Etiket: Kıbrıs

  • SYRIZA’nın yeni lideri ilk ziyaretini Lefkoşa’ya yaptı, Ankara’ya seslendi: Tek taraflı eylemlerden uzak durulmalı

    SYRIZA’nın yeni lideri ilk ziyaretini Lefkoşa’ya yaptı, Ankara’ya seslendi: Tek taraflı eylemlerden uzak durulmalı



    Yunanistan ana muhalefetinin yeni lideri, ilk yurt dışı ziyaretini Kıbrıs’a gerçekleştirdi. Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile bir araya gelen SYRIZA lideri Stefanos Kasselakis, Lefkoşa’dan Ankara’ya seslendi. Görüşme, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda gerçekleşti.

    Gazete Duvar’dan Nikolaos Stelya‘nın haberine göre, Türkiye-Yunanistan diyaloğunun önemi üzerinde duran Kasselakis, Ankara’dan ve Kıbrıs Türk tarafından bu diyaloğu gölgeleyecek adımlardan kaçınmasını talep etti. SYRIZA’nın yeni lideri ayrıca Kıbrıs sorununda iki bölgeli, iki kesimli federal çözüm vizyonuna desteğini açıkladı.

    Yunanistan’ın ana muhalefet lideri, Kıbrıs’a yaptığı ziyaretin önemini ve Hristodulidis ile gerçekleştirdiği verimli görüşmenin detaylarını gazeteciler ile paylaştı. İki lider, Birleşmiş Milletler (BM) kararları çerçevesinde, 2017 yılında Crans Montana’da duran görüşmelerin bir an önce yeniden başlaması gerektiği konusunda hemfikir. Kasselakis, Hristodulidis’e ve BM temsilcisinin atanmasına yönelik aldığı inisiyatiflere desteğini ifade etti. Ayrıca, Helen diasporasının koordinasyon açısından büyük öneme sahip olduğunu ve ABD ziyareti sırasında bu konuyu teşvik etmeye çalışacağını belirtti.

    SYRIZA lideri, Kıbrıs’tan sonrası ABD’yi ziyaret etmeyi planlıyor. Bu ziyaret çerçevesinde Kasselakis, Joe Biden yönetimine yakın isimlerle bir araya gelmeyi tasarlıyor. Ayrıca, Helen-Kıbrıs lobisine yakın isimlerle de buluşması planlanıyor.

    Yunanistan’ın ana muhalefet lideri, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki koordinasyon ve iş birliğinin, uluslararası gelişmeler ışığında büyük önem taşıdığını vurgulayarak, bu konudaki desteklerini yineledi.

    ANKARA’YA MESAJLAR

    Kasselakis, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Maraş ve Pile’deki gibi tek taraflı eylemler veya Kuzey Kıbrıs’ın statüsünün yükseltilmesine yönelik girişimlerin Türkiye-Yunanistan diyaloğuna zarar verdiğini belirtti. Ayrıca, bu tür eylemler yerine güven artırıcı önlemlere odaklanılması gerektiğini ifade etti. Kasselakis, “İhtiyacımız olan şey, Türk-Yunan ilişkilerini olumsuz etkileyen tek taraflı eylemler değil, güven artırıcı önlemlerdir” dedi. Lider, Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasındaki ilişkilerin ve Ankara-Atina diyaloğunun, Kıbrıs sorununun çözümünde kritik bir rol oynayacağını vurguladı.

    Kasselakis’in önümüzdeki süreçte AB başkentleri ile olan temaslarını da yoğunlaştırması ihtimaller dahilinde.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Siyasetin Kıbrıs fotoğrafıyla imtihanı: Önce Cevdet Yılmaz sonra Kılıçdaroğlu EOKA askerlerini paylaştı

    Siyasetin Kıbrıs fotoğrafıyla imtihanı: Önce Cevdet Yılmaz sonra Kılıçdaroğlu EOKA askerlerini paylaştı



    100. yaşını kutlayan CHP’de, dün Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere partililer sosyal medya hesaplarından, parti tarihinin anlatıldığı bir video paylaştı.

    Videoda, Bülent Ecevit’in Genel Başkan olduğu döneme atıfta bulunduğu anda, Kıbrıs’ta Türk köylerine saldıran Rum milliyetçi grup EOKA’nın fotoğrafının kullanıldı.

    EOKA fotoğrafının yayımlanması tartışma konusu oldu.

    CEVDET YILMAZ DA YAYIMLAMIŞTI

    CHP’nin yayımladığı video KKTC medyasında da gündem oldu. Yeni Düzen gazetesi, haberinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da aynı görseli kullandığı hatırlatıldı.

