Etiket: Gezi Davası

  • Bitmeyen öfke: Erdoğan akademiye ‘Gezi’yi anlattı!

    Bitmeyen öfke: Erdoğan akademiye ‘Gezi’yi anlattı!



    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde 2023-2024 Akademik Yılı Açılış Töreni’nde konuştu.

    Erdoğan, konuşmasında yine Gezi Parkı eylemlerini ve eylemlere katılanları hedef aldı. Erdoğan konuya ilişkin “Gezi Olaylarında 3-5 ağacı bahane ederek sokakları ateşe vermekten geri kalmadılar, tüm projelerin durdurulmasını istediler. Hak ve özgürlükler yolunda attığımız her adımı engellemeye çalıştılar” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

    “Üniversitelerimiz ve akademisyenlerimizle gurur duyduğumuzu buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Biz de ilme, bilime, kültüre ve eğitime yapacağımız her türlü nitelikli çalışmada yanınızda olmayı sürdüreceğiz.

    Üniversiteler bireylere mesleki formasyon kazandırmanın ötesinde rollere sahiptir. Üniversiteler öğrencilerin entelektüel gelişmelerine yardımcı olan, kendi gelenekleri olan evrensel kurumlardır. Üniversiteler, yetiştirdiği nesillerle talihini ve tarihini değiştirir.

    Üniversiteleri bilim ya da meslek öğrenme yeri olarak görmek sığ bir bakış açısıdır. Kültür aktarımına ve gelişimine öncülük etmek, toplumun seviyesini yükseltmektir. Üniversite toplumun ve hayatın tam merkezinde yer alan müessesedir.

    “ARKASINDA BU ANLAYIŞ VAR…”

    Geçtiğimiz 1400 yıla damgasını vuran Emevi, Abbasi, Endülüs, Selçuklu ve Osmanlı gibi devletlerin ayırıcı vasfı bilimde yakaladığı seviyedir. Bu dönemler İslam şehirlerinin giriş kapısına ‘Bilgi ve erdem, kılıç ve silahtan üstündür’ yazıldığı örnek dönemlerdir.

    İlmin merkezinin doğudan batıya kaymasıyla askeriyede, ticarette, diplomaside, kültür ve sanatta merkez yer değiştirmiştir. İslam dünyası yerinde sayarken ABD ve Avrupa yükselen güç haline gelmiştir. İlim ve akademide geriye düşen diğer alanlarda da geriye düşmekten kurtulamaz. Bizim üniversitelerimizin üzerine titrememizin arkasında bu anlayış vardır.

    Üniversiteler insanlığın ortak bilgi hazinesine katkı yapabiliyor, isimlerinden söz ettirebiliyorsa hem millet hem devlet güvende demektir. Biz bir asırlık Cumhuriyet tarihimiz ve 1000 yıllık serencamımızda her iki duruma da şahitlik ettik.

    27 Mayıs darbesi öncesinde vesayet planlarının parçası olduğunu gördük. 12 Mart ve 12 Eylül’den önce de ideolojik çatışmaların merkezi haline gelmiştir. 28 Şubat dönemindeyse de utanç verici sahneler hafızalara kazınmıştır. Cadı avını daha dün gibi hatırlıyoruz.

    GEZİ’Yİ HEDEF ALDI

    Hükümetlerimizin ilk yıllarında kimi üniversiteler milli iradeyi hazmetmekte zorlanmıştı. Darbe çığırtkanlıklarının yapıldığı Cumhuriyet Mitinglerinden yasakçı tavra kadar çeşitli alanlarda biz de bunlara şahitlik ettik. Bu direnci kırmayı başardık. Demokrasiyi güçlendiren, özgürlükleri artıran hamlelerimizden üniversitelerin de istifade etmesini sağladık.

    Gezi Olaylarında 3-5 ağacı bahane ederek sokakları ateşe vermekten geri kalmadılar, tüm projelerin durdurulmasını istediler. Hak ve özgürlükler yolunda attığımız her adımı engellemeye çalıştılar. İBB Başkanıyken başlattığımız üniversite öğrencilerine burs uygulamasını iptal ettirenler daha sonra bundan şikayetçi bile oldular. Biz bunların hiçbirine takılıp kalmadık, ülkemizin ve milletimin ihtiyacı neyse onu hayata geçirmenin mücadelesini verdik.

