Etiket: Genel seçimler

  • Orban seçim öncesi enflasyonla mücadele için 6 temel gıdaya fiyat sınırlaması getirdi

    Orban seçim öncesi enflasyonla mücadele için 6 temel gıdaya fiyat sınırlaması getirdi


    Macaristan Başbakanı Viktor Orban, ülke tarihinin en çekişmeli seçimlerine hazırlandığı bu günlerde enflasyondaki tırmanışın önüne geçmek için altı temel gıda maddesinde fiyatların sınırlandırılması talimatını verdi.

    Avrupa çapında fiyatların enerjinin yükselen maliyeti nedeniyle arttığını belirten Orban sosyal medya hesabından yayınladığı bir videoda fiyat sınırlandırmasının uygulanacağı temel ürünleri şeker, un, ayçiçek yağı, tavuk göğsü, domuz budu ve süt olarak açıkladı. Orban’ın talimatına göre bu ürünler gelecek aydan itibaren 15 Ekim’deki fiyatlar üzerinden satılacak.

    Orban yönetimi kasım ayında tüketici fiyatlarının yüzde 7,4’lük artışla son 14 yılın en yüksek seviyesine ulaşması üzerine vatandaşların yükünü hafifletmek için akaryakıt ve ev kredilerini dondurmuştu. İlkbaharda genel seçimlere hazırlanan Orban hükümeti ailelere vergi iadesi, emekli maaşı ve asgari ücret için de artışlar vadederek 2 milyar tutarında harcamaların önünü açmıştı.

    3 Nisan’da sandık başına gidece ülkede Orban’ın liderliğindeki Fidesz Partisi kendisini koltuğundan etmek isteyen altı muhalefet partisinden oluşan ittifakın adayı Peter Marki-Zay ile yarışacak. Aralık ayında yapılan anketlerde Fidesz Partisi birleşik ittifaka göre beş puan önde görünüyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fransa’da gelecek cumhurbaşkanlığı seçiminde Macron’un rakipleri kim?

    Fransa’da gelecek cumhurbaşkanlığı seçiminde Macron’un rakipleri kim?


    Fransa’da Nisan 2022’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde adaylar belli olmaya başladı.

    İkinci dönem için adaylığını henüz açıklamayan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un seçimde yarışması bekleniyor.

    İktidar partisi Cumhuriyet Yürüyüşü Hareketi (LREM) içindeki ana rakibinin eski başbakan Edouard Philippe olduğu düşünülüyordu, ancak Le Havre belediye başkanı, böyle bir planı olmadığını ilan etti.

    Seçimin kilit konuları arasında 2018’de Sarı Yelekliler’in ateşlediği iş, yaşam maliyeti ile çevre, göçmenlik ve güvenlik konuları yer alıyor.

    Fransızların 10 ve 24 Nisan 2022’de cumhurbaşkanlığı seçimi için sandık başına gitmesi öngörülüyor. Seçimin ilk turunda en az yüzde 50 oy alan aday, cumhurbaşkanı olacak. Seçim ikinci tura kalırsa ilk turda en çok oy alan iki aday yarışacak.

    Cumhurbaşkanlığı seçimi için adı geçen isimler şu şekilde:

    Marine Le Pen, Ulusal Birlik Partisi (RN)

    Macron’un ana rakibi olarak görülen 53 yaşındaki Marine Le Pen, göç ve güvenlik konusundaki çıkışlarıyla biliniyor.

    Aşırı sağcı liderin ana hatlarıyla belirttiği önlemler arasında, Fransız topraklarında doğan kişilerin evlilik yoluyla vatandaşlığa alınmasına ve otomatik vatandaşlığa son verilmesi yer alıyor.

    Ayrıca, rüzgar ve fotovoltaik enerji de dahil olmak üzere bazı enerji kaynakları için sübvansiyonları kaldırmak istiyor.

    Son dönemde Fransa’yı Avrupa Birliği’nden, Schengen Bölgesi’nden veya Euro’dan çıkarma fikrinden vazgeçen Le Pen, görevi antisemitik yorumlarından dolayı birçok kez mahkum edilen babasından devraldığından beri partisinin imajını yumuşatmaya çalışıyor.

    Tecrübe ve ekonomik bilgi eksikliğinin Macron ile 2017’deki TV tartışma programında açıkça ortaya çıktığı eleştirileri yapılmıştı.

    Jean-Luc Melenchon, Boyun Eğmeyen Fransa Hareketi (LFI)

    Sol popülist lider, son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilk tur oyların yaklaşık yüzde 20’sini alarak dördüncü oldu. Şu anda, anketler 70 yaşındaki siyasetçinin yaklaşık yüzde 10 oy alabileceğini gösteriyor.

    Şimdiye kadar, teklifleri sağlam bir şekilde sosyal meseleler ve hayat pahalılığı üzerineydi. Örneğin, yakıt, gaz, elektrik ve bazı gıda maddeleri de dahil olmak üzere temel ihtiyaçların fiyatlarının dondurulmasına izin verecek bir “sosyal acil durum yasası” oluşturmayı planladığını duyurdu.

    Ayrıca aylık asgari ücreti net 1.258 Euro’dan net 1.400 Euro’ya çıkarmak istiyor.

