Etiket: HDP

  • Olaylar yaşandığında 140 kilometre uzaktaydı… Cezası onanan Mazlum İçli’nin annesi: “Biz Kürt’üz diye mi bize işkence ediyorlar?”

    Olaylar yaşandığında 140 kilometre uzaktaydı… Cezası onanan Mazlum İçli’nin annesi: “Biz Kürt’üz diye mi bize işkence ediyorlar?”



    IŞİD’in Suriye’nin kuzeyindeki Kobane’ye saldırmasının ardından Türkiye’de 6-8 Ekim 2014 tarihlerinde düzenlenen eylemlerle ilgili davalar devam ediyor. Eylemler sırasında, Yasin Börü’nün de aralarında olduğu 4 kişinin ölümünden sorumlu tutulan Mazlum İçli hakkında, “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” ve 4 kişiyi öldürdüğü iddiasıyla toplam 124 yıl hapis cezası verildi.

    Avukatlar İçli’nin yargılandığı davanın aralarında Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak gibi HDP’li çok sayıda siyasetçilerin de yargılandığı Kobane davasının temelini oluşturduğunu düşünüyor.

    OLAYLAR YAŞANDIĞINDA 140 KİLOMETRE UZAKTAKİ DÜĞÜNDE ÇALIŞIYORDU

    Olaylar yaşandığı sırada 14 yaşında olan ve tutuklanan İçli’nin davası, Ankara 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İçli, S.Ç. isimli kişinin teşhisine dayandırılarak 7 Ekim 2014 günü Bağlar ilçesinde yaşanan olaylarda Yasin Börü, Ahmet Dakak, Hasan Gökguz ve Riyat Güneş’ın ölümünden sorumlu tutuldu. İçli’nin, olay günü 140 kilometre uzaklıktaki bir düğünde müzik ekibinde olduğuna dair içinde görüntülerin de olduğu delillere rağmen 29 Eylül 2021’de görülen duruşmada 124 yıl hapis cezası verildi. Mazlum İçli’ye verilen ceza, 16 Ağustos’ta ise Yargıtay tarafından onandı.

    “KÜRT ÇOCUKLARI OLDUĞUMUZ İÇİN CEZA VERİYORLAR”

    Oğluyla yaptığı telefon görüşmesini Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Eylem Akdağ’a anlatan anne Aynur İçli, oğlunun cezasının onanmasına dair, “Kürt çocukları olduğumuz için ceza veriyorlar” dediğini söyledi. Anne İçli, oğlunun suçsuz olduğunun eninde sonunda açığa çıkacağının altını çizdi.

    “BABASIYLA DÜĞÜNLERE GİDİYORDU 14 YAŞINDAKİ BİR ÇOCUK, NASIL ÖYLE BİR OLAYA GİRSİN”

    “Mazlum’un çocukluğunu elinden aldılar” diyen anne Aynur İçli, “Mazlum çocuktu daha, ortaokula gidiyordu. Babasıyla düğünlere gidiyordu. 14 yaşındaki bir çocuk, nasıl öyle bir olaya girsin?9 yıldır içerdedir. 14 yaşındaki bir çocuk, bir buçuk yıl Ankara’da, İstanbul’da ise 6 ay tekli hücrede kaldı. Bu adalet mi?” diye sordu.

    “DÜĞÜNÜN SAHİBİ, DAMAT BİLE İFADE VERDİ, ÇOCUĞUMUN 3 GÜN KENDİLERİNDE KALDIĞINI VE DÜĞÜN İÇİN GELDİĞİNİ SÖYLEDİ”

    Çok sayıda delilin olduğunu ve çocuğunun suç işlemediğini belirten İçli, “Çocuğum suçsuz ve günahsız. Herkes şahit, oğlum bir şey yapmadı, bu suçu işlemedi. Çok sayıda kanıtımız var. Babası ve amcalarıyla düğündeydi. Düğünün sahibi, damat bile ifade verdi, çocuğumun 3 gün kendilerinde kaldığını ve düğün için geldiğini söyledi. Ama delillerimizin hepsini reddettiler. Yargıtay’a, savcı, hâkimlere çağrıda bulunuyorum, dosyayı yeniden açsınlar ve oğlumu serbest bıraksınlar. Mazlum 14 yaşında içeri girdi, Kürt çocuğu olduğu için bize işkence yapıyorlar. Biz Kürt’üz diye mi bize işkence ediyorlar? Kürt olan herkes işkence mi görmeli? Oğlum şu an da Silivri’de tutuklu bulunuyor ve ben her zaman gidemiyorum, hastayım, kalp ve tansiyon rahatsızlıklarım var” diye konuştu.

