Etiket: HDP

  • Kongreye giden HDP’de Pervin Buldan ve Mithat Sancar’dan adaylık kararı: Eş genel başkanlar sorumluluğu üstlendi

    Kongreye giden HDP’de Pervin Buldan ve Mithat Sancar’dan adaylık kararı: Eş genel başkanlar sorumluluğu üstlendi


    Türkiye 14 Mayıs’ta milletvekili genel seçimi ve cumhurbaşkanı seçimi için sandık başına gitti. 

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Anayasa Mahkemesi’nde açılan kapatma davası nedeniyle seçimlere çatısı altında girdiği Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (YSP) oy oranı yüzde 8.82 oldu. HDP’nin oy oranı 2018 yılında gerçekleştirilen genel seçimlerde yüzde 11.7 olmuştu.

    HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Medya Haber TV’de katıldıkları programda, HDP’nin önümüzdeki aylarda düzenlenecek kongresinde yeniden aday olmayacaklarını duyurdu.

    Kongreye kadar devam edecek süreçte düzenlenecek toplantı ve konferanslarda seçim başarısızlığının hesabını vermek ve partiyi kongreye taşımak durumunda olduklarını ifade eden Buldan ve Sancar, görevi kongrede devredeceklerini söyledi.

    Geçerli oyların seçime katılan siyasi partilere dağılımına göre AKP toplam 19 milyon 392 bin 462 (yüzde 35,62) oyla parlamentoda 268, CHP 13 milyon 802 bin 183 (yüzde 25,35) oyla 169, MHP 5 milyon 484 bin 820 (yüzde 10,07) oyla 50, İYİ Parti 5 milyon 275 bin 981 (yüzde 9,69) oyla 43, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi 4 milyon 803 bin 922 (yüzde 8,82) oyla 61, Yeniden Refah Partisi 1 milyon 527 bin 48 (yüzde 2,80) oyla 5, Türkiye İşçi Partisi 956 bin 57 (yüzde 1,76) oyla 4 milletvekili kazandı.

    PERVİN BULDAN: HEDEFİMİZE ULAŞAMADIK, BU BİR ÖZELEŞTİRİ KONUSUDUR

    Pervin Buldan ve Mithat Sancar programdaki ifadeleri HDP’nin resmi Twitter hesabından da paylaşıldı.

    Pervin Buldan’ın ifadeleri şöyle oldu:

    “Hedefimize ulaşamadık, bunu çok açık yüreklilikle ifade etmek istiyorum. Bu tabii ki bir özeleştiri konusudur. Kampanya sürecini çok iyi yönetemediğimizi tespit ettik. Bizim dışımızdaki çevrelere gidemedik, büyüyemedik. Farklı kesimleri içimize alma konusunda eksiklik yaşadık. Örneğin Ermeni, Ezidi, engelli temsiliyetinin olmaması önemli eksikliklerdir.

    Bu aşamada hesap verme gibi bir sorumluluğumuz var. Bırakıp gitmek yok, önce hesap vereceğiz. Halkımıza, tabanımıza, kadınlara hesap vereceğiz. En önemli mesele budur bence.”

    “HERHANGİ BİR KARAR MEKANİZMASINDA YER ALMAYACAĞIM”

    Seçimin ertesi günü yaptığımız açıklamayla partiyi kongreye götüreceğimizi ilan ettik. Hedeflerimiz gerçekleşmediği için kurullarımızla yaptığımız toplantılardan sonra partimiz kongreye gidecektir. Bu mücadelenin her aşamasında üzerime düşen ne görev varsa yapmaya hazırım, ancak bütün eleştirileri göz önünde bulundurarak bu kongrede eş genel başkanlık görevini başka bir arkadaşıma vermekten büyük bir onur duyarım. Kongre sürecinde herhangi bir karar mekanizmasında da yer almayacağım.”

    MİTHAT SANCAR: KENDİMİZİ BAŞARISIZ SAYIYORUZ ANCAK BİR YENİLGİ SÖZ KONUSU DEĞİL

    Mithat Sancar’ın açıklaması ise şöyle oldu:

    “Bu açıdan kendimizi başarısız sayıyoruz ancak bir yenilgi söz konusu değil. Demokratik siyaseti tasfiye etmek için her şeyi yaptılar. Seçime girebilmemiz bile başlı başına önemli bir durumdur. Bunu kırdık, seçime girdik.

    Demirtaş çok değerli bir arkadaşımız, yoldaşımızdır. Niyetini sorgulamak doğru bulduğumuz bir şey değil. Bütün arkadaşlarımızla uyum içinde partimizi nasıl güçlendirebiliriz kaygısı dışında herhangi bir faktörü esas almadık. Demirtaş’ı ziyaret ettik, hukuki engeli olduğunu söyledi, sonra basına da açıkladı. Ardından Kandıra’ya gidip Figen Yüksekdağ ve Gültan Kışanak’ın da önerilerini aldık. Aday çıkarılacaksa kadın aday olmalıdır önerisinde bulundular. Bu önerileri kurullarımızda tartıştık. Son noktada eğilim kadın aday yönünde oluştu. Bu, Demirtaş’a da iletildi ve kendisi de bu fikri desteklediğini söyledi.”