    Finansman usulsüzlükleri soruşturmasında ofisinde arama yapan yetkililere müdahale ettiği için Aralık 2019’da üç ay ertelenmiş hapis cezası ve 8.000 Euro para cezasına çarptırıldı.

    Anne Hidalgo, Sosyalist Parti (PS)

    Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo, bu koltuktaki ikinci dönemini yaşıyor.

    62 yaşındaki siyasetçi, eğitim ve sağlık sistemlerinin “yeniden inşa edilmesi” için çağrıda bulundu ve “çalışma sorununun bir kez daha merkezi bir konu haline gelmesi gerektiğini” söyledi.

    Melenchon gibi o da ücretleri artırmayı planlıyor. Başkan olarak ilk işlerinden birinin “Fransızları işlerinden onurlu bir şekilde yaşayabilecekleri bir konuma geri getirmek” için sendikalarla müzakereler yapmak olacağını dile getirdi.

    Kendisini bir ekolojist olarak konumlandırıyor. Fransa’nın başkentinde uygulamaya koyduğu önlemler arasında şehrin bazı bölgelerinde araç trafiğine kısıtlamalar getirilmesi ve daha fazla bisiklet şeridi yer alıyor. 170 bin ağacın dikilmesi, binaların enerji yenilenmesi ve okul kantinlerinde plastiğin sona ermesi için planlar yaptı.

    İki büyük zorlukla karşı karşıya. Birincisi, Paris’e bağlı yerel bir politikacı olarak görülmesi. İkincisi de partisinin son dönemde ciddi kan kaybetmesi. Sosyalistlerin 2017’deki adayı, oyların, rekor düşük bir rakam olarak ifade edilen yüzde 6,2’sini aldı. Bunu yasama ve Avrupa parlamentosu seçimlerinde ağır yenilgiler izledi. Anketlere göre oy oranı yüzde 4 ila yüzde 7 arasında.

    Yannick Jadot, Yeşiller Partisi (EELV)

    54 yaşındaki Yannick Jadot, 2017’deki cumhurbaşkanlığı seçimleri için Yeşiller Partisi biletini zaten kazanmış bir isim.

    Programında, yoğun hayvancılığa son verme ve “iklim, sağlık, çevre ve sosyal adaletin nihayet öncelik kazanması için sübvansiyonları ve kamu politikalarını yutma” dediği lobileri zayıflatma vaatleri yer alıyor.

    “Kamu parasının her eurosu çevrenin korunmasına bağlı olacak. Total’e her zaman daha fazla petrol ve daha fazla gaz arama mantığını bozana kadar tek bir euro yok” dedi.

    Ayrıca servet vergisini geri getirmeyi ve fosil yakıtlara yatırım yapan finansal varlıkları daha fazla vergilendirmeyi planlıyor.

    Son olarak, ülkeyi “onarmak” ve ekonomiyi “yeniden inşa etmek” için beş yıllık görev süresi boyunca yılda 50 milyar Euro enjekte etme planını açıkladı. Fonlar altyapı projelerine, konutlara, ulaşıma gidecek ve ekonominin “erdemli bir yatırım ve sorumlu tüketim döngüsüne” dönüşmesine yardımcı olacak.

    Anketlere göre onun oy oranı yüzde 6 ila 9 arasında.

    Cumhuriyetçiler Partisi (LR)

    Merkez sağ partinin cumhurbaşkanlığı seçimleri için adayını Aralık’ta belirlemesi bekleniyor. Partide üç isim ön plana çıkıyor.

    Xavier Bertrand

    Hauts-De-France bölgesinin başkanı 56 yaşındaki Xavier Bertrand, bir dönem sağlık ve çalışma bakanlığı yaptı.

    Programının ana hatlarıyla belirttiği maddeler arasında, ücretleri müzakere etmek için büyük bir “sosyal konferans”, ülkenin enerji karışımında nükleerin payını yüzde 50’ye düşürme hedefinin gözden geçirilmesi ve Selefiliğin yasaklanması yer alıyor.

    Valerie Pecresse

    Paris’in bulunduğu kalabalık Ile-De-France bölgesinin başkanı, yüksek öğrenim ve bütçe bakanlığı yaptı.

    Nükleer reaktörleri kapatma planlarını gözden geçirme sözü verdi; ancak nükleerin yeterli olmayacağını ve yenilenebilir kaynakların güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Diğer öneriler arasında Avrupa sınırlarında bir karbon vergisi ve “kamu alımlarında Avrupa tercihi” yer alıyor.

    Ayrıca ücretlerin yükseltilmesi, işsizlik ve emeklilik sistemlerinde reform yapılması çağrısında bulundu ve kamu borcunu düşürme sözü verdi.

    Michel Barnier

    70 yaşındaki Barnier, Tarım ve Avrupa İşleri bakanlıkları yaptı. Kariyerinin önemli bir bölümünü Avrupa sahnesinde geçirdi.

    İki kez AB Komiseriydi, ancak bloğun İngiltere ile ayrılma müzakerelerine öncülük ettikten sonra şimdi “Bay Brexit” olarak biliniyor.

