Etiket: HSK

  • HSK Kararları Resmi Gazete’de! 41 Hakim ve 17 Savcı Terfi Etti

    HSK Kararları Resmi Gazete’de! 41 Hakim ve 17 Savcı Terfi Etti


    Resmi Gazete’de yayımlanan HSK kararında, birinci dereceye yükselmiş olup 31 Ağustos 2024 tarihi itibarıyla birinci sınıfa ayrılma incelemesine tabi tutulacak adli yargı hakim Cumhuriyet başsavcı ve savcıları ile idari yargı hakimlerinin isimlerinden oluşan listelere yer verildi.

    Buna göre; Resmi Gazete’de yayımlanan listede 41 hakim, 17 savcı ve 11 idari yargı hakiminin ismi yer aldı. Birinci dereceye yükseldikleri ve sürelerini bitirdikleri halde listede isimlerini göremeyenler 30 gün içinde HSK’ye yazılı başvuruda bulunmak suretiyle durumlarının incelenmesini isteyebilecek.

    Resmi Gazete’de, 2 yıllık yükselme sürelerini aldıkları aylıkta Ağustos 2024 dönemi sonuna kadar bitiren adli yargı hakim, Cumhuriyet başsavcı ve savcıları ile idari yargı hakimlerinin adlarının bulunduğu listeler de yayımlandı.

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tahliye Edilen Sanıklar Firarda! Adliyeyi Karıştıran Dosyada Tahliye Veren Hakim Açığa Alındı

    Tahliye Edilen Sanıklar Firarda! Adliyeyi Karıştıran Dosyada Tahliye Veren Hakim Açığa Alındı


    SEYHAN AVŞAR – GERÇEK GÜNDEM

    Büyükçekmece Belediyesi’nin 144 villaya “rüşvet karşılığı” imar izni verdiği iddiasıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldı. Soruşturma çerçevesinde 21 kişi tutukluydu. Ancak iddianamenin tamamlanmasıyla beraber Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti 8 tutuklu sanık hakkında tahliye kararı verdi. Başsavcılık bu tahliye kararına itiraz etti. Ancak itiraz reddedildi.

    TAHLİYE EDİLENLER BULUNAMADI

    Savcılık bu kez tahliye kararına itirazı bir üst mahkemeye taşıdı. Bir üst mahkeme olan Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ise tahliye edilen tüm sanıklar hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarttığı ancak projeyi yapan Gül İnşaat’ın sahibi Ali Gül’ün de aralarında olduğu 8 sanık firar etti.

    Tahliyelere ilişkin HSK soruşturma başlattı. Tahliye kararı veren mahkeme başkanı Arzu Al görev yerinden alınarak İstanbul Adliyesi’nde düz hakim yapıldı. Ancak tahliyelere ilişkin soruşturma devam ederken HSK’den dikkat çeken bir hamle geldi. Hakim Al, açığa alındı.

    OLMASI GEREKEN KARARI VERDİM

    Bu tahliyelere ilişkin Adalet Bakanlığının çok büyük tepki gösterdiği bilinirken, hakim Al’ın yakın çevresine yaptığı açıklamada siyasi değil, olması gereken kararı verdim dediği öğrenildi.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HSK’dan hakim Altınok ve savcı Aslan hakkında açıklama: Meslekten çıkarıldılar

    HSK’dan hakim Altınok ve savcı Aslan hakkında açıklama: Meslekten çıkarıldılar


    Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), bazı basın yayın organlarında “Adana Hakimi Gül Altınok ve Mardin Cumhuriyet Savcısı Fatih Aslan’ın haklarındaki birtakım iddialara rağmen görevlerine devam ettiği, kendileriyle ilgili herhangi bir işlem yapılmadığı” haberlerinin gerçeği yansıtmadığını belirtti.

    HSK’dan yapılan yazılı açıklamada, hakim Altınok hakkında Adana’da görev yaparken kurula intikal eden iddialar üzerine, soruşturma izni verildiği hatırlatıldı.