    “DOSYAYA BAKMADAN ONAYLADILAR”

    Mazlum İçli’nin ağabeyi Zülfü Şiyar İçli de verilen karara tepki göstererek, “Benim kardeşim 14 yaşındaydı, 14 yaşındaki bir çocuğun 4 kişiyi katletmesi akıl alacak bir şey değil. Bu insani bir şey de değil. Onlarca insanın dışarda olduğu gün, 14 yaşındaki çocuk mu gidip o insanı öldürebilir? Mazlum suçsuz, savcı ve hakim de onun suçsuz olduğunu biliyor. Yargıtay’ da onun suçsuz olduğunu biliyor ama dosyaya bakmadan onayladılar. Bunun acilen değiştirilmesini istiyoruz” diye belirtti.

    “MAZLUM’UN DOSYASI KÜRT MESELESİNE DÖNDÜ”

    Şiyar İçli Kardeşi için “Onun hayali sanatçı olmaktı, şarkılar söylemekti, bağlama çalmaktı. Başka da hiçbir şeyi yoktu. Mazlum’un dosyası Kürt meselesi haline dönüştürüldü. Başka diyecek bir şey bulamıyoruz” dedi. Ağabey Mahsun İçli de, kardeşinin olayla bir ilgisinin olmadığını ifade ederek, kardeşinin suçsuz olduğunu tekrarladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP ve Yeşil Sol’un çalıştaylarından ‘Demokratik İslam Masası’ çıktı

    HDP ve Yeşil Sol’un çalıştaylarından ‘Demokratik İslam Masası’ çıktı



    HDP’nin kapatılması ihtimaline karşı 14 Mayıs seçimlerine Yeşil Sol Parti ile giren HDP’nin oylarındaki düşüş dikkat çekmiş, seçimlerin ardından hem HDP hem YSP toplantılar ve çalıştaylarla yaşanan başarısızlığı değerlendirmeye başlamıştı.

    DEMOKRATİK İSLAM MASASI KURULUYOR

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti), halk toplantılarından sonra düzenlediği çalıştay ve atölyeler sona erdi.

    Medyascope’dan Berfin Bayır’ın haberine göre, çalıştay ve atölyelerin sonucunda partilerden yeni dönemde demokratik İslam çalışmalarını yaygınlaştırması, Kürt sorununun çözümüne dair önemli kararların alınmasıyla Emek ve Özgürlük İttifakı’nın yeni dönemde muhalefetin öncülüğünü yapacağı siyasi hat kurulması önerileri yapıldı.

    “MASAYA DAHA FAZLA İHTİYAÇ DOĞDU”

    HDP Parti Meclisi (PM) üyesi ve Alevi Masası Eş Temsilcisi Songül Tunçdemir, yaptığı açıklamada “Halklar ve İnançlar Komisyonu’nda yer alan masalar genişletilecek. Bu noktada özellikle Demokratik İslam Masası’nın daha fazla sorumluluğu var diye düşünüyoruz. HÜDA PAR’ın Meclis’e girmesi ve Diyarbakır’da vekil çıkarması nedeniyle o bölgede yaşayan insanlarımızın dini duygularının sömürülmesi daha çok gündeme geldi. Siyasal iktidara yaklaştırmak için ellerindeki tüm imkanları kullanacaklar. Bu noktada Demokratik İslam Masası’na daha fazla ihtiyaç doğdu. Hem Alevi bölgelerindeki örgütlenmeler için Alevi Masası genişletilecek hem de Demokratik İslam Masası’nın genişletilmesi söz konusu” ifadelerini kullandı.

    “İTTİFAKLAR GÖZDEN GEÇİRİLECEK”

    Tunçdemir, çalıştayda ittifakların tekrar gözden geçirileceğine ve konuyla ilgili görüşmelerin yapılacağını belirterek “Bu hep birlikte oluşturulacak. Sadece yapılanma, yani yenilenme aşamasındayız. Bu konularla ilgili bir şeyler söylemek erken diye düşünüyorum konferansta sonuçlanacak” diye konuştu.

    KONGREDEN SONRA ANKARA’DA KONFERANS

    İttifak ve Kürt sorunuyla ilgili konuların henüz öneri aşamasında olduğunu vurgulayan Tunçdemir, tüm illerde konferans hazırlığı yapılacağını ardında tam tarih belli olmasa da 22 Ağustos’da Diyarbakır’da konferans yapılacağını söyledi. Tarihleri belli olan konferanslar ise Ankara da 8-9 Eylül’de yapılacak kadın konferansı, 10-11 Eylül’de yine Ankara’da yapılacak olan karma konferans.

    NE OLMUŞTU?

    Terör örgütünün önde gelen isimlerinden Cemil Bayık seçimlerinden ardından HDP’yi eleştiren ve özellikle Kürt toplumunun İslami değerlere verdiği öneme dikkat çeken bir demeç vermiş; Bayık, AKP’nin etrafına inançlı/dindar insanları topladığını, istismar edip üzerinden siyaset yaptığını ileri sürmüştü.

