Etiket: Fatih Altaylı

  • Ebrar Karakurt için ‘defansa koştular’: Polemikler birbirini izledi, ‘ite it dediğin için teşekkürler’

    Ebrar Karakurt için ‘defansa koştular’: Polemikler birbirini izledi, ‘ite it dediğin için teşekkürler’


    2023 CEV Avrupa Şampiyonası finalinde Sırbistan’ı 3-2 yenerek şampiyon olan A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın tarihi zaferi, tartışmaların gölgesinde kutlanıyor. Bir süredir cinsel yönelimi ve Abdulhamid isimli bir sosyal medya kullanıcısıyla yaşadığı gerilim nedeniyle AKP’ye mensup isimlerin hedefinde bulunan Ebrar Karakurt, iktidar çevrelerince yayınlanan tebrik mesajlarından ‘dışlanmaya’ çalışılıyor.

    Abdulhamid Denge isimli Twitter kullanıcısı Karakurt’a “Müslüman Türkler olarak sana tahammül ediyoruz” diye seslenmiş, Karakurt ise “Boş yapma Abdulhamid” yanıtını vermişti. Oyuncu daha sonra bu tepkisini tişörte bastırmıştı.

    Bu polemik sonrası AKP’li birçok isim tartışmayı bağlamından tamamen kopararak Karakurt’un Osmanlı padişahı Abdulhamid’i hedef aldığını ileri sürerek milli takımdan kovulması çağrılarında bulunmuştu.

    Karakurt yaşananlarla ilgili olarak büyük finalden bir gün önce “Söz konusu arkadaşımızın ismi Ahmet, Mehmet veya Berke olabilirdi. Konu başka yerlere çekilmeye çalışılıyor” dese de da, sesini bu kitleye ‘duyuramamıştı.’

    Aynı zamanda takımın en skorer ikinci oyuncusu olan Karakurt, müsabakaya saniyeler kala dahi sosyal medyada lince maruz bırakılmış, hatta AKP’li Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız milli maçın Kızılay Meydanı’nda canlı yayınlanacağını duyururken Ebrar’ı fotoğraf karesinden çıkarmayı tercih etmişti. (Yıldız, tepkiler sonrası bu kez Ebrar’ın da bulunduğu görseli yayınlamak zorunda kalmıştı.)

    ‘SAYI ALMASINA RAĞMEN BURUK SEVİNÇ’

    Final karşılaşması başladığında Karakurt’un motivasyonunun düştüğü, yıldız oyuncunun kendini sahaya vermekte güçlük çektiği görüldü. Sosyal medyada kullanıcılar, bu durumun sebebinin platformdaki hakarete varan tepkiler olduğu düşüncesini dile getirdi.

    Oyuncu maçın ilerleyen dakikalarında odağını toplayabildi. Melissa Vargas 41 sayı ile karşılaşmanın en skorer ismi olurken, Eda Erdem Dündar ve Zehra Güneş 15’er sayı ve Ebrar Karakurt da 13 sayı kaydetti.

    TAKIM SAHİP ÇIKTI

    Takım, maçın ardından şampiyonluk üçlüsünü Ebrar Karakurt’a çektirdi. Söz konusu hamle, arkadaşlarının yıldız oyuncuya desteği olarak yorumlandı.

    ŞAMPİYONLUK GELDİ, AKP’YE YAKIN MAHALLE EBRAR’I DIŞLAMAYA ÇALIŞTI

    AKP’ye yakın mahalledeki dışlama çabası, tarihi zaferin ardından da bitmedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de dahil birçok ismin kutlama mesajlarındaki fotoğraflarda Ebrar Karakurt’a yer vermemeyi tercih ettiği görüldü.

    Ebrar Karakurt için 'defansa koştular': Polemikler birbirini izledi, 'ite it dediğin için teşekkürler' - Resim : 2

    Şimşek’in bu paylaşımına birçok kişi Ebrar Karakurt’un fotoğrafıyla yanıt verdi.

    Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, başarıdan dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ayrıca tebrik ederken mesajına şöyle bir not düştü: “Ebrar konusunda tek geri adımımız yoktur biline… Sultan Abdülhamid’e laf eden Tanzimat artıklarının milli takımda yeri olmamalı.”

    GÜNTEKİN ONAY’DAN MELİH GÖKÇEK’E: BU ÜLKE SENDEN TİKSİNİYOR

    Gökçek’e yanıt, spor yorumcusu Güntekin Onay’dan geldi. “Melih Gökçek! Senin ne iş yaptığın, nasıl para kazandığın belli değil. Yolsuzluk iddiaları tavan yapmış. Sen ne iş yapıyorsun da böyle bir servetin var?” diye soran Onay, şöyle devam etti:

    “Kamuoyuna bir açıklarsan çok mutlu olacağız. Hadi bekliyoruz. Senden korkan da senin gibi olsun, hadi yaz. Nasıl zengin oldun? Sen kimsin? Bu ülke senden tiksiniyor. Vatandaş olarak ben de tiksiniyorum. Kimse bu vatandaşın hakkını gasp edemez.”

