Etiket: pandemi

  • İspanya, İtalya ve İsrail ‘Covid-19 ile yaşama’ stratejisine geçişin sinyalini veriyor

    İspanya, İtalya ve İsrail ‘Covid-19 ile yaşama’ stratejisine geçişin sinyalini veriyor


    Covid-19 etkileriyle geçen 2 yılın ardından bazı ülkeler kısıtlamaları kaldırarak pandemi dönemini geride bırakmak istiyor.

    Türkiye de dahil çoğu ülkede Omicron varyantı vaka sayılarını hızla artırırken İspanya, İtalya ve İsrail “virüs ile yaşama” stratejisine geçişin sinyalini veriyor.

    İspanya Başbakanı Pedro Sanchez hafta başında bir radyo programında yaptığı açıklamada, hükümetin Covid-19’u artık bir pandemi olarak değil endemik bir hastalık olarak görmeye başlayacağını belirtti.

    Sağlık Bakanı Carolina Darias, bu strateji değişikliğinin şu an ülkeyi etkisi altında bırakan 6. dalganın sonunda hayata geçirilebileceğini açıkladı.

    İspanya’nın Covid-19 ile mücadele şeklini değiştirecek bu yaklaşımda, hastalığın mevsimsel grip gibi izlenmesi planlanıyor. Buna göre, tüm Covid-19 vakalarını saymak yerine, örneklemler üzerinden istatistiksel verilere ulaşmak ve virüsün yayılışını takip etmek amaçlanıyor.

    Ülkedeki sağlık birliklerinden bir kısmı Omicron varyantının hızlı yayılmasına karşın ölüm oranlarının düşük olduğunun altına çizerek bir sonraki aşamaya geçilmesi konusunda hükümetin politika değişikliğine destek veriyor. Ancak Covid-19’u sıradanlaştırarak endemik hastalık sınıfına almak için henüz çok erken olduğunu düşünenler de var.

    İtalya ‘vaka sayısı takıntısından’ kurtulmak istiyor

    İtalya da İspanya gibi “virüsle yaşama” stratejisine geçmede istekli. Pandeminin başlarında sağlık sisteminde çöküş yaşanan ülkede bazı virologlar günlük vaka sayısı ve Covid-19 testi takıntısına son verilmesi gerektiğini düşünüyor.

    Covid-19 aşısıyla vaka-ölüm oranlarının yüzde 0,12’lere kadar düştüğü belirtilirken bazı bölgeler aşılılara karşı önlemlerin hafifletilmesini istedi.

    Öte yandan, asemptomatik yani belirti göstermeyen Covid-19 vakalarının günlük vaka sayılarına dahil edilmemesi gündemde.

    Lombardiya bölgesi Sağlık Bakanlığı’na başka sebeplerden hastaneye kaldırılan ve sonrasında test sonucu pozitif çıkan hastaların, hastaneye kaldırılan Covid-19 vakası olarak görülmemesi talebinde bulundu.

    İsrail yaşlı nüfusu korumaya öncelik verdi

    Covid-19 pandemisinde tüm nüfusu aşılama girişiminde bulunan ilk ülke İsrail de Covid-19 ile yaşama stratejisine geçiyor.

    İsrail hükümeti Covid-19’le mücadelede 60 yaş üstü ve risk grubundakileri korumaya öncelik vermiş durumda.

    Covid-19 PCR testleri sadece 4. doz aşısını olacak yaşlı nüfusa ayrılırken diğerleri evde kullanım için test kitleri veya antijen testlerle yetinmek zorunda. Karantina süreleri kısaltılırken turistler için sınırlar açık.

    Vaka sayılarındaki artışa yönelik ise henüz bir önlem alınmadı ve ufukta İsrail için kısıtlama gözükmüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Prof. Dr. Usta: ‘Omicron’ ile virüs kendi sonunu getiriyor

    Prof. Dr. Usta: ‘Omicron’ ile virüs kendi sonunu getiriyor


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Covid-19 salgınında hanehalklarının tüketim harcamaları Türkiye ve AB’de nasıl değişti?

    Covid-19 salgınında hanehalklarının tüketim harcamaları Türkiye ve AB’de nasıl değişti?


