Etiket: FETÖ

  • OHAL Komisyonu başvuruların yüzde 95’ini karara bağladı, yaklaşık 10 başvurudan 8’ini reddetti

    OHAL Komisyonu başvuruların yüzde 95’ini karara bağladı, yaklaşık 10 başvurudan 8’ini reddetti


    Olağanüstü Hal (OHAL) İşlemleri İnceleme Komisyonu, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile meslekten ihraç edilenler, kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin yapılan 126 bin 783 başvurudan 120 bin 703’ünü karara bağladı.

    OHAL Komisyonu yapılan başvuruların yüzde 95’i ile ilgili karar verirken, orantıya vurulduğunda yaklaşık 10 başvurudan 8’ini reddettiği görüldü.

    Komisyondan yapılan açıklamaya göre, OHAL kapsamında KHK’lerde tesis edilen işlemler hakkındaki başvuruları değerlendirip karara bağlamak üzere kurulan OHAL Komisyonu, karar verme sürecinden bu yana geçen 4 yıllık süre içerisinde toplam başvuruların yüzde 95’i hakkında karar verdi.

    15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilen darbe girişiminin ardından KHK’lar ile 125 bin 678 kişi kamu görevinden çıkarıldı. 3 bin 213’ü rütbe alma, 2 bin 761’i kurum ve kuruluş̧ kapatma ve 270’i yurt dışı öğrencilikle ilişiği kesilme olmak üzere toplam 131 bin 922 de tedbir işlemi uygulandı.

    Bu kapsamda 31 Aralık 2021 tarihi itibarıyla komisyona yapılan başvuru sayısı 126 bin 783 oldu. Komisyon tarafından verilen karar sayısı 120 bin 703, incelemesi devam eden başvuru sayısı ise 6 bin 80 olarak kayıtlara geçti. 22 Aralık 2017’den itibaren karar verme surecine başlayan komisyonca 16 bin 60 başvuruda kabul, 104 bin 643 başvuruda ret kararı verildi.

    Komisyon, 3 bin 550 dosya için ise ön inceleme kararı aldı. Ayrıca, kabul kararlarından 61’i ise kapatılan dernek, vakıf, öğrenci yurdu, televizyon kanalı ve gazete gibi kuruluşların açılmasına ilişkin oldu.

    Ret kararlarının yarısından fazlası hükümlü

    Komisyon tarafından 104 bin 643 başvuru dosyasında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisak veya bunlarla irtibatı bulunduğu gerekçesiyle ret kararı verildi. Ret kararlarının yüzde 95’inde adli soruşturma/kovuşturma bilgisi mevcutken, ağır ceza mahkemelerince hapis cezası verilenlerin oranı yüzde 53 olarak kayıtlara geçti.

    Ret kararı verilenlerden, Bank Asya’da hesap açma/para yatırma gibi işlem yapanların oranı yaklaşık yüzde 40, ByLock kullanımı ve mesaj içeriği tespiti yüzde 35 oldu.

    “Dernek, gazete ve okul, tek başına ret gerekçesi değil”

    Komisyon kararlarında “dernek üyeliği, gazete aboneliği veya örgüte müzahir okula kaydı” tek başına ret sebebi görülmezken, her bir dosya ayrı ele alınarak, kararlar gerekçeli olarak veriliyor.

    Komisyonun yaptığı inceleme sonucunda terör örgütüyle irtibatı nedeniyle ret kararı verilen eşinden bağımsız olarak 1594 kişinin başvurusu kabul edildi.

    Komisyon kurulmadan önce KHK’lar ile haklarında işlem yapılan kişilerin bir kamu kurumuna başvuru yapmış olması veya idare mahkemesinde dava açılması halinde, komisyona doğrudan başvuru yapılmaması durumunda da önceki başvurular resen işleme konuluyor. İnceleme ve değerlendirme sonunda bu başvuruların içerisinden 172 dosya hakkında da kabul kararı verilerek, kişilerin kamu görevine iadesi sağlandı.

    Etkili iç hukuk yolu olarak kabul ediliyor

    Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından etkili iç hukuk yolu olarak kabul edilen komisyon, ilk başvuruları 17 Temmuz 2017’de almaya başladı.

