Etiket: HDP

  • Mithat Sancar yanıtladı: HDP ile Demirtaş arasında fikir ayrılığı mı var?

    Mithat Sancar yanıtladı: HDP ile Demirtaş arasında fikir ayrılığı mı var?


    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Edirne Cezaevi’ndeki Selahattin Demirtaş’la HDP yönetimi arasında fikir ayrılıkları olduğu yönündeki tartışmalara “Aslında fikir farklılıkları normaldir, olabilir ancak kamuoyunda varsayıldığı gibi bir farklılık yok. Daha doğrusu farklılıklar olduğu yönündeki bazı tartışmaların da dönem dönem iletişim aksamalarından yani bizimle Demirtaş arkadaşımız arasındaki iletişim aksamalarından kaynaklandığını bilinmesini isteriz” sözleriyle yanıt verdi. 

    BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın sorularını yanıtlayan Sancar, AK Parti ve MHP’nin “ailenin korunması” ve başörtüsü serbestisini anayasal güvence altına almayı öngören anayasa değişikliği teklifini,  “seçim hamlesi” olarak yorumladı.

    Sancar, şunları kaydetti:

    “Özgürlüklerle ilgili bir konunun referanduma götürülmesine çok açık ve kesin biçimde karşıyız. Bu konuda en ufak tereddüdümüz yok. İkincisi seçime dönük hesaplar bağlamında referandumu gündemde tutacak girişimleri de son derece sakıncalı ve riskli buluyoruz.

    Hem ilkesel tutumumuz hem de somut tartışmalar bağlamında yaklaşımımız açıkça referanduma karşı çıkmaktır. Seçimlere dönük olsun olmasın, önemli konularda muhalefet partilerini birbirleriyle istişare etmeleri ve mümkünse ortak tutum belirlemelerini ilkesel olarak savunduk, savunuyoruz. Bu teklif bağlamında da aynı yaklaşımı sürdürüyoruz.”

    ‘DEMİRTAŞ’A İZİN VERMEDİĞİMİZ İDDİASININ ASLI ASTARI YOK’

    Bir ortak aday üzerinde uzlaşılmaması halinde kendilerinin belirleyeceği cumhurbaşkanı adayının ismi üzerinde iki ayaklı bir çalışma yürüttüklerini belirten Sancar, “Selahattin Demirtaş, Abdullah Öcalan’la görüşmek için başvuruda bulundu. Sizin de eş genel başkanlar olarak başvurunuz vardı. Demirtaş’ın daha önceki başvurusuna genel merkez olarak izin vermediğiniz yönünde haberler yansıdı kamuoyuna. Ne söylemek istersiniz bu konuda?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: 

    “Birincisi şunu söyleyeyim, evet biz Öcalan’la görüşmek için başvuruda bulunduk. Nedeni de söyleyeyim, savaş politikalarının bu kadar yoğunlaştığı bir dönemde çatışmanın sonlanması, barışın ve çözümün önünün açılması konusunda Öcalan’ın bir rol oynayabileceğini herkes biliyor.

    Diğer nedeni iktidarın sürekli İmralı üzerinden manipülasyon hevesinde olduğunu görüyoruz. Çeşitli söylentiler, tevatürler yayılıyor. Biz bu manipülasyonların önüne geçmenin en etkili yolunun kendisiyle doğrudan görüşmek olduğunu söylüyoruz.

    Üçüncüsü, iktidarın başvurduğu bu manipülasyonlar başka çevrelerde de biraz önce söylediğiniz türden spekülasyonlara yol açıyor.

    Dördüncüsü de kendisiyle, telefon görüşmesi ve aile görüşmesine izin verilmemesi, ağır bir tecrit ve hukuksuzluktur. Buna da tekrar dikkat çekmek. Selahattin Demirtaş arkadaşımızın görüşmek için başvurusuna bizim izin vermediğimiz şeklindeki bütün o söylentilerin de aslı yoktur.

