Etiket: Polis

  • İstanbul polisi ‘ABD’li diplomat yakaladık’ dedi, Washington yalanladı

    İstanbul polisi ‘ABD’li diplomat yakaladık’ dedi, Washington yalanladı


    Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye’den İstanbul’da bir Suriyeliye pasaport satmak suçlamasıyla tutuklanan kişinin mesleği hakkında farklı açıklamalar yapıldı. İstanbul polisi yakalanan kişinin diplomat olduğunu açıkladı, ancak ABD bu iddiayı yalanladı.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamada, 11 Kasım 2021’de saat 17.00 sıralarında İstanbul Havalimanından Almanya’ya gitmek isteyen Suriye uyruklu R.S’nin pasaport noktasında yapılan kontrollerinde başka bir şahsa ait pasaportla yurt dışına çıkmaya çalıştığının tespit edildiği aktarıldı.

    Emniyet açıklamasında Suriyeli R.S’nin kaçmaya çalışırken kullandığı pasaportun ABD’nin Beyrut Konsolosluğu’nda diplomat olarak görevli yapan D.J.K. isimli şahsa ait olduğu ifade edildi. İstanbul polisi, kamera görüntüleri incelemesinde, iki şüphelinin havalimanı içerisinde buluşarak kıyafetlerini değiştirdiklerini ve Suriyeli R.S’nin, Amerikalı diplomat D.J.K‘den pasaportu aldığını duyurdu.

    ABD’den açıklama

    İstanbul polisi ABD’li diplomatın pasaport değişimi için 10 bin dolar para aldığını söylerken, Washington’da olaya ilişkin açıklama yapıldı. ABD Dışişleri Bakanlığı, bir vatandaşlarının Türkiye’de tutuklu olduğunu bildiklerini belirterek, “Bu kişi ABD diplomatı değil. Uygun konsolosluk hizmetlerini sağlıyoruz” ifadelerini kullandı.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden dün yapılan açıklamanın sonunda şu bilgiler yer almıştı:

    “Yapılan üst aramasında ise Amerikan vatandaşı D.J.K. isimli şahıstan zarf içerisinde 10 bin dolar ve yine kendi adına ait diplomatik pasaport çıkmıştır. Adli makamlara sevk edilen şahıslardan sahte pasaport kullanarak ülkeden çıkış yapmaya çalıştığı tespit edilen Suriye uyruklu R.S. isimli şahıs hakkında ‘Resmi belgede sahtecilik’ suçundan işlem yapılarak serbest bırakılmıştır. Amerikan vatandaşı olan D.J.K. isimli şahıs ise tutuklanarak cezaevine teslim edilmiştir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Aleyna Tilki hakkında 5 ay hapis cezası

    Aleyna Tilki hakkında 5 ay hapis cezası


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’de siyahi Floyd’u öldürmekten 22,5 yıl ceza alan Chauvin suçunu itiraf etti

    ABD’de siyahi Floyd’u öldürmekten 22,5 yıl ceza alan Chauvin suçunu itiraf etti


    ABD’de siyahi George Floyd’u öldürmekten suçlu bulunarak 22,5 yıl hapis cezası alan eski polis memuru Derek Chauvin, Floyd’un ölümüyle ilgili federal suçlamaları kabul etti.

    Eski Minneapolis polis memuru Derek Chauvin, George Floyd’un medeni haklarını ihlal etmek ve bir davayı engellemekle ilgili federal suçlamaları kabul ettiğini açıkladı.

    Beyaz Amerikalı polis, turuncu mahkum elbisesiyle çıkarıldığı federal mahkemede, hakimin sorusuna daha öncekinin aksine “suçluyum” diye yanıt verdi.

    Federal suçlamalar, Chauvin’in Floyd’u yerde direnmeden yatarken ve elleri arkadan kelepçeliyken boynuna diziyle bastırarak haklarından mahrum ettiği ve tıbbi bakım sağlamadığı iddialarını içeriyordu.