    Koronavirüs salgını insanların gündelik hayatında önemli değişimlere yol açarken ailelerin tüketim alışkanlıkları da Covid-19 döneminde değişime uğradı. İnsanlar tedbir ve kısıtlamalardan dolayı salgın öncesi döneme göre çok daha fazla evinde zaman geçirdi. Bu durum hanehalklarının tüketim harcamalarına yansıdı. Ailelerin lokanta ve otellerle birlikte ulaştırma ve eğlenceye yaptığı harcamalar azalırken gıda ve alkolsüz içeceklere ayrılan oran arttı.

    Peki, Covid-19 döneminde hanehalklarının tüketim harcamaları Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye’de nasıl değişti?

    AB İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) verilerine göre AB’de 2020 yılında hanehalkı tüketim harcamaları 2019’a göre Euro bazında yüzde 8 düştü. Bu, kayıtların tutulmaya başlandığı zamandan bu yana görülen en yüksek düşüş oldu. Türkiye’de ise aynı dönemde Euro bazında harcamalar yüzde 12,3 düşüş ile 413,7 milyar Euro’dan 362,5 milyar Euro’ya geriledi.

    Ürün ve hizmetlere yapılan harcamaların nasıl değiştiğine iki farklı şekilde bakmak mümkün. İlki Euro cinsinden yapılan harcama miktarındaki değişime bakmak. Ancak Türk lirasının Euro karşısında son yıllarda yaşadığı değer kaybından dolayı bu bazı sorunlar yaratıyor. 2019-2020 arasında TL, Euro karşısında yaklaşık yüzde 25 değer kaybetmişti.

    İkinci yöntem ise harcama türlerindeki değişime bakmak. Türkiye İstatistik Kurumu ve Eurostat hanehalkı harcamalarının ne kadarının konut, gıda, ulaştırma gibi farklı alanlara yapıldığını gösteriyor. Biz bu yolu takip ederek değişimi inceledik.

    Türkiye’de en çok harcama gıdaya yapılıyor

    Türkiye’de hanehalklarının en çok harcama yaptığı alan yüzde 24,2 ile gıda ve alkolsüz içecekler. Bu, Türkiye’de ailelerin yaptıkları harcamanın dörtte birinin gıda ve alkolsüz içeceğe gitmesi demek. İkinci sırada yüzde 15,3 ile ulaştırma var. Konut ve kira harcamalarının oranı ise yüzde 15,1. Harcamaların yüzde 8,5’i ise mobilya ve ev eşyalarına gidiyor. Harcanan 100 TL’nin 6,4 TL’si ise giyik ve ayakkabıya gitti.

    AB’de en yüksek masraf konut ve kira

    AB’de 2020 yılında hanehalklarının yaptıkları harcamaların yüzde 25,7’si konut ve kiraya gitti. İkinci en büyük harcama alanı ise yüzde 14,48 ile gıda ve alkolsüz içecekler. Bunu yüzde 11,6 ile ulaştırma ve yüzde 11,5 ile çeşitli mal ve hizmetler takip ediyor. AB vatandaşlarının 2020’de hanehalklarının harcadıkları 100 Euro’nun 4,4’ü ise alkollü içecek, sigara ve tütüne gitti. Eğlence ve kültüre yapılan harcamaların oranı yüzde 7,8.

    Lokanta/otel ve giyim/ayakkabı harcamaları azaldı

    2019-2020 yılları arasında harcama oranlarındaki değişime baktığımızda en keskin fark sürpriz olmayan şekilde lokanta ve otellerde oldu. Türkiye’de lokanta ve otellere yapılan harcamanın oranı yüzde 29; AB’de ise yüzde 31 geriledi. Kısıtlamalardan dolayı evlerinde kalmak zorunda kalan insanların bu alandaki harcamaları doğal olarak düştü.

    İnsanlar daha çok evlerinde kalınca giyim ve ayakkabıya olan ihtiyaçları da düşmüş görünüyor. Türkiye’de giyim ve ayakkabıya yapılan harcamaların oranı yüzde 12,3 gerilerken AB ülkelerinde de yüzde 10,9 düştü.

