Etiket: İngiltere siyaseti

  • İngiltere Dışişleri Bakanı Cameron: Filistin Devleti’ni resmen tanımayı gündeme alabiliriz

    İngiltere Dışişleri Bakanı Cameron: Filistin Devleti’ni resmen tanımayı gündeme alabiliriz


    İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron, Filistin devletini resmen tanımayı gündeme alabileceklerini söyledi.

    REKLAM

    Cameron, Ortadoğu’da barışı teşvik etmek için Filistinlilere siyasi bir ufuk verilmesi gerektiğini söyledi.

    Kasım ayında dışişleri bakanı olarak atanmasından bu yana bölgeye yapacağı dördüncü ziyareti öncesinde Cameron, İngiltere’nin bir Filistin devletinin nasıl görüneceğini belirleme sorumluluğuna sahip olduğunu söyledi.

    Cameron, Filistin halkına iki devletli çözüme doğru “geri dönülemez ilerlemenin” gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

    BBC’nin haberine göre Muhafazakar Orta Doğu Konseyi adlı kuruluşun üyelerine yönelik konuşmasında Cameron “Bunun gerçekleşmesi halinde, müttefiklerimizle birlikte, Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere Filistin devletinin tanınması konusuna bakacağız,” ifadelerini kullandı.

    Dışişleri bakanı ayrıca İsrail’i Gazze’ye daha fazla insani yardım yapılmasına izin vermeye çağırdı ve hayati öneme sahip yardımların sınırdan geri çevrilmesinin “gülünç” olduğunu söyledi.

    İsrail’in son 30 yılda izlediği güvenlik politikalarının bir başarısızlık hikayesi olduğunu, çünkü İsrail’in vatandaşlarının güvenliğini sağlamada başarısız olduğunu söyleyen Cameron, yalnızca bu başarısızlığın farkına varıldığında barış ve ilerlemenin sağlanabileceğini vurguladı.

    Britanya, uzun süredir İsraillilerin ve Filistinlilerin ayrı ülkelerde yan yana yaşayabileceği iki devletli çözümü destekliyor. 

    Ancak Cameron, İngiltere’nin Filistin devletini nihai bir barış anlaşmasının parçası olarak değil, daha önce müzakereler sırasında resmi, diplomatik olarak tanıyabileceğini öne sürüyor.

    Aynı zamanda Gazze’yi yönetebilecek “teknokratik ve iyi liderlere” sahip yeni bir Filistin otoritesinin “hızla ayağa kalkması” gerektiğini söyleyen Cameron “Bununla birlikte neredeyse hepsinden önemlisi, Filistin halkına siyasi bir ufuk vermek, böylece iki devletli çözüme ve en önemlisi bir Filistin devletinin kurulmasına yönelik geri dönülemez bir ilerleme kaydedileceğini görebilmelerini sağlamaktır,” ifadelerini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Eski İngiltere Başbakanı David Cameron Dışişleri Bakanı olarak siyasete geri döndü

    Eski İngiltere Başbakanı David Cameron Dışişleri Bakanı olarak siyasete geri döndü


    2010-2016 yılları arasında başbakanlık görevini yürüten David Cameron’ın siyasete Rishi Sunak’ın kabinesinde geri dönmesi hararetle tartışılıyor.

    REKLAM

    İngiltere Başbakanı Rishi Sunak’ın kabinesinde yaptığı büyük değişikliğin bir parçası olarak, eski Başbakan David Cameron sürpriz bir isim olarak aktif siyasete geri döndü.  

    James Cleverley’nin Filistin’e destek gösterilerindeki yaklaşımı sonrasında tepki toplayan Suella Braverman’ın yerine içişleri bakanı olarak atanmasının ardından boşalan dışişleri bakanlığı koltuğunun yeni sahibi Cameron,oldu.

    Milletvekili olmadan göreve gelebilmesinin önünü açabilmek için Lordlar Kamarası’nın ömür boyu üyesi olarak atanan Cameron, sosyal medyadan dışişleri bakanı olarak görevi kabulüyle ilgili uzun bir paylaşım yayınladı.

