Etiket: Gezi Davası

  • Can Atalay’dan muhalefete Gezi davası eleştirisi: ‘Eksik kaldılar’

    Can Atalay’dan muhalefete Gezi davası eleştirisi: ‘Eksik kaldılar’



    Gezi davasında çıkan karar ile tutuklanan ve Türkiye İşçi Partisi’nden Hatay Milletvekili seçilmesine rağmen tahliye edilmeyen Can Atalay, dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

    Cumhuriyet gazetesinden İklim Öngel’in sorularını yanıtlayan Atalay, “Yalnız kaldığınızı veya bırakıldığınızı hissettiğiniz zamanlar oluyor mu, neden?” sorusuna, “Kişisel olarak ailemden ve arkadaşlarımdan razıyım. Ama Gezi davası ile ilgili siyasal ve toplumsal muhalefetin çok önemli bir eksiklik yaşadığını artık söylemeliyim. Adına karar verilen mahkeme kararlarında ‘Türk milleti adına’ vurgusu ile meşruiyet kaynağı olarak işaret edilen yurttaşlar bu hukuksuzluğu kabul etmiyorlar. Sözcülük vazifesine talip olanların buna uygun davranması gerekiyor, daha fazla gecikmeden…” yanıtını verdi.

    TİP Hatay Milletvekili Can Atalay, “Gezi Davası ile ilgili siyasal ve toplumsal muhalefetin çok önemli bir eksiklik yaşadığını artık söylemeliyim” diye belirtti.

    ‘KOMİSYON ÜYELERİNİ İLK TOPLANTI İÇİN SİLİVRİ’YE DAVET EDİYORUM’

    TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyelerini ilk toplantılarını yapmak üzere Silivri 9 Nolu Cezaevi’ne davet eden Atalay, “Adalet Bakanlığı bürokrasisinin bu konuda kendilerine izin vereceğini, zorluk çıkarmayacağını umuyorum. Eğer bir zorlukla karşılaşmaları durumunda, üyesi bulundukları parti genel başkanları ile görüşerek bu sorunu kararlılıkla aşacaklarına eminim” diye konuştu.

    “Özgür kaldığınızda yapmayı planladığınız ilk üç şey nedir?” sorusuna Atalay, “Bulduğum ilk araçla Hatay’a gideceğim. Hatay’dan hemen sonra Ankara’ya geçip, yemin edeceğim. Ailemle biraz vakit geçirdikten sonra yeni dönem planlaması için arkadaşlarımın mesaisine katılacağım”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Erdoğan’ın ‘Yardımcı’ tercihi de şaşırtmadı: Tartışmalı isimler yine bürokrasinin zirvesinde

    Erdoğan’ın ‘Yardımcı’ tercihi de şaşırtmadı: Tartışmalı isimler yine bürokrasinin zirvesinde



    GERÇEK GÜNDEM – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla dün gece Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararlarına göre, bakanların yardımcıları belli oldu.

    Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, 17 bakanlığa 68 bakan yardımcısı atandı.

    Atama kararlarına göre, muhalif siyasetçilere açılan ceza davalarının hakimlerinden Akın Gürlek ve Gezi Davası’ndan Libya’da öldürülen MİT mensubu haberine kadar birçok tartışmalı karara imza atan Hasan Yılmaz, Adalet Bakanı yardımcıları oldu.

    Hamza Yerlikaya, ‘sahte lise diploması’ tartışmalarının gölgesinde bir kez daha Gençlik ve Spor Bakanı Yardımcısı olurken, imam hatiplerde Türkçe konuşulmasının yasaklanmasını isteyen Nazif Yılmaz da Milli Eğitim Bakanlığı Bakan Yardımcısı olarak atandı.  

    GÜRLEK, SİYASETÇİLERE CEZA DAVALARIYLA BİLİNİYOR

    Muhalif siyasetçilere açılan ceza davalarıyla bilinen Akın Gürlek, dün gece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yine Adalet Bakanı yardımcılığına atandı.

    Hakimlik döneminde pek çok tartışmalı karara imza atan Gürlek, Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımamasıyla biliniyor. Gürlek, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na tazminat davası açmış ve davayı kaybetmişti.

    Gürlek, hakimlik döneminde tutuklu HDP eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, HDP’li eski milletvekili Sırrı Süreyya Önder’e hapis cezası vermişti.

    Gürlek, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, ardından 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı görevlerini de yürütmüştü.

    Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’na ilişkin verdiği hak ihlali kararını uygulamayarak AYM’nin kararını da tanımayan Gürlek, ayrıca gazeteci Can Dündar’ı “kaçak” ilan etmiş ve gayrimenkullerine el koyma kararı vermişti.

