Etiket: mahkeme

  • Yunanistan’da göçmenleri kurtaran 24 yardım görevlisinin yargılandığı ‘casusluk davası’ ertelendi

    Yunanistan’da göçmenleri kurtaran 24 yardım görevlisinin yargılandığı ‘casusluk davası’ ertelendi


    Yunanistan’da 2016-2018 yılları arasında göçmenlerin bu ülkeye ulaşmasına yardım eden 20’den fazla yardım görevlisinin yargılandığı ‘casusluk davası’ ertelendi.

    Sığınmacıları kurtaran aktivistler, 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargı önüne çıkarıldı.

    Sanıklar casusluk, sahtecilik ve radyo frekanslarının yasa dışı kullanımı gibi iddialarla suçlanıyor.

    Savcılar ayrıca, sanıkların Midilli’deki yasak bölgelere girmek için sahte askeri plakalı araç kullandığını iddia ediyor.

    Ancak Midilli’deki yerel mahkemenin yargıcının, mahkemenin davayı görmeye yetkili olmadığına karar vermesi üzerine söz konusu dava askıya alındı.

    Zira sanıklardan biri avukat ve Midilli’deki yerel mahkemenin avukatları yargılama yetkisi bulunmuyor.

    Bu arada mahkeme, yeni bir duruşma takvimi de belirlenmedi.

    Davayı kınayan insan hakları grupları ise süreci ‘saçma’ ve ‘siyasi amaçlı’ olarak tanımladı.

    İnsan Hakları İzleme Örgütü, Uluslararası Af Örgütü ve diğer insan hakları grupları, duruşma öncesi yaptıkları açıklamada, suçlamaların düşürülmesi gerektiğini bildirdi.

    Yunanistan merkezli bir STK olan Uluslararası Acil Durum Müdahale Merkezinde (ECRI) çalışan 3 kişi, 2018 yılında tutuklanmış, bu kişilerin de içerisinde bulunduğu 24 kişiye insan kaçakçılığı, kara para aklama ve suç örgütü üyeliği gibi suçlamalar yöneltilmişti.

    Gruptakilerin 17’si yabancı uyruklu aktivistlerden oluşuyor.

    Gönüllü arama kurtarma ekibi üyelerinden İrlandalı yardım görevlisi Sean Binder ile Suriyeli mülteci Sarah Mardini, 100 gün tutukluluk süresinin ardından kefaletle serbest bırakılmışlardı.

    “Çok kızgınım.” diyen Sean Binder, “Çünkü yıllardır bekliyoruz ve daha yıllarca beklememiz gerekiyor. Duruşma öncesi (gözaltı) üç buçuk ay geçirdik ve şimdi tekrar beklemek zorundayız.” diye davanın askıya alınmasına tepki gösterdi.

    Mardini’nin Yunanistan’a girişi yasak olduğundan duruşmayı Almanya’dan izlemek durumunda kaldı.

    Hukuk uzmanlarına göre, sanıklar suçlu bulunmaları halinde sekiz yıl hapis cezasına çarptırılabilir.

    Uluslararası Af Örgütü adına duruşmaya gözlemci olarak katılan Giorgos Kosmopoulos, bu durumdan ötürü ‘hayal kırıklığına uğradığını’ söyledi.

    Kosmopoulos, “Bugün duymak istediğimiz açıkça onların masum olduklarıydı. Bunun yerine, hayatları belirsiz bir haldeyken daha fazla yargılama ve daha fazla bekleme durumu olacak.” şeklinde konuştu.

    Son birkaç yılda Avrupa genelinde Sivil Toplum Kuruluşu çalışanlarına yönelik insan kaçakçılığı dahil olmak üzere çeşitli suçlamalarla davalar açıldı.

    Benzer durumdaki yaklaşık 60 davanın çoğu ise Yunanistan ve İtalya’da açılmış durumda.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Malcolm X suikastının resmi tarihi yeniden yazıldı: İki kişi hakkındaki suçlamalar resmen düşüyor

    Malcolm X suikastının resmi tarihi yeniden yazıldı: İki kişi hakkındaki suçlamalar resmen düşüyor


    En bilinen insan hakları aktivisti cinayetlerinden birinin resmi tarihi yeniden yazılıyor.