    YEŞİM SALKIM’DAN BUKET AYDIN’A: EN AZINDAN ALIN TERİYLE PARA KAZANIYOR

    AKP’ye yakınlığıyla bilinen Haberet Genel Yayın Yönetmeni Buket Aydın ise “Şu Ebrar Karakurt muhabbetinden ben çok sıkıldım. Siz sıkılmadınız mı? Kesin olan bir şey var çok iyi bir oyuncu. Ama her galibiyetten sonra kişisel laf sokma olayına girmemesi gerek. Yaşı daha küçük anlıyorum; üzerine gelindikçe cevap verme ihtiyacı hissediyor. Ama çok düşünmeden ve nereye gideceğini anlamadan sergilediği davranışlarla tepkileri arttırmanın ötesine geçemiyor” dedi.

    Bu mesajı alıntılayan Yeşim Salkım, “Buket kapa çeneni artık çok ve boş konuşuyorsun haydi herkes hesap kitap yapıp konuşacak diye bir kaide yok yeter yaşıtlarınla herkes kendi yatak odasından sorumlu bilmem anlatabildim mi?! En azından alın teriyle para kazanıyor yatak teriyle değil” ifadesini kullandı.

    Salkım, bir takipçisinin, “Boş yapma buket deseniz yeter” yorumuna ise, “Yok yetmez, gerçekten yetmez” cevabını verdi.

    Ebrar Karakurt için 'defansa koştular': Polemikler birbirini izledi, 'ite it dediğin için teşekkürler' - Resim : 3

    – CÜBBELİ: PUTİN BİLE EŞCİNSELLİĞİ YASAKLADI
    – KILIÇ: MÜSLÜMAN EŞCİNSELLER DERNEĞİ KURDURAN AKP YANDAŞLARI…

    Spor ve siyaset sahnesinde polemikler böyleyken, dini cenahta da bir başta tartışma yaşandı.

    Kamuoyunda ‘Cübbeli Ahmet’ olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü el yükselterek “Putin bile eşcinselliği yasakladı. Bizim hükümette hiç böyle bir ufuk görünmüyor. Sonra ‘Müslümanız’ diyorlar” diyerek AKP’ye tepki gösterdi.

    Daha önce pek çok kez kadınları hedef alan söylemleriyle gündeme gelen İlmi ve Fikri Araştırmalar Merkezi Başkanı İhsan Şenocak da “Hilali ve yıldızıyla kelime-i tevhidi remzeden bayrağımızın bir LGBT’cinin üzerinde olması şeref değil, zillettir” sözleriyle doğrudan Karakurt’u hedef aldı.

    İlahiyatçı Cemil Kılıç ise şu mesajı yayınladı:

    “Bülent Ersoy’u sarayda iftar sofrasında ağırlayıp Ramazan ayında sesinden ilahi dinleyen, Zeki Müren şarkısıyla izleti yayımlayan, Müslüman Eşcinseller Derneği kurduran AKP yandaşları, Ebrar Karakurt ve Melissa Vargas üzerinden yakışıksız ifadelerle bir şeyler gevelemeye çalışıyor. Neden hiçbir zaman tutarlı değil bu yandaşlar?”

    FATİH ALTAYLI: ‘İTE İT DEME CESARETİNE GENÇ YAŞINDA SAHİP OLDUĞUN İÇİN TEŞEKKÜRLER

    Ebrar Karakurt’a bir destek de, gazeteci Fatih Altaylı’dan geldi. Altaylı, günlerdir yürütülen linç kampanyalarına değindiği yazısında yıldız oyuncuya şöyle teşekkür etti:

    “(…) Ebrar Karakurt, sana da ayrıca özel bir teşekkür. Hadsizlere boyun eğmediğin, sana sözde dostça ayar verenlere kulak asmadığın, geri vitese takmadığın, ite it deme cesaretine genç yaşında sahip olduğun için. Anan, baban seninle ne kadar gurur duysa azdır.”

    EBRAR KARAKURT: BU VERDİĞİMİZ İLK PSİKOLOJİK SAVAŞ DEĞİL

    Şampiyonluk sonrası kişisel Twitter hesaplarında tarihi zafere dair paylaşımlarda bulunan oyuncunun en dikkati çeken ifadesi ise, takım arkadaşı Melissa Vargas’la paylaştığı fotoğrafa düştüğü not oldu:

    Bu ne oynadığımız ilk final, ne de verdiğimiz ilk psikolojik savaş.

    Ebrar Karakurt için 'defansa koştular': Polemikler birbirini izledi, 'ite it dediğin için teşekkürler' - Resim : 4


    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fatih Altaylı: Cinsel ilişkisinin görüntülerinin sızdırılmasına çok güldünüz değil mi?

    Fatih Altaylı: Cinsel ilişkisinin görüntülerinin sızdırılmasına çok güldünüz değil mi?



    Afganistan’da ‘günah’ diyerek kadınları tepeden tırnağa örten Taliban rejiminin önemli isimlerinden Molla Ahmad Ahund’un korumalığını yapan bir erkekle ilişkiye girdiğinin iddia edildiği bir video dünyada gündem oldu.

