Etiket: kayyım

  • DEM Parti’den ‘Süreç’ Değerlendirmesi: Barışa Hiçbirimiz İtiraz Etmeyiz Ama…

    DEM Parti’den ‘Süreç’ Değerlendirmesi: Barışa Hiçbirimiz İtiraz Etmeyiz Ama…


    MHP lideri Bahçeli’nin son grup toplantısında terör örgütü PKK lideri Öcalan’a yönelik çağrısını tekrarlaması DEM Parti cephesinde olumlu karşılanırken, kayyım atamaları ise soru işaretlerine neden oldu. Kurmaylar, “Barışa asla itiraz etmeyiz ama pozitif bakmakta zorlanıyoruz” değerlendirmesini yapıyor.


    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın DEM Parti grubuna gelerek terör örgütüne silah bırakılması çağrısı yapması sözlerini tekrarladı, bir kez daha ‘umut hakkı’nı işaret etti ve “Sözümün arkasındayım, teklifim geçerli” ifadeleriyle durduğu pozisyonda değişiklik olmadığını beyan etmiş oldu.

    Bahçeli’nin bu konuşmasından bir gün önce ise DEM Partili Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyım atanması dikkat çekti.

    “NİYETLERİ ZATEN ÖRGÜTÜN SİLAH BIRAKMASI”

    Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre, Bahçeli’nin konuşmasını değerlendiren bir DEM Partili yönetici, Bahçeli’nin önerisinin ‘Öcalan’ın çağrısıyla örgütün koşulsuz silah bırakması’ olduğunu belirtti ve şunları söyledi: “MHP Genel Başkanı olarak, bulunduğu yerden kendi siyasetine uygun cümleler kurdu. Niyetleri zaten örgütün silah bırakması, bunu biliyoruz. Bahçeli’nin önerisinin karşılığı olur mu? Bilemeyiz. Ama bence çağrısının arkasında durması çok önemli. Ayrıca Bahçeli, ilk defa Kürt sorununu istismar edenlere, ‘git cephede savaş’ dedi. Bu da çok dikkat çeken bir çıkıştı” dedi.

    DEM Parti'den 'Süreç' Değerlendirmesi: Barışa Hiçbirimiz İtiraz Etmeyiz Ama... - Resim : 1

    “AKP’NİN ATAMADIĞI MEŞRUİYET ADIMI VE ÇOK ÖNEMLİ”

    Bir başka DEM Partili kurmay, “Bahçeli çağrısıyla Öcalan’a, ‘Kürt halkı adına sen konuşabilirsin’ diyor. İkincisi ‘Meclis’te konuşabilirsin’ diyor, üçüncüsü ‘umut hakkı’ diyerek ‘serbest kalabilirsin’, diyor. Bunlar şimdiye kadar AKP’nin atamadığı meşruiyet adımı ve bu anlamda çok önemli” ifadelerini kullandı.

    “BAHÇELİ KÜRT SORUNUNU SİYASİ BİR MESELE OLARAK TANIMLADI”

    DEM Partili yetkili, Bahçeli’nin Meclis’i ve PKK lideri Öcalan’ı işaret ederek yıllardır ‘terör’ bağlamında ele alınan Kürt sorununu siyasi bir mesele olarak tanımladığını ve bunun çok önemli olduğunu söyledi.

    “BAŞARI ÇÜNKÜ’NÜN İÇİNİN NASIL DOLDURULACAĞINA BAĞLI”

    Bahçeli’nin çizdiği hatla başarıya ulaşma ihtimaline dair konuşan DEM Partili kurmay, “Dünyada çatışma sonrası çözüm süreçlerinin barışla sonuçlanması oranı yüzde 25. Bu süreçlerin başarıyla sonuçlandırılması dünyanın en zor işlerinden biri. Yıllardır silah kullanan, dağda olan kişiye, ‘silahı bırak, çünkü…’ diye bir cümle kurmanız lazım. Bahçeli o “çünkü” ifadesinin kullanımı için kapı açtı. Başarı, o ‘çünkü’nün içinin nasıl doldurulacağına bağlı” değerlendirmesini yaptı.

    DEM Parti'den 'Süreç' Değerlendirmesi: Barışa Hiçbirimiz İtiraz Etmeyiz Ama... - Resim : 2

    “SİLAH BIRAKMA KONUSUNDA MUHATAP İMRALI’DIR”

    Bahçeli’nin ‘İmralı ve DEM Parti muhataplığı’ gibi bir formül üzerinde durduğu yorumunu yapan bir diğer DEM Partili yönetici, “Meclis için DEM Parti, silah bırakma süreci için İmralı. Bu formülde sorun yok. Biz siyasal alanda sorumluluk almaya hazır olduğumuzu söylüyoruz. Ama silah bırakma konusunda muhatap İmralı’dır. Onun örgütü ile olan iletişimi sonuç alıcı olur. Daha önce hatırlayın uzun bir süreç sonrası silahlı güçler çekildi. Bunun için de Öcalan’ın çağrı yapacağı, örgütüyle iletişim kuracağı, müzakere edeceği koşulların sağlanması gerekir” değerlendirmesini yaptı.

    “MESAJLAR ÇOK KARIŞIK”

    Bahçeli’nin konuşmasından bir gün önce kayyımların atandığını anımsatan DEM Partili yönetici, “Mesajlar çok karışık. Adına ‘süreç’, ‘çözüm’ diyebileceğimiz hiçbir hamle yok. Negatif pratikler var. Niyet bir çözüm mü yoksa demokratik siyaset alanını güçsüzleştirmek, tasfiye etmek mi? Bunu anlamaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

    DEM Parti'den 'Süreç' Değerlendirmesi: Barışa Hiçbirimiz İtiraz Etmeyiz Ama... - Resim : 3

    “KAYYIMLAR, CİDDİ BİR NİYET OLMADIĞINA İNANCI ARTIRDI”

    DEM Parti kamuoyunda 15 günlük süreçte çözüme dair olumlu bir hava oluştuğunu ancak kayyım atamalarıyla beraber ‘Bu demokratik siyaseti tasfiye etme sürecidir’ yorumunun güçlendiğini kaydeden DEM Partililer, “Sürece pozitif bakmakta zorlanıyoruz. Bizim hep şüphemiz vardı ama kayyımlar, ciddi bir niyet olmadığına inancı artırdı. Biz her alanda mücadelemizi büyüteceğiz, sürdüreceğiz” yorumunu yaptı.

    DEM Parti'den 'Süreç' Değerlendirmesi: Barışa Hiçbirimiz İtiraz Etmeyiz Ama... - Resim : 4

    “GÖREV SÜRESİ İÇİN BÖYLESİ ÇIKIŞLAR MANTIKLI DEĞİL”

    İktidarın amacının anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanının görev süresini uzatmak olduğu yorumunun yetersiz olduğunu kaydeden bir DEM Partili yetkili, “Cumhurbaşkanının görevde kalmasını istediğini zaten söylüyor Bahçeli. Bu yan etkenlerden biridir. Ama bir ülkenin anayasasından bahsediyoruz. Sadece cumhurbaşkanının görev süresi için böylesi büyük çıkışlar çok mantıklı değil” dedi.

    “BARIŞA HİÇBİRİMİZ İTİRAZ ETMEYİZ”

    Tüm olumsuzluklara rağmen barış umudunun her zaman olduğunu belirten bir DEM Partili, “Çözüm süreci olsa hiçbirimiz itiraz etmeyiz. Olsun diye umutlanıyoruz. Ama şu anda böyle bir şey yok. Bu ortamda mesela nasıl Anayasa konuşacaksınız? Çok kolay bir dönem değil. Adeta mayınlı bir arazi, çok belirsizlik var. Barış için elbette adım atılır, konuşulur ama güvensizlik yaratan çok fazla gelişme var” diye konuştu.