    Gürlek, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı’ya “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini imzaladığı için “terör örgütü propagandası” suçundan 2,5 yıl hapis cezası vermişti.

    Avukatların yargılandığı davada da görev alan Gürlek, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyesi, 6’sı tutuklu 20 avukatın “Terör örgütü yöneticiliği” ve “Terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla yargılandığı davada toplam 159 yıl hapis cezası kararına imza atmıştı.

    Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcısı olarak atanan diğer bir isim ise Hasan Yılmaz. Gezi Davası’ndan Libya’da öldürülen MİT elemanıyla ilgili habere açılan davaya kadar birçok tartışmalı karara imza atan Yılmaz, ‘AKP’nin prototip savcısı’ olarak biliniyor.

    LİBYA’DA ÖLDÜRÜLEN MİTÇİ HABERİ

    Yılmaz, Libya’da hayatını kaybeden MİT mensubunu ifşa ettikleri gerekçesiyle Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’nun da yer aldığı 8 gazeteci hakkında soruşturmayı yürütmüştü. İddianamede, gazetecilerin 8 yıldan 19 yıla kadar hapislerini isteyen Yılmaz, dosyada gizlilik kararı bulunmasına rağmen belgeleri yandaş gazetelere vermekle suçlanmıştı.

    OSMAN KAVALA VE GAZETECİ DENİZ YÜCEL

    Yılmaz, Gezi Direnişi davasında 15 isimle beraber yargılanarak beraat eden Osman Kavala hakkında, beraat ettiği gün “casusluk” suçlamasıyla gözaltı kararı vermiş ve yeniden tutuklatmıştı. 64 sayfalık iddianame hazırlayan Yılmaz, Kavala’yı “anayasal düzeni değiştirmek” ve “casusluk” suçlamaları yöneltmişti.

    Die Welt muhabiri Deniz Yücel’in Türkiye’de ‘örgüt propagandası yapmak’ suçundan yargılanmasına ve 1 yıl tutuklu kalmasına sebep olan iddianameyi hazırlayan isim de Hasan Yılmaz’dı. Yücel, yargılamanın sonunda 2 yıl, 9 ay hapis cezası almıştı.

    UĞUR KURT’A ‘ÖLÜ MUAYENE’ İŞLEMİNİ YAPMADAN ADLİ TIP’A GÖNDERMİŞTİ

    2014 yılında, İstanbul’da Okmeydanı’ndaki Cemevi’nde bir cenazeye katılan Uğur Kurt, polisin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetmişti.

    Kurt’un öldürülmesinden bir gün sonra yani 23 Mayıs’ta yapılan ölü muayene işlemine ilişkin tutanakta Başsavcı Vekili Orhan Kapıcı’nın iddiasının aksine soruşturmayı yürüten Hasan Yılmaz’ın değil, Bakırköy Cumhuriyet Savcısı Talip Kalkan’ın imzası yer almıştı.

    Tutanakta, “22.5.2014 günü öldüğü bildirilen Uğur Kurt isimli şahsa ait cesedin nöbetçi savcı Hasan Yılmaz tarafından ölü muayenesi yapılmadan Adli Tıp Kurumu morguna gönderildiği görüldü” notu yer almıştı.

    146 AVUKAT HAKKINDA GÖZALTI TALEBİ

    Yılmaz, 13 Haziran 2017 tarihli talep yazısında İstanbul’da görev yapan 146 avukat hakkında gözaltı kararı vermişti.

    Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti ile ilgili Suudi Arabistan Konsolosluğu’ndaki aramayı ve Adnan Oktar soruşturmasını da Hasan Yılmaz yürütmüştü.

    “SİYASETTE, BÜROKRASİDE YÜKSELMEK İÇİN… GÜLEN’İ ZİYARET ETTİM”

    Adalet Bakanlığı bakan yardımcılığına atanan Ramazan Can ise milletvekiliyken Fethullah Gülen’i ziyaret ettiğini açıklamıştı.

    AKP Kırıkkale Milletvekiliyken Gülen’i ziyaret ettiğini söyleyen Can, partisinin il başkanlığındaki bir toplantıda çekilen videoda, “Arkadaşlar ben Amerika’ya gittim. Ziyaret ettik. Şimdi derler ya ‘Suçsuz olan ilk taşı atsın’ diye. 17/25 Aralık arifesinden önce gerek siyasette, gerek ticarette, gerekse bürokraside yükselme o yolla oluyordu” ifadelerini kullanmıştı.

     

    SAHTE LİSE DİPLOMALI YERLİKAYA BİR KEZ DAHA BAKAN YARDIMCISI

    Lise diplomasının sahte olduğu mahkeme kararıyla tescillenen Hamza Yerlikaya ise, bir kez daha Gençlik ve Spor Bakanı Yardımcılığı görevine atandı.