     

    HDP’DE KONGRE SÜRECİ BAŞLIYOR

    HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay, geçtiğimiz günlerde seçim sonrası yeniden yapılanma sürecine ilişkin düzenlediği basın toplantısında 2 Haziran’da MYK toplantısının gerçekleştirileceğini, 4-5-6 Haziran tarihlerinde ise Kadın Meclisleri, Parti Meclisi ve İl Eş Başkanları toplanacağını söyledi. Günay, Kongre sürecinin bu toplantılarla birlikte işletileceğini ifade etti.

    ÖZELEŞTİRİ YAPAN VE HDP’Yİ ELEŞTİREN SELAHATTİN DEMİRTAŞ AKTİF SİYASETİ BIRAKTI

    Öte yandan halen cezaevinde tutuklu bulunan Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da Artı Gerçek’ten İrfan Aktan’a verdiği röportajda; “Ben kendi adıma, halkımıza layık bir politika ortaya koyamadığımız için içtenlikle özür diliyorum. Ayrıca, bana yönelik yapıcı eleştirilere teşekkür ediyorum. Eleştirilerden yararlanmaya çalışacağım. Mücadeleyi cezaevinden her yoldaşım gibi dirençle sürdürürken, aktif politikayı bu aşamada bırakıyorum” ifadelerini kullanmıştı.

    Demirtaş eleştiri ve özeleştirilerini şöyle sürdürmüştü:

    “Geride bıraktığımız seçimler her bakımdan çok önemli olmasına rağmen Kürt siyasi hareketi bunu çok geç fark etti veya çok geç bilince çıkardı. Bunu yaptığında da iş büyük oranda işten geçmişti. Partimiz, oylama gününe bir ay kala seçim çalışmasına yüklendi, o da yarım yamalak ve dağınık bir çalışma şeklinde olabildi ancak.”

     
     

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar: Kendimizi başarısız sayıyoruz, yenilgi söz konusu değil; demokratik siyaseti tasfiye etmek için her şeyi yaptılar

    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar: Kendimizi başarısız sayıyoruz, yenilgi söz konusu değil; demokratik siyaseti tasfiye etmek için her şeyi yaptılar


    Türkiye 14 Mayıs’ta milletvekili genel seçimi ve cumhurbaşkanı seçimi için sandık başına gitti. Cumhurbaşkanı seçimi 28 Mayıs’ta gerçekleştirilen ikinci turda AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kazanmasıyla sonuçlanırken 14 Mayıs’ta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sandık dağılımı belli oldu. 

    Geçerli oyların seçime katılan siyasi partilere dağılımına göre AKP toplam 19 milyon 392 bin 462 (yüzde 35,62) oyla parlamentoda 268, CHP 13 milyon 802 bin 183 (yüzde 25,35) oyla 169, MHP 5 milyon 484 bin 820 (yüzde 10,07) oyla 50, İYİ Parti 5 milyon 275 bin 981 (yüzde 9,69) oyla 43, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi 4 milyon 803 bin 922 (yüzde 8,82) oyla 61, Yeniden Refah Partisi 1 milyon 527 bin 48 (yüzde 2,80) oyla 5, Türkiye İşçi Partisi 956 bin 57 (yüzde 1,76) oyla 4 milletvekili kazandı.

    MİTHAT SANCAR: DEMOKRATİK SİYASETİ TASFİYE ETMEK İÇİN HER ŞEYİ YAPTILAR

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Anayasa Mahkemesi’nde açılan kapatma davası nedeniyle seçimlere çatısı altında girdiği Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (YSP) oy oranı yüzde 8.82 oldu. HDP’nin oy oranı 2018 yılında gerçekleştirilen genel seçimlerde yüzde 11.7 olmuştu.

    Medya Haber TV’de konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, oy oranındaki düşüş hakkında; “Kendimizi başarısız sayıyoruz ancak bir yenilgi söz konusu değil. Demokratik siyaseti tasfiye etmek için her şeyi yaptılar” diye konuştu.

    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın açıklaması şöyle oldu:

    “Yeşil Sol Parti olarak istediğimiz oy oranlarına ulaşamadık. Bu açıdan kendimizi başarısız sayıyoruz ancak bir yenilgi söz konusu değil. Demokratik siyaseti tasfiye etmek için her şeyi yaptılar. Seçime girebilmemiz bile başlı başına önemli bir durumdur. Bunu kırdık, seçime girdik.”

     

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yeşil Sol Parti milletvekilleri toplandı

    Yeşil Sol Parti milletvekilleri toplandı


    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekilleri, yeni dönemi tartışmak üzere Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

    MA’da yer alan habere göre, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahim Akın ile HDP Eş Genel Başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan’ın katıldığı toplantıda seçim değerlendirilmesi yapılacak. Gelecek dönemin yol haritasının tartışılacağı toplantıda, Yeşil Sol Parti Meclis Grup Yönetimi de belirlenecek. 

    Öte yandan yarın düzenlenecek yemin töreninde Geçici Başkanlık Divanı’nda Meclis’in en genç milletvekili olan 28 yaşındaki Yeşil Sol Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın da yer alacak. 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Dicle Anter seçim sonuçlarını değerlendirdi: “HDP yüzde 13’ten 8’e düşmenin nedenlerini halka açıklamalı”

    Dicle Anter seçim sonuçlarını değerlendirdi: “HDP yüzde 13’ten 8’e düşmenin nedenlerini halka açıklamalı”


    Musa Anter’in oğlu Dicle Anter, seçim sonuçlarını değerlendirdiği bir yazı kaleme aldı. Anter, HDP’ye seçim sonuçlarının ardından yapılan hataları ‘iyi değerlendirme’ çağrısında bulundu.

