Etiket: Muhalif gösteriler

  • Fransa’da ülke genelinde gösteriler sürüyor, hükümet artık OHAL seçeneğini dışlamıyor

    Fransa’da ülke genelinde gösteriler sürüyor, hükümet artık OHAL seçeneğini dışlamıyor


    İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, dün gece 79 polis karakolunun yanı sıra 34 belediye binası ve 28 okul içinde olmak üzere 119 kamu binasının saldırıya uğradığını duyurdu.

    Paris’in Nanterre banliyösünde Nael M. isimli 17 yaşındaki genç sürücünün polis tarafından öldürülmesine tepki gösterenler, 3 gecedir ülke genelinde protestolarını sürdürürken hükümet, Olağanüstü Hal Uygulaması (OHAL) ilanını dışlamayarak, kamu düzeninin tesisi için bütün seçeneklerin değerlendirildiğini bildirdi.

    Göstericilerin ülke genelinde çok sayıda aracı ve kamu binasını ateşe vermesi ve mağazaları yağmalaması üzerine Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından önceki gün dışlanan OHAL ilanının bugünkü olağanüstü bakanlar kurulu toplantısında ciddi bir şekilde gözden geçildiği bildirildi.

    Fransa’da 2005’teki banliyö olayları sırasında dönemin Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, OHAL ilan etmişti.

    Gözaltına alınanlar 875’e çıktı

    Bu arada Reuters, 200’den fazla polisin yaralandığı olaylarda gözaltına alınanların sayısının 875’e çıktığını aktardı.

    İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, dün gece 79 polis karakolunun yanı sıra 34 belediye binası ve 28 okul içinde olmak üzere 119 kamu binasının saldırıya uğradığını duyurdu.

    Başbakan Elisabeth Borne, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şiddet olaylarının “kabul edilemez olduğunu” belirterek, hükümetin kamu düzenin yeniden tesisi için tüm seçenekleri” incelediğini” bildirdi.

    Borne, olayların başladığı Nanterre banliyösünü yaptığı ziyarette gazetecilere yaptığı açıklamada, “Öncelik hedefimiz milli birliğin sağlanması ve bunun yolu da düzeni yeniden tesis etmekten geçiyor.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Macron bakanlar kurulu toplantısında yaptığı açıklamada, “gencin ölümünün kabul edilemez bir şekilde araçsallaştırılmasını” kınadı ve üç gündür süren ve adeta isyana dönüşen olaylara müdahale için İçişleri Bakanı tarafından “ilave önlemlerin” alınacağını duyurdu.

    Macron ayrıca ailelere çağrı yaparak çocuklarını evlerinde tutmalarını istedi. 

    Marsilya’da olağanüstü önlemler

    Fransa’nın ikinci büyük şehri olan güneydeki Marsilya kentinde yetkililer cuma günü bütün gösterileri yasaklarken, tüm toplu taşıma araçlarının yerel saatle 19.00’da durdurulması talimatını verdi.

    Paris ve Marsilya dışında Lyon, Pau, Toulouse, Lille en fazla araçların kundaklandığı ve yağmalamaların yaşandığı kentler arasında.

    Fransa’da 17 yaşındaki bir genci trafik kontrolünde vurarak öldüren polis memuru, dün çıkarıldığı mahkemece ‘kasten adam öldürmek’ suçundan tutuklandı.

    BM’den Fransa’ya uyarı

    BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) Sözcüsü Ravina Shamdasani, Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında, Kuzey Afrika kökenli gencin 27 Haziran’da polis kurşunuyla öldürülmesi nedeniyle endişe duyduklarını söyledi.

    Olayla ilgili soruşturma açıldığını dikkate aldıklarını vurgulayan Shamdasani, “Fransa’nın, kolluk kuvvetlerindeki derin ırkçılık ve ayrımcılık sorunlarını ciddi şekilde ele almasının zamanıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

    Shamdasani, barışçıl şekilde toplanmanın önemini vurgulayarak, yetkililerden, polisin gösterilerde şiddet içeren unsurları ele almak için güç kullanımının bazı ilkelere saygı gösterdiğine her zaman emin olmalarını istediklerini belirtti.

