Etiket: mahkeme

  • Can Atalay’ın avukatları oturma eylemine başladı: “Mahkeme başkanı karar vermeden adliyeden gitti. Yarın eylemimizi daha kalabalık yapacağız”

    Can Atalay’ın avukatları oturma eylemine başladı: “Mahkeme başkanı karar vermeden adliyeden gitti. Yarın eylemimizi daha kalabalık yapacağız”



    Anayasa Mahkemesi’nce (AYM) hak ihlali karar verilen Gezi Parkı davasından tutuklu, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay’ın avukat meslektaşları, tahliye kararı verilmesi için Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.

    Anayasa Mahkemesi dün cezaevinde tutuklu bulunan TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın “Seçilme hakkı” ile “Kişi hürriyeti ve güvenliği” haklarının ihlal edildiğine hükmetmişti. Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde toplanan Can Atalay’ın meslektaşları ve arkadaşları basın açıklamasının ardından oturma eylemi yaptı.

    “BİZE OLUMLU VEYA OLUMSUZ HİÇBİR BİLGİ VERİLMİYOR”

    Gerçek Gündem’e konuşan Avukat Kemal Aytaç, Anayasa Mahkemesi’nin kararına bir an önce uyulması gerektiğine dikkat çekti. Aytaç, “Sabahtan beri avukat arkadaşlarımızla Çağlayan Adliyesi’ndeyiz. Bize olumlu veya olumsuz hiçbir bilgi verilmiyor” dedi.

    “MAHKEME BAŞKANI BUGÜN SAAT 13.00 GİBİ ADLİYEDEN GİTTİ. ŞU AN ADLİYEDE YOK”

    Çağlayan Adliyesi önünde bugün saat 12.00’de basın açıklaması yaptıklarını söyleyen Aytaç, mahkeme başkanı karar verene kadar oturma eylemine devam edeceklerini ifade etti ve ekledi:

    “Mahkeme başkanı bugün saat 13.00 gibi adliyeden gitti. Şu an adliyede yok. Biz de bunun üzerine Çağlayan Adliyesi’nde C Blok girişinde oturma eylemi başlattık. Avukat arkadaşlarımızla mesai saati bitene kadar protestomuzu yapacağız.”

    Can Atalay'ın avukatları oturma eylemine başladı: "Mahkeme başkanı karar vermeden adliyeden gitti. Yarın eylemimizi daha kalabalık yapacağız" - Resim : 2

    “BUGÜN SONUÇ ÇIKMAZSA YARIN TÜM GÜN BOYUNCA EYLEMİMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    Avukat Aytaç, bugün sonuç çıkmadığı takdirde yarın tüm gün boyunca oturma eylemlerine devam edeceklerini ifade etti. Kararın bir an önce alınması amacıyla ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını söyleyen Aytaç, “Bugün bir sonuç çıkmazsa yarın sabahtan itibaren tüm gün boyunca daha kalabalık bir şekilde oturma eylemimizi gerçekleştireceğiz. Bunun amacı mahkeme başkanının bir an önce karar vermesi. Başkan ya bir yerden talimat bekliyor ya da ne yapacağına karar veremiyor yani kaçıyor” diye konuştu.

    “UMUDUMUZ KORUYORUZ, BUGÜN YA DA YARIN ATALAY’IN TAHLİYE KARARINI ÇIKARACAĞIZ”

    Başsavcı ve başsavcı vekiliyle görüşülmek istendiğini ancak görüşemediklerini söyleyen Aytaç, ne olursa olsun hiç kimsenin umudunu yitirmemesi gerektiğini ifade etti:

    “Ne olacağı konusunda biz de kesin bir şey diyemiyoruz. Ancak umudumuzu koruyoruz. Biz buradan bugün ya da en geç yarın Can Atalay’ın tahliye kararını çıkarmayı düşünüyoruz. Bizim tek amacımız, hedefimiz bu.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dolandırıcılık suçlamasıyla hakim karşısına çıkan Trump: Dava siyasi amaçlı

    Dolandırıcılık suçlamasıyla hakim karşısına çıkan Trump: Dava siyasi amaçlı


    New York Eyalet Başsavcısı Letitia James’in ofisinden avukat Kevin Wallace, Manhattan’da görülen duruşmadaki açılış konuşmasında Donald Trump’ın on yıl boyunca bankalara ve sigortacılara mali durumunu “önemli ölçüde yanlış” bir şekilde aksettirdiğini söyledi.

    REKLAM

    Amerika Birleşik Devletleri’nde eski Başkan Donald Trump’ın en değerli mülklerinden bazılarının kontrolünü kaybetmesine yol açabilecek “dolandırıcılık” davası başladı. 

    New York Başsavcılık ekibi, duruşma öncesi davayı “siyasi amaçlı dolandırıcılık” olarak nitelendiren Trump’ı sorumlu tutacakları vadinde bulundu. 

    Trump, “emlak sektöründe yıllarca çok sayıda kişi ve kurumu dolandırdığı” suçlamasıyla hakkında açılan davanın “düzmece” olduğunu belirterek itibarını korumak için bugünkü itiraz duruşmasına çıkacağını söylemişti. 

    Eyalet Başsavcısı Letitia James’in ofisinden avukat Kevin Wallace, Manhattan’da görülen duruşmadaki açılış konuşmasında Trump’ın on yıl boyunca bankalara ve sigortacılara mali durumunu “önemli ölçüde yanlış” bir şekilde lanse ettiğini dile getirdi. 

    Eski başkanın sanık sandalyesine oturduğu ve kendisini izlediği sırada Wallace, Trump’a atıfla, “Yıllar boyunca yalan söylediler.” ifadesini kullandı. 

    Wallace, Trump’ın daha iyi kredi koşulları ve daha düşük sigorta primleri elde etmek için bunu yaptığını ve yasa dışı olarak 1 milyar dolardan fazla mali fayda sağladığını söyledi.

    Ayrıca Wallace, “Bu her zamanki gibi bir iş değil ve tarafların birbirleriyle anlaşma şekli de değil. Bunlar kurbansız suçlar değil.” dedi.  

    Trump’ın avukatlarından Christopher Kise ise, Donald Trump ve “Trump Organization” adlı şirketinin mali işlemlerinin tamamen yasal olduğu savunmasında bulundu. 

