Etiket: Naci Görür

  • Depreme ‘Kader’ Diyenlere Naci Görür’den Sert Çıkış: ‘Allah’a İftira Etmeyelim’

    Depreme ‘Kader’ Diyenlere Naci Görür’den Sert Çıkış: ‘Allah’a İftira Etmeyelim’


    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından, Yenişehir ilçesindeki Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi’nde ‘6 Şubat Depreminin Yıl Dönümünde Deprem Dirençli Kentler’ konulu panel düzenlendi. Panele, Bilim Akademisi üyesi Prof. Dr. Naci Görür, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi ve Eş Başkanı Doğan Hatun, bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

    ‘ALLAH’A İFTİRA ETMEYELİM’

    Depremin kader olmadığına vurgu yapan Görür, bilim ve teknolojinin ışığı altında depremlerde kendi insanımızı kurban etmeyelim çağrısında bulunarak, şunları söyledi:

    “Deprem bizim kaderimiz değildir. Biz hiçbir zaman bunu dini inançlarımızla da ön göremeyiz. Bizim dinimiz yüce bir dindir. Allah’a iftira etmeyelim. İnancımıza iftira etmeyelim. Alınacak bütün önlemleri bize almayı emreden bir inanç sistemimiz var. Bilim Çin’de de olsa gidin alın diyen bir inanç sistemimiz var. Fırat’ın kenarında bir koyun ölürse onun mesuliyeti benim diyen bir inanç sistemimiz var. Dolayısıyla bu işlerin hepsini bir kenara bırakıp, bilim ve teknolojinin ışığı altında artık şu depremlerde kendi insanımızı kurban etmeyelim. Kendi insanımıza sahip çıkalım. Bunu bu ülke yapabilecek niteliktedir. Bunu yapabilecek parası da vardır. Mühendisi de vardır. Bilim adamı da vardır. Her şeyimiz var. Yeter ki niyetimiz olsun. Yeter ki bu işe inanalım.”

    ‘BANA TARKAN MUAMELESİ YAPTILAR’

    Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Türkiye’de deprem uyarılarının ne halk ne de kamu tarafından dikkate alınmadığına ifade ederek, daha önce meydana gelen depremler öncesinde birçok uyarı da bulunduğunu hatırlattı ve şöyle devam etti:

    “Elazığ depremi olduğu zaman 2020’de ben 2003’ten beri Elazığ’a her zaman gittim. Elazığ’a deprem geliyor dedim. Nerede deprem olacağını karış karış yerini köyünü söyledim. Malatya, Sincik’e kadar. Bölgesini söyledim. Çelikyaka’da söyledim. Yalvardım. Malatya Üniversitesi’nde anlattım. Malatya Valisine anlattım. Elazığ Valisine anlattım. Elazığ Belediye Başkanını anlattım. Elazığ halkını anlattım. Bana Tarkan muamelesi yaptılar. Alkışladılar, ıslık çaldılar. Yaşa, varol. İyi, güzel. Ama hiçbiri en ufak bir şey yapmadı. Bu kulaktan girdi, bu kulaktan çıktı.

    ‘BANA DEĞMEYEN YILAN BİN YAŞASIN… ÖYLE OLMAZ CANIM!’

    Ne resmi organlar, ne sivil organlar, ne halk. Hiç tınmadı bile. Genel yargı şu; bana değmeyen yılan bin yaşasın. Bana bir şey olmaz canım. Yok öyle bir şey olmaz. Bu adam bir şeyler söylüyor ama o başkalarına söylüyor. Bana bir şey olmaz. Öyle bir anlayış var. Ve Elazığ’ı deprem vurdu. Elazığ’ı deprem vurduktan sonra benim ikinci günü, o depremin ikinci günü bağıra bağıra Maraş’a dikkat edin dedim. Açın videoları bulursunuz. Binlerce video var. Maraş’a deprem gelebilir dikkatli olun diye. Son üçün günde onları söyledim. Ne Maraş’ın, Malatya’nın resmi organları duydu. Ne sivil insanları duydu. Hiç kimse de umursamazdı. Sürekli olarak milyonlarca takipçime ben Twitter’dan yazdığım halde en ufak bir tepki görmedim. Şimdi o deprem de oldu. 50-60 bin kişiyi resmi rakamlara göre toprağa gömdük. Şimdi düşünüyorum… Benim insanım, benim organizasyonlarım, benim resmi organlarım niye böyle? Neden? Neden ya?”