    Bayık, “Bu kesim Türkiye’de güçlüdür. Büyük bir kesimdir. Bunu göremez, buna göre bir siyaset geliştiremez, bu toplumu kucaklamazsan, aranıza dahil etmezsen Türkiye’de sonuç alamazsın. Erdoğan’ın yaptığı suistimale engel de olamazsın. Seçimde bu durum ortaya çıktı” ifadelerini kullanmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Her yıl iki etkinlik düzenleniyor: “AKP’nin etkinliğinde Hacı Bektaş-ı Veli’nin resmine müdahale edildi”

    Her yıl iki etkinlik düzenleniyor: “AKP’nin etkinliğinde Hacı Bektaş-ı Veli’nin resmine müdahale edildi”



    Uçar: AKP’nin etkinliğinde Hacı Bektaş-ı Veli’nin resmine müdahale edildi

    Türkiye’de Aleviler için önemli bir etkinlik olan Hacı Bektaş-ı Veli anma etkinlikleri başladı.

    Yeşil Sol Parti ve HDP heyeti, Nevşehir Hacıbektaş’ta düzenlenen Hacı Bektaş-ı Veli anma etkinliğine katıldı. Heyet, belediyenin ardından Garip Dede Dergahını ziyaret etti.

    Burada bir açıklama yapan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Sadece siyasi kimliğimizle burada değiliz; yüzyıllardır süren Alevi halkının direnişinin yanında olduğumuz için, Hacı Bektaş-ı Veli ve Kadıncık Ananın inancının, felsefesinin ve öğretisinin bu ülkenin sorunlarına ciddi anlamda rehberlik edeceğini ve çözüm bulacağına inandığımız için bu öğretinin mücadelesini verenler olarak buradayız” dedi.

    “AKP İKTİDARININ İKİ GÜN ÖNCE YAPMIŞ OLDUĞU ETKİNLİKLERDE HACI BEKTAŞ-I VELİ’NİN RESMİNE BİLE MÜDAHALE EDİLDİ”

    Hacı Bektaş-ı Veli’de her yıl iki ayrı anma yapıldığını belirten Uçar, şöyle devam etti:

    “Bir anmayı gerçekleştiren hak ve hakikat Alevileri, diğer anmayı gerçekleştiren ise hak ve hakikat Alevilerinin yanında durmak istemeyen devlet aklı ve iktidarın kendisi. Eşitliği, özgürlüğü, barışı ve insanı merkeze alan bir öğretiyle tarihe ciddi bir miras bırakan Hacı Bektaş-ı Veli’nin hepimizin hafızasındaki görüntüsü tam da barışı sembolize eden ceylan ile aslanın kucak kucağa olduğu görüntüdür. AKP iktidarının iki gün önce yapmış olduğu etkinliklerde Hacı Bektaş-ı Veli’nin resmine bile müdahale edildi, resmindeki gerçeklik bile inkar edildi. Bunu hep birlikte gördük, tanıklığımız var. Cemevleri ziyaretinde Hz. Ali’nin ve 12 imanın resmini kaldırtan bir AKP iktidarı ile karşı karşıyayız.”

    “İKTİDAR ELİYLE YENİ BİR ALEVİLİK YARATILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    “Osmanlı’dan bugüne mevcut iktidarların her biri kendi Alevisini yaratmak için elinden geleni ardına koymadı” diyen Uçar, ancak bunun karşısında ciddi bir Alevi direnişi olduğunu kaydetti.

    Uçar, şunları kaydetti:

    “Bunun mücadelesini vermek durumundayız. Yaklaşık 2-3 yıldır AKP iktidarı eliyle önce İçişleri Bakanlığının ziyaretleri, sonra da görevlendirilen Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Alevi inancının kendisi ve değerleri inkar edilmeye çalışılıyor. Bu iktidar kendi Aleviliğini yaratmak için mantar gibi türeyen ‘Alevi kurumları’nı oluşturdu. Bu kurumlar üzerinden Alevilerin tarihsel ve toplumsal bütün değerleri inkar edilerek yeni bir Alevilik yaratılmaya çalışılıyor. Ama biz Aleviler, biz Alevi mücadelesini benimseyen ve bunun yolunu yürüyenler olarak biliyoruz ki iktidarlar karşısında hiç bitmeyen Alevi değerleri ve toplumsallığı vardır. Biz de bu yolun yolcusu olarak bu mücadeleyi Alevilerle birlikte vermeye devam edeceğiz.”

    “CAMİ İBADETE AÇIK DERGÂH MÜZE STATÜSÜNDE”

    Bu dergâhın 1800’lü yıllarda Nakşibendi Tarikatına verildiğini, içeride bir de cami olduğunu hatırlatan Uçar, cami ibadete açıkken, Alevilerin ibadet merkezi olarak tanımladığı dergâhın müze statüsünde bulunduğunu aktardı. Uçar, “Biz Alevi halkının dergâhlarının iade edilmesi talebinin yanındayız” dedi.