    Kaynak: Gazete Duvar


    Etiketler

    Kayyım


    DEM Parti


    Devlet Bahçeli


    Recep Tayyip Erdoğan

    Karaciğeri Hastalıklardan Koruyan 2 İçecek: Faydasını Duyan Hep Tüketecek
    Karaciğeri Hastalıklardan Koruyan 2 İçecek: Faydasını Duyan Hep Tüketecek

    AKP'li Orhan Miroğlu'ndan Bir 'Çözüm Süreci' Çıkışı Daha: 'AK Parti Genel Merkezi'nin Telefonlarını Kilitlemişlerdi'
    AKP’li Orhan Miroğlu’ndan Bir ‘Çözüm Süreci’ Çıkışı Daha

    Hem Kıyafetleri Hem Makineyi Yıpratıyor: Yumuşatıcı Nasıl Kullanılır?
    Hem Kıyafetleri Hem Makineyi Yıpratıyor: Yumuşatıcı Nasıl Kullanılır?

    Dervişoğlu'ndan Muhalefete Çağrı: Yeni Anayasa Düzenlemelerine Kapılar Kapatılmalıdır
    İYİ Parti Liderinden Muhalefet Liderlerine Çağrı

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • DEM Parti’den Batman’da Kayyım Tepkisi

    DEM Parti’den Batman’da Kayyım Tepkisi


    Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyım atanmasının ardından DEM Parti’den açıklama yapıldı. Açıklamada Batman ve Halfeti’de protesto yapılacağı bildirildi.

    DEM Parti Basın Bürosu’ndan yapılan açıklamada şunlar söylendi: “Halk iradesine yönelik 3’üncü kez devreye sokulan kayyım darbesine karşı ulusal ve uluslararası alanda dayanışma büyüyor. Pek çok uluslararası kuruluş kayyım darbesine tepki gösterirken, yurt içinde de toplumun geniş bir kesimi halk iradesini savunmayı sürdürüyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel dün Mardin’de yapılan kayyım karşıtı protestoda bir konuşma yaparken; çok sayıda siyasi parti, sivil toplum kuruluşu ve demokratik kitle örgütü de Mardin, Batman ve Halfeti’deki protesto eylemlerine katıldı.

    HDK, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Devrimci Parti, Demokratik Bölgeler Partisi, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi, Sosyalist Dayanışma Platformu, Halkevleri, Kürdistan Komünist Partisi (KKP), İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA), Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve bağlı sendikalar ile Emek ve Özgürlük İttifakını oluşturan Türkiye İşçi Partisi, Emekçi Hareket Partisi, Toplumsal Özgürlük Platformu, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Emek Partisi (EMEP) ve HDP’nin genel başkan, eş genel başkan ve temsilcileri bugün Batman’da olacak. Heyetin yarın da Halfeti’de olması bekleniyor. İyi çalışmalar dileriz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yerine Kayyım Atanan Ahmet Özer’e Bir Soruşturma Daha

    Yerine Kayyım Atanan Ahmet Özer’e Bir Soruşturma Daha


    Yerine kayyım atanan CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer hakkında ‘terörizmin finansmanı’ iddiasıyla yeni bir soruşturma daha başlatıldı.


    CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanması ve yerine kayyım atanmasına tepkiler gelmeye devam ederken bir gelişme daha yaşandı. halktv.com.tr’nin aktardığına göre, Özer hakkında bir soruşturma daha başlatıldı.

    Yeni soruşturmanın gerekçesi ise ‘terörizmin finansmanı’ olarak belirtildi.

    Yerine Kayyım Atanan Ahmet Özer'e Bir Soruşturma Daha - Resim : 1

    NE OLMUŞTU?

    Esenyurt İlçe Belediye Başkanı Ahmet Özer, 30 Ekim sabah saat 04.00 sıralarında evinden gözaltına alınmış ve ‘PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olmak’ iddiasıyla tutuklanmıştı.

    İçişleri Bakanlığı Özer’in yerine Beyoğlu kaymakamıyken İstanbul vali yardımcısı yapılan Can Aksoy’u kayyım olarak atamıştı.

    Kaynak: halktv.com.tr


    Etiketler

    Kayyım


    Esenyurt

    Doğal Antibiyotik İlacının Hasadı Başladı: Hem Yaşı Hem Kurusu Yeniyor, Kilosu 50 Liradan Satılıyor
    Doğal Antibiyotik İlacının Hasadı Başladı: Hem Yaşı Hem Kurusu Yeniyor, Kilosu 50 Liradan Satılıyor

    Yenidoğan Soruşturması ile Kurtarılan Bebeklerden İyi Haber: Üçüzler Taburcu Oldu
    Yenidoğan Soruşturması ile Kurtarılan Bebeklerden İyi Haber: Üçüzler Taburcu Oldu

    Spor Yapmadan 8 Ayda Nasıl 33 Kilo Verdiğini Açıkladı: Meğer Sadece Bunu Yapmış
    Spor Yapmadan 8 Ayda Nasıl 33 Kilo Verdiğini Açıkladı: Meğer Sadece Bunu Yapmış

    İBB Başkanı İmamoğlu 'Kayyım' Diplomasisinin Startını Verdi! İlk Görüşme Özgür Özel İle
    İmamoğlu ‘Kayyım’ Diplomasisinin Startını Verdi

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Van’da Kayyım Protestosu: Gözaltılar Var

    Van’da Kayyım Protestosu: Gözaltılar Var


    Van’da Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyım atanmasına karşı protesto düzenlendi. Polisin müdahale ettiği protestoda dört kişi gözaltına alındı.

    DEM Parti Van İl Örgütü ile Van Emek ve Demokrasi Platformu, Mardin, Batman ve Halfeti belediye başkanlarının görevden alınarak yerlerine kayyum atanmasını protesto etti. Van Sanat Sokağı’nda yapılan basın açıklamasına DEM Parti Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Van Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Abdullah Zeydan ve Neslihan Şedal, DEM Parti İl Eş Başkanları, ilçe belediye başkanları ve çok sayıda kişi katıldı.

    Basın açıklamasının ardından kalabalığa biber gazı ile müdahale eden polisle göstericiler arasında arbede çıktı. Arbede sonucu ilk belirlemelere göre dört kişi gözaltına alındı.

    Kaynak: ANKA


    Etiketler

    Van


    Mardin


    Batman


    Kayyım

    Trabzonspor-Fenerbahçe Gerilimi Siyasete Sıçradı: Cumhurbaşkanı Başdanışmanları Birbirine Girdi
    Cumhurbaşkanı Başdanışmanları Birbirine Girdi

    Doğal Antibiyotik İlacının Hasadı Başladı: Hem Yaşı Hem Kurusu Yeniyor, Kilosu 50 Liradan Satılıyor
    Doğal Antibiyotik İlacının Hasadı Başladı: Hem Yaşı Hem Kurusu Yeniyor, Kilosu 50 Liradan Satılıyor

    Fatih Erbakan'dan Kayyım Çıkışı: Yok Sayılan Halk İradesidir
    Fatih Erbakan’dan Kayyım Çıkışı: Yok Sayılan Halk İradesidir

    Kırmızı Altın Olarak Biliniyor: 1 Bardağı Bile  Kolesterolü Sıfırlıyor
    Kırmızı Altın Olarak Biliniyor: 1 Bardağı Bile Kolesterolü Sıfırlıyor

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gökhan Günaydın’dan Kayyım Tepkisi: ‘Sıradaki Hedef İBB’

    Gökhan Günaydın’dan Kayyım Tepkisi: ‘Sıradaki Hedef İBB’


    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Halk TV’de Gökmen Karadağ’ın sunduğu Açıkça programında önemli açıklamalarda bulundu. Günaydın, Esenyurt Belediyesi’ne kayyım atanmasının ardından hedefin İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) olduğunu belirtti. MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman’ın CHP’nin terör örgütleriyle ilişkisi olduğunu öne süren sözlerine sert bir yanıt verdi.