    ‘GÖKTEN TAŞ DÜŞER, ALLAH’TAN GELDİ DERİZ’

    Görür, şunları söyledi:

    “Ya bu şimdi bir şey olur hiç bilmiyoruzdur. Aniden bir şey olur. Yani birdenbire yürürken şehre aklımıza gelmeyecek şekilde gökten taş düşer, insanları öldürür, evleri yıkar. Deriz ki vallahi yapacak bir şey yok. Allah’tan geldi yani gökten bir taş düştü, geldi ben ne yapabilirim? Öyle değil. Depremin olacağı, geleceği, nereye, nasıl etki edeceği biliniyor. Bunu önceden söylemek mümkün. Tarih, saat, dakika söyleyemiyorsun ama nereyi depremin vuracağını, hangi periyotta vuracağını, vurursa nasıl zarar vereceğini bugünkü bilim ve teknoloji söylüyor. Bizim işimiz bu. 6 Şubat’ta olan depremlerde o doğrultu atımlı fay tam 5 milyon ton, bak dikkat edin. 5 milyon ton dinamitin aynı anda patlamasına denk bir enerji üretti. Beyler dikkat edin laf demiyorum. 5 milyon ton hayal gücünüz var mı? Bilmiyorum. 5 milyon ton TNT’yi, dinamiti patlatırsanız açığa çıkan enerjiyi düşünün. yüzlerce atom bombası. Yani büyük atom bombası Japonya’yı yok etti, öldürdü diyoruz ya bir tane kıytırık bomba attılar. Yüzlerce bu atom bombası. Şimdi dolayısıyla deprem olduğu zaman bu sistemler çok büyük enerji üretiyor. Enerji dalga halinde yayılıyor. Bir yerde deprem olup da enerji açığa çıkarsa deprem oluşur. Deprem de yayılır. Küresel, yuvarlak böyle küresel yayılır.”

    6 ŞUBAT DEPREMLERİ: ‘ 5 MİLYON TON DİNAMİTİN PATLAMASINA DENK’

    6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezi depremler 5 milyon ton dinamitin aynı anda patlamasına denk gelen bir enerjinin üretildiğini dile getiren Görür, günümüzde depremin nerede olabileceğinin tespitinin yapıldığını da söyledi.

    Görür, konuşmasında Türkiye’de ile Tayvan’da meydana gelen depremlerden örnek verdi. 6 Şubat depreminde 60 bin insanın hayatını kaybettiğini aktaran Görür, aynı büyüklükteki depremin Tayvan’da meydana gelmesiyle 3 kişinin öldüğüne dikkat çekti.

    Naci Görür, “Şimdi yer bilimlerinde bir kaide vardır. Siz ister inanın, ister inanmayın. Eğer bana bir itimadınız varsa benim tavsiyem inanın. O da şu, bir yerde bir deprem olursa belirli bir zaman sonra aynı yerde, aynı büyüklükte deprem bir daha olur. Bu kaidedir, kuraldır. Matematik gibidir, 2 kere 2 4 gibidir. Hiç kesin sapmaz. Bizde Güneydoğu depremi 7.6, 7.7 oldu. 50 60 bin kişiyi toprağa verdik. Aynı büyüklükte deprem Tayvan’da oldu. Aynı büyüklükte deprem 3 kişi tesadüfen öldü. 3 kişi. Bizde 60 bin kişi orada 3 kişi. Neden? Farkımız ne? Farkımızı söyleyin. Oradaki kentler deprem dirençli. Bizde tövbe akıllarına bile gelmiyor deprem direncini yapmak. Ölen ölüyor kalanlar bizimdir mantığı alıp yürüyor. Biz pazardaki domatesin fiyatına daha önem veriyoruz. Biberin fiyatına daha önem veriyoruz. Kendi insanımıza değil. Bir sefer bunu çok iyi bunu unutmayalım. Aklımızda kalsın” şeklinde konuştu.

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Prof. Dr. Naci Görür’den O Şehir İçin Kritik Uyarı: ‘Stres Biriktiriyor…’

    Prof. Dr. Naci Görür’den O Şehir İçin Kritik Uyarı: ‘Stres Biriktiriyor…’


    Bursa’nın Nilüfer ilçesinde dün meydana gelen 4.1 büyüklüğündeki deprem, vatandaşları endişelendirdi. Korkutan deprem, bölgedeki deprem riskini bir kez daha gündeme taşıdı.

    Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, depremin gerçekleştiği Uluabat Fay Zonu’na dikkat çekerek önemli açıklamalarda bulundu. Görür, bu fay zonunun yavaş stres biriktirdiğini ve ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini ifade etti.

    “NE ZAMAN DEPREM ÜRETECEĞİNİ BİLMİYORUZ”

    Sosyal medya hesabından uyarıda bulunan Görür, “Nilüfer/Bursa’da 4,1 deprem oldu. Sağ yönlü Uluabat Fay zonu içinde. Bu zon yavaş stres biriktiriyor. En son büyük depremi (7’den büyük)1855 yılında oluşturdu. Büyük can ve mal kaybına sebep oldu. Bu fayların ne zaman deprem üreteceğini bilmiyoruz. Ayrıntılı incelenmesi gerekir.” dedi.

    Kaynak: Haber Merkezi


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Prof. Dr. Naci Görür’den Korkutan ‘İstanbul’ Uyarısı: ‘Şaka Etmiyorum, Türkiye Diz Üstü Çöker’

    Prof. Dr. Naci Görür’den Korkutan ‘İstanbul’ Uyarısı: ‘Şaka Etmiyorum, Türkiye Diz Üstü Çöker’


    Kanal İstanbul Süreci Bilgilendirme toplantısına katılan yer bilimci Profesör Dr. Naci Görür, projeyi yerbilimi açısından değerlendireceğini ifade ettikten sonra “Kanal İstanbul’a evet diyen yerbilimci varmış, kimlerdir, tanımıyorum, ben bu sorumluluğu alamam, o arkadaşlarla aynı görüşte değilim” dedi.