    Manhattan bölge savcısı ve avukatlar, insan hakları savunucusu Malcolm X’in 1965 yılındaki suikastından suçlu bulunan iki kişinin suçluluğunun perşembe günü düşürülmesinin beklendiğini açıkladı.

    Bugüne kadar katiller olarak bilinen Muhammed A. Aziz ve Halil İslam’ın aklanması, çok önemli bir davada yapılan büyük hataların dikkate değer bir kabulünü temsil ediyor. Aziz 1985 yılına kadar hapis yatmıştı. İslam ise 2009’da yaşamını yitirdi.

    1965 yılında Amerika’nın ırkçılığa karşı mücadelede en etkili siyahi liderlerinden biri olan Malcolm X’in öldürülmesi ülkede ve dünyada geniş yankı bulmuştu.

    FBI ve NYPD kanıtları gizledi

    Manhattan bölge savcılığı ve bu iki kişinin avukatları tarafından ortaklaşa yürütülen 22 aylık bir soruşturma ile dönemin savcılarının, Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve New York Polis Departmanı’nın (NYPD) önemli kanıtları sakladıkları tespit edildi. Bu kanıtlar açıklanmış olsaydı, muhtemelen bu kişiler de beraat etmiş olacaklardı.

    Cinayet sırasında Norman 3X Butler ve Thomas 15X Johnson olarak bilinen iki adam, 21 Şubat 1965’te Manhattan’daki Audubon Balo Salonu’ndaki kalabalık bir balo salonunda Malcolm X konuşmaya başlarken ateş açtı ve Malcolm X’i öldürdü. Muhammed A. Aziz ve Halil İslam bu cinayet suçundan onlarca yıl hapis yattı.

    Onlara karşı açılan dava başından beri şüphelerle doluydu ancak kimse gerçeği ortaya çıkarmak için uğraşmadı.

    Netflix belgeseli dönüm noktası oldu

    Suikasta ilişkin Netflix’te yayınlanan belgesel davanın akışını etkiledi. 2020’de yayınlanan belgeselde, Malcolm X’in katillerinin New Jersey eyaletinde yaşayan “Nation of Islam” üyeleri olduğu, Aziz ve İslam’ın haksız yere hapis yattığı anlatılıyordu.

    Malcolm X suikastı, siyahi Müslümanlar ve tarihçiler arasında uzun yıllardır tartışılan bir konu oldu.

    Malcolm X’in ABD hükümeti ya da bir kolluk birimi tarafından öldürüldüğü iddiaları öne çıkmıştı. Cinayetin üzerindeki sır perdesi 56 yıldır kalkmadı. Malcolm X’i kimin öldürttüğü konusu, cinayetin üzerinden 56 yıl geçmesine rağmen tam olarak açıklığa kavuşmuş değil.

    Suikasttan sonra tutuklanan 3 kişi ise ömür boyu hapse mahkum edilmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Morgda 99 cesede tecavüz eden nekrofil, çifte cinayetten suçlu bulundu

    Morgda 99 cesede tecavüz eden nekrofil, çifte cinayetten suçlu bulundu


    İngiltere’de 12 yılda 99 cesede tecavüz eden bir hastane çalışanı çifte cinayetten hapis cezasına çarptırıldı.

    1987 yılında iki kadını öldürdüğünü itiraf eden 67 yaşındaki David Fullar ayrıca 2008 ve 2020 yılları arasında hastane morgundaki 99 kadın ve çocuğun cesedine tecavüz ettiğini de kabul etti.

    BBC’nin aktardığına göre hastanede gece vardiyasında çalışan Fuller diğer çalışanlar ayrıldığında gizlice morga girdiğini itiraf etti.

    Fuller’in evinde cinayetle ilgili arama yapan dedektifler gizlenmiş olarak buldukları bilgisayar hafıza diskleri, CD’ler ve hafıza kartlarından yıllar boyunca işlediği suçların kayıtlarını buldu.