    “ÜNİVERSİTELERİN YASAKLA ANILMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ” DEDİ

    Yükseköğretimi herkes için erişilebilir kılarken buna uygun kurumsal altyapıyı oluşturduk. Yüksek öğretimde okullaşma oranı 3 kattan fazla artışla yüzde 45’e yükseldi.

    Bu sene ilk defa 34 yaş üstü kadınlarımız için yükseköğretim kurumlarında 21 bin kişilik kontenjan ayırdık. Şehit ve gazi yakınlarımız için 3 bin 774 kişilik kontenjan oluşturduk.

    Üniversitelerimiz asla yasakla, baskıyla, kavgayla anılmasına müsaade etmeyeceğiz. İlim yuvası üniversitelerimizi kendi ideolojik saplantılarının merkezi haline dönüştürmek isteyen hazımsız marjinallerinin bu gerçeklerle yüzleşeceğine inanıyorum.

    “BİLİM DİPLOMASİSİ” VURGUSU

    Bizim özellikle bilim diplomasisi, Türkiye’nin tanınırlığını artırmak adına oldukça kritik öneme sahiptir. Bilim diplomasisi alanında atılan adımlardan memnuniyet duyuyoruz. Üniversitelerimizin işbirliği projeleri üzerinde çalışmalarını teşvik ediyoruz. Ortak bilimsel projelerin geliştirilmesini bekliyoruz.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Adalet Bakanı Gezi’yi ‘terör eylemi’ ilan etti: ‘Siz yorumlar yaparsanız o doğru olmaz’

    Adalet Bakanı Gezi’yi ‘terör eylemi’ ilan etti: ‘Siz yorumlar yaparsanız o doğru olmaz’



    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, basın kuruluşlarının Ankara temsilcilerine tartışma yaratacak açıklamalarda bulundu.

    Yargıtay’ın Gezi kararı hakkında konuşan Tunç, yaptığı açıklamalarda “Şiddet, şiddeti teşvik, hiçbir demokratik düzende kabul edilemez. Yargıtay da en son geçen hafta kararını verdi. Yargı, Gezi’nin bir suç olduğunu, şiddet hareketleri olduğunu ve bütün ülkeye yaygınlaştırılmak istendiğini ve seçilmiş hükümete yönelik bir kalkışma hareketi olduğunu kabul etti. Şimdi tabii bu delilleri bir tarafa bırakıp, siz yorumlar yaparsanız o doğru olmaz” dedi.

    “GEZİ TERÖR EYLEMİDİR”

    TİP’ten milletvekili seçilen ancak Anayasa’nın ilgili maddelerine rağmen tahliye edilmeyen Can Atalay hakkında da konuşan Tunç, Gezi’yi terör eylemi ilan etti.

    Adalet Bakanı, “Uygulanması gereken bir Anayasa var. Anayasa’nın ilgili maddesi yasama dokunulmazlığının dışındadır diyor. Şimdi Anayasa’nın 14’ncü maddesine gidiyoruz. Ne var orada? Milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık, buna ilişkin hususlar var. Buna ilişkin suçlar bakımından dokunulmazlık yoktur diyor seçimden önce başlanmışsa. Tabii neticede bunun kararını verecek olan Adalet Bakanlığı olarak biz değiliz. Biz sadece Anayasa’nın mevcut hükmünü ortaya koyduk ve Gezi’nin zaten tartışmasız biz terör eylemi olduğunu, halkımız da bunu bu şekilde biliyor çünkü orada ölüm var, mala zarar verme var. Bir kalkışma olduğu tartışmasız. Ama bunun sorumluları yargılanamayacaksa orada hukuk devletinden bahsedilemez” ifadelerini kullandı.

    BİREYSEL BAŞVURUYA SINIR GELİR Mİ?

