Etiket: öğretmen

  • Öğretmenlik Kariyer Basamakları sınavı çevrimiçi yapılacak

    Öğretmenlik Kariyer Basamakları sınavı çevrimiçi yapılacak



    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 19 Kasım’da gerçekleştirilecek Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yazılı Sınavı çevrimiçi olarak yapılacak. Uygulama Kılavuzu ise güncellenerek Bakanlık internet sitesinde yayımlandı.

    Yayınlanan bilgilere göre 25 Eylül tarihinde başlayan sınavın başvuru süreci, bugün 23.59’da tamamlanacak.

    Sınav, 19 Kasım’da 10.00-13.00 saatleri arasında yapılacak. Çevrimiçi sınav uygulaması yurt içi ve yurt dışında, Türkiye saatine göre aynı gün ve saatte başlayıp, aynı gün ve saatte sona erdirilecek.

    Sınavda beşer seçenekli 100 soru sorulacak, sınav süresi 135 dakika olarak uygulanacak.

    Sınav tedbir hizmetinden faydalanmak isteyen ve sınav başvuruları esnasında sınav tedbir talep eden engelli adayların, sınavın çevrim içi olması ve tedbir uygulanacak engel türlerinin yeniden belirlenmesi nedeniyle 11 Ekim 2023-16 Ekim 2023 tarihleri arasında https://basvuru.meb.gov.tr/ internet adresinden yeniden talepte bulunmaları gerekecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mülakatın kaldırılmayacağını itiraf etmişti: Bakan Tekin’den öğretmen alımında yeni ‘mülakat’ açıklaması

    Mülakatın kaldırılmayacağını itiraf etmişti: Bakan Tekin’den öğretmen alımında yeni ‘mülakat’ açıklaması



    İktidarın 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde kaldırılacağını vadettiği kamu personeli alımında mülakatlarla ilgili Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’den yeni açıklama geldi.

    Bakan Tekin, öğretmenlerin alan testlerindeki başarı oranlarının düşük olduğunu söyleyerek mülakatı savundu.

    Mülakatın kaldırılmayacağının ancak etkisiyle ilgili bir güncelleme geleceğinin mesajını veren Tekin, “Biz atamalarda mülakat ve sınavın atamada etkisini yüzde 50, yüzde 50 yapmak istiyoruz” dedi.

    Tekin konuya ilişkin şunları söyledi:

    2023-2024 eğitim yılı açıldı. Öğretmen arkadaşlara, velilere, öğrencilerimize, milletimize öncelikle hayırlı olsun diliyorum. 74 bin civarında kurum var, eğitim yapılan ortam. 20 milyona yakın öğrencimiz var.Çok geniş kitlelere hitap ediyoruz. Eğitim her ülkenin ana konularından bir tanesi. Attığınız her adım önemli oranda destek buluyor ya da muhalefet oluşuyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde eğitim sisteminde tartışma bitmez. Eğitimle ilgili tartışmalar hep gündem konusu. Bize eleştirileri saygıyla karşılıyoruz. Ben bu anlamda art niyetli olmayan eleştirileri saygıyla karşılıyorum. Mülakatla ilgili kamuoyunda çok fazla tartışma var. Bu konu gündemimize 2015 yılından itibaren girmeye başladı. Öğretmen atama süreci revize edilmeli.

    Tek başına mülakat gibi sunuluyor. Mülakat gibi mülakat dediğimde başladı eleştiri. Şu an öğretmenleri nasıl istihdam ediyoruz.Biz yaklaşık 128 alanda öğretmen ataması yapıyoruz. 17-18 tanesi ÖSYM öğretmenlik alan bilgisi testine tutuluyorlar. O test 2 tane soru grubuyla karşı karşıya kalıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Özel okul öğretmenlerinin eylemine polis saldırdı: Ters kelepçeyle gözaltı!

    Özel okul öğretmenlerinin eylemine polis saldırdı: Ters kelepçeyle gözaltı!



    Özel Okul Öğretmenleri Sendikası’nın çağrısıyla bugün öğretmenler sömürüye ve açlık sınırındaki ücretlere karşı İstiklal Caddesi’nde bir araya geldi.

    Özel okul öğretmenlerinin Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde yürüyüşüne izin vermeyen polis önce öğretmenleri önce ablukaya aldı, daha sonra ters kelepçeyle gözaltına aldı.

    “Öğretmene değil patronlara barikat”, “Yaşasın öğretmen dayanışması” sloganları atan öğretmenler polis tarafından ters kelepçeyle gözaltına alındı.

    Sendikanın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda “Arkadaşlarımızı ablukaya aldılar. Öğretmenlere hakaret ettiler, öğretmenleri darp ettiler ve yine ters kelepçe ile gözaltına aldılar. Tıpkı geçen 30 Ağustos’ta olduğu gibi #ÖğretmenlerGözaltında #YaşamakZorundayız” ifadelerine yer verildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Sümer: “Öğretmen aileler dağılmanın eşiğinde”

    CHP’li Sümer: “Öğretmen aileler dağılmanın eşiğinde”



    CHP Adana Milletvekili ve TBMM Kit Komisyonu Üyesi Orhan Sümer, “Öğretmenlerin atamalarının yapılmaması nedeniyle ailelerinin dağılma tehlikesi yaşaması konusunu” Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.

    ÖĞRETMEN AİLELER DAĞILMANIN EŞİĞİNDE

    CHP’li Sümer, okulların açılmasına az bir süre kala öğretmenlerin tayin heyecanı yaşadığını belirterek, “Okulların yaz tatiline girmesiyle birlikte öğretmenleri tayin heyecanı sardı; bilindiği üzere Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı devlet okullarında çalışan kadrolu öğretmenlerin her yaz döneminde yer değiştirme hakları oluyor. Önce il içinde ve iller arasında yer değiştirmek isteyen öğretmenler tayin tercihlerinde bulunup açıklanan sonuçlarla yeni okullarında görev yapmaya başladılar. Salı günü ise aile birliği, sağlık ve can güvenliği mazeretleri sebebiyle öğretmenler tayin için başvuruda bulundu. Fakat Milli Eğitim’in sağlık, aile birliği ve can güvenliği mazeretleri olan öğretmenlere açtığı atanacak okul listesi o kadar azdı ki öğretmenlerin çoğu açıkta kaldı. Ekonomik kriz ile birlikte birçok zorlukla mücadele etmek zorunda kalan öğretmenlerimiz şimdi de aile birlikleri ile sınanıyorlar” dedi.