    Polis 14 milyondan fazla fotoğraf, çocuk pornosu görüntülerinin yanı sıra Fuller’in ölü insanlara tecavüzünü kaydettiği görüntülere ulaştı. Kayıtlarda taciz ettiği cesetlerin en küçüğü 9 yaşındaki bir kıza en yaşlısı ise 100 yaşındaki bir kadına ait olduğu bildirildi.

    Sky News’in polisin 99 vaka tespit ettiğini ve bunlardan 78’inin kimliğine ulaşıldığını fakat kurbanların gerçek sayısının yüzlerce olabileceğini aktardı.

    Daily Mail’e göre polis kurban yakınlarına haber verdi.

    Azra Kemal’in annesi olayı öğrenince karakolu bastı

    24 yaşındaki kızı Azra Kemal’in ölümünden sonra morgda Fuller tarafından tecavüze uğradığını öğrenen anne Nevres Kemal, Fuller’in tutulduğu karakolu bıçakla bastı. Kemal polisler tarafından tutuklandı.

    Nevres Kemal ve kadın hakları savunucuları hastanelerdeki güvenlik önlemlerini eleştirerek Fuller’in uzun yıllar boyu nasıl yakalanmadan suç işleyebildiğini sorguluyor.

    Suçlu bulunan Fuller’e ne kadar ceza verileceği ise henüz netleşmedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İran’da eşini aldatan koca ve sevgilisine zinadan ölüm cezası

    İran’da eşini aldatan koca ve sevgilisine zinadan ölüm cezası


    İran’da eşini aldatan koca ve sevgilisi için verilen ölüm cezası üst mahkemece onaylandı. Aldatılan kadın mahkemeye video kayıtlarını verdikten sonra eşini affetti ancak babası, damadı için ölüm talep etti.

    İran’da 27 yaşındaki bir kişi ile 33 yaşındaki sevgilisinin ilişkisi, zina suçundan ölüm cezalarıyla noktalandı.

    Bu yılın başlarında polise giden kadın, kocası ile birlikte olan bir kadının görüntülerini göstererek şikayetçi oldu. Genç kadın daha sonra 27 yaşındaki kocasını bağışladı ancak kadının babası damadından şikayetçi oldu.

    Alt mahkemenin verdiği idam cezasını değerlendiren Yüksek Mahkeme’nin 26. Dairesi, video ve itirafları dayanak göstererek ilk mahkemenin kararını onayladı.

    İran’da zina suçluları recm cezasına çarptırılıyor, ancak hakimler hükümlünün asılmasına da karar verebiliyor.

    Eğer mağdur taraf, suçluyu affederse ölüm cezası uygulanmıyor.

    Uluslararası Af Örgütü’ne göre İran’da geçen yıl 246 kişinin ölüm cezası infaz edildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘ODTÜ Onur Yürüyüşü’ davasında 19 sanığın tamamına beraat

    ‘ODTÜ Onur Yürüyüşü’ davasında 19 sanığın tamamına beraat


    Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde 2019 yılında düzenlenen ‘Onur Yürüyüşüne’ katılan 19 kişinin tutuksuz yargılandığı davada tüm sanıkların beraatine karar verildi.

    Savcılığın 3 yıl hapis istediği davada mahkeme, sanıkların eylemlerinin suç teşkil etmediğine hükmetti.

    Sanıklar, polisin dağılmaları yönündeki çağrısını reddetmekle suçlanıyordu.

    Türkiye’de 2016 yılında gerçekleşen başarısız darbe girişiminin ardından yerel yönetimlere halka açık toplantıları yasaklama yetkisi verildi.

    Reuters’ın haberine göre yetkililer, bu yetkiyi ağırlıklı olarak Onur Yürüyüşlerini yasaklamak için kullandı.

    Elinde gökkuşağı renkli bir bayrak tutan savunma avukatı Öykü Didem Aydın, duruşmada ifade özgürlüğünün anayasal bir hak olduğunu belirterek sanıkların beraatini talep etti.

    Didem Aydın, “Bu bayrağı elimde tutmam nasıl zararlı olabilir? Bu, polisin uyarısına rağmen dağılmayı reddettiğim anlamına mı geliyor? Bir öğrenci sırf bayrak taşıdığı için gözaltına alınıyor.” ifadelerini kullandı.

    Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada mahkeme heyeti, mayıs 2019’da ODTÜ kampüsünde düzenlenen Onur Yürüyüşüne katıldıkları gerekçesiyle yargılanan 18 öğrenci ve bir akademisyenin beraatine hükmetti.

    Protesto sırasında el hareketleriyle yetkililere “hakaret” ettiği belirtilen bir öğrenciye para cezası verildi.

    Kararın ardından Ankara Adliyesi önünde açıklama yapan Aydın, kararın doğru ancak gençlerin iki yıldır suçlu sayılmasının utanç verici olduğunu söyledi.

    Eşcinsellik Türkiye’de yasal olmakla birlikte ‘Onur Yürüyüşlerine’ son yıllarda sık sık yasak getirildi.

    Eşcinsel hakları konusunda faaliyet yürüten ILGA-Europe isimli sivil toplum kuruluşunun verilerine göre Türkiye, 49 Avrupa ülkesi içerisinde sondan ikinci sırada yer alıyor.

    Mahkemenin kararının ardından bir açıklama yayınlayan Uluslararası Af Örgütü (Amensty International), “ODTÜ Onur Yürüyüşü’ne katılanların tamamının beraat etmesi memnuniyet verici ancak bu zafer gerekli bile olmamalıydı” ifadelerine yer verdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Almanya’da hakim karşısına çıkan 100 yaşındaki Nazi zanlısı: Masumum

    Almanya’da hakim karşısına çıkan 100 yaşındaki Nazi zanlısı: Masumum


    Almanya’da Nazi döneminde Yahudilere karşı işlenen katliamda rol oynamaktan mahkemeye çıkan 100 yaşındaki Josef Schütz, hakim karşısında hakkındaki bütün suçlamaları reddederek “masum olduğunu” söyledi.

    16 Kasım’da 101 yaşına girecek olan Josef Schütz, Nazi suçlarından yargılanan en yaşlı zanlı konumunda.

    Masum olduğunu söyleyen şüpheli savunmasında, “Bu suçlamaları anlamıyorum çünkü bu konuda hiçbir şey bilmiyorum” dedi.

    Josef Schuetz, 1942-1945 yılları arasında Berlin’in kuzeyindeki Oranienburg’daki Sachsenhausen kampında 3 bin 518 mahkumun öldürülmesine “bilerek ve isteyerek” yardım ve yataklık etmekle suçlanıyor.

    Kendisine yöneltilen suçlamalar arasında 1942’de Sovyet savaş esirlerinin kurşuna dizilerek infaz edilmesine yardım ve mahkumların zehirli gaz Zyklon B kullanılarak öldürülmesi de yer alıyor.

    1936 ile 1945 yılları arasında Sachsenhausen kampında, Yahudiler başta olmak üzere Romanlar, rejim karşıtları ve eşcinsellerin de aralarında bulunduğu 200 binden fazla kişi tutuklu olarak çalıştırıldı.

    Schütz teorik olarak en az 3 yıllık hapis cezası alacak ama ilerlemiş yaşı nedeniyle cezanın daha da az olması bekleniyor.

    Berlin’deki Marc Bloch Merkezi üyesi Guillaume Mouralis, “Bu mahkemenin ana fonksiyonu işlenen suçları unutmamak” diye konuştu.

    Temmuz 2020’de bir mahkeme, eski bir Stutthof kamp gardiyanı olan 93 yaşındaki Bruno Dey’e iki yıl ertelenmiş hapis cezası vermişti.

    İkinci Dünya Savaşı’ndan yetmiş yıldan fazla bir süre sonra, Alman savcılar hayatta kalan son Nazi faillerini adalete teslim etmek için zamanla yarışıyor. Son yıllarda giderek daha düşük rütbeli Nazi personeline odaklanıldığı dikkat çekiyor.