    Tunç ayrıca AYM’ye bireysel başvuru hakkında da şunları söyledi:

    “Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruyla ilgili özellikle bireysel başvurunun sınırlarının çizilmesi noktasında bir çalışma yapılması gerekir. Bu anlamda özellikle Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararlarında bir yüksek temyiz mahkemesi gibi kararlar alması Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi arasında bir tartışmaya da neden olur. O açıdan da bireysel başvuru ile ilgili aksayan hususlar özellikle sistemimize zarar verecek noktaya varmadan bir düzenleme yapmak gerekir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın ‘Özgürlük Yürüyüşü’nde üçüncü gün: Gündem ‘deprem suçları’

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın ‘Özgürlük Yürüyüşü’nde üçüncü gün: Gündem ‘deprem suçları’



    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’ın partisinin Hatay Milletvekili Can Atalay ve Gezi tutsaklarının hukuksuz şekilde tahliye edilmemesine karşı başlattığı “Özgürlük Yürüyüşü” üçüncü günde de devam ediyor.

    Yürüyüşün ilk gününde Can Atalay’ın ailesi, arkadaşları ve Hataylı seçmenler konuk olurken, ikinci gününde ise Samandağ’da Hatay’ın barınma sorunu ele alındı. Konuk ise Hatay halkıydı.

    YÜRÜYÜŞ ÜÇÜNCÜ GÜNÜNDE

    Erkan Baş, üçüncü günün öncesinde bir video yayımlayarak, gündemi aktardı. “Bugün gündemimizde Hatay’da deprem sonrasında devletin, iktidarın yaptıkları ve yapmadıkları var” ifadelerini kullanan Baş, Tarihin en büyük yıkımlarından birini yaşayan Hatay, ‘özel afet bölgesi’ ilan edilmedi. Bu kent için özel hiçbir ödenek ayrılmadı ama ne yapıldı? Sadece Hatay’da 18 mera, orman, vasıflı alan, zeytinlikler kamulaştırma yoluyla imara açıldı” diye konuştu.

    Baş, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Şöyle düşünebilirsiniz. ‘İnsanların zaten konut, barınma gibi sorunları varken tarımı sonraya bırakalım’ diye düşünmüş olabilir iktidar. Ama başımıza ne geldiyse ‘Tam da bu yüzden geldi’ diyoruz. Bunlar arasındaki bütünlüklü bakışı sağlayamadığınızda, insanların hem yaşayabilecekleri hem insanca yaşayabilecekleri ve üretebilecekleri, hayatlarını idame ettirebilecekleri koşulları yaratamadığınızda çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz.

    Üstelik şunu biliyoruz. İktidar, depremi bahane ederek, örneğin zeytinlikleri talana açıyor. Çünkü depremden önce de zeytinliklerin talan edilmesi için çeşitli uğraşları olmuştu. TMMOB’a bağlı mühendis odalarının daha önce yaptıkları açıklamalar, bizi bu konuda defalarca uyarmıştı zaten. Gün boyu yurttaşlarımızla sohbet edeceğiz. Hatay’da iktidarın yaptıklarını ve yapmadıklarını onlardan dinleyeceğiz. Yapması gerekirken yapmadıklarını, yapamaması gerekirsen sadece rant uğruna, 3-5 kuruş daha fazla kazanmak için yapılanları hep berabet konuşmaya devam edeceğiz.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yargıtay müebbeti onamıştı: Osman Kavala’dan açıklama

    Yargıtay müebbeti onamıştı: Osman Kavala’dan açıklama



    Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Gezi Parkı davasında, verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının onanması üzerine Osman Kavala açıklama yaptı.

    Osman Kavala açıklamasında, “Yargıtay’ın onama kararı, hukuk ilkelerine ve insan hayatına değer vermeyen bir anlayışın ürünüdür. Bu karar, delil olmadan insanları mahkum etmenin yargıda norm haline geldiğinin en çarpıcı göstergesi olmuştur” ifadelerine yer verdi.

    NE OLMUŞTU?

