Etiket: İfade özgürlüğü

  • Freedom House: Türkiye’de demokrasi sorunları değil, muhalefetin eksiklikleri konuşuluyor

    Freedom House: Türkiye’de demokrasi sorunları değil, muhalefetin eksiklikleri konuşuluyor


    Düşünce kuruluşu, perşembe günü yayınladığı yıllık raporunda Kamboçya, Guatemala, Polonya, Zimbabve ve Türkiye’de iktidardaki liderlerin siyasi muhaliflerin eşit şartlarda mücadele etmesini engellemek için adımlar attığını belirtti.

    REKLAM

    Freedom House 2023 yılında seçimlere gölge düşüren şiddet olayları ve manipülasyon nedeniyle demokrasinin dünya çapında keskin ve yaygın gerilemelerle karşı karşıya kaldığını açıkladı.

    ABD tarafından finanse edilen düşünce kuruluşu, perşembe günü yayınladığı yıllık raporunda Kamboçya, Guatemala, Polonya, Zimbabve ve Türkiye’de iktidardaki liderlerin siyasi muhaliflerin eşit şartlarda mücadele etmesini engellemek için adımlar attığını belirtti.

    Raporda özgür ve adil seçimleri hedef alan taktiklerin her zaman seçimleri doğrudan kazanmayı sağlamadığını ama uzun vadeli manipülasyonların adil siyasi mücadeleyi ciddi anlamda etkilediği vurgulandı. Türkiye’de de muhalefetin kayıpları devlet ve medya kaynaklarının iktidar tarafından kullanımıyla giderek daha fazla otoriterleşen liderin baskınlık algısını güçlendirdiği belirtildi.

    Raporda, Türkiye’deki seçimlerin uzun süredir muhalif liderler ve gazetecilere uygulanan baskı, tutuklama ve yargılamaların yanı sıra medya ve devlet kaynaklarının AK Parti tarafından suistimal edilmesinin etkisi altında olduğu vurgulandı. Bu nedenler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimleri ikinci turda az bir farkla kazanmış olmasına rağmen seçimler öncesi ve sonrasında dikkatin ülkedeki demokrasi sorunlarına değil muhalefetin eksikliklerine odaklandığı belirtildi.

    Sonuçta muhalif güçlerin adil olmayan bir seçimi kazanamaması ifade özgürlüğü ve siyasi muhaliflerin yargılanması gibi sistemsel sorunların göz ardı edilmesine yol açtı.

    Siyasi haklar ve sivil özgürlükler 52 ülkede geriledi

    Genel olarak, siyasi haklar ve sivil özgürlükler 52 ülkede geriledi ve yalnızca 21 ülkede iyileşme görüldü. Bu da küresel özgürlüğün art arda 18’inci yılda gerilediği ve bir önceki yıla göre çok daha dengesiz bir eğilim olduğunu gösterdi.

    Raporda dünya nüfusunun yüzde 38’inin özgür olmayan ve yüzde 42’sinin kısmen özgür olan ülkelerde yaşarken sadece yüzde 20’sinin özgür olan ülkelerde yaşadığı vurgulandı.

    Düşünce kuruluşu, yıllık raporunda iki ülke için sınıflandırmaları değiştirerek Ekvador’un notunu özgürden kısmen özgüre, Tayland’ı da özgür değilken kısmen özgüre yükseltti.

    Raporun yazarlarından Yana Gorokhovskaya, “Bölge bölge baksanız bile istisnalar olsa da genellikle her bölgede düşüş kaydedildi. Bozulma oldukça yaygın” ifadelerini kullandı.

    Ekvador’un notu, yolsuzluk karşıtı başkan adayı Fernando Villavicencio’nun bir kampanya konuşmasının ardından suikasta uğraması da dahil olmak üzere şiddet içeren suç çetelerinin seçimleri kesintiye uğratması nedeniyle düşürüldü.

    Freedom House’un 100 puanlık ölçeğinde en büyük gelişme, yedi puan alan Fiji’de görüldü.

    Kısmen özgür olarak listelenen Fiji, Aralık 2022’de gergin bir seçim gerçekleştirdi ve seçmenler, 2006’daki kansız darbeden beri Pasifik takımadalarına liderlik eden Frank Bainimarama’yı devirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Freedom House’un internet raporuna göre Türkiye ‘özgür değil’

    Freedom House’un internet raporuna göre Türkiye ‘özgür değil’


    Avrupa’dan İzlanda, Estonya, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Sırbistan ve Macaristan’ın değerlendirildiği raporda, Türkiye en düşük puanı alarak sonuncu sıraya yerleşti.