    Türkiye’de ulaştırma ile birlikte eğlence ve kültüre yapılan harcamaların oranı yüzde 3,2 düştü. Bu iki alanda AB’de düşüş ise daha yüksek oldu. AB’de ulaştırmanın harcamalardaki payı yüzde 11,5; eğlence ve kültürün payı ise yüzde 10,3 geriledi.

    Eğitimin payı ise Türkiye ve AB’de değişmedi.

    Gıda, mobilya ve ev eşyası harcamaları arttı

    2019-2020 arasında harcamalarda payını en çok arttıran ise hem Türkiye’de hem de AB ülkelerinde gıda ve alkolsüz içecekler oldu. Gıda ve alkolsüz içeceklerin payı Türkiye’de yüzde 10,5; AB’de ise yüzde 13,8 yükseldi.

    Benzer şekilde mobilya ve ev eşyalarının harcamalardaki payı da yükseldi. Artış Türkiye’de yüzde 9; AB’de ise yüzde 9,1 oldu. Harcamalarda haberleşmenin oranı da Türkiye’de yüzde 6,9; AB’de yüzde 8,3 yükseldi.

    Pandemi döneminde alkollü içecek, sigara ve tütüne yapılan harcamaların oranı Türkiye’de yüzde 5,9 artarken bu oran AB’de yüzde 10’a kadar çıktı.

    Harcama paylarında AB’de en çok artış gösteren ikinci alan ise yüzde 9,4 ile konut ve kira oldu. Türkiye’de bu alandaki artış yüzde 3,4’te kaldı. Harcamalarda sağlığın payı ise Türkiye’de yüzde 4,8; AB’de ise yüzde 4,5 arttı.

    Eurostat hanehalkı tüketim harcamalarının 2021’de nasıl seyrettiğini ise 2022 yılının ikinci yarısında açıklayacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bilim Kurulu üyesi İlhan: Pandemide kaynak çocuklar değil

    Bilim Kurulu üyesi İlhan: Pandemide kaynak çocuklar değil


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 2 yıl aradan sorna Turistik Doğu Ekspresi Sivas’ta halaylarla karşılandı

    2 yıl aradan sorna Turistik Doğu Ekspresi Sivas’ta halaylarla karşılandı


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Pfizer: Koronavirüs pandemisi 2024 yılına uzayabilir

    Pfizer: Koronavirüs pandemisi 2024 yılına uzayabilir


    ABD’li ilaç şirketi Pfizer, Covid-19 pandemisinin 2024 yılına uzayabileceğini açıkladı. Açıklamada ayrıca, 2 ila 4 yaşındakiler için düşük dozlu bir aşının klinik çalışmalarında beklenenden daha zayıf bir koruma sonucunun ortaya çıktığı belirtildi.

    2 ila 4 yaşındakiler için yapılan test çalışmalarında zayıf bir koruma sonucunun çıkması, aşıya onay verilmesini de geciktirecek.

    Pfizer yetkilisi Mikael Dolsten, yatırımcılara yaptığı bir sunumda, dünyanın bazı bölgelerinde koronavirüs pandemisinin mevcut durumda olduğu gibi bir iki yıl daha devam etmesini beklediklerini, başka ülkelerde ise pandeminin ‘endemik’ duruma geçeceğini öngördüklerini söyledi.

    BioNTech ile birlikte Covid-19 aşısı geliştiren Pfizer, 2024 yılı itibariyle pandeminin küresel çapta endemik seviyeye geçeceği öngörüsünde bulundu:

    “Bunun tam olarak ne zaman ve nasıl olacağı, hastalığın evrimine, toplumun aşılamayı ne kadar etkili bir şekilde uyguladığına ve aşılama oranlarının düşük olduğu yerlere adil dağıtıma bağlı olacaktır. Yeni varyantların ortaya çıkması da pandeminin seyrini etkileyebilir”

    Pfizer’ın pandeminin bir iki yıl daha devam edeceği yönündeki açıklaması, Avrupa’da birçok ülkenin Omicron varyantı nedeniyle yeni bir dalgayla karşı karşıya kaldığı ve kısıtlama önlemlerinin alındığı bir zamanda geldi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Covid-19: Avrupa’da ülkeler hızla yayılan Omicron’a karşı hangi önlemleri aldı?

    Covid-19: Avrupa’da ülkeler hızla yayılan Omicron’a karşı hangi önlemleri aldı?


