Etiket: HDP

  • AP Türkiye Raportörü Amor, Gerçek Gündem’e konuştu: “Gidişatı tersine çevirmek Erdoğan’ın elinde, isterse bu bir hafta içinde yapılabilir”

    AP Türkiye Raportörü Amor, Gerçek Gündem’e konuştu: “Gidişatı tersine çevirmek Erdoğan’ın elinde, isterse bu bir hafta içinde yapılabilir”



    Belçika’nın başkenti Brüksel’de yapılan Avrupa Birliği’nin (AB) Dışişleri Bakanları toplantısına göre, AB Türkiye ile ilişkileri geliştirmeye olumlu bakıyor. Ancak toplantıda bu ilişkilerin Türkiye’nin Kıbrıs ve insan hakları meselelerinde adım atması durumunda geliştirileceği kararı alındı.

    AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, “Türkiye ile Avrupa Birliği arasında daha güçlü bir ilişki geliştirmek için karşılıklı bir çıkar olduğuna inanıyoruz. AB’nin Türkiye ile ilişki kurması şart” dedi.

    AP TÜRKİYE RAPORTÖRÜ NACHO SANCHEZ AMOR: TÜRKİYE REFORMLARI YÜRÜTMEYİ BIRAKTI, SON 10 YILDA İŞLER DAHA DA KÖTÜYE GİTTİ

    Türkiye yaklaşık 65 yıldır Avrupa Birliği’ne (AB) üye olmaya çalışıyor.

    İnsanlık tarihinin en büyük barış projesi olarak nitelendirilen Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun (AET) 1958 yılında kurulmasından kısa bir süre sonra Türkiye, 31 Temmuz 1959’da Topluluğa ortaklık başvurusunda bulunmuştu.

    AET Bakanlar Konseyi’nin Türkiye’nin yapmış olduğu başvuruyu kabul etmesinden sonra ise 12 Eylül 1963’te Ankara Anlaşması imzalanmıştı.

    Gerçek Gündem’e konuşan Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, uygulanan politika ve reformlar yüzünden Türkiye’nin her geçen gün Avrupa Birliği’nden uzaklaştığını söyledi.

    Son 10 yılda işlerin daha da kötüye gittiğini ifade eden Amor, “Aslında tam olarak doğru olmayan şey, Türkiye’nin son 60 yıldır Avrupa Birliği’ne yaklaşmaya çalıştığı. Türkiye, özgürlüklerin kapsamını genişletmek, insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarında reformlar yürütmeyi bıraktı bu yüzden kaybetti” dedi.

    “BENİM FİKRİM İLİŞKİMİZİN ANA ÇERÇEVESİ OLAN KATILIM SÜRECİNİN BİR SÜRE DAHA DEVAM ETMEYECEĞİ YÖNÜNDE”

    Amor’a göre mevcut durumda Türkiye’nin reformları AB’ye katılım süreci için yeterli değil. Amor, “Benim fikrim ilişkimizin ana çerçevesi olan katılım sürecinin bir süre daha devam etmeyeceği yönünde” diye konuştu.

    Amor, Türkiye’yle ilişkiler kurma konusuna her zaman olumlu baktıklarını söyledi. Ancak Amor’a göre sorulması gerek asıl soru Türkiye’nin demokratik olmak için yeterli siyasi iradeye sahip olup olmadığı.

    “DEMOKRASİ OLDUĞU ZAMAN AB ÜYELİĞİNİ İSTEME HAKKINIZ OLUR. ANCAK BU BİR PAZARLIK DEĞİL”

    AB katılım müzakerelerinin özünde yatan ana meselenin ‘demokrasi’ olduğunu vurgulayan Amor, “Demokratik olmak tamamen Türk toplumunun kendi elinde. Demokrasi olduğu zaman AB üyeliğini isteme hakkınız olur. Ancak bu bir pazarlık değil. Tamamen özgür bir şekilde, demokratik olmaya istekli bir toplum olduğunuza karar vermelisiniz” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN MEVCUT SİSTEMDE AB’YE YAKLAŞMASI ZOR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Üyelik sürecimizin yeniden canlandırılması konusunda olumlu bir kanaat var” açıklamasının aksine Amor Türkiye’nin mevcut sistemde AB’ye yaklaşmasının zor olduğu görüşünde. Türkiye’de aşırı merkeziyetçi bir sistem olduğunu ve tüm kararların tek bir kişi tarafından alındığını söyleyen Amor, gidişatı tersine çevirmenin Erdoğan’ın elinde olduğunu ifade etti ve ekledi:

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin HDP ile ilgili karalarına uyulmalı, gazeteciler serbest bırakılmalı ve ülkenin yarısından fazlasının terörist olarak görülmesinden vazgeçilmeli. Katılım sürecini yeniden rayına oturtmak için samimi bir istek görmeliyiz. Sadece kağıtlar, reformlar veya eylem planları istemediğimize dair sinyaller bekliyoruz. En başından beri söylediğim şeyi tekrar ediyorum, benim okuduğum tek belge mahkeme kararları. Ben sadece mahkeme kararlarına bakıyorum.”