    Eski AKP Milletvekili Hamza Yerlikaya, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı ve Vakıfbank Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı iken belgede sahtecilik suçundan yargılanmıştı. Yerlikaya’nın sahte lise diploması kullandığı Ağustos 2022’de mahkemece tescillenmişti.

    TÜRKÇEYİ YASAKLAYAN MİLLİ EĞİTİM BAKANI YARDIMCISI NAZİF YILMAZ

    Milli Eğitim Bakanı yardımcılığına atanan Nazif Yılmaz daha önce “Türkçe öldü”’ diyerek imam hatiplerde Türkçe konuşulmasının yasaklanmasını istemişti.

    Önceki görevi Din Öğretimi Genel Müdürü olan Yılmaz, İmam Hatip Okulları Mezunları ve Mensupları Derneği’nde de (ÖNDER) çalıştı.

    Nazif, imam hatiplerde Türkçe konuşulmasının yasaklanmasını önerdiği bildirisinde, “Arapça öğretilirken ikinci bir dil kullanılmaması gerekir. Öğrenciler, öğretmenleri ile ancak Arapça diyalog kurabileceklerdir. Öğrenci teneffüslerde öğretmeni ile ancak Arapça konuşabilir. Ya konuşur ya da yanında tercüman getirir” ifadelerini kullanmıştı.

    Yılmaz, “Türkçe konuşmanın yasak olmasıyla öğrenciler mecbur kaldıkları için ister istemez Arapça konuşmaya başladılar. Rüyalarında dahi Arapça konuşanlar oldu” demişti.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TİP Milletvekili Can Atalay TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonuna asil üye olarak seçildi

    TİP Milletvekili Can Atalay TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonuna asil üye olarak seçildi



    Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Can Atalay TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonuna asil üye olarak seçildi. 

    Gezi davası nedeniyle 18 yıl hapse mahkum edilen Atalay, 14 Mayıs genel seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi’nden Hatay milletvekili seçildi. Atalay seçimin ardından yaklaşık 2 ay geçmesine rağmen hala serbest bırakılmaması tepkilerle karşılanıyor. 

    TİP, tutuklu milletvekilini Meclis’te kurulacak İnsan Hakları Komiyonu’na da aday gösterdi. TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, Atalay’ın komisyona asil üye olarak seçildiğini duyurdu. 

    Kadıgil, “Hatay Milletvekilimiz Can Atalay az önce Genel Kurulda TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonuna asil üye olarak seçilmiştir. TBMM Başkanlığı komisyonların birazdan toplanacağını söyleyip yerlerini açıkladı. İnsan Hakları Komisyonu Üyesi Can Atalay HALA SİLİVRİ’de ESİR TUTULDUĞU için seçildiği komisyonun ilk toplantısına da katılamayacak” dedi. 


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Osman Kavala’dan TRT dizisine: ‘Beni şaşırtan, genç sanatçıların bu itibar suikastı projesinde yer almaktan rahatsızlık duymaması’

    Osman Kavala’dan TRT dizisine: ‘Beni şaşırtan, genç sanatçıların bu itibar suikastı projesinde yer almaktan rahatsızlık duymaması’



    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) derhal serbest bırakılmasına dair kararına rağmen hukuk tarihine bir skandal olarak adını yazdıran Gezi davası kapsamında 2058 gündür tutuklu bulunan Osman Kavala, TRT’nin dijital platformu ‘Tabii‘de kendisi hakkında yayınlanan diziye tepki gösterdi. 

    Metamorfoz‘ adlı dizinin başrolünün Kavala’yı andırması ve hayat hikayesinin de örtüşmesi, dizinin altı yıldır cezaevinde bulunan iş insanı hakkında olduğuna ilişkin iddiaları güçlendirmişti.

    Osman Kavala'dan TRT dizisine: 'Beni şaşırtan, genç sanatçıların bu itibar suikastı projesinde yer almaktan rahatsızlık duymaması' - Resim : 1

    Dizinin ilk bölümünde babasının ölümü üzerine holdingin başına geçip kapitalistleşen solcu iş insanı ‘Teoman Bayramlı‘ anlatılıyor. Senaryoya göre burjuva bir aileden geldiği için kendisini ait hissetmekte zorlandığı sol gruplar içerisinde samimi bir sosyalist olmaya çalışan ana karakter, babasının hayatını kaybetmesi üzerine aile şirketinin başına geçiyor. Bu noktadan sonra ‘istemeden’ de olsa kirli işlerin, pazarlıkların ve ihanetlerin içine giriyor.

