Etiket: mahkeme

  • Acun Ilıcalı’nın sponsoruna dava: ‘Dolandırıcılık’ iddiası

    Acun Ilıcalı’nın sponsoruna dava: ‘Dolandırıcılık’ iddiası



    Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 178 sayfalık iddianamede, sanıklara bir dizi ağır suçlama yöneltildi.

    İddianameye göre, Yavuz Usta liderliğindeki şebeke, sistematik bir biçimde, bir dizi kişinin dolandırılması için faaliyet gösterdi. Dolandırıcılık işlemleri için, bir kısmı paravan konumda olan toplam 42 firma kullanıldı.

    VARLIKLI İSİMLER HEDEF ALINDI

    Halk TV’den Dinçer Gökçe’nin haberine göre, milyonlarca liralık yatırım yapma imkânı bulunan kişilerle temasa geçen sanıklar, bu kişileri forex piyasalarında yatırım yapmaya ikna etti. Bu süreçte bir dizi forex firması ismi kullanıldı. Yatırım için ikna edilen isimlerden Musa Ekmekcioğlu 211 bin 500 dolar, inşaat şirketi sahibi Mustafa Koç 19 milyon TL, tekstilci Sabri Karataş 5 milyon TL, İlhami Teymur 2,5 milyon TL, Ahmet Altan isimli bir başka kişi ise 3 milyon TL para kaptırdı.

    MASAK RAPORU DOSYAYA GİRDİ

    Soruşturma sürecinde, teknik ve fiziki takip kararları da alındı. Dosyaya giren MASAK raporunda, dolandırılan kişilerin paralarının hangi hesapları aktarıldığı bilgisi de iddianamede yer aldı. Bu süreçte paraların aktarıldığı şirketlerden ikisi ise dikkat çekti.

    PARALAR BEYAZIT’TAKİ DÖVİZCİDE

    Sanıklardan Ediz Akın’a ait Fatih Beyazıt’ta bulunan Zeki Döviz AŞ ile aynı zamanda Kapalıçarşı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fayik Özbey’in de ortakları arasında olduğu Venüs Döviz Altın AŞ, yüklü miktarda para transferlerinin yapıldığı şirketler arasında öne çıktı. Dolandırılan kişiler arasında yer alan Musa Ekmekcioğlu’nun paralarının en son aktarıldığı şirket Zeki Döviz AŞ oldu.

    İddianamede, örgüte yardımla suçlanan Özbey’in ortağı olduğu Venüs Döviz Altın AŞ’ye, dosyanın diğer sanıklarının kontrolündeki şirketlerden, toplam 130 milyon liralık para transfer yapıldı. Savunması alınan Özbey ise, şirket hesaplarına gelen paraların tamamının kayıt altında olduğunu, ancak anılan paraları gönderen şirketlerin yetkililerini tek tek bilmesinin olanaksız olduğunu söyledi.

    KAÇMAYA ÇALIŞIRKEN YAKALANDI

    İddianameye göre, operasyonun yapıldığı geçen 24 Kasım sabahı ilginç bir olayın da yaşandığı anlaşıldı. Örgüt lideri olmakla suçlanan Yavuz Usta, anılan gün eşi ve çocuklarını Bakü’ye gönderdi. Sabah 06.00’da Usta’nın adresine giden polisler bu kişiyi adresinde bulamadı. Usta’nın, avukatına ait araçla Tekirdağ’a doğru yola çıktığını belirleyen ekipler, ilgili birimlere haber verdi. Usta ve şoförü Niyazi Uzşirin, Tekirdağ’da yakalandı. Bu arada, Usta ile şoförü Uzşirin arasında da yoğun bir para trafiğinin olduğu anlaşıldı. Uzşirin’in hesabından Usta’nın hesabına 1 milyon 496 bin TL para gönderildi. Usta’nın hesabından ise Uzşirin’in hesabına 670 bin TL gönderildi.

    Hakkında dava açılan isimler arasında Ece Pulaş’ın yanı sıra, bir yatırım menkul değerler şirketinin eski genel müdürü Abdullah Çakır, Bekir Ovucu, Halil Demir, Kemal Tutuman, Gözdenur Kulaber, İbrahim Bayrak, Hacı Yusuf Alagöz, Kemal Akarsu, Ogün Demirci, Muammer Uslu, Şiiri Emdurulah Boz, Ediz İlçakın, Metin Altan’ın da aralarında olduğu 65 sanık yer alıyor.