    Ayrıca Kanal İstanbul’un fay hattının üzerinde olduğunu belirten Görür, “Canlı fayla cirit atıyor” uyarısında bulundu. Görür, Marmara’dan geçen fay hatları hakkında bilgi vererek, İstanbul’da 7’nin üzerinde büyüklükte deprem olasılığını hatırlattı ve şunları söyledi:

    ‘AKIL İŞİ DEĞİL’

    Bütün bilirkişilerin hayır derken yer bilimcilerin hayır dediğini ifade eden Görür, “Buna evet diyenlerde kimdir hiç bilmiyorum. 45 senemi bu ülkede geçirmiş bir yer bilimci olarak, iyi kötü uluslararası niteliği olan burada tek bir yer bilimci bir kişi bilmiyorum. Oda tuhaf. Ama o arkadaşlarla aynı görüşte değilim. Sebebi çok basit. Marmara Denizi’nin içerisinden Kuzey Anadolu fayının kuzey kolu geçiyor. Bunlardan bir tanesi adaların güneyinde biz ona adalar. Adalar Fayı diyoruz. Diğeri de Yeşilköy açıklarından Silivri açıklarına kadar uzanan Kumburgaz Fayı diyoruz. 10 sene o faylar üzerinde araştırma yaptık. Ben de araştırmanın başkanı olarak İtalyan, Fransız gemileriyle tam donanımlı Türkiye’de olmayan, dünyanın en donanımlı gelmeleri ve bilim adamlarıyla çalışmalar yaptık. Bu iki fayın kilitli olduğunu saptadık. Kilitli fay demek şu anda enerji biriktiriyor. Kırılmasını engel olan bir sürtünme kuvveti var. O sürtünmeyi yendeği anda deprem üretecek. Yapılan çalışmalar Parsosns ve diğerleri Amerikalı bir bilim adamının çalışmasıyla 30 sene içerisinde her an olmak kaydıyla kırılma olasılığı yüzde 64 dedi ilk çalışmasında sonra revize ettiler. Geçen sene yüzde 47’ye düşürdüler. Şimdi bu kadar bariz, bu kadar yani her an olabilecek bütün dünyanın bilim dünyasının da kabul ettiği bir depremde herhangi bir sorun görmüyoruz demek yani akıl işi değil. Neyse onlar neye göre diyor onu bilmiyorum. Fakat ben size şunu şu kadarını söyleyeyim.” dedi.

    ‘İNANDIĞINIZA DA İNANMIYORUM’

    Olası İstanbul depremine karşı uyarılarını tekrarlayan Görür, gündemde yer almamasına tepkisini bir kez daha dile getirdi. Görür, “Bu Kumburgaz fayı kırılırsa kendi başına ilk başta kırılacak faydır. Yedi nokta iki minimum deprem üretir. Adalar fayı yalnız başına kırılırsa en fazla yedi mertebesinde deprem üretir. İkisi birden kırılırsa yedi buçuğa kadar gidebilir. İstanbul’u tehdit eden yedi buçukluğunda bir deprem vardır. Şimdi ben sizler de anlıyorsunuz falan ama ben inandığınıza da inanmıyorum depreme. Eğer inanmış olsanız bu kadar söze gerek yoktur. Bir an önce iş yapılırdı. Ben gerçekten bizim siyasilerimizin depreme yeterince hakikaten inandıklarını zannetmiyorum. Evet biliyorlar söylüyorlar konuşuyorlar ama öyle değil. Çünkü Türkiye’nin gündemini görüyorum ben. Yok böyle bir şey yok. Şimdi İstanbul’da, Marmara Bölgesi’nde daha doğrusu deprem olursa çok büyük bir kayıp veririz, can kaybı, mal kaybı tasavvur bile edilemez.” ifadelerini kullandı.

    ‘BÜTÜN TÜRKİYE DİZ ÜSTÜ ÇÖKER’

    “Beyler şaka etmiyorum” diyerek uyarılarını sert bir dille ifade eden Görür’ün açıklamaları şu şekilde:

    “İstanbul’da en yetkili insanlar yani kurumlar bile yüzde altmışından fazlasının deprem dirençli olmayan yapı stokundan meydana geldiğini söylüyor. Siz İstanbul’u bir düşünün, sokağını düşünün, evlerini düşünün yani böyle kullandıkları betonu düşünün, korozyona uğramış demirleri düşünün. Daha şu anda herhangi bir şey yokken çöken evleri düşünün, halkın bilinçsizliğini düşünün. Bir sürü daha nedenler yaparsınız? İstanbul bizi çökertir beyler şaka etmiyorum. Yani İstanbul Marmara Bölgesi çökerse bütün Türkiye diz üstü çöker. Bunu duymayan duysun. Bu şaka değil ve buna inanmıyorsa da inandıklarına sorsun. Gerçekten bilim adamına sorsun. Yoksa böyle bilim adamı olup da titri çok olan var ya hani, siyasetin emrinde. Onları kastetmiyorum ben. Doğrudan doğruya, uluslararası nitelikte bilim adamına sorsun. Türkiye’nin Marmara Bölgesi çökerse ekonomik bağımsızlığı kalmaz.”