    ESENYURT’A KAYYUM ATAMASI

    Büyükataman’ın “CHP’nin terör örgütü ile somut bağı ve Özgür Özel’in ‘Kent Uzlaşısı’ adı altında kurduğu ittifakla belediyeleri Kandil’deki teröristlere peşkeş çektiği ayyuka çıktı” şeklindeki ifadelerine tepki gösteren Günaydın, bu suçlamaların siyasi bir saldırı olduğunu vurguladı. Günaydın, “Bizi ne ile suçluyorsun? DEM ile ‘Kent uzlaşısı’ adı altında iş birliği yapmışız. İki siyasi parti yerel seçimlerde ‘Neler yapabiliriz?’ diye konuşmuşlar. Bu suçlamanın büyüklüğüne bakın!” dedi.

    BAHÇELİ’NİN ÖCALAN ÇAĞRISI

    MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a yönelik çağrısını hatırlatan Günaydın, MHP’nin kendi tutumunu sorguladı. Günaydın, “Öcalan’ı DEM’in kürsüsüne davet ediyorsun. Bizi ne ile suçluyorsun? DEM ile ‘Kent uzlaşısı’ adı altında iş birliği yapmışız. Bak sen şu suçlamanın büyüklüğüne! İki siyasi parti yerel seçimlerde ‘Neler yapabiliriz?’ diye konuşmuşlar. Bakın, CHP yerel seçimlerde Türkiye İttifakı yaptı. Ne demek Türkiye İttifakı? Esenyurt’ta kim varsa onunla konuşurum. Erzurum’da kim varsa onunla konuşurum. Mersin’de, İzmir’de kim varsa da onunla konuşurum. Esenyurt’un yarısı Kürt ise benim Kürtlerle konuşmamdan daha doğal ne olabilir?! Sen Kürtleri sevmiyor olabilirsin, senin kafan ırkçı olabilir. Ben doğduğum evi seçemedim. Ailemiz, dilimiz, anne ve babamız bize aktarıldı ve bunları ayrımcılık olarak görmek haksızlık.” şeklinde konuştu.

    İSTANBUL’DA 2019 DERSİ

    Gazeteci Yavuz Oğhan’ın “İstanbul işaretini mi aldınız?” sorusuna ise Günaydın, “Burada çok açık değil mi? Söylüyor işte, ‘Esenyurt yetmemeli, İBB’ye de bakılmalı.’ Ne yapacaksın, ne yapmayı planlıyorsun? 2019’da yapmadın mı? 2019’da yapıp da o dersi almadın mı? Mitil attın da o dersi almadın mı? Daha neyin peşindesiniz? Bütün bunların yeni süreçle alakalı olduğu açık.” diyerek MHP’nin geçmişteki hatalarına dikkat çekti. Günaydın, bu kayyım atamasının ve suçlamaların, yeni süreçle doğrudan alakalı olduğunu vurguladı.

    Kaynak: HalkTV

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TSYD’ye Kayyım Şoku! Başkan Oğuz Tongsir Görevden Alındı

    TSYD’ye Kayyım Şoku! Başkan Oğuz Tongsir Görevden Alındı


    Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin (TSYD) mayıs ayında yapılan Olağan Seçimli Genel Kurulu’nda, Anadolu’dan oy kullanmak için İstanbul’a gelen üyelerin usulsüz olarak davet edildiği iddiaları gündem olmuştu. Derneğin başkanı Oğuz Tongsir’in, 499 oyla yeniden başkan olmasının ardından, kaybeden tarafın sosyal medya üzerinden ortaya sürdüğü iddialar üzerine İçişleri Bakanlığı soruşturma başlatmıştı.

    Soruşturma devam ederken, başkan Oğuz Tongsir’in görevden alınmasına karar verildiği ve kayyım atanmasının beklendiği öğrenildi. Bunun üzerine dernek, avukat Yunus Emre Altun’un ağzından bir açıklama yayımladı.

    DERNEKTEN AÇIKLAMA

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Müvekkilim Sayın M. Oğuz TONGSİR bilindiği üzere 52 yıllık meslek yaşamında Türkiye’nin en değerli gazete ve TV kanallarında spor yazarlığı, sunuculuk ve yorumculuk yapmıştır. Bugüne kadar meslek onuru, etik ilkeleri ve yasaların çizdiği hudutlar içinde kalmış, toplumun ve meslektaşlarının geniş kesiminin saygı ve sevgisine mazhar olmuştur.

    2015 yılından itibaren başarıyla yürüttüğü Türkiye Spor Yazarları Derneği Başkanlığı’na delegelerin büyük memnuniyeti ve teveccühü ile 2024 Yılı Mayıs ayı itibariyle 4. Kez başkan olarak seçilmiştir. Müvekkilim başkanlık görevini her zaman Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin 1963 yılından bu yana toplumda ve uluslararası alanda inşa ettiği saygınlık ve misyona yakışır şekilde ifa etmiştir.

    ‘SORUŞTURMA DEVAM EDİYOR’

    Müvekkil hakkında bir kısım medya organları tarafından haberleştirilen, görevini ifa ederken toplumsal manevi hassasiyetleri göz ardı ettiğine dair gerçek dışı iddialar nedeniyle hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmış halen devam etmektedir.

    TSYD’nin kurulduğu günden beri tüm toplum kesimlerine eşit mesafedeki saygılı tutumu müvekkilimin başkanlığı süresince değişmemiş, derneğin kuruluş amaçları dışında hiçbir faaliyet yürütülmemiştir.

    ‘İDDİALAR ASILSIZ’

    Bu kapsamda müvekkilin başkanlık yaptığı dönemde de derneğe ait spor tesislerinin tüm üyelerine kullandırılmasında hiçbir ayrım gözetilmemiştir. Farklı manevi duygu ve hassasiyetlerin karşılanması amacıyla derneğe ait açık ve kapalı havuzların kullanımı programlanmıştır. Bu kapsamda 29/08/2024 tarihinde gerçekleştiği iddia olunan olayda da ilgililerine bu durum izah edilmesine, kapalı yüzme havuzunun tüm gün kullanımının mümkün olduğuna dair açıklamaya rağmen işbu husus göz ardı edilerek TSYD ve özelinde başkanlık görevini yürüten müvekkilim hakkında asılsız iddialar ortaya atılmıştır. Müvekkilim toplumsal birlik ve beraberliğe zarar verilmemesi adına bugüne kadar Türk adaletine saygı göstermiş ve kendisini yargı makamları önünde ifade etmiştir.

    TSYD'ye Kayyım Şoku! Başkan Oğuz Tongsir Görevden Alındı - Resim : 2

    ‘BAŞKAN GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILDI’

    Söz konusu süreç TSYD’nin, İçişleri Bakanlığınca olağan süresi dışında denetimine karar verilmesi ile farklı bir hâl almıştır. Söz konusu denetim sonunda müvekkilim hakkında suç şüphesi isnadı ile Dernekler Kanunu’nun 27/3. Fıkrası uyarınca 02/10/2024 tarihi itibariyle geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırma kararı alınmıştır.