    2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 77. maddesi uyarınca Altınok’un tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar verildiği belirtilen açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

    “Anılan disiplin soruşturması devam etmektedir. Ayrıca adı geçen hakim hakkında daha önce Edirne ilindeki görevi esnasındaki suç teşkil eden iddialar nedeniyle verilen soruşturma izni üzerine yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen rapora istinaden, iki kez meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Öte yandan, anılan hakim hakkında Kurulumuzca verilen kovuşturma izni kapsamında konusu suç teşkil eden eylemleri nedeniyle yargılanmasına Yargıtay 5. Ceza Dairesinde devam edilmekte olup, duruşması 10 Eylül 2024 tarihine bırakılmıştır.”

    Savcı Fatih Aslan hakkında ise soruşturma konusu eylemleri nedeniyle iki kez meslekten çıkarma cezası verildiği, bu kararların ise kesinleştiği aktarılan açıklamada, kurul tarafından verilen kovuşturma izni kapsamında Aslan’ın yargılanmasına Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildiği anımsatıldı.

    Açıklamada, “Kurulumuzca yargı mensupları ile ilgili iddialar hassasiyetle takip edilmekte olup, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da mevzuatımızdan kaynaklanan görev ve yetkilerimiz çerçevesinde gecikmeksizin gerekli işlemlere tevessül edilecektir. Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından haklarında disiplin işlemi yapılan ve yargılamaları devam eden kimi yargı mensupları hakkında işlem yapılmadığı yönünde haber yapılmasının yargının itibarını ve yargıya olan güveni olumsuz etkileme ihtimali bulunduğundan, toplumun tüm kesimlerinin bu hususa hassasiyet göstermeleri önem arz etmektedir” denildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dikkat çeken atama: ‘Erdoğan’ın hemşehrisiydi, ‘yeri sağlam’ deniliyordu, ‘kudretli’ halini HSK sonlandırdı’

    Dikkat çeken atama: ‘Erdoğan’ın hemşehrisiydi, ‘yeri sağlam’ deniliyordu, ‘kudretli’ halini HSK sonlandırdı’



    T24 yazarı Tolga Şardan, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘ya yakın olduğu belirtilen ve geçtiğimiz aylarda suç örgütü kurduğu iddiasıyla tutuklanan Ayhan Bora Kaplan‘la ilgili soruşturmayla ilintili bir gelişmeyi kaleme aldı.

    Ankara Adliyesi’nde ilginç ve önemli bir atama yaşandığını dile getiren Şardan, bunun Kaplan soruşturmasını yürüten Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Bürosu bünyesinde yapıldığını söyledi.

    Gazeteci, “Bürodan sorumlu Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ahmet Yıkılmaz, HSK kararnamesinde bu görevinden alındı. Tenzili rütbe sayılacak konumda yeni bir göreve, Yargıtay Savcılığı’na atandı” bilgisini verdiği yazısında şunları kaydetti:

    ‘ERDOĞAN’IN HEMŞEHRİSİYDİ, HSK ‘KUDRETLİ’ HALİNİ SONLANDIRDI’

    “Yıkılmaz, oldukça geniş yetkileri olan bir başsavcı vekiliydi. Rizeli olması sebebiyle aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la hemşehriliği söz konusuydu. Bu nedenle yerinin sağlam olduğu yorumları da yapılıyordu. Ancak HSK, geçen aralıktaki son kararnamesinde hiç beklenmeyecek biçimde Yıkılmaz’ın ‘kudretli’ halini sonlandırdı.

    Yargı çevrelerinde, söz konusu tayin ilginç bulundu. Yargıtay Savcısı yapılan Yıkılmaz, bu atamaya HSK nezdinde dilekçeyle itiraz etti. Mevzuata göre Yıkılmaz’ın bu hakkı vardı. Ancak HSK, Yıkılmaz’ın bu itirazına uygunluk vermedi. Ve Yıkılmaz, Ankara Adliyesi’yle vedalaşıp, Yargıtay’daki savcılık görevine ‘merhaba’ dedi. (…)”

    Yazının tamamı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı’nın HSK uzlaşısı yargı bağımsızlığı için ne anlama geliyor?

    Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı’nın HSK uzlaşısı yargı bağımsızlığı için ne anlama geliyor?


    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyeliğine idari yargı hakim ve savcıları arasından Halil Koç ve Mehmet Akif Ekinci ile Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı İbrahim Kolcu ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ömer Faruk Yıldırım’ı, atadı.

    Geçtiğimiz günlerde de TBMM, Hakimler Savcılar Kurulu’na atanacak 4’ü Cumhur İttifakı, 3’ü Millet İttifakı’ndan olmak üzere 7 üyeyi belirledi.

    Meclis’te gizli yapılan oylamada HSK’nın yeni üyeleri; Ergün Şahin, Hamit Kocabey, Aysel Demirel, Bilal Temel, Ömür Topaç, Sinan Esen ve Cumhur Şahin oldu.

    Oylamaya karşı çıkan parti ise Halkların Demokratik Partisi (HDP) olmuş, adayların kapalı kapılar ardında belirlendiğini ifade ederek salonu terk etmişti.

    Meclis Genel Kurulunda yapılan seçimlerin öncesinde söz alan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç şunları söyledi:

    “HSK üye seçiminin ilk kez Meclis’te yapılması önemli. Bağımsız ve tarafsız bir yargı mekanizmasına ulaşmak için önemli. Çünkü şu anda bağımsız bir yargı yok. Olması gereken başvuran adayların incelenmesi ve seçimlerin en demokratik yöntemle yapılmasıydı ama öyle olmadı. Kapalı kapılar arasında yapıldı. Siyasi bagajlarını yanında taşıyan isimler aday yapıldı. Liyakat olmadı. Yargı açısından baktığımızda son derce sıkıntılı bir döneme bir kez daha imza atılmış olacağını düşünüyoruz. Sadece iktidarın değil muhalefetin de yanlış bir tutumunun olduğunu düşünüyoruz. Seçimlere katılmıyoruz bunun önemli bir vicdani sorumluluk olduğunu düşünüyoruz. Pazarlığın tarafı olmadık, artık HSK kararlarının altında Millet İttifakı’nın da imzası olacaktır.”

    Seçim öncesi CHP de yargı etik ilkelerini hatırlatarak, hakimlerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesi gereğince adaylıktan önceki durumlarının önemli olduğuna dikkat çekmişti.

    Peki Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı’nın HSK uzlaşısı ne anlama geliyor? İttifaklar arası üye paylaşımı ‘’yargı bağımsızlığına’’ gölge düşürür mü? Hukukçular HSK üye seçimi ile ilgili ne düşünüyor?

    Gelecek Partisi İnsan Hakları Başkanı Prof. Dr. Serap Yazıcı, Meclis’teki uzlaşının yargı sisteminin uzun bir zamandan beri içine sürüklendiği sorunları çözeceğini umut etmenin yanıltıcı olacağı görüşünde.

    Yazıcı’ya göre yargı, evvelce hiç olmadığı kadar taraflı ve bağımlı bir yapıya sahip.

    “Türkiye’de yargı, hiçbir zaman hukuk devletinin gerektirdiği tarafsızlık ve bağımsızlık vasfına sahip olmadı. Ancak Türkiye’nin yargı sistemi, şu an olduğu ölçüde taraflı ve bağımlı da olmamıştı. Türkiye’de yargı, adalet dağıtmıyor; hukukun üstünlüğünü esas alan kararlara imza atmıyor. Maalesef yargı sistemimiz, Anayasamızın 138. maddesine aykırı olarak çeşitli kaynaklardan gelen emir ve talimatlarla, tavsiye ve telkinlerle hareket ediyor. Böylesine tarafsızlığını ve bağımsızlığını kaybetmiş bir yargı sistemini dörde üç formülüyle düzeltebileceğimizi düşünmek, büyük bir yanılgı olur. Kim bilir belki bazı çevrelerde “Hiç yoktan iyidir.” mantığı hâkim olabilir. Ancak ehvenişerin, şerlerin en kötüsü olduğunu hatırdan çıkarmayalım.’’

