Etiket: Katoliklik

  • Fransa seçimleri: Katolikler aşıra sağ adaylara, Müslümanlar ise aşırı solcu Melenchon’a oy verdi

    Fransa seçimleri: Katolikler aşıra sağ adaylara, Müslümanlar ise aşırı solcu Melenchon’a oy verdi


    Fransa’da düzenlenen bir anket, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda Katoliklerin aşı sağcı adaylara Müslümanların ise aşırı solcu adaya oy verdiklerini ortaya koydu.

    Ifop araştırma şirketinin düzenlediği ankete göre, Müslüman seçmenin yüzde 69’u, yarışı üçüncü sırada bitiren radikal solcu Jean-Luc Melenchon için oy verdi.

    Macron Müslümanlardan fazla oy alamadı

    Yine aynı ankete göre yarışı ilk sırada bitiren Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Müslüman seçmenden sadece yüzde 14 oranında oy alabildi.

    Protestan seçmenin en fazla oy verdiği siyasetçi ise yüzde 36 ile Macron oldu.

    Katoliklerin oyları aşı sağ adaylara gitti

    Katolik seçmenin oylarının yüzde 40’ı ise aşırı sağcı adaylar Marine Le Pen, (yüzde 27) Eric Zemmour (yüzde 10) ve Nicolas Dupont-Aignan (yüzde 3) için kullanıldı.

    İlk turu yüzde 23,97’lik oyla ikinci sırada tamamlayan Le Pen, oyların 27,35’ini alarak seçimden birinci çıkan Macron’un iki hafta sonraki ikinci tur için rakibi oldu.

    Araştırma Katoliklerin sadece yüzde 29’unun Macron için oy verdiğini ortaya koydu. Sol adaylara oy veren Katolik seçmenin oranı ise yüzde 14’de kaldı.

    Fransa’da son iki seçimde aşırı sağ ve aşırı sol oylarını artırırken Macron’un dışında merkezdeki sağ ve sol partilerin ciddi bir kan kaybı yaşadığı görülüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kanlı Pazar 50. yılında: Kuzey İrlanda’yı sarsan 10 dakika süren katliam

    Kanlı Pazar 50. yılında: Kuzey İrlanda’yı sarsan 10 dakika süren katliam


    Kuzey İrlanda’da barışçıl bir gösteri sırasında İngiliz askerleri 10 dakika içerisinde 13 sivili öldürdü. Tarihe Kanlı Pazar Katliamı olarak geçen olay Kuzey İrlanda’da 50. yıl dönümünde anılıyor.

    Kuzey İrlanda’da yaklaşık 30 yıl süren şiddet olayları 30 Ocak 1972’de kent ortasında sivil katliama dönüştü. Kuzey İrlanda’nın Protestan yöneticilerinin 1 yıllık gösteri yasağı Londonderry (Derry) şehrinde delindi.

    İngiltere’yle birlik yanlısı Protestanların Londra’ya atfen Londonderry, ayrılıkçı Katoliklerin ise Derry dediği kentte konut ve istihdamda Katoliklere karşı ayrımcılığı protesto etmek için gösteri düzenlendi.

    Protesto yasağına karşın gösteriye yaklaşık 15 bin kişi katıldı. Karnaval havasında başlayan yürüyüş göstericilerin kent merkezine gitmesini engellemek için kurulan barikat çevresinde kabusa döndü.

    William Caddesi’ne dönen bir grup gösterici genç, askeri barikata taş atmaya başladı. Askerlere gözaltı emri verilmesinin ardından zırhlı araçlar kalabalığın içine daldı.

    Ancak saat 16:10’da ilk silah sesi duyuldu. İngiliz askerleri 10 dakika içerisinde 6’sı 17 yaşında 13 sivili öldürdü, 15 kişiyi de yaraladı.

    Olaya karışan askerler ateş altında kaldıklarını ve çivili bombalarla saldırıya uğradıkları yönünde ifade verdi.

    Kıdemli İngiliz yargıç John Widgery tarafından o yıl yayınlanan resmi raporda bu ifadeler büyük ölçüde kabul edildi. Ancak bağımsız araştırmacılar bu ifadeleri doğrulamadı.