    Bir odanın köşesine gizlenmiş kamera ile kaydedilen görüntüde ilk önce Ahund’un odaya girdiği ve gömleğini çıkararak yorganın altına girdiği görülüyor. Odaya sonrasında ise koruması girerek Taliban üyesinin yanına uzanıyor. Videonun ne zaman ve nerede kaydedildiği belirsizliğini koruyor.

    “CİNSEL İLİŞKİSİNİN GÖRÜNTÜLERİNE GÜLDÜNÜZ DEĞİL Mİ?”

    Görüntülerin dünyada gündem olmasının ardından Gazeteci Fatih Altaylı, “Eşcinsellerin öldürülmesini emreden Taliban’ın basın sözcüsü Molla Ahmed’in 21 yaşındaki genç erkek koruması ile cinsel ilişkisinin görüntülerinin sızdırılmasına çok güldünüz değil mi?” ifadelerine yer verdi.

    Fatih Altaylı: Cinsel ilişkisinin görüntülerinin sızdırılmasına çok güldünüz değil mi? - Resim : 1

    “HALKA YASAK OLAN MOLLAYA DEĞİL”

    Altaylı, “Bir kez daha gördük ki, halka yasak olan mollaya değil. Siyasallaştırılmış dinin cüzdanla ilgili kısmındaki ilkesizliği biliyorduk da, buradakini de yeni öğrenmiş olduk.
    Bastırılan her şey, bir yerden fışkırıyor” dedi.

    DAHA ÖNCE DE TALİBAN ÜYELERİYLE İLİŞKİYE GİRDİĞİ İDDİA EDİLİYOR

    Bölgeden elde edilen bilgilere göre Kabil’in elektrik ihtiyacını karşılayan şirketin başına getirilen Molla Ahmad Ahund’un daha önce genç Taliban üyeleri ile ilişkiye girdiği iddia ediliyor.

    Fatih Altaylı: Cinsel ilişkisinin görüntülerinin sızdırılmasına çok güldünüz değil mi? - Resim : 2
    Molla Ahmad Ahund

    Taliban rejimi yönetimi ele geçirdikten sonra eşcinsel ilişkinin İslam’a aykırı olduğunu ve mutlaka cezalandırılması gerektiğini açıklamıştı.

    Kaynak: Gerçek Gündem

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Celal Şengör, tüm detaylarıyla büyük depremden sonra İstanbul’un ne hale geleceğini anlattı: ‘Kenti ağır bir koku saracak’

    Celal Şengör, tüm detaylarıyla büyük depremden sonra İstanbul’un ne hale geleceğini anlattı: ‘Kenti ağır bir koku saracak’



    Yer bilimci Prof. Dr. Celal Şengör, bilim insanlarının yıllardır uyardığı, büyüklüğünün 7 ila 7.5 arasında olması beklenen büyük İstanbul depremiyle ilgili olarak gazeteci Fatih Altaylı‘ya konuştu.

    Çanakkale civarlarına taşınmayı düşündüklerini dile getiren Şengör, Altaylı’nın “Senin ev sağlam. Biliyorum. Bulunduğu zemin sağlam, biliyorum. Niye taşınıyorsun?” şeklindeki sorusuna “Çünkü depremden sonra İstanbul’un ne hale geleceğini biliyorum” yanıtını verdi; ardından şunları kaydetti:

    ‘SOKAKLARA GİRİLEMEYECEK’

    “Tabii ki, bütün İstanbul yerle bir olmayacak. Mustafa Erdik 8 bin binanın akordeon gibi olacağını söylüyordu. Bu sayı galiba daha fazla olacak. 60-70 bin bina tamamen çökmese de yıkılacak. Kurtarma çalışmaları için sokaklara girilemeyecek. Kente giren çıkan yolların önemli bir bölümü kullanılamaz hale gelecek, ortaya çıkacak kaos ortamında sağ kalanlar da günlerce belki haftalarca bloke olacak.

    ‘YANGINLARA MÜDAHALE EDİLEMEYECEK’

    Kentin elektrik, su, kanalizasyon ve doğalgaz alt yapısı bitecek. İlk gün her yerde yangınlar olacak. İtfaiye enkaz altında kaldığı için, itfaiyeciler ya enkaz altında olduğu için, ya enkaz altındaki araçlarına ulaşamadığı için bu yangınlara müdahale edilemeyecek.

    ‘YARDIM EKİPLERİ KENTE GİREMEYECEK’

    Kent dışından yardım gelemeyecek. Bugün deprem bölgelerine giden yardım ve kurtarma ekiplerinin yüzde 60’ı İstanbul’dan gidiyor. İstanbul yıkılınca İstanbul’a zaten çok ez ekip gelebilecek, gelenler de kente giremeyecek.