    ‘4 MİLYON İNSAN ÖLÜMLE BURUN BURANA’

    Bizim ekonomistler, iş adamları, iş dünyası depreme hazırlanmayı bilmiyor. Onlar depreme hazırlanmak deyince sadece fabrikalarının sağlam olduğunu zannediyorlar bir de tahtaya vuruyorlar. Bana bir şey olmaz diyorlar. Emin olun ben bunu TÜSİAD’ın icra kurulunda da aynı konuşmayı yaptım orada gördüm. Bakın bu iş şaka değil. İBB’nin sırf yaptığı 97 bin binanın çok ağır hasar alacağını düşünürsek ölümün en fazla oradan olacağı, yüzde doksan yedi. Bir milyon yüz bin yapı stoku var, bina var. 97 binin içinden çöküleceğini düşünürsek ağırlıklı olarak 97 bin bina, yüz bin bina deyin. Her birini beş katlı söyleyin şimdi beş katlı kalmadı. Beş yüz kat demektir iki daire koyun, bir milyon daire. Her daireye dört kişi koyun, dört milyon insan ölümle burun buruna ölecek demiyorum. Ama ölümle burun buruna. Şimdi sizin vicdanınıza, insafınıza sığınıyorum. Dört milyon insanın kaçı yaşasın ya? Ne kadar azaltabilirsiniz? Yani tehlike büyük.

    ‘KANAL İSTANBUL FAY HATTININ ÜZERİNDE’

    Kanal İstanbul’un tehlikelerine ilişkin bilgi veren Görür, “Bu Kanal İstanbul’a şimdi geleyim. Kanal İstanbul tam fay hattının üzerinde şaka değil üzerinde. Yani Sazlıdere Barajıyla Küçükçekmece’nin denize açıldığı yerde canlı faylar cirit atıyor. Bizim çalışmalarımızda biz bunları gördük. Yani doğrudan doğruya bu Küçükçekmece’nin altı, Büyükçekmece’nin altı, Büyükçekmece’nin batısı, orada gördüğümüz heyelanların hepsi dipten doğrudan doğruya Marmara’ya doğru gelen canlı faylara bağlı. O faylar da Kumburgaz fayına bağlı. Kumburgaz Fayı harekete geçerse bütün bu faylar harekete geçecek. Sizi hiçbir güç orada ayakta tutmaya mümkün değil. Hele böyle betonla metonla yani bir diyelim kanal yapacaksınız ayakta durmasını düşüneceksiniz bu mümkün değil. Orada heyelanlar tamamen bu faylarla tetikleniyor.” dedi.

    ‘BUNU ANLAMAK BU KADAR ZOR MU?’

    Projenin yapılacağı yerde şu anda bile hareketlenmeler olduğunu ifade eden Görür, “Bizim uzaydan yaptığımız çalışmalara göre şu anda yılda iki santimetreye varan hareket var hareket. Deprem meprem yok. Büyükçekmece kayıyor, batıya doğru kayıyor, güneye doğru kayıyor. Yani burada belediye başkanları var. O binalar şimdi güzel gözüküyor duruyor ya sahilde yapmışsınız. Bakın 20 sene sonra iddia ediyorum ben yaşar mıyım, yaşamam diyelim de ama o 20 sene sonra bunların hepsi şakülden kayacak. Çünkü alttan iki santim kayıyor. İki santim kayma 20 santim santim eder. Ancak şakülden kaydırır onu başlar çatlamaya. O büyük binaların hepsi çatlağın, patlağın kaymanın içinde kalacaklar ve oturmayacaklar. Şaka değil ama şimdi orada bol bol binalar yapıyoruz, gökdelenler yapıyoruz marifetmiş gibi. Orada zemin kötü çimentolanma yok, suyu fazla orada ivme değeri çok fazla yani depremin ivme değeri çok fazla depremin hızı orada çok fazla sıvılaşma çok fazla. Yani her şeyiyle orası tam bir cehennemin içi o bölge. Siz oraya yapı yapıyorsunuz yapı yoğunluğunu artırıyorsunuz insan getiriyorsunuz, nüfusu artırıyorsunuz. Bir deprem bölgesinde yapılmaması gereken tek şey ne kadar yapı o kadar insan o kadar ölüm demektir ya. Ya bunu anlamak bu kadar zor mu.” dedi.

    ‘BU İŞİ SAKIN YAPMAYIN’

    Ne kadar yapı varsa o kadar insanın öleceği anlamına geldiğini tekrarlayan Görür, Ama siz her şeyi bütün bunların söyledik kitaplar yazdık. İBB de bastı böyle cilt cilt kitaplar. Benim de en son kitabımız çıktı tekrar. Ben illa yapacağım diyor inat ediyorsunuz. Biz öyle çok yüksek adamların bileğini bükecek halimiz yok. Bilim adamı olarak bu yanlış diyoruz. Bilimsel verilere göre söylüyoruz. Yani onun dışında bir şey değil.” dedi.

