Etiket: İstanbul

  • 28. İstanbul Caz Festivali eylül ayında her yaşta seyirciyi ağırlayacak

    28. İstanbul Caz Festivali eylül ayında her yaşta seyirciyi ağırlayacak


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İmamoğlu Fransız Bakan Djebbari ile görüştü: ‘İstanbul, Türkiye-Fransa ilişkilerinin odak noktası’

    İmamoğlu Fransız Bakan Djebbari ile görüştü: ‘İstanbul, Türkiye-Fransa ilişkilerinin odak noktası’


    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Fransa Ulaştırma Bakanı Jean-Baptiste Djebbari İstanbul’da görüştü.

    Daha önce Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo’nun davetlisi olarak Fransa’da bulunduğunu belirten İmamoğlu, ikili basın toplantısında “Umarım Fransa’da da buluşuruz ve bu güzel iş birliklerinin devamını hep birlikte sağlarız. Zira İstanbul, Türkiye-Fransa ilişkilerinin odak noktası.” dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak Fransa ile iş birliği içerisinde olduklarını vurgulayan İmamoğlu, “Fransa’yla, özellikle başkonsolosluğumuz ve büyükelçiliğimizle çok değerli iş birliklerimiz var. Aynı zamanda İstanbul gibi önemli bir kentte, çok değerli iş birlikleri için Fransa’nın farklı kurum ve kuruluşlarıyla görüşüyoruz ve yönetiyoruz. Bundan memnunuz. Daha güzel iş birlikleri için de tabii ki geliştirmeye dönük çalışmalar söz konusu” diyerek ilişkileri sürdürme mesajı verdi.

    Türkiye’de ve İstanbul’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Fransa Ulaştırma Bakanı Djebbari ise, İBB’yi ziyaretinde “Sabah deniz yolu ve limanlarla ilgili görüşmeler yaptık. Gündemdeki konular hakkında görüşme fırsatı bulacağız. Ülkelerimiz arasındaki iş birlikleri konusunda da sizinle görüşmekten memnuniyet duyacağız. Özellikle Paris’te 200 kilometrelik bir metro hattının tam da inşa edildiği bu vakitte görüşmekten memnunum. Fransa Kalkınma Ajansı’yla iş birlikleriniz olmuş. Yine başka ve gelecekte yapacağımız iş birlikleri konusunda da görüşme fırsatı yakalamış olacağız ulaştırma konusunda” ifadelerini kullandı.

    Bakan Djebbari’ye ziyaretinde, Fransa İstanbul Başkonsolosu Olivier Gauvin de eşlik etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Deniz Çakır yargılandığı davadan beraat etti

    Deniz Çakır yargılandığı davadan beraat etti


  • 12. Uluslararası İstanbul Opera Festivali, ‘Gala Konser’ ile açılacak

    12. Uluslararası İstanbul Opera Festivali, ‘Gala Konser’ ile açılacak


  • Afganistan: ABD askeri varlığının yarısını çekti, Taliban’ın askeri kazanımları hızlandı, BM uyardı

    Afganistan: ABD askeri varlığının yarısını çekti, Taliban’ın askeri kazanımları hızlandı, BM uyardı


    Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Afganistan’daki askeri varlığını yarı yarıya çektiği açıklanırken Taliban’ın askeri kazanımlarının son dönmede hızlandığı ülkede Birleşmiş Milletler (BM) çekilmenin “deprem etkisi” yarattığı konusunda uyardı.

    29 Şubat 2020’de ABD yönetimi Katar’ın başkenti Doha’da Taliban ile yaptığı anlaşma kapsamında 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm askerlerini Afganistan’dan çekmeyi taahhüt etmişti. Ancak 20 Ocak 2021’de göreve gelen Başkan Joe Biden, çekilmenin 1 Mayıs’a yetişmeyeceğini duyurmuş ve 11 Eylül’ün yıl dönümüne kadar tamamlanacağını açıklamıştı.

    ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanlığı da yaptığı son açıklamada, nisan sonundan beri devam eden süreçte ABD’ye ait 6 askeri tesisin Afgan ulusal ordusuna teslim edildiği ve çekilmenin yüzde 50’den fazlasının tamamlandığının “tahmin edildiği”ni ifade etti. Toplam 763 C-17 uçağı yükü kadar ekipman çıkarıldığının altını çizen CENTCOM, çekilen asker sayısı konusunda bir açıklamada bulunmadı.