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Gezi Parkı davasında, Osman Kavala ile TİP Milletvekili Can Atalay’ın da arasında olduğu 5 sanığın mahkumiyetlerini onadı, 3 kişi hakkındaki hükümler bozuldu.

    Daire, mahkumiyet hükümlerini bozduğu sanıklar Yapıcı ile Altınay’ın adli kontrol hükümleri uygulanarak tahliyesini kararlaştırdı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Yargıtay’ın Gezi Davası kararı TMMOB tarafından İzmir’de protesto edildi

    Yargıtay’ın Gezi Davası kararı TMMOB tarafından İzmir’de protesto edildi



    TMMOB İzmir İKK üyeleri, 8 sanığın yargılandığı Gezi Parkı davasında Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin aralarında Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Can Atalay ve Osman Kavala’nın da bulunduğu 5 sanığın cezasını onamasını İzmir Mimarlık Merkezi önünde toplanarak protesto etti.

    “GEZİ’Yİ SAVUNMAKTAN VAZGEÇMEYEN ARKADAŞLARIMIZLA GURUR DUYUYORUZ”

    Grup adına basın açıklamasını TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şube Yöneticisi Yusuf Ekici okudu. Ekinci, şunları söyledi:

    “Gezi Davası kapsamında verilen hukuksuz tutuklama kararlarının üzerinden 521 gün geçtikten sonra, Yargıtay’ın Şehir Plancıları Odamızın Onur Kurulu Üyesi Tayfun Kahraman ile Mimarlar Odamızın Avukatı Can Atalay ve diğer tutuklu arkadaşlarımıza dair herhangi bir hukuki gerekçe içermeyen mahkumiyet kararlarını en yüksek sesle kınıyor ve kabul etmiyoruz! Evrensel hukuk ilkelerinin ayaklar altına alındığı bu kararın hukuki bir değerlendirme yapılmadan, siyasi iktidarın talimatlarıyla verildiğini biliyoruz. Bu kararın, ülke tarihindeki en görkemli halk hareketlerinden biri olan Gezi’yi karalamak, Gezi’de yan yana gelen milyonların yarattığı umuda suç bulaştırmak için alındığını biliyoruz. Siyasi bir öç alma davasına dönüşen, her aşamasında hukukun ve adaletin katledildiği bu sürece dair, ortada hiçbir delil, suç unsuru ve gerekçe yokken arkadaşlarımız için ağır mahkumiyet kararı veren tüm yetkililerin, bu ülkenin tarihinde utançla anılacağını biliyoruz. Hukuku tesis etmesi beklenen yargı makamlarının, iktidar çevrelerinin eğilim ve isteklerine göre karar verdiği bir düzlemde, arkadaşlarımızın hiçbir somut delil dahi sunulmadan onlarca yıl hapis ile cezalandırılmış olmalarını kabul etmiyoruz. Bir kez daha belirtiyoruz; bunca çabaya rağmen, iğne ucu kadar leke bulaştırmayı başaramadığınız Gezi’den; Gezi’de olmaktan onur duyuyoruz. Tüm bu süreç boyunca bir gün, bir saniye dahi Gezi’yi savunmaktan vazgeçmeyen arkadaşlarımızla gurur duyuyoruz”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Adalet Bakanı Tunç’un hedefinde Kılıçdaroğlu var

    Adalet Bakanı Tunç’un hedefinde Kılıçdaroğlu var



    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bir dizi programa katılmak için geldiği Kastamonu’da, Kastamonu Valiliğini ziyaret etti.

    Ziyarette Vali Meftun Dallı’dan kentteki çalışmalarla ilgili bilgi alan Bakan Tunç, daha sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulunarak sorularına yanıtladı. Bir basın mensubunun, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Yargıtay’ın Gezi Davası ile ilgili aldığı kararı eleştirmesi ile ilgili sorduğu soruyu yanıtlayan Bakan Tunç, Kılıçdaroğlu’nu hedef aldı.