    Söz konusu kararın alınmasına dayanak 26/09/2024 tarih ve M.Y. 29/12-S.Y.69/8 sayılı Tevdi Raporu tarafımıza tebliğ edilmemiş, bu nedenle esası ve dayanakları tarafımızca henüz bilinmemektedir. Ancak müvekkilim Türk yargısına duyduğu saygı ve adalete olan inancı gereği; her zaman tüm iş ve işlemlerinin mahiyet ve gerekçesine dair açıklama yapmaktan memnuniyet duyacaktır.

    ‘KAYYIM ATANACAĞINI ÖNGÖRÜYORUZ’

    Bu itibarla Dernekler Kanunu uyarınca müvekkilim yerine bir Kayyım atanmasına karar verileceği tarafımızca öngörülmektedir. İş bu tasarrufun takdiri öncelikle basın mensuplarının ve daha sonra tüm kamuoyunun takdirindedir.

    Müvekkilim tüm meslek hayatını hiçbir siyasi ve dini görüşün etkisi altında kalmadan, tüm toplum kesimlerine karşı eşit mesafede geçirmiş bugünden sonra da bu şekilde geçirecektir. Uzun yıllardır başkanlığını yürüttüğü ve üyesi olmaktan onur duyduğu Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin tüzel kişiliğinin de zarar görmemesi adına kendisini öncelikle yargı organları nezdinde ifade etmek istemektedir.

    Sosyal medya, yazılı ve görsel basın ile her türlü haber mecralarında, müvekkilimin saygınlığını hedef alan hukuka aykırı eylemler bakımından tüm yasal haklarımızı kullanacağımızı hatırlatırken, henüz iddia aşamasında olan bir olay nedeniyle müvekkil hakkında ölçüsüz olarak uygulanan tedbirden bir an evvel ilgili idarece dönüleceğine dair inancımızı da korumaktayız.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • DEM Parti kayyım uygulamasıyla ilgili kanun teklifi verdi

    DEM Parti kayyım uygulamasıyla ilgili kanun teklifi verdi


    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi, kayyım uygulamasına karşı TBMM’ye kanun teklifi sundu.


    DEM Parti, kayyım uygulamasına son verilmesi ve bugüne kadar yerine kayyım atanan belediye başkanlarının göreve iade edilmesi için kanun teklifi verdi.

    Teklifin gerekçesinde “Kayyım uygulamasının yerel yönetimler üzerindeki olumsuz yansımaları, seçimle elde edilemeyen belediyelerin vesayetle elde edilmesine olanak sağlaması, kayyımların atandığı yerellerde yarattıkları tahribatlar bu uygulamanın mevzuattan kaldırılması için düzenleme yapılmasını zorunlu kılmıştır” denildi.

    DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülüstan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, kayyım uygulamasına son verilmesi için Belediye Kanunu’nda değişiklik öngören kanun teklifi verdi. TBMM Başkanlığı’na sunulan teklifte, anayasaya aykırı olan kayyım uygulamasına son verilmesi önerilirken, belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılmasıyla ilgili şu düzenleme öngörüldü:

    “Görevleriyle ilgili zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından biri nedeniyle haklarında soruşturma veya kovuşturma açılan belediye organları veya bu organların üyeleri, kesin hükme kadar İçişleri Bakanı tarafından görevden uzaklaştırılabilir.

    Görevden uzaklaştırma kararı ayda bir gözden geçirilir. Devamında kamu yararı bulunmayan görevden uzaklaştırma kararı kaldırılır. Görevden uzaklaştırılanlar hakkında; kovuşturma açılmaması, kamu davasının düşmesi veya beraat kararı verilmesi veya görevden düşürülmeyi gerektirmeyen bir suçla mahkûm olunması durumunda görevden uzaklaştırma kararı kaldırılır. Görevden uzaklaştırılan belediye başkanına, görevden uzak kaldığı sürece aylık ödeneğinin üçte ikisi ödenir ve bu süre içinde diğer sosyal hak ve yardımlardan yararlanmaya devam eder.”

    Teklifte kayyım uygulamasının getirildiği 31 Mart 2019 tarihli yasa değişikliğinin ardından görevden uzaklaştırılan ve yerine kayyım atanan belediye başkanlarının da görevlerine iade edilmesi önerildi.

    Teklifin genel gerekçesinde ise şu görüşler dile getirildi:

    “OHAL KHK’si ile getirilen ve yasalaşan düzenlemeler öncesi, bir belediye başkanı hakkında soruşturma veya kovuşturma açılmışsa İçişleri Bakanlığı’nın tasarrufunda kesin hükme kadar görevden uzaklaştırma kararı alınabiliyordu. Bu geçici ‘önlem’ sürecinde de belediye meclisi toplanıp kendi üyeleri arasından bir başkanvekili seçiyordu. Ayrıca isnat edilen suçun görevle ilgili olması da gerekiyordu. Kayyım politikaların Kürt halkına tek zararı, seçme seçilme hakkının ihlal edilmesi, halk iradesinin yok sayılması olmamış; yolsuzluk, rüşvet, talan, usulsüzlük kayyımların belediyelerde temel yönetim anlayışı olmuştur. Kayyım atamalarının ardından, yerel yönetimlerde birçok usulsüzlük ve hukuksuzluk yaşanmış, bu durum defalarca kamuoyuna yansımış olmasına rağmen hiçbir siyasi sorumluluk alınmamış, denetim görevleri yerine getirilmemiştir.

    “MADDELERİN DEMOKRATİKLEŞTİRİLMESİ GEREKMEKTEDİR”

    Kayyım uygulamasının yerel yönetimler üzerindeki olumsuz yansımaları, seçimle elde edilemeyen belediyelerin vesayetle elde edilmesine olanak sağlaması, kayyımların atandığı yerellerde yarattıkları tahribatlar bu uygulamanın mevzuattan kaldırılması için düzenleme yapılmasını zorunlu kılmıştır. Sadece kayyım atamasına olanak veren yasa maddeleri değil, belediye eşbaşkanlarının görevden uzaklaştırılmalarına olanak sağlayan maddelerin de demokrasinin temel ilkeleri, hukukun üstünlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri gibi evrensel kurallar gereğince demokratikleştirilmesi gerekmektedir.”

    Kaynak: ANKA


    Etiketler

    DEM Parti


    Kayyım

    Meteoroloji tarih verdi: Aşırı sıcaklar yurdu terk ediyor
    Aşırı sıcaklar yurdu terk ediyor

    NOW TV'den Kızıl Goncalar kararı... Dizinin hayranlarını üzen erteleme
    NOW TV’den Kızıl Goncalar kararı… Dizinin hayranlarını üzen erteleme

    Erkan Baş: Artık vergiler bize yol olarak geri dönmüyor, yollar vergi olarak geri dönüyor
    Erkan Baş: Artık vergiler bize yol olarak geri dönmüyor, yollar vergi olarak geri dönüyor

    Muazzez İlmiye Çığ'ın yeğeni meğer Kanal D'nin en ünlü ekran yüzüymüş
    Muazzez İlmiye Çığ’ın yeğeni meğer Kanal D’nin en ünlü ekran yüzüymüş

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Bir devlet geleneği: El koymak

    Bir devlet geleneği: El koymak


    Tamer ÇİLİNGİR*


    Belediyelere kayyım atamak, özellikle Kürt coğrafyasında 2016 tarihinden bugüne devam eden bir el koyma biçimi olarak karşımıza çıksa da devletin, belirli gerekçelerle yönetime müdahale etmesi ve kayyım ataması, bu coğrafyanın köklü bir geleneğidir. Bu, yalnızca yerel yönetimlerde değil, tarihin birçok döneminde ve farklı alanlarında da görülen bir uygulamadır.

