Etiket: haber

  • İsrail Suriye’nin başkenti Şam’da İran hedeflerini vurdu: En az 5 ölü

    İsrail Suriye’nin başkenti Şam’da İran hedeflerini vurdu: En az 5 ölü


    İsrail’in Suriye’nin başkenti Şam’a düzenlediği hava saldırısında İranlı Devrim Muhafaızlarının kullandığı bir bina imha edildi.

    REKLAM

    Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, bu saldırıda en az 5 kişinin hayatını kaybettiğini, 10 kişinin yaralandığını duyurdu.

    Suriye devlet televizyonu, İsrail saldırısının, Şam’da Lübnan ve İran’ın da içinde olduğu bazı diplomatik temsilciliklerinin bulunduğu ve yoğun bir şekilde korunan Mazzeh mahallesi yakınlarında gerçekleştiğini aktardı.

    Associated Press, imha edilen binanın İran Devrim Muhafızları tarafından kullanıldığını bildirdi.

    İsrail’in geçen ayki hava saldırısında İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan General Razi Musavi hayatını kaybetmişti.

    İsrail son yıllarda Suriye’de “düşman” gördüğü Filistin ve Lübnanlı Hizbullah örgütüne yönelik hedeflere de hava saldırıları düzenliyor.

    İsrail, 2 Ocak’ta insansız hava aracıyla Lübnan’ın başkenti Beyrut’a düzenlediği saldırıda ise Hamas yöneticilerinden Salih el-Aruri’yi öldürdü.

    Gazze’de ölü sayısı 24 bin 997’e çıktı

    Bu arada Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun düzenlediği saldırılarda öldürülen Filistinlilerin sayısının son 24 saatte 165 artarak 24 bin 927’ye, yaralı sayısının 62 bin 388’e yükseldiğini açıkladı.

    BM, Gazze’de yerinden edilen 1,9 milyon kişinin yaklaşık 1 milyonunun kadın olduğunu açıkladı

    BM Kadın Birimi ise Gazze’deki kadınlar ve kızların durumuna ilişkin verilerin yer aldığı bir rapor yayımladı.

    Raporda nüfusu yaklaşık 2,3 milyon olan Gazze’de 1,9 milyon kişinin yerinden edildiği; söz konusu kişilerin 1 milyona yakınının kadınlar ve kızlardan oluştuğu belirtildi.

    Saatte iki annenin hayatını kaybettiğine işaret edilen raporda, yaklaşık 10 bin çocuğun babasını kaybettiğinin tahmin edildiği bilgisi yer aldı.

    BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki temsilcisi Ajith Sunghay dün, BM Cenevre Ofisi’nin haftalık basın toplantısında, “Gazze’de bir başka sarsıcı dönüm noktasına daha ulaşıyoruz. Gazze Sağlık Bakanlığına göre yaklaşık 25 bin kişinin öldüğü bildirildi. Bunların yüzde 70’i kadın ve çocuk.” demişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Zelenskiy, Rusya’nın yurt dışında dondurulan milyarlarca dolarının Ukrayna’ya gönderilmesini istedi

    Zelenskiy, Rusya’nın yurt dışında dondurulan milyarlarca dolarının Ukrayna’ya gönderilmesini istedi


    Zelenskiy: Ukrayna’daki savaşın faturasını Batılı vergi mükelleflerinin ödememesi gerekir. Eğer dünya bankalarında 300 milyar dolar varsa biz neden bunu kullanmayalım?

    REKLAM

    Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya’nın dünya bankalarında dondurulan paralarının ülkesinin yeniden inşası için Kiev’e gönderilmesini istedi.

    G7 ülkeleri, varlıkların 2020 yılında dondurulmasından bu yana elde edilen değer artışını ve faizi Ukrayna’nın yeniden inşası için kullanılmasını planlıyor.

    Zelenskiy ise son yaptığı açıklamada, Rusya’nın dondurulan bütün varlıklarının Ukrayna’nın yeniden inşası için kullanılması çağrısında bulunarak, “Eğer dünya bankalarında 300 milyar dolar varsa biz neden bunu kullanmayalım?” sorusunu yöneltti.

    “300 milyar doları bize gönderin”

    Dünya Ekonomik Forumu için İsviçre’nin Davos kasabasına gelen Ukrayna Devlet Başkanı, burada BBC’ye yaptığı açıklamada Ukrayna’daki savaşın faturasını Batılı vergi mükellefleri ödememesi gerektiğini belirterek, “Bankalarda dondurulmuş 300 milyar dolarlık Rus varlığı var. Ukrayna’yı yok ettiler… Eğer Rusya’ya ait 300 milyar dolarlık varlık varsa, bunları Rus füzeleri tarafından yok edilen yerleri yeniden inşa etmek için doğrudan kullanmalıyız… neden sizin toplumunuz nasıl yardım edeceğini düşünmek zorunda olsun… Dünyanın 300 milyar doları varsa, neden bu kaynak kullanılmasın?” dedi.

    Avrupa’daki merkez bankaları buna neden soğuk bakıyor?

    BBC, Avrupa’daki merkez bankalarının bu tür bir eylemde bulunarak “güvenli liman statülerini” zayıflatma konusunda endişeler taşıdığı görüşünü dile getirdi.

    Avrupa’daki merkez bankaları, bunun ileride emsal teşkil etmesinden, diğer ülkelerin varlıklarını Avrupa’ya taşıma konusunda isteksiz davranmasından ve bu örneğin küresel finansal istikrara zarar vermesinden endişe ediyor.

    Özellikle Belçika, Avrupa rezervlerine yönelik takas sistemindeki rolü nedeniyle dondurulmuş varlıkların büyük bir kısmına ev sahipliği yapıyor. 

    Ukrayna’ya yardım için seferber olan bazı ülkeler, Rusya’nın 360 milyar dolarlık dondurulmuş varlıkları ve şu andaki yüksek faiz oranları göz önüne alındığında Kiev’in inşası için milyarlarca dolar toplanabileceği görüşünde.