    Anter yazısında “Bir seçimi daha geride bıraktık. Ama geride bıraktığımız geleceğimiz oldu aynı zamanda. Şimdi herkes nedenler üzerinde durmalı ve neden kaybedildiğini iyice sorgulamalı” ifadelerini kullanarak, Türkiye’deki nüfus konusunda netleşilmesi gerektiğini söyledi.

    Yıllardır ülke nüfusunun 84 milyon üzerinden hesaplandığını belirten Anter, “Milyonlarca insanın ülkeye girişi var ve oy kullanıyor ama sayı hep 84 milyon. İki milyona yakın yurt dışı oyları var. Normal bir aile en az dört kişidir bu da sekiz milyona yaklaşır. Bu sekiz milyon 84 milyonun içinde mi? Burada bir tuhaflık yok mu? 18 yaş altı kaç milyon insan var bunun araştırılması çok önemli. İki hafta içinde elli bine yakın seçmen sayısı arttı. Ayrıca yurt dışında yaşayan insanlar ve mültecilerin oy sayısı kesin belli mi? Öyle gözüküyor ki, mülteci sayısı ile nüfus 90 milyona yakın. HDP kendi bölgesinin istatistik nüfus verilerini hayata geçirmelidir” yorumunda bulundu.

    ‘EŞİTSİZLİK ÜZERİNE KURULAN DÜZENDE KİMİ NASIL SEÇECEKSİNİZ’

    “Eşitsizlik üzerine kurulan bir düzende kimi nasıl seçeceksiniz” diyen Anter, devletin ve halkın parasıyla propaganda yapılan bir ortamda kazanma ihtimalinden bahsetmenin güç olduğu iddiasında bulunarak, “Bakanlar bakanlık bütçesinden sınırsız bir harcama ile seçimleri yürüttü ve milletvekili seçildi. Her türlü kanunsuzluğu geçerli duruma sokan bir anlayışla karşılaşıldı. Bu ülkede kanunsuzluk birileri için kanun gibi geçerlidir. Seçimlerde de görüldüğü gibi her türlü kanunsuzluklar seçim başladığından son güne kadar devam etti. Özelliklede bölgemizde her türlü saldırı hayata geçirildi. Medyanın %90’nı iktidar tarafından desteklendiği için muhalefete söz hakkı bile tanınmadı. TV konuşmalarında partilere ayrılan süreye bakınca bu net olarak gözükür. TRT milletin değil iktidarın TV’si olmuştur. TRT için faturalarımıza yansıyan kesinti iktidarın yararına kullanılmıştır” dedi.

    ‘EN BÜYÜK SORUN KÜRTLERE KARŞI SORUMSUZCA YAKLAŞIMLAR’

    En büyük sorunun Kürtlere karşı yapılan sorumsuzca yaklaşımlar olduğuna dikkat çeken Anter, hem iktidarın hem de muhalefetin bu konuda sınıfta kaldığını belirterek şöyle yazdı:

    İktidar HDP’yi kapatma tehdidiyle seçim öncesi bir kafa karışıklığı yarattı ama cevabını almakta gecikmedi. HDP, YSP olarak seçimlere girdi. Seçim bitti HDP kapatıldı mı? Hayır. Çünkü oyunun kuralı bu şekilde işletildi. Bu seçimden sonra HDP öz gücüne güvenerek tek başına seçimlere katılmalıdır.  Muhalefet Kemal Bey’in olumlu yaklaşımlarına rağmen İYİ Partinin ırkçı yaklaşımları Millet İttifakı’nı nakavt etmese de sendelettirdi. İktidar YSP’yi CHP’ye monte ederek “bunlar terörist emirleri Kandil’den alıyorlar” söylemini işledi, hatta montaj video yayınlattı.

    ‘DAVUTOĞLU YETERSİZ KALDI’

    Gelecek Partisi’nin lideri Ahmet Davutoğlu’nun da iktidarı en iyi tanıyanlar arasında olmasına rağmen yetersiz kaldığını söyleyen Anter, “Hâlbuki Erdoğan’a karşı canla başla çalışması gerekiyordu. Yoksa onunda mı kaseti var? Bildiklerini açıklamadı. Başbakanlık yaptınız konuşmanız gerekmez miydi Hoca Efendi? İktidardayken gösterdiğiniz başarısızlığınızı muhalefet olarak da gösterdiniz. Menderes ve arkadaşları yolsuzluk iddiasıyla idam edildiler. Bu iktidarın yaptıkları yanında denizde bir damla bile değildi üstelik” değerlendirmesinde bulundu.

    ‘YÜZDE 13’TEN 8’E DÜŞÜŞ HALKA AÇIKLANMALI’

    Anter, HDP’nin seçim sonuçlarındaki başarısızlığı iyi değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan Anter, yüzde 13’ten yüzde 8 oy oranına düşmenin nedenlerinin halka açıklanması gerektiğini söyleyerek, “Kendileri söylüyorlar ‘Bizim halkımız politik bir halktır’ diye. Bu bir ikazdı iyi değerlendirmek gerekir.