    Komisyon tarafından elektronik ortamda 7/24 esaslı başvuru alma işlemi gerçekleştirilirken, 20’den fazla kurum ve kuruluştan temin edilen yaklaşık 500 bin evrak tasnif, kayıt ve arşivleme işlemi oluşturulan özel bir bilgi işlem altyapısı sayesinde tamamlandı. Bilişim sistemi altyapısının, veri analiz sisteminin tamamlanması ve 70’i raportör olmak üzere istihdam edilen toplam 240 personeliyle belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde de 22 Aralık 2017’de başvuru dosyaları hakkında karar verme süreci başladı.

    Komisyon, 7075 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında her bir başvuru dosyasını ele alarak bireyselleştirilmiş gerekçeli karar veriyor.

    Komisyon incelemesini terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı yönünden de yapıyor.

    Yargı mercileri tarafından haklarında adli soruşturma ve kovuşturma yapılan başvurucular bakımından örgüt üyeliği veya örgüte yardım etme gibi suçlar yönünden ceza hukuku kapsamında yargılama yürütülürken, komisyon tarafından yapılan inceleme öncelikle idari nitelik taşıyor.

    Bu kapsamda, kamu görevinden çıkarmada, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleriyle bağının kurulması yeterli görülüyor. Değerlendirme, cezai sorumluluğunun bulunup bulunmadığından bağımsız, sadece kamu görevinde kalmanın uygun olup olmadığı yönünden yapılıyor.

    106 kriter başlığına göre değerlendirme

    Komisyonca başvurular, öncelikle kişinin başvuru dilekçesindeki beyanlardan yola çıkarak, kurum ihraç sebepleri ile birlikte tespit edilen verilerle ele alınıyor. İlgili kurumlardan temin edilen bilgi, belge ve tespitler detaylıca incelenmesinin ardından yargı mercileri tarafından verilen kararlar UYAP sistemi üzerinde takip edilerek, haklarında takipsizlik veya beraat kararı verilen kişilerin dosyaları öncelikle inceleniyor.

    Komisyon tarafından yapılan değerlendirmedeki temel yaklaşım, terör örgütünün emir ve talimatına göre hareket edilip edilmediğinin tespitine yönelikken, başvurulara ilişkin 20’den fazla kurumdan temin edilen bilgiler, 106 kriter başlığı altında analiz ve sorgulama yapılarak inceleniyor, çalışma usul ve esasları kapsamında değerlendirilerek karara bağlanıyor.

    Komisyon inceleme ve değerlendirme kriter bilgileri arasında, adli soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki tespit ve bilgiler, ceza yargılamaları sonucunda mahkumiyet bilgisi, örgüt içi iletişim programı ByLock, Eagle kullanıcılığı bilgisi, Bank Asya’ya destek amaçlı hesap açma ve para yatırma bilgisi, iltisaklı sendika, dernek, vakıf ve federasyon üyelik, yöneticilik bilgisi, iltisaklı kuruluşlardaki çalışma kayıtlarına dair bilgiler, müzahir kuruluşlara yapılan mali destek, şüpheli para transferleri ve diğer mali bilgiler de yer alıyor.

    Başvuru sonucu, uygulama üzerinden öğrenilebiliyor

    Komisyona başvuru yapanlar, internet adresindeki “OHAL Komisyonu Başvuru Takip Sistemi” uygulaması üzerinden başvuruların safahatı ve kararın sonucu hakkında bilgi edinebiliyor.

    Komisyon kararları tebliğ edilmek üzere kişilerin en son görev yaptığı kurumlara teslim edilirken, tebligat işlemi bu kurumlar tarafından yapılıyor.

    Başvurusu kabul edilen kişilerin atama işlemi, ilgisine göre en son görev yapılan kurum ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca yapılırken, komisyon kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Hakimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen Ankara idare mahkemelerine ilgilinin en son görev yaptığı kurum veya kuruluş aleyhine iptal davası açılabiliyor.