    “Fransızların uzlaşmasının başkanı olmak istiyorum” dedi. Önerileri arasında öğretmenler ve sağlık çalışanları için ücret artışları, işverenler için daha düşük sosyal yardım ücretleri, üretim vergilerinin düşürülmesi ve göçle ilgili bir referandum yer alıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Libya Meclis Başkanı Salih başkanlık seçiminde aday olduğunu açıkladı

    Libya Meclis Başkanı Salih başkanlık seçiminde aday olduğunu açıkladı


    Libya Meclis Başkanı Akile Salih 24 Aralık’ta yapılacak seçimlerde başkanlık için yarışacağını açıkladı. Daha önce de Halife Hafter ve Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam Kaddafi aday olduklarını duyurmuştu.

    Suudi Arabistan merkezli El Hadath televizyonuna özel açıklamalarda bulunan Meclis Başkanı Salih gelecek ay yapılacak seçimde aday olduğunu kaydetti.

    Salih, “Otorite için tek meşru kaynak halk oylaması. Seçim yabancı müdahalesini önlemek, ülkenin bölünmesine engel olmak, kurumları birleştirmek ve ulusal uzlaşı için tek yok” dedi.

    Salih’in adaylık açıklaması doğudaki güçlerin komutanı Halife Hafter’in adaylık duyurusunun ardından geldi.

    Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam Kaddafi de pazar günü aday olduğunu duyurmuştu.

    Başbakan Abdulhamid Dibeybe de seçimde aday olacağı açıkladı. Dibeybe, 15 Kasım’da yaptığı konuşmada, “Eğer halkın isteği bu yöndeyse ben de aday olacağım.” dedi.

    Libyalı siyasetçi ve eski İçişleri Bakanı Fethi Başağa’nın da başkanlık seçimleri için resmi adaylık başvurusu yapacağı belirtilmişti.

    Adaylık başvurusu kabul anlamına gelmiyor

    Libya Yüksek Seçim Komisyonu, başkanlık ve parlamento seçimleri için sunulan adaylık başvurularının “adayların nihai kabulü anlamına gelmediğini” belirtti.

    Komisyonun sosyal medya sayfasında yayınlanan yazılı açıklamada, seçimler için geri sayım sürerken yapılan adaylık başvurularının gerekli tüm belgelerin kontrolü için Genel İdare’ye, daha sonra da bazı belgelerin doğru olup olmadığının teyidi için yetkili mercilere gönderileceği ifade edildi.

    Başvuru belgelerinin incelenmesinin ardından tüm şartları ve belgeleri eksiksiz olan adayların isimlerinin yer alacağı bir ön liste yayınlanacağı kaydedildi.

    Ön listedeki isimlere yönelik itiraz sürecinin 12 gün boyunca açık olduğu, dava ve temyiz aşamasını geçen adayların isimlerinin son listeye kaydedileceği ve seçmen pusulasındaki yerini alacağı bildirildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Kılıçdaroğlu, iktidara gelmeleri halinde kadınlara yönelik hayata geçirecekleri vaatleri açıkladı

    Kılıçdaroğlu, iktidara gelmeleri halinde kadınlara yönelik hayata geçirecekleri vaatleri açıkladı


    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iktidara gelmeleri halinde kadınlar için hayata geçirecekleri vaatlerini açıkladı.

    Kılıçdaroğlu açıklamasında, İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden hayata geçireceklerini, rahim ağzı kanserini önleyen HPV aşısı dahil kadınlar için önleyici sağlık harcamalarının ücretsiz olacağını söyledi.

    İktidardayken ilk altı ay içinde gençler için yapacakları icraatları daha önce açıkladığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Şimdi sıra kadınlar için atacağımız hızlı adımları duyurmaya geldi. Bunlar reform değil, reformlar zaten programımızda var. Bunlar halkımıza nefes aldıracak kolaylıklar. Bu videoda ilk altı ay içinde kadınlara yönelik hayata geçireceğimiz çözümleri açıklıyorum, milletimizi de şahit olmaya davet ediyorum.” dedi.

    Kılıçdaroğlu, kadınlar için şu vaatlerde bulundu:

    • İstanbul Sözleşmesi’ni yürürlüğe koyacağız. Kadına şiddet davalarına bakan özel yetkili mahkemeler ve Yargıtay’da ayrı bir ceza dairesi kurulacak. Tüm savcı, hakim ve adli kurumlarda çalışanlar bu konuda özel eğitim alacak.
    • Her polis karakolunda ev içi şiddet konusunda eğitim almış ekipler bulunacak. İçlerinden en az biri kadın olacak. Şiddet bildiriminin aile hekimleri tarafından yapılması için polis ve aile hekimleri arasında bir iletişim kanalı oluşması sağlanacak.
    • Kadınlara şiddet uygulayan şahıslara indirimsiz şekilde, altını özenle çiziyorum, hukuki yaptırımlar uygulanacak.
    • Kadına iş yerinde uygulanan ayrımcılağa yönelik de ilk altı ayda net adımlar atacağız. İş yerinde veya evde her nerede olursa olsun kadına uygulanan fiziki şiddet gibi psikolojik ekonomik şiddet de aynı kapsamda suç sayılacak.
    • 1971 yılından bu yana Türkiye’nin taahhüt ettiği ama yasalaştıramadığı aile destekleri sigortasının yasalaştırılmasını ilk altı ayda sağlayacağım. İlk altı ayda ev kadınlığını kanuni iş tanımına dahil edeceğiz. Çalışmayan kadınların sosyal haklarını güvence altına alacağız.
    • Hane geliri asgari ücretin altında olan haneler için aile destekleri sigortasından mali destek sağlanacak. Önce hanedeki kadın adına bankada bir hesap açılacak. Sonra da para o kadının banka hesabına yatmaya devam edecek.
    • Ev kadınlarını yarı veya tam zamanlı işe alan KOBİ’lerin vereceği maaş, ödeyeceği vergide devlet aile destekleri sigortası kapsamında destek verecek.
    • Devlet memuriyetine ev kadınlarının da alınmasını teşvik edeceğim.
    • Kamuda yönetim kademelerinde en az yüzde 35 kadın kotası uygulanmasını sağlayacağım.
    • Eşinden boşanan kadınlar için ‘Yeni başlangıçlar fonu’ oluşturacağım. Kadın ve erkek arasındaki nafaka gerginliğini kesinlikle bitireceğim.
    • Boşanan kadınlara taşınma ve ev kurma desteği verilecek. Kadın çalışmıyorsa istihdama katılımı için belediyeler tarafından eğitim ve iş bulma desteği verilecek.
    • Doğum iznine ayrılmış ve kanuni süre içinde işine dönememiş ve işinden ayrılmak zorunda kalmış kadınların, ileriki yıllarda yeniden iş hayatına dönmeleri halinde istihdam eden kurum ve kuruluşlara yönelik özel vergi teşvikini getireceğim.
    • Türk kadınları iş hayatına dönmek istediğinde pozitif ayrımcılık uygulamalarından yararlanmış olacak.
    • Güçlü bir kadın sağlığı projesini başlatacağım. Kadınların sağlık, bakım ve hijyen konusundaki en büyük güvencesi devlet olacak.
    • Ergenlik çağına giren kız çocuklarının sağlık harcamaları ücretsiz olacak.
    • Rahim ağzı kanserini önleyen HPV aşısı da dahil olmak üzere tüm önleyici sağlık harcamaları ücretsiz olacak.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Japonya’da seçimi kaybeden muhalefet lideri istifa etti: Sonuç, yetenek eksikliğimden kaynaklanıyor

    Japonya’da seçimi kaybeden muhalefet lideri istifa etti: Sonuç, yetenek eksikliğimden kaynaklanıyor


    Japonya’nın ana muhalefet partisi lideri Yukio Edano, genel seçimde başarısız olduğunu söyleyerek istifa ettiğini duyurdu.

    2017’de kuruluşundan bu yana Japonya’nın önde gelen muhalefet fraksiyonu olan Japonya Anayasal Demokrat Partisi’ne (CDP) başkanlık eden Yukio Edano, partinin 14 sandalye kaybederek 96’ya düştüğü ‘zayıf seçim performansı’ için özür diledi.

    Edano, “Siyasi seçenekler sunan bir yapı oluşturabildik, ancak sonuçlar hak eden üyelerimizin çoğunun geri dönmeyeceği ve sahip olduğumuz sandalye sayısının azalacağı anlamına geliyor. Bu çok hayal kırıklığı yaratan bir sonuç, bu öncelikle benim yetenek eksikliğimden kaynaklanıyor” dedi.

    1993’ten beri bir milletvekili olan Edano, şu anda feshedilmiş olan Japonya Demokrat Partisi’nin 2009’dan 2012’ye kadar kısa bir süre iktidarda kaldığı dönemde görev aldı. 2011 tsunamisi ve Fukushima nükleer felaketinin ardından kabinenin halka açık yüzü olmuştu.

    Edano, 2017’de CDP’yi kurdu ve parti, duruşlarını güçlendirmek için 2020’de başka bir büyük muhalefet grubuyla birleşti.

    Seçimde Nippon Ishin sürprizi

    Pazar günkü seçimlerde, iktidardaki Liberal Demokrat Parti’nin yeni lideri Başbakan Kişida Fumio yönetiminde güçlü bir çoğunluk kazandı.

    Nihai sonuçların hafta içinde çıkması bekleniyor, ancak LDP ve koalisyon partisi Komeito’nun alt meclisteki 435 sandalyenin 293’ünü elinde tutması bekleniyor.

    Oylamanın sürpriz yıldızı, 11 sandalyeden 41 sandalye kazanan Osaka merkezli bir grup olan Nippon Ishin (Japonya İnovasyon) Partisi oldu.

    Küçük hükümeti ve vergi indirimlerini savunan parti, parlamentonun üçüncü büyük partisi haline geldi ve iktidar koalisyonuna katılmayı reddetti.

    Suga Yoşihide kabinesi istifasını sunmuştu

    Japonya’da Suga Yoşihide kabinesi geçtiğimiz ay istifasını sundu. Önceki Başbakan Abe Şinzo’nun sağlığını gerekçe göstererek istifası sonrası Eylül 2020’de göreve gelen Başbakan Suga Yoşihide, seçimlere katılmama kararı almıştı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Irak’ta seçmenler, erken genel seçimler için oy kullanmaya başladı

    Irak’ta seçmenler, erken genel seçimler için oy kullanmaya başladı


    Irak’ta erken genel seçimler için oy kullanma başladı.