    ABD dolarının gücü neden daha fazla artabilir?

    İngiliz Standard Chartered Bankası Genel Müdürü Bill Winters, Rusya’nın dondurulmuş varlıklarının getirdiği karlara el konmasına küresel finans camiasının tepkisinin, merkez bankalarının ve para birimlerini “silahlandırılacağı” korkusu nedeniyle “karışık” olacağı görüşünü dile getirdi.

    Konuyla ilgili endişelerini ve çekincelerini dile getiren Bill Winters, “Çoğumuz, insani düzeyde bunun doğru olduğu konusunda hemfikir olabilir ve yine doğru şeyi yapmanın buna değer olduğunu söyleyebilir. Ancak merkez bankası yöneticilerinin de bu konuda endişelenmeye hakkı olduğunu düşünüyorum. Uzun vadede ABD doları o kadar merkezi bir rol oynuyor ki, onu nasıl etkili bir silah şeklinde kullanacağımız konusunda dikkatli olmamız gerekiyor. Yaptırımların uygulanmasıyla zaten silah gibi kullanılır hale geldi. Bu uygulama bu etkinin daha da artmasına yol açabilir,” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Oxfam: Dünyanın en zengin 5 kişisi, servetini ikiye katladı

    Oxfam: Dünyanın en zengin 5 kişisi, servetini ikiye katladı


    Oxfam araştırmasına göre, dünya nüfusunun yüzde 60’ını oluşturan ve sayıları 4,77 milyarı bulan en yoksul kesimin serveti ise yüzde 0.2 oranında geriledi.

    REKLAM

    Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam’ın “Eşitsizlik A.Ş.” (Inequality Inc) başlıklı raporu, dünyanın en zengin beş iş insanının servetinin 2020’den beri iki kattan fazla arttığını, dünya nüfusunun yüzde 60’ını oluşturan en yoksul kesimin (yaklaşık 5 milyar kişi) ise bu süre içinde daha da yoksullaştığını ortaya koydu.

    Merkezi İngiltere’de bulunan Oxfam’ın İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen ekonomi zirvesi öncesi yayımladığı yıllık rapora göre, küresel şirketlerin ve tekel gücünün yoğunlaşması, en zengini daha zengin, en fakiri daha fakir yapan eşitsizliğin derinleşmesine katkıda bulunuyor.

    Araştırma şirketi Wealth X’in verilerine göre, dünyanın en zengin beş iş insanı Elon Musk, Bernard Arnault, Jeff Bezos, Larry Ellison ve Mark Zuckerberg’in toplam serveti 2020’den bu yana 423,8 milyar euro, yani kişi başına yüzde 114 artış gösterdi.

    Aynı araştırmaya göre, dünya nüfusunun yüzde 60’ını oluşturan ve sayıları 4,77 milyarı bulan en yoksul kesimin serveti ise yüzde 0,2 oranında geriledi.

    Zenginlerin serveti enflasyondan üç kat hızlı arttı

    Milyarderlerin toplan servetinin 2020’ye kıyasla 3,3 trilyon dolar daha fazla olduğu kaydedilen Oxfam araştırmasında, bu servetin enflasyondan üç kat hızlı arttığına dikkat çekildi.

    Oxfam’ın yayımladığı geleneksel raporda, zenginlerle yoksullar arasındaki gelir adaletsizliğinin mevcut eğilimlere göre daha açılacağı vurgulanırken, mevcut eğilimlerin sürmesi halinde dünyada yoksulluğu ortadan kaldırmak için 229 yıl gerekeceği uyarısı yapıldı.

    Oxfam raporuna göre, dünyanın en zengin yüzde 1’i ise tüm küresel finansal varlıkların yüzde 43’üne sahip.

    Önümüzdeki 10 yıl içinde ilk kez bir kişi trilyoner olabilir

    Oxfam raporunda, dünyanın en büyük 10 şirketinin yedisinin üst yöneticisinin veya ana hissedarının milyarder olduğuna dikkat çekilirken, buna karşılık, dünya çapında milyonlarca işçinin yaşam standartlarının gerilediği vurgulandı.

    Raporda, “Dünya çapında insanlar sıklıkla riskli ve güvenli olmayan işlerde, asgari ücret karşılığında daha yoğun, daha uzun çalışıyor. 52 ülkede yaklaşık 800 milyon işçinin reel ortalama maaşı düştü. Bu işçiler son iki yılda toplamda 1.5 trilyon dolar kaybetti; bu her biri için 25 günlük maaş kaybı anlamına geliyor.” denildi.

    Rapora göre, dünyanın en büyük 148 şirketinin kar oranı 2018-2021 arasındaki ortalamanın yüzde 52 oranında üzerine çıktı.

    Rapora göre zenginlerle yoksullar arasındaki eşitsizliğin derinleşmesi beklenirken, önümüzdeki 10 yıl içinde ilk kez bir kişi trilyoner olabilir.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Avrupa’da elektrik üretiminde rüzgar, kömürü geride bıraktı

    Avrupa’da elektrik üretiminde rüzgar, kömürü geride bıraktı


    Avrupa’da 2023’ün son çeyreğinde rüzgar enerjisi üretimi, 2022’nin aynı çeyreğine kıyasla yaklaşık yüzde 20 daha fazla gerçekleşti.

    REKLAM

    Avrupa’nın elektrik üreticileri, 2023’ün son çeyreğinde ilk kez rüzgardan, kömürden daha fazla enerji üretti.

    Bu gelişme Avrupa’nın bölgesel enerji dönüşümü çabaları için önemli bir kilometre taşı olarak görülüyor.

    Düşünce kuruluşu Ember’in verilerine göre, Avrupa’daki kamu hizmeti yapan kurumlar, 2023’ün ekim-aralık döneminde rüzgar santrallerinden 193 terawatt saat (TWh) rekor seviyede elektrik üretti.