    Uçar, zorunlu din dersinin kaldırılması konusunda da Alevi halkının yanında olduklarını dile getirdi. Uçar, “Mevcut iktidar Alevileri tanımlamaktan vazgeçsin ve onlardan öğrensin” diye seslendi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’nin yeni planı kulislerden sızdı: Kapalı kapılar ardında HDP ile kayyım pazarlığı

    AKP’nin yeni planı kulislerden sızdı: Kapalı kapılar ardında HDP ile kayyım pazarlığı



    Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, kulislerde AKP’nin konuşulan yeni siyasi planının, kapalı kapılar ardında HDP ile kayyum pazarlığı yapması olduğunu yazdı.

    Babacan, kulislerde konuşulan iddiaları yazısında şöyle aktardı:

    “Şöyle ki AKP’nin HDP’de karşılığı olan aracılarla, CHP ile ittifak yapmaması durumunda HDP’nin seçilecek belediye başkanlarına kayyım atanmayacağı sözü verildiği iddia ediliyor.

    Yani MHP’yi rahatsız etmeden arka kapıda yapacak böyle bir iş birliğinin İstanbul başta olmak üzere CHP’de bulunan büyükşehirlerde sonuç doğurabileceğine dair ince hesaplar yapılıyor. HDP’lilerin bir süreden beri yerel seçimlere kendi adaylarıyla girmeye hazırlandıkları mesajının da bu açıdan ele alınması gerektiği belirtiliyor. Pazarlık gücünü arttırma hamlesi olabilir.”

    Babacan, kulislere ilişkin “Böyle bir adım, muhalefeti bölecek, AKP’nin adaylarını avantajlı hale getirecektir. HDP, hem siyasi aktörlerinin hem de belediye başkanlarının rahat bırakılmasını tercih edecektir. Genel seçim sürecinde Kandil’le yapılan pazarlıkları anımsayanlar, bunun uzak ihtimal olmadığını bilirler. Plan böyle işler mi bilemeyiz ama hiç yabana atılmayacak bir stratejiye benziyor” görüşünü aktardı.

    Tamamını okumak için tıklayın

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İmamoğlu’nun ‘İstanbul için yola çıkma’ açıklamasının ardından HDP’den ilk yorum

    İmamoğlu’nun ‘İstanbul için yola çıkma’ açıklamasının ardından HDP’den ilk yorum



    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, bugün yaptığı açıklamalarda “İstanbul için yola çıktığını” ve partiler üstü bir ittifak kurmayı amaçladığını belirtmişti. İmamoğlu’nun açıklamaları kamuoyunda büyük yankı uyandırırken HDP Seçim İşleri Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Emirali Türkmen, “ittifaklar meselesini bugünden tartışmanın yanlış olacağını” söyledi.

    Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’a konuşan Türkmen, “Şu bir gerçek ki biz tek adam rejimini yıkma mücadelesinden de üçüncü yol siyasetimizi güçlendirme amacımızdan da vazgeçmeyiz. Seçimler elbette önemli uğraklardır ama biz Emek Özgürlük İttifakı’nı nasıl genişleteceğimizi, mücadele odaklarını neyin üzerine kurmamız gerektiğini daha fazla önemsiyor ve tartışıyoruz” dedi.

    “HER TÜRLÜ ORTAK MÜCADELE ARAYIŞI ÖNEMLİ”

    Seçimleri ve ittifakları konuşacak zamanın da geleceğini kaydeden HDP’li Türkmen, “Önemli olan seçimlerden önce örgütlenmek, toplumsal mücadeleyi yükseltmek, halkın taleplerini sahiplenmek. Bunları yapmadan seçim konuşmak çok doğru değil. Ama tabii ki her türlü ortak mücadele arayışı önemli” ifadelerini kullandı.

    Seçimler ve ittifaklarla ilgili yaz boyunca süren halk toplantılarında uzun tartışmalar gerçekleştirdiklerini ve yaklaşan konferanslarda da bu konuların önemli gündemler olacağını belirten Türkmen, “Bir ittifak olacak mı, olursa nasıl bir ittifak olacak? Bu sorunun cevabını kongreden sonra, parti yöneticisi seçilecek yeni arkadaşlar verecek. Halk toplantıları, atölyeler ve konferanslarda ortaya çıkan politik çizgi üzerinden yeni dönemi inşa edecekler” ifadelerini kullandı.

    “ÖNCELİĞİMİZ HDP’NİN POLİTİK ÇİZGİSİNİ BÜYÜTMEK”

    Geçmiş seçimlerdeki “aday çıkarmama” deneyimlerini anımsatan Türkmen, “Geçmiş seçimleri düşününce şu söz de akla geliyor; ‘Bir suda iki defa yıkanılır mı?’ Bizim için önemli olan HDP’nin politik çizgisini büyütmek. Bu çizgiyi, bu çizgiye yakın siyasal çizgilerle büyütmeyi birinci öncelik olarak görürüz” diye konuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AKP’nin HDP planı | Kulis: Kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerde kim ne yapacak?