    BM uyardı: ‘Çekilme ülkede sismik bir sarsıntı yaratıyor’

    Afganistan’daki son durumun görüşüldüğü BM Güvenlik Konseyi’nde konuşan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterinin Afganistan Özel Temsilcisi Deborah Lyons, Taliban’ın ülkenin kontrolünü ele geçirmesinden endişelenildiğinin altını çizdi.

    Özel Temsilci, Afganistan’dan yabancı askerlerin çekilmesiyle ülkenin “inkar edilemez derecede korkunç senaryolara” doğru kayma olasılığı bulunduğunu belirterek, “Yabancı güçlerin Afganistan’dan çekildiğinin duyurulması ülke genelinde sismik bir sarsıntıya neden oldu” diye konuştu.

    Ülkedeki 370 ilçenin 50’sinden fazlasının Taliban’ın eline geçtiği konusunda uyarıda bulunan özel temsilci, söz konusu yerlerin çoğunun bölgesel başkentlere yakın olduğunu ve yabancı güçlerin ülkeden tamamen çekilmesinden sonra Taliban’ın buraları kolaylıkla devralabileceği endişesini aktardı.

    Lyons, Taliban’ın barış anlaşmasındaki taahhütlerini yerine getirmediğini öne sürerek, BM Güvenlik Konseyine, Afganistan’da güç paylaşımı ve seçimler de dahil olmak üzere siyasi bir çözüme ulaşılıncaya kadar ilgili taraflara müzakere masasına dönmeleri konusunda her türlü çabayı göstermesi çağrısında bulundu.

    Pakistan: Siyasi uzlaşı olmazsa iç savaş yaşanabilir

    Çekilmenin tamamlanmasının ardından Afganistan’daki olası istikrarsız süreç konusunda endişelerini dile getiren ve uyarılarda bulunan diğer bir ülke de komşu Pakistan oldu.

    Pakistan Başbakanı İmran Han, ABD’nin birliklerini çekmesinden önce Afganistan’da siyasi uzlaşı için çözüm bulunması gerektiğini, aksi halde ülkede iç savaş ihtimalinin bulunduğunu söyledi.

    Siyasi uzlaşının ise sadece Taliban’ın yer aldığı koalisyon hükümetinden geçtiğinin altını çizen Başbakan, Taliban’ın topyekun zafer elde etmesi durumunda “inanılmaz derecede kan döküleceğini” ve Afganistan’ın ardından bundan en çok Pakistan’ın zarar göreceğini vurguladı.

    Kabil Havalanı’na Türkiye’den koruma teklifi

    Geçen hafta yapılan NATO Zirvesi’nde, ABD’nin çekilmesinin ardından Türkiye’nin Kabil Havaalanı’nın güvenliğini sağlama ve işletme teklifine Amerika Birleşik Devletleri’nden destek gelmişti. Beyaz Saray, ABD Başkanı Joe Biden’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede sürece destek vermeyi kabul ettiğini açıklamıştı.

    Beyaz Saray, Erdoğan-Biden görüşmesinde iki ülkenin Kabil Havalimanı konusunda genel bir mutabakata vardığını ve Biden’ın bu sürece destek vereceğini belirtmişti.

    Amerikan Savunma Bakanlığı da salı günü havaalanının korunması konusunda Türkiye ile olan görüşmelerin sürdüğünü ve yapılması gereken “çok iş” olduğunu açıkladı.

  • Duman’dan aylar sonra ilk İstanbul konseri

    Duman’dan aylar sonra ilk İstanbul konseri


  • Turizm devi TUI, İngiliz turistlerin Türkiye rezervasyonlarını iptal etti

    Turizm devi TUI, İngiliz turistlerin Türkiye rezervasyonlarını iptal etti


    Covid-19 salgınından dolayı Türkiye’yi “kırmızı seyahat listesinde” tutan İngiltere’de turizm devi TUI, İngiliz turistlerin Türkiye rezervasyonlarını 12 Temmuz’a kadar iptal etti.

    Şirket tarafından euronews Türkçe’ye yapılan yazılı açıklamada, “(Türkiye’de) Devam eden belirsizlik nedeniyle, 11 Temmuz da dahil olmak üzere Türkiye’deki tüm tatil rezervasyonlarını maalesef iptal ediyoruz. Geri ödeme talep edebilecek, rezervasyonlarını daha sonraki bir tarihe ertelemek isteyecek ya da alternatif bir tatille değiştirebilecek müşterilere rehberlik etme sürecindeyiz” denildi.