    ‘KENTİ AĞIR BİR KOKU SARACAK’

    Yeni havalimanı dolgu zemine yapıldığı için muhtemelen hasar alacak ve bir süre kullanılamaz olacak. Zaten o havalimanını kente bağlayan yolların ne olacağını da bilmiyoruz. Atatürk Havalimanı ise en iyi pisti kırıldığı için ancak yarım hizmet verebilecek.

    Birkaç gün içinde kentte açlık başlayacak. Yağmalar başlayacak. Bunu salgın hastalıklar takip edecek. Enkazlar uzun süre kaldırılamayacak. Kenti ağır bir koku saracak, nefes alınmaz hale gelecek.”

    Fatihaltayli.com.tr’deki yazının tamamını okumak için.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fatih Altaylı’dan sert tepki: Hedef çok açık, pazar olan tatil gününü değiştirmek

    Fatih Altaylı’dan sert tepki: Hedef çok açık, pazar olan tatil gününü değiştirmek



    Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü‘nün geçtiğimiz cuma günü paylaşılan hutbesi, çalışma saatlerinin cuma namazına göre ayarlanması gerektiği anlamının çıkarılması nedeniyle büyük eleştiri aldı.

    Hutbede, “Çalışanlarımızın ve öğrenci kardeşlerimizin en önemli farz ibadetlerinden birisi olan cuma namazını eda edebilmelerine yardımcı olalım. İş yerlerimizdeki mesai saatlerini, okullarımızdaki ders programlarını cuma namazının vaktine göre düzenleyelim” deniliyordu.

    Konu, gazeteci Fatih Altaylı‘nın da gündemindeydi. Kendi adını taşıyan internet sitesinde yayımladığı yazıda “Bu daha önce bildiğim kadarıyla memurlar için yapıldı. Cuma namazları saatlerine göre mesai ayarlandı. Tabi buradaki sorun şu; bu saatler sürekli değişiyor. Belirli bir saat yok. O yüzden de buna göre mesai ayarlamak oldukça zor” diyen Altaylı, şöyle devam etti:

    Niyet orada başka. Biz bunları söyleyip, ‘saati değişen namaza göre mesai mi olur’ denilecek ve hak verilecek dolayısıyla ‘ o zaman şöyle yapalım; biz cuma gününü tatil ilan edelim, ‘cuma tatil olsun’. Hedef o, çok açık. Öğrenciler filan bunların hepsi bahane.

    Orada Diyanet İşleri Başkanı’nın ve onun gibi düşünen bir kısmının niyeti Türkiye’de tatil günü olarak pazar günü yerine cuma günü ilan etmek. Bunun arayışları bunun alt yapı hazırlıkları söz konusu. Bunlar girizgâh, bunlar altlık, bunlar hazırlama operasyonu.”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Altaylı: Disney, 100 yıldır Atatürkçü yapamadığımız güruhu bir günde Atatürkçü yaptı

    Altaylı: Disney, 100 yıldır Atatürkçü yapamadığımız güruhu bir günde Atatürkçü yaptı



    Platformun, ABD’deki Ermeni lobisinin baskısı nedeniyle bu kararı aldığına yönelik iddialar Türkiye’de tepkilerin büyümesine neden oldu. Hükümet kanadından, muhalefetten peş peşe tepki açıklamaları gelirken AKP trolleri ise konuyu Atatürkçü isimleri linç etme malzemesi olarak kullanmaya başladı.

    Şimdiye kadar Mustafa Kemal Atatürk hakkında hakarete varan içerikleri paylaşan sosyal medya trolleri, Disney Plus’ın tartışmalı tavrına tepki göstermedikleri gerekçesiyle, aralarında Şahan Gökbakar ve Tarkan’ın da olduğu bazı sanatçılara ‘sahte Atatürkçülük’ ve ‘para için sessiz kalma’ suçlaması yöneltti.
    Sosyal medyada yaşanan bu tartışmalara gazeteci Fatih Altaylı da dahil oldu. Altaylı kişisel bloğunda bugün kaleme aldığı yazısında “Türkiye’nin en tanınmış Atatürk düşmanları birden Atatürkçü kesilip, muhalif tavrı ile bilinen insanlara ‘Disney’e küfretmedin. Para alıyorsun değil mi!’ diye saldırıyorlar” değerlendirmesi yaptı.

    Altaylı, Disney Plus’ın Atatürk dizisine ilişkin tartışmaları Atatürkçüleri linç etmek için dayanak yapan AKP trollerine şu soruları yöneltti:

    “– Madem dünyanın en saygın, en güçlü ülkelerinden biriyiz. Niye bir Ermeni lobisi bizim gibi bir dünya gücü ülkeye böyle bir sorun yaratabiliyor?

    – Dünya lideri olan liderimiz nasıl oluyor da bir televizyon şirketinin Ermeni lobisine boyun eğmesini engelleyemiyor? Oysa daha kısa süre önce Ermenistan Başbakanı Paşinyan Ankara’da idi ve Cumhurbaşkanı’nın görevi kendine devir ettiği törende Aliyev’in arkasına, 2. sıraya oturtularak kendisine haddi bildirilmişti!