    HAMİLE SANIK İÇİN TAHLİYE TALEBİ

    Bu arada, tutuklu sanıklardan İlayda Çandır’ın (33) avukatı, mahkemeye yaptığı başvurularda, müvekkili için tahliye talebinde bulundu. Mahkemeye sunulan dilekçelerde Çandır’ın tutuklandıktan sonra hamile olduğunun anlaşıldığı kaydedildi. Dilekçelerde, cezaevi koşullarına işaret edilerek “Müvekkilin ikizlerini kaybetme riski söz konusu” denildi. Dilekçelerde Çandır’ın Yavuz Usta’nın kontrolündeki şirkette 48 gün çalıştığını, çağrı merkezi operatörü olarak hesabına, maaş ödemesi için 8 bin 800 TL dışında gelen bir paranın olmadığı kaydedildi. Çandır, soruşturma kapsamında geçen 26 Ocak’ta tutuklandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Pandemide Seks’ davalık oldu

    ‘Pandemide Seks’ davalık oldu



    Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan, “Seksin mizahından hapse giden yol” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

    Pehlivan bugünkü yazısında, Leman dergisinde haftalık çizim yapan Zehra Ömeroğlu’na, “Pandemide Seks” başlıklı karikatüründen dolayı açılan davayı yazdı.

    Yazıda, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’na başvurduğu, iki yıl sonra gelen rapor üzerine Ömeroğlu’nun cezalandırılması gerektiğine yönelik görüş çıktığı belirtildi.

    İşte o yazı:

    11 çocuğun kaçak tarikat yurdunda yakılması değil… Polisin ve savcının uyuşturucu kaçakçısı çıkması değil… Parası ve dayısı olanın özgür, hapis yatanımızın fakir ve kimsesiz olması değil…

    6 yaşındaki çocuğun evlendirilmesi ve yıllarca istismar edilmesi değil…

    Rüşvet alanın büyükelçi, baronların dostunun bakan, cinayet azmettiricisinin milletvekili olması değil…

    Nedense bunların hiçbiri bizi incitmiyor, ahlakımıza aykırı olmuyor.

    Ancak çiziminin “müstehcen” olduğu iddiasıyla bir karikatüristin üç yıla kadar hapsi isteniyor. Nasıl mı, anlatayım.

    Leman dergisini okuyanlar Zehra Ömeroğlu’nu tanır. İlişkiler üzerine çizimleriyle bilinir.

    Pandemi döneminde yani 2020’de yine en iyi bildiği şeyi yaptı, Leman’a haftalık çizimini gönderdi. “Pandemide Seks” başlıklı karikatüründe, salgın sürecinde seks yapan bir çifti çizmişti.

    'Pandemide Seks' davalık oldu - Resim : 1

    Gelin görün ki hassas terazi gibi olan yargımız hemen harekete geçti ve iddianame düzenlendi. Çizer Ömeroğlu’nun “müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek” suçundan üç yıla kadar hapis ve para ile cezalandırılması istendi.

    İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde süren yargılamada, Zehra Ömeroğlu’nun avukatları özetle şunu dedi: “Dava konusu karikatürde; cinsi arzuları tahrik ve istismar eden hiçbir ibare yer almıyor. Aksine bu arzular tiye alınarak kapsamından uzaklaştırılıyor ve sıradan, komik biçimde bir tespit resmediliyor. Karikatürde cinsel uzuv sergilenmemekte, cinsel ilişki tasvir edilmemekte, yalnızca insani bir sahne yer almaktadır. Çizimde cinsel bölgeler de iç çamaşırı ile kapatılarak resmedilmiştir. Pornografik ve hatta erotik bir sahne dahi yer almamaktadır.”

    Sonunda mahkeme Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’na başvurdu. Ve kurul da yaklaşık iki yıldır beklenen raporunu yazdı.

    TAMAMEN ÇIPLAKMIŞ!

    Şimdi bir çizime dair hazırlanan ve dava dosyasına yeni giren iki sayfalık raporu okuyorum.

    Ya benim gözlerim iyice bozuldu ya da kurul üyeleri özel güçleriyle görünmeyeni fark edebiliyor.

    Zira raporda aynen şöyle yazıyor:

    “Leman Dergisi’nden alınan 1 sayfa resimde; tamamen çıplak bir kadının tamamen çıplak vaziyette dizlerinin üstüne oturduğu bir erkeğin ise kadının cinsel organ bölgesine ağzıyla tahrik ettiği görüntü yer almaktadır.”

    Cümle düşüklüğü beş kişilik kurul üyelerine ait. Lakin, anlıyorum ne demek istediklerini. Gelin görün ki bir cümlede iki kez “tamamen çıplak” dedikleri insanı, inceledikleri karikatürde ben göremiyorum. Zira çizimde seks yapan kadının pembe alt iç çamaşırı var. Erkeğin de “tamamen çıplak” olduğuna dair geçtim görüntüsünü, bir ima dahi yok. Rapordan anladığım kadarıyla, kurul üyeleri kadının cinsel organının nerede olduğunu dahi pek bilmiyorlar.

    Nihayetinde…

    Muzır Neşriyat Kurulu, dava konusu karikatürden uzak bu garip iddialarıyla süslediği raporunu şöyle bitiriyor:

    “Leman Dergisi’nden alınan 1 sayfa resim görüntüsünün; Türk Ceza Kanunu’nun 226’ncı maddesinde yer alan unsurları taşıdığı; halkın ar ve hayâ duygularını incittiği, cinsi arzuları tahrik ve istismar eder nitelikte genel ahlaka aykırı olduğu, müstehcen bulunduğu oy birliği ile mütalâa edilmiştir.”

