Etiket: Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem

  • Bahçeli’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yanıt: ‘Bu sistemin demokratik meşruiyet temeli 50+1’dir’

    Bahçeli’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yanıt: ‘Bu sistemin demokratik meşruiyet temeli 50+1’dir’


    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimi için yüzde 50+1 şartının değişmesinin “isabetli olacağı” yönündeki sözlerini değerlendirdi. Bahçeli, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gelip geçici bir heves değildir” dedi.

    REKLAM

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gelip geçici bir heves değildir, işi bitince buruşturulup bir köşeye atılacak tek kullanımlık konjoktürel reçete hiç değildir.” dedi. 

    TBMM’de partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimi için yüzde 50+1 şartının değişmesinin “isabetli olacağı” yönündeki sözlerini değerlendirdi. 

    “Bu sistemin demokratik meşruiyet temeli yüzde 50+1’dir.” diyen Bahçeli, Güçlendirilmiş Parlementer Sisteme yönelik de “Lağvolunan bir kurum veya sistemin tekrar ihyası diye bir şey zaten makul ve mantıklı bir şey değildir” eleştirisini yöneltti.  

    Bahçeli şöyle konuştu:

    “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye Cumhuriyeti’nin hem üçüncü evreye geçişini sağlamış hem de yeni yüzyılı kavrayan ve kuşatan demokratik ve dinamik nitelikli sistemsel başarısını somutlaştırmıştır.

    Milli iradenin takdir ve tercihiyle kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin üzerine gölge düşürmek, bilhassa “ucube sistem, tek adam rejimi” iddialarıyla çamur atmak yalnızca haksızlık değil bizatihi milletimize saldırıdır.

    Devlet hayatında çatlak sesler dinmiş, karar alma süreçleri seriye bağlanmış, kuvvetler ayrımı billurlaşmış, çok başlılık devri kapanmış, bürokratik oligarşinin suyu kesilmiştir.

    Yeni sistemin gerekli, yeterli siyasi, stratejik ve fikri demlenme süreci devam etmekte olup kurum ve kurallarıyla olgunlaşması, ilke ve esaslarıyla oturması Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın güvencesi olacaktır.

    Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gelip geçici bir heves değildir.

    Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi işi bitince buruşturulup bir köşeye atılacak tek kullanımlık konjoktürel reçete hiç değildir.

    Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türkiye Cumhuriyeti’nin istikbal haysiyeti, milli bekasının habitatı; Türk milletinin huzur, barış ve kardeşlik iradesinin temel harcıdır.

    Elbette Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin aksayan, tekleyen ve arıza sinyali veren yönleri varsa mutabakatla ele alınıp düzeltilmelidir. Bu da son derece doğal ve doğru bir seçenektir.

    Ancak her yönetim sisteminin bir özü, hukuki ve ahlaki meşruiyetini sağlayan demokratik bir özelliği vardır ve bunun tartışılması da öngörülemez sorun ve sıkıntılara yol açma riski taşımaktadır.

    Bahçeli: Lağvolunan bir sistemin tekrar ihyası mantıklı değildir

    Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem hedefiyle milletimizin huzuruna çıkan zillet ittifakı amaçladığı icazet ve ruhsatı alamamış, milli irade Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni mevcut ve mahut haliyle tasdik ve teyit etmiştir.

    Lağvolunan bir kurum veya sistemin tekrar ihyası diye bir şey zaten makul ve mantıklı bir şey değildir.

    İster iyileştirilsin, isterse güçlendirilsin, eğer Parlamenter Sistem her şeye rağmen ihya edilseydi; dejenere olması, kaosa hizmet etmesi, kutuplaşma ve kamplaşmayı körüklemesi, devlet yönetimini krize sokması mukadder bir siyaset ve hayat gerçeği haline gelirdi.

    Bildiğiniz gibi, Sayın Cumhurbaşkanımız Almanya ziyaretinden dönerken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ana omurgası, can evi, demokratik güvenliği olan yüzde 50+1 oy nisabıyla ilgili açıklamalarda bulunmuş ve şöyle demiştir:

    “Çoğunluğu alan adayın seçilmesi usulüne geçilmesi halinde Cumhurbaşkanlığı seçimi de seri olur, uğraştırmaz ve yanlış yollara da sevk etmez. Mevcutta 50+1 mecburiyeti partileri yanlış yollara sevk ediyor. Kimin eli, kimin cebinde belli değil.”

    REKLAM

    Sayın Cumhurbaşkanımızın tespit ve değerlendirmeleri siyasetin ve kurulan ittifakların parçalı yapısına bakıldığında tutarlı ve anlamlıdır.

    Fakat bu konuda bizim geçmişten bugüne söylediğimiz sözler, yaptığımız açıklamalar, paylaştığımız görüşler de bellidir ve esasen hiç değişme göstermemiştir.

    Bahçeli: Kimsenin sırtına binmedik, kimseyi de sırtımıza bindirmedik

    “Milliyetçi Hareket Partisi olarak, dün ne demişsek bugün aynı çizgide, aynı düşüncede, aynı görüşteyiz.” diyen Bahçeli şöyle devam etti:

    “Ancak Cumhur İttifakı olarak konuşup tartışarak orta yolun, makul çözümün, yeni sistemin doğasını zedelemeyecek tamirat ve onarımın karşılıklı anlayış ve uzlaşmayla yapılacağının inancına ve iradesine de sahibiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın bahse konu açıklamasını çarpıtıp Cumhur İttifakı etrafında tezvirat ve tefrika imal eden fırsat düşkünü meczuplara da prim vermeyiz, itibar etmeyiz, bunları adam yerine bile koymayız.

    Bazı zeka ve vicdan özürlülerin, ‘Erdoğan, Bahçeli’yi sırtından atacak mı?’ diye yazı kaleme almaları, AK Parti ile MHP arasında sorun olduğundan bahsetmeleri, fitne tezgahı açmaları alçak bir teşebbüs, namert bir telaffuzdur.

    REKLAM

    Allah’a çok şükür siyasi hayatımız boyunca hiç kimsenin sırtına binmedik, hiç kimseyi de sırtımıza bindirmedik. Onun bunun sırtından geçinen keneler bizi anlayamaz, anlasa da anlatmaya takatleri yetmez, yetemez. Yük aldık, yük olmadık; bedelse ödedik, yeri geldi şehadet düştü hissemize, ne gam ne tasa katiyen şikayet etmedik, önce ülkem ve milletim demekten de asla vazgeçmedik.

    Milliyetçi Hareket Partisi tufeyli değildir, yancı değildir, ufakçı değildir, ulufeye talip değildir, ikbale meraklı değildir; Türklüğün, Türkiye’nin ve Türk milletinin serdengeçti şuuru, son kalesi, tüm çareler tükendiğinde düşmana sıkılacak son kurşunudur.

    Bilmeyen varsa tekrar hatırlatayım; Sayın Cumhurbaşkanımızla diyaloğumuz hasbidir, harbidir, haysiyetlidir, hakseverlik üzerinedir, saygı ve sevgi temellidir, hiç kimse de aramıza giremeyecektir. Cumhur İttifakı’nda pazarlık yoktur. Cumhur İttifakı’nda ihtilaf yoktur. Cumhur İttifakı bir planın ürünü, sipariş edilmiş bir projenin üretimi değildir.”

    Bahçeli: CHP’de yeni bir şey yoktur

    “Hamamda kurna, düğünde zurna beğenmeyen bugünkü CHP yönetimi her şeye karşı, geçmişine karşı, işin özünde karşıya bile karşıdır.” diyen Bahçeli, CHP’ye eleştirileride bulundu. 

    Bahçeli şu şekilde devam etti:

    REKLAM

    “Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkanı’nın İstanbul Kadıköy’de bir operaya HEDEP’lilerle birlikte katılması, sahne alan ve Kürdistan’dan bahsedip Türkiye’yi işgalci diye karalayan sözde bir sanatçının elini öpmesi utanç verici bir ayıp ve rezalettir. Öpecek eli tanımayanların milletten tekme yemeleri mutlaktır. CHP gerçekten de sömürgeleşmiş, vesayet zincirine vurulmuştur. Bir bölücünün saygıyla elinin öpülmesi CHP’nin mazisini inkar, Türkiye’ye rest çekmektir. Bu sefil fikri kimin verdiği az çok bellidir. CHP Genel Başkanı maalesef kukladır, kuklacı ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamında oturan zattır. Onun da ipini tutanlar iç ve dış husumet cephesidir. CHP’de patron çıldırmış, tasfiye işlemi hızlanmış, yağma vites yükseltmiş, Atatürk’ün partisi kapanın elinde kalmıştır.”

    Erdoğan ne demişti?

    Erdoğan, “(50+1 şartının değişmesi) İsabetli olur. Çoğunluğu alanın seçilmesi halinde Cumhurbaşkanlığı seçimi de seri olur, uğraştırmaz, yanlış yollara sevk etmez. Mevcutta 50+1 mecburiyeti partileri yanlış yollara sevk ediyor. Kimin eli, kimin cebinde belli değil. Yok altılı, yok on altılı masa.. Oy sayısı itibarıyla ‘en fazla oyu alan aday seçilir’ denildiği zaman seçim hızlıca tamamlanır.” ifadelerini kullanmıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Millet İttifakı’nın 9 ana başlıklı Ortak Mutabakat Metni’nin önemli maddeleri neler?

    Millet İttifakı’nın 9 ana başlıklı Ortak Mutabakat Metni’nin önemli maddeleri neler?


    Altılı Masa’yı oluşturan altı siyasi partinin genel başkanının katıldığı bir toplantıda “Millet İttifakı’nın Ortak Politikalar Mutabakat Metni” kamuoyu ile paylaşıldı. 

    “Özgürlükçü, çoğulcu ve katılımcı demokrasiye, ehliyet ve liyakate dayalı, vatandaş odaklı, yolsuzluklardan tümüyle arınmış şeffaf ve hesap verebilir bir kamu yönetimine, üretken, uluslararası rekabet gücüne sahip, hiç kimseyi geride bırakmayan dayanıklı, istikrarlı ve kapsayıcı bir ekonomiye, cazibe merkezi haline getirecek bir bilim ve teknoloji seviyesine, fikri, irfanı ve vicdanı hür nesiller yetiştiren eğitim sistemine, bölgesinde ve dünyada saygın, güvenilir, güçlü ve etkili bir ülke konumuna kavuşturacağız.” denilen açıklamada, Türkiye’nin F-35 savaş uçağı projesine geri döndürülmesi, Atatürk Havalimanı’nın yeniden kullanıma açılması, AİHM kararlarının uygulanmasını da içeren toplam 9 ana başlık ve iki binden fazla düzenlemeyi kapsayan Ortak Politikalar Mutabakat Metni’nde yer alan önemli maddelerden bazıları şu şekilde: 

    1. HUKUK, ADALET VE YARGI
    • Etkin ve katılımcı bir yasama, istikrarlı, şeffaf ve hesap verebilir bir yürütme, bağımsız ve tarafsız bir yargı ile kuvvetler ayrılığının tesis edildiği güçlü, özgürlükçü, demokratik, adil bir sistem için Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçeceğiz. 

    • Bir yasama yılında en az 20 gün, gündemi muhalefet tarafından belirlenen genel görüşme açılabilmesini sağlayacağız.

    • Devlet sırrı ve ticari sır kavramlarını, Meclis’in bilgi edinme ve denetim yetkilerini engellemeyecek şekilde yeniden tanımlayacağız.

    • Milletlerarası sözleşmelerden geri çekilme yetkisinin Meclis’e ait olduğunu anayasal güvence altına alacağız.

    • Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde başkanı ana muhalefet milletvekilleri arasından seçilen Kesin Hesap Komisyonu kuracağız.

    • Kanunlar üzerinde tanınan veto yetkisini kaldırarak Cumhurbaşkanına sadece “geri gönderme yetkisi” tanıyacağız.

    • Cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisine son vereceğiz. 

    • Cumhurbaşkanının 7 yıl süreyle bir dönem seçilebilmesine, seçildikten sonra partisi ile ilişiğinin kesilmesine ve görev sonrasında aktif siyasete dönememesine ilişkin düzenleme yapacağız. 

    • Başbakan veya Bakanlar Kurulu’nun tamamı aleyhine verilecek güvensizlik önergelerinde

     

    yeni Başbakanın isminin yer almasını ve önergenin TBMM üye tam sayısının salt çoğunluğu tarafından imzalanmasını güvence altına alacağız. 

    • Olağanüstü hal kararnamelerine son verecek, OHAL süresini altı aydan iki aya düşüreceğiz. 

    •  Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu şeklinde iki farklı kurul oluşturacağız.

    • Çoklu baro sistemine son vereceğiz.

    • Sayıştay’ı Anayasa’da bir yüksek mahkeme olarak düzenleyecek, Sayıştay denetiminin kapsamını, tüm kamu kurum ve kuruluşlarını içerecek şekilde genişleteceğiz.

    • Tutuklamanın istisna olması ilkesinin titizlikle uygulanması için gerekli tedbirleri alacağız.

    • Düşünce, kanaat ve ifade hürriyetlerini güçlendireceğiz. 

    • Basın özgürlüğünü güçlendirecek, TRT ve Anadolu Ajansı’nı bağımsızlık ve tarafsızlık esaslarına göre yeniden yapılandıracağız. 

    • Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının belirsiz ve keyfi şekilde sınırlanmasına

     

    son vereceğiz. 

    • Sivil toplum kuruluşlarının kamu yararı statüsü ve vergi muafiyeti gibi desteklerden yararlanmasında eşit, adil ve şeffaf bir yöntem uygulanmasını sağlayacağız.

    • Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamelerinden kaynaklanan mağduriyetlere son vereceğiz.

    •  Seçim barajını yüzde 3’e düşüreceğiz.

    • Yurt dışındaki vatandaşlarımızın en fazla 15 milletvekili ile doğrudan Meclis’te temsili için

     

    yurt dışı seçim çevresi oluşturacağız.

    • En son yapılan milletvekili genel seçiminde en az yüzde 1 oy alan siyasi partilerin hazine yardımından faydalanmasını sağlayacağız.

    • Siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin davaların açılmasında TBMM’nin iznini zorunlu hale

     

    getireceğiz.

    • Siyasi partilere ve adaylara yapılan belirli miktarın üzerindeki bağışların ve seçim dönemlerinde yapılan tüm harcamaların kamuoyuna açıklanmasını zorunlu tutacağız.

    2. KAMU YÖNETİMİ

    • Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki kurulları ve ofisleri lağvederek görev ve yetkilerini ilgili bakanlık ve kurumlara devredeceğiz.

    • Türkiye Varlık Fonu’nu kapatacağız.

    • Bakanlıkları yeşil ve dijital dönüşüm ve kapsayıcılık hedefimiz doğrultusunda yeniden yapılandıracağız.