    “Dünyanın en başarılı markalarından biri ve gayrimenkul yatırımları konusunda tam anlamıyla haklı çıkarak bir servet kazandı.” diyen Kise, savunmasını şu sözlerle sürdürdü:

    “Dolandırıcılık niyeti yok, yasa dışılık yok, temerrüt yok, ihlal yok, bankalara bel bağlama yok, haksız kazanç yok ve mağdur yok.” 

    Başsavcı James, Trump’ın, üç çocuğunun ve şirketinin servetini 3,6 milyar dolar fazla gösterdiğini öne sürdüğü iddianamede, yargıçtan, Trump ve çocuklarının New York’ta bir daha şirket kurmasını ve 5 yıl boyunca ticari gayrimenkul satın almalarını yasaklamasını, 250 milyon dolar para cezasına çarptırılmasını talep ediyor.

    Trump hakkındaki dolandırıcılık davası

    “Emlak sektöründe yıllarca çok sayıda kişi ve kurumu dolandırdığı” suçlamasıyla açılan davada, Yargıç Arthur Engoron, eski Başkan ve “Trump Organization” adlı şirketinin anlaşmalarda ve finansman sağlama evrakında, varlıklarına aşırı değer biçerek ve net servetini abartarak bankaları, sigortacıları ve iş dünyasından kişileri dolandırdığına ilişkin suçlamaların mahkemede görülmesine hükmetmişti.

    Engoron, 35 sayfalık kararında, Trump ile şirketinin ve yöneticilerinin, yıllık finansal durumları hakkında sürekli yalan söyleyerek uygun şartlarda kredi ve düşük sigorta primi elde ettiklerini belirtmişti.

    Suçlamaların onanması durumunda Trump’ın bazı şirketlerinin kontrolü, mahkemece atanan kayyıma devredilebilecek.

    Trump’ın avukatı Christopher Kise, daha önceki açıklamasında, kararı, “gerçeklerden ve mevcut hukuktan tamamen kopuk” diye niteleyerek, itiraz edeceklerini bildirmişti.

    Trump: Tüm zamanların en büyük cadı avı

    Bu arada Manhattan Mahkemesindeki duruşmaya gelen Trump, yerleşke girişinde basın mensuplarına açıklama yaptı. 

    Kendisi ve şirketlerine yönelik dolandırıcılık suçlamalarını “Tüm zamanların en büyük cadı avının devamı” diye tanımlayan Trump, davayı açan New York Başsavcısı Letitia James’e de sert suçlamalar yöneltti. 

    James’in, hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadan kendisini yakalamaya çalıştığını savunan Trump, “New York Valiliğine aday olmak için bunu kullandı. Valiliğe aday olma girişiminde başarısız oldu. Geri döndü ve şimdi Trump’ı tekrar yakalamaya çalışacağım’ dedi.” şeklinde konuştu.

    REKLAM

    Trump, davanın “aldatmaca” mali kayıtlarının ise “olağanüstü” olduğunu öne sürerek “Hiçbir banka etkilenmedi, hiçbir banka zarar görmedi” ifadelerini kullandı.

    James de mahkeme girişinde yaptığı açıklamada, eski bir Başkan olsa bile ülkede hiç kimsenin kanunların üzerinde olmadığını söyledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Pınar Selek 6’ncı kez yargılanıyor: ‘Mısır Çarşısı’ davasında yeni gelişme

    Pınar Selek 6’ncı kez yargılanıyor: ‘Mısır Çarşısı’ davasında yeni gelişme



    İstanbul Eminönü’ndeki Mısır Çarşısı’nda 9 Temmuz 1998 tarihinde meydana gelen patlamaya işkin sosyolog-yazar Pınar Selek hakkında tekrardan açılan davaya bugün İstanbul 15’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.

    Duruşmaya Fransa’da yaşayan Pınar Selek ile yurt dışında olduğu belirtilen Abdülmecit Öztürk katılmadı. Pınar Selek’i babası Alp Selek ile Fransa Barosu’ndan avukatların da arasında bulunduğu çok sayıda avukat temsil etti. Abdülmecit Öztürk’ün avukatı Mehmet Erbil de duruşma salonunda hazır bulundu.

    Duruşmanın başlamasının ardından mahkeme başkanı, istenen cezanın 5 yılın üzerinde olması nedeniyle yasa gereği Fransa’da yaşayan Pınar Selek’nin savunmasının uluslararası adli yardımlaşma yoluyla alınamayacağını belirtti. Mahkeme başkanı ayrıca Selek hakkında kırmızı bülten çıkarılmasının talep edildiğini, yokluğunda hakkında tutuklama kararı çıkarıldığını, diğer sanık Abdülmecit Öztürk hakkında da tutuklamaya yönelik yakalama kararı bulunduğunu hatırlattı. Fransız adli makamlarına Selek’in iadesi için talepname gönderildiğini, ancak eksikler olduğu gerekçesi ile yazının iade edildiğini, Adalet Bakanlığı’nın yazıyı düzelterek Fransa Adalet Bakanlığı’na yolladığını, Fransız adli makamlarından henüz bir cevap gelmediğini, bir bilgilendirme de yapılmadığını ifade etti.

    ALP SELEK: BU DAVA SAHTELİKLERLE DOLU BİR DAVA

    Duruşmada söz alan Pınar Selek’in aynı zamanda avukatlığını da yapan babası Alp Selek şunları söyledi:

    “25 yılı geçmeye başladı. İnsanlar yaşlandı. Bir kısmı öldü. O tarihte yeni doğan çocuklar bu gün avukat oldu, Pınar’ı savunuyor. Fakat bu sahteliklerle dolu dosya ne Yargıtay’da okundu ne başka bir yerde incelendi. Bu dava sahteliklerle dolu, haksız bir dava. Bu aşamada savunma yapmama durumundayız. Mevcut yasaya göre Pınar’ın ifadesinin alınmasını beklemek zorundayız. Fazla da söylenecek bir şey yok. İnsanları bitiren bir dava. Kırmızı bülten çıkarılmasını gerektirecek bir durum yok. 25 yıl oldu. Dava başladığında 64 yaşındaydım. Şimdi 93 yaşındayım. Bu davanın sonucunu görmek istiyorum.”