    Siyasetin Kıbrıs fotoğrafıyla imtihanı: Önce Cevdet Yılmaz sonra Kılıçdaroğlu EOKA askerlerini paylaştı - Resim : 1

    Haberde, “Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin Kıbrıs’a yönelik askeri müdahalesinin 49’uncu yıldönümüne ilişkin paylaştığı ‘kutlama’ mesajında EOKA’ya mensup askerlerin fotoğrafını paylaştı. Twitter hesabından paylaştığı fotoğrafı bir süre sonra kaldıran Yılmaz, konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı.” ifadeleri kullanıldı.

    PİYANGO BİLETİNE DE BASILMIŞTI

    Söz konusu fotoğraf geçen aylarda KKTC Piyangolar İdaresi tarafından da kullanılmıştı. Erenköy Direnişi’nin 58’inci yıldönümü kapsamında çıkarılan 8 Ağustos tarihli piyango biletlerinde, Erenköy mücahitleri yerine yanlışlıkla Yılmaz’ın paylaştığı görseldeki EOKA’ya mensup askerlerin fotoğrafı yerleştirilmişti.

    Fotoğraf, EOKA’cıların 23 Nisan 1964’te St. Hilarion bölgesindeki bir tepede ele geçirdikleri Türk bayrağı ile zafer kutlamalarını yansıtıyor. Paylaşımı fark eden ilk isim YKP Genel Sekreteri Murat Kanalı oldu. Kanatlı, Yılmaz’ın yayınladığı görüntüyü paylaşarak, “Üst düzey cahillik halleri” yorumunu yaptı.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Güney Kıbrıs’ta İngiliz kadına cinsel saldırı: 5 İsrailli gözaltında

    Güney Kıbrıs’ta İngiliz kadına cinsel saldırı: 5 İsrailli gözaltında



    Güney Kıbrıs’ın doğusundaki Ayia Napa tatil beldesinde 5 İsrail vatandaşı 20 yaşındaki İngiliz vatandaşı bir kadına cinsel saldırıda bulundukları suçlamasıyla gözaltına alındı. İsminin açıklanmasını istemeyen Güney Kıbrıs emniyet yetkilisinin verdiği bilgiye göre, mahkemeye çıkarılan zanlılar soruşturma kapsamında sekiz gün boyunca gözaltında tutulacak. Haber, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Güney Kıbrıs’ta, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile gerçekleştirdiği üçlü zirve öncesinde geldi.

    BİR DİZİ CİNSEL İSTİSMAR VAKASIYLA BAĞLANTILI OLDUĞU İDDİASI

    Artıgerçek‘in haberine göre İsrail Dışişleri Bakanlığı bugün konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, gözaltında tutulan vatandaşlarının aileleri ve Güney Kıbrıslı yetkililerle iletişim hâlinde olunduğunu açıkladı. İsrail’deki ‘Tecavüz Kriz Merkezleri Derneği’ İcra Direktörü Orit Sulitzeanu, olayın bir dizi grup cinsel istismar vakasının bir parçası olduğunu öne sürdü.

    ‘BU OLAY İSRAİL TOPLUMU İÇİN BİR UYARI’

    Sulitzeanu, “Bu vaka İsrail toplumu için bir uyarıdır çünkü bu münferit bir vaka değildir, aksine 2019’da Ayia Napa’da, yaklaşık bir ay önce Rodos’ta ve 2019’da Girit’te olduğu gibi, yurt dışındaki rekreasyon kültürünün bir parçası olarak burada tehlikeli bir grup cinsel istismarı olgusu gelişmektedir” dedi. Sulitzeanu, “İsrail’deki eğitim sistemi, gençlerin sağlıklı cinsellik konusunda eğitilmesinde ve cinsel zararın önlenmesinde, rızanın ne anlama geldiğinin tartışılmasında ve tabii ki suç teşkil eden videoların fotoğraflanması ve dağıtılması konusunda kritik bir role sahip olduğunu” hatırlattı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD savaş gemisi Güney Kıbrıs limanına demirledi!

    ABD savaş gemisi Güney Kıbrıs limanına demirledi!



    ABD’nin güdümlü füze destroyeri USS Roosevelt’in (DDG-80) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Larnaka Limanı’na demirlediği bildirildi.

    Rum basınında yer alan haberlerde, USS Roosevelt savaş gemisinin liman ziyaretleri kapsamında Larnaka’ya ulaştığı belirtildi.

