Etiket: Müslüman

  • Yeni Zelandalı Müslümanlar, 51 kişinin öldüğü cami saldırısını anlatan film projesine itiraz etti

    Yeni Zelandalı Müslümanlar, 51 kişinin öldüğü cami saldırısını anlatan film projesine itiraz etti


    Yeni Zelandalı Müslümanlar, 51 kişinin hayatını kaybettiği 2019 Christchurch cami saldırılarını konu alan film projesine ‘acıların hala taze olduğunu’ söyleyerek itiraz etti.

    Canterbury Müslüman Derneği sözcüsü Abdigani Ali yaptığı açıklamada, “Trajik olaylarla ilgili hala birçok hassasiyet var. Başbakanımızın saldırılara verdiği yanıttan dolayı takdir edilmesi haklı olsa da, zamanlamasını ve şu anda bir filmin uygun olup olmadığını sorguluyoruz. Terör saldırısı hala toplumumuz için taze.” dedi.

    Ali, olayın anlatılması gerektiğini ancak bunun uygun, özgün ve duyarlı bir şekilde yapılması gerektiğini söyledi.

    Hollywood Reporter’ın haberine göre, film, 15 Mart 2019’da iki camiye düzenlenen saldırılara Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern’in verdiği yanıta odaklanıyor.

    “Onlar Biziz”

    Film, Ardern’in o dönemde söylediği ve tüm dünyada viral olan ifadesi “Onlar Biziz” adını taşıyor. 40 yaşındaki liderin saldırı sonrası açıklamaları dünya çapında övgü toplamıştı.

    Ardern, kendisinin ve hükümetin hiçbir ilgisi olmadığını söyleyerek film projesine dahil olmayacağını duyurdu.

    Yeni Zelandalı Andrew Niccol’un yazıp yöneteceği filmde, Avustralyalı aktris Rose Byrne’ın Ardern’in oynaması bekleniyor.

    Niccol, Hollywood Reporter’a filmi “genç liderin trajik olaylara tepkisi hakkında ilham verici bir hikaye” olarak nitelendirdiğini söyledi.

    Auckland’da yaşayan bir gazeteci ve şair olan Mohamed Hassan ise Radio New Zealand’da yayınlanan bir yorumunda, “Bu ilham verici bir hikaye değil. Bu, her zaman Müslüman kurbanlar ve aileleri etrafında odaklanması gereken bir trajedi.” dedi.

    Ne olmuştu?

    30 yaşındaki Brenton Tarrant, Yeni Zelanda’da 15 Mart 2019 tarihinde Christchurch şehrindeki El Nur Camii ve Linwood İslam Merkezine silahlı saldırı düzenledi. Tarrant, toplamda 51 cinayet ve 40 cinayet teşebbüsünden suçlu bulunarak şartlı tahliye olasılığı olmaksızın ömür boyu hapis cezası alan ilk kişi olmuştu.

  • Kanada polisi: Müslüman ailenin araçla ezildiği saldırı İslamofobik nedenle yapılmış olabilir

    Kanada polisi: Müslüman ailenin araçla ezildiği saldırı İslamofobik nedenle yapılmış olabilir


    Kanada’da Müslüman aileden dört kişinin ölümüne neden olan araçlı saldırının nefret suçu olduğu açıklandı.

    Kanada’da kaldırımda yürüyen beş kişilik Müslüman aileye bilinçli olarak çarptığı belirtilen bir kişi, aynı aileden 4 kişinin ölümüne neden oldu. Polis, bu saldırının kurbanı ailenin inancı nedeniyle nefret saldırısına maruz kaldığını duyurdu.

    Kanada’nın London kentinde kaldırımda yürüyen aileye, pazar akşam saatlerinde bir kamyonet çarptı. Kamyonetin çarptığı aileden 4 kişi olay yerinde hayatını kaybetti, hastaneye kaldırılan bir kişinin ise durumunun ciddi olduğu belirtildi.