    – Oy verme zamanı gelince Türkiye’yi çok seven yurt dışındaki Türk vatandaşlarımız mesele Türkiye’nin uluslararası çıkarları olunca niye bir lobi oluşturmazlar? Oralardaki Türkleri, Türkiye siyaseti için organize eden başta Diyanet olmak üzere dini oluşumlar, niye Türkiye’nin uluslararası çıkarları için organize etmezler?

    Bu soruların yanıtlarını vermek zor olduğu için vur Cem’e, vur Tarkan’a, vur Ata’ya, vur Gülse’ye, vur Şahan’a.

    Eh kendilerine vuracak halleri yok ya…

    Ya da üç otuzluk troll “Yahu bu İletişim Başkanlığı sadece iç iletişim için midir? Bunca milyarlar niye harcanıyor” diye soracak değil ya!”

    Altaylı, yazısında Disney Plus’ın tavrına tepki gösterirken, ‘bu tartışmanın yarattığı Atatürkçülere’ dair de şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Bu arada şunu da söylemeden geçmeyeyim.

    Disney’e çok kızmama, tarihi çarpıtan bir grubun oyuncağına olmasına, tipik bir Amerikan cehaleti içinde hareket etmesine deli olmama ve yaptıklarını çok aşağılıkça bulmama rağmen bir yandan de kendilerine teşekkür etmek istiyorum.

    Bizim 100 yıldır Atatürkçü yapamadığımız bir güruhu bir günde Atatürkçü, hatta neredeyse Kemalist yaptılar.

    Fesli Kadir hayatta olsa idi, muhtemelen bugün o da Atatürkçü olmuştu.
    Rezilsin Disney Plus ama bu yüzden yine de teşekkürler!”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Gazeteciler Kılıçdaroğlu’nun sözlerine tepkili: İsmail Saymaz AKP’nin montaj video hazırlamasına benzetti, Fatih Altaylı ‘Çık söyle’ dedi

    Gazeteciler Kılıçdaroğlu’nun sözlerine tepkili: İsmail Saymaz AKP’nin montaj video hazırlamasına benzetti, Fatih Altaylı ‘Çık söyle’ dedi



    Ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu‘nun AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan  karşısında ikinci turda yüzde 47,82’yle kaybettiği cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından önce CHP içinde başlayan, sonra yönetimin hamleleriyle muhalif medya kuruluşlarına sıçrayan ‘değişim’ tartışması sürüyor. 

    Son olarak gazeteci İsmail Saymaz, kişisel Twitter hesabında yaptığı paylaşımda Kılıçdaroğlu’nun partiyi eleştiren bazı gazeteciler hakkında “Ben kimin nereden, ne kadar maaş aldığını iyi biliyorum” dediği iddiasına tepki gösterdi. 

    “CHP liderini bu isimleri açıklamaya davet ediyorum. CHP’den, CHP’li belediyelerden, ‘Beşli Çete’den para alıp yazanlar kimmiş, öğrenelim” diyen Saymaz, şöyle devam etti:

    “AK Parti’nin Kılıçdaroğlu için montaj video hazırlaması neyse… Kılıçdaroğlu’nun kimi gazeteciler hakkında iftiralara meydan verecek iddiaları dile getirmesi de odur. Kılıçdaroğlu, para aldığını iddia ettiği haysiyet yoksunlarını derhal açıklamalı.”

    ‘ÇIK SÖYLE’, ‘KİMSE BÖYLESİ AYIP BİR AÇIKLAMA YAPAMAZ’

    Saymaz gibi birçok gazeteci, Kılıçdaroğlu’na atfedilen söze tepki gösterdi. Bu şekilde tüm köşe yazarlarının töhmet altında bırakıldığını, bahse konu isimlerin derhal açıklanması gerektiği çağrısı yapıldı:

    Fatih Altaylı: Böyle ortaya atamazsın. Çık söyle. De ki ‘şu, şundan para alıyor’, ‘bu, bundan reklam alıyor’ de. Demedin mi bir sürü pırıl pırıl gazeteciyi töhmet altında bırakırsın. İsmail Saymaz mı, ben mi, kim? Haydi söylesin. Çıksın, hodri meydan. Varsa şerefsiz çık söyle. Ama söylemiyorsan şerefsizin kim olduğunu oturur, tartışırız.

    Murat Ağırel:  Sayın Kılıçdaroğlu, kim nereden ne kadar maaş alıyor bunu açıkça söylemelisiniz. Hiç kimse gazetecilik camiasını töhmet altında bırakan böylesi bir ayıp bir açıklama yapamaz.

    Aytunç Erkin: Sözcü’nün deneyimli CHP muhabiri Başak Kaya’nın kulis haberine göre CHP lideri Kılıçdaroğlu, gazetecilere maaş verilerek köşe yazısı yazdırıldığını söylemiş. Kılıçdaroğlu ne biliyorsa açıklamalı ve kimseyi zan altında bırakmamalı.

    Can Dündar: Kemal Kılıçdaroğlu bildiğini açıklamazsa bütün köşe yazarları zan altında kalır.