    2021 yılı faaliyet raporu yayımlandı

    Öte yandan OHAL Komisyonu’nun 2021 yılı Faaliyet Raporu da yayımlandı. Türkçe ve İngilizce hazırlanan raporda, komisyonun çalışma sonuçlarına ilişkin bilgi verildi.

    Raporda, “FETÖ’nün okul dernek, vakıf gibi kuruluşlardaki yapılanmasının da anlatıldığı” belirtilerek, “örgütün asli unsuru müntesiplerin, ışık evleri, yurtlar, okullar, dershaneler olan hizmet birimlerinde yetiştirildiği, bu kuruluşların temel amacının eğitim değil, finansman kaynağı sağlamak ve örgüte ‘müntesip’ yetiştirmek olduğu” kaydedildi.

    Ayrıca raporda, örgüte ait şirket, holding, banka, vakıf ve dernek faaliyetlerinde yapılan usulsüzlükler ve yardım adı altında vatandaşlardan elde edilen gelirlerin örgüte aktarıldığı bilgisine yer verildi. Bu kapsamda verilen karar örnekleriyle de örgütün sivil toplum kuruluşlarındaki yapılanmasına ilişkin detaylar ortaya konuldu.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • ABD ‘2020 Terörizm Raporu’: Türkiye teröristler için kaynak ve geçiş ülkesi

    ABD ‘2020 Terörizm Raporu’: Türkiye teröristler için kaynak ve geçiş ülkesi


    Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı 2020 yılı terörizmle ilgili ülke raporunu açıkladı. Raporun Türkiye’ye ilişkin bölümünde Türkiye’deki terörün geniş bir tanımı olduğu ve hükümetin devamlı olarak bunu ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakkını yasa dışı beyan etmekte kullandığı kaydedildi.

    Raporda, Türkiye’nin Suriye ve Irak’ta savaşan IŞİD ve diğer terörist gruplara katılmak isteyen ya da bu iki ülkeden ayrılmaya çalışan ‘Yabancı Terörist Savaşçılar’ için kaynak ve geçiş ülkesi olduğu ifade edildi.

    Belgede, Türkiye’de İçişleri Bakanlğı verilerine göre 2020 yılının ilk yedi ayında 14 bin 186 sosyal medya hesabının incelendiği, 6 bin 743 sosyal medya kullanıcısı hakkında propoganda yapma, terör örgütlerini yüceltme, düşmanlık ve husumeti teşvik etme ya da devlet kurumlarını aşağılama gibi suçlardan hukuki süreç başlatıldığı dile getirildi.

    Türkiye’nin içeride ve dışarıda PKK, DHKP-C ve Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadelesini sürdürdüğü kaydedilen raporda “ABD’nin FETÖ’yü terörist örgüt olarak tanımadığı” hatırlatıldı.

    Raporda ayrıca Türkiye’nin Küresel Terörle Mücadele Forumu (GCFT) ve IŞİD’le Mücadele Uluslararası Koalisyonu’na aktif destek verdiği vurgulandı.

    “PKK saldırılar düzenlemeye devam ediyor”

    PKK’nın Türkiye’de ve ülke dışında rehin alma gibi eylemlerle Türk çıkarlarına karşı terörist saldırılar düzenlemeye devam ettiği belirtilen raporda Türk güvenlik güçlerinin içeride, Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde operasyonlar düzenlediği hatırlatıldı.

    Raporda kar amacı gütmeyen sivil toplum kuruluşu olan Uluslararası Kriz Grubu’nun verilerine göre, 2020 yılı sonunda 35 sivilin, 41 güvenlik gücü personelinin ve 265 PKK militanının doğu ve güneydoğudaki bölgelerde örgütle bağlantılı çatışmalarda öldüğü bildirildi.

    Raporda ayrıca PKK’yı desteklemek ya da yardım etmekle suçlanan gazeteci, insan hakkı aktivisti, avukatlar ve politikacılar gibi bireylerin siyasi amaçlarla gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına 2020’de de devam edildiği ifade edildi.