    Aynı dönemde kömür yakıtlı enerji santrallerinden ise 184 TWh elde edildi.

    Ember verilerine göre, Avrupa’da 2023’ün son çeyreğinde rüzgar enerjisi üretimi, 2022’nin aynı çeyreğine kıyasla yaklaşık yüzde 20 daha fazla gerçekleşti.

    Sektörü yakından izleyen uzmanlara göre, yüksek işçilik, malzeme ve finansman maliyetleri nedeniyle 2023’te rüzgar enerjisi sektöründe yaşanan yaygın aksaklıklara rağmen bu oranda sağlanan artış büyük önem taşıyor.

    Avrupa Parlamentosu tarafından 2023 yılının sonunda kabul edilen ve türbin üreticileri için finansman desteği öngören yeni politika sayesinde 2024’te bölgesel rüzgar enerjisi üretiminin daha da artırılması hedefleniyor.

    Bu yeni politikayla gelecekte rüzgar enerjisinin kömür üzerindeki üstünlüğünü pekiştirmesine kesin gözüyle bakılıyor.

    Avrupa genelinde 2024 ve sonrasında ilave rüzgar enerjisi üretim kapasitesinin yaygın olarak hayata geçirilmesi beklenirken, kömür yakıtlı üretime ilişkin görünüm ise henüz net değil.

    Bu alandaki gelişmeler, sürdürülebilir rüzgar enerjisinin kömüre karşı gelecekte ne kadar önde olabileceğinin belirlenmesinde önemli bir faktör olacak.

    Almanya, Türkiye ve Polonya Avrupa’da kömür tüketiminde lider

    Özellikle, Avrupa’nın toplam kömür yakıtlı enerji üretiminin yaklaşık yarısını oluşturan Almanya, Polonya ve Türkiye’deki kömür yakıtlı üretimin izleyeceği seyir önem taşıyor.

    Buna göre, genelde Avrupa’nın son zamanlardaki temiz enerji hedefine ulaşma adına yüksek kirletici fosil yakıtlardan uzak durma politikasında başarılı olması açısından da bu üç ülkenin pozisyonu önemli görülüyor.

    Avrupa’nın en büyük üç kömür tüketicisi, zayıf bölgesel sanayi faaliyetinin genel elektrik talebini azaltması ve kamu hizmetlerinin daha fazla miktarda temiz elektriği çevrimiçi hale getirmesi nedeniyle, 2023’ün ilk yarısında elektrik üretiminde kömür kullanımını son yılların en düşük seviyelerine indirdi.

    Bununla birlikte, ısınma talebinin artmasıyla birlikte her ülke 2023’ün son aylarında kömür yakıtlı üretimi artırdı. Ancak her ülkedeki genel kömür yakıtlı üretim önceki zirvelerin oldukça altında kaldı.

    İleriye dönük olarak, genel ekonomik ivme, her ülkede enerji üretiminde ne kadar kömür kullanılacağını belirleyen temel faktör olacak.

    Ülkelerdeki destekleyici hükümet politikalarıyla imalat faaliyetleri 2024’te genişlerse, o zaman genel enerji tüketimi de artacak. Bu durum, muhtemelen enerji üretim firmalarını yenilenebilir kaynakların yanı sıra fosil yakıt tesislerinden de üretimi artırmaya zorlayacak.

    Özellikle, kimya, çelik ve gübre fabrikaları gibi ağır sanayi alanındaki üretimdeki herhangi bir sürekli artış muhtemelen ulusal enerji sistemleri üzerinde baskı oluşturacak ve genel enerji tüketimindeki ilgili artışı karşılamak için kömür ve doğal gaz tesislerinden daha fazla üretim gerekecek.

    Bununla birlikte, hükümetlerin devam eden teşvik çabalarına rağmen bölgesel sanayi faaliyeti 2024’te beklentinin altında kalırsa, o zaman genel enerji talebi de daha düşük kalacak ve bu durum enerji üretim şirketlerinin temiz elektrik oranını artırmaya devam etmesine olanak sağlayacak.

    REKLAM

    Reuters’in haberine göre, 2024 yılında Avrupa’daki sanayi tüketim ve üretimi ne olursa olsun, enerji geliştiricilerin, özellikle Almanya, İngiltere, İspanya, Fransa ve Danimarka gibi kilit pazarlarda rüzgar enerjisi proje inşaatı ve şebeke bağlantısını hızlandırmaları bekleniyor.

    Avrupa’da rüzgar enerjisi sektöründe önemli ihaleler açılacak

    Buna ilave olarak, geçen yıl rüzgar enerjisi sektörü işletmelerinde yaşanan aksaklıkların ardından imzalanan bölgesel Avrupa Birliği politika anlaşmalarından sonra, 2024 yılında yeni rüzgar enerjisi kapasitesi için hem karada hem de denizde çeşitli hükümet ihalelerinin açılması bekleniyor.

    S&P Global’e göre Almanya, 2024 yılında 8 gigawatt (GW) yeni offshore kapasitesi için ihale açmayı planlarken, Danimarka’nın bu yıl toplam 9 GW offshore projesi için ihale duyurusu yapacağı belirtiliyor. 

    Fransa ise güney kıyısı açıklarında toplam kapasitesi 280 megawatt’a (MW) kadar ulaşan iki yüzer rüzgar santralinin inşasını destekleme kararı alırken, önümüzdeki yıl boyunca rüzgar enerjisi yatırımlarında hız kesmeyecek. 

    Bu adı geçen yatırımlar ve diğer projeler devreye girdikçe, Avrupa’nın toplam rüzgar üretimini 2023’ün tamamında üretilen 604 TWh’nin üzerine çıkarmasına ve temiz enerji üretiminde önemli artış sağlamasına kesin gözüyle bakılıyor. Bu arada kısa dönemde sanayi faaliyeti toparlandıkça Avrupa’daki kömür yakıtlı enerji üretimi de yükselebilir.

