Etiket: mahkeme

  • Danimarka’da, sığınmacı çiftleri ayırmakla suçlanan eski Göç Bakanı, Yüce Divan’da yargılanıyor

    Danimarka’da, sığınmacı çiftleri ayırmakla suçlanan eski Göç Bakanı, Yüce Divan’da yargılanıyor


    Danimarka’da, sığınma talebinde bulunan çiftleri ayırmakla suçlanan eski Göç Bakanı Inger Stoejberg’ın Yüce Divan’daki duruşması bugün başlıyor.

    Sadece eski bakanları görevlerinde işledikleri suçlardan dolayı yargılayan Yüce Divan, 26 yıllık bir arada sonra ilk kez toplanacak. Mahkeme, Stoejberg’in Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) ihlal edip etmediğine karar verecek.

    Danimarka Parlamentosu, şubat ayında yapılan oylamada 2015 ila 2019 yılları Göç Bakanı olarak görev yapan Inger Stoejberg’ın Yüce Divan’da yargılanmasını kabul etmişti.

    Bu kararın ardından 1995 yılından bu yana ilk kez bir bakanın görev sırasında işlediği suçtan dolayı Yüce Divan’da yargılanmasının önü açılmıştı.

    Sığınma talebinde bulunan çiftleri ayırmakla suçlanıyor

    Göçmenlere karşı sert söylemleriyle tanınan eski bakan, görevi sırasında yayınladığı kararnameyle, sığınma talebinde bulunan çiftleri ayırmakla suçlanıyor.

    Eski Göç Bakanı, şubat ayında parlamento yapılan oylama sırasında yaptığı konuşmada insani ve siyasi olarak yanlış bir şey yapmadığını, sadece “çocuk evliliklerinin” önüne geçmek için bu uygulamayı yaptığını savundu.

    Danimarka medyası, ayrılmaları istenen 23 evli çift içinde eşlerden birisinin yaşının 18’in altında olduğunu, bazılarının bir veya birden fazla çocuğu olduğu duyurmuştu.

    Parlamentonun görevlendirdiği avukatlar, mülteci merkezlerindeki çiftleri ayırmanın yasa dışı olduğu yolunda rapor hazırlamış ve eski bakanın yargılanması için gerekli yasal dayanağın bulunduğu yönünde görüş bildirdi.

    2 yıla kadar hapsi istenebilir

    Avukatlar ayrıca eski bakanın, çalıştığı uzmanların da kendisini, bu konuda hukuka aykırı davrandığı konusunda uyardıklarını rapor etti.

    Eski bakanın, suçlu bulunması halinde para cezası veya 2 yıla kadar hapsi istenebilecek.

    Danimarka’da ilk defa 1849 yılında kurulan ve şu ana kadar ülke tarihinde 5 bakanı yargılandığı mahkeme, 15 yüksek yargı üyesiyle, parlamentonun seçtiği 15 milletvekilinden oluşuyor. Danimarka Yüce Divanı, şu ana kadar sadece iki bakanı suçlu buldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’nın Afganistan’dan tahliye ettiği Afgan mülteciye 10 ay ertelenmiş hapis cezası

    Fransa’nın Afganistan’dan tahliye ettiği Afgan mülteciye 10 ay ertelenmiş hapis cezası


    Fransa’da, Afganistan’dan tahliye edilen ve Taliban’la bağlantılı olduğu şüphesiyle daha sonra gözaltına alınan Afgan mülteci Ahmat M. kendisine yönelik denetim kararına uymadığı gerekçesiyle 10 ay tecilli hapis cezasına çarptırıldı.

    Taliban’la bağlantılı olduğu şüphesiyle gözlem altında tutulan ancak kısıtlama kararını deldiği için gözaltına alınan Ahmat, başkent Paris’te hakim karşısına çıktı.

    Hakim, Ahmat’a hakkındaki “idari kontrol tedbirini” ihlal ettiği gerekçesiyle 10 ay ertelenmiş hapis cezası verdi. Afganistan’dan taliye edilen Ahmat M. dışında 4 kişinin daha Taliban ile bağlantıları olduğu gerekçesiyle denetim altında tutulmasına karar verilmişti.