    Chauvin’in itirafının hapis süresini uzatması beklenirken, Yargıç Paul Magnuson ceza için bir tarih belirlemedi.

    George Floyd olayı

    Minnesota’nın Minneapolis kentinde, polis memuru Derek Chauvin, 25 Mayıs 2020’de, 46 yaşındaki siyahi George Floyd’u dolandırıcılık şüphesiyle gözaltına aldığı sırada, 9 dakika 29 saniye boyunca diziyle boynuna basarak ülke gündemine damga vurmuştu.

    Dakikalarca “nefes alamıyorum” diye yalvaran Floyd, olay yerine gelen acil sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılmış, daha sonra öldüğü belirtilmişti.

    Olayla ilgili görüntüler ülkede siyahilere yönelik polis şiddeti tartışmalarını alevlendirmiş ve birçok şehirde aylarca süren şiddetli protestolara neden olmuştu.

    Floyd’un ölümüne neden olmakla suçlanan Chauvin, olaydan 4 gün sonra gözaltına alınmış, hakkında açılan 2. ve 3. dereceden cinayet ve 2. dereceden adam öldürme suçlamalarıyla yargılanarak 22,5 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

    Chauvin, ayrıca 2017’de kelepçeli şekilde yerde yatan 14 yaşındaki siyahi bir çocuğun ensesine diziyle basmakla suçlandığı ayrı bir davada da yargılanıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yunan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’de gözaltına alınan Yunan polisle ilgili bilgi istedi

    Yunan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’de gözaltına alınan Yunan polisle ilgili bilgi istedi


    Bir Yunan polisi ve yanındaki kadının Türkiye’de gözaltına alındığı bildirildi. Yunan basında çıkan haberlere göre Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’nın Türk makamlarından olayla ilgili resmi açıklama talep etti.

    Yerel basına yansıyan haberlerin bır kısmında Yunanistan’ın kuzeydoğusunda Türkiye sınırındaki Evros bölgesinden olduğu belirtilen polis ve yanındaki kadının İstanbul’a yaptıkları seyahat sırasında yasak bölgeye girmeleri üzerine gözaltına alındı.

    Ekathimerini gazetesi olayın tam olarak nerede gözaltına alındığının bilinmediği, olayın Yunanistan sınırındaki Edirne’de de yaşanmış olabileceğini yazdı.

    Gazete henüz doğrulayamadıkları haberlere göre yanlışlıkla Meriç nehri yakınındaki bir askeri bölgeye giriş yaptığı sanılan kişilerin “gümrükle ilgili bir suçtan gözaltına alındığını aktardı. Gazeteye göre polisin gözlatına alındığı bilgisi işe dönmemesi üzerine öğrenildi.

    Haberlerde, 41 yaşındaki polis memurunun Türkiye’ye seyahat eden bir emniyet mensubu olarak kurallar gereğince özel seyahat izninin bulunduğu belirtildi.

    Demirören Haber Ajansı (DHA) ise gözaltındaki YUnan polisin isminin Valasoudis Manolis olduğunu açıkladı. Ajans, Doyran köyü yakınlarındaki askeri yasak bölgeye girmekten dolayı jandarma tarafından gözaltına alınan Manolis ve yanındaki kişi hakkında Keşan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konuyla ilgili soruşturma başlatıldığını aktardı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiltere’yi sarsan cinayette zanlı polisin ‘sahte Covid-19’ tutuklaması yaptığı ortaya çıktı

    İngiltere’yi sarsan cinayette zanlı polisin ‘sahte Covid-19’ tutuklaması yaptığı ortaya çıktı


    Bu yılın başlarında Londra’da Sarah Everard’a tecavüz etmek ve öldürmekten yargılanan polis memuru Wayne Couzens’in, suçları işlemeden önce kurbanı Covid-19 kısıtlamalarını çiğnediği bahanesiyle tutukladığı ortaya çıktı.

