Etiket: Recep Tayyip Erdoğan

  • İsrail ile Türkiye arasındaki doğal gaz boru hattı projesi Rus gazına karşı Avrupa için çözüm mü?

    İsrail ile Türkiye arasındaki doğal gaz boru hattı projesi Rus gazına karşı Avrupa için çözüm mü?


    Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Avrupa’da ortaya çıkan doğal gaz sorununa alternatif arayışlarında Türkiye-İsrail seçeneği kuvvetleniyor.

    Reuters’ın kulis haberine göre, Ankara ile Tel Aviv arasında bu konuda perde arkasında görüşmeler yapıldığı ileri sürülürken iki ülkenin de sanayicileri ve hükümet yetkilileri bir anlaşmaya varılması için “zorlu manevraların” gerektiğini belirtiyor.

    Yıllar öncesine dayanan fikir, İsrail’in deniz aşırı en büyük doğal gaz sahası Leviathan’dan Türkiye’ye deniz altından boru hattı döşenmesi olarak özetleniyor. Türkiye’ye ulaşacak gazın ardından Rusya’dan uzaklaşmak isteyen komşu güney Avrupa ülkelerine gönderilmesi planlanıyor.

    Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta gaz işbirliğinin “ikili ilişkiler için birlikte atılabilecek en önemli adımlardan biri” olduğunu söyledi ve gazetecilere, yıllardır devam eden boru hattı fikrini canlandırmak için İsrail’e üst düzey bakanlar göndermeye hazır olduğunu ifade etti.

    Reuters’a konuşan üst düzey bir Türk yetkili ise, görüşmelerinin İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un bu ayın başlarında Ankara’yı ziyaret etmesinden bu yana devam ettiğini ve önerilen rota ve katılımcı kuruluşlar hakkında önümüzdeki aylarda “somut kararların” alınabileceğini söyledi.

    Sanayi dünyasından boru hattı projesine ‘çekimser’ yaklaşım’

    Siyasi ilişkilerdeki olumlu gelişmelere rağmen sanayi dünyası boru hattı projesine ihtiyatlı yaklaşıyor. Zira birçok sanayicide üretim kısıtlamaları ve jeopolitik meseleler nedeniyle projenin suya düşebileceği endişesi hakim.

    Amerikan Chevron ve İsrailli NewMed Energy ve Ratio Oil tarafından işletilen Leviathan, hali hazırda İsrail, Ürdün ve Mısır’a doğal gaz sağlıyor. Yıllık üretimin 12’den 21 milyar metreküpe çıkarılması ve bu miktarın Avrupa’ya ihraç edilmesi planlanıyor.

    Avrupa Birliği’nin Rusya’dan yılda 155 milyar metreküp doğal gaz aldığı ve bu miktarın tüketimin sadece yüzde 40’ına denk geldiği göz önünde bulundurulduğunda İsrail ile Türkiye arasındaki kurulması söz konusu olabilecek doğal gaz hattının Rusya’ya bağlılığı sadece kısmi olarak azaltabileceği ortaya çıkıyor.

    İsrail Enerji Bakanı Karine Elharrar geçen pazar Ynet News’e verdiği demeçte, mali konular da dahil olmak üzere birçok hususun henüz masaya yatırılmadığını söyledi.

    “(Projenin) Ekonomik olarak uygulanabilir bulunması gerekiyor” diyen bakan, şu anda bunun “kesinlik” kazanmadığının altını çizdi.

    Enerji koridoru

    İsrail ve Türkiye, başta İsrail-Filistin meselesi gibi birçok sorun nedeniyle on yılı aşkın süredir yaşanan diplomatik bir açmazı aşmak için adımlar atmaya başladı. Özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra Avrupa’nın enerji kaynaklarına alternatif bulmaya daha kararlı hale gelmesi, iki ülke arasındaki enerji ortaklığını kilit bir konu haline getirebilir.

    Reuters’a, “İsrail ile yakın zamanda bir yakınlaşma oldu ve doğal gazının Türkiye’den Avrupa’ya geçmesini istiyoruz” açıklamasında bulunan bir Türk yetkili, “İsrail buna olumlu bakıyor, bazı görüşmeler yapıldı ve bunu yapmak için bir irade var” diyor.