    Saat 18:00’de sona erecek seçimler nedeniyle güvenlik güçleri seçim merkezlerinin çevresindeki önlemleri üst düzeye çıkardı. Oy vermeye gelenler seçim merkezlerinin önünde kurulan kontrol noktalarında aramadan geçirilecek.

    Seçmenlerin seçim merkezlerine cep telefonu sokmasına da izin verilmeyecek.

    Havalimanları ve kara sınırları oy verme işlemi bitene kadar kapalı olacak.

    40 milyon nüfuslu ülkede 24 milyondan fazla seçmen bulunuyor. Bu seçimlerde 329 sandalyeli meclis için 3 bin 249 aday yarışacak. 877 yabancı gözlemci seçimleri izleyecek.

    Irak Yüksek Seçim Komiserliği’nin 24 saat içerisinde seçim sonuçlarını duyurması bekleniyor.

    Bu seçimler, Ekim 2019’da dönemin hükümetine karşı patlak veren gösterilerden sonra ilk erken genel seçim özelliği taşıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Pandora Belgeleri’nde adı geçen Çekya Başbakanı Babis seçimi kazandı ancak çoğunluğu sağlayamadı

    Pandora Belgeleri’nde adı geçen Çekya Başbakanı Babis seçimi kazandı ancak çoğunluğu sağlayamadı


    Pandora Belgeleri’nde adı geçen Çekya Başbakanı Andrej Babis’in lideri olduğu Gayrimemnun Vatandaşlar Partisi (ANO) ülkedeki genel seçimlerde birinci olurken, hükümeti kurmak için gerekli çoğunluğu sağlayamadı.

    Yaklaşık 10,5 milyon nüfusa sahip Çekya’da oyların yüzde 28’ini alan ANO genel seçimlerde ilk sırayı alırken, anketlerin üzerinde oy alan Hristiyan Demokratlar Birliği (KDU-CSL) yüzde 26 ile ikinci sırada yer aldı. Çekya Korsan Partisi ve Bağımsız Şehirliler Partisi (STAN) ittifakıysa yüzde 15 ile seçimlerde en çok oy alan 3’üncü siyasi oluşum oldu.

    Oyların şimdiye kadar yüzde 90’ının sayıldığı belirtilirken, ANO’nun iktidardaki ortağı Sosyal Demokrat Parti’nin (CSSD) ise 4.76 ile şu andaki sonuçlara göre yüzde 5’lik seçim barajının altında gözüküyor.

    İslam karşıtı duruşuyla bilinen Tokyo doğumlu girişimci iş insanı Tomio Okamura’nın lideri olduğu Özgürlük ve Doğrudan Demokrasi Partisi ise (SPD) yüzde 10 ile seçimleri 4’üncü parti olarak tamamladı. Uzmanlar, Başbakan Babis’in hükümeti oluşturmak için SPD ile koalisyon kurmasının en olası senaryo olduğunu belirtiyor.

    Babis, 4 sene sonra seçimlerde aynı orana ulaştı

    Çekya’nın Donald Trump’ı olarak görülen eski milyarder iş adamı Başbakan Andrej Babis, 2017’deki genel seçimlerde en yakın rakibine yaklaşık 20 puan fark atarak oyların yüzde 29.6’sını almış ve parlamentodaki 200 sandalyeden 78’ini kazanmıştı.

    Babis’in partisi ANO, Çek dilinde “evet” anlamına geliyor. 63 yaşındaki Babis, yeni bir koalisyon hükümeti kurabilmek için önümüzdeki günlerde görüşmelere başlayacak. Ancak birçok parti ANO ile koalisyona yanaşmadığı için Babis’i zorlu bir süreç bekliyor.

    Pandora Belgeri, Babis’i zora soktu

    Geçtiğimiz hafta dünya ülkelerindeki siyasi, iş insanı ve ünlü kişilerin vergi cennetlerindeki gizli hesaplarını ortaya çıkaran Pandora Belgeleri’nde Çekya Başbakanı Andrej Babis’in de adı geçiyordu.

    Babis, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada Pandora Belgeleri’nde iddia edilen 22 milyon dolar tutarındaki off shore hesapları ve Fransa’da kendi adına satın alınan dev emlak yatırımı için “Yanlış bir şey yapmadım. Tüm para giriş ve çıkışları vergilidir.” demiş, bu gelişmenin Çekya’daki genel seçim sonuçlarına etki edeceğini söylemişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Hollanda’da 6 aydır hükümet kurulamıyor: Parti liderleri koalisyon için toplandı

    Hollanda’da 6 aydır hükümet kurulamıyor: Parti liderleri koalisyon için toplandı


    Hollanda’da genel seçimlerin üzerinden altı ay geçmesine rağmen hükümet kurulamadı. Siyasi parti liderleri, çıkmaza giren koalisyon görüşmelerinde yeni adım atmak için bir araya geldi.

    Yeni hükümetin kurulmasında koalisyon seçeneklerinin araştırılmasında görev alan eski içişleri bakanlarından Johan Remkes, dokuz parti liderine yaptığı davette, “Ülkemizin acilen yeni bir kabineye ihtiyacı var. 17 Mart seçimlerinden bu yana geçen süre göz önüne alındığında, geniş ve yapıcı merkezden tüm partilerin sorumluluk alma zamanı gerçekten geldi.” dedi.