    “TUTUKLAMAYA YÖNELİK YAKALAMA KARARININ KALDIRILMASINI İSTİYORUZ”

    Davanın diğer sanığı Abdülmecit Öztürk’ün avukatı Mehmet Erbil ise “Müvekkilime verilen 12,5 yıl ceza kesinleşti. Müvekkilim bu cezanın 9 yılını cezaevinde geçirdi. Buna rağmen mahkemenizin müvekkilim hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkartmış olması bizi şaşırtmıştır. Tutuklamaya yönelik yakalama kararının kaldırılmasını talep ediyorum” dedi.

    SINIR TANIMAYAN AVUKATLAR: PINAR’IN BERAATINI İSTEMEYE GELDİK

    Duruşmaya katılan Sınır Tanımayan Avukatlar Derneği avukatlarından Françoise Cotta da mahkemede söz alarak, “Bize söz verdiğiniz ve bizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Pınar Selek bizim için bir sembol oldu. Savunmanın sınırları yok, biz buraya adaletin yerini bulmasını ve Pınar’ın beraatını istemeye geldik” diye konuştu.

    ADLİ YARDIMLAŞMA YOLUYLA SAVUNMASININ ALINMASINA İLİŞKİN TALEP REDDEDİLDİ

    Mahkeme heyeti, Pınar Selek’e atılı suça istenen cezanın müebbet hapis olduğunu ve savunmasının mahkeme huzurunda alınması gerektiğini belirterek, savunmasının uluslararası adli yardımlaşma yoluyla alınmasına ilişkin talebi reddetti. Selek hakkında yokluğunda çıkarılan gıyabi tutuklama kararının devamına ve kırmızı bülten talebinin sonucunun beklenmesine, Abdülmecit Öztürk hakkındaki tutuklamaya yönelik yakalama kararının beklenmesine karar vererek duruşmayı erteledi.

    “DAVANIN KAÇ YIL DAHA SÜRECEĞİNİ ÖNGÖRÜYORSUNUZ?”

    Duruşmanın sona ermesinin ardından söz isteyen Sınır Tanımayan avukatlarından Françoise Cotta, “Pınar Selek’in babası Alp Selek gibi ben de bu davanın sonucunu görmek istiyorum” dedi. Pınar Selek’in Fransız vatandaşı olduğunu hatırlatan Cotta, mahkemede heyetine “Siz bu davanın kaç yıl daha süreceğini öngörüyorsunuz” sorusunu yöneltti.

    Mahkeme başkanı da bu soruya “Hakimler kararlarıyla konuşur. Kararlarla düşüncesini belirtir” diye yanıtını verdi.

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kur’an kursu hocası öğrencisini demir sopayla dövdü, kolunu kırdı… Aile şikayetçi olmadı, mahkeme ev hapsi verdi

    Kur’an kursu hocası öğrencisini demir sopayla dövdü, kolunu kırdı… Aile şikayetçi olmadı, mahkeme ev hapsi verdi



    Kayseri’nin Hacılar ilçesinde, müftülüğe bağlı Kur’an kursunda görevli olarak çalışan Yavuz Ç, çocuklara demir sopayla saldırdı.

    Ailenin şikâyeti üzerine Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Kur’an kursu hocası Yavuz Ç. hakkında soruşturma başlatıldı.

    “ELİNDEN KAÇARAK KURTULDUM, ARKADAŞIMIN KOLU KIRILDI”

    Saldırıya uğrayan 12 yaşındaki çocuk, Kayseri Emniyet Müdürlüğü’ndeki ifadesinde, yatılı Kur’an kursunda görevli olan Yavuz Ç.’den ders çalışmak için arkadaşıyla izin istediğini bir süre sonra dinlendiği esnada darp edilmeye başlandıklarını anlattı.

    Yavuz Ç. tarafından vücudunun çeşitli yerlerine demir sopayla vurulduğunu anlatan çocuk, arkadaşının ise kolunun darbeler sonucu kırıldığını söyledi.

    “Elinden kaçarak kurtuldum” diyen çocuk, ailesinin kolu kırılan arkadaşının ebeveynleriyle iletişime geçtiğini ancak şikayetçi olmak istemediklerini söylediklerini ifade etti.

    TUTUKLAMA TALEP EDİLDİ SERBEST BIRAKILDI

    Hem emniyette hem de savcılıkta ifade veren Yavuz Ç. ise kursta bir öğrencisine sopayla “hafifçe” vurduğunu savundu.

    Yavuz Ç., savcılık ifadesinin ardından tutuklama talebiyle 15 Eylül’de, Kayseri 1. Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Hakimlikte savunmasını veren Yavuz Ç., çocuğa “hafifçe” vurduğunu başka bir eylemde bulunmadığını öne sürdü.

    Kayseri 1. Sulh Ceza Hakimliği, çocuğa şiddet uyguladığını kabul eden Yavuz Ç. hakkındaki tutuklama talebini reddetti.

    Mahkeme, Yavuz Ç.’yi ev hapsine mahkûm etti.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Thodex’te 11 bin 196 yıl hapis cezası verildi: Fatih Özer’in, MHP’li vekilin oğluyla ortak olduğu kripto para şirketi hala açık

    Thodex’te 11 bin 196 yıl hapis cezası verildi: Fatih Özer’in, MHP’li vekilin oğluyla ortak olduğu kripto para şirketi hala açık



    Kripto para borsası Thodex ile binlerce kişiyi dolandırdığı gerekçesiyle Arnavutluk’tan Türkiye’ye iade edilip tutuklanan Faruk Fatih Özer, dün hakim karşısına çıktı. 7’si tutuklu 21 sanığın yargılandığı davada Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Faruk Fatih Özer hakkında 11 bin 196 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına hükmetti.

    Ayrıca Özer, ablası Serap Özer ve ağabeyi Güven Özer’e ayrı ayrı 8 milyar 871 milyon 675 bin lira olmak üzere toplamda 26 milyar 615 milyon 25 bin lira adli para cezası ödenmesine hükmedildi. Mahkeme verilen adli para cezalarının bir kısmının 24 ay taksitle ödenmesine karar verdi.

    SAVUNMASINDA BAKANLARLA ÇEKİLDİĞİ FOTOĞRAFLARDAN NEDEN BAHSETTİ?