    Yıllık 50 milyar küp doğal gaza ihtiyaç duyan Türkiye, bu fosil yakıtın neredeyse tamamını Rusya ve Azerbaycan’dan boru hatları vasıtasıyla ithal ediyor. Jeopolitik pozisyonu nedeniyle de bir doğal gaz dağıtım üssü olarak avantajlı bir konumda bulunuyor. İsrail doğal gazının Türkiye’ye ulaşması aynı zamanda ülkede yaşanan enerji krizi ve zamlanan faturaların da önüne geçilmesini kolaylaştırabilir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya: ‘İstanbul’daki müzakereler ne çok umut vericiydi ne de bir atılım sağlanabildi’

    Rusya: ‘İstanbul’daki müzakereler ne çok umut vericiydi ne de bir atılım sağlanabildi’


    Kremlin yönetimi, Ukrayna ile Rusya delegasyonları arasında dün İstanbul’da gerçekleştirilen müzakerelerin ne “çok umut verici” geçtiğini ne de bir “atılım” sağlandığını duyurarak müzakerelerde ilerleme umutlarını azalttı.

    Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü Dmitri Peskov gazetecilere verdiği demeçte, “Şu anda çok umut verici bir şey veya herhangi bir atılım bildiremiyoruz. Yapılması gereken çok iş var” dedi.

    Yine de Ukrayna tarafının “sonunda önerilerini somut bir şekilde formüle etmeye ve yazılı hale getirmeye başladığını” belirten Peskov bu durumu “olumlu” olarak nitelendirdi.

    Müzakerelerin “ihtiyatlı bir şekilde” gerçekleşmesi gerektiğine inandıklarının da altını çizen sözcü, “Müzakerelerin konuları hakkında kamuoyuna açıklama yapmaktan dikkatli bir şekilde kaçınıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Peskov’un açıklamaları İstanbul’daki müzakerelere katılan Rus yetkililerin çok daha olumlu olanlarıyla tezat biri durumu da ortaya koydu.

    Görüşmelerin sonunda, Rus heyetinin başkanı ve Kremlin temsilcisi Vladimir Medinski, “önemli görüşmeler” yapıldığını bildirmiş, Ukrayna’nın bir anlaşma için “açık” tekliflerinin “çok yakında incelenip Vladimir Putin’e sunulacağını” söylemişti.

    Rusya Savunma Bakan Yardımcısı da Moskova’nın Ukrayna’nın kuzeyindeki “Kiev ve Çernigiv bölgesindeki askeri operasyonlarını radikal bir şekilde azaltacağını” açıklamıştı.

    Bu açıklamalar, Batılı başkentler tarafından şüpheyle karşılanmış, Moskova “iyi niyet maskesi arkasında müzakere edilmiş bir çözüm aramamakla” suçlanmıştı.

    Ukrayna’nın Çernigiv valisi de Rusya’nın sözüne rağmen bombalamaların “bütün gece” gerçekleştiğini söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İstanbul’da Rusya-Ukrayna müzakeresi | Erdoğan: Somut sonuç alma dönemi geldi

    İstanbul’da Rusya-Ukrayna müzakeresi | Erdoğan: Somut sonuç alma dönemi geldi


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, müzakere için İstanbul’a gelen Ukrayna ve Rusya heyetlerine seslendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bölgesinde pek çok acıya şahitlik etmiş bir ülke olarak Karadeniz’in kuzeyinde benzer bir tablonun ortaya çıkmaması için çalıştık, çabaladık” dedi.

    “Çatışmalar, dostunuz ve komşunuz olarak bizleri gerçekten derinden üzüyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sahibi olduğumuz uluslararası platformlarda iki tarafın (Ruysa-Ukrayna) da hakkını, hukukunu, hassasiyetlerini koruyan kollayan gözeten, adilane bir yaklaşım sergiledik” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan “Adil bir barışın kaybedeni olmayacağına inanıyoruz. Çatışmanın uzaması hiç kimsenin yararına değildir” diyerek trajediyi durdurmanın tarafların elinde olduğunu vurguladı.