    Haberlerde, İspanya’daki Rota Donanma İstasyonu’ndan GKRY’ye planlanmış bir ziyaret kapsamında gelen ABD savaş gemisinin, burada rutin bakımlarının yapılacağı, yakıt ve su depolarının doldurulacağı ifade edildi.

    Ağustos başında Letonya’yı ziyaret eden USS Roosevelt’in, Akdeniz’deki 6. Filo operasyon bölgesine döndüğü, İspanya’dan sonra da Kıbrıs Rum kesimine hareket ettiği belirtilen haberlerde, geminin Kıbrıs’tan ayrılış tarihine ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmedi.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Pile’nin Türk ve Rum muhtarları konuştu: “Daha kötü dönemler oldu ama insanlar birlikte yaşamayı becerdi”

    Pile’nin Türk ve Rum muhtarları konuştu: “Daha kötü dönemler oldu ama insanlar birlikte yaşamayı becerdi”



    Seçimlerden sonra AKP’nin yeni dış politika hamlelerinde Kıbrıs özel bir yer tutuyor. Uluslararası arenada atılan hamlelerde “Kıbrıs sorunu” sıklıkla masaya geliyor.

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’yle (KKTC) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni birbirinden ayıran Birleşmiş Milletler kontrolündeki Yeşil Hat’ta bulunan Pile köyünde, KKTC’nin yol çalışmasına başlaması gerilim yarattı. Ancak, bu yol çalışması yıllardır planlanıyordu.

    Pile köyündeki 500 kişilik Türk nüfusu yol talebini neredeyse yirmi yıldır dile getiriyor. Son 3 yıldır ise 18 Ağustos 2023 Cuma günü yapımına başlanan yol projesi üzerinde çalışılıyordu.

    Cuma günü BM Barış Gücü, yol çalışmasına müdahale edince KKTC ile BM karşı karşıya geldi, arbede yaşandı. Yol çalışmasında kullanılan bir buldozerin BM Barış Gücü aracını kaldırdığı kameralara yansıdı.

    Gerilimin özeti şöyle, köyde yaşayan Türklerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden yıllar süren talebi, yeni bir yol yapılması… Çünkü köydeki Türkler Kuzey’e geçmek için tek bir güzergah kullanabiliyor ve yol hem süre olarak uzun hem de çok kullanışsız. Kuzey’de çalışan ve eğitim görenler her gün çile çekiyor.

    Rumların iddiasına göre ise bir yol sorunu yok, bu proje tamamen bir askeri bir avantaj elde etmek için…

    Yaklaşık 500’ü Türk, 1600’ü ise Rum olan Pile köyünde uluslararası boyuta taşınan yol projesi krizinin köy ahalisine nasıl yansıdığı sorusunun peşine 10 Haber’den Caner Taşpınar düştü. Taşpınar, Pile köyünün biri Türk diğeri Rum olan iki muhtarıyla konuştu.

    Muhtar Veysal Güden ve muhtar Simos Mitidis yaşananları anlattı.

    RUM MUHTAR MITIDIS: “UMARIM ORTALIK SAKİNLEŞİR VE BİZ PİLE’DE NORMALE DÖNER VE HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ BARIŞ VE UYUM İÇİNDE YAŞARIZ”

    Rum muhtar Mitidis, sorulara yanıt vermek yerine kısa bir açıklama yapmayı tercih etti. Rum muhtarın açıklaması şöyle:

    “Söyleyebileceğim tek şey bunun insani bir nedeni olmadığı! Eğer gerçekten Pile’den gelen Kıbrıslı Türklere yardım etmek istiyorlarsa, İngiliz Üsleri içinde yer alan ve Kıbrıs Türk Polisi tarafından pasaport kontrolü yapılan Pergamos kontrol noktasında çok uzun süre beklememeleri ve Pile’ye dönüş yolunda İngiliz Polisi ve İngiliz Gümrüğü tarafından kontrol edilmeleri için birçok başka alternatif bulabilirler! Bu, BM’nin kontrolü altında olan tampon bölgeye yapılan bir müdahaledir. Umarım ortalık sakinleşir ve biz (Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler) Pile’de normale döner ve her zaman olduğu gibi barış ve uyum içinde yaşarız.”

    “SÜREKLİ OLARAK BU İŞTEN MAĞDURİYET YAŞAMAKTAYIZ”

    Pile köyü Türk muhtarı Veysal Güden ise konuya dair sorulara ayrıntılı yanıtlar verdi.

    İşte Güden’in sorulara verdiği yanıtlar:

    – Pile Köyü’nü kısaca anlatır mısınız?

