Etiket: İçişleri Bakanlığı

  • Bakan Yerlikaya duyurdu: Camide içki fotoğrafına gözaltı… ’3200 cami içinde hangisi olduğunu bulabilirlerse…’ yazmıştı

    Bakan Yerlikaya duyurdu: Camide içki fotoğrafına gözaltı… ’3200 cami içinde hangisi olduğunu bulabilirlerse…’ yazmıştı



    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, camide alkol fotoğrafı paylaşan kişinin gözaltına alındığını duyurdu.

    Sosyal medyada camide alkol kullandığı fotoğrafı paylaşıp ve “3200 cami içinde hangi cami olduğunu bulabilirlerse…” diye yazdığı öne sürülen kişi gözaltına alındı.

    Söz konusu kişinin gözaltına alındığını sosyal medyadan duyuran Bakan Yerlikaya, şunları yazdı:

    “Sosyal medyada camide alkol kullandığını gösterir fotoğraf paylaşan ve ‘’3200 cami içinde hangi cami olduğunu bulabilirlerse…” diye yazan S.Y.Ö. adlı şahıs #İstanbul’da Emniyet Mensuplarımızca yakalanmıştır. Kahraman Türk polisi her suçluyu bulup yakaladığı gibi bu şahsı da bulup yakalamıştır. Adalete teslim etmiştir. Polislerimizi tebrik ediyorum. Allah ayaklarına taş değdirmesin.”

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kulis: Emniyet’te iç hesaplaşma mı başlıyor? “Bazı isimler suç örgütü gibi çalışıyordu”

    Kulis: Emniyet’te iç hesaplaşma mı başlıyor? “Bazı isimler suç örgütü gibi çalışıyordu”



    28 Mayıs seçiminden sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni kabineyi açıkaldı. Kabinede en dikkat çekici atamalardan biri İçişleri Bakanlığı’na yapıldı.

    Kabinede, adı sürekli krizlerle anılan Süleyman Soylu yerine İçişleri Bakanlığına İstanbul Valisi Ali Yerlikaya getirildi.

    Yerlikaya, görevi devralırken yaptığı konuşmada, “Temel referansımız hukukun üstünlüğü ve insan haklarıdır. Bundan asla taviz vermeyeceğiz” dedi. Selefi Süleyman Soylu’nun 7 yıllık İçişleri Bakanlığı dönemindeki ‘şahin’ tutumu nedeniyle, Yerlikaya sözleri kimi çevreler tarafından ‘ılımlı’ bir mesaj olarak nitelendirildi.

    İADELER HIZLA GÖREVE BAŞLATILDI: DİKKAT ÇEKEN İSİMLER GÖREV BAŞINA

    Gazete Duvar’dan Can Bursalı’nın haberine göre; Yerlikaya, ilk olarak çeşitli gerekçelerle ihraç edilmiş ancak mahkeme kararıyla geri dönen yüzlerce İçişleri Bakanlığı personelinin işbaşı yaptırılmasının önünü açtı. Kanunda, “Mahkeme kararı 30 gün içinde uygulanır” denilmesine rağmen 13-14 aya kadar işbaşı yapmayı bekleyen İçişleri Bakanlığı çalışanlarının büyük kısmını Emniyet Genel Müdürlüğü personeli oluşturuyordu.

    İade edilen isimler arasında Sarallar raporunu yazdığı için Soylu’nun hedefi haline emniyet müdürü de bulunuyor.

    ESKİ KADROYA TASFİYE

    Mülkiye kökenli olan Yerlikaya’nın döneminde en dikkat çekici adım ise Emniyet Genel Müdürlüğü’nde yapılan atamalarda atıldı. Soylu’nun son atadığı Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş’ı İçişleri Bakanı Yardımcısı yapılınca, yerine 27 Haziran’da Erol Ayyıldız getirildi.

    Ayyıldız’ın göreve başlamasından sonra ise il emniyet müdürleri ve emniyet teşkilatının tepe kadrosunda köklü bir revizyona gidileceği beklentisi arttı. Bu beklenti 35 gün sonra karşılık buldu ve 2 Ağustos’ta 24 ilin emniyet müdür görevden alınarak merkeze çekildi. Kızak görev olarak bilinen merkeze çekilenler arasında, Soylu’ya yakınlığıyla bilinen Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Resul Holoğlu ile Ankara Emniyet Müdürü Servet Yılmaz da yer aldı. Ayrıca, İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yapan Sabit Akın Zaimoğlu da bu kritik görevinden Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’ne atandı. Terörle Mücadele Daire Başkanı Hasan Yiğit ise Balıkesir İl Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi.