    REKLAM

    Yetmiş ülkede internet özgürlüğünün değerlendirildiği bir raporda Türkiye 100 üzerinden 30 puanla “özgür olmayan ülkeler” kategorisinde yer aldı.

    ABD merkezli Freedom House tarafından “Yapay Zekanın Baskıcı Gücü” başlığıyla yayınlanan “2023 İnternette Özgürlük” raporuna göre, internet özgürlüğü tüm dünyada üst üste 13’üncü yılında da gerilerken Türkiye’de son on yıldaki gerileme trendi devam etti.

    Avrupa’dan İzlanda, Estonya, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Sırbistan ve Macaristan’ın  değerlendirildiği raporda, Türkiye en düşük puanı alarak sonuncu sıraya yerleşti.

    “Erişim Önündeki Engeller”, “İçerik Sınırlamaları” ve “Kullanıcı Hakları İhlalleri” başlıklarının incelendiği raporda Türkiye, “Erişim Önündeki Engeller” başlığında 25 üzerinden 12 puan, “İçerik Sınırlamaları” başlığında 35 üzerinden 10 puan ve “Kullanıcı Hakları İhlalleri”nde 40 üzerinden 8 puan alarak, 100 üzerinden 30 puanla “özgür değil” olarak tanımlandı.

    Geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren Dezenformasyon Yasası’nın muhalif siyasetçiler ile gazetecilerin susturulması için kullanıldığı vurgulanan raporda sansürün yaygın olduğu ve çok sayıda makale ile sosyal medya paylaşımının engellendiği belirtildi.

    Raporda Türkiye’de internete erişimin nadiren de olsa kısıtlanabildiği, bunun örneklerinden birinin geçen yıl kasım ayında İstiklal Caddesi’nde düzenlenen bombalı saldırının ardından, diğerinin de 6 Şubat’taki depremlerin ardından görüldüğü vurgulandı. Raporda afetin ardından Twitter’in yaklaşık sekiz saat süreyle kapatılmasının acil kurtarma çalışmalarını zorlaştırdığı belirtildi.

    Türkiye’de telekomünikasyon alanını düzenlemek ve denetlemekle sorumlu kurum olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) hakkında da raporda, kurumun özel bir bütçeye sahip olduğu, üyelerinin hükümet tarafından atandığı ve karar alma sürecinin şeffaf olmadığı ifade edildi.

    Başta haberler olmak üzere pek çok içeriğe engel getirildiği aktarılan raporda, Aralık 2022 itibarıyla 712 binden fazla alan adı ile 150 bin URL’nin engellendiği bilgisi yer aldı. Türkiye’nin askeri operasyonlarını konu alan içerikler, Kürtçe haberler ve hükümete yönelik eleştiriler yayınlayan sitelerin bloke edildiği belirtilen raporda, Aralık 2022 itibari ile 918 internet sitesinin cumhurbaşkanına hakaret, ulusal güvenliği tehlikeye atmak ve uyuşturucuya teşvik etmek gerekçeleriyle bloklandığı vurgulandı.

    Raporda ayrıca Uber, PayPal ve Booking.com gibi servis sağlayıcıların da engelli olduğu belirtildi.

    Yapay zeka sansürü artırdı

     Raporda incelenen 75 ülkenin 55’inde internet yorumları yüzünden insanlara dava açıldığı belirtilirken 41 ülkede ise fiziksel olarak saldırıya uğradığı ya da öldürüldüğü vurgulandı. 

    Öte yandan rapora en az 47 ülkede internetteki tartışma ortamlarını manipüle etmek için sahte hesaplar kullanılırken yapay zeka tabanlı araçların dezenformasyon taktiklerinin daha yaygın kullanılmasını sağladı. Ayrıca birçok otoriter yönetim yapay zeka teknolojisini sansür kapasitesini artırmak için kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsveç polisi, Stockholm’deki büyük cami önünde Kuran yakılmasına izin verdi

    İsveç polisi, Stockholm’deki büyük cami önünde Kuran yakılmasına izin verdi


    İsveç’te polis, kurban bayramının ilk günü, öğleden sonra başkent Stockholm’deki bir caminin önünde Kuran yakılmasına izin verdi. Kuran’ı yakacak kişinin mahkemeyi kazanması nedeniyle polisin bu izni verdiği bildirildi.