    REKLAM

    Ancak enerji firmaları planlanan geliştirme hattını takip ederse rüzgar enerjisinin, uzun vadede Avrupa’nın elektrik üretiminde kömürü gölgede bırakmasına kesin gözüyle bakılıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa Başbakanı Borne, göç yasası sonrası çıkan krizin ardından istifa etti

    Fransa Başbakanı Borne, göç yasası sonrası çıkan krizin ardından istifa etti


    Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa Başbakanı Elisabeth Borne’un istifasını kabul etti. Yeni başbakan adayları arasında 34 yaşındaki Eğitim Bakanı Gabriel Attal ve 37 yaşındaki Savunma Bakanı Sebastien Lecornu gösteriliyor.

    REKLAM

    Fransa Başbakanı Elisabeth Borne, ülkede büyük tartışma yaratan göç yasasının kabul edilmesi sonrası çıkan siyasi krizin ardından istifa etti.

    Fransa’da hükümetin parlamentonun desteğini alabilmek için aşırı sağ partiye taviz verip göç yasasını sertleştirmesi yoğun eleştirilere yol açarken, bir bakan protesto amacıyla istifa etmişti.

    Associated Press (AP), 62 yaşındaki Borne’un istifa dilekçesinde Macron’un arzusu üzerine görevi bıraktığı imasında bulunduğunu aktardı. 

    Ülkedeki siyasi gözlemcilerin görüşlerine atıfta bulunan AP, Macron’un haziran ayında düzenlenecek Avrupa Parlamentosu seçimlerine yeni hükümetin oluşturacağı bir ivmeyle girmeyi hedeflediği yorumunu yaptı.

    Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre, Borne, hükümetin istifasını Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a sundu; Macron da istifayı kabul etti.

    Macron, Başbakan Borne’un istifasına ilişkin X sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Borne’a ülkeye yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkür etti.

    Borne’un, Fransız ulusuna hizmet eden çalışmalarının örnek teşkil ettiğini kaydeden Macron, “Devlet kadınları cesareti, sorumluluğu ve kararlılığı ile projemizi hayata geçirdiniz. Tüm kalbimle teşekkür ederim.” ifadesini kullandı.

    Fransa’da iktidar partisinde kriz yaratan yasa nasıl geçti?

    Yaklaşık 18 aydır tartışmaların odağında olan tasarı iktidardaki Cumhuriyetçiler Partisi’ne (Les Republicains, LR) aşırı sağcı RN’nin de katılmasıyla, Meclis genel kurul oylamasında 186’ya karşı 349 oyla kabul edildi. 251 iktidar milletvekilinden 59’u ise aleyhte veya çekimser oy kullandı.

    Tartışmalı metin kısa süre önce sağcıların hakim olduğu Senato’da 114’e karşı 214 oyla kabul etmişti.

    Fransız hükümeti yeni düzenlemenin iş gücü açığı olan sektörlerde çalışan göçmenlerin oturma izni almasını ama aynı zamanda yasadışı göçmenlerin sınır dışı edilmesini de kolaylaştıracağını söylemişti.

    Ancak sağdan destek alabilmek için hükümet, oturma izni tedbirlerini yumuşatmayı kabul ederken, göçmenlerin çocuklara yönelik yardımlar ve barınma yardımları da dahil olmak üzere sosyal yardımlara erişimini birkaç yıl erteledi.

    Fransızlar uzun zamandır dünyadaki en cömert sosyal yardım sistemlerinden birine sahip olmakla övünüyor. Ülkede kira ve çocuk yardımı gibi devlet destekleri yabancılara bile sağlanıyor.

    Aşırı sağ ve son zamanlarda muhafazakarlar, bu desteklerin yalnızca Fransızlara ayrılması gerektiğini savunuyor. Salı günü kabul edilen anlaşma, AB dışı işsiz göçmenlerin konut yardımlarına erişimini beş yıl geciktirecek.

    Emeklilik yasası ve protestolar

    Borne, geçtiğimiz yıl eleştirilen emeklilik değişikliklerine karşı sık sık şiddet olaylarıyla gölgelenen kitlesel protestolarla karşı karşıya kaldı. 

    Emeklilik yaşının 62’den 64’e çıkarılmasını öngören yasa tasarısı nisan ayında yasalaşmış ve ülke genelinde protestolara neden olmuştu. 

    Eski Başbakan, ayrıca yaz başında Fransa genelinde patlak veren ve bir gencin polis tarafından vurularak öldürülmesiyle tetiklenen ayaklanmalarla da eleştirilenler arasındaydı. 

    Borne’un halefi belli değil

    Bu arada Borne’un yerine geçebilecek potansiyel adaylar arasında 34 yaşındaki Eğitim Bakanı Gabriel Attal ve 37 yaşındaki Savunma Bakanı Sebastien Lecornu gösterilirken, söz konusu iki isimden biri başbakan olması halinde Fransa’nın en genç başbakanı unvanını alacak.

    Maliye Bakanı Bruno Le Maire ve eski Tarım Bakanı Julien Denormandie de muhtemel adaylar arasında gösteriliyor.

    REKLAM

    Macron ve Borne liderliğindeki hükümet, Macron’un 2022’de yeniden seçilmesinden kısa bir süre sonra mecliste mutlak çoğunluğu kaybetmiş ve yasaları geçirme konusunda zorlanmıştı.