    Önümüzdeki sene yerel yönetimler seçimi var. Ülkenin ekonomik şartlarına bakılırsa iki seçim olma ihtimali yüksek gözüküyor. Milletvekili ve belediye seçimleri bir arada olabilir. Ona göre hazırlıklı olmak gereklidir” ifadeleriyle yazısını noktaladı.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Aktif siyaseti bıraktığını açıklayan Selahattin Demirtaş: Seçimi aslında Kılıçdaroğlu kazandı; olanlar tümüyle operasyondu

    Aktif siyaseti bıraktığını açıklayan Selahattin Demirtaş: Seçimi aslında Kılıçdaroğlu kazandı; olanlar tümüyle operasyondu


    Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın aktif siyaseti bıraktığını açıkladığı ve bugün son iki paragrafına sosyal medya sitesi Twitter’da yer verdiği röportajı Artı Gerçek’te yayımlandı.

    Selahattin Demirtaş, Artı Gerçek’ten İrfan Aktan’a konuştu. Demirtaş sosyal medyada da paylaştığı; “Ben kendi adıma, halkımıza layık bir politika ortaya koyamadığımız için içtenlikle özür diliyorum. Pratikteki çabalarımla bu eksiklikleri giderme sözü veriyorum. Ayrıca, bana yönelik yapıcı eleştirilere teşekkür ediyorum. Eleştirilerden yararlanmaya çalışacağım. Mücadeleyi cezaevinden her yoldaşım gibi dirençle sürdürürken, aktif politikayı bu aşamada bırakıyorum” ifadeleriyle siyaseti bıraktığını açıklamıştı. 

    Selahattin Demirtaş, AKP’lilerin kendisine idam istemesi hakkında; “Açıkçası hücre arkadaşım Selçuk Mızraklı ile birlikte o tabloya güldük ve o güruha acıdık. Liderleriyle birlikte Saray’ın bahçesinde Orta Çağ görüntüsü veren bir acziyete acımak dışında yapacak bir şey yok” diye konuştu. 

    Selahattin Demirtaş’ın İrfan Aktan’a verdiği röportajdan öne çıkan bazı sorular ve yanıtlar şöyle oldu:

    “ARKADAŞLARIM BUNU ISRARLA SÖYLÜYORSA BİR BİLDİKLERİ VARDIR”

    – Peki size yönelik “popülist siyaset yapıyor” eleştirilerine yanıtınız nedir?

    Popülist siyasetle HDP’nin ilkelerini görünmez hale getirdiğim eleştirilerine saygıyla yaklaşıyorum. Popülerlik ile popülistliği birbirine karıştıranları bir kenara bırakarak tüm bu eleştirilere anlam biçiyorum. Kendi açımdan bu saatten sonra zorlamanın bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Arkadaşlarım bunu ısrarla söylüyorlarsa bir bildikleri vardır ve artık kendilerinden üstün bir performans beklemek de hepimizin hakkıdır.

    – 14 Mayıs akşamı seçim sonuçları netleşmeye başladığında ne hissetmiş ne düşünmüştünüz?

    Tam olarak o sonuçları beklemiyordum. Yeşil Sol Parti’yi de Kılıçdaroğlu’nu da daha yüksek bekliyordum. Sonuçlara hem üzüldüm hem de muhalefetin seçim akşamı verdiği dağınık görüntüye öfkelendim.

    “ASLINDA SEÇİMİ KILIÇDAROĞLU KAZANDI”

    – Peki 28 Mayıs akşamında?

    Sonuç çok şaşırtıcı değildi. Kılıçdaroğlu seçimi kazandı aslında. Fakat başta hileler, sonra da yurt dışı oyları ve sonradan vatandaş yapılanların oyları gibi faktörler eklenince bu tarihi seçimi resmi olarak Erdoğan almış oldu. Yaşananların seçimle, demokrasiyle, halk iradesinin sonuçlara yansımasıyla uzaktan yakından ilgisi yok. Olanlar tümüyle bir operasyondu.

    “AKTİF POLİTİKAYI BU AŞAMADA BIRAKIYORUM”

    -HDP Eş Genel Başkanları 14 Mayıs sonrası tablo karşısında özeleştiri yapacaklarını söyledi. Sizce bu özeleştiri ne ve nasıl olmalı?

    Her şeyden önce ben dahil hepimiz fedakar, emektar, yurtsever halkımıza amasız fakatsız bir özür borçluyuz. Halkımız elinden gelenin fazlasını yaptı, biz etkili politikalar ve taktikler geliştiremedik. Samimi ve özlü bir özeleştiri vermek zorundayız. Ben kendi adıma, halkımıza layık bir politika ortaya koyamadığımız için içtenlikle özür diliyorum. Pratikteki çabalarımla bu eksiklikleri giderme sözü veriyorum. Ayrıca, bana yönelik yapıcı eleştirilere teşekkür ediyorum. Eleştirilerden yararlanmaya çalışacağım. Mücadeleyi cezaevinden her yoldaşım gibi dirençle sürdürürken, aktif politikayı bu aşamada bırakıyorum.

    “BEN NE HDP’DEN NE DE HERHANGİ BİR GÖREVDEN İSTİFA EDİYORUM”

    -Yani HDP’den istifa mı ediyorsunuz?