    14 BİRİNCİ SINIF EMNİYET MÜDÜRÜ GÖREVE BAŞLADI

    Yerlikaya döneminde emniyet teşkilatındaki son kritik gelişme ise bu hafta yaşandı. Soylu döneminde ihraç edilen, idari soruşturma geçiren veya zorla emekli edilen 14 birinci sınıf emniyet müdürü hakkında yargının verdiği göreve iade kararı uygulandı. İade edilen 14 isim, Strateji, Özel Güvenlik Denetleme ve Teftiş Kurulu başkanlıklarında göreve başladı.

    ‘SUÇ ÖRGÜTÜ GİBİ ÇALIŞIYORDU’

    Gazete Duvar’a konuşan emniyet kaynakları, bu iade kararlarının ardından yeni atılacak adımın ise, Soylu döneminde suça bulaşan üst düzey emniyet personeli hakkında soruşturma başlatılması olduğunu belirtiyor. “Bazı isimler, Emniyet Genel Müdürlüğü personeli gibi değil, suç örgütü gibi çalışıyordu” diyen kaynaklar, Soylu döneminde yaşandığı iddia edilen hukuksuzluklar ile ‘gerçek ve ciddi bir hesaplaşma’ olacağını savunuyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Süleyman Soylu’nun talimatı rafa kaldırılmış: ‘İçişleri Bakanlığı’nda hava değişti’

    Süleyman Soylu’nun talimatı rafa kaldırılmış: ‘İçişleri Bakanlığı’nda hava değişti’



    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan valiler kararnamesiyle 57 kentte yeni görevlendirmeler yapılmış, 16 vali mülkiye başmüfettişi olarak atanmıştı. Böylece toplam 73 valinin görev yeri değişmişti.

    Sözcü yazarı Saygı Öztürk, konunun detaylarını köşesine taşıdı.

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın selefi Süleyman Soylu döneminde haklarında soruşturma izni verilmeyen bazı valileri de merkeze aldığını dile getiren gazeteci, “Devletin adamı değil, bakanın adamı olan bazı isimler, Türk idaresine de zarar veriyordu. O yüzden, eski bakanın tüm engellemelerine rağmen hem emniyette, hem valiler arasında beğenilen bir kararname çıkarılmış oldu” dedi; ardından şunları kaydetti:

    Açıkçası İçişleri Bakanlığı’nın havası, bakanla birlikte değişmiş, eski bakanın ‘Şununla konuşmayın, bunun telefonuna çıkmayın’ dönemi de kapanmış. Şimdi oralara giremeyenler, isimleri bazı olumsuzluklara karışanlar olduğunu öğrendim.”

    Yazının tamamı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Soylu’nun ekibine tasfiye süreci başladı: Bakan Yerlikaya’dan emniyette ilk görevden alma

    Soylu’nun ekibine tasfiye süreci başladı: Bakan Yerlikaya’dan emniyette ilk görevden alma



    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde beklenen atamalar ve görevden almalar için ilk imzayı attı. 

    T24’ün haberine göre, Eskişehir Valisi Erol Ayyıldız’ın Emniyet Genel Müdürü olarak atanmasının ardından, Bakan Süleyman Soylu’nun ekibine yönelik ilk atama bu akşam yapıldı.

    Bakan Yerlikaya, Kabine toplantısının ardından ilk görevden alma kararnamesine imzasını attı.

    Yerlikaya akşam saatlerinde Emniyet teşkilatındaki tüm atamalara ait işlemleri yürüten personel biriminin başındaki isim olan Ogün Vural’ı görevden aldı.

    Vural’ın yerine Soylu döneminden önce Personel Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan ve halen Polis Başmüfettişi olarak çalışan Ahmet Acar görevlendirildi. 

    Bu atama, teşkilatta Soylu’nun ekibine yönelik beklenen tasfiye hareketinin işareti olarak değerlendirildi. Görev değişikliği ile yeni yapılacak atamalar konusunda Soylu ekibine bilgi sızmasının da önüne geçilme amacının bulunduğu emniyet kaynaklarınca ifade edildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Valiler kararnamesi kulislerden sızdı: Soylu’nun ekibi tasfiye ediliyor, deprem yaşayan şehirlerin valileri değişiyor!


    Genel seçimlerin ardından kabinenin belli olmasıyla birlikte, İçişleri Bakanlığı koltuğu da el değiştirdi. Süleyman Soylu’dan boşalan koltuğa oturan Ali Yerlikaya’nın bazı valiler ile emniyet teşkilatında önemli noktalara yönelik yeni görevlendirmeler yapma hazırlığında olduğu ifade edildi.

    T24 yazarı Tolga Şardan, İçişleri Bakanlığı kulislerinden sızanları aktardı. Şardan, valiler kararnamesinin hazır olduğunu söyledi ve şu bilgileri verdi:

    Valiler kararnamesi çerçevesi ilk etapta, 6 Şubat’ta yaşanan büyük deprem felaketinde görev yapan il valilerinin değiştirilmesi planladı. Bu valilerden bazıları merkeze çekilecek. Bazıları farklı kentlere atanacak.