    NATO üyeliği için Türkiye’nin vetosuna takılan İsveç’te polis, başkent Stockholm’ün merkezindeki bir caminin önünde Kuran yakmayı planlayan bir kişiye izin verdi.

    Yayın kuruluşu TV4’ün haberine göre izin, daha önce Irak’ın Stockholm Büyükelçiliği önünde Kuran yakmak için yaptığı izin başvuruları polis tarafından reddedilen ancak temyiz davasını kazanan şahsa verildi. 

    Söz konusu eylemin planlandığı gibi şehir merkezindeki Sodermalm adasında bulunan ana caminin önünde gerçekleşmesi halinde bu, Danimarkalı-İsveçli bir aşırı sağcının ocak ayında Stockholm’deki Türk Büyükelçiliği yakınında Kuran’ın tercüme edilmiş bir nüshasını yakarak Türkiye ve diğer Müslüman ülkelerde tepkilere neden olmasından bu yana ilk kamusal eylem olacak. 

    Aşırı sağcı Stram Kurs partisi lideri Rasmus Paludan’ın 21 Ocak’ta Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde Kuran yakarak gerçekleştirdiği eylem Türkiye ve İsveç arasında da gerilime neden olmuştu. 

    İsveç polisi, Müslümanların kutsal kitabı Kuranı Kerim-i yakmayı planladığını söyleyen kişilere güvenlik gerekçesiyle daha önce izin vermemişti. 

    Ancak bu kararlar, kamu güvenliğine yönelik tehdit oluşturmadığı sürece kamuya açık toplantı ve gösterilere izin verilmesi gerektiğini savunan idari mahkemeler tarafından reddediliyor. 

    TV4’ün haberine göre Stockholm polisi, bugün yapılması planlanan eylem sırasında kentte düzeni sağlamak üzere ülkenin diğer bölgelerinden takviye ekipler çağırdı.

    Halkı Müslüman ülkeler, İsveç’i provokasyonlara karşı hareketsiz kalmakla suçluyor, İsveç ise, söz konusu eylemleri, “ifade özgürlüğü” şeklinde değerlendiriyor ve yasaklama getirmiyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İlkay Akkaya: İnsanların birbirlerini tanıyıp dertleşmelerinden çok korkuyorlar

    İlkay Akkaya: İnsanların birbirlerini tanıyıp dertleşmelerinden çok korkuyorlar


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ‘Cinsel dürtüleri harekete geçirdiği’ iddia edilen kitap için AYM’den ‘ifade özgürlüğü’ kararı

    ‘Cinsel dürtüleri harekete geçirdiği’ iddia edilen kitap için AYM’den ‘ifade özgürlüğü’ kararı


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İngiltere’de Yargıtay PKK sembollerini taşımanın suç olduğu gerekçesiyle temyiz başvurusunu reddetti

    İngiltere’de Yargıtay PKK sembollerini taşımanın suç olduğu gerekçesiyle temyiz başvurusunu reddetti


    İngiltere’de Yargıtay, 2018 yılında Londra’da düzenlenen Zeytin Dalı Harekatı’nı protesto gösterileri sırasında PKK’yı simgeleyen bayraklar taşıyan kişilere verilen cezaları onadı.

    Yargıtay’ın verdiği onama kararında, 2000 tarihli Terörle Mücadele Yasası’nın 13. maddesi uyarınca bir kişinin halka açık yerde, bir eşyayı bu kişinin yasaklanmış bir örgütün üyesi veya destekçisi olduğu yönünde makul şüphe oluşturacak şekilde taşımasının suç olduğu belirtildi.

    Rahman Pwr, İsmail Akdoğan ve Rotinda Demir’in de 27 Ocak 2018’de Londra’daki bir protesto eyleminde İngiltere’nin terör örgütleri listesinde yer alan PKK’yı simgeleyen bayraklar taşıdığının sabit olduğu ifade edilen kararda, bu kişilerin taşıdıkları simgenin PKK’ya ait olduğunu bilmemelerine imkan bulunmadığı, ayrıca yaptıklarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi kapsamındaki ifade özgürlüğü hakkıyla bağdaşmadığına hükmedilerek şartlı hapis cezası verildiği ve bu kapsamda Yüksek Mahkemeye yapılan itirazın reddedildiği hatırlatıldı.

