Etiket: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

  • Erdoğan Kuzey Kıbrıs’ta müjdeyi verdi: Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve Millet Bahçesi yapılacak

    Erdoğan Kuzey Kıbrıs’ta müjdeyi verdi: Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve Millet Bahçesi yapılacak


    Türkiye Cumhrbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kurban Bayramı’nı geçirmek için gittiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde söz verdiği müjdeyi açıkladı: KKTC’ye de bir ‘Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ ve ‘Millet Bahçesi’ yapılacak.

    Kıbrıs Barış Harekatı’nın 47’nci yıl dönümü dolayısıyla Cumhuriyet Meclisi Özel Oturumu’nda milletvekillerine hitap eden Erdoğan, “KKTC Cumhurbaşkanlığı’nın ne doğru düzgün bir binası ne de ülkenin doğru düzgün bir parlamento binası var. Bunu KKTC’ye yakıştırmıyoruz.” diyerek mevcut binayı “İngilizlere ait bir gecekondu” olarak niteledi ve şöyle konuştu:

    “Külliye ile ilgili adımın proje çalışmaları bitti. İnşasına da inşallah yakında başlıyoruz. Nerede başlıyoruz? Metehan bölgesinde TSK ile görüşerek 500 dönüm araziyi bu iş için tahsis ettik. Bu arazide külliyeleri yapacağız. Bir de muhteşem bir millet bahçesini orada yapalım, gerçekleştirelim. Devlet olmanın ifadesi budur. Bu projeyi hayata geçirmek suretiyle nasıl bir Kıbrıs Türkleri’ne ait devlet varmış, bunu birilerinin görmesi lazım. Fazla zamanımız yok. Var olan binanın ise müze haline getirilerek gelecek nesillere bırakılmasının isabet olacağını düşünüyorum.”

    Erdoğan’ın konuşmasının geri kalanına dair öne çıkan satır başlıkları şöyle şöyle:

    “Bugün Türkiye ile KKTC arasındaki, gücünü şehitlerimizin kanlarından alan ebedi ve ezeli kardeşliğimizi tüm dünyaya isteseler de istemeseler de bir kez daha ilan ediyoruz.

    Kıbrıs davası öksüz, garip, sahipsiz değildir. Bu dava, tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük, mücadelesiyle büyük, 1974’te yazdığı kahramanlık destanıyla büyük bir milletin davasıdır. Sırtlarını dayadıkları güçlere güvenerek Kıbrıs Türkü’nü yok edeceklerini sananlar, karşılarında Kıbrıs Türk halkının çelikten iradesini buldular.

    ABD

    Birlik ve beraberliğimizi hedef alan belli çevrelerin kardeşliğimize fitne mayası çalmasına müsaade etmeyeceğiz. Bizlerin burada sergilediği kardeşlik Amerika’da birilerini rahatsız etmiş olsa da biz burada kararlılıkla yürüyeceğiz. Artık sıkıntı olmayacak derken Amerika’da birileriyle ortak mahfiller oluşturmak suretiyle yeniden ortalığı karıştırmayı çalışanları iyi biliyoruz.

    Cenevre önerisi

    Ersin Tatar tarafından Cenevre’de sunulan öneriye desteğimiz tamdır.

    Doğu Akdeniz

    Rum tarafı Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Türk halkının müktesep haklarını yok saymayı ısrarla sürdürüyor. Doğu Akdeniz’deki işbirliği alanlarını ele almak üzere AB’ye bölgesel bir konferans düzenlenmesini önerdim. Yapıcı teklifimize henüz yanıt alamadık. Bizim kimsenin toprağında, hakkında gözümüz yoktur. Niyetimiz gerginlik değil. Rum tarafının Kıbrıs Türk’ünün hakknı yok sayarak atacağı her adımın karşısında olduğumuzun altını çiziyorum.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sedat Peker’in gündeme taşıdığı Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili 25 yıl sonra kim, ne diyor?

