Etiket: HDP

  • HDP Milletvekili Semra Güzel hakkında fezleke hazırlandı

    HDP Milletvekili Semra Güzel hakkında fezleke hazırlandı


    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Semra Güzel hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan fezleke Adalet Bakanlığına gönderildi. Semra Güzel’in Volkan Bora adında bir PKK’lı ile fotoğrafı bazı medya kuruluşlarında yayımlanmıştı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Adıyaman’da 2017’de PKK’ya yönelik hava destekli operasyonda öldürüldüğü belirtilen Volkan Bora’nın, HDP’li milletvekili Semra Güzel ile fotoğraflarını gerekçe göstererek Güzel hakkında fezleke hazırladı.

    Semra Güzel: Fotoğrafla yargısız infaz peşindeler

    Fotoğraflarla kendisine karşı yargısız infaz yapıldığını belirten Semra Güzel, “Kirli odaklar 5 yıl önce çözüm sürecinde devletin bilgisi dahilinde gerçekleşen görüşmelerin fotoğraflarıyla yargısız infaz peşindeler” dedi.

    HDP Basın Büro tarafından paylaşılan açıklamada, “8 Ocak 2022 gecesi iktidar tarafından basına servis edilen kimi fotoğraflar üzerine sosyal medyada ve televizyonlarda hakkımda başlatılan karalama ve linç kampanyası ile ilgili kamuoyunu bilgilendirmek isterim” denildi. İktidarın HDP milletvekillerine yönelik itibar suikastı düzenlediğini söyleyen Güzel, “Kirli odaklar tarafından servis edilen kimi görüntüler ve organize trol saldırılarıyla sosyal medya ortamında yargısız infazlar yapılmaktadır” dedi.

    “Aile arasında sözlendik”

    Çözüm süreci döneminde Volkan Bora’ya ulaşmaya çalıştığını ve kendisiyle görüşmek için bölgeye gittiğini belirten Güzel şunları söyledi:

    “Söz konusu fotoğraflara gelince… Volkan Bora ile üniversite yıllarımda tanıştım ve bir süre arkadaş olarak görüştüm. Kendisi ile yaşadığımız duygusal yakınlık sonucunda, aileler arasında yaptığımız bir tören sonrasında sözlendik. Volkan Bora gazetecilik yaparken, 2009 sonlarında maruz kaldığı soruşturma ve davalar neticesinde yurt dışına gitmek zorunda kaldı. Ulaşmaya çalışmama rağmen, 2014 yılına kadar kendisiyle hiçbir şekilde görüşemedik. 2013-2015 yılları arasında başlatılan çözüm ve barış sürecinin olumlu havası içerisinde çocuklarını, annelerini, babalarını ve sevdiklerini görmeye çalışan birçok kişi gibi ben de Volkan Bora’ya ulaşmaya çalıştım. Bahsi geçen bölgeye gittiğimde iki kadın tarafından karşılandım. Bana güvenlik koşulları nedeniyle kendi kıyafetlerinden giymem gerektiği söylendi. Bir süre bekledikten sonra orada olduğunu öğrendim ve görüştük. İşte basına servis edilen fotoğraflar bu görüşmeye ait fotoğraflardır. Sadece benim değil milyonlarca insanın geleceğe dair umutlandığı ve barışı arzuladığı bir süreçte, bizatihi hükümetin karşı tarafla görüşmeler yaptığı göz önüne alınırsa, bu fotoğrafların bugün hakkımda yürütülen karalamalara, kumpas girişimlerine ve suçlamalara dayanak yapılmaya çalışılması kabul edilemez.”

    Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, 24 Haziran 2018’de milletvekili seçilmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kulis | HDP’de kapatılmaya karşı yeni seçenek HEP-SHP ittifakı formülü

    Kulis | HDP’de kapatılmaya karşı yeni seçenek HEP-SHP ittifakı formülü


    Yerel seçimlerde Millet İttifakı ve Cumhur İttifakı ile hareket etmeyen fakat çizdiği yol haritası ve Millet İttifakı’na verdiği destek ile seçim sonucunun belirlenmesinde payı olan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 2023 seçimlerine dönük yol haritasının ne olacağı merak konusu.

    Euronews’e konuşan HDP kaynaklarına göre partinin kapatılma ihtimali ve seçeneği güçleniyor.

    Ve bu ihtimale karşı, HDP’nin masasında yeni bir parti ya da bağımsız olarak seçime girme seçeneği yok.

    HDP’nin olası bir seçimde yol haritası ne olacak?

    2023 seçimine giden süreçte Millet İttifakı ile de yol almayacaklarını belirten HDP kaynakları, bunun 27 Eylül’de açıkladıkları “Tutum Belgesi”yle netleştiğini ifade ediyor.

    Millet İttifakı’nı Türkiye’deki sorunların çözümü noktasında yetersiz bulan aynı kaynaklar, kendi ekseninde üçüncü seçeneği örgütlemek istiyor.

    Böylelikle HDP, her iki bloğun da Meclis’te sayısal niteliğe kavuşmasını engelleyip belirleyici güç olmayı amaçlıyor.