    HSK üye seçimlerinde üye dağılımının adil yapılmadığını belirten Anayasa Hukuku Profesörü Yazıcı; “On üye karşılığında üç üye, tahterevallinin ne ölçüde dengeden uzak olduğunu gösteriyor. Bu yapıyla Türkiye’de hukuk devletinin gereklerinin karşılanamayacağı anlaşılıyor’’ ifadesini kullanıyor.

    “HSK, toplam on üç üyeden oluşuyor. Bu üyelerden biri Adalet Bakanı. Kendisi aynı zamanda Kurulun başkanı. Diğer üye, Adalet Bakanı Müsteşarı. Dolayısıyla bu iki üyenin belirlenmesinde Sayın Cumhurbaşkanının iradesi etkili. Anayasanın 159. maddesine göre dört üyeyi Cumhurbaşkanı doğrudan doğruya seçiyor. Böylece on üç üyenin altısını Cumhurbaşkanı belirlemiş oluyor. Bu arada 2017 Anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanının taraflı hale geldiğini de unutmayalım. Dolayısıyla HSK üyelerinin altısı doğrudan doğruya bir siyasi partinin genel başkanı tarafından belirleniyor. Yedi üyeden dördünü iktidar bloğu belirlediyse, bundan kastımız iktidarı oluşturan koalisyon, bu üyelerin belirlenmesinde AKP, MHP ve BBP etkili olmuş demektir. Ayrıca koalisyonun bilinenler kadar bilinmeyen ortakları da var. Bu bilinmeyen ortakların ne ölçüde etkili olduğunu da tahmin etmek zor. Sonuçta, on üç üyenin onu, iktidar bloğunun gizli koalisyon anlaşması uyarınca belirlenmiş oluyor. On kişinin karşısında üç üyenin ne kadar etkili olabileceğini, matematik bilen herkes saptayabilir. Böylesine uzun vadeli reform projeleri üzerinde çalışmadan, bu reformları hayata geçirmeden HSK’nın on üç üyesinden üçünü muhalefete takdim ederek hukuk devletinin icaplarına uygun bir yargı modeli yaratılamaz. HSK’nın mevcut üye kompozisyonuyla ve evvelce yargıyı kuşatan çeşitli hukukî düzenlemelerin yapılmış olmasıyla Türkiye’de yargı sistemi umut vermiyor.”

    Anayasa Hukuku Profesörü Serap Yazıcı, seçilen adayların olması gerektiği gibi incelendiğini ve de demokratik bir seçim yapıldığını düşünmüyor.

    “Seçim sürecinin olması gerektiği gibi cereyan ettiğini düşünmüyorum. Her şeyden önce, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun üye kompozisyonu böyle olmamalıydı. Bu alanda yayınlanan uluslararası raporları dikkate aldığımızda HSK’nın üye kompozisyonunun daha farklı olması gerekirdi. Bu raporlardan kastım, Venedik Komisyonu’nun ve Avrupa Yargıçları Danışma Kurulu’nun 2007’de yayınladıkları raporlar. Her iki raporda da HSK benzeri organların üye çoğunluğunun yargıçlardan oluşması gerektiği vurgulanıyor. Yargıçların yargının her basamağından kendi eşitleri tarafından seçilmesi gerektiği öne sürülüyor. Geri kalan üyelerin parlâmentolar tarafından nitelikli çoğunluk oyu ile seçilmesi gerektiği vurgulanıyor. Böylece iktidarın parlâmentodaki seçim sürecinde belirleyici olamayacağı ifade ediliyor. Bu hususları dikkate aldığımızda zaten HSK’nın yapısı ve üyelerinin seçiminde izlenen yöntem, olması gereken koşulları karşılamıyor. TBMM bu seçim sürecinde neyi dikkate aldı? Adayları yakından tanıyacak bir yöntem izledi mi? Bunların hepsi şüpheli. Bu yüzden mevcut yapı ve üyelerin seçiminde izlenen yöntem, tepeden tırnağa sorunlu.’’