    Kararname çalışmaları öncesinde Bakan Yerlikaya, halen merkezde bulunan valilerle geçen hafta bir araya geldi. Hazırlanan kararnamede halen merkezde bulunan bazı valilerin yeniden eylemli vali görevine getirilmesi bekleniyor.

    EMNİYET GENEL MÜDÜRÜ AKTAŞ, BAKAN YARDIMCISI OLUYOR

    Aynı kararnamede mevcut Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş’ın bakan yardımcısı yapılmasının planlandığını daha önce aktarmıştım. Yanı sıra halen Kayseri Valisi Gökmen Çiçek’in bakan yardımcısı olacağı kulislerde ifade ediliyor. Çiçek’in, daha önce İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü yapmasından dolayı yeniden merkezde görev alması bekleniyor.

    Emniyet Genel Müdürlüğü’ne yapılacak atama konusu da yine önceki günkü kabine toplantısı sonrasında netleşti. Bir aksilik olmadığı takdirde halen Emniyet Genel Müdür Yardımcısı olan Mustafa Çalışkan, genel müdür koltuğuna oturacak.

    SOYLU’NUN EKİBİ GÖREVDEN ALINIYOR

    Aynı kapsamda, önceki Bakan Soylu’nun ekibinde yer alan Ankara Emniyet Müdürü Servet Yılmaz ile Genel Müdür yardımcısı Resul Holoğlu’nun görevden alınması kesinleşti. Aynı durum İstihbarat Başkanı Sabit Akın Zaimoğlu için de geçerli.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne atama yapılıp yapılmayacağı henüz netleşmedi. Zira, mevcut İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş’ın gelecek yıl yaş haddinden emekli olması nedeniyle bir olasılık görevinde kalabileceği ifade edildi. Ancak burada son kararı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vereceğini söyleyebilirim.

    Bayramdan önce yayımlanması beklenen kararnamelerin ardından süreç, kaymakamlar kararnamesi ile il emniyet müdürleri kararnamesiyle devam edecek.

    Kaymakamlar kararnamesi kapsamında bakanlık merkez teşkilatında da yeni atama ve görevden almalar gerçekleşecek.

    Tamamını okumak için tıklayın

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yeni İçişleri Bakanı Yerlikaya’nın iki günde iki kez İstihbarat’a gitmesi neden önemli?

    Yeni İçişleri Bakanı Yerlikaya’nın iki günde iki kez İstihbarat’a gitmesi neden önemli?


    T24 yazarı Tolga Şardan, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın ikinci turda yüzde 52.18’le kazandığı cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası oluşturulan yeni kabinede İçişleri Bakanı olarak görevlendirilen Ali Yerlikaya‘nın son adımlarını köşesine taşıdı. 

    Yerlikaya’nın bir yandan hükümet çalışmalarına katıldığını, diğer yandan da kurumsal faaliyetlerini yürüttüğünü dile getiren Şardan, yeni bakanın bu kapsamda önceki gün Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş ve yardımcılarıyla bir araya geldiğini söyledi:

    Görüşmede ilginç bir durum yaşandı. Soylu döneminde hem Soylu’ya hem de kurumsal çalışmalara uzak kalan Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan da Yerlikaya ile bir araya geldi. Hatırlanacağı üzere, Soylu ile Çalışkan arasında uzun soluklu gerginlik yaşanmıştı.”

    İSTİHBARATA İKİ GÜNDE İKİ KEZ GİTTİ

    Şardan, devamında Yerlikaya’nın göreve gelmesinden hemen sonra iki gün içinde iki kez Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı’na gitmesinin dikkati çektiğini belirtti:

    “Büyüteç’te salı günü Eski Bakan Soylu’nun, Yerlikaya hakkında özel dosya hazırlayıp Cumhurbaşkanlığı’na götürdüğünü aktarmıştım. Soylu’nun söz konusu dosyayı Emniyet İstihbarat Başkanlığı üzerinden yaptığı ortaya çıkmıştı.

    İşte bu nedenle Yerlikaya’nın iki günde iki kez aynı birime gitmesi önemli. İlk gün İstihbarat Başkanlığı’na giden Yerlikaya çarşamba gecesi yine aynı birimdeydi. 

    Beraberinde Emniyet Genel Müdürü Aktaş’la birlikte Yıldız’daki yerleşmeye giden Yerlikaya, Türkiye’deki terörle mücadele başta olmak üzere suçlarla mücadele konusunda başkanlık yönetiminden bilgi aldı.”

