Etiket: mahkeme

  • ABD’de siyahi genci öldürüp videoya çeken 3 kişiye ömür boyu hapis

    ABD’de siyahi genci öldürüp videoya çeken 3 kişiye ömür boyu hapis


    ABD’de ormanlık alanda koşu yapan siyahi Ahmaud Arbery’yi öldürmekten suçlu bulunan 3 kişi ömür boyu hapse mahkum edildi. Hükümlüler tarafından çekilen cinayet anını gösteren video kaydı ülkede büyük tepki toplamıştı.

    ABD’de 23 Şubat 2020’de ormanlık alanda koşu yapan siyahi Ahmaud Arbery’yi öldürmekten suçlu bulunan 3 kişi hakkında hüküm açıklandı.

    Georgia’daki mahkemede Yargıç Timothy Walmsley, 25 yaşındaki siyahi Ahmaud Arbery’nin ölümüne neden olan Travis McMichael ve babası Gregory McMichael’a şartlı tahliye imkanı olmaksızın ömür boyu hapis cezası verdi.

    Arbery’nin öldürülmesinde baba ile oğluna yardım etmekten yargılanan komşuları 52 yaşındaki William Bryan hakkında ise en az 30 yıl hapis cezası yattıktan sonra şartlı tahliye şansına sahip olabileceği kaydedildi.

    Travis McMichael, Gregory McMichael ve William Bryan, haklarındaki cinayet, ağır saldırı, hürriyeti tahdit girişimi gibi tüm suçlamalardan yargılandıkları davada, 24 Kasım 2021’de jüri tarafından suçlu bulunmuştu.

    Cinayeti videoya çektiler

    Georgia’nın Brunswick kentinde, 23 Şubat 2020’de Gregory ve oğlu Travis McMichael, koşu yapan 25 yaşındaki Ahmaud Arbery’ye saldırdı.

    Saldırganlara eşlik eden komşuları William Bryan tarafından çekilen saldırı videosu, 5 Mayıs 2020’de sosyal medyaya düşünce ülke çapında infial uyandırdı ve sanıklar 7 Mayıs’ta tutuklandı.

    Ülkede tepkiyle karşılanan 28 saniyelik kayıtta, baba ile oğlunun koşu yapan Arbery’ye kamyonetleriyle yaklaştığı, Travis McMichael’ın araçtan inerek Arbery ile itiştiği, daha sonra siyahi adamın silahla vurulduğu ve yere düşmeden önce sendeleyerek yürüdüğü görülüyordu.

    Savunma avukatları, sanıkların, mahallerinde suç işleyen Arbery’ye karşı kendilerini savunduğunu ileri sürmüş, savcılık ise Arbery’nin suç işlediğine dair bir kanıt olmadığını ve öldürüldüğü sırada elektrikçi olmak için teknik okula devam ettiğini ifade etmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • MHRS’de ‘5 dakikalık’ randevu uygulaması durduruldu

    MHRS’de ‘5 dakikalık’ randevu uygulaması durduruldu


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’de siyahi Wright’ı öldüren eski polisi jüri suçlu buldu

    ABD’de siyahi Wright’ı öldüren eski polisi jüri suçlu buldu


    ABD’nin Minnesota eyaletine bağlı Brooklyn Center kentinde 20 yaşındaki Daunte Wright adlı siyahi genci nisan ayında vurarak ölümüne neden olan eski polis memuru Kim Potter, jüri tarafından suçlu bulundu.

    Hennepin Bölge Mahkemesinde görülen davada jüri üyeleri Potter’ı Wright’ın ölümünden sorumlu tuttu.

    Çoğu beyaz üyeden oluşan 12 kişilik jüri heyeti, 4 gün süren karar aşamasından sonra Potter’ın 1 ve 2. derece cinayetten suçlu olduğu sonucuna vardı.

    Kararın açıklanmasının ardından Potter, kelepçelenerek tekrar tutuklanırken, Minnesota eyalet kanunlarına göre eski polis memurunun 7 yıl hapis cezası ile karşı karşıya kalabileceği kaydedildi.

    Potter, Daunte Wright’ın ölümünün ardından gözaltına alınmış, 3 gün sonra da 100 dolar kefaletle serbest bırakılmıştı.

    Daunte Wright olayı

    Siyahi Daunte Wright, 11 Nisan’da Minnesota’da trafik çevirmesinde durdurulmuş, hakkındaki tutuklama kararı bulunan Wright arabasıyla kaçmaya çalışırken polis tarafından vurularak öldürülmüştü.