    Yetkililer kesin bir sayı vermekten kaçınsa da iptallerin binden fazla olduğu belirtiliyor.

    “Trafik ışığı sistemi”

    Hayatın kademeli olarak normale döndüğü İngiltere’de uluslararası seyahat yasaklarıyla ilgili karar 8 Haziran’da alınmıştı. Planlar kapsamında, bu tarihten itibaren ülkeler farklı kurallar içeren ve yeşil, sarı ve kırmızı olarak adlandırılan 3 kategoriye ayrıldı.

    “Trafik ışığı sistemi” olarak de bilinen uygulamaya göre yeşil listedeki ülkelerden gelen yolcular için 10 günlük karantina zorunluluğu bulunmuyor. Sarı listedeki ülkelerden gelenler için mevcut karantina kuralı devam ediyor. Kırmızı listedeki ülkelerden seyahat edenler ise İngiltere’ye vardıklarında, masraflarını kendileri karşıladığı bir otelde 10 gün karantinada kalmak zorunda.

    Türkiye ise bu planlamada 12 Temmuz’a kadar Arjantin, Brezilya ve Mısır gibi ülkelerle birlikte kırmızı listede bulunuyor. İngiliz hükümetinin resmi internet sitesinden ulaşılabilen liste 24 Haziran’da güncellenecek.

  • LGBTİ+ bireylerin aileleri çocuklarının ‘açılma’ sürecini ve yaşadıklarını anlattı

    LGBTİ+ bireylerin aileleri çocuklarının ‘açılma’ sürecini ve yaşadıklarını anlattı


    Her yıl 17 Mayıs günü Uluslararası Homofobi, Bifobi, Transfobi ve İnterfobi Karşıtı Günü olarak kutlanıyor. 17 Mayıs 1990 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü eşcinselliği hastalıklar listesinden çıkarmış ve 17 Mayıs 2004’ten beri dünyada, 2006’dan beri ise Türkiye’de Uluslararası Homofobi, Bifobi, Transfobi ve İnterfobi Karşıtı Gün olarak kutlanıyor.

    Etkinliklerin koronavirüs gerekçesiyle ‘online’ ortama taşındığı bu dönem için euronews Türkçe olarak LGBTİ+ bireylerin aileleriyle konuştuk. Aileler çocuklarının cinsel kimlikleriyle ilgili ilk açıklamalarını nasıl karşıladı, sosyal çevrelerinden ne gibi tepkiler gördü?

    ‘Çelik yelek giyiyor zannettim’

    Euronews mikrofonlarına konuşan ve kendini “trans kadın annesi” olarak tanımlayan Züleyha, çocuğunun başlangıçta kabullenmekte güçlük çektiğini söylüyor:

    “Yaklaşık 7-8 yıl önce bir arkadaşım aracılığıyla öğrendim. Daha doğrusu çocuğumun eşcinsel olduğunu öğrendim. Ama benim çocuğum eşcinsel değilmiş. Öğrendiğim zaman çok büyük bir şok geçirdim. Çok üzüldüm. Çok korktum. Çocuğum adına da korktum. Kendi adıma da korktum. Sinir krizleri geçirdim ve bu yüzden çocuğum evden ayrıldı. Yaklaşık bir buçuk yıl kadar hiç görüşmedik. Sadece telefondan iletişim kurduk. Bir buçuk yıl sonra eve geldiği zaman sarıldık tabii. Çok özlemiştim. Sarıldığım zaman elim sert bir şeye değdi. Çelik yelek giyiyor sandım. Çünkü bu konuda ön yargılarımız vardı. Çok kötü ortamlar olarak biliyorduk. Eyvah dedim, bu çocuk çok kötü ortamlarda. Daha sonra çocuğum benle görüşmek istedi ve onun evine gidip gelmeye başladım. Bir gün karşılıklı oturduk ve bana bir şey söylemek istediğini söyledi. Orada ben bir şey yaptırdım dedi. Orada anladım ki benim çocuğumu ben eşcinsel olarak biliyordum ama çocuğum trans kadındı. Çünkü göğüs yaptırmıştı. O benim çelik yelek sandığım şey aslında çocuk göğüslerini saklamak için korse takmıştı. Tabii ki çok üzüldüm ama ona hiçbir şeyi belli etmedim. Sen mutluysan, ben de mutluyum dedim ve sarıldık. Ama içim de fırtınalar koptu yine.”