    Yazının tamamı. 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ümit Özdağ: Suriyelileri İçişleri Bakanı olarak yollayacağım, saat 11.00’i bekleyin

    Ümit Özdağ: Suriyelileri İçişleri Bakanı olarak yollayacağım, saat 11.00’i bekleyin


    Kendi hareketini kurduğu günden bu yana söylemlerini büyük ölçüde sığınmacıları geri göndermek üzerine geliştiren Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, bugün Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı – CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile yapacağı basın açıklaması öncesi kişisel Twitter hesabında yeni bir mesaj paylaştı. 

    Zafer Partisi, ilk kez tartıya çıktığı 14 Mayıs seçimlerinde yüzde 2.23 oranı ile 1 milyon 529 bin 119 oy almıştı; demirbaşlığını üstlendiği ATA İttifakı’nın adayı Sinan Oğan ise protesto oylarını da yanına çekerek buna 2.84 puan daha katmış ve yüzde 5.17’ye ulaşmıştı. 

    Bu durum hem partiyi hem de Oğan’ı kritik bir konuma getirdi. Oğan, sürpriz bir şekilde yıllardır izledikleri politikalarla sığınmacı krizini derinleştiren iktidar saflarına katılıp ikinci turda AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ı destekleyeceğini açıklarken, Özdağ ise birkaç gündür Kılıçdaroğlu ile görüşmeler yürütüyordu.

    Siyasetçi, bugün kişisel Twitter hesabında dikkati çeken bir paylaşımda bulundu. “CHP Gençlik Kolları duvarları ‘Suriyeliler gidecek’ yazılarıyla boyadı” başlıklı haberi alıntılayan Özdağ, şunları söyledi: 

    “Öncelikle elinize sağlık gençler. Size Zafer Partisi’ndeki şablonları da verelim. Ve söz ben İçişleri Bakanı olarak yollayacağım. Ancak sadece Suriyeliler değil Türkiye’yi dünyanın lunaparkı zanneden, kadınlarımıza cariye muamelesi yapan, sokaklarımızı uyuşturucu cennetine çeviren, selefi cihatçı örgütlenme yapan ve yılda 11 milyar dolarımızı yiyen herkes gidecek. Bugün saat 11.00’i bekleyin.”


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP, Süleyman Soylu’nun ‘TSK’ya seçim günü hazır ol’ talimatıyla ilgili belgeleri paylaştı

    CHP, Süleyman Soylu’nun ‘TSK’ya seçim günü hazır ol’ talimatıyla ilgili belgeleri paylaştı


    CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan “İçişleri Bakanlığı GAMER üzerinden TSK’dan talebine dair belgeyi kamuoyuyla paylaştı.

    CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun seçimlere müdahaleye dönük “GAMER üzerinden yeni bir operasyon planlandığı”nı ileri sürdü.

    Bakan sosyal medya hesabından “Seçime iki gün kaldı… İçişleri Bakanlığı GAMER üzerinden TSK’dan ne talep etti? Neden talep etti? Belgesiyle kamuoyuyla paylaşıyorum.” diye yazdı.

    Basın toplantısında İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi (GAMER) üzerinden yapılan yeni bir operasyondan bahseden CHP’li vekil, İzmir Valiliği’ne bağlı GAMER’den alınan bir belgeyi gösterdi. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi’nin bir yazısını il valiliklerin ordu komutanlıklarına gönderdiğini belirtti.

    Bakan, GAMER’den ordu komutanlıklarına gönderilen belgedeki ifadeler için “Arkadaşlar, savaşa mı gidiyoruz, seçime mi gidiyoruz? Nedir bur? ” sorusun soran Bakan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin araç ve personeline seçim yerlerine neden ihtiyaç duyulduğunu sorguladı.

    “Hangi seçimde zırhlı araçlar hazır bekletildi?”

    “Hangi seçimde TSK zırhlı araçlarıyla hazır bekletildi?” sorusuna İçişleri Bakanı Soylu’dan yanıt talep etti. Valilere ve TSK’ya seslenen Bakan “Suça ortak olmayın.” dedi ve kanun dışı emirlere riayet etmemelerini belirtti.  bu seçimin normal, rutin br seçim olduğunu vurguladı.

    Bakan belgede ‘Oy verme günü öncesinde alınacak tedbirler kapsamında kolluk birimlerimize ait zırhlı ve hava araçlarının göreve hazır vaziyette bulundurulması ile seçimin güvenli şekilde yapılmasını sağlamak amacıyla Valilerimizce gerek görülmesi halinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait personel, zırhlı araç ve diğer araçlardan istifade edilebileceği bildirilmiş olup, kolluk birimlerine ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait personel ile zırhlı araç ve diğer araçların göreve hazır vaziyette bulunulması hususuna ve gereğine arz ve rica ederim.’ ifadelerinin yazdığını dile getirdi.