    Türkiye’nin AB’nin güvenini kazanmaya başlaması gerektiğini ifade eden Amor, “Maalesef bu da Türkiye’deki mevcut siyasi sistemde, saraydaki tek bir odaya bağlı. Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan samimi olarak değerlendirme süreciyle ilgili daha normal bir duruşa geri dönmek istiyorsa, bu bir hafta içinde yapılabilir. Ancak yeter ki samimi olsun” dedi.

    MÜZAKERELERİN BU NOKTAYA GELMESİNİN NEDENİ NE?

    Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi, Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin şu anki şartlarda yeniden başlayamayacağını duyurmuştu. Amor, kendi sosyal medya hesabından Türkiye ile ilgili hazırlanan son raporun dış ilişkiler komitesinde aleyhte hiçbir ret oyu kullanılmadan kabul edildiğini açıklamıştı.

    İlişkilerin düzelmesi için Türkiye ve AB’nin karşılıklı olarak birbirlerine olan güvenini yeniden kazanması gerektiğini ifade eden Amor, Türkiye’nin ‘öngörülemez’ bir ülke olmasından dolayı AB’nin güvenini bir türlü sağlayamadığını söyledi:

    “Türkiye öngörülemez bir ülke. Otokrasilerdeki sorunlardan biri de budur çünkü her şey bir kişinin isteğine bağlı. Türkiye’de de durum tam olarak böyle. Katılım süreci ya da AB’ye adaylık için reformlarınızı yapmak zorundasınız çünkü katılım sürecinin özünde Kopenhag kriterleri yani insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi var.”

    “ERDOĞAN AB ÜLKELERİNE HAKARET ETMEYİ BIRAKMALI”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AB ve AB ülkelerine yaptığı hakaretlere de değinen Amor, Türkiye’nin bu konuda kendini düzeltmesi gerektiğine dikkat çekti. Amor, Türkiye’den istenilenin ‘barışçıl ilişkiler kurulması ve tehdit dilinin bırakılması’ olduğunu ifade etti:

    “Aslında Türkiye’den istediğimiz şey, iyi davranışlara geri dönmeleri. Erdoğan komşularına veya Avrupa ülkelerine hakaret etmemeli. Hiçbir AB yetkilisinden Erdoğan’a yönelik bir hakaret duyamazsınız. Ancak Erdoğan uzun yıllardır Avrupalı liderler ve ülkeler hakkında çok kötü şeyler söylüyor.”

    MÜZAKERELERİN YENİDEN CANLANDIRILMASI İKTİDARA BAĞLI, PEKİ ŞARTLAR YERİNE GETİRİLEBİLİR Mİ?

    Amor geçtiğimiz günlerde üyelik müzakerelerin canlandırılmasının Türk hükümetine bağlı olduğunu söylemişti. Amor’a göre şartların yerine getirilmesi için hükümet “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına uymalı, HDP’li belediye başkanlarını görevlerini yapmaları için rahat bırakmalı, Kobani davasını kapatmalı, gazetecilere olan baskıyı sona erdirmeli, HDP’nin kapatılmasıyla ilgili olan prosedürü kapatmalı ve muhalifleri susturmak için küçük eleştiriler bulmaktan vazgeçmeli.”

    “BİN KERE TEKRAR EDİYORUM, AB’Yİ İSTİYORSANIZ 6 KRİTERE UYMAK ZORUNDASINIZ”

    Amor, Türkiye’nin vize serbestisi konusunda hala hiçbir ilerleme kaydedememesinin nedeninin ‘altı kritere’ uyulmaması olduğunu söylüyor.

    Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik konusunda uyması gereken altı kriter ise terörle mücadele, yolsuzlukla mücadele, Europol ile iş birliği, kişisel verilerin korunması, AB üyeleri ile adli yardımlaşma, geri kabul anlaşması.

    Amor, Türkiye’nin uyması gerektiği altı kriterle ilgili “Bin kere tekrar ediyorum. Eğer AB’yi istiyorsanız altı kritere uymak zorundasınız. Bunu Türk hükümeti de çok iyi biliyor” diye konuştu.

    “ADALET BAKANI TUNÇ’UN TEPKİ VERMESİNDEN ÇOK MUTLUYUM ÇÜNKÜ TAMAMEN SESSİZ KALMASINI BEKLİYORDUM”

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AP Dış İlişkiler Komitesinin Türkiye hakkında rapor taslağının, güncel reform çalışmalarını ve insan hakları ile hukukun üstünlüğü alanlarındaki gelişmeleri nesnel verilere dayalı değerlendirmekten uzak olduğunu söylemişti.

    Tunç, rapor ile ilgili “Söz konusu raporun, son yıllarda AB çevrelerinde sıkça rastladığımız üzere bazı marjinal çevrelerin tesiri altında ve tek yanlı kaleme alındığını belirtmeliyiz. Umulur ki Komitenin anılan yaklaşımı AP Genel Kurulunca terk edilir ve ülkemize yönelik daha objektif, adil, tutarlı, verilere dayalı, bilimsel yaklaşımla hazırlanmış bir karar tasarısı kabul edilir” ifadelerini kullanmıştı.