    Wright’ın polis kurşunuyla öldürülmesinin duyulmasıyla Brooklyn Center’da protesto gösterileri başlamış, çıkan olaylarda bazı polis araçları zarar görürken onlarca kişi gözaltına alınmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Eski Danimarka Göç ve Uyum Bakanı Stoejberg’ın milletvekilliği düşürüldü

    Eski Danimarka Göç ve Uyum Bakanı Stoejberg’ın milletvekilliği düşürüldü


    Danimarka Parlamentosu’nda bağımsız milletvekili olarak görev yapan eski Göç ve Uyum Bakanı Inger Stoejberg’ın milletvekilliği düşürüldü.

    Yüce Divan’da 13 Aralık’ta yargılanan ve sığınmacı 23 genç çifti ayırmaktan 60 gün hapis cezasına çarptırılan Stoejberg, parlamentodan da ihraç edilerek milletvekilliği düşürüldü.

    Danimarka Parlamentosu’nda yapılan oylamada milletvekillerin büyük çoğunluğu Stoejberg’in aleyhinde oy kullandı.

    Böylece Stoejberg, 1953’ten beri meclisten ihraç edilen 5’inci Danimarkalı milletvekili oldu.

    Dokunulmazlığı da kaldırılan Stoejberg’in 60 günlük hapis cezasının ev hapsine çevrilmesi bekleniyor.

    Danimarka’da 2015-2019 yıllarında Göç ve Uyum Bakanlığı yapan İnger Stoejberg, Suriye’de iç savaşın ardından başlayan sığınmacı krizinin yaşandığı 2015 yılında, ülkeye giren sığınmacıların ziynet eşyalarına el konulması kararının alınmasında başrol oynamıştı.

    Yabancılara yönelik sert kararları pasta keserek kutlayan Stoejberg’in başında bulunduğu Göç ve Uyum Bakanlığı, 10 Şubat 2016’da bir basın bildirisi yayınlamış ve ülkeye gelen sığınmacı çiftlerden herhangi birinin 18 yaşından küçük olması durumunda, çiftlerin birbirinden zorla ayrılacağını bildirmişti.

    Uluslararası hukuka aykırı

    Bakanlığa bağlı birimler, talimat üzerine 18 yaşından küçük sığınmacı çiftleri zorla ayırmaya başlamıştı. Zorla boşandırılan eşler, farklı sığınmacı kamplarına gönderilmişti.

    Kararın uluslararası hukuka ve Danimarka yasalarına aykırı olduğunun ortaya çıkmasıyla birlikte 2019 yılında hükümeti devralan Sosyal Demokrat Parti, Stoejberg’e yönelik parlamentoda komisyon kurdurmuştu. Komisyon raporu doğrultusunda 13 Aralık’ta Yüce Divan’da yargılanan Stoejberg, 60 gün hapis cezasına çarptırılmıştı.

    4 Şubat muhafazakar Liberal Partisi’nden istifa eden Stoejberg, bağımsız milletvekili olarak mecliste görev yapıyordu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ukrayna’da düşürülen Malezya uçağı davası: Savcılık, 4 sanığın da cinayetten mahkum olmasını istedi

    Ukrayna’da düşürülen Malezya uçağı davası: Savcılık, 4 sanığın da cinayetten mahkum olmasını istedi


    Ukrayna’da 298 kişinin öldüğü Malezya Havayollarına ait “MH17” sefer sayılı uçağın 2014’te düşürülmesinden sorumlu tutulan 3 Rus ve bir Ukraynalı hakkında Hollanda’da yürütülen davada savcılık makamı, dört sanığın da suçlu olduğunu belirterek, bu kişilerin cinayetten hüküm giymesini istedi.

    2014’te Ukrayna’da Malezya Havayollarına ait “MH17” sefer sayılı uçağın düşürülmesinden sorumlu tutulan 3 Rus ve 1 Ukraynalının yargılandığı davada savcılık kapanış mütalaasını açıkladı.

    Savcılık makamı, uçağın düşürülmesinden sanıkların “tam sorumlu olduğunu” suçlamasında bulundu.

    Savcı Thijs Berger, “Bu dört şüpheli uçağın düşürülüp, 298 kişinin hayatını kaybetmesinden tam sorumlu” dedi.