    İçişleri Bakanı Soylu hakkında beş suç duyurusu

    Bakan yaptığı basın toplantısında, “Suç İşleri Bakanı olarak tanımladığı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında savcılığa beş ayrı suç duyurusunda bulunduklarını belirtti. 

    CHP’li vekil bu suç duyuruları arasında uyuşturucu operasyonunu bir canlı yayın programınd aifşa etmekten dolayı gizliliğin ihlali, görevi kötüye kullanma ve soruşturma sürecinde tespit edilecek diğer suçlar bulunuyor. 

    Ayrıca Polis Amirleri giriş sınavında yapılan usulsüzlük, Emniyet Teşkilatı siber suçlarla mücadele biriminde trol ordusu oluşturulması, devlet sırrından yararlanma ve kamu görevlisine hakaret suçlarıyla ilgili olarak da suç duyurusunda bulunduklarını bildirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • YSK’den ret cevabı almasına rağmen geri adım atmıyor: İçişleri Bakanlığı’ndan kolluk kuvvetlerine yasa dışı görev

    YSK’den ret cevabı almasına rağmen geri adım atmıyor: İçişleri Bakanlığı’ndan kolluk kuvvetlerine yasa dışı görev


    14 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimlerine günler kala, iktidarın müdahale girişimleri devam ediyor. Son olarak,  Yüksek Seçim Kurulu’ndan (YSK) polis ekiplerinin sandık sonuç tutanaklarını kaydedeceği GAMER uygulaması için yetki isteyen Bakanlık, bu talep reddedilmesine rağmen geri adım atmıyor. Jandarma ve polisin sandık sonuçlarını toplaması için sözlü olarak görevlendirildiği öne sürüldü.

    Birgün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre, seçim sonuçlarına ilişkin her türlü işlemlerden sorumlu YSK’ye paralel bir sistem kuran İçişleri Bakanlığı, seçim sonuçlarını kaydetme izni alamamasına karşın vazgeçmedi. Kurulun “ret” kararına rağmen polis ve jandarmaların çoğunlukla sözlü talimatlarla seçim günü için görevlendirildikleri, kolluk kuvvetlerinin sandıklar kapandıktan sonra sonuçları GAMER’e aktarmak üzere kaydedecekleri öne sürüldü. Bu durumun çeşitli güvenlik sorunlarının ve oy kullanma merkezlerinde gerginlikler yaşanmasına, çelişkili seçim sonuçlarının ortaya çıkmasına yol açabileceği uyarıları da yapıldı.

    FONKSİYON GASPI

    Seçimlere ilişkin tüm işlemlerin seçim kurulları tarafından hayata geçirildiğini, polis ekiplerinin, sandık kurulu başkanının talebi olmadan sandıklara yaklaşamayacağını kaydeden YSK Temsilcisi Mehmet Rüştü Tiryaki, “Jandarma ve polisin sınıflara girmesi, siyasi partilerin aldıkları oy oranlarını yasada olmayan bir forma kaydetmesi ve daha sonra bu formdaki bilgilerin İçişleri Bakanlığınca geliştirilen bir sisteme kaydedilmesi fonksiyon gaspıdır. Seçim kurullarının görevlerinin İçişleri Bakanlığı tarafından gasp edilmesidir” dedi.

    “BAKANLIK DERHAL VAZGEÇMELİ”

    Sandıkların kapanması ve sonuçların sınıfların kapılarına asılmasının ardından binalara girmesi yasak olan kolluk kuvvetlerinin sonuçları elde edebileceğini dile getiren Tiryaki, şunları söyledi:

    “Kim olursa olsun yetki aşımı yaptığı an cezalandırılmayı hak eder. Böyle bir girişim olursa buna karşı çıkar, gerekli tutanakları tutar itirazlarımızı yaparız. Ayrıca bu aynı zamanda İçişleri Bakanlığının seçim kurullarının verilerine güvenmediği anlamına da gelmektedir. Eğer bakanlık YSK verilerine güvenmiyor ve alternatif olarak kendisi veri giriyorsa Türkiye’de hiçbir yurttaş seçim sonuçlarına güvenemez. İçişleri Bakanlığı bu işlerden derhal vazgeçmeli, herkes gibi YSK verilerini takip etmelidir.”

    CHP Milletvekili Murat Bakan, İçişleri Bakanlığı’nın sandık sonuçlarını toplama yetkisi olmadığını, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, “Her zaman yaptığı gibi suç işlemeye devam ettiğini” söyledi.