    ”Son HSK seçimleri, yargısal sorunlarımızın çözümünde zerrece etkili olmayacaktır”

    HSK’nın son seçimlerle belirlenen üye kompozisyonun özellikle siyasi mahiyet taşıyan davalarda hukukun üstünlüğüne göre karar verilmesini sağlar mı sorusunu ise şöyle yanıtlıyor Yazıcı.

    “Bu soruya çok net ve kesin cevap verebilirim: Hayır. On üye karşısında üç üyenin muhalefet tarafından belirlenmesi, yargının özellikle son yıllarda hukukun üstünlüğünden uzaklaşan tutumuna son verecek bir yenilik değil. Neden diyecek olursanız, Kasım ayında Sayın Adalet Bakanı ‘Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun!’ şeklinde bir haykırışta bulundu. Adalet Bakanının bu tür bir haykırışta bulunması çok ilginç. Kendisi HSK başkanı. Hukukun üstünlüğünün dışına çıkan yargı kararları varsa bu kararlara imza atanlar üzerinde HSK aracılığıyla gerekli işlemleri yapabilir. Oysa Sayın Bakan, bunu yapmak yerine mütemadiyen kamuoyuna umut verecek reform vaatlerinde bulunuyor veya böyle tumturaklı sözlerle haykırıyor. Bu tablo bize bir şey söylüyor: Demek ki yargı sistemimiz Adalet Bakanının dahi kontrol edemeyeceği biçimde başka güçler tarafından kontrol ediliyor. Bu yüzden son HSK seçimleri, yargısal sorunlarımızın çözümünde zerrece etkili olmayacaktır.’’

    Yazıcı’ya göre, hukuk devletinin önündeki engellerin kaldırılması için Türkiye şu adımları atmalı:

    1. Öncelikle sayıları neredeyse yüze ulaşan hukuk fakültelerinin önemli bir kısmını kapatmalı. Çünkü Türkiye’nin milyonlarca hukukçuya değil, çok iyi yetişmiş, dürüst ve vicdanlı hukukçuya ihtiyacı var.

    2. Hukuk fakültelerine giriş koşullarını değiştirmeli. ABD’de olduğu gibi hukuk fakültesine girebilmek için başka bir lisans derecesine sahip olma şartı aranmalı.

    3. Hukuk fakültelerinden mezun olurken ayrıca bir mezuniyet sınavı getirilmeli.

    4. Hukuk fakültelerindeki öğretimin süresi, dört yıldan altı yıla çıkarılmalı.

    5. Hâkimlik ve savcılık sınavlarının mahiyeti değiştirilmeli. Mülakatlara son verilmeli. Hâkim ve savcıların staj programları yeniden planlanmalı. Hâkimlik ve savcılık mesleğine başlayanlar belli bir süre hâkim ve savcı yardımcısı statüsüyle çalışmalı.

    6. Hâkim ve savcıların tayin ve terfileri objektif kriterlere bağlanmalı. Hâkim ve savcılar, meslek hayatları boyunca tıpkı akademisyenler gibi belirli sınavlara katılmaya mecbur kılınmalı. Tayin ve terfileri bu sınav sonuçları dikkate alınarak gerçekleştirilmeli.

    7. Kamu görevlileri sebep oldukları hizmet kusurlarından sorumlu kılındıklarına göre hâkim ve savcılar da hukuka aykırı kararlarıyla yol açtıkları zararlardan sorumlu tutulmalı.

    8. Barolar, avukatlık stajını tamamlayan kişilere avukatlık mesleğine başlamadan önce sınav uygulamalı. Bu sınavı başaranlara ruhsat verilmeli.

    AK Parti MKYK Üyesi Mücahit Birinci ise HSK seçimlerinde Meclis’te sağlanan bu konsensüsü demokrasi açısından değerli bulan bir hukukçu.

