Etiket: kaçak göçmen

  • Teksas’ta kolluk kuvvetlerine ABD’ye yasadışı yollardan giren göçmenleri tutuklama yetkisi verildi

    Teksas’ta kolluk kuvvetlerine ABD’ye yasadışı yollardan giren göçmenleri tutuklama yetkisi verildi


    ABD’de Teksas kolluk kuvvetlerinin ülkeye yasadışı yollardan girdiğinden şüphelenilen göçmenleri tutuklamasına olanak tanıyan yasa yeniden askıya alındı.

    REKLAM

    ABD 5. Temyiz Mahkemesi salı günü geç saatlerde, Yüksek Mahkeme’nin katı göçmenlik yasasının yürürlüğe girmesine izin vermesinden sadece saatler sonra, yasanın uygulanmasını engelleyen bir tedbir yayınladı.

    Adalet Bakanlığı, Teksas’ın, federal hükümetin göçmenlik yetkisini aştığını söyleyerek yasaya itiraz ediyor. 

    Teksas eyaleti ise, sınırda “göçmen istilası” yaşandığını belirterek bu durum karşısında harekete geçme hakkı olduğunu savunuyor.

    ABD’ye girişte kimler tutuklanabilir?

    Yasa, herhangi bir Teksas kolluk kuvvetinin ülkeye yasadışı yollardan girdiğinden şüphelenilen kişileri tutuklamasına izin veriyor. 

    Gözaltına alındıktan sonra göçmenler ya Teksaslı bir yargıcın ABD’yi terk etme emrini kabul edecek ya da yasadışı giriş suçlamasıyla yargılanacak. 

    ABD’yi terk etmeyen göçmenler ciddi suçlamalarla karşı karşıya kalabilecek.

    Ancak tutuklama işlemini yapan kolluk kuvvetleri, göçmenlerin ülkeye yasadışı yollardan girdiğini kanıtlamak zorunda.

    Yasa, sığınma hakkı verilenler ya da herhangi bir programa kayıtlı olanlar da dahil olmak üzere ABD’de yasal olarak bulunan kişilere karşı uygulanamayacak.

    Aralarında Meksika Devlet Başkanı Andrés Manuel López Obrador’un da bulunduğu kişiler, yasanın ırksal fişlenmeye ve aile üyelerinin ayrılmasına yol açabileceği eleştirisini dile getiriyor. 

    Yasa nerede uygulanacak?

    Yasa, sınırdan yüzlerce mil uzakta olanlar da dahil olmak üzere Teksas’ın 254 ilçesinden herhangi birinde uygulanabilecek.

    Ancak yasanın yazarı Cumhuriyetçi eyalet temsilcisi David Spiller, tutuklamaların büyük çoğunluğunun ABD-Meksika sınırının 50 mil (80 kilometre) içinde gerçekleşmesini beklediğini söyledi. Teksas’ın eyalet polis şefi de benzer beklentileri dile getirdi.

    Devlet okulları ile özel okullar; ibadet yerleri de dahil olmak üzere hastaneler ve diğer sağlık tesislerinde tutuklama yapılamayacak.

    Ayrılmaları emredilen göçmenlerin nereye gidebilecekleri belli değil. Yasa, Meksika vatandaşı olmasalar bile ABD-Meksika sınırındaki giriş limanlarına gönderilmeleri gerektiğini söylüyor. 

    Ancak Meksika hükümeti Salı günü yaptığı açıklamada, Teksas eyaletinden hiçbir göçmenin kendi topraklarına geri gönderilmesini kabul etmeyeceğini açıkladı.

    Yasa anayasaya uygun mu?

    Yüksek Mahkeme, yasanın anayasaya uygunluğu konusunu ele almadı.

    Adalet Bakanlığı, kimi hukuk uzmanları ve göçmen hakları grupları, yasanın ABD hükümetinin göçü düzenleme yetkisiyle açık bir çelişki içinde olduğunu söylüyor.

    Muhalifler bu yasayı, 2010 Arizona yasasından bu yana bir eyaletin göçü denetlemeye yönelik en sert girişimi olarak nitelendiriyor.

    Yine yasayı eleştirenler, yasanın ABD ile birçok ülkeyi karşı karşıya getirebileceğini belirtiyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB Konseyi ve AP göç politikasını reforme etmek üzere beş başlıkta anlaşmaya vardı

    AB Konseyi ve AP göç politikasını reforme etmek üzere beş başlıkta anlaşmaya vardı


    Yeni reform, coğrafi konumları ve ekonomik güçleri ne olursa olsun tüm AB üyesi devletleri bağlayan öngörülebilir, açık ve net kurallar oluşturmayı amaçlıyor.

    REKLAM

    Avrupa Birliği üyesi ülkelerin temsilcileri ile Avrupa Parlamentosu, üç yıl süren uzun müzakerelerin ardından bloğun göç politikasını reforme etmek üzere beş başlıkta anlaşmaya vardı. 

    Reform, belgesiz bir şekilde AB’ye gelenlerin başvurularının daha hızlı incelenmesini, sınır gözaltı merkezlerinin oluşturulmasını, reddedilen sığınma başvuru sahiplerinin daha hızlı sınır dışı edilmesini ve büyük göçmen akınlara maruz kalan güney Avrupa ülkelerinin üzerindeki baskıyı azaltmak için bir ‘dayanışma mekanizması’ oluşturulmasını içeriyor.

    AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nı yürüten İspanya’nın sosyal medya platformu X hesabı üzerinden yapılan açıklamada, “Yeni Göç ve İltica Paktı’nın beş maddesi üzerinde siyasi anlaşmaya varıldı” denildi. 

    Avrupa Komisyonu’nun İçişlerinden Sorumlu Üyesi Ylva Johansson, anlaşmayı “tarihi bir an” olarak nitelendirdi. 