    Daha sonra başvurması da partinin bilgisi dahilindedir. Bizim parti olarak kendisine bunu yapma şunu yapma deme gibi bir yaklaşımımz yok ama zaten iletişim halindeyiz ve istişare ederek, ortak hareket etme gibi bir amaçla davranıyoruz. Son başvurusu parti yönetiminin bilgisi dahilindedir.

    ‘EN ÇOK DEMİRTAŞ İLE İSTİŞARE YAPIYORUZ’

    Son dönemde Demirtaş’la parti yönetimi arasında görüş ayrılıkları yaşandığı da çok konuşuluyor…
    Kendisiyle belli konularda fikir farklılıkları olduğu yönünde yorumlar yapılıyor. Aslında fikir farklılıkları normaldir, olabilir ancak kamuoyunda varsayıldığı gibi bir farklılık yok. Daha doğrusu farklılıklar olduğu yönündeki bazı tartışmaların da dönem dönem iletişim aksamalarından yani bizimle Demirtaş arkadaşımız arasındaki iletişim aksamalarından kaynaklandığını bilinmesini isteriz.

    Kendisiyle ve şu anda içeride siyasi rehine olarak tutulan, geçmiş dönem eş başkanlarımızla istişarelerimiz devam ediyor. En çok da Selahattin Demirtaş arkadaşımızla yürüyor bu süreç. Şartların elverdiği ölçüde düzenli bir iletişim içindeyiz.

    Böyle baktığımızda aramızda politikalarımızın esasına ilişkin fikir farklılıkları yok. Ayrılık da yok. Kendisinin esas amacının da parti politikalarına, partinin kurumsal politikalarına destek vermek olduğunu biliyoruz. Ve iletişimimiz de bu çerçevede devam ediyor.”

    Söyleşinin tamamı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP Edremit İlçe Eşbaşkanı tutuklandı

    HDP Edremit İlçe Eşbaşkanı tutuklandı


    Halkların Demokratik Partisi (HDP) gözaltında tutulan Edremit İlçe Eşbaşkanı Sultan Karasu, savcılık ifadesi ardından tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Karasu çıkarıldığı mahkemece “örgüt üyeliği” suçlamasıyla tutuklandı.

    Mezopotamya Ajansı’nın aktardığı bilgiye göre Karasu, Balıkesir Kepsut Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

    NE OLMUŞTU?

    Karasu, Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı bir soruşturma kapsamında 27 Kasım günü Çanakkale’deki evine yapılan baskınla gözaltına alınmıştı. Daha sonra Balıkesir’e götürülen ve 4 gün boyunca gözaltında tutulan Karasu’nun dosyasına gizlilik kararı getirilmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP’den ‘harekat’ açıklaması: Türkiye’ye tehdit oluşturan Kürtler değil, IŞİD ve türevi örgütlerdir

    HDP’den ‘harekat’ açıklaması: Türkiye’ye tehdit oluşturan Kürtler değil, IŞİD ve türevi örgütlerdir


    HDP Merkez Yürütme Kurulu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye ve Irak’ın kuzeyine dün gece ve bu sabah düzenlediği Pençe-Kılıç Hava Harekatı’yla ilgili yazılı bir açıklama yaptı.

    TSK’nın hava saldırıları bir an önce son bulmalıdır‘ başlıklı açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Karanlık IŞİD çetelerine karşı yürüttüğü destansı direniş ve kurmuş olduğu yeni yaşam modeliyle dünyanın bütün ezilenlerine ilham kaynağı olmuş başta Kobane olmak üzere Kuzey ve Doğu Suriye’nin birçok sivil yerleşim bölgesi dün gece uçaklarla bombalandı. Karanlık bir tezgah olduğu anlaşılan İstiklal Caddesi’ndeki bombalı saldırı bahane edilerek dün gece Kuzey ve Doğu Suriye topraklarına bombalar yağdırılmıştır. Açık ki IŞİD’in bu topraklarda başaramadığını iktidar, uluslararası hukuku ayaklar altına alarak tamamlamak istemektedir. Kuzey ve Doğu Suriye, bir güvenlik tehdidi değil, insanlık için bir umuttur. Asıl güvenlik tehdidi, ‘Sınırın öbür tarafına geçer, iki füze yollarız ve savaşı başlatırız’ diyerek karanlık emellerini hayata geçirmek isteyen zihniyettir.