    Adalet Bakanının rapora olan tepkisinin kendisini memnun ettiğini söyleyen Amor, Tunç’un yorumlarını da takdir ettiğini ifade etti ve ekledi:

    “Adalet Bakanı’nın tepki vermesinden çok mutluyum çünkü tamamen sessiz kalmasını bekliyordum. Bakanın yorumlarını çok takdir ediyorum. Çalışmalarımızla ilgili çok hoş bir değerlendirme değil ama biz de aynısını yapıyoruz. İşleri daha objektif bir şekilde yapmaya çalışıyoruz, bazı alanlarda baskı yapıyoruz, bunda bir sorun yok.”

    “TÜRK TARAFINDA REFORMLARI İLERLETECEK SİYASİ İRADE YOK”

    Amor’a göre, raporun da ana konularından olan katılım süreciyle ilgili hiçbir ilerleme kaydedilemedi. İlerleme sağlanamamasının nedeni ise “Türk tarafında reformları gerçekten ilerletecek siyasi iradenin olmaması.”

    “HERHANGİ BİR TÜRK YETKİLİYLE TEMAS KURMAYA HAZIRIM”

    Amor, “Eylül ayındaki panelde nihai onayın ardından raporumu sunmak üzere ülkeye gidip gitmeyeceğimi bilmiyorum ancak AB’nin Türkiye ile olan son bir buçuk yıllık ilişkisini incelediğimizde vardığımız sonuçların neden böyle olduğunu açıklamak ve Türkiye’deki kamuoyuna sunmak üzere herhangi bir Türk yetkiliyle temas kurmaya hazırım” diye konuştu.

    “TÜRKİYE İLE DAHA İYİ İLİŞKİLER KURMAK İSTİYORUZ”

    20 Temmuz’da Belçika’nın başkenti Brüksel’de yapılan AB dışişleri bakanları toplantısında AB’nin Türkiye ile, Kıbrıs ve insan hakları meselelerinde adımlar atması durumunda yeniden ilişkileri geliştirmesi gerektiğine karar verilmişti. Toplantının ardından basın açıklaması yapan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, “Türkiye ve AB arasında daha güçlü ilişkiler geliştirmenin karşılıklı çıkarımıza olduğuna ikna olmuş durumdayız. Türkiye ile nasıl yeniden ilişki kurabileceğimizi görüştük ve AB’nin Türkiye ile ilişki kurmasının şart olduğunu biliyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

    Bakanlar toplantısı hakkında bildiklerinin Borrell’in söylediklerinden ibaret olduğunu ifade eden Amor, Türkiye ile daha iyi ilişkiler kurmak istediklerini bir kez daha vurguladı:

    “Türkiye ile daha iyi bir ilişkiye sahip olmak için diğer yolları araştırıyoruz. Avrupa Birliği’ndeki her kurum olarak Türkiye ile daha iyi bir ilişki istediğimizi de gösteriyoruz. Şimdi asıl soru şu: Bu ilerlemeyen ve sürekli yerinde sayan katılım süreciyle nasıl ilerleyeceğiz? Katılım süreci konusunda meselenin özü demokratik değerler ve standartlardır. NATO veya diğer kurumların katılım süreciyle hiçbir ilgisi yoktur. Avrupa Birliği’ne katılım süreci demokrasiyle ilgilidir. AB’ye üye olmak için tam teşekküllü demokrasiye sahip olmanız gerekir.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yeşil Sol Parti’de arayış başladı: ‘Üç harflilere dönelim’

    Yeşil Sol Parti’de arayış başladı: ‘Üç harflilere dönelim’



    HDP, Anayasa Mahkemesi’nde devam eden kapatma davası nedeniyle seçimlere Yeşil Sol Parti ile girdi. Dava sonuçlanana kadar da milletvekillerinin bu parti çatısı altında Meclis çalışmalarını sürdürmesi bekleniyor. Ancak eylül ayında kongreye hazırlanan Yeşil Sol Parti’de yönetimin yanı sıra tüzükte de değişiklik gündemde.

    Gazete Duvar’da yer alan habere göre HDP fikriyatını yansıtan tüzük maddelerinin bir kısmının Yeşil Sol Parti tüzüğüne aktarılması bekleniyor. Kongrede isim değişikliği de gündemde olacak gibi görünüyor. HDP ve öncülü siyasi partilerin isimlerinde geçen “halk”, “demokrasi” ya da “barış” kavramlarından birinin yeni parti isminde yer alabileceği konuşuluyor.