    Erdoğan, “Bir an önce barışın sağlanması herkesin faydasına olacaktır. Görüşmelerden artık somut sonuçlar alınması gereken döneme girildiğini düşünüyoruz. Dünya sizlerden gelecek hayırlı ve müjdeleri haberleri bekliyor. İşinizi kolaylaştıracak her türlü katkıya hazırız” dedi.

    Türkiye’nin görüşmelerde arabuluculuk rolünün bulunmadığına dikkat çeken Erdoğan buradaki müzakerelerin liderler temasını mümkün hale getireceğini belirtti ve “Böyle bir görüşmeye ev sahipliği yapmaya da hazırız” dedi.

    Müzakere heyetleri İstanbul’da

    İki ülke heyetleri İstanbul’da bir araya geliyor. Kaldıkları otellerden ayrılan Rus ve Ukrayna müzakere ekibi görüşmelerin yapılacağı Dolmabahçe’de Çalışma Ofisi’ne gitti. Ukrayna heyetine Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı’nın Danışmanı Mihaylo Podolyak, Rus ekibine ise Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Vladimir Medinsky liderlik ediyor.

    Rusya’nın Ukrayna işgalinde bir ay geride kalırken, taraflar arasındaki savaş devam ediyor. İki taraf arasında yapılan müzakerelerden bugüne kadar sonuç alınamadı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan’ın ‘4 başlıkta mutabakat var’ açıklamasına Kuleba’dan yanıt: Müzakerelerde ilerleme yok

    Erdoğan’ın ‘4 başlıkta mutabakat var’ açıklamasına Kuleba’dan yanıt: Müzakerelerde ilerleme yok


    Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmytro Kuleba, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Moskova ve Kiev’in ‘4 başlık üzerinde mutabakat varmış gibi bir durum söz konusu’ sözleri üzerine açıklama yaptı. Ukraynalı Bakan Kuleba, müzakerelerde bir ilerleme olmadığını söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları üzerine görüş bildiren Ukrayna Dışişleri Bakanı Kuleba, Rusya ile yapılan müzakerelerde ilerleme olduğu yönündeki fikri reddetti. Kuleba, “Müzakere süreci çok zorlu. Ukrayna delegasyonu güçlü bir pozisyon aldı ve taleplerinden vazgeçmek istemiyor. Ateşkes, güvenlik garantileri ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğü konusunda ısrarcıyız” ifadelerini kullandı. Kuleba ayrıca, Ukraynaca’nın da ülkenin tek resmi dili olmaya devam edeceğini söyledi.

    Kuleba açıklamalarında ülkesinin ” Türkiye’nin siyasi ve insani yardımının yanı sıra Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sona erdirilmesini amaçlayan diplomatik gayretlerinden dolayı samimiyetle minnettar olduğunu” belirtti.

    Rus müzakere ekibi de görüşmelerin video konferans yöntemi ile kesintisiz sürdüğünü ancak net bir ilerleme olmadığını duyurdu.

    Erdoğan: Özellikle 4 başlık üzerinde mutabakat varmış gibi bir durum söz konusu

    Erdoğan NATO Olağanüstü Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi için gittiği Belçika’daki temaslarını tamamlayarak Türkiye’ye dönerken uçakta gazetecilere gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunmuş ve Rusya’nın Ukrayna işgalinde taraflar arasında yürütülen müzakerelere ilişkin şu ifadeleri kullanmıştı:

    “Özellikle 4 başlık üzerinde mutabakat varmış gibi bir durum söz konusu. Bunlardan bir tanesi özellikle bu NATO meselesiyle ilgili. Ukrayna ilk başlarda bu konuya önemle asılıyordu ama daha sonra NATO üyeliğinden çekilebileceğini Zelenskiy ifade etmeye başladı. Bir diğer konu, özellikle Rusça’nın resmi dil olarak kabul edilmesi meselesi. Zelenskiy bunu da kabul etti. Zaten Rusça Ukrayna’nın hemen her yerinde konuşulan bir dil. Bu noktada da bir sorun yok. Bir diğer konu silahsızlanma meselesi. Tabii Ukrayna bir devlet, yani silahsızlanmayı A’dan Z’ye kabul söz konusu değil. Ama bu konu da anlaşılamaz değil. Yani orada da belli tavizlerin verilebileceğini Ukrayna tarafı ifade etti. Dördüncü konu, ki yine Ukrayna’nın da burada bir mutabakatı var; o da bu kolektif güvenlik dedikleri mesele. Bu konuda da Ukrayna olumlu bir yaklaşım ortaya koydu. Ama tabii Ukrayna Kırım ve Donbas konularında bu kadar rahat değil. Donbas meselesinde en sonda güzel bir adım attı, bana göre akıllı bir liderlik diyebiliriz ve ‘Bu konuda referanduma gitmem gerekir’ dedi. Bu konuyla orayı kestiler. Şu anda böyle bir durum var. Kaldı ki Rusya 2014’te Kırım’ı işgal ettiği zaman, biz çok açık, net bu işgale karşı çıkmıştık ve o günden sonra da Putin ile yaptığım her görüşmede bu işgale karşı çıktığımızı hep söylemiştim. Ama o zaman Batı bu işgale bugün olduğu gibi çok açık, net bir tavır koymamıştı”.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan, Türk savunma sanayine uygulanan ambargoların kalkması için NATO üyelerine çağrı yaptı

    Erdoğan, Türk savunma sanayine uygulanan ambargoların kalkması için NATO üyelerine çağrı yaptı


    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk savunma sanayine uygulanan ambargoların kalkması için NATO müttefiki ülkelere çağrı yaptı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Olağanüstü Liderler Zirvesi’nin ardından açıklama yaptı. Rusya’nın Ukrayna işgali sonrası olağanüstü NATO toplantısına katılan Erdoğan, yaklaşık 60 bin Ukraynalı mültecinin Türkiye’ye gittiğini duyurdu. Erdoğan, “Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere herkes kapısına gelen mültecileri desteklemeli, sıkıntılarının hafifletilmesi için elini taşın altına koymalıdır.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bazı satır başları şöyle:

    “NATO’nun, mevcut savaş ortamında Ukrayna’ya siyasi ve pratik desteğini sürdürürken gerçekçi ve stratejik bir yaklaşımla hareket etmesi şarttır.”

    “Türkiye, ittifak dayanışmasını esas alarak NATO’nun caydırıcılık ve savunma tedbirlerine katkıyı sürdürecek. Müttefiklerimizden aynı dayanışmayı bekliyoruz”

    “Türk savunma sanayi ürünlerinin başarıları ortadayken bu alanda karşılaştığımız engellemelerin hiçbir makul gerekçesi olamaz.”

    “Savunma sanayimizin önüne bizzat bazı müttefiklerimiz tarafından konan kısıtlamaların artık kaldırılması ortak menfaatimizedir.”

    “Müttefikler arasında gizli-açık ambargoların bırakın uygulanmasını, gündeme dahi gelmemesi gerekir. Bu konudaki beklentilerimizi liderlerle paylaştım.”

    “Geldiğimiz noktada başta BM Güvenlik Konseyi olmak üzere küresel güvenlik mimarisinin ciddi bir reforma tabi tutulması kaçınılmazdır.”

    “(Rusya-Ukrayna savaşı) Türkiye’nin ara buluculuğuna yönelik olumlu bir talep, teklif gelirse zaten buna hazırız. Bu adımı atmaya hazır olduğumuzu söyledik.”

    “Putin ve Zelenskiy ile görüşmelerimizi devam ettireceğiz, gayretimiz iki lideri bir araya getirmek suretiyle özellikle bir barış atmosferini oluşturmak.”

    “Nihai çözümün Rusya ve Ukrayna ile uluslararası kamuoyunun kabul edeceği muteber bir formüle dayanması gerektiğini düşünüyoruz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP lideri Kılıçdaroğlu: Beşli çetenin hamisi ve pazarlamacısı Erdoğan’dır

    CHP lideri Kılıçdaroğlu: Beşli çetenin hamisi ve pazarlamacısı Erdoğan’dır


    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Edoğan’ın “beşli çetenin hamisi ve pazarlamacısı” olduğunu belirtti. Ana muhalefet lideri “Milletin hakkını hukukunu savunmak varken milletin cebinden parayı alıp da beşli çeteye tahsis etmek hangi adalette, hangi hukukta, hangi ahlakta vardır?” diye sordu.