    AKP’nin HDP planı | Kulis: Kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerde kim ne yapacak?



    Türkiye, Mayıs seçimlerinin ardından Mart ayında yapılacak yerel seçimlere hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Mayıs akşamı seçim zaferini ilan ettiği konuşmasında, partisine muhalefetin yönettiği İstanbul başta olmak üzere büyükşehirleri geri alma hedefini koydu.

    Muhalefetin seçimlere ittifak halinde katılıp katılmayacağı tartışması devam ederken, AKP’de yerel seçimler için hummalı bir çalışma devam ediyor.

    “AKP’NİN STRATEJİSİ DOLAYLI BİÇİMDE HDP İLE İŞBİRLİĞİ YAPMAYI KAPSIYOR”

    Ankara’nın deneyimli gazetecilerden Nuray Babacan, Gazete Pencere’deki köşesinde, AKP’nin HDP ile yerel seçimlerle ilgili görüşmeler yürüttüğünü yazdı.

    Babacan, “AKP’nin yerel seçimden kazançlı çıkmak ve karşı ittifakları zorlaştırmak için yeni bir siyasi planı var. Ankara kulislerinde bir süreden beri konuşulan yerel seçim stratejisi, dolaylı biçimde HDP ile işbirliği yapmayı kapsıyor. Öyle ortalıkta görünen bir işbirliği değil, kapalı kapılar ardından yapılan ‘kayyum pazarlığından’ söz ediliyor” ifadelerini kullandı.

    “BÖYLE BİR ANLAŞMA YAPILIRSA CHP’NİN BÜYÜKŞEHİRLERİ KÜRTLERİN OYLARIYLA KAZANMA PLANI ZORLAŞIR”

    AKP’nin planının detaylarını anlatan Babacan şunları kaydetti:

    “Şöyle ki AKP’nin HDP’de karşılığı olan aracılarla, CHP ile ittifak yapmaması durumunda HDP’nin seçilecek belediye başkanlarına kayyum atanmayacağı sözü verildiği iddia ediliyor. Böyle bir anlaşma yapılırsa CHP’nin büyükşehirleri Kürtlerin oylarıyla kazanma planı zorlaşır. Özellikle İstanbul gibi büyükşehirlerde Kürt oylarını denklemden çıkartırsanız tüm adaylar için zor bir yarışa dönüşebilir. Ekrem İmamoğlu da buna dahil.

    Yani MHP’yi rahatsız etmeden arka kapıda yapacak böyle bir iş birliğinin İstanbul başta olmak üzere CHP’de bulunan büyükşehirlerde sonuç doğurabileceğine dair ince hesaplar yapılıyor. HDP’lilerin bir süreden beri yerel seçimlere kendi adaylarıyla girmeye hazırlandıkları mesajının da bu açıdan ele alınması gerektiği belirtiliyor. Pazarlık gücünü arttırma hamlesi olabilir.”

    “GENEL SEÇİM SÜRECİNDE KANDİL’LE YAPILAN PAZARLIKLARI ANIMSAYANLAR, BUNUN UZAK İHTİMAL OLMADIĞINI BİLİRLER”

    “Böyle bir adım, muhalefeti bölecek, AKP’nin adaylarını avantajlı hale getirecektir” diyen Babacan, bu anlaşmadan HDP’nin kazançlı çıkacağı noktayı ise şöyle anlattı:

    “HDP, hem siyasi aktörlerinin hem de belediye başkanlarının rahat bırakılmasını tercih edecektir. Genel seçim sürecinde Kandil’le yapılan pazarlıkları anımsayanlar, bunun uzak ihtimal olmadığını bilirler. Plan böyle işler mi bilemeyiz ama hiç yabana atılmayacak bir stratejiye benziyor.

    Bunun farklı sonuçları olacaktır. AKP için avantaj yaratabileceği gibi dezavantajlı durumlar da söz konusu. Bunun sadece büyük illerde değil, Güneydoğu illerinde de karşılığı olacak. Yani AKP İstanbul gibi büyük illeri muhalefet bloğunu bölerek almaya hazırlanırken Doğu ve Güneydoğu illerinde belediye başkanlığı kaybedebilir.