    Söz konusu ilkelerin meşruluk, gereklilik, ölçülülük, ayrımcılık yapmama, ihtiyatlı olma ve hesap verilebilirlik olduğuna dikkati çeken Shamdasani, “Orantısız güç kullanımına ilişkin tüm iddialar, hızla soruşturulmalıdır.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sunak, İngiltere’de protestolarla karşılanan Netenyahu’ya demokrasi uyarısı yaptı

    Sunak, İngiltere’de protestolarla karşılanan Netenyahu’ya demokrasi uyarısı yaptı


    İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, İsrail’in ülkesi için uluslararası hayati öneme sahip bir ortak olduğunu belirtirken, bu ülkedeki iktidarı tartışmalı yargı reformu konusunda üstü kapalı uyardı.

    Londra’da protestolarla karşılaşan İsrail Başbakanı Benyamin Netenyahu’yu Başbakanlık Konutunda kabul eden Sunak, ülkesinin İsrail ile ilişkileri güçlendirmek istediğini bildirdi.

    Başbakanlık yapılan açıklamaya göre Sunak, bu sabahki görüşmede Ortadoğu’da barış ve istikrar, ikili ticaret, Rusya ve İran konuları öncelikle gündeme geldi.

    Görüşmede Sunak, “İngiltere’nin demokratik değerlere bağlılığını” vurgularken Netenyahu’ya İsrail’de tartışmalı yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü konusunda süren gösterilerle ilgili Londra’nın duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

    Sunak, Netenyahu’ya İsrail’deki yargı reformuyla ilgili duyduğu endişeyi iletti

    İsrail’in terörle mücadelesine İngiltere’nin verdiği desteği yineleyen Sunak, bununla birlikte Netenyahu’ya İsrail’deki yargı reformuyla ilgili duyduğu endişeyi iletti.

    Sunak, İngiltere’nin İsrail’in kendisini savunması için her zaman yanında olacağını vurgularken, Batı Şeria’da gerilimin tırmanmasından dolayı uluslararası camianın duyduğu endişeyi dile getirdi.

    Gerilimini düşürülmesi çağrısı yapan Sunak, İsrail-Filistin sorunu için iki devletli çözümün teşvik edilmesi yolundaki görüşlerini yineledi.

    Görüşmede İsrail ve İngiltere, “İran’ın istikrarı bozan eylemlerinden duydukları endişe dile getirirken”, iki ülkenin “saldırganlığı geri püskürtmek ve nükleer yayılma riskini yönetmek için birlikte yakın bir şekilde çalışmaya devam edeceklerine” vurgu yapıldı.

    İsrail Başbakanı Netanyahu, İngiltere’de protestolarla karşılandı

    İsrail Başbakan Benyamin Netanyahu, Londra’da insan hakları örgütlerinin, Filistinli grupların ve muhalif İsraillilerin ayrı ayrı düzenlediği gösterilerle protesto edildi.

    Downing Sokağı’ndaki Başbakanlık Ofisi 10 Numara’da yapılan karşılama ve iki lider arasındaki görüşme, sokağın karşısında yapılan protestoların gölgesinde geçti.

    Netanyahu’yu ve İsrail’i Filistin politikaları nedeniyle eleştiren protestocuların yanı sıra Netanyahu’yu anti demokratik olmakla suçlayan İsrailliler, ayrı ayrı gösteri düzenledi.

    İsrail’deki tartışmalı yargı düzenlemesi

    Adalet Bakanı Yariv Levin, 5 Ocak’ta Yüksek Mahkemenin yetkilerini sınırlandıran, yargının, hakimlerin seçimi üzerindeki etkisini azaltan bir “yargı reformu” planladıklarını duyurmuştu.

    Netanyahu başbakanlığındaki koalisyon hükümetinin, yargının bazı yetkilerini Meclis’e devretmeye yönelik hamleleri, Yüksek Mahkeme başta olmak üzere hükümet ile İsrail yargı mekanizması arasında gerilime yol açmıştı.

    Ülkedeki en yüksek yargı makamı olarak görev yapan İsrail Yüksek Mahkemesi, Meclis’in çıkardığı kanunları, anayasa taslağı olarak kabul edilen “temel yasalara” aykırılık gerekçesiyle bozma yetkisine sahip.