    Daha önce Afrin ve diğer Kürt bölgelerine yönelik gerçekleştirilen işgal saldırıları, işgal edilen bölgeleri IŞİD ve türevleri için yaşam alanlarına dönüştürmüştür. Saldırılar, iktidarın iddia ettiği gibi sınır güvenliğini sağlamak için değildir, aksine Türkiye’ye yönelik tehdit ve tehlikeleri artırmaktadır. Türkiye’ye tehdit oluşturan Kürtler değil, Kürtlerin işgal edilen yaşam alanlarında palazlandırılan IŞİD ve türevi örgütlerdir.

    ‘AKP – MHP İKTİDARI, ÜLKEYİ GÜN GEÇTİKTE BÜYÜK BİR BATAKLIĞIN İÇİNE ÇEKMEKTEDİR’

    Ülkeyi yönetemeyen, yaşanan büyük yapısal krizin faturasını halklara çıkararak içeride baskı, dışarıda çatışma stratejisiyle ömrünü uzatmaya çalışan AKP-MHP iktidarı, ülkeyi gün geçtikçe büyük bir bataklığın içine çekmektedir.

    Kuzey ve Doğu Suriye topraklarına bütünüyle meşruiyetten yoksun bu saldırı karşısında ulusal ve uluslararası demokratik çevreleri, savaş karşıtlarını ve duyarlı kesimleri, bu saldırıyı kınamaya ve bu haksız saldırıya karşı seslerini yükseltmeye davet ediyoruz. İktidarı bu tehlikeli girişimlerden vazgeçmeye, uluslararası güçleri bu komplonun bir parçası olmamaya çağırıyoruz. Kobane, Tel Rıfat ve Şengal’e yönelik gerçekleştirilen eş zamanlı hava saldırılarını son derece yanlış ve tehlikeli buluyor, saldırılarda hayatını kaybedenleri rahmetle anıyor, yaralılara acil şifalar diliyoruz.”

    YARIN OLAĞANÜSTÜ TOPLANACAKLAR

    Açıklamada, HDP Merkez Yürütme Kurulu’nun hava harekatını değerlendirmek için yarın olağanüstü toplanacağı ve değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaşacağı bildirildi.

    Kaynak: ANKA

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Muharrem lokması etkinliğine katılan Pervin Buldan: Ortak mücadele etmeliyiz

    Muharrem lokması etkinliğine katılan Pervin Buldan: Ortak mücadele etmeliyiz


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Güldür Güldür’den Sırrı Süreyya Önder skeci: Bırakın gelsin hele

    Güldür Güldür’den Sırrı Süreyya Önder skeci: Bırakın gelsin hele


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Selahattin Demirtaş’tan kitap önerisi: Alamıyorsanız lütfen bana yazın

    Selahattin Demirtaş’tan kitap önerisi: Alamıyorsanız lütfen bana yazın


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İdris Baluken’in yeni kitabı çıktı: Sincan’dan Edirne’ye Hasbıhal-Name

    İdris Baluken’in yeni kitabı çıktı: Sincan’dan Edirne’ye Hasbıhal-Name


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Adli Tip Kurumu’ndan Aysel Tuğluk raporu: Cezai sorumluluğu tam

    Adli Tip Kurumu’ndan Aysel Tuğluk raporu: Cezai sorumluluğu tam


    Adli Tip Kurumu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk ile ilgili sağlık raporunu tamamladı.

    Euronews’ün edindiği bilgilere göre 4 Şubat tarihli raporda Tuğluk’un “cezaevinde kalabileceği” belirtildi.

    Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen raporda, 2016 yılından beri Kocaeli Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Tuğluk için “Hafif bilişsel bozukluklar tespit edildi. Cezai sorumluluğu tam” denildi.

    Aysel Tuğluk’la Dayanışma Grubu, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada hafıza kaybı yaşadığı belirtilen Tuğluk’un serbest bırakılması çağrısı yapmıştı.

    İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, daha önce hazırladığı raporda “Hayatını yalnız idame ettirebileceği, tedavisi ve önerilen aralıklarla düzenli poliklinik kontrollerinin sağlanarak cezaevi şartlarında infazına devam ettirebileceği…” ifadelerine yer verilmişti.

    Geçtiğimiz yıl Tuğluk’un serbest bırakılması için çağrı yapan İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu da “12 Temmuz 2021 tarihli Kocaeli Üniversite Adli Tıp raporunda, Aysel Tuğluk’un ‘demans’ hastalığının olduğu, hayatını sürdürmek için ikinci kişilerin yardımına ihtiyaç duyduğu açık biçimde ifade edilmiştir. Hastalığı hızla ilerleyen Tuğluk’un yaşamı riske atılıyor.” denildi.

    Ne olmuştu?

    Aysel Tuğluk, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı görevinde bulunduğu dönemde, 29 Aralık 2016’da tutuklandı.

    Tuğluk hakkında hazırlanan iddianamede, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanlığı döneminde yaptığı açıklamalar ve faaliyetleri nedeniyle suçlandı.

    16 Mart 2018’de kararını açıklayan Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi, Aysel Tuğluk’a “örgüt yöneticisi olmak” iddiasıyla 10 yıl hapis cezası verdi.

    Yapılan itirazlara rağmen, Yargıtay 16. Ceza Dairesi de Tuğluk hakkında verilen hapis cezasını onadı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6-8 Ekim Kobane eylemlerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Tuğluk için tutuklama kararı verildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP’den davet edilmedikleri 6’lı muhalefet zirvesine tepki: Yolumuz üçüncü yol

    HDP’den davet edilmedikleri 6’lı muhalefet zirvesine tepki: Yolumuz üçüncü yol


    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, dün akşam kendilerinin davet edilmediği muhalefet zirvesiyle ilgili konuştu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun çağrısı üzerine 6 muhalefet partisi genel başkanının HDP’siz bir araya gelmesine “Bizi yok sayanları yeri, zamanı geldiğinde biz de yok saymasını iyi biliriz” diyerek tepki gösterdi.

    Buldan, İzmir’de düzenlenen, partisinin 4. Olağan İl Kongresi’nde kürsüden seslendi: “Bu toplantıdan sonra sosyal medyada kıyamet koptu. Niye bu 6’lının içinde HDP yok diye soranlar oldu. Sevgili halkımız, sizi tanımayanları biz hiç tanımıyoruz, bu da böyle bilinsin. Bizi yok sayanları zamanı geldiğinde yok saymasını iyi biliriz”.

    Altı muhalif partinin genel başkanları, 5 saatten fazla süren dünkü toplantı sonrası gece yarısı ortak bir yazılı açıklama yapmış ve 28 Şubat’ta ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ metnini yine birlikte duyuracaklarını ilan etmişti.

    Buldan: Çıkış yolu en güçlü demokrasi ittifakında buluşmaktır

    İzmir’deki kongrede konuşmasına devam eden Pervin Buldan, “O altı siyasi partinin içerisinde bir tanesini ayırın, diğerlerinin oy toplamı HDP’nin yarısı bile etmez. İşte bunun için hiç oralı olmanıza gerek yok. Biz kendi yolumuzda yürümeye devam edeceğiz.” dedi.

    “Yolumuz üçüncü yoldur ve bu üçüncü yola bir gün herkes muhtaç olacak, bir gün herkes mecbur olacak, bir gün herkes bizimle görüşmek için yanımıza gelecekler, bizimle görüşmek için randevu isteyecekler, bundan hiç kimsenin kuşkusu ve şüphesi olmasın.” şeklinde konuşan Buldan, “Biz öyle kolay lokma değiliz. Biz, Selahattin Demirtaş’ın dediği gibi demirden leblebiyiz, ağzınıza alırsanız dişleriniz kırılır.”