    27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat bu el koyma örneklerinden bazılarıdır. Bu el koyma örnekleri parlamentoya, yerel yönetimlere el koyma ile sınırlı da değildir. Polis, asker ve mahkemeler aracılığıyla hak ve özgürlüklere de el koyulur.

    NELERE EL KOYULMAZ Kİ?

    İnançlara el koyulur, dillere el koyulur.

    İsimlerine el koyulur insanların, köylerin, kasabaların, şehirlerin.

    Çocuklarına el koyulur, o çocukların oyunlarına, oyuncaklarına el koyulur. Ninnilerine, uykularına, hayallerine el koyulur. Geleceklerine el koyulur.

    Şarkılara, danslara, hikayelere, masallara el koyulur.

    TARİHE EL KOYULUR

    Resmi Tarih hakim sınıfların bilinmesini istediği tarihtir. Tarihin, geçmişte yaşanmış olanın iktidar sahiplerinin ihtiyaçları doğrultusunda kurgulanmış versiyonudur. Bu amaçla toplumsal bellek (hafıza-ı enam) yok edilmek, toplum hafıza kaybına uğratılmak istenir. (Fikret Başkaya)

    ŞEHİRLERE EL KOYULUR

    İsimlerine el koyulan köylere, kasabalara ve şehirlere de el koyulur.

    Bu el koyma eylemi hiç bitmez. Defalarca kez el koyulur.

    Örneğin 1453 yılında el koyulan Konstantinopolis’e, 1461’de el koyulan Trabzon’a her el koyma yıldönümünde tarih sahnesinde yeniden yeniden el koyulur.

    1974 yılında Kıbrıs’ın işgali de bir başka el koyma biçimidir. Kıbrıs’ın Lefkoşa, Girne, Magosa Güzelyurt, İskele ve Lefke şehirlerine el koyulur.

    MALLARA, MÜLKLERE EL KOYMAK DA BİR GELENEKTİR

    Yüz yıl boyunca Rumların, Ermenilerin mallarına, mülklerine el koymak haktır. Canlarına el koymak ise büyük sevaptır. Okullara, kiliselere el koyulur. Evlere, bağlara, bahçelere el koyulur.

    Örneğin 1912 yılında Trabzon’da inşa edilmiş Konstantin Kabayannidis’e ait köşke 1923 yılında el koyulur ve Mustafa Kemal’in özel mülkiyetine geçirilerek adı Atatürk Köşkü olarak değiştirilir.

    1942 yılında çıkarılan Varlık vergisi ise geride kalan az sayıdaki Rum, Ermeni ve Yahudi vatandaşın da mallarına el koyulmasını sağlar.

    6-7 Eylül 1955’de bir kez daha el koyar devlet Rumların mallarına ve canlarına. Bu kez 1915 ve 1919’daki gibi ‘gavurun malı helaldir’ denerek el koymak işi kitleselleştirilir.

    PARTİLERE EL KOYULUR

    Cumhuriyet tarihi boyunca 50’nin üzerinde parti mahkeme kararlarıyla kapatılır. 1980’den bu yana ise 44 milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırılarak milletvekilliği düşürülür.

    BELEDİYELERE EL KOYULUR

    1918 Eylül’ünde hastalığı sebebiyle görevinden istifa ettiği söylenen Giresun belediye başkanı Dizdarzâde Eşref Bey’in yerine başkanlığa Topal Osman el koyar. Başkan olarak yaptığı ilk işlerin başında, 1885-1904 yılları arasında belediye başkanlığı yapan Kaptan Yorgi tarafından yaptırılan Giresun Saat Kulesini yıkmak olur. Bu tarihten itibaren Rumlara karşı gerçekleştirilecek katliamların merkezi olacaktır Giresun belediyesi.

    Yüz yıl sonra ise bu kez Kürt şehirlerindeki şehir ve ilçe belediyelerine el koyulur. Kendi belirlediği seçimler sonucunda halkın büyük çoğunluğu ile seçilen belediye başkanlarının görevden alınıp yerlerine kayyım atanması biçiminde şekillenen bu el koyma aynı zamanda halkın iradesine de el koyulmasıdır.

    Darbeler, el koymalar, kayyımlar, hak gaspları, özgürlükler önündeki yasaklar, sürekli şiddet ve baskı Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim biçimidir.


    * Araştırmacı, Pontos Gerçeği kitabının yazarı.

    Kaynak: Artı Gerçek
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ahmet Türk’ten ‘kayyım’ çıkışı: Halkın iradesine ipotek konulduğu zaman biz tepkimizi gösteririz

    Ahmet Türk’ten ‘kayyım’ çıkışı: Halkın iradesine ipotek konulduğu zaman biz tepkimizi gösteririz


    DEM Parti Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk, kayyım atamalarıyla ilgili, “Halkın iradesine ipotek konulduğu zaman biz tepkimizi gösteririz” açıklamasını yaptı.


    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partili (DEM Parti) Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Ahmet Türk ve Devrim Deniz, düzenledikleri basın toplantısında, kayyım yönetimi döneminde borçlanma, taşınmazların devri ve gündemi ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    Ahmet Türk, Mardin Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (MARSU) ve belediyenin toplam borcunun ise 4 milyar 875 milyon 802 bin lira olduğunu söyledi. Kayyımın kasada 150 milyon para bıraktığını ancak bu paranın ilgili ayın maaşlarına yatırıldığını söyledi.

    Mardin Valisi ve dönemin Büyükşehir Belediyesi kayyım Turan Akkoyun’un, Elazığ’ın Arıcak ilçesine bağlı AKP’li 3 Ocak Belde Belediyesi’ne 15 milyon lira para aktardığını da anlatan Türk, borçların belgelerinin olduğunu belirterek, “Biz bu halka hizmet etmek için geldik. Ne kimseye iftira atarız, ne de belgesiz konuşuruz. Bütün ihalelerimiz şeffaf olacak. Yaptığımız tüm çalışmaları halkla paylaşacağız. Basına kapımız her zaman açıktır. Bizi yıpratmak isteyen anlayışlara karşı, hem yerel hem de ulusal basın biraz vicdanlı hareket etmelidir” dedi.

    Türk, gazetecilerin ”Kobani Davası’nda verilen kararların ardından belediyeye kayyım atanacak mı” sorusuna şu yanıtı verdi:

    ”Bizim için önemli olan halkın iradesinin ortaya çıkması. 31 Mart seçimlerinde halkın iradesi güçlü bir şekilde ortaya çıktı. 3 dönemdir belediye seçimlerine katılıyoruz. Herkesin kafasında ‘Kobani Davası’nda verilen karardan sonra acaba kayyım atanır mı?’ sorusu var. Burası Türkiye, hukukun olmadığı, adaletin olmadığı, yargının tarafsız ve bağımsız olmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Bunun için neyin, nasıl olacağını bilemeyiz. Ama bizim için halkın iradesi önemlidir. Halkın iradesine ipotek konulduğu zaman biz tepkimizi gösteririz. Çünkü o iradeyi tanımamak bu halkı tanımamaktır. Bir bütün olarak halkın özgürlüklerini askıya almaktır. Yoksa bireysel olarak kayyım atanmış, atanmamış bizim için çok önemli değil. İradenin ipotek altına alınmasına tepkimizi gösteriyoruz. Şimdi yargı süreci başladı. Yargıtay’ın kararı ortaya çıkmayana kadar, yargının vermiş oluğu kararları, bir kişi hükümlü olarak göstermez. Yargıtay kararından sonra belediye başkanlığı düşer. Böyle bir durum olsa bile Meclis’in kendi içinde bir belediye başkanvekili seçme gibi bir durumu var.”

