Etiket: NATO

  • Rusya ile Ukrayna arasında savaş çıkma ihtimali var mı, riskleri neler, NATO müdahil olur mu?

    Rusya ile Ukrayna arasında savaş çıkma ihtimali var mı, riskleri neler, NATO müdahil olur mu?


    Rusya’nın Ukrayna sınırına askeri yığınak yapması Kiev ve Washington’da ‘Rus işgali’ endişesine yol açtı. Moskova, saldırı iddialarını yalanlarken iki tarafta da gerginlik sürüyor. Washington, olası saldırı planına dair istihbarat ve harita bilgilerini NATO müttefikleri ile paylaştı. Peki Rusya ile Ukrayna arasında savaş çıkması ne kadar muhtemel ve olası sonuçları ne olur?

    Taraflar çatışma riski için ne diyor?

    Rusya, askeri güçlerini sınırları içerisinde dilediği yere konuşlandırabileceğini belirterek, ‘komşusunu tehdit ettiği’ suçlamalarını reddediyor. Ukrayna ve NATO’yu gerilimi tırmandırmakla suçluyor. İlaveten Kiev’in, 2014’ten bu yana Rusya yanlısı ayrılıkçılar tarafından kontrol edilen doğudaki iki bölgeyi geri almaya hazırlanabileceğini belirtiyor. Rusya dış istihbarat birimi hafta içerisinde mevcut durumu, Rus birliklerinin Gürcistan’da yapılan 2008 savaşıyla karşılaştırdı.

    Ukrayna ise saldırı planı olduğu iddiasını reddediyor ve Rusya’nın olası bir saldırı için sınırlarının yakınında konuşlandırılan 92 binden fazla asker olduğunu dile getiriyor.

    Rus işgali ne kadar olası?

    Aralarında Batılı istihbarat yetkilileri ve Kremlin’i yakından takip eden Ruslar da dahil olmak üzere ondan fazla kaynakla görüşen Reuters, uzmanların neredeyse tamamının bir işgalin yakın bir ihtimal olmadığı konusunda hemfikir olduğunu aktardı. Daha makul bir senaryoda, Başkan Vladimir Putin’in, ‘Rusya’nın Ukrayna’daki “kırmızı çizgileri” konusundaki ciddiyetini göstermek için inandırıcı askeri güç tehdidini kullanması’ olarak değerlendiriliyor.

    Putin’in Ukrayna’nın NATO üyeliği bir yana, İttifak’ın silahlarının Kiev’e tedarik edilmesi ya da herhangi bir NATO askeri varlığını kabul etmeye bile hazır olmadığını belirtiyor. Aynı kaynaklar, Rus liderin, 100 binden fazla Rus askerinin Ukrayna sınırında toplanıp ardından geri çekildiği baharda yaptığı gibi, krizi tırmandırma ve ardından tırmanan krizi azaltmada usta olduğunu ekliyor. Bu şekilde, Rusya karşıtlarının niyetini görmesini sağlıyor ve Batı’ya Rusya’nın hafife alınmaması gereken bir güç olduğunu hatırlatıyor.

    Eğer savaşa girilirse, bu nasıl olur?

    Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’ne (IISS) göre, Rusya Silahlı Kuvvetleri 900 bin aktif personele sahip. Ukrayna’nın asker sayısı 209 bin. IISS’den kıdemli hibrit savaş uzmanı Samir Puri’ye göre, Rusya için asıl avantaj, Ukrayna’nın doğusundaki çatışmada vekil savaşçılara sahip olması. Bu durum, onlarla (vekil savaşçılar) bağlantı kurma ve zaten kontrolleri altında olan alanı genişletme seçeneği sunuyor. Ayrıca Puri, Moskova’nın daha geniş kapsamlı bir işgal için kuzeyden (Belarus), doğudan veya güneyden (Kırım üzerinden) saldırmayı düşünebileceğini belirtiyor. Yani Odessa ve Mariupol kentlerine denizden saldırı.

    Ukrayna kendini savunmaya ne kadar hazır?

    Ukrayna, gerçek bir savaşa girmeden Kırım’ı kaybettiği 2014 yılına göre askeri açıdan çok daha güçlü. Şu anda Washington tarafından sağlanan gelişmiş tanksavar füzelerine sahip ve ABD istihbarat desteğinden faydalanabilir. Ancak aynı zamanda ezici bir düşmanla karşı karşıya. Örneğin, muharebe tanklarındaki Rus tarafının avantajı, bire üçten daha fazla.

    “Ukrayna için mesele, elinden geldiğince direnmek, Batı’dan yardım istemek ve nihayetinde savaşmak olacaktır.” diyen Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House’dan araştırmacı Mathieu Boulegue, Rusya’nın tam işgali halinde ise Kiev’in, ‘işgalin faturasını Rusya’ya olabildiğince ağıra mal etmek için karşı-isyan tarzı bir savaş başlatmak olacağı’ değerlendirmesinde bulunuyor.