    Edinilen bilgiye göre kongre öncesi il toplantılarında tabandan da isim değişikliği yapılması yönünde talepler gelmeye başladı. “Yeşil Sol Parti” isminin uzunluğu nedeniyle çalışmalarda zorluklara neden olduğunu söyleyenler, “BDP” ya da “HDP”de olduğu gibi harf olarak kolay kısaltılabilecek isim bulunmasını isteyerek, “Üç harflilere dönelim” çağrısı yapıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa’nın Türkiye raportöründen vize serbestliği açıklaması: “Türkiye yükümlülüklerini yerine getirirse biz de yükümlülüğümüzü yerine getireceğiz”

    Avrupa’nın Türkiye raportöründen vize serbestliği açıklaması: “Türkiye yükümlülüklerini yerine getirirse biz de yükümlülüğümüzü yerine getireceğiz”



    Türkiye’de Avrupa Birliği’ne tam üyelik sevdası iktidar tarafından yeniden alevlendirilirken, Avrupa Parlamentosu’nun (AP) İspanyol Sosyal Demokrat Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, İsveç’in NATO üyeliği ile Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği arasında bağ kurulmasını yanlış bulduğunu söyledi.

    DW Türkçe’de yer alan habere göre, AB’ye katılımın jeopolitik konumla ilgili bir durum olmadığını söyleyen Amor, “Türkiye ile birçok alanda iş yapabiliriz. Fakat üyelik ilke ve değerlerle ilgili bir konudur. Katılım sürecine yeniden dönmek istiyorlarsa ne yapılması gerektiğini çok iyi biliyorlar. Kavala’yı, Demirtaş’ı ve HDP’li belediye başkanlarını serbest bırakın, HDP belediye başkanlarına görevlerini iade edin, LGBT aktivistlerine yönelik baskıyı sonlandırın, medya özgürlüğüne karışmayın, medyaya ve sosyal medyaya ceza kesmeyi durdurun. Hepsini biliyorlar, çünkü dünyadaki tüm insan hakları kuruluşları bunları yıllardır söylüyor. 

    Genişleme sürecinde bugün Batı Balkanlara ek olarak Gürcistan, Moldova hatta Ukrayna konuşuluyor. AB yeniden katılım müzakerelerine dönecek bir Türkiye’ye hazır mı sizce?” dedi.

    ‘TÜRK KAMUOYU YILLARDIR YANLIŞ YÖNLENDİRİLİYOR’

    Türkiye’de kamuoyunun vize serbestisi konusunda yanlış yönlendirildiğinin altını çizen Amor, “Göç konusunda yükümlülüklerimizi yerine getirmediğimiz söyleniyor. Ancak kriterler var. Bunlardan ikisi çok önemli: Terörle mücadele yasalarınızı değiştirmelisiniz ve verilerin korunmasıyla ilgili düzenleme yapmalısınız. Türk hükümeti bu konuda Meclis’e hiçbir reform paketi göndermedi. Türkiye kalan altı kriterle ilgili yükümlülüklerini yerine getirirse biz de vize serbestisiyle ilgili yükümlülüğümüzü yerine getireceğiz. Bu konuda kademeli bir yaklaşım da benimsenebilir. Örneğin Erasmus öğrencileriyle başlanabilir, ardından iş dünyası gibi diğer sektörlere genişletebiliriz. Burada sorulması gereken soru; Türkiye’nin kriterleri neden yerine getirmediğidir. Kriterler yerine getirilse sorun aşılmış olacak. AB birçok ülkeye vize kolaylığı sağlıyor. Türk kamuoyunun bu konudan bıktığını biliyorum. Kriterlerin neden yerine getirilmediğini Türk hükümetine sormalı” dedi.

    Amor, Türkiye’nin kriterleri yerine getirmesi durumunda hiçbir AB ülkesinin siyasi engel çıkaracağını ‘sanmadığını’ söyledi. 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gelecek ve Saadet rahat bir nefes aldı: ‘Yeni grup AKP’yle Yeşil Sol’u vuracak’

    Gelecek ve Saadet rahat bir nefes aldı: ‘Yeni grup AKP’yle Yeşil Sol’u vuracak’



    Saadet Partisi ve Gelecek, haftalarca süren görüşmelerin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) ortak grup kurma fikrinde uzlaştı.

    Gazete Duvar’ın aktardığına göre Saadet çatısı altında temsil edilecek yeni grubun başkanı Gelecek Partisi’nden Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, Grup Başkanvekilleri Saadet Partisi’nden Bülent Kaya ve Gelecek Partisi’nden Selim Temurci olacak. Meclis’in 6. grubu olarak görev yapacak Saadet Partisi Meclis’teki ihtisas komisyonlarına da üye verecek.

    Meclis Başkanlık Divanı oluşurken partilerin komisyonlara vereceği üye sayıları belli olmuştu. Şimdi Saadet grubu dolayısıyla sayılar yeniden belirlenecek. Bu durumda her komisyonda bir partinin üye sayısı düşecek. CHP listelerinden Meclis’e girdikleri için kimi tepkilerle karşılaşan Gelecek ve Saadet Partisi milletvekilleri bir süre yeni gruba verilecek üyeler nedeniyle CHP’nin komisyon üye sayılarında düşüş olacağı endişesi taşıdı.