    Olayda hiçbir İngiliz askeri yaralanmadı, katliamın olduğu yerde siviller tarafından kullanıldığı öne sürülen hiçbir kurşun veya bomba da bulunamadı.

    İngiliz hükümeti 38 yıl sonra ‘üzgünüz’ dedi

    İngiltere’de 12 yıl süren araştırmanın ardından 2010 yılında olaya ilişkin hazırlanan rapor yayımlandı. Raporda, ilk ateşin herhangi bir uyarı yapmayan İngiliz askerler tarafından açıldığı kaydedildi. Ayrıca askerlerin de yanlış ifade verdiği kayda geçti.

    Yıllar süren araştırma sonrası yayınlanan raporun ardından zamanın Başbakanı David Cameron resmen özür diledi.

    Dönemin Başbakanı David Cameron, parlamentoda yaptığı konuşmada, “Bu raporun sonuçları kesinlikle açık. Hiç şüphe yok, muğlak bir şey yok, belirsizlik yok. Kanlı Pazar günü yaşananlar, hem haksız hem de gerekçesizdi. Bu yanlıştı. Silahlı kuvvetlerimizin bazı mensupları yanlış hareket etti. Silahlı kuvvetlerimizin davranışlarından nihai olarak hükümet sorumludur ve bunun için hükümet ve esasen de ülkemiz adına çok üzgünüm.” dedi.

    Katliam cezası kaldı

    Rapora veya özür açıklamasına rağmen hiçbir askere veya yetkiliye ceza verilmedi. 18 asker hakkında savcılığa şikayette bulunulsa da hiçbiri yargılanmadı. Soruşturma öncesi yapılan ve askerlerin verdiği delillerden hiçbirinin daha sonraki bir aşamada onları suçlamak için kullanılamayacağını öngören anlaşma sayesinde yargı yolu kapandı.

    “Birkaç dakika sonra ağabeyim yerde ölüydü”

    Buna rağmen aileler, 50 yıldır o gün öldürülenler için mücadeleye devam ediyor. Onlardan biri de 17 yaşındayken katledilen John Duddy’di.

    Kardeşi Jim Duddy, “O günü, dün gibi hatırlıyorum. Çünkü o yürüyüşte 14 yaşındaydım. Paraşütçü birliği Bogside (kentteki bir mahalle) sokaklarına girmeden dakikalar önce kardeşimle konuşmuştum. Ama ayrıldık ve birkaç dakika sonra ağabeyim yerde ölü olarak yatıyordu.” dedi.

    Sadece Derry değil o dönem yaşanan başka cinayetlerin faillerinin de yargılanmadığını kaydeden Duddy, “Hukuk önünde hiçbir zaman eşit muamele görmedik.” diye konuştu.

    İrlanda sorunu

    İngiliz imparatorluğunun ilk sömürgesi İrlanda Adası’ndan İngiltere’nin elinde kalan kısmı teşkil eden Kuzey İrlanda, 1960’lı yıllardan 1998’e kadar Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere’yle birlik yanlısı Protestanlar arasındaki çatışmalara ve terör olaylarına sahne oldu. 40 yıla yayılan ve “Sorunlar” diye anılan yıllarda terör olaylarında 3 bin 500 kişi hayatını kaybetti.

    Ada ancak 1998’de imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması ile sükunete kavuşurken, Kuzey İrlanda’da çatışan tarafların ortaklığına dayalı bir bölgesel yönetim kurulması üzerinde anlaşıldı.

    Belfast Anlaşması olarak da bilinen metinler, Kuzey İrlanda’da bugün yürürlükte olan bölgesel yönetimin temelini oluşturuyor.

    Barış anlaşmasının üzerinden geçen 24 yıla karşın, bölge halkı arasında güven tam olarak tesis edilebilmiş değil.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Türkiye’de Ortodoks ve Katolikler Noel’i ne zaman ve nasıl kutluyor?

    Türkiye’de Ortodoks ve Katolikler Noel’i ne zaman ve nasıl kutluyor?


    Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de Hristiyanlar Noel bayramını kutlamaya hazırlanıyor.

    Noel, her yıl dünyadaki Hristiyanların çoğunluğu tarafından Papa Gregorius’un 1582’de tertiplediği Gregoryen takvimine göre Hazreti İsa’nın doğum günü olarak kabul edilen 24 Aralık’ı 25’ine bağlayan gece kutlanıyor. Kutlamalar bazı ülkelerde 26 Aralık akşamına kadar devam edebiliyor.