    Faruk Fatih Özer’in SEGBİS ile bağlandığı mahkemede yaptığı savunma ise dikkat çekiciydi. Thodex’in yalnızca bir “şirket” olduğunu savunan Özer, suç örgütü lideri olmadığını, dünya üzerindeki tüm kurumları yönetecek kadar zeki olduğunu söyledi. “Suç örgütü kuracak olsam bu kadar amatörce hareket etmezdim” diyen Özer, “İllegal faaliyetlerin içinde bulunduğumu kabul etmiyorum. Ben Arnavutluk’ta cezaevindeyken dahi müştekilere ödeme yaptım. Örgüt kurmuş bir liderin asla yapmayacağı bir hareket” dedi.

    Özer savunmasının devamında “Dosyanın bu aşamaya gelmesinin nedeni Türkiye’den ve başka ülkeden bakanlarla çektirdiğim fotoğraflarım. Benim medyada ismi geçen hiçbir bakanla ilişkim olmamıştır. Sayın bakanlara ve milletvekillerine iftiralar atıldı. Kaostan beslenen varlıklar benim şirketimin batmasından faydalandılar” diye belirtti.

    Özer’in karar duruşmasında, bakanlarla olan fotoğraflarından bahsetmesi akıllara, siyasilerle olan ilişkilerini ve şirketlerini getirdi. Özer her ne kadar “hiçbir bakanla ilişkim olmamıştır” dese de üçüncü kişiler üzerinden siyasilerle bağlantılı olduğuna dair çeşitli kanıtlar mevcuttu.

    SÜLEYMAN SOYLU, YEĞENİ VE THODEX

    Özer’in bahsettiği fotoğraflardan bir eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ileydi. Soylu’nun makamında çekilen fotoğrafta, Özer ile Soylu’nun kız kardeşi Fatma Soylu Işık’ın oğlu Hasan Berk Işık da bulunuyordu. Hakkında yakalama kararı bulunan Sedat Peker, Peker, Soylu’nun yeğeni şarkıcı Hasan Berk Işık’ı Soylu’nun eniştesini, Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses ve Hande Yener gibi isimlerle çalışan yapımcı Polat Yağcı ile tanıştırdığını anlatmıştı.

    Thodex'te 11 bin 196 yıl hapis cezası verildi: Fatih Özer'in, MHP'li vekilin oğluyla ortak olduğu kripto para şirketi hala açık - Resim : 2

    ÖZER İLE FOTOĞRAFI ÇIKAN ÇAVUŞOĞLU MHP’Lİ VEKİLİ İŞARET ETTİ

    Özer’in ayrıca Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile de fotoğrafı vardı. Thodex’in faaliyette olduğu günlerde Özer, Çavuşoğlu ile görüşmüş, fotoğrafta bir üçüncü kişi daha yer almıştı. Çavuşoğlu fotoğrafın ortaya çıkması sonrasında “Şahsın sosyal medyada dolaşan fotoğrafı, 26 Aralık 2019’da Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı’nın oğlu Mert Sancaklı’ya verdiğimiz randevuya eşlik ettiği ziyarette çekilmiştir” açıklamasında bulunmuştu.

    Thodex'te 11 bin 196 yıl hapis cezası verildi: Fatih Özer'in, MHP'li vekilin oğluyla ortak olduğu kripto para şirketi hala açık - Resim : 3

    MHP’Lİ VEKİLİN OĞLU İLE ORTAK ŞİRKETİ ÇIKTI

    Özer ile Mert Sancaklı’nın ilişkisi ise sadece arkadaşlık değildi. Sancaklı’nın Faruk Fatih Özer ile ortaklığı da mevcuttu. 28 Eylül 2020 tarihinde kurulan ve hala faaliyete olan “Hoppara Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri” adlı şirkette MHP’li vekilin oğlu Mert Sancaklı ile Fatih Özer’in ortak olduğu görülüyordu. Özer ve Sancaklı’nın kurucusu olduğu “Hoppara” adlı şirket, kripto paraların ticaretinin yapıldığı borsalara para göndermek için de kullanılan bir sanal cüzdandı.

    Thodex vurgunun patlak verdiği günlerde bu ortaklığın ortaya çıkmasına rağmen MHP’li vekilin oğlunun ne savcılıkta bir ifadesi alındı ne de mahkemede tanıklığına başvuruldu. Thodex mağdurları ortaklığı gündeme getirse de mahkeme bunun üzerinde durmadı.

    THODEX ORTAKLIĞI MHP’DE İSTİFA GETİRDİ

    Sancaklı’nın oğlunun Thodex’in kurucusuyla ortaklığı MHP içerisinde de tartışmalara neden oldu. MHP Darıca İlçe Başkanı Yücel Bektaş, “Thodex kurucusu Arnavutluk’ta yakalanan Fatih Özer’in Darıca’da yaşayan aile fertleri partimize gelerek, çocuklarının hiçbir şey yapmadığını, sorunların aileye kaldığını ancak Saffet Sancaklı ve oğlunun paraları alıp kendilerini kurbanlık koyun gibi ortada bıraktığını ifade edip her yerde konuşmaktadır” açıklamasıyla geçen yıl istifa etti.

    SANCAKLI: ÖZER 3-5 AYA ÇIKAR

    MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı, 4 Mayıs’ta Kocaeli Barış Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, Faruk Fatih Özer için ise “Göreceksiniz 3-5 aya çıkacak” dedi.

    Sancaklı, “Anlaşılan 8 milyon dolarmış o para. Zaten kaçmamıştı, ben kaçmadığını biliyorum. Çocuk kaçsa Arnavutluk’a mı gider, Gürcistan’a gider. Yarısını da ödemiş o paranın kaçakken, kalan para da 4 milyon dolar gibi bir para giderken de şirketinde bıraktığı para da 10 milyon dolar. Göreceksiniz 3-5 ay sonra o çocuk çıkacak” ifadelerini kullandı.

    İDDİANAMEDE BAHSEDİLMEYEN ŞİRKET FAALİYETİNE DEVAM EDİYOR

    Sancaklı ile ortak olunan şirket, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 268 sayfalık Thodex iddianamesinde de yer almadı. İddianamede, 2 bin 32 müştekinin toplamda 257 milyon 862 bin 432 TL zarara uğratıldığı ifade edilirken, kripto para ödeme ve çekimlerinin yapıldığı Hoppara ile ilgili herhangi bir tespit yapılmaması da dikkat çekiciydi.