    Moskova’yı neler caydırabilir?

    Batı, Kırım’ın ilhakından sonra Rusya’ya yaptırımlar uyguladı.

    Yeni inşa edilen Kuzey Akım 2 boru hattından Rus gazının Almanya’ya sevkini engellemek gibi Rusya’ya ağıra patlayacak yeni önlemler eklenebilir.

    Putin, Ukrayna’yı işgal etmesi halinde Batı ile ilişkilerin tamamen kopması riskini göze almalı.

    NATO’nun Ukrayna’nın savunmasında ne kadar ileri gidebileceği belli değil ki bu tüm taraflar için risklerle dolu olacaktır.

    Ukrayna NATO üyesi olmasa da hiçbir şeyin yapılmaması, ittifakın ilgisiz görünmesine yol açar.

    “Rusya ve NATO, Ukrayna’da eskrim oynuyor”

    Yaşananların ‘amaç uğruna tehlikeyi göze alma’ oyunu olduğunu belirten Puri, süreci şu sözlerle açıklıyor:

    “Hem Brüksel merkezli NATO’da hem de Moskova’da tırmanan adımların nereye varabileceğine dair hesaplamalar yapılacaktır. NATO savaşmak için konuşlanacak olsaydı Ruslar bunu inanılmaz bir tırmanış olarak görürdü. Ukrayna bir savaş alanı olur mu? Bence pek olası değil ama açıkçası Rusya’nın ve NATO’nun şu anda Ukrayna’da yaptığı bir eskrim.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD sahil koruma botları, Ukrayna donanmasına destek vermek için Çanakkale Boğazı’ndan geçti

    ABD sahil koruma botları, Ukrayna donanmasına destek vermek için Çanakkale Boğazı’ndan geçti


    Rusya ve Ukrayna arasında gerilim yeniden tırmanırken Washington tarafından Kiev’e destek için gönderilen iki yenilenmiş eski ABD sahil güvenlik devriye botunu taşıyan Ocean Grand kargo gemisi cumartesi günü Çanakkale Boğazı’ndan geçti.

    Reuters, Baltimore sahil kentinden Odesa’ya gitmek üzere 8 Kasım’da denize açılan ve iki sahil koruma botu taşıyan kargo gemisiyle gelen Ukrayna donanmasına ait denizcilerin ABD’de yoğun bir biçimde eğitimden geçtiklerini duyurdu.

    Ukrayna’ya, 2019 yılındaki kriz sırasında da ABD’den buna benzer iki sahil koruma botu gönderilmişti.

    Kiev’deki ABD Büyükelçiliği, Rusya’nın Kırım’ı 2014 yılında tek taraflı ilhakının ardından iki ülke arasında imzalanan 2,5 milyar dolar tutarındaki güvenlik anlaşmasının bir parçası olarak yeni sahil koruma botlarının Ukrayna’ya gönderildiği bildirildi.

    ABD ve NATO, Rusya’yı suçluyor

    ABD, Ukrayna ve NATO, son haftalarda Rusya’yı sınırda yığınak yaparak Ukrayna’yı tehdit edici eylemlerde bulunmakla suçluyor.

    Rusya, eylül ayında yaptığı açıklamada, NATO’nun Ukrayna’daki askeri altyapısını artırması halinde Kremlin’in “kırmızı çizgisini” geçeceği uyarısında bulunmuştu.

    Kiev, Karadeniz’deki donanmasının önemli bir kısmını Rusya’nın Kırım’ı ilhakının ardından kaybetmişti. Ukrayna bu tarihten bu yana NATO ülkelerini desteğiyle bu bölgedeki donanmasını yeniden güçlendirmeyi deniyor.

    ABD’den Ukrayna donanmasına destek artıyor

    ABD Kongresi, bu yaz Ukrayna’ya 600 milyon dolar tutarında 16 adet “Mark VI” tipi sahil koruma botlarından satılmasına yeşil ışık yakmıştı.

    NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, dün Berlin’de Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Rusya’ya, Ukrayna sınırındaki gerilimi tırmandırmaktan kaçınma çağrısında bulunmuştu.

    Kiev’i desteklemeye devam edeceğini belirten Stoltenberg, “Ukrayna sınırlarına yakın büyük ve olağandışı bir Rus kuvvetleri yoğunluğu görüyoruz. Rusya’yı şeffaf olmaya, bir gerilimi tırmandırmamaya, Ukrayna ile sınırlar boyunca gerilimi azaltmaya ve yardım etmeye çağırıyoruz.” demişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rusya lideri Putin’den Batı’ya ‘kırmızı çizgilerimizi hafife almayın’ uyarısı

    Rusya lideri Putin’den Batı’ya ‘kırmızı çizgilerimizi hafife almayın’ uyarısı


    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ‘NATO’nun Rusya’ya yönelik saldırgan bir tutum içerisinde’ olduğunu belirterek, “Bu konuda endişelerimizden ve kırmızı çizgilerimizden bahsediyoruz ancak (Batılı) ortaklarımız oldukça tuhaflar, kırmızı çizgilerimizi ve uyarılarımızı hafife alıyorlar.” dedi.