    Osman Kavala da 1982’de babası Mehmet Kavala’nın ölümü sonrasında İstanbul’a dönmüş ve ailesinin işlerini devralmıştı.

    ‘HİLEYE BAŞVURULMUŞ, İSMİM AÇIKÇA KULLANILMAMIŞ’

    Kavala, avukatları aracılığıyla yayınladığı mesajında, kendisiyle ilgili hazırlanmış bir senaryonun TRT tarafından finanse edildiğini ve dizi film olarak yayınlandığını öğrendiğini kaydetti.

    Kişi itibarını koruyan yasalardan kaçmak için hileye başvurulmuş, ismim açıkça kullanılmamış” diyen Kavala, şöyle devam etti:

    “Hukuksuz olarak cezaevinde tutulmam için kullanılan iddianamelerde olduğu gibi, bu dizide de gerçek olayların tahrif edilmesi yöntemine başvurulduğu, komplo teorileriyle suçlu olduğum algısı yaratmanın amaçlandığı anlaşılıyor.

    Kamu kaynaklarının bu amaç için kullanılmış olması beni yadırgatmadı. Beni şaşırtan ve bana üzüntü veren genç sanatçıların bu itibar suikastı projesinde yer almaktan rahatsızlık duymamaları.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Mücella Yapıcı’yı kelepçeli muayene etmişti: Ceza verildi

    Mücella Yapıcı’yı kelepçeli muayene etmişti: Ceza verildi


    Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan Mücella Yapıcı, 21 Haziran 2022 tarihinde İstanbul Okmeydanı Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde kelepçeli muayene edilerek dişi çekildi. Yapıcı’nın isteği dışında kelepçeli muayeneyi yapan diş hekimi M.K. hakkında avukat Arman Yılmaz tarafından İstanbul Diş Hekimleri Odası’na şikâyette bulunuldu.

    Şikayet dilekçesinde, “Müvekkil hastaneye götürülmesinden itibaren kelepçeli muayeneyi kabul etmeyeceğini, yine muayene sırasında jandarmanın muayene odasında bulunmasını kabul etmediğini defaatle ifade etmiş ancak maalesef hekim tarafından kelepçesinin çıkarılması talep edilmemiş ve kelepçeli olarak dişi çekilmiştir. Müvekkilim insan onuruna ve yasal haklarına aykırı, İstanbul Protokolünü ihlal eden bu tedavi biçimini kabul etmemektedir, bu nedenle adı geçen hekimden şikayetçidir” denildi.

    ŞİKÂYET REDDEDİLMİŞTİ

    BirGün’den Kayhan Ayhan’ın haberine göre, İstanbul Diş hekimleri Odası’ndan şikâyet dilekçesine gelen yanıtta ise söz konusu diş hekiminin inceleme yazısına cevap vermediği belirtilerek, hekim hakkında disiplin soruşturması açılmasına yer olmadığına oy birliğiyle karar verildiği aktarılmıştı. Bunun üzerine avukat Arman Yıldız şikâyeti Türk Diş Hekimleri Birliği (TDB) Genel Merkez’e taşıdı. TDB şikâyeti kabul ederek İstanbul Diş Hekimleri Odası’ndan hekim hakkında savunma alınmasını istedi. Ardından diş hekimi hakkında “Uluslararası düzenlemeler ve meslek ilke ve etiğine aykırı daranış” nedeniyle uyarı cezası verildi.

    USULSÜZLÜK TEŞHİR EDİLDİ

    Avukat Arman Yıldız, BirGün’e yaptığı açıklamada, Mücella Yapıcı’nın burada amaçladığı şeyin bir genç diş hekiminin ceza alması olmadığını belirterek, şunları söyledi:

    “Bir insanın tutuklu olması demek o insana insanlık onuru ve insan haklarına aykırı şekilde davranılma hakkını hiç kimseye vermez. Özellikle bu sağlık hizmetleri konusunda bu hizmeti veren hekimin uluslararası düzenlemeler ve kendi meslek ilkelerine uyma zorunluluğu vardır. Burada en önemli düzenleme İstanbul Protokolü’dür. Burada açık şekilde kelepçeli muayenenin yapılamayacağı belirtilmiştir. İnsanlık onuruna uygun bir şekilde muayene yapılması düzenlenen bir konudur. Hekimin bunu yapmaması kendi şahsi sorumluluklarıyla birlikte ilgili kurumlar olan Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’nın hukuken sorumluluğunu doğuracak niteliktedir. Aynı zamanda hekim hakkında bu uygulamaların bilerek ve isteyerek yapılması cezai sorumluluklar da doğurur. Bu şikâyetle birlikte meslek ilkelerine uymayan hekimlerin idari olarak ceza alabileceği de teşhir edilmiştir. Cezaevlerinde binlerce tutuklu bu muameleler yüzünden sağlık hizmeti almaktan çekiniyor. Bunların teşhir edilmesi amacıyla bu yaptığımız şikayet amacına ulaşmıştır.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Osman Kavala: Eşimle birlikte evimde yaşamayı özlüyorum