    “FETÖ, ABD’nin terör örgütleri listesinde yer almıyor”

    2016 darbe girişiminin ardından hükümetin Fettullah Gülen hareketini FETÖ adıyla terör örgütü olarak tanımladığı, ancak “FETÖ’nün ABD tarafından terörist örgüt olarak tanınamdığı” hatırlatıılan raporda, Türk vatandaşlarının yanı sıra ABD’nin temsilciliklerinde çalışan yerel personel de dahil yabancı ülke vatandaşlarının “sözde FETÖ ya da terörizmle bağlantılardan dolayı yetersiz kanıt ve asgari yargı süreci ile gözaltına almasının ve tutuklanmasının; ayrıca asker, polis ve kamu görevlisi olarak çalışanların 2020 yılında görevlerinden atılmasının da sürdüğü” kaydedildi.

    Raporda “15 Temmuz 2016 darbe girişiminde 2020 yılı sonuna kadar 125 bin kamu çalışanı görevden atıldı ya da uzaklaştırıldı, 96 bin vatandaş tutuklandı ve FETÖ bağlantılı olduğu öne sürülen bin 500’den fazla dernek kapatıldı” denildi.

    IŞİD

    Raporda Türkiye’nin Suriye ve Irak’ta savaşan IŞİD ve diğer terörist gruplara katılmak isteyen ya da bu iki ülkeden ayrılmaya çalışan Yabancı Terörist Savaşçılar için kaynak ve geçiş ülkesi olduğu ifade edildi.

    Türkiye’nin Küresel Terörizmle Mücadele Forumu ve IŞİD’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’na aktif destek verdiği ve bu kapsamda koalisyona hava sahasını ve tesislerini açtığı hatırlatılan raporda İçişleri Bakanlığı verilerine göre 2015’ten 2020 yılı sonuna kadar terörizmle bağlantısından şüphelenilen 8 binden fazla kişinin ülkeden çıkarıldığı, 333 kişinin ise sorgulamaya alıındığı ya da hakkında dava açıldığı kaydedildi.

    Raporda ayrıca ulusal basında yer alan haberlere göre ağustos ayında gözaltına alınan IŞİD’in Türkiye sorumlusu Mahmut Özden’in Türkiye’de daha önce en az dört defa tutuklandığına dikkat çekildi.

    Yasal düzenleme ve hukuki uygulama

    Raporda Türkiye’de terörizmin, anayasal düzene ve ülkenin iç ve dış güvenliğine karşı sözde suçlar da dahil olmak üzere geniş bir tanımı bulunduğu, hükümetin de bu tanımı devamlı olarak ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakkının kullanılmasını yasa dışı ilan etmekte kullandığı belirtildi.

    Türkiye’nin terörizmle savaşta hukuki kapasitesini ilerlettiği kaydedilen raporda kurumlar arası bilgi paylaşımının modernize edildiği vurgulandı.

    Şiddet içeren aşırılıklarla mücadele

    Raporun şiddet içeren aşırılıklarla mücadele bölümünde Türk polisinin ebeveynler, eğitim görevlileri ve öğretmenlerle birlikte sosyal projeler ve aktiviteler düzenlediği, ayrıca tıbbi, toplumsal ve dini alanlarda çalışan görevlilerin terörist mesajları ve terör örgütlerine katılımları önlemeye dönük hazırlanan programları uyguladığı belirtildi.

    Adalet Bakanlığı’nın hükümlüler ve eski suçluların rehabilitasyonu ve yeniden topluma uyumu için bazı programlar uyguladığı kaydedilen raporda İçişleri Bakanlığı verilerine göre 2020 yılı sonu itibarıyla 321 PKK örgütünün Türk güvenlik güçlerine teslim olduğu, bunlardan 243’ünün aileleri tarafından teslim edildiği bilgisi paylaşıldı.

    Raporda ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı’nın terörist mesajları zayıflatacak İslam’ın kapsayıcı versiyonunu destekleyecek çalışmalar yaptığı ifade edildi ve Antalya’nın Birleşmiş Milletler girişimiyle kentlerde nefret, kutuplaşma ve aşırılığın her türüne karşı tepki için kurulan “Güçlü Şehir Ağları üyesi olduğunun altı çizildi.