    Çünkü HDP’nin kazandığı illerde kayyum atanmayacağı algısı, bölgede HDP adaylarının etrafında toplanılması gibi bir sonucu doğurabilir. Bölgeyi bilen uzmanların yaptığı hesaba göre şu anda AKP’de olan bazı iller ve büyük ilçeler HDP’ye geçebilir. Bu da toplamda AKP’den oy kaybı anlamına gelebilir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kobane davasında yeni gelişme: ‘IŞİD sınırdan geçmesin diye nöbet tuttuk’

    Kobane davasında yeni gelişme: ‘IŞİD sınırdan geçmesin diye nöbet tuttuk’



    Kobane kentine dönük, 2014’te gerçekleşen IŞİD saldırılarına karşı Türkiye kentlerinde başlayan eylemler nedeniyle 18’i tutuklu 108 siyasetçinin yargılaması devam ediyor.

    Bugün Kobane Davası’nın 28’inci duruşmasının 4’üncü periyodu Sincan Cezaevi Kampüsünde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu siyasetçilerin bir kısmı, siyasetçiler ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) avukatları katıldı.

    ‘HDP ÜYESİ OLMAM İLE MAIL ARASINDA NASIL BAĞ KURULDU ANLAMADIM’

    Artı Gerçek’in haberine göre; duruşma, tutuksuz yargılanan Can Memiş’in esas hakkındaki savunmasıyla başladı. Memiş, Şengal’den Gazze’ye Dayanışma Koordinasyonuna ait olan ve Kobane olaylarından sonra gelen bir mailin aleyhte delil olarak kabul edildiğini belirterek, “Bu platformun suçlama konusu olması halklar açısından incitici açıkçası. Koordinasyona dair gelen mailin illiyet bağının kurulmamasını lehte delil olarak görüyorum. Savcılık bu mailin bana ulaştığını dahi tespit etmemiş. Herhangi bir postada ismimizin habersiz geçmesi bizi o organizasyonun bir parçası haline getirmez. Genç yaşta HDP ve MYK üyesi olmam ile mail arasında nasıl bir bağ kuruldu anlamadım” dedi.

    ‘IŞİD SINIRDAN GEÇMESİN DİYE NÖBET TUTTUK’

    Kendisine Kobanê olaylarından nerede olduğunun sorulmadığını belirten Memiş, “Bana, ‘Kobane olaylarına katıldın mı?’ sorusu soruldu” dedi. Emniyet aşamasında da nerede olduğuna yönelik soru sorulmadığını belirten Memiş, “6- 8 Ekim’de ne oldu? HDP, kadın örgütleri, sendikalar ve dernekler Suruç’ta nöbet tuttular. Çadır etkinliği denilmiş ama çadır etkinliği yapılmadı ki. Ben de sınırda nöbet tuttum. IŞİD’in sınırdan geçmemesi için yapılan nöbetlerdi bunlar. Bu nöbetlerin Türkiye’nin değil IŞİD’in aleyhine olduğunu görmeliyiz” ifadesini kullandı.

    Memiş, şöyle devam etti:

    “Mütalaada, MYK bir tweet atmış ben de o yüzden Suruç’a gidiyorum gibi gösterilmiş ama öyle bir şey yok. Kobanê eylemlerin yaşanmadığı nadir yerlerden biri Suruç’tur. Suruç’ta bulunmamdan dolayı olayı örgütlediğim belirtiliyor ama bu tamamen savcının suç yaratma çabalarından başka bir şey değil. Savcının eylem dediği şeyler Suruç’a gitmem, telefon görüşmesi yapmam, İstanbul’a dönmem. Bunlar savcı için eylemsellik anlamına geliyor. Mütalaada, ‘gece yarılarına kadar dışarıda olup yer değiştirdiği’ sözleri geçiyor. Bu tamamen hukukun bittiği anlamına geliyor. Gece geç saatlerde dışarıda olmamın nesi suç? Resmen savcılık ebeveynliğe soyunmuş. Bu resmen ceza fıkrasında yeni bir eşik.”

    ‘SİYASET EMEKLİ KAHVESİNE DÖNÜŞTÜ’

    Savcılığın HDP’de yer almasını ‘bir örgüt stratejisi’ olarak ele aldığını belirten Memiş, “20 yaş altında yönetim kademelerinde yer almak partinin tüzüğü ile ilgilidir. Bu diğer partilerde de var. Bu durum bizi suçlu haline getirmez. Gençler bu tür suçlamalarla karşı karşıya kalacaksa nasıl siyaset yapacak? Siyaset emekli kahvehanesine dönüşmedi mi? Eğer böyle suçlanacaksa hiçbir genç hiçbir siyasi partide yer almasın. 30 yaşında müebbet ile yargılanıyorum, var mı böyle bir şey? O parti yasal mı yasal, denetime giriyor mu giriyor, seçime giriyor mu giriyor. O partide yer almam nasıl suçlama konusu oluyor?” dedi.