    Lahey’deki yeni toplantı, çıkmazı kırmak için yeni bir seçime ihtiyaç olabileceği yönündeki spekülasyonların ortasında gerçekleşti.

    Görev süresi sona eren geçici Başbakan Mark Rutte hükümetinin yerini almak için çoğunluk veya azınlık koalisyonu kurma girişimleri şimdiye kadar başarısız oldu.

    Dört partili koalisyon kurulması bekleniyor

    Ülkede 15-17 Mart’ta yapılan genel seçimlerde, 150 sandalyeli meclise, siyasi yelpazenin dört bir yanından toplam 17 parti girdi.

    Rutte’nin Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi en büyük parti olarak ortaya çıktı ve onu eski dışişleri bakanı Sigrid Kaag liderliğindeki merkezci D66 partisi izledi.

    En son başarısız müzakere turunda, bu iki parti, Hristiyan Demokratlar ile birlikte bir azınlık koalisyonu kurmaya çalışmıştı. Hollanda’da en az 4 partili bir koalisyon kurulması bekleniyor.

    Rutte’nin mevcut dört partili koalisyonu, ülkenin vergi makamlarının çocuk refahı ödemelerini talep eden aileleri yanlış bir şekilde dolandırıcı olarak etiketlediği bir skandalın ardından dağılmıştı.

    Hollanda’da 2017’de yapılan genel seçimlerden 225 gün sonra iki partili koalisyon hükümeti kurulabilmişti.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • HDP’den ‘2023 bildirisi’: Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini değiştirmek istiyoruz

    HDP’den ‘2023 bildirisi’: Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini değiştirmek istiyoruz


    Halkların Demokratik Partisi (HDP) 2023’teki seçimlere yönelik hazırladığı bildiride cumhurbaşkanlığı sisteminin değiştirilmesi çağrısı yaptı. ‘Adalete, Demokrasiye, Barışa Çağrı Deklarasyonu’nda, “Çözümsüzlüğün başlıca kaynağı Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini değiştirmek istiyoruz” denildi.

    Bildiriyi duyuran HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, “herhangi bir ittifak içinde yer alma anlayışımızın olmadığını açıkça vurguluyoruz” dedi.

    Adalet çağrısı yapan liderler deklerasyonda, “Yargı eliyle siyaseti ve toplumu dizayn eden, yargıyı muhalefeti tasfiye etme aracı olarak kullanan anlayış, adaleti her anlamda yerle bir etmiştir” ifadesine yer verdi.

    Açıklamada KHK’larla işten atılmalarla ilgili, “Kanun Hükmünde Kararnameler’le yaratılan hak gasplarının giderilmesi, kamuda işe alımda ve atamalarda her tür ayırımcılığa son verilmesi ve sadece liyakatın esas alınması gereklidir.” denildi.

    HDP’nin vaadinin ‘güçlü demokrasi, evrensel standartlarda bir adalet sistemi ve kalıcı toplumsal barış’ olduğunu belirten liderler, “Türkiye halkları çözüm üretmeyen, ortak akıldan uzaklaşan politikalara ve yönetimlere; ayrımcılık, nefret söylemi ve toplumsal kutuplaşmaya mahkûm değildir.” mesajını verdi.

    11 maddeden oluşan HDP bildirisinde hangi konular var?

    “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değişmeli”

    • Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi: “Keyfiliği ve zorbalığı kurumsallaştırıp kalıcılaştırmayı hedefleyen ve yaşadığımız çoklu krizin ve çözümsüzlüğün başlıca kaynağı olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni ve bu sistemi besleyen yapıları değiştirmek istiyoruz. Amacımız, bütün kuvvetleri ve nihai karar yetkisini tek adamda birleştiren bu otoriter ve tekçi sistemin yerine güçlü demokrasinin, çoğulcu demokratik sistemin tesis edilmesini sağlamaktır.”
    • Güçlü demokrasi: “Geniş yetkilere sahip çoğulcu bir parlamentonun bulunduğu, kuvvetler ayrılığının tam anlamıyla işlediği, denge ve denetleme mekanizmalarının gerçekten etkili olduğu bir demokratik parlamenter sistem öngörüyoruz. Güçlü demokrasi, aynı zamanda yerinden ve yerelden yönetim anlayışını gerektirir. Bu nedenle kuvvetler ayrılığının yerele doğru genişletildiği, yerel yönetimlere yetki ve kaynak devrinin güvence altına alındığı, yerel katılım mekanizmalarının işlediği güçlü bir yerel demokrasi olmadan güçlü demokrasiyi inşa etmek mümkün değildir.”
    • Tarafsız ve bağımsız yargı: “Yargı kurumu Yürütme’nin vesayeti altındadır. Yargı eliyle siyaseti ve toplumu dizayn eden, yargıyı muhalefeti tasfiye etme aracı olarak kullanan anlayış, adaleti her anlamda yerle bir etmiştir. Bu nedenle tüm siyasi davaların ve mahkumiyetlerin sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını, adaletin ve toplumsal barışın tesisi açısından bir gereklilik olarak görüyoruz. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Avrupa İşkenceyi Önleme ve İzleme Komitesi (CPT) olmak üzere tüm uluslararası kurumların hak ihlalleri, hukuk dışı cezaevleri koşulları, tecrit vb. ile ilgili kararlarına ve tavsiyelerine uyulmasını adaletsizliklerin tamiri açısından önemli bir ihtiyaç olarak değerlendiriyoruz.”
    • “Kayyım rejimi değil, halk iradesi”: “Belediyelerden üniversitelere ve sivil toplum kuruluşlarına kadar uzanan, seçme-seçilme hakkını yok sayan, halk iradesine ve seçim adaletine ipotek koyan ve bir yönetim biçimi haline gelen kayyımlar rejimi anlayışına son verecek yasal düzenlemeler, bu rejimin yarattığı tahribatların giderilmesi ve kayyım mağdurlarının tüm haklarının iadesi için acildir.”
    • Kürt sorununa demokratik çözüm: Başta anadili hakkı olmak üzere tüm evrensel kimlik haklarının tanınması için gerekli düzenlemelerin yapılması büyük önem taşımaktadır. Savaş politikaları, silah ve çatışma yöntemleri yerine, diyalog ve müzakere seçeneklerinin kendini tarihsel olarak dayattığı ve güncel olduğu aşikârdır. Bunun için Türkiye halklarının tümünün yararını ve geleceğini düşünerek herkes özveride ve fedakârlıkta bulunarak adım atmalıdır. Sorunlarımızı şiddet aracılığıyla değil; konuşarak, müzakere ederek, diyalog yoluyla çözmek temel düsturumuzdur.”