    Cameron paylaşımında Ukrayna’daki savaş ve Orta Doğu’daki krize vurgu yaparak “Derin bir küresel değişimin yaşandığı bu dönemde, müttefiklerimizin yanında durmak, ortaklıklarımızı güçlendirmek ve sesimizin duyulmasını sağlamak bu ülke için daha önce hiç bu kadar önemli olmamıştı.” dedi

    Cameron “Son yedi yıldır siyasetin dışında olsam da, on bir yıl boyunca Muhafazakar Parti Lideri ve altı yıl boyunca Başbakan olarak edindiğim deneyimin, bu hayati zorlukların üstesinden gelinmesinde Başbakan’a yardımcı olmamı sağlayacağını umuyorum.” diye yazdı.

    Cameron neden döndü?

    2016 yılındaki Brexit referandumunu kaybetmesinin ardından hem başbakanlık hem de milletvekilliği görevinden istifa eden Cameron, siyasete Sunak kabinesinde geri dönmesi ülke basınında tartışmaları alevlendirdi.

    Tartşmalarda, İsrail basınının bazı kesimlerine “bugüne kadarki en İsrail yanlısı başbakan” olarak tanımlandığı hatırlatılan Cameron’ın bölgedeki krizle ilgili nasıl bir çizgi izleyeceğinin merak konusu olduğu dile getirildi.

    Bazı tartışmalar ise Cameron’ın atamasının, Başbakan Sunak’ın önümüzdeki yıl mayıs ayında yapılacak olan genel seçimleri hükümetinin önceliği haline getirdiğinin altını çizdi.

    Cameron da paylaşımında bunun kararının temelini oluşturan fikir olduğunu ifade ederek “Bazı bireysel kararlara katılmamış olsam da, Rishi Sunak’ın zor bir zamanda örnek bir liderlik sergileyen güçlü ve yetenekli bir Başbakan olduğu benim için açıktır. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu güvenlik ve refahı sağlamasında kendisine yardımcı olmak ve Birleşik Krallık’a hizmet eden ve Genel Seçimler yapıldığında ülkeye sunulabilecek mümkün olan en güçlü ekibin bir parçası olmak istiyorum.” diye yazdı.

    “Hükümetin son çırpınışları”

    2010-2016 yılları arasında başbakanlık koltuğunda oturan David Cameron, özellikle partinin merkeze yakın kanadında birleştirici bir isim olarak görülüyor. 

    Ancak günümüzde ekonomik, toplumsal ve siyasi hayatta etkisini şiddetle hissettiren Brexit referandumunu hayate geçiren ve kemer sıkma politikalarının mimarı olan başbakan olarak çoğu zaman eleştirilerin odağında yer alıyor.

    Nitekim ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin gölge Dışişleri Bakanı David Lammy sosyal medyadan atamaya tepki göstererek “David Cameron felaket bir başbakandı. Bu, yetenek ve fikirlerden yoksun bir hükümetin son çırpınışlarıdır. Uluslararası krizin ortasında Sunak, milletvekillerinin hesap bile soramayacağı, geçmişten gelen seçilmemiş bir başarısızlığı seçti.” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiltere: Filistin gösterilerine ‘nefret yürüyüşü’ diyen İçişleri Bakanı Braverman görevden alındı

    İngiltere: Filistin gösterilerine ‘nefret yürüyüşü’ diyen İçişleri Bakanı Braverman görevden alındı


    Kimlik ve kültür çatışmasını siyasi zemine taşıyan Suella Braverman, Londra polisini Filistin’e destek verenler lehine “çifte standart” uygulamakla eleştiriyordu

    REKLAM

    İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, İçişleri Bakanı Suella Braverman’ı görevinden aldı.