    Kılıçdaroğlu partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada iktidarın, Türkiye’nin bütün kaynaklarını başta Londra’daki bir avuç tefeciye, sonra ülkedeki tefecilere verdiğini iddia eden Kılıçdaroğlu, politika faizinde indirime gidilmesinin vatandaşın sırtına daha ağır faiz bindirdiğini söyledi.

    Türk halkının bir avuç yabancıya çalışıldığını iddia eden Kılıçdaroğlu, “84 milyon kişiyi kime mahkum ettiler? Bir avuç kişiye mahkum ettiler. Bunlar devleti mi yönetiyor? Devleti yönetmiyorlar. Bunlar başka bir işin peşindeler. Türkiye’yi bir sömürü alanı haline getirdiler. Bugün için, her ay 1 milyar 551 milyon dolar faiz ödüyoruz yabancılara. Her gün, akşam olduğunda 51 milyon dolar faiz ödeyeceğiz. 51 milyon 7 bin 895 dolar faiz ödeyeceğiz. Her saat 2 milyon 125 bin dolar faiz ödeyeceğiz” diye konuştu.

    “Bir faiz belası vardı, şimdi de taahhüt belası var”

    Kamu-özel işbirliği, yap-işlet devret modelinin Türkiye’nin başına bela olduğunu “Bir faiz belası vardı, şimdi de taahhüt belası var” sözleriyle ifade eden Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘bu devletin cebinden, kasasından, kesesinden bir kuruş para çıkmaz’ dediğini hatırlattı ve ‘Arada fark çıkarsa onu devletin bütçesinden biz öderiz’ ifadelerini öne çıkararak eleştiride bulundu.

    İktidarın halkı yalnızca faiz batağına değil, taahhüt batağına da soktuğunu belirten ana muhalefet lideri dört örnek vererek konuyu açıkladı.

    Örneklerde yer alan şehir hastaneleri, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osman Gazi Köprüsü ve Kütahya Zafer Havalimanı’nın maliyetiyle taahhüt bedelleri arasındaki on milyarlarca dolarlık büyük farka dikkat çeken Kılıçdaroğlu “Bunlar sıradan rakamlar değil, bunlar sadece beşli çeteye bırakılacak kadar küçük rakamlar da değil” diye konuştu ve iktidara geldiklerinde bu paralardan nasiplenenleri tek tek ortaya çıkaracaklarını ve paraları hepsini geri alacaklarını kaydetti.

    Kılıçdaroğlu “Beşli çetenin hamisi ve pazarlamacısının adı Recep Tayyip Erdoğan’dır” ifadelerini kullandı.

    “Bürokrasi devletin omurgasıdır”

    Bürokrasiyi “devletin omurgası” olarak tanımlayan Kılıçdaroğlu Fransa’da yabancı yatırımcılarla bir araya gelen Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin “En sevmediğim konu da şu yatırımcılara zorluk çıkaran mevzuat ya da bürokrasidir. Hep beraber kavga edelim, bürokrasiyi alaşağı ederiz, arkamızda Cumhurbaşkanımız var rahat olun, mevzuatı da değiştiririz” ifadelerini değerlendirdi.

    “Yabancılar neden gelmiyor? diye soran Kılıçdaroğlu “Sizin istediğiniz gibi mevzuatı değiştiririz diyorsan, yarın da başkası istediğinde ben o mevzuatı da değiştiririm” denmesinin istikrarsızlığa yol açtığını ve yabancı yatırımcıları tedirgin ettiği ileri sürdü.

    “Boğaziçi Üniversitesi sıradan bir okul değil, Türkiye’nin göz nuru”

    Kemal Kılıçdaroğlu, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki protesto eylemleriyle ilgili yargılanan öğrencilerin davasında tam bir garabet yaşandığını savunarak başarılı öğrencilerin yurt dışı yasaklarının halen devam ettiğini söyledi.