    Osman Kavala: Eşimle birlikte evimde yaşamayı özlüyorum


    İki bin günü aşkın süredir Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan iş insanı ve insan hakları savunucusu Osman Kavala, günlerine dair hislerini “Sanırım burada farklı bir zaman hissi yaşıyorum. Zaman daha hızlı akıyor. Günler ve aylar arasındaki sınırlar bulanıklaşıyor; birbirine karışıyor” sözleriyle anlattı.

    18 Ekim 2017’de Gaziantep’te gözaltına alınan Anadolu Kültür Eski Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala, 1 Kasım’da tutuklanmış ve cezaevine gönderilmişti. DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Kavala, gözaltına alındığı günü şu sözlerle anlattı:

    “Uçaktan iner inmez, güvenlik görevlileri beni gözaltına aldı. Savcı beni sorgulamaya bile gerek duymadan tutuklanmamı istedi. Başlangıçta birkaç gün içinde serbest bırakılacağımı düşünüyordum, ancak gördüğüm muameleden, özellikle de savcının davranışından, bunun öyle asılsızlığı hemen anlaşılacak bir şüpheden kaynaklanan yanlış bir önlem olmadığını anladım.”

    Kavala yargılandığı Gezi davası kapsamında hakkındaki “casusluk” suçlamasından 18 Şubat 2020’de beraat etti, ancak aynı gün 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında yeniden gözaltına alındı. Kavala, geçen sene ise “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

    Kavala,suçlamalarla ilgili DW’ye “Protestolar sırasında parka bir hoparlör ve bir plastik masa götürdüm. Biraz da kurabiye… Gezi iddianamesinde, protestoları finanse ettiğim iddiasına dayanak gösterilen kanıt, hatta tek kanıt bunlar” dedi.

    Hukuki süreci  “Bir işkenceydi” sözleriyle değerlendiren Osman Kavala, “Cezaevindeki odamda eşyalarımı topladım, komşu odalarda kalanlarla vedalaştım. Binanın kapısında bekleyen jandarma aracına bindirildim. Bir an önce evimde olmayı umuyordum. Gelen avukatımdan, Cumhurbaşkanı’nın beraat kararlarını sert biçimde eleştirmiş olduğunu öğrendim. Cumhurbaşkanı’nın tercihlerine uygun düşmeyen bir yargısal tasarrufun olamayacağını idrak ettim. Bu, elbette bir işkenceydi” şeklinde konuştu.

    AYM’DEN AİHM’E UZANAN SÜREÇ

    Osman Kavala, Anayasa Makmesi’nin bireysel başvurusunda “kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal edilmediği” kararı sonrası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) de başvurmuştu. AİHM, 2019 yılındaki kararında Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını talep etmiş, 2022’de ise Türkiye’nin Kavala davasında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesini ihlal ettiğine hükmetmişti. Kavala, gelişen hukuki süreci “Bu siyasi davanın farklı aşamalarının, tutukluluğumu uzatmak için farklı suçlamalar kullanılmasının ve son olarak hakkımda verilen kararın, Türkiye’deki yargı süreçlerine yönelik manipülasyonu ve Türk ceza sisteminin kötüye kullanılmasını çok açık şekilde ortaya koyduğunu düşünüyorum” sözleriyle değerlendirdi.

    Kendisi hakkındaki iddianamede, azınlık gruplarını hükümete karşı kışkırtmak için onlarla birlikte çalıştığı ve bu faaliyetleri, “kültürel program” kisvesi altında yürüttüğünün yazılı olduğunu belirten Kavala, “Türkiye’nin güneydoğusunda yirmi yıldır çalışıyoruz ve ilk defa resmi bir makam, böyle düzmece bir suçlama yapıyor. Bence bu, siyasi alanda, azınlık karşıtı, otoriter bir zihniyetin yükselişini gösteriyor” dedi.

    “DEPREMDE ÖZGÜR OLSAYDIM…”

    Osman Kavala, yaklaşık beş yıldır tutuklu bulunduğu Silivri Cezevi’nde koşulları, “Buradaki koşullar ve muamele hakkında şikâyet edecek fazla bir şey yok. Bence burası Türkiye’nin nispeten iyi yönetilen cezaevlerinden biri. Odamda yalnız yaşamaya alışkınım. Bu yalnızlığı, hücremi başkalarıyla paylaşmaya tercih ederim. Daha çok eşimle birlikte evimizde yaşamayı özlüyorum…” şeklinde anlattı.