    Başka bir bilim adamı varsa çıkarak yanlışları söylemesini gerektiğini ifade eden Görür, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Daha iyi bir bilim adamı varsa o da çıkar der ki sayın Görür senin dediğin şu şu şu şu doğru değil. O zaman bilim doğruyu kabul etmek zorundadır. Ama bugün karşımıza öyle çıkılmıyor. Şimdi inatlaşıyorsanız o zaman illa yapacağım diye. 64 milyar dolara çıkıyor diyelim. Şimdi burası çok özel bir bölge. Neden özel bir bölge. Ana faydan ayrılmış fay kollarının içerisinden geçtiği ivmesi, hızı, kayması vesairesi yüksek bir yer bu özel bir bölgedir. Yani dünyada her yerde depremin dalgaları geldiği zaman en fazla ivmenin olduğu, en fazla hızın olduğu en fazla titreşimin olduğu yer değildir. Oralar deprem zonlarıdır. Ben diyorsun ki inat ettim deprem sonunda kanal yapacağım. O zaman ben yenilgiyi kabul edeyim. O zaman diyeceğim yetkililere şu. Tamam yap yapacaksan yap. Ama burada yapacağın yapının fiyatını, maliyetini normal bir yerdeki yapı gibi asla düşünme. Yani bunu binaya örnek vereyim yani kanal yerine. Normal bir binanın metrekaresi 20 bin 30 bin lira ise sen buraya yüz bin harcamak zorundasın. O zaman bu Kanal İstanbul’un maliyeti 64 milyara mal olmaz 104 milyara da mal olmaz. Güneydoğu’daki gibi çok daha fazlaya mal olur. O zaman da benim bir hakkım var sormaya. Milyonlarca insanın can güvenliği yokken hayatları tehlikedeyken bu ülke bu kadar fakir fukaralıktan ezilirken sen niye 200 milyarı buraya vereceksin? Sebep ne? Ne bekliyoruz buradan? Ve işte burada herkes de söyledi yani. Bir getirisi yok, bir şey getirisi olsa kabul ederim yani. Getirisi olan bir projesi olsa bilim olarak kabul ederiz. Ne getiriyor bize Allah aşkına. Onun için aklı selim garip gelsin. Bütün yetkililere lütfen sesimi duyun rica ediyorum, yalvarıyorum. Benim hayatım bu yolla gitti, geçti. Bu işi sakın yapmayın. Başınıza dert alırsınız. Ve bu işi de çözemezsiniz. Yazıktır, günahtır”

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Olası ‘İstanbul Depremi’ Korkuttu! Naci Görür İsyan Etti: ‘Bu Kadar Can Üzerinden Kumar Oynayamayız’

    Olası ‘İstanbul Depremi’ Korkuttu! Naci Görür İsyan Etti: ‘Bu Kadar Can Üzerinden Kumar Oynayamayız’


    İstanbul’un Güngören ilçesinde yıkım çalışmaları esnasında kısmen çöken binanın enkazında kalan 56 yaşındaki işçi Zekeriya Yılmaz’ın cansız bedenine 53 saat sonra ulaşıldı. Bu durum olası bir Marmara depreminde meydana gelecek binlerce enkaza nasıl yetişileceği gerçeğiyle karşı karşıya bıraktı.

    Gazete Pencere’den Murathan Demircioğlu’na konuşan yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, İstanbul’un yapı stokundaki sorunlarını vurguladı. Görür, depremin beklendiğini söylerken, “Hükümetlerimiz ve bizler bu kadar can üzerinden kumar oynayamayız. Deprem ihtimalinde ortaya çıkacak tabloyu minimize etmek için çalışmalıyız” diyerek belirtti.

    Prof. Dr. Görür’ün açıklamaları şöyle:

    “Bugün daha deprem olmadan binaların çökmesi bize depremde, benzer yapı stokundaki binaların çökeceğini gösteriyor. İstanbul’un yapı stokuna baktığımızda da hiç iç açıcı olmadığını görüyoruz. Bunu sadece biz değil, resmi kaynaklar da söylüyor.

    ‘YÜZDE 70’İ DAYANIKLI DEĞİL’

    İstanbul’daki yapı stokunun yaklaşık yüzde 70’i depreme dayanıklı değil. Yapılara bakıldığında yeterli demir kullanılmamış ya da kullanılan malzeme korozyona uğramış; kullanılan beton istenilen çapta ya da nitelikte değil. Sorunlu yapılarda üretim aşamasında, işçilikte de sorunlar olduğu tespit ediliyor. Resmi veriler ve makamlar ortaya koyuyor.