    Faruk Fatih Özer, karar duruşmasında yaptığı savunmasında siyasilerle herhangi bir ilişkisi olmadığını öne sürdü ancak Hoppara adlı şirketin hala faaliyette…

    2020 yılında kurulan İstanbul Ticaret Odası’na kayıtlı Hoppara’nın Yönetim Kurulu Başkanı MHP’li vekil Sancaklı’nın oğlu Mert Sancaklı, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ise Faruk Fatih Özer’in olduğu görüldü.

    Thodex'te 11 bin 196 yıl hapis cezası verildi: Fatih Özer'in, MHP'li vekilin oğluyla ortak olduğu kripto para şirketi hala açık - Resim : 4
    İstanbul Ticaret Odası verilerine göre, şirketin yönetimi

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bülent Turan muhalefete ‘dangalak’ demişti: ‘Asıl dangalak sizsiniz’ diyene ceza çıktı

    Bülent Turan muhalefete ‘dangalak’ demişti: ‘Asıl dangalak sizsiniz’ diyene ceza çıktı



    İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, 14 Mayıs seçimleri öncesi AKP Grup Başkanvekili iken “1915 Çanakkale Köprüsü” tartışmalarına ilişkin muhalefeti hedef alarak “2023, Çanakkale’de dünyanın en büyük köprüsünü yapanlarla köprüyü sadece polemik konusu yapıp, oradan bizi denize dökeceğini düşünen dangalakların seçimi olacak” ifadelerini kullandı.

    Turan’ın “dangalak” söylemi tepkilere neden olurken, kendisine sosyal medya üzerinden cevap veren Hüseyin Savaş, “Asıl dangalak sizsiniz” ifadelerini kullandı. Bu ifadelere ilişkin Bülent Turan’ın şikayeti üzerine ise Savaş hakkında “Kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla dava açıldı.

    AKP’Lİ TURAN ŞİKAYETÇİ OLDU: ‘DANGALAK’ DEDİ

    Gazete Duvar’dan Cihan Başakçıoğlu’nun haberine göre; Lapseki Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, AKP’li Turan’ın, Savaş hakkında “onur, şeref ve saygınlığı hedef alacak biçimde, herkese açık şekilde yorum yapmak” suretiyle alenen rencide edici sözler sarf ettiği iddiasıyla şikayetçi olduğu ifade edildi.

    ‘SÖYLEMİŞ OLDUĞUM SÖZ HAKARETSE TURAN DA HAKARET ETTİ’

    İddianamede Turan’ın muhalifleri hedef alan “dangalak” ifadesine değinilmemesi dikkat çekerken, Lapseki Asliye Ceza Mahkemesi’nde ifade veren Savaş ise “Milletvekili olan müşteki Türk vatandaşlığını hedef alarak dangalak şeklinde konuşması sebebiyle bu benim zoruma gitti. Ben de söylenen kelimenin insanda ne kadar kötü duygu uyandırdığını anlaması için aynı şekilde müştekiye cevap verdim. Amacım hakaret etmek değildir. Suçlamayı bu sebeple kabul etmiyorum. Kaldı ki söylemiş olduğum söz hakaret olsa dahi müşteki de bizlere yönelik dangalak demek suretiyle bize hakaret etmiştir. Suçlamayı kabul etmemekle birlikte karşılıklı hakaretten dolayı ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekir” dedi.

    MAHKEMEDEN CEZA: ‘ALENEN HAKARET’

    Gerekçeli kararını açıklayan Lapseki Asliye Ceza Mahkemesi ise “dangalak” sözünün hakaret teşkil ettiğini ifade ederek Savaş’ın “Kamu görevlisine hakaret” suçunu işlediğine karar verdi. Savaş’a 354 gün adli para cezası veren mahkeme, kararında şu ifadelere yer verdi:

    “Tüm bu açıklamalar ışığında sanığın kamu görevlisi olan katılan hakkında, katılanın konumu ve yorumun paylaşılma biçimi dikkate alındığında katılanın onur, şeref ve saygınlığını zedeleyici sözler sarf ettiği kabul edilmekle davaya konu sözlerin hakaret niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Katılanın milletvekilliği görevi sırasında yapmış olduğu açıklamaya istinaden sanığın atılı suçu işlediği anlaşılmakla sanık hakkında TCK 125/3-a maddesi tatbik edilmiştir. Sanığın atılı suçu işlerken sosyal medya üzerinden herkes tarafından görülür şekilde söz konusu suçu işlediği bu yönüyle aleniyetin gerçekleştiği anlaşılmakla sanık hakkında TCK 125/4 maddesi tatbik edilmiştir.”

    ‘BAŞKA BİR DAVADA BERAAT VERMİŞTİ’

    Öte yandan geçtiğimiz aylarda Lapseki Asliye Ceza Mahkemesi, Turan’a yönelik benzer bir söylemde bulunulmasıyla ilgili açılan başka bir davada beraat kararı vermişti. Mahkemenin benzer bir dosyada verdiği beraat kararına dikkat çeken avukat Bayram Kara, müvekkili hakkında verilen cezaya itiraz etti. İtirazında, “Müvekkilim müştekiye hakaret etmiş değildir. Müvekkilim müştekinin beyanlarını aynen kullanmak suretiyle karşılık vermiş olup, tahkir etme küçük düşürme kastı ile hareket etmemiştir” diyen avukat Kara, “Müvekkilimin sözleri siyasi olarak kullanılmış sözlere aynı tonda siyasi olarak verilmiş bir cevap olup, tahkir kastı taşımamaktadır. Bu nedenle de ifade hürriyeti kapsamında olup suç teşkil etmemektedir. Beraati yerine ceza tayin edilmesi en temek insan hakları ihlalidir” diye vurguladı.