    “Yeni İltica ve Göç Paktı” olarak bilinen adım, Avrupa Komisyonu tarafından 2020’nin eylül ayında üye devletlere sunulmuştu. 

    Zira AB hükümetleri, sığınmacı sayısındaki büyük artışla başa çıkabilmek için tek taraflı ve koordinasyonsuz önlemler alıyordu.

    Bu girişim, 2016’daki göçmen krizi sonrası daha önceki bir AB Komisyonu önergesinin başarısız kalmasının ardından, blok içerisinde göç ve iltica kurallarını elden geçirmeye yönelik yeni bir ‘kriz yönetimi’ adımı olarak sunuldu. 

    Siyasi anlaşmanın Avrupa Konseyi (üye devletler) ve Avrupa Parlamentosu tarafından resmi olarak onaylanması gerekiyor. 

    Yeni reform neyi hedefliyor?

    Yeni Pakt, coğrafi konumları ve ekonomik güçleri ne olursa olsun tüm AB üyesi devletleri bağlayan öngörülebilir, açık ve net kurallar oluşturmayı amaçlıyor. 

    Anlaşmanın nihai hedefi ise İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi sığınmacıların büyük kısmını kabul eden ülkelerin yüklendiği sorumlulukla diğer ülkeler arasında bir denge kurmak.

    Amacın, göç konusunun birçok Avrupa ülkesinin ana gündem maddesi olduğu, siyasi tartışmaların merkezine oturduğu, aşırı sağcı ve popülist partilerin yükselişe geçtiği bir dönemde, Haziran 2024’te yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesi paktın tüm maddelerinin nihai olarak kabul edilmesini sağlamak olduğu belirtiliyor. 

    Yeni Göç ve İltica Paktı, “iç boyut”u Birlik içerisinde ele alırken bir de Brüksel’in çeşitli anlaşmalar yaptığı Türkiye, Mısır ve Tunus gibi ülkelere bakan “dış boyut”u ele alıyor. 

    İşte üzerinde uzlaşı sağlanan Göç ve İltica Paktı’nın beş maddesi:

    Tarama Yönetmeliği

    AB’ye gelen bir sığınmacının profilini hızlı bir şekilde incelemek ve uyruk, yaş, parmak izi ve yüz görüntüsü gibi temel bilgileri toplamak için bir ön giriş prosedürü öngören “Tarama Yönetmeliği”. Bu sırada sağlık ve güvenlik kontrollerinin de yapılması gerekiyor.

    Eurodac Yönetmeliği

    Tarama süreci sırasında toplanan biyometrik kanıtları saklayacak büyük ölçekli veri tabanı Eurodac’ı güncelleyen değiştirilmiş Eurodac Yönetmeliği: Veritabanı, aynı isim altında birden fazla talebin önlenmesi için başvuruların sayılmasından başvuru sahiplerinin sayılmasına geçiş yapacak.

    İltica Prosedürleri Yönetmeliği

    Sığınmacılar için iki olası adımı belirleyen değiştirilmiş İltica Prosedürleri Yönetmeliği (APR): Maksimum 12 hafta sürmesi planlanan hızlı takip edilen sınır prosedürü ve daha uzun olup öncesinde kesin bir sonuç için birkaç ay sürebilen geleneksel sığınma prosedürü.

    İltica ve Göç Yönetimi Yönetmeliği

    Bir veya daha fazla üye devletin “göç baskısı” altına girmesi durumunda yürürlüğe girecek bir “zorunlu dayanışma” sistemi öngören İltica ve Göç Yönetimi Yönetmeliği (AMMR). Sistem ülkelere yardım için şu üç seçeneği sunacak: Belirli sayıda sığınmacının yerini değiştirmek, yerini değiştirmeyi reddettikleri her başvuru sahibi için katkı payı ödemek ve operasyonel desteği finanse etmek.

    Kriz Tüzüğü

    Kriz Tüzüğü, 2015-2016 göç krizinde olduğu gibi yalnızca bloğun sığınma sisteminin ani ve kitlesel mülteci gelişiyle veya 2015-2016 gibi Covid-19 salgını gibi zorunlu sebeplerle tehdit edilmesi durumunda geçerli olacak istisnai kuralları öngörüyor. Bu koşullar altında, ulusal makamların daha uzun gözaltı süreleri de dahil olmak üzere daha sert önlemler uygulamasına izin verilecek.

    REKLAM

    AB 2015’ten bu yana çözüm arayışında

    AB, 2015’teki göç krizinden bu yana sığınmacıların üye ülkeler arasında nasıl dağıtılacağına ve iltica başvuruları reddedilenlerin nasıl geri gönderileceğine çözüm arıyor. AB Komisyonunun bu hedefle hazırladığı “Göç ve İltica Anlaşması”, üye ülkelerin farklı tutumları nedeniyle kabul edilemiyor.

    Fransa’nın AB dönem başkanlığı sürecinde paket üzerinde ilerleme sağlanabilmesi için “adım adım yaklaşımı”nı benimsemesi üzerine, bakanlar 8-9 Haziran’daki toplantılarında anlaşmanın “zorunlu dayanışma mekanizması” gereğince göçmenlerin AB ülkelerine adil dağıtımı, göçmen kabul etmeyen ülkelerin her bir kişi başına, ev sahipliği yapan ülkeye 20 bin avro ödemesini öngören kuralların üzerinde nitelikli çoğunlukla anlaşma sağlamıştı.

    4 Ekim’de üye ülkelerin temsilcileri Brüksel’de büyükelçiler düzeyinde yaptıkları toplantıda, Göç ve İltica Anlaşması’nın son unsuru olan göç krizlerinin yönetimi hususu üzerinde anlaşmıştı.