    ‘Amaç demokratik geleceği konuşmak’

    ‘’Türkiye’nin demokratik geleceğini konuşuyoruz’’ diyerek mevcut bileşenleri ve diğer siyasi partilerle bir araya gelen HDP, Türkiye’nin demokratik, sol, sosyalist güçleri ile geniş bir mücadele ortaklığı ile ‘parti olma sorununu’ ya da seçime girememe seçeneğini ortadan kaldırmayı hedefliyor.

    Bağımsız olarak da seçime girmenin AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı güçlendireceğini söyleyen HDP kaynaklarına göre böylece bu ihtimalin önüne geçilmiş olacak.

    Yürütülecek olan ittifak tartışmalarında Türkiye’nin içinde bulunduğu toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlar masaya yatırılacak ve seçime nasıl girileceği şeklen belirlenecek.

    HDP’de HEP-SHP ittifakı formülü tartışılıyor

    HDP’nin masasında tartışılan bir diğer seçenek ise HEP-SHP formülü. HDP, herhangi bir muhalefet partisi ile ortak milletvekili listesi çıkarıp doğal ittifak yaratmayı tartışıyor.

    Parti içinde bu adıma da AK Parti’nin gücünü kırabilecek bir hamle olarak bakılıyor.

    20 Ekim 1991 genel seçimlerinde Sosyal demokrat Halkçı Parti (SHP) ile Halkın Emek Partisi (HEP) ‘seçim ittifakı’ konusunda anlaşarak 18 milletvekili Meclis’e girmişti. Daha sonra HEP’li vekiller, açılan davalar nedeniyle DEP grubunu kurarak SHP’den ayrılmışlardı.

    Her ne kadar SHP’nin bu kararla oy kaybettiği tartışmaları yürütülse de Kürt siyaseti açısından önemli bir hamle olmuştu.

    HDP kapatılırsa, seçmeni kime oy verecek?

    Olası bir kapatılma durumunda 6 milyona yakın HDP seçmenin hangi ittifak ya da partiye oy vereceği de tüm siyasi partilerin hesaplarında.

    HDP, 2022’nin ilk günlerinde, yabancı bir kamuoyu araştırma şirketine anket yaptırdı. Batı’daki ve Kürt illerindeki seçmenin nabzına yönelik yaptırdığı bu ankette partinin kapatılması durumunda seçmene tavırlarının ne olacağı soruldu.

    Seçmeninin yüzde 70’i ‘parti ne derse ona göre oy kullanacağım’ yanıtını verdi.

    Aynı anket sonuçlarına göre, HDP’nin kapatılması durumunda alternatifsiz kaldığını düşünen seçmenin yüzde 21’i CHP’ye oy vereceğini söyledi.

    ‘Belki Ak Parti’yi düşünebilirim’ diyen seçmen oranı yüzde 2’de. Kararsızların oranı ise yüzde 3 civarında.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yazar ve şairler Alp Altınörs için bir araya geldi

    Yazar ve şairler Alp Altınörs için bir araya geldi


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Siyasi partilere hazine yardımı nasıl belirleniyor? 2022’de hangi parti ne kadar alacak?

    Siyasi partilere hazine yardımı nasıl belirleniyor? 2022’de hangi parti ne kadar alacak?


    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na 16 Ekim’de sunulan 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu teklifi geçtiğimiz hafta TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmeye başlandı. 1 ay sürmesi beklenen görüşmelerin ardından bütçe tasarısı aralık ayında genel kurulda oylanarak kanunlaşacak.

    Her yıl bütçe tasarısında merak edilen maddelerden biri de siyasi partilere yapılacak hazine yardımları oluyor. Erken seçim tartışmalarının alevlendiği şu günlerde de hazine yardımı daha da fazla gündeme geliyor.

    Peki siyasi partilere verilecek hazine yardımı nasıl belirleniyor?

    Siyasi partiler faaliyetlerini sürdürmek için bağış, aidat, gayrimenkul gelirleri ve parti etkinliklerinden elde edilen gelirleri kullanabiliyor. Fakat bunların yetersiz kalması nedeniyle Türkiye’de 1965 yılından beri hazine tarafından siyasi partilere destek veriliyor.

    Siyasi partiler kanuna göre en son parlamento seçimlerime katılmış ve genel barajı aşmış partilere toplamda her yıl o yılki genel bütçe gelirlerinin 5 binde ikisi oranında ödeme yapılıyor. Bunun haricinde barajın altında kalmasına rağmen yüzde 3’ten fazla oy alan partilere de en düşük yardımı alan partiyle orantılı olarak destek veriliyor. Seçim yıllarında bu miktar 3 katına çıkıyor.

    2022’de hangi parti ne kadar hazine yardımı alacak?

    Meclise sunulan bütçe taslağında 2022 yılı genel bütçe gelirlerinin 1 trilyon 448 milyar 944 milyon 742 bin lira olması bekleniyor. Buna göre barajı aşan partilere toplam hazine yardımı 579 milyon 577 bin 896 lira olacak. Bunun haricinde İYİ Parti de destek alacak.