    Kongreye, HDP milletvekilleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve partililer katıldı.

    CHP lideri Kılıçdaroğlu’dan ‘HDP dışlandı’ tepkilerine yanıt

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, muhalefet zirvesinin ardından gelen “HDP yok sayılıyor” eleştirilerine yanıt verdi. Kılıçdaroğlu, “HDP’yi yok saymıyoruz. Hiçbir partiyi de yok sayamayız” dedi.

    Konuyla ilgili “Hiçbir partiyi yok sayamayız. Öyle yaparsak bu demokrasiye inanmadığımızı gösterir” diyen Kılıçdaroğlu, altı partinin ortak Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi geçiş çalışmasına atıfta bulundu: “Bu çalışma, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi geçiş çalışmasını yürüten altı parti arasında yapıldı. Biliyorsunuz altı partinin genel başkan yardımcıları birlikte çalıştılar ve bir metin hazırladılar. Çok iyi çalışılmış, çok zengin bir metin. Metin üzerinde altı genel başkanın bir görüş ayrılığı yok. Bu süreçte biz her parti ile görüştük. Bu görüşmelerimiz sürecek. HDP’yle de görüşüyoruz. İhtiyaç olduğunda yine görüşeceğiz. Onlar görüşlerini paylaşmak isterlerse bize gelebilirler, ihtiyaç olduğunda biz gideriz. Görüşlerimizi paylaşırız. Kamuoyuyla da zaten paylaşıyoruz. Bir sorun yok”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Ayhan Bilgen: Çözüm süreci daha ketum yönetilmeliydi, davul zurnayla değil

    Ayhan Bilgen: Çözüm süreci daha ketum yönetilmeliydi, davul zurnayla değil


    Halkların Demokratik Partisi’nde milletvekilliği, parti sözcülüğü ve bir dönem de belediye eş başkanlığı ile 2007’den beri aktif siyaset yapan Ayhan Bilgen istifası ve HDP’ye yönelik eleştirileriyle gündemde.

    Yeni bir siyasi hareketin çalışmaları içinde olduğunu ve hatta ilerleyen zamanlarda bunun bir siyasi partiye dönüşebileceğinin sinyalini veren Bilgen, Türkiye’nin sorunlarını çözmeye talip…

    Euronews’in sorularını yanıtlayan siyasetçi ve insan hakları savunucusu Bilgen HDP’ye yönelik yaptığı eleştirileri uzun süre parti içerisinde de gerekli mekanizmalarla paylaştığını ancak sonuç alamadığını ifade ediyor.

    ”HDP 7 Haziran sonrası kilitlendi, tıkandı”

    Medyada HDP’ye yönelik eleştirileri ve istifa kararıyla gündem olan Bilgen, HDP’ye alternatif olmadığının altını çiziyor.

    HDP’nin kendini yenilemeye en açık parti olmasına rağmen bunu başaramadığı görüşünde Bilgen.

    ‘’Ben parti içinde eleştirilerimi hep dile getirdim. Hem BDP döneminde MYK’dayken paylaştım. Farklı birimlere düşüncelerimi paylaştım, yapısal sorunlarla ilgili somut önerilerde bulundum. Hem de sonrasında HDP kurulurken eleştirilerimin dikkate alındığını, Türkiye siyasetinde ihtiyaç olan barış ve demokratikleşme ilişkisini doğru okuyan bir formül geliştiğini düşündüm. Ve o nedenle katıldım. Ama ne yazık ki 7 Haziran sonrasında yine kilitlendik, yine tıkandık. Bu HDP’den kaynaklanmadı ama yetersiz kaldı bu aşmada. Türkiye siyasetinde Kürtlerin sosyal psikolojisi dikkate almadığınız takdirde HDP’nin genişleme imkanı olmaz. Türkiye’de Kürt sorunu çözüm sürecinde başka bir atmosferdeydi. 7 Haziran’dan sonra başka bir atmosfere evrildi. Ama biz çözüm süreci devam ediyormuş gibi bir dil kullanmaya devam ettik. Bence yeni bir dünya ve yeni bi kuşak var. HDP de bu iddiayla yola çıktığına göre kendini yenilemeliydi ama gereğini yapamadı. Kendimi dahil ederek söylüyorum. Ben genişlemeden sorumlu eş genel başkan yardımcısıydım sonuçta. Oyun kurucu özne hale gelemedik.’’