    İngiliz basınının hükümet kaynaklarına dayandırdığı haberlerde, Başbakan Sunak’ın İçişleri Bakanı’nın hükümetten ayrılmasını istediği ve Braverman’ın da bunu kabul ettiği bildirildi. Haberlerde Sunak’ın büyük bir kabine değişikliğine gittiği de aktarıldı.

    Sunak’ın lideri olduğu Muhafazakar Parti, sosyal medya hesabından yaptığı duyuruda “Bugün Rishi Sunak daha parlak bir gelecek için uzun vadeli kararlar almak üzere Hükümet’teki ekibini güçlendiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

    İngiliz basını, Braverman’ın yerine geçebilecek isimler üzerine çeşitli olasılıkları da değerlendirmeye başladı. Buna göre Dışişleri Bakanı James Cleverley’nin Sunak’la görüşmek üzere başbakanlık konutuna girdiği ve Braverman’ın yerine geçen isim olabileceği haberlerinin ardından, Cleverly’nin yeni içişleri bakanı olduğu doğrulandı.

    Filistin gösterileri “nefret yürüyüşü”

    İngiltere’de düzenlenen Filistin’e destek gösterilerini “nefret yürüyüşleri” olarak nitelendiren Braverman İçişleri Bakanı, bir gazetede yayınlanan makalesinde Londra polis teşkilatını protestoları ele alış biçiminde “çifte standart” uyguladığını belirterek eleştirmişti.

    Braverman’ın eleştirilerinin, hafta sonu Londra’da düzenlenen üç yüzbinden fazla kişinin katıldığı Filistin’e destek gösterisinde aşırı sağ grupları kışkırttığı yorumları yapılmış ve bazı Muhafazakar Partililer Braverman’ın görevden alınması çağrısında bulunmuştu. 

    Barışçıl seyreden gösterilerde saldırgan bir tutum alan aşırı sağcı İngiliz Savunma Ligi (EDL) mensubu 100’e yakın kişi tutuklanmıştı.

    Braverman kimdir?

    Mauritius ve Kenya’da 1960’larda göç eden Hint kökenli bir ailenin çocuğu olarak Londra’da doğan Suella Braverman, hukuk eğitimi aldıktan sonra avukat olarak çalışma hayatına atıldı. 2015 yılından bu yana milletvekili olan Braverman, içişleri bakanlığı görevini eylül 2022’den bu yana sürdürüyordu.

    Kimlik ve kültür çatışmasını siyasi zemine taşıyan Suella Braverman, göçmenlik politikalarının yanı sıra, evsizler, eşcinseller ve toplumdaki farklı gruplara yönelik tepki çeken ifadeleriyle dikkat çekti.

    Boris Johnson’ın başbakanlıktan istifasının ardından Sunak ve Liz Truss’a karşı adayı olarak yarışan Braverman, Muhafazakar Parti’nin sağ kanadının desteğini alarak bu koltuğa erişme hedefi güdüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiliz hükümeti yıl sonuna kadar tüm AB kanunlarını kaldırma sözünden geri adım attı

    İngiliz hükümeti yıl sonuna kadar tüm AB kanunlarını kaldırma sözünden geri adım attı


    Londra yönetimi, Brexit kapsabında 2023 yılı sonuna kadar kaldırılması öngörülen geriye kalan yaklaşık 4 bin AB kanunundan yalnızca 600’ünü kaldıracak şekilde yasa değişikliği önerdi

    İngiliz hükümeti bu yılın sonuna kadar Avrupa Birliği kanunlarını tamamen terk etme sözünü yerine getirme niyetinde olmadığı sinyalini verdi. 

    Sıkı Brexit yanlılarının en önemli vaatlerinin başında iş dünyası ve muhalefetin yasal belirsizlik ve bürokratik kaosa yol açacağı gerekçesiyle itiraz ettiği AB yasalarını kaldırmak geliyordu.

    Londra yönetimi 2023 yılı sonuna kadar geriye kalan yaklaşık 4 bin AB kanunundan yalnızca 600’ünü kaldıracak şekilde yasa değişikliği önerdi.