    Afganistan’dan Fransa’ya ailesiyle birlikte tahliye uçuşuyla gelen M. Ahmat, Taliban’la bağlantılı olduğu şüphesiyle 23 Ağustos’ta önce ailesiyle birlikte Bireysel İdari Kontrol ve Gözetim Önlemi (MICAS) kapsamında gözetim altına alınmış, daha sonra tutulduğu bölgenin dışına izinsiz çıktığı için 24 Ağustos’ta gözaltına alınmıştı.

    Afgan mültecinin avukatı, müvekkilinin Taliban ile bağlantısı olduğu suçlamalarını reddetti. Fransız avukat, müvekkilinin başı ağrıdığı ve midesi bulandığı için dışarı ilaç almak amacıyla çıktığı savunmasını yaptı.

    Ahmat’ın Fransa’nın Kabil Büyükelçiliği’nin tahliye edilmesinde büyük yardımı olduğu belirtiliyor.

    Fransa, şu ana kadar Kabil’den çoğunluğu Afgan 2 bin 500 kişiyi tahliye etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Japon mahkemesi, sendika liderinin infaz emrini veren 74 yaşındaki mafya liderini idama mahkum etti

    Japon mahkemesi, sendika liderinin infaz emrini veren 74 yaşındaki mafya liderini idama mahkum etti

    Japonya’da mahkeme, “Kudokai” adıyla tanınan suç örgütünün elebaşı 74 yaşındaki Satoru Nomura’yı, eski bir sendika liderinin ölüm emrini verdiği gerekçesiyle idam cezasına çarptırdı.

    Mahkeme, Kudokai suç örgütü üyelerinin bir kişiyi öldürüp, üç kişiyi yaralamasını ardından açılan davayı karara bağladı.

    Ölüm cezasına çarptırılan Nomura’nın avukatı, mahkeme çıkısında basına karara itiraz edeceklerini duyurdu.

    Ülkenin batasındaki Fukuoka kentinde görülen davaya bakan yargıç, Kudokai adlı suç örgütünün katı bir hiyerarşi ile yönetildiğini ve elebaşı emir vermeden kesinlikle bu saldırıların gerçekleşmeyeceği gerekçesiyle bu mahkumiyetin verildiğini bildirdi.

    Kudokai suç şebekesini üyeleri, 1998 ila 2014 yılları arasında eski balıkçılık sendikası liderini öldürüp, aralarında bir hemşire ile emekli bir polis olmak üzere üç kişiyi tabanca ve bıçakla yaralamıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rüşvet verdiği gerekçesiyle 18 aydır cezaevinde olan eski Samsung yöneticisi tahliye edilecek

    Rüşvet verdiği gerekçesiyle 18 aydır cezaevinde olan eski Samsung yöneticisi tahliye edilecek


    Devlet yetkililerine rüşvet verme suçlamasıyla hüküm giyen ve 18 aydır cezaevinde olan Güney Koreli teknoloji devi Samsung Grup’un eski Genel Müdürü Lee Jae-yong’un bu hafta içerisinde şartlı tahliye olacağı belirtildi.

    Lee Jae-yong, eski Güney Kore Devlet Başkanı Park Geun-hye’nin yakın arkadaşı Choi Soon Sil ve kardeşine 3 milyon euro rüşvet vermek ve bunun karşılığında Samsung’un ticari faaliyetleri konusunda devlet desteği aldığı gerekçesiyle toplamda 30 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

    Güney Kore Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada 2020 Ocak’tan itibaren tutuklu bulunan Lee Jae-yong’un cezasının bitmesine 1 senelik bir süre kaldığı ve şartlı tahliye edilerek geri kalan cezasını ev hapsinde geçireceği kaydedildi.

    Bakanlığın aldığı bu karar, Güney Kore’de büyük iş insanlarının ve dev ticari faaliyetlerle ilişiği olan kesimlere ayrıcalık yapıldığı gerekçesiyle bazı kesimler tarafından eleştiri oklarının hedefi oldu.

    Söz konusu kararın, rüşvet skandalı sonrası kamuoyu baskısı nedeniyle meclis kararıyla görevinden alınan eski Devlet Başkanı Park Geun-hye’nin yerine 2017’deki ara seçimlerde göreve gelen ve özel sektörle devlet yönetimi arası ilişkileri dizginleme sözü veren Devlet Başkanı Moon Jae-in’in reformist imajına da zarar verdiği ifade ediliyor.