    Sedat Peker’in gündeme taşıdığı Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili 25 yıl sonra kim, ne diyor?


    Organize suç örgütü liderliğinden mahkumiyeti bulunan ve yine aynı suçlamadan aranan Sedat Peker’in, yayımladığı videolarda 1996 Lefkoşa’da öldürülen gazeteci Kutlu Adalı cinayetine ilişkin ortaya attığı yeni iddialar faali meçhul cinayeti yeniden gündeme getirdi.

    Peki, Kutlu’nun öldürülmesinin ardından yaklaşık 25 yıl geçtikten sonra gündemi sarsan bu iddialarla ilgili kim, ne dedi ? Bundan sonra ne tür gelişmeler olabilir ?

    Sedat Peker, Kutlu Adalı suikasti hakkında ne dedi ?

    Sedat Peker, son açıklamalarında gazeteci Kutlu Adalı cinayetlerine ilişkin olarak eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve eski MİT’çi Korkut Eken’i hedef gösterdi.

    Peker, Adalı cinayeti için Eken’in o dönem kendisini aradığını belirterek, bu cinayet için kendisinin kardeşi Atilla Peker’i önerdiğini iddia etti.

    Peker, “Biz o zaman Mehmet Ağar, Korkut Eken hep beraberiz… Genciz, vatanseveriz… Bana genelde iş adamlarını yönlendiriyorlar, faili meçhullerden ziyade. Onları da anlatacağım. Bana dedi ki, “Kıbrıs’ta bir adam var, Kıbrıs’ı Rumlara satmak istiyor.” İki profesyonel dedi… Dedim sana öz kardeşimi vereceğim, Atilla Peker’i. Uzmandır, sokaklarda yetişmiştir. Biletlerden bakabilirler. Yüce Allah o insanın kanını bize nasip etmedi. Onlara bağlı başka bir ekip öldürmüş. Karşılaştık Korkut abiyle, “Halloldu o iş” dedi” diyerek iddialarını sıraladı.

    Atilla Peker: MİT’çi Korkut Eken’le Kıbrıs’a gittik

    Hakkında soruşturma açılan Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker, müracaat savcılığına verdiği ve kamuoyuna imzasız nüshanın yansıdığı dilekçede, gazeteci Kutlu Adalı’yı öldürmek için eski MİT’çi Korkut Eken’le Kıbrıs’a gittiklerini iddia etti.

    Atilla Peker, Eken’in kendisine silah verdiğini ve susturucunun nasıl kullanıldığını öğrettiğini belirtti. Peker, Eken’in İstanbul’da gerçekleşen daha sonraki görüşmede kendisine, “Atilla biz Kıbrıs işini hallettik biliyor musun’ dediğini aktardı.

    Atilla Peker, dilekçesinde, Kıbrıs’ta Sivil Savunma Daire Başkanlığı’na gittiklerini, orada Kurmay Albay Galip Mendi ve yardımcısı Enver Tosun yarbay ile tanıştığını ve kendilerine verilen beyaz Renault Toros marka araçla Kutlu Adalı’nın akşam hava karardıktan sonra evinin çevresinde keşif yaptıklarını anlattı.

    Ertesi gün de Adalı’nın evinin etrafında birkaç sefer keşifte bulunduklarını kayda geçen Atilla Peker, “Ertesi gün tekrar geldik, gündüzleri de evinin etrafında birkaç sefer keşifte bulunduk, yine evden çok sesler geliyordu; bunun üzerine Korkut komutan bana dedi ki ‘Üç kişi de olsa bunların hepsi PKK’lıdır. PKK’lı ile dost olan da PKK’lıdır, hepsini öldürmende bir mahsur olmaz’” ifadesini kullandı.

    Korkut Eken: Kutlu Adalı’yı tanımam, Kıbrıs’a Atilla Peker’le gittim

    Bu iddiaların üzerine Korkut Eken, Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk’e konuşarak, suçlamaları reddetti ancak Peker’le Kıbrıs’a gittiğini doğruladı.