    Zanlıların suçlu bulunmaları halinde haklarında ömür boyu hapis cezası istenebilecek. Mahkemenin, yarın son duruşmanın ardından kararını açıklaması bekleniyor.

    Hollanda’nın Schiphol Havalimanı yakınındaki Badhoevedorp şehrinde yer alan yüksek güvenlikli mahkemede yapılan duruşmalarda, gıyabi yargılanan 4 sanıktan sadece Rus uyruklu Oleg Pulatov avukatı aracılığıyla temsil edildi.

    Hollanda Savcılığının açtığı davada, Pulatov’un yanı sıra Donetsk’te ayrılıkçılarca ilan edilen “Donetsk Halk Cumhuriyeti”nin “istihbarat başkanı” olduğu düşünülen Rus asıllı Sergey Dubinskiy, Donetsk Cumhuriyeti’ndeki “savunma bakanı” eski Rus istihbarat albayı Igor Girkin ve Ukraynalı Leonid Kharchenko bulunuyor.

    Savcılığın mütalaasından

    Uçağı düşüren füzeyi taşıyan konvoydaki araçların Rus ordusuna ait olduğunu ifade eden savcılar, bu durumun şahitler tarafından doğrulandığını belirtti.

    Uçağı düşüren füzenin bir Rus tugayına ait olduğunu aktaran savcılar, sanıklar arasındaki füzeye ilişkin konuşmaların yer aldığı tapeleri mahkemeyle paylaştı.

    Savcılık, Dubinskiy ile Pulatov arasında geçtiği iddia edilen konuşmalardaki “Başka bir şey yapamayız. Füze tek umudumuz.” şeklindeki sözlere dikkati çekti.

    Sanıklar arasında iş birliğine ve emir-komuta ilişkisine değinen savcıların, suçun kasten işlendiğini ispatlaması durumunda ömür boyu hapis cezası talep etmesi bekleniyor.

    Pulatov’un avukatı Sabine Ten Doesschate, mart ayındaki duruşmada, müvekkilinin suçlamaları kabul etmediğini bildirmişti.

    298 kişi hayatını kaybetmişti

    “MH17” sefer sayılı uçak, 17 Temmuz 2014’te Amsterdam’dan Kuala Lumpur’a gitmek üzere Ukrayna hava sahasında yol alırken, Ukrayna-Rusya sınırına 40 kilometre mesafede düşürülmüştü.

    Uçaktaki 283 yolcu ve 15 kişilik mürettebat toplam 298 kişi hayatını kaybetmişti.

    Hollanda Dışişleri Bakanlığı, uçağın düşürülmesinden Rusya’yı sorumlu tuttuklarını açıklamıştı.

    Uluslararası Ortak Soruşturma Ekibi (JIT), söz konusu uçağın Rus ordusuna ait bir Buk füzesi tarafından vurulduğunu tespit etmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Film setindeki ölümlü kazada Alec Baldwin’in telefonu için arama emri

    Film setindeki ölümlü kazada Alec Baldwin’in telefonu için arama emri


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiltere, ABD’nin temyiz başvurusu kabul edildi, Assange iade edilebilir

    İngiltere, ABD’nin temyiz başvurusu kabul edildi, Assange iade edilebilir


    İngiltere’de Yüksek Mahkeme, WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’ın ABD’ye akıl sağlığıyla ilgili endişeler nedeniyle iade edilemeyeceği yönündeki karara ilişkin temyiz başvurusunu kabul etti. Böylece Assange, ABD’ye iade edilmeye bir adım daha yaklaştı.

    Mahkemenin kararında, ABD’nin Assange’ın süper güvenlikli hapishanelerde tutulmayacağı, ceza alması durumunda vatandaşı olduğu Avusturalya’ya gönderileceği ve tutukluluk döneminde psikolojik tedavi alabileceği yönündeki teminatlarının yeterli bulunduğu belirtildi.

    Mahkeme, Assange’ın avukatlarının bu teminatların tersine çevrilebileceği yönündeki savunmalarını ise reddetti. Karara Assange’ın avukatlarının itiraz etmesi bekleniyor.

    ABD, Londra’nın dışındaki Belmarsh Hapishanesi’nde tutulan Assange’ı bilgisayar korsanlığı ve casusluğu dahil 18 suçtan yargılamak için İngiltere’den iadesini istiyor.