    Putin, Rusya Dışişleri Bakanlığı personeline yaptığı konuşmada, uluslararası konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Belarus’ta yaşanan gelişmeler nedeniyle Batılı ülkeleri suçlayan Putin, “Belarus-Polonya sınırındaki göçmen krizini, Minsk’e baskı yapmak ve bize yakın bir bölgede yeni bir gerilim nedeni olarak kullanıyorlar. Aynı zamanda, insani konularda kendi taahhütlerini de unutuyorlar” ifadelerini kullandı.

    Afganistan’da ise durumun ivedi önlemler alınması gerektirdiğine işaret eden Putin, “Afganistan’daki gelişmeler, Rusya’nın güney sınırlarında güvenliğini ve müttefikimiz Orta Asya devletlerine destek sağlamak için ek tedbirlere ihtiyaç duyulmasına neden oluyor.” diye konuştu.

    Putin, bölgede yaşanabilecek göç dalgalarına yönelik tedbirler alınması gerektiğini belirterek, “Kontrolsüz göç dalgalarını, teröristlerin ve diğer suç unsurlarının sınırımıza sızmasını önlemek için önlemler almak gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

    İklim değişikliği konusunda Rusya’nın gerekli adımlar attığını öne süren Putin, “Aynı zamanda, Avrupa Birliği ve ABD’nin, iklim değişikliği gündemini tek başına dikte etme ve bu konuda belirli standartlar oluşturma girişimlerine de daha aktif bir şekilde itiraz etmeliyiz.” dedi.

    NATO’ya “saldırgan tutum” eleştirisi

    Putin, konuşmasında son dönemde NATO ile Rusya arasında artan gerginliğe de değinerek NATO’nun askeri varlığını Rusya’ya giderek yaklaştırarak saldırgan bir tavır sergilediğini söyledi.

    Karadeniz’deki NATO faaliyetlerinin Rusya için endişe verici olduğunun altını çizen Putin, “Karadeniz konusuna gelirsek, son gelişmeler belirli sınırların ötesine geçiyor. Stratejik bombardıman uçakları Rusya sınırına 20 kilometre yakından uçuyor. Bu konuda sürekli olarak endişelerimizden ve kırmızı çizgilerimizden bahsediyoruz ancak (Batılı) ortaklarımız oldukça tuhaflar, kırmızı çizgilerimizi ve uyarılarımızı hafife alıyorlar. Çok yüzeysel bir tavır sergilediklerini görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Putin, Orta Doğu ve Afrika ülkeleriyle iş birliğini geliştirmenin Rusya’nın öncelikli politikalarından olduğunu aktardı.

    Washington’le Moskova’nın ilişkilerinin tatmin edici bir seviyede olmadığının altını çizen Rus lider, bununla birlikte ülkesinin ABD ile diyaloğa açık olduğunu kaydetti.

    Putin, NATO’nun tüm diyalog mekanizmalarını yok ettiğini de söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB savunma gücü için ilk adım: ‘Stratejik Pusula’nın ilk taslak metni üzerinde anlaşma sağlandı

    AB savunma gücü için ilk adım: ‘Stratejik Pusula’nın ilk taslak metni üzerinde anlaşma sağlandı


    Rusya’nın Ukrayna ve Belarus üzerinden güç gösterisinde bulunduğu, Çin’in nükleer başlıklı füze test ettiği ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ilgisini Asya-Pasifik bölgesine çevirdiği bir dönemde Avrupa Birliği (AB) kendi güvenlik ve savunma gücünü oluşturmak için arayışlarını sürdürüyor.

    Brüksel’de biraraya gelen AB dışişleri ve savunma bakanları, ortak toplantısında birliğin önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde küresel bir güvenlik gücüne dönüşmesi için rehber niteliği taşıyacak AB Stratejik Pusulası’nın ilk taslağı üzerinde anlaştıklarını duyurdu.

    Toplantı sonrasında Dış İlişkiler Konseyi’nden yapılan açıklamada Stratejik Pusula’nın kapsamlı bir tehdit anlayışı üzerine inşa edilerek somut önlemler ve eylem için zamanlı adımlar öngöreceği belirtildi. Belgede Birliğin Ortak Güvenlik ve Savunma politikası çerçevesinde siber ve hibrit tehditlerden dezenformasyona kadar geniş bir yelpazede kapasite geliştirme ve ortaklıklar kurulmasının amaçlandığı kaydedildi.