    Kamyonet sürücüsü 20 yaşındaki Nathaniel Veltman, olay yerine yaklaşık 4 kilometre mesafede polis tarafından gözaltına alındı.

    London polis departmanından Paul Waight düzenlenen basın toplantısında, “Bunun önceden tasarlanmış bir eylem olduğuna ve ailenin Müslüman inançları nedeniyle hedef alındığına dair kanıtlar var.” dedi.

    Saldırı sırasında koruma yeleği giydiği belirtilen zanlının dört cinayet ve bir cinayete teşebbüsle yargılanacağı açıklandı.

  • Müslüman derneklerin haritasını çıkaran Avusturya’ya tepki

    Müslüman derneklerin haritasını çıkaran Avusturya’ya tepki


    Türkiye, Avusturya’ya ülkedeki tüm Müslüman derneklerin listesini yer aldığı haritayı yayımladığı için tepki gösterdi

    Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Tanju Bilgiç, Avusturya Entegrasyon Bakanı Susanne Raab’ın düzenlenen bir basın toplantısında, ‘Siyasal İslam Dokümantasyon Merkezi’ tarafından hazırlanan ve Avusturya’daki tüm Müslüman derneklerin listelendiği bir haritayı tanıtmasına tepki gösterdi.

    Bilgiç ayrıca Raab’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki iddialarının gerçeklikten uzak ve kabul edilemez olduğunu belirtti.

    Bilgiç, konuya ilişkin soruya verdiği yazılı yanıtta şunları kaydetti: “Avusturya Entegrasyon Bakanı Susanne Raab’ın dün düzenlenen bir basın toplantısında, ‘Siyasal İslam Dokümantasyon Merkezi’ tarafından hazırlanan ve Avusturya’daki tüm Müslüman derneklerin listelendiği bir haritayı tanıtması ve Viyana’daki taşkınlıkların Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmalarından kaynaklandığını ileri sürmesi gerçeklerden uzak ve kabul edilemez.”

    Bilgiç, asıl bu yabancı düşmanı, ırkçı ve İslam karşıtı politikaların toplumsal uyumu ve katılımı zehirlemekte olduğunu belirterek, “Avusturya’nın göçmenleri ve Müslümanları fişleyerek hedef gösteren bu çalışmalarından vazgeçmesi ve sorumluluk sahibi bir siyaset yapması önem taşımaktadır.” ifadesini kullandı.

    Avusturya’da da tepki çeken harita

    İktidardaki koalisyon hükümetinin öncülüğünde kurulan Siyasal İslam Dokümantasyon Merkezi, Müslümanlara ait cami, eğitim merkezi gibi çeşitli kuruluşların, hangi çatı derneğine bağlı olduğu, dünya görüşleri, yöneticileri, adresleri gibi detaylı bilgilerin yer aldığı “İslamlandkarte” adı verilen bir dijital haritayı önceki gün kamuoyuyla paylaşmıştı.

    Viyana Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ednan Aslan’ın kurduğu ekibe yaptırılan çalışmaya tepki gösteren çeşitli kesimler, dijital haritanın, Müslümanları potansiyel suçlu gösterdiği, bir tür fişlemeyi andırdığı ve yolsuzluk soruşturmalarından bunalan hükümetin bir kez daha çıkış yolu olarak Müslümanlar üzerinden toplumu manipüle etmeye çalıştığı görüşünü dile getiriyor.

  • Vegan Müslümanlar bu yaşam tarzının İslamın gerçek mesajına daha uygun olduğunu düşünüyor

    Vegan Müslümanlar bu yaşam tarzının İslamın gerçek mesajına daha uygun olduğunu düşünüyor


    Artık bazı Müslümanlar veganlığın İslamiyetin özüne daha uygun olduğunu düşünüyor. TheNewArab isimli haber sitesinde yer alan bir makalede vegan Müslümanlardan bahsediliyor ve onlarla Ramazan ayına dair yapılan röportajlara yer veriliyor.