    Covid-19 pandemisinden en kötü etkilenen kıtalardan Avrupa, yeniden salgının etkisinde. Geçtiğimiz haftalarda ilk kez Güney Afrika’da tespit edilen Omicron varyantının hızlı bulaşıcılığının da etkisiyle hastalık kıtada hızla yayılıyor.

    Uzmanlar Omicron’un yanı sıra Delta ve diğer varyantların da yayılmaya devam ettiğini hatırlatarak Covid-19’a karşı aşılanmanın hastalığa karşı en iyi koruma yöntemi olduğunu vurguluyor.

    Bu nedenle birçok Avrupa ülkesi aşılama kampanyasına 5 yaş ve üzeri çocuklar da eklendi. Salgınla mücadele edebilmek için kapanma önlemleri arttırılırken, birçok ülke tepkilere rağmen, Covid-19 aşısı olmayanlara karşı bazı kısıtlamaları hayata geçirmeye başladı.

    İşte Avrupa ülkelerinde son durum:

    Birleşik Krallık

    Birleşik Krallık’ın genelinde Omicron varyantının toplumda hızla yayılmasıyla vaka sayısı keskin bir yükselişe geçti. Yeni vaka sayısı dün 88 bini geçerek bir gün önceki 78 bin rekorunu kırdı. Uzmanlar ülkede hem Delta hem de Omicron salgınının aynı anda yaşandığını ve her iki günde bir vaka sayısının ikiye katlandığını belirtiyor.

    Üst düzey sağlık yetkilileri bu hızlı yayılma ile ülkede vaha sayısının çok kısa bir sürede zirve yapacağını, yine kısa bir sürede de azalışa geçeceğini, ancak bir anda artan hasta sayısının oransal olarak hastane ve sağlık kurumlarına getireceği yükten çekindiklerini vurguluyor.

    Bu kaygı sebebiyle halk sağlığı yetkilileri Noel kutlamalarında önceliklerin belirlenmesini tavsiye ediyor. Pub ve restoran sahipleir ise gidişattan duyulan endişe nedeniyle binlerce kişinin Noel kutlama yemek ve partilerini iptal ettiğini belirtiyor.

    Salgınla en doğru mücadelenin üçüncü doz aşıların bir an önce geniş kitlelere yapılması olduğunu savunan hükümet, bu tedbir nedeniyle yeniden kapanmalara ihtiyaç olamayacağını ifade ediyor. Ancak hızla gelen yeni dalga özellikle eğlence ve konaklama sektörü için yeniden kapanma korkusunu beraberinde getiriyor. Artan kaygılar üzerine Amerika Birleşik Devletleri’ne yaptığı resmi ziyaretini yarıda keserek ülkeye dönen Maliye Bakanı Rishi Sunak hükümetin istihdam ve iş yerlerinin korunması için elinden geleni yapacağını kaydediyor.

    İngitere’de maske kullanımı yaygınlaştı, gece kulübü, spor salonu ya da stadyumlara girişte Covid-19 pasaportu ya da negatif test sonucu gösterme zorunluluğu bulunuyor.

    Galler ise bunlara ek olarak mağaza ve işyerlerinde kaldırılan bazı sosyal mesafe kurallarını yeniden uygulamaya hazırlanıyor. Galler’de ayrıca gece kulüpleri 26 Aralık’tan itibaren kapılarına kilit vuracak.

    Avusturya

    Ülkedeki kapanma tedbirleri 12 Aralık’ta sona erdi. Bu haftadan itibaren “2G” adı verilen ve kişilerin ya iki doz Covid-19 aşısı olduğu ya da Covid-19 hastalığı geçirdiğini belgeleyen sertifikaya sahip olmayanların işe gitmek ve çok temel ihtiyaçlarını karşılamak dışında evden çıkmasına izin verilmiyor.

    Restoranlar için saat 11’de kapanma kuralı bulunuyor ve ayrıca toplu taşıma araçlarına ve iç mekanlara girişte FFP2 tipi maske kullanılması zorunluluğu bulunuyor.

    Şubat ayından itibaren bütün yetişkinlere Covid-19 aşısı olma zorunluluğu getirildi. Ülkenin bazı bölgelerinde 5 yaş üzeri çocuklara Covid-19 aşısı yapılmaya başladı.