    Macron’un geçtiğimiz sene aralık ayında yeni bir siyasi girişim sözü vermesinden bu yana hükümette değişiklik yapılacağı konusunda söylentiler artmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Romen ve Bulgar vatandaşları AB’de deniz ve hava yoluyla pasaportsuz yolculuk yapabilecek

    Romen ve Bulgar vatandaşları AB’de deniz ve hava yoluyla pasaportsuz yolculuk yapabilecek


    AB Komisyonu, Romanya ve Bulgaristan vatandaşlarının karayolu ile AB ülkelerine pasaportsuz geçişleri ile ilgili müzakerelerin 2024 yılında da devam edeceğini aktardı

    REKLAM

    Avrupa Birliği (AB) Konseyi, Romanya ve Bulgaristan vatandaşlarının 31 Mart 2024 tarihinden itibaren AB ülkeleri ile Norveç ve İsviçre’ye deniz ve hava yoluyla pasaportsuz yolculuk yapabileceğini açıkladı.

    Romanya ve Bulgaristan vatandaşları karayolu ile AB ülkelerine geçişlerde pasaport kontrolüne tabi olmaya devam edecek.

    AB Komisyonu, Romanya ve Bulgaristan vatandaşlarının karayolu ile AB ülkelerine pasaportsuz geçişleri ile ilgili müzakerelerin 2024 yılında da devam edeceğini belirterek, “makul bir zaman dilimi içinde” bu konuda bir karar alınacağını aktardı.

    Schengen bölgesi şu anda 22’si AB ülkesi olmak üzere 26 ülkeyi ve yaklaşık 420 milyon Avrupa vatandaşını kapsıyor.

    Almanya, Avusturya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İspanya, İsveç, İtalya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Malta, Polonya, Portekiz, Slovakya, Slovenya, Yunanistan. AB’ye üye olmayan İsviçre, İzlanda, Norveç ve Lichtenstein da Schengen bölgesine dahil olan ülkeler arasında.

    Schengen’e katılım, ortak kuralların uygulanmasını, dış sınırların düzgün bir şekilde yönetilmesini, güvenlik bilgilerinin paylaşılmasını ve etkin polis işbirliğini gerektiriyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • İsrail’in gece boyunca Gazze’ye düzenlediği saldırılarda yaklaşık 200 kişi hayatını kaybetti

    İsrail’in gece boyunca Gazze’ye düzenlediği saldırılarda yaklaşık 200 kişi hayatını kaybetti


    İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant askerlerin Hamas komuta merkezlerine ve silah depolarına ulaştığını söyledi

    REKLAM

    İsrail ordusunun, abluka altındaki Gazze Şeridi’nin çeşitli noktalarına gece boyunca düzenlediği saldırılarda yaklaşık 200 Filistinli hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı.

    İsrail’in, Gazze Şeridi’ne yönelik hava, kara ve denizden düzenlediği saldırılarına gece boyu devam etti.

    Gazze’deki sağlık yetkilileri Reuters’e son 24 saatte en az 187 Filistin vatandaşının hayatını kaybettiğini teyit etti.

    “İsrail, Gazze’de Hamas komuta merkezlerine ve silah depolarına ulaştı”

    İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant askerlerin Gazze’deki Hamas komuta merkezlerine ve silah depolarına ulaştığını söyledi.

    İsrail ordusu, Gazze’deki Hamas lideri Yahya Sinvar’ın Gazze Şehri’ndeki evlerinden birinin bodrumundaki tünel kompleksini tahrip ettiğini açıkladı.

    İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki En-Nusayrat Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda çok sayıda ölen ve yaralanan oldu.

    Öldürülen Filistinli gatezeci sayısı 106’ya çıktı

    Reuters, bu kampta bulunan ve Al-Quds televizyon kanalı için çalışan Filistinli bir gazetecinin ölenler arasında olduğunu duyurdu. Bununla birlikte İsrail’in son saldırılarında ölen Filistinli gazeteci sayısı 106’ya çıktı.

    Bu arada İsrail topçu birliklerinin Refah kentine düzenlediği şiddetli saldırı sonucu aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu çok sayıda Filistinli hayatını kaybetti ve yaralandı.

    Gazze Şeridi’nin orta ve güney sahillerine İsrail savaş gemileri ağır top mermileriyle saldırı düzenlerken, Gazze Şeridi’nin orta kesimi özellikle Bureyc Mülteci Kampı şiddetli şekilde hava ve karadan hedef alındı.

    İsrail ordusuna ait tanklar da Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı’na çok sayıda top mermisi attı.

    Savaş uçakları, güneydeki Han Yunus kentine art arda şiddetli saldırılar düzenledi; saldırılarda ölen ve yaralananlar oldu.

    İsrail saldırılarında 21 bin 507 Filistinli hayatını kaybetti

    İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarında en az 8 bin 800’ü çocuk, 6 bin 300’ü kadın olmak üzere, 21 bin 507 Filistinli öldürüldü, 55 bin 915 kişi de yaralandı. Enkaz altında binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı tahrip ediliyor.

    İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 168’i karadan işgal sürecinde olmak üzere 502 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.

    Çatışmalara 24 Kasım’da 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani arada” 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail, binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.

    İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de İsrail güçleri ve yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 318 Filistinli hayatını kaybetti.

    İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim’den bu yana sınırda devam eden çatışmalarda 28 Lübnanlı sivil, 129 Hizbullah mensubu ile 5 İsrailli sivil ve 9 İsrail askeri öldü.

    Bu arada İsrail saldırıları yüzünden 2,3 milyon Filistinli Gazze’deki evini terk etmek zorunda kaldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Galatasaray ve Fenerbahçe İstanbul’da coşkuyla karşılandı: Riyad’da neler oldu?

    Galatasaray ve Fenerbahçe İstanbul’da coşkuyla karşılandı: Riyad’da neler oldu?


    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, maçın iptal edilmesi sonrası, İstanbulluları Beşiktaş Barbaros Meydanı’na davet etti

    REKLAM

    Suudi Arabistan’da oynanacak Turkcell Süper Kupa maçı Riyad yönetiminin, futbolcuların sahaya Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tişörtüyle ve sözlerinin yazılı olduğu pankartla çıkmasına izin vermemesi üzerine ertelenen Galatasaray ile Fenerbahçe farklı uçaklarla sabaha karşı İstanbul’a döndü.