    Partilere yapılacak yardımın miktarı ise en son genel seçimde aldıkları oy oranına göre belirleniyor. Buna göre;

    • AK Parti 280 milyon 279 bin lira
    • CHP 149 milyon 134 bin lira
    • HDP 77 milyon 65 bin lira
    • MHP 73 milyon 99 bin lira
    • İYİ Parti 65 milyon 588 bin lira alacak.

    Erken seçim olması halinde partiler bu miktarların 3 katını alacak. Öyle bir durumda partilere ayrılacak ödenek 2 milyar liraya yaklaşacak.

    6 muhalif partiden yeni teklif

    Öte yandan bu sistem yeni kurulan veya düşük oy alan partiler tarafından sık sık eleştiriyor. Seçim kampanyalarında hazine yardımlarını kullanamayan partiler bu sistemin büyük partiler lehine haksız rekabete yol açtığını savunuyor.

    CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ile DEVA Partisi yetkililerinin “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” çalışmalarını ortaklaştırmak için başlattığı toplantılarda partilere hazie yardımı da gündeme alındı. Buna göre parti yetkilileri seçim barajının yüzde 3’e düşürülmesinde mutabık kalırken hazine yardımı için belirlenen alt sınırın tüm partiler arasında eşitlik ve adaletin sağlanması için yüzde 1’e düşürülmesi konusunda anlaşmaya vardı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Çıplak arama iddialarına yazılı cevap: Maddelerle arama nasıl yapılıyor ?

    Çıplak arama iddialarına yazılı cevap: Maddelerle arama nasıl yapılıyor ?


    Türkiye’de ceazevlerine kabul ve girişlerde tutuklu ve hükümlülere çıplak arama yapıldığı iddialarının ardından Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü açıklama yaptı. Açıklamada, çıplak aramanın ‘istisnai’ bir durum olduğu ve arama sırasında, önce bedenin üst kısmındaki giysilerin çıkarıldığı, bedenin alt kısmında giysilerin ise üst kısımdakilerin giyilmesinden sonra çıkarıldığı kaydedildi. Ayrıca bu işlem sırasında da ilgiliye tek kullanımlık önlük verildiği vurgulandı.

    Türkiye’de büyük tartışmaya neden olan çıplak arama iddialarına Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü açıklama yaparak yanıt verdi. Yapılan açıklamada aramanın hangi durumlarda ne şekilde yapıldığı maddelerle sıralandı. “Hükümlünün üzerinde kuruma sokulması veya bulundurulması yasak madde veya eşya bulunduğuna dair makul ve ciddi emarelerin varlığı ve kurum en üst amirinin gerekli görmesi hâlinde detaylı arama yapılabilmektedir” denilen açıklamada aramanın hangi durumlarda ve nasıl yapıldığı şöyle açıklandı:

    a) Sıfat ve görevi ne olursa olsun herkes kuruma girişte duyarlı kapıdan geçmek zorundadır. Duyarlı kapı ve dedektörlerin ikaz vermesi ya da şüphe halinde kuruma girmekte ısrarcı olan kişilere elle fiziki arama yapılmaktadır.

    b) Kuruma kabul edilen hükümlü ve tutuklular, öncelikle genel kurallar çerçevesinde duyarlı kapı ve dedektör aramasından geçirilmektedir. Buna müteakip ilgililerin üstü ve elbisesi fiziki aramaya tabi tutulmaktadır. Genel olarak bu şekilde yapılan aramalar hükümlü ve tutuklunun kuruma kabul edilmesi için yeterlidir.

    c) Genel arama işlemlerine rağmen ilgilinin kuruma yasak madde veya eşya sokacağına dair makul ve yoğun şüphe varsa detaylı arama uygulaması yapılır.

    d) Detaylı arama, tutuklu ve hükümlünün utanma duygusunu ihlâl etmeyecek ve dışarıdan içerinin görünmeyeceği şekilde, sadece aramalar için tahsis edilmiş bir odada hükümlü ve tutukluyla aynı cinsiyetten iki personel tarafından gerçekleştirilir.

    e) Arama sırasında önce bedenin üst kısmındaki giysiler çıkarılır, bedenin alt kısmında giysiler üst kısmındaki giysiler giyildikten sonra çıkarılır. Bu işlemler sırasında ilgiliye tek kullanımlık önlük verilir.

    f) Detaylı arama sırasında bedene dokunulmaması için gerekli özen gösterilir. Öncelikle, tutuklu ve hükümlüden yasak madde veya eşyanın kendisi tarafından çıkartılıp teslim edilmesi istenir. Aksi takdirde, beden çukurları aranması gereken hallerde detaylı arama hekim tarafından yerine getirilir.

    g) Detaylı arama, mümkün olan en kısa süre içinde bitirilir.

    Açıklamada detaylı arama, uluslararası örgütlerin kabul ettiği, birçok ülkenin uyguladığı bir tedbir olarak nitelendi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD’li senatörler, Biden’dan Erdoğan’ı HDP konusunda uyarmasını istedi

    ABD’li senatörler, Biden’dan Erdoğan’ı HDP konusunda uyarmasını istedi


    Amerika Birleşik Devletleri’nden 10 senatör, Başkan Joe Biden’ı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı “ülkesindeki Kürt toplumunu vatandaşlık haklarından mahrum etme, çoğulcu siyasete zarar verme ve iktidar gücünü anti-demokratik yollardan sıkılaştırmaktan sorumlu tutmaya” çağırdı.