    “UTANÇ VERİCİ”

    Bakan Tunç, Kılıçdaroğlu’nu şu sözlerle hedef aldı:

    “Ana muhalefet partisi genel başkanının Gezi Davası ile ilgili karara ‘utanç verici’ diye yaptığı nitelendirme onun açısından utanç verici. 2013 yılında Türkiye’nin en parlak döneminde, enflasyonun yüzde 5’e düştüğü, faizlerin yüzde 5’e düştüğü, dünya projelerinin artık ihalelerinin, açılışlarının gerçekleştiği, dünyanın en büyük havalimanının temelinin atıldığı bir dönemde, İMF ile defteri kapattığımız, nükleer santral ihalesini gerçekleştirdiğimiz, enerji ve ekonomide bağımsızlığımızı ilan ettiğimiz parlak dönemde sokakları ateşe vermek isteyen, Türkiye’nin bu kutlu yürüyüşünü durdurmak isteyen bir kesim, Taksim’deki iki ağacı bahane ederek İstanbul’u ataşe vermeye çalıştılar. İstanbul’da yaktıkları ateşin bütün Türkiye’yi yakacağını zannettiler. Ama Cumhurbaşkanımızın liderliği sayesinde bunu başaramadılar. Sokakları, dükkanları, kamu binalarını, kamu araçlarını, basın araçlarını ateşe verdiler. O günleri hep beraber hatırlayalım. Atatürk Kültür Merkezinde teröristlerin, terör başlarının posterlerinin asıldığı o dönemi hatırlayalım. Bir kaos oluşturmak ve hükümete karşı bir ayaklanma girişimiydi. Orada insanlar öldü, polislerimiz şehit oldu. Dolayısıyla onlarca insanın vefat ettiği, şehit olduğu, kamu araçlarının, özel araçlarına, vatandaşlarımızın malına zarar verdiği bu olayları bir direniş, sempatik bir gösteri gibi göstermek hiçbir hukuk devletinde kabul edilemez. Bu şiddet olayıdır, demokratik hukuk devleti şiddete müsaade etmez. Hukukta şiddetin yeri yoktur, şiddet yaşam alanının düşmanıdır. Dolayısıyla ne oldu, hukuk devleti buna el koydu, yargılama süreçlerinde dün itibariyle Yargıtay 3. Ceza Dairesi karar verdi. Yargıtay’ın bu kararında beraat edenler var, cezası onanlar var.”

    “Muhalefetin eleştirilerinin çifte standartlı olduğunu” öne süren Tunç, “Bakıyoruz, beraat edenlerle ilgili memnuniyetimizi belirtiyorlar, aynı siyasetçiler mahkumiyet alanlar için de ‘kınıyoruz’ diyorlar. Böyle bir çifte standart olabilir mi? O da mahkeme karar, o da aynı mahkemenin verdiği karar. Burada yargı bağımsız. Anayasamızın 9. maddesi açık, herkes okusun, ‘yargı yetkisi tarafsız, bağımsız mahkemelerce kullanılır’ deniliyor. Anayasamızın 138. maddesi açık, hiçbir organ, merci ya da kişi mahkemelere talimat veremez, mahkemelerin kararını eleştirebilir ama mahkemelere emir ve talimat verir şekilde yaftalayamaz, karalayamaz. Bağımsız yargı kararını vermiştir, süreç içerisinde tüm deliller değerlendirilmiştir ve bu karara varılmıştır. Yargı kararına saygı duymak gerekir. O beyanlar, özellikle Gezi olaylarının suç olmadığını söylemek, ona karar vermek Kılıçdaroğlu’nun görevi değil. Onun suç olup olmadığına karar verecek olan bağımsız yargıdır. Bağımsız yargı da karar vermiştir. Verilmiş bu karara ‘talimatla Gezi Direnişini suç yaptılar’ şeklindeki nitelendirmede bulunmak bir ana muhalefet partisi genel başkanına yakışmaz. Yargı kararlarını eleştirelim ama saygı duyalım” diye konuştu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Tayfun Kahraman’ın eşinden Yargıtay’ın Gezi kararına tepki

    Tayfun Kahraman’ın eşinden Yargıtay’ın Gezi kararına tepki



    Yargıtay 3. Ceza Dairesi verdiği kararla 5 Gezi tutuklusunun cezasını onarken; Mücella Yapıcı ve Hakan Altınay’ın tahliye edilmesine karar verildi.