    Kutlu Adalı’yı tanımadığını belirten ve olayın soruşturulması için talepte bulunacağını kaydeden Eken, “Ben Sedat Peker’e ne yaptımsa aşırı bir düşmanlığı oluşmuş. Atilla Peker’in buna alet olmaması lazım. Nasıl yaptı bilmiyorum” ifadesini kullandı.

    Korkut Eken, “O gazeteciyi tanıyorsam, biliyorsam şerefsizim. Öldürülmesiyle de alakam yok” dedi. Eken, “her ihtimale karşı” Kıbrıs’a Atilla Peker’le gittiğini doğrularken, “PKK’nın oradaki faaliyetlerine yönelik 3-5 günlük bir inceleme yaptım.” açıklamasını yaptı.

    Dönemin Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hasan Kundakçı’nın yine dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ı, telefonla aradığını ve ‘Kıbrıs’ta çok büyük PKK faaliyetleri var. Teröristler burada cirit atıyor’ dediğini ve bu konuda yardım talep ettiğini kaydeden Eker, şunları söyledi:

    “Ben de o dönemde Emniyet’te Özel Harekat Polislerini yetiştirmekle görevliyim. Mehmet Bey de beni gönderdi. Her ihtimale karşı doğru, Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’le gittim, ben çağırdım. PKK’nın oradaki faaliyetlerine yönelik 3-5 günlük bir inceleme yaptım. PKK’nın yaralılarını Kıbrıs’a götürdüğünü tespit ettik. Rum kesiminde tedavi edildikten sonra Yunanistan’da bulunan Lavrian kampına teröristler sevk ediliyordu. Bunları ben raporladım ve Kolordu Komutanı Hasan Kundakçı paşama verdim.”

    Emekli Orgeneral ve eski Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi’yi ziyaretine ilişkin olarak da konuşan Eken “O dönem Albay rütbesinde olan Galip Mendi Paşa benim çok sevdiğim kahraman askerlerden birisidir. Gitmişken kendilerini ziyaret ettim. Lefke’ye gideceğim zaman da otomobil verdiler.” dedi.

    Eski Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi: Korkut Eken’le KKTC’de görüştük

    Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’in gazeteci Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili ismini verdiği emekli Orgeneral ve eski Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi, MİT görevlisi Korkut Eken’le görüştüklerini doğrularken, Adalı hakkında konuşmadıklarını belirterek “PKK ile ilgili istihbarat çalışması yapılacağını söyledi. Biz de kendisine beyaz Renault marka Toros aracı tahsis ettik” dedi. Mendi, görüşmede yer alan Atilla Peker’in de Sedat Peker’in kardeşi olduğunu sonradan öğrendiğini söyledi.

    Gazeteci Can Özçelik’e konuşan Mendi, “Korkut Eken, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda görev yapmış bir büyüğümüz. Saygı duyduğum bir kişi. Kahraman bir subay. Beni de ziyaret etti. Yanında da Atilla Peker isimli kişi vardı. Ama o gün adını bilmiyordum. Onun Sedat Peker’in kardeşi olduğunu sonradan öğrendim. Korkut Eken’in yanında bond çanta vardı. Ama içinde ne vardı onu bilemiyorum.” dedi.

    Adalı cinayetinin nedeni Aziz Barnabas Manastırı’ndaki soygun mu ?

    Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs Rum Kesimi üyesi Niyazi Kızılyürek, Kutlu Adalı cinayetinin nedenini Aziz Barnabas Manastırı’nda aramak gerektiğini söyledi.

    Gazeteci Zeynel Lüle’ye konuşan Kızılyürek, bu konuyu Avrupa Birliği Komisyonu’nun gündemine taşımaya kararlı olduğunu söyledi.