    EVLİ İKİ ÖĞRETMEN BAŞKA ŞEHİRLERDE ÇALIŞMAYA MAHKUM

    Orhan Sümer, “Evli olan iki eşin ayrı şehirlerde yaşaması, sağlık ve can güvenliği için başka şehre gitmesi gereken öğretmenler için bu tayin hakkı oldukça hayatı bir öneme sahip. Ancak Bakanlığın bu konuda açtığı kadro o kadar sınırlı ki evli olan çiftler farklı illerde yaşamak zorunda kalacak. Anne çocuklarıyla ayrı şehirde bir başına, baba yüzlerce km uzakta başka bir şehirde yaşayacak. Mevcut enflasyon, kiraların yüksek olması gibi ekonomik şartlarda tek bir ailenin iki ayrı evde yaşaması kabul edilemez bir gerçektir. Bakanlığın bu duruma mutlaka gerçekçi çözüm sunması şarttır” ifadelerini kullandı.

    MEB ÖĞRETMENLERİN AİLE BİRLİĞİNİ KORUMAK ZORUNDA

    Orhan Sümer, “Anayasanın 41. Maddesi gereği devlet ailenin bütünlüğünü ve birliğini sağlamak için gereklidir tedbirleri almak zorundadır. Bu sebepten öğretmenlerin ailelerinden, çocuklarından kilometrelerce uzakta kalmaması için bu yaz döneminde il emri verilmesi zaruret olarak görülmektedir. Binlerce mazeret tayini bekleyen öğretmenin gözü kulağı Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’den gelecek açıklamada. Sayın Bakan il gezilerinde siyasi söylemlerle yerel yönetim seçimlerine etki etmeye çalışacağına, emektar öğretmenlerin en temel ve Anayasal hakkı olan kazanımlarını güçlendirmeye vakit harcamalıdır.” diye konuştu.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sözleşmeli öğretmen sözlü sınav sonuçları açıkladı

    Sözleşmeli öğretmen sözlü sınav sonuçları açıkladı


    Milli Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, adaylar, sözlü sınav sonuçlarını e-Devlet kapısı üzerinden öğrenebilecek. Adayların atama tercihleri, 2-6 Mayıs’ta alınacak ve atama sonuçları ise 8 Mayıs’ta duyurulacak. Öğretmenler, 1 Eylül’den itibaren okullarında görevlerine başlayacak.

    Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, sözlü sınav sonuçlarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde inşasını gerçekleştireceğimiz Türkiye Yüzyılı’nda öğretmenlerimiz, eğitimdeki başarının anahtarı olacak. Sözlü sınav sonuçlarını bugün açıkladığımız öğretmenlerimize başarılar diliyorum. Ülkemize hayırlı olsun…” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sınava karşı çıkan sendikanın yöneticileri sınava girdi: “Bu sınav Cumhuriyet tarihi boyunca öğretmenlere yapılmış en büyük saygısızlık”


    Gündeme geldiğinden beri kamuoyunda ve öğretmenler arasında tartışma yaratan Öğretmenlik Kariyer Sınavı, 19 Kasım Cumartesi günü yapıldıktan sonra da tartışılmaya devam ediliyor.

    SİYASİLERİN SINAV TARTIŞMASI

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1 Eylül 2022’ de yaptığı açıklamada “Bırakın artık bu boykotu moykotu, sizler eğitim-öğretim mimarı mısınız, yoksa sokaklarda çapulcu olarak dolaşanlar mısınız?” ifadelerini kullanmıştı.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise “Erdoğan, öğretmenlere çapulcu mu dedin sen? Öğretmenler hemen birleşin, hemen! Bu sınava girerseniz, iflah olmazsınız. Dövüyorlar yahu sizi, geldikleri seviye bu. ‘Alın bunu’ seviyesi. Bunlar size hiçbir şey vermez. Sınava girmeyin, Bay Kemal bu sorunu çözecek. Az kaldı. Sabır” açıklamalarında bulunmuştu.

    “SINAVA KARŞI ÇIKAN SENDİKANIN YÖNETİCİLERİ SINAVA GİRDİ” HABERLERİ

    Eğitim İş Sendikası, Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Öğretmenlik Kariyer Sınavı’na karşı çıktı. Sınava karşı açıklamalarda bulunan sendika yönetiminden eski Genel Başkan ve mevcut Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Yıldırım ve Merkez Denetleme Kurulu Başkanı Oğuz Akkaş ile Kurul Üyesi Himmet Suat Sadış’ın sınava girdiğine yönelik haberler çıktı.

    Bazı basın organlarında da Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay’ın sınava girdiği ileri sürüldü. Ancak Özbay, sınava girdiği iddialarını yalanladı.

    “HİÇBİR ZAMAN BOYKOT ÇAĞRISI YAPMADIK”

    Gerçek Gündem’e konuşan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Eğitim-İş’in hiçbir zaman boykot çağrısı yapmadığını belirterek, sendikaya ve kendisine yönelik yapılan haberlerin ortalığı karıştırma ve insanları yönlendirme amacının olduğunu söyledi:

    “Eğitim-İş hiçbir zaman boykot çağrısı yapmadı. Kimseye ‘sınava girmeyin’ demedik. Başkan olarak ben de sınava girmedim. Yanlış ve çarpık haberler yapılarak ortalık karıştırılmaya ve insanlar yönlendirilmeye çalışılıyor. Üyelerimizin yarısı sınava girdi diye haberler yapılıyor ama sadece bir MYK üyemiz sınava girdi. Kendisi de değerlendirmesini yaptı, arkadaşımız bireysel tercihte bulunmuş.”