    Yargıtay’ın kararında, bir kişinin taşıdığı veya giydiği şeyin yasaklı bir örgüte ait olup olmadığını bilmesi için zihinsel yeterliliğin kafi olduğu, eylem sırasında kullanılan ve polis tarafından kayıt altına alınan ifadeler ve sözlerin de suç işleme kastına ilişkin makul şüphe oluşturduğu ifade edildi.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarının, ifade özgürlüğü hakkı ile terörü önleyerek toplumu koruma ihtiyacı arasında adil bir denge kurduğu vurgulanan kararda, bunun için eylemin şiddete teşvik edip etmediğine bakılmasına gerek olmadığı, başvurunun reddedilmesine karar verildiği bildirildi.

    Karar, İngiltere’de PKK veya diğer yasaklı örgütleri simgeleyen sembollerin giyilmesi ve taşınmasıyla ilgili davalarda emsal teşkil edecek.

    Pwr, Akdoğan ve Demir haklarında verilen cezanın ifade özgürlüğüne aykırı olduğu gerekçesiyle kararı temyize taşımıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İlyas Salman hakkında 6 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı

    İlyas Salman hakkında 6 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Taliban, televizyon dizilerinde kadın oyuncuların oynadığı sahneleri yasakladı

    Taliban, televizyon dizilerinde kadın oyuncuların oynadığı sahneleri yasakladı


    Taliban, ülke genelinde yayın yapan televizyon kanallarına bir talimat göndererek kadın oyuncuların yer aldığı dizi ve tiyatro sahneleri ile İslami ilke ve Afgan yasalarına aykırı tüm film ve dizilerin yayınlanmasını yasakladı.

    İyiliğe Davet ve Kötülükten Sakındırma Bakanlığı (Emri bil Maruf), tüm televizyon kanallarına uyulması gereken yeni kurallar (dini kılavuz) gönderdi.

    Bu kurallara göre, televizyon kanallarındaki kadın sunuculardan İslami hicaba riayet etmesi istendi.

    Kadın oyuncuların yer aldığı tiyatro sahneleri ve pembe dizilerin yayınlanmasının durdurulması çağrısı yapıldı.

    Bireylere yönelik hakaret içeren programların yayından kaldırılması talep edildi.

    Kılavuza göre ayrıca peygamberler ve sahabelerin rolünün yer aldığı drama ve dizileri yayınlaması yasaklandı

    Örgüte bağlı bakanlık, ülkede hala bazı televizyon kanallarının İslam ilkeleri ve Afgan geleneklerine aykırı programlar yayınladığını öne sürdü.

    Afganistan’da yerel basın camiası, Taliban’ın “daha ılımlı olacağız” yönündeki açıklamalarına şüpheyle yaklaştığını belirtiyor.

    Taliban, iktidarda olduğu 1990’larda da Afganistan’da televizyon yayınını tamamen yasaklamıştı.

    Son 20 yıl içerisinde ülke genelinde 300’den fazla televizyon, radyo ve gazete yayına başlamıştı.

    Öte yandan Afganistan Özgür Gazeteciler Derneğine göre, Taliban’ın 15 Ağustos’ta başkent Kabil’i ele geçirmesinin ardından yaklaşık 200 basın kuruluşu faaliyetlerini durdurdu.

    Taliban’ın ülkenin kontrolünü ele almasından önce medya çalışanlarının yüzde 30’undan fazlasını kadınlar oluştururken şu an ise sadece birkaç kadın gazeteci görevini sürdürüyor.

    Örgütün ülkede hakim olmasının ardından yüzlerce medya çalışanı ülkeyi terk etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sedat Peker’in Twitter, Youtube ve Instagram hesaplarına erişim engeli getirildi

    Sedat Peker’in Twitter, Youtube ve Instagram hesaplarına erişim engeli getirildi


    İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD), suç örgütü yöneticiliği suçundan aranan Sedat Peker’in Twıtter, YouTube ve Instragram hesaplarına, “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişim engeli getirildiğini açıkladı. Fakat kararın uygulanmadığı ifade edildi.