    Adalı’nın ölümünün Kıbrıs’taki politik süreçlerle bir ilgisi olmadığını düşündüğünü, cinayetin Kıbrıs sorunu ile doğrudan ilgili olmadığını kaydeden Kızılyürek, Adalı’nın Aziz Barnabas Manastırı ve müzesi hakkında yazılar yazmaya başlamasının ardından katledildiğini ifade etti.

    Adalı’nın öldürülmeden önceki yazılarında Aziz Barnabas Manastırı’nda yaşanan hırsızlık olaylarını anlattığını hatırlatan Kızılyürek, “Aziz Barnabas Manastırı’nda Mart 1996’da orada Sivil Savunma arabaları görüldü. Dönemin Sivil Savunma başkanı Galip Mendi’ydi. Sonra askerler oraya geldiler ve Kutlu Adalı bunları tespit ettiği için ısrarla şu soruyu soruyordu: ‘Ne arıyorsunuz müzeye dönüştürülen Aziz Barnabas Manastırı’nda?’ İşte bu soruya hala yanıt verilmedi. Kimi oraya PKK’nın silah sakladığını söylüyordu ancak bunun hiç doğru olduğunu düşünmüyorum. Orada PKK’nın silah saklaması mümkün değil. Düz bir ovada her taraftan görünen bir yerde PKK’nın böyle bir iş yapacağı hiç kimseyi ikna etmez. Dolayısıyla Peker’in açıklamasında da dile getirilen hırsızlık olayına yoğunlaşmakta yarar var.” dedi.

    Kutlu Adalı’nın ailesi: Erdoğan ‘Bu işi araştırın’ derse umutlanırız

    Kutlu Adalı’nın oğlu Cüneyt Adalı, son gelişmelerle ilgili olarak, “Bu açıklamalar ve itiraflardan umutlu değiliz. 25 yıldır bu kişileri, ilişkileri zaten biliyoruz. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘Bu işi araştırın’ derse umutlanırız.” dedi.

    Basına yaptığı kısa açıklamada Cüneyt Adalı, aile olarak konuşmak istemediklerini belirterek, “Şu ana kadar yapılan açıklamaları, itirafları kaale almıyoruz. Bunlar bizi umutlandırmıyor. Çünkü biz zaten 25 yıldır bu isimleri, bu ilişkileri biliyoruz. Burada acı olan 25 yıl hiç harekete geçilmemesi” dedi.

    AİHM, Kutlu davasında, ‘etkin soruşturma yapmadığı’ gerekçesiyle Türkiye mahkum etmişti

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 1996’da Kuzey Kıbrıs’ta öldürülen gazeteci Kutlu Adalı ile ilgili eşinin yaptığı başvuruda Türkiye’yi, “ölümü etkin şekilde araştırmadığı” gerekçesiyle altıya karşı bir oyla mahkum etti. AİHM, 2005’te aldığı kararda, Türkiye’yi toplam 95 bin Euro ödemeye mahkum etti.

    AİHM, gazetecinin Türkiyeli veya KKTC güçlerince öldürüldüğü iddiasının ispatlanamadığı ancak iddianın etkin şekilde araştırılmadığına karar verdi.

    Eşinin yazıları nedeniyle birçok kez tehdit edildiğini savunan İlkay Adalı, 6 Temmuz 1996’da işlenen cinayetten Türkiye’den giden veya KKTC’deki hükümet ajanlarını sorumlu tutuyordu.

    Eşinin ölümünde beri yetkililerin taciz, yıldırma ve ayrımcı gibi muamelelerine tabi tutulduğunu iddia eden İlkay Adalı, izlendiği, telefonlarının dinlendiği, telefonla tehdit edildiği ve zaman zaman telefon ve faks hattının kesildiği görüşünü dile getirmişti

  • Sedat Peker’in açıklamaları sonrası KKTC’de muhalefetten Kutlu Adalı cinayeti için suç duyurusu

    Sedat Peker’in açıklamaları sonrası KKTC’de muhalefetten Kutlu Adalı cinayeti için suç duyurusu


    Sedat Peker’in Youtube üzerinden yayınladığı videolarda Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı cinayetine ilişkin yaptığı açıklamanın ardından Halkın Partisi, bu sabah KKTC Emniyet Genel Müdürlüğü’ne ihbar başvurusunda bulundu.