    ”Parti kurma arayışımız yok ama geleneksel partiler Türkiye’deki dinamiği siyasete taşıyamıyor”

    Zorlama bir parti kurma arayışı yok Bilgen’in ama toplumsal talebe ve heyecana göre ilerde bir partileşme sürecinin de olabileceğinin sinyalini veriyor.

    “Günlük siyasetle düşünsel arayışı ve fikri derinliği buluşturacak bir formül geliştirilmesi gerekiyor’’ diyen Ayhan Bilgen mevcut siyaset anlayışını eleştiriyor ve geleneksel partilerin Türkiye’deki dinamiği siyasete taşıyamadığını düşünüyor.

    “B_en Türkiye’de siyasette etiği, müzakereyi ve diyaloğu çizgi haline getirmek gerektiği kanaatindeyim. Klasik sol, klasik muhafazakarlık ve klasik milliyetçilik gibi kavramların siyasette karşılıkları bitti artık. Ben artık eklektik bir araya gelişlerin yetmediğini düşünüyorum. Bu bir araya gelişten yeni ve ortak bir söz üretemiyorsunuz. Biz şu anda farklılıkların bir araya gelmesi değil, bu farklılıkların ortak sözü kurması dönemindeyiz. Siyaseti yeniden kurmak için ve güçlü söz kurmak için bir sentez yakalamalıyız.’’_

    HDP’de siyaset yapmış olan kişiler de dahil pek çok farklı siyasi düşünceden isimlerle temas halinde olduğunu ifade eden Ayhan Bilgen, “Hak mücadelesinde ve çalışmalarda bulunmuş kişilerin siyasete taşınması gerektiğini düşünüyorum’’ diyor.

    “Mevcut partilerinden memnun olanları almak ve devşirmek niyetinde değiliz. Ama Türkiye siyasetinde seçmenin yarısına yakını partisinden memnun değil. Belki en kenetlenmiş olan HDP seçmenidir ama onlar da bile parti politikasını beğenmeyenlerin oranı üçte bir. Bizim hedef kitlemiz öncelikle kararsız seçmen. Ne yapılmayacağını bilen ve nasıl yapılmadığını gören başka bir şey arayan seçmen kitlesine hitap etmeliyiz.’’

    Kürt meselesinin çözümü de Ayhan Bilgen’in de en önemli gündemlerinden.

    Müzakere sürecinde parti içinde Anayasa yapma yönteminin yanlış olduğunu ve çözüm sürecinin de yanlış yürütüldüğünü defalarca dile getirdiğine dikkat çekiyor Bilgen.

    “Bir sorun çözülemediyse mutlaka bir eksiklik vardır. Bunda iktidarın olduğu kadar muhalefetin de payı vardır. İktidarın sorumluluğunu muhalefetin de sorumsuzluğunu sorgulamalıyız. Bu zor ve riski bir alan. Siyaseten elinizi taşın altına koyduğunuzda kaybedebilirsiniz ama kaybetmek uğruna ülkenin kazanacağını düşünerek hamleler yapmak zorundasınız. Eğer Türkiye’de Kürtlerin taleplerini sadece Kürtler dillendirmeye devam ederse ilerleme kaydedemeyiz. Türkiye’de çözüm süreçlerine ve demokratik sivil anayasa yapmaya ihtiyaç var. Silahlı aktörlerin silahsızlandırma süreci başka bir yönteme dayanmalı, demokratikleşme pazarlık konusu yapılmamalıdır. Yani silah bırakırsanız anadille ilgili bu olur demek doğru yöntem değil. Bu toplumda öfkeyi arttırır. Silahlı ve çatışmalı süreç ile aktörleri arasındaki süreç daha ketum yönetilmeliydi. Davul zurnayla yönetilmemeliydi. Ama demokrasi ve insan haklarıyla ilgili ayrımcılığı bitirecek süreçler de son dere şeffaf yönetilmeliydi, kapalı kapılar arkasında sadece iki parti arasında değil toplumun önünde yapılmalıydı.’’_