    Sarah Everard, 3 Mart akşamı arkadaşının evinden çıkıp kendi evine giderken kaybolmuş, Londra yakınındaki Kent’te 10 Mart’ta bulunan yanmış insan kalıntılarının Everard’a ait olduğu tespit edilmişti.

    13 Mart’ta çıkarıldığı mahkemece tutuklanan polis memuru Couzens ise davanın görüldüğü Old Bailey Mahkemesinde, adam kaçırma ve tecavüz suçlamalarını ve Everard’ın ölümünün sorumluluğunu üstlendi.

    Everard’ı “sahte tutuklama ile kelepçeleyerek ve arama iznini göstererek” kaçırdı

    Bugün görülmeye başlayan iki günlük ceza duruşmasında savcı Tom Little, Couzens’in görevde olmadığı gün Everard’ı “sahte tutuklama” ile “kelepçeleyerek ve arama iznini göstererek” kaçırdığını belirtti.

    Güvenlik kamerası görüntülerinin de eski polisin arama emri kartını tuttuğunu ve ardından Everard’ı kiralık bir arabaya bindirmeden önce kelepçelediğini doğruladığı açıklandı.

    Avukat, arabanın yanından geçen bir çiftin olaya tanık olduğunu ve gizli bir polis memurunun tutuklama yaptığını varsaydığını da sözlerine ekledi.

    Everard’ın erkek arkadaşı da kurbanın “tedbirli ve bilgili” bir kişi olduğu, “zorlama veya manipülasyon” dışında bir yabancıyla arabaya binmeyeceğine dair ifade vermişti.

    “Bu adamın suçlarından midemiz bulandı, öfkelendik ve harap olduk”

    Duruşmadan önce Konuşan Metropolitan polisi yaptığı açıklamada, “Bu adamın savunduğumuz her şeye ihanet eden suçlarından midemiz bulandı, öfkelendik ve harap olduk” dedi.

    Mahkeme önünde toplanan göstericiler ise polisi eleştiren pankartlar açarak “Polis Kanı Elinize Bulaştı” gibi sloganlar attı.

    Hükümet, Everard cinayetinin ardından kadınların kamusal alanlardaki güvenlik eksikliğine karşı yükselen itirazların ardından mevzuatı iyileştirme sözü vermişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bir atık kağıt işçisi anlatıyor: Bu işin heveslisi değiliz, uyuşturucu kaçakçısı muamelesi yapılıyor

    Bir atık kağıt işçisi anlatıyor: Bu işin heveslisi değiliz, uyuşturucu kaçakçısı muamelesi yapılıyor


    Sırtında taşıdığı çekçeği ile İstanbul’un sokaklarını, mahallelerini karış karış dolaşıyor Aydın Sımaklı.

    Çöplerden topladığı katı atıkları geri dönüşüme kazandırarak 10 yıldır ekmek yiyor bu işten. Öyle çok büyük paralar kazanmıyor. Eğer çekçeğini günde üç kez doldurabilirse yevmiyesi yüz lirayı buluyor.

    “Bu işin heveslisi değiliz. Ama kimseye el avuç açmadan, hırsızlık yapmadan geçinmek için yapıyoruz bu işi” diyor.

    Atık kağıt işçisi Sımaklı, her cümlesinde “haklı kazanç” peşinde olduklarının altını çiziyor.

    Atık kağıt toplayıcıları son günlerde hükümet yetkililerinin hedefinde.

    Geçtiğimiz günlerde Ümraniye ve Ataşehir’de gece saatlerinde depoları denetlenen kağıt toplayıcılarının bazıları gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan 200’ü aşkın kişinin birçoğunun düzensiz göç kapsamındaki yabancı uyruklular olduğu ve sınır dışı işlemleri için göç idaresinde sevk edildiği bildirilmişti.

    Hükümet yetkilileri, denetimlerin atıkların geri kazanımı için yapılan toplama ve geri dönüşüm faaliyetlerinin mevzuat hükümlerine uygunluğunun sağlanmasından ibaret olduğunu belirtiyor.