    Ardından metnin üzerinde AP ve AB Konseyi arasında müzakereler başlamıştı.

    Bugün, AB’nin yeni göç ve iltica kuralları üzerinde üçlü müzakerelerin (AB Konseyi, Avrupa Komisyonu ve AP) sonucunda uzlaşıya varılmış oldu.

    REKLAM

    AB kurumları, AP seçimlerinin Haziran 2024’te yapılacak olması dolayısıyla mevcut yasama yılının bitimine aylar kala üye ülkelerin anlaşma üzerinde bir an önce uzlaşmasını istiyor. Ardından yeni kuralların yasalaşması için üç AB kurumu; Konsey, Komisyon ve Parlamento arasında üçlü müzakerelere geçilecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa Komisyonu’ndan insan kaçakçılarını caydırıcı yaptırım önerisi

    Avrupa Komisyonu’ndan insan kaçakçılarını caydırıcı yaptırım önerisi


    Avrupa Komisyonu tarafından göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında üye devletlere sunulan bir öneride, insan tacirlerine 15 yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülüyor.

    REKLAM

    Avrupa Komisyonu, bir yandan insan kaçakçıları tarafından tuzağa düşürülen göçmenlerin sayısını azaltmak için mücadele ederken, diğer yandan da insan tacirlerine yönelik cezaları sertleştirmeye çalışıyor.

    AB Komisyonu bu bağlamda, salı günü (28 Kasım) insan ticareti suçunun cezasını ağırlaştıran ve bloğun kolluk kuvveti Europol’ün rolünü genişleten iki yasa tasarısı açıkladı.

    Avrupa Birliği’nin yürütme organı konumundaki Komisyon, 2002 çerçevesini güncelleyen yeni yönergesinde, insanları Avrupa’ya gelmeye ikna etmek için tasarlanan web siteleri ve sosyal medya reklamları dahil geniş bir kaçakçılık suçu tanımı getiriyor. Tanım ayrıca, herhangi bir maddi kazanç elde edilmeden yapılmış olsa bile, bir sığınmacıya zarar verme “olasılığının yüksek” olduğu durumları da kapsıyor. 

    Yönerge, kaçakçılıktan suçlu bulunanların hapis cezasını uzatan şiddet kullanımı ve refakatsiz çocuk ticareti gibi bir dizi ağırlaştırıcı koşul getiriyor. 

    Yeni öneri kapsamında bir göçmenin ölümüne neden olmak, mevcut mevzuatta da olduğu üzere minimum 8 yıldan başlamak kaydıyla 15 yıla kadar hapis cezası öngörüyor.

    Yeni yönerge kapsamında denizlerde arama-kurtarma operasyonları yürüten insani yardım kuruluşları cezai suçlamalardan muaf tutuluyor. 

    Ancak yönerge, uluslararası sularda işlenen suçları da kapsayacak şekilde genişletiliyor. 

    AB Komisyonunun içişlerinden sorumlu üyesi Ylva Johansson, kaçakçıların her yıl küresel çapta 5 ila 6 milyar euro arasında kâr elde ettiğini belirterek, “Bu para çaresiz insanlardan ve şantaja uğrayan ailelerden geliyor” değerlendirmesinde bulundu. 

    Öte yandan Avrupa Komisyonu, ev sahibi ülke ile bir çalışma anlaşması imzalanması koşuluyla Europol güçlerinin ve uzmanlarının Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelerde konuşlandırmasına olanak tanıyacak bir yönetmelik taslağı da açıkladı.

    Komisyon tarafından her iki yasa taslağının sunumu, Brüksel’de 57 ülkeden temsilcilerin bir araya geldiği “Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele Küresel İttifakı”nın başlamasıyla aynı zamana denk getirildi. 

    Johansson, küresel ittifakın ulus temelli bakış açısından uzaklaşarak göçmen kaçakçılığıyla mücadeleyi uluslararası bir çabaya dönüştürmek için bir “eylem çağrısı” olduğunu dile getirdi. 

    Bu arada mevcut yasama döneminin 2024’te bitecek olması nedeniyle AB kurumları; Konsey, Komisyon ve Parlamento kısa sürede uzlaşı sağlamaya çalışıyor.

    Ancak salı günü sunulan iki yönergenin Avrupa Parlamentosu ve üye devletler arasında müzakerelerden geçmesi gerekiyor. 

    Bununla birlikte önerinin zamanlaması nedeniyle, görüşmelerin kısa sürede sonuçlanması beklenmiyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AB’ye iltica eden Türk vatandaşlarının sayısı: Tüm zamanların rekoru kırıldı

    AB’ye iltica eden Türk vatandaşlarının sayısı: Tüm zamanların rekoru kırıldı


    Eurostat’a göre AB ülkelerine ilk kez iltica eden Türk vatandaşlarının sayısı 2023 yılı bitmeden eylül ayı itibariyle tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı.

    REKLAM

    Avrupa ülkelerine iltica eden Türk vatandaşlarının sayısı her geçen gün artıyor. 2023 yılı bitmeden eylül ayı itibariyle yıllık bazda tüm zamanların rekoru kırıldı. AB İstatistik Ofisi Eurostat’ın verilerine göre 2023 yılının ilk dokuz ayında AB ülkelerine ilk kez iltica eden Türk vatandaşlarının sayısı 51 bini aştı. Eski rekor 2022 yılında 48 bin 615 başvuru ile kırılmıştı.

    Türk vatandaşlarının en çok iltica başvurusu yaptığı ülke açık ara Almanya oldu. 2023 yılındaki rekor artışta Almanya’ya yapılan başvurular etkili oldu. 

    Geçici verilere göre Almanya 35 binden fazla başvuru ile tüm başvurular içinde yüzde 69 paya sahip.