    Demokrat Senatör Chris Van Hollen ve Cumhuriyetçi James Lankford’un öncülük ettiği bir mektup yazan senatörler “Türk Anayasa Mahkemesi’nin Haziran 2021’de ülkenin üçüncü büyük siyasi partisi olan Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) kapatmayı hedefleyen bir iddianameyi kabul etmesinin derin endişesi ile yazıyoruz,” ifadelerini kullandı.

    Senatörler mektupta “Sizden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülkenin en büyük Kürt yanlısı siyasi partisini kapatma çabalarını artırmasını güçlü bir şekilde kınamanızı ve Türkiye’deki demokratik gerilemeyi engellemek için AB’li ortaklarımızla çalışmanızı istiyoruz,” sözlerine yer verdi.

    Mektupta 2015 yılından beri 5 binden fazla HDP’li milletvekili, yönetici ve parti üyesinin tutuklandığına vurgu yapan senatörler Kasım 2016’dan beri tutuklu olan Eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin iki defa verdiği hak ihlali kararına rağmen serbest bırakılmamasına değindi.

    “HDP’yi sandıkta yenmeyi başaramayan Erdoğan’ın yargı sistemini kullanarak partiyi kapatmaya ve yüzlerce üyesini yasaklamaya çalıştığını” belirten senatörer, bunun açık bir şekilde “siyasi muhalefeti dizinden vurmak” anlamına geleceğini kaydetti.

    Senatörler mektubun sonunda Biden’dan Türkiye ile ilişkilerindede ulusal demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü değerlerine riayet etmesini isteyerer Erdoğan’ın HDP’yi kapatması ve üyelerini yasaklaması halinde Türkiye için ciddi olumsuz sonuçlarını olacağını anlamasını sağlamasını istedi.

    Mektubu imzalayan diğer senatörler Demokrat Ron Wyden, Jeff Merkley, Jeanne Shaheen, Cory Booker, Ed Markey Sherrod Brown; Cummhuriyetçi Thom Tillis ve bağımsız Angus King oldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP’den ‘2023 bildirisi’: Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini değiştirmek istiyoruz

    HDP’den ‘2023 bildirisi’: Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini değiştirmek istiyoruz


    Halkların Demokratik Partisi (HDP) 2023’teki seçimlere yönelik hazırladığı bildiride cumhurbaşkanlığı sisteminin değiştirilmesi çağrısı yaptı. ‘Adalete, Demokrasiye, Barışa Çağrı Deklarasyonu’nda, “Çözümsüzlüğün başlıca kaynağı Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini değiştirmek istiyoruz” denildi.

    Bildiriyi duyuran HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, “herhangi bir ittifak içinde yer alma anlayışımızın olmadığını açıkça vurguluyoruz” dedi.

    Adalet çağrısı yapan liderler deklerasyonda, “Yargı eliyle siyaseti ve toplumu dizayn eden, yargıyı muhalefeti tasfiye etme aracı olarak kullanan anlayış, adaleti her anlamda yerle bir etmiştir” ifadesine yer verdi.

    Açıklamada KHK’larla işten atılmalarla ilgili, “Kanun Hükmünde Kararnameler’le yaratılan hak gasplarının giderilmesi, kamuda işe alımda ve atamalarda her tür ayırımcılığa son verilmesi ve sadece liyakatın esas alınması gereklidir.” denildi.

    HDP’nin vaadinin ‘güçlü demokrasi, evrensel standartlarda bir adalet sistemi ve kalıcı toplumsal barış’ olduğunu belirten liderler, “Türkiye halkları çözüm üretmeyen, ortak akıldan uzaklaşan politikalara ve yönetimlere; ayrımcılık, nefret söylemi ve toplumsal kutuplaşmaya mahkûm değildir.” mesajını verdi.

    11 maddeden oluşan HDP bildirisinde hangi konular var?

    “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değişmeli”

    • Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi: “Keyfiliği ve zorbalığı kurumsallaştırıp kalıcılaştırmayı hedefleyen ve yaşadığımız çoklu krizin ve çözümsüzlüğün başlıca kaynağı olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni ve bu sistemi besleyen yapıları değiştirmek istiyoruz. Amacımız, bütün kuvvetleri ve nihai karar yetkisini tek adamda birleştiren bu otoriter ve tekçi sistemin yerine güçlü demokrasinin, çoğulcu demokratik sistemin tesis edilmesini sağlamaktır.”
    • Güçlü demokrasi: “Geniş yetkilere sahip çoğulcu bir parlamentonun bulunduğu, kuvvetler ayrılığının tam anlamıyla işlediği, denge ve denetleme mekanizmalarının gerçekten etkili olduğu bir demokratik parlamenter sistem öngörüyoruz. Güçlü demokrasi, aynı zamanda yerinden ve yerelden yönetim anlayışını gerektirir. Bu nedenle kuvvetler ayrılığının yerele doğru genişletildiği, yerel yönetimlere yetki ve kaynak devrinin güvence altına alındığı, yerel katılım mekanizmalarının işlediği güçlü bir yerel demokrasi olmadan güçlü demokrasiyi inşa etmek mümkün değildir.”
    • Tarafsız ve bağımsız yargı: “Yargı kurumu Yürütme’nin vesayeti altındadır. Yargı eliyle siyaseti ve toplumu dizayn eden, yargıyı muhalefeti tasfiye etme aracı olarak kullanan anlayış, adaleti her anlamda yerle bir etmiştir. Bu nedenle tüm siyasi davaların ve mahkumiyetlerin sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını, adaletin ve toplumsal barışın tesisi açısından bir gereklilik olarak görüyoruz. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Avrupa İşkenceyi Önleme ve İzleme Komitesi (CPT) olmak üzere tüm uluslararası kurumların hak ihlalleri, hukuk dışı cezaevleri koşulları, tecrit vb. ile ilgili kararlarına ve tavsiyelerine uyulmasını adaletsizliklerin tamiri açısından önemli bir ihtiyaç olarak değerlendiriyoruz.”
    • “Kayyım rejimi değil, halk iradesi”: “Belediyelerden üniversitelere ve sivil toplum kuruluşlarına kadar uzanan, seçme-seçilme hakkını yok sayan, halk iradesine ve seçim adaletine ipotek koyan ve bir yönetim biçimi haline gelen kayyımlar rejimi anlayışına son verecek yasal düzenlemeler, bu rejimin yarattığı tahribatların giderilmesi ve kayyım mağdurlarının tüm haklarının iadesi için acildir.”
    • Kürt sorununa demokratik çözüm: Başta anadili hakkı olmak üzere tüm evrensel kimlik haklarının tanınması için gerekli düzenlemelerin yapılması büyük önem taşımaktadır. Savaş politikaları, silah ve çatışma yöntemleri yerine, diyalog ve müzakere seçeneklerinin kendini tarihsel olarak dayattığı ve güncel olduğu aşikârdır. Bunun için Türkiye halklarının tümünün yararını ve geleceğini düşünerek herkes özveride ve fedakârlıkta bulunarak adım atmalıdır. Sorunlarımızı şiddet aracılığıyla değil; konuşarak, müzakere ederek, diyalog yoluyla çözmek temel düsturumuzdur.”

    “İstanbul Sözleşmesi geri gelmeli”

    • Kadına özgürlük ve eşitlik: “Kadınların eşit ve özgür yaşam haklarının her tür güvenceye kavuşturulması ve temsilde eşitliği sağlamak için eşbaşkanlık uygulamasının yaygınlaşması ve yerleşmesi vazgeçilmez adımlardır. Aynı zamanda kadınlara yönelik sistematik erkek şiddetiyle ve kadın cinayetleriyle mücadele edilmesi zorunluluktur. İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden geçerli hale getirilmesi ve uygulanması, toplumsal cinsiyet eşitliği önündeki siyasal, idari, ekonomik ve kültürel tüm engellerin kaldırılması ilk acil adımlar arasındadır.”
    • Ekonomide adalet: “Bütçe kaynaklarının; saraylar, savaşlar, yandaşlar için değil, halkın ekonomik güvencesi için seferber edilmesi ilk adımlardır.”
    • Kamu yönetiminde liyakat: “Kamu yönetimi, iktidar blokunun tekelinde kadrolaşmanın alanı olmamalıdır. Kanun Hükmünde Kararnameler’le yaratılan hak gasplarının giderilmesi, kamuda işe alımda ve atamalarda her tür ayırımcılığa son verilmesi ve sadece liyakatın esas alınması gereklidir.”

    “Kanal İstanbul durdurulmalı”

    • Doğaya saygı: “İklim krizine karşı acil durum ilanı, çılgınca doğa ve çevre tahribatına yol açan, rant uğruna ormanları, tarım alanlarını, akarsuları tahrip eden ve ekolojik dengeyi bozan tüm projelerin, başta Kanalİstanbul olmak üzere, durdurulması gereklidir.”
    • Demokratik Anayasa: “Sivil, özgürlükçü, yeni bir anayasa, gerçek anlamda bir toplumsal sözleşme Türkiye’de yeni bir başlangıcın ve demokratikleşmenin tacı olacaktır. Bu anayasa; farklı kültürlere, kimliklere, inançlara, anadillerine ve yaşam tarzlarına saygıya dayalı eşit yurttaşlığı esas almalıdır. Anayasanın hazırlanma süreci, her kesimi kapsayan, demokratik katılım ve toplumsal müzakereye dayalı bir yöntemle yürütülmelidir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP’nin ‘ittifak kararı’ ne anlama geliyor? Seçime Millet İttifakı’yla mı girecek?

    HDP’nin ‘ittifak kararı’ ne anlama geliyor? Seçime Millet İttifakı’yla mı girecek?


    Halkların Demokratik Partisi (HDP), 2023 cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinde tutumunu ortaya koyan “Demokrasiye, Adalete, Barışa Çağrı Deklarasyonu”nu açıkladı.