    Netanyahu hükümeti, açıkladığı yargı düzenlemesinde, Yüksek Mahkemenin, Meclis’in çıkardığı kanunları bozma yetkisinin büyük ölçüde elinden alınacağını belirtmişti.

    Hükümetin yargının yetkilerini kısıtlayan ve iktidarın yargı atamalarında söz sahibi olmasını öngören yargı düzenlemesi, İsrail içinde ve uluslararası alanda yargının yetkilerini kısıtladığı gerekçesiyle yoğun şekilde eleştirilmişti.

    Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un, taraflara “iç savaş” uyarısı yaparak sunduğu alternatif tasarı da iktidar tarafından reddedilmişti.

    Öte yandan devam eden tartışma ve tepkilere rağmen “yargı reformu” kapsamındaki “başbakanın görevden alınmasını zorlaştıran” yasa tasarısı bugün Meclis’ten geçmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’da emeklilik reformunu Meclis’e sunmadan kabul eden Macron’a tepkiler büyüyor

    Fransa’da emeklilik reformunu Meclis’e sunmadan kabul eden Macron’a tepkiler büyüyor


    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, emeklilik yaşını 62’den 64’e çıkaran reform tasarısını Meclis oylamasına sunmadan Anayasa’nın 49 maddesinin 3. fıkrasını uygulayarak yürürlüğe koyma kararı alması sendikaların sert tepkisine yol açtı.

    Öfkeli işçiler başkent çevre yollarında barikatlar kurarak ulaşımı engellerken, petrol rafinerilerinde çalışanlar greve gitme kararı aldı.

    Rafinerilerde çalışan işçilerin grevinin uzaması halinde ülke genelinde yakıt sıkıntısının ortaya çıkmasından endişe ediliyor.

    Paris’de 258 kişi gözaltına alındı

    İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, ülke genelinde dün akşam düzenlenen gösterilerde 258’i Paris olmak üzere toplam 310 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.

    Darmanin, “Muhalefet meşru, gösteri yapmak meşru ancak yıkıp dökmek meşru değil.” diyerek tepkisini dile getirdi. Paris’te dün akşamki gösterilerin en önemli adresi Meclis binasının önü oldu.

    Meclis’e yakın Concorde Meydanı’nda binlerce reform karşıtları toplandı. Gösteride polis ile göstericiler arasında gergin anlar yaşanırken, polislerin meydandan tahliye ettiği göstericiler ara sokaklara dağıldı.

    Göstericiler Paris sokaklarından günlerdir temizlik işçileri grevi nedeniyle yığılan çöplerin yanı sıra araç ve bazı kamu mallarını ateşe verdi.

    Marsilya, Nantes, Rennes ve Lyon kentlerinde öfkeli işçiler ile polis arasında arbede çıktı.

    Başbakan Meclis’te çoğunluk sağlayamadıklarını kabul etti

    Başbakanı Elisabeth Borne, basına yaptığı açıklamada, emeklilik yaşını kademeli olarak 64’e çıkarmayı hedefleyen emeklilik reformuna ilişkin tasarıyı kabul ettirmek için Ulusal Meclis’te yeterli oya sahip olmadıklarını kabul etti.

    Anayasa’nın 49. maddesinin 3. fıkrası, bir yasa tasarısının oylanmadan Meclis’ten geçirilmesi için hükümete yetki veriyor ve buna karşı muhalefetin gensoru önergesi vermesine olanak sağlıyor.

    Gensoru önergesi meclisteki milletvekillerinin çoğunluğunun desteğini alırsa hükümet düşüyor. Gensoru önergesi, mecliste çoğunluk tarafından desteklenmediğinde ise yasa tasarısı mecliste oylanmadan geçilmiş sayılıyor ve Senatonun önüne geliyor.

    Fransa’da emeklilik yaşını kademeli olarak 64’e çıkarmayı hedefleyen reforma ilişkin yasa tasarısının nihai olarak dün Meclis’te görüşüldükten sonra oylanması bekleniyordu.

    Macron’un ısrarla kabul edilmesini istediği emeklilik reform tasarısı dün Senato’da ikinci kez oylanarak kabul edilmişti.