    Bu da demek oluyor ki…

    Mahkeme, eğer tüm hatalarına rağmen bu raporu dikkate alırsa, karikatürist Zehra Ömeroğlu çiziminden dolayı hapse girecek. Böylece adına “yargı” dedikleri sistem bir türlü sarsılmayan o sağır vicdanını yine rahatlatacak.

    Ne güzel demiş Mark Twain: “Mizah duyarlılığından yoksun insan yaysız bir arabaya benzer. Yoluna çıkan minicik taşlarda bile sarsılır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gazeteci Abdurrahman Gök, hakim karşısına çıktı

    Gazeteci Abdurrahman Gök, hakim karşısına çıktı



    Sosyal medya paylaşımları, tanık ifadesi gerekçe gösterilerek, 225 gün tutuklu kalan gazeteci Abdurrahman Gök hakkında, “örgüt üyesi olmak”, “örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla açılan davanın üçüncü duruşması bugün (11 Mart 2024) görüldü. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya gazeteci Abdurrahman Gök, avukatları Resul Temur, Mehmet Emin Aktar, MLSA Hukuk Biriminden avukat Emine Özhasar katıldı. Duruşmayı gazeteci Sedat Yılmaz, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) yanı sıra çok sayıda gazeteci izledi. Duruşma salonunun önünde ve içinde çok sayıda çevik kuvvet polisi bekledi.

    Gazeteci Abdurrahman Gök, daha önceki duruşmalarda bu davada gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yargılandığına ilişkin ayrıntılı savunma yaptığını hatırlatarak, “Ümit Akbıyık mahkeme huzurunda verdiği ifadede hakkımdaki beyanlarının asılsız olduğu ortaya çıktı. Çatışmalı alan gazeteciliği yapıyorum. Yurtdışı yasağı benim için ikinci bir ceza. Kendimi cezaevinde hissediyorum. Yurtdışı yasağının kaldırılmasını istiyorum” dedi.

    Sırayla söz alan avukat Resul Temur, Mehmet Emin Aktar, yurtdışı yasağının kaldırılması ve celse arasında alınan gizli tanık ifadesinin kendilerine verilmesine ve dava dosyasındaki eksikliklerin giderilmesini talep etti.

    MLSA’dan Deniz Tekin’in haberine göre; savcı esas hakkındaki görüşünde, Gök hakkındaki yurtdışı yasağı kararının kaldırılması talebinin reddine ve dava dosyasındaki eksikliklerin giderilmesini istedi. Mahkeme, Gök hakkındaki yurtdışı yasağın kaldırılması talebinde reddine, gizli tanık beyanlarına karşı savunmalarını hazırlaması için Gök ve avukatlarına süre verilmesine karar vererek, bir sonraki duruşmayı 11 Haziran’a erteledi.

    NE OLMUŞTU?

    Diyarbakır merkezli yürütülen soruşturma kapsamında 25 Nisan’da yapılan ev baskınlarında gazeteci Abdurrahman Gök, Mehmet Şah Oruç, Mikail Barut ve Beritan Canözer tutuklanırken, gazeteci Ahmet Kanbal, Murat Bayram ile daha sonra gözaltına alınan Hakkı Boltan ve Ferhat Çelik adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı. Gazeteci Beritan Canözer ise 23 Haziran’da tahliye edildi.

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tutuklu gazeteci Gök hakkında “örgüt üyesi olmak”, “örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla iddianame hazırladı.

    İddianamede, Gök’ün Mezopotamya Ajansı’nda yayınlanan haberler ve kitap tanıtımları, kütüphanesindeki kitapları, sigortasının MA tarafından yatırıldığına dair SGK kayıtları, gazetecilerle telefon görüşmeleri, haber içerikli sosyal medya paylaşımları ve kitap tanıtımları suç delili gösterildi.

    Suç delili gösterilen haberler arasında Abdurrahman Gök imzasıyla yayınlanan, bir tutuklunun serbest bırakılması için dönemin Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e yazdığı mektup da yer aldı.

    Suç gösterilen kitaplar arasında gazeteci Kadri Gürsel’in yazdığı Dağdakiler: Bagok’tan Gabar’a 26 Gün isimli kitabı da yer alıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dokunulmazlığı kalkmıştı: Kemal Kılıçdaroğlu hakim karşısında

    Dokunulmazlığı kalkmıştı: Kemal Kılıçdaroğlu hakim karşısında



    İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi, CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkındaki yasama dokunulmazlığı nedeniyle daha önce durma kararı verilen bir dosyaya yeni bilgi ve belgeleri gerekçe göstererek yeni bir esasa kaydetmişti.