    Ancak yapılan hesaplamalara göre yeni grup dolayısıyla kimi komisyonlarda AKP’nin üye sayısında, kimi komisyonlarda ise Yeşil Sol Parti’nin üye sayısında azalma olacak. Bu durum ortaya çıkınca yeni grup üyeleri rahat bir nefes aldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP ve HDP yarıştı: Patnos’un yeni belediye başkanı belli oldu

    AKP ve HDP yarıştı: Patnos’un yeni belediye başkanı belli oldu



    Ağrı’nın Patnos ilçesinin HDP’li Belediye Eş Başkanları Emrah Kılıç ve Müşerref Geçer’in “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla tutuklanması ardından bugün Belediye Meclisinde Başkanlık seçimine gidildi.

    Patnos Belediye Meclisi’nde , HDP grubundan Mehmet Şahin Savcı, AKP grubunda Çetin Taşdemir, başkanlığa aday gösterildi.

    HDP’Lİ ÜYE BELEDİYE BAŞKANI OLDU

    Kapalı zarf usulüyle yapılan oylamanın ardından toplantıya katılan 18 meclis üyesinin 14’ünün oyunu alan Mehmet Şahin Savcı Patnos Belediyesi’nin yeni başkanı seçildi.

    Patnos Medya’da yer alan habere göre; seçimin ardından bir konuşma yapan Şahin Savcı, Patnos için her konuda elini taşın altına koyacağını kaydederek, “Patnosumuzu hak ettiği konuma getirebilmek için çalışacağız. Bundan sonra 7 ay var. El birliğiyle güzel çalışmalar yapacağız. Oy verenlere ve tüm meclis üyelerimize çok teşekkür ediyorum” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP’den yerel seçim kararı: Her ilde aday çıkaracağız

    HDP’den yerel seçim kararı: Her ilde aday çıkaracağız



    Cumhurbaşkanlığı seçiminde Millet İttifakı’nın adayı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyen HDP’den 2024’te yapılacak yerel seçimlere ilişkin yeni bir açıklama geldi. HDP Eş Genel Başkanı Buldan yerel seçimlerde ‘büyükşehirler başta olmak üzere her yerde’ aday çıkaracaklarını belirtti.

    Buldan, Van’ın Erciş ilçesindeki bayramlaşma programına katıldı. Burada konuşan Buldan “Seçimlere HDP adıyla girmeyip Yeşil Sol Parti’yi tercih etmemizde elbette ki AKP’nin büyük bir payı var. Çünkü HDP, kapatma davasıyla karşı karşıya olan bir partiydi” dedi.

    KONGREYİ İŞARET ETTİ

    Seçimden sonra yaşanan eksiklikleri toplantılarında ele aldıklarını dile getiren Buldan, “Bu konuda yeni kararlar aldık. Bu kararlarla birlikte kongreye gideceğimizi ifade ettik. Kongrede, yeni bir planlama ve yeni bir anlayışla yeni yüzlerle, yeni canlarla bu süreci karşılamak üzeri bir değişim ve dönüşümü başlatmak üzere bir süreç başlayacak. Muhtemelen Eylül ayı gibi kongremizi gerçekleştirip, HDP ile mi yola devam edeceğiz, Yeşil Sol’la mı devam edeceğiz, Yeşil Sol’un ismi mi değişecek? bütün bunlar şu an tartışma konusu. Bir komisyon kurduk. Bu komisyonumuz çalışmalarını sürdürüyor” şeklinde konuştu.

    “HER YERDE ADAY ÇIKARACAĞIZ”

    Eylül’de gerçekleştirecekleri kongreden sonra yeni bir seçim sürecinin başlayacağına dikkat çeken Buldan, “Yerel seçimler elbette ki hepimiz açısından önemli. İktidar bir kez daha devletin bütün imkanlarını kullanmaya çalışacak. Biz de, bütün illerimizde büyükşehirler başta olmak üzere her yerde adaylarımızı çıkararak bu mücadelenin içerisinde varlığımızı ve mücadelemizi bir kez daha ispat etmek üzere, bu seçimlerde iyi bir çalışma temposuyla büyük bir başarı elde etmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Deniz Poyraz, öldürülüşünün ikinci yıl dönümünde anıldı



    Deniz Poyraz, öldürülüşünün ikinci yıl dönümünde anıldı

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir il binasında 17 Haziran 2021 tarihinde düzenlenen saldırıda öldürülen Deniz Poyraz ölümünün ikinci yıl dönümünde anıldı.

    İlk olarak mezarı başında anılan Poyraz için il binasında sinevizyon gösterimi ve serbest kürsü konuşmaları yapıldı.

    Anma programı il binası önünde düzenlenen basın açıklaması ile sona erdi. Anma etkinliklerine başta HDP İzmir İl Eş Başkanları Berna Çelik ve Çınar Altan olmak üzere Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar, İbrahim Akın, Yeşil Sol Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca’nın yanı sıra Deniz Poyraz’ın ailesi ve partililer katıldı.