    ”Bu, 2017 değişikliği ile gelen bir düzenlemedir. Yedi yargı mensubu Meclis’te grubu bulunan partiler tarafından, geri kalan dört üye de Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. Burada demokrasinin işlemesi ve demokratik ortamda partileri uzlaşmaya teşvik açısından bir hadise var. Meclis’te bunun bir örneğini gördük, yargı mensupları konusunda partiler uzlaştılar. Bu demokrasinin işlemesi bakımından önemlidir. Yani zannedildiği gibi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, parlamentoyu dışlamıyor ve zayıflatmıyor. Aksine, parlamentoyu güçlendirdiği gibi partilerin uzlaşma noktalarını da teşvik ediyor. Yargıda eksikliklerin bulunduğunu diğer siyasi partilerle birlikte ifade ediyoruz. Bu yüzden reform paketleri açıklanıyor. Dolayısıyla yargı gibi bir alanda sağlanan bu uzlaşma olumlu ve sevindirici.”

    HSK üyelerinin Cumhur İttifakı ve Millet İttifakına yakın isimlerden seçildiği iddialarına ise tepki gösteriyor Hukukçu Birinci.

    ”Elbette eleştiriler olabilir, ama partiler arasında isim isim uzlaşma sağlandıktan sonra yapılan eleştiriler doğru ve rasyonel değil. Bana göre parlamento seçimini yapmıştır. Yargı mensuplarının temel özelliği tarafsızlık ve bağımsızlık. Yani senden benden olmaz. Aksini dile getirmek yargı mensuplarına zarar verir. Bu üzerinde çok fazla eleştiri yapılacak bir mesele değildir. Ne bekliyorlardı, nasıl olmalıydı? Yargı mensuplarını partili isim diyerek telaffuz etmek doğru değildir. Elbette kendi düşünceleri vardır. Ama yargı mensupları, yargılama esnasında kendi düşüncelerini bir kenara bırakıp hukukun temel ilkelerine göre davranmaları gerektiğini bilir. Bu tür açıklamalar yargı mensuplarına bir hakarettir.”

    AK Parti MKYK Üyesi Mücahit Birinci, özellikle HDP’nin oylamaya katılmayıp, seçimlerin demokratik yöntemlerle yapılmadığı eleştirisine ise ”Demokrasiden bahsedecek en son parti HDP’dir.” diyerek karşılık veriyor.

    ”HDP’nin Türkiye’nin temel meselelerinde nasıl pozisyonlandığını görüyoruz. Bu konudaki eleştirilerini de farklı değerlendirmiyoruz. Örneğin; hukuki bir yargılama ve karar olmadan ”soykırım” ifadesi doğru bir karar mıdır sizce? Yani adınızın ”soykırım” ile anılabilmesi için, uluslararası mahkemede aleyhinize bir hüküm olması gerekir. ”Türkiye’nin sözde Ermeni soykırımı ile yüzleşebilmesi gerekir” diye HDP yöneticilerinden açıklama geldi. Dolayısıyla buradan bakınca HDP’nin Türkiye’nin tezleri ile bir ilgisi olmadığı görülebilir. O nedenle HDP’nin itirazlarını temel almam. Çünkü Türkiye’nin tezlerinde HDP’nin birlikte bir hareketi yok. Ben burada temelli bir itiraz yaptığını düşünmüyorum. Bir de demokrasiden bahsedecek en son parti HDP’dir. Arkanı silahlı terör örgütüne dayayacaksın, hatta öyleki seçim günlerinde sandığı baskılamak için bu silahlı terör örgütü insanların ensesinde boza pişirecek ama ondan sonra demokrasi diyeceksin. Bunlarda demokrasiye inanç yok. HDP gibi arkasına terör örgütünü alanların demokraside ”meşru siyaset” yapamayacaklarını söylüyorum. Bunların anladığı demokrasi bizim bildiğimiz demokrasi ile aynı değil.”

    ”Parlamento seçmeseydi, parlamento pasifize ediliyor, tek adam rejimi diyeceklerdi”

    Hukukçu Mücahit Birinci, eski Cumhuriyet Savcısı CHP Parti Meclisi üyesi İlhan Cihaner’in ”Yargının siyasete bağımlılığı kurumsallaştırılmış oldu” açıklamasına ise şöyle yanıt veriyor.