    Hindistan’ın Kolkata şehrinde yaşayan 33 yaşındaki hayvan hakları aktivisti ve Vegan Hindistan Hareketi’nin kurucusu Altab Hüseyin, Ramazan ayında insanların diğer aylarda bulamadığı meyveleri bolca tüketebildiğini belirterek bu tür yiyeceklerin hem finansal zorluklar çeken İslam toplumlarında bütçe için daha hesaplı olduğunu hem de vegan et alternatiflerinin daha erişilebilir olmaya başladığını kaydediyor.

    Londra’da yaşayan 55 yaşındaki Davud Marsh ise 35 yıldır vegan olan biri. 14 yıl önce de Müslüman olmayı seçmiş. Ev yapımı vegan yemeklerin en favorisi olduğunu söylüyor. Ailesinin hem veganlığını hem de Müslümanlığını kabul etmesinden ve bu tercihlerini özgürce yaşayabilmekten çok mutlu olduğunu söylüyor.

    22 yaşındaki bir başka vegan Müslüman olan 22 yaşındaki Ahed Kayed de Nabluslu beslenme-diyet üzerine okuyan bir üniversite öğrencisi. Her şeyin tüketim üzerine kurulduğu bir düzen ve toplumda veganlığın sağlığına ve ruhuna iyi geldiğini söylüyor. “Sağlıksız olan yiyeceklerin neredeyse tümü vegan olmayan yiyeceklerdir. Dolayısıyla ben de onlardan uzak duruyorum” diyor.

    Filistin hayvan kurtarma organizasyonu olan Baladi’nin kurucularından vegan Ahlam Tarayra kendini kültürel Müslüman olarak tanımlıyor ve bir önceki jenerasyonun kendilerini anlamakta güçlük çektiğini ve ailesinden veganlık konusunda dilediği desteği göremediğini belirtiyor.

    Aile ise iftar için bir araya geldiğinde sebzelerin de etlerle birlikte pişirildiğini ve bunun gibi şeylerin kendisi ve ailesi için problemler oluşturduğunu dile getiriyor.

    Kanada’nın Calgary şehrinde yaşayan 31 yaşındaki Lina Hage de Müslüman akrabalarının onun vegan yaşam tarzını sürekli eleştirdiğini ve Allah’ın buyruklarına karşı geldiğini ileri sürdüklerini anlatıyor. ” Bana ‘Sen Allah’tan daha mı merhametlisin?’ diye soruyorlar çünkü İslamiyette bazı hayvanların kesimine yenmesine müsaade var. Ancak benim kendimi Allah’ın üstünde falan görmem gibi bir durum söz konusu bile değil” diyor.

    Gerçekten de pek çok anlamda vegan Müslümanlar yaşam tarzlarını inançlarıyla bütünleştirebiliyor hatta bunun İslamın gerekli bir parçası olarak görebiliyorlar.

    Veganizm ve Ramazan’ın prensipleri aynı: Nefsine hakim olmak ve empati kurmak

    Örneğin Tarayra’ya göre veganizm İslamın ve Ramazan’ın temel prensipleri ile tamamen örtüşüyor. Nefsine hakim olmak ve zor durumda olanlarla empati kurmak.

    Tarayra “Vegan olduğumdan beri eskiden yediklerimin hayatımda sandığım kadar önemli olmadığını, yiyecek konusunda takıntılı olmamak gerektiğini ve bunun sadece hayatın birçok parçasından biri olduğunu gördüm” diyor. Bu da ona kendi hayatı ve nefsi üzerinde daha çok kontrol vermiş.

    Ayrıca bu dünyada en zor durumda olanların hayvanlar olduğunu düşünüyor ve “Sırf oruç tutup bir süre yemek yemedik diye kendimizi başka hayvanların kanıyla ödüllendirmemiz doğru ve hakkaniyetli gelmiyor” diyor.

    Vegan Müslümanlar ayrıca bazı hayvanların öldürülüp yenmeye müsait olduğuna ilişkin fikri de ‘peygamberin zamanından bu yana çok şey değişti’ argümanıyla sorguluyor.