    • Strateji ve Planlama Teşkilatı Kuracağız.

    •  Bakan yardımcılıklarını kaldırıp, müsteşarlık sistemini kuracağız. 

    • Yerel yönetimlerde seçme ve seçilme hakkını yok sayan kayyum uygulamalarına son vereceğiz.

    • Belediyelerin genel bütçe vergi gelirlerinden aldığı payları artıracak, payların belirlenmesinde illerin üretim ve ihracata olan katkısını ve yaz-kış ile gece-gündüz nüfus farkı ile düzensiz göçü dikkate alacağız.

    • Muhtarlık Temel Kanunu’nu çıkaracağız.

    • Devlet Personel Başkanlığı kuracağız. 

    • Mülakat uygulamalarına son verecek, yazılı sınavda en yüksek puan alandan başlamak üzere personel alımı yapılmasını sağlayacağız. 

    • KPSS sınavlarının sayısını artıracak ve sınavlardan ücret almayacağız.

    3. YOLSUZLUKLA MÜCADELE, ŞEFFAFLIK VE DENETİM

    • TBMM’de “Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu” kuracağız.
    • Yolsuzluktan elde edilen ve yurtdışına kaçırılan gelirleri ülkemize geri getirecek, bu çerçevede “Malvarlıklarının Geri Alınması Ofisi”ni kuracağız.
    • Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’nın mali kaynakları ile personel ve bilişim alt yapısını  güçlendirecek, çalışmalarında idari özerkliğe sahip olmasını sağlayacağız.
    • Mali Eylem Görev Gücü (FATF) standartlarına tam uyum sağlayacak ve ülkemizi “gri liste”den çıkaracağız.
    • Vergi cennetleri listesini ve kara paranın aklanması bakımından riskli ülkeler listesini acilen yayımlayacağız.
    • Vergi affı ve varlık barışlarının kara para aklanması aracı olarak kullanılmasını engelleyeceğiz.
    • 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nu Avrupa Birliği normlarına uygun olarak yeniden düzenleyeceğiz.
    • Bilgi edinme hakkını ihlal eden kamu görevlilerinin disiplin, ceza ve tazminat sorumluluğunu artıracağız.
    • Kamu Özel İşbirliği projelerinden kaynaklanan garanti ve diğer koşullu yükümlülükleri şeffaf bir biçimde yayınlayacağız.
    • TÜİK istatistiklerinin akademisyen ve uzmanlardan oluşan komisyonlar tarafından düzenli biçimde kalite ve güvenilirlik kontrolüne tabi tutulmasını zorunlu hale getireceğiz.
    • Siyasi Etik Kanunu’nu çıkaracak, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde Siyasi Etik Komisyonu kuracak, grubu bulunan siyasi partiler bünyesinde siyasi etik kurulları oluşturulmasını düzenleyeceğiz.

    4. EKONOMİ, FİNANS VE İSTİHDAM

    • Enflasyonu iki yıl içinde düşük tek haneye kalıcı bir biçimde indireceğiz.
    • Türk lirasına yeniden itibar ve istikrar kazandıracağız.
    • Ortalama büyüme hızının yüzde 5’in üzerinde gerçekleşmesini sağlayacağız.
    • Beş yılın sonunda dolar cinsinden kişi başına milli gelirimizi en az iki katına çıkaracağız.
    • Beş yılda en az 5 milyon ilave, nitelikli ve insan onuruna yaraşır gelir sağlayan iş imkanı oluşturacak, işsizliği tek haneye indireceğiz.
    • 2018 sonrasında yeniden gündeme gelen aşırı yoksulluğu sıfırlayacağız.
    • Beş yılın sonunda yıllık ihracatı 600 milyar dolar seviyesine, ihracatın kilogram değerini 2 doların üzerine, yüksek teknoloji ürünleri ihracatının payını ise iki katına çıkartacağız.
    • Merkez Bankası’na fiyat ve finansal istikrarı sağlama dışında sorumluluklar yüklemeyeceğiz.
    • Merkez Bankası kanununda temel görevleri, araç bağımsızlığını ve üst düzey atamaları ilgilendiren değişikliklerin TBMM’de nitelikli çoğunlukla yapılabilmesini sağlayacak mevzuat düzenlemesini gerçekleştireceğiz.
    • Merkez Bankası bağımsızlığına müdahaleye ve yetki-sorumluluk çatışmasına yol açan, hiçbir işlevselliği bulunmayan Fiyat İstikrarı Komitesi’ni kaldıracağız.
    • Merkez Bankası rezervlerinin şeffaf olmayan bir biçimde ve dolambaçlı yollarla satışına ilişkin işlemleri idari ve hukuki denetime tabi tutacak, tespit edilen hata, usulsüzlük, yolsuzluk ve kamu zararının sonuna kadar takipçisi olacağız.
    • İtibar gerekçesine sığınılarak gerçekleştirilen tüm gereksiz harcamalara son vereceğiz. 
    • Cumhurbaşkanlığı’nın kullanımındaki uçak sayısını azaltacağız.
    • Kaynakları “Kanal İstanbul” gibi rant projeleri için değil Güney Doğu Anadolu Projesi (GAP), Doğu Anadolu Projesi (DAP), Konya Ovası Projesi (KOP) ve Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) kapsamındakiler başta olmak üzere tarımsal sulama projelerinde kullanacağız.
    • Vergi denetimini iş dünyası üzerinde siyasi baskı kurmanın bir aracı olmaktan çıkaracağız.

    5. BİLİM, AR-GE, YENİLİKÇİLİK, GİRİŞİMCİLİK VE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

    • Bilim politikamızı, insan, özgürlük, demokratik eğitim, bilimsel düşünme, girişimcilik ve teknoloji üretimi odaklı bir anlayışla yürüteceğiz.
    • Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunu tekrar çalışır hale getireceğiz.
    • Türkiye’yi giderek dışlandığı uluslararası araştırma ve yenilik ağlarına dahil edeceğiz.
    • Çok boyutlu bir Beyin Göçüyle Mücadele Eylem Planı hazırlayacak ve uygulayacağız.
    • Yetişmiş insan gücümüz için uygun ekonomik ve sosyal koşulları yaratacak, akademisyenlerin özlük haklarında ve gelirlerinde iyileştirmeler yapacağız.
    • TÜBİTAK’ı sadece Araştırma Enstitüleri ile kritik alanlarda ileri araştırmalar yapan bir kurum haline getireceğiz.
    • Yeni Girişim Şirketleri (Start-Up) Kanunu’nu çıkartarak girişimciliğe ilişkin hukuki tanımları, statüleri, mali yükümlülükler ve teşvikleri net bir çerçeveye kavuşturacağız.
    • Silikon Vadisi gibi küresel ölçekte başarılı girişimcilik ekosistemlerinin bulunduğu yerlere Özel Temsilci/Büyükelçi atayacağız.
    • Girişimcilerimizin tüm ihtiyaçlarını tek duraktan karşılamak amacıyla Girişimcilik Merkezi kuracağız
    • Bilişim ve Yenilikçilik Bakanlığı kuracağız.

    6. SEKTÖREL POLİTİKALAR

    • Tarım ve Orman Bakanlığı’nı “Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanlığı” olarak yeniden yapılandıracağız.
    • Tarımda kullanılan mazotta ÖTV yükünü kaldıracak, gübre ve tohum maliyetinin yüzde 50’sini destek olarak geri vereceğiz. 
    • Temel tarım ürünlerinde taban fiyatlarını maliyet, kur, enflasyon ve çiftçilerimize insan onuruna yaraşır gelir sağlamayı dikkate alarak belirleyeceğiz.
    • Çiftçimizin Tarım BAĞ-KUR prim ödemelerini hasat sonrası faizsiz ödenecek şekilde planlayacak ve sağlık güvencesinden faydalanmasını sağlayacağız.
    • Sanayi sektörünü üretime ve verimliliğe dayalı ekonominin önemli bir unsuru haline getirecek, imalat sanayinin milli gelir içerisindeki payını artıracağız.
    • Yerli ürün temininde uygulanan yüzde 15 fiyat avantajının, hizmet alımı yoluyla kiralama ihalelerinde de uygulanmasını sağlayacağız.
    • Yeşil Dönüşüm’den olumsuz etkilenmesi muhtemel sanayi tesislerinin bu dönüşüme uyum sağlayabilmesi için ‘Yeşil Dönüşüm Ar-Ge Destek Paketi’ hazırlayacağız.
    • Savunma sanayimizi çok daha ileri bir noktaya taşıyarak, ülkemizin savunma alanındaki dışa bağımlılığını azaltacak, ileri endüstriyel teknolojilerin gelişimine öncülük yapacak bir ekosistem oluşturacak, silahlı kuvvetlerimizin gücünü ve caydırıcılığını artıracak ve yüksek katma değerli ihracatı geliştireceğiz.
    • Savunma Sanayiinde özel sektörün önünü açacak ve sektörde adil rekabeti sağlayacağız.
    • Altay Tankı’nda motor tedarik sürecini tamamlayacak, bununla paralel olarak yerli motor çalışmalarını başlatacak, yüzde 100 yerli tank çalışmalarını büyük bir seferberlikle sürdürecek ve başarıya ulaştıracağız. 
    • Konsolidasyon, stratejik satın almalar, birleşmeler, girişim sermayesi yatırımı ve etkin bir planlama ile özel sektörün de aktif desteğiyle Askerî Elektronik Sanayi A.Ş (ASELSAN), TUSAŞ Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş (TAI), Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE), Roket Sanayii ve Ticaret A.Ş (Roketsan), TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş (TEI) ve Hava Elektronik Sanayii A.Ş (HAVELSAN)’ı global şirketlere dönüştüreceğiz.
    • Milli menfaat ve milli güvenlik ilkeleri çerçevesinde, kritik özellikteki yetenekleri ve hizmetleri zaafa uğratacak askeri fabrika özelleştirilmesine gitmeyeceğiz.
    • Sakarya Tank Palet Fabrikasının tahsis işlemlerini hukuki mevzuat çerçevesinde iptal edeceğiz. 
    • Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın (ETKB) görev ve sorumluluklarını gözden geçirecek, Enerji Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (EPDK) yetki alanına müdahalesine son vereceğiz. 
    • Kalıcı yaz saati uygulamasına son vereceğiz.
    • Doğalgaz ithalatında belli ülkelere/şirketlere bağımlılık riskini azaltmak ve doğalgaz ithalat maliyetini düşürmek için yeni kaynak ülkelerle anlaşmalar yapacak, yüksek fiyatlı mevcut doğalgaz anlaşmalarını yeniden müzakere edeceğiz.
    • Yeni nesil nükleer teknolojilere dayalı Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi kurarak ‘Türkiye Nükleer Ekosistemi’ geliştireceğiz.
    • Akkuyu Nükleer Santral Projesi’nin mevcut durumunu ve sözleşme detaylarını, anlaşma dışında verilmiş olan hakları veya üstlenilen yükümlülükleri gözden geçireceğiz.
    • Türkiye’yi Doğu Avrupa–Kafkasya–Ortadoğu–Kuzey Afrika havzasının en büyük Enerji Ticaret Merkezi’ne dönüştüreceğiz.
    • Doğu Akdeniz’de haklarımızı koruyarak münhasır ekonomik bölgelerle ilgili uluslararası antlaşmaları tamamlayacak ve arama faaliyetlerini yoğunlaştıracağız.
    • Türkiye’nin sahip olduğu maden kaynaklarının tespitine hız verecek, sektörün milli gelirdeki payını arttıracağız.
    • Sivil havacılık alanında tek yetkili ve bağımsız Sivil Havacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu oluşturacağız.
    • Atatürk Havalimanını yeniden uçuşa uygun hale getirecek, Esenboğa Havalimanı’nın Anadolu şehirlerinin yurtdışına alternatif çıkış kapısı haline getirilmesini sağlayacağız.
    • Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz limanları arasında yurtiçi yük taşımacılığı için deniz otobanları oluşturacağız.
    • İhracatçıların döviz gelirlerinin yüzde 40’nı TCMB’ye satma zorunluluğunu kaldıracağız.
    • Eximbank’ın sermayesini güçlendirecek, uzun vadeli ve uygun koşullu fon imkanlarından daha fazla yararlanmasını sağlayacağız.
    • DEİK’i yeniden bağımsız bir yapıya kavuşturacağız.
    • Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği Anlaşması’nı güncelleme müzakerelerini hızlandıracağız. 
    • Dahilde işleme uygulamalarını gözden geçirerek yerli üretimin önünde haksız rekabet oluşturmasını engelleyeceğiz.
    • Ticaret Bakanlığını Esnaf ve Ticaret Bakanlığı şeklinde yeniden yapılandıracağız.
    • Küçük esnafımızı zincir marketler, büyük marketler, AVM’ler karşısında korumak ve haksız rekabeti önlemek amacıyla gerekli düzenlemeleri hızla hayata geçireceğiz.
    • Turizm bölgelerinde imar rantı ve istismarının önüne geçeceğiz.
    • Turizm tahsislerini yeniden inceleyerek uygun olmayanlarla ilgili gerekli adımları atacağız.
    • Kıyılardan herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına engel olan uygulamaları sıkı denetim altına alacağız.
    • “Akıllı Turizm”, “Akıllı Destinasyon”, “Akıllı Şehir”, “Akıllı Oteller” gibi uygulamalarla turizmde dijital dönüşüme destek vereceğiz.
    • Sanatçının telif haklarını koruyacak; ihlalden ve korsandan korunması için her türlü tedbiri alacağız.
    • Yurtdışına kaçırılmış tarihi eserlerimizin iadesi hususunda etkin bir mücadele yürüteceğiz.
    • Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nı “İklim, Çevre ve Orman Bakanlığı” şeklinde yeniden yapılandıracağız.
    • İklim Kanunu çıkartacak, ilgili düzenlemeleri bu kanunla uyumlu hale getireceğiz.
    • İklim Özel Elçisi atayacağız.
    • Paris İklim Anlaşması’nın hedefini ve gerekliliklerini yerine getirecek, anlaşma prensipleri doğrultusunda 2050 yılı Net Sıfır Karbon Emisyonu hedefi koyacağız.
    • Yeşil dönüşümü destekleyecek müstakil ve uzmanlaşmış bir finansman kuruluşu olarak İklim Bankası kuracağız.
    • 2050 yılında “net sıfır” emisyona hedeflerini tutturmak için belli bir program dahilinde en kısa sürede kömürden çıkacağız. 
    • Cumhurbaşkanı’na ormanlık alanın vasfını değiştirme yetkisi veren Orman Kanunu’nun Ek 16. maddesini yürürlükten kaldıracağız.
    • Cumhurbaşkanlığı envanterindeki uçakları satarak elde edilen gelirle alınacak yangın söndürme uçaklarını orman yangınlarını söndürme filosuna dahil edeceğiz.
    • Tüm Türkiye’de musluk suyunu içilebilir hale getireceğiz.
    • Şehircilik ve Afet Yönetimi Bakanlığı kuracağız.
    • İstanbul depremine karşı, risk azaltmayı hedefleyen Hayat İstanbul Projesini başlatacağız.