    ”Kürt meselesinin çözümü Meclis’tir. Öcalan’ın kendisi de Meclis demişti”

    Siyasetçi ve insan hakları aktivisti Bilgen, Kürt meselesinin çözümü noktasında muhataplık tartışmaları ile ilgili ise adres olarak Meclis’i gösteriyor.

    “O dönemde Öcalan’ın kendisi Meclis demişti zaten. Sürekli geri dönüp duruyoruz, bir sarmal var. Eğer mevzuatta bir iyileştirme yapılacaksa bunun adresi Meclis’tir. Eğer toplumsal barış ile ilgili bir şey arıyorsanız muhatap bu ülkede yaşayan herkestir. Silah bıraktırmak istiyorsanız muhatabınız elinde silah olandır ya da İmralı’dır. Dolayısıyla burada kategorik bir muhatap aramak yerine, hangi sorunu çözmek istiyorsanız muhataplık kurmak zorundasınızdır.’’

    Kars Belediyesi eş başkanıyken gözaltında yapmış olduğu istifa da o dönem çokça tartışıldı. Hatta tutuklanması ve belediyeye kayyım atanması bu istifaya bağlandı. Bu yöndeki açıklamalara da yanıtı şöyle oluyor Bilgen’in:

    “Bunu ben şaka olarak görüyorum. O günkü atmosferde geriye iki il kalmıştı, Kars’a neden atanmıyor diye soruluyordu. Bugün de tutuksuz yargılanan siyasetçiler neden tutuklu değil diye sorusu soruluyor. Bu aslında çaresizliğin kabullenilmesidir. Biz o gün parti kurumlarına ‘dokunulmazlığım kalktı ve hakkımda sekiz dosya var. Bu kadar dosyam varsa mutlaka biri gerekçe gösterilecek ve görevden alınacağım’ dedim. Ve Kars’ta ilk defa beş partinin temsil edildiği bir belediye meclisinde ortak kararlar alıyoruz. ‘Bu bir başarı’ dedim. Benim kişisel bir hırsım yok vekilliği bıraktığım gibi belediye başkanlığını da bırakırım dedim. Belediye meclisi kendi içinden başkanı seçsin ve kayyım atanmayan bir belediyemiz olsun istedim. Uzlaşma ile yönetilen bir şehir olsun bu ülkede, hem Türkiye demokrasisine bir leke düşmesin hem de HDP’nin kazandığı belediyelerden birlikte yönetilen bir belediye kalsın istedim. Ama maalesef bu irade gerçekleşmedi. Tutuklandığımızda zaten kayyım atanacağı belliydi, böyle bir durumda şehri mi yoksa kendimi mi düşünecektim. Eğer kendimi düşünseydim hiç istifayı gündeme getirmezdim. Şehirdeki ortak payda dağılmasın istedim.’’

    2007’den beri HDP’de siyaset yapan Ayhan Bilgen istifasıyla birlikte çözüm ve aksiyon odaklı bir siyaset hedefliyor.

    Siyasi ve hak temelli çalışmalarında demokratikleşme vizyonuna eğilecek. Ama dış politika, ekonomi, hukuk alanında yaşanan her bir sorun da Bilgen’in gündeminde yer alacak… Yeni bir partinin ihtiyacını da bu süreçte temasları belirleyecek.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***