    Cihat Arpacık: Ortada meslek bırakmadılar. Bunu da elbirliğiyle yaptılar.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fatih Altaylı: Yılmaz Özdil’in çağrısına katılıyorum, öğrenmek iyi olacak

    Fatih Altaylı: Yılmaz Özdil’in çağrısına katılıyorum, öğrenmek iyi olacak



    Gazeteci Fatih Altaylı, CHP‘nin Halk TV‘yle sözleşmesini feshetmesini ve Yılmaz Özdil’in yaşananlarla ilgili olarak yaptığı “Hangi kalemlere, hangi yorumculara, hangi haberlere kaç para ödendiğini de açıklayın” çağrısını değerlendirdi. 

    Kendi adını taşıyan internet sitesinde yayımlanan yazısında “Yılmaz Özdil’in ‘Hangi kalemlere, hangi yorumculara kaç para ödendiğini açıklayın’ faslına ben de katılıyorum” diyen Altaylı, şöyle devam etti:

    “Bunu öğrenmek iyi olacak.

    Üstelik sadece Halk TV yorumcu ve yazarlarının değil, Kılıçdaroğlu’nun sürekli vurguladığı ‘Para karşılığı kalemini satanlar var’ dediği, 5’li çete diye adlandırılan müteahhitlerden para almakla, iktidarın adamları ile parasal ilişkiler içinde olmakla suçladığı gazetecilerin kimliğini de öğrenmek istiyoruz.

    Tabii şahsi olarak da, Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirdiğim her seferde bana söven bir grup ‘Halkçının’ bunu yüksek bir fiyata yaptığını öğrenirsem sevineceğim. İnşallah ucuza gitmemişimdir. (…)”

    Yazının tamamı. 

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ‘Hatay’da belediye elinden geleni yapmaya çalışıyor’ dedi, devlet kurumuna çağrı yaptı

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ‘Hatay’da belediye elinden geleni yapmaya çalışıyor’ dedi, devlet kurumuna çağrı yaptı



    Kurban Bayramı’nı deprem felaketinde en büyük yıkımın yaşandığı şehirlerin başında gelen Hatay‘da geçiren Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, bölgedeki izlenimlerini gazeteci Fatih Altaylı‘ya anlattı. 

    Burada Bakanlar Kurulu’na sunulmak üzere bir rapor hazırlayan Koca, şu anda en önemli sorunların başında su konusunun geldiğini söyledi:

    “Sakın kimse yanlış anlamasın. ‘Belediye yapamıyor’ demiyorum, elinden geleni yapmaya çalıştığını görüyorum ama sonuç olarak belediyelerin imkanları sınırlı ve bir de deprem geçirmiş bir belediye. Su sorunu için DSİ’nin devreye girmesi şart. En acil sorun bu. Kullanma ve içme suyu çok ama çok acil bir mesele.”

    Altaylı’nın kendi adını taşıyan internet sitesinde yayımladığı yazısının ilgili bölümü şöyle:

    “(…) Bayramda Sağlık Bakanı Fahrettin Koca aradı.

    Bayramımı kutlamak için.

    Deprem bölgesinde, Hatay’daydı. Bölgede incelemeler yapıyordu. Bakanlar Kurulu’na sunulmak üzere bir rapor hazırlıyordu.

    Hemen izlenimlerini, gördüklerini sordum.

    ‘Hatay’da çok sorun var, deprem bölgesinde çok sorun var.’ dedi derin bir iç çekerek.

    ‘Sağlık alanında mı?’ dedim.

    ‘Her alanda. Sağlık alanındaki sorunlar minimal ama ciddi sorunlar var.’ dedi.

    Anlatmasını rica ettim.

    ‘Anlatayım ama rica edeceğim Salı gününe kadar yazmayın. Pazartesi günü Bakanlar Kurulu’na bilgi vereceğim. Ondan önce yayınlanırsa mahcup olurum.’ dedi ve anlattı:

    ‘Dediğim gibi sağlık alanında sorunlar minimal. Yıkılan veya kullanılamaz hale gelen hastanelerimizin yerine sahra hastaneleri kurduk biliyorsunuz. Eğitim Araştırma çok yük kaldıran bir hastane idi. Ne yazık ki, kullanılamaz hale geldi ama büyük bir sahra hastanesi kurarak onun yokluğunu hissettirmemeye çalıştık. Büyük oranda başarılı olduk. Bazı hizmetleri ilçelere kaydırdık. İskenderun’daki hastanemizi hızla devreye aldık. Biliyorsunuz Defne Devlet Hastanesi’nin temelini atmıştık. O da bitmek üzere. Zannederim birkaç hafta içinde hizmete alacak noktaya geliriz. Bir büyük hastanemizin ihalesini de tamamlama aşamasına geldik. Onu da hızla bitirteceğiz. Sağlık hizmetlerini minimum eksikle yapmaya çalışıyoruz ama başka sorunlar da var.’ dedi.