    Parlamento süreçlerinden geçen Kalan AB Kanunları (REUL) tasarısı yürürlükteki AB kanunlarını aksi açık bir şekilde belirtilmedikçe bu yıl sonunda otomatik olarak kaldırılmasını öngörüyor ve Başbakan Rishi Sunak’ın sözcüsü ocak ayında tasarının ertelenmeyeceği sözünü vermişti.

    Fakat İş ve Ticaret Bakanı Kemi Badenoch yaptığı yazılı açıklamada “Hükümet bugün halihazırdaki tasarıya 2023 sonunda kaldırılması öngörülen yasaların listelendiği bir düzenleme getiriyor,” ifadelerini kullandı. 

    Badenoch bu sayede hangi kanunların kalacağını vurgulamak yerine hangilerinin kaldırılacağının belirlenmesi ile iş dünyası için netlik sağlanacağını belirtti.

    Badenoch, İngiltere’nin AB’den ayrılmasından bu yana 1000 kanununa kaldırıldığını ya da değiştirildiğini 500 kanunun daha kaldırılmak üzere parlamentoda ele alındığını vurguladı.

    Bakan sürenin azalması ile birlikte program çerçevesinde kanunların anlamlı bir şekilde reforme edilmesinden çok hukuki risklerin azaltılması için AB kanunlarını korumanın ön plana çıktığını bu nendenle yeni bir yaklaşım getirdiklerini vurguladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’den sızan gizli istihbarat belgeleri: Batılı özel kuvvetler Ukrayna’da sahada

    ABD’den sızan gizli istihbarat belgeleri: Batılı özel kuvvetler Ukrayna’da sahada


    ABD Savunma Bakanlığı’ndan internete sızan ve kaynağı henüz belirlenemeyen gizli belgeler, Batılı ülkelere ait özel kuvvetlerin Ukrayna’da sahada olduğunu gösterdi.  

    ABD’den internete sızan belgeler Washington’ın müttefikleri ile arasında gerilime yol açarken, yeni bilgiler ortaya çıkmaya devam ediyor. Sızan ‘çok gizli’ belgelere göre Ukrayna’da aralarında İngiltere, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) bulunduğu birçok Batılı ülkenin özel askeri kuvvetleri sahada faaliyet gösteriyor. 

    Bir yıldan fazla süredir konu hakkında yayılan iddia ve spekülasyonları doğrulayan belgelerde Ukrayna’da en fazla özel kuvvete sahip ülkenin İngiltere (50) olduğu göze çarpıyor. 23 Mart tarihli belgede İngiltere’yi NATO üyesi Letonya (17), Fransa (15), ABD (14) ve Hollanda (1) takip ediyor.

    Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon’un doğruluğunu teyit ettiği belgelerde ayrıca Ukrayna’nın bahar aylarında Rusya’ya karşı başlatmayı planladığı düşünülen karşı saldırı hazırlıklarının ayrıntıları da dahil olmak üzere Rus işgali hakkında detaylı bilgiler bulunuyor. Sızan diğer bir belgede ise savaşta hayatını kaybeden sivil ve asker sayısında oynama yapıldığı da görülüyor. 

    Sızıntının kaynağı araştırılıyor

    ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Adalet Bakanlığı’nın cezai bir soruşturma başlattığını ve sızıntının kaynağını bulmaya kararlı olduğunu söylerken Ukrayna’da en fazla askeri özel güce sahip olduğu ortaya çıkan İngiltere tarafında konu hakkında net bir açıklama yapılmadı. 

    Fakat Londra yönetimi tarafından salı günü atılan bir tweet’te “sözde gizli bilgilerin sızdırılmasının ciddi düzeyde bir hata yapıldığına” işaret ettiği cümleleri paylaşıldı.

    Belgede hangi özel kuvvetlerin ülkenin neresinde bulunduğu ya da ne tür görevleri yürüttüğü belirtilmiyor.