    7. EĞİTİM VE ÖĞRETİM

    • Eğitim kurum ve süreçlerini cinsiyet, etnik köken, din, dil, yerleşim yeri, sağlık durumu, sosyo-ekonomik koşulları ayırt etmeden, fırsat eşitliği ve adaletini ve herkesin nitelikli eğitim hakkını garanti altına alan kapsayıcı bir anlayışla düzenleyeceğiz. 

    • Devlet okullarındaki öğrencilere ücretsiz süt, su ve öğle yemeği vereceğiz.

    • Okulöncesi, ilköğretim ve orta öğretimdeki tüm öğrencilere yardımcı kitaba ihtiyaç duymayacak şekilde ders kitaplarını yerel esnafa ve ekonomiye katkıda bulunacak şekilde ücretsiz temin edeceğiz. 

    • “Eğitim Destek Kartı” ile anaokulundan üniversiteye kadar devlet okullarındaki ihtiyaç sahibi öğrencilerin kırtasiye, çanta, kıyafet ihtiyaçlarını ve internete erişimlerini ücretsiz karşılayacağız.

    • Sınav güvenliğini kamu vicdanında hiçbir tereddüt oluşturmayacak şekilde sağlayacağız.

    • Ortaöğretime geçişlerde sınav odaklı değil süreç odaklı bir sistem geliştireceğiz.

    • Liselere Giriş Sınavlarında yıldan yıla değişen uygulamalara son verecek, LGS sınavını süreç içinde kaldıracağız.

    • Üniversiteye girişte yılda bir defa yapılan sınav yerine çoklu sınav imkânı sunacağız.

    • Zorunlu eğitimi 1 yılı okul öncesi eğitim, 5 yılı ilkokul, 4 yılı ortaokul, 3 yılı ise lise olmak üzere 1+5+4+3 şeklinde uygulayacağız.

    • Altyapıları oluşturarak okul öncesi eğitimi 1 yıl zorunlu tutarak ücretsiz sağlayacak ve isteğe bağlı olarak 3 yaş ve üzerine erken çocukluk eğitimi imkânı sunacağız.

    • Çocuklarımıza üç yaşından itibaren; dil, zeka ve beceri gelişimlerini, doğayı tanımalarını, değerler eğitimini, kişisel, fiziksel ve eğitsel gelişmelerini bütüncül bir yaklaşım ile sağlayacağız.

    • 5 yıllık ilkokulun 5. sınıfını bir üst öğrenime akademik hazırlık programı şeklinde, 4 yıllık ortaokulun ilk yılını ise yabancı dil ve kodlama hazırlık sınıfı şeklinde düzenleyeceğiz.

    • Dijital içerik ve ortamlar kullanılarak öğrencilerin en az bir yabancı dil öğrenmesini ve yazılım ile kodlama becerisi kazanmasını sağlayacağız.

    • YÖK’ü kaldıracak, yüksek öğretim kurumlarının akademik, idari ve mali özerkliğine müdahale etmeksizin yüksek öğretimin planlanması ve yükseköğretim kurumları arasında koordinasyonun sağlanması şeklinde sınırlı görevleri bulunan bir kurul kuracağız.

    • Yükseköğretim kurumlarının yönetim ve denetiminin kendi öğretim üyeleri arasından seçimle oluşturdukları organlar eliyle gerçekleştirilmesini sağlayacağız.

    • Öğretmen başına öğrenci sayısında OECD ortalamasına ulaşmayı hedefleyeceğiz.

    • Öğretmenlik Meslek Yasasını değiştirecek, öğretmenlerin özlük haklarını iyileştirecek, öğretmenleri öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen şeklinde gruplayan uygulamaya

     

    son vereceğiz.

    • Öğretmen atamalarında mülakatı kaldıracak, ataması yapılmayan öğretmen havuzunu eriteceğiz.

    8. SOSYAL POLİTİKALAR

    • Geliri belirli düzeyin altındaki ailelere gelirlerini insan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayacak seviyeye yükseltmek amacıyla Devlet tarafından aile bazında, hak temelli, arz odaklı ve kurumsallaşmış bir yapıda “Gelir Desteği” sağlayacağız.
    • Yoksul ailelerde yenidoğan bebeklere 1 yıl boyunca başta; süt ve bebek maması olmak üzere gıda desteği vereceğiz.
    • Yoksul ailelerimize kış aylarında ısınma yardımı yapacağız.
    • Emeklilerin sağlık hizmetlerinde ödedikleri katılım payını almayacağız.
    • Dul ve Yetim Aylıklarını arttıracağız.
    • İşsizlik ödeneğinden daha fazla işsizin daha uzun süre ve daha fazla yardım almasını sağlayacağız.
    • Kıdem tazminatı sistemini sosyal taraflarla diyalog çerçevesinde gözden geçireceğiz.
    • İş sağlığı ve güvenliğini ILO standartlarına getireceğiz.
    • Sendikal alanı düzenleyen mevzuatı ILO ve AB standartlarına uygun hale getireceğiz. 
    • Sağlık personeli sayısında OECD ortalamalarına ulaşmayı hedefleyeceğiz.
    • Şehir Hastaneleri gerekçesiyle kapatılan devlet hastanelerini ihtiyaç analizi çerçevesinde yeniden açacağız.
    • GATA ve diğer askeri hastaneleri yeniden açacağız.
    • Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığını “Kadın, Aile ve Çocuk Bakanlığı” şeklinde yeniden yapılandıracağız.
    • Cinsiyet eşitliğini esas alarak parlamento, yerel yönetimler, siyasi partiler ve kamu kurumlarında kadınların karar ve yönetim süreçlerine katılımını destekleyecek, kadın temsilini artıracak, kadın haklarının korunmasını öncelikli tutan bir politika izleyeceğiz.
    • Evlilik yardımı ve desteklerini güçlendirerek yaygınlaştıracağız.
    • Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin (Lanzorete Sözleşmesi) yükümlülüklerine uyacağız.
    • Bağımsız ‘Çocuk Hakları İzleme Kurulu’ kuracağız.
    • Sokakta yaşamak zorunda bırakılan, çalıştırılan ve dilendirilen tüm çocukları kurumsal koruma altına alacağız.
    • Çocuk işçiliği ile veri temelli ve ilgili paydaşların katılımıyla planlı bir şekilde mücadele edeceğiz.
    • Çocukların erken yaşta ve zorla evlendirilmelerinin önüne geçeceğiz.
    • Uyuşturucu ile Mücadele Acil Eylem Planı hazırlayacak, illerde uyuşturucuyla ilgili sosyal risk haritaları çıkaracağız.
    • Uyuşturucu baronlarının, organize suç örgütü üyelerinin ülkemizde faaliyet yürütmelerinin önüne geçeceğiz.
    • Sınırlarımızı güvenlik altına alacak ve kaçak göçmenlerle beraber uyuşturucu girişini engelleyeceğiz. 
    • Bağımlılık yapan maddelerin hoş gösterilmesi, tavsiyesi, üretimi, bulundurulması, taşınması, ticareti ve kullanılmasını yasaklayacağız.

    9. DIŞ POLİTİKA, SAVUNMA, GÜVENLİK VE GÖÇ POLİTİKALARI

    • Dış politikamızın mihenk taşı olan “Yurtta Barış Dünyada Barış” şiarını yeniden temel dış politika ilkemiz olarak benimseyeceğiz.
    • Dış politikada iç siyasi hesaplara ve ideolojik yaklaşımlara dayalı uygulamalara son vereceğiz.
    • Dışişleri Bakanlığı’na dış politika yapım, karar ve uygulamalarındaki rol ve görevini yeniden kazandıracağız.
    • Dışişleri Bakanlığı’na personel alımlarında objektif, güvenilir, siyasi tercihlerden uzak, ehliyete ve liyakate dayalı kapsamlı bir sınav sistemi getireceğiz.
    • Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın ve onların oluşturdukları STK’ların Türkiye’nin yumuşak gücü ve kamu diplomasisinin etkin bir aracı olması için gayret göstereceğiz.
    • Dışişleri Bakanlığı bünyesinde Diplomasi Akademisi kuracağız.
    • Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefimiz doğrultusunda bu alandaki sürecin diyalog, adalet ve eşitlik çerçevesinde tamamlanması için çalışacağız.
    • Türkiye ile AB’nin sığınmacılar sorununa ortak sorumluluk ve külfet paylaşımı üstlenerek yaklaşmalarını sağlayacak, 2014 Geri Kabul Anlaşması ile 18 Mart 2016 Mutabakatı’nı gözden geçireceğiz.
    • Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olmamız ve Anayasamızın gereği olarak, AİHS’ne ve Konsey’in diğer hukuki belgelerine uyum sağlayacak, AİHM kararlarını uygulayacağız. 
    • NATO bünyesindeki katkılarımızı rasyonel bir zeminde ve ulusal çıkarlarımızı gözeterek sürdüreceğiz.
    • Türk Devletleri Teşkilatı’nı güçlendireceğiz.
    • Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü, İslam İşbirliği Teşkilatı, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, D8 gibi örgütlerdeki konumumuzu ve bu örgütlerin uluslararası ilişkilerdeki rolünü geliştireceğiz.
    • Ortadoğu Bölgesindeki ülkelerinin bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüklerine saygı duyacak, iç işlerine karışmayacak, aralarındaki sorunlarda “taraf tutan” değil “çözümleri kolaylaştıran” olacağız.
    • İsrail-Filistin sorununa BM kararları çerçevesinde ve iki devlet esasına göre kalıcı bir çözüm bulunması için bütün ilgili taraflarla görüşecek, Filistin konusunda Türkiye’nin güvenilir bir kolaylaştırıcı olarak masadaki yerini almasını sağlayacağız.
    • Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yalnızlaştırılmasının önüne geçecek, deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında, hidrokarbon kaynaklarının hakça paylaşımında çoklu müzakere süreçleriyle sonuç alınmasına öncelik vereceğiz.
    • Milli davamız olan Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunması amacıyla KKTC’nin ve Kıbrıslı Türklerin kazanılmış haklarını koruma ve iki toplumun egemen siyasi eşitliğini sağlama hedeflerini gözeteceğiz.
    • Ege denizi barış, işbirliği ve iyi komşuluk alanı olarak görülmelidir. Bu amacı gerçekleştirmek için çalışacak, Ege denizindeki egemenlik alanlarımıza zarar verebilecek hiç bir gelişmeye müsaade etmeyeceğiz.
    • ABD ile ilişkileri eşitler arası bir anlayışla kurumsal temele oturtacak, müttefiklik ilişkisini karşılıklı güvene dayanacak şekilde ilerleteceğiz.
    • Türkiye’nin yeniden F-35 projesine dönmesi için girişimlerde bulunacağız. 
    • Rusya Federasyonu ile ilişkileri eşitler arası bir anlayışla, kurumsal düzeyde dengeli ve yapıcı diyalog ile güçlendirilerek sürdüreceğiz.
    • Afrika ile ilişkileri kıtayı sadece temsilcilik açtığımız bir alan olarak görmenin ötesinde çok yönlü olarak nitelikli şekilde geliştirecek, Türkiye-Afrika Zirvelerini düzenli ve işlevsel bir sürece dönüştüreceğiz.
    • “Asya vizyonumuz”u bölgedeki ülkelerle ilişkilerimizi bir yandan ikili düzeyde güçlendirmek, bir yandan da bu ikili ilişkileri çoklu işbirliği mekanizmalarıyla çeşitlendirerek zenginleştirmek üzerine kurgulayacağız.
    • Şangay İşbirliği Örgütü, ASEAN gibi örgütlerle ilişkilerimizi gerçekçi ve sürdürülebilir bir zeminde değerlendireceğiz. 
    • Millî Savunma Bakanlığı teşkilat yapısını gözden geçirecek, Kuvvet Komutanlıklarını tekrar Genel Kurmay Başkanlığı’na bağlayacağız.
    • Askeri liseler, Harp Akademileri, kurmay subay, subay ve astsubay yetiştiren tüm okullar ile ilga edilen etkin sistemleri tekrar açacağız.
    • Her yıl güvenlik kurumlarının temsilcileri, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve ilgili tüm tarafların katılımıyla kapsamlı bir Güvenlik Şurası düzenleyeceğiz.
    • Tüm terör örgütleri ve terörizmle mücadeleyi tüm güç unsurlarımızı kullanarak kesintisiz sürdüreceğiz.
    • Yurtdışına kaçan teröristlerin iade edilmesi çalışmalarını etkinleştireceğiz.
    • Organize suç örgütlerinin sınır aşan faaliyetleri konusunda bölgesel ve uluslararası iş birliğini güçlendireceğiz.
    • TBMM’de güvenlik teşkilatı üzerinde hem halk adına hem de güvenlik personeli adına “kamusal denetçilik” yetkisiyle donatılmış, partilerin eşit temsil edildiği Güvenlik Komisyonu kuracağız.
    • Ulusal Siber Güvenlik Strateji Belgesi’ni ilgili tüm kesimlerin katılımıyla yenileyecek ve kamu ile özel kesime yönelik eylem planları hazırlayacağız.
    • Siber savunma gücümüzü kuvvetlendirmek amacıyla düzenli Siber Güvenlik Koalisyon tatbikatlarıyla siber güvenlik seviyemizi sürekli kontrol edeceğiz.
    • Düzensiz göçün kaynağı olan ülkelerle Geri Kabul Anlaşmaları yapacağız.
    • Türkiye’ye bir “tampon ülke” muamelesi yapılmasına izin vermeyeceğiz.
    • Sınırlarımızı elektro optik kuleler, aydınlatma sistemleri, gece görüşlü kameralar, insansız hava araçları, entegre güvenlik sistemleri ve gerekli hallerde duvarlarla tahkim edecek, kaçak geçişlere kesinlikle müsaade etmeyeceğiz.
    • Geri gönderme merkezlerinin sayılarını ve kapasitelerini artıracağız.
    • Gayrimenkul, devlet borçlanma senedi, yatırım fonu satın alınması ya da döviz cinsi mevduat ya da bireysel emeklilik hesabı açılması karşılığında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmesi uygulamasına son vereceğiz.
    • Sığınmacıların mahalle, ilçe ve il bazında kontrolsüz yoğunlaşmalara erişmesine veya gettolaşmaya izin vermeyeceğiz.
    • Geçici Koruma Altındaki Suriyeli’lerin güvenli ve iç hukukumuz ile uluslararası hukuka uygun biçimde mümkün olan en kısa sürede ülkelerine geri dönmelerini sağlayacağız.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • BTP lideri Hüseyin Baş: Birileri bizim katılımımızla 6’lı masanın güçlenmesini istemedi

    BTP lideri Hüseyin Baş: Birileri bizim katılımımızla 6’lı masanın güçlenmesini istemedi


    Haydar Baş liderliğinde 2001 yılında kurulan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), güçlendirilmiş parlamenter sistem için bir araya gelen ‘altılı masa’ya verdiği destek çıkışıyla gündemde yer aldı.