    Terörzmin finansmanı

    Türkiye’nin kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadelede Mali Eylem Görev Gücü’ne (FATF) ve IŞİD’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’na üye olduğu, ayrıca Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı olan finansal istihbarat birimi MASAK’ın (Mali Suçlları Araştırma Kurumu) Egmont Grubu’nun üyesi olduğu vurgulanan raporda Türkiye’nin yürürlüğe giren yeni terörizm yasasıyla bu alanlardaki eksiklerin çoğunu giderdiği kaydedildi.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • TÜGVA’ya yönelik ‘torpille kadrolaşma’ iddiaları hakkında kim ne dedi?

    TÜGVA’ya yönelik ‘torpille kadrolaşma’ iddiaları hakkında kim ne dedi?


    İstanbul merkezli bir gençlik ve öğrenci vakfı olarak kurulan kısa adı TÜGVA olan Türkiye Gençlik Vakfı’nın devlet içinde kadrolaşmaya gittiği iddia edildi.

    Kurucuları arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın da bulunduğu vakfın ‘ERP’ adlı bir sistem kullanarak kadro verilecek kişiler hakkında sicil listeleri oluşturduğu ve bu kişilerin ordu, emniyet ve diğer kamu kurumlarına yerleştirildiği ileri sürüldü.

    Gazeteci Metin Cihan’ın Twitter üzerinde paylaştığı belgelerdeki iddialarda TÜGVA’nın sistemde oluşturulmuş kadro listeleri görülebiliyor. Bu bilgilerin sadece kendisi ile paylaşılmadığını da düşündüğünü belirten gazeteci, vakfa usulsüz bina tahsisleri yapıldığını da ileri sürüyor.

    TÜGVA’dan önce yalanlama sonra ‘sızdırılmış’ açıklaması

    İddiaları kesin bir dille reddeden TÜGVA Başkanı Enes Eminoğlu, yine Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda belgelerin “sahte” olduğunu ve iddiaları mahkemeye taşıyacaklarını ifade etti.

    “Uğradığımız iftira ve haksızlıkların hesabını, hukuk karşısında soracağız” diyen Eminoğlu, “TÜGVA, sizin sahte belgelerinizle etiketlenemeyecek kadar güzide ve büyük bir teşkilattır” açıklamasında bulundu.

    Bu açıklamadan bir gün sonra Cüneyt Özdemir’incanlı yayınına katılan Eminoğlu, “Bir kere bu içeriden belgeleri almış bu adam, sızdırmış, yedek yapmış ve ifşa ediyor” dedi. Belgeler arasında doğru bilgiler olduğunu kabul eden Eminoğlu, “Yıllar sonra ifşa eden zihniyet, bunların taktiği ve uygulaması” değerlendirmesini yaptı.

    CHP: FETÖ tipi yapılanmalara devlette yer açıyorlar

    Muhalefet kanadı da iddialara tepki göstererek iktidara tepki gösterdi. CHP Grup Başkanvekili ve Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, TBMM’de yaptığı konuşmada “FETÖ konusunda ders alınmadığını”nın altını çizerek “Yeni FETÖ tipi yapılanmalara devlette yer açıyorlar” dedi.

    Ayrıca CHP Mersin Milletvekili Alpay Antmen, iddialara ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yanıtlanması istemiyle soru önergesi verdi.

    TÜGVA hakkında “paralel devlet” iddiaları

    TÜGVA’dan gelen yalanlamalar hakkında da yorum yapan gazeteci Cihan, “Bu yalanlama en çok TÜGVA ve tür(g)evlerinin çevresinde yer alan, onların cemaat yurtlarında kalan gençleri ilgilendirir. Dava şuuru demediler, savunmadılar. Paralel yapılanma suçunun farkındalar. Torpil sandığınız şey başınıza bela açabilir. Bunlara güvenmeyin” dedi.

    Cihan dün paylaştığı twitlerinde ERP sistemi üzerinde çok uzun bir listenin bulunduğunu belirtmiş ve bu listeden bir görsel paylaşmıştı. Yapılanma’nın TÜGVA’dan da ibaret olmadığının altını çizen gazeteci, “Vergiler de TÜGVA’ya gidiyor. belediyeler ve valilikler eliyle kamu kaynakları bu yapılanmaya aktarılıyor. “Mali destek raporu” başlıklı dosyada bunu çok net görebiliyoruz” dedi.