    11 maddelik deklarasyonda; parlamenter sisteme geri dönüş, yeni bir anayasa, tarafsız ve bağımsız yargı talebi, Kürt sorununda demokratik çözüm önerileri, İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden uygulanması ve KHK mağduriyetlerinin giderilmesi gibi pek çok başlık var.

    Bildiride ayrıca, “Çözümsüzlüğün başlıca kaynağı Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini değiştirmek istiyoruz” denildi.

    HDP’nin yerel seçimde örtülü destek verdiği Millet İttifakı’nda yer alıp almayacağı merak ediliyor.

    Euronews’e konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Vahap Coşkun’a göre HDP ittifak kapısını kapatmadı.

    Sadece 2019 seçiminde vermiş olduğu koşulsuz destek yerine muhalefetle olan ilişkisinin daha sağlıklı ve ilkeler düzeyinde olmasını talep ediyor:

    ”Seçim iki ayaklı. Parlamento ve Cumhurbaşkanlığı seçimi. Parlamento seçiminde HDP’nin ittifaka ihtiyacı yok. Bu çok net ifade ediliyor. Sadece toplumsal kesimlerle ittifak yapacağız, bunun ötesinde Millet İttifakı ve Cumhur İttifakı ilgi alanımızın dışında deniliyor. Sorun burada Cumhurbaşkanlığı seçimleri. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise HDP, kişiler üzerinden değil ilkeler üzerinden bir tartışma yürütelim diyor. Ve kendisinin önem atfettiğini konuları tek tek sıralıyor.”

    “Bu ilkeleri konuşacak ve uygulayacak bir aday için muhalefete yapılan bir çağrı. Aslında bu ilkeler de oldukça genel çizilmiş ilkeler. Muhalefetin ve farklı toplumsal kesimlerin iktidara karşı eleştirilerinin toplandığı ilkeler. Demokrasinin güçlendirilmesi, adaletin bağımsız hale getirilmesi, ekonomide eşitlik sağlanması, kamuda liyakatın olması vs… Bu ilkeler üzerinden bir mutabakat olursa HDP böyle bir adayı destekleyeceğini ifade ediyor. Bir önceki seçimde koşulsuz destek yerine muhalefet ile ilişkinin daha sağlıklı ve ilkeler düzeyinde olmasını talep ediyor.”

    HDP’nin bu deklarasyonla tavrını ortaya koyduğunu söyleyen Vahap Coşkun, bundan sonrası iktidar ve muhalefet partilerinin HDP’yle kuracağı ilişkiye bağlı görüşünde:

    “2019 seçiminde 11 büyükşehirde muhalefet adaylarının seçimi kazanmasında HDP seçmenlerinin rolü son derece önemli. İki ittifakın adayları birbirlerine yakın ağırlıktayken, HDP’nin bir taraftan yana tavır göstermesi ağırlığın oraya kaymasına sebebiyet veriyor. Zaten metinde de HDP seçmeninin belirleyiciliğine yapılmış bir atıf var. Seçmenin yarattığı ağırlığı siyasal alanda da kullanmak istiyor.”

    “Getirdiği ilkeler son derece makul ve uzlaşılabilir. Muhalefet de zaten bu ilkeleri dillendiriyor. Ama burada temel sorun muhalefetin nasıl bir ilişki kuracağı… En son Kılıçdaroğlu’nun HDP meşru muhataptır açıklamasıyla da bunun yolları açılmaya çalışılıyor. HDP’yi muhalefet ekseni etrafında tutmaya dönük bir çaba var yani. HDP de bu açıklamasında seçim öncesinde ilkeler düzeyinde bir iletişim kurulabileceğini ifade ediyor.”

    Çözüm süreçleriyle ilgili kitaplarıyla bilenen Gazeteci-Yazar Ecevit Kılıç ise HDP’nin deklarasyonunu bir seçim startı metni olarak okunması gerektiği kanaatinde:

    ”HDP’nin geçmiş yerel seçimlerdeki belirleyiciliği ve gelecek seçimlerde ittifaklar açısından bu belirleyiciliğin devam edecek olması metni önemli kılıyor. Başka bir ifadeyle HDP’nin kendisinin kilit parti olduğunun ilanı diyebiliriz.”

    Ecevit Kılıç, deklarasyonda Cumhurbaşkanlığı sistemine eleştiriler olması nedeniyle HDP’nin tekliflerini öncelikli olarak Millet İttifakı’na yaptığını söylüyor.

    “Tekliflere baktığımızda; yerel yönetimlerin etkin kılındığı demokrasi, tutuklu siyasetçilerin serbest bırakılması ve bu davaların ortadan kaldırılması, kayyum uygulamasının son bulması ve Kürt sorununun çözümünde tüm taraflarla diyalog ile Meclis’in bu diyaloğun oluşmasında rol üstlenmesi var. Bunlar Millet İttifakı açısından kabul edilmez teklifler değildir.”