    Fakat doğaları gereği son derece etkili olmaları ile bilinen özel kuvvetlerin Ukrayna’da ortaya çıkmaları sadece Ukrayna ile değil NATO ile de karşı karşıya olduğunu savunan Moskova’nın iddialarını kuvvetlendiriyor. 

    Ukrayna’ya açık destek veren Birleşik Krallık, ABD’nin ardından Kiev’e en fazla askeri destek veren ikinci ülke olma özelliğine sahip. 

    İngiliz askeri özel kuvvetleri de farklı uzmanlık alanlarına sahip çeşitli seçkin askeri birliklerden oluşuyor ve dünyanın en etkili güçleri arasında bulunduğu belirtiliyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Rusya’nın müzakere dışı talepleri İran Anlaşması’nı tehlikeye soktu’

    ‘Rusya’nın müzakere dışı talepleri İran Anlaşması’nı tehlikeye soktu’


    Rusya’nın ‘müzakere dışı taleplerinin’ İran ile yürütülen Nükleer Anlaşma görüşmelerini tehlikeye attığı belirtildi.

    Fransa, İngiltere ve Almanya’nın ortak yaptığı açıklamada, İran ile nükleer anlaşmanın Rus talepleri nedeniyle “sonuca bağlanamama riski” ile karşı karşıya olduğu belirtildi.

    Avusturya’nın başkenti Viyana’da sona gelindiği bildirilen görüşmelere, “Rusya’nın talepleri nedeniyle” ara verilmişti.

    Anlaşmanın taraflarından Rusya, Ukrayna savaşıyla ilgili kendisine yönelik yaptırımların İran ile iş birliğine zarar vermeyeceğine dair ABD’den yazılı garantiler talep etmişti.

    Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, 5 Mart’ta yaptığı açıklamada, “ABD tarafından tetiklenen mevcut sürecin, İran ile ticaret, ekonomik ve yatırım iş birliği ile askeri-teknik iş birliği hakkımıza hiçbir şekilde zarar vermeyeceğine dair yazılı bir garanti istedik” demişti.

    Mevcut nükleer anlaşmaya yeni bir madde eklenmesini gerektiren Rusya’nın bu “beklenmedik talebinin” nihai aşamaya gelinen müzakerelerde pürüze yol açtığı belirtilmişti.

    Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de son olarak “dış etkenler” nedeniyle Viyana’da İran nükleer anlaşmasının yeniden uygulanması için yürütülen müzakerelere ara verilmesine ihtiyaç olduğunu açıklamıştı.

    “Hiç kimse İran Nükleer Anlaşma’dan ek güvenceler elde etmek için yararlanmaya çalışmamalı”

    Rusya’nın Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak adlandırılan İran nükleer anlaşmasının dışında yer alan, İran ve Rusya’yı doğrudan ilgilendiren bir hususa yönelik talepte bulunduğunu kaydeden Fransa, İngiltere ve Almanya yönetimleri, “Hiç kimse İran Nükleer Anlaşma’dan ek güvenceler elde etmek için müzakerelerden yararlanmaya çalışmamalı. Bu, anlaşmanın çökme riskini artırır” açıklamasında bulundu.

    Üç ülke masadaki anlaşmanın son derece acil bir şekilde sonuçlandırılması gerektiğini de eklerken, Washington, Rusya’nın taleplerini kabul etmeyeceğini bir kez daha yineledi.

    11 aydır süren uluslararası müzakereler, ABD’nin 2018’de tek taraflı olarak çekildiği nükleer anlaşmaya dönmesi, İran’a uyguladığı yaptırımların kaldırılması ve İran’ın nükleer faaliyetlerini 2015’de imzalanan anlaşma sınırlarına çekmesini amaçlıyor.

