp, terör örgütüyle iltisaklıların da olduğu 45 bin kişiyi işe aldılar


    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Faiz, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapar. Faiz sebep, enflasyon neticedir. Bu çarkı bozacak, milleti asli noktadaki hedeflerine ulaştıracağız.” dedi.

    AK Parti İstanbul Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetimini hedef aldı. Erdoğan konuşmasında “Bir hesaba göre 13 bin 500, bir hesaba göre 15 bin kişiyi işten çıkarıp aralarında terör örgütüyle iltisaklıların da bulunduğu 45 bin kişiyi aldılar.” diye konuştu.

    Erdoğan konuşmalarından diğer satış başları şöyle:

    “Bu şehre hizmet etmek demek Fatih Sultan Mehmet’ten başlayarak ecdada hizmet etmek demektir. Bu şehre hizmet etmek demek 84 milyonun tamamının kalbine girmek demektir. Ak Parti saflarında samimiyetle mücadele eden kardeşlerimizin aynı hissiyatla davasına sarıldığına inanıyorum.”

    “İşte dün Gaziantep’te bunu gördük. Hem kapalı salon teşkilat toplantısında hem miting alanında on binlerin olduğu o meydanda bu coşkuyu gördük. Hamdolsun fabrikaya gittik işçilerimizle beraber olduk Orda da bu heyecanı gördük.”

    “Elbette her dava gibi bizim davamızın da sembolleri vardır, işte bunun için İstanbul’un 1453 yılındaki fethi bizim için çok önemli bir dönem noktasıdır. Ayasofya’nın yeniden cami olarak ibadete açılması bizim için çok kıymetlidir.”

    _”Demek ki iş bilenin kılıç kuşananın. Verdiğimiz mücadele ‘Ayasofya’yı minarelerden kurtaracağız’ diyenlere karşı, inancımıza sahip çıkma mücadelesidir. verdiğimiz mücadele hatırlayın Gezi olaylarında zulüm 1453’te başladı diyenlere karşı bu CHP’nin artıklarına karşı bu toprakların ebedi vatanımız olduğunu gösterme mücadelesidir. _

    “Bu gerektiğinde vaktinizi, malınızı, canımızı ortaya koymaya değecek bir davadır. Her dönemde bu kutlu davanın vefakar azimli erleri olmuştur. Bu davayı 2023 ve 2053’e zaferle ulaştırmak bizlerin sorumluluğudur.”

    “Bunların hayatı yalan, çiftçiye yalan söylüyorlar esnafa yalan söylüyorlar. İstanbul halkına yalan söylüyorlar. önümüzdeki seçimde millet bu yalanları bunların yüzüne vuracak”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: TL mevduatlar 23,8 milyar liranın üzerinde arttı | Canlı Blog

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: TL mevduatlar 23,8 milyar liranın üzerinde arttı | Canlı Blog


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kur korumalı TL vadeli mevduat hesabına ilişkin, “Programın açıklanmasından beri Türk lirası mevduatlar bugün saat 15.00 itibarıyla 23,8 milyar liranın üzerinde arttı ve ivmelenerek artmaya da devam ediyor.” dedi.

    Televizyon programında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Kur korumalı Türk lirası (TL) vadeli mevduat hesabının açıklanmasının ardından TL’nin yaklaşık yüzde 50 değer kazandığının hatırlatılması ve “Böyle bir gelişmeyi öngörüyor muydunuz?” sorusu üzerine Erdoğan, bu gelişmenin vatandaşların Türk lirasına güvendiğini gösterdiğini, Trabzonlu bir vatandaşın bu konuda, “Ya kaybettim ama Türk lirası değer kazansın yeter bana” dediğini, bunun güzel bir gösterge olduğunu söyledi.