    Avrupa’ya iltica eden Türk vatandaşlarının sayısı kaç?

    Eurostat’ın iltica verileri 2008 yılından başlıyor. Bazı ülkelerin bazı yıllara ilişkin verileri eksik. 

    Eksik verileri olan ülkelere göç eden Türk vatandaşlarının sayısı oldukça az. Dolayısıyla tüm bunları verilere yansıyan “en az iltica sayısı” olarak kabul etmek gerek.

    2008-2015 yılları arasında AB ülkelerine ilk kez iltica eden Türk vatandaşlarının sayısı 4 bin civarında seyretti ve 5 binin üzerine çıkmadı. 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı 2016’dan sonra ise iltica sayısı hızla arttı.

    2016’da ilk kez iltica sayısı 10 bin sınırına dayanırken Covid-19 öncesi 2019 yılında bu sayı 23 bini aştı. 2022 yılında ise 48 bin 615 Türk vatandaşı ilk kez AB’ye iltica etti.

    2023 yılı yaz aylarında ise Almanya’ya rekor seviyede başvuru gerçekleşti. Bu genel toplama da yansıdı. Bazı ülkelerin eylül ayı verileri eksik olmasına rağmen eylül ayı itibariyle 2023 yılında en az 51 bin 415 Türk vatandaşı AB ülkelerine ilk kez iltica etti. Sene sonuna kadar bu sayının daha da artmasına kesin gözüyle bakılıyor.

    2023’te 10 başvurudan 7’si Almanya’ya

    2023 yılında Ocak-Eylül arasında 35 bin 235 Türk vatandaşı Almanya’ya ilk kez iltica etti. Bu sayı toplamın yüzde 69’una karşılık geliyor. Bu da 10 iltica başvurusundan 7’sinin Almanya’ya gerçekleşti anlamına geliyor. Eksik verilerin eklenmesiyle bu oran çok az düşebilir.

    Almanya’da aylık bazda rekor üstüne rekor

    2008 başından bu yana aylık bazda Almanya’ya Türk vatandaşlarının yaptığı ilk iltica başvuru sayısı 2023 yılına kadar hiç 5 bine ulaşmamıştı. Kasım 2022’de 4 bin 730 başvuru ile tüm zamanların rekoru kırılmıştı.

    2023 yılında ise aylık bazda Almanya başvurularında rekor üstüne rekor geldi. Ağustos 2023’te 5 bin 620 Türk vatandaşı Almanya’ya iltica etti. Böylece ilk kez 5 bin sınırı aşıldı. Eylül ayında yeni bir rekor daha geldi. 6 bin 440 başvuru ile 6 bin sınırı da ilk kez geçildi.

    Almanya’ya iltica başvurusunda Türk vatandaşları Suriyelileri geçti mi?

    2023’te Ocak-Eylül döneminde Almanya’ya 71 bin 840 Suriyeli iltica başvurusu yaptı. Aynı dönemde başvuru yapan Türk vatandaşı sayısı ise 35 bin 285 oldu. 

    Ancak Türk vatandaşlarının yaptığı başvuru sayısı bu şekilde artmaya devam ederse aylık bazda Türk vatandaşlarının Suriyelileri geçmesi gündeme gelebilir.

    Türk vatandaşları Suriyeli ve Afganlardan sonra üçüncü sırada

    Eurostat’ın son paylaştığı bültende iltica sayısında Türk vatandaşları Suriyeli ve Afganlardan sonra üçüncü sırada yer alıyor. 

    Temmuz ayında 14 bin 835 Suriye vatandaşı, 8 bin 105 Afgan ve 5 bin 905 Türk vatandaşı AB ülkelerine iltica etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İtalyan Başbakan Meloni: Göç ile mücadele konusunda umduğumuz noktada değiliz

    İtalyan Başbakan Meloni: Göç ile mücadele konusunda umduğumuz noktada değiliz


    Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil İngilizce

    İtalyan Başbakan Meloni’nin lideri olduğu İtalya’nın Kardeşleri Partisi büyük ölçüde İtalya’ya kitlesel göçü azaltma vaadi sayesinde sandıktan ilk sırada çıkmıştı.

    İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, aşırı sağcı partisinin bir yıl önce kazandığı seçim zaferinin ardından düzensiz göçü kontrolde umdukları noktaya ulaşamadıklarını kabul etti.  

    REKLAM

    İtalyan kanalı TG1’e verdiği demeçte Başbakan Meloni, “Bu kadar çok çalışmışken göç konusunda şu andakinden daha iyi noktada olmayı umduğumuz çok açık. Sonuçlar beklentilerimizin altında. Bu kesinlikle çok karmaşık sorunun eminim ki temeline ineceğiz” dedi.

    Meloni’nin lideri olduğu İtalya’nın Kardeşleri Partisi büyük ölçüde İtalya’ya kitlesel göçü azaltma vaadi sayesinde sandıktan ilk sırada çıkmıştı.

    Ancak İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre Kuzey Afrika’dan teknelerle gelen göçmen sayısının 2022’de 70 binden bu yıl 130 bine yükselmesi hükümetin vaadini yerine getiremediğini işaret ediyor. 

    Bu ayın başlarında ise Lampedusa adasına sadece üç günde yaklaşık 8 bin 500 göçmenin ayak basması sonrası Başbakan Meloni Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile görüşmüş Avrupa Birliği’nin İtalya üzerindeki göçmen baskısını hafifletmesi için adımlar atmaya çağırmıştı.

    Brüksel de bu çağrıya olumlu yanıt vererek Tunus’a, düzensiz göçü durdurması için mali yardım yapacağını duyurmuştu. 