    Geçtiğimiz hafta Nazi toplama kampının 96 yaşındaki eski sekreteri yargılanacağı gün kayıplara karışmıştı. Kısa süre sonra bulunan eski sekreterin davasının görülmesine 18 Ekim’de başlanacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gezi Parkı eylemleri davası: Osman Kavala’nın tutukluluğuna devam kararı

    Gezi Parkı eylemleri davası: Osman Kavala’nın tutukluluğuna devam kararı


    Beşiktaş taraftar grubu Çarşı üyeleri ve Anadolu Kültür AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu 52 sanıklı davada ara karar açıklandı. Mahkeme heyeti Osman Kavala’nın tutukluğunun devamına hükmetti.

    Beşiktaş taraftar grubu Çarşı üyeleri, Anadolu Kültür AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala ve firariler eski CIA danışmanı Henri Barkey ile Can Dündar’ın da aralarında bulunduğu 52 sanığın, “15 Temmuz darbe girişimi” ve “Gezi Parkı olayları”na ilişkin iddialar kapsamında yargılanmalarına devam edildi.

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, avukatların beyanlarının alınmasının ardından görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, mevcut delil durumu, atılı suçun vasıf ve mahiyeti ile verilebilecek cezanın üst sınırı dikkate alındığında tutukluluk süresinin ölçülü olması dikkate alınarak Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi.

    Bazı sanıkların savunmalarında olay tarihinde Beşiktaş’ta olmadıklarını beyan etmeleri üzerine, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılarak, sanıkların olay tarihinde Beşiktaş’ta olup olmadıklarının HTS ve MOBESE kameralarından araştırma yapılmasının istenilmesini talep eden cumhuriyet savcısı ayrıca zorla getirme kararına rağmen duruşmaya katılmayan sanıklar hakkında yakalama kararı çıkarılmasını istedi.

    Ara kararlarını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Osman Kavala’nın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, son incelemeden itibaren hukuki durumunda bir değişiklik olmaması ve yargılamanın geldiği aşama göz önünde bulundurularak oy çokluğuyla tutukluluk halinin devamına hükmetti.

    Üye hakimlerden biri tutukluluk devam kararına muhalefet şerhi koyarak, Kavala’nın tahliye edilmesi gerektiği yönünde oy kullandı.

    Heyet, olay tarihinde Beşiktaş’taki Başbakanlık ofisi çevresindeki kamera kayıtlarının İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve haber ajanslarından temin edilmesi için yazı yazılmasına karar verdi.

    Görüntülerin mahkemeye ulaşması durumunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sanıkların görüntülerde olup olmadığının tespit edilmesini de karara bağlayan heyet, savunmaları alınmayan sanıkların savunmalarının alınabilmesi ve eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 26 Kasım’a erteledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kosova’da eski Sırp polise savaş suçundan 20 yıl hapis cezası verildi

    Kosova’da eski Sırp polise savaş suçundan 20 yıl hapis cezası verildi


    Kosova’da mahkeme, eski bir Sırp yedek polis olan Goran Stanisic’i, 1999 Kosova Savaşı sırasında 13 Arnavut sivilin öldürülmesindeki rolünden dolayı savaş suçu işlediği gerekçesiyle 20 yıl hapse mahkum etti.

    Priştine Temel Mahkemesinden yapılan açıklamada, Kosova Özel Savcılığının Stanisic hakkında 6 Şubat 2020’de hazırladığı iddianameye göre, sanığın “Sivil halka karşı savaş suçları işlenmesinde yer alma” suçundan 20 yıl hapis cezasına çarptırıldığı bildirildi.

    Cezanın, sanığın 20 Temmuz 2019’dan bu yana bulunduğu tutukluluk halinin de göz önünde bulundurulacak şekilde uygulanacağı kaydedilen açıklamada, tarafların kararı temyize götürme hakkı bulunduğu belirtildi.

    Mahkemeden yapılan açıklamaya göre, Stanisic, Kosova’da devam eden savaş sırasında ülkenin orta kesimlerindeki Lipyan’da Sırbistan İçişleri Bakanlığına bağlı polis istasyonunda yedek polis görevini icra ederken, 15 ve 16 Nisan 1999’da Sırp ordusu, paramiliter ve polis güçlerinin iki köyde sivil Arnavut toplumuna karşı geniş çaplı ve sistematik saldırısında yer alarak sivillerin öldürülmesi, sınır dışı edilmesi ve onlara karşı şiddet uygulanması etkileşiminde bulundu.