    Bakan Koca, hastanelerle ilgili detaylı bilgiler verdi. Sonrasında gördüğü diğer sorunları şöyle sıraladı:

    ‘BİR AN ÖNCE KALICI KONUTLARA TAŞINMALARI GEREK’

    ‘İnsanlar çadırlarda ya da konteynerlerde kalıyor. Bu sıcakta. Güneşin altında. İçerde durulmuyor, dışarda durulmuyor. Air condition haliyle yok. Dayanılır gibi değil. Kalıcı konutları bir an önce bitirmemiz lazım.

    Bu yaz hali. Bir de önümüzde kış var. Çadırlarda bir kış geçmemeli. Bir an önce kalıcı konutlara taşınmaları gerek.

    Hatay, gelir düzeyi açısından yüksek gelirli bir kent aslında. İnsanlar kendi evlerini yapmak istiyorlar. Ancak yeni imar planı yok. Kamu, sivil toplum harıl harıl çalışıyor fakat insanlar da bir an önce inşaatlarına başlamak ve evlerini tamamlamak istiyor. Plan olmadan yapamıyor, kaçak yapsa yarın başka dert. Bu planların bir an önce tamamlanması lazım.

    ‘SU SORUNU İÇİN DSİ’NİN DEVREYE GİRMESİ ŞART’

    Devlet sosyal konutları yapıyor ama kendi evini kendi yapmak, yaptırmak isteyenlere de bir an önce başlamaları için imkan sağlamak lazım. Altyapıyı bir an önce bitirip, devreye almak lazım. Bu açıdan imar planları çok önemli. Bir an önce yapılması şart.

    Şu anda su en önemli sorunların başında geliyor. Sakın kimse yanlış anlamasın. Belediye yapamıyor demiyorum, elinden geleni yapmaya çalıştığını görüyorum ama sonuç olarak belediyelerin imkanları sınırlı ve bir de deprem geçirmiş bir belediye. Su sorunu için DSİ’nin devreye girmesi şart. En acil sorun bu. Kullanma ve içme suyu çok ama çok acil bir mesele.’

    ‘KOCA’NIN SATIR ARALARINDA ANLADIĞIM, DEPREMİN ÇABUK UNUTULMASINDAN RAHATSIZ’

    Aslında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın satır aralarından anladığım, depremin çok çabuk unutulmasından, toplumun gündeminden düşmesinden rahatsız.

    Yoksa o da böylesine büyük ve yıkıcı bir depremin yarattığı sorunların 4 ayda çözülemeyeceğini biliyor ama en azından toplumsal duyarlılığın sürmesini ve bunun hem sosyal hem de siyasi olarak itici, motive edici bir güç olmasını istiyor.

    Bakan Koca haklı. 

    Yakın tarihin en büyük ve en ölümcül depremini biraz çabuk unuttuk. 

    Seçimdi, seçim sonuçlarıydı derken, vicdanlarımızı da sandığa attık galiba. (…)”

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fatih Altaylı Erdoğan’ın 1994 yerel seçimlerini hatırlatmasını yorumladı: ‘Soylu’nun ve milliyetçilerin vitrinden çekilmesinin nedeni…’

    Fatih Altaylı Erdoğan’ın 1994 yerel seçimlerini hatırlatmasını yorumladı: ‘Soylu’nun ve milliyetçilerin vitrinden çekilmesinin nedeni…’



    Habertürk’ten ayrılmasının ardından yazılarına şahsi internet sitesinde devam eden gazeteci Fatih Altaylı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2024’te yapılacak olan yerel seçimlerdeki hedefini yazdı.

    Altaylı, Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994 yerel seçimlerini hatırlatmasının altında 2024’te seçimlerine hedefe konan İstanbul olduğunu yazdı.

    Altaylı, “Erdoğan da biliyor ki, tüm engellemelere, tüm karalamalara karşın İmamoğlu aslında başarısız değil. İmamoğlu kötü belediyecilik üzerinden devrilmez. Ancak siyasi dengeler değiştirilerek devrilir. Bunun için de İstanbul’da bir yandan muhalif bloğu bölmeye çalışacak, bir yandan da onlarsız kazanamayacağını bildiği HDP’ye yakın Kürt oylarını yeniden kazanmaya çalışacak. 1994 ruhu dediği budur Erdoğan’ın. Böl ve kazandır” ifadelerini kullandı.

    Binali Yıldırım’ın Ekrem İmamoğlu’na karşı aday olduğu son seçimleri hatırlatan Altaylı, Süleyman Soylu’nun aşırı milliyetçi söylemlerinden dolayı duyulan rahatsızlıktan bahsederek “Süleyman Soylu’nun ve milliyetçi kanadın ise vitrinden çekilmesi de bu nedenledir” dedi.

    Altaylı, “Bu vitrin Anadolu’da kaybettirmez, İstanbul’da ise kazandırabilir. Şu anda en önemli hedef İstanbul’dur” diye yazdı.

    Yazının tamamı için tıklayın…

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***

  • Fatih Altaylı’dan Federer benzetmesi: Öfkesi Meral Akşener’İ yok edebilir

    Fatih Altaylı’dan Federer benzetmesi: Öfkesi Meral Akşener’İ yok edebilir



    Gazeteci Fatih Altaylı, kendi adını taşıyan internet sitesinde yayınladığı yazısında İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener‘le ilgili bazı izlenimlerini aktardı.