    Tartışmalar bir kez daha hatalı bir zeminde yürütüldüğü için şunu ekleme ihtiyacı hissediyorum; ben ne HDP’den ne de herhangi bir görevden istifa ediyorum. Güncel, aktüel siyasete müdahil olmayacağımı ve bu çerçevede aktif politikayı bıraktığımı belirtiyorum. Sevgili Seyhan Avşar’ın Halk TV internet sitesinde yaptığı habere dair de şunu belirtmem gerekir, kendisi işini yapmış ama haber kaynağı doğru bilgi aktarmadığı için ortaya yanlış bir haber çıkmış. HDP Genel Merkezi ile güvene dayalı bir yoldaşlık hukukumuz var. Eksiklerimiz, hatalarımız karşılıklı ve birbirimizi yoldaşça eleştirir, yola da birlikte devam ederiz. Partimiz HDP’nin de tüm yerellerde kapsamlı, geniş katılımlı halk toplantıları alarak bu özeleştiri sürecini işletmesi gerekiyor. Bu toplantılar aynı zamanda halkın görüş, öneri ve eleştirileri alınarak büyük kongreye gidişin de bir altyapısı olmalı. Bize en çok lazım olan şey, parti içi demokrasi. Parti içi demokrasi azaldığında sapmalar ve hatalar peş peşe geliyor.

     

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Selahattin Demirtaş’a Ahmet Türk’ten destek

    Selahattin Demirtaş’a Ahmet Türk’ten destek


    Edirne’de tutuklu bulunan HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş, Artı Gerçek’te yayımlanan HDP’yi ve Kürt siyasi hareketini eleştirdiği yazısının ardından Twitter hesabından yaptığı paylaşımla aktif siyaseti bıraktığını açıkladı.

    Demirtaş, yazısında HDP’ye ve Kürt siyasi hareketine yönelik eleştirilerini sıralamış ve “Son beş yıldır HDP Genel merkezine yazdığım mektuplarla, gönderdiğim mesajlarla ve makalelerimle bu gerçeği anlatmaya çalışıyorum fakat her seferinde, sesim yankılanıp bana geri dönüyor” demişti.

    Demirtaş’ın eleştirileri ve aktif siyaseti bırakma kararının ardından Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden Ahmet Türk, 10 Haber’den Hazar Dost’a açıklamalarda bulundu. Türk, “Selahattin Bey başarılı bir politikacıydı. Genç ve dinamik bir arkadaşımız. Böyle bir karar beklemiyordum” dedi.

    ‘ÖRGÜTLÜ BİR YAPI YOKTU’

    Demirtaş ile eleştirilerini ve verdiği kararın nedenlerini konuşacağını belirten Türk, Demirtaş’ın “Sesim yankılanıp bana geri dönüyor” diyerek eleştirilerinin dikkate alınmadığını belirttiği kısmı ‘doğru bulmadığını’ vurguladı. Türk, “Partinin bir merkezi var, onlarla dayanışma içinde sürdürülmesi gerekiyor” dedi.

    Demirtaş’ın seçim sürecine dair eleştirilerine destek veren Türk, “Örgütlü bir yapı yoktu. Parti içinde birçok genel merkez oluştu” dedi.

    Sandıktan çıkan sonuçlara vurgu yapan Türk, “Hepimizin yeniden düşünmesi gerekiyor” dedi. Türk eleştirilerin haklı olduğunu belirterek “Seçim sürecinde eksiklik vardı. Bu eksiklikler, adaylıklardan programa birçok yerdeydi. Kürt bölgelerindeki sonuçlar bunu gösteriyor. Bundan sonra halk konuşacaktır” diye konuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP’ye yönelik sert eleştirilerin ardından Demirtaş’ın aktif politikayı bırakması Kürt siyasetine nasıl yansıyacak?

    HDP’ye yönelik sert eleştirilerin ardından Demirtaş’ın aktif politikayı bırakması Kürt siyasetine nasıl yansıyacak?

    Edirne’de tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, bugün HDP’ye yönelik sert bir eleştiri yazısı kaleme aldı. Demirtaş, bu yazının ardından sosyal medyadan yaptığı paylaşımda ‘aktif politikayı’ bıraktığını açıkladı.

    Kürt Çalışmaları Merkezi Direktörü Reha Ruhavioğlu Demirtaş’ın HDP’ye dönük eleştirilerini ve ‘aktif politikayı’ bıraktığını açıklamasının Kürt siyasi hareketindeki olası yansımalarını Gerçek Gündem’e değerlendirdi.

    “ELEŞTİRİ ORTAMI RAHATLAR”

    Ruhavitoğlu, Demirtaş’ın kaleme aldığı eleştiri yazısının ‘partiye dönük eleştirilere alan açması’ açısından olumlu olduğunu ifade ederek, yine de eleştirinin dozunun sert olduğunu belirtti. Ruhavitoğlu, konuya ilişkin şunları söyledi:

    Muhtemelen eleştiri ortamı biraz daha rahatlar. Fakat bir yandan da eleştirileri biraz sertti. Bunun yanında da sürecin Demirtaş’tan kaynaklanan faktörleri de var, burada faturayı sadece partiye kesemeyiz. Örneğin, Demirtaş’ın Kılıçdaroğlu kampanyasıyla ilgili partinin önünde giden bir çizgisi vardı. Dolayısıyla Demirtaş’ın kendisinin de pozitif-negatif katkılarının eleştirilmesi ve özeleştiri yapılması gerekiyor.

    “ÇEKİLMİŞ OLMAK MORAL BOZUCU SONUÇ DOĞURABİLİR”

    Demirtaş’ın aktif politikayı bırakmasının Kürt siyasi hareketindeki olası yansımalarına ilişkin de konuşan Ruhavitoğlu, 14-28 Mayıs seçimlerinin ardından parlamentodaki dengelerin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden seçilmiş olmasıyla kendi durumunda bir değişiklik olmayacağı için bir ‘geri çekilme’ olarak yorumlayarak, Kürt toplumunda etkisinin olumlu yönde olmayacağı öngörüsünde bulundu.