    Kıtanın her zaman ABD’ye ya da NATO’ya sırtını dayayamayacağı gerçeğinin farkına varan AB, Stratejik Pusula çerçevesinde ilk defa birliğin askeri kapasitesini güçlendirmeye yönelik planlarını tartışmaya başladı.

    AB uzun zamandır, özellikle Fransa’nın öncülüğünde, kendi savunma ve güvenlik blokunu kurması yönünde görüşleri tartışıyordu. Ancak ABD’nin Avrupalı müttefiklerin görüşünü almadan Afganistan’dan çekilmesi bu konudaki tartışmaları alevlendirdi. Şimdi AB’nin bu konuda ne derece iddialı girişimlerde bulunacağı merak konusu.

    Stratejik Pusula’daki hedefler ne kadar gerçekçi?

    “Stratejik Pusula” adıyla hazırlanan 28 sayfalık taslak belge, özellikle son dönemdeki büyük jeopolitik değişimler ve birliğin sınırları dışındaki sıcak noktalar göz önüne alındığında AB’nin amaçları ile gerçekleri arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor.

    Politico’ya göre en gerçekçi plan, 2025 yılı itibarıyla AB’nin çatışma bölgelerinde konuşlandırmak üzere 5 bin askere varan bir gücü sevketme kapasitesi. Ancak AB’nin 1999 yılında 60 bin askerlik güç kurma taahhüdünü yerine getirememesi ve birliğin uzun süredir savunma harcamalarını arttırma konusundaki ihtiyatlı tutumu hatırlatan bazı diplomatlara göre bu plan da oldukça uzak bir ihtimal olabilir.

    Yine de belge Fransa gibi birliğin kilit üyelerinin güçlü desteğine sahip. 1 Ocak’ta AB Dönem Başkanlığı’nı devralacak olan Fransa belgeyi tamamlanması için bastırması bekleniyor. Pusula’nın önümüzdeki ay yapılacak toplantıda da değerlendirilmesi ve son şeklinin 2022 martında verilmesi hedefleniyor.

    AB’nin kendi savunma ve güvenlik politikası kapsamında bir ordu kurması planlarına daha önce Hollanda ve Danimarka karşı çıkmıştı. Ancak Dış İlişkiler Konseyi’nden toplantı sonrasında yapılan açıklamada belgeye geniş bir desteğin olduğunun ve banakların çalışmaları ilerletme arzusu taşıdıklarının belirtilmesi dikkat çekti.

    “Belgede Rusya ve Akdeniz için ince ayara gerek var”

    AB İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ilk taslak metnin kabul edildiği toplanı sonrasında yaptığı açıklamada Pusula’nın yalnızca başka bir “belge” olmadığını, bir eylem rehberi olduğunu vurguladı.

    AB Dönem Başkanlığı koltuğundaki Slovenya’nın Savunma Bakanı Matej Tonin de “Belgenin gerçekçi ve hatta iddialı olmasından dolayı mutluyuz” dedi, ancak bazı ince ayarların gerektiğine dikkat çekti. Tonin “Bunlardan biri Rusya, diğeri de Akdeniz’le ilgili konular” şeklinde açıklama yaptı.

    Öte yandan Borrell, taslak belgede öngörülen AB’nin Hibrit Acil Müdahale Ekipleri’nin, tıpkı göçmen krizinde yaşanan sınır sorunlarında olduğu gibi geleneksel savaş ve barış kategorilerine sığmayan krizlere uygun bir çözüm sunabileceğini dile getirdi.

    Bu girişim NATO’yu zayıflatır mı?

    AB üyesi bazı ülkeler, özellikle Doğu Avrupalı üyeler, kıtanın ana savunma gücü NATO’yu zayıflatmasından dolayı endişeleri sebebiyle AB ordusu kurulmasına destek vermekte çekinceli davranıyor.

    Ancak Borrell bu argümanlara karşı çıkarak “NATO’nun güçlü yapmak için AB’nin güçlendirilmesi” gerektiğini savunuyor. Buna örnek olarak da ABD Başkanı Joe Biden’ın AB’nin savunma kapasitesini güçlendirmesini desteklemesini gösteriyor.

    NATO üyesi olan ve bu ittifaka Güney Kıbrıs’ın girmesini veto eden Türkiye’nin, NATO dışında kendisini Avrupa’da dışlayacak bir doktrine sıcak bakmadığı ve bunu her fırsatta dile getirdiği biliniyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye Avrupa savunmasından dışlanıyor mu ? Borrell, AB için askeri doktrin hazırladı

    Türkiye Avrupa savunmasından dışlanıyor mu ? Borrell, AB için askeri doktrin hazırladı


    Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB’nin gelecekte iddialı bir askeri doktrin konusunda anlaşması için üye ülkelere öneri getirecek.