    İnternet üzerinden eşcinsel, biseksüel, trans, interseks aileleri derneği LİSTAG’a ulaşan Züleyha, İstanbul’da CETAD’dan (Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Deneği) gönüllü psikiyatrların ve psikologların desteğiyle düzenlenen seminerlere katılmış.

    ‘Ebeveynlerin çocuklarının yanında durması önemli’

    Eşcinsel annesi Günseli Dum, oğlunun eşcinsel olduğu artık daha rahat söyleyebildiğini ifade ediyor.

    “Bunu 12 sene önce belki bu kadar rahat söyleyemezdim ama şu an çok rahat söylüyorum. Kalabalıklara söylüyorum. Çünkü bu benim için bir utanç ya da saklanacak bir durum değil” diyen Dum, eşcinsel çocukların toplumda maruz kaldıkları baskıya karşı ailelerinin desteğinin önemine vurgu yapıyor:

    “Benim çocuğum da birçok eşcinsel çocuk gibi okulda ‘ibne’ denen çocuklardan ve ben bunu duyduğumda hemen okula gidip okul idaresiyle görüşme yaptım. Anneler, babalar bilgilenip çocuğunun yanında durursa birçok yerde o çocuk daha rahat davranabiliyor. Çünkü bizim çocuklarımız çok küçük yaşlardan kendilerine bir şey korunma mekanizması kurmak zorunda kalıyorlar. Burada da en güvendikleri şey anne baba olmalı. Böyle olursa onların hayatlarında bazı şeyler daha kolay oluyor.”

    ‘Bilgilendikçe güçlendik’

    Eşcinsel Babası Ömer Ceylan ise, oğlunun bir akşam yemeği sırasında kendisine açıldığını ifade ediyor: “Bana geldi, baba ben eşcinselim dedi. Ben de kendisine bu senin hayatın nasıl mutlu olacaksan öyle yaşa. Zor bir hayatın olacak ancak biz daima ailen olarak senin yanındayız dedim.”

    Yaşadığı süreçle ilgili “bilgilendikçe güçlendik” ifadelerini kullanan Ömer Ceylan, sosyal çevresinde bu durumdan rahatsız olanların tepkilerini yüksek sesle dile getirmeye çekindiklerini belirtiyor:

    “Bu konu hakkında, hiçbir bilgim yoktu. Bu işin üniversite bitirmiş olmakla da ilgisi yok. Bilgisizlik. Bu konu konusunda kulaktan dolma birkaç bilgi dışında hiçbir şey bilmiyordum. Ama ben oğlumun bir birey olduğunu düşündüğüm için, oğlumun yaşının 25- 26 civarında olduğu için, kendinden emin olarak bunu açıkladığını düşündüğüm için hiçbir zaman olumsuz bir tepki vermedim. Fakat bundan sonra biz 10 sene bunu kimseyle paylaşmadık. Eşim, ben, kardeşim, eşimin kardeşi gibi 4-5 kişinin içerisinde 10 sene kadar bunu biz kimseyle paylaşmadık. Tabii bu da esas sorun bilgisizlik bir, el alem korkusu iki. CETAD ile tanışmamız bizim dönüm noktamız oldu. Çünkü orası Cinsel Eğitim Tedavi Araştırma Derneği, bizim bilgilenmemizi, psikiyatrlardan aldığımız bilgilerle bilgilenmemizi sağladı. Bilgilendikçe güçlendik. Güçlendikten sonra tabii ki dışarı açılmaya başladık.”

    Kaos GL Derneği’nin, ‘2019 Yılında Türkiye’de Gerçekleşen Homofobi ve Transfobi Temelli Nefret Suçları Raporu’na göre nefret suçları kamusal alanlarda, görgü tanıklarına rağmen işleniyor, güvenlik güçleri ise pek çok vakaya gerekli önemi göstermiyor.

  • İstanbul Sözleşmesi’nin 10. yıl dönümü: Kadına yönelik şiddete karşı ne yapıldı?

    İstanbul Sözleşmesi’nin 10. yıl dönümü: Kadına yönelik şiddete karşı ne yapıldı?


    Türkiye’nin kurucusu olup, sonra çıkma kararı aldığı kadın ve aile içi şiddeti önlemek için hazırlanan İstanbul Sözleşmesi’nin imzaya açılmasından bu yana tam 10 yıl geçti.