    Cezası onanların arasında şehir plancı Tayfun Kahraman’da yer alıyor.

    EŞİNDEN İLK AÇIKLAMA

    Kahraman’ın ilk eşi, Meriç Demir Kahraman’ın kararın açıklanmasının ardından sosyal medya hesabından ilk açıklaması yaptı.

    “Herkes oradaydı! Hepimiz Gezi’deydik” diyen Kahraman “Buramıza kadar gelmişti, nefes alamıyorduk, çığlık atmak istiyorduk, birbirinden farklı ama aynı derdi paylaşan milyonlardık! Bizim çocuklar dövüldü, bizim çocuklar yuhalatıldı, bizim çocuklar öldü! Anlamadılar, dinlemediler, kulak ardı ettiler. Komplo teorileriyle eşim de dahil bir grup insanı tutsak aldılar. Şeytanlaştırmaya çalıştılar, her gün üstümüze geldiler, bu insanların bir ailesi var mı demediler, çocukları olduğunu düşünmediler! Bugün de eşim, meslektaşım Tayfun Kahraman’ın 18 yıl hapis cezasını onadılar. Milyonluk Gezi’nin faturasını 5 kişiye kestiler” ifadelerini kullandı.

    “VERA’YA BEN NE DİYECEĞİM?”

    Kahraman açıklamasının devamında ise “Yine nefes alamıyoruz, yine çığlık atmak istiyoruz! Ve ben Vera’ya ne diyeceğimi bilmiyorum! Arayan, soran herkese teşekkürler. Bu dava bitmedi. Adalet arayışımız bitmedi. Hepinize daha çok ihtiyacımız var bundan sonra, haklı çığlığımızı kimse susturamayacak” diye yazdı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TİP Başkanı Erkan Baş’tan Gezi kararına tepki: Hatay’dan yürüyüş başlıyor

    TİP Başkanı Erkan Baş’tan Gezi kararına tepki: Hatay’dan yürüyüş başlıyor



    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Yargıtay’ın Gezi davasında aralarında TİP Milletvekili Can Atalay’ın da bulunduğu isimlerin cezasını onaylamasına tepki gösterdi.

    Baş, Can Atalay’ın vekili olduğu Hatay’dan Ankara’ya 1 Ekim’de yürüyüş başlatacağını duyurdu.

    “1 EKİM’DE İLK ADIMIMI ATACAĞIM YALNIZ OLMADIĞIMIZI BİLİYORUM”

    TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın açıklaması şöyle:

    “Başta Hatay milletvekilimiz Can Atalay olmak üzere, hapis cezaları onanan tüm Gezi tutsakları nezdinde emekçi halkımızın özgürlüğüne dönük yargı darbesini kabul etmiyorum. Özgürlük için, 1 Ekim günü Hatay’dan Ankara’ya doğru ilk adımımı atacağım. Yalnız olmadığımı, olmadığımızı biliyorum. Saray da öğrenecek!”

    Kaynak: Gerçek Gündem


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • CHP’li Çakırözer’den Gezi tutuklularına ziyaret: Aydınlar zindandayken demokrasi gelmez

    CHP’li Çakırözer’den Gezi tutuklularına ziyaret: Aydınlar zindandayken demokrasi gelmez



    Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde Gezi Davası tutukluları Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater ve Mine Özerden’i ziyaret eden CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Yargıtay’a çağrıda bulunarak, “Gezi tutukluları 510 gündür haksız, hukuksuz zindanda! Gezi tutukluları Yargıtay’dan bir an önce haklarındaki ilk derece mahkemesinin verdiği kararı bozmasını bekliyor. Yargıtay’daki hakimler önündeki dosyaya bir an önce bakmalı ve 510 günlük hukuksuzluk artık son bulmalı” dedi. Gazeteci Barış Pehlivan’ın ardından 78’liler Girişimi Sözcüsü gazeteci Celalettin Can’ın da sağlık sorunlarına rağmen denetimli serbestlik hakkından faydalandırılmayarak Silivri Cezaevi’ne konduğunu anımsatan Çakırözer “İnfaz yasasında da, denetimli serbestlik uygulamasında da büyük adaletsizlik ve hukuksuzluk yaratan keyfilik ve ayrımcılıklar var. Türkiye gazetecilerini, siyasetçilerini, mimarını, şehir plancısını, iş insanını, hak savunucusunu, kısacası düşünen aydınlarını özgürlüğünden mahrum bırakarak zindanda tutma ayıbından kurtulmadıkça asla gerçek bir demokrasiye kavuşamayacaktır. Bakırköy Cezaevi kapısından hem Gezi tutuklularına, hem de Türkiye’nin dört bir yanında zindanlarda tutulan yüzlerce düşünce suçlusuna bir an önce adalet, bir an önce özgürlük istiyorum” dedi.

    BAKIRKÖY’DE ZİYARET ETTİ

    Gezi Davası kapsamında tutuklanan mimar Mücella Yapıcı, film yapımcısı Çiğdem Mater, belgeselci Mine Özerden, şehir plancı Tayfun Kahraman, Hatay Milletvekili avukat Can Atalay ve akademisyen Hakan Altınay 510 gündür cezaevinde. Aynı davada yargılanmakta olan Osman Kavala ise 6 yıldır özgürlüğünden mahrum durumda. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater ve Mine Özerden’i ziyaret ederek, Gezi Davası tutuklularına yaşatılan hukuksuzluğun sonlandırılması çağrısında bulundu.

    AYDINLAR ZİNDANDEYKEN DEMOKRASİ GELMEZ

    Ziyareti sonrasında cezaevi önünden çağrıda bulunan Çakırözer, şunları söyledi:

    “Mücella Yapıcı, Mine Özerden ve Çiğdem Mater’i ziyaret ettim. 17 aydır, 510 gündür cezaevinde haksız, hukuksuz şekilde tutuklular. Gezi olaylarını kriminalize etmek isteyen bir anlayışın ısrarı, inadı neticesinde 500 günleri cezaevinde çalınmış durumda. Onların zindanda tutulması Türkiye’nin büyük ayıbıdır. Aynı şekilde seçilmiş milletvekili Can Atalay’ın, Hakan Altınay’ın, Tayfun Kahraman’ın ve Osman Kavala’nın Silivri Cezaevi’nde tutuluyor olması Türkiye’nin demokrasi ayıbıdır. Ve hukuk devletinin olmadığının göstergesidir. Bakırköy Cezaevi kapısından Gezi tutuklularına bir an önce adalet, bir an önce özgürlük istiyorum.”

    DENETİMLİ SERBESTLİKTE KEYFİLİK BİTMELİ

    Cumhuriyet Gazetesi yazarı Barış Pehlivan’ın ardından, 78’liler Girişimi sözcüsü gazeteci yazar Celalettin Can’ın da olumsuz sağlık koşularına rağmen denetimli serbestlik uygulamasından faydalandırılmayarak Silivri Cezaevi’ne konmasına da tepki gösteren Çakırözer, “İnfaz yasasında, denetimli serbestlik uygulamasında büyük keyfilik, büyük ayrımcılık var. Türkiye gazeticilerini, siyasetçilerini, mimarını, şehir plancısını, iş insanını, hak savunucusunu kısacası düşünen aydınlarını özgürlüğünden mahrum bırakarak zindana atma ayıbından kurtulmadıkça asla gerçek bir demokrasiye kavuşamayacaktır. Bakırköy Cezaevi kapısından, hem gazeteciler Barış Pehlivan, Merdan Yanardağ, Celalettin Can, hem Gezi tutuklularına, hem de Türkiye’nin dört bir yanında zindanlarda tutulan yüzlerce düşünce suçlusuna bir an önce adalet, bir an önce özgürlük istiyorum” dedi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gezi davasından tutuklu: Yargıtay, TİP Milletvekili Can Atalay’ın tahliye talebini reddetti



    Gezi davasından tutuklu: Yargıtay, TİP Milletvekili Can Atalay'ın tahliye talebini reddetti

    SERBEST GÖRÜŞ –

    Gezi Davası kapsamında geçtiğimiz sene 18 yıl hapis cezasına çarptırılan avukat Can Atalay, 14 Mayıs seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi (TİP)’nden Hatay Milletvekili seçilmişti. 