    Pile Köyü, Birleşmiş Milletler ‘Yeşil Hat’ olarak tabir edilen ara bölgede Türklerle Rumların birlikte yaşadığı bir köy.

    500’ün biraz üzerinde Türk, 1600-1700 civarında Rum var, ancak Rumların sayısı aslında daha fazla çünkü onların Yeşil hat dışında kalan bölgesi de var. Rumların nüfusu Yeşil Hat dışıyla birlikte 2 bine kadar çıkıyor.

    – Bahsedildiği gibi Türk nüfusunda gerileme oldu mu?

    Son yıllarda nüfusumuzda düşük de olsa bir gerileme var. Yaşanan sıkıntılardan dolayı burada kalmak istemiyorlar.

    – Bu sıkıntılar nedir?

    Pile ile Kuzey Kıbrıs arasındaki güzergah İngiliz üssü topraklarından geçen güzergah. İngiltere, Avrupa Birliği’nden çıktıktan sonra, Avrupa Birliği’yle bir anlaşma yaptı. O anlaşmada geçiş noktası bir tane olarak tanımlandı. Onun dışında bu yoğunluk, Kuzey ile Güney arasındaki geçiş, bu yolu genişletmeye, trafiği rahatlatmaya uygun değil. Dolayısıyla bir her gün işe gitmek zorunda olan insanlar, sürekli olarak bu işten mağduriyet yaşamaktayız. Alternatif güzergahlar üzerinde uzun süre çalışıldı, çözüm üretilmedi. Son alternatif olan bu güzergah üzerinde bir çalışma yaptık ve bunu talep ettik. Ve bunun üzerine bir süreç başlatıldı şu anda.

    “İSTENMEYEN OLAYLAR YAŞANDI”

    – Bu güzergahla ilgili talep ilk ne zaman gündeme geldi?

    Yıllar önce gündeme geldi. Bu projeyi benim muhtarlığım döneminde tekrar gündeme getirdim. 2018-2019 döneminde… Özellikle son iki yıl bunun üzerine ciddi ciddi bir çaba sarf ettik. Bugün ise başlanabilecek noktaya getirdik.

    – Gerginliğin yaşandığı gün neler oldu?

    Gerginliğin yaşandığı günde, Birleşmiş Milletler askerleri yol çalışmasını durdurmaya çalıştılar. Birleşmiş Milletler’le Kuzey Kıbrıs arasında tam olarak kime ait olduğu anlaşılmamış, bize göre, Kıbrıslı Türklere göre, Kıbrıslı Türklerin kontrolündeki bölge, Barış Gücü’ne göre de onlara ait bölge. Birleşmiş Milletler askerleri çalışmayı durdurmaya çalışınca Türk tarafı da buna müdahale etti ve istenmeyen olaylar yaşandı.

    – “Pile Köyü’nde yaşayan Türkler de Rumlar da Avrupa Birliği’nin tüm imkanlarından faydalanabiliyor” deniliyor. Bu doğru mu?

    Evet, doğru.

    “GÜNEY’DE ÇALIŞAN VEYA ÜSLERDE ÇALIŞAN İNSAN SAYISI DAHA AZ”

    – Peki, yol konusunda da Türkler Rumlarla aynı imkanlara sahip mi?

    Pileli Türkler Avrupa Birliği imkanlarından faydalanıyor diyorsak, o zaman Avrupa Birliği’nin Kuzey’deki bölgede yaşayan insanları AB müktesebatı dışında tuttuğunu, Kuzey’de çalışan, Kuzey’de eğitim alan, Kuzey’de ailesi olan, Kuzey’e gidip gelmek zorunda olan insanların Kuzey’le bağını kesmesi gerekir. Eğer AB müktesebatı kapsamında hareket edecekse veya bu müktesebatın uygulandığı alandan faydalanıyor diye, sabit bir şekilde kendimizi buraya konumlandırmamız gerekir, o zaman Kuzey’le bağımızı kesmemiz gerekir ki, yeni nesil ağırlık olarak Kuzey’de çalışmakta, Kuzey’de eğitim almakta. Güney’de çalışan veya üslerde çalışan insan sayısı daha az bir sayı. Dolayısıyla bu söylem çok gerçekçi olmaz.

    ‘DAHA KÖTÜ DÖNEMLER OLDU AMA İNSANLAR BİRLİKTE YAŞAMAYI BECERDİ’

    – Bu noktada size bir tercih dayatılıyor mu?