    İletişim Hukuku uzmanı Prof. Dr. Yaman Akdeniz, söz konusu yasağa ilişkin sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, “Sedat Peker’in YouTube kanalı ve bazı videoları ile Twitter ve Instagram hesapları, milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması gerekçesiyle erişime engellendi. İlgili platformların Türkiye’de temsilcilikleri olmasına rağmen hakimlik kararı henüz uygulanmadı” ifadelerini kullandı.

    Akdeniz engel kararının neden uygulanmadığı konusuna ilişkin şöyle konuştu:

    “Sorulmadan açıklayayım, engelleme kararı var fakat bu platformlar ‘https’ protokolünü kullandığı için Türkiye’deki erişim sağlayıcıları bu adresleri engelleyemiyor. Karar ancak sosyal ağ sağlayıcıları tarafından uygulanabilir.

    Türkiye’de Twitter, YouTube ve Instagram’ın artık yasal temsilcileri var. Bu yasal temsilcilikleri Türkiye talep etti ve geçen sene 5651 sayılı Kanun değişti. Sözde bu platformlar ‘dize geldi’. Türkiye ise uygulamada bu platformlara söz geçiremiyor.”

    Twitter veya YouTube gibi platformlarda bir içeriğe erişimin engellenmesi için bu sitelere erişimin tamamen kesilmesi gerekiyor.

    Peker: Youtube, videolarımı engellememe kararı aldı

    Sedat Peker, 6 Haziran’da attığı bir tweette, “Bazı arkadaşlar hesaplarıma yasak neden getirilmedi diye soruyorlar. Mahkeme kararı olmasına rağmen Twitter, Instagram, Youtube yetkilileri savunmamızı istediler. Yaptıkları incelemede videoları engellememe kararı aldılar.” iddiasında bulunmuştu.

    Mahkemelerin aldığı erişim engelleme kararları Türkiye’de Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne ve yurt dışındaki servis sağlayıcı ve yayıncı kuruluşa bildiriliyor.

    Türkiye’deki yayıncılar için erişim engelleme kararının gereği olarak hakkında karar olan içeriği kaldırma yükümlülüğü var ve bu cezalarla kontrol ediliyor. Fakat Twitter ve YouTube çoğu durumda mahkeme kararlarını kendi kriterleriyle değerlendiriyor ve genelde uygulamıyor.

    Sedat Peker son dönemlerde Youtube ve Twitter platformlarında paylaştığı ifşa videoları ve mesajlarda Türkiye’deki siyasi gündemi değiştiren önemli iddialarda bulunuyor.

    Peker’in Youtube’da yayınladığı videoların izlenme sayısı 100 milyonu geçti. Ayrıca Twitter, Facebook, Instagram ve Youtube kanallarındaki takipçi sayısı da 5 milyonun üzerine çıktı.

  • Türkiye İnsan Hakları Raporu: Salgın, toplum üzerindeki baskıyı artırmak için fırsata dönüştürüldü

    Türkiye İnsan Hakları Raporu: Salgın, toplum üzerindeki baskıyı artırmak için fırsata dönüştürüldü


    Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) isimli sivil toplum kuruluşunun 2020 yılına ait Türkiye İnsan Hakları Raporu’nu yayınlandı.

    “2020 yılı, işkence ve diğer kötü muamele, kaçırılma ve zorla kaybetme açısından yoğun hak ihlallerinin tespit edildiği bir yıl oldu. Türkiye’de işkence ve kötü muamele gerçeğinin tespit edilenden çok daha yaygın ve sistematik olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.” denilen raporda, bu durumu gündeme getiren gazeteci, avukat ve insan hakları savuncularına adli soruşturma ve kovuşturmalar açıldığı kaydedildi.

    ‘2020’nin geçmiş yıllara kıyasla hak ve özgürlükler açısından olumlu gelişmelerin yaşandığı bir yıl olmadığının’ belirtildiği ve yoğun insan hakları ihlallerinin yaşandığının dile getirildiği raporda, “Siyasal iktidarın ekonomiden toplum sağlığına kadar ülkenin tüm meselelerini güvenlik sorunu haline getiren, toplumu kutuplaştıran, ülke içinde ve dışında şiddeti esas alan, bilhassa da Kürt sorununun ve uluslararası sorunların çözümünde çatışma ve savaşı tek yöntem haline getiren politikaları, yaşanan hak ihlallerinin temelinde yatan en önemli faktördür.” değerlendirmesinde bulunuldu.