    ‘İSTANBUL’DAKİ YAPI STOKU HASARI ARTIRACAK NİTELİKTE’

    Özetle veriler; İstanbul’daki yapı stoku, bir depremde minimum hasar verecek nitelikte değil, aksine hasarı artıracak nitelikte olduğunu söylüyor. 150 binden fazla binanın çökmesinden bahsediliyor. Haneye vurduğumuzda anormal bir insan sayısına denk geliyor. Bunları kötümser olmak için değil söylemiyoruz. Bu ülke madem deprem bekliyorsa bu afetle karşılaşmamız olağan.

    ‘BU KADAR CAN ÜZERİNDEN KUMAR OYNAYAMAYIZ’

    Hükümetlerimiz ve bizler bu kadar can üzerinden kumar oynayamayız. Deprem ihtimalinde ortaya çıkacak tabloyu minimize etmek için çalışmalıyız. Ancak çalışmaların yetersiz olduğunu görüyoruz. Bizi üzen nokta da bu.”

    NE OLDU?

    Kentsel dönüşüm nedeniyle yıkımı süren binada meydana gelen çökmenin ardından enkazda kalan Zekeriya Yılmaz’ın (56) 53 saat sonra cansız bedeni çıkarıldı. Olay, 29 Kasım Cuma günü saat 15.30 sıralarında İstanbul’un Güngören ilçesi Mehmet Nesih Mahallesi, Gülsever Sokak’ta meydana geldi. Kentsel dönüşüm nedeniyle kontrollü şekilde yıkımı devam eden binada henüz belirlenemeyen bir nedenle çökme meydana geldi. Enkaz altında kalan 2 işçiden biri olan Ümit Kurt çıkarıldı. Diğer işçi Zekeriya Yılmaz’ı arama çalışmaları ise itfaiye ve AFAD ekipleri tarafından devam ederken 53 saatlik çalışmanın ardından vatandaşın cansız bedenine ulaşıldı.

    Kaynak: Gazete Pencere

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Naci Görür Vali ve Belediye Başkanlarına Seslendi: ‘Depremi Bir Uyarı Kabul Edip…’

    Naci Görür Vali ve Belediye Başkanlarına Seslendi: ‘Depremi Bir Uyarı Kabul Edip…’


    Deprem sonrası açıklamalarıyla gündem olan Prof. Dr. Naci Görür bu kez olası depremlerin ardından vali ve belediye başkanlarının tutumlarına dikkat çekti. Görür, vali ve belediye başkanlarının sık kullandığı, ” “Herhangi bir kayıp yoktur” , “Kentimizde üzücü bir olay bildirilmemiştir”, “İncelemelerimiz sürüyor” cümlelerinin kullanılmasından ziyade depremin uyarı olarak kabul edilmesi gerektiğini tekrarladı.

    ‘DAHA KÖTÜSÜ OLABİLİR DİYE…’

    Görür’ün paylaşımı şu şekilde:

    “YEREL YÖNETİCİLERİMİZDEN (VALİ VE BELEDİYE BAŞKANI) HALK ADINA RİCAMIZ: Kentinizde veya çevresinde bir deprem olunca “Herhangi bir kayıp yoktur” , “Kentimizde üzücü bir olay bildirilmemiştir”, “İncelemelerimiz sürüyor” gibi cevaplardan çok, olan depremi bir uyarı kabul edip, daha kötüsü de olabilir diye, kentinizi deprem dirençli yapmak için çalışınız. Sevgiyle.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Naci Görür, İstanbul’un Zemini En Kuvvetli İlçesini Açıkladı: ‘Dinamitle Kırılacak Kuvvete Sahip’

    Naci Görür, İstanbul’un Zemini En Kuvvetli İlçesini Açıkladı: ‘Dinamitle Kırılacak Kuvvete Sahip’


    Jeolog ve Deprem Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’nin 25. yıldönümü vesilesiyle, Çekmeköy Belediyesi ve Çekmeköy Kent Konseyi işbirliğiyle, “Çekmeköy’ün Depremselliği ve Deprem Dirençli Çekmeköy” başlıklı konferansa katıldı. Görür, Çekmeköy’ün deprem riski ve beklenen İstanbul depremi hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

    ‘DİĞER İLÇELERE GÖRE GÜVENLİ’

    Konferansta, İstanbul’da beklenen büyük depremin Çekmeköy üzerindeki muhtemel etkilerini değerlendiren Görür, Çekmeköy’ün zemin yapısının İstanbul’da diğer ilçelere göre daha güvenli olduğunu vurgulayarak, bölgenin depremden etkilenme riskinin daha düşük olduğunu belirtti. Çekmeköy’ün zemin yapısının, depremler sırasında yapısal hasarı azaltacak nitelikte olduğunu ifade eden Görür, bu durumun ilçenin deprem güvenliği açısından önemli bir avantaj sağladığını söyledi. Görür, “Çekmeköy’ün zemini çok sağlam, dinamitle kırılacak kuvvete sahip” dedi.