    ”Parlamento seçmeseydi, parlamento pasifize ediliyor, tek adam rejimi diyeceklerdi. Parlamentoda uzlaşma sağlanmış ama Cihaner bu açıklamayı yapıyor. Meclis’te uzlaşan partilerden biri de CHP. Bu bence partisi ile kendisi arasındaki bir mesele. Parti içi bir eleştiri gibi görüyorum. Milletvekilleri uzlaşmış ve seçim yapılmış. Demokrasiye aykırı bir durum yok. Bunlar daha önce de barolar bölünemez, eğer ikinci baro kurulursa barolar siyasallaşır demişlerdi. Anayasa Mahkemesi bunu iptal eder denildi. Biz de dedik ki, Anayasanın ilgili maddesi açık, iptal etmez dedik. Dediğimiz gibi çıktı. Dahası şunu söyledik, mevcut baroların büyük çoğunluğu bu haliyle zaten siyasal. CHP’lilerin siyasallaşmadan kastettiği onların lehine gelmeyen ve CHP’li olmayan bütün fikirler, bunlara göre siyasaldır.”

  • TBMM’de yapılan gizli oylamayla HSK’nin 7 üyesi seçildi; HDP oylamayı terk etti

    TBMM’de yapılan gizli oylamayla HSK’nin 7 üyesi seçildi; HDP oylamayı terk etti


    Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nda (HSK) boşalacak 7 üyelik için gizli oyla seçim yapıldı. Ergün Şahin, Ömür Topaç, Sinan Esen, Aysel Demirel, Cumhur Şahin, Bilal Temel ve Hamit Kocabey, Hakimler ve Savcılar Kurulu üyesi olarak belirlendi.

    HSK üyeliği seçiminin gizli yapılan birinci tur oylamasına 471 milletvekili katıldı. Halkların Demokratik Partisi (HDP), adayların kapalı kapılar ardında belirlendiğini ifade ederek salonu terk etti.

    Milletvekillerinin kabinlere girerek oy kullanmaları ile Tasnif Komisyonunun oy pusulası sayımı işlemleri yaklaşık 2 saat sürdü. Boş oy kullanılmayan seçimde, 11 oy geçersiz sayıldı.

    AA’nın haberine göre bu sonuçlara göre, birinci tur oylamada, Anayasa’da öngörülen üye tam sayısının 3’te 2 çoğunluğunun (400) üzerinde oy alan Ergün Şahin, Ömür Topaç, Sinan Esen, Aysel Demirel, Cumhur Şahin, Bilal Temel ve Hamit Kocabey, HSK’nin yeni üyeleri olarak seçildi.

    TBMM Başkanvekili Celal Adan, HSK üyelik seçimi işleminin tamamlanmasının ardından birleşimi kapattı.

    Seçilen HSK üyeleri 4 yıl görev yapacak.

    HDP, HSK seçimlerini protesto ederek Genel Kurul’u terk etti

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), Hakimler Savcılar Kurulu seçimlerini adayların kapalı kapılar ardında belirlendiğini ifade ederek salonu terk etti.

    Meclis Genel Kurulunda yapılan seçimlerin hemen öncesinde söz alan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç şunları söyledi:

    “HSK üye seçiminin ilk kez mecliste yapılması önemli. Bağımsız ve tarafsız bir yargı mekanizmasına ulaşmak için önemli. Çünkü şu anda bağımsız bir yargı yok. Olması gereken başvuran adayların incelenmesi ve seçimlerin en demokratik yöntemle yapılmasıydı ama öyle olmadı. Kapalı kapılar arasında yapıldı. Siyasi bagajlarını yanında taşıyan isimler aday yapıldı. Liyakat olmadı. Yargı açısından baktığımızda son derce sıkıntılı bir döneme bir kez daha imza atılmış olacağını düşünüyoruz. Sadece iktidarın değil muhalefetin de yanlış bir tutumunun olduğunu düşünüyoruz. Seçimlere katılmıyoruz bunun önemli bir vicdani sorumluluk olduğunu düşünüyoruz.”