    AVUKAT KARA AİHM’İN SARKOZY KARARINA DİKKAT ÇEKTİ

    Ayrıca Fransa eski Cumhurbaşkanı Sarkozy hakkındaki bir hakaret davasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen kararı da hatırlatan avukat Kara, şöyle devam etti:

    “Fransa eski Cumhurbaşkanı Sarkozy, göreve geldiği ilk yıl ziyaret ettiği Çiftçi Fuarı’nda elini sıkmayan bir çiftçiye “Defol git zavallı aptal!” demiş, birkaç ay sonra bu ifadesi, Herve Eon adlı bir muhalif tarafından karşısına çıkarılmıştır. Eon isimli vatandaş, Sarkozy’nin 28 Ağustos 2008 tarihindeki Laval ziyaretinde, Sarkozy’yi protesto etmek için, yine kendisine ait olan “Casse-toi pauv’con-Defol git zavallı aptal!” sözlerini taşıyan bir pankart açmıştır. Olay yerinde gözaltına alınan Herve Eon hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı da dava açınca, ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçundan 30 euro sembolik para cezasına çarptırılmıştır. Fransız Yüksek Mahkemesi de kararı onayınca Eon, kararın ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu savunarak İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne (AİHM) taşınmıştır. AİHM, Fransız mahkemelerinin aldığı kararı ‘orantısız’ bularak, bu kararın “ifade özgürlüğü ilkesine aykırı” olduğuna hükmetti. Mahkeme, “Bu tür bir kararın, toplumun genel çıkarlarına katkı sağlayacak tartışmalara hicivle katılımda caydırıcı etki yapma” tehlikesine dikkat çekerek Fransa’ya adeta ifade özgürlüğü dersi verdi.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yeraltı dünyası serbest, gazeteci içerde! Denetimli serbestlik ne ve nasıl uygulanıyor?

    Yeraltı dünyası serbest, gazeteci içerde! Denetimli serbestlik ne ve nasıl uygulanıyor?



    Hürriyet yazarı Sedat Ergin, “Denetimli serbestliği adil uygulama gereği” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

    Ergin bugünkü yazısında, gazeteci Barış Pehlivan’ın hukuka aykırı bir şekilde denetimli serbestlikten yararlandırılmamasını eleştirdi.

    Barış Pehlivan’ın yazdığı bir yazı nedeniyle 5. kez cezaevine girmesini değerlendiren Ergin, hukukçu Prof. Dr. Adem Sözüer’in değerlendirmelerine dikkat çekti.

    Yazıda şu ifadeler öne çıktı:

    “Kuşkusuz, mesele burada büyük ölçüde takdir yetkisinin ne şekilde kullanıldığı sorusunda beliriyor. Hükümlü hakkında yeniden açılan davada yöneltilen suçlamaların ciddiyeti, ağırlığı önemli bir faktör olmalıdır. Örneğin, cinayetten suçüstü yakalanan bir kişinin denetimli serbestliğine son verme ihtiyacı ile bir gazeteciye açılan hakaret davası arasında bir fark olmak durumundadır. Suçlanan gazetecinin beraat etmesi halinde telafi edilemeyecek bir zararın ortaya çıkması kaçınılmazdır.

    Ayrıca, hepsinden önemlisi, getirilen düzenlemeyle ağır ceza mahkemelerinde mahkûm olmuş yeraltı dünyasından isimler, cinayet hükümlüleri, hırsızlar denetimli serbestlikten yararlanırken, gazetecilerin bir yazı nedeniyle cezaevine girmeleri adalet duygusunu yaralamaktadır.

    Her halükârda burada takdir hakkının yargı tarafından daha adil bir şekilde kullanılmasını sağlayacak yeni bir bakışa ihtiyaç vardır.”

    Yazının tamamı için…

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Polis katilleri sokakları yıllardır böyle kana buladı: Mafya nasıl kurtuluyor?

    Polis katilleri sokakları yıllardır böyle kana buladı: Mafya nasıl kurtuluyor?



    Mafyanın, uyuşturucu baronlarının, cinsel istismar suçlularının denetimli serbestlik kapsamında serbest kaldığı günlerde, silahlı saldırılar ve suç oranları artmaya başladı.

    Dün saat 01:00 sıralarında, İstanbul’un Kağıthane ilçesinde uyuşturucu satıcılarının açtığı ateş sonucunda polis memuru Hakan Telli şehit olurken, aynı olayda vücuduna 4 kurşun isabet eden polis memuru A.Y.Ç. ağır yaralandı. 2007 yılında, İzmir’de göreve başlayan şehit polis Hakan Telli’nin geride gözü yaşlı biri 9, diğeri 12 yaşında 2 kız çocuğu kaldı.

    Telli’yi hayattan koparan uyuşturucu tacirlerinin mensup olduğu çete Anucur adlı gruptu. Baskın yapılan evde, UZİ marka hafif makineli silah ve AK-47 tipi uzun namlulu silahlar vardı.

    ÇETELER SOKAK ORTASINDA ÇATIŞTI, TUTUKLANAN OLMADI

    Anucur çetesinin düşman olduğu bir başka suç örgütü vardı. Anucur ve Gündoğmuş çeteleri sık sık birbirlerine silahlı saldırı düzenlemişti.

    Anucur ve Gündoğmuş çeteleri, geçen sene aralık ayında, yine İstanbul’un Kağıthane ilçesinde sokak ortasında silahlarını ateşlemiş, 25 yaşındaki Kuran kursu hocası Ramazan Aslan hayatını kaybetmişti. Olayın ardından yapılan operasyonda 25 şüpheli yakalanırken, AK-47 tipi uzun namlulu silah, 10 tabanca, 1 kilo eroin ele geçirildi. Anca sokak ortasında çatışan, masum bir vatandaşı hayattan koparan çete mensupları tutuklanmayıp haklarında ev hapsi uygulandı.

    EV HAPSİNDE OLMASI GEREKENLER İSTANBUL’U SAVAŞ ALANINA ÇEVİRDİ

    Ev hapsine alınan çete mensupları ise sokak ortasında çatışmaya, can almaya devam etti. 25 yaşındaki Aslan’ın ölümünden bir ay sonra, aynı çete mensupları, Haliç Köprüsü üzerinde birbirlerine ateş açtı. Saldırıdan 20 gün önce cezaevinden çıkan Cumali Aslan hayatını kaybederken, ev hapsinde olması gereken Doğukan K.’nın silahlı saldırıyı gerçekleştiren kişilerden olduğu belirlendi.

    Yani polis katili olan çetenin mensupları, tutuklanmayıp denetimli serbestlik alıp ya da haklarında ev hapsi kararı verilip sokakları kana bulamaya devam ediyordu.

    POLİS KATİLLERİ YILLARCA TÜRKİYE’DE SUİKASTLAR DÜZENLEDİ

    Anucur çetesi gibi onlarca örnek vardı, bunlardan biri de hakkında yakalama kararı bulunan Sedat Peker’in gündeme getirdiği, suç örgütü lideri “Lotu Quli” lakaplı Azerbaycan vatandaşı Nadir Salifov’du.
    Salifov da polis katili olmasına rağmen elini kolunu sallayarak Türkiye’de gezen, sınır dışı edilmesine rağmen yeni pasaportla ülkeye giriş yapan bir suçluydu.