    Ruhavioğlu, şunları söyledi:

    Aktif siyaseti bırakmış olması, önümüzdeki parlamento dengesi, Cumhurbaşkanlığını Erdoğan’ın kazanması, bütün bunlara bakınca Demirtaş’ın durumunda pek bir değişiklik olmayacağını dolayısıyla bir müddet geri çekilmek gibi okuyorum ben. Aktif siyasetten kastımız, Demirtaş’ın aktif bir görevi yoktu zaten milletvekili olmak gibi. O sebeple, geri çekilmeyi biraz gürültüden uzaklaşma, biraz da ‘birkaç yıl bir şey değişmeyecek’ beklentisine yoruyorum. Yani muhtemelen siyasetle ilgilenen Kürt toplumuyla ilgili etkisi olumlu olmaz bunun. Çekilmiş olmak biraz moral bozucu bir sonuç doğurabilir. Fakat Demirtaş’ın da HDP’nin de güçlü bir özeleştiri süreci yaşamasına ihtiyaç var. Sadece HDP’nin buna ihtiyacı var demek eksiklik olur. Demirtaş’ın kendisiyle ilgili nasıl bir karne çıkardığını kendi ağzından dinlemiş değiliz ama o da lazım yani.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Benim milliyetçim, senin milliyetçin…

    Benim milliyetçim, senin milliyetçin…

    Ne deniyor? 14 Mayıs seçimlerinin asıl galibi milliyetçiler!

    Üstelik bunu BBC, DW gibi saygın kuruluşlar da yüksek sesle dile getiriyor.

    Amerika’yı yeniden keşfediyoruz böylelikle.

    Oysa çok uzağa değil, 2014 yerel seçimlerinde Ankara’ya bakalım:

    AK Parti’nin adayı İ. Melih Gökçek.

    CHP’nin adayı Mansur Yavaş.

    MHP’nin adayı Mevlüt Karakaya.

    BBP’nin adayı Remzi Çayır.

    Bunlar 30 Mart gecesi ipi göğüsleyen ilk 4 parti ve 4 aday.

    AK Parti %44,82 oy alıyor. CHP  %43,82… MHP %7,77… Ve BBP %1,32…

    Manzara şu: Partilerin temsil ettikleri fikir demeyelim de siyasi iklimi, flamaları başka olsa da, adayların dördü de ‘milliyetçi’ paydasında.

    Hepsinin toplam yüzdesi 97,73.

    Bu mudur durum?

    Galiba, budur!

    Türkiye’nin başkentinde her yüz kişiden sadece biri kendini milliyetçi saymıyor.

    Peki, nerede ‘diğerleri’?

    Hani çok sesli, çok renkli, çok kültürlü bir toplumduk biz?

    Attığımız oy mu birleştiriyor, aynılaştırıyor bizi?

    ***

    Peki, kendini milliyetçi sayan seçmen her daim bu kadar fazla mıydı?

    Alparslan Türkeş liderliğinde kurulan Milliyetçi Hareket Partisi’nden Milliyetçi Cephe’ye, Milliyetçi Çalışma Partisi’ne kadar uzanalım; aldıkları oy oranı yüzde 4 ila yüzde 7 aralığında olmuş hep.

    İstisna: 1990’lı yıllar.

    MHP 1995 seçimlerinde yüzde 8,18 alıyor; 1999’da yüzde 17,98 ile 57’inci hükümette kendine yer buluyor.

    Ne oluyor da, böyle oluyor?

    Aklıma bir çırpıda gelenleri sıralayayım:

    Mardin Nusaybin’de çıkan çatışmada öldürülen PKK’lıların cenaze töreninde 1 kişi ölüyor, 500 kişi gözaltına alınıyor, ilçede sokağa çıkma yasağı uygulanıyor.

    1 Mayıs olayları nedeniyle 1.100 kişi tutuklanıyor.

    Çevrimli katliamı… Turan Dursun, Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Eşref Bitlis, Ahmet Taner Kışlalı suikastları… Körfez Savaşı… Erzincan depremi…  1992 Cizre Nevruz’u… Madımak ve Başbağlar katliamı… İSKİ ve Civangate skandalı… Maden faciaları… Yemin krizi… Vs. vs.

    Toplum korku iklimine girince (belki de bu çukura itilince demeliyim), saflar sıklaşıyor, milli hassasiyetler artıyor ve çare güçlüde, çoklukta bulunuyor.

    Aradan 30 yıl geçmiş. Lakin manzara neredeyse aynı.

    Maden faciaları yaşandı peş peşe… Hüda Par yemin krizi eşikte. Kahramanmaraş ve Hatay depremlerinde on binlerce can kaybettik. Ekonomik ve sosyal sonuçları olan pandemi yaşandı. İdbib’te 45 asker öldü.

    Felaketlerin üst üste yaşandığı 2020’li yıllar.

    Ülkenin bekası… Dış güçler…

    Bir de bunlara beti benzeri görülmemiş bir ekonomik çöküş eklendi.

    Dolayısıyla saflar sıklaştı, çare güçlüde ve çoklukta bulundu.

    ***

    2019 İstanbul Ara Yerel Seçimi’nde, tantanalı ve hayli karanlık oyunlardan sonra ipi Ekrem İmamoğlu göğüslüyor.

    İmamoğlu, CHP’nin adayı.