    Reforma ilişkin yasa tasarısıyla ilgili uzlaşı, Meclis ve Senato üyelerini bir araya getiren ortak komisyonda bugün kabul edilmişti.

    Buna rağmen iktidar partisinin Meclis’te çoğunlukta olmaması ve diğer muhafazakar partilerin uzlaşı metnine ne kadar destek vereceği konusundaki belirsizlik Macron’un Anayasa’nın 49. maddesinin 3. fıkrasının işletilmesini zorunlu kıldı.

    Grevlerin sürmesi bekleniyor

    Son anketler seçmenlerin tasarıya önemli oranda karşı çıktığını gösterirken, sendikalar grev ve protestoların süreceği uyarısında bulunuyor.

    Yasa tasarısına ilişkin son iki aydır ülke genelinde düzenlenen grevler ve protestolar özellikle ulaşım sektörünü felce uğrattı.

    Son olarak çöpçülerin Paris’te geçen hafta başlattığı greve yüzünden başkentte “çöp dağları” oluştu.

    Macron ve hükümetinin reformun gerçekleşmemesi halinde sosyal güvenlik sisteminin iflas edeceği ve maaşların ödenemeyeceği uyarısında bulunuyor.

    Fransa Başbakanı Elisabeth Borne, 10 Ocak’ta, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un seçim vaatleri arasında yer alan emeklilik reformunun hayata geçirileceğini açıklamıştı.

    Emeklilik yaşının 62 olduğu ülkede 1 Eylül’den itibaren yasal emeklilik yaşının kademeli olarak her yıl 3 ay yükseltilerek 2030’da 64’e çıkarılacağını ifade eden Borne, 2027’de emeklilik maaşının tamamını alabilmek için 43 yıl prim ödeme şartı getirileceğini söylemişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Suriye’de rejim aleyhine gösterilere katılanların 1,5 milyar dolara yakın mal varlığına el kondu

    Suriye’de rejim aleyhine gösterilere katılanların 1,5 milyar dolara yakın mal varlığına el kondu


    Suriye’de Devlet Başkanı Beşar Esad aleyhine gösterilere katılanların şu ana kadar 1,5 milyar dolara yakın mal varlığına el konduğu bildirildi.

    Başkent Şam yakınlarında muhaliflerin gönderildiği Sednaya Cezaevi’ndeki tutuklu ve kayıp kişilerin yakınlarının sürgünde kurduğu derneğe göre, gözaltına alınan muhaliflere, cezaevine girmeden önce sahip oldukları mal varlıklarından feragat ettiklerine dair zorla belgeler imzalatılıyor.

    Şam yönetimi, bu yöntemle cezaevlerine atılan muhaliflerin gayrimenkul, araba, arsa, tarla, mücevher ve değerli elektronik eşyalarına el koyuyor.

    Derneğin araştırması, Suriye’de 2011 yılında başlayan isyandan bu yana rejim aleyhtarı gösteriye katıldığı için gözaltına alınanların yüzde 40’ının mal varlığına el konulduğunu ortaya koydu.

    Eskiden cezaevinde kalan ancak dışarı çıktıktan sonra yurt dışına kaçanların da varlıklarına el konulduğunu belirten dernek yönetimi, Şam rejiminin uluslararası yaptırımlar yüzünden yaşadığı mali sıkıntıyı bu yolla aşmayı denediği saptamasında bulundu.

    İngiliz the Guardian gazetesine konuşan eski mahkum Hassan Al Haj, “Halep yakınlarındaki bir köyde zeytin ve fıstık ağaçlarımız, tarla ve evlerimiz vardı. Şam rejimi geri dönmeyelim diye hepsine el koydu.” dedi.

    Al Haj, topraklarının ve diğer taşınmazların daha sonra gizli servise yakın kişilere dağıtıldığını öğrendiğini bildirdi.

    İngiliz gazetesine konuşan Al Haj ve diğer eski tutuklular, terör suçlamasıyla mahkemeye çıkartıldıklarını ve gözleri bağlı bir şekilde mal varlıklarından feragat ettiklerine dair zorla resmi belgeleri imzalamaları için kendilerine baskı yapıldığını aktardı.