    Ülkede 10 binlerce kişi zorunlu aşı ve diğer tedbirlerini protesto etmek için geçtiğimiz hafta sonu başkent Viyana’da sokağa döküldü. Hükümet ise ülkedeki aşısı olma düzeyinin düşüklüğünden rahatsız.

    Rusya

    Ülkede Covid-19 aşısı yaptırma oranının düşük olması sebebiyle aşılı olmayanlara karşı bazı kısıtlamalar getirmeye hazırlanan Rus yetkililer halk tepkisi nedeniyle geri adım attı.

    Hükümet ve us parlamentosunun ortak kararı ile geri alınan yasa tasarısında tam doz aşılı olmayan, hastalanıp iyileşen ya da tıbbi gerekçeyle aşıdan muaf olduklarını belirten Covid-19 sağlık karnesini göstermeyenlerin iç ve uluslararası uçuşlara ve trenlere binmesi yasaklanıyordu.

    Bununla birlikte aşılı olmayanlara diğer kamusal alanlarda benzer kısıtlamalar getiren ikinci bir yasa tasarısı ise dün kabul edildi. Uygulamaların önümüzdeki yıl şubatta hayata geçmesi bekleniyor.

    Yasa tasarılarının hazırlandığı dönemde Rusya salgındaki en yüksek can kaybıyla sonuçlanan en büyük dalgayı yaşadı. Bunda düşük aşılama oranı, nispeten az tedbiler ve halkın bu kısıtlamalar karşı gevşek yaklaşımı olarak gösteriliyor.

    146 milyon kişinin yaşadığı Rusya’da nüfusun yarısından azı Covid-19 aşısının iki dozunu yaptırdı. Bu durumun Rusların aşı olma konusunda tedirginliğinden kaynaklanadığı belirtiliyor. Koronavirüs aşısı için ilk onay veren ülkelerden olan Rusya’da kendi üretimi Sputnik V ve üç başka yerli aşı bol miktarda bulunduğu bildiriliyor.

    Danimarka

    Covid-19 dalgasının kendini gösterdiği Danimarka’da öğrenciler 15 Aralık’tan itibaren Noel tatili öncesi son okul günlerinde uzaktan eğitilecek. Başbakan ayrıca mümkün olduğunda evden çalışılmasını istedi.

    12 Aralık’tan bu yana Covid-19 pasaportu zorunluluğu getiren hükümet ayrıca gece kulüplerinin, barların ve restoranların gece yarısı kapanması talimatını verdi. Ayakta 50 katılımcıdan fazla konserler yasaklandı, oturmayan kişiler için maske takma zorunluluğu getirldi. Bugün başlayacak tedbirleirn en az dört hafta süreyle uygulanacağı belirtildi.

    Ülkede ayrıca 40 yaş ve üzeri için üçüncü doz aşılamaların öne çekilerek Omcron varyantına karşı tedbilerin arttırılması amaçlanıyor. Yetkililer Omicron’un ülkede önümüzdeki haftadan itibaren en yaygın varyant haline gelmesini bekliyor.

    Norveç

    Covid-19 vakalarının artışına karşı tedbir olarak yeni ksııtlamalar açıklayan Norveç hükümeti restoranların sosyal mesafe uygulamasına geçmesini istedi. Kamusal etkinliklerin kapasitesi 50 kişi ile sınırlandı ve önceden rezervasyon zorunluluğu getirildi.

    Evden çalışma kuralı da hayata geçirildi. Ev toplantıları 10 kişi ile sınırlandı, Noel veyeni yıl kutlamalarında ise bu sayı 20’ye çıkarıldı. Hem Omicron hem e Delta’nı ülkedeki vakaları tetiklediği, hastane ve yoğun bakımda yatan hasta sayısının arttığı ülkede yeni önlemlerin en az dört hafta uygulanacağı açıklandı.

    Toplu taşımada ve alışverişte maske kullanılması tacvsiye edilyor. Ülkeye girişten 24 saat önce hızlı test zorunlu, sonucunun pozitif çıkması halinde ise PCR testi yapılması gerekiyor.

    Almanya

    Almanya parlamentosu geçen hafta Covid-19 aşılarının hastane, huzur ve bakım evi çalışanlarına zorunu kılan yasayı büük çoğunluk desteğiyle onayladı.