    ‘HAZIRLIKLAR GÜÇLENDİRİLMELİ’

    Prof. Dr. Görür ayrıca, muhtemel bir İstanbul Depremi öncesinde hem belediyelerin hem de devletin gerçekleştirmesi gereken hazırlıkların önemine dikkat çekti. Görür, yerel yönetimlerin ve ilgili kurumların deprem öncesinde hazırlıklarını güçlendirmesi gerektiğini belirterek, deprem güvenliğini artırmak için alınması gereken tedbirler hakkında bilgiler verdi. Altyapı sorunları, ulaşım zorlukları ve ekonomik sıkıntılar gibi konulara da değinen Görür, bu tür sorunların etkilerini en aza indirmek için önceden planlama ve hazırlık yapılmasının şart olduğunu ifade etti.

    Görür, “6 Şubat depremlerinde büyük bir felaket yaşadığımız doğru ama asrın felaketi olduğuna ben katılmıyorum. Bundan daha büyük depremler oldu. 9 şiddetinde hatta 9 şiddetinin üzerinde depremler oldu. Bizim depreminiz 7.8 seviyesinde oldu. Dolayısıyla büyük bir deprem geçirdik. Bu depreme karşı hazırlıksız olduğumuz için çok insan kaybımız oldu, büyük bir yıkım yaşadık” dedi.

    ‘İSTANBUL’U DEPREME HAZIRLAMAK LAZIM’

    Prof. Dr. Naci Görür, “Şimdi İstanbul deprem bekliyor bunu biz 1999 depreminden sonra hemen ilan ettik. Aradan 25 sene geçti, siz bana bir bilim adamı olarak sorsanız İstanbul depreme hazır mı? Cevap hayır ama İstanbul’da bir çalışma yapılmadı mı? Çok şey yapıldı ama yapılanlar yapılması gerekenlerin yanında yetersiz dolayısıyla İstanbul bu depreme hazır değil. İstanbul’da bu deprem Marmara denizinin içerisinde olacak bu deprem muhakkak olacak sebebi şu 1912 yılında Marmara’nın batısında Tekirdağ Şarköy’de deprem oldu. 1999 yılında da Kocaeli Değirmendere depremi var. İkisinin arası 160 KM de 1766 yılında beri deprem yok. Denizin içerisindeki fay biz ona kabaca Marmara Fayı desek Marmara Fayı normal deprem üretme periyodu tekerrürü 250 sene, 1766’nın üzerine 250 sene koyduğumuzda 2016 yapar.

    Fayın deprem üretme, tekerrür etme zamanı da dolmuş. Bir de burası sismik boşluk batısında 1912 de deprem olmuş. Doğusunda deprem olmuş Kocaeli depremi 1999 yılında ikisinin arası boşluk. Muhakkak kırılması gerekir, Bu durumda İstanbul’u depreme hazırlamak lazım. İstanbul’u depreme hazırlamak kavgayla gürültüyle olmaz. Vatandaşın can güvenliği, çoluğu, çocuğu buna hiçbir zaman da cevaz vermez. Büyük zayiat vermememiz için hükümetiyle, muhalefetiyle, halkıyla kol kola gitmemiz gerekiyor. Bunu yaparsak İstanbul’u depreme hazırlarız. Bunu yapmazsak da emin olun işi beceremeyiz” diye konuştu.

    Kaynak: İHA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İstifa Edeceği İddia Edilmişti: Prof. Dr. Naci Görür’den O İddialara Yanıt!

    İstifa Edeceği İddia Edilmişti: Prof. Dr. Naci Görür’den O İddialara Yanıt!


    Deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, istifa edeceğine dair iddialara yanıt verdi.

    X hesabından açıklama yapan Görür, istifa söylentilerinin eski olduğunu ve 2014 yılında İTÜ’den emekli olduğunu ifade etti.

    Görür ayrıca, birçok özel üniversitenin kendisine çeşitli görevler teklif ettiğini ancak Türkiye’deki üniversitelerle ilgilenmediğini belirtti.

    ‘ÖLÜNCEYE KADAR HİZMET EDECEĞİM’

    Görür’ün X hesabından yaptığı açıklama şu şekilde:

    “Sevgili arkadaşlar, bugünlerde benim Türkiye’deki akademik dünya ve üniversitelerle ilgili bir demecim dolaşıyor ve tüm deprem ile ilgili çalışmalardan istifa edeceğim söyleniyormuş. Arkadaşlar bu yazı eski. Ben 2014 yılında İTÜ’den emekli oldum.

    Bir çok özel üniversite bana çeşitli görevler teklif etti. Ben de artık ülkemizdeki üniversitelerle ilgilenmediğimi söyledim. İstifa falan yok. Zaten emekli oldum. Türkiye’de en iyi üniversiteler arasında önde gelen üniversite İTÜ, gerisini siz düşünün. Bugün hakkımda okuduğunuz yazı 10 senelik. Ülkemi, sizi seviyorum ve ölünceye kadar hizmet edeceğim, sevgiyle”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İki Profesörden Korkutan Deprem Sonrası Açıklama

    İki Profesörden Korkutan Deprem Sonrası Açıklama


    Marmara Denizi’nde 4.1 büyüklüğündeki deprem meydana geldi. Deprem, İstanbul ve çevre şehirlerde hissedildi. Depremin merkez üssünü AFAD, Marmara Denizi Balıkesir olarak açıklarken Kandilli Rasathanesi Tekirdağ Güzelköy açıkları olarak duyurdu.

    Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, birçok şehirden hissedilen deprem hakkında açıklamada bulundu. Görür, “Burada zaman zaman büyüklüğü 4,0’lere çıkan ve gaz çıkışlarına bağlı depremlerin olduğunu da biliyoruz. Bu açıdan çok endişe etmiyoruz” dedi. Depreme ilişkin açıklama yapan deprem uzmanı Prof. Dr. Şükrü Ersoy da, “Burada Kuzey ve Güney yönleri olarak bir hareketlilik var. Burası enteresan yerlerden birisi. Dikkat edilmesi gerekiyor” dedi.

    Depremin ardından açıklama yapan Görür, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada şunları söyledi:

    “Tekirdag-Guzelköy açıklarında 4,4’lük deprem oldu. Deprem Tekirdağ Fay Zonu’nda. Bu zonun 1912 Şarköy depreminde kırıldığını düşünüyoruz. Burada zaman zaman büyüklüğü 4,0’lere çıkan ve gaz çıkışlarına bağlı depremlerin olduğunu da biliyoruz. Bu açıdan çok endişe etmiyoruz.”

    “DİKKAT EDİLMESİ GEREKİYOR”

    Deprem uzmanı Prof. Dr. Şükrü Ersoy ise şu ifadeleri kullandı:

    “Depremin yerine özellikle baktım. Tam Kuzey Anadolu fayının üzerine düşmüyor. Güney Marmara’yla burası arasında bazı depremler olabiliyor. Hemen kuzeyinde Gaziköy var. Asıl Kuzey Anadolu fayı oradan geçiyor. Tabii deprem dairesel yayıldığı için o bölgelerde Balıkesir’de hissedilmiş. Sanıyorum Tekirdağ ve Çanakkale’de de hissedilmiş. Büyük bir deprem değil ama insanlar bu depremleri hissettiklerinde korkmuş olabilirler. Bu depremler çok sığ depremler. Dolayısıyla zemine biraz yakınsa, yapı stoğuda uygunsa biraz hissedebilirler. Burada Kuzey ve Güney yönleri olarak bir hareketlilik var. Burası enteresan yerlerden birisi. Dikkat edilmesi gerekiyor.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Naci Görür Çorum’daki depremi böyle değerlendirdi: ‘Yan kollarla etkili olmaya çalışıyor’

    Naci Görür Çorum’daki depremi böyle değerlendirdi: ‘Yan kollarla etkili olmaya çalışıyor’



    Çorum’da gece saatlerinde 4,3 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

    Türkiye’de deprem bilimi denilince akla ilk gelen isimlerden olan yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Çorum’da meydana gelen 4,3 büyüklüğündeki depremi değerlendirdi.

    Sosyal medya hesabı X’ten paylaşımda bulunan görür, “KAF bu yörelerde enerjisini yitirdiği için yan kollarla etkili olmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

    Görür paylaşımında, “Arkadaşlar, Ağcakoyun-Mecitözü/ Çorum’da 4,3 deprem oldu. Bu sığ deprem KAF’a bağlı, Taşova-Çorum Fay zonu içerisinde. KAF bu yörelerde enerjisini yitirdiği için yan kollarla etkili olmaya çalışıyor. Sevgiyle” diye yazdı.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘İYİ Parti’nin adayı’ denmişti: Naci Görür’den İBB adaylığı açıklaması

    ‘İYİ Parti’nin adayı’ denmişti: Naci Görür’den İBB adaylığı açıklaması



    Yerel seçimler için geri sayım devam ederken partiler de adaylarını belirlemek için yoğun mesai harcamaya başladı. Seçime “müstakil” olarak girme kararını duyuran İYİ Parti’nin İstanbul’da Prof. Dr. Naci Görür’ü aday göstereceği iddia edildi. Görür, konuyla ilgili sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı.

    Görür’ün açıklaması şöyle:

    Sevgili arkadaşlar, beni tanıyorsunuz ama yine de sizlerle paylaşmak istiyorum: Şu anda bir çok basın mensubu arayarak bir partinin İstanbul’a Belediye Başkan adayı olarak gösterileceğimi söyleyerek doğruluğunu teyid ettirmek istiyorlar. Doğru olan şu. Ben bir bilim adamıyım, öyle de kalmak istiyorum. Hayatımı halkımı deprem konusunda aydınlatmaya, farkındalık yaratmaya ve deprem kültürü oluşturmaya adadım. Deprem siyaset üstü bir konudur. İnsanlarımızı göçük altından AKP, MHP, CHP diye çıkartmıyoruz. Siyasetçi olursam herkese sesimi duyramam. Ama şu kesin, hangi parti deprem hakkında hasbel kader bilgime ihtiyaç duyarsa bilim adamı olarak hepsinin emrinde olurum, sevgiyle.

    'İYİ Parti'nin adayı' denmişti: Naci Görür'den İBB adaylığı açıklaması - Resim : 1

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***