    Türk lirasının gücünü, ekonomik altyapıdan, üretim kapasitesinden ve finansal sektörün sağlamlığından aldığına işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Türkiye’de şu anda ana muhalefet ve yavruları, Türk lirasını bir kenara koyup daha çok dolara, avroya, buralara endekslenmek istiyorlar. Bunun üzerinden hatta asgari ücrete varıncaya kadar doları baz alarak bunun değerlendirilmesinin gerektiğini filan söylüyorlar. Bu tabii aslında çok çok ciddi bir yanlış. Hele hele yani Merkez Bankası’nda başkanlık yapmış bir insanın kalkıp o da yani dövize ‘Buradan taviz vermeyin, Türk lirası yine kayba gidecektir.’ filan demesi çok daha çirkin, hiç de yakışmıyor. Tabii daha sonra geri vitese taktı, geri adım atmaya kalktı ama bunu artık bu millet yutmaz.”

    “Amacımız, Türk lirasının değerine itibar katmaktır”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemlerde yurt içi ve yurt dışında, kurlarda, 2008’de de benzeri olan ve tasarruf sahiplerinin güvenini bozmaya yönelik rasyonel olmayan hareketlenmelerin meydana geldiğine işaret ederek, “Tabii açıkladığımız Türk lirası varlıkları güçlendirici paketle biz bu algıyı bozmuş olduk. Vatandaşımız da teveccüh göstererek hızlı bir şekilde Türk lirasına geçişin, o sabah bütün olduğu gibi kapılara dizilmeleri ve buralarda özellikle Türk lirasını oraya getirip, oradan dövizleri bozarak Türk lirasını almaları, bunlar da tabii vatandaşımızın kendi milli ve yerli olarak parasına olan güveninin en güzel göstergesiydi. Programın açıklanmasından beri Türk lirası mevduatlar bugün saat 15.00 itibarıyla 23,8 milyar liranın üzerinde arttı ve ivmelenerek artmaya da devam ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

    Bugün ekonomi yazarları ve akademisyenleriyle Dolmabahçe’de bir toplantı yaptığını anımsatarak, bu konuları toplantıda ele aldıklarını aktaran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Amacımız, yatırımcı, sanayici, tasarruf sahibi vatandaşlarımız için kur oynaklığını azaltmak, Türk lirasını değerli hale getirmek, yine Türk lirasının değerine itibar katmaktır. Çünkü kur düzeyi, serbest piyasa işleyişi içerisinde olması gereken seviyeye kendisi zaten gelecektir. Benim her zaman bir ifadem var, ‘Para yatağında akar’, buna dikkat etmemiz lazım. Ve bu yatağını da şimdi buluyor, buldu, daha iyi olacak, acele etmiyoruz. Bir ara biliyorsunuz 10’un da altına düştü, şu anda 11 civarında zannediyorum. Bu istikrarlı şekilde gerek Maliye, Hazine gerekse Merkez Bankamızın dayanışmasıyla ve bizlerin de katkılarıyla, bütün istişare kurullarımızla bunu yerli yerine oturtacağız. Şöyle sabırla yola devam etmekte fayda var.”

    “Vatandaşın kaybı olmayacak”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet partilerinin, kur korumalı TL vadeli mevduat hesabı sisteminin sürdürülebilirliğiyle ilgili endişelerinin ve “Bu sistem Hazine’ye çok büyük yük getirecek” yönündeki eleştirilerinin sorulması üzerine, şunları söyledi:

    “Bu ana muhalefetin, yavrularının, bunların bugüne kadar gerçekçi bir yaklaşımları hiç oldu mu? Olmadı, bundan sonra da olmaz. Bunu bir defa böyle bilecek, böyle inanacaksınız. Birçok bu ara yalanlar, dolanlar filan falan aldı başını gidiyor. İşte Bay Kemal, her alanda olduğu gibi ekonomi alanında da yalanlarına, halkımızı aldatmaya devam ediyor. Çünkü ekonomiden hiç anlamaz. Ülkemizde tasarruf kompozisyonunun makro ekonomik politikalarla uyumlu olması için Türk lirası finansal enstrümanların özendirilmesi önem arz ediyor. Geliştirilen bu araçla hem kısa vadede vatandaşımızın kur oynaklığından kaynaklı mağduriyetini gideriyor. Dikkat edin bu çok önemli. Yani vatandaş şu anda iki garantiye sahip. Bir, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, iki Hazine. Yani vatandaşın kaybı olmayacak. Özellikle de buradaki mağduriyet ortadan kalkmak suretiyle 3, 6, 9, belirlenen tarihlerde neyse döviz kuru ve burada bunun üzerinden parasını bozduracağı zaman karşılığını aynen alacak. Dolayısıyla yani biz burada Türk lirası mevduat vadesinin de uzatılmasına katkı sağlıyoruz. Vatandaş da burada ‘Benim burada mağduriyetim yok, zaten devletim benim arkamda…’ Türk lirası enstrümanlara olan talebi artırarak, finansal piyasaların daha etkin işlemesini de sağlamış oluyoruz.”

    Sisteme ilişkin ‘Vadeden önce para çekilebilir mi?” şeklinde soru geldiğini aktaran Erdoğan, “Evet çekilebilir, bir manisi yok. Daha önceden de belirlendiği şekliyle hesap, vadesiz hesaba dönüşecek. Sen de alman gereken paranı rahatlıkla alacaksın. Ama bir şeye güveneceksin, benim artık kaybım olmayacak.” dedi.

    Erdoğan, tasarruf kompozisyonunun Türk lirası lehinde gerçekleşeceğini belirterek, “Uygulanan ekonomik program, piyasalarda özellikle bu güveni artıracak. Döviz kurunun istikrara kavuşmasını sağlayacak. Özellikle kur stabil hale gelmiş olacak. Yani kurun stabilizasyonu burada önem arz ediyor. Bu adımın uzun vadede bütçeye yük olmak yerine olumlu katkı sağlamasını da öngörüyoruz ve bu attığımız adımla bu da sağlanmış olacak.” ifadelerini kullandı.

    “Paramız kurdaki bu oynaklıklara esir olmayacak”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik ve finansal istikrarın sağlanması, toplumsal refahın artırılması, kamusal hizmetlerin etkin bir şekilde sunulmasının hükümetlerin görevi olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

    “Biz de bu amaçla tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kamusal, finansal, mali birçok aracı nasıl dünyada kullanılıyorsa biz de kullanıyoruz ve kullanacağız. Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarına kur koruması sağlanması da dönemin şartları gözetilerek oluşturulmuş önemli bir araç. Diyoruz ya, bunu stabil hale getirmiş olacağız. Bu araç özellikle vatandaşı rahatlatacak. ‘Ben bu araca giderken bir defa kaybım olmayacak.’ diyecek. Bu araç sayesinde de kurdaki oynaklığın kontrol altına alınmasına katkı sağlanıyor ve sonuçları itibarıyla toplumun tüm kesimleriyle finansal ve ekonomik sisteme fayda sağlamış oluyoruz. İlaveten bu uygulamadan isteyen her vatandaşımız faydalanacak, belli bir kesim diye bir şey yok. İstikrarın sağlanması adına yeni geliştirilen bu aracın Anayasa’ya aykırılık teşkil etmesi söz konusu değil. Aksine, yürütmenin fonksiyonlarının doğal bir gereğidir. Biz bunu böylece gerçekleştirmiş oluyoruz. Daha önce, geçmişte de uygulanmış olan bu adımı, şimdi biz yeniden uygulamak suretiyle çok kısa bir zamanda nasıl bu işi stabil hale getirdiysek, bundan sonraki süreçte de bu stabil olarak inşallah yürümüş olacak ve bizim paramız kurdaki bu oynaklıklara esir olmayacak. Stabil bir kur olayı gerçekleşmiş olacak.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***