    Adalet Bakanı Park Beom-kye, Lee Jae-yong’un cuma günü yaklaşık 800 mahkumla birlikte serbest bırakılacağını ve alınan bu şartlı tahliye kararının Covid-19 pandemisi sonrası ülkede oluşan olumsuz ekonomik durum nedeniyle alındığını açıkladı.

    Lee Jae-yong hakkındaki diğer iddialar sebebiyle yeniden hapse girebilir

    Lee Jae-yong şartlı tahliye edilecek olsa da eski Samsung yöneticisinin rüşvet skandalından ayrı olarak borsa hisselerinde manipülasyona neden olma ve denetim ihalelleri suçlamasıyla önümüzdeki günlerde Seul Merkez Bölge Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak.

    Jae yong’un bu duruşmada hüküm giymesi durumunda yeniden cezaevine girme ihtimali bulunuyor.

    5 yıl hapis cezası 2.5 yıla indirildi

    53 yaşındaki Samsung yöneticisi rüşvet skandalı sonrası 2017’de çıktığı ilk duruşmada 5 sene hapis cezasına çarptırılmış ve cezaevine gönderilmişti. Ancak Jae yong’un cezası, 11 ay hapis yatması sonrası Şubat 2018’de Seul Yüksek Mahkemesi tarafından 2.5 seneye düşürülmüş ve tutukluluk hali de ertelenmişti.

    Güney Kore Yargıtay’ı temyize giden davada nihai kararını 2019’da vermiş ve Lee’nin aldığı rüşvet cezasının hafifletildiğine kanaat getirince eski Samsung yöneticisini yeniden cezaevinin yolunu tutmuştu.

    Samsung, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, 2021’in ikinci çeyreğinde bir önceki seneye oranla karını yüzde 54 artırarak 11 milyar dolara çıktığını duyurmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Pakistan’da 8 yaşındaki bir çocuk, dine hakaret suçlamasıyla gözaltında; idam cezası gündemde

    Pakistan’da 8 yaşındaki bir çocuk, dine hakaret suçlamasıyla gözaltında; idam cezası gündemde


    Pakistan’ın doğusunda, 8 yaşındaki bir Hindu çocuk “dine hakaret” suçlamasıyla nezarethanede tutuluyor. Geçen hafta kefaletle serbest bırakılan çocuk, Pencap’taki Müslüman halkın Hindu tapınağına saldırmasının ardından, polis halkı sakinleştirme ve çocuğu koruma adına tekrar gözaltı kararı aldı.

    Rahim Yar Khan bölgesindeki Hindu topluluğu bu olaylardan sonra evlerini terk etti, çocuğun ailesi de can güvenliği için saklanıyor. Çıkabilecek olası bir isyanı bastırmak için bölgeye asker sevk edildi.

    Çocuk, geçen ay dini kitapların bulunduğu bir medresenin kütüphanesindeki halıya kasten idrarını yapmakla suçlanıyor. Pakistan’da “dine hakaret suçu” idam ile cezalandırılıyor.

    The Guardian’a konuşan aileden biri, “O dine hakaret suçlarından haberdar bile değil ve bununla yanlış bir şekilde suçlanıyor. Suçunun ne olduğunu bile anlamıyor ve bir hafta boyunca hapishanede tutuldu. “Dükkanlarımızı ve işimizi bıraktık, tüm (Hindu) toplumu gelecek tepkilerden korkuyor. Oraya geri dönmek istemiyoruz. Suçlulara karşı veya burada yaşayan azınlıkları korumak için somut ve anlamlı bir adım atılacağını düşünmüyoruz” diye konuştu.

    Bugüne kadar, 8 yaşındaki hiçbir çocuk dine hakaretle suçlanmamıştı.

    ‘Hindulara yönelik saldırılar arttı’

    Pakistan Başbakanı İmran Khan, Twitter’da tapınak saldırısına ilişkin yaptığı açıklamada, “İhmalkar polis memurları da dahil olmak üzere olaya karışan herkesin yargın önünde cevap vermesi için elinden geleni yapacağını ifade etti. Hükümetin de tapınağı restore edeceğine” söz verdi.