    Derneğin üyesi Diab Serrih ise Şam rejiminin özellikle Halep, Humus, Daraya kentlerinde muhaliflerin mal varlıklarına el koyduğunu hatırlatarak, Esad’ın intikam veya korkutma taktiği izlediğini söyledi.

    Güvenlik nedeniyle “Tarık İbrahim” kod adıyla konuşan başka bir Suriyeli muhalif ise Şam yakınlarında ailesine ait 15 bin metrekare büyüklüğünde bir toprağa rejimin el koyduğunu kaydetti.

    2012 yılında iki kardeşiyle birlikte bir hükümet karşıtı gösteri sonrası tutuklandığını belirten İbrahim, kardeşlerinin daha sonra Sednaya askeri cezaevinde infaz edildiğini kaydetti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Suriye’de Şam yönetimi muhalifi militanların ikinci grubu Dera vilayetini terk etti

    Suriye’de Şam yönetimi muhalifi militanların ikinci grubu Dera vilayetini terk etti


    Suriye’nin güneyinde Dera vilayetinde Rusya ile yapılan ateşkes müzakereleri çerçevesinde buradaki silahlı muhaliflerin ikinci grubu bölgeyi terk etti.

    Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, 53 kişilik silahlı muhalif grubun üyelerinin, Şam yönetimi karşıtı güçlerin bulunduğu kuzeye gitmek üzere bölgeyi terk ettiğini duyurdu. İlk grup muhalif militanlar, salı günü bölgeyi terk etmişti.

    Suriye’nin resmi haber ajansı SANA, “45 terörist aileleriyle birlikte Dera el-Beled ilçesini terk etti” diyerek muhaliflerin bölgeden ayrılmasını duyurdu.

    Birleşmiş Milletler (BM) önceki gün yaptığı açıklamada. Suriye’nin güneyinde Dera kenti civarında hükümet güçleri ve direnişçiler arasında son bir aydır süren çatışmalar sonucu 38 bin 600 kişinin yerlerinden edildiğini bildirdi.

    Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, hükümet güçlerinin, insani yardımların 40 bin kişinin yaşadığı Dera el-Beled ilçesine ulaşmasını engellediği suçlamasında bulunuyor.

    Son bir ay içinde çatışmalar bölgede yoğunlaştı

    2018 yılında Şam yönetiminin kontrolü ele geçirdiği bölgede, son haftalarda çatışmalar yeniden yoğunlaştı. Direnişçilerin güçlü olduğu Dera el-Beled ilçesinde özellikle yoğun çatışmalar yaşanıyor.

    Temmuz ayından bu yana taraflar karşılıklı olarak birbirlerinin mevzilerini top ateşine tutuyor. Taraflar, Rusya girişimiyle ilan ettiği ateşkes ihlali için birbirlerini suçluyor.

    Gerginlik ve abluka nasıl başladı?

    Esad yönetimi ve destekçisi Rusya, 25 Haziran’da Dera el-Beled Mahallesi’nde yaşayan halktan ve oradaki muhaliflerden, ellerindeki hafif silahların tümünü teslim etmelerini ve evlerin aranmasına izin vermelerini istemişti.

    Dera’daki Uzlaşı Merkezi (Deralı Merkezi Komite) ve bölge halkının ileri gelenleri, bu isteğe, Temmuz 2018’de Rusya ara buluculuğunda Esad yönetimiyle sadece ağır silahların teslim edilmesi yönünde varılan uzlaşıya aykırı olduğu gerekçesiyle karşı çıkmıştı.

    Bunun üzerine Esad rejimi, Dera el-Beled’de yaşayan yaklaşık 40 bin sivile 25 Haziran’da abluka uygulamaya başlamıştı.

    Dera’daki son durum

    Orta Doğu’daki “Arap Baharı” dalgasının Suriye’ye de sıçramasıyla 15 Mart 2011’de bir grup öğrencinin okul duvarına, Beşar Esad’a hitaben, “Ey doktor (Beşar Esad) şimdi sıra sende” yazmasıyla başlayan halk ayaklanmasının fitili, Dera’da ateşlenmiş, kent yıllar içinde muhaliflerin eline geçmişti.