    Süper Kupa maçının organizatörü olan ve Suudi Arabistan Devleti destekli turizm şirketi “Riyadh Season”, erteleme kararının ardından yaptığı açıklamada Türk takımlarının yaptıkları anlaşmaya uymadığını iddia etti.

    Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin yaşanan krizin ardından istifasını hazırladığı iddiası ise daha sonra TFF tarafından yalanlandı.

    İmamoğlu İstanbul’da yaşayanları Beşiktaş Barbaros Meydanı’na davet etti

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Suudi Arabistan’da Fenerbahçe ve Galatasaray arasında oynanacak olan Süper Kupa finalinin, Atatürk tişörtüne ve pankartına izin verilmemesi üzerine iptal edilmesi sonrası, İstanbulluları Beşiktaş Barbaros Meydanı’na davet etti.

    Galatasaray ve Fenerbahçe’nin Süper Kupa maçına çıkmama kararı dünya basınında da geniş bir şekilde yer aldı.

    Taraflardan çoşkulu karşılama

    Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’dan geç saatte kalkan özel uçakla İstanbul’un iki havalimanına gelen takımları, taraftar grupları coşkuyla karşıladı.

    Aralarında farklı takım taraftarlarının da yer aldığı grup, yaptıkları tezahüratlarla takımların yönetici ve futbolcularına sevgi gösterisinde bulundu.

    Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, kendilerini bekleyen taraftarlara ilgilerinden dolayı teşekkür etti.

    Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, yöneticiler, teknik heyet ve futbolcuların yer aldığı kafile, güvenlik önlemleri altında kendilerini bekleyen özel araçları ve takım otobüsüyle havalimanından ayrıldı.

    Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, yöneticiler, teknik heyet ve futbolcuların yer aldığı kafile, güvenlik önlemleri altında kendilerini bekleyen özel araçları ve takım otobüsüyle havalimanından ayrıldı.

    Maç neden ertelendi?

    Fenerbahçe ve Galatasaray arasında Suudi Arabistan’da dün akşam oynanması planlanan Süper Kupa Finali ertelenmişti. Suudi yetkililer, futbolcuların sahaya Türkiye’nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk tişörtüyle ve sözlerinin yazılı olduğu pankartla çıkmasına izin vermemişti. Bunun üzerine iki takım da maça çıkmayı reddetmiş, Türkiye’ye dönme kararı almıştı.

    Yapılan ortak açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

    “Cumhuriyetimizin ve Türkiye Futbol Federasyonunun 100. Yılını yurt dışında da kutlamak amacıyla, Türk futbolunun marka değerine ve kulüplerimize katkı sağlayacak şekilde kulüplerimizle organize ettiğimiz, 29 Aralık Cuma günü saat 20.45’te oynanması planlanan 2023 Süper Kupa müsabakası organizasyondaki bazı aksaklıklar nedeniyle kulüplerimizle birlikte aldığımız ortak karar neticesinde ileri bir tarihe ertelenmiştir.

    Ev sahibi ülkenin Futbol Federasyonu, ilgili kurum ve kuruluşlarına şu ana kadar Süper Kupa’nın organizasyonu için göstermiş oldukları çaba nedeniyle teşekkür ederiz.”

    Suudi Arabistan’dan ilk açıklama: İki takım da anlaşmaya uymadı

    Süper Kupa maçının organizatörü olan ve Suudi Arabistan Devleti destekli turizm şirketi Riyadh Season, erteleme kararının ardından yaptığı açıklamada, Türk takımlarının yapılan anlaşmaya uymadığını iddia etti.

    Şirket, “Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti’nin milli marşının çalınması ve Türkiye Cumhuriyeti’nin sahip olduğu statünün tanınması için stadyum içinde ve tribünlerde Türk bayraklarının sergilenmesi konusunda anlaşmaya vardık” dedi ancak iki takımın da anlaşmaya uymadığını öne sürdü.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Öncelikle, kardeşimiz Türkiye Cumhuriyeti ile çeşitli alanlardaki yakın ilişkilerimizden duyduğumuz gururu vurgulamak isteriz. Bunların arasında spor sahaları da vardır. Maçın, kapsamı dışında herhangi bir slogan olmaksızın spor yapılmasını gerektiren uluslararası futbol yönetmelikleri ve düzenlemelerine uygun olarak zamanında yapılmasını dört gözle bekliyorduk; özellikle de bu konu maç öncesinde yapılan hazırlık toplantıları çerçevesinde Türkiye Futbol Federasyonu ile görüşüldüğü için ve uluslararası yönetmelikler ve düzenlemeler uyarınca bu maç için yönetmeliklerin gerekliliklerine uyulması gerektiğini vurguladık.

    REKLAM

    Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti’nin milli marşının çalınması ve Türkiye Cumhuriyeti’nin sahip olduğu statünün tanınması için stadyum içinde ve tribünlerde Türk bayraklarının sergilenmesi konusunda anlaşmaya vardık.

    Bu anlaşmaya rağmen, iki takımın da anlaşmaya uymaması üzücü oldu ve bu da maçın yapılamamasına yol açtı.”

    TFF Başkanı Büyükekşi’nin istifa ettiği haberi yalanlandı

    Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin yaşanan krizin ardından istifasını hazırladığı iddiası ise daha sonra TFF tarafından yalanlandı.

    Erdoğan Büyükekşi’nin istifasını istedi mi?

    Basında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin istifasını istediği öne sürülürken, Büyükekşi’nin Riyad’da rahatsızlandığı ortaya çıkmıştı.

    Otele ambulans gelip sağlık ekipleri kontrol için Büyükekşi’nin yanına giderken, TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin sağlık durumunun daha sonra gayet iyi olduğu açıklandı.