    Ümraniye’de geri dönüşüm işçilerini ziyaret eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise bu konuda bir çalışma başlattıklarını belirterek, “Rahatlıkla toplayacaksınız. Hepiniz çalışacaksınız, hepiniz kazanacaksınız. Kimse de müdahale etmeyecek size.” demişti.

    “Haksız kazanç arıyorlarsa milyonlarca para götürenlere baksınlar” diyen işçi Aydın Sımaklı, son haftalarda depolarına yapılan zabıta ve polis baskınlarını da anlamakta zorlandığını söylüyor:

    “Sabaha doğru operasyonlar oluyor. Sanki biz uyuşturucu tacircisiymişiz veya kaçakçılık yapıyormuşuz gibi… Biz hepimiz buradayız, ne gerek var sabaha karşı yapılan operasyonlara? Bir ülke vatandaşına nasıl bunu yapar? Hepimizi çıkarmışlar, GBT bakılıyor. Ve tek birimizden bile bir suç çıkmadı. Çok mahcup oldum, ekmeğimizde olan insanlarız. Kimseye bir zararımız yok.”

    Günden güne artan işsizlik nedeniyle aralarına üniversite mezunları veya atanamayan öğretmenlerin katıldığını ifade eden atık toplayıcısı Sımaklı, bu operasyonlarla on binlerce insanın işsizler ordusuna dahil edileceğini söylüyor:

    “Operasyona katılan polise, zabıtaya sordum. Bugün yıktınız biz yarın ne yapacağız? Onların da bir şeyden haberi yok, size bilgi verilmedi mi diye sordular. Ben ekmeğimi günlük kazanıyorum. Sigortalı değiliz, çalışmasak açız. Ne toplanın gidin dediler ne de çalışın. Gece gündüz ha geldi gelecekler diye bekliyoruz. Bizi ziyarete gelen siyasiler Anadolu ve Avrupa yakalarında büyük şirketlerin iki geri dönüşüm tesisi kurulduğunu söyledi. Bütün geri dönüşüm mallarının buralara aktarılması isteniyormuş. Hatta biri bitmek üzereymiş.”

    Aile üyelerinin mevsimlik işçi olarak çalıştığını anlatan atık işçisi Sımaklı, bu sektörde göçmenlerin ucuz iş gücü olarak tercih edilmesinden dolayı bu işin de ellerinden alındığını belirtiyor.

    Köyüne döndüğünde ise geçimini sağlayabilecek bir işi olmadığını anlatan işçi Aydın Sımaklı, yaşadığı sorunun nasıl çözüleceğini düşünüyor ve son cümlesini bitirirken yine soruyor: “O kadar bedavadan para kazanan varken, gelip bizim kapımıza dayanmaları Allah’tan reva mı?”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Suriye’nin kuzeyinde füze saldırısında iki özel harekat polisi hayatını kaybetti

    Suriye’nin kuzeyinde füze saldırısında iki özel harekat polisi hayatını kaybetti


    Suriye’de güdümlü füze saldırısı sonucu iki özel harekat polisi hayatını kaybetti

    Fırat Kalkanı Harekat Bölgesi’nde zırhlı araca güdümlü füzeyle yapılan saldırı sonucu Gaziantep Özel Harekat Şube Müdürlüğü kadrosunda görevli polis memuru Cihat Şahin Fatih Doğan hayatını kaybetti. 3 özel harekat polisinin de yaralandığı bildirildi.

    İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, saldırının harekat bölgesindeki Azez ile Mare arasında zırhlı araca “PKK/PYD terör örgütü tarafından yapıldığı” belirtildi.

    tarafından Tel Rıfat bölgesinden güdümlü füze ile yapıldığı belirtildi

    Saldırı sonucunda Suriye Görev Gücünde görevli 1 özel harekat polisinin şehit olduğu, 1’i ağır olmak üzere 3 özel harekat polisinin ise yaralandığı kaydedildi. 