    “ÖĞRETMENLER MECBUR OLDUKLARI İÇİN BU SINAVA GİRDİ”

    Öğretmenlerin tamamının bu sınava mecbur oldukları için girdiklerini söyleyen Özbay, öğretmenlerin ekonomik olarak açlığa yakın bir ücrete mahkûm edildiklerini ifade etti:

    “Öğretmenlerimizin tamamı bu sınava mecbur oldukları için giriyorlar. Yoksa kimse bu sınavlara girdikten sonra uzman olacağını veya başöğretmenlik unvanının gerçekten bu amaca hizmet edeceğine inanmıyor, mecbur kaldıkları için sınavlara giriyorlar.”

    Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu eleştiren öğretmenleri ve sendikaları “troller” diyerek hedef almasını eleştiren Özbay, “Özer, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu eleştirenlere ‘trollük’ demişti ama asıl şimdiki durum gerçek bir trollük. Bilinçli bir trollük var. Yandaş haberlerin çoğu boykotçu başkan diye başlıyor. Ama Eğitim-İş’in hiçbir zaman boykot kararı olmadı, sınava girmeyin diye bir çağrımız da olmadı” dedi.

    “ÖĞRETMENLER AÇLIĞA YAKIN ÜCRETE MAHKÛM EDİLİYOR”

    Karşı karşıya olduğu sorunlarla mücadeleye önderlik etme sorumluluğu olduğu için sınava girmesinin doğru olmayacağını düşündüğünü söyleyen Özbay, öğretmenlerin de mecbur kaldığı için bu sınava girdiklerinin bir kez daha altını çizdi:

    “Bugün ekonomik olarak neredeyse açlığa yakın ücrete mahkûm edilen öğretmenlerimizin sınava girmesi yanlış bir şeymiş gibi politik bir tartışma yapmayı doğru bulmadığımı defalarca ifade ettim.  Boykot demek insanlara bu sınava girmeyin demek. Bunu Kemal Kılıçdaroğlu yapmıştı ama ben böyle bir çağrı yapmadım. Ben kendim sınava girmedim çünkü karşı olduğumuz bu şeyde mücadeleye önderlik etme sorumluluğuyla sınava girmemin doğru olmayacağını düşündüm.”

    “CUMHURİYET TARİHİ BOYUNCA ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNE YAPILMIŞ EN BÜYÜK SAYGISIZLIK”

    Öğretmenlik sınavının Cumhuriyet tarihi boyunca öğretmenlik mesleğine yapılmış en büyük saygısızlık olduğunu söyleyen Özbay, sınavın içeriğiyle öğretmenlere daha da büyük bir saygısızlığın yapıldığını ifade etti:

    “Sınavı yapmaları saygısızlıktı ama sınavın içeriği daha büyük bir saygısızlık. Yani dediler ki ‘Bizim aslında çok da bir şeyi ölçmek gibi bir amacımız yok. Siz madem 2 bin lira istiyorsunuz gelin bu sınava girin’ dediler. Öğretmenlik mesleğine küçük düşürücü bir hamle yaptılar.  

    Yaptığımız ankete göre, öğretmenlerin yüzde 99 buçuğu, yani neredeyse yüzde yüzü bu sınavın ve meslek kanunun kendilerinin sosyal haklar dediği hiçbirini iyileştirecek yapıya sahip olmadığı yönünde düşüncelerini belirtti. İnsanların ekonomik olarak mecbur bırakıldığı süreçte böyle bir sınava mecbur bırakmak en büyük fütursuzluktur.”

    Özbay sözlerini şöyle sürdürdü:

    “En çok üzüldüğümüz şey de iki sendikanın bugün bizim bir MYK üyemizin sınava girmesi üzerinden eleştirmeleri. ‘Bakın görüyor musunuz, girmeyin dediler ama sınava kendileri girdi’ deyip kendi üyelerinin haklarını savunmayanlar, alanda söyleyecek sözü olmayanlar, talimatla oturup kalkanlar maalesef ki bu sürecin mimarı ve suç ortağıdır.”

    “AMACIMIZ TEK BİR ÖĞRETMENİN BİLE MAĞDURİYET YAŞAMAMASI”

    Kanun iptal edilene kadar mücadeleye devam edeceklerini söyleyen Özbay, sendika olarak amaçlarının tek bir öğretmenin bile mağduriyet yaşamaması yönünde olduğunu ifade etti:

    “Biz Eğitim-İş olarak Anayasa Mahkemesinin sürecini takip ediyoruz. Bizim amacımız herkesin kıdem yılının esas alınarak, herhangi bir sınav yapılmadan veya farklı unvanlar kullanılmadan öğretmenlerin maaşlarında artışı sağlamak. Aynı zamanda Cumhuriyet’in kazanım ve kavramlarını da korumak. Bir gün tüm öğretmenlerin kabul edeceği bir meslek kanununu yapacağımıza ve öğretmenlerin ekonomik olarak şu anki gibi yokluğa mahkûm edilmediği bir eğitim sistemini var edeceğimize inanıyoruz.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye ve Avrupa’nın diğer ülkelerinde öğretmen maaşları ne kadar? | Grafik

    Türkiye ve Avrupa’nın diğer ülkelerinde öğretmen maaşları ne kadar? | Grafik


    Avrupa’da giderek artan hayat pahalılığı sebebiyle maaşlarına zam talep eden öğretmenlerin sayısı artıyor. Protestolar düzenleyen sendikalar da yeni grev çağrılarında bulunuyor.

    Avrupa Komisyonu Eğitim ve Kültür Yürütme Ajansı (EACEA) bünyesindeki (Avrupa Eğitim Bilgi Ağı’nın (Eurydice) yayımladığı rapor öğretmen maaşlarına ilişkin kapsamlı bilgiler sunuyor. Eurydice’ın 2020/2021 verilerine göre Avrupa’da öğretmen maaşının en yüksek olduğu ülke Lüksemburg; en düşük ise Arnavutluk.