    Arkasında Canan Kaftancıoğlu var. Kendisini seven gençlerin sosyal medyada verdiği isimle “Trinity Canan” var yani.

    Kaftancıoğlu, belki de partide sola en yakın kişi. Ama İmamoğlu öyle mi?

    Unutulmuştur diye hatırlatmak isterim; İmamoğlu, “Beylikdüzü’nde 9 sosyal tesis açtım, bir tanesinde alkol var mı?” diyor 2019’da, seçilmeden önce.

    Sonra bu vecizeyi, seçime bir hafta kala, İsmail Küçükkaya’nın moderatörlüğünü yaptığı İmamoğlu-Yıldırım canlı yayın buluşmasında tekrarlıyor.

    Yani dili sürçmemiş; bilinçle ve ısrarla söylüyor.

    Şimdi soruyorum: Kendini solda, Atatürkçü olarak tanımlayan bir partinin adayı nasıl olur da, “belediyenin hiçbir sosyal tesisinde alkol içilmiyor” diyebilir?

    Nasıl olur da “kadın ile erkek ayrı günlerde havuza giriyor” diyebilir?

    Laiklik bu mudur? Çağdaşlık bu mudur? Özgürlük bu mudur?

    Bir reklam vardı, hatırlar mısınız?

    “Yok aslında birbirimizden farkımız, ama biz Osmanlı Bankası’yız!” derdi.

    Galiba durum bundan ibaret.

    Yok aslında birbirlerinden farkı. Sadece üstlerindeki çatı farklı.

    ***

    Hal böyleyken, 14 Mayıs seçimleri arifesinde Muharrem İnce cumhurbaşkanı adaylığından çekildi. Hem de kimseyi işaret etmeden… Ve yüzer gezer denilen oyların önemli bir kısmını Sinan Oğan kaptı.

    Kendi dahil, tüm Türkiye buna şaştı kaldı.

    Sinan Oğan’a atılan oyların tamamı sahiden ‘milliyetçi’ oylar mı?

    Milliyetçiliğin tarifi öyle keyfe keder bir hale geldi ki… Bugün, emin olun ki, Türkeş’i bile yeterince milliyetçi bulmayan milliyetçiler çıkacaktır.

    Kemik, blok olduğu ve rahatlıkla güdülebileceği sanılan oylar üzerinden pazarlıklar başladı tuhaf bir biçimde.

    Sinan Oğan, o vakte kadar savunduğu pek çok değeri yere serip ayaklarını sildikten sonra Cumhur İttifakı’nın güvenli ve ılıman kucağında derin bir nefes aldı.

    Peşi sıra da dedikodu kazanı kaynadı: Neymiş efendim, Sinan Oğan MHP milletvekili iken Azeri petrollerinin Türkiye’ye taşınması sırasında komisyon, yani rüşvet almış. Bu olay Azerbaycan mahkemelerinde dava konusu olmuş. Hatta Sinan Oğan suçlu bulunmuş. Devlet Bahçeli de bunu duyar duymaz onu ihraç etmiş. Şimdi ise İlham Aliyev Sinan Oğan’a telefon edip ‘ya Erdoğan’ı desteklersin ya da dosyanı yeniden açar, ortalığa saçarım’ diye tehdit etmiş.

    Bir gün Nagehan Alçı gibi düşüneceğim hiç aklıma gelmezdi. Bir milyon görüşü olsa, birine bile yakınlık duymayacak kadar uzağım ona aslında. Ama 24 Mayıs’ta öyle bir şey söyledi ki Nagehan Alçı: Ümit Özdağ ile Sinan Oğan ‘bilinçli rol paylaşımı’nda bulunuyorlar.

    İlginç bir sözcük öbeği: Bilinçli rol paylaşımı.

    Yani Devlet Bahçeli’nin temsil ettiği milliyetçi görüşe alternatif olarak görülen Sinan Oğan Cumhur İttifakı’na katılıyor, Meral Akşener’in temsil ettiği milliyetçi görüşe alternatif olarak görülen Ümit Özdağ da Millet İttifakı’na…

    Dahası: Ne Ümit Özdağ, Sinan Oğan’ı yerle yeksan eyliyor ne de Sinan Oğan Ümit Özdağ’ı bir kaşık suda boğuyor. Seçim evliliğini bozup medeni şekilde ayrılıyorlar. Belki biraz küslük, çok az kıskançlık var, ama o kadarı da olur, değil mi?

    Sonuçta 2 milyon 800 bine yakın seçmenin oyu söz konusu.

    Oysa yazdım; YSK 5 Nisan’da 7 milyon yeni seçmenin sandığa gideceğini açıklıyor. Hemen akabinde, 25 Nisan’da yani, 5 milyon yeni seçmenin sandığa gideceğini duyuruyor.

    Söyler misiniz: O kimsenin sormadığı 2 milyon seçmen nerede?

    Tam da bu esnada Murat Ağırel, vahim bir iddiayla çıkageliyor. O da 2 milyon belirsiz seçmeni soruyor. Onun iddiası biraz farklı. Diyor ki 2 milyonun üzerinde fazla seçmen var.

    Ve bu ahval içinde 28 Mayıs’a gidiyoruz.

    ***

    Milliyetçilerin oylarını Cumhur’da toplayabileceğine inanan Sinan Oğan, biraz mübalağa ederek söylüyorum, ‘siyasal bir fetiş’ gibi davranıyor. Sözlük karşılığıyla söyleyeyim: Taparcasına bağlanılan ve sevilen kimse olarak görüyor kendini.