    “Bir tek tüm taraflarla diyalog önerisi zor olabilir Kılıçdaroğlu’nun sadece HDP’yi meşru gördüğünü net bir şekilde söylemesi nedeniyle. İyi Parti bu konuda Kılıçdaroğlu’dan daha tutucu. Ancak Meclis’in seçimden hemen sonra çözümde rol üsteleneceği konusunda anlaşırlarsa HDP ve Millet İttifakı ortak aday çıkarır. Ancak diğer başlıklarda sorun çıkarsa veya Millet İttifakı’nın adayı kitlesinin benimsemediği bir aday olursa HDP kendi adayıyla yol almaya çalışır. Tam da Üçüncü Yol dedikleri şekilde.”

    Euronews’e konuşan Gazeteci-Yazar Ecevit Kılıç, HDP’nin teklifleri her ne kadar muhalefete yönelikmiş gibi algılansa da bu tekliflerin iktidar bloğunun Ak Parti kanadı için de kabul edilebilir özellikte olduğunu söylüyor.

    “Son verilmesi istenen uygulamalar bu iktidar tarafından uygulansa da herhangi yeni bir çözüm atmosferinde kendiliğinden son bulacaktır. Yeni bir çözüm süreci başladığında zaten Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve diğer tutuklu isimler pazarlık konusu bile olmadan bırakılabilir, kayyımlar gidebilir, yerel yönetimlerin etkinliği aratabilir. Hepsi bir kalıcı nitelikteki bir çözüm sürecinin başlamasına bakar.”

    “O nedenle HDP geçmiş seçim tecrübesiyle önümüzdeki seçimlerdeki kilit rolünün çok farkında. HDP bu rolü yerinde ve doğru oynarsa tam da deklarasyon metninde denildiği gibi ülke yönetimine ortak olabilir. Bu uzak bir ihtimal değil. Diğer taraftan geçmişteki bütün çözüm süreçleri ve arayışları seçim dönemlerinde yaşandı. Seçimlerden sonra da rafa kalktı. Bu kadar önemli bir seçim sürecinde de iki ittifak tarafından da yeni bir çözüm süreci gündeme getirilecektir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP ve HDP sıralarında ara seçim formülü, Beştepe’de Albayrak hazırlığı | Ankara Kulis

    CHP ve HDP sıralarında ara seçim formülü, Beştepe’de Albayrak hazırlığı | Ankara Kulis


    Ankara kulisleri ara seçim ve sine-i millet tartışmaları ile hareketlendi. CHP’liler HDP’lilere örtülü bir şekilde istifa teklifinde bulundu, HDP’liler reddetti. Sarayın koridorlarından ise Berat Albayrak’ın geri dönüş hazırlıklarının sesi yükseliyor.

    CHP’den HDP’ye ‘sine-i millet’ önerisi: Gelin istifa edelim

    Ankara’nın gündemini bugünlerde erken seçimin yerini ara seçim tartışmasına bırakması ve Saray’da Berat Albayrak’ın geri döneceğine yönelik yürütülen hazırlık işgal ediyor.

    Meclis Genel Kurulunda gerçekleştirilen istifalar ve milletvekilliklerin düşürülmesi neticesinde TBMM’de sandalye dağılımı 584 oldu. Milletvekili Seçim Kanunundaki ilgili maddeler* uyarınca üye tamsayısının %5’inin eksilmesi durumunda Genel Kurulun ara seçim kararı alarak 90 gün içinde vatandaşları sandık başına davet etme zorunluluğu bulunuyor.

    Bu formülün hayata geçirilebileceği son tarih ise Haziran 2022. Mevcut durumu avantaja çevirmek isteyen CHP’li bir grup ile HDP’li yetkililer arasında gizlice gerçekleşen “sine-i millete dönme” stratejisi ise HDP’lilerin reddi ile şimdilik rafa kalkmış görünüyor.

    Euronews’in CHP’li kaynaklardan edindiği bilgiye göre, CHP’li bir yöneticinin başını çektiği bir grup hazırladıkları ara seçim stratejisini parti politikasına dönüşmesi için tartışılması maksadıyla CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na anlatmak için Genel Merkezden randevu istiyor. Ancak görüşmenin gerçekleşmesi gecikince stratejinin ön hazırlığını yaptıktan sonra CHP Liderine hazır bir taslakla gidilmesi maksadıyla HDP’li yetkililerle el altından temasa geçiliyor.

    Ara seçim için en az 14 milletvekilinin istifası gerekiyor

    CHP’lilerin HDP’lilere aktardığı ara seçim formülüne göre; 600’den 584’e düşen sandalye sayısını üye tamsayısının %5’ini indirebilmek için ihtiyaç olan 570 sandalye sayısına ulaşabilmek maksadıyla istifa etmesi gereken 14 milletvekili CHP ve HDP’den seçiliyor.

    Önce CHP ve HDP’nin oy oranının yüksek olduğu ve Cumhur İttifakının kazanma ihtimalinin düşük olduğu bölgeler belirleniyor, ardından da CHP Lideri ve HDP Eş Genel Başkanları ile seçilen bölgelerden gerçekleştirilecek istifalar vesilesiyle ara seçim kararının alınmasının ardından yaklaşık 30 milyon civarında seçmenin sandık başına taşınması hedefleniyor.