    En yüksek öğretmen maaşı hangi ülkelerde? Satın alma gücüne göre öğretmen maaşı nasıl değişiyor? Türkiye öğretmen maaşında kaçıncı sırada?

    Mesleğe yeni başlayan ilk öğretim öğretmenlerin yıllık brüt euro maaşı Lüksemburg’da 69 bin 76 Euro; Arnavutluk’ta ise 4 bin 233 Euro. Türkiye’de öğretmenler 2020/2021 döneminde yıllık brüt 8 bin 330 euro kazandı. Bu maaşlar devlet okulundaki tam zamanlı öğretmenlerin yasal maaşını gösteriyor.

    İsviçre (66 bin 972) ve Almanya’da (54 bin 129) öğretmenler yıllık 50 bin Euro’dan fazla kazanıyor. Danimarka, İzlanda ve Norveç ise 40 bin barajını aşan ülkelerden.

    Diğer bazı ülkelerde ise mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin yıllık brüt maaşı şöyle: Hollanda (38 bin 413), Fransa (26 bin 839), Yunanistan (13 bin 104) ve Bulgaristan (7 bin 908).

    Türkiye 4 AB ülkesinden daha iyi durumda

    Türkiye’de öğretmenler dört Avrupa Birliği (AB) ülkesindeki meslektaşlarından daha çok kazanıyor. Bu ülkeler Macaristan, Romanya, Polonya ve Bulgaristan.

    Türkiye son 11 yılda öğretmen maaşlarının düştüğü tek ülke

    Öğretmen maaşları ne kadar değişti?

    Eurydice’ın önceki raporlarıyla karşılaştırıldığında son 11 yılda euro bazında öğretmen maaşlarının düştüğü tek ülke Türkiye. 2009/2010 ile 2020/2021 dönemleri kıyaslandığında Türkiye’de euro bazında yıllık brüt maaşlar yüzde 10 geriledi.

    Mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin maaşı bu zaman diliminde en çok Litvanya’da (yüzde 269) yükseldi. Maaşlar Romanya’da yüzde 193 ve Bulgaristan’da yüzde 180 artış gösterdi. Kıbrıs ise yüzde 2 ile AB’de öğretmen maaşının en az yükseldiği ülke oldu.

    Diğer ülkelerde öğretmen maaşlarındaki yüzdelik artış şöyle gerçekleşti: Çekya 163, Polonya 77, İsveç 68, Macaristan 54, Almanya 42, Hollanda 20, Yunanistan 11 ve İtalya 6.

    Türkiye satın alma gücünde 36 ülke içinde 11. sırada

    Satın Alma Gücü Standardına göre ise Türkiye öğretmen maaşlarında daha iyi durumda. Türkiye bu alanda 36 Avrupa ülkesi içinde 11. sırada yer alıyor. Satın Alma Gücü Standardına göre bakıldığında ülke sıralamalarının değiştiği görülüyor. Bu anlamda en dikkat çeken ülkelerin başında Türkiye geliyor.

    Satın Alma Gücü Standardına göre öğretmen maaşının en yüksek olduğu ülke 50 bin 537 ile Almanya. En düşük ise Arnavutluk’ta (7 bin 824). Türkiye’de bu miktar 28 bin 455.

    Diğer ülkelerde satın alma gücüne göre öğretmen maaşları şöyle: İsviçre (38 bin 601), Hollanda (32 bin 350), Kıbrıs (25 bin 25 bin 465), Fransa (24 bin 563), İtalya (23 bin 601), Yunanistan (15 bin 435) ve Bulgaristan (15 bin 159).

    Eurydice verilerine göre 2020/2021 döneminde satıl alma gücüne göre Türkiye’de öğretmen maaşları birçok AB ülkesinden çok daha yüksek durumda. Türkiye bu alanda Fransa, Norveç, İtalya ve Yunanistan gibi ülkeleri geride bırakıyor.

    Almanya’da ise öğretmen maaşlarının Fransa ve İtalya gibi ülkelerin iki katından fazla olması dikkat çekti.

    Öğretmen maaşının asgari ücrete oranı

    Türkiye’de mesleğe yeni başlayan öğretmenler asgari ücretin 1,8 katı kadar maaş alıyor. Bu oran brüt maaşların kıyasına dayanıyor. Bu anlamda en iyi durumdaki ülke 2,8 kat ile Almanya. En düşük oran 1,1 ile Polonya’da. Bu da Polonya’da öğretmenlerin neredeyse asgari ücrete yakın kazandıklarını gösteriyor.

    Öğretmen maaşının asgari ücrete oranı diğer bazı ülkelerde şöyle: Karadağ 2,5; İspanya 2,3; Bulgaristan 1,9; Yunanistan 1,4 ve Fransa 1,4.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay: “Cumhuriyet tarihi boyunca öğretmenlik mesleğine yapılmış en büyük saldırı”

    Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay: “Cumhuriyet tarihi boyunca öğretmenlik mesleğine yapılmış en büyük saldırı”


    Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay, bugün yaptığı açıklamada, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile getirilen ve ilki dün yapılan Öğretmenlik Kariyer Basamakları Sınavı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay, dün yapılan Öğretmenlik Kariyer Basamakları Sınavı’na ilişkin, “Bugün, Cumhuriyet tarihi boyunca öğretmenlik mesleğine yapılmış en büyük saldırıyla karşı karşıyayız. Bugün, Milli Eğitim Bakanlığı için bir utanç, biz öğretmenler için yeniden direnci yükseltmenin günüdür. Öğretmenlik mesleğinin itibarına yapılmış en büyük saldırıya maalesef şahitlik ettik. 600 bine yakın öğretmenimiz, mecburi bir istikametleri olduğu için, açlığa yakın bir ücrete mahkum edildikleri için, asıl yetersizlik öğretmenlerimizin maaşlarında olduğu için, mecbur kaldıkları için bu sınava girmek zorunda kaldılar” dedi.

    Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay

    Özbay, şunları söyledi:

    “CUMHURİYET TARİHİ BOYUNCA ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNE YAPILMIŞ EN BÜYÜK SALDIRIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    “Bugün, Cumhuriyet tarihi boyunca öğretmenlik mesleğine yapılmış en büyük saldırıyla karşı karşıyayız. Bugün, Milli Eğitim Bakanlığı için bir utanç, biz öğretmenler için yeniden direnci yükseltmenin günüdür. Öğretmenlik mesleğinin itibarına yapılmış en büyük saldırıya maalesef şahitlik ettik. 600 bine yakın öğretmenimiz, mecburi bir istikametleri olduğu için, açlığa yakın bir ücrete mahkum edildikleri için, asıl yetersizlik öğretmenlerimizin maaşlarında olduğu için, mecbur kaldıkları için bu sınava girmek zorunda kaldılar. 600 bine yakın öğretmen arkadaşımız, aslında alanındaki bir uzmanlığın sorgulanmadığı, ekonomik olarak ihtiyaç duydukları için bu sınava maalesef ki girmek durumunda kaldılar. Çok acı bir tablo, öğretmenlerin ekonomik yoksulluğunun Milli Eğitim Bakanlığı’nın yetersiz yöneticilerince böyle küçük düşürücü bir sınavla ölçülüyor görüntüsü; gerçekten bir utanç olarak Türkiye demokrasi tarihinde yerini alacak. Milli Eğitim Bakanı, bu işin mimarları ve bu işte ısrarcı olan siyasi otorite, Cumhuriyet tarihi boyunca öğretmenlik mesleğine yapılmış en büyük saldırının mimarları olarak hatırlanacaklar. Öğretmenler, bunu unutmayacaklar. Bugün bizi sınava tabii tutanları, bugün öğretmenlerin yıllardır edindikleri tecrübeleri yok sayıp uzmanlık belgeleri olan diplomaları görmezden gelenler, öğretmenlerin yeterliliğini maalesef ki böyle bir sınavla ölçmeye cüret edenler, bu hadsizliği yapanlara asıl yetersizliğin kendilerinde olduğunu hatırlatıp bir gün mutlaka bunun dersini de vereceğimizi söyleyebiliriz.

    “MİLLİ EĞİTİM BAKANLIK KOLTUĞUNDA, YAPTIĞI HER BİR UYGULAMAYLA EĞİTİMDEN ANLAMADIĞI ANLAŞILAN BİR KİŞİ MAALESEF Kİ BAKAN OLARAK OTURUYOR”

    Öğretmenlerin mesleğini yaparken uzmanlık belgeleri, diplomalarıdır. Mezun oldukları üniversitelerden, örneğin matematik öğretmeni olarak veya fen bilgisi öğretmeni olarak mezun olup bu unvanıyla mesleklerini yapabilecekleri zaten kanunen de güvence altına alınmıştır. Ancak bugün Milli Eğitim Bakanlığı’nın koltuğunda, eğitimden gelmeyen ve yaptığı her bir uygulamayla da eğitimden anlamadığı anlaşılan bir kişi maalesef ki bakan olarak oturuyor. Söylediği her bir sözde, yaptığı her bir açıklama her bir eylemle de aslında Milli Eğitim’i yönetmek anlamında bir yeterliliğe sahip olmadığını, bugün ortada ne millilik ne eğitim bırakmadıklarını görüyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı koltuklarına oturttukları kişilere baktığımızda; kendi şoförünü bile şube müdürü yapabilen, eğitimden gelmeyen birçok kişiye de bürokrasinin önemli yerlerinde görev veren kişinin, aslında Milli Eğitim Bakanlığı koltuğuna bir yeterliliğe, bir liyakate sahip olmadığını kanıtlıyor. Bugün 600 bine aşkın bir sayıdan bahsediyoruz. Her yıl üniversiteden öğretmen olma umuduyla mezun olan öğretmen arkadaşlarımızı düşündüğümüzde, bu sayının yakında 1 milyona yaklaşacağını göreceğiz. 1 milyona yakın öğretmen olma umudu taşıyan arkadaşlarımız var ancak Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu kadar öğretmeni istihdam etmek gibi bir çalışmasının olmadığını görüyoruz. Bunun yanı sıra her yıl 100 bine yakın öğretmenimiz de asgari ücretin altında çalıştırılmakta ve öğretmenlerimizi emeği üzerinden sömürmekte, devlet eliyle aslında bir suç işlenmekte. Öğretmen arkadaşlarımızın, öğretmen olma hakkını elde etmiş arkadaşlarımızın her geçen gün umudunun da maalesef tükendiğini görüyoruz. 

    “EĞİTİM ORTAMININ HER GEÇEN GÜN DAHA DA GERİCİLEŞTİĞİNİ VE PİYASALAŞTIĞINI GÖRÜYORUZ”

    Ortada bir eğitim sistemi kalmadı. Ne eğitimi var ne sistemi var, aslında Milli Eğitim’in çöküşünü yaşıyoruz. Her anlamda çocuklarımızın eğitim ortamındaki birçok niteliksizle karşı karşıya kaldığını, eğitim ortamının her geçen gün daha da gericileştiğini ve piyasalaştığını görüyoruz. Devlet okulunda bile eğitimin satın alınılabilir bir hizmet haline geldiğini görüyoruz. Eğitimde gericilik ve piyasacılık, artık tamamen taçlandırılmış durumda. Devlet okulları kendi kaderine terk edilmiş. Devlet okullarında okuyan çocuklarımız aç ve susuz durumda derslerini sürdürmek durumunda kalıyorlar. Gerçekten ortada ne bir millilik ne de bir eğitim bırakıldı. Milli Eğitim çökmüş durumda. Bunu yeniden ayağa kaldırmanın yolu, -Cumhuriyet’in kimsesizlerin kimsesi olduğunu unutmayın- her bir yurttaşımıza, her bir çocuğumuza nitelikli eğitim hakkını eşit sağlamaktan geçer. Bugün, bir rant amacıyla yandaş şirketlere bastırılan kitapları çocuklarımızın önüne ücretsiz koyuyoruz demekle eğitimde eşitlik sağlanmaz. Derslik ihtiyaçları, okul ihtiyaçları, öğretmen atamalarında beklenen ihtiyaçların karşılanması lazım. Bugün eğitimin ciddi sorunları var bu anlamda ama bunu çözme iradesini göstermeyen, böyle bir bakışı olmayan Milli Eğitim yetkilileri görüyoruz. Eğitime bir ticarethane olarak bakan bir zihniyeti görüyoruz. Çocuklarımıza ve velilerimize müşteri gözüyle bakan bir zihniyet maalesef ki eğitimin kamuculuğundan uzaklaşmış durumda ve milli eğitimde adeta çöküş yaşıyoruz.