    Bu kapsamda yeniden başlayan yargılamada mahkeme, Kılıçdaroğlu’nun ifadesinin alınması için ikamet adresi dikkate alınıp Ankara Asliye Ceza Mahkemesi’ne talimat göndermişti. Kılıçdaroğlu’nun avukatlarının dilekçe sunması üzerine tebligat 51. Asliye Ceza Mahkemesi’ne geri gönderildi. Duruşmaya Kılıçdaroğlu’nun avukatları katıldı. Erdoğan Bayraktar’ın avukatı şikayetten vazgeçme dilekçesi sunduğu görüldü.

    Mahkemede savunma yapan Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik mahkemedeki savunmasında söz konusu konuşmanın mecliste yapıldığına dikkat çekerek şunlara değindi:

    “Öncelikle anayasanın 83. Maddesi gereğince mecliste yapılan konuşmaların soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaması maddesi gereğince düşme kararı verilmesini talep ediyoruz. Bu dava en başından beri açılmaması gereken bir davaydı. Mahkeme tarafından verilen düşme kararı ve devamında düşme kararının kaldırılması nedeniyle hala yargılama yapılmaktadır. Yargılamada yapılan bu uzun süreç hukuksuzluğun da devamını getirmektedir. CMK 223/8 maddesi gereğince düşme kararı verilmesini talep ediyoruz.

    SÖZ KONUSU KONUŞMA KOMİSYONUN GERÇEKLERİN YAYINLANMASINI ENGELLEMESİ NEDENİYLE YAPILAN KONUŞMADIR

    Müvekkil tarafından yapılan değerlendirmelerin haklı olduğunu ispat yolunda gideceğiz. İspatlanabilir niteliktedir. Bu hak karşı tarafın rızası olmaksızın kullanılabilir. Delillerin toplanmasını talep ediyoruz. Yolsuzluk gerçeğini açığa çıkaran ses kayıtlarının tamamı doğrudur. Savunmamıza dayanak olan ses kayıtları üzerine bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle gerçek olup olmadığına yönelik tespit istiyoruz. Davanın konusu 17-25 Aralık döneminde yaşananların meclis soruşturma komisyonunun gerçeklerin yayınlanmasını engellemesi nedeniyle yapılan konuşmadır. Müşteki vekilinin şikayetten vazgeçme dilekçesine karşı diyeceğimiz bir şey yoktur.”

    DOSYA MÜTALAAYA GÖNDERİLDİ

    Mahkeme dosyayı mütalaayı hazırlaması için duruşma savcısına gönderilmesine karar vererek duruşmayı 2 Mayıs’a erteledi.

    DAVANIN GEÇMİŞİ

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, 61. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın avukatının şikayeti üzerine Kılıçdaroğlu hakkında soruşturma başlatıldı. Şikayet dilekçesinde Kılıçdaroğlu’nun 26 Kasım 2014’te CHP’nin Beşiktaş’ta düzenlediği İstanbul Bölge Toplantısı’nda 17-25 Aralık operasyonlarıyla ilgili kullandığı sözlerde eleştiri boyutlarını aşarak hakaret içerikli ifadeler kullandığı ileri sürüldü. Soruşturma sonucunda Kılıçdaroğlu hakkında “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret” suçlamasıyla 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

    İddianamenin gönderildiği İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 23 Şubat 2018’te yapılan duruşmada, Anayasa’nın 83. maddesi gereğince, Kılıçdaroğlu’nun sarf ettiği sözleri daha önce meclis çalışmaları ile CHP Grup Toplantıları’nda söylemiş olması, meclis çalışmalarında söylenen sözler ve ileri sürülen düşünceleri meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulmasının o oturumdaki Başkanlık Divanı’nın teklifi üzerine meclisçe yasaklanması şartına bağlanmış olması sebebiyle davanın düşürülmesine karar verildi. Erdoğan Bayraktar’ın avukatı bu karara ilişkin olarak üst mahkeme olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvurdu. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi, 8 Nisan 2021’de yerel mahkemenin kararını bozdu. Üst mahkemenin kararında, yerel mahkemenin davayı karara bağlanmasının ardından, 24 Haziran 2018’de yapılan 27. Dönem Genel Seçimleri’nde, Kılıçdaroğlu’nun yeniden İzmir milletvekili olarak seçildiği, yeniden milletvekili seçilen bir kişinin Anayasa uyarınca dokunulmazlık kazandığı bildirildi. Karara, bu nedenle yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dava şartı sürecinin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi zorunluluğunun bozmayı gerektirdiği belirtildi. Yeniden görülmesine 17 Eylül 2021’de başlanan davaya tarafların avukatı katılırken dosya esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için cumhuriyet savcılığına gönderildi.

    DURMA KARARI VERİLMİŞTİ

    28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’ne katılmayan Kılıçdaroğlu, aday olduğu Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’ni kaybetti. Cumhurbaşkanlığı, hakkında fezleke hazırlanan ve yeni yasama döneminde milletvekili seçilenlerin dosyasını yeniden Meclis’e, milletvekili seçilemeyenlerin dosyalarını ise Adalet Bakanlığına gönderdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosunca CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu yeni yasama döneminde milletvekili seçilemeyenlere ait 350 dosya 20 Haziran 2023’de işleme konuldu. Bu kapsamda Bakanlık üzerinden mahkeme heyetine ulaşan evrakta Kılıçdaroğlu’nun yasama dokunulmazlığının kaldırıldığı belirtildi.