    Taslağı Brüksel’de basına sızan öneriye göre, yurt dışında konuşlandırılabilir bir kriz gücü kurulması da içinde olmak üzere ortak askeri harekat düzenleyebilmeyi temel alacak iddialı bir doktrinin kabul edilmesi için üye ülkelere teklif yapılacak.

    Josep Borrell, AB’nin daha çok askeri doktrini andıran ve NATO’nun ittifak hedeflerini belirleyen “Stratejik Konsept”ine benzeyen ve “Stratejik Pusula” başlığıyla hazırlanan ilk taslağını Avrupa Komisyonu’nun diğer üyelerinin görüşlerine sunacak.

    Belgenin giriş kısmında, “Avrupa tehlike içinde” ifadesinin kullanan Borrell, ABD’nin öncülüğündeki NATO ittifakının Avrupa’nın toplu savunmasından birincil derecede sorumlu olmaya devam edeceğini vurgulayacak.

    AB’nin geçmişte savunma alanındaki başarısızlıklarına önemle dikkati çekecek olan Borrell’in hazırladığı belgede, “Geçmişe oranla bu seferki fark, jeopolitik bağlamın değişme hızında yatıyor. Bu, eyleme geçme zorunluluğunu daha acil hale getiriyor. Karşılaştığımız tüm tehditler yoğunlaşıyor ve buna karşı üye devletlerin tek başına başa çıkma kapasitesi azalıyor ve yetersiz kalıyor.” denildi.

    AB dışişleri ve savunma bakanları, bu belgeyi pazartesi gözden geçirecek ve AB’de nihai siyasi bir belge haline gelmesi için mart ayında liderlerin onayına sunacak.

    Fransa, bu konuyu AB içinde daha önce de sıklıkla gündeme getirmiş ancak özellikle İngiltere’nin engeline takılmıştı.

    İngiltere’nin AB üyeliğinden ayrılması, Fransa’nın, Almanya’yı da yanına alarak AB’nin savunma alanında daha etkili rol oynamasını talep eden girişimlerini hızlandırdı.

    ABD Başkanı Joe Biden’in geçen ay Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı görüşmede bu konuya sıcak bakmasıyla AB, bağımsız askeri kapasite geliştirmesi halinde ABD için daha yararlı bir müttefik olabileceği görüşünü dile getirmeye başladı.

    Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın AB öncelikleriyle zaman zaman ters düşen “Önce Amerika” politikası ve Trump zamanında Brüksel ile yaşanan derin görüş ayrılıkları da AB içinde bu fikri destekleyenlerin sayısının artmasına yol açtı.

    Türkiye, bu tür önerilere hep karşı çıktı

    AB içinde 2017’nin sonlarından bu yana birlikte silah geliştirmek için ortak bir savunma fonu oluşturma konusunda bazı ilerlemeler sağlansa bile Brüksel şu ana kadar tabur büyüklüğündeki bir birliği hiçbir krizde yurt dışında konuşlandıramadı.

    AB içindeki diplomatlar ayrıntılı tehdit değerlendirmelerinin gizli olacağına dikkati çekerken, yeni askeri doktrin sayesinde Avrupa’nın sınırlarını koruma konuşunda başarısız kalan devletlere, AB’nin barış gücü göndermesi veya vatandaşlarını tahliye etmesi gibi alanlarda yardımcı olunabileceğine işaret ediyor.

    Brüksel’deki diplomatlara göre, AB üyesi ülkeler ABD’nin lojistik, komuta ve kontrol yeteneklerinden önemli ölçüde yoksun ve istihbarat toplama kapasitesiyle kesinlikle boy ölçüşemeyecek durumda.

    NATO üyesi olan ve bu ittifaka Güney Kıbrıs’ın girmesini veto eden Türkiye’nin, NATO dışında kendisini Avrupa’da dışlayacak bir doktrine sıcak bakmadığı ve bunu her fırsatta dile getirdiği biliniyor.

    Doğu Akdeniz’de petrol ve doğal gaz çalışmaları yüzünden başta Yunanistan ve Fransa olmak üzere AB ile ilişkilerde gerginlik yaşayan Ankara’nın, bu konuda birliğin bir askeri doktrin hazırlamasına soğuk bakacağına kesin gözüyle bakılıyor.