    Anayasa’nın 83. maddesinde yer alan “Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz” ifadeleri kapsamında milletvekili seçilen Atalay’ın serbest bırakılması gerekirken; yaklaşık 2 aydır tahliye edilmiyor. 

    YARGITAY’DAN KARAR

    Atalay’ın milletvekili seçilmesinin ardından Anayasa’nın 83. maddesi kapsamınca serbest bırakılması için Yargıtay’a başvurulmuştu. 

    Yargıtay, Can Atalay’ın tahliye edilmesi talebine ilişkin başvuruyu görüştü. 

    Yargıtay, Atalay’ın tahliye edilmesi talebini reddetti. 

    YARGITAY ANAYASA MAHKEMESİ’NE MEYDAN OKUDU 

    Yargıtay’ın karar metninde Anayasa Mahkemesi’nin Leyla Güven ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’na ilişkin verdiği kararla değinilirken; şu ifadeler kullanıldı:

    “Anayasa’nın 148. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45 vd. maddeleri gözetildiğinde asli görevi norm denetimi olan Anayasa Mahkemesi’nin bir anayasa hükmüne yönelik inceleme ve denetleme yetkisinin şekil bakımından denetleme ile sınırlı olduğu ve tali nitelikteki bireysel başvuru yolu ile bir anayasa hükmünün yürürlükten kaldırılamayacağı veya uygulanmasının olanaksız hale getirilemeyeceği dikkate alındığında Anayasa Mahkemesi’nin meri anayasa normunu esastan iptal etme yetkisinin bulunmadığı, anayasa değişikliklerini sadece şekil bakımından inceleyip denetleyebildiği ve bireysel başvuru yoluyla meri anayasa normunun uygulanmasının ortadan kaldıracak ve işlevsiz hale getirecek şekilde bir karar vermesinin hukuken mümkün olmadığı cihetle, Anayasa Koyucunun 14 ünce maddede bilinçli olarak bıraktığı boşluğun maddede öngörülen faaliyetlerin devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne ve insan haklarına dayanan, demokratik ve laik Cumhuriyete yönelen tehdidin ağırlığı ile orantılı olacak bir biçimde içtihatta süreklilik ve istikrar ilkeleri de gözetilerek yargı kararları ile doldurularak belirle hale getirilmesi ilgili anayasa normunun yürürlüğünün ve işlevinin korunması bakımından hukuk devletinin bir gereğidir.”

    TİP PM ÜYESİ AVUKAT ÖZGÜR URFA’DAN AÇIKLAMA

    Yargıtay kararının ardından Gerçek Gündem’e konuşan, TİP PM Üyesi Avukat Özgür Urfa, “Yargıtay 3. Ceza Dairesi tahliye kararı vermemek için bu kararla birlikte Anayasayı ve Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımadığı açıkça ilan etti.

    Gerekçe diye yazılan satırlar arasında emsal Anayasa Mahkemesi kararları eleştirilerek, keyfi ve hukuksuz karara kılıf yaratma çabasına girişilmiş.

    Yargıtay Savcılığının siyasi komplo teorileriyle dolu tebliğnamesinin ardından, 3. Ceza Dairesinin Anayasa Mahkemesi kararlarını çiğnediklerini itiraf eden bu kararı, siyasi talimatın da ne yönde verildiğini göstermekte. Anayasaya aykırı şekilde 60 gündür sürdürülen siyasi esareti kabullenmeyeceğiz. Can Atalay’ı çıkartana kadar mücadele etmeye ve Hatay halkının iradesine sahip çıkmaya devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***