    Stratejiyi hazırlayan CHP’li ekipten bir yetkili Euronews’e değerlendirmelerde bulunarak, CHP’den 14 vekilin istifasının sayıca mümkün olsa da, HDP’lileri de sine-i millet stratejisine dahil edilmek istenmesinin sebebi olarak MHP’yi işaret ediyor.

    TBMM Genel Kurulda istifaların onanmaması durumunda ara seçime gidelemeyeceğinin altını çizen kaynak, MHP’nin HDP’lilerin istifasına “hayır” diyemeyeceğini bildikleri için bu yolu tercih ettiklerini belirtiyor.

    HDP’li yetkililer: Erdoğan ile yeni bir açılım süreci düşünüyoruz

    HDP’li yetkililer yeni seçim döneminde millet ittifakının örtülü ortağı olmayı istemediklerini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yeni bir açılım sürecinin başlayabileceğini, bu noktada keskin bir pozisyonda olmak istemediklerini kaydedince CHP’li yöneticinin başında olduğu grup Kılıçdaroğlu ile randevuyu da askıya alıyor.

    CHP’liler HDP’nin çok sayıda milletvekilinin cezaevinde bulunması ve vekilliklerin düşürülmesi sebebiyle ara seçim formülünden onların da avantajlı çıkacaklarını düşündükleri için gerçekleştirdikleri görüşmeden elleri boş dönerken, HDP’lilerin Erdoğan ile açılım sürecine ilişkin kurdukları temas dikkat çekiyor.

    Saray Berat Albayrak’ın siyasete dönüşü için hazırlık mı yapıyor?

    Berat Albayrak’ın siyasi arenaya döneceğine yönelik tartışmaların artık yüksek sesle dillendiriliyor.

    Kasım 2020’de sağlık sorunlarını gerekçe göstererek Hazine ve Maliye Bakanlığı görevinden ayrılan Berat Albayrak, istifasının ardından uzun süre kameraların karşısına çıkmaması yurtdışında ikâmet ettiğine yönelik söylentilere sebep olmuş; Müstâfî Bakan yakın süreçte önce Çamlıca Camiinde, ardından da Trabzonspor – Galatasaray maçında görüntü vererek tartışmalara nokta koymuştu.

    Euronews’in edindiği bilgilere göre Saray’a yakın kaynaklar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Berat Albayrak’ın istifası için beş yıldır taltif edilen küçük bir grubun AK Parti içinde ve dışındaki güçlü etkisine işaret ettiğini kaydediyor.

    Cumhurbaşkanı ile şahsen görüştüğü bilinen bir iş insanı, yaptığı değerlendirmelerde söz konusu grubun tasfiyesi ile Albayrak’ın dönüşünün birlikte olacağına işaret ediyor. Bu durumu Erdoğan’ın değişen dış politikasına bağlayan kaynak, AK Parti içinde uzun süredir devam eden parti içi tartışmalara Erdoğan’ın sessiz kalmasının sebebini fırtına öncesi sessizliğe bağlıyor.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Albayrak’ın istifasını önceleri böyle yorumlamadığını, bugünse Albayrak’ın ekonomiden çok dış politikadaki etkisinin kırılması gerektiğini düşünen bu küçük grup tarafından hedef tahtasına oturtulduğuna inandığını belirten kaynak; “Muhalefetin Berat Beye yönelik ağır eleştirileri bu küçük grubun görevden el çektirmeye yönelik ağır saldırılarının yanında hiçbir şey”ifadelerinde bulunuyor.

    Bu küçük grubun salahiyetinin son birkaç yıl içerisinde azaltıldığının, yakın zamanda ise tamamen kurumlardan tenzilâtına yönelik çalışmalara başlandığının altını çizen kaynak, Saray’da Albayrak’ın dönüşü için hazırlıkların hızlandığının altını çiziyor.

    AK Partili bir başka kaynak ise, Bakanın ailevi bağları ve ekonomideki bağımsız hareketlerinin sınırlanması sebebiyle hedefe oturtulmasının kolaylaştığını, ancak Erdoğan’ın bugün meselenin farkında olduğunu yakın çevresine dillendirdiğini belirtiyor. AK Partili yönetici Saray’daki dönüş hazırlıklarına yönelik kulisi doğrulasa da, Albayrak’ın fevrî mizâcının Erdoğan’ı düşündürdüğünü belirterek, dönüşünün sancısız olmayacağına yönelik şerh düşmeyi ihmal etmiyor.

    ________________

    *MSK, Madde 7 – Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması halinde, ara seçime gidilir.

    Ara seçimleri, her seçim döneminde bir defa yapılır ve genel seçimden otuz ay geçmedikçe ara seçime gidilemez. Ancak, boşalan üyeliklerin sayısı, üye tamsayısının yüzde beşini bulduğu hallerde, ara seçimlerinin üç ay içinde yapılmasına Türkiye Büyük Millet Meclisince karar verilir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Nursel Aydoğan, Fırat Anlı ve Zülküf Karatekin ile ‘Mahpus yada Sürgün’ belgeseli

    Nursel Aydoğan, Fırat Anlı ve Zülküf Karatekin ile ‘Mahpus yada Sürgün’ belgeseli


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***