    “İstanbul Sözleşmesi geri gelmeli”

    • Kadına özgürlük ve eşitlik: “Kadınların eşit ve özgür yaşam haklarının her tür güvenceye kavuşturulması ve temsilde eşitliği sağlamak için eşbaşkanlık uygulamasının yaygınlaşması ve yerleşmesi vazgeçilmez adımlardır. Aynı zamanda kadınlara yönelik sistematik erkek şiddetiyle ve kadın cinayetleriyle mücadele edilmesi zorunluluktur. İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden geçerli hale getirilmesi ve uygulanması, toplumsal cinsiyet eşitliği önündeki siyasal, idari, ekonomik ve kültürel tüm engellerin kaldırılması ilk acil adımlar arasındadır.”
    • Ekonomide adalet: “Bütçe kaynaklarının; saraylar, savaşlar, yandaşlar için değil, halkın ekonomik güvencesi için seferber edilmesi ilk adımlardır.”
    • Kamu yönetiminde liyakat: “Kamu yönetimi, iktidar blokunun tekelinde kadrolaşmanın alanı olmamalıdır. Kanun Hükmünde Kararnameler’le yaratılan hak gasplarının giderilmesi, kamuda işe alımda ve atamalarda her tür ayırımcılığa son verilmesi ve sadece liyakatın esas alınması gereklidir.”

    “Kanal İstanbul durdurulmalı”

    • Doğaya saygı: “İklim krizine karşı acil durum ilanı, çılgınca doğa ve çevre tahribatına yol açan, rant uğruna ormanları, tarım alanlarını, akarsuları tahrip eden ve ekolojik dengeyi bozan tüm projelerin, başta Kanalİstanbul olmak üzere, durdurulması gereklidir.”
    • Demokratik Anayasa: “Sivil, özgürlükçü, yeni bir anayasa, gerçek anlamda bir toplumsal sözleşme Türkiye’de yeni bir başlangıcın ve demokratikleşmenin tacı olacaktır. Bu anayasa; farklı kültürlere, kimliklere, inançlara, anadillerine ve yaşam tarzlarına saygıya dayalı eşit yurttaşlığı esas almalıdır. Anayasanın hazırlanma süreci, her kesimi kapsayan, demokratik katılım ve toplumsal müzakereye dayalı bir yöntemle yürütülmelidir.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Beş grafikle Almanya seçimi: Liderlerin oy oranları, halkın sorunları ve korkuları, göçmenler

    Beş grafikle Almanya seçimi: Liderlerin oy oranları, halkın sorunları ve korkuları, göçmenler


    Almanya son dönemlerin ülke siyaseti açısından en kritik genel seçimlere gidiyor.

    Zira 3 dönemdir görevde olan ve 16 yıl boyunca Başbakanlık koltuğunda oturan Angela Merkel, tekrar aday olmadı.

    Merkel’in eski lideri olduğu Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) son dönemlerde düşüşte ve halk hükümetten şu günlerde hoşnut olmasa da Merkel, özellikle Avrupa’nın ve dünyanın çalkantılı süreçlerden geçmesine rağmen Almanya’yı istikrarlı bir şekilde yönetmesi sebebiyle hala en çok sevilen siyasi isim.

    Almanya seçimlerinde 3 önemli aday ön plana çıkıyor. Bunlar, Merkel’in partisi olan muhafazakar Hristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) adayı Armin Laschet, Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) lideri Olaf Scholz ve Yeşiller adayı Annalena Baerbock.

    Yapılan araştırmalarda Almanların ülke adına öncelikli sorun olarak gördükleri konular iklim krizi ve küresel ısınma, mülteci sorunu, Covid-19 ve sosyal adaletsizlik olarak dikkati çekiyor.