    NATO tarafında ise; Türkiye’nin Rusya’dan S-400 savunma sistemleri satın alması ABD’nin sert tepkisine yol açarken, Washington Ankara’yı F-35 savaş uçağı projesinden çıkarttı. İkili ilişkilerde yaşanan bu gerginlik sonrası geçmişte askeri alanda NATO içinde sürekli ABD’nin desteğini alan Türkiye’nin son gelişmelerin ışığında Washington’a eskisi gibi güvenmediği bilinen bir gerçek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • NATO’dan Afganistan’dan tahliye için çağrı, Türkiye’ye teşekkür

    NATO’dan Afganistan’dan tahliye için çağrı, Türkiye’ye teşekkür


    NATO dışişleri bakanları, Afganistan’daki yetkili makamlara, tahliyeleri kolaylaştırma ve şiddete son verme çağrısı yaptı. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg ise “Özellikle Türkiye, ABD ve İngiltere’ye Kabil’deki havaalanının güvenliğini sağlamaktaki hayati rolleri için teşekkür ediyorum.” dedi.

    NATO dışişleri bakanlarının Afganistan gündemiyle bir araya geldiği video konferansın ardından yazılı açıklama yapıldı.

    Açıklamada, “Afganistan’daki vahim olaylarla ilgili derin endişemizde birleştik ve şiddete derhal son verilmesi çağrısında bulunuyoruz.” denildi.

    Öncelikli görevin, NATO ve partner ülkelerin vatandaşları ile risk altındaki ve NATO için çalışmış Afganların güvenli tahliyesi olduğu belirtilen açıklamada, “Afganistan’daki yetkili makamları, Kabil’deki Hamid Karzai Uluslararası Havaalanı da dahil olmak üzere, tahliyelerin güvenli ve düzenli bir şekilde yapılmasına saygı duymaya ve bunları kolaylaştırmaya çağırıyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

    Açıklamada, Afganistan genelinde ciddi insan hakları ihlalleriyle ilgili derin endişe duyulduğu vurgulanarak, şunlar kaydedildi:

    “Afganistan’daki tüm tarafları, kadınları ve azınlıklar da dahil olmak üzere kapsayıcı ve temsili bir hükümet kurmak için iyi niyetle çalışmaya çağırıyoruz. Mevcut şartlar altında NATO, Afgan makamlarına verdiği tüm desteği askıya aldı. Gelecekteki herhangi bir Afgan hükümeti, Afganistan’ın uluslararası yükümlülüklerine bağlı kalmalı, başta kadınlar, çocuklar ve azınlıklar olmak üzere tüm Afganların insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü korumalı, Afganistan’ın bir daha asla teröristler için güvenli bir sığınak haline gelmemesini sağlamalıdır.”

    Konferansa Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da katıldı. Çavuşoğlu, Twitter hesabından, Afganistan’a ilişkin gelişmelerin ele alındığı toplantıya videokonferans yöntemiyle katıldığını duyurdu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Denizaltı krizi NATO’nun geleceğini nasıl etkiler? Fransa askeri birlikten ayrılabilir mi?

    Denizaltı krizi NATO’nun geleceğini nasıl etkiler? Fransa askeri birlikten ayrılabilir mi?


    Avustralya’nın Çin tehdidine karşı denizaltı filosu için Fransa ile yaptığı anlaşmayı bozup ABD ve İngiltere ile anlaşması Paris-Washington hattında uzun zamandır görülmemiş bu krize neden oldu.

    Canberra ve Washington büyükelçilerini geri çağıran Fransız Dışişleri Bakanı Le Drian, ABD ve Avustralya’nın Fransa’yı ‘sırtından bıçakladığını’ söyledi. Le Drian, Avustralya hükümetini yalan söylemekle suçladı.

    Paris’in Fransa ile İngiltere arasında bu hafta düzenlenmesi beklenen ‘savunma zirvesini’ de iptal ettiği öğrenildi.

    Denizaltı krizinin NATO’da daha büyük bir krizi tetikleyebileceği yönünde kaygılar bulunuyor. Zira Fransa Dışişleri Bakanı Le Drian, söz konusu krizin NATO’nun “yeni stratejik kavramının tanımına” yol açabileceğini vurguladı.

    ‘Fransa, NATO’nun askeri komutasından çıkmalı’

    Nicolas Sarkozy döneminde bakan olan ve gelecek cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylığını açıklayan Xavier Bertrand, “olağanüstü bir NATO zirvesi” çağrısında bulunarak, “Amerikalılara şu güven sorusunu sormalıyız: bize saygı duyuyor musunuz, ittifak nereye gidiyor?” diye konuştu.

    ABD’den gelecek olası bir olumsuz cevap karşısında Bertrand, böyle bir durumda Fransa’nın NATO’nun askeri komuta yapısından çıkması gerektiğini önerdi.

    NATO Askeri Komitesi Başkanı Amiral Rob Bauer ise Avustralya ile yapılan anlaşmanın bazı sonuçlara yol açabileceğini kabul etti ancak bunun ittifak içinde “askeri işbirliği” üzerinde bir etkisi olmayacağını söyledi.