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ilerleyen saatlerde, saldırı sonucu ölenlerin sayısının 2’ye yükseldiğini duyurdu.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ankara Garı saldırısında hayatını kaybedenler anıldı, polis 22 kişiyi gözaltına aldı

    Ankara Garı saldırısında hayatını kaybedenler anıldı, polis 22 kişiyi gözaltına aldı


    IŞİD üyesi iki canlı bombanın, 10 Ekim 2015’te Ankara Tren Garı önünde gerçekleştirdiği terör saldırısında hayatını kaybeden 103 kişi için anma töreni düzenlendi.

    Anma töreni öncesinde gar çevresine giden yollarda polisin yoğun güvenlik önlemi aldığı görüldü.

    Anma töreninin yapılacağı alana girmek isteyenlere polis, biber gazı sıkarak müdahale etti. Çıkan arbede sonucu 22 kişi gözaltına alındı.

    Saldırıda hayatını kaybedenlerin yakınları ve bazı sivil toplum kuruluşlarının öncülüğündeki grup anma töreninde, “10 Ekim katliamını unutturmayacağız” yazılı pankartlar ve terör saldırısında ölenlerin fotoğraflarının yer aldığı pankartlar taşıdı.

    Anma töreninde, yakınlarını kaybedenler tarafından 10 Ekim Anıtına kırmızı karanfil konuldu, gökyüzüne siyah balonlar uçuruldu.

    “İhmali olduğu belirtilen kamu görevlileri yargılanmadı”

    10 Ekim- Der Başkanı Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun anma töreninde yaptığı konuşmada, katliama ilişkin ihmali olduğu ileri sürülen kamu görevlilerinin hala yargılanmadığını hatırlatarak, “Bilinmelidir ki insanlığa karşı işlenen bu suçların faillerini gizleyenler, bu suçların ortağıdır.” dedi.

    TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, törende yaptığı konuşmada, 10 Ekim’de ölenler için Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin dün alana koyduğu “matem ağaçlarının” Ankara Valiliği tarafından kaldırıldığını hatırlatarak, “Ankara Valisi ağacın nesinden korkuyor. Ağacı terörist olarak gören anlayış olur mu? Ankara Valisi barış temelli eylemlerimizin nesinden korkuyor” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Twitter’daki paylaşımında, “10 Ekim Ankara katliamında dillerinde kardeşlik türküleriyle teröre kurban verdiğimiz yurttaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyor, terörü ve terör işbirlikçilerini bir kez daha lanetliyorum. Unutmadık, unutturmayacağız.” ifadelerini kullandı.

    10 Ekim’de ne oldu?

    DİSK, KESK, Türk Tabipleri Birliği, TMOBB ve HDP’nin de aralarında bulunduğu pek çok sivil toplum örgütü ve siyasi partinin çağrısıyla Ankara Tren Garı önünde düzenlenen Emek, Barış, Demokrasi mitingine düzenlenen saldırıda olay günü 100, daha sonra aldığı yaralar nedeniyle tedavi altındayken 3 kişi olmak üzere 103 kişinin hayatını kaybetti.

    Yürüyüş henüz başlamadan saat 10 civarı kısa aralıklarla iki ayrı canlı bomba ile gerçekleştirilen saldırı, Türkiye tarihinin en çok insanın hayatını kaybettiği intihar saldırısı oldu. Saldırının başkent Ankara’nın merkezinde gerçekleşmiş olması, istihbarat ve emniyetin saldırının önüne geçmek için yeterince önlem almadığı eleştirilerine yol açtı.

    Resmi açıklamalarda IŞİD’in gerçekleştirdiği belirtilen saldırıdaki canlı bombalardan birinin ise, aynı yıl Suruç’ta düzenlenen intihar saldırısını düzenleyen canlı bomba Abdurrahman Alagöz’ün kardeşi Yunus Emre Alagöz olduğu belirtiliyordu.

    10 Ekim davasında neler oldu?

    İki yıl süren duruşmaların ardından dokuz sanığa “Anayasal düzeni ihlal” suçundan birer kez, “kasten öldürme” suçundan da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

    Mahkeme ayrıca bu sanıklara saldırıdan yaralı kurtulan 391 kişiyi öldürmeye teşebbüs suçundan hapis cezası verdi.