    “MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NIN VE MİLLİ EĞİTİM’İN YETKİLİLERİNİN HİÇBİR ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMA PROGRAMINA KATILMAYACAĞIZ”

    Bugün Milli Eğitim Bakanlığı bir utanca imza attı adeta, öğretmenlerimizi sınava soktu ve sınav sonrasında şöyle söylemler duyuyoruz Milli Eğitim yetkililerinden de ve bunu destekleyen yandaş sendikalardan da: ‘Çok kolaydı, ortaokul çocuklarının bile yapabileceği kolaylıkta bir sınavdı’ diye söylüyorlar. Buradan uyarıyorum; bakın, bu bir sınav, sınavı yüzde 100’ün geçmesi mümkün değil. Bu sınavdan çeşitli sebeplerle bunların koyduğu barajın altında puan alarak kalan arkadaşlarımız olacak, bu kriterleri sağlayamayan. Eğer bugün, yıllarını bu ülkede öğretmen olarak emek vermiş öğretmen arkadaşımız bunların küçültücü söylemleri sebebiyle yaşamına kıyarsa, eğer kendi yaşamıyla ilgili maalesef ki istemediğimiz bir görüntüye şahit gelmemize sebep olurlarsa inanın bu affedilemez bir olay olacaktır. Bugün tüm yetkilileri bu anlamda uyarıyorum. Zaten öğretmenleri o sıraya oturtarak küçültücü bir şeye imza attılar. Öğretmenlik mesleğine Cumhuriyet tarihi boyunca yapılmamış en büyük saygısızlığın mimarı oldular. Bir de ‘Sorular çok basitti, ortaokul öğrencileri bile yapardı’ söylemleri üzerine özellikle sınavı bir şekilde geçemeyen arkadaşlarımızı yeniden rencide etmiş olacaklar. Bundan uzak durmaları açısından uyarıyorum. Önümüzde süreçte yaşanacak acı tablonun da birinci faili olacaklarını buradan ilan etmek istiyorum. 5 gün sonra öğretmenleri hatırlayıp, riyakarca öğretmenlerin yüzüne bakıp Öğretmenler Günü’nü kutlayanlara buradan şunu ilan etmek istiyorum; Eğitim İş’liler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve Milli Eğitim’in yetkililerinin hiçbir Öğretmenler Günü kutlama programına katılmayacağız.

    “ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNE BU SALDIRIYI YAPANLARIN ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLAMASI, GÖRÜNTÜDE BİR KUTLAMADIR”

    Bugün öğretmenleri dinlemeden bir dayatmayla bu kanunu önümüze koyanlar, öğretmenlik mesleğine en büyük saldırıyı yapanlar, öğretmenlik mesleğini küçültenlerin sözde Öğretmenler Günü kutlamasına dahil olmayacağımızı, Milli Eğitim Bakanı ve bakanlık yetkililerinin Öğretmenler Günü kutlamasında Eğitim İş’liler olarak olmayacağımızı ilan ediyoruz. Tüm öğretmen arkadaşlarımıza da mesleğimize bu büyük saldırıyı yapan, bu utancı yaşatan Milli Eğitim Bakanı ve Milli Eğitim yetkililerinin Öğretmenler Günü kutlamasında onların yanında olmamaları gerektiği konusunda da bir uyarıda bulunmak istiyorum. Çünkü öğretmenlik mesleğine bu saldırıyı yapanların Öğretmenler Günü kutlaması, görüntüde bir kutlamadır. Nasıl çiçek uzatan öğretmenimizin yüzüne bile bakamıyorsa öğretmenlerin yüzüne bakacak hali olmayanların Öğretmenler Günü kutlamasını da reddediyoruz.”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsveç’te liseye düzenlenen baltalı saldırıda iki kadın öğretmen hayatını kaybetti

    İsveç’te liseye düzenlenen baltalı saldırıda iki kadın öğretmen hayatını kaybetti


    İsveç’in Malmö kentinde, dün Latin Lisesi’ne yapılan saldırıda yaralanan 50 yaşlarında iki kadın öğretmen hayatını kaybetti.

    Malmö Emniyet Müdürü Petra Stenkula, basına yaptığı açıklamada, 18 yaşındaki bir öğrencinin, okula balta ve bıçakla girerek saldırı düzenlediğini söyledi.

    Saldırı sonrası, yaralı iki öğretmenin öldüğünü dile getiren Stenkula, saldırganın olayın ardından okulun 3. katına çıktığını ve polisi arayarak kendini ihbar ettiğini kaydetti.

    Polisin, 10 dakika içinde olay yerine geldiğini ve şüpheliyi yakaladığını aktaran Stenkula, saldırganın ifadesi alındıktan sonra tutuklandığını söyledi.

    İsveç medyasında yer alan haberlerde, saldırganın 18 yaşında İsveçli bir erkek öğrenci olduğu belirtilirken, saldırı nedeninin ise henüz bilinmediği aktarıldı.

    Malmö Emniyet Müdürlüğü Sözcüsü Rickard Lundqvist de olayın meydana geldiği sırada lisede 50 kişinin bulunduğunu kaydetti.