    İşte o noktaya gelinirse bir gerginlik doğar. Şu ana kadar bu bazı kişiler tarafından dillendirildi, ama insanların bilmediği şey şu, eğer bir insan, örneğin ben bu konumdayım; benim çalışmam üslerde, Güney’de benim yatırımım var. Sosyal haklarım Güney’de. Güney’den hak talep ediyor olmamın aslında benim burada yaşıyor olmam değil, aynı zamanda Güney’de yatırımlarımın yapılıyor olması. Dolayısıyla bu bir vatandaş olarak benim hakkım. Dolayısıyla buna hangi noktadan baktığınız çok önemlidir.

    – Anlıyorum, sizin işleriniz Güney’de ancak siz Kuzey’e de geçmek istiyorsunuz ve bu konuda imkan sunulmasını bekliyorsunuz. Öyle değil mi?

    Evet, mesela ben bugün ailemin yanından geldim, annemin babamın yanından geldim, Kuzey’den de girişim vardı, oradan geçtim geldim. Bu bölgede yaşayıp da sıkıntıya maruz kalmamak adına alternatif güzergahın kullandırıldığı insanlar vardır, mevcut yapı içerisinde. Dolayısıyla onlara tanınan hakların bizlere de tanınmasını istedik. Haftada bir gidip gelen insanlar değiliz, bahsettiği gibi çalışanlar var, eğitim alanlar var. Bu nüfusun Kuzey’e hareketinin rahatlatılması gerekir. Bu mevcut yapı içerisinde çözüm üretilmediği için de bu yola yöneldim ben.

    – Köyde Rumlarla Türkler birlikte yaşıyor. Sosyal hayatta bir problem yaşıyor musunuz?

    Şu ana kadar bu konuyla ilgili herhangi bir gerilim yok. İnsanlar normal yaşantısına devam ediyor. Ancak, idari açıdan doğal olarak, iki tarafın da muhtarlıkları, siyasi yapının doğal bir parçasıdır. Dolayısıyla Rum muhtarlığından bu konuyla ilgili, sürekli olarak, Rum siyasetine uygun olumsuz görüşler gelmektedir.

    – Anladığım kadarıyla, köyde yıllardır hep böyle barış içinde yaşıyorsunuz.

    Bunun dışında çok daha kötü dönemler oldu ve burada insanlar bir şekilde birlikte yaşamayı becerdi. Bu birlikte yaşamanın zaman zaman doğurduğu sıkıntılar olur, bunu da muhtarlar bir şekilde çözebiliyor. Bu durum hariç, bu durum siyasallaştırılmış bir sürece doğru evrilmekte. Çünkü statükonun kısmen bir toplumu rahatlamak adına değişime uğrayacağı bir süreç yaşanmakta. Siyasal direnç gösterilmektedir.

    – Bu konu köy içinde konuşuluyor mu?

    Evet, konuşuluyor. Farklı düşüncesi olan insanlar da elbette vardır. Ama bu sokağa bir gerilim olarak yansımıyor.

    – Rum siyasetinde, bu yolun yapılmasıyla birlikte askeri bir avantaj sağlanacağı söyleniyor. Sizce böyle mi?

    Bu söylemi şahsen ben, toplum üzerinde, en egzajere edilmiş etkiyi yaratmak adına bu noktadan kendi toplumlarını maksimum seviyede, bu işe karşıt bir duruma getirmeye en başarılı yöntemidir. Çünkü 3-4 kilometrelik bir mesafede, askerin özelikle bu çağda bu teknolojiyle, asfalt bir yola ihtiyacı olduğunu düşünene çok saftır diyebilirim.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yunan Başbakan Kıbrıs’tan seslendi: İki devletli çözüm gündemimizde yok

    Yunan Başbakan Kıbrıs’tan seslendi: İki devletli çözüm gündemimizde yok



    Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, bugün Lefkoşa’da bir araya geldi. İki lider, görüşmelerinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Toplantıda ele alınan konular arasında Kıbrıs sorunu ve Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyelik süreci de vardı.

    Kathimerini gazetesinin haberine göre, iki lider, Kıbrıs’a ilişkin olarak, ‘Birleşmiş Milletler’in (BM) ortaya koyduğu iki bölgeli ve iki toplumlu bir federasyona dayanan barış anlaşmasına varma çabasına bağlılığını’ dile getirdi. Miçotakis, BM kararlarına atıfla, “Bu kararlar, yol gösterici ilkelerimizdir ve öyle olmayı sürdürecektir. 21’inci yüzyılda bu tarihi yaranın açık kalmasına ve egemen bir ülkede kanamasına izin veremeyiz” dedi.