    ‘SAVCILIK HDP’NİN POLİTİKALARINA BAKSIN’

    “HDP’nin sıklıkla Çözüm Süreci için atıfta bulunması, HDP’nin sürekli çözümün yanında olduğunu gösterir ve ben de o yüzden HDP üyesiyim” diyen Memiş, “Savcılık neden HDP üyesi olduğumu anlamak istiyorsa HDP’nin politikalarına baksın. Hiçbir zaman ölümün tarafı olmadım. Bu nedenle HDP’de yer aldım. HDP’nin politikaları da bu” açıklamasında bulundu. Memiş, “Katıldığım MYK toplantılarına MYK üyesi olmayan kimse katılamazdı. Katıldığım MYK toplantılarında da gündemde ne varsa kişiler kalkar o konuda fikrini söylerdi” dedi.

    Yargılandığı davadan dolayı çalışma alanı bulamadığını, Amerika’da bir okul kazandığını ama yurt dışı yasağı nedeniyle gidemediğini söyleyen Memiş, yurt dışı yasağının kaldırılmasını istedi.

    14 AĞUSTOS’A ERTELENDİ

    Mahkeme heyeti, Memiş için uygulanan adli kontrol uygulamasının kaldırılması taleplerini reddederek duruşmayı 14 Ağustos’a erteledi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tutuklu bulunan Gültan Kışanak ablasının cenaze törenine götürüldü

    Tutuklu bulunan Gültan Kışanak ablasının cenaze törenine götürüldü



    Kandıra F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eşbaşkanı Gültan Kışanak, böbrek yetmezliğinden dolayı bir süredir tedavi gören ve dün tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren ablası Zeynep Özer’in cenaze törenine katıldı.

    MİLLETVEKİLLERİ YALNIZ BIRAKMADI

    MA’da yer alan habere göre; Kandıra’dan uçakla Elazığ Havalimanı’na getirilen Kışanak, buradan Ehli Beyt Cemevi’ne götürüldü.

    Yoğun güvenlik önlemleri altında getirilen Kışanak’a Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Tunceli Milletvekili Ayten Kordu, HDP’li Alican Önlü de eşlik etti. Cemevindeki cenaze töreni katılan Kışanak, burada baş sağlığı dileklerini kabul etti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sırrı Süreyya Önder’den Demirtaş açıklaması: “İncindiği, yorulduğu, yıprandığı birçok alanda sonuna kadar haklı olduğunu düşünenlerdenim”

    Sırrı Süreyya Önder’den Demirtaş açıklaması: “İncindiği, yorulduğu, yıprandığı birçok alanda sonuna kadar haklı olduğunu düşünenlerdenim”



    14 Mayıs seçimlerinde muhalefetin yenilgisi, partilerin kendi içindeki tartışma sürecini tetikledi. HDP, hakkında açılan kapatma davası nedeniyle, seçimlere Yeşil Sol Parti (YSP) ismiyle girdi ve seçimde aldığı oy oranı nedeniyle bir tartışma sürecini başlattı.

    Bu süreçte en dikkat çeken karar tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’tan geldi. Demirtaş, seçimlerden sonra yaptığı açıklamayla aktif siyaseti bıraktığını duyurdu ve siyasi konularda kamuoyuna açıklama yapmayı bıraktı.

    ÖNDER: İNCİNDİĞİ, YORULDUĞU, YIPRANDIĞINI HİSSETTİĞİ BİRÇOK ALANDA DA SONUNA KADAR HAKLI OLDUĞUNU DÜŞÜNENLERDENİM

    TBMM Başkanvekili ve YSP milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Kısa Dalga Podcast’te Azmi Karaveli’nin konuğu oldu. Önder, mevcut siyasi tartışmalara ve partisinin yaşadığı sürece dair açıklamalarda bulundu.

    Yakın zamanda Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret eden Önder, şunları kaydetti:

    “Selahattin Bey bu geleneğin çıkardığı en yetkin arkadaşlarımızdan, kardeşlerimizden, yoldaşlarımızdan birisidir. Dolayısıyla incindiği, yorulduğu, yıprandığını hissettiği birçok alanda da sonuna kadar haklı olduğunu düşünenlerdenim, onun bütün duygularını görebilen bir yerdeyim.

    Ama tarihsel olarak yaşayacağız ve göreceğiz. Bu ülkenin geleceğinde gerek günlük siyasi aktör olarak ister günlük siyasetin dışında bir aktör olarak Selahattin Bey bu ülkenin geleceğinde yer alabilecek önemli aktörlerden birisidir. Kendisini bundan alıkoymayacağını yakinen biliyorum.

    Bunun farkında olan bir tek ben değilim. Fakat böyle dönemler, karşılamaya hazırlıklı değilseniz -Selahattin Bey özelinde söylemiyorum genel olarak- insanların genellikle birbiriyle ve duygularıyla uğraştığı dönemler olarak hep kayda geçer. Oysa bunu bir an önce geride bırakıp kimin üzerine ne düşüyor zeminine geri geldiğimizde, Selahattin Bey’in kendi üzerine düşeni ilk yapacak insanlardan biri olacağından da eminim. Bu kesinlikle söyleyeyim.”