    Ümit Özdağ ise o fetişizmden taşan yahut kaçan oyları, yine mübalağa ederek söylüyorum, zimmetine geçirme derdinde.

    İkisinin de bahşettikleri bir şey yok.

    Umarım ikisi de yokluklarının Türkiye siyasetinde bir boşluk yaratacağını düşünmüyordur.

    Bütün bu tantana, benim bir anda, 20 günlük bir sürede buharlaştığını iddia ettiğim, Murat Ağırel’in de fazlalığından söz ettiği 2 milyon seçmen çevresinde dönüyor.

    İyi de; HDP’ye oy vermiş ‘milliyetçi’ seçmenin çaresizliğini düşünebiliyor musunuz?

    Buna artık kâbus demek mümkün değil. Kavram sepetine yeni bir terim eklemek gerek. Ama ne? Bilen beri gelsin lütfen…

    Daha Fazla Göster:
    Alparslan TürkeşEkrem İmamoğluHDPmilliyetçilikMuharrem İnceNagehan Alçısinan oganÜmit Özdağ

    BERKE KAYA
    26 Mayıs 2023 GÖRÜŞ

    Kaynak: Kronos
    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • YSP’li Gergerlioğlu paylaştı: Şanlıurfa’da sandıklar kapanmadan oylar sayıldı

    YSP’li Gergerlioğlu paylaştı: Şanlıurfa’da sandıklar kapanmadan oylar sayıldı


    14 Mayıs’taki cumhurbaşkanı seçiminin ilk turunda Cumhur İttifakı adayı Recep Tayyip Erdoğan yüzde 49,52 ile seçimi önde tamamlarken Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 44,88 oy aldı. Yüzde 50+1 oy alan aday olmaması nedeniyle bugün Türkiye yeniden sandık başına gitti. 

    Yeşil Sol Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu sosyal medya hesabından, Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesi Dibek Mahallesi’ndeki 1065 numaralı sandıkta saat 17.00’den önce imzalanan sandık sonuç tutanağını paylaşarak, “Saat 17.00 olmadı ama Urfa’da sandıkları saymışlar bile!!!” sözleriyle tepki gösterdi.

    Gergerlioğlu’nun paylaşımına eklediği Saat 17.00’den önce imzalandığı ifade edilen tutanakta, 204 seçmeni olan 1065 numaralı sandıkta yüzde 100 katılımla 204 geçerli oy kullanıldığı; Cumhur İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Recep Tayyip Erdoğan’a 189 oy, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na ise 15 oy verildiği görülüyor.


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yeşil Sol Parti ve HDP’den ikinci tur açıklaması: Hep birlikte tek adam rejimini değiştireceğiz

    Yeşil Sol Parti ve HDP’den ikinci tur açıklaması: Hep birlikte tek adam rejimini değiştireceğiz


    HDP ve Yeşil Sol Parti, millet ittifakının cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemeye devam edeceklerini açıkladı.

    HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile Yeşil Sol Parti Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün ve İbrahim Akın, kameralar karşısına geçerek ikinci turda da Millet İttifakının Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemeye devam edeceklerini açıkladı. 

    Buldan, HDP Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında, 28 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci turunun referandum niteliğinde olduğunu söyledi.

    Mülteci ve kayyum politikalarını eleştiren parti yetkilileri, tüm seçmenlere sandığa gitmeleri çağrısında bulundu.

    “Sandığa eksiksiz gideceğiz ve hep birlikte tek adam rejimini değiştireceğiz”

    “Sandığa eksiksiz gideceğiz ve hep birlikte tek adam rejimini değiştireceğiz” diyen HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve diğer partililerin açıklamasında satır başları şöyle; 

    Açıklamadan öne çıkan ifadeler şöyle:

    • Sığınmacıları siyasi çıkarların malzemesi haline getirmek yanlış ve insani değildir

    • Tek ölçütümüz ucube rejimin sıkıntıların da temel sebebidir. 28 Mayıs’ta oylanacak da bu ucube rejimin devam edip etmeyeceğidir

    • İkinci turda değişim arzusunun egemen olacağına inanıyoruz. Herkes sandığa gitsin. Bizler de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sandığa gidelim, geleceğimize sahip çıkalım.

    • Dün Zafer Partisi ile Kılıçdaroğlu arasında imzalanan protokolle ilgili eleştirilerimizi paylaştık.

    • Israrla vurguluyoruz, Kürtlerin politik iradesine kayyum yoluylla ipotek koyanlar tüm Türk halkının da iradesine ipotek koymaktır.

    • Erdoğan bizler açısından asla bir seçenek değildir. Bir kez daha belirtiyoruz ki Kürt halkının demokrasi, hukuk, adalet ve özgürlük beklentisini demokratik sandık iradesini tanımak son derece önemli. 

    • 28 Mayıs’ta tarihin akışını hep birlikte demokratik akış yönünde çevirebileceğimiz yönündeki umudumuzu koruyoruz.

    • Sandığa gideceğiz ve tek adam rejimini değiştireceğiz. Israr ve inatla mücadelemizi sürdüreceğiz. Mutlaka ama mutlaka bizler kazanacağız.

    • Göçmen veya mültecileri siyasi çıkarların malzemesi haline getirmek yanlıştır.

    • Tercihimizi saray rejimini değiştirme konusunda ortaya koymuştuk, aynı kararlılıkla bu politikamızı sürdürüyoruz.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***