    Petrol piyasaları, İran’ın ham petrol ihracatı üzerindeki kısıtlamaların kaldırılıp kaldırılamayacağını görmek için müzakerelerin ilerlemesini yakından izliyor ve bu da Rusya’nın Ukrayna’daki savaşından kaynaklanan arz kesintilerini dengelemeye yardımcı olabilir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Rus tehdidine karşı İngiltere’den Ukrayna’ya askeri korunma sistemi gönderilecek

    Rus tehdidine karşı İngiltere’den Ukrayna’ya askeri korunma sistemi gönderilecek


    İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace, ülkesinin Ukrayna’ya Rusya’ya karşı savunmasını güçlendirmesi için yeni bir güvenlik sistemi düzeneği sağlayacağını açıkladı.

    Parlamento’da konuşan Savunma Bakanı Wallace, krizi görüşmek için Rus mevkidaşı Sergey Şoygu’yu Londra’ya davet edeceğini de belirtti.

    Wallace Parlamentoda verdiği demeçte, “Ukrayna’ya hafif tanksavar savunma silah sistemleri sağlamaya karar verdik” dedi ve bunların “stratejik silahlar olmadığını”, ülkenin “kendisini savunması için” kullanılacağını ve Rusya bir için “tehdit oluşturmadığını” da sözlerine ekledi.

    Wallace, Şoygu’ya gönderdiği davette “Ortak çıkarları ilgilendiren güvenlik konularını görüşmeye ve iyi niyet ruhuyla yapıcı diyaloga girmeye hazırız” dedi.

    ABD Başkanı Joe Biden ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında 30 Aralık’ta yapılan telefon görüşmesi sonrasında Biden, Moskova’nın Ukrayna’ya girmesi durumunda ağır bedel ödeyeceğini söylediğini ifade etmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Araştırma: İngiltere’de piyasadan çekilen bir aşı rahim ağzı kanserini yüzde 87 düşürüyor

    Araştırma: İngiltere’de piyasadan çekilen bir aşı rahim ağzı kanserini yüzde 87 düşürüyor


    İngiltere’de gerçekleştirilen bir araştırma, insanların genital mukozalarında kansere neden olan “Human papillorna Virüs”üne (HPV) karşı Glaxo Smith Kline’ın sattığı fakat 2012’de piyasadan çekilen Cervarix adlı bir aşının kadınların rahim ağzı kanserine yakalanma riskini yüzde 87 oranında düşürdüğünü ortaya koydu.

    The Lancet tıp dergisinde yayınlanan bir makalede, 12-13 yaşlarındayken aşı olan 20’li yaşlarındaki kadınların bu aşıyı olmayanlara göre rahim ağzı kanserine yakalanmama oranı yüzde 87, 14-16 yaşlarında yüzde 62, 16-18 yaşlarında olanlarda ise yüzde 34 olarak saptandı.

    Ocak 2006’dan Haziran 2019’a kadar kanser taraması yaptırmış 20 ile 64 yaşları arasındaki kadınlarda gerçekleştirilen çalışma, 13 yıllık süreçte İngiltere’de kabaca 28 bin rahim ağzı kanseri ve 300 bin servikal intraepitelyal neoplazi (CIN3) olarak adlandırılan kanser öncesi bir durumun teşhis edildiğini kaydetti.

    Aşılanan kadınların aşılanmayanlardan 450 kişi daha az kansere yakalandığı tespit edilirken CIN3 için bu rakam 17 bin 200 oldu.

    Araştırmanın yazarlarından Birleşik Krallık Sağlık Güvenliği Ajansı uzmanlarından Kate Soldan, “Aşı programının başarısı sadece aşının etkinliğine değil, aynı zamanda aşılanan nüfusun oranına da bağlı olduğundan, bu yeni sonuçların aşıyı teşvik edeceğini umuyoruz” dedi.

    GSK tarafından geliştirilen Cervarix, tüm rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yüzde 70 ila 80’inden sorumlu olan iki HPV tipine karşı koruma sağlıyor.

    GSK, düşük talep nedeniyle aşıyı piyasadan çekmişti

    Eylül 2012’den bu yana İngiltere’de Cervarix yerine Merck & Co’nun rahim ağzı ve baş ve boyun kanserlerine bağlı dört HPV tipine karşı koruma sağlayan dörtlü aşı Gardasil kullanılıyor.