    Basın açıklamasında konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar şunları söyledi:

    “Buradaki görüntü, Onur Gencer ve bu cinayeti azmettirenlere ders olacak. Bundan hiçbirimizin şüphesi yok. Deniz Poyraz kimdir? Deniz, Mardinli bir ailenin çocuğu. Mardin’de yaşanan savaştan kaçmak zorunda kalan ve geldiği İzmir’de de barış, özgürlük ve eşitlik mücadelesini yürüten; bu devletin baskısına, bu iktidarın baskısına rağmen demokratik mücadelede ısrar eden bir arkadaşımız. Bir Kürt kadını. Mardin’den ayrılan aile şu cevabı aldı yüzyıllık inkar ve imha politikalarının sahibi olan akıldan ve iktidardan. “Mardin’de de olsanız, İzmir’de de olsanız Kürtlerin varlığından, Kürtlerin anadilinden, Kürtlerin kültüründen bahsederseniz karşınızda biz olacağız, hatta öldürebileceğiz” dediler. Yaşadığımız tablo bunun göstergesidir.

    “BU CİNAYETİN TEK SAHİBİ ONUR GENCER DEĞİLDİR”

    Elbette ki bu cinayetin sahibi Onur Gencer değil. Niye böyle söylüyorum? Hepimiz 90’lı yıllara çok yakından tanıklık ettik. Bu ülkenin cumhurbaşkanı, “Devlet rutinin dışına çıkabilir” dedi. Bu devletin başbakanı “Elimizde liste var, PKK’ye yardım edenler var” diyerek iş insanlarını öldürttü. En son Ankara JİTEM Davasında hepsi beraat etti. Bu iktidara ortak olanlardan birisi “Bir tuğlayı çekersem duvar yıkılır” dedi. “Bu devlet için bin operasyon yaptım” dedi. Bu operasyonlarda öldürülenler Kürtlerdi, demokratik siyasete ve demokratik mücadeleye inanlardı. O yüzden diyoruz ki bu katliamın, bu cinayetin tek sahibi Onur Gencer değildir. Sadece ve sadece tetikçisidir. Onur Gencer bu katliamı işlediğinde mahkeme şu ifadeyi verdi: ‘Benim bu cinayeti niye işlediğimi merak edenler Kobanî Davasına baksın’ Kobani Davası bir hukuk davası değildir. Kobanî Davası AKP ve MHP’nin, demokratik siyaset karşısında güç kaybettiğinden dolayı kendini korumak için yürüttüğü siyasi davadır.

    “KATLİAMA GİDEN YOLDA 27 KEZ EMNİYETİ ARAYAN ONUR GENCER GERÇEKLİĞİ VAR”

    Arkadaşlarımız 3 defa İzmir Emniyet Müdürüyle görüşme yapmasına rağmen hiçbir önlem alınmadı. Bir bez parçası korundu, barış mücadelesi yürüten arkadaşlarımız korunmadı. Tam tersine Emniyet güçleri Onur Gencer içeride cinayeti işlerken, işkence yaparken film seyreder gibi süreci seyretti. 30 dakika boyunca Onur Gencer içeride ne yaptı? Emniyet güçleri burada ne yaptı? Hiçbirinin cevabı yok. Bu katliama giden yolda 27 kez Emniyeti arayan bir Onur Gencer gerçekliği var. Bunlarla ilgili hiçbir soruya cevap verilmedi.

    “BU BİNA ÖZGÜRLÜĞÜN VE EŞİTLİĞİN TEMİNATIDIR”

    Her birimiz, burada bulunan bütün arkadaşlarımız demokratik siyaset yaparken birçok defa gözaltına alındık. Ters kelepçeye, işkenceye maruz kaldık. Ama Onur Gencer bu binadan çıkarılırken “Adın ne abicim?” dendi. O kolluk gücünün bir mesaj gönderdiğinin farkındayız. Bir azmettiricilere mesaj gönderiyor; görevimizi tamamladık diyor. İki, bizlere mesaj göndermek istiyor. Demokratik siyasette ısrar ederseniz sonunuz böyle olur, diyor. Deniz Poyraz’dan sonra bu bina hiç boş kalmadı. Bütün arkadaşlarımız, demokratik siyasete inan herkes akın akın bu binaya geldi. Bu bina sadece bir siyasi parti binası değil; bu bina demokrasinin, barışın, özgürlüğün, eşitliğin teminatı olan bir binadır. Sadece bir bina olarak görmüyoruz, mücadelemiz olarak görüyoruz.

    “İMHA VE İNKAR POLİTİKALARI KARŞISINDA GERİ ADIM ATMAYAN KÜRT MÜCADELESİ VAR”

    Özelde Kürt halkı ve Kürt kadınlar genelde Türkiye demokrasi mücadelesi özünü meydana sermiş bir mücadele veriyor. Öleceğini bile bile binalarımıza giden arkadaşlarımız var. Deniz de katledildiği gün bu binaya geldiğinde arkadaşlarına bunu söylüyor. Öyle bir siyasi ortam var ki! Hain mi demezsiniz, bölücü mü demezsiniz, terörist mi demezsiniz. Öyle bir siyasi iklim oluşturuldu ki normalleştirildi bu sürecin kendisi. Yetmezmiş gibi MHP lideri grup toplantısında Onur Gencer’i savundu, Deniz Poyraz arkadaşımızı “terörist” ilan etti. Bütün bu tabloya baktığımızda şunu görüyoruz. Bu devletin mevcut iktidar eliyle derinleştirerek yürütülen bir imha ve inkar politikası devam ediyor. Ancak en başından beri söylüyoruz. Sizin bu politikalarınız karşısında geri adım atmayan bir Kürt gerçekliği var, bir demokrasi gerçekliği var, bir demokrasi mücadelesi var.