    Hüseyin’e göre artık hayvanların tümünün yüzde 100 helal yöntemlerle öldürülmesi mümkün değil. Daha hayata gözlerini 24 saat önce açmış olan erkek civcivlerin her gün dünyada yüz binlercesinin acımasızca parçalayıcıya atıldıklarını veya gazla öldürüldüklerini, bir haftalık yavru buzağıların bir işe yaramadıkları düşüncesiyle öldürüldüklerini hatırlatıyor.

    Hz.Muhammed kendi döneminde et yiyordu ama bugün hayatta olsa görmüş olacağı vahşet ve merhametsizlik karşısında insanlara vegan olmalarını salık verirdi diye düşünen Hüseyin, peygamberin insanlık tarihindeki en iyi hayvan hakları savunucularından bir olduğuna inanıyor.

    ‘Peygamber en büyük hayvan hakları savunucusuydu’

    Onunla beraber hareket edenlere develerini yoracak şekilde aşırı yüklememelerini, bir karınca yuvasını dahi dağıtmamalarını ve daha pek çok benzer örnek davranış sergilemiş olduğunu anlatıyor.

    Sağlık ve çevre gibi nedenleri de ekleyen Hüseyin veganlığın günümüzde “İslamın ve peygamberin gerçek mesajına en uygun yaşam tarzı” olduğunu ileri sürüyor ve bu yaşam felsefesinin Müslümanların en ahlaki davranması gereken Ramazan ayında her zamankinden daha önemli olduğunu söylüyor.

    Marsh da benzer şekilde hayvanlara olan yaklaşımının ve merhametinin tanrı ile olan yakınlığını arttırdığını ve onun gözünde daha iyi biri olmasını sağladığını düşünüyor.

  • Vegan Müslümanlar bu yaşam tarzının İslamın gerçek mesajına daha uygun olduğunu düşünüyor

    Vegan Müslümanlar bu yaşam tarzının İslamın gerçek mesajına daha uygun olduğunu düşünüyor


    Artık bazı Müslümanlar veganlığın İslamiyetin özüne daha uygun olduğunu düşünüyor.

    TheNewArab isimli haber sitesinde yer alan bir makalede vegan Müslümanlardan bahsediliyor ve onlarla Ramazan ayına dair yapılan röportajlara yer veriliyor.

    Hindistan’ın Kolkata şehrinde yaşayan 33 yaşındaki hayvan hakları aktivisti ve Vegan Hindistan Hareketi’nin kurucusu Altab Hüseyin, Ramazan ayında insanların diğer aylarda bulamadığı meyveleri bolca tüketebildiğini belirterek bu tür yiyeceklerin hem finansal zorluklar çeken İslam toplumlarında bütçe için daha hesaplı olduğunu hem de vegan et alternatiflerinin daha erişilebilir olmaya başladığını kaydediyor.

    Londra’da yaşayan 55 yaşındaki Davud Marsh ise 35 yıldır vegan olan biri. 14 yıl önce de Müslüman olmayı seçmiş. Ev yapımı vegan yemeklerin en favorisi olduğunu söylüyor. Ailesinin hem veganlığını hem de Müslümanlığını kabul etmesinden ve bu tercihlerini özgürce yaşayabilmekten çok mutlu olduğunu söylüyor.

    22 yaşındaki bir başka vegan Müslüman olan 22 yaşındaki Ahed Kayed de Nabluslu beslenme-diyet üzerine okuyan bir üniversite öğrencisi. Her şeyin tüketim üzerine kurulduğu bir düzen ve toplumda veganlığın sağlığına ve ruhuna iyi geldiğini söylüyor. “Sağlıksız olan yiyeceklerin neredeyse tümü vegan olmayan yiyeceklerdir. Dolayısıyla ben de onlardan uzak duruyorum” diyor.

    Filistin hayvan kurtarma organizasyonu olan Baladi’nin kurucularından vegan Ahlam Tarayra kendini kültürel Müslüman olarak tanımlıyor ve bir önceki jenerasyonun kendilerini anlamakta güçlük çektiğini ve ailesinden veganlık konusunda dilediği desteği göremediğini belirtiyor.