    REKLAM

    İmamoğlu İstanbul’da yaşayanları Beşiktaş Barbaros Meydanı’na davet etti

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Süper Kupa finalinin, Atatürk tişörtüne ve pankartına izin verilmemesi üzerine iptal edilmesi sonrası, İstanbulluları Beşiktaş Barbaros Meydanı’na davet etti.

    İmamoğlu, paylaşımında, “Bayrağını al, Beşiktaş’a gel. İstanbulluları, bugün saat 15.00’te Türk Bayrakları, Atatürk resimleri ve spor kulüplerimizin bayraklarıyla Beşiktaş Barbaros Meydanı’na davet ediyorum” ifadesini kullandı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TBMM Dışişleri Komisyonunda İsveç’in NATO üyeliğine ilişkin protokol kabul edildi

    TBMM Dışişleri Komisyonunda İsveç’in NATO üyeliğine ilişkin protokol kabul edildi

    Bu haberin orjinalinin yayınlandığı dil İngilizce

    Oylamada AK Parti, MHP, CHP “Evet” oyu verirken; İYİ Parti ve Saadet Partisi “Hayır” oyu verdi. DEM Parti’nin tek üyesi Komisyonu terk etti ve oy kullanmadı.

    Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) İsveç’in Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Dışişleri Komisyonunda kabul edildi.

    Dışişleri Komisyonu, AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay başkanlığında toplandı.

    İsveç, NATO üyelik başvurusunun TBMM Dışişleri Komisyonunda kabulünü memnuniyetle karşıladı

    Toplantıda, Dışişleri Bakan Yardımcısı Burak Akçapar, İsveç’in NATO’ya üyelik sürecine ilişkin Komisyonu bilgilendirdi, milletvekilleri de kanun teklifi üzerinde görüşlerini dile getirdi.

    Görüşmelerin tamamlanmasının ardından Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) İsveç Krallığı’nın Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Dışişleri Komisyonunda kabul edildi.

    Oylamada AK Parti, MHP, CHP “Evet” oyu verirken; İYİ Parti ve Saadet Partisi “Hayır” oyu verdi. DEM Parti’nin tek üyesi Komisyonu terk etti ve oy kullanmadı.

    Protokol, TBMM Genel Kuruluna sevk edilirken ne zaman gündeme alınacağına ilişkintarih verilmedi.

    TBMM onayı ve ABD’den F-16 alımı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İskandinav ülkesinin NATO üyeliğini, Türkiye’nin ABD’den F-16 savaş uçağı satın alma talebi ile ilişkilendirmesinden kısa bir süre sonra kanun teklifi TBMM’ye sevk edilmişti.

    Erdoğan, bu ay başında yaptığı bir açıklamada ise Ankara’nın İsveç’in NATO üyeliğinin onaylanması konusunda TBMM ve ABD Kongresi’nin eş zamanlı hareket etmesini istedi.

    İki ülkenin NATO’ya başvurusu

    Rusya’nın Ukrayna işgalinin ardından İsveç ve Finlandiya, NATO’ya katılım başvurusu yaptı.

    Ancak Türkiye, iki ülkenin Ankara’nın “terörist olarak nitelendirdiği grupları koruduğu” gerekçesiyle itirazda bulundu.

    Finlandiya’nın üyelik başvurusunu nisan ayında onay veren Türkiye, Macaristan ile birlikte İsveç’e henüz onay vermiş değil.

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan İsveç’in üyeliğinin onaylanmasına ilişkin tasarıyı ekim ayında parlamentoya sundu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mısır üç aşamalı ateşkes teklifi sunarken, Netenyahu’dan ‘savaşı yoğunlaştırma’ sözü

    Mısır üç aşamalı ateşkes teklifi sunarken, Netenyahu’dan ‘savaşı yoğunlaştırma’ sözü


    Mısır, İsrail’in saldırılarının sürdüğü abluka altındaki Gazze’de “üç aşamalı ateşkes” ve kademeli olarak tüm esirlerin serbest bırakılmasını içeren bir teklifte bulundu.

    REKLAM

    İsrail Başbakanı Benyamin Netenyahu, pazartesi günü Gazze’ye gittiğini açıklayarak Filistin topraklarında Hamas’a yönelik çatışmaların daha fazla ‘yoğunlaşacağı’ sözünü verdi.

    Bu arada Gazze’deki Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, İsrail’in saldırılarında öldürülenlerin sayısı son 24 saatte 250 artarak 20 bin 674’e yükseldi.

    Kendi siyasi parti üyelerine hitaben konuşan Netenyahu, “Şimdi Gazze’den dönüyorum. Durmuyoruz, savaşmaya devam ediyoruz ve önümüzdeki günlerde mücadeleyi yoğunlaştıracağız ve bu, yakın zamanda bitmeyecek uzun bir savaş olacak.” dedi.

    Bu arada İsrail, Mısır’ın sunduğu yeni barış planına yönelik şu ana kadar bir açıklama yapmadı.

    Mısır Hamas ile İsrail arasında “üç aşamalı ateşkes” teklifinde bulundu

    Mısır, İsrail’in saldırılarının sürdüğü abluka altındaki Gazze’de “üç aşamalı ateşkes” ve kademeli olarak tüm esirlerin serbest bırakılmasını içeren bir teklifte bulundu.

    The Associated Press (AP), Mısır’ın Körfez ülkesi Katar ile birlikte üzerinde çalıştığı önerisinin İsrail, Hamas, ABD ve Avrupa hükümetlerine sunulduğunu aktardı. AP, bunun İsrail’in taleplerini karşılamaktan uzak olduğu yorumunu yaptı.

    Barış planının ayrıntıları

    Mısır’ın planına göre, ilk aşamada 3 veya 4 haftaya kadar uzatılabilecek şekilde 2 haftalık ateşkesin öngörüldüğü, bu aşamada kadınlar, çocuklar, yaşlı erkekler ve hastalar olmak üzere 40 İsrailli esirin serbest bırakılmasının planlandığı ifade edildi.