    “DENİZ’E SÖZ VERDİK; BU MÜCADELE BÜYÜYECEK, BU MÜCADELE KAZANACAK”

    Onur Gencerlerin abilerine sözümüz olsun; İzmir’in, Türkiye’nin sokaklarında hak arayışına dair yapılan bütün eylemlerde Deniz’i göreceksiniz, Deniz’in gülüşünü göreceksiniz. Attığımız bütün sloganlarda Deniz’in sesini duyacaksınız. Deniz’e söz verdik; bu mücadele büyüyecek, bu mücadele kazanacak. Bütün mücadele arkadaşlarına çok teşekkür ediyorum. Deniz’e sözümüzü yerine getirmek için elimizden geleni ardımıza koymayacağız. Önce Deniz’in sonra da üstü kapatılmaya çalışan bütün davalarda kaybettiğimiz arkadaşların adına tek tek hesabını soracağız.

    “ACIMIZ BÜYÜK AMA ÖFKEMİZ HER DAİM, HER GÜN DAHA FAZLA BÜYÜYEREK BU MÜCADELENİN MİHENK TAŞINI OLUŞTURMAYA DEVAM EDECEK”

    Öte yandan HDP İzmir İl Eş Başkanı Berna Çelik ise “Kadın özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren şehadete erişen bütün kadın arkadaşlara bizlerin bir sözü vardır. Bizler onların mücadelesinin bayrağını asla yere devirmeden özgürlük mücadelesini her daim büyütecek şekilde anılarına bağlı kalacak şekilde hareket eden kadın arkadaşlarız. Ama şunu buradan bir kez daha hatırlatmak isteriz ki şehadete erişen her kadın arkadaşımızın gözüyle onları katledenlerin gözünün içine baka baka önlerinde diz çökmeyeceğimizi, boyun eğmeyeceğimizi tekrardan bilmelerini istiyoruz ve bugün buradan tekrardan hatırlatıyoruz. Acımız büyük evet ama öfkemiz her daim Her gün daha fazla büyüyerek bu mücadelenin mihenk taşını oluşturmaya devam edecektir. Bu mücadelenin öncüleri olarak yükümüzü her zaman ağır. Ama bizler bu mücadeleye, bu özgürlük mücadelesine bir söz verdik. Kadın yaşam özgürlük dedik. Ve kadın yaşam özgürlüğü vermiş olduğumuz sözle iradeyle ve inançla bu mücadeleyi bütün kadın arkadaşlarımızdan almış olduğumuz mirasla devam ettireceğiz” diye konuştu.  

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Emek ve Özgürlük İttifakı’ndan seçim değerlendirmesi: Her bileşen muhasebe yapacak

    Emek ve Özgürlük İttifakı’ndan seçim değerlendirmesi: Her bileşen muhasebe yapacak


     Emek ve Özgürlük İttifakı seçimlerin ardından ilk toplantısını Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Merkezi’nde yaptı. Partilerin eş genel başkanları ve başkanlarının katılmadığı koordinasyon toplantısında, HDP, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun (SMF) temsilcileri yer aldı

    Koordinasyon seçimlerin değerlendirildiği toplantının ardından ortak açıklama yaptı. Açıklamada, “İttifakımızın varlık sebebi olan emekçilere ve halklarımıza olan sorumluluğumuzun bilinciyle hem seçim sürecine hem de seçim sonuçlarına ilişkin ilk değerlendirmeleri yaptık” ifadeleri yer aldı.

    ‘HEDEFLEDİĞİMİZ SONUÇLARI ALAMADIK’

    Emek ve Özgürlük İttifakı’nın her bir bileşeninin kendi değerlendirmelerini ittifakın diğer bileşenleriyle paylaştığı belirtilen ve “Emek ve Özgürlük İttifakı olarak seçimlerden hedeflediğimiz sonuçları alamadığımızı açık yüreklilikle ortaya koyduk” denilen açıklama şöyle devam etti: “Bundan sonraki süreçte eleştiri ve özeleştiri mekanizmalarını işleterek, bu dönemi bütün boyutlarıyla ele almak, tartışmak ve bundan gerekli sonuçları çıkarmak için ittifakı oluşturan her bileşenin bir seçim muhasebesi yapması gerektiği tespitinde bulunduk. Toplantımızda bir kez daha ortak toplumsal mücadelenin önemine dair güçlü bir irade açığa çıktı. Bu temelde, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak halkların, ezilenlerin ortak mücadelesinin kıymetli olduğunu güçlü bir şekilde vurguluyoruz.” 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mithat Sancar’dan seçim sonuçları değerlendirmesi: Gereği yapılacak!

    Mithat Sancar’dan seçim sonuçları değerlendirmesi: Gereği yapılacak!