    HP Genel Başkanı Kudret Özersay, yaptığı açıklamada, ‘polise yapılan ihbar başvurusunda son günlerde yaşanan gelişmelerin, kamuoyunda görgü tanıklarının kendi ifadelerine dayalı iddiaların yer aldığını ve polisten geçmişte açılan ve sonuçsuz kalan ya da kapatılan dosyanın yeniden canlandırılmasını, yeniden açılmasını talep ettiklerini’ duyurdu.

    Özersay, polisin Türkiye ile geçmişte yapılmış olan adli yardımlaşma anlaşmasının ilgili maddelerine dayalı olarak Türkiye’de bulunan bazı kişilerin ifadelerinin alınması için iş birliği mekanizmalarını devreye sokmasını da talep ettiklerini belirtti.

    HP lideri Özersay “Aslında dün duyduklarımız bu ülkenin alnında insan hakları ve demokrasi açısından kara bir leke olarak durmakta olan Kutlu Adalı faili meçhul cinayetini biraz olsun takip eden kimse için bir sürpriz değildir. Ancak konunun görgü tanığı olduğunu söyleyen bir şahsın kamuoyu önünde açık itirafıdır. Bahse konu şahıs bu cinayetin azmettiricilerinin, öldürme talimatını verenlerin kimler olduğunu isim, tarih ve mekan bilgisi vererek iddia etmektedir. Bu açıdan yeni bilgiler, iddialar ve ifadeler vardır. Bu nedenle dosya canlandırılmalı, yeniden açılmalı ve bu cinayetin sorumluları derhal araştırılıp bulunup cezalandırılmalıdır” dedi.

    “Adli Yardımlaşma Anlaşması devreye sokulsun”

    Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki Ticari ve Cezai konularda adli yardımlaşma, tanıma ve tenfiz, suçluların geri verilmesi ve nakli sözleşmesine atıfta bulunan Özersay, açıklamasının devamında, buradaki mekanizmaların çalıştırılması için polise başvurduklarını kaydetti.

    Özersay “Bu adli işbirliği anlaşmasına göre başka hususlar yanında suç ihbarında bulunularak kovuşturma talep edilmesi mümkündür. Bu çerçevede talep edilmesi durumunda Türkiye’de bulunan kişilerin ifadelerinin Türkiye Cumhuriyeti yetkililerince alınması, sorgulamalarının yapılması mümkündür. Dün ismi verilen kişilerden birisinin Türkiye’de göz altına alındığı da dikkate alındığında bu faili meçhul cinayetin aydınlatılmasına dair çok önemli bir kapı aralanmıştır. Bu adli yardımlaşma anlaşmasının yarattığı imkanları Polis Genel Müdürlüğü derhal kullanmalıdır.” ifadelerini kullandı.

  • Erdoğan: Kıbrıs’ta yeni müzakere süreci olacaksa bu iki devlet arasında yürütülmeli

    Erdoğan: Kıbrıs’ta yeni müzakere süreci olacaksa bu iki devlet arasında yürütülmeli


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kıbrıs’ta yeni müzakere süreci olacaksa bu artık iki toplum arasında değil, iki devlet arasında yürütülmelidir. Kıbrıs Türkünün egemen eşitliği ile eşit statüsü teyit edilmeli ve müzakereler bundan sonra başlamalıdır.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC Sulamaları İletim Tüneli Işık Görünme Töreni’ne Vahdettin Köşkü’nden canlı bağlantıyla katıldı.