    Koalisyon ortağı Salvini’den AB’ye sert tepki

    Meloni’nin koalisyon ortağı, göçmen karşıtı Lig partisinden Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini ise AB’nin adımını “savaş sebebi” olarak nitelendirerek reddetti.

    Lig Partisi ayrıca bu hafta sonu Alman hükümetini Akdeniz’de kurtarma çalışmaları yürüten bir sivil toplum kuruluşuna fon sağladığı için kınadı ve bunun İtalya’nın içişlerine “çok ciddi bir müdahale” olduğunu söyledi.

    2019’da hükümetteyken İtalyan limanlarını göçmen kurtarma gemilerine kapatan Salvini, daha sert bir yaklaşım için bastırıyor.

    Salvini ayrıca, özellikle yeni gözaltı merkezleri inşa edip bu merkezlerdeki gözaltı süresini uzatarak, sığınma hakkı olmayan göçmenlerin ülkelerine geri gönderilmesini teşvik etmeye çalıştı.

    Ayrıca bu hafta, iltica kararı bekleyen göçmenlerin 5 bin euro depozito ödemeleri gerektiğini ya da gözaltı merkezine gönderilme riskiyle karşı karşıya olduklarını belirten bir kararname yayınladılar.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İtalyan adaya bir günde 6 bin 800 göçmen çıktı, karşılama merkezi doldu taştı

    İtalyan adaya bir günde 6 bin 800 göçmen çıktı, karşılama merkezi doldu taştı


    Kızıl Haç, Tunus’tan yola çıkan yaklaşık 120 tekneyle küçük adaya ulaşan 6 bin 800 kişiden 4 bin 200’ünün hala göçmen merkezinde olduğunu açıkladı

    İtalya’nın en güneyindeki Lampedusa adasındaki göçmen kabul merkezi, 24 saatlik bir süre içinde denize açılmaya elverişli olmayan küçük teknelerle gelen binlerce göçmen nedeniyle dolup taştı. 

    REKLAM

    Kızıl Haç, Tunus’tan yola çıkan yaklaşık 120 tekneyle küçük adaya ulaşan 6 bin 800 kişiden 4 bin 200’ünün hala göçmen merkezinde olduğunu açıkladı. Adaya ulaşan göçmenler yolcu feribotları ve askeri gemilerle Lampedusa’dan ana karaya taşınıyor.

    İtalyan Kızıl Haçı’ndan Francesca Basile, “Zorlu bir günün ardından bugün insanlar sürekli olarak transfer ediliyor. Durum kesinlikle karmaşık ve yavaş yavaş normale dönmeye çalışıyoruz,” ifadelerini kullandı.

    Yeni gelen göçmenler genellikle sıkı bir şekilde kontrol ediliyor. Ancak gönüllülerin ifadelerine göre, kabul merkezideki yoğunluk nedeniyle bazıları kaçtı ve adanın diğer yerlerine dağıldı.

    İtalyan televizyon kanalı Sky TG24  yayınladığı görüntülerde merkezin dışında çekim yaparken, arka planda insanların bir duvara tırmandığı görülebiliyor.

    Sky TG24, Perşembe günü adaya 44 kişiyi taşıyan yalnızca bir göçmen teknesinin geldiğini bildirdi.

    Lampedusa belediye başkanı Filippo Mannino, İtalya’ya gelen çok sayıda göçmenle ilgilenme konusunda İtalya’yı yalnız bıraktığı için Avrupa Birliği’ne sert tepki gösterdi ve bloğun “aylardır sessiz kaldığını” söyledi.

    İçişleri Bakanlığı’na göre, bu yıl yaklaşık 126 bin göçmen deniz yoluyla İtalya’ya ulaştı. Bu rakam geçen yılın aynı zamanlarındaki rakamın neredeyse iki katı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiltere ve Türkiye yasa dışı göçle mücadeleye yönelik anlaşma imzaladı

    İngiltere ve Türkiye yasa dışı göçle mücadeleye yönelik anlaşma imzaladı


    İngiltere hükümeti, Türkiye üzerinden kaçak göçü önlemek için iki ülke arasında bir anlaşma imzalandığını duyurdu. Anlaşma kapsamında emniyet bünyesinde yeni bir merkez oluşturulacağı belirtildi.

    İngiltere, yasa dışı göçle mücadele kapsamında, Türkiye ile “insan kaçakçılarının ağlarını çökertmek” üzere bir anlaşma yapıldığını duyurdu. 

    REKLAM

    Anlaşma kapsamında iki ülke arasındaki veri paylaşımının güçlendirileceği bildirildi. 

    İngiltere İçişleri Bakanı Suella Braverman, “Kaçakçılık şebekelerini çökertmek ve botları durdurmak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. Türkiye ile ortaklığımız, servislerimizin bu uluslararası sorun üzerinde birlikte çalışmasını sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı. 

    Türkiye’yi geçiş noktası olarak kullanan düzensiz göçe yönelik bu anlaşma, Londra’nın desteğiyle Türk Emniyet Teşkilatı bünyesinde özellikle göçmen verilerinin paylaşılmasını kolaylaştıracak bir merkez oluşturulmasını da içeriyor.

    Türkiye’deki bu yeni merkezin, İngiliz Ulusal Suç Ajansı ve Türkiye’de yerleşik İngiliz istihbarat ekipleri ile Türk meslektaşları arasındaki iş birliğini güçlendirmesi ve özellikle Avrupa’ya kaçak göçü yavaşlatması hedefleniyor. 

    Göç Bakanı Türkiye’ye ne kadar ödeneceğini açıklamadı

    İngiliz hükümeti, iktidardaki Muhafazakâr Parti için belirleyici olacak seçimlere bir yıl kala, yasa dışı göçle mücadeleye öncelik verdi. 

    İngiltere Göç Bakanı Robert Jenrick, Londra’nın anlaşma kapsamında Türkiye’ye ne kadar ödeme yapacağını söylemeyi reddetti.