    “Tepeden inme, hukuksuz bir şekilde üniversitedeki demokratik atmosferi yok ediyorsanız ve öğretim üyeleri 21inci yüzyılın Türkiye’sinde ‘Biz bu yönetimi istemiyoruz’ diye aylardır gösteri yapıyorlarsa, haklarını arıyorlarsa bütün yeni açtıkları fakülteleri, programları iktidara geldiğimizde tamamını kapatacağız. Boğaziçi Üniversitesi gerçek anlamda Boğaziçi Üniversitesi olacak. Atamayla, torpille gelen, liyakatle gelmeyen, üniversitenin koşullarını taşımayan, haksız hukuksuz şekilde belli makamlara gelenlerin de görevlerine son vereceğiz. Burası sıradan bir okul değil, Türkye’nin göz nuru” diye konuştu ve yerleşkeyi de eski hukuki statüsüne kavuşturacaklarını belirtti.

    “Herkes özgürce, yasal ölçüler içinde gösterisini yapabilmeli”

    Gösteri yapmanın, demokrasilerde anayasal bir hak olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, “Furkan Vakfı’nı seversiniz sevmezsiniz, katılırsınız katılmazsınız, onlar da yürüyüş yapmak istiyorlardı. Orantısız güç kullanıldı. Cumhuriyet tarihinde ilk kez başörtülü kadınlar bu kadar ağır bir zulümle karşı karşıya kaldılar” dedi ve iktidara geldiklerinde herkesin düşüncesine, inancına, kimliğine, yaşam tarzına saygı göstereceklerinin, herkesin özgürce, yasal ölçüler içinde gösterisini yapabileceğinin altını çizdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: Vatandaşımızı enflasyona ezdirmemek boynumuzun borcudur

    Erdoğan: Vatandaşımızı enflasyona ezdirmemek boynumuzun borcudur


    Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’ndaki “Kuruluşundan Günümüze Milletvekilleri ve İl Başkanları Toplantısı”nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hayat pahalılığının önüne geçmek, vatandaşımızı enflasyona ezdirmemek boynumuzun borcudur.” dedi.

    AA’nın haberine göre, ekonomi programında köklü bir değişikliğe gitme zaruretiyle karşılaştıklarını anlatan Erdoğan, halen elektrik ve doğal gazda ciddi sübvansiyon yaptıklarını söyledi.

    Kurdaki istikrarsızlığı ciddi oranda kontrol altına aldıklarını belirten Erdoğan, “Evet, hayat pahalılığı vardır ama insanların düne göre biraz daha az miktarda alabiliyor olsa da istedikleri her ürüne erişiminin olduğu bir ülkede yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Elektrik ve doğal gaz desteği için ciddi oranda sübvansiyon yaptıklarını belirten Erdoğan şunları söyledi:

    “Ülkemizi klasik, faiz, kur, enflasyon kabullerinin dışına çıkartarak kendi ihtiyaçlarımıza uygun, önümüze çıkan fırsatları değerlendirebilmemize imkan sağlayacak yeni bir ekonomi programını hayata geçirdik. Hem kurdaki yükseliş hem de küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmanın tetiklediği hayat pahalılığına karşı vatandaşlarımızı koruma altına alacak politikalara yöneldik. Bu doğrultuda asgari ücret artışından memur ve işçi maaşlarına yapılan zamlara, sosyal desteklerin yelpazesinin genişletilmesinden enerji sübvansiyonlarına kadar pek çok adımı attık. Sadece elektrik, doğal gaz ve akaryakıt desteği için geçen yıl 165 milyar liralık bir kaynak kullandık. Vergi kayıplarıyla bu rakam 200 milyar liranın üzerindedir.”