    Rejim, abluka ve yoğun saldırıya maruz bıraktığı Dera’da Rusya’nın ara buluculuğunda muhaliflerle Temmuz 2018’de görüşmeler yapmış, bölgede kalmak isteyenler uzlaşıya imza atarak ellerindeki ağır silahları rejim güçlerine teslim ederken uzlaşmayı reddeden bazı gruplar ise zorunlu göçle ülkenin kuzeyine gönderilmişti.

    Dera’dan ayrılmayan muhalif gruplar, rejim birliklerinin girdiği bölgelerin bazılarında hafif silahlarla varlık gösteriyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Belarus’ta muhalif haber sitesine erişim engellendi, bazı gazeteciler gözaltına alındı

    Belarus’ta muhalif haber sitesine erişim engellendi, bazı gazeteciler gözaltına alındı


    Belarus’ta internet üzerinden yayın yapan muhalif bir haber sitesine erişim engeli getirilirken, bazı gazeteciler gözaltına alındı

    “Nasha Niva” adlı haber sitesine yurt içinde ve Avrupa’da erişim engellendi. Minsk yönetimi “yasal olmayan bilgileri yayımladığı” için savcılık kararıyla yasaklamanın geldiğini duyurdu.

    “Nasha Niva” yönetimi, içlerinde genel yayın yönetmeni de olmak üzere, yayın kurulundaki bazı gazetecilere ulaşılamadığını açıkladı.

    Sosyal medyadan yapılan açıklamada, “Genel Yayın Yönetmeni Ehor Martsinovich içlerinde olmak üzere yayın kurulunun bazı üyeleriyle temas kuramıyoruz. Bazı okuyucularımız, Martsinovich’ın yaşadığı yere polisin geldiği yolunda bize ihbarda bulundu. Onun gözaltında olduğunu tahmin ediyoruz.” denildi.

    Martsinovich’in eşi Adaria Gushtyn ise sosyal medya hesabından kocasının tutuklandığını bildirdi.

    Bu arada Belarus Gazeteciler Derneği, “orsha.eu” adlı bağımsız haber sitesine yine erişimin engellendiğini ve bu sitenin yöneticinin de polis tarafından tutuklandığını aktardı.

    Medyaya baskı artıyor

    Yunanistan’ın başkenti Atina’dan Litvanya’nın başkenti Vilnius’e 23 Mayıs’ta seyahat eden, 123 yolcunun bulunduğu Ryanair’e ait uçak, Belarus hava sahasındayken yapılan bomba ihbarı üzerine Minsk Havalimanı’na acil iniş yapmıştı. Güvenlik nedeniyle Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko’nun talimatıyla uçağa eşlik etmesi için Mig-29 savaş uçağı kaldırılmıştı.

    Uçağın havalimanında kontrolü sırasında Belarus’ta terör olaylarına karıştığı gerekçesiyle aranan bir sosyal medya hesabının kurucusu ve eski genel yayın yönetmeni Belarus vatandaşı Roman Protaseviç gözaltına alınmış, bomba ihbarının da asılsız çıktığı belirtilmişti.

    Belarus’a yaptırım kararları

    AB, 27 Haziran’da “ciddi insan hakları ihlalleri” gerekçesiyle Belarus’ta 78 kişi ve 8 kuruluş, buna ek olarak Ryanair yolcu uçağının bomba ihbarı üzerine Minsk’e indirilmesi ve uçaktaki muhalif Roman Protaseviç’in gözaltına alınması nedeniyle 7 kişi ve bir kuruluş hakkında yaptırım kararı almıştı.

    Listeye alınan kuruluşlar arasında dünyanın en büyük kamyon üreticilerinden devlete ait BELAZ, otomobil üreticisi MAZ ile Belarus’tan petrol ürünleri ihraç yetkisine sahip tek özel şirket NNK bulunuyor.

    Ayrıca dördüncü bir yaptırım paketi olarak, Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko’ya yakın olduğu bilinen bazı iş insanları ve üst düzey bürokratlar da listeye alınmıştı.

    Yeni yaptırımlarla AB’nin Belarus’ta kısıtlayıcı tedbir uyguladığı kişi sayısı 166’ya, kuruluş sayısı da 15’e çıkmıştı. ABD, Kanada ve İngiltere de AB’ninkine benzer gerekçelerle Belaruslu yöneticilere ve kuruluşlara yönelik ortak yaptırım kararı almıştı.