    2020 yılında Hüseyin Baş’ın vefatıyla partinin Genel Başkan koltuğuna oturan Hüseyin Baş, katıldığı bir televizyon programında ‘altılı masa’ya katılım çağrısında bulunmuştu.

    Altılı masa, BTP’yi de kapsayacak bir ‘genişlemeyi’ kabul etmedi.

    BTP, Haziran 2023’te yapılması planlanan seçimler ve HDP ile ilgili ne düşünüyor? BTP altılı masa’ya neden alınmadı?

    Zaman zaman sosyal medya çıkışlarıyla gündem oluşturan partinin genç lideri Hüseyin Baş euronews’in sorularını yanıtladı. 

    Türkiye bir seçime gidiyor. Türkiye tarihinin en önemli seçimi deniliyor? Siz ne diyorsunuz?

    “Bence de çok önemli bir seçim. Çünkü, aslında yıllardan beri süregelen bir düzenimiz var. Kavgalar, gürültüler yaşanmış olabilir ama sistemin muhafaza edildiği bir durumdaydık. 2002’den sonra AK Parti iktidara taşındı ve yirmi yıl sonra karşı karşıya kaldığımız durum, sistemin tehdit altında kaldığı bir durum. Ülkenin kurumlarının, yargı mekanizmasının ve denetim mekanizmalarının tehdit altına girdiği bir dönemdeyiz. Bu kurumların bir an önce eski haline getirilmesi ve daha fazla bozulmasının önüne geçilebilmesi için önümüzdeki seçim çok önemli. Bugün vatandaşımız bunu çok önemsemeyebilir. Fakat yeniden cumhuriyet ayarlarına, fabrika ayarlarına dönülmesi için bu seçim çok önemli.”

    Seçime giderken siz partinizin siyasi çizgisini nasıl tanımlıyorsunuz? Bağımsız Türkiye Partisi ne istiyor? Türkiye’nin en önemli sorunu ne sizce?

    “Türkiye’de tek cümle ile sorunlar tarif edilemez. Çünkü eğitim sistemi bozuk, sağlık sistemi bozuk, ekonomi sistemi bozuk, dış ve iç politika yanlış işletiliyor. Terör sorunumuz var. Kuzey ülkelerinde olduğu gibi bir problemimiz var hemen çözmemiz lazım diyebileceğimiz bir problem yok. Türkiye’de biriken pek çok sorun var. Ne yazık ki mevcut iktidarın bunu çözebilmek için ne bir gayreti mevcut ne de bunu çözebilecek bir duygu dünyası mevcut. Bundan çok uzak bir durumdalar.”

    “Ama Bağımsız Türkiye Partisi şunu anlatmak istiyor; Türkiye’de insanlar yoksul olmasın, ekonomiyi düzeltelim, yolsuzluk olmasın, insanları kandırmayalım ve bu ülkeyi sen sağcısın, sen solcusun, sen alevisin, sen sunnisin, sen Türksün, sen Kürtsün diyerek bölmeyelim. Bu ülkenin bütün vatandaşları eşit haklara sahip ve kardeş gibi yaşayabilsinler, geçim dertleri olmasın. Böyle bir ülke sağlayalım istiyoruz. Herkes aynı şeyleri eleştiriyor, hepimiz aynı şikayetleri yapıyoruz. Ama iş çözülmüyor, çünkü insanımızın siyasi tercihleri değişmiyor. Burada iki sebep olabilir. Ya insanımız şikayet edenlerin bu sorunları çözebileceğine inanmıyor ya da insanımız başka motivasyonlarla oy veriyor örneğin manevi veya milli motivasyonlarla… Böyle bir problemimiz var. Hepimiz aynı şeylerden şikayet ederken, ortaya ya kısır çözümler koyuyoruz ya da insanları bu çözümlere ikna edemiyoruz. 

    Bizim farkımız şu; BTP ekonomide bir teze sahip, biz milli ekonomi modeli diyoruz. Sömürüye karşı çıkan, halkların kendi kaynaklarını kullanabildiği ve kendi para üretme kabiliyetini ortaya koyabildiği bir sistemimiz var. Eğer hükümet değişirse konfor alanının zarar göreceğini düşünen bir seçmen söz konusu. Bir kere bu seçmenin endişesini gidermemiz lazım. Türkiye’de bugüne kadar iyiye dair yapılan hiçbir şey bozulmayacak. Seçmenimizin bunu bilmesi gerekiyor. Mesela başörtüsü meselesi, bu ülkede iktidar değişirse başörtüsü ile ilgili yeni bir gelişme olmayacak. İnsanlar nasıl rahat yaşıyorsa, bu rahatlık devam edecek. İnsanımız eğer bu noktada emin olamıyorsa bu siyasetimizin problemidir.”

    Siz ve partinizle ilgili en çok bir konuya vurgu yapılıyor. Bir tarafta muhafazakar yani cemaat vurgusu diğer taraftan Atatürkçü çizginiz…. Size sorulduğunda nasıl açıklıyorsunuz?

    “Bunlar ideolojik yaklaşımlar. Ben en güçlü ideolojinin, bütün ideolojilere saygı duyan ve kucaklayabilen ideoloji olduğuna inanan biriyim. Benim de ideolojim budur. Bu ülkede sağcısı da, solcusu da, muhafazakarı da, Atatürkçüsü de yani tamamı yaşama ve huzur imkanı bulabilmelidir. Bir devlet mekanizmasının görevi budur. Şahsi anlamda ben inançlı bir insanım, aynı zamanda Atatürkçü bir insanım, aynı zamanda seküler yanlarım var, çağdaş biriyim. Bunların tamamını kendimde bulabiliyorsam toplumun her kesimi de böyle olabilir. Ama Türkiye’de yıllardır süregelen bir kavga var, mütedeyyin kimlik Atatürkçü olamaz deniliyor. Neden olamaz ? Atatürk dediğimiz insan bu Cumhuriyetin Meclis’ini dualarla açtı, dualarla kurdu ve milletin içinden çıkmış bir kimlikti. Sizin, benim gibi bir insandı. Yani Atatürk’ü başka bir insanmış gibi gösterip kendimizi de ona benziyoruz veya benzemiyoruz gibi adlandırmamız zaten yanlış. Sonuç olarak Atatürk bir Osmanlı subayıydı, başka bir yerden gelmedi. Gökten inmedi, bu topraklarda doğdu yaşadı ve bize bir ülke emanet etti. Biz bu ülkeyi yaşatırken, aynı Atatürk gibi bütün düşüncelerin içinde barınabildiği bir Türkiye yapmamız gerekiyor.”

    Sosyal medyayı etkili kullanan isimlerden birisiniz. Ve Z kuşağı vurgusu var… Sosyal medyada aldığınız etkileşim oya dönüşür mü? Seçimlerde de aynı ilgiyi göreceğinizi düşünüyor musunuz?

    Bunu kestirmek zor. İnsanların siyasi tercihleri farklı dengeler üzerine kurgulanabiliyor. Ama benim siyasi kariyerim iki yıla dayanıyor ve ilk defa bir şeyleri tecrübe edeceğim. Ben inanıyor ve istiyorum ki bu oya dönüşsün ve dönüşecek. Ben Türkiye’de şöyle tanımlanıyorum; çok iyi muhalefet yapıyorsun, gerçekleri haykırıyorsun, kimsenin söyleyemediklerini söylüyorsun. Aslında ben gençlerin sesi oluyorum, gençlerin siyasi arenada bir söz sahibi olduğu ortamı oluşturmuş oldum. Bir Türk genci olarak bu benim için gurur verici.

    Aynı zamanda hukukçusunuz. Sosyal medya üzerindeki kısıtlama girişimlerine ve engellemelere ne diyorsunuz?

    “Kanuna baktığınız zaman hukuki olarak bir sorun yok. Türkiye’de hiç bir kanunda sorun yok, kadına yönelik şiddetin önüne geçecek ya da cinayete ilişkin kanunda da bir sorun yok. Hatta Türkiye’de yolsuzluğu engellemek için gerekli kanunlarda da bir sorun yok. Yeni çıkarılan sosyal medya metninde de belli ufak değişikliklerle kanunen bir problem bulamazsınız. Fakat Türkiye’deki problem uygulama alanlarında. İktidarın yani bugünkü hükümetin yargıyı, adalet mekanizmasını tanımadığı ve kafasına göre uygulattığı bir sistem olduğu için Türkiye’de temel problem kanunu uygulamada. Ve biz sosyal medya yasasında şunu görüyoruz, muhalifsen ve de gerçekleri konuşuyorsan cezalandırılacaksın. Aslında ne olması gerkiyor? Maddelere bakarsınız, problem yoksa kanuna bir şey denilmez. Ama iktidar bunları yirmi yıldır öyle bir suistimal etti ki insanımız güvenemiyor. Ve bu konulara dair ciddi bir endişe duyuyor. O yüzden yasaya yaklaşımım siz çıkarmayın bir seçimi atlatalım, seçimden sonra gerekiyorsa bu yasalar çıkarılır şeklindeydi. Ama ne yazık ki ana muhalefet liderinin dahi katılmadığı bir Meclis oylaması ile yasa çıkmış oldu.”

    Doğrudan sormak istiyorum. Sizi Altılı Masa’ya neden almadılar?

    “Bu sorunun muhatabı onlar ve ben hiç bu soruyu düşünmemiştim. Benim Altılı Masa’ya çağrımın temelinde şu vardı; bana herkes Altılı Masa’ya neden girmiyorsun diye soruyordu ve ben de bu soruyu onlara sorun diyordum ama herkes bana soruyordu. Ve ben çıktım ‘Beni Altılı Masa’ya alın’ dedim. Ciddi bir talep var. Fakat bu soru oraya sorulmalı. Ama neden alınmadık bilmiyorum.”

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener sizi istiyordu masaya. Hangi lider istemedi sizce? Ya da hangi liderin kararı etkili oldu?

    “Şimdi Altılı Masa ile ilgili deniliyordu ki çok ilerleme sağlandı, komisyonlar kuruldu ve buraya yeni birinin oturması makul olmayabilir. Partilerin diğer tabakalarından bu dillendiriliyordu. Ben de şunu söylüyorum; ‘Bugüne kadar yapılan tüm çalışmaların altına imzamı atıyorum deseydim sorun neydi? Zaten ben bunu göze alarak bu çağrıda bulundum. Yedi her zaman altıdan büyüktür. Çok irdelenecek bir şey değildi ve o nedenle Masa’nın kararını ben doğru bulmuyorum. Masa sekiz toplantı yaptı, ilk toplantısı siyasi teammüllerin çok alışık olmadığı bir durum olduğu için gündeme gelen bir toplantıydı. Ve arada altı tane daha toplantı yapıldı, ne yazık ki mutabakat metinleri dahi okunmadı. Toplumun ve gazetecilerin söylediği bu. Heyecan oluşmadı. Ben buna saygı duyuyorum ama mantıklı bulmuyorum.”

    Siz neden alınmadığınızı sormadınız mı?

    “Yani şöyle söyleyebilirim. Biz tabii Masa’nın toplandığı günün akşamı Meral Hanım beni aradı. Çünkü biz zaten kendisiyle görüşmüştük ve kendisi masaya bu konuyu götüreceğini söylemişti. Dolayısıyla kendisi konu hakkında beni bilgilendirmek için aradı. Ve biz konuyu masada değerlendirdik, masada herkesin genel kanaati olumluydu. Hani arkadaşlar sizinle ilgili çok güzel temennilerde bulundular ama olmadı dedi ve böyle kapattık.

    Ya ben de üzerine niye olmadım demedim. O yüzden ben burada şunu önemsiyorum. Altılı Masa’dan ziyade bu masadan çıkan karara bugün Türkiye’de en çok sevinen eminim ki iktidar. Yani ben bunu çok iyi biliyorum. Masa’nın kararının yanlış olduğu hususundaki tutumum da bu yüzden, iktidar buna çok sevindi. Masada heyecan oluşmadı, genişleme oluşmadı, yeni kalabalıklar buraya akın etmediler vesaire vesaire…”

    Saadet Parti’sinin sizi istemediği söyleniyor, doğru mu ?

    “Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Temel Karamollaoğlu’nun bizim masada olmamızı istemediğine dair duyumlar almıştık. Sebep olarak yine duyumum itibariyle söylüyorum. Hani ben bunu bir kavgayı ateşlemek, bir fitili ateşlemek maksadıyla söylemiyorum. O zamanki duyumum ki şunu da tekrar ederek söyleyeyim, daha sonra Saadet Partisi Sözcüsü bunun doğru olmadığını söylemişti. Yani öyle bir tutumları olmadığını öne sürdüler. O yüzden biz de bu şeyi tekrar ettirmiyoruz. Duyumlar almıştık ama Saadet Partisi ‘Hayır, bizim öyle bir tutumumuz yoktur’ şeklinde açıklama yaptı.

    Burada anlaşılması gereken şu. Biz, Türkiye’de muhalefete bir heyecan katmak istedik, muhalefeti güçlendirmek istedik. Muhalefet bileşenlerinin bir bölümü veya büyük bir bölümü veya tamamı ama en azından birileri bunu istemedi. Yani buradaki sonuç bu. Bunu herkes anladı zaten. Ama niye istemedin? Nasıl istemedi? Yani bu sorunun gerçekten muhatabı o insanlardır. Bana şahsen bir açıklama yapılmadı. Ben zaten orada Meral Hanım ve Kemal Bey dışında hiç bir genel başkanla daha önce temas etmedim. Bu konuda da bir fikir alışverişi yapmadık. Bana Meral Hanım dediğim gibi konuyu söylediler, ilettiler. Onun dışında da hiçbir genel başkanla bu konu özelinde görüşmedik ve bana bir şey söylenmedi.”

    Siz 6’lı masada olsaydınız neleri değiştirirdiniz? Masa’ya ne katardınız?