    “Her hesabı Türkiye ile gelişmiş Avrupa ülkelerindeki asgari ücret karşılaştırmasıyla yapanlar bir de bu mukayeseyi, insanların alışageldiği hayat biçimleri, satın alma güçleri bakımından yapsınlar da ortaya çıkan fotoğrafı görsünler.” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Kiradan benzine, yol parasından yiyeceğe, kıyafetten doğal gaza bu mukayeseyi yaptığınızda gerçek durum daha iyi anlaşılacaktır. İstihdamı yani insanımızın çalıştığı işini, oradan elde ettiği gelirini koruma öncelikli ekonomi politikamızı sürdüreceğiz. Sosyal destek programlarımızın etkinliğini artırarak hiçbir vatandaşımızın sahipsiz, aç, açıkta, umutsuz kalmadığı bir sistemle hedeflerimize doğru yürümeyi sürdüreceğiz. Salgın döneminde üretim ve lojistik gücümüzün cazibesi artmış, ihracatımız rekor üstüne rekor kırarak büyümüştür. Ukrayna kriziyle birlikte finans ve turizm gibi hizmet sektörlerinde de ülkemizin yıldızı yükselişe geçti. İnşallah bu fırsatları en iyi şekilde değerlendirerek ülkemizin dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına çıkarma sözümüzü yerine getireceğiz. Seçim sürecine hem bu sıkıntılar hem bu fırsatlarla birlikte giriyor olmamız, kendimizi doğru şekilde anlatarak her kesimden insanımızın gönlünü kazanmamızın şart olduğuna işaret ediyor. Bu konuda en büyük desteği de sizlerden bekliyoruz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: Seçim kanunu teklifiyle tabela partilerinin siyaseti manipüle etmelerinin önüne geçilecek

    Erdoğan: Seçim kanunu teklifiyle tabela partilerinin siyaseti manipüle etmelerinin önüne geçilecek


    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, hazırlanan seçim kanunu teklifiyle tabela partilerinin siyaseti manipüle etmelerinin önüne geçmeyi hedeflediklerini söyledi. Ana muhalefetteki CHP ise, teklifi “demokrasiye ihanet” olarak niteledi.

    Partisinin genel merkezinde genişletilmiş il başkanları toplantısında konuşan Erdoğan seçim kanunu teklifiyle ilgili görüşlerini açıkladı.

    Erdoğan konuşmasında özetle şu mesajları verdi:

    “Seçim Kanunu’ndaki düzenleme en çok CHP milletvekillerini rahatlatacak çünkü bu milletvekilleri seçim öncesi başka partilere altın tepside ikram ediliyordu”

    “CHP, mensuplarının seçilmesi gereken yerlerin bir kısmını diğer partilerin adaylarına peşkeş çekiyordu. Bu garabetin önüne geçiliyor”

    “Seçime katılmak için Meclis’te grup kurmak yeterli olmayacağı için siyasi mühendislik gayretinin ürünü taşınmalara ihtiyaç olmayacak”

    “Muhalefet, eser ve hizmet merkezli tartışmalardan ısrarla kaçıyor”

    CHP: Seçim kanunu teklifi demokrasiye ihanet

    Bu arada CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, seçim kanunu teklifini, “demokrasiye ihanet” olarak niteledi.

    “Bu teklif, Türk siyasetine, seçim hukukuna açıkça bir ihanettir ve büyük bir korkunun da çaresizliğin de göstergesidir.” diyen Erkek, “Yüzde 7 gibi çok yüksek bir seçim barajını ‘makul’ bir oran olarak görmek, başlı başına büyük bir çelişki. Hani bu sistemde baraj olmayacaktı?” dedi.

    Erkek, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmada, “Hiçbir katılımcılık yok, toplumsal uzlaşma yok, muhalefetle, sivil toplumla görüşmek yok. Kendi mutfaklarında bir yıl tuttular ve bugün getirdiler, Meclis’e sundular.” dedi.

    Erkek, seçimlerde siyasi partilerin yarıştığını, devletin taraf olamayacağını belirterek, “Şimdi istiyorlar ki seçimlere az bir zaman kala oyunun kuralını değiştirelim, bizim genel başkanımız, adayımız, cumhurbaşkanı forsuyla tüm devleti arkasına alarak bu seçimlerde diğer adaylarla yarışsın.” ifadesini kullandı.