    Ayrıca geçen haftadan itibaren temel ihtiyaç ürünü satmayan mağazalar, restoranlar, spor ve kültür tesisleirne girişte aşı olayanların alınmasını engelleyen uygulama hayata geçti. Uygulama ülkede aşı karşıtlarının giderek şiddete yönelen eylemlerini tetikledi.

    Ülke nüfusunun yüzde 70’e yakını iki doz aşı yaptırdığı ülkede hükümetin hedefi en az yüzde 75’i yakalamak. Ülkenin bazı eyaletlerinde 12 yai altı çocukların aşılanmasına da başlandı.

    Fransa

    Omicron varyantının ülkedeki yayılımının henüz düşük olduğunu ve bu durumu sürdürmeyi amaçladığını belirten hükümet bu doğrultuda bir dizi tedbir açıkladı ve Omicron’un yaygın hale geldiği İngiltere’den çok önemli bir sebebi olmayan seyahatleri yasakladı.

    10 Aralık’tan bu yana gece kulüplerinin dört hafta süreyle kapalı olduğu ülkede aşılama kampanyasına hız veriliyor. Hükümet bukapsamda bütün yetişkinlerin Covid-19 sağlık pasaportlarının süresinin uzatılabilmesi için üçüncü doz aşılarını tamamlaması koşulunu getirdi.

    Son verilere göre ülkede 12 binden fazla Covid-19 hastası bulunuyor, bunların 2 binden fazlası yopun bakımda tedavi görüyor.

    67,4 milyonluk Fransa’da nüfusun yüzde 76,8’i iki doz aşı yaptırdı.

    İtalya

    İtalya’da hükümet 6 Aralık’ta getirilen yeni kurallar gereğince aşılama durumunu gösteren “süper” sağlık pasaportu olmayanlara bazı kısıtlamalar uygulanıyor. Buna göre yalnızca bu süper pasaport sahiplerine restoranların iç mekanlarnda yemek yeme, sinemaya ya da spor faaliyetlerine gitme izni veriliyor. Ayrıca toplu taşıma araçlarında da sağlık pasaportu ya da negatif Covid-19 testi gösterme kuralı uygulanıyor.

    Ülkede zorunlu aşı uygulaması da okul personeli, güvenlik güçleri, askerler ve bütün sağlık çalışanlarını kapsayacak şekilde genişletildi.

    14 Aralık’tan itibaren ülkeye girişlerde AB üyesi ülkelerden gelen aşılanmamış kişlerin beş, AB dışından gelen aşılanmamış kişilerin ise 10 gün süreyle karantinada kalması gerekiyor. Yeni kurala göre AB ülkelerinden kişilerin ülkeye girişten 24 saat önce negatif test sonucu sunması halinde karantinada kalmasına gerek bulunmuyor.

    İtalya salı gübü 20 binin üzerinde yeni vaka sayısıyla rekor kırdı, 120 kişi ise hastalık dolayısıyla hayatını kaybetti. Ülkede Covid-19 mücadele için uygulanan olağanüstü hal üç ay daha uzatıldı.

    Belçika

    Belçika’da okulların Noel tatiline bir hafta önce gireceği ve 6 yaş ve üstü çocuklara maske kullanma zorunluluğu getirildi.

    Yılın ilk haftalarından itibaren sağlık çalışanları için Covid-19 aşısı zounluluğu bulunan ülkedeki bu uygulama protestoları beraberinde getirdi.

    İrlanda

    7 Aralık’ta Covid-19 önlemlerini sıkılaştıran İrlanda’da gece kulüpleri kapatıldı, pub, restoran ve otellere sosyal mesafe kuralı getirildi.

    Maske zorunluluğu bulunan iç mekanlarda ve spor alanlarında da kapasite yüzde 50 ile sınırlandırıldı. Ülkede evden çalışma kuralı uygulanıyor. Ülkeye girişte de aşılı olma ya da Covid-den iyileşme ya da negatif test sunma zorunluluğu bulunuyor.