    ‘İYİMSER OLABİLİRİZ AMA SAF DEĞİLİZ’

    Türkiye’nin Kıbrıs’ta iki devletli çözüm önerisine itiraz eden Miçotakis, “Bir AB ülkesinde işgalci bir ordunun varlığı ve işlerine üçüncü tarafların müdahalesi konusunda garantilerin olduğu miadını doldurmuş bir sistem hoş görülmemeli. Avrupa müktesebatı tüm adada uygulanmalı; bunu sağlamanın tek uygun yolu ise BM Genel Sekreteri’nin himayesinde müzakerelerin devam etmesinden geçiyor” ifadelerini kullandı.

    Reuters haber ajansının aktardığına göre, Kıbrıs’ta iki devletli çözüm önerisine ilişkin konuşan Yunanistan Başbakanı, “İki devletin olduğu bölünme düşünceleri tamamen müzakere gündeminin dışında, bu konuda çok net olmak istiyoruz” dedi.

    Konuşmasında Yunanistan-Türkiye ilişkilerinde son dönemde görülen iyileşmeden ve Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecini hızlandırmaya yönelik son dönemde yaptığı açıklamalardan da bahseden Başbakan Miçotakis, bu durumu ‘kademeli ve geri dönüşümlü olması koşuluyla desteklenmesi gereken bir fırsat’ olarak değerlendirdi. Miçotakis, “Bu iki kelime, bu hususta bizim yol gösterici ilkelerimiz olma işlevi görüyor. İyimser olabiliriz ama aynı zamanda saf değiliz” değerlendirmesinde bulundu.

    ‘AB ÜLKELERİNİN BİZİMLE AYNI GÖRÜŞTE OLMASI ÖNEMLİ’

    Ortak basın toplantısında konuşan Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis de Yunanistan ve Kıbrıs’ın ‘aynı amaçları paylaştığını’ söyledi. Hristodulidis, konuşmasında, “Atina’da ya da Lefkoşa’da bazıları kendi sebeplerinden aramızda farklar görse de amaçlarımız ve isteklerimiz olduğu kadar bunları elde etme yollarımız da aynı” dedi.

    Türkiye’de mayıs seçimlerinden sonraki gelişmeleri ‘yakından gözlemlediklerini’ de söyleyen Kıbrıs Cumhurbaşkanı, Ankara’nın AB-Türkiye ilişkilerini güçlendirme isteği konusundaki açıklamalarını memnuniyetle karşıladığını kaydetti. Türkiye ile olumlu bir gündemin aynı zamanda Türkiye’nin Kıbrıs konusunda ‘olumlu hareketleri’ anlamına gelmesi gerektiğine işaret eden Hristodulidis, “AB ortaklarımızın da bizimle aynı görüşte olması önemli” ifadelerini kullandı.

    Kaynak: AA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan Kıbrıs’ta konuştu… Kofi Annan’ı andı çağrıda bulundu: Eşit iki devletin yan yana birlikte yaşama idealini destekleyin

    Erdoğan Kıbrıs’ta konuştu… Kofi Annan’ı andı çağrıda bulundu: Eşit iki devletin yan yana birlikte yaşama idealini destekleyin



    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Körfez ülkeleri turunun son durağı Birleşik Arap Emirlikleri’nin ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) geçti. Erdoğan, Barış ve Özgürlük Bayramı ve Yeni Ercan Havalimanı’nın açılışı kapsamında düzenlenen törende yaptığı konuşmada, Kıbrıs’la ilgili dikkat çeken mesajlar verdi.

    “KIBRIS ADASINDA GERGİNLİĞİ DEĞİL EŞİT İKİ DEVLETİN YAN YANA YAŞAMI İÇİN ÇAĞRIMI YİNELİYORUM”

    “Havalimanımız 2016 yılında inşasına başlanan, terminal binası ve çift pisti ile geniş gövdeli uçaklara ev sahipliği yapma kapasitesine kavuştu. Her aşamasında katkısı olan herkese teşekkür ediyorum. Havalimanında gelişmiş teknoloji ve hizmet sunulmaktadır.

    Yeni terminal ve pistin uluslararası uçuşlar için kullanılacağı günler uzak değildir.

    Bu vesileyle uluslararası toplumu Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin uğradığı izolasyonu haklı görecek veya haklı gösterecek hiçbir BM Güvenlik Konseyi kararı bulunmadığını teslim eden dönemin Genel Sekreteri Kofi Annan’ın da çağrısına kulak vererek hukuki temelden yoksun tamamen siyasi bu kısıtlamaları kaldırmaya davet ediyorum.