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hünkâr Apartmanı soruşturmasında tek tutuklu yok!

    Hünkâr Apartmanı soruşturmasında tek tutuklu yok!



    Deprem felaketinde Kahramanmaraş’taki Hünkar Apartmanı da yıkıldı. 32 daireli apartmanda yaklaşık 100 yurttaş hayatını kaybetti. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı Deprem Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada ise yine tartışma yaratacak bir karar verildiği anlaşıldı.

    Ahmet Can, Ahmet Özdemir ve Yeniden Refah Parti’sinin Kurucular Kurulu’nda yer alan ve Kahramanmaraş Kurucu İl Başkanı Mehmet Dere’ye “Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçlaması” yöneltildi. Ancak 16 Mart 2023’te Yeniden Refah Partisi kurucusu Mehmet Dere için sadece yurtdışına çıkış yasağı kararı verildi. Ahmet Can ve Ahmet Özdemir isimli şüpheliler de tıpkı Dere gibi Hünkar Apartmanı soruşturması kapsamında tutuklanmadı.

    BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre; Yeniden Refah Partili Dere ifadesinde, “Sadece arsa sahibi olduğunu ve binanın inşasında bir sorumluluğu olmadığını” iddia etti. Şüpheli Ahmet Özdemir ise “Hünkar Apartmanı’nı hatırlamadığının inşaat aşamasında bulunmadığını” öne sürdü.

    KALİTESİZ BETON

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda da ise Hünkar Apartmanı’nda kalitesiz beton kullanıldığı, beton basınç dayanımının minimum basınç sayanım şartını sağlamadığı ifade edildi. Ayrıca raporda “Zemin emniyet gerilmesinde yetersizlikler tespit edilmiştir. Temel kesitleri yeterli olmakla birlikte donatı alanlarında yetersizlikler bulunmaktadır” denildi.

    Hünkar Apartmanı’nda annesini, babasını ve kardeşini kaybeden Sıla Danyeri ise BirGün’e yaptığı açıklamada, “Kalitesiz ve eksik malzeme kullanarak Hünkar Apartmanı’nın yıkılmasına neden olan tüm sorumlular ceza alsın istiyoruz” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • 44 yıl sonra gelen karar: İdam edilen başbakan adil yargılanmadı

    44 yıl sonra gelen karar: İdam edilen başbakan adil yargılanmadı



    Pakistan’da 1977’deki darbenin ardından idam edilen eski Başbakan Zülfikar Ali Butto yeniden gündemde.

    Pakistan Yüksek Mahkemesi, 44 yıl önce ‘cinayetten’ hüküm giydikten sonra asılarak idam edilen eski Başbakan Zülfikar Ali Butto’nun adil yargılanmadığına hükmetti.

    Euronews’in aktardığına göre; Yüksek Mahkeme Başyargıcı Kazi Feyz İsa, canlı yayınında yaptığı açıklamada, kararın, kendisi başkanlığındaki dokuz üyeli kurulun oy birliğiyle alındığını dile getirdi. Başyargıç, “Adil yargılama ve yasal süreç gerekliliklerinin yerine getirilmediğini tespit ettik” ifadesini kullandı.

    Butto, 14 Ağustos 1973’te ülkenin Başbakanı olmuş, 1977 yılında General Ziya’ül Hak tarafından yapılan askeri darbeyle devrilmiş ve 1979’da idam edilmişti. Pakistan Halk Partisi’nin (PPP) kurucusu olan Butto, askeri rejim altında yapılan hızlı bir yargılamanın ardından asılmıştı.

    BAŞBAKAN KARARDAN MEMNUN

    Başbakan Şahbaz Şerif, kararı memnuniyetle karşıladı. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada, “Bir mahkeme tarafından yapılan bir yanlışın yine bir mahkeme tarafından düzeltilmiş olması olumlu bir gelişme” değerlendirmesinde bulunuldu.

    Karar, Pakistan Halk Partisi (PPP) Genel Başkanı Bilaval Butto Zardari’nin babası Asıf Ali Zardari’nin 2011 yılında cumhurbaşkanı olduğu dönemde yaptığı bir yargı başvurusu sonucunda alındı. Başvuruda PPP kurucusuna verilen ölüm cezasının yeniden gözden geçirilmesi konusunda üst mahkemeden görüş istenmişti.

    “AİLEMİZ BU SÖZLERİ DUYMAK İÇİN ÜÇ KUŞAK BEKLEDİ”

    Bilaval Butto Zerdari, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda “Ailemiz bu sözleri duymak için 3 kuşak bekledi” açıklamasında bulundu.