    Salifov’un suç örgütüyle, düşman olduğu çetenin sokak ortasındaki infazları da tıpkı, Hakan Telli’yi şehit eden Anucur ile Gündoğmuş gruplarının çatışmaları gibiydi.

    AZERBAYCANLI SUÇ ÖRGÜTLERİ BİRBİRLERİNİ KURŞUNA DİZDİ

    Ataşehir’de, Azerbaycanlı suç örgütü mensubu Elnur Gasımov, sokak ortasında, geçen yılın Aralık ayında kurşuna dizildi. Gasımov’a suikast düzenleyenler, Nadir Salifov’un örgütüne mensup kişilerdi. İstanbul’da güpegündüz gerçekleşen suikast, geçmiş yıllardaki husumete dayanıyordu. Saldırıyı düzenleyenlerin bağlantıları, yargı mensuplarına, iş insanlarına, hatta Saray’a kadar uzanıyordu.

    Gasımov’un sokak ortasında infazı, Salifov ile Azerbaycanlı Rövşan Canıyev’in yıllar süren güç mücadelesine dayanıyordu. Rusya’da “Dede Hasan” lakaplı Aslan Usoyan’a suikast düzenleyen, “kellesi” için Rus mafyası tarafından para ödülü konan Canıyev, Türkiye’de ikamet ediyordu. Sahte kimlikle gezen Canıyev, Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan ve Ukrayna’da suikastlar düzenlemeye devam etti.

    Canıyev, Salifov’un adamı Ali Gamidov’a da suikast düzenleyen isimdi. Rus mafyasıyla birlikte Salifov da Canıyev’in peşine düştü. Canıyev, Beşiktaş’ta sokak ortasında UZİ silahlarla çapraz ateşe alındı ve 2016 yılında hayatını kaybetti.

    MUSTAFA ÇALIŞKAN VE MEHMET AĞAR İDDİALARI

    Dünyanın en zengin iş insanlarından Palmali Holding’in sahibi Mübariz Mansimov Gurbanoğlu, Canıyev’in cenazesini Azerbaycan’a özel uçağıyla götürdü. Mansimov, Canıyev’in cenazesi için özel uçağını tahsis ederken, Salifov’un yanında ise eski içişleri Bakanı Mehmet Ağar yer aldı.

    Canıyev’in ölüm fermanını imzalayan Nadir Salifov bu süreçte yapılan operasyonla yakalandı. Ancak polis katili de olan Salifov, iddiaya göre Mehmet Ağar’ın, Berat Albayrak’a yakınlığıyla bilinen dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ı devreye sokmasının ardından tutuklanmadı. Öte yandan Salifov, sınır dışı edilmesinin ardından Türkiye’ye tekrar geldi. Salifov’un Türkiye’ye gelmesinin sebebi ise Canıyev’in cenazesini özel uçağıyla Azerbaycan’a götüren Mübariz Mansimov’a suikast düzenlemekti. Mansimov bunu adli makamlara da taşımış, “Beni öldürmek için mafyayı kiraladılar. Ucuza anlaşmışlar benim ölümüm için 500 bin dolara anlaşmışlar” demişti. Ancak suikast gerçekleşmedi.

    Aradan geçen 2 yılda Salifov uzun seneler yakınında olan koruması tarafından Antalya’da otelde öldürüldü. 2020 yılında öldürülen Salifov’un yakın korumasının ise Canıyev’in adamlarıyla irtibatta olduğu ortaya çıktı. Yani bir polis katili yıllarca Türkiye’de terör estirmişti.

    Salifov için devreye girdiği iddia edilen, Mehmet Ağar ile bağlantılı olduğu öne sürülen Mustafa Çalışkan ise Ali Yerlikaya döneminde yeniden Emniyet’te etkin olmaya başlıyordu.

    İsimler değişiyor ancak düzen değişmiyordu, suç örgütleri denetimli serbestlikle sokağa salınırken, polis memurları şehit oluyor, vatandaşlar çapraz ateş altında kalıyordu. Gazeteci Barış Pehlivan ise denetimli serbestlikten yararlandırılmıyor, 5. kez hapsediliyordu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Olaylar yaşandığında 140 kilometre uzaktaydı… Cezası onanan Mazlum İçli’nin annesi: “Biz Kürt’üz diye mi bize işkence ediyorlar?”

    Olaylar yaşandığında 140 kilometre uzaktaydı… Cezası onanan Mazlum İçli’nin annesi: “Biz Kürt’üz diye mi bize işkence ediyorlar?”



    IŞİD’in Suriye’nin kuzeyindeki Kobane’ye saldırmasının ardından Türkiye’de 6-8 Ekim 2014 tarihlerinde düzenlenen eylemlerle ilgili davalar devam ediyor. Eylemler sırasında, Yasin Börü’nün de aralarında olduğu 4 kişinin ölümünden sorumlu tutulan Mazlum İçli hakkında, “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” ve 4 kişiyi öldürdüğü iddiasıyla toplam 124 yıl hapis cezası verildi.

    Avukatlar İçli’nin yargılandığı davanın aralarında Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak gibi HDP’li çok sayıda siyasetçilerin de yargılandığı Kobane davasının temelini oluşturduğunu düşünüyor.

    OLAYLAR YAŞANDIĞINDA 140 KİLOMETRE UZAKTAKİ DÜĞÜNDE ÇALIŞIYORDU

    Olaylar yaşandığı sırada 14 yaşında olan ve tutuklanan İçli’nin davası, Ankara 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İçli, S.Ç. isimli kişinin teşhisine dayandırılarak 7 Ekim 2014 günü Bağlar ilçesinde yaşanan olaylarda Yasin Börü, Ahmet Dakak, Hasan Gökguz ve Riyat Güneş’ın ölümünden sorumlu tutuldu. İçli’nin, olay günü 140 kilometre uzaklıktaki bir düğünde müzik ekibinde olduğuna dair içinde görüntülerin de olduğu delillere rağmen 29 Eylül 2021’de görülen duruşmada 124 yıl hapis cezası verildi. Mazlum İçli’ye verilen ceza, 16 Ağustos’ta ise Yargıtay tarafından onandı.