    GSK, Gardasil’in dünyanın en kazançlı pazarına hakim olması nedeniyle düşük talep nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri’nde Cervarix’in satışını durdurmuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Küresel enerji fiyatlarındaki hızlı hareketlerin nedeni ne?

    Küresel enerji fiyatlarındaki hızlı hareketlerin nedeni ne?


    İngiltere’de benzin istasyonları adeta kurudu. Avrupa Birliği’nde enerji maliyetleri arttı. Çin de enerji kullanımına kısıtlamalar getirdi ve tüm bunların yanı sıra dünyada petrol, doğalgaz ve kömür fiyatları yükseldi.

    Tüm bunlar dünyada aniden bir enerji kıtlığı yaşadığını düşündürtebilecek şeyler ancak ortada böyle bir durum yok. Yaşanan aksaklıkların oldukça az ortak noktası var.

    Konuyla ilgili Reuters’da yayınlanan analizin gelişmelere getirdiği bakış açısı şöyle:

    Koronavirüs krizi sonrası petrol karteli OPEC tarafından devam eden arz kısıtlamalarından ve yakıt dağıtımını zorlaştıran küresel ulaşım darboğazlarına, enerji talebinin artmasından Brexit gibi bürokratik sonuçları olan süreçlere çok sayıda neden bulunuyor.

    Kesintiler her şeyden çok yerel politika seçimleri ve bölgesel dinamiklerle ilgili denilebilir.

    Petrol fiyatları son hafta üç yıl içinde ilk kez varil başına 80 dolar seviyesini kırdı. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü ve müttefik ülkeler, fiyatların düşürülmesine yardımcı olmak için yedek üretim kapasitesinin serbest bırakılıp bırakılmayacağına karar vermek adına önümüzdeki hafta toplanacak.

    İşte enerji piyasalarını bozan şeylerin özeti:

    Çin

    Pekin, yılın ilk yarısının büyük bölümünde üretimi yıl önceki seviyelerin altına çeken kömür arzındaki bir sıkışıklık (madenlerdeki güvenlik kontrolleri) nedeniyle enerjiye yüksek ihtiyaç duyan işletmelere elektriği paylaştırmaya başladı.

    Düşük kömür üretimi, sırayla, bu yıl art arda rekor seviyelere ulaşan ve geçen yıldan bu yana yüzde 80’in üzerinde yükselen yerel termal kömür fiyatlarında dik bir tırmanışa neden oldu.

    Pekin elektrik fiyatlarını belirlediğinden, kömürle çalışan elektrik santralleri bu kadar yüksek kömür maliyetleriyle işletilmeye devam edilemediği için bazıları kapanıyor.

    Goldman Sachs, Çin’in endüstriyel faaliyetinin yüzde 44’ünün elektrik kesintilerinden etkilendiğini tahmin ediyor.

    Elektrik tedarikçilerini temsil eden Çin Elektrik Konseyi Pazartesi günü yaptığı açıklamada, kömürle çalışan enerji şirketlerinin kışın elektrik tedarikini garanti altına almak için “her ne pahasına olursa olsun tedarik kanallarını genişletildiğini” söyledi.

    Ancak kömür tüccarları, Rusya’nın Avrupa’nın enerji ihtiyacını karşılamaya odaklanması, Endonezya’dan gelen üretimi kesintiye uğratan yağmurlar ve Moğolistan’dan ithalatı engelleyen kamyon taşımacılığı kısıtlamaları nedeniyle yeni ithalat kaynakları bulmak söylendiği kadar olmayacak.

    Avrupa

    AB genelinde elektrik faturalarında bir artış söz konusu. Örneğin İspanya’da ışıkları açık tutmanın bedeli son haftalarda üçe katlandı.

    Elektrik maliyetlerindeki artış, hanelerin ısınma talebi ve tüketimin mevsimsel olarak zirveye taşınması nedeniyle zorlu bir kış olacağı endişesi artıyor.