    Cezaevinde daha çok kitap okuduğunu belirten Kavala DW’nin sorularına verdiği yanıtta, “Çoğunlukla kurgu kitaplar okuyorum. Başkalarının hayatlarına girmek, başka dünyalara seyahat etmek, fiziksel kısıtlamaları aşmaya yardımcı oluyor. Burada çağdaş romanların yanı sıra klasikleri de yeniden okudum ve daha önce fark etmediğim veya anlamadığım birçok yeni boyut keşfettim….” dedi.

    Osman Kavala 50 binden fazla insanın hayatını kaybettiği 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde özgür olamamanın kendisini üzdüğünü de belirterek, “Bu çaresizlik duygusunun ne kadar korkunç olduğunu tahayyül ettim. Destek ve dayanışma çabalarına katılamıyor olmaktan çok rahatsız oldu” diyor. Kavala, “Deprem günü özgür olsaydım, bölgede yaşayan arkadaşlarıma ulaşmaya çalışır, yardım faaliyetlerinin organizasyonunda yer alırdım” şeklinde konuştu.

    Kavala’ya göre deprem sonrası meydana gelen durum, “Vatandaşlarının yaşamını ve esenliğini korumakla görevli devlet kurumlarının düzgün işlemediğini” gösterdi.

    Osman Kavala’nın durumu 14 Mayıs’ta yapılacak seçimler öncesi yeniden gündeme geldi. CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı bir programda yaptığı açıklamada Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala kararlarını hatırlatarak “Hukuk devletiyseniz o zaman bırakacaksınız” dedi.

    Kılıçdaroğlu, “Osman Kavala neden? Selahattin Demirtaş neden? Hiçbirisi terörden ötürü mahkum olmadı, yalan söylüyorlar millete. Halka doğruları söyleyeceksiniz. Bir insanı eleştirebilirsiniz, buna kimse bir şey diyemez. Haklı ise kendime çeki düzen veririm. AİHM kararı var. Anayasa’ya koymuşsunuz, ‘herkes uymak zorunda’ diye. Siz hukuk devleti misiniz? Evet ise o zaman bırakacaksınız” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Osman Kavala: İktidar değişirse iklim de değişir, Gezi davasının yeniden görülmesi kaçınılmaz

    Osman Kavala: İktidar değişirse iklim de değişir, Gezi davasının yeniden görülmesi kaçınılmaz


    Hukuk tarihine bir ‘skandal’ olarak adını yazdıran Gezi davası kapsamında 2 bin günü aşkın süredir tutuklu bulunan Osman Kavala, seçim sonuçlarının yargıda ve kamu kurumlarında insan haklarına saygılı bir yapılanmaya yol açmasını umduğunu belirtti ve af söylentileri ile ilgilenmediğini söyledi: “İktidarla birlikte iklim de değişir.”

    Seçimlere ve Gezi davasının sonuçlarına ilişkin Artı Gerçek’e değerlendirmelerde bulunan Kavala, “Benim serbest kalmamam için yapılanlar, hukuku dolanarak, hukuk ilkelerini çiğneyerek siyasi amaçlar için yargının kullanılmasının çok çarpıcı örneklerinden. Bağımsız davranan, hukuk ilkelerine riayet eden yargıçlarımız yok değil, ancak iktidarın taraf olduğu davalarda, yargıçların, mahkeme heyetlerinin değişmesiyle sonunda iktidarın istediği kararlar veriliyor, bağımsız yargıçların etkisi karşı oy yazıları kaleme almanın ötesine geçemiyor” yorumunu yaptı. 

    ‘CUMHURBAŞKANI CEZAEVİNDE BULUNMAMI SUÇLULUĞUMUN KANITI OLARAK GÖSTERDİ’

    Kavala, hakkındaki yargılamada delil yokluğuna bir kez daha dikkat çekerek, “Bu tür gösteri davalarında, hedef alınan kişilerin ağır suçlar işlemiş oldukları algısının yaratılması için onların cezaevinde olmaları, orada tutulmaları gerekiyor. Aksi takdirde, delile dayanmayan suçlamaların hiçbir inandırıcılığı kalmayacak. Cumhurbaşkanı cezaevinde bulunmamı suçluluğumun kanıtı olarak gösterdi. Sanırım Demirtaş’ın tutukluluğunun sürdürülmesi ve Kobane davasının da iktidar açısından benzer bir işlevi var” dedi.