    “Türkiye’deki bütün siyasi partilerin yaşadığı ve çözemediği yavaş yavaş farkına vardığı ama hala çözemediği en büyük sorun gençlere ulaşmak. Gençleri politikanın içine çekmek ve gençleri siyasileştirebilmek… Gençlerimiz politize olmuş mudur? Son üç dört yılda ciddi anlamda politize olmuşlardır ama inanılmaz kararsız vaziyetteler. Yani hangi yöne eğileceklerini, kimi tercih edilecekleri noktasında büyük oranda gençlerimiz kararsız. Hatta şöyle söyleyebilirim. Sabah CHP’li uyanıyor. Öğlen İYİ Partili oluyor. Akşam işte başka bir partiyi mi seçsem? Gece yatarken Twitter’da geziyor. Ben BTP’li olayım diyor. Sabah yine başka bir partiyle uyanıyor kafa karışık, bu onların eksiği değil. Ona ulaşamayan siyasilerin eksiği. Şimdi Altılı Masa’da aslında oluşturacağımız en büyük faktör burası olacaktı.”

    “Biz gençlere ulaşabilen, gençlerin dilinden konuşabilen ve bizzat genç olan bir siyasi yapılanmayız. Dolayısıyla Altılı Masa bunun önüne geçmiş oldu. Bence en büyük eksik bıraktıkları husus orası oldu. Ama bundan sonra dediğim gibi ben Altılı Masa’nın da ne yaptığına ilişkim çok fazla kafa yormuyorum. Benim meselem önümüzde bir seçim var. Ve bu seçimde bu iktidarı değiştirmemiz lazım.

    Bu gençler bir yere oy verecek. Yani seçime katılım oranı düşebilir. Tercihleri etkilenebilir ama bir şekilde Türkiye’de ortalama seçime katılım oranlarının yüzde 85-90 arası düşünürsek bu insanlar bir yerlere oy verecek. Buradaki soru işareti şu. Bu insanlar bir yerlere mutlu olarak oy verecek mi? İçine tam olarak sinerek oy verecek mi? Gönül rahatlığıyla oy verecek mi? Türkiye’de seçmenimizin belki de hiç farkında olmadığı ama içsel motivasyonda sürekli yaşadığı problem bu. Hiç bir seçmen bunu iddia ederek söylüyorum buna iktidarı, ana muhalefeti ve bütün bütün grupları dahil tutarak söylüyorum. Kendi kemik kitleleri dışındaki hiç bir seçmenden gönül rahatlığıyla oy alamıyorlar. Bu siyasetin en büyük problemlerinden biri. Yani ben bir seçmen olarak sandığa gittiğimde çok hiç bir arka planı düşünmeden bütün her şeyden emin olarak bir siyasi partiye damgayı basabilmem lazım. Türkiye’de şu anda insanımız bakıyor. Kötünün iyisi diyor. Ben ne yapayım diyerek ilerliyorlar. İşte o kötü kelimesini, tabirini kaldırmamız lazım. İyisi budur dedirtmek lazım. İşte bizim olduğumuz yer bu olabilirdi. Ben olurdu diye iddialı bir şey de söyleyemem. Bu çok affedersiniz, megolaman da bir ifade olur. Ama siz bir masa kuruyorsanız veya bir hükümet yapıyorsanız veya yeni bir yapılanmaya giriyorsanız insanların aklındaki soru işaretlerini kaldırın.”

    Altılı Masa’ya dahil olabilme ihtimaliniz tamamen ortadan kalktı mı?

    “Bizim Meral Hanım, Kemal Bey ya da CHP’den bir çok kişi ile temaslarımız uzun yıllardan beridir var. Hala devam ediyor ama onun dışında masadaki diğer partilerle bugüne kadar ciddi temaslarımız olmadı. Türkiye’de siyasette 24 saat uzun bir süre deniliyor, çok emin konuşmak istemiyorum.”

    Anket şirketleri sahipleri veya yöneticileri ısrarla HDP’nin ve Kürt oylarının seçimde belirleyici olduğuna vurgu yapıyorlar. Katılıyor musunuz? Kürtlerin desteklemediği bir muhalefet adayı cumhurbaşkanlığını alır mı?

    “Oransal olarak elbette mümkün ama doğru mudur? Değildir. Güneydoğu’da yaşayan veya İstanbul’da yaşayan Kürt vatandaşımızın da mutlu, memnun olduğu bir adayın olması elbette hepimizin isteyeceği bir şeydir. Cumhurbaşkanı seçeceğiz, cumhurbaşkanı dediğimiz toplumun tamamını kucaklayan kişi olmak durumunda. Yani siyasette Güneydoğu diye bir coğrafyamız yok, biz diğer taraflardan oy alacağız denilemez. Ama buradaki temel handikap HDP ile Güneydoğu seçmenini birleştirmek. Ben Trabzonluyum diye hepsi bana mı oy veriyor?”

    HDP 6’lı masada olmalı mı sizce?

    “HDP, benim anladığım kadarıyla her masada var. Meclis’te grubu olan bir parti, görüşmek gerekiyor. Belli durumları analiz edip tartışmak gerekiyor. Bu sorunun altında HDP kapatılmalı mı sorusu önemli. Benim siyasi ve hukuki bakış açıma göre kurumlar suçlu olmaz, kişiler suçlu olur. Eğer HDP’nin terör ile yakın ilişkiler içerisinde olan yöneticileri olduğunu düşünüyorsanız yarın cezalarını verin. Bu sadece HDP için değil, BTP için de geçerli. 2002 yılında AK Parti iktidar oldu, seçimde HDP yok, önceki partileri de yok bağımsızlar girdi. Türkiye’de ne oldu da bir sabah uyandı insanımız yüzde 6,5 oyu olan bir parti yüzde 13 oldu? Türkiye’de açılımın içerisinde olan saçmalıklarla birlikte, bizim askerimiz ters kelepçe ile evlerinden alınırken, dağdan gelen teröristi davulla zurna ile karşılayarak bir meşru zemin yaratıldı. Ve Türkiye’de siyasi yelpaze değişti ve bugün ben parti kapatacağım diyerek bu işi çözemezsiniz. Parti kapatılması hikaye. Yarın başka parti kurulur.”

    ”Bütün siyasi çalışmam Cumhur İttifakı’nın iktidarı alamaması üzerine kurulu”

    Cumhur İttifakı’ndan teklif gelirse dahil olur musunuz?

    “Kati suretle olmam. Çünkü benim bütün siyasi çalışmam Cumhur İttifakı’nın iktidarı alamaması üzerine kurulu. Kendi içimde böyle bir tezata düşmem.”

    Vekil olmak istiyor musunuz? Nereye sıcak bakıyorsunuz, İYİ Parti mi?

    “Vekil olmak herkesin isteyeceği bir şeydir. Ama benim siyasi beklentim vekil olmaya dönük değildir, Türkiye’de gençlerimizin söz sahibi olduğu bir siyasi zemini oluşturmak. Böyle bir durum önüme gelirse de İYİ Parti ile bizim siyasi yaklaşımımız diğer partilere göre daha yakın. Ama aynı noktada CHP ile de çok farklı fikirlerde değilizdir. Ama dediğim gibi parti içi kişiliklerden bahsedilerek üzerime gelinmesin, ben partinin genel ideolojisinden bahsediyorum. İYİ Parti, CHP benim yakınlık hissettiğim partilerdir. Ama bu da tamamıyla bir yakınlık değildir, o zaman BTP’yi kapatır gider orda siyaset yapardık. Yani hiç bir siyasi parti aslında benim tam olarak inancımı, düşüncemi, dünyamı yansıtmıyor.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Altılı Masa’nın Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği Önerisi’nde neler var?

    Altılı Masa’nın Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği Önerisi’nde neler var?


    Altılı Masa, Anayasa değişikliği önerisini “Şimdi Demokrasi Zamanı” sloganıyla açıkladı. Tasarıya göre partili cumhurbaşkanlığı dönemi sona erecek. Anayasaya özgürlükçü bir anlayış kazandırılacak. Meclis güçlü, yargı bağımsız, yürütme istikrarlı olacak. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de yeni hükümet kurulmadan mevcut hükümet düşürülemeyecek. Parti kapatma zorlaştırılacak. Hayvan hakları Anayasaya girecek. Kadına şiddetten suçlu bulunanlar milletvekili olamayacak.

    Cumhuriyet Halk Partisi, DEVA Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş için üzerinde uzlaştıkları anayasa değişikliği önerilerini liderler Kemal Kılıçdaroğlu, Ali Babacan, Gültekin Uysal, Ahmet Davutoğlu, Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu’nun katıldığı toplantıda açıkladı.

    Buna göre Altılı Masa, ortak programlarla sahaya çıkacak. 

    Tasarıyı hazırlayan komisyon üyeleri önümüzdeki günlerde medya organlarını, baroları, sivil toplum kuruluşlarını, meslek örgütlerini, iş dünyasını, sendikaları, kadın ve gençlik örgütlerini ziyaret edecek. Ayrıca altı siyasi parti Türkiye genelinde ortak programlar düzenleyerek sivil toplumla bir araya gelecek.

    Kuvvetler ayrılığı tesis edilecek

    Altılı Masa’nın Anayasa değişikliği önerisi 84 maddeden oluşuyor. Kuvvetler ayrılığının vurgulandığı yeni sistemde yasamanın etkin ve katılımcı, yürütmenin istikrarlı, şeffaf ve hesap verebilir, yargının ise bağımsız ve tarafsız olması hedefleniyor. Uzlaşılan metinde “Güçlü, özgürlükçü, demokratik, adil bir sistem inşa etme kararlılığı içindeyiz” ifadelerine yer veriliyor. Altılı Masa’nın anayasa değişikliği paketinden öne çıkanlar şöyle:

    Partili cumhurbaşkanlığı dönemi kapanacak

    Cumhurbaşkanı 7 yıllığına halk tarafından seçilecek ve seçimle beraber partisiyle ilişkisi sona erecek. Görevi sona eren bir cumhurbaşkanı, seçimle gelinen siyasi bir görev üstlenemeyecek. Cumhurbaşkanına, TBMM Başkanı vekalet edecek. Cumhurbaşkanının kanunlar üzerindeki zorlaştırıcı veto etkisi sona erdirilip geri gönderme hakkı veriliyor

    Anayasaya özgürlükçü anlayış kazandırılacak

    Altılı Masa’nın teklifi, Anayasayı temel hakları “ödev” olarak vurgulayan ve hürriyetleri ödev kavramıyla sınırlayan anlayıştan arındırıyor. Anayasaya özgürlükçü bir anlayış kazandırılıyor. Anayasadan otoriter anlayışın izleri siliniyor. Anayasada “temel hak ve ödevler” yerine “temel hak ve hürriyetler” düzenleniyor.

    “İnsan onuru” Anayasanın temel esası olacak

    Anayasanın temel hakları düzenleyen ilk maddesine “İnsan onuru dokunulmazdır ve anayasal düzenin temelidir” ifadesi ekleniyor. Bu vurguyla beraber Anayasanın insan onurunu esas alan bir bakış açısı kazanması sağlanıyor. Devletin temel işlevinin insan onurunu korumak ve ona saygı göstermek olduğu vurgulanıyor.

    Tereddüt halinde yorum hürriyet lehine yapılacak

    Anayasa’nın 13. maddesine “Hürriyet esas sınırlama istisnadır. Tereddüt halinde yorum hürriyet lehine yapılır” hükmü ekleniyor. Böylece temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması düşüncesinden temel hak ve hürriyetlerin üstünlüğü dönemine geçiliyor.

    Eleştiri hürriyeti güvence altına alınacak

    Düşünce, kanaat ve ifade hürriyeti tek bir maddede düzenleniyor. Anayasanın 25. maddesinde yapılacak değişiklikle eleştiri hürriyeti güvence altına alınıyor. Keyfi sınırlamaların önüne geçiliyor.

    Hayvan hakları ilk kez Anayasaya girecek

    Anayasanın 56. maddesinde yapılan değişiklikle Anayasada sağlık hakkı ve çevre hakkı yeniden düzenlenirken hayvan hakları ilk kez anayasal güvenceye kavuşturuluyor.

    Parti kapatma zorlaştırılacak

    Siyasi parti kapatma davalarının açılması zorlaştırılıyor. Şiddete başvurma ya da şiddeti teşvik hariç olmak üzere parti kapatma davalarının açılabilmesi için ihtar şartı getiriliyor. Kapatma davasının açılabilmesi, TBMM’nin üçte ikisinin oyuyla alınacak izne bağlanıyor. Milletvekillerinin meclis kürsüsünde kullandığı ifadelerin parti kapatma davalarında delil olamayacağı düzenleniyor. Bu davalardan çıkabilecek yaptırımlara idari para cezası ekleniyor.

    Dokunulmazlığın kaldırılması zorlaştırılacak

    Milletvekillerinin sadece ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü halinde dokunulmazlıktan faydalanamayacağı düzenleniyor. Anayasanın 83. maddesinde Anayasanın 14. maddesine yapılan atıf metinden çıkarılıyor. Dokunulmazlığın kaldırılması için üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar alınacağı hükmü getiriliyor. Milletvekili düşme kararında bireysel başvuru yoluna gidilmiş ise Anayasa Mahkemesinin kararının bekleneceği düzenleniyor.

    Kadına şiddetten suçlu bulunanlar milletvekili olamayacak

    Affa uğramış olsalar bile cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, kadına yönelik kasten yaralama ve edimi ifasını fesat karıştırma suçlarından hüküm giymiş olanların milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olamayacağı hükmü getiriliyor.

    Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvurunun alanı genişletilecek

    Anayasa Mahkemesi’nin üye sayısı 15’ten 22’ye çıkarılıyor. Üyelerden 20’sinin TBMM, 2’sinin cumhurbaşkanı tarafından seçilmesi öngörülüyor. Mahkemenin bölüm sayısı 2’den 4’e yükseltiliyor. Anayasada veya Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde düzenlenen hakların ihlali iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açılıyor.

    Uluslararası anlaşmalardan çekilme kararı açıkça TBMM’nin uygun bulmasına bağlanacak

    Türkiye’nin taraf olduğu bir uluslararası anlaşmadan çekilme için TBMM’nin uygun bulması şartı Anayasada açıkça düzenleniyor.

    Herkes Meclis Araştırma Komisyonu’nun davetine uyacak

    Meclisin denetim yetkisi güçlendiriliyor. Şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim için hükümete hesap sorulabilmesini sağlayacak araçları artırıp etkili kılınıyor. Muhalefete bir yasama yılında en az yirmi gün gündemi belirleyerek genel görüşme açma hakkı tanınıyor. Herkesin Meclis Araştırma Komisyonunun davetine uymak zorunda olduğu düzenleniyor.

    Milletin meclisi, bütçe yetkisine kavuşacak

    Bütçe yetkisi Meclise iade ediliyor. Hükümetlerin politikalarını Bütçe Kanununun sınırlarına uygun olarak yürütmelerini sağlamak amacıyla Kesinhesap Anayasada ayrı bir maddede düzenleniyor. Değişikliğe göre, Kesinhesap Komisyonu kuruluyor ve başkanının ana muhalefet partisinin milletvekili olması şartı getiriliyor.