    Sözleşmeye taraf ülkelerin oluşturduğu komite tarafından yapılan açıklamada, 11 Mayıs 2011 tarihinde imzaya açılan kadına yönelik şiddetin önlenmesi için hazırlanan bu Avrupa sözleşmesi, son 10 yıl içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) davalarında önemli bir rehber ve içtihat oluşturmanın dışında taraf ülkelerde konu ile ilgili yasal düzenlemelerin hazırlanmasına büyük ölçüde öncülük edip, ilham kaynağı olduğu bildirildi.

    Taraf ülkeler tarafından gündeme getirilen ilkelere yer verilen açıklamada, gelecek 10 yıl içinde taraf ülkelerin aile içi ve kadına yönelik şiddetin tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik girişim ve çalışmalarını artıracağı sözü verilirken, son 10 yılda bu alanda önemli başarılar sağlandığı kaydedildi.

    Sözleşmenin standartlarından geri adım atanlar kınandı

    Sadece kadına yönelik şiddeti önlemede değil mağdur kadınların korunmasında da önemli adımlar atıldığı belirtilen açıklamada, sözleşmeyle belirlenen standartlardan geri adım atanların ise “kınandığı” bildirildi.

    Sözleşme sayesinde taraf ülkelerin kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda önemli yasal önlemler aldığı kaydedilen açıklamada, özellikle cinsel taciz, tecavüz, rıza olmadan cinsel ilişkiye zorlama, kız çocuklarına yönelik sünnet, zorla evlendirme gibi konularda çıkartılan yeni yasalar, mağdurlar için oluşturulan yardım, izleme ve rehberlik hizmetleri ile telefon yardım hatlarından örnekler verildi.

    Açıklamada, sözleşmenin Avrupa’da milyonlarca kadının güvencesi olduğu ifade edilerek, önemli ilerlemelere rağmen aile içi ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi yolunda daha alınacak uzun bir yolun bulunduğu vurgulandı.

    Sözleşmeye şu ana kadar 33 üye ülke taraf oldu. Türkiye kurucusu olduğu sözleşmeden ayrılacağını Avrupa Konseyi’ne bildirmişti. Türkiye, temmuz ayı itibarıyla sözleşmeden resmen çıkmış olacak.

  • Dünyada en uzun ve en kısa oruç hangi ülkelerde tutuluyor?

    Dünyada en uzun ve en kısa oruç hangi ülkelerde tutuluyor?


    Ramazan ayının gelmesiyle birlikte dünya genelinde Müslümanlar oruç ibadetlerini yerine getirmeye başladı. Dünyada her ülkede sahur vaktinden iftara kadar oruç tutulan süre aynı değil.

    Kuzey kutbuna yakın olan ülkelerde yazları günler uzun sürdüğü için Dünya’da en uzun oruç süresi buralarda yaşanıyor.

    Bu yıl çoğu ülkenin Ramazan ayının başlangıcı olarak kabul ettiği 24 Nisan günü için oruç tutma sürelerini karşılaştırıldık. Buna göre Ramazan’ın ilk gününde dünyada en uzun oruç tutulan yerlerden biri Rusya’da Murmansk kenti oldu. Burada sahurla iftar arasındaki süre 19 saat 23 dakika olarak hesaplandı.

    Rusya’dan sonra en uzun orucun tutulduğu yer ise İzlanda oldu. İzlanda’nın Reykjavic kenti için yapılan hesaplamada, buradaki Müslümanların toplam oruç süresinin 18 saat 34 dakika olduğu görüldü.

    İzlanda, en az Müslümanın yaşadığı ülkeler arasında yer alıyor. 330 bin kişilik İzlanda nüfusunun yaklaşık yüzde 0,5’ini oluşturuyorlar. Ülkede yaşayan Müslümanların çoğunluğunu sığınmacılar oluşturuyor. İzlanda aynı zamanda en az Türk’ün yaşadığı ülkelerden biri. Dışişleri Bakanlığı’na göre, ada ülkesinde 80 civarında Türk vatandaşı ikamet ediyor.

    11 saat 48 dakikayla Arjantin ve 12 saat 20 dakikayla Güney Afrika’nın en kısa orucun tutulduğu yerler arasında olduğu görüldü.

    Türkiye’de ise İstanbul baz alınarak yapılan hesaplamaya göre, ortalama oruç tutma süresinin biraz üstünde kalındığı görüldü. İstanbul’da 24 Nisan’da 15 saat 26 dakika oruç tutuldu.