    ‘ENDİŞE DUYUYORUM’

    Hakkındaki beraat kararlarını hatırlatan Kavala, tutukluluğunun hukuksuz biçimde sürdürülmesine tepki gösterdi. Sadece kendi yaşadıkları için değil, benzer şekilde tutuklu bulunan diğer isimlerin yargılanma süreci için de “Normal karşılayabilmem mümkün değil” diyen Kavala, “Yargının içine düştüğü durumdan endişe duyuyorum, buna yeterli tepki gösterilmemiş olmasına da üzülüyorum” sözleriyle kaygısını dile getirdi.

    ‘BOZULMAYI BAŞKA ÖZERK KURUMLARDA DA GÖZLEMLEMEK MÜMKÜN’

    AFAD ve Kızılay’a yönelik eleştiriler hakkında da konuşan Kavala, “Bunların durumu, siyasi müdahalenin hayati önemde işlevleri olan kurumları nasıl etkilediğini, düzgün çalışma kapasitelerini dumura uğrattığını gözler önüne serdi. Benzer bozulmayı başka özerk kurumlarda da gözlemlemek mümkün” dedi.

    Kavala, bu kapsamda öneri de sunarak “Düzelmenin olabilmesi için keyfi uygulamalara izin vermeyen, demokrasi ve hukuk kurallarına tam manasıyla riayet eden anlayışın kamu kurumlarında hakim hale gelmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    ‘DAHA ÖNCE İKTİDAR BLOĞU İÇİNDE YER ALMIŞ SİYASETÇİLERDEN DE DESTEK GELEBİLİR’

    14 Mayıs’a doğru siyasi partilerin vaatlerini de değerlendiren Kavala, “Millet İttifakı’nın hazırlamış olduğu ortak belgede yargının bağımsız ve evrensel hukuk normlarına göre çalışır hale getirileceği, insan onuruna değer veren bir anlayışın temel alınacağı belirtiliyor. Bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için gereken düzenlemelere, örneğin hakimler ve yargıçlar kurulunun bağımsız hale getirilmesine, kuşkusuz HDP ve TİP de katılacaklardır. Bu konularda muhalefetin uyum içinde olacağını hatta daha önce iktidar bloğu içinde yer almış bazı siyasetçilerden de destek vereceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    ‘İKTİDARLA BİRLİKTE İKLİM DE DEĞİŞİR’

    Kavala, seçim öncesi ‘siyasi af’ yorumlarına da ‘ilgilenmiyorum’ yanıtını verdi. ‘Seçimden sonra iktidar değişirse, yargıdaki iklimin de kısa sürede değişeceğini’ söyleyen Kavala, seçim sonrası için “Hukuksuz uygulamalar talep edilmeyeceğinden, bunları yapanlar siyaset tarafından korunmayacağından, yargıdaki iklimin kısa sürede değişeceğini tahmin ediyorum. Gezi davası kararları düzgün işleyen bir hukuk sisteminde kabul edilebilecek, sindirilebilecek türden uygulamalar değil. Bozulmaları, bu davanın yeniden görülmesi kaçınılmaz” dedi. 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gezi tutukluları 1 yıldır cezaevinde: Seçim tüm ülke için bir kurtuluş

    Gezi tutukluları 1 yıldır cezaevinde: Seçim tüm ülke için bir kurtuluş


    Gezi davası nedeniyle 18 yıl hapse mahkum edilen Tayfun Kahraman, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Can Atalay, Mine Özderen ve Hakan Altınay’ın tutukluluğunun birinci yılı dolarken iş insanı Osman Kavala ise 2 bin gündür Silivri Cezaevi’nde bulunuyor. 

    Gezi tutuklularının aileleriyse Halk TV Sözüm Var programına konuk oldu. 

    Mine Özerden’in annesi Halide Özerden, seçimin sadece Gezi tutukluları için değil, tüm ülke için bir kurtuluş anlamına geldiğini söyledi. 

    Hakan Altınay’ın eşi Hande Altınay ise seçimin yargının bağımsızlaşması anlamına geldiğini ifade etti. 

    Gezi dönemi CNN Türk’te çalışan Şirin Payzın, medya adına özür diledi. Payzın, “Ajans canlı geçerken servis ettiği kanallar yer vermedi. O gün tam anlamıyla arkasında duramadıysak özür dileriz” dedi. 

    “GEZİ’DEKİ DAYANIŞMA YENİDEN ALEVLENMELİ”

    Çiğdem Mater’in eşi Murat Utku, Gezi’deki dayanışmanın yeniden alevlenmesi gerektiğini dile getirdi. Utku, “Daha fazla insanın ses çıkarmasını isteriz ancak bunun da Türkiye koşullarında mümkün olmadığını görüyoruz. Bir yandan da geniş bir ailemiz var, birbirimize destek oluyoruz” diye konuştu. 