    İade edilmesi durumunda 175 yıla kadar hapis cezası alabileceği belirtilen Assange’ın destekçileri ve avukatları, Assange’ın yaptıklarının gazetecilik faaliyeti olduğunu, suçlamalarda siyasi amaç güdüldüğünü, akıl sağlığının risk altında olduğunu ve ABD hapishanelerindeki koşulların İngiltere’nin insan hakları yasalarını ihlal ettiğini belirtiyor.

    ABD, Assange’ın yayımladığı belgelerle kendileri adına çalışan Irak ve Afganistan’daki yerel personel veya muhbirlerin hayatını riske attığını öne sürerek gazetecilik veya yayıncılığın suç işleme izni vermediğini savunuyor.

    Basın örgütleri ise Assange’ın yayımladıkları nedeniyle yargılanmasının kötü bir örnek oluşturacağını ve bundan sonra ABD’nin herhangi bir gazeteciyi casusluk suçlamasıyla yargılayabileceğini vurguluyor.

    Dava süreci

    Assange’ın kurduğu WikiLeaks, 2010’da, aralarında ABD’nin Irak ve Afganistan’da işlediği suçları da delillendiren çok sayıda gizli belgeyi yayımlamıştı.

    ABD’nin casuslukla suçladığı ve iadesini istediği Assange, hakkında tecavüz ve cinsel taciz suçlamalarıyla açılan davalar için İsveç’e iadesi gündemdeyken, Haziran 2012’de Ekvador’un Londra Büyükelçiliğine sığınmıştı.

    Assange, Ekvador’un Londra Büyükelçiliğinden 11 Nisan 2019’da çıkarılarak gözaltına alınmış ve “kefaletle serbest bırakılma şartlarını ihlal etmekten” tutuklanarak Londra’daki Belmarsh Hapishanesi’ne konulmuştu.

    Mahkeme, Assange’ı bu suçtan 50 hafta hapse mahkum etmişti. 50 haftalık cezasını dolduran Assange’ın iade talebi çerçevesinde tutuklu kalmasına karar verilmişti.

    Duruşmaların ardından 4 Ocak’ta, Assange’ın intihar riskinin yüksek olduğunu ve ABD hapishanesinde özel idari önlemlere tabi tutulacağını, özellikle de istihbarat topluluğunun kendisine düşman olması nedeniyle “gerçek bir risk altında” olduğu gerekçesiyle ABD’nin iade talebi reddedilmişti. ABD ise karara itiraz ederek Assange’ın iadesini istemişti.

    ABD, temyizi kazanabilmek için WikiLeaks kurucusunun yüksek güvenlikli hapishanelerde tutulmayacağı ve hapis cezasını ülkesi Avustralya’da çekebileceği taahhüdünde bulunmuştu.

    Savunma ekibi ise CIA’in, Assange’ı Ekvador’un Londra Büyükelçiliğinde saklandığı sırada kaçırma ve öldürme planı yaptığına ilişkin haberleri dayanak göstererek can güvenliğine vurgu yapmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avusturya’da hastasının yanlış bacağını kesen doktora para cezası

    Avusturya’da hastasının yanlış bacağını kesen doktora para cezası


    Avusturya’nın Linz kentinde bu yıl başında hastasının sol bacağı yerine sağ bacağını ameliyat sırasında yanlışlıkla kesen 43 yaşındaki doktor “büyük ihmalkarlık” suçundan 2 bin 700 euro para cezasına mahkum oldu.

    Doktorun yaptığı büyük hata, operasyondan iki gün sonra ortaya çıkmıştı.

    Mahkeme, şikayet başvurusu yapılmadan önce ölen hastanın dul eşine 5 bin euro maddi tazminat ödenmesine karar verdi.

    Freistadt kasabasındaki bir klinikte gerçekleşen operasyonda yapılan büyük hata, iki gün sonra gerçekleşen pansuman sırasında anlaşıldı ve hastaya diğer bacağının da kesilmesi gerektiği söylendi.

    Hatanın anlaşılmasından sonra kadın cerrahın buradaki işine son verilmişti.

    Daha önce 1992 yılında ABD’de gerçekleşen bir cerrahi operasyonda buna benzer bir olay yaşanmıştı.