    Rus, Balkan, Ermeni Kilisesi gibi bazı Doğu Ortodoks Kiliseleri ise Jül Sezar’ın hazırlattığı Jülyen takviminde 25 Aralık’a denk gelen 6 Ocak’ı Noel olarak kutluyor.

    Doğu kiliseleri ve Batı kiliseleri olarak 1054 yılında ikiye ayrılan Ortodoks ve Katolikler arasında temelde çok büyük farklılıklar bulunmuyor.

    Katolik ve Ortodoksların bölünmesinde doktrinel ve teolojik ihtilafların yanı sıra tarihi, idari, siyasi ve sosyo-kültürel tartışmalar etkili olmuş. Türkiye’de Noel kutlama tarihine ilişkin farklılık da Katolikler ile Ortodoksların işte bu iki takvimi benimsemesinden kaynaklanıyor.

    Hristiyanların farklı takvim kullanmaları karışıklığa yol açıyor

    Hristiyanların farklı takvim kullanmalarına neden olarak ayrıca bir pagan geleneği olan ve ilk Hristiyanlara da cazip gelen Güneş Bayramı gösteriliyor. Romalıların 274 yılında kutlamaya başladığı pagan adetine şiddetle karşı çıkan kilisenin, Işık Tanrısı Mitra’nın doğum günü kabul edilen bayram gününü meşrulaştırmak adına 25 Aralık’ı Hazreti İsa’nın doğumu olarak kutlamaya başladığı belirtiliyor.

    Paganların Güneş Bayramı geleneğini ‘unutturmak’

    Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’deki Ermeni Ortodoks Kilisesi ise Noel’i, İsa Peygamberin doğumunun bilinen en eski kutlama tarihi olan ikinci yüzyılda, 6-10 Ocak tarihleri arasında kutluyor. Mısır’da yaşayan Hristiyanlar gibi aynı tarihte kutlama yapılmasına sebep olarak da onların 25 Aralık’ta batıdakiler gibi ‘unutturmak’ zorunda oldukları bir Güneş Bayramı sorunu olmaması gösteriliyor.

    Peki Türkiye’de Hristiyan azınlık Noel’i nasıl kutluyor?

    Nüfusunun yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye’de Noel, Avrupa ya da Amerika’daki gibi büyük şenliklerle kutlanmıyor olsa da, yüzyıllardır Hristiyanlara ev sahipliği yapmış Türkiye topraklarında da Noel ruhunu görmek mümkün.

    İstanbul’daki Saint Antuan Kilisesi’ne ilgi büyük

    Birçokları için ‘Avrupa’nın en güzel Noel ayini’ Beyoğlu’nda bulunan Saint Antuan Kilisesi’nde düzenleniyor. “Noel Gecesi” ve “Mesih İsa’nın Doğuşu” adında gerçekleşen ayinde ilahiler söyleniyor ve İncil’den bölümler okunuyor.

    Noel için özel süslenen kilisede ayin gecesi adeta adım atılacak yer kalmıyor. Bir çok resmi makamlardan kişilerin de hazır bulunduğu ayine ayrıca turistler de büyük ilgi gösteriyor.

    Katolik dünyasının İstanbul’daki en büyük ruhani temsilciliği olan Harbiye’deki St. Esprit (Kutsal Ruh) Katedrali ile Fener Rum Patrikhanesi’nde düzenlenen Noel ayinleri de yüksek katılımlarla gerçekleşiyor.

    Papa Francis, 2014 yılındaki Türkiye ziyaretinin son gününde, Saint Esprit (Kutsal Ruh) Katedrali’nde düzenlenen ayini yönetmişti.

    İzmir’deki Katolik Cemaati ise Noel kutlamalarında Alsancak’taki Santa Maria Kilisesi’nde bir araya geliyor.

    ‘Kalanda’ geleneği yaşatılmaya devam ediyor

    İstanbul’daki Rumların Noel geleneklerinden biri de ‘Kalanda’.