    Aile ise iftar için bir araya geldiğinde sebzelerin de etlerle birlikte pişirildiğini ve bunun gibi şeylerin kendisi ve ailesi için problemler oluşturduğunu dile getiriyor.

    Kanada’nın Calgary şehrinde yaşayan 31 yaşındaki Lina Hage de Müslüman akrabalarının onun vegan yaşam tarzını sürekli eleştirdiğini ve Allah’ın buyruklarına karşı geldiğini ileri sürdüklerini anlatıyor. ” Bana ‘Sen Allah’tan daha mı merhametlisin?’ diye soruyorlar çünkü İslamiyette bazı hayvanların kesimine yenmesine müsaade var. Ancak benim kendimi Allah’ın üstünde falan görmem gibi bir durum söz konusu bile değil” diyor.

    Gerçekten de pek çok anlamda vegan Müslümanlar yaşam tarzlarını inançlarıyla bütünleştirebiliyor hatta bunun İslamın gerekli bir parçası olarak görebiliyorlar.

    Veganizm ve Ramazan’ın prensipleri aynı: Nefsine hakim olmak ve empati kurmak

    Örneğin Tarayra’ya göre veganizm İslamın ve Ramazan’ın temel prensipleri ile tamamen örtüşüyor. Nefsine hakim olmak ve zor durumda olanlarla empati kurmak.

    Tarayra “Vegan olduğumdan beri eskiden yediklerimin hayatımda sandığım kadar önemli olmadığını, yiyecek konusunda takıntılı olmamak gerektiğini ve bunun sadece hayatın birçok parçasından biri olduğunu gördüm” diyor. Bu da ona kendi hayatı ve nefsi üzerinde daha çok kontrol vermiş.

    Ayrıca bu dünyada en zor durumda olanların hayvanlar olduğunu düşünüyor ve “Sırf oruç tutup bir süre yemek yemedik diye kendimizi başka hayvanların kanıyla ödüllendirmemiz doğru ve hakkaniyetli gelmiyor” diyor.

    Vegan Müslümanlar ayrıca bazı hayvanların öldürülüp yenmeye müsait olduğuna ilişkin fikri de ‘peygamberin zamanından bu yana çok şey değişti’ argümanıyla sorguluyor.

    Hüseyin’e göre artık hayvanların tümünün yüzde 100 helal yöntemlerle öldürülmesi mümkün değil. Daha hayata gözlerini 24 saat önce açmış olan erkek civcivlerin her gün dünyada yüz binlercesinin acımasızca parçalayıcıya atıldıklarını veya gazla öldürüldüklerini, bir haftalık yavru buzağıların bir işe yaramadıkları düşüncesiyle öldürüldüklerini hatırlatıyor.

    Hz.Muhammed kendi döneminde et yiyordu ama bugün hayatta olsa görmüş olacağı vahşet ve merhametsizlik karşısında insanlara vegan olmalarını salık verirdi diye düşünen Hüseyin, peygamberin insanlık tarihindeki en iyi hayvan hakları savunucularından bir olduğuna inanıyor.

    ‘Peygamber en büyük hayvan hakları savunucusuydu’

    Onunla beraber hareket edenlere develerini yoracak şekilde aşırı yüklememelerini, bir karınca yuvasını dahi dağıtmamalarını ve daha pek çok benzer örnek davranış sergilemiş olduğunu anlatıyor.

    Sağlık ve çevre gibi nedenleri de ekleyen Hüseyin veganlığın günümüzde “İslamın ve peygamberin gerçek mesajına en uygun yaşam tarzı” olduğunu ileri sürüyor ve bu yaşam felsefesinin Müslümanların en ahlaki davranması gereken Ramazan ayında her zamankinden daha önemli olduğunu söylüyor.

    Marsh da benzer şekilde hayvanlara olan yaklaşımının ve merhametinin tanrı ile olan yakınlığını arttırdığını ve onun gözünde daha iyi biri olmasını sağladığını düşünüyor.