    Şeker hastasının bir ayağını kesmek zorunda kalan cerrah, operasyonun tam ortasında yanlış bacağı kestiğinin farkına varmış, ancak damar ve sinirleri kestiği için ameliyatı tamamlamak zorunda kalmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD ve Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye Osman Kavala tepkisi

    ABD ve Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye Osman Kavala tepkisi


    Gezi eylemlerini ‘organize’ ve ‘finanse etmekle’ suçlanan Osman Kavala’nın dört yıldan fazladır süren tutukluluk halinin devamına ilişkin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin aldığı karar tepkilere neden oldu.

    Almanya hükümeti insan hakları ve insani yardım sorumlusu Barbel Kofler, Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde yayımlanan açıklamasında “İstanbul’daki mahkemenin bugünkü kararı ile maalesef Türkiye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AIHM) Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması için neredeyse iki yıldır yanıtsız bırakılan talebini yerine getirmedi. Bunu esefle karşılıyorum” dedi.

    Türkiye’nin kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin önümüzdeki günlerde konuyla ilgili nasıl bir işlem yürütüleceği konusunda karar alacağını belirten Kofler, bu davanın yalnızca Osman Kavala ya da Türkiye ile değil, Avrupa’da bir bütün olarak insan haklarının korunmasıyla ilgili olduğunun altını çizdi ve AIHM kararlarının Avrupa Konseyi’nin kurulduğundan bu yana inşa etmekte olduğu insan haklarının korunması sisteminin yapı taşı olduğunu kaydetti.

    Avrupa Parlamentosu Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eş-Başkanı Sergey Lagodinsky, de sosyal medyadan paylaştığı basın açıklamasında “Osman Kavala hapiste kalmaya devam edecek. Bu Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri, özellikle de yeni Alman hükümeti açısından yeni bir başlangıç için kaçırılmış bir fırsattır” ifadesini kullandı.

    Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor ise Mesut Özdemir’in başkanı olduğu İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, AİHM kararlarına uymayarak, Osman Kavala’yı demir parmaklıkların arkasında tutmaya karar verdi. Türkiye’deki yetkililer gönülsüzce Avrupa Konseyi ihlal sürecini kabul etmek zorunda mı bırakılıyorlar? Başka bir yol görünmüyor.”

    ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise şu ifadeler yer verildi:

    “Özgürlüklere saygı gösterme ve bu davayı en kısa sürede sonuçlandırma konusunda Türkiye’ye çağrı yapmaya devam ediyoruz. Türkiye’yi ayrıca, AİHM kararlarına uymaya çağırıyoruz.”

    “Osman Kavala’nın bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulunuyoruz. Kavala’ya yönelik kuşkulu suçlamalar, devam eden tutukluluğu hukukun üstünlüğü ve demokrasinin altını oyuyor.”

    “Türkiye’ye karşı ihlal süreci başlatılsın”

    Karar üzerine Avrupa Konseyi üyeleri devlet başkanlarına hitaben bir açık mektup yayınladığını duyuran Uluslararası Af Örgütü mahkemenin insan hakları savunucusu Osman Kavala’nın AIHM’in 2019 yılındaki bağlayıcı kararına rağmen serbest bırakılmamasının çok nadir kullanılan ihlal sürecinin Türkiye karşı başlatılması gerektiğini belirtti.

    Örgütün Avrupa Direktörü Nils Muiznieks “Türkiye’nin Avrupa Mahkemesinin bağlayıcı kararını uygulamayı reddetmesi Osman Kavala’nın özgürlük hakkının vicdansızca ihlalidir ve Avrupa insan hakları sisteminin bütünlüğüne ciddi bir tehdit temsil etmektedir” ifadelerini kullandı.

    Avrupa Parlamentosu Üyesi Hollandalı vekil ve eski Türkiye Raportörü Kati Piri de sosyal medyadan yaptığı paylaşımda Avrupa Konseyi bakanlarının Türkiye’ye karşı AIHM kararına itaatsizlikten dolayı ihlal sürecinin paylaşılması çağrısında bulundu.

    İhlal süreci nedir?

    Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararı uyarınca Osman Kavala’nın serbest bırakılması için Türkiye’ye verdiği süre 29 Kasım’da doluyor. Avrupa Konseyi, AIHM kararlarına itaatsizlik durumunda Türkiye hakkında yasal ihlal süreci başlatacağı işaretini verdi.

    İhlal süreci, bir Avrupa Konseyi üyesinin Avrupa Mahkemelerinin kararlarını uygulamaması durumunda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne verilen bir yetki. Süreç sonunda Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nde oy hakkının askıya alınması ya da üyelikten çıkarılması gündeme gelebilir.