    Avrupa’da maliyetlerin artmasının nedenleri arasında; düşük doğal gaz stokları, denizaşırı sevkiyatlar, rüzgar ve güneş çiftliklerinden gelen yetersiz enerji, nükleer jeneratörleri ve diğer santralleri devre dışı bırakan bakım çalışmaları gibi faktörler bulunuyor.

    Önümüzdeki aylarda talebin artması beklendiğinden zamanlama kolay olmayacak ancak elektrik santrallerinin bakımlarının tamamlanması ile Rusya’dan Almanya’ya giden Nord Stream 2 gaz boru hattının kullanılmaya başlanması nihayetinde piyasaları rahatlatabilir.

    Bu arada İspanya, İtalya, Yunanistan, İngiltere ve diğer ekonomiler Covid-19’dan yavaş yavaş kurtulurken vatandaşları artan maliyetlerden korumayı amaçlayan sübvansiyonlardan fiyat tavanlarına kadar çeşitli ulusal önlemler planlıyor.

    İngiltere’de yakıt sıkıntısı

    Sürücülerin panikle yakıt satın almaları, İngiltere’nin on yıllardır karşılaştığı en kötü enerji kesintilerinden biri haline geldi. Hükümetin sükunet çağrısı yapmasına rağmen benzin istasyonlarında vatandaşlar arasında kavgalar çıktı.

    Ancak sorun benzin kıtlığı değil, onu rafinerilerden perakendecilere ulaştıracak kamyoncuların olmaması. Britanya’nın AB’den çıkışının garip yan etkilerinden biri ve pandemi sırasında ertelenen kamyon şoförü sertifikası ve eğitiminden kaynaklanan bir sorun bu.

    Başbakan Boris Johnson piyasaya yakıt sağlamak için binlerce yabancı kamyon şoförüne geçici vize vereceklerini duyurdu. Destek için de orduyu kullanmaya hazır olduğunu açıkladı. Johnson Noel tatilinden önce yakıt istasyonlarında düzeni yeniden sağlamayı umduklarını belirtti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’dan ‘BM Güvenlik Konseyi üyeliğini bırakıyor’ iddialarına yalanlama

    Fransa’dan ‘BM Güvenlik Konseyi üyeliğini bırakıyor’ iddialarına yalanlama


    Fransa’da Cumhurbaşkanlığı Sarayı Elysee, İngiliz Daily Telegraph gazetesinde ülkenin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki (BMGK) yerini Avrupa Birliği’ne (AB) bırakabileceği yönünde çıkan haberleri yalanladı.

    Salı günü yayınlanan haberde, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Avrupa Ordusu projesine AB hükümetlerinin destek vermesi durumunda Paris’in BMGK’daki koltuğunu devredebileceği ileri sürülüyordu.

    The Telegraph haber kaynağı olarak Eski Avrupa İşleri’nden Sorumlu İtalyan Bakan Sandro Gozi’yi göstermişti. Gazete, Avrupa Parlamentosu’nda milletvekilliği yapan eski bakanın, bu teklifin “müzakere masasına gelebileceğini” söylediğini yazmıştı.

    Elysee Sarayı ise resmi Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, haberi kesin bir dille yalanladı.

    Mesajda, “İngiliz tabloid Daily Telegraph’ın açıklamalarının aksine, hayır, Fransa BMGK’daki koltuğunu bırakmayı teklif etmedi. Bu koltuk Fransa’ya aittir ve kalacaktır” ifadeleri kullanıldı.

    Paris hükümeti, Avustralya’nın Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İngiltere ile yeni bir savunma anlaşması imzalamak için Fransa ile 66 milyar dolarlık denizaltı siparişini iptal etmesinin ardından Cumhurbaşkanı Macron daha yakın bir askeri entegrasyon için yaptığı baskının arkasına Avrupa’yı toplamaya çalışmıştı.

    Fransa, İngiltere, Çin, Rusya ve ABD ile birlikte BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden biri.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***