    Pakistan Hindu Konseyi başkanı ve milletvekili Ramesh Kumar şunları söyledi: “Tapınağa yapılan saldırı ve sekiz yaşındaki küçük çocuğa yönelik suçlamalar beni gerçekten şok etti. Hindu topluluğunun yüzden fazla evi saldırı korkusu nedeniyle boşaltıldı.”

    Bir insan hakları aktivisti olan Kapil Dev ise, “Çocuk hakkındaki suçlamaların derhal düşürülmesini talep ediyorum ve hükümeti aile ve kaçmak zorunda kalanlar için koruma çağrısında bulunuyorum. Son birkaç yılda Hindu tapınaklarına yönelik saldırılar, aşırılık ve fanatizm seviyesi arttı. Son saldırılar Hindulara yönelik yeni bir zulüm dalgası gibi görünüyor” dedi.

    Geçen yıl aralık ayında, bir grup aşırı yanlısı Müslüman, ülkenin kuzeybatısındaki Hayber Pahtunhva eyaletinde bir asırlık Hindu tapınağını yıktı.

    ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu’nun geçen yıl yayınladığı bir rapora göre, Pakistan, dine hakaret iddiası ile en çok toplumsal ve şiddetli tepkinin oluğu ülke.

    Pakistan’da dine hakaretten kimse idam edilmedi

    Pakistan’da “dine hakaret” geçmişte dini azınlıklara karşı “orantısız” bir şekilde kullanıldı. 1986’dan bu yana idamla cezalansa da bugüne kadar kimse bu suçtan idam edilmedi. Fakat şüpheliler genellikle çete veya yerel halk tarafından saldırıya uğruyor ve bazen öldürülüyor.

    Geçen eylül ayında bir mahkeme Hristiyan dinine mensup bir kişiyi Hz. Muhammed’e hakaret ettiği iddiasından suçlu bularak idama mahkum etti.

    2013 yılından bu yana devam eden mahkeme süreci, Pervaiz’in ölüm cezasına mahkum edilmesi ile sonuçlandı. Pervaiz’in avukatı temyize gideceklerini duyurmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Azerbaycan ile Ermenistan sınırında çatışma

    Azerbaycan ile Ermenistan sınırında çatışma


    Azerbaycan Savunma Bakanlığı, Ermenistan ile sınırda çatışma yaşandığını duyurdu.

    Savunma Bakanlığının açıklamasında, sınırın Kelbecer bölgesinde Azerbaycan mevzilerinin Ermenistan birliklerince ateş altına alındığı bildirildi.

    Azerbaycan ordusunun da karşılık verdiği ve çatışmanın sürdüğü aktarıldı.

    Yerel saatle 16.00 sıralarında aynı istikamette çatışmalar başlamış, Azerbaycan ordusundan bir askerin, Ermenistan mevzilerinden keskin nişancı silahıyla açılan ateş sonucu hayatını kaybettiği bildirilmişti.

    13 Ermeni askerine hapis cezası

    Bu arada Azerbaycan’da bir mahkeme, bugün 13 Ermeni askerini ‘terör ve ülkeye yasa dışı yollardan girmek’ suçlamasıyla 6 yıl hapis cezasına çarptırdı.

    Başkent Bakü’de mahkemeye çıkarılan Ermenistanlı askerler, Azerbaycan ile Ermenistan arasında süren 6 haftalık savaşın bitiminden yaklaşık bir ay sonra, aralık ayında Dağlık Karabağ’da gözaltına alınan 60 askerden bir kısmıydı.

    Askerlerden bir diğer kısmı ise mayın haritaları karşılığında Ermenistan’a iade edilmişlerdi.

    Hükümlü askerler ve diğerleri, Dağlık Karabağ’a bağlı Hadrut’ta gözaltına alınmışlardı.

    Uluslararası kurallara göre Azerbaycan toprağı olan Dağlık Karabağ, 1994 yılından bu yana Ermeni ayrılıkçıların kontrolünde bulunuyordu.