    Kaynak: ANKA


    Etiketler

    DEM Parti


    Ahmet Türk


    Mardin


    Kayyım

    CHP MYK Pazar günü yapılacak ''Büyük Emekli Mitingi''nden sonra toplanacak
    CHP MYK ”Büyük Emekli Mitingi”nden sonra toplanacak

    Acısız ve ağrısız! Sadece 5 gün içinde nasırı kökünden sökecek yöntem
    Acısız ve ağrısız! Sadece 5 gün içinde nasırı kökünden sökecek yöntem

    Kanal D'nin son dönemde en çok izlenen dizisi : İnci Taneleri'ne yeni başrol
    Kanal D’nin son dönemde en çok izlenen dizisi : İnci Taneleri’ne yeni başrol

    Mersin Ülkü Ocakları eski başkanına hapis cezası!
    Mersin Ülkü Ocakları eski başkanına hapis cezası!

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Otoriter demokrasiden kalpazan demokrasiye kayyım rejimi

    Otoriter demokrasiden kalpazan demokrasiye kayyım rejimi


    Av. Dr. Hanifi BARIŞ*


    31 Mart sonrasında Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanına mazbata verilmemesi girişimi, seçim sonuçlarının değiştirilmesi yönündeki ‘yerleşmiş’ pratiğin son örneğiydi. 31 Mart 2019’daki yerel seçimlerden sonra da 6 eşbaşkanın mazbatası verilmemişti. Bunu kayyım atamaları takip etti. Örneğin Halkların Demokratik Partisi’nin kazandığı 65 belediyenin 48’ine kayyım atandı, muhtar ve belediye meclis üyesi dahil, yüzlerce seçilmişin yerini atanmışlar aldı.

    Özellikle seçme ve seçilme hakkıyla ilgili olarak, hukuk düzeninin siyasetçilere verdiği izin, yetki ve belge, yine hukuk düzeni tarafından seçimlerden kısa bir süre önce veya sonra geçersiz sayılageldiğinden, bunların genel olarak geçerliliği ve gerçekliğinden artık kuşku duyulmaktadır. Sivil ve siyasi faaliyetlerimizi düzenleyen kurum ve kurallar bütünü olarak, karşımızda artık güven duyacağımız bir hukuk düzeni bulunmamaktadır. Yasalar çerçevesinde edindiğimiz haklar ve yerleştiğimiz makamlar hukuk düzeni güvencesi altında olmaktan çıkmıştır. Yasayla yetkilendirilen mülki amirler eliyle, kimliğimiz, doğum yerimiz, siyasi çizgi ve tercihlerimiz, inancımız ve rengimiz vs. gerekçe gösterilerek, hukuk düzenine güven duyarak edindiğimiz ne varsa elimizden alınabilecektir. Bu nedenle hukuka güven ilkesi işlevini yitirmiş, can, mal ve seçim güvenliği mülki amirlerin kişisel insafına terk edilmiştir. Bir benzetme yapacaksak, kuzu kurda teslim edilmiştir.

    Siyaset bilimi literatüründe, benzeri siyasi rejimlerin adı otoriterlik veya otoriter demokrasi olageldi. Ancak literatüre biraz geç giren bir rejim tipi olarak, kalpazan demokrasi tanımının, mevcut rejimi tanımlamak için daha uygun olduğu kanısındayım. Zira otoriterlikten maksat, hak ve özgürlüklerin kısıtlanması ile zor, şiddet ve baskıya dayalı yönetimdir. Kalpazan demokrasiden maksat, devlet ve/veya hükümetin zor, şiddet ve baskı yoluyla sindiremediği sivil ve siyasi aktörlerin aktivite ve seçim başarılarının, ancak kalpazanlık olarak tanımlanabilecek yöntemler yoluyla ortadan kaldırılmasıdır. Burada kalpazanlık, birey ve kurumların başvurusu neticesinde yetkili kurumlarca verilen resmî belge ve izinlerin, daha sonra aynı veya farklı yetkili kurumlarca geçersiz sayılması veya iptal edilmesidir. Yani mevcut hukuk düzeni, kendi yetkili kurumlarınca verilen izin, yetki ve belgeye, kalpazanlar tarafından düzenlenmiş izin, yetki ve belge muamelesi yapmaktadır. Artık hukuki ve idari kurumlarca rutin bürokratik ve adli işlemler yoluyla seçimler için verilen izin, yetki ve belgelerin sahiciliğinden, gerçek oluşundan ve geçerliliğinden emin olunamaz. Ezcümle, kayyım atama müessesi nedeniyle, seçme ve seçilme faaliyetleri açısından otoriter bir rejimle değil, kalpazan bir rejimle karşı karşıyayız.

    SEÇİM SONUÇLARININ YASAL DAYANAKLARI

    674 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 45. maddesinde yapılan değişiklik sonrasında, artık yürütmenin bir birimi dahi olmayan içişleri bakanı ve idarenin bir organı olan valiliklere, yani idareye, seçim sonuçlarını değiştirme yetkisi verilmiştir. Bu kanun hükmünün yol açtığı uygulama, bazı akademisyenlerin işaret ettiği üzere[1] sadece anayasaya aykırılık teşkil etmekle kalmamaktadır. Bu hükmün yasalaşmasının çok daha önemli iki sonucu bulunmaktadır: (I) yerel yönetimlerde, büyükşehir ve il belediyeleri açısından içişleri bakanı, ilçe belediyeleri açısından da valiler, seçim sonuçlarını ortadan kaldırabilmektedir; (II) yine yerel yönetimler açısından, içişleri bakanı ve valiler tarafından olağanüstü hâl (OHAL) dönemi yetkilerinin kullanılması, bir kanun hükmü sayesinde olağan hale gelmiştir. Yani yerel yönetimler açısından OHAL ilanı ile belediye başkanının görevine geçici olarak son vermek yürütme erki tasarrufundaki anayasal mekanizmalar olmaktan çıkmış, kanuna dayalı idari tasarruflar haline gelmiştir.

    Giorgio Agamben tarafından işaret edildiği üzere, olağanüstü hâl rejimi zaten batılı liberal demokrasiler dahil tüm siyasi rejimlerin anayasalarına girmekle olağanlaşmıştır.[2] Ancak burada dikkat çekilmesi gereken husus, siyasi rejimin niteliği açısından çok daha ciddi ve vahim sonuçları olan bir olgudur. 2017 Nisan’ında yapılan anayasa değişiklikleri sonrasında yürütme bakanlar kurulu tarafından değil, Cumhurbaşkanlığı tarafından oluşturulmaya başlanmıştır. Cumhurbaşkanının seçtiği bakanlar da artık yürütmenin birer organı değillerdir, sadece idari yapılanmaların başı durumuna geçmişleridir. Artık yürütmenin bir kolu dahi olmayan içişleri bakanlığı ve diğer bir idari makam olan valilik, yerel seçim sonuçlarını ortadan kaldırıp, belediye başkanlarını kendileri atayabilmektedir. 1 Eylül 2016 ile 16 Kasım 2019 tarihleri arasında 119 belediye başkanı, 300’ü aşkın muhtar ve yüzlerce belediye meclis üyesi görevden alınıp yerlerine kayyım atandı.[3] 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’nin kazandığı 65 belediyenin 48’ine kayyım atanmıştı.