    Yunanistan

    Yunan yetlililer 5-11 yai üstü çocukların bugünden itibaren başlıyor. 60 yaş üzeri grupta artan vaka satyısı üzerine YUnan milletvekilleri bu yaş grubuna zornlu aşı uygulamasını onayladı. 16 Ocak’a kadar aşılanmayanlara aşısız kaldıkları her ay için 100 euro ceza kesilecek.

    Polonya

    Polonya’da 15 Aralık’tan itibaren gece kulüpleri kapanacak, restoranlar ve tiyartolar kapasite azaltımıyla hizmet verecek. Toplu taşımada da kapasite yüzde 75 ile sınırlandırılacak.

    Ülkede ayrıca 1 Mart’tan itibaren sağlık çalışanları, öğretmenler, polis, asker ve itfaiyecilerin birinci doz Covid-19 aşısını yaptırmış olma zorunluluğu getirildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 3 ülke 3 yaklaşım: İngiltere, Almanya ve İsveç Covid-19’la nasıl mücadele etti?

    3 ülke 3 yaklaşım: İngiltere, Almanya ve İsveç Covid-19’la nasıl mücadele etti?


    Pandeminin ilk dönemlerinde virüs ve hastalıkla ilgili pek az şey bilinirken her ülke kendine göre farklı yöntemler deneyerek Covid-19 salgınıyla mücadele etmek için çabaladı. Üç Avrupa ülkesinin salgının birinci ve ikinci dalgasındaki yaklaşımlarını değerlendiren bir araştırma, salgına karşı hangi yaklaşımın daha yerinde olduğunu anlamaya çalıştı.

    Araştırmacılar gelecekteki salgınlara karşı hazırlıklı olabilmek adına birbirinden farklı politikalar izleyen İngiltere, Almanya ve İsveç’in yaklaşımlarını inceleyerek birbiriyle kıyasladı.

    İngiltere salgının başından bu yana dünyada en fazla Covid-19 ölümün yaşandığı ülkelerden biri. Can kaybı sayısında da Avrupa’da başı çekiyor. Ancak can kaybı açısından karşılaştırma yapabilmek için ölümleri nüfusa oranla değerlendirmek gerekiyor.

    Bu açıdan bakıldığında Statista’nın 5 Aralık tarihli verilerine göre her 100 binde 2 bin 170 kişi yaşamını Covid-19 dolayısıyla yitirdiği İngiltere Avrupa sıralamasında 13’üncü basamağa yerleşti. Her 100 binde bin 480 kişinin yaşamını yitirdiği İsveç 20’inci, bin 214 kişinin hayatını kaybettiği Almanya ise 23’üncü sırada yer aldı.

    BMJ Küresel Sağlık dergisinde yayımlanan çalışma hükümet yapıları, akademisyen ve bilim insanlarının oynadığı roller ve halk sağlığı alanında iletişim açılarından bu ülkelerdeki farklılıkları inceledi.

    Yöntemler ayrı olsa da her üç ülkede de izlenen politikaların eninde sonunda halkın güvenini yitirmesine yol açması dikkat çekti.

    Hangi ülke nasıl tepki verdi?

    Birinci dalga

    Araştırmaya konu edilen üç ülkeden ilk Covid-19 vakaları ocak ayında görülmeye başladı. Ciddi müdahalelerin hayata geçirilmesi ise ancak mart ayı başında virüsün topluluk içindeki yayılımının teyit edilmesi üzerine geldi.

    23 Mart’ta İngiltere katı bir kapanma politikasına geçti. Okullar, iş yerleri, spor ve eğlence merkezleri kapatıldı. Egzersiz ve temel alışveriş için bir saatlik iznin dışında sokağa çıkma yasağı uygulandı.

    Almanya okulları, iş yerlerini kapattı ve diğer faaliyetleri durdurdu ancak tam kapanmaya gidilmedi.

    Bu noktada İsveç, diğer İskandinav komşularının aksine bazı ufak tedbirlerin haricinde normal hayatın devam etmesine izin verdi.

    Yaz geldiğinde İngiltere ve Almanya’da kısıtlamaların hafifletildiği dönemde İngiltere ve Almanya’da her 100 binde can kaybı düşük kalırken, İsveç’te bu rakam her 100 binde 25 olarak gerçekleşti.