    Rusya’nın arabuluculuğunda sona eren ve yaklaşık 6 bin kişinin hayatını kaybettiği savaşın ardından Azerbaycan, daha önce kaybettiği toprakların önemli bir kısmını yeniden ele geçirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransız Adalet Bakanı hakkında ‘çıkar çatışması’ suçlamalarıyla ilgili iddianame hazırlanacak

    Fransız Adalet Bakanı hakkında ‘çıkar çatışması’ suçlamalarıyla ilgili iddianame hazırlanacak


    Fransa’da ‘çıkar çatışması’ suçlamalarıyla ilgili mahkemede ifade veren Adalet Bakanı Eric Dupond-Moretti hakkında iddianame hazırlanmasına karar verildi.

    Başlatılan ön soruşturma kapsamında Cumhuriyet Adalet Mahkemesi’nde sorgu hakimlerine 6 saat boyunca ifade veren Dupond-Moretti, Fransız siyaset tarihinde görevdeyken hakkında iddianame hazırlanacak ilk bakan olacak.

    Hükümete atanmadan önce avukatlık mesleğini yürüten Adalet Bakanı, ilgilendiği yasal davalara müdahalede bulunarak, bakanlık görevini kötüye kullanmakla suçlanıyor.

    Fransa’da hakimler sendikasının şikayetçi olduğu Dupond-Moretti hakkında bu yıl başında sadece görevde olan veya görevi bırakmış bakanların yargılandığı Cumhuriyet Adalet Mahkemesi’nde (CJR) ön soruşturma açılması istenmişti.

    Bu şikayetin ardından Temyiz Mahkemesi, daha sonra göreve gelmeden önce uzun bir süre avukatlık yapan eski Adalet Bakanı hakkında, yasa dışı menfaat sağladığı gerekçesiyle CJR’de soruşturma açıldığını açıklamıştı.

    CJR’nin soruşturma komitesi, Yolsuzlukla Mücadele Derneği (Anticor) ve 3 hakim sendikasının şikayetlerini geçerli bularak ön soruşturma açılmasına karar vermişti.

    Moretti, eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin de dahil olduğu “telekulak davası” soruşturmalarında görev alan 3 hakime karşı idari takip başlatmıştı.

    Sendikalar, Moretti’yi, avukat olduğu dönemde kendini ya da müvekkillerini ilgilendiren davalarla ilgilenen hakimleri cezalandırmak için bakan olarak ayrıcalıklarını kullanmakla suçluyor.

    Moretti, Monaco’da sorgu hakimi olarak görev yaparken baskı gördüğünden şikayetçi olan Hakim Edouard Levrault hakkında idari soruşturma açmakla da itham edilmişti. “Telekulak davası” soruşturmaları sırasında, Moretti dahil birçok avukatın telefon faturaları incelenmişti.

    Bakan olmadan önce, Levrault’un suçladığı polislerden birinin avukatlığını yapan Moretti, hakimin yöntemlerini eleştirmişti.

    Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar.

  • ABD: İranlı 4 istihbaratçı için gazeteci kaçırma girişimi suçlamasıyla iddianame hazırlandı

    ABD: İranlı 4 istihbaratçı için gazeteci kaçırma girişimi suçlamasıyla iddianame hazırlandı


    Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD), İranlı 4 istihbarat görevlisi hakkında New York’tan bir gazeteci kaçırmaya teşebbüs suçlamasıyla iddianame hazırlandı.

    New York’taki federal mahkeme tarafından hazırlanan iddianamede, bu istihbaratçılar, İran asıllı Amerikalı gazeteci ve yazar Masih Alinejad’ı kaçırmak için komplo kurmak, yaptırım ihlalleri, banka ve elektronik dolandırıcılık ile kara para aklamakla suçlanıyor.

    İstihbaratçıların, Alinejad’ın evini gözetlemek, fotoğraflamak ve video kaydetmek için özel dedektiflerden hizmet almasına da yine iddianamede yer verildi.

    2009 yılında ülkesini terk eden İran asıllı Amerikalı gazeteci Alinejad, Tahran rejimine yönelik sert eleştirileri ile biliniyor.

    İddianamede, İranlı istihbaratçıların ABD’de yaşayan Alinejad dışında Kanada’da üç kişiyi ve İngiltere’de de yine bir kişiyi İran’a zorla götürmek için plan yaptığı bildirildi.

    Alinejad, Associated Press’e yaptığı açıklamada, “İran yönetiminin insanları kaçırması, tutuklayıp işkence etmesi ve öldürmesi bilinen bir uyulama. Ancak, ABD’de yaşarken bunu bana yapabileceklerine inanamazdım.” dedi.