    İnsan hakları örgütleri, General Ziya’ül Hak’ın 11 yıllık diktatörlüğünün demokrasiye saldırı, PPP dahil siyasi figürlere zulüm ve hapse atma, muhaliflerin kamu önünde kırbaçlanması gibi uygulamalarla geçtiği suçlamaları yöneltti.

    ÜLKEDE HİÇBİR BAŞBAKAN 5 YILLIK GÖREV SÜRESİNİ TAMAMLAYAMADI

    Pakistan’ın 77 yıllık tarihinde hiçbir başbakan 5 yıllık görev süresini tamamlayamadı.

    Ziya’ül Hak’ın ölümüyle ülkede 1977’den sonraki ilk serbest seçimler 1988’de yapıldı.

    Zülfikar Ali Butto’nun kızı Benazir Butto ise Kasım 1988’deki seçimleri kazanarak ülkenin ilk kadın Başbakanı oldu.

    Butto’nun başbakanlığı, yolsuzluk suçlamaları sebebiyle Cumhurbaşkanı Gulam İshak Han tarafından 6 Ağustos 1990’da sona erdirildi ve seçime gidildi.

    Benazir Butto, 1993’te tekrar Başbakan seçildi ancak dönemin Cumhurbaşkanı Faruk Leghari, Kasım 1996’da hükümeti düşürdü.

    Benazir Butto, 27 Aralık 2007’de Pakistan’ın Ravalpindi kentinde uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti.

    44 yıl sonra gelen karar: İdam edilen başbakan adil yargılanmadı - Resim : 1
    Benazir Butto

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bir imza için ölmesi mi bekleniyor? 28 Şubat’tan hükümlü Çetin Doğan, hastaneye kaldırıldı

    Bir imza için ölmesi mi bekleniyor? 28 Şubat’tan hükümlü Çetin Doğan, hastaneye kaldırıldı



    GERÇEK GÜNDEM-HABER MERKEZİ

    28 Şubat davasından hüküm giyen ve cezaevinde tutuklu bulunan 84 yaşındaki emekli Orgenaral Çetin Doğan, tansiyonunun yükselmesi nedeniyle hastaneye kaldırıldı.

    Avukatı Hüseyin Ersöz, hastaneye kaldırılan Doğan’ın safra kesesinin alındığını ancak Pankreatit riskinin de bulunduğunu söyledi.

    Ersöz, Adli Tıp Kurumu’nun “kocamışlık ve sürekli hastalık” raporu düzenlediği Çetin Doğan’ın dosyasının 2023 yılından beri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önünde olduğunu hatırlattı.

    Ersöz sosyal medyadan yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Müvekkilimiz Çetin Doğan, İzmir F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tansiyon değerlerinin yükselmesi üzerine haftasonu Ege Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılmıştır. Yapılan tetkikler sonrası konulan teşhis üzerine bugün sabah saatlerinde gerçekleşen ameliyatla, Çetin Doğan’ın safrakesesi alınmıştır. Pankredit riski de bulunan Müvekkilimizin sağlık durumunun iyi olduğu bilgisi alınmakla birlikte, yaşına bağlı sürekli sağlık sorunlarından dolayı hastanede müşahede altında tutulmaya devam edilmektedir. Müvekkilimize eşi Nilgül Doğan refakat etmektedir. Adli Tıp Kurumu’nun “kocamışlık ve sürekli hastalık” raporu düzenlediği Çetin Doğan’ın dosyası 2023 yılı Nisan ayından bugüne Cumhurbaşkanının önünde bulunmaktadır.”

    “ERDOĞAN’IN İMZALAMAK İSTEMEDİĞİ DOSYA…”

    Gazeteci Barış Terkoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, hapiste bulunan emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın sağlık durumu kötü olmasına karşın tahliye dosyasını imzalamadığını 23 Haziran 2023’te kaleme almıştı.

    Terkoğlu, “Erdoğan’ın imzalamak istemediği dosya” başlıklı yazısında, “Bugüne kadar cumhurbaşkanından aman dilemeyen af istemeyen generaller, hapiste gördükleri işkenceyle fiilen ikinci kez cezalandırılıyor” ifadelerini kullandı.

    Terkoğlu’nun yazısından ilgili bölüm şöyle:

    “28 Şubat davası mahpusu 85 yaşındaki Vural Avar, 20 Aralık’ta cezaevinde hayatını kaybetti. Kamuoyunda infial yaratan olayın ardından, Adalet Bakanlığı, 2 Ocak tarihli genelgeyle, sürekli hastalık ve kocama hali bulunan mahpusların cezalarının hafifletilmesi ve kaldırılması için genelge yayımladı. Genelgeyle birlikte 28 Şubat sanıkları, tıpkı diğer mahpuslar gibi Adli Tıp’a sevk edildi.

    Bugün dava kapsamında hapiste 5 emekli general bulunuyor. Çetin Doğan 83, Fevzi Türkeri 82, Yıldırım Türker 82, Cevat Temel Özkaynak 78, Erol Özkasnak 77 yaşında.

    Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu, generallere ayrıntılı bir sağlık taraması yaptı. Hepsinin kronik hastalıkları çıktı. Çetin Doğan, Fevzi Türkeri, Cevat Temel Özkaynak hakkında oybirliği ile “kocama hali var” raporu verildi. Raporlar nisan ayında savcılıklara gönderildi.

    Bir detay daha…

    Erol Özkasnak ve Yıldırım Türker hakkında ise “Düzenli takip edilmesi gereken kronik hastalıkları var ama kocama hali yok” raporu çıktı. Bu durum da kafa karıştırdı. Nitekim rapora bazı doktorlar da şerh düşmüş ve rapor oyçokluğu ile çıkmıştı.

    Savcılığın da kafası karışmış olacak ki öğrendiğime göre Adli Tıp’tan, iki general için daha net bir açıklama istedi. Gelen yanıtla birlikte kronik hastalıkları olan iki ismin de cezaevinde kalamayacağı netleşti.

    SORUMLUSU ERDOĞAN

    İşte bundan sonra aslında rutin bir süreç başladı. Dosyalar infaz savcılıklarından Adalet Bakanlığı’na gönderildi. Konuştuğum bakanlık kaynakları, seçim sürecinin hengamesine rağmen, beş generalin “cezaevinde kalamayacak kadar hasta” olduğunu ifade eden dosyalarının, Cumhurbaşkanlığı’na iletildiğini söyledi.

    Süreç o kadar tamamlanmıştı ki…

    Generallerin tahliyesi sonrası kalacakları adresin tespiti bile karakollar tarafından yapılarak dosyaya eklendi.

    İşte bu noktada, nedense dosyalar, bir süredir cumhurbaşkanının imzasını bekliyor. İmzanın ardından, zaten hapisten çıkması gereken generaller çıkacak. Konuştuğum hukukçular Erdoğan’ın bu konuda takdir yetkisinin de olmadığını ifade ediyor. Bunun bir görev olduğunun altını çiziyor. Yani Adli Tıp “hasta” dedikten sonra, cumhurbaşkanı “Bence sağlıklı” diyemiyor.

    Buna rağmen Erdoğan, okuduğunuz yazının yazıldığı saatlerde, halen imzasını atmamıştı. Haliyle 83 yaşındaki Çetin Doğan’a işkence devam ediyordu. “İşkence” diyorum, zira hastalığına rağmen bir mahpusu içeride tutmaya devam etmek işkencenin ta kendisi. Vural Avar örneği ortada. Bundan sonra beş yaşlı generalin başına geleceklerin sorumlusu belli.

    Peki neden? Neden 71 yaşındaki Hizbullahçı Mehmet Emin Alpsoy, Saadet Partili sandık görevlilerini katleden 75 yaşındaki Hacı Sülük serbest bırakılırken hastalığı kanıtlanmış Çetin Doğan’ın da aralarında olduğu generaller içeride tutulmaya devam ediyor?

    Hemen herkes bunun siyasi bir karar olduğunda hemfikir. Bugüne kadar cumhurbaşkanından aman dilemeyen af istemeyen generaller, hapiste gördükleri işkenceyle fiilen ikinci kez cezalandırılıyor. “Atılamayan imza”nın gerekçesi de bu.

    Gücün adil olduğunu ancak kalemlerin de kılıçların da eşit davranmasından anlarsınız.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’de Yüksek Mahkeme Donald Trump’ın seçimlere katılabileceğine hükmetti

    ABD’de Yüksek Mahkeme Donald Trump’ın seçimlere katılabileceğine hükmetti


    REKLAM

    ABD’de Yüksek Mahkeme, eski Başkan Donald Trump’ın 2024 başkanlık önseçimlerine katılabileceğine hükmederek, eyalet mahkemelerinin Cumhuriyetçi eski başkanı 6 Ocak’taki Kongre Binası isyanından sorumlu tutma girişimlerini reddetti.

    Yargıçlar, eyaletlerin Kongre’nin kararı olmadan, başkan adaylarının oy pusulalarında yer almasını engellemek için anayasa hükmüne başvuramayacağına karar verdi.

    Bu karar Colorado, Illinois, Maine ve diğer eyaletlerde, partisinin adaylığı için önde giden Trump’ı oy pusulasından çıkarmaya yönelik yerel kararları boşa çıkardı.

    Trump’ın davası, ABD’de iç savaştan sonra kabul edilen ve “ayaklanmaya karışan” eski başkanların tekrar göreve gelmesini engelleyen hükümle ilgili olarak Yüksek Mahkeme’de görülen ilk dava oldu.

    Colorado Eyalet Mahkemesi, söz konusu hükmün Kongre Binası saldırısını kışkırtmakla suçlanan Trump’a uygulanabileceğine karar vermişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • X’ten dikkat çeken Türkiye itirafı: Hükümet, 45 paylaşımın kaldırılması için tehdit etmiş!