    Kıbrıs adasında tahakkümün gerginliği ve çatışma kültürünü değil, eşit iki devletin yan yana birlikte yaşama idealini destekleyin çağrımı yineliyorum.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kıbrıslı araştırmacılardan Pfizer/BioNTech-AstraZeneca-Sinovac karşılaştırması

    Kıbrıslı araştırmacılardan Pfizer/BioNTech-AstraZeneca-Sinovac karşılaştırması


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Emrah Karaca: Oğlu olduğum için sokakta dayak yiyordum, babamı Kıbrıs’ta tanıdım

    Emrah Karaca: Oğlu olduğum için sokakta dayak yiyordum, babamı Kıbrıs’ta tanıdım


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Üyelik müzakereli donmuş kalacak’: AB’den Türkiye’ye AİHM kararlarına uy çağrısı

    ‘Üyelik müzakereli donmuş kalacak’: AB’den Türkiye’ye AİHM kararlarına uy çağrısı


    Avrupa Birliği (AB), insan hakları, ifade özgürlüğü ve demokrasi gibi konularda gerilemenin ‘endişe verici’ olduğunu açıklayarak, Türkiye’den Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AIHM) kararlarını uygulaması için çağrı yaptı. Türkiye’nin AB’den giderek daha fazla uzaklaştığı not edilirken, üyelik müzakerelerinde yeni bir fasıl açılması ya da mevcut bir faslın kapatılmasının da söz konusu olmadığı ifade edildi.

    Üye ülkelerin AB işleriyle ilgili bakanları, yılın son Genel İşler Konseyi toplantısı için Brüksel’de bir araya geldi.

    16 Aralık’ta düzenlenecek AB Liderler Zirvesi öncesinde AB’nin 2022 gündem maddelerini ele alan AB Konseyi AB’nin genişlemesiyle ilgili son durumu değerlendirdi. Toplantı sonrasında yayımlanan sonuç bildirisinde diğer aday ülkelerle birlikte Türkiye ile ilgili değerlendirmeler de yer aldı.

    AB’nin Türkiye ile iş birliğine ve karşılıklı faydaya dayalı bir ilişki geliştirmeyi istediğinin hatırlatıldığı bildiride, “Türkiye, aday ülke statüsünü koruyor ve birçok ortak ilgi alanında kilit ortak olmaya devam ediyor” denildi.

    Göç, halk sağlığı, iklim, terörle mücadele ve bölgesel meselelerde işbirliği mesajı

    Bildiride, AB Konseyi’nin Doğu Akdeniz’de tansiyonun düşürülmesinden duyduğu memnuniyet ifade edilirken, bunun sürdürülmesinin önemine değinildi ve AB’nin Türkiye ile ortak çıkar alanlarında aşamalı, orantılı ve tersine çevrilebilir ilişki kurmaya hazır olduğu anımsatıldı.

    Bildiride konseyin “açık ve samimi bir diyalog sürdürmeye, ortak sorunları ele almaya ve göç, halk sağlığı, iklim, terörle mücadele ve bölgesel meseleler gibi ortak çıkar alanlarında iş birliği yapmaya kararlı” olduğu ifade edildi.

    Bu alanlardan bazılarında yakın zamanda başlatılan Yüksek Düzeyli Diyaloglardan ve Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’nı onaylamasından duyulan memnuniyetin ifade edildiği bildiride şunlar aktarıldı:

    “Konsey, Türkiye’nin yaklaşık 4 milyon mülteciye ev sahipliği yapma ve ihtiyaçlarını karşılama konusundaki süregelen önemli çabalarını takdir ediyor. Mültecilere ve ev sahibi topluluklara taahhüt edilen AB yardımları zamanında sağlanacaktır.”

    Bildiride, AB-Türkiye göç mutabakatının sonuç vermeye devam ettiği belirtilirken, Türkiye’ye, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni de kapsayacak şekilde mutabakatı eksiksiz ve ayrım gözetmeksizin uygulanmasını sağlama çağrısında bulundu.

    Temel haklarda gerileme endişe verici

    Bildiride Türkiye’de demokrasi, hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğünün de yer aldığı temel haklar noktasında gerilemenin ve yargı bağımsızlığındaki eksikliğin endişe verici olduğu belirtildi.