    Buna karşılık İsrail’in aynı kategoriden alıkoyduğu 120 Filistinliyi serbest bırakması, söz konusu süre boyunca “ateşkes sağlanması” ve “İsrail tanklarının Gazze’den çekilerek insani yardımların bölgeye ulaştırılmasının” hedeflendiği ifade edildi.

    İkinci aşamada, Filistinli gruplar arasında görüşmeler sağlanarak, “Batı Şeria ve Gazze’de teknokrat bir hükümetin kurulmasının” ele alınacağı öne sürüldü.

    Üçüncü ve son aşamanın ise “kapsamlı bir ateşkesin” sağlanmasının ardından, Gazze’deki İsrailli esirlerin tamamının salıverilmesi, buna karşılık sayısı daha sonra belirlenecek şekilde Filistinli esirlerin de serbest bırakılmasını içerdiği belirtildi.

    Haberde, “Bu aşamada İsrail, güçlerini Gazze Şeridi’nden çekecek ve bölgenin kuzeyinde yerlerinden edilmiş Gazzelilerin evlerine dönmelerine izin verecek” ifadelerine yer verildi.

    İsrail medyasına göre Tel Aviv, vatandaşlarını Hamas’a karşı tavizlere hazırlıyor

    İsrail devlet televizyonu KAN, Tel Aviv yönetiminin kadın esirler, alıkonulma sırasında yaralanan yaşlılar ve kronik hastaların serbest bırakılmasına öncelik veren bir takas anlaşmasını aracılarla görüştüğünü duyurmuştu.

    Haberde, adı açıklanmayan İsrailli bir yetkili “İsrail kamuoyu, zor kararlar almaya ve tehlikeli kategorideki esirlerin serbest bırakılması konusunda tavizler vermeye hazır olmalıdır.” ifadeleri kullanılmıştı.

    “Tehlikeli” kategorisinde gösterilen kişilerin, haklarında ağır hapis cezaları verilmiş İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutuklular olduğu ifade edilmişti.

    İsrail merkezli “Walla” haber sitesi de konuya dair haberinde 40 İsrailli esire karşılık bir hafta sürecek “insani ara” seçeneğinin masada olduğunu kaydetmişti.

    Çatışmalara 24 Kasım’da 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan “insani arada” 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakılmıştı.

    Gazze’de İsrail’in saldırılarında öldürülenlerin sayısı son 24 saatte 250 artarak 20 bin 674’e yükseldi

    Bu arada Gazze’deki Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, İsrail’in saldırılarında öldürülenlerin sayısı son 24 saatte 250 artarak 20 bin 674’e yükseldi.

    Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi Genel Müdürü İsmail es-Sevabite, Gazze’deki duruma ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    REKLAM

    Sevabite, Gazze Şeridi’nde 23 hastanenin İsrail saldırıları nedeniyle hizmet dışı kaldığını belirtti.

    Gazze’de sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle ölü sayısının artabileceğine dikkati çeken Sevabite, 9 binden fazla Filistinlinin tedavi edilemediği için hayatını kaybettiğine vurgu yaptı.

    Sevabite, Gazze Şeridi’ne gönderilen yardımların, sağlık sektöründeki ihtiyacın ancak yüzde 2’sine yettiğine dikkati çekerek, İsrail’in 80 gündür saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de sağlık sisteminin canlandırılması için günlük 1000 yardım tırının ulaştırılması gerektiğini kaydetti.

    “Günlük onlarca ölü ve yaralı ihbarı alıyoruz fakat ekiplerimiz onlara ulaşamıyor”

    Filistin resmi ajansı WAFA’ya göre Hancel, Filistin’in Sesi Radyosu’na İsrail’in yoğun saldırı altında tuttuğu Gazze Şeridi’ndeki duruma ilişkin açıklamada bulundu.

    REKLAM

    Hancel, başta Gazze Şeridi’nin orta ve kuzey bölgeleri olmak üzere günlük onlarca ölü ve yaralı ihbarı aldıklarını ancak Filistin Kızılay ekiplerinin, İsrail’in obüs ve hava saldırılarını sürdürdüğü için saha koşullarının tehlikeli olması nedeniyle bu kişilere ulaşamadığını belirtti.

    İsrail ordusunun saldırılarıyla 310 sağlık çalışanını öldürdüğünü aktaran Hancel, 99 sağlık çalışanının İsrail güçlerince alıkonulduğunu, bunlardan 8’inin Cibaliya’daki ambulans merkezinden olduğunu ve 5 gündür kendilerinden haber alınamadığını ifade etti.

    Hancel, Gazze’nin güneyinde Han Yunus’taki Filistin Kızılayı Müdürü’nün de 35 gün önce İsrail ordusunca alıkonulduğunu ve şu ana kadar hakkında herhangi bir bilgi elde edemediklerini bildirdi.

    Filistin Kızılayı Sözcüsü, İsrail ordusunun, 102 ambulansı hedef aldığını ve 59 araca da zarar verdiğini sözlerine ekledi.

    İsrail’in Gazze’yi işgalinde 7 Ekim sonrası

    Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme” gerekçesiyle İsrail’e 7 Ekim’de kapsamlı saldırı düzenledi.

    REKLAM

    İsrail, 7 Ekim’deki saldırılarda 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını açıkladı.

    İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırılarında en az 8 bin 200’ü çocuk, 6 bin 200’ü kadın olmak üzere, 20 bin 674 Filistinli öldürüldü, 54 bin 36 kişi de yaralandı. Enkaz altında binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı tahrip ediliyor.

    İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ne saldırılarının başladığı 7 Ekim’den bu yana 156’sı karadan işgal sürecinde olmak üzere 489 askerinin öldürüldüğünü duyurdu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***