    Jenrick GB News’e verdiği demeçte “Bu sadece parayla ilgili değil. Esas olarak istihbarat ve bilgi paylaşımı ile ilgili.” ifadelerini kullandı. 

    İngiliz hükümeti son haftalarda potansiyel sığınmacıları caydırmak için bir dizi açıklama yaptı.

    Pazartesi günü 15 sığınmacı İngiltere’nin güneybatısında demirleyen dev bir gemiye yerleştirildi. Geminin toplamda 500 sığınmacıyı barındırması planlanıyor.

    Hükümet ayrıca bu hafta “göçmenlerin İngiliz göç sistemini istismar etmelerine yardımcı olan avukatlarla” mücadele etmek üzere bir ekip kurduğunu açıkladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin düzensiz göçle mücadele planı ‘Roma Süreci’ nedir?

    İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin düzensiz göçle mücadele planı ‘Roma Süreci’ nedir?


    İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, düzensiz göçle mücadeleye yönelik yeni planı ‘Roma Süreci’ni başlattı. Süreç, neleri içeriyor, göçmen krizine çözüm olabilecek mi, finansmanı nasıl sağlanacak; planla ilgili eleştiriler neler?

    İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, ülkesinde yapılan Uluslararası Kalkınma ve Göç Konferansı’nda “Roma Süreci”ni başlattıklarını duyurdu. Plan, yasadışı göçün temel nedenleriyle mücadele etmeyi ve göçmen kaçakçılarını çökertmeyi hedefliyor. 

    Süreç, neleri içeriyor, göçmen krizine çözüm olabilecek mi, finansmanı nasıl sağlanacak; planla ilgili eleştiriler neler?

    Konferansın sonuç bildirgesinde, göçmen kaçakçılığıyla mücadele için önlemler sıralandı. Buna göre, ülkeler arasında yeni ikili ya da çok taraflı anlaşmalar yapılması, kaçakçıların yargılanması için uluslararası koordinasyon sağlanması ve yasadışı kazançlarının takip edilip dondurulması için yeni tedbirler alınması öngörülüyor.

    Giorgia Meloni, konferansta “Devletlerimize sahip çıkmak elbette bizim görevimiz, ancak bu insanların kaderiyle ilgilenmek de bizim görevimiz” dedi.

    Bu yıl Akdeniz’i geçerek Avrupa’ya ulaşmaya çalışan yaklaşık 2,000 kişinin öldüğü tahmin ediliyor.

    “Göç sorununa çare olamaz”

    Uzmanlar bu planın AB’nin göç sorununa çare olmayacağı konusunda uyarıyor.

    Avrupa Reform Merkezi’nde kıdemli araştırma görevlisi olan Luigi Scazzieri, “Roma Süreci’ni önemli bir adım olarak görmüyorum, daha ziyade Avrupa’ya göçü ele alan bir başka girişim olarak görüyorum” dedi.

    Scazzieri, “Avrupa, göç akımlarını durdurmak ve göçmenleri menşe ve transit ülkelerden geri göndermek için daha fazla işbirliği yapmaya çalışıyor. Buna karşılık onlar da Avrupa’dan daha fazla para ve siyasi ilgi elde etmeye çalışıyor.” ifadelerini kullandı.

    Avrupa Birliği, yaşlanan ve azalan nüfusu nedeniyle işgücü açığını göçmenler yoluyla kapatıyor. Roma Süreci, göç için yasal ve güvenli yolları teşvik ederek bu sorunu çözmeyi amaçlıyor. 

    Scazzieri, “Meloni, İtalya’daki işgücü sıkıntısının farkında olarak yasal göç konusunda tonunu değiştirdi. Ancak yasadışı göç konusunda tonunu değiştirmedi” dedi. 

    Tunus anlaşması örnek olacak

    AB, Avrupa’ya yasadışı göçü engellemek üzere Tunus ile imzaladığı yeni mutabakat zaptının gelecekteki ikili ortaklıklar için örnek olmasını bekliyor. 

    Benzer bir anlaşma için sırada olduğu söylenen Fas ve Mısır’dan hükümet temsilcileri de konferanstaydı. 

    Ancak bu durum, AB’nin bu tür anlaşmalarla sorumluluklarını üçüncü ülkelere devrettiği yönündeki endişeleri arttırıyor.

    Egmont Enstitüsü ve Avrupa Politika Merkezi’nde Ortak Araştırma Görevlisi Dr. Eleonora Milazzo’ya göre gelinen süreçte, “Sorumluluk paylaşımının iç boyutunun yönetilmesi konusunda bir anlaşmaya varılması ihtimali ise hala zayıf.”

    Tunus anlaşması, sivil toplum örgütleri ve AB’de bazı milletvekilleri tarafından göç kontrolünü insan hakları sicili şüpheli Afrika ülkelerine devretme girişimi olarak eleştirildi.

    Dr. Milazzo, “Roma’da başlatıldığı gibi işbirliği süreçlerinin, birçok ortak ülkenin kötü insan hakları sicilini görmezden geldiği, daha ölümcül düzensiz yolculuklara yol açtığı ve güvenli yolları teşvik etmediği yönünde önemli bir endişe var” dedi.

    Roma planı nasıl finanse edilecek?

    ‘Roma Süreci’nin nasıl finanse edileceğine ilişkin ayrıntılar üzerinde henüz mutabakata varılmadı. Ancak Uluslararası Para Fonu, İslam Kalkınma Bankası ve Dünya Bankası gibi önde gelen finans kuruluşlarının üyeleri müzakerelerde yer aldı. 

    Sürece dahil ülkelerin projeleri finanse edecek ortak bir fon üzerinde anlaşmaya varmayı umdukları bir bağışçılar konferansının yapılması planlanıyor. 

    Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Muhammed bin Zayed Al Nahyan bu sürece şimdiden 100 milyon dolar taahhüt etti. 

    İtalya’nın ayrıca ekim ayında Afrika ile enerji ve göçmen akışını durdurma konularında da işbirliğine odaklanan ‘Mattei planını’ açıklaması bekleniyor. 

    “Türkiye de finansmanın parçası olmalı”

    İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, “AB, Körfez ülkeleri ve belki de Türkiye ve ABD’yi de kapsayan bir finansman planına ihtiyaç olduğunu” söyledi.

    Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, konferansta göçün temel nedenleriyle mücadele etmek üzere yeni bir küresel finans kuruluşu kurulması çağrısında bulundu.

    Sonuçlar, özellikle iklim değişikliğinin giderek artan bir şekilde zorla yerinden edilmenin itici gücü olarak görüldüğünü de vurguluyor. AB’nin Küresel Geçit girişimi bu noktada altyapı projeleri için 300 milyar Euro’yu kullanılabilir hale getirdi. 

    “AB fonları kötüye kullanılabilir”

    Konferansın “eşitler arasında, karşılıklı saygıya dayalı bir diyalog” olduğunu vurgulayan Meloni, “Avrupa ile geniş Akdeniz arasında rekabetçi ya da çatışmacı bir ilişki olamaz çünkü çıkarlarımız ilk başta düşündüğümüzden çok daha fazla ortaktır” dedi.

    Scazzieri, AB’nin sınır kontrollerini üçüncü ülkelere devretmeye devam etmesiyle birlikte, ortaklarının “işbirlikleri karşılığında AB’den daha fazla fayda sağlamaya ilgi duyduklarını” söyledi. Ona göre, “bu ilişkiler doğası gereği istikrarsız ve düzenli olarak yeniden müzakere edilmesi gerekir.”

    Meloni’nin “AB’nin dikkatini İtalya’nın Akdeniz’deki rolü ve çıkarları üzerine çekmek” istediğini belirten Scazzieri, bu noktada onun aktif olarak dış müttefikler aradığına dikkat çekti. 

    Bu yeni tür anlaşmalar yoluyla AB fonlarının kötüye kullanılabileceğine dair endişeler artıyor.

    Örneğin Libya gibi bazı Kuzey Afrika ülkelerinde suç gruplarının ulusal sahil güvenliğe sızdığı belirtiliyor. Bu ayın başlarında Libya sahil güvenliği, AB tarafından finanse edilen kurtarma operasyonları yürüten bir tekneye ateş açtı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İtalya Başbakanı Meloni: Yasa dışı göçmen akışı tüm ülkelere zarar veriyor

    İtalya Başbakanı Meloni: Yasa dışı göçmen akışı tüm ülkelere zarar veriyor


    Roma’da düzenlenen uluslararası konferansta konuşan İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, “Kitlesel yasa dışı göç hepimize zarar veriyor. Bundan, en kırılgan (sığınmacılar) olanların sırtından zenginleşen ve güçlerini hükümetlere karşı bile kullanan suç grupları dışında hiç kimse fayda sağlamıyor.”dedi.

    İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, yasa dışı göçmen akınının Akdeniz’deki tüm ülkelere zarar verdiğini belirterek ulusları insan kaçakçılarına karşı birlikte mücadeleye çağırdı.

    Meloni, daha önceki sert söyleminin aksine, “Avrupa ve İtalya’nın göçe ihtiyacı olduğu için” hükümetinin yasal yollardan daha fazla insanı kabul etmeye açık olduğunun da altını çizdi. 

    Düzensiz göçle ilgili Roma’da düzenlenen uluslararası konferansta konuşan İtalyan lider, “Kitlesel yasa dışı göç hepimize zarar veriyor. Bundan, en kırılgan (sığınmacılar) olanların sırtından zenginleşen ve güçlerini hükümetlere karşı bile kullanan suç grupları dışında hiç kimse fayda sağlamıyor.” ifadelerini kullandı. 

    Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 20 ülkeden devlet ve hükümet başkanı ile bakan seviyesinde katılımın gerçekleştiği bir günlük konferans, İtalya’yı, Akdeniz ülkelerini doğrudan etkileyen sorunların çözümünde lider konumuna oturtmayı amaçlıyor.

    Roma’daki zirve, İtalya hükümeti tarafından bir “Meloni girişimi” olarak sunuluyor. 

    Ülkeler arasında çeşitli ortaklıklar kurmayı amaçlayan konferansta AB’nin yanı sıra Tunus, BAE, Kıbrıs ve Libya ve gibi ülkelerden temsilciler de yer alıyor. 

    Geçen yıl ekim ayında iktidara gelen aşırı sağcı, popülist hükümete liderlik eden Meloni, kitlesel göçü durdurma ve insan tacirleriyle mücadele çabalarına diğer ülkeleri de dahil etmeye çalışıyor. 

    Meloni: Batı, Afrika’ya yardım etmekten çok ders vermeye kalktı

    Konferansın hedefinin Afrika’daki kalkınmayı “yağmacı olmayan, uzun vadeli ortaklıklarla ve karşılıklı saygıya dayalı” bir şekilde desteklemek olduğunun altını çizen İtalyan lider, Avrupa’ya özeleştiride bulundu:

    “Batı, yardım etmekten çok ders vermekle ilgilendiği izlenimini verdi ve bu muhtemelen stratejik konularda (çözüm odaklı) ilerleme kaydetmeyi daha da zorlaştırdı.” 

    İtalya, 2023-2025 arası 452 bin kişiye çalışma vizesi verecek

    Roma yönetimi, temmuz ayı başında yaptığı bir açıklama ile, AB vatandaşı olmayanlar için 2023-2025 yılları arasında 452 bin yeni çalışma vizesi vermeyi taahhüt etmişti.