    “Kıbrıs Türkü adaletsizliğin ve çifte standardın ne demek olduğunu gayet iyi bilir. Yarım asırdır süren müzakere sürecinde Kıbrıs Türkleri çözümsüzlüğün en büyük mağduru olmuşlardır.” diyen Erdoğan, “Kapalı kapılar ardında Kıbrıs Türklerinin haklarını teslim edenler, iş icraata geldiğinde maalesef hep üç maymunu oynadılar. Ada’da Türk toplumunu eşit görmeyen, hatta yok sayan zihniyet, Kıbrıs sorununu bir kangrene dönüştürmüştür. Kıbrıs müzakereleri Rum tarafının uzlaşmaz, adadaki gerçeklerden kopuk tutumu ve şımarıklıkları nedeniyle sonuçsuz kalmıştır.” değerlendirmesinde bulundu.

    “Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün bedelini artık hiç kimse Türk tarafına ödetemez. Kıbrıs’ta bir çözüm aranıyorsa bunun ham hayaller değil, sahadaki gerçekler üzerinde inşa edilmesi şarttır. 1963-1974 yıllarında Kıbrıs Türk halkını katledenler, müzakere süreçlerinde çözüme yaklaşıldığı anda olmadık bahanelerle masadan kaçmışlardır. Annan Planı’nı reddeden Rumlar, Avrupa Birliği üyeliğiyle ödüllendirilirken, aynı plana ‘evet’ diyen Kıbrıs Türkleri cezalandırılmıştır. Kıbrıs Türk’üyle bırakın siyasi gücü, refahı, ‘hastaneleri bile paylaşmam’ diyen bir zihniyetle ortak bir gelecek kurulması zaten mümkün değildir. Yeni bir müzakere süreci olacaksa bu, artık iki toplum arasında değil, iki devlet arasında yürütülmelidir. Kıbrıs Türkünün egemen eşitliği ile eşit statüsü teyit edilmeli ve müzakereler bundan sonra başlamalıdır. İki devletli çözümü reddetmek, Kıbrıs Türk halkının egemenliğini, eşitliğini, bağımsızlığını, devletini reddetmek demektir. Ne bizim ne de KKTC’nin böyle bir adaletsizliğe, böyle bir hak gasbına rızası yoktur.” ifadelerini kullandı.

    “Kıbrıs Türkü’nün Doğu Akdeniz’deki haklarının yenilmesine müsaade etmeyeceğiz”

    “Kıbrıs Türkü’nün Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları üzerinde var olan haklarının yenilmesine asla müsaade etmeyeceğiz.” diyen Erdoğan, “Türkiye olarak ahdi ve tarihi sorumluluklarımız çerçevesinde milli davamız olan Kıbrıs’a sahip çıkmakta kararlıyız. Karadeniz’dekine benzer güzel haberleri Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerimizden de alacağımıza inanıyorum. Bizler tek yürek, tek bilek hareket edersek, Allah’ın izniyle önümüzde durabilecek hiçbir engel, hiçbir zorluk yoktur. Anavatan ve garantör Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da KKTC’nin ve Kıbrıs Türk halkının yanında olacaktır. Doğu Akdeniz’de barış, güvenlik, istikrar ve refahın hakim kılınması için Kıbrıs Türk halkının yanında olmayı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

    “Gayemiz KKTC’nin gelişip güçlenmesi”

    Erdoğan, “Askıda deniz geçiş sistemiyle yıllık 75 milyon metreküp suyu Anavatan’dan Yavru Vatan’a ulaştırdık. Gayemiz, KKTC’nin gelişip güçlenmesi ve Kıbrıs Türk halkının daha müreffeh bir geleceğe sahip olması.” dedi.

    Türkiye ile KKTC arasındaki tarihi, kültürel, coğrafi bağlara bir yenisinin daha eklendiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Bugün de anavatanın suyunu KKTC’nin bereketli topraklarıyla buluşturacak sulama iletim tünelinin açılışını yapıyoruz. Tarım yapılacak arazilerin sulamaya açılmasıyla yıllık 156 milyon liralık gelir artışı ve yaklaşık 10 bin kişilik ilave istihdam sağlanacaktır. Su sıkıntısını giderecek projelerimizle Kıbrıs Türkü’nü kimseye muhtaç etmeme kararlılığımızı ortaya koyduk.”

  • KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar: Kıbrıs Cumhuriyeti kimliğim var, ama kullanmadım

    KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar: Kıbrıs Cumhuriyeti kimliğim var, ama kullanmadım


    Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis’in”Kıbrıs kimliğine ve pasaportuna sahip 97 bin Kıbrıslı Türk utanmalı mı?” yönündeki açıklamasına cevap veren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Anastasiadis, ‘bu kimliği aldınız, bana biat ediyorsunuz’ demek istiyor. Ben 1974’ten önce doğdum, var ama kullanmadım. Bir yöntemi varsa iade edeceğim.” dedi.

    Anastasiadis’in Paskalya mesajında, Kıbrıslı Türklerle ilgili “vatandaşlarımız” ifadesini kullanması ve konuşmasında, aralarında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tatar’ın da Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu sahibi olduğunu belirtmesi sonrası başlayan ‘kimlik tartışması’ devam ediyor.

    Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Postası TV’de Gökhan Altıner’in sunduğu “Sabah Postası” programına telefonla bağlanarak konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.

    Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, şöyle konuştu:

    “Anastasiadis kendi halkına oynuyor. Kendisi, 1 Nisan’da yaptığı açıklamasında, benim halkım EOKA’cıdır dedi, Kıbrıs’ın bir Helen adası olduğunu söyledi. Ben bu konudaki tepkimi, BM huzurunda kendisine ilettim. Sen bizimle güya federasyon çatısı altında anlaşmak istiyorsun ama bunları söylüyorsun dedim. Onların düşüncelerinde bir değişiklik yok. Fakat bizim içimizdeki bazı çatlak sesler halen gerçeği göremiyor.”

    “Kimliğim var ama kullanmadım, iade edebilirim”

    Kendisinin de Kıbrıs Cumhuriyeti kimliği olduğuna dair haberler üzerine, Cumhurbaşkanı Tatar, “Ben 1974’ten önce doğdum, var ama kullanmadım. Bir yönetimi varsa iade edeceğim.” ifadelerini kullandı.

    Tatar, “Benim halkım, benim insanım bu pasaportu kullanıyorsa, bu bir ihtiyaçtır. Maalesef gasp ettikleri devletin imtiyazıdır. İnsanımız, seyahat özgürlüğü olarak bu pasaporttan faydalanıyor. Kimlik sahibi Kıbrıslı Türkler, Rum tarafında mı ikamet ediyor? Anastasiadis’e oy mu veriyor?” sorusunu yöneltti.

    Rum lider Anastasiadis’in, Kıbrıslı Türklerle ilgili “vatandaşlarımız” demesinin, olayı farklı bir yöne çekme anlamına geldiğini belirten Tatar, “Bu şekilde, bu pasaportu aldınız, bana biat ediyorsunuz demek istiyor.” diye konuştu.

    Ersin Tatar: Kıbrıs Türk halkı, Rum tarafının azınlığı ve vatandaşları değil

    KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Anastasiadis, ‘vatandaşlarımız’ diyerek halkımıza hakaret etme küstahlığını göstermiştir. Dünya ve Anastasiadis şunu bilmelidir ki Kıbrıs Türk halkı, Rum tarafının azınlığı ve vatandaşları değil, özgür ve egemen KKTC’nin vatandaşlarıdır.” demişti.

    Bunun üzerine Rum Lider Nikos Anastasiadis, Kıbrıs Cumhuriyeti kimliğine sahip 97 bin Kıbrıslı Türke işaret ederek, “Kıbrıs Cumhuriyeti kimliğine sahip 97 bin Kıbrıslı Türk bundan utanmalı mıdır?” diye yanıt vermişti.