    İYİ Parti’nin yakın dönem Türk siyasetinin en önemli aktörlerinden biri haline geldiğini dile getiren Altaylı, “AK Parti eksenine girmeden ya da Erdoğan’ın çekim gücüne kapılmadan yoluna devam eden zannederim tek sağ parti. Bu tavrı ile Türk siyasetinde önemli bir denge unsuru, merkez sağın tek laik unsuru. (CHP’yi merkez sağ saymaz isek)” ifadesini kullandı.

    Gazeteci, aynı İYİ Parti’nin Türk siyasetinin en istikrarsız siyasi partisi olduğunu belirterek “Oy oranları birkaç ay içinde yüzde 20 ila yüzde 9 arasında gidip gelme potansiyeline sahip. Mart ayında yüzde 19 iken, Mayıs ayında yüzde 9 olabiliyor. Tam ‘Parti bitti artık iflah olmaz’ derken yükseliyor, tam ‘Ana muhalefet olacaklar galiba’ diye düşünülürken birdenbire baraj altı kalma tehlikesi yaşamaya başlayabiliyor” ifadesini kullandı; ardından şunları kaydetti:

    “Bunda parti içindeki güç mücadelesi, parti mensuplarının bir bölümünün yüksek egosunun bastırılamıyor olması etkili oluyor ve bu süreçte partiden kopuşlar yaşanıyor. Ancak ilginçtir, bu kopuşlar partiye çok da büyük zarar vermiyor.

    Partiye en büyük zararı veren ise partinin kurucusu, en büyük gücü, oy mıknatısı olan kişi. Meral Akşener. Akşener’in iyi bir siyasetçi mi yoksa kötü bir siyasetçi mi olduğunu anlamakta çok zorlanıyorum.

    Ve gördüğüm kadarı ile Akşener’in iyi bir siyasetçi olmasının önünde tek bir engeli var. Öfke kontrolü.

    Seçim öncesi kurulan Altılı Masa’nın en önemli ayağıydı Meral Hanım. Ve muhtemelen masadaki en makul sesti. 10 ay boyunca masanın en önemli meselesinin aday belirlemek olduğunu anlattı durdu masadakilere. CHP Genel Başkanı ise bu konuyu son güne kadar masaya getirmedi. Akşener, son toplantıdan iki gün önce özel randevu isteyip görüştü. CHP Genel Başkanı o gün de bir şey söylemedi. Ve son anda kendi adını dayattı masaya.

    Meral Akşener haklı bir tepki gösterdi. Ama bu tepkisini ortaya koyuş biçimi öylesine fevri, öylesine ölçüsüz, öylesine öfke patlaması halindeydi ki, haklı olduğu yerde haksız hale geldi.

    Birkaç gün önce yine böyle bir öfke patlamasına tanıklık ettik Meral Akşener’in.

    CHP ile yolları ayırdıklarını anlatırken, yine öylesine ölçüsüz, öfkesi nedeniyle geçmiş dönemlerde söyledikleriyle tutarsız şeyler söyledi ki ve ne yazık ki, sözüne güvenilmez ve vicdansız bir lider görüntüsü çizdi.

    Elbette göbekleri beraber kesilmemişti ve ortaklığı bitirebilirlerdi. Ama bunu yaparken öfke nöbeti geçirmeye, nedeni ne olursa olsun züccaciye dükkanına girmiş fil gibi davranmaya gerek var mıydı! Siyaset gereği yarın tekrar beraber olacağı ya da olmayacağı belli olmasa da yıllarca birlikte yol yürüdüğü bir partiye bu kadar sert sözler söylemesinin kime ne faydası oldu merak ediyorum.

    Konuştuğum tüm İYİ Partililer, Meral Hanım’ın bu öfkesinden söz ediyor, bu öfkenin zaman zaman sağlık sorunlarına neden olacak kadar yükseldiğini söylüyorlar.

    Kontrolsüz her şey gibi, kontrolsüz öfke de iyi bir şey değildir.

    Bilmiyorum Meral Akşener, Roger Federer adını hiç duymuş mudur!

    Tenis tarihinin muhtemelen en büyük efsanesi olan bu adam, gençliğinde öfke kontrolü sorunları yaşıyordu. Ya hakemlerle, ya rakipleriyle, ya antrenörüyle illa birileriyle mutlaka kavga ediyordu. Sonunda ailesi onu bir doktora götürdü.

    Doktor genç Federer’le uzun seanslar yaptı ve sonunda şöyle dedi: ‘Ya öfkeni kontrol altına alacaksın ve çok büyük bir şampiyon olacaksın. Ya da öfken seni yok edecek.’ 

    Federer birinciyi başardı, tarihe geçti.

    Bakalım Akşener nereye geçecek! (…)

    Yazının tamamı.

    ***Mutluluk, adalet, özgürlük, hukuk, insanlık ve sevgi paylaştıkça artar***