    Osman Kavala’nın AIHM kararları gereğince serbest bırakılması çağrısıyla açıklama yapan 10 ülkenin büyükelçisi için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘istenmeyen kişi’ ilan edilmeleri talimatı vermişti.

    Erdoğan, krizin çözülmesinin ardından “bu büyükelçilerin Türkiye’nin egemenlik konusundaki beyanlarında daha dikkatli olacağını umuyoruz. Milletimizin hassasiyetlerine uymayanların bu ülkede barınamayacağını da söylemek istiyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mahkeme oy çokluğuyla karar aldı: Osman Kavala tutuklu kalmaya devam edecek

    Mahkeme oy çokluğuyla karar aldı: Osman Kavala tutuklu kalmaya devam edecek


    Birleştirilen Gezi Parkı ve Çarşı Grubu Davası’nın bugün ikinci duruşması görüldü. Duruşmadan Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamı kararı çıktı. Dört yıldan uzun süredir tutuklu bulunan Kavala, duruşmaya katılmadı.

    Aralarında Osman Kavala ve Henri Barkey’in de bulunduğu 52 kişi ‘hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüsle’ suçlanıyor.

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde sanıklar ve avukatların talepleri alındı. Davanın tek tutuklu sanığı olan işadamı Osman Kavala’nın avukatları tahliye talebinde bulundu. Kavala daha önce duyurduğu gibi duruşmaya katılmadı.

    Daha sonra Cumhuriyet savcısının görüşü soruldu. Savcı, Kavala’nın tutukluluk halinin devamı yönünde karar verilmesini istedi ve mahkeme heyeti, karar almak için müzakereye çekildi.

    Durumu gözden geçiren mahkeme heyeti, tahliye talebini reddetti ve oy çokluğuyla Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

    “Siyasi irade istediği için”

    Çarşı davası avukatlarından Yıldız İmrek söz aldığında şu ifadeleri kullandı:

    “Bu birleştirme usulsüz ve sanık haklarını engelliyor, temsil ettiğim insanın haklarını savunamıyorum. Çünkü daha temel bir insan hakkı ihlali var. Bir insan haksız hukuksuz yere dört senedir hapiste. Çarşı ve Gezi’nin torba dava haline gelmesi siyasi irade istediği içindir, çünkü birleştirmenin hiçbir hukuki koşulu yoktur. Siyasi irade istediği için yapılan birleştirme ile dava uzatılmak isteniyor. Bu şekilde müvekkilimin aklanma hakkı ihlal ediliyor.”

    “Bu iddianameler absürd”

    Çarşı davası avukatlarından Efkan Bolaç, “Bir taraftar grubunun hükümete darbe yapmaya teşebbüs ettiğine dair absürt bir iddia var. Diğer taraftaysa rehin alınmış ve 1500 gündür tutuklu olan bir kişi var. Ve niye tutulduğuna dair bir delil ya da dayanak yok. Bu yargılamanın neden yapıldığına dair ne sizin ne de savcılık makamının bir fikri olmadığını düşünüyorum. O nedenle hukuken bu absürtlüğe son verilmesini istiyorum.” dedi.

    Prof. Buğra: Bu durumun normalleşmesinden korkuyorum

    Kavala’nın akademisyen olan eşi Prof. Ayşe Buğra karar sonrası açıklama yaparak şunları söyledi:

    “Bu duruşmalar bana çok tuhaf geliyor çünkü savcılar, iddianame yazdıkları, ağır ithamlarda bulundukları kişiye soru sormuyorlar. Avukatlar sürekli aynı soruları soruyorlar ama cevap alamıyorlar. Bunlar normal hukuk normlarına uyan şeyler değil. Bu durumun kanıksanmasından ve normalleşmesinden korkuyorum.”

    Beraat etmiş ancak yeniden tutuklanmıştı

    Gezi eylemlerini organize ve finanse etmekle suçlanan Osman Kavala 2019’da İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde beraat etmiş ancak istinaf mahkemesi beraat kararını bozmuştu.

    İkinci kez yapılan yargılamada önce Kavala ve yurt dışında bulunan akademisyen Henri Barkey’e İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan 15 Temmuz davası birleşmiş, ardından dava 13. Ağır Ceza Mahkemesinde 35 Çarşı üyesinin yargılandığı davaya eklenmişti.

    Kavala toplamda 1488 gündür hakkında bir hüküm olmadan tutuklu şekilde yargılanıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***