    Sanığın bölgede diğer sivillerin öldürmesinde de suçlu bulunduğu aktarıldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Danimarka’da terörden suçlanan genç vatandaşlıktan çıkarıldı, Türkiye’ye iade edilecek

    Danimarka’da terörden suçlanan genç vatandaşlıktan çıkarıldı, Türkiye’ye iade edilecek


    Danimarka’da mahkeme “terör saldırısına hazırlanmaktan” suçlu bulduğu bir kişinin Danimarka vatandaşlığını iptal ederek 10 yıl hapis cezasına çarptırdı.

    Frederiksberg mahkemesinden yapılan açıklamaya göre Türk vatandaşlığı da bulunan kişi cezasını tamamladıktan sonra Türkiye’ye gönderilecek.

    İstihbarat servisleri tarafından takip edilen Kopenhag doğumlu 24 yaşındaki zanlı, Nisan 2020’de silah ve mermi satın almasının hemen ardından tutuklanmıştı.

    Polis söz konusu kişinin evinde yaptığı aramada da IŞİD bayrağı buldu.

    12 yıl hapis cezası talep eden savcıya göre ismi açıklanmayan kişi “bir ya da daha fazla terör saldırısı düzenleme amacıyla silah ve mühimmat temin etti.”

    Terör saldırısının olası hedefleri konusunda bilgi verilmezken suçlu bulunan zanlının Türkiye’ye iade edilmesinin ardından Danimarka’ya girmesi de kalıcı olarak yasaklanacak.

    Zanlının avukatı Rolf Gregersen savunma sırasında müvekkilinin “Türkiye’de birçok Danimarkalı’dan daha az kalmış olabileceğini” belirterek Danimarka’nın sorumluluk alıp, müvekkilinin sırtına bir damga vurarak Türkiye’ye göndermemesi gerektiğini belirtti.

    Altı yıl önce Kopenhag’da meydana gelen çifte terör saldırısında iki kişi hayatını kaybetmişti.

    Saldırı sonrası ülkenin istihbarat birimleri birçok saldırı girişimini engelledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rus muhalif Navalny’nın kurduğu Yolsuzlukla Mücadele Vakfı tasfiye edildi

    Rus muhalif Navalny’nın kurduğu Yolsuzlukla Mücadele Vakfı tasfiye edildi


    Rusya’da muhalif Aleksey Navalny’nın kurduğu Yolsuzlukla Mücadele Vakfı (FBK) tasfiye edildi.

    Rusya Federal Vergi İdaresi’nin tüzel kişi kayıt sisteminde yer alan bilgiye göre, kar amacı gütmeyen Yolsuzlukla Mücadele Vakfı, mahkeme kararıyla 31 Ağustos’ta tasfiye edildi.

    Rus muhalif Navalny tarafından 2011’de kurulan, 2020’de yeni bir hukuki yapılanma için tasviye edilip tekrar açılan vakıf ülke dışından finanse edildiği gerekçesiyle Rusya Adalet Bakanlığı’nca “yabancı ajan” statüsünde bulunuyordu.

    2020’de vakfı kapattığını duyuran Navany yeni bir hukuki yapılanmanın ardından tekrar açtı, ancak Rus yetkililer de kuruluşu yeniden “yabancı ajan” statüsüne aldı.

    Rus mahkemesi, 9 Haziran’da Navalny ile bağlantılı kuruluşları aşırılık yanlısı ilan ederek, bunların faaliyetlerini yasaklamııştı.

    Rusya Soruşturma Komitesi, kurduğu Yolsuzlukla Mücadele Vakfı’nın insan haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle Navalny hakkında yeni soruşturma başlatıldığını 11 Ağustos’ta bildirdi.

    Navalny zehirlenmesinin üzerine Berlin’deki tedavisinin ardından Moskova’ya dönüşünde tutuklanmış, hakkında açılan diğer davalarda verilen ertelenmiş cezaların normal hapis cezasına çevrilmesi sonucu haspse atılmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***