    ‘ABD ile böyle bir krize girdiğinizde hangi kapıdan çıkabileceğinizi bilmelisiniz’

    Fransa’nın Avrupalı ​​müttefiklerinden açık bir destek almadığını ve diplomatik alanda elinde çok az seçenek olduğunu hatırlatan uluslararası ilişkiler uzmanları, ABD ile cepheden bir krize girmenin riskli olduğu konusunda uyarıda bulunuyor.

    Paris’teki Sciences Po üniversitesinde uluslararası ilişkiler profesörü Bertrand Badie, “Bu tür bir krize girdiğinizde hangi kapıdan çıkabileceğinizi baştan hesaplamalısınız. Başta Washington’daki büyükelçi olmak üzere Fransız diplomatların görevlerine geri dönmesi gerekecek. Bu durum da Fransa’nın teslim olduğu veya kontrolü kaybettiği izlenimi verebilir” ifadelerini kullandı.

    Paris Uluslararası ve Stratejik İlişkiler Enstitüsü (Iris) müdürü Pascal Boniface ise, Fransa De Gaulle döneminde olduğu gibi askeri komiteden ayrılmayı düşünebilir, çok güçlü bir mesaj olurdu ama Emmanuel Macron’un o kadar ileri gideceğinden şüpheliyim. Macron, ABD ve aynı zamanda NATO üyesi diğer Avrupa ülkeleriyle de bir ilişkiyi korumak istiyor” diye konuştu.

    Fransa şubat 1966’da NATO Askeri Komitesi’nde çıkmıştı, ancak 2009’da Nicolas Sarkozy’nin kararıyla tekrar eski görevini üstlenmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • NATO Rusya misyonunda akredite 8 subay casusluk suçlaması ile organizasyondan atıldı

    NATO Rusya misyonunda akredite 8 subay casusluk suçlaması ile organizasyondan atıldı


    NATO, Rusya’nın askeri misyonunun sekiz üyesini gizlice istihbarat subayı olarak çalıştıkları gerekçesiyle organizasyon bünyesinden attı.

    Yapılan açıklamada Moskova’nın Brüksel’deki NATO merkezinde çalışabilecek ekibinin boyutunun azaltıldığı ifade edildi.

    Bir NATO yetkilisi, “Rus misyonunun NATO’ya akreditasyonunu geri çektiğimizi teyit edebiliriz, bu kişiler bize ‘Rus istihbarat subayları’ olarak ilan edilmemişti” dedi.

    Yetkili, NATO’nun Rusya’nın örgütte akredite edebileceği pozisyon sayısını da 10’a indirdiğini söyledi.

    NATO ile Rusya arasındaki ilişkiler, Moskova’nın 2014’te Ukrayna’nın Kırım Yarımadası’nı ilhak etmesinden bu yana giderek gerginleşti. Ukrayna’nın Donbas bölgesinde yaşananlarla da gerginlik zirveye tırmandı. NATO ile Rusya arasındaki resmi görüşmeler de bu nedenlerle son yıllarda sınırlı kaldı.

    İsmini vermek istemeyen yetkili “NATO’nun Rusya’ya yönelik politikası tutarlılığını koruyor. Rusya’nın saldırgan eylemlerine yanıt olarak caydırıcılığımızı ve savunmamızı güçlendirirken, aynı zamanda anlamlı bir diyaloga da açığız” dedi.

    NATO’nun diyalog daveti geçerli

    Diyalog için ana mekanizma olan NATO-Rusya Konseyi dondurulmuştu. Ancak NATO, 18 ay önce NATO-Rusya Konseyi’nin yeni bir toplantısını yapmayı önerdi ve bu öneri geçerliliğini koruyor. NATO yetkilisi “Top Rusya’nın sahasında” diyor.

    Rus parlamentosunun alt kanadı dışişleri komitesi başkanı Leonid Slutsky ise Rus diplomatlara yönelik suçlamaları temelsiz bularak, NATO’nun bu hamlesinin ilişkileri daha da gerginleştireceği konusunda uyardı.

    Interfax haber ajansı tarafından yapılan habere göre Moskova bir misilleme yapmaya hazırlanıyor. Ancak Slutsky, Rusya’nın mutlaka aynı şekilde misilleme yapmak durumunda olmadığını da sözlerine ekledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • NATO, farklı cephelerde olası Rus saldırısına karşı yeni plan geliştirdi

    NATO, farklı cephelerde olası Rus saldırısına karşı yeni plan geliştirdi


    NATO savunma bakanlarının, birden fazla cephede herhangi bir olası Rus saldırısına karşı savunmak için yeni bir ana plan üzerinde anlaşmaya varmaya hazır olduğu bildirildi.