    Keza bu rakamın 2025 yılında kademeli olarak 165 bine çıkarılacağı sözü verilmişti.

    Covid-19 salgını başlamadan önce, (2019 yılında) İtalya sadece 30 bin 850 kişiye çalışma vize vermişti.

    Ancak İtalya’ya yasa dışı gelişlerde bu yıl gözle görülür bir artış yaşanıyor.

    Zira 2022’nin aynı döneminde yaklaşık 34 bin kişi karaya çıkarken, 2023’te, sene başından bu yana 83 binden fazla kişi İtalya’ya ulaştı.

    Bu arada konferansta düzensiz göçle mücadelenin dışında enerji konusu da öne çıkıyor. 

    Zira Avrupa, Rusya’nın yerini daimi olarak alabilecek potansiyel kaynaklara ulaşmak için yoğun çaba harcıyor.

    “Para karşılığında insan hayatı takası”

    İnsan hakları örgütleri ise zirveyi, Avrupa Birliği’nin “para karşılığında insan hayatı takası” olarak değerlendiriyor. 

    Zirve, Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in, Meloni ve Ursula von der Leyen’in de yer aldığı bir toplantıda “kapsamlı stratejik ortaklık” için bir mutabakat zaptı imzalamasından bir hafta sonra gerçekleşiyor. 

    Mutabakat zaptında Tunus’un ekonomisinin yeniden canlandırılmasına katkı sağlamak üzere bu ülkeye yaklaşık 1 milyar euro verilmesini öngörüyor. 

    Said her ne kadar daha önce “Avrupa’nın sınır bekçisi olmayacağız” dese de son aşamada Brüksel’in teklifini kabul etti. 

    Roma Konferansı, insan hakları savunucuları tarafından bundan sonra olacaklar için bir yol haritası ve Avrupa’nın, sığınmacı yükünü “Afrika’nın omuzlarına yüklemesi” şeklinde değerlendiriliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yunanistan’da yüzlerce göçmenin kaybolduğu tekne faciasında umutlar tükeniyor

    Yunanistan’da yüzlerce göçmenin kaybolduğu tekne faciasında umutlar tükeniyor


    Şu ana kadar 79 bedenin cansız çıkarıldığı faciada batan teknenin 750 kadar göçmen taşıyor olabileceği belirtiliyor

    Yunanistan’ın Pylos açıklarında batan teknedekiler için arama kurtarma çalışmaları sonuç vermedi. Yüzlerce çocuk ve yetişkin göçmeni sağ kurtarmak için umutlar tükenmeye başladı.

    Son 24 saatte yürütülen arama kurtarma çalışmalarına katılan tekneler eli boş döndü. Alabora olan teknede yüzlerce kişinin mahsur kaldığından ve boğularak can verdiğinden endişe ediliyor.

    Yunan Sahil Güvenllik birimlerinden üst düzey bir yetkili Yunan ERT televizyonuna  “Kurtulanları bulma şansının minimum olduğu” bilgisini verdi.

    Kaybolan yüzlerce göçmen için Yunanistan’da üç günlük yas ilan edildi. 25 Haziran’da yapılacak genel seçimler için de kampanyalar durduruldu. 

    ERT Kalamata Liman yetkililerinin 11 ya da 12 kişiyi olayla ilgili tutukladığını aktardı.

    “Akdeniz’deki en büyük facialardan biri olabilir”

    Şu ana kadar 79 bedenin cansız çıkarıldığı faciada batan teknenin kaç göçmen taşıdığı konusunda net bilgi bulunmuyor. 

    Avrupa merkezli bir kurtarma derneği 20 ila 30 metrelik teknenin yaklaşık 750 kişi taşıyor olabileceğini belirtti. Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Göç Örgütü’nün ilk raporu ise teknede 400 kişinin bulunduğuna işaret ediyor.

    Benzer şekilde teknede bulunan çocuk sayısı da belirsiz. Bazı kaynaklarda 50, bazı kaynaklarda ise 100 kadar çocuğun teknede seyahat etmekte olduğu ifade ediliyor. 

    BM Mülteciler Yüksek Komiserliği rakamların doğrulanması halinde olayın yakın tarihte Akdeniz’de yaşanan en büyük facialardan biri olacağının altını çizdi.

    Yunan yetkililer, şu ana kadar yalnızca 104 kişinin kurtarıldığı faciada kurtarılanların çoğunun erkek olduğunu açıkladı. Kurtarılanların uyrukları da Mısırlı, Suriyeli, Pakistanlı, Afgan ve Filistinli olarak bildirildi.

    Teknede yakınları olduğunu belirtenler, insan kaçakçılarının kişi başı 6 bin dolar istediğini ileri sürüyor.

    Yunan Sahil Güvenlik birimleri erken müdahale etmemekle suçlanıyor

    Öte yandan olayın nasıl meydana geldiği sorusu da aydınlatılmayı bekliyor. 

    Erken müdahale edilmemekle eleştirilen Sahil Güvenlik ekipleri yardım tekliflerinin reddedildiğini belirtti.

    ERT’ye konuşan bir Sahil Güvenlik yetkilisi, salı sabahı gemi çalkalandığı sırada yardım teklifinde bulunduklarını, ancak güvertedeki kalabalığın İtalya’ya gitmek istediklerini bildirerek bu teklifi reddettiklerini ifade etti.

    Yetkili “İşbirliği olmaksızın bu kadar çok kişinin bulunduğu bir geminin güzergahını zorla deiştiremezsiniz” diye konuştu.

    Ülkedeki bir yüksek mahkeme de ölüme yol açan koşullarla ilgili soruşturma talimatı verdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***