    Yeni hükümet kurulmadan mevcut hükümet düşürülemeyecek

    Hükümet, başbakan ve bakanlar hakkında gensoru verme yetkisi tesis ediliyor. Bu yenilikle, Bakanlar Kurulu aleyhine verilen güvensizlik önergelerine yeni Başbakanın isminin eklenmesi zorunlu kılınıyor. Böylece meclis, istikrarın gereği olarak ancak yeni hükümeti kurmakta birleşebilirse mevcut hükümeti düşürebilecek.

    HSK kapatılacak

    Hakimler ve Savcılar Kurulu kapatılarak Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu kuruluyor. Yargı bağımsızlığının sağlanması için Adalet Bakanı ve yardımcısının Hakimler Kurulu üyesi olmasına son veriliyor.

    OHAL KHK’larına son verilecek

    OHAL KHK’ları kaldırılıyor. Olağanüstü Hallere ilişkin tedbirlerin Olağanüstü Hal Kanunu ile düzenleneceği ve Olağanüstü Hal Kanunu ile bu kanundan kaynaklı idari eylem ve işlemlere karşı yargı yolunun kapatılamayacağı düzenleniyor.

    Savunma ve iddia makamı eşitlenecek

    Hakim ve savcılara coğrafi teminat getiriliyor. Savunmanın bağımsızlığı vurgulanıyor. Yargılama sürecinin temel unsurlarından biri olan savunma makamı, ilk defa, bir anayasa hükmüyle düzenlenerek bu makamın iddia makamıyla eşit bir statüye kavuşturulması sağlanıyor. Her ilde bir baro olacağı açıkça Anayasada düzenleniyor.

    Sayıştay ve YSK yüksek mahkeme olacak

    Sayıştay yüksek mahkeme statüsüne kavuşturuluyor. Kurumun denetim yetkisinin kapsamı genişletiliyor. Yüksek Seçim Kurulu Anayasada yargı bölümünde bir yüksek mahkeme olarak düzenleniyor, kurulun niteliği açıklığa kavuşturuluyor. Yüksek Seçim Kurulunun seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkına ilişkin kararları Anayasa Mahkemesinin denetimine açılıyor.

    RTÜK üyeleri gazeteci ve akademisyenlerden oluşacak

    Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun üye yapısında çoğulculuk sağlanıyor. RTÜK üyeleri, basın mensupları ile iletişim ve hukuk fakültesi öğretim üyeleri arasından seçiliyor. Üye seçiminde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin nitelikli çoğunluğu aranıyor. Kurulun çoğulculuk, özerklik ve tarafsızlık esaslarına bağlı olarak çalışacağı vurgulanıyor.

    Belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılmasına Danıştay karar verecek

    İçişleri Bakanlığı’nın belediye başkanlarını ve meclis üyelerini görevden uzaklaştırma yetkisi kaldırılıyor. Onun yerine Danıştay kararı şartı getiriliyor. Görevden uzaklaştırmanın en fazla altı ay sürebileceği düzenleniyor.

    YÖK kaldırılacak

    Yükseköğretim Kurulu kaldırılıyor. Üniversitelerin akademik, idari ve mali özerklikleri ihlal edilmemek kaydıyla planlama ve koordinasyon kurulu olacak Yükseköğretim Üst Kurulu düzenleniyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Altı muhalefet partisinden açıklama: Birlikteliğimiz siyasi mühendislik çabalarından etkilenmeyecek

    Altı muhalefet partisinden açıklama: Birlikteliğimiz siyasi mühendislik çabalarından etkilenmeyecek


    DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın daveti üzerine bir araya gelen 6 muhalefet partisi genel başkanının yaptığı ortak açıklamada, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturduk. Geçtiğimiz ay içinde yaşanan siyasi gelişmeleri değerlendirdik ve bu bağlamda birlikteliğimizi bozmayı amaçlayan seçim kanunu teklifi üzerinde görüş alışverişinde bulunduk.” denildi.

    Babacan’ın daveti üzerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın DEVA Partisi Genel Merkezinde bir araya geldiği çalışma yemeğinin ardından yazılı ortak açıklama yapıldı.

    Altı siyasi partinin “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş” konusunda tam bir mutabakata vardığı ve ortak mutabakat metnini 28 Şubat’ta milletle paylaştığı hatırlatılan açıklamada, “Yarının Türkiyesi’ni inşa etmek üzere 12 Şubat tarihindeki toplantımızda kararlaştırdığımız iş birliği alanlarını değerlendirmek ve ilerletmek amacıyla bugün tekrar bir araya geldik.” ifadesine yer verildi.

    Açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Öncelikle Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturduk. Geçtiğimiz ay içinde yaşanan siyasi gelişmeleri değerlendirdik ve bu bağlamda birlikteliğimizi bozmayı amaçlayan seçim kanunu teklifi üzerinde görüş alışverişinde bulunduk. Milletimizin bilmesini isteriz ki, demokratik ilkelere dayanan birlikteliğimiz bu gibi siyasi mühendislik çabalarından etkilenmeyecektir. İş birliğimizi uyum içinde sürdürmeye kararlıyız.”

    Açıklamada ayrıca, hangi şartlarda olursa olsun, milli iradeyi parlamentoya tam olarak yansıtmak üzere seçim güvenliğini sağlamak amacıyla bir çalışma grubu oluşturulduğu aktarıldı.

    “Derin bir uluslararası krize yol açan Rusya-Ukrayna savaşını da ele aldık”

    Ülkenin içinde bulunduğu “derin ekonomik krizin” değerlendirildiği belirtilen ortak açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle beraber uygulamaya konulan, akıldan, bilimden, gerçeklikten ve istişare kültüründen kopuk keyfi politikalar ağır bir hayat pahalılığına, işsizliğe ve yoksulluğa yol açmış, ekonomik kırılganlıklar ciddi biçimde artmıştır.

    Bu konularla birlikte derin bir uluslararası krize yol açan Rusya-Ukrayna savaşını da ele aldık. Rusya Federasyonu’nun uluslararası hukuku ihlal ederek Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne saldırması ile bölgemizde istikrar ve barış tehdit altına girmiştir. Bu kriz bize akılcı, tutarlı ve ülkemizin orta ve uzun vadeli stratejik menfaatlerini dikkate alan bir dış politikanın önemini bir kere daha göstermiştir.

    Buradan tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyoruz, bizler Türkiye’yi karanlık günlerden çıkartma kararlılığı içerisindeyiz. Umutlarımız ve geleceğe olan inancımız, Türkiye’nin sorunlarından çok daha büyüktür. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakat metnimiz ve sürdürdüğümüz iş birliği, milletimizin geleceğe dair umudunu ve inancını artırmıştır.

    Hedefimiz istişare ile derin sorunlarımıza son vermek ve her bir vatandaşımızı insan onuruna yaraşır bir yaşam ve refah standardına kavuşturmaktır. İktidarın ayrıştırma ve kutuplaştırma politikalarının tam tersine, birlik ve uzlaşı ile çalışmalarımıza devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Altı muhalefet lideri ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi’ görüştü; ortak açıklama 28 Ocak’ta

    Altı muhalefet lideri ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi’ görüştü; ortak açıklama 28 Ocak’ta


    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun daveti üzerine 6 muhalefet partisi genel başkanı Cumartesi günü çalışma yemeğinde ilk kez bir araya geldi.

    Görüşmede 6 partinin katılımı ile gerçekleştirilen “güçlendirilmiş parlamenter sistem” çalışmasında mutabakat sağlanan esaslar masaya yatırıldı.

    Genel Başkanlar, çalışmanın tek bir metin haline getirilmesi ve kamuoyuna açıklanması öncesi yol haritasını belirledi. Toplantıda parti genel başkanlarına sunulan 24 sayfalık taslakta, parlamenter sisteme yönelik hukuki adımların yanı sıra gündemdeki bazı sorunlara ilişkin düzenlemeler de yer aldı.

    Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem metni 28 Şubat’ta açıklanacak

    Beş saati aşkın süren toplantı sonrası yapılan ortak açıklamada, “Parti genel başkanları olarak bir araya gelerek üzerinde uzlaşıya vardığımız yeni sistemle ilgili mutabakat metninin kamuoyuna takdimi üzerine görüştük ve 28 Şubat 2022 tarihinde milletimizle paylaşılmasında mutabık kaldık” denildi.

    Açıklamada öne çıkan diğer konular şöyle:

    • “Ülkemiz, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasi ve ekonomik krizlerinden birini yaşamaktadır. Toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlar her geçen gün artarak etkisini ağır bir biçimde göstermektedir. Bu krizin en önemli sebebi kuşkusuz ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ adı altında uygulanan keyfi ve kural tanımaz yönetimdir”
    • “Altı siyasi parti olarak hepimizin ortak sorumluluğu, uzlaşarak ve birlik içinde bu krizi aşmak, derin sorunlarımızı demokratik siyasetin alanını genişleterek, çoğulculuk temelinde çözebilmektir”
    • “Bugün burada milletimiz adına ‘Yarının Türkiye’sini inşa etmek için önemli bir adım attık. Bundan sonra da iş birliği alanlarını genişleterek sürdürmekte kararlıyız”
    • “Hedefimiz milletimizin rahat bir nefes almasını sağlamak ve refah düzeyini, kapsayıcı bir anlayışla ivedilikle yükseltmektir”
    • “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçmek ortak ve öncelikli hedefimizdir. Bu hedefe ulaşabilmemiz için sürecin nasıl işleyeceğinin ve bu süreçte ülkemizin nasıl yönetileceğinin yapıcı bir şekilde planlanması gerekmektedir”

    • “Önemli olan, tüm farklılıklarımızla beraber ‘biz’ düşüncesini, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği normları çerçevesinde temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, herkesin kendini eşit ve özgür vatandaş olarak gördüğü, düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, inandığı gibi yaşayabildiği demokratik bir Türkiye’yi inşa etmektir”

    • “Hep birlikte inşa edeceğimiz Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’i milletimize ve gelecek nesillere adalet, barış, refah ve huzur getirmesi inancıyla hayata geçirmeyi taahhüt ettiğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.

    Çankaya Belediyesi Ahlatlıbel Tesisleri’nde yapılan ve 5 saat 15 dakika süren toplantı sonrası liderler sosyal medya hesaplarından teşekkür mesajı yayımladı.

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Demokrasi için, adalet için, halkımızın refahı ve ülkemizin aydınlık yarınları için 6 siyasi partinin liderleri olarak bir araya geldik. Güçlendirilmiş parlamenter sistem konusunda nihai istişaremizi gerçekleştirdik. Sayın genel başkanların her birine teşekkür ediyorum” paylaşımında bulundu.

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Adaleti, vicdanı, liyakati ve ortak aklı esas alan parlamenter sistem önerimizi konuştuğumuz bu kıymetli toplantı için başta Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere tüm siyasi liderlere teşekkür ediyorum” mesajını paylaştı.

    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, altı siyasi partinin liderleri olarak çok verimli bir toplantı gerçekleştirdiklerini belirterek, “Samimi bir ortamda gerçekleştirdiğimiz bu buluşmada aldığımız kararların ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, değerli genel başkanların her birine teşekkür ediyorum” açıklamasını yaptı.

    Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Gerçekleştirdiğimiz bu dostane sohbet ve verimli toplantı vesilesiyle başta ev sahibi Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere tüm siyasi liderlere teşekkür ediyorum” ifadesini kullandı.

    DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da “Bugün ‘Yarının Türkiye’sini inşa etmek için 6 siyasi parti olarak önemli bir adım attık. Güçlendirilmiş parlamenter sistemin milletimize ve gelecek nesillere adalet, özgürlük ve refah getireceğine inanıyorum. Başta genel başkanlar olmak üzere emeği geçenlere teşekkür ediyorum” mesajını yayımladı.

    Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ise “Herkesin yarınından emin olduğu, işler bir demokratik nizam ve işleyen bir adalet sisteminin varlığı için güçlendirilmiş parlamenter sistem hakkında yaptığımız çalışma üzerinde mutabakata vardık. Milletimize, memleketimize hayırlı uğurlu olsun” değerlendirmesinde bulundu.

    ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de hangi ilkeler var?

    İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem’in daha önce euronews’e aktardığına göre akademik özgürlüğün sağlanması, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı, siyasi etik yasası, seçim kanunu, siyasi partiler kanunu, şeffaflık gibi konular üzerinde durulan ilkelerden bazıları.

    Muhalefetin hazırladığı yeni sisteme göre Meclis’in kontrol ve denetim yetkisinin güçlendirileceği öngörülüyor.

    Bahadır Erdem, üzerinde çalıştıkları Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile ilgili şunları söylemişti:

    “Sayıştay mesela, Sayıştay’ın gücünün tam olarak tesis edilmesi. Şimdi olduğu gibi kamu kurumlarının harcamalarının dörtte üçünün Sayıştay’dan kaçırıldığı bir sistem olmayacak. Meclis tam anlamıyla bütçeyi kontrol edecek. Hükümeti, bakanlar kurulunu kontrol edecek. Bakanlar kurulu ve başbakan ve bakanlar tek tek parlamento tarafından denetlenecek hesap verecek”.

    Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de ayrıca, “eski dönemlerin yarattığı siyasi krizleri önleyen maddeler olacağı” belirtiliyor.

    Muhalefet parti yetkilileri, yeni sistemde Cumhurbaşkanının “kesinlikle tarafsız, yetkilerinin sadece devleti temsille sınırlı ve bütün vatandaşları kucaklayan bir cumhurbaşkanı olacak” diyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Akşener: Muhalefet liderlerinin parlamenter sisteme dair ana hatlarıyla itirazı yok

    Akşener: Muhalefet liderlerinin parlamenter sisteme dair ana hatlarıyla itirazı yok


    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, görüştükleri muhalefet liderlerinin parlamenter sisteme dair ana hatlarıyla itirazı olmadığını söyledi.

    Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Akşener ve beraberindeki heyeti, CHP Genel Merkezi’nde kabul etti.

    Daha sonra düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Akşener, görüşmede güncel konular, güçlendirilmiş parlamenter sistem ele alındığını belirterek, “Parlamenter sisteme dair ana hatlarıyla, ziyaret ettiğimiz siyasi partilerin genel başkanlarının bir itirazı yok,” dedi.

    Kılıçdaroğlu ise “Her alanda ciddi sorunlar var. Bu sorunlardan Türkiye’nin arınması lazım, Türkiye’nin kendisine yeni bir yol haritası çizmesi lazım.” ifadesini kullandı.

    Akşener’den Kavala yorumu: “Soros ile masaya kim oturdu?”