  • Jacob Zuma, hakimlerin tutumunu, ırkçı apartheid rejiminin uygulamalarına benzetti

    Jacob Zuma, hakimlerin tutumunu, ırkçı apartheid rejiminin uygulamalarına benzetti


    Güney Afrika Cumhuriyeti’nde “mahkemeye itaatsizlik suçundan” 15 ay hapis cezasına mahkum edilen eski Cumhurbaşkanı Jacob Zuma, kendisini suçlu bulan hakimlerin tutumu, ırkçı apartheid rejiminin uygulamalarına benzetti.

    Hakkında yolsuzluk, haraç, dolandırıcılık, vergi kaçakçılığı ve kara para aklama dahil 16 suçtan yargılanan Zuma, bugün memleketi Kwazulu Natal eyaletinin Nkandla kentinde destekçileriyle bir araya gelerek basın toplantısı düzenledi.

    Zuma, 29 Haziran’da Anayasa Mahkemesi tarafından çarptırıldığı 15 ay hapis cezasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, yargılamadan mahkum edildiğini iddia etti.

    Mahkemenin kendisine karşı tutumunu 1948-1994 arasında yönetimdeki ırkçı apartheid rejiminin uygulamalarına benzeten Zuma, “Tek fark, yargılamadan gözaltı yerine sadece mahkemeye itaatsizlik gibi farklı isimler kullanılmasıdır. Yargılanmadan hapse atılmanın, yargısız apartheid gözaltından hiçbir farkı yoktur.” ifadesini kullandı.

    Zuma hukukun üstünlüğü ilkesine inandığının altını çizerek, “Ülkemizde adalet ve hukukun üstünlüğü için savaştım, hapse ve sürgüne gittim.” diye konuştu.

    Son 20 yıldır doktorları aksini söylemediği sürece mahkemelere girip çıktığını dile getiren Zuma, “İnançlarım için hapse girmekten korkmuyorum.” dedi.

    Zuma, destekçilerini kendisine yapılan “adaletsizliği” barışçıl yollarla protestoya davet ederek, “Açık konuşmak gerekirse sempati değil adalet istiyorum.” diye konuştu.

    Mahkemenin hapis kararını verirken yaşını, sağlık durumunu ve diğer hafifletici nedenleri dikkate almadığını belirten Zuma, “Benim yaşımda birini salgının doruğunda hapse göndermek, ölüme mahkum etmekle aynı şey.” dedi.

    İçlerinde Askeri Gaziler Derneği üyeleri, Zulu alayları ve iktidar partisi ANC üyeleri de dahil olmak üzere çok sayıda Zuma destekçisi, 29 Haziran’dan beri eski Cumhurbaşkanının Nkandla’daki evinin çevresinde kamp kurmuştu.

    Zuma, basın toplantısından önce günün erken saatlerinde, destekçilerine seslenen bir konuşma yaptı.

    Destekçilerine her türlü baskıya rağmen mücadeleye devam edeceği sözünü veren Zuma, “Hiçbir zaman özgürlük için yalvarmadım. Onun için savaştım ve ölmeye de hazırdım. Kolay olmadı. Bu yüzden kimse sırf hukuk bilgisi var diye benim haklarımı ihlal edemeyecek.” şeklinde konuştu.

    Zuma ayrıca, destekçilerini her türlü baskılara rağmen birlik olmaya çağırdı.

    Konuşması kalabalık tarafından sloganlar eşliğinde büyük coşkuyla karşılanan Zuma, sahneden destekçileriyle birlikte Zulu dilinde şarkılar söyledi.

    Yeni tip koronavirüs tedbirlerine riayet etmediği tespit edilen göstericilere ise polis tarafından cezai işlem uygulandı.

    Zuma hakkındaki yolsuzluk suçlamaları

    Devlet başkanlığına 2009’da seçilerek ülkeyi 9 yıl yöneten Zuma’nın adı yolsuzluk iddialarına karışmış ve devlet bütçesinden şahsi harcamalar yaptığı öne sürülmüştü.

    Zuma’nın, 1999’da Güney Afrika ile Fransız Thales firması arasındaki milyar dolarlık silah anlaşmasının imzalanması için rüşvet aldığı da iddia edilmişti.