    Şimdilerde sadece Beyoğlu’ndaki Özel Zoğrafyon Rum Lisesi öğrencileri tarafından yaşatılmaya çalışılan gelenek kapsamında öğrenciler 6 Ocak Fota Yortusunda akordeon eşliğinde söyledikleri ve Kalanda adı verilen Türkçe, Rumca ve Yunanca şarkılarla Noel’i kutluyor.

    İstanbul ve İzmir’deki Rum Ortodoksların geleneksel denizden haç çıkarma töreni

    İstanbul ve İzmir’deki Ortodoks Kilisesi geleneğine göre Hz. İsa’nın doğumu ile vaftiz edilişini kutlamak amacıyla her yıl denizden haç çıkarma töreni düzenleniyor. Oldukça renkli ve ‘çekişmeli’ görüntülere sahne olan törende Rumlar soğuğa aldırış etmeden denize atılan haçı almak için birbirleriyle yarışıyor. İstanbul’da Haliç’te düzenlenen törene İstanbullular ve turistler büyük ilgi gösteriyor.

    Anadolu Hristiyanları

    Sayıları artık giderek azalan Anadolu Hristiyanları ise Noel’i genelde aile arasında evlerde kutluyor.

    Ayrıca Diyarbakır’daki Süryani Kadim Meryem Ana Kilisesi, İskenderun, Hatay ile Mersin’deki Rum Ortodoks Kilisesi ile özellikle Süryanilerin yaşadığı ve Hristiyan nüfusun yoğun olduğu Mardin’deki Kırklar Kilisesi’nde her yıl Noel ayini düzenleniyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kanada Başbakanı Trudeau: Papa, Kanada topraklarında yerlilerden bizzat özür dilemeli

    Kanada Başbakanı Trudeau: Papa, Kanada topraklarında yerlilerden bizzat özür dilemeli


    Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Katolik Kilisesi bünyesindeki yerli çocukların uğradığı istismardan dolayı Vatikan’dan resmi özür talep etmişti. Trudeau, kilise yönetimindeki eski bir okulda daha kayıtsız çocuk mezarlarının bulunması üzerine bu talebini yineledi.

    Katoliklerin ruhani lideri Papa Francis ile görüştüğünü söyleyen Trudeau, “Kendisine sadece bir özrün değil, Kanada topraklarına gelip Kanada yerlilerinden bizzat özür dilemesinin ne kadar önemli olduğunu vurguladım” dedi.

    Ottowa’da basın açıklaması düzenleyen Trudeau, Katolik Kilisesinin konuya ilişkin bundan sonra atılacak adımlarla yakından ilgilendiğini de aktardı.

    1 ayda bine yakın kayıtsız çocuk mezarı

    Kanadalılar son haftalarda ortaya çıkan, kilise okullarındaki toplu çocuk mezarlarıyla sarsıldı.

    Mayıs ayında, British Columbia’daki eski bir yatılı okulun bahçesinde 215 çocuğa ait ceset kalıntıları bulunmuştu. Bu olayın yankısı henüz sürerken, 24 Haziran’da benzer bir toplu mezar daha tespit edildi. Sakatchewan eyaletindeki Marieval Yatılı Kilise Okulunun bahçesinde yapılan aramalarda ise 751 çocuk cesedinin olduğu kayıtsız mezarlara rastlandı.

    2015 yılında altı yılık bir araştırmanın sonucunda yayımlanan bir raporda, yerli çocukları evlerinden çıkararak ana dillerini konuşmalarını veya geleneklerini sürdürmelerini yasaklayan ve zorla asimile etmek için oluşturulan bu yatılı okul ağı “kültürel soykırım” olarak tanımlanmıştı.

    Raporda, zorla çalıştırma gibi uygulamaların da görüldüğü okullarda fiziksel, duygusal ve cinsel istismar suçlamalarında da bahsedilmişti.

    Yatılı okul sistemi kapsamında, çoğu Katolik olmak üzere, kilisenin yönettiği okullarda 150 bini aşkın çocuğun eğitim gördüğü tahmin ediliyor. Rapora göre, Katolik Kilisesi tarafından 1831 ila 1996’ya kadar eğitim veren okullarda 4 bin 100 öğrenci hayatını kaybetti.

    Kanada Başbakanı, sonuncusu 1996 yılında kapatılan okullarda, yerli çocukların maruz kaldığı zulmden dolayı Papa Francis’in Kanada topraklarında yerlilerden özür dilemesini istiyor.