    İkinci dalga

    Okullar her üç ülkede de 2020 Eylül’ünde yeniden açıldı. Öğrencilerin okula dönmesiyle birlikte İngiltere’de vaka sayısı yeniden yükselişe geçerek ikinci dalganın işaretini verdi. Almanya 10 günlük gecikme ile bu artışı yaşamaya başladı. İsveç de bu beklenmedik yükselişi ekim ayında gözlemledi.

    İkinci dalganın kendini hissettirmesi üzerine Almanya aralık ayı ortasında “devre kesici” ya da “dalga kırıcı” olarak adlandırılan kısa süreli kapanma kararı aldı. Bu dönemde kafeleri restoranlar, kültür merkezleri öncelikle kapandı. Ancak artan vakalar sebebiyle ilerleyen haftalarda tedbirler sıkılaştırıldı, temel madde satan dükkanlar hariç bütün mağazalar kapatıldı, uzaktan eğitime geçildi.

    Daha hafif tedbirlerle ikinci dalgayı geçiştirmeyi uman İngiltere aralık ayı başında kısıtlamaları daha da gevşetti, ancak yeni Alfa varyantının ortaya çıkması ile ikinci kez tamam kapanmaya gitti.

    Farklı yaklaşımların sebebi neler?

    Araştırmacılara göre üç ülkenin yaklaşım farklılıklarının kökeninde salgın öncesindeki hükümet yapısı, akademinin rolü ve kriz yönetimi deneyimi yatıyor. İletişim ve basının tepkisi de kamuoyunun hükümetlerinin kararlarına olan güveni de yakından etkiliyor.

    Almanya

    Diğer iki ülkeye kıyasla Almanya’da durumun belirsizliği açıkça iletildi. Akademik müdahale ve toplumsal tartışma yoğun yaşandığı ülkede karar almada kullanılacak topluma dayalı veriye yeterince sahip olmaması öne çıktı. Çalışmaya göre ülkenin haber medyası bilimsel gelişmeleri ve eldeki bilimsel verilerin karar almada kullanılma güçlüğünü yansıttı.

    Birinci dalgada övülen eşitlilik yanlısı ve kapsayıcı yaklaşım, hükümetin ikinci dalgada sırasında değişen mesajları nedeniyle ağır şekilde eleştirildi.

    İsveç

    Araştırmaya göre İsveç’te görüş farklılıklarından çekinen hükümet sürecin yönetimini ağırlıkla Halk Sağlığı Kurumu’nun kontrolüne bıraktı. Bu da halkın kararlara dahil olma ve tartışma sürecini dışladı.

    Buna rağmen İsveç’te diğer iki ülkeye kıyasla halkın güveni daha az sarsıldı. Yine de araştırmacılar sorumluluğu sağlık kurumuna devretme kararının etkilerinin uzun vadede izlenmesi gerektiği görüşünde.

    İngiltere

    İngiltere’de ise akademisyen ve bilim insanlarının kararlarda etkin kılınması hükümetin stratejisini gözden geçirmeye zorladı. Araştırmaya göre bunun sonucunda halk hızla değişen ve çelişen bilgi ve değerlendirmelere maruz bırakıldı.

    Araştırmanın sonucu

    Araştırma sonucuna göre pandemi hazırlığı halk sağlığında ve devletin acil durum görevinin geleneksel yaklaşımların ötesine gitmeli.

    Araştırmacılar krize hazırlık ve dayanıklılık için “yerel bazda eylem yönetebilecek güçlü ve meşru bir liderlik” ile “bilimsel ve danışmanlık kurumlarıyla güvene dayalı ilişkinin” gerekli olduğu sonucuna vardı.

    Araştırmada ayrıca medya yapısının bilimsel verileri iletmeye hazırlıklı olması ve tartışmaya zemin hazırlamasının direnci desteklediği belirtildi ve “ülkeler arası öğrenme ulusalcılıktan üstün tutulmalıdır” denildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Prof. Dr. Yeşim Taşova: Yoğun bakım yatakları yeniden doldu

    Prof. Dr. Yeşim Taşova: Yoğun bakım yatakları yeniden doldu


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Prof. Dr. Müftüoğlu: Covid-19 gribe mi dönüşüyor?

    Prof. Dr. Müftüoğlu: Covid-19 gribe mi dönüşüyor?


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***