    Raporda, siyasal iktidarın Covid-19 salgınını kendi açısından bir fırsata dönüştürdüğü belirtilerek şöyle denildi:

    “Salgını baskı ve kontrolü daha da artırmanın bir fırsatı haline getirmenin en açık örneği cezaevlerinde yaşanmaktadır. Salgın gerekçe gösterilerek cezaevlerinde mahpusların zaten kısıtlanmış olan hakları daha da kısıtlanarak yeni bir ‘normal’ yaratılmak istenmektedir. Salgın gerekçesiyle mahpusların aileleriyle görüşme hakkı tamamen ortadan kaldırılmış, avukat görüşmeleri kısıtlanmıştır. Buna karşın mahpusları gerçekten salgından koruyacak önlemlerin ise yeterince alınmadığı görülmektedir.”

    Raporda yer alan bazı tespitler ise şu şekilde:

    • 2020 yılında 23 ayrı olayda yargısız infaz, dur ihtarı, rastgele ateş açma, cinsel saldırı sonucu intihara sürükleme ve polis baskınları sonucu 3’ü çocuk 15 kişi yaşamını yitirdi, 3’ü çocuk 13 kişi yaralandı.
    • Askerlik hizmetini yaparken en az 23 kişi şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi ve en az 25 kişi yaralandı.
    • 2020 yılında en az 2427 işçi iş cinayeti sonucu yaşamını yitirdi. Bunların 68’i çocuk, 148’i kadın ve 101’i mülteci/sığınmacı/göçmen.
    • 2020 yılı içinde en az 284 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Şüpheli bir şekilde ölen veya intihar ettiği iddia edilen kadın sayısı en az 255. Aynı süre içinde öldürülen çocuk sayısı ise 26.
    • Geçen yıl tespit edilen 13 ırkçı saldırı sonucunda 3’ü çocuk toplam 7 kişi yaşamını yitirmiş, 1’i çocuk 8 kişi yaralandı.
    • 2020 yılı içinde tespit edilen en az 140 ayrı olayda en az 404 kişi işkence ve diğer kötü muameleye maruz kalmış ve en az 86 kişi yaralanmıştır. Tespit edilen 139 olayın 22’si ev baskınları sırasında, 86’sı açık alanlarda ve 31’i resmi gözaltı merkezlerinde meydana gelmiştir.
    • 2020 yılında 10 kişinin kaçırıldığı ve aynı gün veya takip eden gün içinde serbest bırakıldığı tespit edildi. 10 olayda 5 kişinin tehdit, işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı, 6 kişinin ise ajanlık dayatmasına maruz kaldığı tespit edildi.
    • Zorla kaybetme niteliği taşıyan 2 olayda ise kaçırılan 1 kişiden halen haber alınamamaktadır. 8 Ağustos 2019 tarihinde Ankara’da kaçırılan Yusuf Bilge Tunç’tan 31 Aralık 2020 itibarıyla halen haber alınamamaktadır. Toplam 12 olayın hiçbiri ile ilgili etkin bir soruşturma yapılmadığı görülmektedir.
    • 2020 yılında 3 milletvekilinin vekillikleri, haklarındaki kesinleşmiş mahkeme kararlarına dayanarak düşürüldü ve söz konusu 3 milletvekili tutuklandı. 1 milletvekili saldırıya uğradı. Önceki dönemlerde milletvekilliği yapmış 6 siyasetçi gözaltına alındı, 1’i tutuklandı,
    • 41’i belediye eş başkanı, 2’si seçilmiş ancak KHK’lı oldukları için mazbataları verilmemiş belediye eş başkanı, 2’si belediye başkan yardımcısı, 54’ü belediye meclisi üyesi, 2’si il genel meclisi üyesi, 7’si muhtar olmak üzere yerel yönetimlere seçilmiş 108 kişi gözaltına alındı.
    • 2020 yılında siyasi partilerin üye ve yöneticisi olan en az 513 kişi gözaltına alındı, 141 kişi tutuklanırken 144 kişi adli kontrol, 3 kişi ev hapsi ve 1 kişi yurtdışı yasağı şartıyla serbest bırakıldı.
    • 2020 yılında dernek, vakıf, sendika ve meslek örgütleri ile çeşitli platformlar ve inisiyatiflerin üye ve yöneticisi olan en az 299 kişi gözaltına alındı, 90 kişi tutuklanırken 127 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
    • İnsan hakları savunucusu 25 kişi gözaltına alındı.