    Gizli olan strateji, mevcut bölgesel savunma planlarının ötesine geçiyor. Planla Baltık ve Karadeniz bölgelerinde, nükleer silahlar, uzayda bilgisayar ağlarının hacklenmesi de dahil olmak üzere herhangi bir eş zamanlı saldırıya hazırlık hedefleniyor.

    Rusya, savaş niyeti olduğu iddialarını reddediyor ve NATO’nun bu tür hazırlıklarının Avrupa’yı istikrarsızlaştırma riski taşıdığını söylüyor.

    Ancak ABD’li yetkililer ve NATO diplomatları, Rusya’nın yeni silah sistemleri geliştirmesi ve müttefiklere daha yakın noktalara birlik ve teçhizat yerleştirmesi nedeniyle, Avrupa-Atlantik Alanında Caydırıcılık ve Savunma “kavramı” ile Stratejik Uygulama Planının gerekli olduğunu ifade ediyor.

    Üst düzey bir ABD hükümet yetkilisi, Reuters’a “Böyle bir büyük çatışmanız varsa, tüm operasyon alanında faaliyet gösterecek mi? Aynı anda birkaç şey olabilir ve bu gerçekten bütünsel bir planlama gerektirir.” dedi.

    Rusya’nın yeni savunma hamlesi

    Batılı yetkililere göre Rusya, mayıs ayında Ukrayna ile sınırına yaklaşık 100.000 asker topladı ve bu, Moskova’nın 2014’te Kırım’ı ilhak etmesinden bu yana en yüksek sayı. Eylül ayında Rusya, eski Sovyet müttefiki Belarus ile Baltık müttefiklerini alarma geçirmek için orduda yeni savaş robotları kullandı. 2018’de ortaya çıkarılan hipersonik seyir füzeleri, erken uyarı sistemleriyle önlenebilecek nükleer kapasiteye kavuştu.

    Brüksel’deki Avrupa’nın Dostları düşünce kuruluşunda eski bir üst düzey NATO yetkilisi Jamie Shea, planın ABD, İngiltere ve Fransa’nın Hint-Pasifik stratejileri geliştirdiği bir dönemde Rusya’ya odaklanmaya da yardımcı olabileceğini söyledi.

    Rusya’nın yeni silah politikasına dikkat çeken Shea, “Şimdiye kadar Rusya bir sıkıntıydı, ancak yakın bir tehdit değil. Ancak Ruslar rahatsız edici şeyler yapıyorlar, robotik ve hipersonik seyir füzeleri ile pratik yapıyorlar, gerçekten çok yıkıcı olabilir” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan: ABD şu anda terör örgütlerine beklenenin üstünde silah, araç gereç desteği veriyor

    Erdoğan: ABD şu anda terör örgütlerine beklenenin üstünde silah, araç gereç desteği veriyor


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) şu anda terör örgütlerine beklenenin çok çok üstünde destek verdiğini söyledi.

    Cuma namazının ardından önemli açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO, ABD, Suriye’deki gelişmeler ve Covid-19 salgınıyla alakalı “dikkat çekici” açıklamalarda bulundu.

    ABD ile ilişkilerin şu anda bu noktada olmaması gerektiğini ifade eden Erdoğan, “Şu anda maalesef böyle bir durumdayız ve ABD’de bizim münasebetlerimiz iki NATO ülkesi olarak burada olmamalı. Maalesef ABD şu anda terör örgütlerine beklenenin çok çok üstünde destek veriyor. Mücadeleyi bırakın onlara yüklü miktarda silah, araç gereç destekleri veriyor.” ifadelerini kullandı.

    “Suriye’yi bir barış havzası haline getirmek istiyoruz”

    Suriye’deki rejimin Türkiye’nin güneyinde tehdit oluşturduğunu ifade eden Erdoğan, “Burada da yine aynen benim Sayın Putin’den beklentilerimiz çok daha farklı. Dost ülke olarak da Sayın Putin’den daha doğrusu Rusya’dan farklı yaklaşımlar bekliyorum.Bu mücadeleyi de birlikte yürütmemiz lazım. ABD, Suriye’yle de pek ilintili değil. Burada şu an İran, Rusya ve biz varız. Orayı da bir barış havzası haline getireceksek aramızda görüşmemiz şart ve bunları görüşeceğiz. Rusya ile ikili münasebetlerimizi çok daha ileri taşıma isteğindeyiz. Zira hedefimiz 100 milyar dolarlık bir ticaret hacmine ulaşmak.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan koronavirüs salgını konusuna da değindi.

    Covid-19 salgınının Bilim Kurulu’nun ilgi alanı olduğunun altını çizen Erdoğan, “Dün Bakanımla da yaptığım görüşmede başta maske olmak üzere bundan taviz veremeyiz diyor. Bundan taviz vermeden yolumuza devam edeceğiz. Vefatla birlikte vakaların asgariye inmesi bu mücadelede bizim tedbirlerimiz olacak.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***