    Yeşil Sol Parti ve HDP il başkanları, seçim sonuçlarını değerlendirmek için bir araya geldi.

    Mithat Sancar, HDP Genel Merkezi’ndeki toplantıda yaptığı konuşmada, seçimler ve sonrasıyla ilgili değerlendirme toplantılarına devam ettiklerini söyledi.

    Zorlu bir dönemin geride bırakıldığını ifade eden Sancar, şunları aktardı:

    “Bu dönemi bütün boyutlarıyla ele almak, tartışmak ve bundan gerekli sonuçları çıkarmak için her düzeyde tartışmaları sürdürüyoruz. Halk toplantıları da devam edecek ve sonunda konferans ve ardından kongre ile bu süreci tamamlayacağız. Konferans ve kongre süreçlerinde bu tartışmalardan çıkardığımız sonuçların gereklerini yerine getireceğiz.”

    “HEDEFLERİMİZE ULAŞAMADIK”

    Toplantı ve açıklamalarda, seçimlerden bekledikleri sonuçları alamadıklarını açık yüreklilikle ortaya koyduklarının altını çizen Sancar, “Hedeflerimiz vardı, bu hedeflerimize ulaşamadık. Bu açıdan sorgulanması gereken pek çok mesele var” değerlendirmesinde bulundu.

    “BASKICI BİR ORTAMDA SEÇİMLERE GİRİLDİ”

    Süreci bütün boyutlarıyla ele almanın daha sağlıklı bir değerlendirme için gerekli olduğunu ifade eden Sancar, adaletsiz, eşitsiz ve baskıcı bir ortamda seçimlere girildiğini kimsenin aklından çıkarmaması gerektiğini dile getirdi.

    “KENDİMİZİ YENİLEME GİBİ BİR İHTİYACIMIZ OLDUĞUNU GÖRMEK ZORUNDAYIZ”

    Normal bir seçim süreci geçirilmiş gibi bir değerlendirmenin de doğru sonuçlara götüremeyeceğini belirten Sancar, şunları kaydetti:

    “Bu süreçte sorgulama yaparken eksik ve yanlışlarımızı samimi bir şekilde masaya yatırıyoruz. Çünkü bu adaletsiz ve baskıcı rejim bütün hızıyla icraatlarıyla devam ediyor ve mücadele de öncülerini bekliyor. Mücadele ve öncülük rolünü üstleneceksek elbette kendimizi yenileme gibi bir ihtiyacımız olduğunu görmek zorundayız.”

    “GEREĞİNİ EKSİKSİZ YERİNE GETİRECEĞİZ”

    Hataların düzeltilmesinin ancak açık tartışma, samimi eleştiri ve sahici özeleştiri ile mümkün olduğuna işaret eden Sancar, şu görüşleri paylaştı:

    “Gerçek ve samimi bir değerlendirme bizleri güçlendirecektir. Kimse bundan korkmasın, kimse sorumluluktan kendini azade edecek mazeretler aramasın. HDP ve Yeşil Sol Parti en alttan en üst düzeye kadar bu süreci işletecektir, gereği neyse yapacaktır. Buradayız, konuşuyoruz, eleştireceğiz, özeleştiri vereceğiz, sorumlulukların gereğini eksiksiz yerine getireceğiz ve yolumuza devam edeceğiz.”

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AİHM Demirtaş ve Yüksekdağ’ı haklı buldu, Türkiye’ye ihlal kararı verildi

    AİHM Demirtaş ve Yüksekdağ’ı haklı buldu, Türkiye’ye ihlal kararı verildi


    Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın iç hukukta tutukluluklarına itiraz etmek için etkili bir yardım alamadıkları gerekçesiyle yaptığı başvuruyu karara bağlayan AİHM, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine hükmetti.

    Tutuklu bulunan Eski HDP Genel Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’nın başvurusunu karara bağlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinin 4. fırkasını ihlal ettiğine hükmetti. 

    AİHM, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın iç hukukta tutukluluklarına itiraz süreçleriyle ilgili ‘hak ihlaline’ uğradıkları kararı verdi. 

    AİHM’den yapılan açıklamada, Yüksekdağ ve Demirtaş’ın iç hukukta tutukluluklarına itiraz etmek için etkili bir yardım alamadıklarını gerekçesiyle başvuruda bulunduğu belirtildi. 

    Demirtaş ve Yüksekdağ’ın “özellikle cezaevi yetkililerinin avukatlarıyla yaptıkları görüşmeleri izlemelerinden ve avukatlarıyla paylaştıkları belgelere el koymalarından şikâyet ettiği” bildirilmişti. 

    Söz konusu bu tedbirlerin 15 Temmuz 2016 darbe girişimi ardından çıkarılan bir kararname kapsamında uygulandığının belirtildiği açıklamada, “Başvuranlar, Sözleşme’nin 5. maddesinin 4. fırkasına (tutukluluğun hukuka uygunluğunun hızlı bir şekilde incelenmesi hakkı) dayanmaktadır.” ifadeleri kullanıldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***