    • Lise ve üniversite öğrencileri ile çeşitli gençlik örgütleri tarafından yapılan basın açıklamaları ve protesto eylemlerine en az 10 kez polis tarafından müdahale edildi. Bu müdahalelerde en az 143 kişi işkence ve kötü muamele niteliğindeki uygulamalarla gözaltına alındı.
    • 506 kişi hakkında çeşitli toplantı ve gösterilere katıldıkları gerekçesiyle açılan davaların görülmesine devam edildi. Yargılanan 137 kişi toplam 253 yıl hapis cezası ile cezalandırıldı.
    • En az 72 basın çalışanı ve 1 yazar gözaltına alındı. 25 gazeteci tutuklandı, 17 gazeteci adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.
    • En az 239 gazeteci ve basın çalışanı, haklarında açılan 129 davada yargılandı. Sonuçlanan davalarda 41 gazeteci toplam 173 yıl 11 ay 7 gün hapis cezası ve 34 bin 160 TL para cezası ile cezalandırıldı. 32 gazeteci beraat etti, 5 dava düşürüldü. 32 gazeteci hakkında soruşturma başlatıldı.
    • 5 gazeteciye, 2 basın kuruluşuna, 1 ilde Gazeteciler Cemiyeti’ne ait araca saldırı düzenlendi. 3 gazeteciye saldırı girişiminde bulunuldu. 5 gazeteci ve 1 yazar tehdit edildi, 1 gazeteci kendilerini istihbaratçı olarak tanıtan kişilerce ajanlık dayatmasına maruz kaldı.
    • 1079 habere, 97 internet sitesine, 635 internet adresine, 10 sosyal medya hesabına ve 301 içeriğe erişim mahkeme kararlarıyla engellendi.
    • Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından 26 basın-yayın kuruluşuna 34 kez program durdurma ve idari yaptırım, 5 gün yayın durdurma ve 33 kez idari yaptırım cezaları verildi.
    • Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek en az 616 kişi gözaltına alındı. En az 147 kişi hakkında sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek soruşturma başlatıldı. Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek açılan 12 davada 5 kişi 20 yıl 4 gün hapis cezası ile cezalandırıldı.
    • “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla 2020 yılında en az 24 kişi gözaltına alındı, 2 kişi tutuklandı.
    • Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) tarafından derlenen verilere göre 10 Ocak 2021 tarihi itibarıyla Türkiye’de cezaevlerinde 86 gazeteci tutulmaktadır.
    • 2020 yılında en 25 sanatçı ve yazar hakkında daha önceden açılmış olan davaların görülmesine devam edildi.
    • 15 Temmuz Darbe girişimi ile ilişkili soruşturmalar ve “FETÖ/PDY soruşturmaları” kapsamında 2020 yılı içinde toplam 6 bin 310 kişinin gözaltına alındı, 837 kişi tutuklandı.
    • İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 15 Temmuz 2020 tarihinde yaptığı açıklamada 15 Temmuz 2016 tarihinden bu yana, “FETÖ/PDY Soruşturmaları” kapsamında 282 bin 790 kişinin gözaltına alındığını ve bunlardan 94 bin 975’inin tutuklandığını belirtti. 15 Temmuz 2020 tarihi itibarıyla tutuklu kişi sayısı 25 bin 912, hakkında işlem yapılan kişi sayısı ise 597 bin 783 kişidir.

    Toplam 345 sayfalık raporda, “Siyasal iktidar koronavirüs salgınıyla mücadeleyi bir önleme ve halkın sağlığını koruma sorunu olarak değil de militarist bir zihniyetle bu süreci, erkini daha da merkezileştirme ve toplum üzerindeki baskı ve kontrolünü daha da artırmanın bir fırsatı haline getirdi. Yıl boyunca başta bilgi edinme hakkı, yaşam hakkı, kişi güvenliği ve işkence yasağı, ayrımcılık yasağı, sağlığa erişim hakkı, çalışma hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü, toplanma ve gösteri yapma özgürlüğü olmak üzere pek çok temel hak ve özgürlük yoğun bir şekilde ihlal edildi.” ifadeleri yer aldı.