    Yaklaşık 1100 öğrencisi bulunan okulda bugün ders yapılmadı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Eğitimciler: Yeni tasarıyla ‘Nitelikli Öğretmen/Niteliksiz Öğretmen’ algısı yaratılmak isteniyor’

    Eğitimciler: Yeni tasarıyla ‘Nitelikli Öğretmen/Niteliksiz Öğretmen’ algısı yaratılmak isteniyor’


    AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi, Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda kabul edildi.

    12 maddelik yasa teklifiyle öğretmenlerin mesleklerinde kariyer ve liyakat esaslarına uygun olarak ilerlemeleri, mesleki gelişimlerini sağlamaları ve özlük haklarının iyileştirilmesi hedefleniyor.

    31 Aralık 2021’de TBMM’ye sunulan düzenlemeyle öğretmenlik mesleği aday öğretmenlik döneminden sonra öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç basamağa ayrılacak.

    Aday öğretmenlik süresi bir yıldan az, iki yıldan çok olamayacak. Adaylık Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda başarılı olanlar öğretmenliğe atanacak.

    Uzman öğretmenlerin maaşında bin, başöğretmenlerin maaşında ise 2 bin lira artış olacak. Birinci derecedeki öğretmenlerin ek göstergeleri de 2023’te 3600’e yükseltilecek.

    Teklifte öne çıkan önemli bir başka detay ise Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’na göre güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmış olma ve Milli Eğitim Bakanlığınca ve/veya Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından yapılacak sınavlarda başarılı olma şartlarının aranması

    Peki, TBMM Genel Kurulu’nda 1 Şubat 2022 tarihinde görüşülmeye başlanacak olan Öğretmenlik Meslek Kanunu teklifine ilişkin eğitimciler ne düşünüyor?

    Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, yapılan düzenlemenin bir meslek kanunu niteliği taşımadığını söylüyor. Birinci derecedeki öğretmenlere verilecek olan 3600 ek gösterge başta olmak üzere, ekonomik düzenlemelerle ilgili maddelerin 15 Ocak 2023’ten sonra yürürlüğe girecek olmasını seçim yatırımı olarak değerlendiriyor.

    ”Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi hazırlık çalışmalarında Eğitim Sen ile hiç bir bağlantı kurulmamış, görüşümüz alınmamıştır. Bu konunun MEB’de bile yeterince tartışıldığını düşünmüyorum. Kanun teklifinde 3600 ek gösterge gibi ekonomik ve mali hakların yürürlüğe girmesinin 2023’e bırakılması nedeniyle seçim vaadi olarak değerlendirilebilir. Tasarı ile asıl hedeflenen emekçilerinin Toplu İş Sözleşmesi sonrasında ortaya çıkan maaş artış oranlarının düşüklüğü ve artan zam ve vergi yükleri karşısında öfkesini yatıştırmak, öğretmenleri oyalamak, birleşik mücadelelerini engellemek, yaptığı her sınav ile torpil/referans ile iktidara yerleşmektir.”

    ”Mülakatlarda torpil uygulaması üzerinden yaygın bir ayrımcılık yaşanacak”

    Kurul, öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen sınıflandırmasının yanlış olduğunu ve bunun mülakat-torpil uygulaması üzerinden yaygın bir ayrımcılığa dönüşebileceğine dair uyarılarda bulunuyor.

    Ayrıca bu uygulamanın okullarda oluşturulan ‘özel sınıfları’ daha da yaygın hale getireceğini belirtiyor.

    ”Adaylık sınavının kaldırılması bir müjde olarak sunulurken, sınavın işlevinin bir değerlendirme komisyonuna devredilmesi, öğretmenlerin adaylığının kaldırılmasında bugünlerde yoğun olarak tartışılan mülakat-torpil uygulaması üzerinden yaygın bir ayrımcılığın yaşanabileceği izlenimini vermektedir. ‘Nitelikli okul/niteliksiz okul’ ayrımında olduğu gibi, kariyer basamakları üzerinden ‘nitelikli öğretmen/niteliksiz öğretmen’ algısı yaratılarak öğretmenlik mesleğinin saygınlığının daha da düşmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu durum ayrıca okullarda çocuğunun sınıfına uzman ya da başöğretmenin girmesini isteyen velilerle okul idaresi ve öğretmenler arasında gerilimler yaratacak, okullarda oluşturulan ‘özel sınıfları’ daha yaygın hale getirecektir.”

    Eğitimcilere göre öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen kariyer basamaklarını ‘kademe ilerleme cezası almamış olmaya’ bağlamak sendikal örgütlenmeye zarar verecek.

    Bu adım, eğitim emekçilerini sendikal örgütlenmeden uzak tutmaya, yanlış uygulama ve tutumlara itiraz etmemeye yönelik tehlikeli bir hale itecek.

    Öte yandan kanun teklifinde özel okul, kurs ve özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde öğretmenlik yapanların ekonomik ve sosyal hakları, ücret ve çalışma koşulları ile ilgili herhangi bir düzenleme bulunmaması da eleştiriliyor.

    ”Öğretmenler arasında kadrolu/ sözleşmeli, öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen ayrımı yapılmadan tümünün maaşlarını insan onuruna yaraşır bir düzeye çıkarmak gerekiyor. Çünkü “geçinemiyoruz”! Öğretmenler kalabalık sınıflarda iki ya da üç öğretmenin yapabileceği işi tek başına yapmakta, ayrıca düşük ücret almaktadır. Yeni dersliklere ihtiyaç vardır, ayrıca yeni öğretmen atamasına da. Öğretmenlerin demokratik hakları gerilemiş, ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüklerini KHK ihraçları tehlikesi nedeniyle adeta yitirmişlerdir. Güvenceli çalışma ortadan kalkmıştır. Demokratik bir okul ikliminde işgüvenceli çalışma ve örgütlenme özgürlüğü güvence altına alınmalıdır. KHK’lerle haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edilenler işlerine geri döndürülmelidir.”