    X’ten dikkat çeken Türkiye itirafı: Hükümet, 45 paylaşımın kaldırılması için tehdit etmiş!



    Eski adı Twitter olan X platformu, Türkiye hakkında çarpıcı bir duyuruda bulundu.

    Dünyaca ünlü sosyal paylaşım platformu, Türkiye Hükümeti’nin maden faciası sebebiyle atılan tweetlerin kaldırılması için platforma başvurduğunu, paylaşımların kaldırılmaması(sansür) halinde X’e yüklü bir para cezası vermekle tehdit ettiğini açıkladı.

    Elon Musk’ın sahibi olduğu X Uluslararası Hükümet İlişkileri Bölümü, maden kazası nedeniyle hükümetin eleştirildiği ve silinmesi talep edilen, 45 paylaşımın mahkemeye taşındığını belirtti.

    Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliği’nin verdiği “ifade özgürlüğü” kararını paylaşan X, şunları aktardı:

    “X, kullanıcılarımızı Hükümet sansüründen korumak için dünya çapında düzenli olarak hukuki mücadeleler vermektedir. Bu hafta, Türkiye’de bu mücadelelerin önemini bir kez daha teyit eden önemli bir karar aldık. Türk hükümeti daha önce, üçü bir muhalefet partisi liderine ait olmak üzere, hükümetin trajik bir heyelan olayındaki rolünü eleştiren yaklaşık 45 paylaşımın kaldırılmasını talep etmişti. Hükümet, içeriğin kaldırılması yönündeki emirlere uyulmaması halinde X’i yüklü miktarda para cezasına çarptırmakla tehdit etmişti. X mahkemeye itiraz etti ve bu hafta Mahkeme söz konusu paylaşımların ifade ve basın özgürlüğü hakları kapsamında korunduğunu kabul ederek hükümetin taleplerini geçersiz kıldı. Bu sonuç, X’in kullanıcılarının ifade özgürlüğü haklarını dünya çapında koruma konusundaki kararlılığını bir kez daha teyit etmektedir ve kullanıcılarımızın ifadelerini savunmak için mevcut tüm yasal yolları kullanmaya devam edeceğiz”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çorlu Tren Katliamı duruşmasının görüldüğü gün TCDD Genel Müdürüne milyarlık ihale: Cezalandırılmayıp ödüllendirildi

    Çorlu Tren Katliamı duruşmasının görüldüğü gün TCDD Genel Müdürüne milyarlık ihale: Cezalandırılmayıp ödüllendirildi



    Tekirdağ Çorlu’da 8 Temmuz 2018’de meydana gelen ve 7’si çocuk 25 kişinin yaşamını yitirdiği, 300’den fazla kişinin de yaralandığı tren katliamına ilişkin davanın 19’uncu duruşması önceki gün Çorlu Halk Eğitim Merkezi’nde görüldü. Karar çıkması beklenen duruşma yalnızca 10 dakika sürdü ve dava 25 Nisan’a ertelendi.

    Söz konusu olaya ilişkin tepkiler sürerken, duruşmanın görüldüğü gün, dönemin Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) Genel Müdürü İsa Apaydın’ın yönetici olarak görev yaptığı şirkete kamu ihalesi verildiği ortaya çıktı.

    Karayolları Genel Müdürlüğü, 6 Şubat depremlerinin en çok etkilediği Hatay Samandağ’da hasar alan yolların onarımı için 13 Aralık 2023’te ihaleye çıktı. Kamu İhale Bülteni’nde yayımlanan bilgiye göre 6 şirketin teklif verdiği ihaleyi 3 Ocak’ta 1 milyar 277 milyon TL’ye Apaydın’ın ticari temsilcisi olduğu ve sınırlı imza yetkisinin bulunduğu Deha Altyapı Anonim Şirketi aldı.

    Cumhuriyet’ten Cengiz Karagöz’Ün haberine göre; Apaydın’ın şirketi AKP iktidarının ‘tanıdıklara’ ihale verebilmek için sıkça kullandığı pazarlık usulüyle ihaleyi alırken ihalenin Çorlu Tren Katliamı’nın duruşmasının görüldüğü gün kamuoyuyla paylaşılması ise dikkat çekti.

    34 KAMU İHALESİ

    Apaydın, 19 Eylül 2019’da Resmi Gazete’de yayımlanan kararnameyle görevden alınmış, TCDD’den ayrıldıktan sonra da ticarete atılmıştı. Ayrıca söz konusu şirketin deprem bölgesinden aldığı ihale yalnızca bununla da sınırlı değil.

    Deha Altyapı Anonim Şirketi 20 Kasım 2023’te TCDD Gaziantep’te deprem nedeniyle hasar almış kesimlerin onarımı ihalesini de aldığı öğrenildi. Bu ihalenin bedeli ise 298 milyon 382 bin TL. Deha Altyapı isimli şirket kurulduğu günden bu yana 34 kamu ihalesi aldı. Bu ihalelerin toplam bedeli ise 4 milyar 681 milyon 982 bin TL.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***