    Bir gazetecinin,“10 ülkenin büyükelçisi Osman Kavala’nın serbest bırakılması çağrısı yaptı. Dışişleri Bakanlığı’ndan tepki söz konusu oldu. Sizin bu konuya ilişkin değerlendirmeniz ne olacak?” sorusuna Akşener, “Osman Kavala sizin tanımınıza göre Sorosçu. Soros ile masaya kim oturdu. Ben ve sayın Kılıçdaroğlu değil. Dolayısıyla Dışişleri Bakanlığı’na böyle bir talepte bulunulmasını doğru bulmayız. Böyle taleplerin Türkiye’ye yapılır olmasına yol açmayı da doğru bulmayız. Rahip Brunson’ı hatırlatan eylem ve söylemlerden Türkiye’nin uzak durmasını tavsiye ederiz. Bunların önüne geçecek tek yolun hukukun işletilmesidir. Türkiye’deki hukuku, yargıyı oluşturan kurumların işletilmesidir.” yanıtını verdi.

    Akşener şunları kaydetti: “Mahşerin dört atlısı üzerimize geliyor dedi sayın Başkan, doğrudur. Laiklik konusundaki hassasiyet üzerinden sordunuz. Laiklik bir hukuk kuralıdır. Yani o ülkenin kanunlarının ilahi vahiye göre mi olacak yoksa insanlar için mi hazırlanacak ona karar veren bir hukuk terimidir. Hukuk normudur. Laikliği bugüne kadar siyasetçiler, iş adamları, din adamları konuştu. Hukukçuların konuştuğu görülmedi, ortadan kayboldu gitti. Laiklik aynı zamanda yapılacak kanunların ruhunu vaat ettiğine göre, onun normu olduğuna göre, demek ki 21. Yüzyıla uygun hukuk anlayışının ortaya konulması gerektiğini vaaz ediyor.”

    Kılıçdaroğlu: Türkiye AİHM kurallarına uymalı

    Aynı soruya Kılıçdaroğlu ise şu yanıtı verdi: “Türkiye Cumhuriyeti devleti AİHM kararlarına uyacağı sözünü verdi. Bunun için de Anayasa değişikliği gerçekleşti. Bu anayasa değişikliği TBMM’den oy birliği ile çıktı. Bir ülkenin itibarı imza attığı sözleşmenin arkasında durmaktır. İmza attığınız bir sözleşmenin gereğini yapmıyor ve arkasında durmazsanız itibar kaybeden Türkiye ve onu yönetenler olur.

    Biz Türkiye’nin itibarının her sahada korunmasını isteriz. Dolayısıyla AİHM’in bir kararı varsa o kararın da uygulanmasını isteriz. Türkiye gerçekten demokratik ve hukuk devletiyse bu çerçevede hareket etmesi lazım. Bir şeye de dikkatinizi çekmek isterim. Sayın Genel Başkan da ifade etti. Türkiye’ye dışarıdan yapılacak hiçbir müdahaleyi doğru bulmayız. Ama dışarıdan müdahale etmesine ortam hazırlayacak yönetimi de kabul etmeyiz. Türkiye hukuk devletinin kuralları içinde gereğini yapar. Geldiğimiz nokta maalesef üzücü bir nokta.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem: Muhalefet yıl sonuna kadar ortak metin üzerinde uzlaşı hedefliyor

    Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem: Muhalefet yıl sonuna kadar ortak metin üzerinde uzlaşı hedefliyor


    Güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili çalışmalarını sürdüren muhalefet partileri, yıl sonuna kadar ortak ilkeler üzerinde anlaşmayı hedefliyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Meclis’i ‘işlevsizleştirdiğini’ savunan muhalefet, seçimlere yeni sistem vaadiyle gidecek.

    Bu kapsamda İYİ Parti, CHP, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti ve Saadet Partisi temsilcileri geçen hafta üçüncü kez bir araya gelmişti.

    Altı muhalefet partisi ortak bir metin çıkarmak için her hafta bir araya gelmeyi planlıyor.

    Toplantılara İYİ Parti adına katılan partinin Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem, çalışmalarla ilgili son durumu euronews’e anlattı.

    Bahadır Erdem, altı partinin bir araya gelmesiyle ilgili “Bu türk siyasi tarihinde öyle kolay rastlanan bir şey değil” diyor.

    “Partilerin ortaya koyduğu ilkeler birbirine benziyor”

    Parlamenter sistemle ilgili ilk olarak kendilerinin açıkladığı ilkelerin, daha sonra CHP ve DEVA Partisi tarafından açıklanan ilkelerle benzerlik gösterdiğini söyleyen Bahadır Erdem, ortak payda olarak tüm ilkelerin aynı olduğunu vurguladı:

    “Hiç bir görüş ayrılığı yok. Tabiki ufak tefek konularda ayrı şeyler söyleyebiliriz. Zaten işin kıymetli tarafı bunların bir araya gelmesi.”

    “Hepimiz de bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle bir gün dahi gitmeye tahammülün olmadığını, vatandaşların bu sistemin sonucu olarak ortaya çıkan yönetim krizini, ekonomide öğrencilerin kalacak yer bulamamasına varana kadar her gün başka bir şekilde ortaya çıkan bu krizi ortadan kaldırmak için bir an evvel seçimlerden sonra parlamenter sisteme geçmek için bir araya geliyoruz.”

    “Şimdi biz ilkelerimizi açıkladık sonra bu ilk defa Türkiye’nin gündemine gelerek sorulmaya başlandı. Daha sonra CHP aynı düşünceyi paylaştı. Diğerleri de aynı düşünceyi paylaştı. Bizim ilkelerimiz bir birine benziyor. Tabiki farklı şeyleri önce ilan edip sonra da birbirine benzediğini görünce de bir araya gelebiliriz. Öncelikle kendi ilkelerimizi açıklayıp Türkiye’nin yönetilmesi bakımından ortak paydada birleştiğimizi görünce bir araya geldik.”

    ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de hangi ilkeler var?

    İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem’in aktardığına göre akademik özgürlüğün sağlanması, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı, siyasi etik yasası, seçim kanunu, siyasi partiler kanunu, şeffaflık gibi konular üzerinde durulan ilkelerden bazıları.

    Bahadır Erdem, Meclis’in kontrol ve denetim yetkisinin güçlendirileceğinin altını çiziyor:

    “Sayıştay mesela, Sayıştay’ın gücünün tam olarak tesis edilmesi. Şimdi olduğu gibi kamu kurumlarının harcamalarının dörtte ücünün Sayıştay’dan kaçırıldığı bir sistem olmayacak. Meclis tam anlamıyla bütçeyi kontrol edecek. Hükümeti, bakanlar kurulunu kontrol edecek. Bakanlar kurulu ve başbakan ve bakanlar tek tek parlamento tarafından denetlenecek hesap verecek.”

    “Hesap vermeyi, Cumhur İttifakı sanki yürütmenin gücünün elinden alınması gibi görüyor” diyen Erdem, “Böyle bir saçmalık olmaz. Böyle bir şey dünyanın hiçbir yerinde yok. Denetlemeyi meclis millet adına yapar.”

    İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de ayrıca, “eski dönemlerin yarattığı siyasi krizleri önleyen maddeler olacağını” söylüyor.

    Erdem, yeni sistemde Cumhurbaşkanının “kesinlikle tarafsız, yetkilerinin sadece devleti temsille sınırlı ve bütün vatandaşları kucaklayan bir cumhurbaşkanı olacak.” ifadelerini kullandı.

    Bahadır Erdem, ortak paydaların ortaya konulması sonrası bunun partilerin genel başkanlarının onayına sunulacağını ve daha sonra kamuoyuna açıklanacağını belirtti. Erdem, yıl sonuna kadar ortak ilkeler üzerinde anlaşmayı hedeflediklerini dile getirdi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AK Parti’nin seçim sistemine dair değişiklik önerileri seçimleri ve ittifakları nasıl etkiler?

    AK Parti’nin seçim sistemine dair değişiklik önerileri seçimleri ve ittifakları nasıl etkiler?


    Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asltürk sosyal medyadan yayınladığı uzun bir açıklama ile parti yönetimine sert eleştirilerde bulundu. İlk genel kurulda kendi gözetimi altında yeni bir liste hazırlanacağını duyurdu.

    Konuyla ilgili euronews’e konuşan MetroPOLL Araştırma Başkanı Özer Sencar, Oğuzhan Asiltürk’ün bu çıkışıyla yönetimini iktidara taşısa bile, seçmenini taşıyamayacağını söyledi.

    Sencar, her ne kadar Saadet Partisi ve Ak Parti tabanının birbirine yakın gibi görülse de gerçekte durumun tersi olduğunun altını çizdi.

    ”Saadet Partisi’nin şu anki oyu yüzde bir buçuk dolaylarında. Ve bizim yaptığımız ölçümlerde Saadet Partili seçmenin dörtte üçü mevcut iktidara karşı. Eğer Saadet Partisi’nin yönetim kadrosu Cumhur İttifakı ile birleşirse seçmeninin büyük çoğunluğunu götüremez. Oğuzhan Asiltürk boşuna kürek çekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması, Ayasofya’nın ibadete açılması AK Parti ve Saadet tabanını bir araya getirmedi. Hatta Saadet Partili seçmenin mevcut iktidara karşıtlığı arttı. Saadet Partili seçmen yanlış biliniyor, tanınıyor.”

    Saadet Partisi’nin Cumhur İttifakı’na kayması durumunda da muhalefet açısından bir kaybın yaşanmayacağı görüşünde MetroPOLL Araştırma Başkanı Özer Sencar.

    ”Türkiye’de herkesin siyaset ile ilgili belirli bir farkındalığı oluştu. İktidarın ekonomik başarısızlığı ve siyasal yönetimdeki başarısızlığını Saadet Partili seçmen de görüyor. Diyelimki Saadet Partili seçmenin yarısı Cumhur İttifakı’na kaydı. Ne değiştirir? Yarım puan bir şey değiştirmez. Millet İttifakı içerisinde dini hassasiyetleri olan insanlar da var, Saadet Partisi gitse bile, DEVA ve Gelecek Partisi bu ittifak içerisinde olursa bu algıyı tekrar üretebilir. Geçen seçimde Millet İttifakı içerisinde dini hassasiyeti olan bir parti yoktu. Saadet Partisi vardı. Şimdi Demokrat Parti, DEVA ve Gelecek Partisi var. Yani Oğuzhan Asiltürk, yönetimini iktidara taşısa bile, seçmenini taşıyamaz.”

    Türkiye’de muhalefetin gündemde tuttuğu başka tartışma ise erken seçim. Muhalefet iktidara erken seçim çağrısı ve baskısı yapsa da iktidar kanadı seçimin zamanında olacağını net bir dille ifade ediyor.

    MetroPOLL Araştırma Başkanı Sencar, ”İktidar kendisi için uygun bir ortam yakalarsa seçime gider bunun kararını verecek olan da Erdoğan’dır” diyor. Ayrıca ekonomik sıkıntılar nedeniyle de seçmenin erken seçime hazır olduğu kanaatinde Sencar.

    ”Erken seçim konusunda iktidar sözcülerinin açıklamalarını ciddiye almıyorum. Erdoğan, kendisi için uygun bir ortam yakalarsa o zaman erken seçime gidilir. Erken seçim olmayacak söylemleri siyasal söylemlerdir, her an değişebilir. Buna karar verecek olan da Erdoğan’dır. Ama Türkiye’deki seçmen seçimi sever, yüzde 85-90 arasında bir katılım var. Seçime gitmek demek, iktidarların veya partilerin vatandaşa rüşvet vermesi demek, piyasaya para akıtması demek… Dolayısıyla seçimden sade vatandaş daima faydalanır. Ve bir de seçim sopasını kullanır seçmen, iktidara ve muhalefete ders verir. Şuanda ben halkın erken seçim olmasını isteyeceği kanaatindeyim. Çünkü ekonomik durumu da kötü vatandaşın. Halkın yüzde 60’ının aylık geliri üç binin altında. Böyle bir ortamda vatandaşın seçim istemesinden daha doğal bir şey olamaz. Fakat iktidar seçimi kazanabileceği bir konjonktür yaratmadan seçime gitmez.”

    MetroPOLL Araştırma Başkanı, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş’un geçtiğimiz günlerde sinyalini verdiği sadece büyükşehirlerde uygulanacak daraltılmış bölge sistemini de değerlendirdi.

    ”Türkiye’de merkez sağın bir alışkanlığı var. Bu Özal ile başladı. Her seçimden önce, seçimi kazanma şansını artıracak biçimde seçim kanununu değiştirmek isterler. Bugün yapılmak istenen de budur. Milletvekillerinin vatandaş tarafından tanınıp tanınmadığının bir anlamı yok. Vatandaş genel merkezlerden tayin edilen vekilleri zaten tanımaz. Hangi partide seçmen bazında bir ön seçim yapılıyor da biz vatandaşın milletvekillerini tanıyıp tanımadığını konuşuyoruz. Türkiye’de seçmen partiye ve lidere oy verir. Dolayısıyla dar bölge seçim sistemini getirmenin sebebi Cumhur İttifakı için avantajlı bir ortam üretebilmenin yollarını yaratmak. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim, bir parti halk nezdinde itibarını kaybetmeye başladığında hangi seçim kanununu getirirse getirsin buradan avantajlı bir durum üretemez. Getirilen seçim kanunu muhalefetin işine yarar. Orta Anadolu’daki seçmen sayısı düşük olan yerlerde seçim bölgelerini küçültmek fazla bir işe yaramaz. Büyükşehirlerde ilçeler üzerinden oynayarak bir kombinasyon üretip avantajlı olmaya çalışabilirler ama ben iktidarın mevcut ekonomi ve siyasi politikaları ile seçim sistemini değiştirerek bir şeyler elde edebileceğini sanmıyorum.”

    Yine HDP’nin açıktan Millet İttifakı içinde yer almasını muhalefetin oy oranına ciddi bir artış olarak görüyor Sencar. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kürt seçmeninin oyu sonucu belirleyen faktör diyor.

    ”HDP milletvekili seçiminde ittifaka dahil olmayacak, HDP’nin baraj gibi bir sorunu yok. Türkiye’de milletvekilli seçimlerinde barajı ister beş ister yedi yapsınlar, HDP bizim ölçümlerimizde barajı geçiyor. O nedenle HDP’nin bir ittifaka dahil olup olmama meselesi Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili. Eğer HDP ile milletvekilli seçimlerinde de ittifak yapılırsa Millet İttifakı çok büyük avantaj sağlar. Çünkü bir grubun seçmen sayısı ne kadar artarsa ekstra milletvekili alır. Ama Millet İttifakı içerisinde buna karşı bir direnç var. Özellikle CHP içindeki ulusalcılarla İYİ Parti içerisindeki sıkı milliyetçiler karşı. Ama asıl soru Cumhurbaşkanlığı seçiminde ne olacak? İYİ Parti, Cumhurbaşkanlığı seçimine HDP ile girmek istemediğini açıkça ifade etti. Eğer HDP kendi başına bir aday çıkarırsa seçim kesinlikle ikinci tura kalır. Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kaldığı zamanda HDP oyları, yani AK Parti’ye gitmeyen Kürt oyları sonucu belirleyecek faktördür. Burada muhalefete düşen şey, çıkaracakları Cumhurbaşkanı adayının Kürt seçmenin tepki vermeyeceği, karşı çıkmayacağı adayı belirlemesidir.”