    Eğitimci Sevgi Yılmaz, yeni teklifle kariyerinde ilerlemek isteyenlerin zorunlu olarak yüksek lisans ve doktora programlarına yönlendirilmesine de tepkili.

    Eğitim-Sen İstanbul 2 No’lu Şube Sekreteri Sevgi Yılmaz ise kariyer basamakları uygulaması ile aynı işi yapan öğretmenler arasında eşitsizlik, hiyerarşi ve statü ayrımları yaratılarak ‘eşit işe eşit ücret’ ilkesi ihlal edileceğini ifade ediyor. Ayrıca kariyer basamakları sistemi ile eğitimin niteliği arasında somut bir ilişki olmadığını vurguluyor.

    ”Eğitim emekçileri arasında yaratılmaya çalışılan farklı statü, maaş ve unvanların, okullarda zaman içinde keskin ayrışmalara neden olması ve rekabet ortamı yaratması kaçınılmaz olacak. ‘Nitelikli Okul/Niteliksiz Okul’ ayrımında olduğu gibi, ‘Nitelikli Öğretmen/Niteliksiz Öğretmen’ algısı yaratılarak öğretmenlik mesleğinin saygınlığı daha da düşürülecek. Okullarda çocuğunun sınıfına uzman ya da başöğretmenin girmesini isteyen velilerle okul idaresi ve öğretmenler arasında gerilimler yaşanacak, okullarda ‘özel sınıfların’ oluşturulması daha yaygın hale gelecektir. İktidara her koşulda biat eden, eleştirmeyen, sorgulamayan, sendikasızlığa ya da yandaş sendikalara üye olmaya zorlanan ve bunun karşılığında adaylığı kalkan tipik bir ‘memur öğretmen’ tipi yaratılmak isteniyor.”

    Yılmaz’a göre bu sınıflandırma aynı zamanda öğretmenler arasındaki ‘çalışma barışı’nı da kötü etkileyecek. 2006 yılında yapılan benzer bir uygulamayla bir dönem velilerin uzman veya başöğretmen ayrımına gittiğini söyleyen Yılmaz, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile bunun daha da tırmanacağı düşüncesinde.

    “İktidar bu yasa ile öğretmenliği kariyer mesleği haline getirmeyi hedeflediğini ve böylelikle öğretmenin niteliğini artırmayı amaçladığını belirtiyor. Bunu aslında iktidarın öğretmenlere verdiği akademik eğitimi yeterince nitelikli bulmadığının itirafı olarak da okunabilir. Aslında 2006’da bunun parovası sayılabilecek bir sınav yapmıştı. 2006’da yaptığı sınavla 83 bin 350 kişiye uzman ve 100 kişiye de başöğretmenlik ünvanı vermişti. O sınavı bir daha tekrarlamadı fakat biz okullarda bu uygulamanın sonuçlarını yaşadık. Aynı işi yapan öğretmenler arasında ücret farklılığı doğdu özellikle ilköğretim okullarında veliler öğrencilerini özellikle uzman veya başöğretmene verme yarışına girdiler bu da çalışma barışını sarstı. Küçük bir uygulamanın doğurduğu bu sonuç ÖMK ile daha da tırmanacak. Öğretmenlik Meslek Kanunu ile birlikte, eğitim kurumlarında aynı ders içeriğini anlatan, benzer değerlendirme ölçeklerini kullanan öğretmenler statü ve ücret farklılığı ile ayrıştırılacaklar.”

    ”Öğretmenlik Meslek Kanunu ile dört yıllık fakülteleri bitirenler yeniden sınava tabi” tutuluyor

    ”Eğitim hizmeti tıpkı sağlık gibi rekabet kaldırmaz dayanışmayla üretilebilecek bir hizmettir. Hâlihazırda ücretli, sözleşmeli, kadrolu istihdam biçimlerine ek olarak uzman öğretmen, başöğretmen gibi yeni basamaklar yaratılacak, ücret farklılığı doğacak, çalışma barışı yok edilecek. Siz 4 yıllık bir fakülteyi bitiriyorsunuz öğretmen olarak yetiştiriliyorsunuz sonra birden bir sınav icadı ile aldığınız eğitim yeniden sınava tabi tutuluyor. Aynı işi yaptığınız arkadaşlarınızla aranıza “basamaklar” konuluyor, eşitsizlikler yaratılıyor bu kabul edilemezdir bizim açımızdan.”

    Eğitimciler meslekteki sorunlarına dair neler talep ediyor?

    Bunun için adres olarak Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından 5 Ekim 1966’da kabul edilen ve Türkiye tarafından da onaylanan Öğretmenlerin statüsüne ilişkin tavsiye kararını gösteriyorlar.

    Bu metne uygun bir düzenlenme ile şunları talep ediyorlar:

    • Nitelikli eğitim için öğretmenler kadar emeği olan idari ve teknik personel, yardımcı hizmetliler sınıfı ve 4-B statüsünde çalışan eğitim emekçilerinin hakları ve talepleri dikkate alınmalıdır.
    • Öğretmenlik Meslek Kanunu hazırlanma biçimi ve içeriği eğitim emekçilerinin temel haklar, ekonomik talepler ve iş güvencesi başta olmak üzere sosyal, demokratik, mesleki ve özlük haklarını güvenceye almak durumundadır.
    • MEB, gerçekten öğretmenlerin niteliklerini arttırmayı hedefliyorsa, öncelikle öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran, öğretmenliği herkesin yapabileceği ‘teknik bir iş’ haline getiren yanlış politika ve uygulamalara son vermelidir.
    • Siyasi iktidar ve MEB öğretmenleri toplumsal olarak etkisiz, halkın aydınlanması yerine, her dönem iktidar denetiminde olması gereken önemli bir meslek grubu olarak görmekten vazgeçmelidir.
    • Eğitim emekçileriyle, sendikalar ve alandaki meslek örgütlerinin eleştiri, öneri ve talepleri dikkate alınmadan hazırlanan «Öğretmenlik Meslek Kanunu Tasarısı» derhal geri çekilmelidir

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***