    “KÜRT ÇOCUKLARI OLDUĞUMUZ İÇİN CEZA VERİYORLAR”

    Oğluyla yaptığı telefon görüşmesini Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Eylem Akdağ’a anlatan anne Aynur İçli, oğlunun cezasının onanmasına dair, “Kürt çocukları olduğumuz için ceza veriyorlar” dediğini söyledi. Anne İçli, oğlunun suçsuz olduğunun eninde sonunda açığa çıkacağının altını çizdi.

    “BABASIYLA DÜĞÜNLERE GİDİYORDU 14 YAŞINDAKİ BİR ÇOCUK, NASIL ÖYLE BİR OLAYA GİRSİN”

    “Mazlum’un çocukluğunu elinden aldılar” diyen anne Aynur İçli, “Mazlum çocuktu daha, ortaokula gidiyordu. Babasıyla düğünlere gidiyordu. 14 yaşındaki bir çocuk, nasıl öyle bir olaya girsin?9 yıldır içerdedir. 14 yaşındaki bir çocuk, bir buçuk yıl Ankara’da, İstanbul’da ise 6 ay tekli hücrede kaldı. Bu adalet mi?” diye sordu.

    “DÜĞÜNÜN SAHİBİ, DAMAT BİLE İFADE VERDİ, ÇOCUĞUMUN 3 GÜN KENDİLERİNDE KALDIĞINI VE DÜĞÜN İÇİN GELDİĞİNİ SÖYLEDİ”

    Çok sayıda delilin olduğunu ve çocuğunun suç işlemediğini belirten İçli, “Çocuğum suçsuz ve günahsız. Herkes şahit, oğlum bir şey yapmadı, bu suçu işlemedi. Çok sayıda kanıtımız var. Babası ve amcalarıyla düğündeydi. Düğünün sahibi, damat bile ifade verdi, çocuğumun 3 gün kendilerinde kaldığını ve düğün için geldiğini söyledi. Ama delillerimizin hepsini reddettiler. Yargıtay’a, savcı, hâkimlere çağrıda bulunuyorum, dosyayı yeniden açsınlar ve oğlumu serbest bıraksınlar. Mazlum 14 yaşında içeri girdi, Kürt çocuğu olduğu için bize işkence yapıyorlar. Biz Kürt’üz diye mi bize işkence ediyorlar? Kürt olan herkes işkence mi görmeli? Oğlum şu an da Silivri’de tutuklu bulunuyor ve ben her zaman gidemiyorum, hastayım, kalp ve tansiyon rahatsızlıklarım var” diye konuştu.

    “DOSYAYA BAKMADAN ONAYLADILAR”

    Mazlum İçli’nin ağabeyi Zülfü Şiyar İçli de verilen karara tepki göstererek, “Benim kardeşim 14 yaşındaydı, 14 yaşındaki bir çocuğun 4 kişiyi katletmesi akıl alacak bir şey değil. Bu insani bir şey de değil. Onlarca insanın dışarda olduğu gün, 14 yaşındaki çocuk mu gidip o insanı öldürebilir? Mazlum suçsuz, savcı ve hakim de onun suçsuz olduğunu biliyor. Yargıtay’ da onun suçsuz olduğunu biliyor ama dosyaya bakmadan onayladılar. Bunun acilen değiştirilmesini istiyoruz” diye belirtti.

    “MAZLUM’UN DOSYASI KÜRT MESELESİNE DÖNDÜ”

    Şiyar İçli Kardeşi için “Onun hayali sanatçı olmaktı, şarkılar söylemekti, bağlama çalmaktı. Başka da hiçbir şeyi yoktu. Mazlum’un dosyası Kürt meselesi haline dönüştürüldü. Başka diyecek bir şey bulamıyoruz” dedi. Ağabey Mahsun İçli de, kardeşinin olayla bir ilgisinin olmadığını ifade ederek, kardeşinin suçsuz olduğunu tekrarladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Değeri 2.3 milyar liraydı: O kule, ‘152 milyon TL’ye satıldı’ iddiası

    Değeri 2.3 milyar liraydı: O kule, ‘152 milyon TL’ye satıldı’ iddiası



    İflas eden Endem İnşaat AŞ tarafından yapılan ‘Endem TV Kulesi’ geçen 10 Ağustos’ta icradan satıldı. İçinde çok sayıda dükkân, sinema salonu, düğün salonu ile spor salonları da bulunan kule için 249 milyon lira bedel belirlenmişti. İhaleden 1 ay kadar önce kurulduğu anlaşılan FMC Gayrimenkul Tic. AŞ, 152 milyon liralık teklif vermişti.

    ‘İHALEYE FESAT KARIŞTIRILDI’

    Halk TV’den Dinçer Gökçe’nin haberine göre; Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü’nün düzenlediği ihalenin iptal için dava açıldığı anlaşıldı. Anılan dava, tasfiye halindeki Endem İnşaat AŞ adına açıldı. Büyükçekmece İcra Hukuk Mahkemesi’nde açılan davada, ihaleye fesat karıştırıldığı öne sürüldü.

    Dava dilekçesinde, Endem TV Kulesi olarak anılsa da söz konusu gayrimenkulün bir AVM niteliğinde olduğu kaydedildi. Anılan yerde 35 bin metrekare alana sahip dükkân ve sinema salonlarını da olduğu kaydedildi.

    ‘DEĞERİ 2.3 MİLYAR LİRA’ İDDİASI

    152 milyon liralık bedelin çok düşük olduğu kaydedilerek “Bu durumda, işçiler dahi paralarını alamayacak” denildi. Endem TV Kulesi’nin değerinin ise 2 milyar 300 milyon lira değerinde olduğu kaydedildi.

    Bu arada 8 dönüm arazi üzerine kurulu Endem TV Kulesi’nin icradan satışını alacaklı konumdaki Halk Bank istemişti. 26 milyon lira alacağı bulunan banka, 57 milyon liraya yakın işleyen faiz ile birlikte 89 milyon lira alacaklı konuma geldi.

    Üç firmanın katıldığı icra ihalesinde 152 milyon liralık teklifte bulunan FMC Gayrimenkul AŞ ise 19 Temmuz 2023’te kurulmuştu. 50 bin TL sermayeli şirket Fatih Öztürk tarafından kuruldu. İhaleye babası adına katılan Ankara Barosu’na üye avukat Cevat Öztürk, açılan ihalenin feshi davasının sonucunu bekleyeceklerini söylemekle yetindi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***