    Bu, sistem olarak, yerel yönetimleri 1960 yılından öncesine götürmüştür. 1960’lı yılların başına kadar belediye başkanlarının atama yoluyla belirlenmesi hukuki düzenin bir parçasıydı. Nitekim, “27 Temmuz 1963 tarih ve 307 sayılı yasa ile belediye başkanlarının belediye meclislerince seçilmesi uygulamasına son verilerek, halk tarafından seçilmesi usulü getirilmiş, seçilen belediye başkanının Cumhurbaşkanı veya Vali tarafından onaylanması uygulamasına da son verilmiştir”.[4] Bu nedenle antidemokratik dahi olsa, seçim sisteminde ve rejimde bir tutarlılık vardı. Yani aldığınız belge veya mazbatanın sonradan iptali gibi bir olgu keyfi olarak vuku bulsa da bunun yasal dayanağı yoktu. Ancak mevcut durumda seçimler yapılmasına, seçmenin belediye başkanını seçmesine rağmen, seçim sonuçlarının ve alınan mazbatanın hukuki geçerliliğinin bir garantisi bulunmamakta, bakanlık veya valinin vereceği bir kararla halkın seçtiği başkan yerine seçilmemiş bir kişi belediye başkanı yapılabilmektedir. Böylece, dünyada çokça örneklerini gördüğümüz seçim hile ve manipülasyonlarının[5] dahi ötesine geçilmiştir. Yani aldığınız sürücü belgesinin, yasal olarak, bir polis memuru tarafından herhangi bir yargısal süreç işletilmeksizin iptalinin mümkün olması gibi garip ve vahim bir durumla karşı karşıyayız. Bunun Kürdistan özelindeki çevirisi şudur: Seçim öncesi uygulanan her türlü baskı ve yıldırmaya ve kampanya süreçlerindeki tüm adaletsizliklere rağmen elde edilen seçim başarıları da artık kazanım olmaktan çıkmış, seçim sonuçlarına ve seçme ve seçilme hakkına olan güven tamamen ortadan kalkmıştır.

    KALPAZAN DEMOKRASİNİN PARAMETRELERİ

    Türkiye, kuruluşunda otoriter bir rejimken daha sonra yarı otoriter rejimlere geçiş yapmış, sonraları otoriter demokrasi olarak tanımlanmış, genel olarak bu iki kategori arasında yer değiştirmekten öteye geçememiştir.[6] Yarı-otoriter rejimler, çok partili bir sistem dahilinde periyodik seçimlerin yapıldığı ancak fırsat eşitliği, adil ve özgür seçimler, bireysel özgürlüklerin anayasa ve yasalarca korunan en temel değerler olması gibi demokratik ilkelerin sistematik bir şekilde ihlal edildiği, seçimlerin iktidar için ‘meşrulaştırıcı’ bir araca dönüştüğü, vatandaşların siyasi ve medeni haklarının sürekli ihlal edildiği, yürütme erkinin baskın olduğu rejimlerdir.[7] Benzer bir rejim de illiberal demokrasidir.[8] Bu rejimlerde bireysel özgürlükler, kişi saygınlığı ve eşitlik kavramı belli bir din, kültür, ideoloji ve kimliğe feda edilir; liderler köktenci dincilik, milliyetçilik ve ideolojik referanslarla ortaya çıkıp iç veya dış savaşlarla içerideki desteği perçinlemeye girişir; yöneticiler her türlü farklılığa cephe alarak partizanlarına sarsılamaz bir birlik, parlak bir gelecek ve/veya nostaljik altın çağların yeniden inşası vaadinde bulunur.[9] Kısacası, özgürlükçü değerler olarak bilinen çok kültürlülük, farklı kimlik ve görüşlere saygı ve çeşitli toplum ve dinlere mensup olanlara yasa önünde eşitlik tanınması şeklinde özetlenebilecek ilerici değerlerin reddi ile, mili ve/veya dini bir kimliğin en yüce, kutsal değer olarak yükseltilmesinin yeniden siyasetin temel amacı haline gelmesidir. Bu rejimlerde yürütme organının yetkileri üzerindeki sınırlamalar ya tamamen kaldırılır ya da asgariye indirilir, kurumsal denge ve denetleme mekanizmaları olabildiğince zayıflatılır, ve yargı bir çeşit bürokrasiye evrilerek siyasi yapının en güçlü aktörü haline getirilen yürütme erkinin toplumu yeniden dizayn etme aracına dönüştürülür.

    Türkiye’de yarı-demokrat, otoriter-demokrat ve yarı-otokrat olarak tanımlanan rejim karakteri kalıcılaşmış; kalıcılaşan otoriterlik 2016’daki darbe girişimi sonrasında derinleşerek otoriterliğe ve otokrasiye everilmeye başlamıştır[10] (eklemek gerekir ki, ‘yarı-demokrat’ tanımlamasındaki demokrasi, liberal demokrasilerde görülen ilke ve standartlara uygunlukla değil, sadece periyodik olarak seçimlerin yapılmasıyla sınırlıdır).

    Ancak, kayyım atamaları Türkiye gibi otokrat veya yarı-otokrat rejimlerde bile görülmeyen bir çarpıklık olup, bunu fiili anayasaya aykırılıklar ile seçim hileleri, usulsüzlükleri ve adaletsizliklerinden ayırmak gerekir. Artık yerel yönetim organları üyelerinin bu sıfatı kazanıp kaybetmeleri yargı denetiminden çıkmış, belediye başkanlarının memurlar tarafından atanabilecekleri bir mekanizma hukuk düzeninin bir parçası haline gelmiştir.[11] Ezcümle, Belediye Kanunu’nun anılan hükmü anayasaya aykırılığı yasallaştırmak ve OHAL’i olağanlaştırmakla kalmamış, demokrasilerde rejim meşruiyetinin temeli olan seçme ve seçilme mekanizmasını, -bu prosedürün işlemesine ve her beş yılda bir seçimler yapılmasına rağmen-, yine yerel yönetimler açısından, tamamen ortadan kaldırmıştır. Bu nedenle Türkiye’deki siyasi rejim yarı-otoriter ve illiberal demokrasi olmanın ötesine geçmiştir. Tipik yarı-otoriter veya illiberal rejimler, demokratik kurallar ile otoriter yöntemlerin aynı anda var olduğu siyasi sistemlerdir. Yukarıda açıklandığı üzere, Türkiye’de bunların hepsi, değişik derecelerde, oldum olası zaten vardı.[12]

    Yeni olan olgu, demokratik kural ve süreçlerin sonuçlarını da ortadan kaldıran hükümlerin kalıcı olarak yasalara ve bu yöndeki uygulamaların siyasi pratiğe yerleşmesidir. Bu minvalde siyasi iktidar için araca dönüşen, hiçbir şekilde adil ve özgür yapılmayan seçimlerin[13] bile -Kürdistan’daki yerel yönetimler söz konusu olduğunda- sonuçlarının tanınmayabildiği ve keyfi olarak değiştirilebildiği bir rejimle yüz yüzeyiz. Yani sadece otokrat yöntemlerin, güçlü bir yürütmenin ve hak ihlallerinin varlığı değil, tüm bunlara rağmen seçimleri kazananların görevlerinden alınıp anayasaya aykırı bir şekilde[14] yerlerine devlet memuru kayyımların atandığı bir rejimle karşı karşıyayız. Bu nedenle içişleri bakanı ve valilerin takdiriyle, belli yerleşim yerleri ve kişiler açısından, seçimlerin yapılmaması durumunda olacakların aynısının gerçekleştiği bir rejim söz konusudur. Ancak seçimler de yapılmaktadır. Bu paradoksun siyasi rejimler skalasındaki karşılığı, Cheeseman ve Klaas’ın[15] kalpazan demokrasi dediği rejim tipidir.