    ”Erdoğan karşısında aday olabilecek Ekrem İmamoğlu veya Mansur Yavaş’ın kazanabileceğini düşünüyorum. Bunu biz yaptığımız ölçümlerden de görüyoruz. Bu ikisine karşı HDP veya Kürt seçmenden açık bir şekilde destek alabilir. Peki güneydoğuda hangisi daha güçlü? Yaptığımız ölçümlere göre güneydoğuda HDP’lilerin yüzde 85’i Ekrem İmamoğlu’nu desteklerken, Mansur Yavaş’a verilen destek yüzde 75. Kürt oylarında Mansur Yavaş’a karşı bir miktar çekince var ama buna rağmen Mansur Yavaş da Ekrem İmamoğlu da Erdoğan karşısında kazanacak banko adaylardır. Nisan-mayıs ölçümlerinde Meral Akşener, Erdoğan’ı geçmeye başladı. Ama bu geçiş oranı iki üç puan. Bu hata sınırları içerisinde bir geçiştir. Güvenilir değildir. Kemal Kılıçdaroğlu yaptığımız ölçümlerde nisan ayında üç puan mayısta ise altı puan gerisinde görünüyor. Dolayısıyla bu iki aday bu Pazar seçim olsa kaybedecek. Ali Babacan’ın ise hiç şansı yok.”

    ”Yine Muharrem İnce’nin de cumhurbaşkanı adayı olarak hiç bir şansı yok. Ama Muharrem İnce diyor ki, bir araya gelinmezse Tayyip Erdoğan’ın lehine olur. Bence doğru değil, uygun bir aday üzerinde bir araya gelinirse birinci turda seçim biter. Uygun olunmayan aday ile ikinci tura kalınır ve Tayyip Erdoğan alır. O nedenle aday çok önemli. Muharrem İnce burada olsa olsa bir bölen olur. Başka fonksiyonu olmaz.”

    ”Dışarıdan da bir aday gösterilebilir ama kimse bu makamı hediye etmek istemez”

    Tüm bu isimlerin yanısıra muhalefetin uzlaştığı dışarıdan bir ismin de alternatif olacağının altını çiziyor Özer. Ama muhalefetin bu adayının da HDP ve Kürtler seçmeninde bir karşılık bulması gerektiğine inanıyor.

    ”Dışarıdan herkesin kabul ettiği bir aday da olabilir. Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener’i yenebilir. CHP, Ekrem İmamoğlu veya Mansur Yavaş’ı aday göstermeyebilir. O zaman doğru şey, dışardan herkesin oy vereceği bir aday bulmaktır. Ama kimse bu makamı hediye etmek istemez. Çünkü cumhurbaşkanlığı herkesin hayalini gördüğü bir şeydir. Muhalefetin Tayyip Erdoğan karşısında seçimi kazanabilmesi için aradaki farkı on puan açması lazım. Yani en az 45’e 55 olması gerekir. 6-7 puan farkla girse bile muhalefet kaybeder. Burada belirleyici faktör, Kürt seçmenin oy vereceği biri olmazsa muhalefet ikinci turda seçimi kaybeder. Bu çok açık ve nettir.”

  • İYİ Parti’nin ‘iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem’ çalışmasında neler var?

    İYİ Parti’nin ‘iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem’ çalışmasında neler var?


    Türkiye’nin, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile yönetilişinin üzerinden üç yıl geçti.

    Muhalefet, sistemin kuvvetler ayrılığı ilkesine uymadığı, ‘’tek adam’’ rejimi getirdiği ve Meclis’i işlevsizleştirdiği eleştirileriyle devlet işleyişinin tıkandığını savunuyor.

    Uzun süredir çalışma halinde olan muhalefet partileri, ‘Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin’ getirdiği tıkanıklığın “güçlendirilmiş parlamenter sistem” ile aşılabileceğini düşünüyor.

    CHP ve Deva Partisi “Güçlendirilmiş parlamenter sistem” için birlikte çalışıyor. Çalışma henüz tamamlanmadı ama iki parti lideri kararı deklare ederken çalışmayı geniş bir mutabakat ile yürüteceklerini söyledi.

    İYİ Parti ise çalışmasında sona yaklaştı. 26 Mayıs’ta “İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem” çalışmasını kamuoyuna açıklayacak.

    Erdem: Mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi “garabet sistem”

    “İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem” çalışmasını seçim öncesi millete verdikleri söz olarak açıklayan İYİ Parti, bu çalışma için geniş tabanlı toplumsal mutabakat sağlamaya çalıştı. O nedenle sivil toplumdan, akademik çevreye kadar pek çok farklı kesimin kapısını çaldı.

    Sivil toplum ve bürokrasiyle de bir araya gelen İYİ Parti’nin taslağına, üniversitelerden akademisyenler, anayasa hukukçuları, kamu hukukçuları, ceza hukukçuları, aile ve çocuk hukukçuları ile kadın alanında uzman hukukçular çalışmaya katkı sundu.

    İYİ Parti’nin hukuk ve adalet politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem, çalışmayı yürüten ekibin başındaki isim. Erdem, neden böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu, sistem önerisinin neleri içerdiğini ve yol haritalarını euronews Türkçe’ye anlattı.

    Türkiye’nin son on yıldır ‘tek adam’ rejimine dönüştüğünü söyleyen Erdem, mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni “garabet sistem” olarak nitelendiriyor ve yeniden kuvvetler ayrılığının tesis edildiği, yargının tam bağımsız olduğu, Cumhurbaşkanının bütün milleti ve seçmeni temsil bir şekilde anayasada konumlanması gerektiğini ifade ediyor.

    Mevcut sistemde yargının tarafsızlığını yitirmesiyle ekonominin kötüye gittiğini belirten İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem, ”Hukukun eksikliğini ekonomiden, ekonomik refahtan ayırmak ve vatandaşların ekonomik refahından ayırmaya imkan yok.” diyor:

    “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adını taşıyan tam anlamıyla tüm yetkileri tek bir kişide toplayan Türk tipi başkanlık sistemi diye adlandırılan bu garabet sistem içinde hiçbir suretle kuvvetler ayrılığı yok. Tamamıyla milletin iradesini temsil eden TBMM tam anlamıyla etkisiz hale getirildi. Meclislerin en önemli görevi yasama yapmak, yürütmeyi denetlemek ve de milleti temsildir. Bir kere yasama görevini yapamıyor. Çünkü Cumhurbaşkanı kararlar ve kararnamelerle yasamanın yerini alan yürütme yetkisini kullanıyor. İkincisi, Meclis denetleyemiyor. Çünkü elinden gensoru yetkisi elinden alınmış durumda. Bütçeyi reddetme yetkisi elinden alınmış durumda. Ne bakanları denetleyebiliyor ne de yürütmeyi denetleyebiliyor. Dolayısıyla tam anlamıyla kuvvetler ayrılığı ortadan kalktığı bir sistem’’

    ”MHP’nin 100 maddelik “yeni anayasa” önerisi üzerinde ortaklaşamayacağız”

    İyi Parti’nin bir anayasa çalışması önermediğinin altını çizen Erdem, devlet sistemi önerdiklerini söylüyor. O nedenle anayasayı değiştirme gücüne sahip olmayan MHP’nin anayasa önerisinin (taslağının) da kıymeti olmadığını belirtiyor.

    O nedenle de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 100 maddelik “yeni anayasa” önerisi üzerinde ortaklaşamayacaklarını söylüyor:

    “Onların amacı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni, tek adam rejimini daha da kuvvetlendirmek. Halbuki bizim amacımız tam tersi. Milletin iradesinin üstün olduğu, hukukun ve demokrasinin üstün olduğu bir anayasal düzenine geçmek. Bunun da tek bir amacı var, milleti rahatlatmak. Bu hiç vatandaşın düşünülmediği ve sadece iktidara yakın olan beş altı müteahhitin ya da iş adamının düşünüldüğü, devletin gelirlerinin eşit bir şekilde ülkenin ve milletin lehine paylaştırılmadığı düzenden derhal çıkmak. MHP ne diyor? 82 anayasasının kırıntısı olan anayasa mahkemesinin derhal Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne uydurulması gerekiyor diyor. Dünyanın bütün hukuk ve demokratik devletlerinde adı anayasa mahkemesi ya da başka bir isim altında en üst yargı organı olarak bir üst merci mahkemesi vardır. Yani anayasa mahkemesi görevini yapan mahkemesi vardır. MHP’nin buna bile tahammülü yok. Şimdi tamamıyla bu tek adam rejimini kuvvetlendirme amacı taşıyan MHP ya da AKP’nin çalışmaların yanında İYİ Parti’nin durmasının imkan ve ihtimali yok. Bu yaptıkları çalışmalar zaten cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle mahvettikleri ekonomik durum konuşulmasın, mahvettikleri dış ilişkiler, Türkiye’nin dünyayla geldiği bu durum konuşulmasın, vatandaşın bu korkunç ekonomik durumları konuşulmasın diye bir oyalama taktiği yani seçime giderken bir iktidar ne yapar? Belirli vaatleri olması lazım değil mi? Dolayısıyla vatandaşa verebilecekleri hiçbir vaat inandırıcı değil. Hiçbir hukuki adım inandırıcı değil. Dolayısıyla onun yerine bunu yapıyorlar.’”

    ”Meclis kuvvetlendireceğiz, güvenoyu geri gelecek”

    Bu çalışma ile Meclis’i kuvvetlendireceklerini, yasama ve yürütme yetkisini yeniden Meclis’e vereceklerini ve güvenoyunun geri geleceğini söyleyen Erdem, parlamenter sistem ile başbakan, bakanlar kurulu ve bakanlar geleceğini ve bu bakanların Meclis’e karşı sorumlu olacağını belirtiyor:

    “Şimdi meclisi kuvvetlendirirken yeniden yürütmeyi denetleme yetkisini güven oylamasıyla getiriyoruz. Bu yeni parlamenter sistemde, yeni rejim olarak Meclis eğer mevcut iktidarı güvensizlik oyu vererek görevden alıyorsa, onun yerine anında kabineyi kuracak başbakan adayının ve onunla beraber güven oyu alacak olan milletvekili sayısını da cumhurbaşkanına sunmuş olacaklar. Aynı zamanda anayasa mahkemesini güçlendiriyoruz. Şuanda anayasa mahkemesinin üyelerinin yüzde 70’ini cumhurbaşkanı seçiyor. Halbuki şimdi yeni anayasa mahkemesinde üyelerin çoğunu Meclis seçecek ve meclis seçerken de nitelikli çoğunlukta seçecek. Bu ne demek? Yani bütün muhalefet partileri 2/3 nitelikli çoğunluk Meclis’in çoğunun devreye girmesi demek. Sadece iktidar partisinin seçtiği üyelerle değil diğer meclisteki muhalefet partilerininde iradesiyle seçilecek.”

    HSK üyelerinin seçimine ‘kadın kotası’

    İYİ Parti’nin çalışmasında, Türkiye’deki hâkimlerin ve savcıların özlük işlerini yürüten ve bunlarla ilgili itirazları inceleyen bir üst mahkeme olan Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyelerinin seçiminde, kadın hakları konusunda da bazı ilkeler söz konusu.

    Örneğin HSK ve Anayasa Mahkemesi üyelerinde kadın kotası getiriliyor. TBMM’de kadın milletvekillerinin seçiminde kadın vekillerin seçim oranın daha fazla olması isteniyor. Yine İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğü devamı için İYİ Parti söz veriyor ve ceza kanununda kadın cinayetleri için bazı hükümlere yer veriyor

    ”Devlet liyakat kurumu kuracağız…”

    İYİ Partili Erdem çalışmalarında likayata da önem verdiklerine dair bir parantez açıyor. Devlet liyakat kurumu kuracaklarını açıklıyor:

    “Son 20 yılda liyakatın yerini iktidara sadakat aldı. Gençler hiçbir suretle eğer AKP iktidarının yakını değilse ne en küçük bir memurluk sınavını geçmeleri mümkün ne dış işlerde göreve gelmeleri mümkün. Ne hakim savcı sınavında göreve gelmeleri mümkün, ne emniyette göreve gelmeleri mümkün, ne de devletin en küçük temizlik görevinde dahi yer almaları. Liyakatın yeniden devletin bütün kadrolarında tesis edilmesi için bir takım kurallar getiriyoruz. Liyakatı dış ilişkiler, MİT ve de üniversite gibi, hakim ve savcılık sınavı gibi mecbur olunmayan alanlar dışında mülakatı kaldırıyoruz. Devlet liyakat kurumu kuruyoruz. Çünkü dışişleri personeline bakıyorsunuz AKP’nin ne kadar görevden alınması gereken, hakkında şaibeler olan, eski bakan ve görevlileri dünyanın en önemli şehirlerinde büyükelçi oluyorlar. Türkiye’yi temsil edebilecek temsilcilerin görevlendirilmesini istiyoruz. Üniversitelerde de rektör ve dekanların seçiminde liyakatın işlenmesi için kurallarımız var”

    ”CHP, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve AK Parti’nin kapısını çalacağız”

    İYİ Parti’nin hukuk ve adalet politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem toplumsal mutabakatın sağlandığı sivil bir anayasa yapacaklarının da mesajını veriyor.

    “İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem” çalışmasının hemen sonrasında CHP, DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve AK Parti’nin de kapısını çalacaklarının altını çiziyor.

    “Seçimden sonra ise yine maksimum toplumsal mutabakatı arayacağız. O zaman AKP ve MHP de koşa koşa gelecek ve hadi gelin bu önerdiğiniz ilkeler çerçevesinde yapalım diyecekler. Sebebi ise, bu tek adam rejimi tamamıyla Sayın Recep Tayyip Erdoğan düşünülerek yapılmış bir anayasa değişikliğidir. Bizim milletin hayrına yaptığımız bu kuvvetler ayrılığının olduğu parlamenter sistemi yapmak isteyeceklerdir. Şu an bunları önemsemeyen AKP, MHP ve herkes bu söylediğimiz ilkeler çerçevesinde bir anayasa yapılmasını isteyecek”