    “BÜLENT ARINÇ’IN İSMİNİ ANMAMAK LAZIM”

    Aileler, Payzın’ın “Kimlere kırgınsınız sorusuna da yanıt verdi. Hande Altınay, Hakan Altınay’ın kurduğu Boğaziçi’ndeki kürsüye katılan birçok AKP’li ismin bu karara ses çıkarmamasına tepki gösterdiğini söyledi. Altınay, “Bir şeyler söyleseler belki kamouyunda bu kararın seyri değişirdi” dedi. 

    Tayfun Kahraman’ın eşi Meriç Kahraman Bülent Arınç 5 Haziran 2013’teki sözleri hatırlatarak “Bu iddianameleri kim yazdıysa okumakta bir zorluk yok hepsi çöp” dedi. 

    Can Atalay’ın babası Mustafa Atalay ise, “Bülent Arınç’ın ismini hiç anmamalıyız” dedi. Atalay,”Bülent Arınç toplumun gazını alan bir kişi. Bir gün böyle bir gün öyle” diye kaydetti. 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbete mahkum edilen Osman Kavala 2000 gündür hapiste…

    Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbete mahkum edilen Osman Kavala 2000 gündür hapiste…


    Gezi Davası tutuklularından sivil toplum ve insan hakları aktivisti Osman Kavala, 23 Nisan 2023 itibarıyla 2000 gündür hapiste…

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Gezi eylemlerinden itibaren ‘Türkiye’nin Soros’u’ diye hedef gösterdiği Kavala, 18 Ekim 2017’de Gaziantep’te gözaltına alınıp İstanbul’a götürüldü.

    Gözaltı gerekçesi ilk anda öğrenilemedi. Soruşturmanın gizli olduğu söylendi.

    Kavala, 1 Kasım’da tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi. Tutuklamaya iki gerekçe gösterildi:

    Gezi eylemleri bağlamında ‘hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs’ ve 15 Temmuz darbe girişimi bağlamında ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs.’

    İddianame sürecinde dosya ikiye ayrıldı.

    BİR HAKİM KARŞI OY KULLANDI

    Diken’in derlediği habere göre, İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan’daki karar duruşmasında Kavala’ya ‘hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs’ten ağırlaştırılmış müebbet cezası verdi. Mahkeme heyetinden bir üye hakim karara karşı oy kullandı.

    Duruşmada Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi hakkında da 18’er yıl hapis cezası ve tutuklama kararı verildi.

    28 Aralık 2022’de istinaf başvurusunu değerlendiren İstanbul bölge adliye mahkemesi, Osman Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis ve diğer yedi kişiye verilen 18’er yıl hapis cezalarını ‘hukuka uygun’ buldu.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gezi tutuklusu Can Atalay’ın AYM’ye taşıdığı davayı kazandı: “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ihlal edildi”

    Gezi tutuklusu Can Atalay’ın AYM’ye taşıdığı davayı kazandı: “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ihlal edildi”


    Gezi tutuklularından avukat Can Atalay, 2014’te İstanbul Valiliği’nin ‘Marmara kent ve doğa mitingi’nin Kadıköy’de düzenlenmesine izin vermemesine karşı başlattığı hukuk mücadelesi sonuçlandı. Atalay, Anayasa Mahkesmesi’ne taşıdığı davayı kazandı.

    Resmi Gazete’de yer alan Anayasa Mahkemesi’nin kararına göre Atalay’ın da aralarında olduğu yedi kişilik düzenleme kurulu 208 Aralık 2014’te Kadıköy İskele Meydanı’nda düzenlemek istedikleri ‘Marmara kent ve doğa mitingi’ için İstanbul Valiliği’ne başvurdu. Valilik, Yenikapı ve Maltepe etkinlik alanlarını göstererek mitingin Kadıköy’de düzenlenmesine izin vermemesi üzerine Atalay, Valiliğin bu kararını mahkemeye taşıdı. Fakat İstanbul 5. İdare Mahkemesi, yürütmenin durdurulması talebini reddetti.

    Danıştay 10. Dairesi de kararı onayınca Atalay davayı Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı.

    İleri Haber’in aktardığına göre, dosyayı inceleyen AYM heyeti Anayasa’nın 34. maddesindeki “Herkes önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir” hükmüne dikkat çekti.

    Başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine İrfan Fidan ve Muhterem İnce’nin karşı oyları ve oy çokluğuyla karar verdi. Mahkeme kararın bir örneğinin, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yönelik yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 5. İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine hükmetti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***