    Kalpazan demokrasiler, bu yazarlara göre, görünüşte çok partili seçimler düzenlemekle beraber otoriter olan rejimlerdir. Bu tip rejimler bazen tek partili otoriter rejimlerden daha istikrarlı olurlar. Çünkü hileli secimler yapmak veya iktidara bir şekilde avantaj sağlamak suretiyle secimler yapmak hiç seçim yapmamaktan daha iyidir. Ancak bu rejimi diğerlerinden ayıran en önemli iki husus şudur: “Seçimler genellikle halkın iradesini siyasi iktidara dönüştürmek için değil, halkın iradesini yıkmak ve görevdeki kişinin iktidarda kalmasını sağlamak için kullanılır”[16] ve yasalar, bu amaca ulaşmak üzere kullanılan birer araca dönüşür.

    Anayasa’nın 127. maddesi, Avrupa Yerel Yönetimler Şartı ve yerel yönetimlerin özerkliği ilkelerine aykırı bir şekilde,[17] seçilen belediye başkanları, belediye meclis üyeleri ve muhtarların görevlerinden alınması ve yerlerine yenilerinin seçilmesi prosedürünün işletilmesi yerine idari makamlar tarafından kayyım atanmasının yasal hale gelmesi olgusu, Türkiye’deki siyasi rejimi otoriter veya illiberal[18] demokrasi olmaktan çıkarmış, kalpazan demokrasiye evirmiştir. Ancak burada kalpazan rejim tanımını Cheesemen ve Klaas’ın kullandığı tanımdan farklı sebeplerle kullanıyorum. Zira onlar bu kavramı kullanırken daha çok Cassani ve Zakaria’nın[19] da üzerinde durdukları hususları, yani seçimlerin hile, baskı ve hak ihlallerinin gölgesinde kalmasını öne çıkarırlar. Benim bu kavramı kullanma sebebim ise çok daha vahim bir olguya vurgu yapmaktır: Hile, baskı ve hak ihlallerine rağmen yerel yönetim seçimlerini kazananların tamamen keyfi bir şekilde idari makamlarca görevden alınmalarının yasal bir dayanağa bağlanmış olması, bu vesileyle seçim sonuçlarının da hile, baskı ve hak ihlallerine ek olarak, bir yasal dayanakla değiştirilmesidir.


    * Aberdeen Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğretim üyesi

    Kaynakça:

    [1] Keleş Ruşen and Can Giray Özgül, “Belediye Organlarına ‘Kayyım’ Atamaları Üzerine Bir Değerlendirme,” Ankara Üniversitesi SBF Dergisi 72, no. 2 (2017): 299–313.

    [2] Giorgio Agamben, State of Exception (London: The University of Chicago Press, 2005).

    [3] HDP, “Kayyım Raporu” (Ankara, 2019), https://hdp.org.tr/tr/kayyim-raporumuz/12907/; HDP, “HDP’den Kayyum Raporu,” Birgün, 2019, https://www.birgun.net/haber/hdp-den-kayyum-raporu-277100.

    [4] Hasan Yaylı and Refik Yaslıkaya, “Türkiye’de Yerel Hizmetlerle İlgili Yasal Düzenlemelerin Gelişimi,” Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi 47, no. 2 (2012): 74.

    [5] Nicholas Cheeseman and Brian Klaas, How to Rig an Election (New Haven and London: Yale University Press, 2018); Alberto Simpser, “How to Un-Rig an Election,” Journal of Democracy 30, no. 1 (2019): 172–77; Ivan Jarabinský, “How to Rig an Election ,” Swiss Political Science Review 24, no. 3 (September 2018): 367–69.

    [6] Halil Karaveli, Why Turkey Is Authoritarian: From Atatürk to Erdoğan (London: Pluto Press, 2018); Halil Karaveli, “The Rise and Rise of the Turkish Right,” The New York Times, 2019, https://www.nytimes.com/2019/04/08/opinion/turkey-nationalism-right-wing.html?fbclid=IwAR1oHL-EOtmBKw-capYbclkZ3ses608RDmRAtWRa8rMKhQJDLafSJct7Y8w; Kerem Öktem and Karabekir Akkoyunlu, “Exit from Democracy: Illiberal Governance in Turkey and Beyond,” Southeast European and Black Sea Studies, November 6, 2016, 1–12.

    [7] Andrea Cassani, “Hybrid What? Partial Consensus and Persistent Divergences in the Analysis of Hybrid Regimes,” International Political Science Review 35, no. 5 (2014): 543, 544; Fareed Zakaria, “The Rise of Illiberal Democracy,” Foreign Affairs 76, no. 6 (1997): 22–43.

    [8] Zakaria, “The Rise of Illiberal Democracy.”

    [9] Zakaria, 23–40.

    [10] Kemal Kirişci and Amanda Sloat, “The Rise and Fall of Liberal Democracy in Turkey: Implications for the West” (Washington D.C., 2019), https://www.brookings.edu/research/the-rise-and-fall-of-liberal-democracy-in-turkey-implications-for-the-west/; Jean-François Bayart, “Turkey: Erdoğan’s Authoritarian Turn,” Global Challenges, 2017, https://globalchallenges.ch/issue/2/turkey-erdogan-authoritarian-turn/; Zafer Yılmaz and Bryan S. Turner, “Turkey’s Deepening Authoritarianism and the Fall of Electoral Democracy,” British Journal of Middle Eastern Studies (Routledge, October 20, 2019).

    [11] Yaylı and Yaslıkaya, “Türkiye’de Yerel Hizmetlerle İlgili Yasal Düzenlemelerin Gelişimi.”

    [12] Karaveli, Why Turkey Is Authoritarian: From Atatürk to Erdoğan; Yılmaz and Turner, “Turkey’s Deepening Authoritarianism and the Fall of Electoral Democracy.”

    [13] Nic Cheesman and Brian Klaas, “How to Rig an Election,” The Constitution Unit Blog, 2018, https://constitution-unit.com/2018/07/04/how-to-rig-an-election/.

    [14] Ruşen and Özgül, “Belediye Organlarına ‘Kayyım’ Atamaları Üzerine Bir Değerlendirme.”

    [15] Cheeseman and Klaas, How to Rig an Election.

    [16] Cheesman and Klaas, “How to Rig an Election.”

    [17] Abdullah Çelik, “Belediye Başkanlarının Geçici Olarak Görevden Uzaklaştırılması Üzerine Bir Çalışma,” Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi 4, no. 1 (2005): 145–59; Erol Uğraş Öçal, “Anayasa Mahkemesi Kararlarında Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı,” Emek Araştırma Dergisi (GEAD) 9, no. 14 (2018): 137–56; Ruşen and Özgül, “Belediye Organlarına ‘Kayyım’ Atamaları Üzerine Bir Değerlendirme”; Yunus Muratakan, “Demokrasi ve Anayasa Hukuku Bağlamında ‘kayyım’ Sorunu,” Artıgerçek, 2018, https://www.artigercek.com/haberler/yururlukte-olan-ohal-khk-leri-hak-ve-hurriyetleri-durdurmustur.

    [18] Zakaria, “The Rise of Illiberal Democracy.”

    [19] Cassani, “Hybrid What? Partial Consensus and Persistent Divergences in the Analysis of Hybrid Regimes”; Zakaria, “The Rise of Illiberal Democracy.”

    Kaynak: Artı Gerçek
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***