    “OHAL sırasında alınan kısıtlayıcı önlemlerin hukuka entegre edilmesi Türk halkı üzerinde derin olumsuz etkiler yaratmaktadır” denilen bildiride gazeteciler, akademisyenler, milletvekilleri, siyasi parti mensupları, avukatlar, inan hakkı savunucuları, sosyal medya kullanıcıları ve diğer temel hak ve özgürlüklerini kullanan kişilere karşı süregelen kısıtlama, gözaltı, hapse atma ve diğer uygulamalara göz yumulamayacağı kaydedildi.

    Hukuka ve seçim sürecinin bütünlüğüne saygıya da vurgu yapan bildiride Türkiye’ye uluslararası standartlara ve taahhüt ettiği yükümlülüklere uyum çağrısı yapıldı. Türkiye’nin Avrupa Konseyi ve diğer ilgili kurumlarla iş birliği arttırması gerektiğine işaret edilen bildiride, Türkiye’nin üyesi olduğu Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi’ni tam olarak uygulaması ve AİHM kararlarına riayet etmesi gerektiğini kaydedildi.

    “Konsey Türkiye’nin AB’den giderek uzaklaşmaya devam etiğini üzüntüyle kaydeder” denilen bildiride Türkiye’nin katılım müzakerelerinin durma noktasına geldiği hatırlatılarak yeni bir faslın açılma ya da kapanmasının söz konusu olmadığının altı çizildi.

    “Merkez Bankası’nın bağımsızlığı” vurgusu

    Türkiye’de pazar ekonomisinin işleyişindeki ciddi sorunların devam ettiğine dikkat çekilen bildiride kurumsal ve politika zayıflıklarının yetkililerin hareketlerinin güvenilirliğini ve etkinliğini zedelediğine, dengesizlikleri arttırdığına ve sonuç olarak finans piyasalarında istikrarsızlığa, emek piyasasında derin olumsuz etkiye ve yüksek oranda yoksulluğa yol açtığı tespiti yapıldı ve “Merkez Bankası gibi düzenleyici kurumların bağımsızlığı özellikle önemlidir” ifadesine yer verildi.

    Gümrük Birliği ile ilgili olarak da “Konsey, Türkiye’nin AB-Türkiye Gümrük Birliği kapsamındaki yükümlülüklerinden sürekli olarak sapmalarını esefle karşılar ve buna uygun olmayan ticaret engellerinin gecikmeksizin kaldırılması gerektiğini hatırlatır” denildi.

    “Maraş’ta atılan adımların tümü geri alınsın”

    Türkiye’nin dış politikada, özellikle de Libya konusunda AB’nin ortak dış politika ve güvenlik politikasının öncelikleriyle çatıştığı belirtilen bildiride, AB Konseyi’nin Türkiye’den ve diğer bütün aktörlerden bölgedeki krizlerin çözümüne olumlu katkıda bulunmasını beklediği dile getirildi.

    Bildiride Türkiye’den tartışmasız olarak komşularıyla iyi ilişkiler kurması, uluslararası anlaşmalara uyması ve anlaşmazlıkların barışçıl şekilde çözülmesi ve bunun için gerekirse Uluslararası Adalet Divanı’na başvurulması beklentilerinin devam ettiği belirtildi.

    Bu kapsamda Türkiye’nin bütün üye devletleri tanımasının esas olduğu ve komşularına yönelik tehdit ve eylemlerini durdurması gerektiğine vurgu yapılan bildiride Kıbrıs’la ilişkilerin normalleştirilmesi ve üye devletlerin kara, deniz ve havada egemenliğinin tanınması, doğal kaynakları arama ve çıkarma hakkına saygı göstermesi istendi.

    Maraş konusuna da değinilen bildiride şu ifadeler yer aldı:

    “Konsey, Türkiye’nin Maraş ile ilgili olarak BM Güvenlik Konseyi Kararlarına aykırı olan tek taraflı eylemlerini kınar. Maraş’ın statüsünün önemini ve BM Güvenlik Konseyi’nin özellikle 550, 789 ve 1251 sayılı kararlarına tam saygı gösterilmesi gerektiğini hatırlatır. Konsey, bu eylemlerin ve Ekim 2020’den bu yana Maraş’ta atılan tüm adımların geri alınmasını talep etmektedir”

    AB Komisyonu ve AB Dış İlişkiler Servisi, Maraş konusunda Türkiye’ye karşı atılacak adımlarla ilgili bir “seçenekler belgesi” hazırlamıştı ancak üst düzey bir AB yetkilisi, konuyla ilgili gazetecilere bilgi verirken “Hangi seçeneğe ağırlık verileceğine veya belki de hiçbirine gerek olmadığına bakanlar karar verecek. Sürecin nasıl ilerleyeceğini bakanların toplantısından sonra göreceğiz” demişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***