    Alman vatandaşların seçimlerdeki tercihi ne yönde?

    Almanya’da 16 yıl sonra Angela Merkel’in CDU liderliğini bıraktığı ilk seçimlerde hangi partilerin en çok oy alacağı anketlere yansıdı. Anketlere göre seçmenlerin yaklaşık 4’te 3’ü hangi partiye oy vereceğini kesinleştirdiğini ifade ediyor. Yüzde 15’lik bir kesim seçim günü kararını vereceğini belirtirken, çekimserlerin oranı ise yüzde 9-10 civarında.

    YouGov’un anketine göre SPD (Sosyal Demokrat Parti) yüzde 25 oy oranı ile birinci parti görünüyor. Başbakan Angela Merkel’in partisi CDU yüzde 21 ile ikinci ve Yeşiller yüzde 14 ile üçüncü sırada yer alıyor.

    Diğer partilerin ortalama oy oranı ise şöyle: AfD (Almanya İçin Alternatif) yüzde 12, FDP (Hür Demokrat Parti) yüzde 11 ve Sol Parti yüzde 7.

    Adayların popülaritesi nasıl?

    Alman vatandaşlar arasında yapılan anketler, seçim yarışında Sosyal Demokrat Parti (SPD) adayı Olaf Scholz’un avantajlı olduğunu gösteriyor. Veriler, Olaf Scholz’un popülaritesinin ağustos ayından beri yükseldiğini ve Almanlar arasında Merkel’den sonra en çok güvenilen isim olduğunu ortaya koyuyor.

    Avrupa Konseyi Dış İlişkiler Berlin Şubesi Başkanı Jana Puglierin, SPD partisiyle Olaf Scholz’un son dönemde önemli bir geri dönüşe imza attığını ve Başbakan seçilme şansının artığını ifade ediyor.

    Puglierin, “Koalisyon fikirleri konuşulurken kimse onları (SPD ve Scholz) hesaba katmıyordu. Uzun bir süre Muhafazakarların seçimleri kazanacağı ve koalisyon ortağının da Yeşillerin olacağı düşünülüyordu.”

    Merkel’in halefi, CDU’nun yeni lideri Armin Laschet’in henüz birkaç ay önce Başbakan olmasına kesin gözüyle bakılırken, son dönemde popülaritesinin oldukça düştüğü dikkati çekiyor.

    Alman seçmenler için ülkedeki en büyük sorunlar neler?

    Almanya’da seçmenlere göre ülkedeki en büyük sorun, iklim krizi ve küresel ısınma.

    Ülkenin batısında temmuz ayında meydana gelen, Almanya’nın modern tarihindeki en büyük sel ve heyelan felaketi seçmenlerin bu yöndeki düşüncelerini de derin bir şekilde etkilemiş durumda. Bu doğal afet sonucu 200’e yakın kişi hayatını kaybetmişti.

    Eylül ayında yapılan Infratest Dimap/ARD DeutschlandTrend anketine göre iklim krizi, yaz mevsimine oranla yüzde 20 oranında artış gösterdi ve Alman seçmenlerin gözünde uzak ara ülkedeki en büyük sorun durumunda.

    Covid-19 salgını, göçmen ve mülteci krizi ve sosyal adaletsizlik seçmenler için ülkedeki diğer büyük sorunlar arasında yer alıyor.

    Almanya’nın doğu ve batısı göçmenler konusunda 2’ye bölünmüş durumda

    Almanya’da iklim krizi, Covid-19 salgını gibi konuların yanı sıra doğu eyaletlerinde göçmen sorununun ülkedeki en büyük sorun olarak görülmesi yine dikkati çeken anket sonuçları arasında yer alıyor.

    Almanya’da daha ziyade sosyalist kesimin yaşadığı doğu eyaletlerinde sanayinin, ülkenin batısına kıyasla daha az gelişmiş olduğu söylenebilir.

    Ülkenin doğusunda yaşayan Almanların büyük bir çoğunluğu göçmen ve mültecilerin, Almanya’daki tansiyonu artırdığını ve ileride daha farklı büyük sorunlara yol açabileceğini ifade ediyor.

    Almanlar için 2021 sonrası ülkeyi bekleyen en büyük sorunlar neler?

    Avrupa’nın en büyük ekonomisine sahip olan Almanya’da iklim krizi, Covid-19 ya da göçmen sorunu haricinde halkın büyük bir çoğunluğunun hayat pahalılığı ve ülke ekonomisinin kötüye gitmesi endişesi taşıdığı görülüyor.

    Son anketlere göre, halkta 2021 sonrasında Covid-19 salgını ve bunun getirdiği kriz sebebiyle, vergilerin artması ve yaşlı kesimin bu durumdan etkileneceği korkusu var.

    Yine buna bağlı olarak dar gelirli kesimde, ülkede baş gösteren sorunlar nedeniyle vergi muafiyeti haklarını kaybedeceği ve sosyal yardımların azalacağı korkusu hakim.

    İklim krizinin yanı sıra buna bağlı olarak, tüketilen gıdaların kalitesinin düşeceği ya da tüketim maddelerinin zehirlenme endişesi de diğer sorunlar arasında yer alıyor.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***