    HSK kararnamesiyle 3 bin 70 hakim ve savcının görev yeri değişti

    Öte yandan HSK kararnamesiyle 3 bin 70 hakim ve savcının görev yeri değişti. Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi, 3 bin 70 hakim ve savcıyı kapsayan Adli ve İdari Yargı 2021 yılı Ana Kararnamesi’ni tamamladı.

    HSK’nin internet sitesinden yayımlanan kararnameye göre, adli yargıda 2 bin 582, idari yargıda ise 488 olmak üzere toplam 3 bin 70 hakim ve savcının görev yeri değiştirildi. Kararnameyle Zonguldak, Denizli, Sakarya, Giresun, Aydın, Çanakkale, Diyarbakır, Afyon, Trabzon, Edirne, Erzurum, Amasya, Elazığ, Kilis, Nevşehir, Erzincan, Çankırı, Kırklareli, Kütahya, Burdur, Kastamonu, Ağrı, Bayburt, Iğdır, Hakkari ve Tunceli olmak üzere 26 ile yeni başsavcı atandı.

  • HSK seçimleri: 7 üyenin 4’ünü Cumhur, 3’ünü Millet İttifakı seçecek

    HSK seçimleri: 7 üyenin 4’ünü Cumhur, 3’ünü Millet İttifakı seçecek


    Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) 7 Haziran’da görev süresi dolacak 11 üyesinden 7’si ilk kez Türkiye Büyü Millet Meclisi tarafından belirleniyor. HSK üyeliği için ilk oylama bugün TBMM Anayasa Adalet Karma Komisyonu’nda yapıldı. Buna göre TBMM tarafından seçilen 7 üyenin 4’ü Cumhur, 3’ü Millet İttifakı tarafından seçilecek.

    Hakimler Savcılar Kurulu’nun (HSK) Adalet Bakanı ve Bakan Yardımcısı haricindeki 11 üyesinin görev süresi 7 Haziran’da sona eriyor.

    HSK üyeleri nasıl seçiliyor?

    13 üyeden oluşan Hakimler Savcılar Kurulu’nun (HSK) Adalet Bakanı ve Bakan Yardımcısı haricinde 11 üyesi bulunuyor. Bunların 4’ünü Cumhurbaşkanı Erdoğan atıyor. Kalan 7 üye TBMM Genel Kurulu tarafından belirleniyor.

    Adalet Bakanı ve Bakan Yardımcısı HSK’nın doğal üyesi. Bu durum Avrupa Birliği raporlarında sıkça altı çizilen ve ‘sorunlu’ olarak görülen konulardan biri. AB, Adalet Bakanının HSK ile ilişkili olmasını yargı bağımsızlığını zedelediğini düşünüyor.

    Cumhurbaşkanı 4 üyeyi birinci sınıf adli ve idari yargı hakim-savcıları arasından Meclis ise 7 HSK üyesinden üçünü Yargıtay, birini Danıştay üyeleri arasından üçünü ise hukukçu öğretim üyeleri ile meslekte 15 yılını doldurmuş avukatlar arasından seçiyor.

    GRECO: Türkiye’de iktidarın yargı üzerindeki etkisi sürüyor

    Avrupa Konseyi’nin Yolsuzlukla Mücadele Grubu (GRECO), mart ayında Türkiye’de milletvekilleri ve yargı mensuplarına ilişkin yolsuzluğun önlenmesi ve siyasi partilere yönelik mali desteğin şeffaf hale gelmesi konularında iki rapor yayımladı.

    Raporda GRECO, temel yapısal değişikliklerin Türkiye’de yargı bağımsızlığını zayıflattığını belirterek, “Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) üyelerinin Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı tarafından atanıyor olması ve bu üyelerin hakimler ve savcılar tarafından seçilmiyor olması Avrupa standartlarına tamamen ters düşüyor.” uyarısında bulundu.