    Bunun yanında dokuz sanık örgüt üyeliğinden değişik yıllarda hapis cezasına çarptırıldı.

    Davada 19’u tutuklu 17’si firari 36 sanık yargılandı. Aralarında katliamın planlanmasında adı öne çıkan İlhami Bali gibi firari sanıkların bulunduğu kişilerin dosyası ayrıldı. Bu sanıklarla ilgili yargılama ayrıca devam edecek.

    Saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerini veya yaralı olarak kurtulanları temsil eden avukatlar, soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmediğini ve kamu görevlilerinin muhtemel ihmallerinin ne soruşturmaya ne davaya konu edildiğini söyleyerek kararı eleştirdi.

    Davayı gören mahkeme heyeti geçen yıl kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunarak bunu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na göndermiş ancak başsavcılık bunu işleme koymama kararı vermişti.

    Ayrıca iki mülkiye başmüfettişi ile iki polis başmüfettişinin hazırladığı 25 Şubat 2016 tarihli ön inceleme raporunda; saldırının gerçekleştiği tarihteki Ankara Emniyet Müdürü ile TEM, Güvenlik ve İstihbarat Şube müdürlerinin de ihmal suçundan soruşturulması gerektiği belirtildi. Ancak Ankara Valiliği söz konusu polisler hakkında soruşturma izni vermedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avustralya’da üç yaşındaki çocuk, kaybolduktan 3 gün sonra ormanda su içerken bulundu

    Avustralya’da üç yaşındaki çocuk, kaybolduktan 3 gün sonra ormanda su içerken bulundu


    Avustralya’da 3 yaşındaki bir çocuk kaybolduktan üç gün sonra ormanlık bir alanda su içerken bulundu.

    Yeni Güney Galler (New South Wales) bölgesi polisi, AJ Elfalak adındaki çocuğu Sidney’in yaklaşık 150 km kuzeybatısında bulduğunu açıkladı.

    Vücudunda düşmeden kaynaklanan çizikler ile böcek ısırıkları bulunan çocuğun hastaneye kaldırıldığını belirtildi.

    Çocuğuna kavuşan babası Anthony Elfalak, “Bölgeyi polis ve acil yardım ekipleriyle aramıştık. Bilmiyorum, bu bir mucize” dedi.

    Evden yaklaşık 500 metre uzaklıkta bulunan çocuğun ailesi, söz konusu bölgenin çocukları kaybolduktan sonra arandığını ancak o zaman bulunamadığını söyledi.

    Simon Merrick adındaki polis memuru ise “PolAir ile onun bulunduğu yeri saptamıştık. Çocuğun bulunduğu yerden yaklaşık 50 metre uzaktaydılar. Onu bir ırmak yatağında buldular. Ona ulaşan ekibimizden birisi, omzuna elini koyarak ve gülümseyerek rahatlatmaya çalıştı” ifadelerini kullandı.

    Öte yandan çocuğun otistik olduğu ve henüz konuşmadığı öğrenildi.

    AP’ye konuşan polis memuru Tracy Chapman ise, çocuğun tüm kayıp vaktini ormanda geçirdiğini sandıklarını belirterek, su bulabilmiş olmasının hayatta kalmasını sağladığını söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Uluslararası Af Örgütü: Polis coplarının kötüye kullanımı yasaklanmalı

    Uluslararası Af Örgütü: Polis coplarının kötüye kullanımı yasaklanmalı


    Uluslararası Af Örgütü, polis coplarının kötüye kullanımının, dünya çapında bir sorun yarattığı gerekçesiyle yasaklanmasını istedi.

    Uluslararası Af Örgütü ve Omega Araştırma Vakfı ortak açıklamalarında, polis copları gibi her yerde bulunan silahların devamlı olarak işkence ve diğer türde kötü muamele teşkil edebilecek şekilde kötüye kullanıldığı uyarısı yaptı.