    Bakanlığın, hukuka aykırı şekilde polisten ve jandarmadan bilgi istediğini kaydeden CHP’li Emir, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Polis ve jandarma kardeşlerimin, kanunsuz olarak verilen emre uymamaları gerekir. Herhangi bir veriyi sisteme iletmeleri suç olacaktır. Kanunsuz emre itaat etmemeleri gerektiğini, yetkilerinin kanunla belirlenmiş olduğunu belirtmek istiyorum. Komiser yardımcısı adaylarını hızlı bir şekilde mezun ettiklerini öğrendik. Bu genç polisler de aynı şekilde diğer polislerin olduğu gibi, kanunsuz emri uygulamamaları gerekir. 15 Mayıs’tan sonra bu işlemlerle ilgili hukuki bir değerlendirme yapılacaktır. Yeni gelecek yönetim, hukuk çerçevesinde bunu değerlendirecektir.

    “SEÇİMİN HER DURUMDA KAYBEDENİ SOYLU’DUR”

    Hem yurtiçi, yurtdışı sandıklarda asil ve yedek görevlilerimiz var. Fiziki olarak sandıklarımızın başında olacağız. Polis ve jandarmaya kanunsuz emri uygulamayacakları konusunda güveniyorum. Süleyman Soylu’nun kendi teşkilatında da inandırıcılığı ve güvenirliği kalmadı. Bu seçimin her durumda kaybedeni Süleyman Soylu’dur. İşledikleri suçlardan dolayı yargılanacağının bilincinde olduğu için saldırgan davranıyor. Halkımız oyunu kullansın, sandığının başında beklesin. Seçim sonuçlarını öğrendikten sonra da evlerimizde kalalım, herhangi bir provokatif eyleme meydan vermeyelim.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mersin Polisevi’ne yapılan saldırıda ‘paramotor’ bilmecesi: Görüntüsü neden ortada yok?

    Mersin Polisevi’ne yapılan saldırıda ‘paramotor’ bilmecesi: Görüntüsü neden ortada yok?


    Mersin polisevine 26 Eylül’de düzenlenen saldırı günlerce Türkiye’nin gündeminden düşmemiş, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da saldırıyı gerçekleştirenlerin 12 saat paramotorla uçarak Münbiç’ten Tarsus’a geldiklerini ön sürmüştü.

    CHP Mersin milletvekili ise, bir paramotorun 3-4 saat kesintisiz havada kalabileceğini açıklamıştı.

    T24 yazarı Tolga Şardan, Mersin polisevine düzenlenen saldırıda, paramotor bilmecesini yazdı.

    Şardan yazısında şu ifadeleri kullandı:

    Mersin Polisevi’ne yönelik terör saldırının yaşandığı günlerdeki tartışma konularından birisi, iki PKK’lı kadın eylemcinin Suriye’den Tarsus’a “paramotor” ile ulaştığı iddiasıydı.

    Basit hava taşıtı olarak tanımlanan ve kısa mesafeli uçuşlarda kullanılan paramotor, PKK tarafından daha önce de 2020’de İskenderun’daki bir eylemde kullanılmıştı.

    Eylemin gerçekleştiği günlerdeki siyasi atmosfer dikkate alındığında paramotorla Türkiye’ye ulaşım konusu epey gündem oldu.

    Öyle ki, saldırıya katıldığını açıkladığı eylemcinin gerçekte olay yerinde olmadığı ortaya çıkan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bu kez paramotor konusunu gündeme getirdi. Teröristlerin Mümbiç’ten Tarsus’a paramotor ile geldiklerinin belirlendiğini duyurdu. Soylu, söz konusu eylemin Amerika merkezli eylem olduğunu da açıkladı.

    Gelişmeleri yakından izleyen CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır ise; Soylu’nun açıklamasına sosyal medyadan verdiği yanıtta iddianın doğruluğunu tartışmaya açtı. Başarır; “Süleyman Soylu’ya göre teröristler Münbiç’ten paramotor ile tam 12 saat uçmuşlar. Teknik olarak bir paramotor bir saatte yaklaşık 3 – 3.5 litre yakıt tüketiyor ve 3 – 4 saat havada kalabiliyor” diyerek tartışmaya farklı boyut getirdi.

     

    Cep telefonundan elde edilen veriler

    Terör eylemiyle ilgili soruşturmayı yürüten Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, bir bölümünü geçen cuma günü Büyüteç’te duyurduğum iddianamesinde paramotor konusu da yer aldı.

    İddianameye göre, saldırının gerçekleştiği polisevi çevresinde bulunan ve PKK’lı eylemcilere ait olduğu anlaşılan çift hatlı bir cep telefonunda yapılan incelemede dijital verilere ulaşıldı.

    Cep telefonunda “Alpinaquest off-road” ve “offlinemaps” uygulamaların kullanıldığı belirlenirken, Mersin ve çevresindeki farklı bölgelerin “buluşma/rota/yer/güzergah” gibi adlandırılarak kaydedildiği görüldü.