    ÇÖZÜM SÜRECİ AÇIKLAMASI: SONSUZA KADAR SÜRMÜŞ HİÇBİR SAVAŞ YOKTU

    Çözüm sürecine dair “Önceki çözüm sürecinde mesele o kadar zehirlenmişti ki bu ön yargılarla boğuşmamız, keskin bir çatışma sürecini bir anda barış sürecine evirebilmemiz için bu barış talebini toplumsallaştırmakta yetersiz kaldık. En büyük özeleştirimiz budur” diyen Önder, “Dünyada sonsuza kadar sürmüş hiçbir savaş yoktur. Belki bu mesele çözümü kolay bir mesele değil. Çünkü arka planda yüzlerce yıllık tarihsel, sosyo-kültürel, sosyal ekonomik yüzlerce meseleyi barındırıyor. Ama işin çatışma ve eşitlik boyutunu çözebiliriz, bu bizim elimizde” değerlendirmesinde bulundu.

    NE OLMUŞTU?

    Seçimlerden hemen sonra Artı Gerçek için bir yazı kaleme alan Demirtaş, parti yönetimini eleştirdi. Demirtaş yazısında, “Partimiz, oylama gününe bir ay kala seçim çalışmasına yüklendi, o da yarım yamalak ve dağınık bir çalışma şeklinde olabildi ancak… Profesyonellikten uzak, bir yöre derneğinin seçim çalışması gibi amatörce bir yaklaşımla başarılı olamazsınız” ifadelerini kullandı.

    Demirtaş’ın bu yazısına HDP yönetimi tepki gösterdi. Demirtaş’a da iletilen bu tepkilerde, “Bizi ateşe attı”, “Kendisini neredeyse hiç eleştirmeden bizi ve partimizi hedef haline getirdi, zarar verdi” ifadeleri yer aldı. Bunun ardından Demirtaş, sürpriz bir şekilde aktif siyaseti bıraktığını kişisel sosyal medya hesabından paylaştı.

    Yeşil Sol Parti Muş Milletvekili Sezai Temelli ve Ahmet Türk, Demirtaş’ın siyaseti bırakma kararının ardından açıklama yaptı. Temelli şunları söyledi: O siyaseti bırakmak istese de ne biz onu bırakırız ne de siyaset onu bırakır. Beraber siyaset yapmaya devam edeceğiz.” Türk ise “Parti içinde birçok Genel Merkez oluştu” diyerek Demirtaş’a destek açıklaması yaptı.

    Seçimlerden sonra gündeme gelen tartışma HDP yönetimi ile Demirtaş arasındaki ilk tartışma değildi. Kulislerde daha önce de yönetim ile Demirtaş arasında ayrılıklar yaşandığı, Kandil’den gelen bazı açıklamalarda da Demirtaş’ın hedef alındığı söylenmişti.

    Demirtaş cephesi ise, bazı kritik anlarda yalnız bırakıldıklarını açıklamıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP, tüm yetkilerini Yeşil Sol’a devrediyor: Eylülde kongreye gidilecek, isim değiştirilecek

    HDP, tüm yetkilerini Yeşil Sol’a devrediyor: Eylülde kongreye gidilecek, isim değiştirilecek



    Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (YSP), seçim sürecine ilişkin yol haritasını belirlemek üzere Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı yaptı. HDP Genel Merkezi’ndeki toplantı, HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile Yeşil Sol Parti Eş Sözcüleri Çiğdem Kılıçgün Uçar ve İbrahim Akın başkanlığında yapıldı.

    Artı Gerçek’ten Seda Taşkın‘ın haberine göre, MYK toplantısında, HDP kapatma davasının hukuki durumu ve davanın gelinen aşaması nedeniyle HDP kongresinin olağanüstü toplanması kararı alındı. Bu kapsamda tüm çalışmalar Yeşil Sol Parti’ye devredilecek.

    Toplantıda alınan kararlardan diğeri de Yeşil Sol Parti’nin eylül sonuna kadar kongresini yapması ve bu kapsamda tüzük ile isim değişikliği yapılması. HDP olağanüstü toplanma gündemiyle Parti Meclisi’ni (PM) toplayacak.

    Toplantıda ayrıca Yeşil Sol Parti’nin halk toplantılarındaki öneriler doğrultusunda atölye ve çalıştay düzenlenecek. Bu kapsamda karar tasarıları konferansa götürülecek ve konferansın ardından kongre yapılacak.

    MYK toplantısında Yeşil Sol Parti ile HDP’nin tüm bileşenleriyle doğa kıyımına karşı planlama çıkaracağı bildirilerek, Cudi dağındaki yangın ile Akbelen’de ağaç kıyımına ilişkin her iki bölgeye heyet gönderilmesi kararı alındı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***