    TÜGVA gibi başka kurumlar da bulunduğunu da ileri süren Cihan, öğrenci yurtları konusunda yedi oluşumun bir araya geldiğini ve bir “liste” hazırlanarak “taleplerin” iletildiğini ardından da yurt binalarının “paylaşıldığını” söylüyor. Cihan mesajında, “Çocukları cemaat yurduna alırsın, tornadan geçirirsin, sonra asker polis kadrolarına gönderirsin. bilindik bir hikaye. yeni sezon. TÜGVA versiyon” diyerek konuyu yorumladı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Clubhouse’da ‘tutuklu muhalifleri zehirleyelim’ konulu tartışma tepki çekti

    Clubhouse’da ‘tutuklu muhalifleri zehirleyelim’ konulu tartışma tepki çekti


    Sosyal medya platformu Clubhouse’da açılan bir sohbet odasında, aralarında Marmara Üniversitesi’nden bir araştırma görevlisinin de yer aldığı iddia edilen katılımcılar cezaevindeki muhaliflerin zehirlenerek öldürülmesini teklif etti.

    Kısa sürede sosyal medyada gündem olan ve tepki çeken konuşmada, katılımcılarda biri muhalif tutukluların “devlete yük olmayacak şekilde ucuz zehirle öldürülmesi” gerektiğini söyledi. Diğer bir katılımcı ise daha önce benzer şekilde köpekleri zehirlediklerini ve aynı yöntemle muhaliflerin de öldürülülebileceğini savundu. Bir diğer katlımcı da “zehirleme işini kahraman bir aşçı yapar” ifadelerini kullandı; üstelik bu eylemlerin suç olmayacağını da öne sürdü.

    Cumhuriyet gazetesinde yer alan habere göre, Clubhouse’daki ilgili sohbet odası sosyal medyada “AKP’li troll” olarak tanımlanan bir grup tarafından açıldı ve “FETÖ” suçlamarıyla tutuklu bulunan muhalifleri hedef aldı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • AİHM, eski Anayasa Mahkemesi üyesinin yaptığı başvuruda Türkiye’yi haksız buldu

    AİHM, eski Anayasa Mahkemesi üyesinin yaptığı başvuruda Türkiye’yi haksız buldu


    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından “terör örgütüne üye olduğu” gerekçesiyle tutuklanan eski Anayasa Mahkemesi üyesi Erdal Tercan’ın yaptığı başvuruyla ilgili olarak Türkiye’nin insan hakları ihlalinde bulunduğuna hükmetti.

    Tercan’ın 2018 yılında yaptığı başvuruyu karara bağlayan AİHM, Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinin 1. ve 3. fıkralarıyla, 8. maddenin Türkiye tarafından ihlal edildiğine hükmetti.

    Tercan’a 20 bin Euro tazminat ödenmesine karar veren AİHM gerekçeli kararında, gözaltı ve tutukluluğun makul gerekçe ve somut delillere dayandırılmadığı görüşünü dile getirdi.

    Kararda, duruşma öncesi tutukluğunun 2 yıl 8 ay sürmesinin de makul sürenin ötesinde olduğu yorumu yapılırken, Anayasa Mahkemesi Genel Kurul kararı beklemeden eski üyenin evinin aranmasının da yine insan hakları ihlali teşkil ettiği değerlendirmesinde bulunuldu.

    1961 doğumlu Tercan, 65 yaşında görev süresi dolacak şekilde 2011 yılında Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmişti.

    2016 yılındaki başarısız darbe girişiminin ardından Tercan, terör örgütü üyeliği suçlamasıyla gözaltına alınmıştı. Tercan, 2019 yılı nisan ayında 10 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Anayasa Mahkemesi, Tercan’ın yaptığı bireysel başvuruyu reddetmişti.

  • AİHM: Ali Bulaç davasında hak ihlali var; Türkiye, tazminat ödeyecek

    AİHM: Ali Bulaç davasında hak ihlali var; Türkiye, tazminat ödeyecek


    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kapatılan Zaman Gazetesi yazarı Ali Bulaç’ın davasında hak ihlali olduğuna hükmetti.

    Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ‘Özgürlük ve Güvenlik Hakkı’ başlıklı beşinci maddesinin birinci fıkrasının ve ‘İfade Özgürlüğü’ başlıklı 10’uncu maddesinin ihlal edildiğine karar verdi.

    AİHM ayrıca, Türkiye’nin Bulaç’a 12 bin 240 euro manevi tazminat ödemesine hükmetti.

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından gözaltına alınan Ali Bulaç, 31 Temmuz 2016’da tutuklandı; ardından 11 Mayıs 2018’de tahliye oldu.

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 6 Temmuz 2018’de, Bulaç hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası verdi.

    Yargıtay, 24 Eylül 2020’de hapis cezasını bozdu ve 13 Nisan 2021’de yargılama süreci yeniden başladı.

  • Dışişleri Bakanlığı, Berlin’de temeli atılan ‘House of One’ adlı çok dinli projeye tepki gösterdi

    Dışişleri Bakanlığı, Berlin’de temeli atılan ‘House of One’ adlı çok dinli projeye tepki gösterdi


    Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Almanya’nın başkenti Berlin’de temeli atılan ve Gülen Cemaati’nin de dahil edildiği ‘House of One’ adlı çok dinli projeye tepki gösterdi.

    Bakanlıktan konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, “Türkiye’nin ve Almanya’daki Türk ve Müslüman toplumunun bütün itirazlarına rağmen FETÖ terör örgütünün dahil edildiği, bugün Berlin’de temeli atılan ‘House of One’ projesi, üç dini bir araya getirmeye değil ancak ayrıştırmaya ve bir terör örgütünün meşrulaştırılmasına ve desteklenmesine hizmet eder.” denildi.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi: İslam dinini kendi karanlık gündemi doğrultusunda tahrip ve istismar eden ve sayıca da Almanya’daki Müslümanları hiçbir şekilde temsile haiz olmayan FETÖ terör örgütü dahil oldukça bu ibadet evinin Almanya’daki Türk ve Müslümanlar için bir değeri ve anlamı olmayacaktır. Temennimiz, yapılan bu vahim yanlıştan fazla zaman geçirilmeden dönülmesi ve projede Alman kamuoyunda da şaibeli ve şüpheli faaliyetleri dolayısıyla gerçek yüzü giderek daha iyi anlaşılmakta olan söz konusu örgütün yerine Müslümanların hakiki temsilcilerine yer verilmesinin sağlanmasıdır. Esasen Almanya’daki Türk ve Müslüman toplumunun temel beklentisi de bu yöndedir.”

    House of One projesi nedir ?

    Berlin’de temeli atılan “House of One” (Bir Ev), Yahudi, Hristiyan ve Müslüman cemaatlerinin aynı çatı altında ibadethanelerinin, eğitim yerlerinin olmasını, aynı zamanda farklı görüşten insanların bir araya geleceği bir buluşma merkezi olmasını hedefliyor.

    Projenin maliyeti 47 milyon Euro. Buna Federal Alman Hükümeti 20 milyon, Berlin Eyalet Hükümeti de 10 milyon euro ile destek verirken, geri kalanı özel bağış ve yardımlarla sağlanacak.

    Berlin’deki Aziz Petri ve Aziz Marien cemaatlerinin girişimi ile ortaya çıkan projede Berlin Yahudi Cemaati ile haham eğitimi veren Abraham Geiger Koleji de yer alıyor. Müslüman tarafı temsilen ise projede Gülen Cemaati’ne yakınlığıyla bilinen ‘Forum Dialog’ adlı dernek bulunuyor.

    House of One adlı proje fikri, 2007 yılında Berlin’deki Petri Meydanı’nda yapılan kazılar sonrasında oluştu. Proje, Alexander ile Postdam Meydanları arasında bulunan Berlin’in en tarihi yerlerinden birinde inşa ediliyor. Bu bölgede sekiz asır boyunca var olan Petri Kilisesi İkinci Dünya Savaşı’nda ağır zarar görmüş ve savaştan sonra yıkılmıştı.