    Soruşturma çerçevesinde, SIM kartı olmayan ancak eylem yapılan polisevi çevresinin de aralarında bulunduğu bölge kayıtlarının yer aldığı telefonun, eylemcilerin sadece saldırı için kullandığı değerlendirildi.

    Elde edilen bölge verilerinin analiziyle olaydan iki gün sonra Tarsus’un Yaramış Köyü çevresindeki arazide inceleme yapıldı. Olay yeri inceleme ekiplerinin, aynı zamanda soruşturmada şüpheli olarak kaydı yer alan Abdülgalip Gök adlı kişiye ait tarlanın yanı başındaki su kanalındaki araştırmasında bazı eşyalar bulundu.

    Uzman ekiplerin, 28 Eylül günü gerçekleştirdikleri araştırmada elde edilenler iddianamede şöyle yer aldı:

    “Siyah renkli iç kısmında DVS-8 ibareli tekit olan kumaş çanta ve çanta içerisinde 9 adet Duracell ibareli pil, Stick çilekli ibareli içerisinde bir adet sakız olan sakız paketi, Stick karpuzlu ibareli içerisinde 3 adet sakız olan sakız paketi, üzerinde Arapça etiket olan içi boş şeffaf çerez poşeti, siyah renkli metal çerçeveli optik gözlük, gözlük ipi, bir adet saç kılı, bir yaprak peçete olan bir adet gözlük kutusu, içerisinde bir miktar su bulunan bir adet pet su şişesi, Jack Wolfskin ibareli 38 numara bir çift ayakkabı, siyah renkli beyaz desenli ıslak bir çift çorap, siyah renkli ıslak bir çift çorap, siyah-gri renkli ıslak bir çift çorap.”

    Arazinin sahibi olan Gök’ün olay günü söz konusu iki kadını kendisine ait özel araçla köyden Mersin kent merkezine getiren kişi olduğunu aktarayım.

    İki ayrı olay yeri incelemesi

    Buraya kadar ortada yapılan delili niteliğindeki tespitler var.

    Yazının konusu olan paramotor bilmecesi ise, işte bu aşamadan sonra başlıyor.

    Yine iddianamedeki bilgiler üzerinden devam ediyorum.

    Savcılık soruşturması çerçevesinde, iki kadın eylemciyi aracıyla Mersin’e getiren Gök ile tarlalarda bekçilik yapan Sait Demir gözaltına alındı. Gök, şüpheli iki kadını Demir’den teslim aldığını ifadesinde anlattı.

    Bekçi Sait Demir’in iki kadını gördüğü Yaramış Köyü’ndeki başka bir tarlada yapılan ikinci olay yeri incelemesinde ise; banka dekontları, ATM fişleri, bir adet kırmızı renkli Süter ibareli üçgen peynir kutusu, bir adet Erkenek ibareli 0.5L pet şişe, bir adet Alpin ibareli 0.5 L pet şişe bulundu.

    Savcılığın, olayın tüm detaylarıyla yakından ilgilendiği ve delillendirmeye çalıştığı anlaşılıyor.

    PARAMOTORLA GELDİLER AMA…

    Bu delillerden hareket eden savcılığın, şüpheli iki kadın eylemcinin Tarsus bölgesine paramotorla geldiği yönündeki bilgiyi de araştırdığı iddianamede görülüyor.

    Fakat tartışmalara konu olan paramotor konusunda iddianamede dikkat çeken bir değerlendirme var.

    Savcılığın değerlendirmesi şöyle:

    “(…) Olayı gerçekleştiren iki kadın teröristin cep telefonlarında bulunan Tarsus ilçesi Yaramış Köyü’ndeki konum ile şüpheli Sait Demir’in bulunduğu tarla ve Abdulgalip Gök’ün babasına ait tarla çevresinde yapılan araştırmalarda olayı gerçekleştiren iki kadın teröristin olayı gerçekleştirmek için kullandıkları ve Tarsus’a bununla geldikleri değerlendirilen bir tane paramotor (hava aracı) bulunduğu, daha sonra yapılan araştırmalarda olayı gerçekleştiren iki kadın teröristin Tarsus’a bu paramotor ile geldiklerinin tespit edildiği, olayı gerçekleştiren kadın teröristlerin paramotor ile indikleri yerin şüpheli Sait Demir’in bekçilik yaptığı alana çok yakın bir yer olduğu (…)”

    Ayrıca, İçişleri Bakanı Soylu’nun Suriye’den gelen teröristlerin kullandığını duyurduğu paramotorun gösterge panelinde tespit edilen parmak izinin, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı Kriminal Daire Başkanlığı’ndaki incelemesinde Suriyeli Ahmet Ahmo’ya ait olduğu belirlendi.