    Muhalefet partilerinin 6 lideri 27 Mart’ta akşam yemeğinde buluşacak

    Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Erkek, “Altı muhalefet partisi liderinin bir sonraki buluşmasına” ilişkin soru üzerine, “27 Mart’ta altı siyasi partinin genel başkanları akşam yemeğinde bir araya gelecekler. Herhalde saat 19.00 olur.” yanıtını verdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Rusya ve Ukrayna’ya gidecek

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Rusya ve Ukrayna’ya gidecek


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, başkanlık ettiği Cumhurbaşkanlığı Kabine toplantısı sonrası açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Rusya ve Ukrayna’ya gideceğini söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan kabine toplantısının ardından gündemi değerlendirdi. Üç gün süren Antalya Diplomasi Forumu’na 75 ayrı ülkeden, 17 devlet, hükümet başkanı, 80 bakan ve 39 uluslararası teşkilat temsilcisinin katıldığını hatırlatan Erdoğan, forumu ‘Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada giderek artan gücünün cazibesinin en somut tezahürlerinden biri’ olarak niteledi.

    Foruma katılanlar arasında 200 civarında görüşme yapıldığını vurgulayan Erdoğan şunları söyledi:

    “Her ne kadar somut bir neticeyle sonuçlanmamış olsa da diplomasi ve diyalog kapılarını açması bakımından çok önemliydi. Dışişleri Bakanımızı bugün Rusya’ya gönderiyorum. Yarın Moskova’da temaslarda bulunacak. Perşembe günü de Ukrayna’ya geçecek. Kendisi her iki tarafla da yapacağı görüşmelerle ateşkesin ve barışın sağlanması yolundaki gayretlerimizi sürdürecektir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ankara’ya gelen Almanya Başbakanı Scholz’dan AB, Rusya ve enerji konularında önemli mesajlar

    Ankara’ya gelen Almanya Başbakanı Scholz’dan AB, Rusya ve enerji konularında önemli mesajlar


    Resmi temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya gelen Almanya Başbakanı Scholz, iki ülke ilişkilerinin yanı sıra Rusya’nın Ukrayna işgali, enerji, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Türkiye-AB ilişkileri konularında önemli mesajlar verdi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Almanya Federal Cumhuriyeti Şansölyesi Olaf Scholz’u resmi törenle karşıladı.

    Baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan, Ukrayna işgaliyle ilgili “Avrupa güvenliğine yönelik önlemleri alırken diğer yandan çözüme dönük diplomatik çabaların hızlandırılmasında mutabık kaldık.” dedi.

    Erdoğan ayrıca “Almanya ile 2020’de 38 milyar dolar civarında olan ikili ticaret hacmimiz 2021’de 41 milyar doları aştı. Bu rakamı 50 milyar dolara taşımakta kararlıyız.” diye konuştu.

    Scholz: Enerji alanındaki işbirliği çok önemli

    Almanya Şansölyesi Scholz ise Rusya lideri Putin’e Ukrayna konusunda çağrıda bulunarak, “Artık durun diyoruz” dedi.

    “AB ile Türkiye arasında enerji alanındaki işbirliği çok önemli” diyen Scholz, Türkiye ile AB arasında üst düzey diyalog formatlarını devreye sokacaklarını söyledi.

    Scholz ayrıca, “Montrö anlaşması uyarınca Boğazların savaş gemilerine kapatılmasının önemli bir katkı olduğunu düşünüyoruz. Ukrayna kendisi için neyin doğru olduğuna kendi karar vermeli” diye konuştu.

    Scholz, Türkiye ile ilişkilerde büyük potansiyel bulunduğunu ve bunu daha iyi değerlendirmek istediklerini belirtti.

    Türkiye, Rusya’dan silah satın almaya devam edecek mi?

    Erdoğan, basın toplantısında yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın işgali göz önüne alındığında Türkiye’nin Rusya’dan gelecekte silah satın alıp almayacağını söylemek için erken olduğunu, Ankara’nın koşullara göre karar vereceğini bildirdi.

    Türkiye’nin Ukrayna’ya NATO müttefiklerinin Rusya ile bağlarına rağmen yapamadığı şekilde askeri destek sağladığını ifade eden Erdoğan, Ankara’nın Kiev’e askeri desteğinin devam edeceğini bildirdi.

    NATO üyesi Türkiye, Rusya’dan S-400 savunma sistemleri almasının ardından ABD’nin askeri silah yaptırımlarına hedef olmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***