    İki kurum hükümetlere, kolluk ekipmanı ticaretinin düzenlenmesi için Birleşmiş Milletler öncülüğünde başlatılacak bir süreci destekleme çağrısında bulundu.

    “Ezici Güç: Polis copları ve ilgili silahların kötüye kullanımı” başlıklı araştırmada, kolluk kuvvetlerinin mevcut durumda çok sınırlı düzenlemelere tabi olarak veya hiçbir düzenlemeye tabi olmaksızın ticareti yapılan cop gibi ezici silahları kötüye kullandığı bildirildi.

    35 ülkede 188 vaka mercek altına alındı

    Araştırmada, dünya genelinde 35 ülkeden fotoğraf ve video kanıtları incelenerek özellikle seçilen 188 vaka ayrıntılı bir şekilde mercek altına alındı.

    Af Örgütü uzmanları, 2011 ile 2021 yılları arasında kaydedilen 500’den fazla protesto videosunu inceleyerek 188 ayrı vakada copların kötü amaçlı ve göstericilere zarar verecek şekilde kullanıldığını tespit etti.

    Dünyanın dört bir yanında yaygın

    Araştırmada, Belarus, Kolombiya, Fransa, Hindistan ve Myanmar gibi dünyanın farklı bölgelerindeki protestolara uygulanan şiddetli baskılara yer verildi.

    Görüntülerde, kolluk kuvvetlerinin cezalandırmak, hareket etmesi engellenmiş kişileri dövmek, başlarına tehlikeli darbeler indirmek veya insanları boyun kıskaçlarına alarak boğmak için cop, demir veya bambu sopalar, uzun deri kırbaçlar gibi silahlar kullandığı saptandı.

    Birleşmiş Milletler’de konu ile ilgili bir düzenleme yapılması için çalışmaların sürdüğü hatırlatılan araştırmada, Uluslararası Af Örgütü ve Omega, “daha az öldürücü” kolluk kuvvetleri silahlarının ticareti üzerinde daha sıkı kontrollerin uygulanması ve işkence veya ölüm cezası için kötüye kullanılan, belirli türdeki ekipmanın tamamen yasaklanması çağrısında bulundu.

    Uluslararası Af Örgütü’nün askeri, güvenlik ve polis faaliyetleri alanındaki danışmanı Verity Coyle, araştırmada yer alan açıklamasında, “Coplar yanlış kullanıldığında ciddi yaralanmalara ve hatta ölüme neden olabilir. Buna rağmen, benzeri kolluk kuvvetleri ekipmanının ticareti şaşırtıcı bir şekilde düzenleme eksikliğinden yararlanmaya devam ediyor. Hükümetler, bu ekipmanın ihraç edilmesine izin vermeden önce titiz risk değerlendirmeleri yapmakla yükümlü olmalıdır.” dedi.

    Coyle, açıklamasını şu şekilde sürdürdü: “Devletler ayrıca, kolluk birimlerinin, insan haklarına uygun polis faaliyetleri konusunda eğitilmesini ve bu yönde talimat almasını sağlamalı. Polisin güç kullanımını düzenleyen uluslararası standartlar var; ancak araştırmamız, bunların dünyanın her yerinde hiçe sayıldığını ve bu durumun son derece tehlikeli sonuçlar yarattığını gösteriyor.”

    Birleşmiş Milletler konunun takipçisi

    BM Genel Sekreterliği, işkence veya ölüm cezasında kullanılabilecek ekipman ticaretini düzenlemek ve bu alanda uluslararası bir çerçeve oluşturmak amacıyla öneriler geliştirmek için bir grup uzmanı görevlendirdi.

    Bu düzenlemeler, coplar ve göz yaşartıcı gazlar gibi daha az öldürücü ekipmanı da içeriyor. Görev verilen uzmanların 2022’de düzenlenecek BM Genel Kurulu’na bu konuda ayrıntılı rapor vermesi bekleniyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***