    Bu tespitin ardından gözaltına alınan Bekçi Sait Demir’e sorgusunda, “bekçilik yaptığı tarlanın içerisinden bahse konu kadınların bir anda çıkıp geldiklerini beyan etmesi kadınların sırtlarında sırt çantası olduğunu söylemesi karşısında bu kadınlardan hiç mi şüphelenmediği, görevinin bekçilik olduğu hayatın olağan akışı içerisinde o saatte tarla içerisinden daha önce hiç çıkıp gelen iki kadın olup olmadığı” soruldu.

    Bekçi Demir’in soruya yanıtı şöyle oldu:

    “Ben hiç şüphelenmedim. Üstleri başları temizdi. Ayaklarında çamurda yoktu. Yani ben görmedim. Ben bekçiyim. Bunların hırsız olabileceklerinden de şüphelenmedim.”

    Bu aşamada ilginç bir durum ortaya çıktı.

    Şöyle ki; gözaltına alınan Bekçi Sait Demir’in ifadesinin alındığı 1 Ekim günü, kadın eylemcilerin Tarsus’a gelirken kullandığı paramotor arazide bulundu. Hava taşıtı bulunmuş ancak bu bilgi dosyaya henüz girmemişti!

    Savcılık, Demir’in durumunu şöyle açıkladı:

    “İfadenin alındığı 1 Ekim 2022 tarihinde bulunmuş olması nedeniyle henüz dosyaya evrak olarak yansıyamayan ancak soruşturma savcısının öğrenmiş olduğu ve görüntülerde büyük bir motorun bulunduğu anlaşılan paramotorun sesini duyup duymadığı inişini görüp görmediği soruldu: ‘Ben böyle bir şey görmedim, duymadım’ dedi.”

    Savcılık zanlı Demir’in verdiği ifadeden ikna olmadı.

    İddianameye göre savcılık, Demir hakkında “paramotorun sesini duymamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, şüpheli Sait’in görevinin de bekçilik olması nedeniyle paramotorun indiğini görmüş, duymuş ve normal şartlarda kolluğa haber vermiş olmasının beklenen bir insan davranışı olduğu, bu nedenle de şüpheli Sait’in beyanına itibar edilmediği” görüşündeydi.

    PARAMOTORUN GÖRÜNTÜSÜ NEDEN YOK?

    İddianameye bakıldığında, savcılığa göre bir paramotor vardı, bulunmuştu. Hatta parmak izi bile tespit edildi.

    Olayı yakından bildiğinden kuşkulanılan tarla bekçisinin anlatımları savcılığı ikna edecek gibi değildi.

    Savcılığın elinde kesin deliller ve bilgiler olduğu bilinmekle birlikte tarlada bulunduğu belirtilen paramotorun iddianamede herhangi bir görüntüsünün bulunmaması dikkat çekici doğrusu.

    Oysa, aynı savcılık, polisevine yönelik eylemde olay yerinden elde edilen patlayıcı düzeneğinin fotoğrafına, eylemcilerin olay yerine geliş gidişlerindeki kamera kayıtlarına, çatışma sırasındaki görüntülere iddianamede yer verdi.

    Fakat paramotor meselesi soruşturmanın en önemli konularından birisiyken; hele ki, İçişleri Bakanı’nın da hava taşıtı konusundaki açıklamaları ortadayken, paramotorun hiçbir görüntüsü olmaması beraberinde soru işaretlerini beraberinde getirdi kuşkusuz.

    Hakkında yakalama kararı çıkartılan Suriyeli Ahmet Ahmo’ya ait olan parmak izinin bulunduğu paramotor parçasının da görüntüsü iddianamede yer almadı!

    Kaldı ki, iki ayrı tarlada bulunduğu ve terörist kadınlara ait olduğu ifade edilen saç kılı, ayakkabı, çorap gibi eşyalara ait kriminal inceleme raporlarının DNA sonuç raporları da yine iddianamede yok!

    Bu bilgilerin dosya içinde var olup olmadığı mahkeme aşamasında belli olacak neyse ki.

    Diyelim ki; soruşturma savcısının dikkatinden kaçtı. Sonrasında dosyayı inceleyen başsavcı vekili var, başsavcı var.

    Soruşturmayı yürüten yargı mensuplarına işlerini öğretecek değilim elbette. Ancak açık söylemek gerekirse, yıllardır iddianame veya dosya incelemesi yapan bir gazeteci olarak bu durum tuhaf geldi.

    Gerek gerçekleşmesi, gerekse sonuçları itibarıyla önemli bir soruşturmaya ait iddianamede savcılığın böylesi eksikliklerini nasıl izah etmek gerekir acaba?

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***