    İlk kez 2005’te savcılar tarafından yolsuzluk yapmakla suçlanan Zuma hakkındaki suçlamalar yıllar içinde düşürülmüştü.

    Zuma, yolsuzluk iddiaları nedeniyle partisinden gelen yoğun baskılar sonucu 2018’de devlet başkanlığından istifa etmişti.

    Suçlamalar hakkında mahkemeye ifade vermeyi reddeden Zuma, 29 Haziran’da Anayasa Mahkemesi tarafından 15 ay hapse mahkum edilmişti.

  • Almanya’da çocuk istismarı şebekesi liderine 14 yıl hapis cezası verildi, suçlu 5 kişi tutuklandı

    Almanya’da çocuk istismarı şebekesi liderine 14 yıl hapis cezası verildi, suçlu 5 kişi tutuklandı


    Almanya’da bugüne kadar yargılanan “en büyük çocuk istismarcılarından biri olan” ve ülkenin en büyük “pedofili şebekesinin lideri” olduğu belirlenen Adrian V. 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

    Savcılığın yaklaşık 50 kişilik bir ilişki ağını ortaya çıkardığı duruşmada Adrian V. ile birlikte toplamda 3 cocuk istismarcısı ve bir işbirlikçi suçlu bulunurken, bu kişilerin toplamda 39 sene hapis cezası alma ihtimali bulunuyor.

    Kasım 2020’den beri süren pedofili davası, Almanya’nın Münster şehrindeki ceza mahkemesinde görülen son duruşmayla sona erdi.

    Davada Adrian V.’nin annesi de dahil olmak üzere toplamda 5 kişi yargılandı ve suçlu bulundu.

    Mahkeme çocukları hedef alan cinsel istismar şebekesinin lideri 28 yaşındaki Adrian V.’ye 14 sene hapis cezası verirken, şebekeye üye olan 3 kişinin 11 ila 13 yıl, örgüte yazlık evini ve bahçesini kullandırarak yardım eden Adrian V.’nin annesinin de 6 sene olmak üzere toplamda 39 yıl ağır hapis cezası alma ihtimali bulunuyor.

    Karar sonrası Adrian V. yüzünü elindeki dosyayla kapatarak medya mensuplarının görüntü almasını engellerken cezaevine gönderildi. Diğer zanlıların ise mahkemenin nihai kararı vereceği tarihe kadar tutuklu kalmalarına hükmedildi.

    Ne yaşanmıştı?

    Haziran 2020’de Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nde bulunan Münster şehrinde çocuk istismarı suçlamasıyla 11 şüpheli gözaltına alınmış, yapılan incelemede bir sabit diskte bulunan görüntülerde yaşları 5, 10 ve 12 arasında değişen üç çocuğun istismar edildiği belirlenmişti.

    Olay sonrası baş zanlı olan bilişim teknisyeni Adrian V. ile birlikte Staufenberg, Hannover, Schorfheide, Kassel ve Köln’de ikamet eden toplam 5 erkek ve bu kişilere yardım ve yataklık eden Adrian V.’nin annesini gözaltına almıştı.

    Alman polisi uzun bir süredir çocuk istismarına ilişkin görüntüleri internet üzerinden izlemiş ancak herhangi bir sabit IP adresine ulaşamamıştı. Polis ekipleri Nisan 2019’da bir IP adresine ulaştı ve bu kişinin Adrian V. olduğu belirlendi.

    DSÖ: Almanya’da 1 milyon çocuk cinsel istismara uğradı

    Almanya’da daha önce Lügde (2018) ve Bergisch Gladbach (2019) şehirlerinde de çocuk istismarı şebekeleri ortaya çıkarılmış, tüm bu yerlerin ülkenin batı sınırında gelişmiş kentlerin yer aldığı Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nde olması dikkati çekmişti.

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ-WHO) verilerine göre Almanya’da bir milyonu aşkın küçük çocuk cinsel istismara uğradı ve bu vakaların çoğu resmi kayıtlara yansımadı.

    2020’de Alman yetkiller ülkede 14 bin 500’ü aşkın pedofili vakasının kayıtlara geçtiğini belirtirken, 18 bin dosyada çocuk pornografisi görüntülerine ulaştı.